Türkiye İle ABD Arasında Kritik “Suriye” Görüşmesi

Suriye’de Beşar Esat rejiminin devrilmesinin ardından yaşanan süreçte, omurgasını YPG’nin oluşturduğu ve ABD’nin desteklediği SDG ile Türkiye’nin desteklediği SMO arasında çatışmalar yaşandı.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin telefonda görüştü. Yapılan açıklamaya göre görüşmenin gündeminde Suriye vardı.

ABD’li yetkililer Suriye Demokratik Güçleri’nin IŞİD’le mücadelede önemli bir ortak olduğunu vurgularken, Türkiye YPG’nin ABD ve AB’nin terör örgütü listesinde olan PKK’nın Suriye uzantısı olduğunu belirtiyor.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) sözcüsü Pat Ryder’ın açıklamasına göre, Lloyd Austin görüşmede, “IŞİD’e karşı mücadele misyonunun başarısının devamının sağlanmasında yakın ve sürekli koordinasyonun önemli olduğunu” vurguladı.

Açıklamada, iki bakanın “daha güvenli ve istikrarlı bir Suriye’nin sağlanması için koşulların oluşturulmasının önemini görüştüğü” belirtildi.

Milli Savunma Bakanlığı’ndan görüşmeye ilişkin yapılan açıklamada, görüşmede ikili ilişkiler ile Suriye başta olmak üzere bölgesel savunma ve güvenlik konularının ele alındığı belirtildi. Açıklamada başka ayrıntıya yer verilmedi.

Son olarak Suriye Demokratik Güçleri Salı günü, Suriye’nin kuzey sınırındaki bölgelerin yeniden ele geçirilmesi için, Suriye Milli Ordusu’na karşı bir saldırı başlattıklarını açıkladı.

AP’ye konuşan YPG’nin kadın kolu YPJ’nin sözcüsü Ruken Cemal, savaşçıların karşı saldırıda Menbiç merkezinden 7 mil uzaklıkta olduklarını söyledi.

SDG sözcüsü Ferhat Şami Pazartesi günü yaptığı açıklamada Türkiye destekli isyancıları Fırat Nehri üzerinde bulunan Tişrin Barajı yakınlarındaki bölgelerden püskürttüğünü söylemişti.

Merkezi İngiltere’de bulunan Suriye İnsan Hakları Gözlemevi de SDG’nin stratejik baraj yakınlarında dört köyü yeniden ele geçirdiğini belirtti.

Türkiye’ye ait savaş uçaklarının son günlerde sınırda yer alan stratejik Kobani kentinde de bazı hedefleri vurduğu biliniyor.

Paylaşın

Analiz: ABD, Suriye’den Çekilecek Mi?

Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) liderliğindeki silahlı grupların Beşar Esad yönetimini devirmesiyle birlikte, ABD’nin Suriye’deki askerlerini çekip çekmeyeceği merak konusu.

ABD’nin seçilmiş başkanı Donald Trump, rejimin düşmesinin ardından yaptığı açıklamada “Suriye kendi başının çaresine bakmak zorunda” demişti. Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı adayı Mike Waltz ise, ABD askerlerinin Suriye’de olmaması gerektiğini söylemiş, IŞİD’in yeniden güç kazanmasını önlemeye öncelik verileceğini belirtmişti.

ABD’nin seçilmiş başkanı Donald Trump’ın Suriye’deki Amerikan askerlerini bölgeden çekip çekmeyeceği merak konusu. Washington Post (WP), “IŞİD’e ve İran’a karşı kalkan görevi gören 2 bin askerin” akıbetiyle ilgili adımların Trump için ikilem yaratacağını yazıyor.

Heyet Tahrir Şam (HTŞ) liderliğindeki rejim karşıtlarının Beşar Esad yönetimini devirmesiyle ABD’nin ülkedeki askeri misyonunun geleceğinin belirsizliğe sürüklendiği ifade ediliyor.

Trump’ın ilk döneminde Suriye’deki Amerikan birliklerini çekmeyi gündeme getirdiği hatırlatılıyor. Ancak Cumhuriyetçi liderin ikinci döneminde bununla ilgili nasıl bir politika izleyeceği belli değil. 47. ABD Başkanı, rejimin düşmesinin ardından yaptığı açıklamada “Suriye kendi başının çaresine bakmak zorunda” demişti.

Cumhuriyetçi liderin ilk döneminde ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi olarak görev yapan James Jeffrey, HTŞ’nin geçmişte IŞİD’le başarılı şekilde mücadele ettiğine dikkat çekerek şu yorumları paylaşıyor: Bu durumda Trump kendisine şu soruyu soracak: ‘Neden IŞİD’le savaşmak için asker bulundurmak zorundayım? Zaten verdiğimiz savaşın çoğunda onları çölde bombalıyoruz.’ Ve bu soruyu yanıtlamak çok zor olacak.”

Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı adayı Mike Waltz, ABD askerlerinin Suriye’de olmaması gerektiğini söylemiş, IŞİD’in yeniden güç kazanmasını önlemeye öncelik verileceğini belirtmişti. Ancak buna yönelik askeri stratejiye dair bilgi paylaşmamıştı.

WP’nin analizinde, Suriye’deki ABD birliklerinin geleceğinin HTŞ ve ülkenin kuzeydoğusundaki Kürt örgütlerle yapılacak anlaşmalara bağlı olduğu ifade ediliyor. Ayrıca Washington’ın fonladığı Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG), Ankara’nın desteklediği Suriye Milli Ordusu’yla (SMO) girdiği çatışmaların ABD-Türkiye arasında gerginlik yarattığı yazılıyor. SDG’nin ana unsuru Türkiye’nin terör örgütü kabul ettiği YPG.

Haberde, “Ankara’nın baskısıyla” ABD’nin SMO ve SDG arasında Münbiç’te 12 Aralık’ta ateşkes anlaşması yapılmasını sağladığı ifade ediliyor. Taraflar arasında çatışmalar yaşansa da ABD ateşkesin sürdüğünü duyurmuştu. Diğer yandan SDG’nin IŞİD militanlarını tuttuğu kampların güvenliğinin de SMO’yla çatışmalar nedeniyle tehlikeye girebileceği savunuluyor. IŞİD’in kaostan faydalanarak tekrar güçlenme ihtimalinin Washington’ı endişelendirdiği yazılıyor.

