Üreticide 13 Markette 49 Lira!

Üreticide 13 lira olan sivri biber markette 49 liraya, 5 lira olan kuru soğan 19 liraya, 33 lira olan kuru fasulye 105 liraya, 31 lira olan nohut 99 liraya, 170 lira olan kuru incir 515 liraya, 12 lira olan kabak ise 35 liraya satıldı.

Haber Merkezi / Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Mayıs ayı üretici-market fiyatları, girdi maliyetlerindeki değişimler ve 1 Haziran Dünya Süt Günü kapsamında değerlendirmelerde bulundu. Bayraktar, açıklamalarını görüntülü basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurdu.

Bayraktar, Mayıs ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkının en fazla sivri biberde görüldüğünü belirterek şu bilgileri paylaştı:

“Sivri biberdeki fiyat farkı yüzde 283’e ulaştı. Onu yüzde 278 ile kuru soğan, yüzde 217 ile kuru fasulye, yüzde 213 ile nohut, yüzde 203 ile kuru incir izledi.

Üreticide 13 lira olan sivri biber markette 49 liraya, 5 lira olan kuru soğan 19 liraya, 33 lira olan kuru fasulye 105 liraya, 31 lira olan nohut 99 liraya, 170 lira olan kuru incir 515 liraya, 12 lira olan kabak ise 35 liraya satıldı.”

Bayraktar, Mayıs ayında markette satılan 36 ürünün 17’sinde fiyat artışı, 19’unda ise fiyat düşüşü yaşandığını belirtti. En fazla fiyat artışı yüzde 22 ile limon ve elmada görüldü. Bu ürünleri yüzde 8 ile kuru üzüm, yüzde 6 ile kuru kayısı ve maydanoz takip etti.

Fiyatı en çok düşen ürün ise yüzde 49 ile sivri biber oldu. Sivri biberi yüzde 39’la salatalık, yüzde 36’yla kabak ve yüzde 34,5’la patlıcan izledi.

Üreticide fiyatı en çok artan ürün limon

Üretici tarafında ise 28 ürünün 8’inde fiyat artışı, 13’ünde fiyat düşüşü yaşandı. 7 üründe ise fiyat değişmedi.

Bayraktar’ın verdiği bilgilere göre:

En fazla fiyat artışı yüzde 112,5 ile limonda görüldü.
Limonu yüzde 25 ile havuç, yüzde 17 ile kuru kayısı, yüzde 13 ile marul izledi.
En fazla fiyat düşüşü ise yüzde 72 ile sivri biberde yaşandı.
Sivri biberi yüzde 53 ile kabak, yüzde 41 ile patlıcan, yüzde 36 ile kuru soğan takip etti.

Bayraktar, fiyat değişimlerinin nedenlerine ilişkin şunları söyledi: “Limon fiyatları, bayram öncesi talep artışına bağlı olarak yükseldi. Havuçta hasat tamamlandı, depolama maliyetleri fiyatlara yansıdı. Marul ve maydanozda arz azalınca fiyatlar arttı. Kayısıda zirai don etkisi üretici fiyatlarını yukarı çekti.

Sivri biber, kabak, patlıcan, domates ve salatalıktaki fiyat düşüşü ise tarladaki üretimin artmasıyla arz fazlasından kaynaklandı. Kuru soğanda ise ekim alanlarının artmasıyla rekolte yükseldi ve fiyatlar geriledi.”

Girdi maliyetlerine dair verileri de paylaşan Bayraktar, Mayıs ayında Nisan’a göre gübre fiyatlarında şu değişimlerin yaşandığını bildirdi:

Amonyum sülfat gübresi: yüzde 4,9 artış
Üre gübresi: yüzde 2,3 artış
DAP gübresi: yüzde 0,8 artış
20.20.0 kompoze gübre: yüzde 0,7 artış
Amonyum nitrat gübresi: yüzde 0,5 düşüş

Yıllık bazda

Elektrik: yüzde 47,08 artış
Üre gübresi: yüzde 46,2 artış
DAP gübresi: yüzde 36,9 artış
Amonyum nitrat gübresi: yüzde 33 artış
20.20.0 kompoze gübre: yüzde 31,4 artış
Amonyum sülfat gübresi: yüzde 28,6 artış

Yem fiyatları da yükselmeye devam etti. Mayıs ayında süt yemi yüzde 2,7, besi yemi yüzde 2 oranında arttı. Son bir yılda ise süt yemi yüzde 26,4, besi yemi yüzde 27,2 artış gösterdi. Mayıs’ta mazot fiyatı aylık yüzde 1,7, yıllık yüzde 13,9 arttı.

