Gençlerin Yüzde 42’si Evlenmeyi Düşünmüyor

Yeni yayınlanan bir araştırmaya göre; Gençlerin yüzde 42’si henüz erken olduğu için evlenmeyi düşünmediğini ifade etti. Gençlerin, yüzde 26’sı ise maddi imkansızlıklar nedeniyle evlenemediğini belirtti.

Araştırma şirketi KONDA’nın Mayıs 2025 tarihli Barometre raporu, Türkiye’de evliliğe bakışın değiştiğini ve özellikle gençlerin evliliği ertelemelerinin ardında birçok toplumsal, ekonomik ve kişisel nedenin bulunduğunu ortaya koydu. 1757 katılımcıyla yapılan araştırmada, evlenmeyi düşünmeyen bireylerin en çok “henüz erken olduğunu düşündükleri” ve “maddi imkansızlıklar” nedeniyle bu kararı aldıkları görüldü.

Araştırmaya göre, evlenmeyi düşünmeyenlerin yüzde 42’si bu kararı almalarının temel gerekçesinin “henüz erken olduğunu düşünmeleri” olduğunu belirtti. Katılımcıların yüzde 34’ü iş veya okul gibi bireysel hedeflerin evlilikten daha öncelikli olduğunu ifade ederken, yüzde 31’i ise “ülke ve dünyanın geleceğinden endişe duyduğu” için evliliği gündemine almadığını söyledi.

Katılımcıların dörtte biri (%26), evlilik kararlarını ertelemelerinin başlıca nedeninin maddi imkansızlıklar olduğunu dile getirdi. Yüzde 21’lik kesim ise “evlenecek aday” bulamadığını söyledi. Bu veriler, ekonomik belirsizliklerin ve sosyal çevre faktörlerinin evliliği nasıl etkilediğine dair önemli bir tablo sunuyor.

Araştırmada daha düşük oranlarda da olsa dikkat çeken başka nedenler de yer aldı: Yüzde 3, partnerinin ya da sevgilisinin evlenmek istemediğini belirtirken, aynı oranda katılımcı ailesinin izin vermediğini söyledi. Yüzde 2 ise sağlık sorunlarını gerekçe gösterdi. Yüzde 7’lik bir kesim ise “diğer” seçeneğini işaretleyerek, farklı bireysel gerekçelerle evliliği düşünmediğini ifade etti.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Yurt Dışına Göç Yüzde 117 Arttı

2021 yılında, Türkiye’den yurt dışına göç edenlerin sayısı bir önceki yıla göre yüzde 116,9 artarak 739 bin 364 kişi oldu. Göç eden nüfusun yüzde 51,9’unu erkekler, yüzde 48,1’ini ise kadınlar oluşturdu.

Haber Merkezi / Yurt dışından gelen nüfusun ise 124 bin 269’unu Türk vatandaşları, 615 bin 95’ini ise yabancı uyruklular oluşturdu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Uluslararası Göç İstatistikleri 2021 verilerini açıkladı.

Buna göre, Yurt dışından Türkiye’ye göç edenlerin sayısı 2021 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 116,9 artarak 739 bin 364 kişi oldu.

Göç eden nüfusun yüzde 51,9’unu erkekler, yüzde 48,1’ini ise kadınlar oluşturdu. Yurt dışından gelen nüfusun 124 bin 269’unu Türk vatandaşları, 615 bin 95’ini ise yabancı uyruklular oluşturdu.

Türkiye’den yurt dışına 287 bin 651 kişi göç etti

Türkiye’den yurt dışına göç eden kişi sayısı 2021 yılında bir önceki yıla göre yüzde 31,6 azalarak 287 bin 651 oldu. Göç eden nüfusun yüzde 55,7’sini erkekler, yüzde 44,3’ünü ise kadınlar oluşturdu.

Türkiye’den yurt dışına giden nüfusun 103 bin 613’ünü Türk vatandaşları, 184 bin 38’ini ise yabancı uyruklular oluşturdu.

Türkiye’ye 2021 yılında göç edenlerin yaş grubu incelendiğinde, en fazla göç edenlerin yüzde 12,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü.

Bu yaş grubunu yüzde 12,1 ile 25-29 ve yüzde 10,7 ile 30-34 yaş grubu izledi. Türkiye’den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,4 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,3 ile 30-34 ve yüzde 11,6 ile 20-24 yaş grubu izledi.

Türkiye’ye 2021 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 47,8 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul’u yüzde 8,2 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 2,7 ile Bursa ve yüzde 2,4 ile Mersin takip etti.

Türkiye’den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,2 ile İstanbul’un en fazla göç veren il olduğu görüldü. İstanbul’u yüzde 11,9 ile Ankara, yüzde 6,2 ile Antalya, yüzde 3,7 ile İzmir ve yüzde 2,7 ile Bursa izledi.

Türkiye’ye 2021 yılında gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 12,1 ile Irak vatandaşları aldı. Irak’ı yüzde 10,9 ile İran, yüzde 6,5 ile Özbekistan, yüzde 6 ile Suriye ve yüzde 5,5 ile Afganistan vatandaşları izledi.

Türkiye’den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 21,8 ile yine Irak vatandaşları aldı. Irak’ı yüzde 6,7 ile Afganistan, yüzde 5,6 ile İran, yüzde 5,2 ile Suriye ve yüzde 4,9 ile Türkmenistan vatandaşları takip etti.

Paylaşın

TÜİK, İki Yıldır Açıklamadığı İstatistikleri Paylaştı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), iki yıldır açıklamadığı ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerini paylaştı. İstatistiklere göre 2020 yılında 507 bin 938 kişi hayatını kaybederken, bu sayı 2021’de 565 bin 594 oldu.

Paylaşılan veriler, yeni tip koronavirüs (Kovid 19) salgını sürecinde gerçek ölüm sayılarının gizlendiği yönündeki eleştirilerin haklılığına işaret ediyor. Buna göre 2020 ve 2021 yıllarında, geçmiş yıllara göre toplamda 200 bin kadar ek ölüm gerçekleşmiş.

Ölüm sayısı 2019 yılında 435 bin 941 iken 2020 yılında yüzde 16,5 artarak 507 bin 938 oldu. 2021 yılında ölüm sayısı 2021 yılına göre yüzde 11,4 artarak 565 bin 594 oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), daha önce iki kez ertelediği ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerini açıkladı.

Buna göre, 2020 yılında 507 bin 938 kişi hayatını kaybederken, bu sayı 2021’de 565 bin 594 oldu. Verilere göre 2019 yılında hayatını kaybedenlerin sayısı 435 bin 941’di.