HTŞ öncülüğündeki rejim karşıtlarının 27 Kasım’da başlattığı saldırılar, 8 Aralık’ta Esad rejiminin devrilmesiyle sonuçlanmıştı. Esad ailesi Rusya’ya kaçarken, HTŞ kurduğu geçici hükümetin başına Muhammed Beşir’i getirmişti.

ABD Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Barbara Leaf, geçen haftta Suriye’ye gitmişti. Ebu Muhammed Colani takma adını kullanan HTŞ lideri Ahmed Şara’nın başına konan 10 milyon dolarlık ödülün kaldırıldığını duyurmuştu. Öte yandan Washington, HTŞ’yi henüz resmen terör örgütü listesinden çıkarmadı. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de grubu terör örgütü olarak görmeye devam ediyor.

Türkiye de HTŞ’yi resmen terör örgütü kategorisinde değerlendiriyor. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, HTŞ’nin artık “fiilen terörist olmadığını” söylemişti fakat bu yönde resmi bir adım atılmadı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

ABD’den “IŞİD Lideri Ebu Yusuf Öldürüldü” Açıklaması

ABD, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) Lideri Ebu Yusuf ve bir militanın daha öldürüldüğünü açıkladı. Açıklamada öldürülen iki IŞİD mensubu hakkında daha fazla ayrıntı verilmedi.

ABD’nin bu yıl IŞİD’le mücadele kapsamında Suriye’de bulundurduğu asker sayısını iki katına çıkardığı bildirmişti.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Suriye’de 2 bin ABD askeri bulunduğunu, takviye askerlerin IŞİD militanlarına karşı yürütülen misyonu desteklemek üzere gönderilen geçici güçler olarak kabul edildiğini belirtmişti. Bu sayı, ABD’nin daha önce açıkladığı 900 askerin iki katından fazla.

ABD’nin Ortadoğu’daki birliklerinden sorumlu olan Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Perşembe günü Suriye’nin doğusundaki Deyrizor vilayetinde düzenlenen saldırıda IŞİD lideri Ebu Yusuf ve bir militanın daha öldürüldüğünü bildirdi.

Saldırının “daha önce Suriye rejimi ve Ruslar tarafından kontrol edilen bir bölgede yapıldığı” kaydedilen CENTCOM açıklamasında, “Bu hava saldırısı CENTCOM’un bölgedeki ortaklarıyla birlikte teröristlerin, ABD’den, müttefiklerimizden ve ortaklarımızdan sivillere ve askeri personele yönelik saldırı planlama, organize etme ve düzenleme çabalarını bozma ve etkisiz hale getirmeye yönelik süregelen kararlılığının bir parçası” denildi.

Açıklamada öldürülen iki IŞİD mensubu hakkında daha fazla ayrıntı verilmedi. Washington, Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esat’ın 8 Aralık’ta Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) örgütü tarafından devrilmesinden bu yana yeniden güç kazanmasından endişe edilen IŞİD’e karşı askeri eylemlerini arttırdı.

Esat’ın devrildiği gün CENTCOM’un 75’ten fazla IŞİD hedefine saldırı düzenlediği açıklanmıştı. Bu hafta başında da CENTCOM, “eski rejim ve Rus kontrolündeki bölgelerde” gerçekleştirdiğini söylediği saldırılarda 12 IŞİD militanının öldürüldüğünü duyurmuştu.

CENTCOM Komutanı Erik Kurilla bugünkü açıklamasında, “Daha önce de ifade edildiği üzere, bölgedeki müttefik ve ortaklarıyla birlikte çalışan ABD, IŞİD’in Suriye’deki mevcut durumdan faydalanmasına ve yeniden yapılanmasına izin vermeyecektir. IŞİD’in şu anda Suriye’deki tesislerde tutulan 8 binden fazla üyesini gözaltından kaçırma niyeti var. Suriye dışında operasyonlar yürütmeye çalışanlar dahil bu liderleri ve unsurları yoğun şekilde hedef alacağız” dedi.

Son saldırının duyurulması, ABD’nin bu yıl IŞİD’le mücadele kapsamında Suriye’de bulundurduğu asker sayısını iki katına çıkardığını açıklamasını izledi. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Suriye’de 2 bin ABD askeri bulunduğunu, takviye askerlerin IŞİD militanlarına karşı yürütülen misyonu desteklemek üzere gönderilen geçici güçler olarak kabul edildiğini belirtti. Bu sayı, ABD’nin daha önce açıkladığı 900 askerin iki katından fazla.

Pentagon Sözcüsü Tümgeneral Pat Ryder Perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada sayının ne zamandan beri 2 bin olduğunu bilmediğini ancak muhtemelen aylardır olduğunu ve Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esat’ın düşüşünden önceye dayandığını söyledi. Ryder, “Sayıyı bugün öğrendim… Burada durup size 900 diyen biri olarak, bu konuda elimizde ne olduğunu size bildirmek istedim” dedi.

ABD, 2014 yılında Irak ve Suriye’nin büyük bölümünü ele geçiren ancak daha sonra geri püskürtülen IŞİD’in yeniden güç kazanmasını önlemek için Suriye’de yerel güçlerle birlikte çalışan 900 askeri bulunduğunu birkaç yıl önce kamuoyuna açıklamıştı.

Başkan Joe Biden’ın yönetimi ABD askerlerinin Suriye’de kalacağını söylese de Donald Trump 20 Ocak’ta yeni başkan olarak göreve başladığında bu askerleri çekebilir. Trump ilk yönetimi sırasında ABD askerlerini Suriye’den çıkarmaya çalışmış ancak yetkililerin direnişiyle karşılaşmış ve nihayetinde bazı askerler kalmaya devam etmişti.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

ABD’nin Seçilmiş Başkanı Trump: Suriye’de Anahtar Türkiye’nin Elinde

Gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevaplayan ABD’nin yeniden seçilen başkanı Donald Trump, silahlı grupların Beşar Esad hükümetini devirdiği Suriye’de neler olacağının anahtarının Türkiye’nin elinde olduğunu söyledi.

53 yıldır devam eden Esad ailesinin Suriye’deki iktidarının devrilmesinin arkasında Türkiye’nin olduğunu belirten Trump, “Erdoğan çok zeki biri. Bunu binlerce yıldır istiyordu ve başardı. Kimse gerçekten kazananın kim olduğunu bilmiyor ama bence Türkiye kazandı,” ifadelerini kullandı.

Donald Trump, 1000. günün geride kaldığı Ukrayna – Rusya savaşı hakkında ise, “Ukrayna’daki kıyım durmalı. Putin ve Zelenskiy ile konuşacağız. Zelenskiy anlaşmaya hazır olmalı” diye konuştu.