Bayraktar, “Yıllık bazda en fazla artış yüzde 47,08 ile elektrik fiyatlarında görüldü” dedi.

Bayraktar, 1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla süt üretimi ve fiyatlarına da değindi: “Süt, insan beslenmesinde önemli bir protein kaynağıdır ve hayvancılığın temel ürünüdür. Ülkemiz 2024 yılında; 20 milyon ton inek sütü, 934 bin ton koyun sütü, 543 bin ton keçi sütü üretimiyle dünya sıralamasında üst sıralarda yer aldı.

Ancak üreticimiz, çiğ süt fiyatlarındaki istikrarsızlık nedeniyle zarar ediyor. AB ülkeleriyle karşılaştırıldığında ülkemiz çiğ süt fiyatlarında son sırada. Türkiye’de 100 litre çiğ süt üreticiye ortalama 37 avroya satılırken, bu rakam İtalya’da 57, Yunanistan ve Hollanda’da 55, Almanya’da 54, Fransa’da ise 50 avro düzeyinde.”

Paylaşın

Ukrayna, Rusya’nın 40’tan Fazla Uçağını Vurdu

Ukrayna ve Rusya heyetlerinin İstanbul’daki buluşması öncesi Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU), Rus askeri havalimanlarında bulunan 40’tan fazla savaş uçağını silahlı insansız hava araçlarıyla (SİHA) vurduklarını açıkladı.

Reuters’a konuşan bir SBU yetkilisi saldırıda, aralarında Rus Tu-95 ve Tu-22 bombardıman uçaklarının da olduğu 40’tan fazla düşman hava aracının hedef alındığını söyledi. AFP’ye bilgi veren bir güvenlik kaynağı da SBU’nun “düşmana ait bombardıman uçaklarını cephe hattının çok gerisinde yok etmek için kapsamlı bir operasyon başlattığını” söyledi.

Uzun menzilli füze ateşleme kapasitesine sahip Tu-95 ve Tu-22’ler Ukrayna kentlerine yönelik saldırılarda kullanılıyor. Rusya’nın Murmansk bölgesinin valisi, İHA saldırısını teyit etti. Rusya’nın kuzeyinde, Finlandiya sınırına yakın Murmansk’ta Olenya askerî hava üssü bulunuyor.

Ukrayna merkezli İngilizce yayın yapan haber siteleri, Irkutsk’taki Belaya hava üssünün de hedef alınan yerler arasında olduğunu öne sürdü. Üs, Rusya’nın orta kesimlerinde, Moğalistan sınırına yakın bir bölgede yer alıyor.

SBU’nun saldırısı, Rusya topraklarında iki köprünün çökmesine neden olan patlamaların ardından geldi. Rus yetkililer iki yolcu treninin raydan çıktığı ve en az yedi kişinin öldüğü olayları “terör eylemi” olarak nitelendirdi. Dün de Rus işgali altındaki Ukrayna topraklarından Kırım’a yakıt taşıyan bir Rus askeri treninde patlama yaşanmıştı.

Ukrayna Hava Kuvvetleri gece saatlerinde Rusya’nın 472 İHA ile savaşın başından bu yana en yoğun hava saldırısını düzenlediğini bildirdi. Kiev, Rus ordusunun yedi adet de füze fırlattığını duyurdu. Kiev’in açıklamasına göre, Rus İHA’larının 382’si ve füzelerden üçü hedeflerine ulaşamadan Ukrayna ordusunca havada önlendi.

Ukrayna ordusu, Rusya’nın cephe hattının gerisinde hedef aldığı bir üste ise savaşa katılmak üzere eğitim alan 12 Ukraynalı askerin öldüğünü, 60’tan fazlasının da yaralandığını belirtti. Bu saldırı Ukrayna ordusunda üst düzey bir istifaya da yol açtı. Geçen Kasım’dan beri Ukrayna Kara Kuvvetleri Komutanı olarak görev yapan Mihaylo Drapatyi, 12 askerin öldüğü saldırının ardından istifasını açıkladı.

