G7 Zirvesi Öncesi ABD’den Rusya’ya Yeni Yaptırım Sinyali

ABD Başkanı Joe Biden’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan G7 deklarasyonuna bağlı olarak bir yaptırım paketi açıklayacaklarını söyledi. Sullivan zirve deklarasyonunun mevcut cezai tedbirlerin uygulanmasına odaklanacağını belirtti.

Sullivan, Rusyaya yönelik “yaptırımların uygulanması” ve “bunların baypas edilmesi için kurulan ağların işlevsiz hale getirilmesi ve boşlukların kapatılması” konularının ele alınacağını, böylece yaptırımların etkisinin gelecek aylarda artırılacağını söyledi.

Japonya’nın Hiroşima kentinde Cuma ile Pazar günleri arasında yapılacak G7 zirvesi öncesinde ABD hükümeti Rusya’ya yeni bir yaptırım paketi açıklayacağının sinyalini verdi.

ABD Başkanı Joe Biden’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan G7 deklarasyonuna bağlı olarak bir yaptırım paketi açıklayacaklarını söyledi. Sullivan zirve deklarasyonunun mevcut cezai tedbirlerin uygulanmasına odaklanacağını belirtti.

Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Direktörü John Kirby geçen günlerde yaptığı açıklamada Rusya ile İran arasındaki silah ticaretlerine dahil olanlara yeni yaptırımlar getireceklerini söylemişti. ABD İran’ın Moskova’nın askeri destekçileri arasında olduğuna ve Rusya’ya geniş bir kapsamda SİHA sağladığına inanıyor.

G7 zirvesinde başlıca gündem maddeleri arasında Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaş geliyor. Sullivan Hiroşima’daki görüşmelerde Rusyaya yönelik “yaptırımların uygulanması” ve “bunların baypas edilmesi için kurulan ağların işlevsiz hale getirilmesi ve boşlukların kapatılması” konularının ele alınacağını, böylece yaptırımların etkisinin gelecek aylarda artırılacağını söyledi. Sullivan Rusya’ya genel bir ithalat yasağının getirilmesinin ise düşünülmediğini belirtti.

Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, İngiltere ve ABD’den oluşan G7’nin zirvesine Avrupa Birliği temsilcileri de katılım gösteriyor. Japonya’nın ev sahipliğinde düzenlenen zirveye katılmak için liderler bugün Hiroşima’ya gidiyor.

Üç gün süren zirvede Rusya’ya yönelik yaptırımların yanı sıra Çin’in “ekonomik baskısına” karşı önlemler de ele alınacak. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin de G7 ülkelerinin liderlerine videokonferans yöntemiyle hitap etmesi bekleniyor.

Paylaşın

Türkiye’den ABD’ye “Kıbrıs” Tepkisi

Dışişleri Bakanlığı, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) donanmasına ait bir denizaltının ardından USS Arleigh Burke muhribinin Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nde yer alan Limasol limanını ziyaret etmesine tepki gösterdi.

Haber Merkezi / Dışişleri Bakanlığı’ndan konuya ilişkin yapılan açıklamada, “Denge bozucu adımlar çözümü engellemektedir” ifadelerine yer verildi. Açıklamada Türkiye’nin Kıbrıs’ta garantör devlet konumunda bulunduğu hatırlatılarak “her şart ve koşulda Kıbrıs Türklerinin meşru hak ve çıkarlarının kararlılıkla savunmaya devam edileceği” vurgulandı.

Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin USS Arleigh Burke isimli muhribinin bir Güney Kıbrıs limanına demirlemesine ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanlığı’nın, ABD’ye ait USS Arleigh Burke isimli muhribin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) limanlarından birine demirlemesi hakkında yaptığı açıklamayı güçlü bir şekilde destekliyoruz.

KKTC ile birlikte defaatle vurguladığımız üzere, ABD’nin bölgede Kıbrıs Türk tarafının hilafına attığı denge bozucu adımlar, bu ülkenin Ada’da uzun yıllar boyunca sürdürdüğü tarafsız konumunu zedelemekte ve Kıbrıs’ta adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümün önünde engel oluşturmaktadır. ABD’yi bu politikalarını gözden geçirmeye davet ediyoruz.