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Başkanı seçilen Donald Trump, Florida’da düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Trump, isyancıların bu ayın başında Beşar Esad hükümetini devirdiği Suriye’de neler olacağının anahtarının Türkiye’nin elinde olduğunu söyledi.

Trump, Suriye’nin eski Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın Ankara destekli isyancılar tarafından devrilmesini Türkiye’nin “dostane olmayan bir şekilde yönetimi ele geçirmesi” olarak nitelendirdi.

Trump, Florida’daki konutunda gazetecilere, “Türkiye’nin çok akıllı olduğunu düşünüyorum. Türkiye, çok fazla can kaybı olmadan, dostane olmayan bir el koyma gerçekleştirdi. Esat’ın çocuklara yaptıkları göz önünde bulundurulduğunda onun bir kasap olduğunu söyleyebilirim” dedi.

Esad’ın devrilmesinden bu yana Washington ve Ankara, Suriye’de IŞİD militanlarının yeniden canlanmasına karşı koymak için görüşmelerde bulundu. Washington, IŞİD’e karşı bir önlem olarak doğu Suriye’de tahmini 900 asker bulunduruyor.

Trump, bu askerler konusunda ne yapacağı sorulduğunda belirsiz bir yanıt verdi. Trump, Türkiye ordusunun gücüne işaret ederek, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile olan ilişkilerini vurguladı.

“Türkiye’nin büyük bir güç olduğunu ve Erdoğan’la çok iyi anlaştığını” söyleyen Trump, Türkiye’nin büyük bir askeri gücü olduğunun, Türk ordusunun savaşla yıpranmadığının altını çizdi ve Erdoğan’ın çok güçlü bir ordu kurduğunu sözlerine ekledi.

Suriye’de Esad rejiminin çöküşünün arkasında Türkiye’nin olduğunu belirten Trump, “Bunun arkasında Türkiye var. (Erdoğan) Çok akıllı bir adam. Bunu binlerce yıldır istiyorlardı ve Erdoğan da aldı ve içeri giren insanlar Türkiye tarafından kontrol ediliyor, bu da bir mesele değil” şeklinde konuştu.

“Kimse gerçekten finali kimin yaptığını bilmiyor, ben Türkiye olduğuna inanıyorum. Bence Türkiye çok akıllı” ifadesini kullanan Trump, “(Erdoğan) Çok akıllı bir adam ve çok sert ama Türkiye çok fazla can kaybı olmadan hasmane bir ele geçirme yaptı” dedi.

Trump, Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’den Beşar Esad’ı teslim etmesini isteyip istemeyeceğine ilişkin soruyaysa “Bunu düşünmedim, bence hayatımıza devam etmeliyiz ve ne olacağını görmeliyiz. Ama şu anda Suriye’de çok fazla belirsizlik var, kimse Suriye’de ne olacağını bilmiyor” diyerek yanıt verdi.

Donald Trump, Suriye’de kilidin anahtarını Türkiye’nin elinde tutacağını söyleyerek, “Bunu herhangi bir kişiden duyduğunuzu sanmıyorum ama tahmin etmede epey başarılıyımdır” ifadesini kullandı.

Esad: Uygun bir zamanda detayları paylaşacağım

Öte yandan Suriye’de 8 Aralık Pazar sabahı muhalif militanların başkent Şam’a ulaşmasıyla ülkeyi terk eden Devlet Başkanı Beşar Esad, Telegram hesabı üzerinden son gelişmelere ilişkin kaleme aldığı bir mektubu yayınladı.

İddia edilenin aksine, 7 Aralık Cumartesi akşamı değil, silahlı grupların Şam’da kontrolü ele geçirdiği 8 Aralık Pazar günü sabahı ülkeyi terk ettiğini belirten Esad, “uygun bir zamanda detayları paylaşacağını” ifade etti.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Beşar Esad’ın 7 Aralık Cumartesi akşamı Rusya ve İran’dan aldığı bir telefon sonucu Suriye’yi terk ettiğini iddia etmişti. Fidan, “Ruslar ve İranlılar baktılar, bunun bir anlamı yok. Çünkü üstüne yatırım yaptıkları adam yatırım yapılacak bir adam değildi” demişti.

Esad, söz konusu iddialara cevaben, “Öncelikle, Suriye’den ayrılışım ne planlanmış bir şekilde gerçekleşti ne de iddia edildiği gibi çatışmaların son saatlerinde oldu. Aksine, 8 Aralık Pazar sabahının erken saatlerine kadar Şam’da kalarak görevlerimi sürdürdüm” diye yazdı.

Ne olmuştu?

Suriye’de 13 yıldır devam eden iç savaş, HTŞ ve diğer silahlı grupların son 12 günlük operasyonunun ardından Esad ailesinin 54, Baas Partisi’nin 61 yıllık iktidarının bitişiyle sonuçlandı.

Ülkenin kuzeybatısında, İdlib’de konumlanmış ve yaklaşık 4 milyonluk bir nüfusu idare ettiği belirtilen HTŞ tarafı, 27 Kasım Çarşamba günü sabahı Türkiye’nin de desteklediği Suriye Milli Ordusu’nun (SMO) yardımıyla, Şam’daki Suriye hükümetine ve ordusuna karşı “Saldırganlığı Caydırma – Rad’ul Udvan” operasyonunu başlattı.

Hızla ilerleyen muhalifler 28 Kasım’da Halep’i Şam’a bağlayan otoyolu kesti, aynı gün 46. Alay Üssü’nü ve en az 8 köyü ele geçirdi.

29-30 Kasım tarihlerinde ülkenin en büyük ikinci kenti Halep, silahlı grupların elindeydi. Bu gelişme sonrası Rus ve Suriyeli savaş uçakları, 2016’dan bu yana ilk kez, 2024’te silahlı grupların ele geçirdiği düşünülen mevzileri bombaladı. HTŞ’nin kontrolündeki silahlı grupların 4 Aralık’ta Hama, 7 Aralık’ta Humus ve 8 Aralık’ta Esad’ın ülkeyi yönettiği Şam’ı ele geçirdi.

Bu gelişmelerden sonra Esad, Rusya’nın “insani gerekçelerle” tanıdığı sığınma hakkı kapsamında ailesiyle beraber Moskova’ya uçtu. HTŞ lideri Colani veya gerçek adıyla Ahmed Hüseyin el-Şara ise aynı gün Suriye devlet televizyonunda Esad’ı devirdiklerini açıkladı.