Rusya ve Ukrayna heyetleri İstanbul’da masaya oturacak

Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşın sona erdirilmesine yönelik diplomatik girişimler de sürüyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya’nın Pazartesi günü İstanbul’da yapılmasını önerdiği toplantıya katılacaklarını duyurdu. Zelenskiy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Ukrayna heyetine, 16 Mart’taki toplantıda olduğu gibi, Savunma Bakanı Rüstem Umerov’un başkanlık edeceğini belirtti.

Rus haber ajansları da Rusya heyetinin 2 Haziran’daki görüşmelere katılmak üzere İstanbul’a doğru yola çıktığını duyurdu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Cumartesi Anneleri’nin Eylemi 30. Yılında: Adalet İstiyoruz

Cumartesi Anneleri / İnsanları adına basın açıklamasını okuyan kayıp yakını İkbal Eren, “30 yıldır haykırıyoruz: İnkâra son verin, kayıplarımızın akıbetlerini açıklayın. Biliyoruz ki: Cezasızlık son bulmadan adalet sağlanamaz. Adalet sağlanmadan barıştan söz edilemez” dedi.

Cumartesi Anneleri/İnsanları gözaltında kaybedilen ve katledilenlerin akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle eylemlerinin 1053’üncü haftasında Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Karanfiller ve gözaltında kaybettirilen yakınlarının fotoğraflarıyla Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, eylemlerinin bu haftasında 6 Mayıs 1995 yılında Mardin’in Midyat ilçesinde gözaltında kaybettirilen Mehmet Sait Zengin’in akıbetini sordu.

Basın açıklamasını okuyan kayıp yakınlarından İkbal Eren, 27 Mayıs 1995’ten beri gözaltında kaybettiklerini unutturmamak için Galatasaray Meydanı’nda seslerini yükselttiklerini ifade etti. 30 yıldır bu meydandan haykırdıklarını dile getiren İkbal Eren, “Devletin inkâr ve cezasızlık politikalarıyla üzerine karanlık bir perde çektiği gözaltında kaybetme vakalarını görünür kılmak ve adalete erişmek için 30 yıldır mücadele ediyoruz. 30 yıldır haykırıyoruz: İnkâra son verin, kayıplarımızın akıbetlerini açıklayın. Biliyoruz ki: Cezasızlık son bulmadan adalet sağlanamaz. Adalet sağlanmadan barıştan söz edilemez” dedi.

“Barışı istiyoruz, kayıplarımızı da. Barışı istiyoruz, hakikati de. Barışı istiyoruz, adaleti de. Barışı istiyoruz, demokrasiyi de” diyen İkbal Eren, bu haftaki eylemde Zengin Ailesi’nin sesi olmak için toplandıklarını ifade etti.
İkbal Eren, “36 yaşındaki Mehmet Sait Zengin, Midyat’ta yaşayan bir esnaftı. HADEP üyesiydi. Güvenlik güçlerinin tehditleri altında yaşayan Zengin, sürekli olarak takip ediliyor, gözaltına alınıyor ve işkenceye maruz kalıyordu. 1995 yılının Nisan ayında, dükkânına gelen polisler tarafından gözaltına alındı. 14 gün boyunca işkence gördü ve ardından serbest bırakıldı. Ancak serbest bırakıldıktan kısa bir süre sonra, 6 Mayıs 1995 tarihinde, Mardin’den geldiklerini söyleyen sivil kıyafetli iki polis tarafından evinden gözaltına alındı ve beyaz bir Toros ile götürüldü” dedi.

Mehmet Sait Zengin’in ailesi, can güvenliğinden endişe duyarak Midyat Karakolu’na başvurduğunu belirten İkbal Eren, “Yetkililer, ‘Bizde yok ama Mardin’e götürülmüş olabilir’ yanıtını verdi. Bunun üzerine aile Mardin’e gitti. Karakola başvuran kardeşi, ‘Onu ararsan sen de bu yolda gidersin’ diyerek tehdit edildi. Ailenin başvuruları sonuçsuz kaldı. Dört çocuk babası Mehmet Sait Zengin’den bir daha haber alınamadı” ifadelerini kullandı.

