Dünya, İkinci Donald Trump Dönemine Hazır Mı?

Liderler, Beyaz Saray’a dönen, dünya düzenini bozma veya en azından sarsma potansiyeline sahip Donald Trump’ın bundan sonra ne yapacağını tahmin etmeye çalışıyorlar.

Kurtuluş Aladağ / ABD’nin 47. başkanı seçilen Donald Trump, Kongre’de düzenlenen yemin töreni ile resmen göreve başladı. Trump, kendisinin göreve gelmesiyle birlikte ABD’nin gerileme döneminin artık sona ereceğini, bugünden itibaren “Amerika’nın altın çağının” başladığını savundu.

Trump, Beyaz Saray’daki ilk gününde ABD’yi Dünya Sağlık Örgütü’nden (DSÖ) çekme sürecini başlattı. Trump benzer bir adımı ilk döneminde de atmış ama son karar, halefi Joe Biden tarafından geri alınmıştı.

Bilim insanları, ABD’nin DSÖ’den çekilmesiyle beraber AIDS, sıtma ve tüberküloz gibi bulaşıcı hastalıklarla mücadelede şimdiye dek elde edilen kazanımların kaybedileceği, yeni salgın hastalıkların dünyayı tehdit edeceği endişesi taşıyor.

DSÖ’nün en büyük bağışçılarından ABD’nin ayrılığı DSÖ’yü mali açıdan zor bir duruma düşürecektir. ABD, aynı zamanda halk sağlığı alanında uzmanlaşmış yüzlerce personel de yolluyordu.

Trump, ilk gününde Paris İklim Anlaşması’ndan çekilme kararnamesini de imzaladı. Paris İklim Anlaşması, küresel sıcaklık artışının sanayi öncesi dönemdekine kıyasla 2 derecenin altında tutulmasını, tercihen 1,5 derecenin hedeflenmesini öngörüyor.

Donald Trump’ın, seçim döneminde, göç, ticaret, iklim değişikliği ve vergilerle ilgili söyledikleri ABD’nin küresel sorunlardan geri çekileceği şeklinde yorumlanıyordu.

Trump, ABD’nin NATO, Birleşmiş Milletler, Dünya Ticaret Örgütü veya İklim Zirvesi gibi uluslararası hukuk, düzenleme veya örgütlerde hiçbir avantajının olmadığını sık sık belirtiyordu.

ABD’nin Yeni Başkanı, yıllardır ABD’deki her türlü sorunun kaynağının Çin olduğunu ifade ediyor ve Çin’i yalnızca kendisinin yenebileceği bir düşman olarak tarif ediyor.

Çin, birinci Donald Trump yönetiminin son döneminde varılan ticaret anlaşmasının şartlarına uymadığı için ikinci Trump döneminde yeni tarifelerle karşı karşıya kalacak gibi görünüyor.

Çin ile ABD arasındaki bir diğer önemli konu da Tayvan. Trump, Tayvan’ı Çin’e karşı yapacağı hamleler için bir piyon olarak görebilir, Trump’ın alacağı kararlar hem Tayvan hem de Uzak Doğu için tehlikeli olabilir.

Çin, ABD için güçlü bir rakipse Rusya, tarihsel bir sorun. Trump, başkanlık kampanyası sırasında ve hatta seçimi kazandıktan sonra bile, Ukrayna’daki çatışmaya derhal son verme sözü vermişti. Donald Trump, sık sık Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile olan samimi ilişkisine atıfta bulunmuştu.

ABD Yeni Başkanı’nın Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’ye ilk mesajı, Moskova ile müzakere etmesi olacaktır. Rusya şu anda Ukrayna topraklarının neredeyse yüzde yirmisini kontrol ediyor.

Donald Trump’ın ABD’nin Ukrayna’ya desteğini çekmesinin beklenmedik sonuçları olabilir. Vladimir Putin, Ukrayna’da istediğini elde etmesi durumunda, Trump, istemeden de olsa daha çok kutuplu bir dünyanın oluşmasına zemin hazırlayabilir.

ABD Başkanı Trump, siyasi hedefleriyle uyumlu olup olmadıklarını belirlemek için tüm dış kalkınma yardımı programlarını 90 gün boyunca askıya aldı. Dikkatler, bu kararın Ukrayna için ne gibi sonuçları olabileceğine çevrildi.

Hem Çin hem de Rusya kilit güç merkezleri olarak görülebilir ve gelişmekte olan ülkeler BRICS ((Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika Cumhuriyeti) ve ŞİÖ (Şanghay İşbirliği Örgütü) gibi çok örgütlenmeler aracılığıyla teknolojik ve ekonomik tavizler elde edebilirler.

Rusya Devlet Başkanı Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Trump’ın resmen görevden gelmesinden sonra bir görüşme gerçekleştirdi. İki lider, görüşmede Rusya ile Çin’in ilişkilerini gelişmeye devam etmesi gerektiğini vurguladı.

