ABD: Washington’un İsteği Türkiye’nin Rusya’yla Ticaretinin Azalması

Rusya – Ukrayna savaşı sırasında hem Moskova hem de Kiev ile iyi ilişkilerini sürdürmeye çalışan Ankara prensip olarak yaptırımlara karşı çıksa da yaptırımların Türkiye’de delinemeyeceğini ve gönderilen hiçbir ürünün Rusya ordusu tarafından kullanılamayacağını bildirmişti.

Aralarında ABD Maliye Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo’nun da bulunduğu çok sayıda üst düzey Amerikalı yetkili Ukrayna işgalinden bu yana Türkiye’ye giderek, iş dünyası ve bankalara, ABD’nin Rusya’ya yaptırımlarını uygulamaları yönünde uyarılarda bulunmuştu.

ABD Dışişleri Bakanlığı Yaptırımlar Koordinasyon Ofisi Başkanı James O’Brien, G7 ülkelerinin baskısı üzerine, Türkiye’nin yaptırım uygulanan Batı mallarının Rusya’ya geçişini durdurmayı kabul ettiğini söyledi. O’Brien, Washington’un Ankara’nın Moskova ile ticaret verilerini, düşüş beklentisiyle takip edeceğini vurguladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi James O’Brien, Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada Türk yetkililerin, yaptırım uygulanan malların Rusya’ya yeniden ihracatına yasak getirdiklerini çeşitli hükümet ve kurumlarla “çok açık” bir şekilde paylaştıklarını söyledi.

Ancak O’Brien, Washington’un bu değişimin etkisini henüz görmediğini söyledi.

“Bunu görmemiz biraz zaman alacak. Mart ve Nisan aylarındaki ticaret verilerini göreceğiz ve bu ticaretin dramatik bir şekilde düştüğünü görmeyi bekleyeceğiz” diyen Amerikalı yetkili, tek önemsediğinin bu rakamlar olduğunu kaydetti.

ABD ve müttefikleri, Ukrayna’yı işgalinin ardından Rusya’ya kapsamlı yaptırımlar uyguladı. Ancak Karadeniz komşusu Türkiye ve Hong Kong dahil diğer ticaret merkezlerinden Rusya’ya tedarik kanalları açık kaldı.

İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği’nin geçen ay yaptığı açıklamaya göre, Türk hükümeti şirketlere yasaklı yabancı malların bir listesini gönderdi ve 1 Mart’tan itibaren bu malların Rusya’ya aktarılmaması talimatı verdi.

Bu politika, Washington ve diğer zengin G7 bloğu ülkelerinin, Rusya’nın savaş alanında yeniden değerlendirebileceği ürünlerin satışını kısıtlamaları için, üçüncü ülkeleri ikna çabalarını izledi.

NATO üyesi Türkiye, savaş sırasında hem Moskova hem de Kiev ile iyi ilişkilerini sürdürmeye çalıştı.

Ankara prensip olarak yaptırımlara karşı çıksa da yaptırımların Türkiye’de delinemeyeceğini ve gönderilen hiçbir ürünün Rusya ordusu tarafından kullanılamayacağını bildirmişti.

Aralarında ABD Maliye Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo’nun da bulunduğu çok sayıda üst düzey Amerikalı yetkili Ukrayna işgalinden bu yana Türkiye’ye giderek, iş dünyası ve bankalara, ABD’nin Rusya’ya yaptırımlarını uygulamaları yönünde uyarılarda bulundu.

ABD Maliye Bakanlığı’nın Terörizm ve Mali İstihbarat Müsteşarı Brian Nelson Şubat ayı başlarında Türkiye’de temaslarda bulunmuştu.

Hükümet yetkilileri ve bankacılık sektörü temsilcileriyle biraraya gelen Nelson, yaptırım listesindeki Rus kurumlarla iş yapmaları halinde Türk şirketlerinin ve bankalarının yaptırım riskiyle karşı karşıya kalabilecekleri uyarısı yapmıştı.

Amerikalı yetkili Türk şirketleri ve bankalarının, Rus askeri endüstriyel kompleks tarafından kullanılabilecek çift kullanımlı teknoloji transferine ilişkin işlemlerden kaçınmak amacıyla daha fazla önlem almaları gerektiğini vurgulamıştı.

Kazakistan ve BAE’den de beklentiler aynı

ABD Dışişleri Bakanlığı Yaptırımlar Koordinasyon Ofisi Başkanı James O’Brien, Kazakistan’ın da yaptırımları ihlal edebilecek ticareti inceleme ve tespit etme politikası açıkladığını söyledi ve Washington’un bu konuda gelişmeler görmeyi beklediğinin altını çizdi.