Kıbrıs’ta garantör devlet konumunda bulunan Türkiye’nin her şart ve koşulda Kıbrıs Türklerinin meşru hak ve çıkarlarını savunmayı kararlılıkla sürdüreceğini yeniden vurgulamak istiyoruz.

“ABD açıkça taraf tutuyor”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin (KKTC) Dışişleri Bakanlığı konuyla ilgili dün yaptığı açıklamada, Doğu Akdeniz’de görev yapan ABD 6. Filosuna bağlı USS Arleigh Burke’nin yanı sıra kısa süre önce de USS San Juan isimli saldırı denizaltısının aynı limana uğradığına işaret edildi.

Açıklamada, “Amerikan Donanmasına ait savaş gemilerinin kısa bir süre içinde iki kez adaya intikal ettirilmesi, ABD’nin Ada’daki dengeleri gözetmemesinin ve açıkça taraf tutmasının yeni bir örneğidir. ABD’nin olayın vahametini örtbas etmek için kullandığı sözde ‘ortaklık’ ve ‘planlı ziyaret’ gibi basitleştirilmiş gerekçeler de inandırıcılıktan uzaktır” ifadelerine yer verildi.

KKTC açıklamasında “ABD’nin, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne uyguladığı silah satışı yasağını 2022 yılında tamamen kaldırdığı ve müteakip olarak askeri iş birliğini ileriye taşıyarak Rum tarafını ABD Savunma Bakanlığı bünyesindeki Ulusal Muhafızlar Bürosu Eyalet Ortaklığı Programına dahil ettiği” de hatırlatıldı.

Açıklamada, ABD’nin Rum yönetimine yönelik güçlenen askeri desteği karşısında “Kıbrıslı Türklerin güvenliğini sağlamak amacıyla atılması gereken tüm adımların, her zaman olduğu gibi Anavatan Türkiye ile birlikte atılmaya devam edileceği” vurgulandı.

Paylaşın

WSJ: Yatırımcılar Seçimler Sonrası Sorunların Artacağını Tahmin Ediyor

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli Wall Street Journal gazetesinin Türkiye’deki seçimlerin Türk ekonomisine olan yansımalarını ele alan haberine göre de yatırımcılar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomiye “geçici mali tamiratlarla yaptığı yamaların etkisini yitireceğini” ve ekonomideki sorunların seçim sonrası artmaya başlayacağını düşünüyor.

Gazetenin görüş aldığı yatırım yönetimi firması FIM Partners uzmanı Francesc Balcells, “Şartlar şu anda çok kötü, daha önce olduğundan da kötü. Türkiye’de oyun hep delikleri tıkamak üzerine kuruldu. Ancak şapkadan bir yere kadar tavşan çıkarabilirsiniz. Önünde sonunda elinizdeki numaralar tükenir” dedi.

Düşünce kuruluşu Dış İlişkiler Konseyi’nden Brad Setser da “Türkiye’nin şu anda gerçek bir krizi tetikleyebilecek iki zafiyeti var: Birincisi, rezervlerini tüketme olasılığı, elindeki para bitebilir. Diğeri de ciddi miktardaki banka mevduatlarının Türkiye dışına kayması” şeklinde konuştu.

Brad Setser, Körfez Arap ülkelerinin Türkiye’deki mevduatları hakkında da, “Bir noktada özellikle Türkiye’de mevduatı bulunan Körfez ülkelerinin, paralarını sahiden de geri alıp alamayacakları konusunda telaşlanmaya başlamalarını beklerim. Sadece mali temelden bakıldığında Türkiye’ye para yatırmaya devam etmek kesinlikle riskli olabilir” dedi.

Reuters seçimler sonrası Türk piyasalarındaki gerilemeyi değerlendirdi

Reuters haber ajansı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidarını ve olağandışı ekonomi politikalarını üçüncü bir on yıla uzatacağı beklentilerinin yatırımcılar arasında artması üzerine, devlet tahvilleri ve şirket tahvilleri ile bankacılık hisselerinde seçim sonrası ikinci günde de yoğun satışlar gerçekleştiğini bildirdi.

Erdoğan’ın Pazar günü yapılan seçimde beklenenden daha iyi bir sonuç alması sonrasında Türkiye’nin kredi risk primi de yükseldi.