Trump ayrıca geçen hafta eski Başkan Joe Biden tarafından imzalanan ve Küba’yı terörü destekleyen devletler listesinden çıkaran kararnameyi de geri çevirdi.

Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, Trump’ın bu hamlesini “kibirlilik ve gerçeği hiçe sayma” olarak nitelendirdi.

Ticaret konusunda Trump, aralarında Çin ve ABD – Meksika – Kanada Anlaşması’nın da bulunduğu bir dizi ticaret anlaşmasının gözden geçirilmesini isteyen bir kararname yayınladı.

Trump’ın Beyaz Saray’daki ilk gününde verdiği kararlar, seçim kampanyası sırasında verdiği vaatlerle örtüşüyor, ama bundan sonra hangi kararları alacağı ise bilinmiyor.

Dünyanın, ilk döneminde olduğundan daha öngörülemez ve yasaları çiğnemeye daha yatkın bir liderle, nasıl başa çıkacağı da belirsizliğini koruyor.

Paylaşın

Donald Trump, Resmen ABD’nin 47. Başkanı

ABD’nin 47. başkanı seçilen Donald Trump, Kongre’de düzenlenen yemin töreni ile resmen göreve başladı. Tören, soğuk nedeniyle, 1985’te Ronald Reagan’ın yemin töreninden sonra ilk kez kapalı mekanda yapıldı.

Haber Merkezi / Yemin törenini Başyargıç John Roberts yönetirken, Trump, “Amerika Birleşik Devletleri başkanlığı görevini sadakatle yerine getireceğine” ve “elinden gelenin en iyisini yaparak Anayasayı koruyacağına, savunacağına ve kollayacağına” söz vererek yeminini gerçekleştirdi.

Donald Trump’ın yemin törenine eski ABD başkanları Barack Obama, George W. Bush ve Bill Clinton da katıldı. İki eski First Lady Laura Bush ve Hillary Clinton da törendeki yerlerini aldılar, ancak Michelle Obama açılış törenine katılmadı.

Törende Amazon kurucusu ve sahibi Jeff Bezos, Apple CEO’su Tim Cook, Google CEO’su Sundar Pichai, Meta CEO’su Mark Zuckerberg gibi teknoloji dünyasının en etkili isimlerinden bazıları da yer aldı.

Ayinden kısa bir süre sonra ABD Başkanı Joe Biden ve First Lady Jill Biden, Donald Trump ve eşi Melania Trump’ı Beyaz Saray’da karşıladı. İlk kez bir araya gelen çiftler Kongre Binasına doğru yola çıkmadan önce birlikte çay içtiler.

Donald Trump, Kongre Binası’ndaki konuşmasında “Bugünden itibaren ülkemiz gelişecek ve tüm dünyada yeniden saygı görecek. Her ulusun gıpta ettiği bir ülke olacağız ve artık kendimizden faydalanılmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

“En önemli önceliğimiz gururlu, müreffeh ve özgür bir ulus yaratmak olacak” diyen Trump, “Amerika yakında her zamankinden daha büyük, daha güçlü ve çok daha istisnai olacak” ifadesini kullandı.

“Şu andan itibaren Amerika’nın geriye gidişi sona eriyor” diyen Trump, “Bir değişim dalgası ülkeyi kasıp kavuruyor. Güneş ışığı tüm dünyayı aydınlatıyor ve Amerika bu fırsatı daha önce hiç olmadığı kadar iyi değerlendirme şansına sahip. Ancak öncelikle karşı karşıya olduğumuz zorluklar konusunda dürüst olmalıyız. Bol miktarda bulunsalar da dünyanın şu anda ABD’de tanık olduğu bu büyük ivme tarafından yok edilecekler” diye konuştu.

Trump, “Bugün biraraya geldiğimizde hükümetimiz bir güven kriziyle karşı karşıyadır. Uzun yıllar boyunca radikal ve yozlaşmış bir kurum vatandaşlarımızdan güç ve zenginlik elde etti” diye ekledi.

Donald Trump kimdir?

Donald Trump, 14 Haziran 1946’da New York’un Queens ilçesinde doğdu. Büyükbabasının 19’uncu yüzyılın sonlarında Almanya’nın Kallstadt kasabasından ABD’ye göç ettiği biliniyor.

Prestijli Wharton İşletme Okulu’nda eğitim gören Trump, 1986’da ekonomi alanında lisans diplomasıyla mezun oldu. 1970’ler ve 1980’ler boyunca “Trump Organization” adlı aile şirketini büyüttü, Trump Tower gibi önemli yapılar inşa etti. Birçoğu sonradan iflas etmiş oteller, kumarhaneler işletti.

Ayrıca “The Apprentice” adlı televizyon şovunun sunuculuğunu yaptı. 2004 yılında yayınlanmaya başlayan programda yarışmacılar Trump’ın şirketlerinde bir yıllık sözleşme kazanmak için mücadele ediyordu.

