Frantz Fanon’un “Yeryüzünün Lanetlileri”: Marksist Bir Eleştiri
Frantz Fanon’un 1961 yılında yayınlanan “Yeryüzünün Lanetlileri” eseri, sömürgecilik karşıtı mücadelenin ve dekolonizasyon sürecinin Marksist bir perspektiften eleştirisi olarak değerlendirilebilir.
Haber Merkezi / Fanon, Marksist teoriyi sömürgecilik bağlamına uyarlayarak, sınıf mücadelesini ırk ve sömürgecilik ekseninde yeniden yorumlamıştır.
Sömürgecilik ve Sınıf Mücadelesi: Fanon, Marksist sınıf mücadelesi kavramını, sömürge toplumlarının ikili yapısına (sömüren – sömürülen) uygulamıştır. Ancak, klasik Marksizm’deki işçi sınıfı – burjuvazi çatışması yerine, sömürgeci (kolonyalist) ile yerli halk arasındaki antagonizmayı merkeze almıştır.
Fanon’a göre, sömürgecilik, ekonomik sömürünün ötesinde, kültürel, psikolojik ve sosyal bir tahakküm biçimidir. Bu nedenle, devrimci mücadele yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kültürel ve psikolojik bir kurtuluşu hedeflemelidir.
Fanon, klasik Marksizm’in Avrupa merkezli sınıf analizini eleştirmiş ve bunun sömürge toplumlarına tam olarak uygulanamayacağını savunmuştur. Fanon, sömürge toplumlarında, işçi sınıfının yerine köylüler ve lumpen proletaryanın (kentsel yoksullar) devrimin öncü gücü olabileceğini belirtmiştir.
Şiddetin Rolü: Fanon, devrimci şiddeti, sömürgeleştirilmiş halkların özgürleşme sürecinde bir arınma ve yeniden doğuş aracı olarak görmüştür. Marksist düşüncede devrim, burjuvazinin egemenliğini yıkmak için gerekliyse, Fanon için şiddet, sömürgecinin dayattığı insanlıktan çıkarma (dehumanization) sürecine karşı bir cevaptır.
Fanon’un şiddete vurgusu, bazı Marksist düşünürler tarafından eleştirilmiştir. Örneğin, şiddet, Marksizm’de bir araç olarak görülse de, Fanon’un şiddeti neredeyse ontolojik bir kurtarıcı olarak yüceltmesi, Marksist teorinin daha yapılandırılmış devrim anlayışıyla çelişebilir.
Ayrıca, Fanon’un lumpen proletaryaya devrimci potansiyel atfetmesi, Marx’ın bu grubu “tehlikeli sınıf” olarak görmesiyle ters düşmektedir.
Ulusal Burjuvazi ve Neokolonyalizm: Fanon, dekolonizasyon sonrası ulusal burjuvazinin, eski sömürgecilerin yerini alarak yeni bir sömürü düzeni kurabileceğini öngörmüştür. Bu, Marksist sınıf analizine uygun bir eleştiridir; ancak Fanon, bu burjuvazinin devrimci bir rol oynayamayacağını, çünkü sömürgeci sistemle simbiyotik bir ilişki içinde olduğunu belirtmiştir.
Fanon’un ulusal burjuvaziye yönelik eleştirisi, Marksist teorideki “burjuvazinin devrimci potansiyeli” tartışmasına yeni bir boyut katmaktadır. Fanon, bu sınıfın devrimci değil, işbirlikçi olduğunu savunarak, Marksizm’in bazı varsayımlarını sorgulamıştır.
Neokolonyalizm kavramı, Lenin’in emperyalizm analizine paraleldir, ancak Fanon bu kavramı daha çok kültürel ve psikolojik boyutlarıyla ele almıştır.
Kültürel ve Psikolojik Boyut: Fanon, Marksizm’in maddi koşullara odaklanan yaklaşımını, sömürgecilik bağlamında psikolojik ve kültürel tahakkümle genişletmiştir. Sömürgeciliğin, yerli halkın kimliğini ve benliğini yok ettiğini savunmuştur. Bu nedenle, devrim yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kültürel bir yeniden inşa sürecidir.
Fanon’un bu yaklaşımı, klasik Marksizm’in altyapı – üstyapı modeline bir eleştiri olarak görülebilir. Marksizm’de üstyapı (kültür, ideoloji) ekonomik altyapıya bağımlıyken, Fanon için kültürel ve psikolojik tahakküm, sömürgecilikte bağımsız bir baskı mekanizmasıdır. Bu, Marksist teorinin maddi determinizmine bir meydan okumadır.
Evrensellik ve Yerellik: Fanon, Marksizm’in evrenselci yaklaşımını eleştirirken, sömürge toplumlarının özgün koşullarına odaklanmıştır. Avrupa’daki sınıf mücadelesi modelinin, sömürge toplumlarında aynı şekilde işleyemeyeceğini savunmuştur. Bu, Marksizm’in tarihsel materyalizmine bir uyarlama önerisidir.
Fanon’un bu yaklaşımı, Marksist teorinin evrenselliği iddiasına karşı bir yerellik vurgusu olarak görülebilir. Bazı Marksist düşünürler, Fanon’un bu tutumunu, teorinin temel ilkelerinden sapma olarak eleştirmiştir.
Sonuç olarak; Fanon’un Yeryüzünün Lanetlileri, Marksist teoriyi sömürgecilik bağlamına uygularken, aynı zamanda onun sınırlarını zorlamıştır. Klasik Marksizm’in sınıf temelli analizini, ırk, kültür ve psikoloji gibi unsurlarla genişletmiştir.
Ancak, lumpen proletaryaya devrimci rol atfetmesi, şiddetin yüceltilmesi ve ulusal burjuvaziye yönelik sert eleştirileri, bazı Marksist düşünürler tarafından tartışma konusu olmuştur. Fanon, Marksizm’i bir araç olarak kullanırken, onun Avrupa merkezli varsayımlarını eleştirerek, dekolonizasyon mücadelesine özgü bir teori geliştirmiştir.






