Özel bankacılık şirketi TS Lombard’dan gelişmekte olan piyasalar makro strateji sorumlusu Jon Harrison, “Batılı fon yöneticilerinin gördüğü kadarıyla piyasalar şimdi eski hükümetin geri geleceği ve Türkiye’yi neredeyse yatırım yapılamaz hale getiren politikaların devam edeceği olasılığının artmasına tepki gösteriyor” dedi.

Seçimden önce kamuoyu yoklamaları, Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçimin galibi olacağını öngörmüş, yatırımcılar da Kılıçdaroğlu’nun, lirayı sabit tutmak için yüksek maliyetli müdahalelerde bulunmak dahil Erdoğan’ın ekonomi politikalarını kaldıracağı beklentilerini yükseltmişti.

Uzmanlar, liranın son bir yıldır Türk yetkililer tarafından giderek daha fazla kontrol edildiğine işaret ediyor. Bugün dolar, lira karşısında 19,7175’ten işlem görse de yılın en düşük seviyesi olan 19,80’a yaklaştı.

Uzun vadeli dolar cinsinden devlet tahvilleriyse sabit gelir piyasalarındaki en büyük düşüşü gördü. Kilit şirket ve bankacılık sektörü bonoları da düşüş eğilimi gösterdi.

Hükümetin 2045 yılı vadeli tahvili 1,5 sent gerileyerek 73 sentin hemen altından işlem gördü. Elektronik işlem platformu Tradeweb verilerine göre bu, Şubat sonunda bu yana görülen en düşük seviye oldu. Dün de aynı tahvillerde 7 sentten fazla gerileme olmuştu.

Beş yıllık kredi risk primi (CDS) ise 652 baz puana yükseldi. Bu da dün piyasaların kapanışına kıyasla 18 baz puanlık, seçim öncesi Cuma gününe kıyaslaysa 160 baz puanlık artışa işaret ediyor.

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, “Türkiye’nin sonuçlanmayan cumhurbaşkanlığı seçimi siyasi ve ekonomik belirsizliği en az ikinci tura kadar taşıyacak” dedi.

Fitch, “Türkiye’nin B-negatif kredi notu üzerindeki baskı açısından bakıldığında seçim sonrasında politikanın daha güvenilir ve istikrarlı hale gelip gelmeyeceğine odaklanacağız” ifadelerini kullandı.

Seçimlerden önceki hafta iktidar değişikliği umuduyla yükselen bankacılık hisseleri yüzde 8 daha değer kaybetti. Böylelikle bankacılık hisselerinin seçimden bu yana uğradığı kayıp yüzde 20’ye yaklaştı.

Dün, Şubat ayı başından bu yana en büyük günlük kaybı yaşayan ve yüzde 6,1’lik düşüş kaydeden BİST, bugün çoğunlukla sabit seyirdeydi. Ancak yine de kimileri, BİST’te düşüş baskısı olabileceği uyarısında bulundu.

Yapı Kredi ve Akbank hisseleri, yüzde 9’dan fazla değer kaybederken Koç Holding, BİM ve Coca Cola İçecek de kayba uğradı.

Koza Madencilik, ticari ve askeri araç imalatçısı Otokar ve çelik üreticisi Kardemir, yüzde 1,51 ila yüzde 4,16’lık yükseliş oranlarıyla BİST-100 endeksinin en çok kazananları arasında yer aldı.

Mali hizmetler firması SEB’nin gelişmekte olan piyasalar baş stratejisti Erik Meyersson, “Devam eden sermaye kontrolları ve etkili döviz müdahaleleri sürdürülebilir olmasa da Türk varlıklarının fiyatları açısından daha az çalkantı anlamına gelebilir” dedi.

Meyersson, “Bununla beraber döviz politikasının sürdürülemez olması son derece olumsuz ve hükümetin en azından ciddi bir kısmi politika değişikliği olmaması durumunda Türk varlıklarının fiyatlarında bir yıl içinde keskin bir ayarlama olasılığını göz ardı edemeyiz” ifadesini kullandı.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

ABD Dışişleri Bakanlığı: Washington Seçimde Taraf Tutmuyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Biden Erdoğan’ı devirin emri verdi” sözleriyle ilgili açıklama yapan ABD Dışişleri Bakanlığı, açıklamasında, Washington’ın seçimleri yakından izlediği ve taraf tutmadığı belirtildi.