Trump, 2005 yılında Slovenyalı eski model Melania Knavs ile evlendi. Çiftin Barron adlı bir oğulları var. Daha öncesinde oyuncu Marla Maples ile evliydi. Marla Maples kızları Tiffany’yi Kaliforniya’da tek başına büyüttü. Trump’ın ilk eşi Ivana Zelnickova ile ise üç çocukları var.

Paylaşın

ABD’nin Seçilmiş Başkanı Trump’ın Çin Planı Ortaya Çıktı

Cuma günü Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile görüşen ABD’nin seçilmiş devlet başkanı Donald Trump’ın Pekin’e gitmek istediğini danışmanlarına söylediği aktarıldı.

Bir yandan 20 Ocak’ta başkanlık yemini etmeye hazırlanan Donald Trump diğer taraftan da yeni döneminde neler yapacağını planlıyor.

Çin merkezli Bytedance’in sahip olduğu sosyal medya uygulaması TikTok’un ABD’de yasaklanması ve Çin’den gelen ürünlere uygulanan gümrük vergisinin yüzde 60’a varan oranlarda artırılması gündemdeyken ABD’nin Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, Trump’ın Pekin’e gitmek istediğini danışmanlarına söylediğini aktardı.

Trump ilk döneminde görevde bir yılını doldurmadan Asya devini ziyaret etmişti. Yeni döneminde de ilk yüz gün içinde Çin’e gitmek istediği haberde bildirildi.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, cuma günü telefonla Trump’la görüşmüştü. İkilinin ticaret, fentanil, TikTok gibi pek çok konuyu ele aldığı ifade edilirken Trump kendi kurduğu sosyal medya platformu Truth Social’da yaptığı paylaşımda, görüşmenin her iki ülke açısından da olumlu geçtiğini belirtmişti:

Beklentim, birlikte çok sayıda problemi çözmek ve buna derhal başlamayı umuyorum. Ticarette dengeyi sağlama, fentanil, TikTok ve diğer birçok konuyu tartıştık. Devlet Başkanı Şi ve ben dünyayı daha barışçı ve güvenli hale getirmek için mümkün olan her şeyi yapacağız.

Çin Dışişleri Bakanlığı da Şi Cinping’in “İki ülke arasında kapsamlı ortak çıkarlar ve geniş bir işbirliği alanı göz önüne alındığında, Çin ve Amerika dost ve ortak olabilir, birbirinin başarısına katkı sağlayabilir, hem iki ülkenin hem de dünyanın yararına ortak refahı ilerletebilir” ifadelerini kullandığını bildirmişti.

Tayvan sorununun Çin’in egemenliği ve toprak bütünlüğüyle ilgili olduğunu savunan Şi, ABD’nin soruna bu hassasiyetle yaklaşması gerektiğini öne sürmüştü.

Çin Dışişleri, ikilinin görüşmede Ukrayna krizi, İsrail-Filistin çatışması ve karşılıklı ilgi konusu diğer uluslararası ve bölgesel meselelerde de görüş alışverişinde bulunduğunu ve düzenli temaslar için stratejik iletişim kanalı oluşturulmasında anlaştığını da duyurmuştu.

Telefon görüşmesinde liderlerin Trump’ın muhtemel ziyaretini ele alıp almadığı henüz bilinmiyor. Trump’ın yemin töreninde Çin’i davet edilen Şi Cinping yerine Devlet Başkanı Yardımcısı Han Cıng temsil edecek.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

ABD’den İsrail’e “Gazze’de Derhal Ateşkes” Çağrısı

ABD Başkanı Joe Biden’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya, Gazze’de acilen ateşkesin sağlanması gerektiğini söylediği, Netanyahu’nun ise Doha’da süren ateşkes görüşmelerine ilişkin Biden’a bilgi verdiği bildirildi.

Haber Merkezi / Beyaz Saray, ABD Başkanı Joe Biden’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile telefonla görüştüğünü açıkladı.

Açıklamada, “Biden’ın Netanyahu’ya, Gazze’de acilen ateşkesin sağlanması gerektiğini söylediği, Netanyahu’nun ise Doha’da süren ateşkes görüşmelerine ilişkin Biden’a bilgi verdiği” aktarıldı.

Açıklamada ayrıca, iki liderin “Lübnan’daki ateşkes anlaşmasının ardından değişen bölgesel koşullar, Suriye’de Beşar Esad rejiminin devrilmesi ve İran’ın bölgedeki gücünün zayıflaması” konularını ele aldığı belirtildi.

Biden’ın ulusal güvenlik danışmanı Jake Sullivan, Pazar günü CNN’e yaptığı açıklamada, tarafların bir anlaşmaya varmaya “çok ama çok yakın” olduğunu ancak hala sonuca ulaşmaları gerektiğini söylemişti.

