Ömer Bedrettin Uşaklı Kimdir? Hayatı, Eserleri
1904 yılında Uşak’ta dünyaya gelen Ömer Bedrettin Uşaklı, 24 Şubat 1946’da İstanbul’da vefat etti. İstanbul Kabataş Erkek Lisesi’ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu.
Haber Merkezi / Bursa’da maiyet memuru olarak stajının ardından Mudanya Kaymakam Vekilliği’ne atandı. Daha sonra. Manavgat, Ünye, Şavşat ve Edremit ilçelerinde kaymakamlık, Artvin’de vali vekilliği yaptı. Beş yıl süreyle mülkiye müfettişliği görevinin ardından 7. dönem Kütahya milletvekili seçilerek meclise girdi.
İlk şiirlerini üniversite yıllarında Milli Mecmua’da yayımlandı. Hece ölçüsü geleneğine bağlı kalmıştır. Şiirleri biçim olarak Hecenin Beş Şairi’ne yakın ise de öz yönünden onlardan ayrılır. Faruk Nafiz Çamlıbel ve Orhan Seyfi Orhon’un şiirine daha yakındır. Çağdaş Fransız şiirinin yapı özelliklerinden yararlanmıştır.
Şiirlerinde izlenimci bir gözle algıladığı doğayı, ülke gerçekleri ve bireysel duyarlılığını özgün bir yaklaşımla yansıtır. Annesi ile çocuğunun ölümü, ayrılık acısı, gurbet tedirginlikleri, görev yaptığı, gezip gördüğü yerlerdeki toplumsal sorunlar duyarlılığını besleyen başlıca öğeler oldu.
Ömer Bedrettin Uşaklı, şiirlerini Deniz Sarhoşları (1926), Yayla Dumanı (1934), Sarıkız Mermerleri (1942) adlı kitaplarda toplamıştır. Deniz Sarhoşları kitabında yirmi beş, Yayla Dumanı’nda kırk altı, Sarıkız Mermerleri’nde otuz bir olmak üzere toplamda 102 şiiri bulunan şairin on tane de (Ona, Köy Yıldızı, Karlı Bir Dağ Dizinde, Yirminci Asra, Melikenin Hayali, Denizimde, Mezarlık Ağaçları, Doğan Güneşe, Hayal ve Hatıra, Ay Işığında Bekleyiş) kitaplarına girmemiş şiiri vardır.
“Aşkımın Kini”
O çoşkun gençliğimi bütün yoluma verdim,
Git, kanlı gözlerimde ateşlenmesin derdim..
İçimde şimdi sana bir fırtına var kinden,
Hicran zamanlarında mesuttum şimdikinden…
Şimdi harap gönlüme ne gelen var, ne giden,
Şimdi öksüz ruhumda eser yok hiç sevgiden,
Gönlüm bahtımdan ölgün, ben gönlümden ölgünüm,
Yakıyor, zehirliyor beni her geçen günüm..
Ruhum serinleyecek, hiç kalmayacak tasam,
O zalim yüreğini bir kere parçalasam! ..
“Engin Şarkısı”
İşte yapayalnızız
Güzelim, altım tacım.
Bırakta sandalımız
Engine yelken açsın;
Ben senden utangacım
Sen benden utangaçsın..
Meleğim, can kaynağım,
Engine…ah, engine!
Korkup ta bakmadığım
Gözlerinin rengine
Enginde bakacağım! .
Kıskanç, hain bakışlar;
Hasutlar görmesin de,
Nefesim nefesinde,
Ne olur görsün bizi;
Seyretsin ikimizi,
Perişan sesli rüzgar,
Yorgun kanatlı eşler…
Benden yangın akşamlar,
Sanden solgun güneşler…
Utangaç aşıklara
Çok tenha bir yer ister;
Bu sahiller bize dar,
Bize aşkımız kadar
Derin enginler ister! ..
Meleğim can kaynağım;
Engine…ah, engine! ..
Enginde bakacağım
Gözlerinin rengine! ..
“Sevgiliye Üç Sual”
İnerken çiçekli bir uçuruma
Gönül yoldaşından ayrılır mısın?
Çıpklak kollarına hasret boynuma
Bir çılgın neşeyle sarılır mısın? …
Gece bahçelerde kalma her zaman,
Şen güneş yüzüne doğmadan uyan.
Bir sabah rüyanı tamamlamadan
Uykundan uyarsam darılır mısın? ..






