Bu rakam pandeminin etkili olduğu 2020’de 507 bine, bir sonraki yıl 565 bine yükseldi. 2020 ve 2021 yılına ait toplam ölüm rakamları 1 milyon 73 bin 532 oldu.

TÜİK geçen yıl “istatistiklerin elde edildiği kurumların idari kayıtlarındaki çalışmaların devam etmesini” gerekçe göstererek, planlanan tarihten bir gün önce verilerin yayınlanmasının ertelendiğini duyurmuştu.

Ölüm sayısı 2019 yılında 435 bin 941 iken 2020 yılında %16,5 artarak 507 bin 938 oldu. Ölen kişilerin 2019 yılında yüzde 54,6’sını erkekler, yüzde 45,4’ünü kadınlar oluştururken 2020 yılında ölen kişilerin yüzde 56,0’sını erkekler, yüzde 44,0’ünü kadınlar oluşturdu.

Bin kişi başına düşen ölüm sayısını ifade eden kaba ölüm hızı, 2019 yılında binde 5,3 iken 2020 yılında binde 6,1 oldu. Diğer bir ifade ile 2019 yılında bin kişi başına 5,3 ölüm düşerken 2020 yılında bin kişi başına 6,1 ölüm düştü.

2020’de kaba ölüm hızının en yüksek olduğu il, binde 11,3 ile Sinop oldu

Kaba ölüm hızının en yüksek olduğu il, 2020 yılında binde 11,3 ile Sinop oldu. Bu ili binde 10,9 ile Çankırı, binde 10,7 ile Kastamonu, binde 9,5 ile Artvin izledi. Kaba ölüm hızının en düşük olduğu il ise binde 3,2 ile Şırnak oldu. Bu ili binde 3,4 ile Hakkari, binde 3,5 ile Şanlıurfa, binde 3,7 ile Van izledi.

Ölüm sayısı 2020 yılında 507 bin 938 iken 2021 yılında yüzde 11,4 artarak 565 bin 594 oldu.

Ölen kişilerin 2020 yılında yüzde 56,0’sını erkekler, yüzde 44,0’ünü kadınlar oluştururken 2021 yılında ölen kişilerin yüzde 54,6’sını erkekler, yüzde 45,4’ünü kadınlar oluşturdu.

Bin kişi başına düşen ölüm sayısını ifade eden kaba ölüm hızı, 2020 yılında binde 6,1 iken 2021 yılında binde 6,7 oldu. Diğer bir ifade ile 2020 yılında bin kişi başına 6,1 ölüm düşerken 2021 yılında bin kişi başına 6,7 ölüm düştü.

Ölümlerin nedenleri

Ölümler nedenlerine göre incelendiğinde, 2021 yılında yüzde 33,4 ile dolaşım sistemi hastalıkları ilk sırada yer aldı. Bu ölüm nedenini yüzde 14 ile iyi ve kötü huylu tümörler, yüzde 13,4 ile solunum sistemi hastalıkları izledi.

Dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklı ölümler alt ölüm nedenlerine göre incelendiğinde, ölenlerin yüzde 41,8’inin iskemik kalp hastalığından, yüzde 23,3’ünün diğer kalp hastalıklarından, yüzde 18,9’unun serebro-vasküler hastalıklardan öldüğü görüldü.

Kovid 19 salgını kaynaklı ölüm sayısı 87 bin 334

Yeni tip koronavirüs (Kovid 19) kaynaklı ölüm sayısı 2020 yılında 22 bin 136 iken 2021 yılında 65 bin 198 oldu. Salgın nedeniyle 2021 yılında ölenlerin 35 bin 693’ünü erkekler, 29 bin 505’ini kadınlar oluşturdu.

Kovid 19 kaynaklı ölümler yaş grubuna göre incelendiğinde, salgın kaynaklı ölümlerin 2020 yılında en fazla olduğu yaş grubunun 65-74, 2021 yılında ise 75-84 olduğu görüldü. Kovid 19 nedeniyle 2021 yılında 75-84 yaş grubunda ölenlerin 9 bin 493’ünü erkekler, 8 bin 566’sını kadınlar oluşturdu.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: En Fazla Göç Veren İl İstanbul

2021 yılında 777 bin 797 kişi iller arasında göç etti. Bu nüfusun yüzde 52,5’ini kadınlar oluşturdu. İstanbul, Ankara ve İzmir 2021’de en çok göç alan şehirler oldu. 385 bin 328 kişi İstanbul’a, 197 bin 702 kişi Ankara’ya ve 131 bin 394 kişi de İzmir’e göç etti.

Haber Merkezi / 4 bin 750 kişinin göçtüğü Ardahan ise en az göç alan şehir oldu. Ardahan’ı 7 bin 54 kişi ile Tunceli ve 7 bin 474 kişi ile Kilis takip etti. İstanbul, Ankara ve İzmir, aynı zamanda en çok göç veren iller oldu.

408 bin 165 kişi İstanbul’u terk ederken, Ankara’dan 165 bin 604 kişi, İzmir’den ise 109 bin 470 kişi de başka illere taşındı. Bayburt, Ardahan ve Tunceli de en az göç veren şehirler oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) İç Göç İstatistikleri 2021 verilerini açıkladı: Buna göre, ülkemizde 2007-2008 döneminde yüzde 3,18 olan iller arası göç eden nüfus oranı, yıllar içinde inişli ve çıkışlı bir seyir izleyerek 2021 yılında yüzde 3,28 oldu. Diğer bir ifadeyle Türkiye’de 2021 yılında 2 milyon 777 bin 797 kişi iller arasında göç etti. Bu nüfusun yüzde 47,5’ini erkekler, yüzde 52,5’ini ise kadınlar oluşturdu.

En çok göç alan il İstanbul, en az göç alan il ise Ardahan oldu

Türkiye’de iller arası göç eden nüfusun dağılımına bakıldığında, İstanbul, 385 bin 328 kişi ile en çok göç alan il oldu. İstanbul’u sırasıyla 197 bin 702 kişi ile Ankara ve 131 bin 394 kişi ile İzmir takip etti.  En az göç alan iller ise sırasıyla 4 bin 750 kişi ile Ardahan, 7 bin 54 kişi ile Tunceli ve 7 bin 474 kişi ile Kilis oldu.

En çok göç veren il İstanbul, en az göç veren il ise Bayburt oldu

En çok göç alan iller olan İstanbul, Ankara ve İzmir’in aynı zamanda en çok göç veren iller olduğu görüldü. İlk sırada 408 bin 165 kişi ile İstanbul en çok göç veren il olurken; onu 165 bin 604 kişi ile Ankara ve 109 bin 470 kişi ile İzmir takip etti. En az göç veren iller ise sırasıyla 6 bin 382 kişi ile Bayburt, 6 bin 445 kişi ile Ardahan ve 6 bin 517 kişi ile Tunceli oldu.