O’Brien, Birleşik Arap Emirlikleri’nin de Rusya ile ticaretini gözden geçireceğini ancak harekete geçme taahhüdünde bulunmadığını söyledi. Washington daha önce Birleşik Arap Emirlikleri’nde “yaptırımlara uyumun zayıf olduğunu” açıklamıştı.

“Rusya bu malları silah yapmak için kullanıyor. Bu mesele G7 için çok yüksek bir öncelik’’ diyen O’Brien, ürünlerin nihai olarak Rus ordusuna gidecek olması nedeniyle, BAE’deki işlemlerle bağlantılı olan herkesin yaptırımları ihlal ediyor olabileceğini de belirtti.

Amerikalı yetkili, “Yani bu ticareti desteklemeye devam ediyorlarsa, işlerinin geleceğiyle kumar oynuyorlar” ifadesini kullandı.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

James Webb, Buz Devinin Çarpıcı Görüntüsünü Yakaladı

Şimdiye kadar uzaya gönderilmiş en güçlü teleskop olan ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA’nın James Webb Uzay Teleskobu (JWST), Uranüs ve gezegenin halkalarının çarpıcı görüntüsünü yakaladı.

Haber Merkezi / NASA tarafından paylaşılan görselde gezegenin halkaları ve parlak özellikleri net bir şekilde görülebiliyor. Uranüs, kimyasal yapısı nedeniyle buz devi olarak anılmaktadır.

Çoğunlukla hidrojen ve helyumdan oluşan Satürn’ün yoğun bir atmosferi vardır ve Jüpiter gibi bir gaz devidir.

Satürn, aralarında boşluklar olan 7 halkaya sahiptir. Gezegenin halkaları, büyük ve güçlü yerçekimi tarafından parçalanmış olan asteroid, kuyruklu yıldız ve aylardan oluşmaktadır.

Satürn’de 1 gün, 10.7 saat sürer ve 1 Satürn yılı, 29 Dünya yılına eşittir. Satürn dünya ile kıyaslandığında, günler daha kısa yıllar ise daha uzun sürmektedir.

Toplamda 82 adet uyduya sahip olan Satürn’ün, 53 uydusu onaylanmışken 29 uydusu onaylanmayı ve isimlendirilmeyi beklemektedir.

Satürn güneşten yaklaşık 1.4 milyar kilometre kadar uzaktadır ve gezegenin rengi kahverengidir.

Satürn teleskop olmadan da görülebildiği için antik zamanlardan beri bilinir. Gelişen teknoloji ile birlikte zaman içinde 4 robotik uzay aracı Satürn’ü ziyaret etmiştir. Bunlar; Pioneer 11, Cassini, Voyager 1 ve 2 uzay araçlarıdır.

Teleskobun kızılötesi gözleri evrenin derinliklerine bakıyor

25 Aralık 2021’de ESA’nın Ariane 5 adlı kargo roketiyle fırlatılan teleskobun kaydettiği görüntüler, yıldızların ve galaksilerin evriminin daha iyi anlaşılmasını sağlayacak.

Gözlem aracının MIRI ve diğer kızılötesi kameraları, bir zaman makinesi görevi görüyor.

Güçlü teleskopları kullanarak çok uzaktaki gök cisimlerini inceleyen bilim insanları, ilgili gök cisminden gelen ışığın Dünya’ya ulaşma süresi uzadığı için “zamanda geriye bakma” imkanı yakalıyor.

James Webb Uzay Teleskobu ise 13,5 milyar yıl öncesini, yani evrenin yeni oluştuğu zamanı gözlemleyebilecek kadar güçlü bir cihaz.

Evrendeki en eski galaksiler, Büyük Patlama’ya o kadar yakın bir dönemde oluştu ki bunların ışığı Dünya yörüngesine ulaştığında son derece soluk oluyor.

Bu ışık evrende ilerlerken genişleyip dağılarak spektrumun kızılötesi ucuna doğru kayıyor. Gözlemlenebilmesi içinse son derece güçlü bir teleskop gerekiyor.

Hubble şimdiye dek geçmişe dair birçok gizemi aydınlatmayı başardı. Ancak gücü bu türden gözlemlere yetmiyordu. Ayrıca Hubble çoğunlukla ultraviyole ve görünür ışıkta gözlem yapmıştı.

Öte yandan James Webb Uzay Teleskobu, kızılötesinde rahatça gözlem yapabilmek için gereken tüm kriterleri karşılıyor.

Paylaşın

ABD’den Ukrayna’ya 2,6 Milyar Dolarlık Yeni Silah Yardımı

ABD’nin Ukrayna’ya 2,6 milyar dolarlık askeri yardım yapacağı açıklandı. ABD, Rusya işgalinin başladığı 24 Şubat 2022’den beri Ukrayna’ya 35,2 milyar dolardan fazla güvenlik yardımı sözü verdi.