Görevi Joe Biden’dan devralmaya hazırlanan ABD’nin seçilmiş başkanı Donald Trump, Netanyahu’yu güçlü bir şekilde destekliyor.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 28 artarak 46 bin 565’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 89 artarak 109 bin 660’a çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Savaş, Gazze’de geniş bir bölgeyi dümdüz etti. Gazze Şeridi’nin 2,3 milyonluk nüfusunun yaklaşık yüzde 90’ını yerlerinden edildi, birçoğu da birden fazla kez kaçmak zorunda kaldı. Yüzbinlerce kişi, yiyecek ve diğer temel ihtiyaçlara sınırlı erişimle sahil boyunca yayılan çadır kamplarda toplanmış durumda.

Paylaşın

ABD’den Nicolas Maduro Hakkında Bilgi Paylaşanlara ’25 Milyon Dolar’ Ödül

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun yakalanmasına yardımcı olacak bilgi ödülünü 25 milyon dolara çıkardığını duyurdu.

Haber Merkezi /Ödül, Nicolas Maduro’nun seçim zaferinin ardından üçüncü kez Venezuela Devlet Başkanı olarak yemin etmesinin ardından duyuruldu.

ABD ayrıca, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello yakalanması için 25 milyon dolar, Venezuela Savunma Bakanı Vladimir Padrino yakalanması için de 15 milyon dolar ödül koydu.

ABD Dışişleri Bakanlığı ayrıca, Maduro’ya yakın yetkililere yönelik yeni vize kısıtlamaları getirdi ve bu yetkililerin “seçim sürecini baltalamaktan ve baskıcı eylemlerde bulunmaktan sorumlu” olduğunu belirtti.

İngiltere ise, insan hakları ihlalleri iddiasıyla yargıçları, askeri liderleri ve güvenlik güçlerini hedef alan 15 Venezuelalı yetkiliye yaptırım uyguladı.

İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy, Maduro yönetimini “sahtekar” olmakla eleştirerek, demokratik değerleri aşındırmakla suçladı.

Ne olmuştu?

Venezuela Ulusal Seçim Konseyi Başkanı Elvis Amoroso, Maduro’nun oyların yüzde 51’ini aldığını, rakibi Edmundo Gonzalez’in ise yüzde 44 oy aldığını belirtmişti.

Ancak seçimlerde hile gerçekleştirildiğini iddia eden ve orduyu harekete geçmeye çağıran muhalefet, yüzde 70’le kendi adaylarının kazandığını açıklamıştı.

Muhalefet temsilcileri, seçim merkezlerindeki kampanya temsilcilerinden topladıkları sayımların Gonzalez’in Maduro’yu geride bıraktığını gösterdiğini söylemişti. Muhalefet lideri Maria Corina Machado, Gonzalez’in oyların yüzde 70’ini kazandığını açıklamıştı.

Eski bir diplomat olan 74 yaşındaki Gonzalez Urrutia sonuçların ilanının ardından, ordudan gerçek sonuçlara saygı göstermesini ve bu yönde hareket etmesini istemişti.

Muhalif siyasetçi Maria Corina Machado da “Venezuela halkı ve tüm dünyaya söylüyoruz ki ülkenin yeni başkanı Edmundo Gonzalez Urrutia’dır. Biz kazandık” demişti. Ordudan duruma müdahale etmesini isteyen Machado, “Halk konuştu ve Maduro’yu istemediğini söyledi. Tarihin doğru tarafında olma zamanı” ifadelerini kullanmıştı.

Devlet Başkanlığı Sarayı Miraflores’in önünde toplanan binlerce destekçisine seslenen Maduro, Ulusal Seçim Konseyinin (CNE) açıkladığı 28 Temmuz seçim sonuçlarına herkesin saygı duymasını istemişti.

Maduro, demokrasiyi savunmaya devam edeceklerini vurgulayarak “Sizler bana yetki verdiniz. Vatanımız için, halkımız için ülkemizde her daim barış olacak. Kimse şiddete başvurmaya kalkışmasın, faşizm yapmaya çalışmasın. Ayrışma ve kutuplaşma Venezuela’ya zarar verir. Sokaklarda şiddet olması, kime fayda sağlar?” ifadelerini kullanmıştı.

Barış insanı olduğunu söyleyen Maduro, “Ülkedeki siyasi partilere ve bütün sektör temsilcilerine diyalog çağrısında bulunuyorum. Halka ve anayasa saygılı olun. Herkesle konuşmaya hazırım” demişti.

Maduro, Venezuela’da faşizmin kaybettiğini kaydederek, “Ekonomik yaptırımlarla yapamadılar, saldırganlık ve tehditlerini bertaraf etmeyi başardık. Şimdi de yapamayacaklar ve asla başaramayacaklar. Venezuela halkının onuruyla oynamalarına asla müsaade etmeyeceğiz” diye konuşmuştu.

CNE’nin internet sitesinin yurt dışı kaynaklı “büyük” bir siber saldırıya maruz kaldığını da aktaran Maduro, olayla ilgili ulusal savcılığın soruşturma başlatacağını bildirmişti. Maduro, seçimleri takip eden uluslararası gözlemcilere de teşekkür etmişti.