(Kaynaklar: VOA Türkçe, Euronews Türkçe)

Paylaşın

ABD’den “SDG” Açıklaması; Ortaklık Vurgusu

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Suriye’nin kuzeyinde ve doğusunda kontrolü sürdüren Suriye Demokratik Güçleri’nin (SGD) bu ülkede IŞİD’e karşı oynadığı role değinirken, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, ABD’nin SDG ile ortaklığına bağlılığının derin ve kararlı olduğunu vurguladı.

IŞİD’e karşı mücadele misyonu ile ABD öncülüğünde 2015 yılında kurulan SDG, yıllardır Suriye’nin kuzeyi ve doğusunda IŞİD’in yenilgiye uğratıldığı toprakları yönetiyor. SDG’nin omurgasını Halk Savunma Birlikleri (YPG) oluşturuyor. Türkiye ise terör örgütü saydığı YPG’yi PKK’nın Suriye uzantısı olarak görüyor. Washington, Ankara’nın tepkisine rağmen IŞİD tehdidini gerekçe göstererek SDG ile iş birliğini sürdürüyor.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Blinken, Türkiye ziyareti öncesi Ürdün’de yaptığı açıklamada, Esad rejiminin devrilmesinin ardından yeni bir döneme girilen Suriye’deki gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

“Türkiye’nin özellikle kendine sürekli tehdit oluşturan terör ve PKK” nedeniyle Suriye’de “ciddi ve açık bir menfaati” bulunduğunu kabul eden ABD Dışişleri Bakanı, “Aynı zamanda biz de Suriye’de yeni çatışmaların tetiklenmesinden kaçınmak istiyoruz” ifadesini kullandı.

Son günlerde ABD’nin bölgedeki birçok “ortağıyla” görüştüğünü belirten Blinken, herkesin Suriye’de “ortak çıkarlar doğrultusunda ilerlemeye” yönelik bir konsolidasyon sağlanması gerektiği konusunda mutabık olduğunu söyledi. ABD’li diplomat, “Bu sohbetleri Türkiye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı (Hakan) Fidan ile devam ettireceğim” diye ekledi.

Blinken, Suriye’nin kuzeyinde ve doğusunda kontrolü sürdüren Suriye Demokratik Güçleri’nin (SGD) bu ülkede IŞİD’e karşı oynadığı role de değindi. ABD destekli bu Kürt güçlerin Suriye’de IŞİD’in yeniden güçlenmesinin önlenmesi bakımından “kritik” bir rolü olduğunu belirten Blinken, Suriye’de sağlıklı bir geçiş sürecinin arzu edildiği şu dönemde “IŞİD’in o çirkin yüzünü tekrar gösterememesini sağlamak zorunda olduklarını” vurguladı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ı Esenboğa Havalimanı’nda kabul etti. Görüşmede Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da bulundu.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan Suriye konusunda Türkiye ile ciddi ve yoğun görüşmeler yaptıklarını söyledi. Sullivan, Merkez Kuvvetler Komutanı (CENTCOM) Erik Kurilla’nın iki gün önce Suriye Demokratik Güçleri’ni ziyaretine atıfta bulundu.

Suriye Demokratik Güçleri ve Türkiye’nin desteklediği isyancı gruplar arasındaki çatışmalarla ilgili soruyu cevaplayan Sullivan, ABD’nin Kürt ortaklarıyla da istişare içinde olduklarını belirtti.

Jake Sullivan, “Türkiye ile beklentilerimiz ve şu anda belirsiz olan durumda ilerlenecek en iyi yolun ne olduğu konusunda Türkiye ile görüşüyoruz. Kırılgan bir durum. Sürekli çalışma ve geliştirme gerektiren ve önümüzdeki süreçte bir numaralı öncelik olarak tedbirli olacağımız bir durum” ifadelerini kullandı.

Ulusal Güvenlik Danışmanı, ABD’nin Suriye Demokratik Güçleri ile ortaklığına bağlılığının derin ve kararlı olduğunu vurguladı. Jake Sullivan, “Bu taahhüt onlarla (SDG) IŞİD’e savaşmak için ortaklık içinde olduğumuz için var. SDG yalnızca IŞİD’den gelen tehdidin baskılanması konusunda değil aynı zamanda Suriye’nin doğusunda çok sayıda IŞİD teröristinin gözaltı merkezlerinde tutulmasında da son derece yetkin terörle mücadele ortakları oldular” dedi.

ABD’nin haftasonu Suriye’de IŞİD’e ait tesis ve çeşitli hedeflerin B-52 uçaklarıyla vurulduğu harekatını hatırlatan Jake Sullivan, “Bu devam eden çalışmanın sekteye uğramamasını sağlamak istiyoruz. İkinci olarak da IŞİD’in yenilgiye uğratılmasına yönelik devam eden çalışma konusundaki taahüdümüz oldukça güçlü bir şekilde yenilendi” ifadelerini kullandı.

Sullivan, “Bu harekatla, karşı karşıya kaldığımız her yerde IŞİD tehdidini vurmaya devam edeceğimizi ve bunu yapmak için de ortaklarımızla çalışacağımızı söylüyoruz” diye konuştu.

Paylaşın

ABD: SDG’ye Yönelik Politikamızda Herhangi Bir Değişiklik Yok

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew, “SDG (Suriye Demokratik Güçleri), ABD’nin önemli bir ortağıdır. Onlara yönelik politikamızda herhangi bir değişiklik söz konusu değildir” dedi.

Öte yandan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken görüşmesinde, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin önemini vurgulandığı aktarıldı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller, günlük basın toplantısında, Suriye’deki son gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. ABD’li yetkili, Şam’da kontrolü alan Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) ‘terör örgütleri’ listesinden çıkarılmasına ilişkin yeni gelişme ve mevcut yaptırımlar dışında açıklayacağı yeni durum olmadığını söyledi.

HTŞ’nin terör örgütleri listesinden çıkarılması ihtimaline ilişkin yeni gelişme olmadığını belirten Miller, HTŞ’yi hedef alan mevcut yaptırımlar dışında bu konuda açıklayacağı yeni bir durumun da bulunmadığını ifade etti. “HTŞ’den bazı umut verici açıklamalar duyduk” diyen Miller, HTŞ’nin ileriye yönelik adımlarını takip edeceklerini kaydetti.