Almanya ve Portekiz tarafından söz verilen Leopard 2 muharebe tankları da geçen ay Ukrayna’ya ulaştı. Salı günü açıklanan pakette 61 adet ağır yakıt tankeri ve bozuk tanklar gibi ağır ekipmanları taşımaya yardımcı olacak kurtarma araçları yer alıyor.

Silah yardımı paketi, Başkan Joe Biden yönetiminin ABD silah stokları yerine sektörden silah satın almasını mümkün kılan Ukrayna Güvenlik Yardımı Girişimi (USAI) fonundan sağlanan 2,1 milyar dolardan oluşuyor.

Rusya, Ukrayna’da bahar taarruzuna hazırlanırken Pentagon’dan yapılan açıklamada ABD’nin Kiev’e üç hava gözetleme radarı, tanksavar roketler ve yakıt kamyonlarını içeren 2,6 milyar dolarlık askeri yardım yapacağı belirtildi.

ABD’nin NATO Daimi Temsilcisi Büyükelçi Julianne Smith dün yaptığı açıklamada, Ukraynalılar’ın gelecek haftalarda kendi bahar harekatını başlatmasını beklediklerini söyledi.

ABD’nin bugün açıkladığı silah yardımı paketi, Başkan Joe Biden yönetiminin ABD silah stokları yerine sektörden silah satın almasını mümkün kılan Ukrayna Güvenlik Yardımı Girişimi (USAI) fonundan sağlanan 2,1 milyar dolardan oluşuyor.

USAI paketi, eğitim ve bakım masraflarının yanısıra ABD ve müttefiklerinin Kiev’e verdiği NASAMS hava savunması için ek mühimmat, hassas hava mühimmatı, Sovyet dönemi GRAD roketleri, tanksavar roketleri, zırhlı köprü sistemleri ve 105 yakıt römorkunu içeriyor.

Kalan 500 milyon dolarsa, başkanın acil durumda Kongre onayı gerektirmeden ABD’nin mevcut stoklarından teçhizat alımına izin veren özel yetkisi üzerinden sağlandı.

Yardım paketinin bu kısmına Patriot hava savunma sistemleri, tank mühimmatları ve Yüksek Hareketli Topçu Roket Sistemleri (HIMARS) için mühimmatın da aralarında olduğu yarım düzine mühimmat türü dahil.

Paylaşın

Donald Trump, Suçlamaları Reddetti, Serbest Bırakıldı

Eski ABD Başkanı Donald Trump, “bir porno yıldızına, kendisiyle ilişkisini saklaması için sus payı ödeyerek, gerçekleri örtbas etmek suçlamasıyla” çıkarıldığı mahkemede kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti ve serbest bırakıldı.

Yaklaşık iki saat süren duruşmada Trump’a yönelik suçlamalardan en az birinin “ağır suç” kapsamına girdiği, diğerlerinin de “sus payı ödemesi” ve bununla ilgili seçim kampanyası ile iş yeri kayıtlarında yapılan sahtekarlıkla ilgili olduğu bildirildi.

Trump, 18 Mart’ta Manhattan Bölge Savcısı’nca, porno filmyıldızı Stormy Daniels’e 2016 Başkanlık seçimleri sırasında kendisiyle olduğuy iddia dilen ilişkisini saklaması için “sus payı” ödemesi suçlamalarıyla yürütülen soruşturma sonucunda büyük jüri tarafından hakkında iddianame düzenlenmişti.

ABD tarihinde ceza mahkemesi önüne çıkarılan ilk başkan olan Trump, Pazartesi günü Florida’daki evinden yola çıkmadan kısa bir süre önce sahibi olduğu Truth Social isimli platformda kendisine yönelik suçlamaları “cadı avı” olarak nitelendirmişti.

2024 başkanlık seçimlerinde adaylığını açıklayan Trump’ın kampanya ekibinden bu sabah kampanya bağışına ilişkin gönderilen bie e-mailde Trump, “Bugün iktidardaki siyasi bir partinin hiçbir suç işlemediği için önde gelen rakibini tutukladığı gündür” ifadesini kullandı.

New York Yüksek Mahkemesi yargıcı Juan Merchan, beş fotoğrafçının ise duruşma başlamadan önce birkaç dakika boyunca fotoğraf çekmek üzere içeri alınmasına karar verdi.

Manhattan adliyesindeki çoğu duruşma gibi, Trump’ın duruşması da kamuya açık bir duruşma; ancak haber kameralarının mahkeme salonunun içinden yayın yapmasına genellikle izin verilmiyor.