Ülkemizde 2021 yılında en çok 20-24 yaş grubundaki nüfus göç etti

Türkiye’de, 2021 yılında büyüklük olarak en fazla göç hareketliliği, 731 bin 284 kişi ile 20-24 yaş grubunda gerçekleşti. Söz konusu yaş grubunda göç edenlerin yüzde 41,6’sını erkekler, yüzde 58,4’ünü ise kadınlar oluşturdu.

İkamet ettiği ilden başka bir ildeki üniversiteye kayıt yaptıran gençlerin oranı yüzde 4,2 oldu

Türkiye’de 2021 yılında 18-24 yaş grubunda yer alan 386 bin 646 genç, ikamet ettiği ilden farklı bir ildeki üniversiteye kayıt yaptırdı. Söz konusu gençlerin 18-24 yaş grubunda bulunan genç nüfus içindeki oranı yüzde 4,2 oldu. Bu oran genç erkeklerde yüzde 3,7 iken genç kadınlarda yüzde 4,7 oldu.

İkamet ettiği ilden başka bir ildeki üniversiteye kayıt yaptıran gençlerin oranı üniversitelerin bulunduğu illere göre incelendiğinde, bu oranın en yüksek olduğu ilin yüzde 17,5 ile Isparta olduğu görüldü. Bu ili yüzde 16,8 ile Bayburt ve yüzde 16,7 ile Burdur izledi. İkamet ettiği ilden başka bir ildeki üniversiteye kayıt yaptıran gençlerin oranının en düşük olduğu iller ise sırasıyla, yüzde 0,2 ile Şanlıurfa, yüzde 0,4 ile Şırnak ve yüzde 0,7 ile Mardin ve Diyarbakır oldu.

Türkiye’de 2021 yılında en çok eğitim nedeniyle göç hareketliliği yaşandı

Ülkemizde 2021 yılında iller arası göç eden 2 milyon 777 bin 797 kişiden 686 bin 973’ü eğitim nedeniyle göç etti. Diğer göç etme nedenleri incelendiğinde, 570 bin 224 kişinin hanedeki fertlerden birine bağımlı göç ettiği, 429 bin 752 kişinin ise daha iyi konut ve yaşam koşulları nedeniyle göç ettiği görüldü.

Erkeklerde ve kadınlarda en önemli göç nedeni eğitim oldu

Türkiye’de 2021 yılında cinsiyete göre göç etme nedeni incelendiğinde, hem erkeklerde hem de kadınlarda en çok eğitim sebebiyle göç hareketliliğinin yaşandığı görüldü. Erkeklerde 274 bin 273 kişi, kadınlarda ise 412 bin 700 kişi eğitim nedeniyle göç etti. Yine her iki cinsiyette de sırasıyla hanedeki fertlerden birine bağımlı göç ile daha iyi konut ve yaşam koşulları eğitimden sonra en önemli göç nedenleri oldu.

En fazla göç hareketliliğinin olduğu 20-24 yaş grubunda en önemli göç nedeni eğitim oldu

Türkiye’de 2021 yılında, en fazla göç hareketliliğinin yaşandığı yaş grubu olan 20-24 yaş grubunun göç etme nedeni incelendiğinde, bu hareketliliğin en önemli nedeninin eğitim olduğu görüldü. Söz konusu yaş grubunda göç edenlerin 396 bin 145’i eğitim, 84 bin 531’i işe başlamak/iş bulmak ve 44 bin 95’i ise daha iyi konut ve yaşam koşulları nedeniyle göç etti.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Eğitim Harcamaları Yüzde 27,1 Arttı

Eğitim harcamaları 2021 yılında 2020 yılına göre yüzde 27,1 artarak 344 milyar 341 milyon TL oldu. 2021 yılında bir önceki yıla göre eğitim harcamalarının en çok yükseldiği eğitim düzeyleri; yüzde 37,7 ile yükseköğretim ve yüzde 28,3 ile ortaokul oldu.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2021 Eğitim Harcamaları İstatistikleri’ni paylaştı. Buna göre, eğitim harcamaları 2021 yılında 2020 yılına göre yüzde 27,1 artarak 344 milyar 341 milyon TL oldu. 2021 yılında bir önceki yıla göre eğitim harcamalarının en çok yükseldiği eğitim düzeyleri; yüzde 37,7 ile yükseköğretim ve yüzde 28,3 ile ortaokul oldu.

Eğitim harcamalarının gayrisafi yurt içi hasıla içindeki payı 2020 yılında yüzde 5,4 iken, 2021 yılında yüzde 4,8 oldu. Devlet eğitim harcamalarının gayrisafi yurt içi hasıla içindeki payı ise 2020 yılında yüzde 4 iken, 2021 yılında yüzde 3,4 oldu.

Eğitim harcamaları hizmet sunucularına göre değerlendirildiğinde, devlet eğitim kurumlarınca yapılan harcamaların yüzde 35,6’sını yükseköğretim, yüzde 22,3’ünü ortaöğretim oluşturdu. Özel eğitim kurumlarınca yapılan harcamaların, yüzde 39,5’i yükseköğretime, yüzde 34,4’ü ortaöğretime yapıldı.

Türkiye’de 2021 yılında yapılan eğitim harcamalarının yüzde 72,5’i devlet tarafından finanse edildi. Eğitim harcamaları içerisinde hanehalklarının yaptığı harcamaların payı ise yüzde 22,0 oldu.

Öğrenci başına yapılan eğitim harcaması 2020 yılında 12 bin 311 TL iken, 2021 yılında 15 bin 500 TL olarak gerçekleşti.

Eğitim düzeylerine göre değerlendirildiğinde, 2021 yılında öğrenci başına harcamanın en yüksek olduğu eğitim düzeyi 28 bin 597 TL ile yükseköğretim oldu.

Öğrenci başına toplam eğitim harcaması bir önceki yıla göre yüzde 25,9 arttı. Öğrenci başına eğitim harcamalarının 2021 yılında 2020 yılına göre en fazla artış gösterdiği eğitim düzeyi yüzde 37,7 ile yükseköğretim oldu. Bunu yüzde 31,9 ile ortaokul takip etti.