Miller, Menbic’te Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) arasında yaşanan çatışmalara ilişkin soruları da yanıtladı. SMO’nun Menbic’in tamamını ele geçirdiği iddialarının ardından, ABD ve Türkiye’nin SDG’nin Menbic’den güvenli bir şekilde çekilmesini sağlama konusunda anlaşmaya vardığı iddia edilmişti.

ABD’li yetkili, “SDG ile Türkiye arasında koordinasyon sağlıyor musunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Bu konuda ilgili tüm taraflara ilişkin tutumumuz açık, gerilimin tırmanmasını istemiyoruz; bu istikrarsızlık döneminden yararlanıp Suriye’de kendi konumunu daha da güçlendirmeye çalışan kimseyi görmek istemiyoruz.

Bu durumu bölgede tüm ilgili taraflara net bir şekilde iletiyoruz. SDG’nin IŞİD’e karşı mücadeleyi sürdürme, IŞİD militanlarının tutulduğu cezaevlerini güvence altına alma gibi önemli görevleri yerine getirdiğini düşündüğümüzde, bu görevlerinden hiçbir şekilde dikkatlerinin dağılmasını istemiyoruz. Bölgedeki ilgili taraflara bunu net bir şekilde anlatmaya devam edeceğiz.”

Miller, Washington yönetiminin SDG’ye desteğine ilişkin ‘herhangi bir değişiklik olmadığını’ dile getirdi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “SDG, ABD’nin önemli bir ortağıdır. Onlara yönelik politikamızda herhangi bir değişiklik söz konusu değildir” ifadelerini kullandı.

Hakan Fidan’dan toprak bütünlüğü vurgusu

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, son 10 günde üçüncü kez telefonda Suriye’deki gelişmeleri ele aldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller’ın, dün yapılan son görüşme hakkında yaptığı açıklamaya göre, Blinken, Suriye’de iktidarın BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı Kararı’nın ruhuna uygun şekilde ve Suriyelilerin yürüttüğü kapsayıcı bir süreç dahilinde barışçıl yollardan devredilmesine duyulan ihtiyacı dile getirdi.

Blinken, ayrıca IŞİD’le Küresel Mücadele Koalisyonu’nun Suriye’deki misyonuna devam etmesinin ve hassas durumdaki gruplar da dahil olmak üzere sivillerin ve ülke genelindeki sivil altyapının korunmasını sağlamanın gerekliliğine vurgu yaptı.

Bakan Blinken, Suriye’deki tüm aktörlerin insan haklarına saygılı olmasının ve uluslararası insancıl hukuku uygulamasının gerekliliğini de ifade etti.

Dışişleri Bakanlığı kaynaklardan edinilen bilgiye göre ise Bakan Fidan, Blinken’a Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin önemini vurguladı. Fidan, silahlı grupların Suriye’deki durumdan istifade etmesine Türkiye’nin asla izin vermeyeceğini belirtti.

Yıllardır ihmal edilmiş olan altyapının yeniden inşası için uluslararası toplumun Suriye halkına destek olmasının önemli olduğunu aktaran Fidan, insani yardımın Suriye’ye kesintisiz ulaştırılması için de çaba gösterilmesi gerektiğini ifade etti.

Ayrıca ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, pazartesi günü yaptığı bir konuşmada, Beşar Esad’ın devrilmesinden sonra IŞİD’in Suriye’de yeniden güç kazanmasını engellemeye kararlı oldukları mesajını verdi.

Blinken, “IŞİD bu dönemi kabiliyetlerini yeniden tesis etmek ve güvenli sığınaklar yaratmak için kullanmaya çalışacaktır. Haftasonu gerçekleştirdiğimiz hassas saldırıların da gösterdiği gibi, bunun olmasına izin vermemeye kararlıyız” dedi.

Suriye’de IŞİD’in 2019’da bastırılmasının ardından örgütün kalıntılarına karşı mücadele eden küresel koalisyonun içinde ABD birlikleri bulunuyor. ABD’nin askeri unsurları, Suriye’nin doğusu ve kuzeydoğusunda konuşlanmış durumda.

Blinken, dünkü konuşmasında “Suriye’nin kuzeydoğusundaki durumla ilgili olarak bölgedeki ortaklarımızla yakın temas halindeyiz ve tüm taraflara gerilimi tırmandırmama ve sivil nüfusu koruma ihtiyacının altını çiziyoruz” mesajı da verdi.

Paylaşın

ABD, Suriye’de SDG’yi Desteklemeye Devam Edecek

Üst düzey bir ABD’li yetkili, Beşar Esad rejiminin devrilmesinin, Irak Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) karşı mücadelede Washington’ın en sadık müttefiklerinden birine verdiği desteği etkilemeyeceğini söyledi.

ABD Başkanı Joe Biden da, dün yaptığı açıklamada, Washington’un Suriye’yi ya da SDG’yi bu zorluklarla tek başına yüzleşmeye bırakmaya niyeti olmadığını söylemişti.

VOA Türkçe’de yer alan habere göre; Üst düzey Amerikalı yetkililere göre Suriye’de Esat rejiminin düşmesi, Washington’un terör örgütü IŞİD’e karşı mücadelede en sadık müttefiklerinden birine verdiği desteği en azından şimdilik etkilemeyecek.

Rus yetkililerin, eski Suriye lideri Beşar Esat’ın Şam’dan kaçarak Moskova’ya sığındığını doğrulamasından birkaç saat sonra ve isyancı güçlerin Suriye’nin başkenti Şam’a girmesinden bir gün sonra konuşan Amerikalı yetkililer, çoğu ülkenin kuzeydoğusunda Kürtler’in liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile birlikte çalışan yaklaşık 900 askeri bulunan ABD’nin, Suriye’deki askeri varlığını değiştirmeyi planlamadıklarını söyledi.

ABD yönetiminden üst düzey bir yetkili Pazar günü yaptığı açıklamada, hassas bilgileri tartışmak için isminin açıklanmaması kaydıyla gazetecilere bilgi verirken, ABD’nin Suriye’nin doğusundaki mevzilerini korumasının “yapmayı sürdürecekleri bir şey” olduğunu söyledi.

Yetkili, “ABD’nin varlığının o bölgelerin istikrarı ve IŞİD’in yeniden dirilme çabalarının engellenmesi ve aynı zamanda SDG’nin ve Doğu’da istikrarı korumak için birlikte çalıştığımız grupların bütünlüğü için kritik öneme sahip olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Kürt ve Arap milislerden oluşan bir ittifak olan SDG, 2015 yılında kuruldu ve 30 bin ila 40 bin savaşçıdan oluşan bir güç toplayarak DAEŞ olarak da bilinen terör örgütünün Suriye’de kendine başkent ilan ettiği Rakka dahil geniş toprak parçalarında hakimiyetini bozmada kilit rol oynadı.