76 yaşındaki Trump 2017-2021 yılları arasında başkanlık yaptı. Kasım ayında Trump 2024’teki başkanlık seçimi için adaylık kampanyasını açıkladı.

Manhattan Bölge Savcısı Bragg tarafından yürütülen soruşturmada Trump hakkında resmi suçlama yapılabileceği söylentisi geçen Perşembe günü ortaya çıkmıştı. Trump masum olduğunu söylemiş, hem kendisi hem de yandaşları suçlamaların siyasi olduğunu öne sürmüştü.

New York’taki dava Cumhuriyetçi eski başkanın yeniden seçim yarışına hazırlandığı sırada yüz yüze kaldığı çeşitli davalardan biri. Georgia’da bir savcı Trump’ın yenilgiye uğradığı eyalette 2020 seçim sonuçlarını tersine çevirme çabasına dair iddiaları soruşturuyor.

ABD Adalet Bakanlığı ise hem Trump’ın 2020 seçimlerindeki eylemlerini hem de 2021’de Beyaz Saray’dan ayrılırken gizli belgeleri saklamasını soruşturuyor.

Paylaşın

ABD’yi Hortum Ve Fırtına Vurdu: En Az 30 Ölü

Son birkaç gündür Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) orta ve güney eyaletlerinde etkili olan hortum ve şiddetli fırtınalar nedeniyle en az 30 kişi hayatını kaybetti. Amerikan medyasına göre 60’tan fazla hortum tespit edildi.

Hortumlar birçok evin yıkılmasına, binlerce yapının da elektriksiz kalmasına neden olurken, uzmanlar, fırtınaların neden olduğu hasarın boyutlarını anlayabilmenin günler alabileceğini belirtti.

WREG haber kanalının aktardığı bilgilere göre, Cuma günü başlayan fırtınadan en çok etkilenen eyalet olan Tennessee’de 9 kişi hayatını kaybetti. Arkansas, Alabama, Indiana ve Illınois’te de onlarca kişi hayatını kaybetti.

Ülkede etkili olan fırtına nedeniyle, ağaçlar yıkıldı, arabalar takla attı, evler çöktü. Geçen hafta 25 kişinin hortumdan dolayı hayatını kaybettiği eyalet Mississippi’de, yine hortum uyarıları yapıldı.

Arkansas Valisi Sarah Huckabee Sanders eyalette olağanüstü durum ilan etti. Vali Sanders Başkan Biden’la durumu konuştuğunu ve Biden’ın federal yardım sözü verdiğini kaydetti.

Fırtına ve hortum dolayısıyla oluşan maddi zararın büyüklüğüne de dikkat çekilirken, şiddetli fırtınanın enerji nakil hatlarına verdiği hasar nedeniyle 610 binin üzerinde hanenin elektriksiz kaldığı açıklandı.

Geçtiğimiz hafta da Mississippi eyaletinde hortumlar nedeniyle 26 kişi yaşamını yitirmişti. Fırtına Tahmin Merkezi bazı hortumların uzun mesafeler kat edebileği uyarısında bulundu.

Mississippi’de geçen haftaki hortumun bir saat süresince 94 km mesafe kat ettiğine dikkat çekiliyor. Başkan Biden, eyaleti Cuma günü ziyaret etmişti.

Yetkililer, Tennessee’de Salı günü Cuma günkü şiddetli hava koşullarının yeniden görülebileceği konusunda uyarı yaptı.

ABD’nin özellikle orta ve doğu kesimlerinde hortum vakaları çok sık görülüyor. 2021 yılı Aralık ayında hortumlar nedeniyle Kentucky eyaletinde 80 kişi hayatını kaybetmişti.

Paylaşın

Çin’den Tayvan’a Gözdağı

Tayvan’ın kendi topraklarının parçası olduğunu savunan Çin ile Tayvan arasında gerilim yükseliyor. Son olarak, dokuz Çin uçağının muharebeye hazırlık devriye görevi için Tayvan Boğazı’nda Çin ve Tayvan’ı birbirinden ayıran gayriresmi orta sınırı geçtiği bildirildi.

Çin, Soğuk Savaş’ın en şiddetli dönemlerinin yaşandığı 1954’te Amerikalı bir general tarafından hazırlanan Tayvan Boğazı orta sınırını resmi olarak kabul etmedi. Ancak Çin ordusu kısa zamana kadar Çin ve Tayvan’ı ayıran bu gayriresmi deniz sınırını ihlal edici hamlelerde bulunmamıştı.

Çin yönetimi, Tayvan lideri Tsai Ing-wen’in ABD’de Temsilciler Meclisi Başkanı Kevin McCarthy’le görüşmesi halinde bunu provokasyon olarak nitelendirip karşılık vereceklerini duyurmuştu.