Paylaşın

Türkiye, ‘Küresel Refah Endeksi’nde 167 Ülke İçinde 93. Sırada

Türkiye, Legatum Enstitüsü tarafından hazırlanan Küresel Refah Endeksi 2021 sonuçlarına göre, 167 ülke içinde 93. sırada yer alıyor. Endeks 12 temel alanda 300 gösterge incelenerek hazırlanıyor.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre, dünyada refahın en yüksek olduğu ülkeler ise İskandinav ülkeleri. Batılı ülkeler de endekste iyi konumda bulunuyor. Refah endeksinde Türkiye’yi geride bırakan birçok ülkenin dünya ekonomisindeki payı ve kişi başına milli gelirinin Türkiye’den daha düşük olması dikkat çekiyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Legatum Enstitüsü her yıl Küresel Refah Endeksi yayımlıyor. Endeks 167 ülkenin global refah düzeyini şu 12 temel gösterge üzerinden analiz ediyor:

Emniyet ve güvenlik, kişisel özgürlük, yönetim, sosyal sermaye, yatırım ortamı, girişimcilik şartları, pazara erişim ve altyapı, ekonomik kalite, yaşam koşulları, sağlık, eğitim ve doğal çevre. Endeks bu temel alanlarda 300 göstergeyi inceleyerek ülkelerin refah seviyesini ölçmeyi amaçlıyor. Peki, dünyada refah seviyesinin en yüksek olduğu ülkeler hangisi?

Legatum Global Refah Endeksi 2021 yılı verilerine göre zirvede 84 puanla Danimarka ve Norveç bulunuyor. İsveç, Finlandiya ve İsviçre 83 puanla bu ülkeleri takip ediyor. Türkiye ise 167 ülke içinde 56 puan ile 93. sırada.

Kürese Refah Endeksi’nde diğer bazı ülkelerin sıralamadaki yeri ise şöyle: Hollanda 6, Almanya 9, İngiltere 13, ABD 20, Fransa 22, Malezya 42, Yunanistan 43, Bulgaristan 48, Gürcistan 53, Çin 54, Ermenistan 55, Kuzey Makedonya 60, Arnavutluk 69, Bosna-Hersek 76, Azerbaycan 86.

Türkiye komşularından sadece İran (123), Irak (141) ve Suriye’den (158) daha iyi konumda. Ayrıca Balkan ve Doğu Avrupa ülkelerinin Türkiye’den çok daha yüksek refah seviyesine sahip durumda. Listenin sonunda ise 29 puanla Güney Sudan var.

Paylaşın

Türkiye Nüfusu, 2021’de ‘Kendini Yenileyemedi’

2021’de canlı doğan bebek sayısı 1 milyon 79 bin 842 olarak kayıtlara geçti. Bir kadının doğurgan olduğu dönem boyunca doğurabileceği ortalama çocuk sayısını ifade eden “toplam doğurganlık hızı”, 2001’de 2,38 çocukken, 2021’de 1,7 çocuk olarak gerçekleşti. Bu durum, doğurganlığın nüfusun yenilenme düzeyi olan 2,1’in altında kaldığını gösterdi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Doğum İstatistikleri 2021 verilerini açıkladı. Buna göre, canlı doğan bebek sayısı 2021 yılında 1 milyon 79 bin 842 oldu. Canlı doğan bebeklerin yüzde 51,3’ü erkek, yüzde 48,7’si kız oldu.

Toplam doğurganlık hızı, bir kadının doğurgan olduğu dönem olan 15-49 yaş grubunda doğurabileceği ortalama çocuk sayısını ifade etmektedir.

Toplam doğurganlık hızı, 2001 yılında 2,38 çocuk iken 2021 yılında 1,70 çocuk olarak gerçekleşti. Yani, bir kadının doğurgan olduğu dönem boyunca doğurabileceği ortalama çocuk sayısı 2021 yılında 1,70 oldu. Bu durum, doğurganlığın nüfusun yenilenme düzeyi olan 2,10’un altında kaldığını gösterdi.

Toplam doğurganlık hızının en yüksek olduğu il Şanlıurfa

Toplam doğurganlık hızının en yüksek olduğu il 2021 yılında 3,81 çocuk ile Şanlıurfa oldu. Bu ili 3,18 çocuk ile Şırnak, 2,78 çocuk ile Mardin izledi. Toplam doğurganlık hızının en düşük olduğu il ise 1,21 çocuk ile Kütahya oldu. Bu ili 1,25 çocuk ile Bartın, 1,26 çocuk ile Zonguldak izledi

Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin toplam doğurganlık hızları incelendiğinde, 2020 yılında en yüksek toplam doğurganlık hızına sahip olan ülkenin 1,83 çocuk ile Fransa olduğu, en düşük toplam doğurganlık hızına sahip olan ülkenin ise 1,13 çocuk ile Malta olduğu görüldü. Toplam doğurganlık hızı 2020 yılında binde 1,76 olan Türkiye, Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında 3. sırada yer aldı.

Kaba doğum hızı binde 12,8

Kaba doğum hızı, bin nüfus başına düşen canlı doğum sayısını ifade etmektedir. Kaba doğum hızı, 2001 yılında binde 20,3 iken 2021 yılında binde 12,8 oldu. Diğer bir ifade ile 2001 yılında bin nüfus başına 20,3 doğum düşerken, 2021 yılında 12,8 doğum düştü.

Kaba doğum hızı illere göre incelendiğinde, 2021 yılında kaba doğum hızının en yüksek olduğu il binde 29,1 ile Şanlıurfa oldu. Bu ili binde 25,4 ile Şırnak, binde 22,6 ile Mardin izledi. Kaba doğum hızının en düşük olduğu il ise binde 8,0 ile Zonguldak oldu. Bu ili binde 8,2 ile Bartın, binde 8,5 ile Giresun, Kırklareli, Çanakkale ve Edirne izledi.

Türkiye’nin kaba doğum hızının Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin kaba doğum hızlarından daha yüksek olduğu görüldü. Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin kaba doğum hızları incelendiğinde, 2020 yılında en yüksek kaba doğum hızına sahip olan ülkenin binde 11,2 ile İrlanda olduğu, en düşük kaba doğum hızına sahip olan ülkenin ise binde 6,8 ile İtalya olduğu görüldü.

Yaşa özel doğurganlık hızı, belli bir yaş grubunda bin kadın başına düşen ortalama canlı doğan çocuk sayısını ifade etmektedir. Yaş grubuna göre doğurganlık hızı incelendiğinde, 2001 yılında en yüksek yaşa özel doğurganlık hızı binde 144 ile 20-24 yaş grubunda iken 2021 yılında binde 113 ile 25-29 yaş grubunda görüldü. Bu durum, doğurganlığın kadının daha ileri yaşlarında gerçekleştiğini gösterdi.