Türkiye’nin uzun süredir Amerika’nın müttefiki olduğunu ve Washington’ın da seçimleri yakından takip ettiğini belirten bir Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Amerika’nın seçimlerde taraf tutmadığını vurguladı.

Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, “Bizim tek ilgimiz demokrasi süreci ki bu süreç özgür ve adil olmalı. Türk yetkililerin seçimi demokratik gelenekleri ve kanunları çerçevesinde ele alacaklarına güveniyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumurbaşkanı Erdoğan, Cumartesi günü İstanbul’daki bir etkinlikte yaptığı konuşmada, “Biden, ‘Erdoğan’ı devirin’ emrini verdi, bunu biliyorum. Bütün halkım bunu biliyor. Eğer durum buysa sandıklar yarın Biden’a da bir karşılık verecek” demişti.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby de geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, Türkiye’nin demokratik kurumları olduğuna dikkati çekmiş ve ülkenin geleceğine Türk halkının karar vereceğini söylemişti.

Kirby gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye’de takdir ettikleri bir demokrasi geleneği olduğunu ve ülkenin demokratik kurumlara sahip olduğunu vurgulamıştı.

İçişleri Bakanı ve AK Parti’nin milletvekili adayı Süleyman Soylu da bir süre önce ABD’nin seçimlere müdahale ettiğini iddia etmiş ve daha önceki bir açıklamasında 14 Mayıs seçimlerini Batı’nın darbe girişimi olarak nitelemişti.

Paylaşın

ABD’den Suriye’nin Arap Birliği’ne Geri Alınmasına Tepki

ABD, Arap Birliği’nin Suriye’yi yeniden örgüt içine alma kararını eleştirdi. Mısır’ın başkenti Kahire’de bir araya gelen Arap Birliği’ne üye ülkelerin dışişleri bakanları, kapalı kapılar adında yapılan toplantıda, 12 yıl önce ihraç edilen Suriye’nin Birliğe yeniden kabulüne karar vermişti.

Suriye, 2011 yılında Devlet Başkanı Beşar Esad’a karşı başlayan gösterilere, Şam yönetiminin şiddetle karşılık vermesinin ardından Arap Birliği’nden dışlanmıştı.

1945’te Arap ülkeleri arasındaki ilişkileri sağlamlaştırmak, politikalarını koordine etmek ve üye devletlerin egemenliğini korumak amacıyla kurulan Birliğin halihazırda 20 üyesi bulunuyor.

Suriye’de 12 yıldır devam eden iç savaşta şu ana dek 500 binden fazla insan hayatını kaybederken milyonlarca insan da yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. Ayrıca ülkenin altyapısı da büyük hasara uğramış durumda.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Vedant Patel, “Suriye’nin şu anda Arap Birliği’ne yeniden alınmayı hak ettiğine inanmıyoruz. Biz Esad rejimi ile ilişkilerimizi normalleştirmeyecek ve müttefiklerimizle ortaklarımızı bu konuda desteklemeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

ABD Kongresi’nin bazı üyeleri ise Arap Birliği’nin kararına daha sert sözlerle karşı çıkarak, Esad yönetimi ile ilişkilerin normalleştirilmesinin önüne geçmek için yaptırım uygulanmasını talep etti.

Temsilciler Meclisi’ndeki Dışişleri Komisyonu’nun başkanı, Cumhuriyetçi Mike McCaul ile Komisyondaki en yetkili Demokrat üye Gregory Meeks’in ortak bildiride, Suriye’nin Arap Birliği’ne tekrar kabulünün, “Esad, Rusya ve İran’ı, sivilleri katletmeye ve Orta Doğu’yu istikrarsızlaştırmaya cesaretlendirecek ağır bir hata” olduğu öne sürüldü.

Bildirinin devamında şu ifadelere yer verildi: “Esad değişmedi, bu vahşetleri işlemeye devam edecek ve alınan bu karar acımasız diktatörlerin işledikleri suçlar için hesap vermek zorunda olmadığı yönünde bir emsal kararı oluşturacak.”