Çin, Amerika’nın Tayvan’a verdiği desteği arttırdığını kabul ediyor ve bundan ötürü öfke duyuyor.

Tsai Ing-wen, Orta Amerika ziyaretine başlamadan önce Çarşamba günü ABD’de mola vermişti.

Tayvan Cumhurbaşkanı’nın Taipei’ye dönmeden önce önümüzdeki hafta Los Angeles’ta vereceği mola sırasında ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Kevin McCarthy’yle görüşmesi bekleniyor. Çin, bu görüşmenin gerçekleşmesi halinde buna misilleme yapacağını kaydetmiş ancak ayrıntı vermemişti.

Tayvan Savunma Bakanlığı, dokuz Çin uçağının Tayvan Boğazı’ndaki gayriresmi orta sınırın kuzey, orta ve güney noktalarını aştığını kaydetti.

Bakanlık, Tayvan silahlı kuvvetlerinin, “anlaşmazlıkları tırmandırmama ya da anlaşmazlığa yol açmama” ilkesi çerçevesinde durumu gözlemlemek için kendi uçak ve gemilerini kullandığını bildirdi.

Tayvan Savunma Bakanlığı açıklamasında, “Komünist ordunun kuvvetlerini harekete geçirmesi Tayvan Boğazı’nda kasti gerginliğe yol açtı. Bu durum barış ve istikrara zarar vermekle kalmadı, bölgesel güvenlik ve ekonomik kalkınmayı da olumsuz etkiledi” dedi. Bakanlık “bu gibi mantıksız eylemleri” kınadığını kaydetti.

Çin’den konuya ilişkin açıklama gelmedi.

Tayvan Cumhurbaşkanı Tsai, 2019 yılından beri Amerikan topraklarında verdiği bu ilk molada dün New York’taki düşünce kuruluşu Hudson Enstitüsü’nde yaptığı konuşmada, tırmanan gerginliklerin sorumlusunun Çin olduğunu belirtti.

Tsai, “Çin kasten gerginlikleri tırmandırıyor ancak Tayvan buna her defasında itidalle karşılık veriyor. Tüm dünya sorumluluk sahibi tarafın Tayvan olduğunu görebilir” dedi.

Güvenlikten sorumlu üst düzey Tayvanlı bir yetkili, Reuters haber ajansına, Çin uçağının, Tayvan Boğazı’ndaki orta sınırı “hafif” geçtiğini, Çin gemilerinin olağandışı seyirde bulunmadığını söyledi.

Çin, Temsilciler Meclisi’nin eski Başkanı Nancy Pelosi’nin geçen Ağustos’ta Taipei’ye ziyareti sonrasında Tayvan civarında savaş oyunları sahnelemiş ve o dönemden bu yana daha düşük seviyede askeri faaliyetlerine devam etmişti.

Tayvanlı yetkili, yabancı siyasi liderlere ve iş adamlarına karşı hoş görünme çabasına giren Çin’in benzer büyük çaplı askeri tatbikatları yineleme olasılığının düşük olduğunu, askeri gerginlikleri tırmandırmanın tüm dünyaya “çelişkili mesajlar” vermek anlamına geleceğini söyledi.

Kaynak, “Ancak Çin’in olası mantıksız davranışlarına karşı tüm hazırlıklarımızı yaptık. Uluslararası toplum Tayvan’a ilgi gösterdikçe Çin’in rahatsızlığı artıyor” şeklinde konuştu.

Bugün Taipei’de gazetecilere konuşan Tayvan Başbakanı Chen Chien-jen, Tayvan’ın dünyaya açılma hakkı olan “demokratik bir ülke” olduğunun altını çizdi.

Chen Chien-jen, Pekin’in misilleme tehdidine ilişkin bir soruya, “Umarım Çin kışkırtıcı olma bahanesi aramaz. Çin’in otoriter yayılma girişimi gereksiz sorunlara yol açar. İşte görüyorsunuz bugün burada yine aynı çağrıyı yapıyor ve Çin’in kışkırtıcı eylemlerini azaltmasını söylüyoruz” dedi.

Çin – Tayvan gerginliği

II. Dünya Savaşı sonrasında Çin’de Milliyetçi Parti ve Komünist Parti arasındaki iç savaş Komünist Parti’nin zaferiyle sonuçlanmıştı. Mağlubiyetin ardından Milliyetçi Parti liderleri Tayvan’a sığınmıştı.

Soğuk Savaş nedeniyle Batı’yla ilişkilerini koparan Çin’i 1970’lerin başına kadar Birleşmiş Milletler’de (BM) Tayvan ya da resmi adıyla Çin Cumhuriyeti temsil ediyordu.