Kuruluşundan dört yıl sonra, Mart 2019’da SDG, IŞİD’in Suriye’deki son kalesi olan Bağuz kasabasının düştüğünü duyurdu. Ancak IŞİD’in Suriye’de ilan ettiği hilafetin yenilgiye uğratılmasının bir bedeli oldu. SDG yetkilileri yıllarca süren operasyonlarda yaklaşık 11 bin savaşçının öldüğünü tahmin ediyor. Terör örgütünün kalıntılarıyla çatışmalar da devam etti.

“IŞİD faaliyetlerinde artış” uyarısı

Bu yılın başlarında hem ABD hem de Birleşmiş Milletler üyesi devletler tarafından paylaşılan istihbarat, özellikle Suriye’nin orta kesimlerindeki çöllük bölgede küçük hücrelerin IŞİD faaliyetlerinde bir artışa işaret ediyor ve burayı terör örgütü için büyüyen bir lojistik merkez olarak tanımlıyordu.

Çeşitli tahminler Suriye ve Irak’taki IŞİD savaşçılarının sayısının 2 bin 500 ila 5 bine ulaştığı yönünde. Suriye ve Irak’taki ABD güçlerini denetleyen ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), geçen Temmuz ayında, IŞİD’in “2023 yılında üstlendiği toplam saldırı sayısını iki katından fazla arttırma” yolunda olduğu uyarısı yaptı.

IŞİD ayrıca, Suriye’nin kuzeydoğusunda idaresi SDG’de olan 20 kadar hapishanede tutulan ve üst düzey bir Amerikalı yetkili tarafından “dünyadaki en büyük terörist savaşçılar topluluğu” olarak tanımlanan 9 bin kadar savaşçısını serbest bırakmak için defalarca girişimde bulundu.

SDG bir yandan da çoğu IŞİD’e sadık aileler ve 12 yaş altı çocuklardan oluşan yaklaşık 30 bin kişiyi barındıran El Hol ve El Roj gibi, yerlerinden edilmiş Suriyeliler’in yaşadığı kampların güvenliğini sağlamakla görevlendirildi.

ABD Başkanı Joe Biden Pazar günü yaptığı açıklamada Washington’un Suriye’yi ya da SDG’yi bu zorluklarla tek başına yüzleşmeye bırakmaya niyeti olmadığını söyledi. Başkan, “IŞİD savaşçılarının esir olarak tutulduğu gözaltı tesislerinin güvenliği dahil, IŞİD’e karşı görevimiz sürdürülecektir” dedi.

Biden, “IŞİD’in herhangi bir boşluktan faydalanarak kabiliyetlerini yeniden tesis etmeye ve güvenli bir sığınak yaratmaya çalışacağı konusunda gözümüzü dört açıyoruz. Bunun olmasına izin vermeyeceğiz” diye konuştu. Biden, ABD güçlerinin Pazar günü IŞİD kamplarına ve mensuplarına karşı onlarca hava saldırısı gerçekleştirdiğini söyleyerek, Washington’un kararlılığının altını çizdi.

CENTCOM, operasyonda uzun menzilli bombardıman uçakları, savaş uçakları ve yakın hava desteğinin birarada kullanılarak 75’ten fazla hedefin vurulduğunu açıkladı.

“IŞİD savaşçıları ve liderlerinden oluşan önemli bir topluluğu hedef aldık” diyen üst düzey yönetim yetkilisi, Pazar günü erken saatlerde onaylanan saldırılar sırasında ABD savaş uçaklarının yaklaşık 140 mühimmat attığını da sözlerine ekledi. Yetkili, “IŞİD’lilerin o bölgede toplanması ve alanın büyüklüğü göz önüne alındığında bunun önemli bir saldırı olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Ancak ABD’nin istikrarsızlıkla ilgili kaygıları IŞİD’den kaynaklanan tehdidin ötesine uzanıyor. SDG ile Türkiye arasında süregelen gerilimin de ek istikrarsızlık ve tehlike getirebileceğine dair korkular var. Daha şimdiden Suriye’nin kuzeyinde Türkiye destekli güçler ile SDG arasında çatışmalar yaşandığına dair haberler geliyor.

Türkiye ayrıca ABD’nin Kürtler’in öncülüğündeki SDG ile ittifakına uzun süredir itiraz ediyor ve savaşçıların birçoğunun hem Ankara hem de Washington’un terör örgütü listesindeki PKK’nin Suriye kolu olan PYD/YPG birlikleri olduğunu savunuyor. ABD, SDG ve YPG’yi farklı oluşumlar olarak görse de Türkiye’ye göre aynılar.

Amerikalı yetkililer Pazar günü yaptıkları açıklamada ABD Savunma Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin Türk mevkidaşlarıyla üst düzey görüşmeler gerçekleştirdiklerini ve bu görüşmeleri “yapıcı” olarak nitelendirdiklerini belirttiler. İsmini vermeyen yetkili, “Ek çatışmalar, ek cepheler açılması kimsenin çıkarına değil” dedi.

Ancak bazı analistler, Biden’ın Pazar günü ABD’nin Suriye’nin diğer komşularına ulaşma yollarını tartışırken Türkiye’den bahsetmemesine işaret ederek, Türk-Kürt geriliminin bu kadar kolay çözülmeyeceğinden endişelerini dile getirdi.

Suriye ve Irak’ta ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı koalisyonun eski sözcüsü Myles Caggins, “Bu da perde arkasında Amerikalı diplomatlar ile Türk yetkililer arasında Suriye’nin kuzey ve doğusundaki bazı bölgeleri işgal etme amaçlarına yönelik entrikaların devam ettiğini gösteriyor. Bu da Suriye Demokratik Güçlerini ve Kürtler’in liderliğindeki özerk yönetim altında yaşayan sivilleri tehlikeye atmak anlamına geliyor” dedi.

Çalışmalarını New Lines Enstitüsü’nde sürdüren Caggins, VOA’e yaptığı açıklamada, “Başkan Biden, ABD güçlerinin IŞİD karşıtı misyonu sürdürmek için öngörülebilir gelecekte Suriye’nin kuzeyinde ve doğusunda kalacağını çok açık bir şekilde ifade etti. ABD hükümeti, SDG’ye ve Kuzeydoğu Suriye halkına verdiği güçlü desteği sergileme ve vurgulama fırsatına sahip” diye konuştu.