Rejimin geri dönüşüne ilişkin diplomatik çabalar

Suriye Dışişleri Bakanı Faysal el-Mikdad, 12 Nisan’da Suudi Arabistan’a yaptığı ziyarette mevkidaşı Faysal Bin Ferhan ile bir araya gelmişti.

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri ile Mısır, Ürdün ve Irak dışişleri bakanları da 14 Nisan’da Suudi Arabistan’da bir araya gelerek Suriye krizine ilişkin siyasi çözüm çabalarını ele almıştı.

Suriye’nin Arap Birliği’ne dönüşünün ele alındığı fakat bir anlaşmaya varılamadığı açıklanmıştı.

Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin ve Esed rejiminin Dışişleri Bakanı Mikdad, 1 Mayıs’ta Amman’da bir araya gelmişti.

Basına kapalı toplantının ardından yayımlanan sonuç bildirgesinde, “Suriyeli mültecilerin gönüllü ve güvenli şekilde ülkelerine dönmelerinin öncelikli mesele olduğu” kaydedilmişti.

Paylaşın

ABD’den Dikkat Çeken Seçim Açıklaması: Türkiye ile İlişkileri Etkilemeyecek

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Vedant Patel’e, ‘’gelecek hafta Pazar günü Türkiye’de yapılacak cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerin Türk-Amerikan ilişkilerini nasıl etkileyeceği’’ soruldu.

Sözlerine ‘’Etkilemeyecek’’ diyerek başlayan Patel, ‘’Türk halkı tarafından hangi hükümet seçilirse seçilsin birlikte çalışmaya devam edeceğiz ve bu ilişkileri derinleştirmeye, bir dizi işbirliği alanı ve ortak öncelikler üzerinde çalışmaya devam edeceğiz’’ yanıtını verdi.

ABD, Türkiye’de 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerden çıkacak sonucun ikili ilişkileri etkilemeyeceğini bildirdi.

Dışişleri Bakanlığı’ndan gelen açıklamada, ‘’Hangi hükümet seçilirse seçilsin birlikte çalışmaya devam edeceğiz… Tek umudumuz demokratik bir sürece dayanan özgür ve adil bir seçim görmek’’ mesajı verildi.

Bakanlığı günlük basın brifinginde Sözcü Yardımcısı Vedant Patel’e, ‘’gelecek hafta Pazar günü Türkiye’de yapılacak cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerin Türk-Amerikan ilişkilerini nasıl etkileyeceği’’ soruldu.

VOA Türkçe’den Dilge Timoçin’in aktardığına göre, sözlerine ‘’Etkilemeyecek’’ diyerek başlayan Patel, ‘’Türk halkı tarafından hangi hükümet seçilirse seçilsin birlikte çalışmaya devam edeceğiz ve bu ilişkileri derinleştirmeye, bir dizi işbirliği alanı ve ortak öncelikler üzerinde çalışmaya devam edeceğiz’’ yanıtını verdi.

Türkiye’nin önemli bir NATO müttefiki olduğuna ve ABD için önemli olan bir dizi konuda vazgeçilmez bir rol oynadığına da dikkat çeken Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, ‘’Türkiye’nin Karadeniz Tahıl Girişimi’nin oluşturulmasında ve hayata geçirilmesinde oynadığı role işaret etmek istiyorum. Onların liderliği ve biraraya getirici rolü sayesinde, Rusya’nın tahılı silah haline getirmesini engelleyecek bir mekanizma var’’ dedi.

Patel, yanıtını, ‘’Ancak genel olarak ABD seçimlerde taraf tutmaz. Tek umudumuz demokratik bir sürece dayanan özgür ve adil bir seçim görmektir’’ diyerek tamamladı.

Paylaşın

ABD Hazine Bakanı’ndan “Ekonomik Ve Finansal Felaket” Uyarısı

ABC News Televizyonu’nun sorularını yanıtlayan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Hazine Bakanı Janet Yellen, Kongre’nin borç tavanının yükseltilmesi konusunda uzlaşamaması halinde ağır sonuçlarla karşı karşıya kalabilecekleri uyarısında bulundu.

ABD Hazine Bakanı Yellen, borç tavanı müzakerelerinin “Amerikan halkının başına silah dayayarak yapılmaması gerektiğini” söyledi ve “Ama uzlaşma için zaman daralıyor” dedi.