ABD’den sonuçlara tepki

Sonuçlara ABD ve komşu ülkelerden de tepki geldi. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken sonuçların halkın tercihini yansıtmadığı konusunda ciddi endişeler olduğunu söylemişti.

Paylaşın

ABD, Suriye’ye Yönelik İnsani Yardım Kısıtlamalarını Hafifletiyor

ABD, geçen ay Suriye lideri Beşar Esad’ı devrilmesinin ardından Suriye’deki geçiş hükümetine yönelik bazı kısıtlamaları hafifleterek insani yardımların girişine izin verdi.

Bu adım, ABD’nin Suriye’deki yeni geçiş hükümetine verdiği desteğin sınırlı olduğunu gösteriyor.

ABD, Beşar Esad’ın devrilmesi sonrası geçiş hükümetine insani yardım girişini kolaylaştırmak ve temel hizmetlerin iyileştirilmesi amacıyla Suriye’ye uygulanan bazı kısıtlamaları hafifletti. ABD Hazine Bakanlığı yönetimle bazı temel işlemler, enerji satışları ve buna bağlı işleri kapsayan altı ay geçerli bir kararname yayınlandı.

Bu adım savaşla harap olmuş ve on yılı aşkın süredir yaptırımlara maruz kalan ülkeye yönelik yaptırımları kaldırmıyor. Ancak yine de geçiş hükümetine sınırlı bir destek göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Washington’ın açıklamasında bu adımla ABD’nin ‘temel insani ihtiyaçların karşılanmasını, kamu hizmetlerinin sağlanmasını veya insani yardım faaliyetlerini engellememesini sağlama’ taahhüdünü vurguladığı ifade edildi.

ABD Hazine Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo “Suriye’deki insani yardım ve bağlantılı yönetim birimlerini desteklemeye devam edecektir,” dedi.

20 Aralık’ta ABD’nin Ortadoğu’daki en üst düzey diplomatı olan Dışişleri Bakan Yardımcısı Barbara Leaf, Suriye’nin başkenti Şam’da Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) lideri Ahmet Hüseyin eş-Şara – yaygın bilinen savaşçı adı ile Muhammed Colani- ile görüşmüştü. Görüşmenin ardından ABD, Şara için konulan 10 milyon dolarlık ödülün kaldırıldığını açıklamıştı.

Bu görüşmede ‘terörist’ grupların Suriye içinde ve dışında ABD’nin ortaklarına yönelik tehdit oluşturmaması gerekliliği üzerine odaklanıldığı bildirilmişti.

31 Aralık’taki ikinci görüşmede ise ABD’li yetkililer Suriye’deki yeni yönetimle bir araya gelerek ülkedeki son gelişmeleri ve ‘kapsayıcı bir siyasi sürecin gerekliliği’ni görüştü. Ayrıca yetkililerin sanayi, bankacılık ve teknoloji sektörlerini temsil eden Suriyeli iş insanlarıyla da görüştüğü de belirtilmişti.

Suriye lideri olan Beşar Esad, Heyet Tahrir Şam (HTŞ) öncülüğündeki rejim karşıtı grupların 8 Aralık’ta Şam’ın kontrolünü ele geçirmesiyle Rusya’ya kaçmış ve 1963’ten beri iktidarda olan Baas Partisi’nin yönetimi sona ermişti.

ABD ve Birleşmiş Milletler, uzun süredir HTŞ’yi terör örgütü olarak tanımlıyor. Ancak Esad sonrası ülkeler Suriye’nin yeni yönetimiyle ilişkiler geliştirmeye başladı. Suriye’nin yeni yönetiminin ilk resmi dış ziyareti ise Suudi Arabistan’a oldu. Daha sonra farklı Körfez ülkeleri de ziyaret edildi.

2011’den Esad’ın düşüşüne kadar süren Suriye’deki iç savaş tahmini olarak 500.000 kişinin ölümüne neden oldu. Bu sebeple Esad yönetimine yönelik yaptırımlar da geldi.

Savaş nedeniyle Suriye’nin altyapısı da büyük ölçüde hasar görmüş durumda. Ülkede elektrik kesintileri sıkça yaşanıyor ve nüfusun yaklaşık yüzde 90’ı yoksulluk içinde yaşıyor. Nüfusun yaklaşık yarısı, bir sonraki öğünün nereden geleceğini bilmiyor, enflasyon ise yükseliyor.