Adölesan doğurganlık hızı, 15-19 yaş grubunda bin kadın başına düşen ortalama canlı doğan çocuk sayısını ifade etmektedir. Adölesan doğurganlık hızı, 2001 yılında binde 49 iken 2021 yılında binde 13’e düştü. Diğer bir ifadeyle, 2021 yılında 15-19 yaş grubundaki her bin kadın başına 13 doğum düştü.

Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin adölesan doğurganlık hızları incelendiğinde, 2020 yılında en yüksek adölesan doğurganlık hızının olduğu ülke binde 38 ile Bulgaristan, en düşük adölesan doğurganlık hızının olduğu ülke ise binde 2 ile Danimarka ve Hollanda oldu. Adölesan doğurganlık hızı 2020 yılında binde 15 olan Türkiye, Avrupa Birliği üyesi 8 ülke ile beraber Avrupa Birliği ortalamasının üzerinde yer aldı.

Doğum yapan annelerin ortalama yaşı 29,1

Doğumlarını 2001 yılında gerçekleştiren annelerin ortalama yaşı 26,7 iken 2021 yılında 29,1 oldu. İlk doğumunu 2021 yılında gerçekleştiren annelerin ortalama yaşı ise 26,7 oldu.

İlk doğumdaki ortalama anne yaşı illere göre incelendiğinde, 2021 yılında ilk doğumda ortalama anne yaşının en yüksek olduğu il 28,4 ile İstanbul oldu. Bu ili 28,0 yaş ile Eskişehir, Rize, Trabzon ve Artvin, 27,9 yaş ile Muğla, İzmir ve Ankara izledi.

İlk doğumdaki ortalama anne yaşının en düşük olduğu il ise 23,6 ile Ağrı oldu. Bu ili 23,9 yaş ile Muş, 24,2 yaş ile Şanlıurfa izledi. Doğumların 2021 yılında yüzde 3,1’i çoğul doğum olarak gerçekleşirken, bu doğumların yüzde 96,2’si ikiz, yüzde 3,5’i üçüz ve yüzde 0,3’ü dördüz ve daha fazla bebek olarak gerçekleşti.

Doğum sırasına göre doğumlar incelendiğinde, 2021 yılında doğumların yüzde 35,8’inin ilk, yüzde 32,2’sinin ikinci, yüzde 18,2’sinin üçüncü, yüzde 13,1’inin ise dördüncü ve üzeri doğum olarak gerçekleştiği görüldü.

Paylaşın

Gelir Eşitsizliğinin En Yüksek Olduğu Yer İstanbul

TÜİK’in açıkladığı verilere göre, İstanbul, gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu bölge olurken, Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli, gelir eşitsizliğinin en az olduğu bölge oldu.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması Bölgesel Sonuçları, 2021 verilerini yayımladı. Buna göre, en düşük gelir TRB2 olarak tanımlanan Van, Muş, Bitlis, Hakkari’de gerçekleşti.

Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2021 yılı sonuçlarına ilişkin gelir bilgileri, bir önceki takvim yılı olan 2020 yılını referans alınıyor. Gelir hesaplamalarında; hanehalkı gelirleri, hanehalkı büyüklüğü ve kompozisyonu dikkate alınarak eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine dönüştürülüyor.

Son yapılan araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’de yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri 2021 yılında 37 bin 400 TL iken, bölgeleri itibarıyla en yüksek olduğu bölge 51 bin 765 TL ile İstanbul bölgesi oldu.

Fert geliri en düşük olan iller: Van, Muş, Bitlis ve Hakkari

Türkiye’de en düşük 20’lik grupta yer alan kişilerin fert geliri ortalama 11 bin 427 lira olurken en yüksek 20’lik grupta yer alan kişilerin ortalama fert geliri 87 bin 366 lira oldu. Bu rakam İstanbul’da en yüksek 20’lik grupta 130 bin 325 liraya çıktı. İstanbul’da en düşük 20’lik grupta yer alan kişilerin ortalama geliri 15 bin 814 lira oldu. Ortalama fert geliri en düşük olan Van, Muş , Bitlis ve Hakkari’de gelir 18 bin 275 lira olarak gerçekleşti.

Bu bölgeyi, 47 bin 595 TL ile İzmir bölgesi ve 46 bin 516 TL ile Ankara izledi. En düşük yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri ise 18 bin 278 TL ile Van, Muş, Bitlis, Hakkari’de gerçekleşti.

Gelir eşitsizliği en az Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli’de oldu.

P80/P20 oranı, en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik grubun gelirinin en düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun gelirine oranı şeklinde hesaplanarak ve oran küçüldükçe gelir eşitsizliği azalıyor.

Son yapılan araştırma sonuçlarına göre P80/P20 oranı Türkiye’de 7,6 iken, bu değerin en düşük olduğu 4,1 ile Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli, 4,3 ile Zonguldak, Karabük, Bartın ve Bursa, Eskişehir, Bilecik oldu.

P80/P20 oranının en yüksek olduğu İBBS 2. Düzey bölgeleri ise 8,2 ile İstanbul, 7,7 ile Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan ve 7,2 ile Adana, Mersin oldu.

Göreli yoksulluk oranı en düşük Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli bölgesinde gerçekleşti.

İBBS 2. Düzey bölgelerinin herbiri için eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’sine göre hesaplanan yoksulluk sınırına göre, gelire dayalı göreli yoksulluk oranının en yüksek olduğu bölgeler; yüzde 14,4 ile Adana, Mersin, yüzde 13,7 ile Mardin, Batman, Şırnak, Siirt ve Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan oldu.

Göreli yoksulluk oranı en düşük olan İBBS 2. Düzey bölgeleri ise yüzde2,2 ile TRB1 (Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli), yüzde 6,5 ile TR41 (Bursa, Eskişehir, Bilecik) ve yüzde 7,7 ile TRC1 (Gaziantep, Adıyaman, Kilis) olarak hesaplandı.

Paylaşın

Türkiye’de Çocuk Nüfusu Oranı Hızla Azalıyor

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) İstatistiklerle Çocuk 2021 verilerini açıkladı. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre; Türkiye nüfusu 84 milyon 680 bin 273 kişi iken bunun 22 milyon 738 bin 300’ünü çocuklar oluşturdu.

Haber Merkezi / Çocuk nüfusun yüzde 51,3’ünü erkek çocuklar, yüzde 48,7’sini kız çocuklar oluşturdu. Birleşmiş Milletler tanımına göre; 0-17 yaş grubunu içeren çocuk nüfus, 1970 yılında toplam nüfusun yüzde 48,5’ini oluştururken bu oran 1990 yılında yüzde 41,8 ve 2021 yılında yüzde 26,9 oldu.