ABD Başkanı Joe Biden yarın bir araya geleceği Cumhuriyetçi liderlerden şu anda 31,4 trilyon dolar olan borç tavanının yükseltilmesini kabul etmelerini isteyecek.

Janet Yellen, federal hükümetin borçlanma miktarını artıramaması durumunda ABD’nin Haziran başında nakitsiz kalabileceğini söyledi.

Yellen böyle bir durumda hükümetin maaşlar ve sosyal yardımları ödeyemeyeceğini ve diğer kalemlere ödeme yapamacağını belirterek “Bunu yapmak Kongre’nin işi. Başaramazlarsa kendi elimizle bir ekonomik ve finansal felaket yaşayacağız” dedi.

Borç tavanı ya da borç limiti, ABD hükümetinin borçlanabileceği para miktarının üst sınırı anlamına geliyor.

Yellen, borç tavanı müzakerelerinin “Amerikan halkının başına silah dayayarak yapılmaması gerektiğini” söyledi ve “Ama uzlaşma için zaman daralıyor” dedi.

ABD Başkanı Joe Biden yarın bir araya geleceği Cumhuriyetçi liderlerden şu anda 31,4 trilyon dolar olan borç tavanının yükseltilmesini kabul etmelerini isteyecek.

Kongre, genel olarak borçlanma tavanını yükseltirken bütçe ve kamu harcamaları için belirli şartlar getiriyor.

Geçen ay ABD Temsilciler Meclisi, borçlanma limitinin artırılmasına ilişkin bir yasa teklifini kabul etmişti.

Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu elinde bulunduran Cumhuriyetçiler tarafından sunulan yasa teklifi, önümüzdeki 10 yıl içinde kamu harcamalarında önemli kesintiler de içeriyor.

Bu düzenlemenin Demokratların kontrolündeki Senato’dan geçmesine ihtimal verilmiyor.

Borç tavanı halihazırda ülkenin gayri safı hasılasının yaklaşık yüzde 120 seviyesinde.

Başkan Joe Biden ise borç tavanının hiçbir koşul getirilmeden yükseltilmesini talep ediyor.

Biden, tavanın yükseltilmesi konusunda pazarlık yapmayacağını, kamu harcamalarındaki olası kesintilerin ise bu konu çözüldükten sonra görüşülebileceğini söylüyor.

Biden yönetimi, anayasanın borç tavanının Kongre’nin onayına ihtiyaç duymadan yükseltilmesine izin verip vermediğini inceliyor.

Yellen, Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasında bir anlaşma olmamasının ‘anayasal krizle sonuçlanabileceğine’ dikkat çekti

Yellen, “Başkanın borç tavanını kendisinin yükselteceği bir noktaya gelmemeliyiz” dedi.

ABD’nin borç tavanı 1960’tan bu yana 78 kez yükseltildi ya da değiştirildi.

Her seferinde ABD’nin temerrüde düşme olasılığı tarafları uzlaştırdı.

ABD şimdiye kadar hiç temerrüde düşmedi. Böyle bir gelişmenin küresel finansal piyasaları altüst edeceği ve çok derin ekonomik etkileri olacağı belirtiliyor.

Yellen geçen hafta Kongre’ye gönderdiği mektupta kararın son dakikaya bırakılmasının da olumsuz etkileri olacağını belirterek tüketici güveninin sarsılabileceği, vergi mükelleflerinin kısa vadeli borçlanma maliyetlerinin artabileceği ve ABD’nin kredi notunun etkilenebileceği uyarısında bulunmuştu.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

ABD’de Bir Silahlı Saldırı Daha: 8 Ölü, 7 Yaralı

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Texas eyaletinde yer alan Allen Premium Outlets isimli alışveriş merkezinde düzenlenen silahlı saldırıda, 8 kişi hayatını kaybetti. Saldırıda en az 7 kişi de yaraladı.

Yerel itfaiye şefi Jonathan Boyd, 6 kişinin olay yerinde, iki kişinin hastanede öldüğünü söyledi.

Polis Müdürü Brian Harvey de, saldırganın, silah seslerini duyan bir polis memuru tarafından etkisiz hale getirildiğini kaydetti.

Görgü tanıkları silahlı saldırganın, tamamen siyah giyindiğini ve askeri tipi teçhizat kullandığını söyledi.