Yaptırımların kaldırılması yönündeki baskılar 2023’te Suriye ile Türkiye’yi vuran 6 Şubat depreminin ardından arttı. Binlerce kişinin öldüğü deprem Deprem, 59.000’den fazla insanın ölümüne ve altyapı hasarına yol açtı. Bu altyapı yaptırımlar nedeniyle de onarılamadı. ABD insani yardım için bazı muafiyetler açıkladıysa da bunlar yeterli olmadı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Suriye’nin Yeni Yönetiminden ABD’ye Yaptırımları Kaldırma Çağrısı

Suriye’nin yeni yönetimi, ABD’nin Suriye’ye uyguladığı yaptırımların ülkenin hızla toparlanmasının önünde bir engel olduğunu belirterek, Washington’a yaptırımları kaldırma çağırısında bulundu.

Birleşmiş Milletler’e (BM) göre, Suriye halkının yüzde 90’ı yoksulluk içinde yaşıyor ve bir sonraki öğünde dahi karınlarını nasıl doyuracağını bilmiyor. Uluslararası toplum ise Suriye’ye yönelik ekonomik yaptırımları kaldırmadan önce yeni yönetimin iktidarını nasıl kullanacağını görmek istiyor.

Suriye geçici hükümetinin bakanları Katar’a yaptıkları ziyarette, ABD’ye Şam’a yönelik yaptırımları kaldırma çağrısında bulundu.

Katar Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani’nin bugün Suriye Dışişleri Bakanı Esaad Şeybani, Savunma Bakanı Murhaf Ebu Kasra ve İstihbarat Teşkilatı Başkanı Enes Hattab ile görüştüğü belirtildi. Açıklamada, Al Sani’nin görüşmede “Katar devletinin Suriye’nin toprak bütünlüğü, egemenliği ve bağımsızlığını destekleyen tutumunu yinelediği” ifade edildi.

Heyet Tahrir Şam (HTŞ) öncülüğündeki İslamcı grupların Beşar Esad’ı devirmesi öncesinde ülkedeki muhalif gruplara destek veren Katar, Esad yönetimindeki Suriye’nin 2023 yılında Arap Birliği’ne dönmesine karşı çıkmıştı.

HTŞ lideri Ahmed eş-Şera liderliğindeki Suriye’deki yeni hükümet ise Arap ülkeleri ile diplomatik ilişkileri yeniden güçlendirilmesinin yanı sıra ülke ekonomisinin canlandırılması için yaptırımların kaldırılmasını umuyor.

Suriye’deki geçici hükümetin Dışişleri Bakanı Şeybani, Katar’daki temasları sırasında bir radyo kanalına yaptığı açıklamada, yaptırımların “hızlı bir toparlanma önünde engel teşkil ettiğini” belirterek “Suriye halkına yönelik ekonomik yaptırımlara ilişkin zorluklara dair endişelerimizi Doha’ya ilettik ve ABD’ye bu yaptırımları kaldırma çağrımızı yineliyoruz” ifadelerini kullandı.

Katar da, Aralık ayı sonunda Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırılması çağrısında bulunmuştu.

Birleşmiş Milletler’e (BM) göre, Suriye halkının yüzde 90’ı yoksulluk içinde yaşıyor ve bir sonraki öğünde dahi karınlarını nasıl doyuracağını bilmiyor. Uluslararası toplum ise Suriye’ye yönelik ekonomik yaptırımları kaldırmadan önce yeni yönetimin iktidarını nasıl kullanacağını görmek istiyor.

Geçen hafta Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ta temaslarda bulunan Şeybani, gelecek günlerde Katar’ın yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Ürdün’ü ziyaret edeceğini duyurmuştu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

ABD’den “Kobani’de Askeri Üs Kuracak” İddialarına Yalanlama

Kobani’de askeri üs kurma hazırlıklarının yapıldığı iddialarına ilişkin açıklama yapan ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Kobani’de şu anda bu yönde planlarının bulunmadığını belirtti.

Beşar Esat yönetiminin devrilmesi sonrasında, Türkiye’nin desteklediği Suriye Milli Ordusu (SMO) ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında Suriye’nin kuzeyinde şiddetli çatışmalar yaşanıyor.

Suriye’nin kuzeyinin büyük bir kısmı, SDG’nin yönetimi altında. SDG, 2019 yılında ABD desteğiyle ülkede IŞİD’in yenilgiye uğratılmasına öncülük etmişti.

Türkiye, SDG’nin ana unsuru olan YPG’nin PKK’nın Suriye kolu olduğunu söylüyor. PKK, ABD’nin de terör örgütü listesinde yer alıyor.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Suriye’nin kuzeyindeki Kobani kentine askeri üs kurulacağı yönünde basında çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Pentagon Sözcü Yardımcısı Sabrina Singh, yılın ilk basın toplantısında “ABD askeri araçlarının Suriye’nin kuzeyinde Kobani yakınlarına doğru ilerlediğini gösteren videolar var. ABD güçleri orada bir üs mü inşa ediyor, bölgede neler oluyor?” şeklindeki bir soruya verdiği yanıtta, bu konudaki haberleri gördüğünü belirterek “ABD’nin Kobani’de üs kurma planı yok. Bu haberlerin nereden çıktığını bilmiyorum” dedi.