Çocuk nüfus oranının 2025 yılında yüzde 26,6, 2030 yılında yüzde 25,6, 2040 yılında yüzde 23,3, 2060 yılında yüzde 20,4 ve 2080 yılında yüzde 19,0 olacağı öngörüldü.

Türkiye’nin çocuk nüfus oranının Avrupa Birliği üye ülkelerinden yüksek

Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülkenin çocuk nüfus oranları incelendiğinde; 2021 yılında çocuk nüfus oranının AB ortalaması yüzde 18,2 oldu. AB üye ülkeleri içerisinde en fazla çocuk nüfus oranına sahip olan ülkelerin sırasıyla; yüzde 23,9 ile İrlanda, yüzde 21,5 ile Fransa, yüzde 21,1 ile İsveç olduğu görüldü. Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu ülkeler ise sırasıyla; yüzde 15,8 ile İtalya, yüzde 15,9 ile Malta, yüzde 16,5 ile Portekiz ve Almanya oldu. Türkiye’nin çocuk nüfus oranının yüzde 26,9 ile AB üye ülkelerinden daha yüksek olduğu görüldü.

Çocuk nüfus oranının en yüksek olduğu il Şanlıurfa oldu

ADNKS sonuçlarına göre; illerin toplam nüfusları içindeki çocuk nüfus oranları incelendiğinde, 2021 yılında en yüksek çocuk nüfus oranına sahip olan il, yüzde 45,2 ile Şanlıurfa oldu. Şanlıurfa ilini yüzde 42,3 ile Şırnak ve yüzde 40,1 ile Ağrı izledi. Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu il, yüzde 17,3 ile Tunceli oldu. Tunceli ilini yüzde 17,8 ile Edirne ve yüzde 18,4 ile Kırklareli izledi.

ADNKS sonuçlarına göre 2021 yılında toplam hanehalkı sayısı 25 milyon 329 bin 833 oldu. Hanelerin yüzde 45,3’ünde 0-17 yaş grubunda en az bir çocuk bulunduğu gözlendi. Bu hanelerin illere göre dağılımı incelendiğinde, 0-17 yaş grubunda en az bir çocuk bulunan hanehalkı oranının en yüksek olduğu ilin yüzde 71,6 ile Şanlıurfa, en düşük olduğu illerin yüzde 30,0 ile Sinop ve Tunceli olduğu görüldü.

Toplam hanelerin yüzde 19,1’inde 0-17 yaş grubunda bir çocuk, yüzde 15,8’inde iki çocuk, yüzde 6,7’sinde üç çocuk, yüzde 2,3’ünde dört çocuk, yüzde 1,5’inde ise beş ve daha fazla çocuk bulunduğu görüldü.

Çocuk nüfus yaş grubuna göre incelendiğinde, 2016 yılında çocuk nüfusun yüzde 28,2’sinin 0-4 yaş grubunda, yüzde 27,7’sinin 5-9 yaş grubunda, yüzde 26,8’inin 10-14 yaş grubunda ve yüzde 17,3’ünün 15-17 yaş grubunda yer aldığı görülürken, 2021 yılında yüzde 26,0’sının 0-4 yaş grubunda, yüzde 29,1’inin 5-9 yaş grubunda, v28,3’ünün 10-14 yaş grubunda ve v16,5’inin 15-17 yaş grubunda yer aldığı görüldü.

Doğum istatistiklerine göre; 2020 yılında canlı doğan bebek sayısı, 1 milyon 112 bin 859 oldu. Doğan bebeklerin 570 bin 892’si erkek, 541 bin 967’si ise kız oldu. Canlı doğan bebeklerin yüzde 97,1’ini tekil, yüzde 2,9’unu ikiz, yüzde 0,1’ini ise üçüz ve daha fazla çoğul doğumlar oluşturdu. Sağlık Bakanlığı verilerine göre; hastanede gerçekleşen doğumların oranı, 2010 yılında yüzde 91,6 iken 2020 yılında yüzde 98,0 oldu.

En popüler erkek ismi Yusuf, kız ismi Zeynep oldu

ADNKS sonuçlarına göre; 2021 yılında doğan bebeklere konulan en popüler erkek bebek isimleri, Yusuf, Alparslan ve Miraç; en popüler kız bebek isimleri ise Zeynep, Elif ve Asel oldu. Doğan erkek bebeklerin 7 bin 88’ine Yusuf, 6 bin 218’ine Alparslan, 5 bin 698’ine Miraç, kız bebeklerin 10 bin 63’üne Zeynep, 6 bin 448’ine Elif, 6 bin 432’ine ise Asel ismi verildi.

Türkiye’de 2021 yılında 0-17 yaş grubundaki çocuklarda en çok kullanılan erkek çocuk isimlerinin Yusuf, Mustafa ve Mehmet; kız çocuk isimlerinin ise Zeynep, Elif ve Yağmur olduğu görüldü.

Toplam yaş bağımlılık oranı, 15-64 yaş grubunda çalışma çağındaki her 100 kişi başına düşen, 0-14 ile 65 ve üzeri yaş grubundaki kişi sayısı olarak tanımlanır. ADNKS sonuçlarına göre; 2021 yılında toplam yaş bağımlılık oranı yüzde 47,4 oldu. Yaş grubu 15-64 olan her 100 kişi başına düşen, 0-14 yaş grubundaki çocuk sayısını ifade eden çocuk bağımlılık oranı ise yüzde 33,0 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Ekonomik Nedenlerle Boşanma Oranı Yüzde 9.8

Türkiye genelinde en fazla boşanma nedeni yüzde 32,2 ile “sorumsuz ve ilgisiz davranma” olarak belirlendi. Bunu yüzde 14,1 ile aldatma, yüzde 9,8 ile evin ekonomik olarak geçimini sağlayamama ve yüzde 8,1 ile dayak/kötü muamele takip etti.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ‘Türkiye Aile Yapısı Araştırması 2021’ verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre; Hanedeki ev işlerinin genellikle kim tarafından yapıldığı incelendiğinde; evin badana/boyası hariç tüm işlerin genellikle bir hanehalkı ferdi tarafından üstlenildiği görüldü. Hanehalkı ferdi tarafından en fazla üstlenilen işler sırasıyla, yüzde 97,5 ile sofranın kurulup kaldırılması, yüzde 97,4 ile bulaşık yıkama (makineyle bile olsa) ve yüzde 97,0 ile akşamları çay servisi yapma oldu.