Saldırganın öldürülmesi sonrası çekilen görüntüde, cesedinin yanında yarı otomatik AR-15 tipi silah görülüyor.

Texas eyaletinde 21 yaşını geçmiş kişiler, sabıkaları bulunmuyorsa, ruhsata ihtiyaç duymadan tabanca sahibi olabiliyor.

Uzun namlulu silah sahibi olmak isteyenler içinse çok az sınırlama bulunuyor.

Gun Violence Archive (Silahlı Şiddet Arşivi) isimli oluşum, ABD’de bu yıl şu ana kadar dört ya da daha fazla kişinin öldürüldüğü en az 198 silahlı saldırının yapıldığını açıklıyor.

Gun Violence Archive’in (GVA) verilerine göre ülkede bu yıl 199 toplu silahlı saldırı gerçekleştirildi.

Silahlı şiddet olaylarında 521’i genç ve 93’ü çocuk 14 bin 600 kişi öldü. Polislerin dahil olduğu silahlı şiddet olaylarında ise 487 kişi öldü.

Paylaşın

Wall Street Journal: Seçimlerin Sonucunu Depremzedeler Belirleyebilir

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli The Wall Street Journal, 14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine ilişkin dikkat çeken bir yazı yayınladı.

6 Şubat’ta meydana gelen depremlerin Türkiye’nin son yüzyılda karşılaştığı en ağır felaket olduğunu kaydeden Wall Street Journal gazetesi, son yılların en olağandışı seçimleri olarak nitelediği 14 Mayıs seçiminde depremlerin etkisinin önemli rol oynayacağını belirtti.

Habere göre bazı kentlerin tamamen boşalmasına neden olan ,milyonlarca insanın deprem bölgesinden kaçıp konteynerlere, çadırlara, otellere ve akrabalarının yanına sığınmasına yol açan depremler sonrasında yüzbinlerce seçmen, oy kullanmak için memleketlerine geri dönecek.

Gazete, sonucun çok az farkla belirleneceğini öngördüğü seçimlerde kitlesel travma yaşayan seçmenlerin kullanacağı oyların belirleyici rol oynayabileceğini kaydediyor.

Hükümetin muhalefet partilerinin depremzedeler için uzak noktalarda seçim sandıkları kurulması çağrılarını geri çevirdiğini yazan Wall Street Journal, Yüksek Seçim Kurulu’na göre deprem bölgesinde yaşayan 9 milyon seçmenin sadece 133 bininin seçmen kayıtlarını başka bölgelere aldırdığını hatırlatıyor.

Habere göre Türkiye’deki kayıtlı seçmenlerin yaklaşık yüzde 14’ü deprem bölgesinde yaşıyordu. Çok sayıda insanın başka illere taşındığı Hatay’da 1 milyondan fazla seçmen yaşıyor ve bu seçmenlerin ağırlıklı çoğunluğu, Erdoğan’ın rakiplerini destekliyordu.

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in görüşlerine yer veren gazete, Seçer’in “Çok sayıda depremzede oy kullanamayacak çünkü ya yaşadıkları bölgelere geri dönme imkanına sahip değiller ya da yıkılmış memleketlerine geri dönmek için psikolojik olarak buna hazır değiller” şeklindeki sözlerini aktarıyor.

Depremlerin hükümetin kilit sistemlerinde çöküşe neden olduğunu, sivillerin elleriyle ve küreklerle enkaz altında arama yaptığını, yardım ve kurtarma ekiplerinin bölgeye geç müdahale etmesinin depremzedelerde derin bir terk edilmişlik hissi uyandırdığını yazan gazete, Yeşil Sol Parti’den Mersin Milletvekili adayı Perihan Koca’yla konuşmuş.

Koca, “Depremlerden sonra Türk toplumunda yeni bir doku ortaya çıktı. Karanlık bir taraf var. Siyasi ve sosyal enkaz var. Egemen hissiyat, öfke ve insanların devlete olan güveninin kaybolması” dedi.