Paylaşın

ABD’den Suriye’deki IŞİD Hedeflerine Geniş Çaplı Hava Saldırısı

ABD, Beşşar Esad’ın devrilmesiyle oluşan “boşlukta” Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) yeniden toparlanacağı gerekçesiyle Suriye’deki IŞİD hedeflerine yönelik hava saldırıları düzenledi.

Hava saldırıları sonrası ABD’den yapılan açıklamada, IŞİD’le mücadele konusundaki kararlılık vurgulandı. Hava saldırılarında B-52 bombardıman uçakları, F-15 savaş uçakları ve A-10 saldırı uçakları da dahil olmak üzere çok sayıda ABD Hava Kuvvetleri unsuru kullanıldı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Merkez Kuvvetler Komutanlığı’dan (CENTCOM) yapılan açıklamada, CENTCOM güçlerinin Suriye’nin orta kesimlerinde IŞİD’in bilinen kamplarını ve militanlarını hedef alan onlarca hassas hava saldırısı düzenlediği bildirildi.

Saldırıların “IŞİD liderlerine, militanlarına ve kamplarına yönelik” olduğu belirtildi. “Terör örgütünün dış operasyonlar yürütmesini ve IŞİD’in Suriye’nin merkezinde yeniden yapılanmak için mevcut durumdan faydalanmaya çalışmasını engellemek amacıyla” yapılan operasyonun “Bozma, geriletme ve yenilgiye uğratma misyonunun bir parçası olarak düzenlendiği” kaydedildi.

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait B-52, F-15 ve A-10 uçaklarıyla bölgede 75’in üzerinde hedefi vurduğu ve hasar değerlendirmelerinin sürdüğü belirtildi, “Sivil kayıp olduğuna ilişkin herhangi bir belirti bulunmuyor” denildi. Örgüte yönelik operasyonların devam edeceği de açıklandı.

“Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki IŞİD’in yeniden yapılanmasına ve Suriye’deki mevcut durumdan faydalanmasına izin vermeyeceğiz” diyen General Michael Erik Kurilla sözlerini şöyle sürdürdü: ”Suriye’deki tüm örgütler, IŞİD’le herhangi bir şekilde ortaklık kurmaları ya da IŞİD’e destek vermeleri halinde kendilerinden hesap soracağımızı bilmelidir.”

Öte yandan ABD Başkanı Joe Biden, Beşar Esad’ın devirmesinin ardından yaptığı açıklamada, ABD’nin Suriye’deki ortakları ve taraflarla birlikte çalışarak bir fırsatın değerlendirilmesine ve riskin yönetilmesine yardımcı olacağını söyledi.

Beyaz Saray’da açıklamalarda bulunan Biden, ABD’nin geçiş dönemi boyunca Suriye’nin komşularını destekleyeceğini ve isyancı grupların söz ve eylemlerini değerlendireceğini belirtti; önümüzdeki günlerde bölgedeki liderlerle konuşup bölgeye yetkililer göndereceklerini söyledi.

Biden, ABD’nin Esad’ın nerede olduğunu resmi olarak bilmediğini ancak Moskova’ya kaçtığı yönündeki haberlere dikkat çekti ve Esad’ın “sorumlu tutulması gerektiğini” vurguladı. Biden, Suriye’nin risk ve belirsizlik döneminde olduğunu ve yıllardır ilk kez ne Rusya ne İran ne de Hizbullah militan örgütünün Suriye’de etkili bir rol oynadığını söyledi.

ABD Başkanı, “Yıllardır Esat’ın ana destekçileri İran, Hizbullah ve Rusya oldu. Ancak geçtiğimiz hafta içinde, üçünün de desteği çöktü çünkü üçü de bugün benim göreve geldiğim zamana kıyasla çok daha zayıf durumda” şeklinde konuştu.

ABD güçlerinin Suriye’de IŞİD militan grubunun kamplarını ve militanlarını hedef alan bir düzine hassas saldırı düzenlediğini de söyleyen Biden, “Suriye’nin uzun süredir acı çeken halkının gururlu ülkeleri için daha iyi bir gelecek inşa etmeleri açısından tarihi bir fırsat anı. Bu aynı zamanda bir risk ve belirsizlik anıdır” dedi.

Biden, “Hepimiz bundan sonra ne olacağı sorusuna yanıt ararken, ABD ortaklarımız ve Suriye’deki taraflarla birlikte çalışarak riskleri yönetme fırsatını yakalamalarına yardımcı olacak” dedi. Biden ayrıca gazeteci Austin Tice dahil Suriye’de Amerikan vatandaşlarının olduğunu dikkate aldıklarını ve Tice’in hayatta olduğuna inandıklarını da ekledi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

BM, ABD Ve AB’den Suriye Açıklaması: Suriye’nin Geleceğini Suriyeliler Belirlemeli

ABD Başkanı Joe Biden, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın devrilmesinden sonra yaptığı açıklamada, ABD’nin Suriye’deki ortakları ve paydaşlarıyla birlikte çalışarak bir fırsatın değerlendirilmesine ve riskin yönetilmesine yardımcı olacağını söyledi.

Haber Merkezi / Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, ulusal güvenlik ekibiyle yaptığı toplantının ardından açıklama yaptı. Biden, Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada, ABD’nin geçiş döneminde Suriye’nin komşularını destekleyeceğini ve silahlı grupların söz ve eylemlerini değerlendireceğini söyledi.

Joe Biden, ABD’nin Beşar Esad’ın nerede olduğunu resmi olarak bilmediğini, ancak Esad’ın Moskova’ya kaçtığına dair bilgilere dikkat çekti.

Suriye’nin risk ve belirsizlik döneminde olduğunu belirten Biden, “Yıllarca Esad’ın başlıca destekçileri İran, Hizbullah ve Rusya oldu. Ancak son bir haftada destekleri çöktü, çünkü üçü de benim göreve geldiğim zamana göre çok daha zayıflar” dedi.

ABD güçlerinin Suriye’de IŞİD militanlarının kamplarını ve militanlarını hedef alan bir düzine hassas saldırı gerçekleştirdiğini söyleyen Biden, “Bu, uzun süredir acı çeken Suriye halkının gururlu ülkeleri için daha iyi bir gelecek inşa etmesi için tarihi bir fırsat anı” dedi.

Biden, “Hepimiz bundan sonra ne olacağı sorusuna yöneldiğimizde, ABD, Suriye’deki ortaklarımız ve paydaşlarla birlikte çalışarak onların riski yönetme fırsatını yakalamalarına yardımcı olacak” dedi.