Hanehalkı ferdi olmayan kişilerin yaptığı hanedeki ev işleri göz önüne alındığında, hanehalkı ferdi olmayan kişiler tarafından en fazla yapılan ev işleri sırasıyla, yüzde 54,3 ile evin badana/boyası, yüzde 25,2 ile küçük bakım, onarım, tamir işleri ve yüzde 8,8 ile evin haftalık/aylık temizliği oldu.

Hanehalkı ferdi tarafından yapılan ev işleri cinsiyete göre incelendiğinde, ev işlerini genellikle kadınların üstlendiği görüldü. Kadınlar en fazla yüzde 94,4 ile çocuk bakımı, yüzde 85,6 ile çamaşır ve bulaşık yıkama (makineyle bile olsa), yüzde 85,4 ile yemek yapma ve evin günlük toplanması ve temizlenmesi işlerini üstlendi.

Ortak karar alındı

Hanede ortak karar verilen seçilmiş konular incelendiğinde, en yüksek oranın sırasıyla yüzde 94,7 ile tatil biçimi ve yeri konusunda, yüzde 94,2 ile ailece ev dışında yapılan yeme içme ve eğlence gibi etkinliklerde ve yüzde 93,3 ile akrabalarla ilişkilerde olduğu görüldü.

Hanede seçilmiş konularda tek başına karar veren fertler cinsiyete göre incelendiğinde, erkeklerin tek başına kadınlara göre daha fazla oranla karar verdiği konular yüzde 8,2 ile harcamaların önceliklendirilmesinde ve yüzde 2,9 ile tatil biçimi ve yeri konusunda olduğu görüldü. Kadınların erkeklere göre tek başına daha fazla oranla karar verdiği konuların ilk üçünün yüzde 27,7 ile evde ne pişirileceği/yeneceği konusunda, yüzde 14,7 ile günlük alışveriş konularında ve yüzde 11,7 ile çocukların kılık kıyafet gibi ihtiyaçları konusunda olduğu görüldü.

Hanehalkı fertlerinin hafta içi ve hafta sonu öğünlerde hangi sıklıkla bir araya geldikleri incelendiğinde, en fazla hafta sonu ve hafta içi akşam yemeklerinde bir araya geldikleri görüldü. Hanehalkı fertlerinin hafta sonu akşam yemeğinde bir araya gelme oranı yüzde 81,9 iken hafta içi akşam yemeğinde bir araya gelme oranı yüzde 77,1 oldu.

Hanehalkı fertleri akşam yemeğinden sonra en fazla sabah kahvaltısında bir araya geldi. Hafta sonu sabah kahvaltısında bir araya gelme oranı yüzde 70,1 iken hafta içi sabah kahvaltısında bir araya gelme oranı yüzde 45,0 oldu. Hafta sonu öğle yemeğinde bir araya gelme oranı yüzde 59,9 iken hafta içi öğle yemeğinde bir araya gelme oranı yüzde 31,4 oldu.

İlk evliliklerin yüzde 36,9’u 20-24 yaş aralığında gerçekleşti

Evli, eşi ölmüş ve boşanmış bireylerin ilk evlenme yaşları incelendiğinde, ilk evliliklerin yüzde 36,9’unun 20-24 yaş aralığında, yüzde 23,5’inin 25-29 yaş aralığında ve yüzde 16,5’inin 18-19 yaş aralığında gerçekleştiği görüldü.

İlk evlenme yaşı cinsiyete göre incelendiğinde, kadınların erkeklere göre daha erken yaşlarda evlendiği görüldü. Evliliğini 18 yaşından önce yapan erkeklerin oranı yüzde 4,4 iken kadınların oranı yüzde 24,2 oldu. İlk evliliğini 18-19 yaş aralığında yapan erkeklerin oranı yüzde 8,9 iken kadınların oranı yüzde 23,0 oldu. İlk evliliğini 20-24 yaş aralığında yapan erkeklerin oranı yüzde 39,6 iken kadınların oranı yüzde 34,6 oldu.

Bireylerin kadın ve erkek için uygun gördükleri ilk evlenme yaşları incelendiğinde, erkekler için uygun görülen ilk evlenme yaşı yüzde 51,0 ile, kadınlar için uygun görülen ilk evlenme yaşı yüzde 47,8 ile 25-29 yaş aralığı olarak belirtildi.

Evliliklerin yüzde 56,8’i görücü usulü ile gerçekleşti

Evlilik deneyimi olan bireylerin (evli, eşi ölmüş ve boşanmış bireyler ile birden fazla evlilik yapmış olanların son evliliği dikkate alındığında) eş seçimini nasıl yaptıkları incelendiğinde, evliliklerin yüzde 46,1’i görücü usulü ve kendi rızasıyla, yüzde 34,9’u kendi kararı ve ailesinin rızasıyla, yüzde 10,7’si görücü usulü ve kendi görüşü sorulmadan aile kararıyla, yüzde 5,3’ü kaçma/kaçırılma ve yüzde 2,7’si kendi kararı ve ailesinin rızası dışında gerçekleştiği görüldü.

Evlilik deneyimi olan bireylerin eş seçimini nasıl yaptıkları cinsiyete göre incelendiğinde, görücü usulü ve kendi rızası ile evlenen erkeklerin oranı yüzde 45,9, kadınların oranı yüzde 46,3 iken görücü usulü ve kendi görüşü sorulmadan aile kararıyla evlenen erkeklerin oranı yüzde 8,6, kadınların oranı ise yüzde 12,5 oldu. Kendi kararı ve ailesinin rızası ile evlenen erkeklerin oranı yüzde 37,5, kadınların oranı yüzde 32,7, kendi kararı ve ailesinin rızası dışında evlenen erkeklerin oranı yüzde 2,6, kadınların oranı ise yüzde 2,8 oldu.

Evlilik deneyimi olan bireylerin eş seçimini nasıl yaptıkları öğrenim durumuna göre incelendiğinde, bireylerin öğrenim durumu yükseldikçe kendi kararı ile evlenenlerin oranının arttığı, görücü usulü ile evlenenlerin oranının ise azaldığı görüldü. Bir okul bitirmeyenlerin içinde kendi kararı ve ailesinin rızası ile evlenen bireylerin oranı yüzde 10,3 iken yüksekokul, fakülte, üniversite, yüksek lisans/doktora mezunu bireylerin içinde kendi kararı ve ailesinin rızası ile evlenen bireylerin oranı ise yüzde 71,7 oldu.