ABD’nin bölgede ortaklık yaptığı güçlere ilişkin bir soruyu da Singh, “Bildiğiniz gibi, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve bölgedeki diğer güçler arasında şiddetin sona ermesini kesinlikle teşvik ettik ve bundan memnuniyet duyduk. Suriye’de bulunma nedenimiz olan IŞİD’in kalıcı bir şekilde yenilgiye uğratılmasını sağlamak için çalışmaya ve görevimize odaklanmayı sürdürüyoruz. Ancak Kobani’deki ABD güçleri söz konusu olduğunda şu an için herhangi bir üs kurma planımız veya niyetimiz yok. Bu yöndeki haberlerin nereden kaynaklandığından emin değilim” sözleriyle yanıtladı.

ABD, Suriye’nin kuzeyinde IŞİD ile mücadelede omurgasını Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) oluşturduğu SDG ile iş birliği yapıyor. YPG, Türkiye tarafından PKK’nın Suriye kolu olarak görülüyor.

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, 2 Ocak’ta yaptığı açıklamada, ABD’nin Kobani kentine askeri bir üs kurma amacıyla 50 kamyonluk bir konvoy gönderdiğini iddia etmişti. Sosyal medyada bölgeyi takip eden kişi ve kuruluşların paylaştığı video ve fotoğraflarla ABD konvoyunun Kobani’ye doğru ilerlediği öne sürülmüştü.

Suriye’de Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) ile SDG arasında çatışmalar yaşanmış ve SMO Tel Rıfat ve Münbiç’te kontrolü sağlamıştı. SMO’nun bundan sonraki hedefinin Kürtlerin kontrolündeki Kobani, Rakka ve Haseke olabileceği yönünde iddialar bulunuyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

“ABD, Kobani’de Askeri Üs Kuruyor” İddiası

Kobani’de (Ayn el Arab), ABD’nin askeri üs kurma hazırlığında olduğu ileri sürüldü. ABD’nin askeri üs kurmak üzere bölgeye çok sayıda inşaat malzemesi ve lojistik destek gönderdiği iddia edildi.

Heyet Tahrir Şam (HTŞ) liderliğindeki silahlı grupların Şam’ı ele geçirmesiyle eş zamanlı olarak Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolündeki bölgelerde patlak veren çatışmalar devam ediyor. ABD arabuluculuğunda, Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) ile SDG arasında ateşkes sağlandığı belirtilse de Menbic başta olmak üzere bölgedeki hareketlilik sürüyor.

SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin ‘silahtan arındırılmış bölge’ kurulmasını teklif ettiği Kobani’de (Ayn el Arab), ABD’nin askeri üs kurma hazırlığında olduğu ileri sürüldü. Sosyal medyada yapılan paylaşımlarda, ABD’nin bir askeri üs kurmak üzere bölgeye çok sayıda inşaat malzemesi ve lojistik destek gönderdiği iddia edildi.

Geçtiğimiz günlerde ABD öncülüğündeki IŞİD’le mücadele koalisyonunun bölgeye askeri takviye yaptığı iddialarına değinen ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcü Yardımcısı Sabrina Singh, “Suriye’de halihazırda sahip olduğumuz personelin dışında ABD personelinde herhangi bir artış yok” demişti.

Pentagon’dan yapılan açıklamadan önce, koalisyonun IKBY üzerinden Suriye’nin kuzeyine askeri takviye yaptığı yönündeki haberler kamuoyuna yansımıştı.

El Arabiya’nın haberinde, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) ile olan El Velid Sınır Kapısı’ndan Suriye’nin kuzeyine askeri takviyeler gerçekleştirildiği belirtilmişti. Haberde zırhlı araçlar, askeri araçlar ve lojistik malzemelerle yüklü yaklaşık 60 tırın, Suriye’nin kuzey ve doğu bölgelerinde bulunan uluslararası koalisyon üslerine doğru yola çıktığı bildirilmişti.

Mazlum Abdi ne demişti?

Geçtiğimiz haftalarda açıklamalarda bulunan Mazlum Abdi, Kobani’de ‘silahlardan arındırılmış bölge’ kurulması yönünde öneri sunmaya hazır olduklarını bildirmişti. Sosyal medya platformu X’te bir açıklama yapan Abdi, bu girişimin amacının Türkiye’nin güvenlik endişelerini gidermek ve bölgenin istikrarını sağlamaya devam etmek olduğunu dile getirmişti.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

ABD’de Bir Aracın Kalabalığa Dalması Sonucu En Az 10 Kişi Öldü

ABD’nin New Orleans kentinde bir adamın yeni yıl kutlamaları sırasında kamyonetini kalabalığın içine sürmesi ve ardından ateş açması sonucu en az 10 kişinin öldüğü, 30’dan fazla kişinin de yaralandığı bildirildi.