Avrupa Birliği: Gelişmeleri takip ediyoruz

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Zalim Esad diktatörlüğü çöktü. Bölgedeki bu tarihi değişim fırsatlar sunuyor ancak riskler de mevcut.

Avrupa, ulusal birliğini koruyan ve tüm azınlıkları güvence altına alan bir Suriye devletinin yeniden inşasına destek vermeye hazırdır. Avrupa ve bölgedeki liderlerle temas halindeyiz ve gelişmeleri takip ediyoruz.”

Birleşmiş Milletler: Suriye’nin geleceğini Suriyeliler belirlemeli

Suriye’de rejiminin devrilmesinin ardından yazılı açıklama yapan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Suriye’nin geleceğini Suriyelilerin belirlemesi gerektiğini vurguladı.

Guterres, “14 yıllık vahşi savaş ve diktatör rejimin sona ermesinin ardından Suriye halkı, istikrarlı ve barışçıl gelecek inşa etmek için tarihi fırsatla karşı karşıya.” değerlendirmesinde bulundu.

Düzenli siyasi geçişi sağlamak için “yapılacak çok iş” olduğuna işaret eden Guterres, “Bu hassas zamanda sükunet, şiddetten uzak durma ve ayrım gözetmeksizin tüm Suriyelilerin haklarını koruma çağrımı yineliyorum.” ifadesini kullandı.

Siyasi geçiş sürecinin kapsayıcı, kapsamlı ve tüm çeşitliliğiyle Suriye halkının meşru isteklerini karşılaması için uluslararası toplumun desteğine ihtiyaç olduğunu kaydeden BM Genel Sekreteri, Suriye’nin egemenliği, birliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünün yeniden tesis edilmesi gerektiğini belirtti.

Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen, Suriye’deki 14 yıllık savaşın ardından barış için umut mesajı verdi. Pedersen, Suriye halkının acılarına derin dayanışma duyduğunu belirterek, “Yeni bir sayfa açma zamanı” dedi.

Pedersen, yerinden edilenlerin evlerine dönme, savaşın ayırdığı ailelerin yeniden birleşme ve haksız yere alıkonulanların özgürlüğüne kavuşma umutlarının arttığını da söyledi. Ayrıca, adaletin sağlanması için hapishanelerin açılmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi.

Pedersen, Suriye’nin geleceği için kapsayıcı geçiş düzenlemelerinin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Pederson ayrıca uluslararası toplumun desteğiyle, Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü korunarak barışçı bir çözüm bulunabileceğini de ifade etti.

Son olarak, Pedersen, Suriyeliler’e diyalog, birlik ve insan haklarına saygı çağrısında bulunarak, kolektif bir çaba ile Suriye’de barış ve refah sağlanması gerektiğini söyledi.

Paylaşın

ABD, Doğu Suriye’de Kalmaya Devam Edecek Mi?

ABD Savunma Bakanlığı’nın Ortadoğu’dan Sorumlu Bakan Yardımcısı Daniel Shapiro, ülkesinin doğu Suriye’deki varlığını sürdüreceğini ve IŞİD’in yeniden canlanmasını önlemek için gerekli önlemleri alacağını söyledi.

Suriyeli silahlı grupların Beşar Esad hükümetini devirdiklerini duyurmasından birkaç saat sonra konuşan Daniel Şapiro, tüm taraflara sivilleri, özellikle de azınlıkları koruma ve uluslararası normlara saygı gösterme çağrısı yaptı. Shapiro, “(IŞİD’in) kalıcı bir yenilgiye uğratılmasını, IŞİD savaşçılarının güvenli bir şekilde gözaltına alınmasını ve yerlerinden edilen kişilerin geri gönderilmesini sağlamakta kararlıyız” dedi.

ABD Savunma Bakanlığı’na göre, 2024 itibarıyla yaklaşık 900 ABD askeri Suriye’de faaliyet gösteriyor. ABD güçlerinin çoğu, Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) desteklemek için kuzeydoğu Suriye’de konuşlandırılmış durumda.

ABD’nin seçilmiş Başkanı Donald Trump da yaptığı açıklamada “Esad gitti. Ülkesinden kaçtı. Onun koruyucusu Vladimir Putin liderliğindeki Rusya ve İran artık artık onu koruyamıyor” dedi. Trump, Rusya’nın Ukrayna ve kötüleşen ekonomisi, İran’ın İsrail’le savaş nedeniyle zayıflamış durumda olduklarını öne sürdü.

Suriye’yi ne bekliyor?

Suriye’nin yeni liderleri, ülkeyi yeniden inşa etmek için milyarlarca dolarlık yardım ve yatırıma ihtiyaç duyacak. Birbiriyle rekabet halindeki farklı grupların bulunduğu bu ülkeye istikrar getirmeye çalışmak gibi göz korkutucu bir görevle de karşı karşıya kalacak.

Olası zorluklardan biri IŞİD militanlarının yeniden güç kazanması olabilir. İlk zamanlarında Suriye ve Irak’ın geniş bölgelerinde terör estiren örgüt, ABD öncülüğündeki koalisyon tarafından yenilgiye uğratılmadan önce dış operasyonları yönetiyordu.

Yıllardır Esad liderliğindeki devletten uzak duran Batılı hükümetlerin, küresel çapta terörist olarak tanımlanan Heyet Tahrir el Şam’ın (HTŞ) etkili olmaya hazırlandığı yeni bir yönetimle nasıl başa çıkacaklarına karar vermeleri gerektiği konuşuluyor.

Suriye uzmanı ve Oklahoma Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Merkezi Direktörü Joshua Landis “Asıl soru bu geçişin ne kadar istikrarlı olacağı ve Colani’nin istikrarlı olması için çok istekli olduğu çok açık görünüyor” dedi. Landis, “Yeniden inşa etmek zorunda kalacaklar… Avrupa ve ABD’nin yaptırımları kaldırmasına ihtiyaçları olacak” diye ekledi.

HTŞ Suriye’nin en güçlü silahlı grubu ve bazı Suriyeliler HTŞ’nin acımasız İslamcı bir yönetim getirmesinden ya da misilleme yapmasından korkuyor. Her ikisi de ABD’nin yakın müttefiki olan Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır gibi ülkeler İslamcı militan grupları varoluşsal bir tehdit olarak gördüklerinden HTŞ bölgenin ağır toplarının direnişiyle karşılaşabilir.

Paylaşın