BM’nin 1971’de aldığı Çin Halk Cumhuriyeti’ni tanıma kararı gerginliği yeni bir boyuta taşımıştı. Kararın ardından Tayvan, BM’den çıkarılmıştı.

Pekin yönetimi, “tek Çin” ilkesini benimseyerek Tayvan’ın kendi topraklarının parçası olduğunu savunuyor. Buna göre Çin, boğaz ve çevresindeki askeri varlığının yanı sıra Tayvan’ın ülkelerle diplomatik ilişkiler kurmasına, BM’de ve diğer uluslararası kuruluşlarda temsil edilmesine karşı çıkıyor.

Tayvan ise o günden bu yana bağımsızlık arayışını farklı biçimlerde sürdürüyor.

Paylaşın

ABD’nin Hava Harekatında İran Destekli Sekiz Militan Öldü

ABD’nin Suriye’de İran destekli grupların saldırısına karşılık olarak düzenlediği hava harekatında sekiz militanın öldürüldüğü belirtiliyor. Pentagon sözcüsü ölen militanların İranlı olmadıklarını ancak İran Devrim Muhafızları ile bağlantılı olduklarını değerlendirdiklerini söyledi.

Sözcü, geçtiğimiz hafta İran Devrim Muhafızlarının İHA ve roket saldırılarında yaralanan altı ABD askerinde travmatik beyin yaralanması (TBI) teşhisi konduğunu söyledi.

ABD Başkanı Joe Biden İran’la savaş istemediklerini söylemiş; ancak Amerikalılar’ı korumak için güçlü ve kararlı bir şekilde adım atacakları uyarısında bulunmuştu.

2020 yılında Irak’taki bir üsse İran tarafından düzenlenen füze saldırısının ardından 100’den fazla ABD askerine beyin travması teşhisi konulmuştu.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Savunma Bakanlığı Pentagon’dan Perşembe günü yapılan açıklamada, geçtiğimiz hafta Suriye’de konuşlu İran destekli savaşçıları hedef alan hava saldırılarında sekiz militanın öldürüldüğünü bildirdi.

Pentagon Basın Sekreteri Tuğgeneral Pat Ryder Perşembe günü basın brifinginde, öldürülen savaşçıların İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) ile ilişkili olduğunu, ancak İranlı olmadıklarını söyledi.

Ryder, geçtiğimiz hafta İran Devrim Muhafızlarının İHA ve roket saldırılarında yaralanan altı ABD askerinde travmatik beyin yaralanması (TBI) teşhisi konduğunu söyledi.

Geçen hafta Perşembe günü, bir ABD üssünde bir Amerikalı müteahhitidi öldüren ve ayrıca altı Amerikalı’nın yaralanmasına yol açan ilk insansız hava aracı saldırısının ardından İran destekli milisler ve ABD güçleri arasında bir dizi karşılıklı çatışma meydana geldi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) daha sonra 24 Mart ve 25 Mart akşamı Suriye’deki ABD ve Koalisyon güçlerini hedef alan üç saldırı daha olduğunu söyledi. Suriye’deki ana savaş izleme grubu, ABD saldırılarının en az 19 savaşçıyı öldürdüğünü söyledi.

Wall Street Journal, Başkan Joe Biden’ın ABD ordusuna, Cuma günü geç saatlerde İran destekli milislere yönelik ikinci saldırı dalgasını durdurma emri verdiğini yazmıştı.

Bu konuda sorulan bir soruya Ryder, ABD’nin misillemesini savunarak karşılık verdi:

“Harekete geçtik, iki Devrim Muhafızları-Kudüs Gücü hedefini vurduk[…]ve bu orantılı bir eylemdi ve ABD kuvvetlerine yönelik saldırıların cezasız kalmayacağına dair mesajımızı ileten kasıtlı bir eylemdi.” dedi. “Güçlerimizin korunmasını sağlamak için kendi seçtiğimiz zamanda ve yerde uygun önlemleri almaya devam edeceğiz.”

Paylaşın

ABD’de İki Askeri Helikopter Havada Çarpıştı: Çok Sayıda Ölü

Amerika Birleşik Devletleri’nin Kentucky eyaletinde, Black Hawk tipi iki helikopter rutin eğitim uçuşu sırasında havada çarpışarak düştü. Kazada çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

Reuters haber ajansı, helikopterde bulunanların sayısı hakkında bilgi verilmediğini bildirdi.

Kara Şahin tipi helikopterlerin modifiye edilmiş hali olan HH-60’lar havadan saldırı operasyonları, tıbbi tahliye gibi farklı amaçlarda kullanılabiliyor.