Evlenirken evlilik sözleşmesi yapanların oranı yüzde 1,4 oldu

Evlenirken yapılan törenler incelendiğinde, kız isteme yüzde 89,9, söz kesme yüzde 86,1, nişan yüzde 81,8, kına gecesi yüzde 84,4, gelin alma yüzde 84,0, gelin/damat hamamı yüzde 8,4, başlık parası verme/alma yüzde 13,3, düğün yüzde 87,7, bekarlığa veda partisi yüzde 3,0, çeyiz serme yüzde 60,3 ve bohça hazırlama yüzde 64,5 oranında yapıldı. Evlilik sözleşmesi oranı ise yüzde 1,4 oldu.

Önümüzdeki 3 yıl içerisinde evlenmeyi düşünmeyen ya da kararsız olan boşanmış, eşi ölmüş ya da hiç evlenmemiş 15 ve daha yukarı yaştaki bireylerin oranı yüzde 80,1 oldu. Bu bireylerin yüzde 29,5’i eğitim hayatına öncelik verdiği için, yüzde 11,9’u maddi kazancı yeterli olmadığı için ve yüzde 10,2’si evlenmek için uygun biriyle karşılaşmadığı için evlenmeyi düşünmediğini belirtti.

Evlenmeyi düşünmeme nedenleri cinsiyete göre incelendiğinde, en önemli neden her iki cinsiyette de eğitim hayatına öncelik vermek oldu. Bu oran, erkekler için yüzde 29,8, kadınlar için yüzde 29,3 oldu. Erkekler için eğitim hayatına öncelik verme nedeninden sonra gelen evlenmeyi düşünmeme nedenleri yüzde 22,5 ile maddi kazancın yeterli olmaması, yüzde 11,2 ile iş garantisinin olmaması oldu. Kadınlar için eğitim hayatına öncelik verme nedeninden sonra gelen evlenmeyi düşünmeme nedenleri yüzde 11,5 ile sağlık sorunları, yüzde 11,1 ile evlenmek için uygun biriyle karşılaşmadığı oldu.

Eşler arasında en fazla harcamalar konusunda sorun yaşandı

Eşi ile sorun yaşadığını belirten evli bireylerin sorun yaşadıkları seçilmiş konular incelendiğinde, bireylerin yüzde 5,6’sı harcamalar, yüzde 5,5’i ailece birlikte vakit geçirmeme, yüzde 4,9’u gelirinin yeterli olmaması, yüzde 3,7’si ev ile ilgili sorumluluklar ve yüzde 3,6’sı sigara alışkanlığı ile ilgili konularda sıklıkla veya her zaman sorun yaşadı.

En az bir kez boşanmış bireylerin (görüşme sırasındaki medeni durumuna bakılmaksızın ve birden fazla boşanmış bireylerin son boşanma olayına göre) boşanma nedenleri incelendiğinde, yüzde 32,2 ile sorumsuz ve ilgisiz davranma ilk sırada yer aldı. Bu boşanma nedenini yüzde 14,1 ile aldatma, yüzde 9,8 ile evin ekonomik olarak geçimini sağlayamama ve yüzde 8,1 ile dayak/kötü muamele izledi.

Boşanma nedenleri cinsiyete göre incelendiğinde, boşanmış erkeklere ve kadınlara göre en önemli boşanma nedeni eşlerinin sorumsuz ve ilgisiz davranması oldu. Bu oran, erkeklere göre yüzde 41,2, kadınlara göre yüzde 24,2 oldu. Erkeklere göre sorumsuz ve ilgisiz davranmadan sonra en önemli boşanma nedenleri yüzde 11,0 ile aile büyüklerinin aile içi ilişkilere karışması ve yüzde 9,7 ile evin ekonomik olarak geçimini sağlayamama oldu. Kadınlara göre sorumsuz ve ilgisiz davranmadan sonra en önemli boşanma nedenleri ise yüzde 19,3 ile aldatma ve yüzde 14,6 ile dayak/kötü muamele oldu.

Eğitime devam etmek istemesine rağmen eğitimini yarıda bırakan kadınların oranı yüzde 10,6 oldu

Eğitime devam etmek istemesine rağmen (üniversite dahil) eğitimini yarıda bırakan bireylerin oranı yüzde 11,6 oldu. Erkeklerde bu oranın yüzde 12,7, kadınlarda ise yüzde 10,6 olduğu görüldü.

Eğitime devam etmek istemesine rağmen eğitimini yarıda bırakan bireylerin eğitimi yarıda bırakma nedenleri cinsiyete göre incelendiğinde, erkeklerin yüzde 61,8’i ve kadınların yüzde 36,4’ü ekonomik nedenlerle eğitimini yarıda bıraktı. Erkeklerin yüzde 20,3’ü eğitimde başarısızlık, kadınların ise yüzde 28,8’i ailenin izin vermemesi nedeni ile eğitimini yarıda bıraktı.

Kadınların çalışması ile ilgili bireylerin algıları incelendiğinde, kadının çalışması ve sosyal hayata katkı sağlamasının değerli olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 82,6 iken kadının asli görevinin çocuk bakımı ve ev işleri olduğunu düşünenlerin oranı ise yüzde 35,8 oldu.

Çocuk ile ilgili bireylerin algıları incelendiğinde, bireylerin yüzde 83,1’i çocukların anne ve babasına yaşlılıklarında bakması gerektiğini düşündü. Çocuğun anne ve babanın itibarını artırdığını düşünen bireylerin oranı yüzde 80,4, çocuğun bir işi olduğunda anne ve babasına maddi katkı sağlaması gerektiğini düşünen bireylerin oranı yüzde 66,9 ve neslin (soyun) devamının sadece erkek çocuk ile sağlandığını düşünen bireylerin oranı ise yüzde 28,8 oldu.

Bireylerin kendilerine bakamayacak kadar yaşlandıklarında nasıl yaşamayı tercih ettikleri incelendiğinde, yüzde 30,7’si evde bakım hizmeti almayı, yüzde 27,5’i çocuklarının yanında kalmayı, yüzde 15,0’i ise huzurevi/bakımevine gitmeyi istediğini belirtti.

Yaşlı bireylerin (65 ve daha yukarı yaştaki kişilerin) kendilerine bakamayacak kadar yaşlandıklarında nasıl yaşamayı tercih ettikleri incelendiğinde, yüzde 46,0’sı çocuklarının yanında kalmayı, yüzde 31,6’ı evde bakım hizmeti almayı, yüzde 10,3’ü ise huzurevi/bakımevine gitmeyi istediğini belirtti.

Çocukları ile aynı evde yaşamayan 60 ve daha yukarı yaştaki bireylerin çocukları tarafından ziyaret edilme sıklığı incelendiğinde, haftada birkaç kez ziyaret edilme oranı yüzde 56,7 iken hiçbir zaman ziyaret edilmeme oranı yüzde 1,4 oldu.

Paylaşın