Haber Merkezi / New Orleans resmi afet hazırlık kurumu “NOLA Ready” de açıklamasında, yaralıların kent geneli 5 hastaneye kaldırıldığını aktararak, olay yerine yaklaşılmaması uyarısı yaptı. Hastanelerde tedavi gören yaralılardan 3’ünün durumunun ağır olduğu kaydedildi.

New Orleans Belediye Başkanı Latoya Cantrell olayı “terörist” saldırı olarak nitelendirdi ancak Federal Soruşturma Bürosu (FBI) daha sonra olayın “terör saldırısı olmadığını” belirtti ve yetkililerin olay yerinde bulunan olası patlayıcı cihazı araştırdığını ekledi.

Olayın, ülkenin dört bir yanından sporseverlerin bir araya geldiği yıllık “Sugar Bowl” üniversite futbolu maçından birkaç saat önce meydana gelmesi dikkati çekti. Maçta “Georgia Bulldog” ile “Notre Dame Fighting Irish” takımları karşı karşıya gelmeye hazırlanıyor. Olay mahallinde, dün öğleden sonra “Sugar Bowl Yeni Yıl geçit töreni” düzenlenmişti.

ABD Başkanı Joe Biden, saldırı sonrası yaptığı açıklamada, “sabah erken saatlerden itibaren federal kolluk kuvvetleri liderliği ve İç Güvenlik Bakanı Ali Mayorkas, Başsavcı Yardımcısı Lisa Monaco, Beyaz Saray İç Güvenlik Danışmanı Liz Sherwood-Randall ve New Orleans Belediye Başkanı dahil iç güvenlik ekibi tarafından gece meydana gelen korkunç olayla ilgili olarak sürekli bilgilendirildiğini” kaydetti. Biden, “FBI soruşturmaya öncülük ediyor ve bu olayı bir terör eylemi olarak soruşturuyor” dedi.

“Yerel kolluk kuvvetlerinin daha büyük ölüm ve yaralanmaları önleyen cesur ve hızlı müdahalesi için minnettarım” diyen Biden, ekibine, “federal, eyalet ve yerel kolluk kuvvetlerinin olayın en kısa sürede aydınlatılması ve herhangi bir tehdidin kalmadığından emin olunması amacıyla titizlikle çalışması için her türlü kaynağın hazır bulundurulması talimatını verdiğini” belirtti.

Gün boyunca güncellemeleri almaya devam edeceğini söyleyen Biden, “Şiddetin hiçbir türünün haklı bir gerekçesi yoktur ve ulusumuzun hiçbir topluluğuna yönelik herhangi bir saldırıya müsamaha göstermeyeceğiz” dedi.

Polis Şefi Anne Kirkpatrick televizyonda yayınlanan basın toplantısında bir sürücünün saat 03.15 sularında kasıtlı olarak aracını kalabalığın içine sürdüğünü söyledi. Kirkpatrick, “Bu kişi ezebildiği kadar çok insanı ezmeye çalışıyordu. Yaptığı katliamı ve hasarı yaratmaya kararlıydı” dedi.

Sürücünün polise ateş açtığını ve iki polis memuruna da çarptığını söyleyen Kirkpatrick, polis memurlarının durumunun stabil olduğunu kaydetti. Olay sırasında 300’den fazla polis memurunun görevde olduğu belirtildi.

ABD’nin seçilmiş başkanı Donald Trump, ABD’nin Louisana eyaletindeki New Orleans şehrinde düzenlenen saldırının “ülke dışından gelen bir suçlu” tarafından gerçekleştirildiğini ima etti. Trump, “Truth Social” sosyal medya hesabından olaya ilişkin bir mesaj paylaştı.

“Ben ülke dışından gelen suçluların, ülkemizdeki suçlulardan çok daha kötü olduğunu söylediğimde buna Demokratlar ve yalan haber üreten basın karşı çıktı ama gerçek olduğu açık.” ifadesini kullanan Trump, ABD’deki suç oranlarının daha önce görülmemiş düzeylere ulaştığını kaydetti.

Trump, kurbanların yakınlarına taziye dileklerini ileterek New Orleans Polis Departmanına teşekkürlerini iletti. Olayı “tam anlamıyla bir kötülük eylemi” olarak tanımlayan Trump, kendi yönetiminin gerekli desteği vermeye hazır olduğunu belirtti.

New Orleans, geçmişte de geçit törenlerinde ve karnavallarda silahlı saldırılara ve kalabalığın içine sürülen araçlara tanık olmuştu.

Yerel medya, Kasım 2024’te New Orleans’ta binlerce kişinin katıldığı bir geçit töreni güzergahında düzenlenen iki ayrı silahlı saldırıda iki kişinin öldüğünü ve 10 kişinin de yaralandığını bildirmişti. Şubat 2017’de de polisin aşırı alkollü olduğunu söylediği bir adamın kullandığı kamyonet New Orleans’taki Mardi Gras geçit törenini izleyen kalabalığın arasına girmiş ve 20’den fazla kişi yaralanmıştı.

Paylaşın