Kentucky Valisi Andy Beshear sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Fort Campbell’dan gelen ilk haberlere göre bir helikopter kazası meydana geldi ve hayatını kaybedenler olduğu tahmin ediliyor” dedi ve yerel yetkililer ile acil servislerin kazaya müdahale ettiğini sözlerine ekledi.

ABD’nin Fort Campbell üssünün halkla ilişkiler ofisinden yapılan açıklamada ise, 101’inci hava tümeni tarafından kullanılan iki adet HH-60 Black Hawk tipi helikopterin Kentucky’nin Trigg County bölgesinde dün gece saatlerinde düştüğü kaydedildi.

“Komutanlık şu anda ordu mensupları ve aileleriyle ilgilenmeye odaklanmış durumda” denilen açıklamada, kazanın nedeninin araştırıldığı belirtildi.

Ordu sözcüsü Nondice Thurman, Kara Şahin HH-60 tipi helikopterlerin düşme nedeninin araştırıldığını belirtirken helikopterlerde kaç kişi olduğu ve durumları hakkında bilgi vermedi.

Thurman helikopterlerin Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı tek hava saldırı bölüğü olan 101’inci hava bölüğüne ait olduğunu ve Fort Campbell askeri üssünden havalandıklarını belirtti.

Geçmişte bu üsten havalanan askerler dünyanın her tarafındaki çatışma bölgelerinde görev yaptı.

Paylaşın

Çin’den ABD’ye ‘Tayvan’ Tehdidi: Karşılık Veririz

Pekin ile Washington arasında Tayvan gerilimi yükseliyor. Son olarak, Çin yönetimi, Tayvan lideri Tsai Ing-wen’in ABD’de Temsilciler Meclisi Başkanı Kevin McCarthy’le görüşmesi halinde bunu provokasyon olarak nitelendirip karşılık vereceklerini duyurdu.

Tayvan lideri Tsai Ing-wen ise Pekin yönetiminden korkmadıklarını belirterek, “Tayvan’ın dünyaya açılma kararlılığı daha da güçlenecek. Biz sakin, kendinden emin, boyun eğmeyen ve kışkırtıcı davranmayan bir ülkeyiz. Uluslararası toplum Tayvan’a ihtiyaç duyduğunda, Tayvan katkı sağlayacaktır. Tayvan zorluklarla karşılaştığındaysa müttefikleri Tayvan’ı destekleyecektir” dedi.

Washington ise Tsai’nin Belize ve Guatemala’ya düzenleyeceği ziyaretlerde ABD’ye de uğramasının normal olduğunu savunarak, Pekin yönetiminin bunu saldırgan bir tavır sergilemek için bahane olarak kullanmaması gerektiğini bildirmişti.

Çin’in Tayvan İlişkileri Ofisi Sözcüsü Zhu Fenglian, bugün yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: Tsai, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı McCarthy’yle temasa geçerse, bu tek Çin ilkesini ciddi şekilde ihlal eden, Çin’in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne zarar veren ve Tayvan Boğazı’nda barışla istikrarı yok eden bir başka provokasyon olacaktır. Buna tamamen karşı çıkıyoruz ve mücadele etmek için kesinlikle önlemler alacağız.

Tsai, bugün başlattığı 10 günlük ziyaret programı kapsamında Belize ve Guatemala’yı ziyaret edecek. Yola çıkmadan önce yaptığı açıklamada Tayvan lideri, Pekin yönetiminden korkmadıklarını belirterek şunları söyledi:

Tayvan’ın dünyaya açılma kararlılığı daha da güçlenecek. Biz sakin, kendinden emin, boyun eğmeyen ve kışkırtıcı davranmayan bir ülkeyiz. Uluslararası toplum Tayvan’a ihtiyaç duyduğunda, Tayvan katkı sağlayacaktır. Tayvan zorluklarla karşılaştığındaysa müttefikleri Tayvan’ı destekleyecektir.

Tayvan liderinin ziyaretlerinde New York’ta ve Kaliforniya eyaletindeki Los Angeles’ta temaslarda bulunması da bekleniyor. Öte yandan Tsai’nin Cumhuriyetçi McCarthy’le görüşeceği henüz resmi kaynaklar tarafından doğrulanmadı.

Washington ise Tsai’nin Belize ve Guatemala’ya düzenleyeceği ziyaretlerde ABD’ye de uğramasının normal olduğunu savunarak, Pekin yönetiminin bunu saldırgan bir tavır sergilemek için bahane olarak kullanmaması gerektiğini bildirmişti.

Eski Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin ağustosta Tayvan’ı ziyaret etmesi Pekin’den büyük tepki toplamış, Çin Halk Kurtuluş Ordusu adanın etrafını sararak büyük askeri tatbikatlar düzenlemişti.