Deprem felaketlerinden sonra kamuoyu yoklamalarında Erdoğan’a verilen destekte bir miktar düşüş gözlense de Millet İttifakı Kemal Kılıçdaroğlu’yla Erdoğan arasındaki yarışın son haftalarda başa baş gittiğini kaydeden Wall Street Journal, Antakyalı yüzme öğretmeni 38 yaşındaki CHP seçmeni Gökben Çevikol’un görüşlerini aktarıyor.

Şu anda Mersin’de bir yurtta başka depremzedelerle beraber yaşayan Çevikol, seçim günü Kemal Kılıçdaroğlu’na oy atmak için memleketi Antakya’ya gideceğini söylüyor.

Aynı yurtta yaşayan bir başka CHP seçmeni de Samandağlı bir kadın da memleketinde oy kullanacağını aktarıyor.

Mersin’de bir depoda yaşayan Elbistanlı 43 yaşındaki Fadime Maden de muhalefeti destekliyor, ancak Maden, oy kullanmak için Elbistan’a gitmek istemesine rağmen otobüs ya da tren biletini karşılamaya yetecek ekonomik gücü olmadığını söylüyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Associated Press: Erdoğan’ın Liderliği Risk Altında

Dünya basını, 14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kala, seçimlere ve olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmelere yer vermeye devam ediyor.

Son olarak Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli haber ajansı Associated Press, seçimlere ilişkin dikkat çeken bir analize yer verdi.

VOA Türkçe’nin aktardığı haber göre, siyasi kariyerinin başında yıkıcı 1999 depremi ve ekonomik darboğazın iktidara yükselttiği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği, 20 yıl sonra benzer şartlar nedeniyle risk altında.

Daha önce üç kez başbakanlık yapan kutuplaştırıcı ve popülist Erdoğan, 14 Mayıs seçimlerinde üçüncü kez cumhurbaşkanı seçilirse iktidarını üçüncü on yıla taşımış olacak. Erdoğan, şu anda Türkiye’nin en uzun süre görev başında kalmış lideri.

Erdoğan’ın 2001’de kurduğu AK Parti, ekonomik kriz sırasında ve İzmit depreminin sonrasında iktidara gelmişti. O dönemde AK Parti hükümetin 1999 depremlerinin yol açtığı felaket sonrasında iyi yönetim sergileyememesinin yarattığı kamuoyu öfkesini kendi lehine kullandı.

2003’te başbakan olan Erdoğan da o tarihten bu yana ülkenin iktidarını elinden bırakmadı.

“Erdoğan’ın orta sınıf muhafazakar seçmenler arasında cazibesi uzun soluklu”

Uzmanlar, Şubat’taki depremlere verilen yetersiz yanıt nedeniyle Erdoğan’a duyulan öfkeye rağmen Erdoğan’ın azımsanmaması gerektiği uyarısı yapıyor; Türkiye’deki eski laik ve Batı eğilimli elitler tarafından uzun yıllardır dışlandıklarını hisseden orta sınıf muhafazakar seçmenler arasındaki cazibesinin uzun soluklu olduğuna dikkat çekiyor.

Erdoğan’ın Batı’yla zıtlaşan tutumu, milliyetçi politikaları ve ülke içinde İslamcı profili öne çıkarması, birçok muhafazakar seçmenin desteğini kazandı.

İktidarının ilk on yılında çok sayıda insanı yoksulluktan kurtardığını, ekonomik büyüme patlaması yaptığını söyleyen bu seçmenler, geçmiş başarılarının Erdoğan’ın gelecekte de durumu iyileştirebilme becerisinin kanıtı olduğunu savunuyor.

Associated Press’e konuşan 38 yaşındaki İstanbullu esnaf Sabit Çelik, “Türkiye’de ekonomik kriz var, bunu inkar edemeyiz. Evet, bu ekonomik krizin bize etkisi büyük oldu. Ama yine de Erdoğan’dan başkasının bunu düzelteceğini düşünmüyorum. Kurtuluşumuz yine iktidar partisi sayesinde olacak” dedi.

Erdoğan’ı destekleyen bir başka İstanbullu seçmen, Mustafa Ağaoğlu da, “İğne bile üretemez halde bir ülkeyken geçen gün gökyüzünde insansız hava aracı uçtu. Şimdi savaş uçaklarımız, uçak gemilerimiz, yollarımız, köprülerimiz, şehir hastanelerimiz var” dedi.

Paylaşın