Kimliğini paylaşmayan bir ABD’li üst düzey yetkili de Birleşik Krallık’ın önde gelen gazetelerinden Guardian’a açıklamasında, Washington’ın McCarthy-Tsai görüşmesiyle tansiyonun artmasını istemediğini belirtti.

Çin – Tayvan gerginliği

II. Dünya Savaşı sonrasında Çin’de Milliyetçi Parti ve Komünist Parti arasındaki iç savaş Komünist Parti’nin zaferiyle sonuçlanmıştı. Mağlubiyetin ardından Milliyetçi Parti liderleri Tayvan’a sığınmıştı.

Soğuk Savaş nedeniyle Batı’yla ilişkilerini koparan Çin’i 1970’lerin başına kadar Birleşmiş Milletler’de (BM) Tayvan ya da resmi adıyla Çin Cumhuriyeti temsil ediyordu.

BM’nin 1971’de aldığı Çin Halk Cumhuriyeti’ni tanıma kararı gerginliği yeni bir boyuta taşımıştı. Kararın ardından Tayvan, BM’den çıkarılmıştı.

Pekin yönetimi, “tek Çin” ilkesini benimseyerek Tayvan’ın kendi topraklarının parçası olduğunu savunuyor. Buna göre Çin, boğaz ve çevresindeki askeri varlığının yanı sıra Tayvan’ın ülkelerle diplomatik ilişkiler kurmasına, BM’de ve diğer uluslararası kuruluşlarda temsil edilmesine karşı çıkıyor.

Tayvan ise o günden bu yana bağımsızlık arayışını farklı biçimlerde sürdürüyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Türkiye, Demokrasi Zirvesi’ne Neden Davet Edilmedi? Beyaz Saray’dan Açıklama

NATO üyeleri Türkiye ve Macaristan’ın Demokrasi Zirvesi’ne neden davet edilmediği ile ilgili soruyu yanıtlayan Beyaz Saray sözcülerinden John Kirby, davetli listesi ile ilgili kararların, ülkelerin demokratik kurumları, insan haklarını, hukukun üstünlüğünü ve medya özgürlüğünü destekleme iradesine göre alındığını söyledi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, günlük basın toplantısında resmen yarın başlayacak olan Demokrasi Zirvesi ile ilgili bilgi verdi.

John Kirby, ‘’Zirve ABD ve NATO’nun, özellikle Ukrayna konusunda birlik olunmasını istediği bir döneme denk geliyor. Acaba bu iki müttefikin davet edilmemesinin bir nedeni var mı ve NATO birliğinin önemi göz önünde bulundurulduğunda olası tepkileri konusunda bir endişe mevcut mu?’’ sorusunu yanıtladı.

VOA Türkçe’den Dilge Timoçin’in aktardığına göre Kirby, iki NATO müttefikiyle ilişkileri ilerletme ve güçlendirme konusunda son derece kararlı olduklarını, ortak kaygı ve menfaatleri ilgilendiren pek çok farklı konuda birlikte çalışmaya devam edeceklerini söyledi.

Ancak aynı zamanda demokratik kurumları, insan haklarını, hukukun üstünlüğünü ve medya özgürlüğünü desteklemeye kararlı olduklarını vurgulayan Kirby, ‘’Ülkelerin zirve listesine eklenip eklenmemesine ilişkin kararlar tüm bunlar göz önünde bulundurularak alındı. 2023’te yeni davet edilen ülkeler, zirvenin temalarını destekleme konusunda açık bir siyasi irade sergilemektedir’’ dedi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Demokrasi ve İnsan Hakları Direktörü Robert Berschinski, geçen haftaki zirve brifinginde, “Türkiye, ABD’nin önemli bir NATO müttefiki ve son derece önemli bir ortağı olmaya devam ediyor. Ancak Türkiye’nin ikinci Demokrasi Zirvesi’ne davet edilmediğini sizin için teyit edebilirim’’ ifadelerini kullanılmıştı.

Türkiye gibi 2021’deki zirveye davet edilmeyen Macaristan da Başbakan Viktor Orban yönetiminde demokratik gerilemelerin yanısıra Rusya ile olan yakın ilişkileri nedeniyle, Avrupa Birliği ve NATO’dan uzaklaşmış durumda.

Bazı yorumculara göre Batı’nın Rusya’ya karşı stratejisini desteklemek için iki ülkeye de ihtiyaç duyan Washington’un buna rağmen davette bulunmaması, Türkiye ve Macaristan’daki demokratik gerilemenin derecesine ilişkin artan endişeyi yansıtıyor.

Paylaşın