“Kaç yıl geçerse geçsin…”

30 yıldır ailesinin “Mehmet Sait Zengin’e ne oldu?” sorusunun yanıtsız bırakıldığını ifade eden İkbal Eren, sözlerine şöyle devam etti: “İnsan Hakları Derneği Mardin Şubesi’nin çabalarıyla yeniden canlandırılan dosya, Midyat Savcılığı’nın raflarında beklemeye terk edildi. Kaç yıl geçerse geçsin, Mehmet Sait Zengin için, tüm kayıplarımız için adalet talep etmekten; devletin evrensel hukuk normlarına uygun hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.”

Açıklamanın ardından Cumartesi Annelerinden Hanife Yıldız, gözaltında katledilen Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak’ın, gönderdiği mesajı iletti. Hanife Yıldız, “Emine Anamıza gittim. Bundan 30 yıl önce hepimizin sesini duyuran anne, buradaki herkese selamlarını iletti. 30 yıl kolay geçmiyor. Anneler ne evlatlarının akıbetini öğrendi ne de adalete eriştiler. Hepsi yürekleri yaralı gitti” dedi.

Eylem, Galatasaray Meydanı’na karanfil bırakılmasının ardından son buldu.

(Kaynak: MA)

Paylaşın

DEM Parti’den CHP’li Belediyelere Yönelik Operasyonlara Tepki

DEM Parti, CHP’li belediyelere yönelik yeni operasyonlara tepki gösterdi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Siyasi hesaplaşmaların yargı yoluyla çözülmeye çalışılması ve seçilmiş temsilcilere yönelik bu uygulamalar kabul edilemez” dedi.

Haber Merkezi / DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise, “Seçilmiş belediye başkanlarına yönelik eğitim sürdürülüyor, bu tür operasyonlar yapılıyor, toplumsal barışı zedeleniyor. Siyasi meselelerin çözüm yolu, müzakere ve diyalogdur; Demokratik siyaseti dışlayan onun müdahalesinin karşısında olmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile partinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Cumhuriyet Halk Partili (CHP) belediyelere yönelik yeni operasyonlara tepki gösterdi.

Tuncer Bakırhan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerine, Adana’da Seyhan ve Ceyhan belediye başkanlarına yönelik operasyonlar kınılmıyor, bu müdahaleleri kabul edilemiyor. Demokrasinin temel politikalarından biri, halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeye saygıdır.

Seçilmiş belediye başkanlarına yönelik eğitim sürdürülüyor, bu tür operasyonlar yapılıyor, toplumsal barışı zedeleniyor. Siyasi meselelerin çözüm yolu, müzakere ve diyalogdur; Demokratik siyaseti dışlayan onun müdahalesinin karşısında olmaya devam ediyor.”

Hatimoğulları ise sosyal medya hesabı üzerinden şu paylaşımı yaptı: “İBB’ye yönelik operasyon ve İstanbul İlçe belediye başkanları ile Seyhan ve Ceyhan belediye başkanlarının toplanmalarını kınıyoruz. Siyasi hesaplaşmaların yargı yoluyla çözülmeye çalışılması ve seçilmiş temsilcilere yönelik bu uygulamalar kabul edilemez.

Halkın sandıkta verdiği kararlara saygı ölçüsü, kişinin gücünün yeteneği elzemdir. Toplumsal barış ve güçlü bir demokrasi için, İstanbul’dan Van’a, Mardin’den Adana’ya kadar halkın iradesine saygı gösterilmeli ve bu siyasilerden vazgeçilmelidir.”

DEM Parti’den açıklama

DEM Parti MYK tarafından yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi: “İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik 19 Mart tarihinde başlatılan yargı müdahalesi genişleyerek devam ediyor. Bu operasyonlar ne yazık ki ileri sürülen iddiaların kapsamını fazlasıyla aşarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere muhalefet belediyelerine yönelik bir tür kuşatmaya dönüştürülmüştür.

Yargı süreci muhalif belediyeleri etkisizleştirmeyi, belediye hizmetlerini aksatmayı, halkın hizmet almasını engellemeyi hedefler hale gelmiştir. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ile çok sayıda alt kademe belediye başkanının, neredeyse tüm bürokratların ve şirket yöneticilerinin gözaltına alınıp tutuklanması ve belediye şirketlerine kayyım atanması başka şekilde açıklanamaz. Bu gelişmeler, belediye hizmeti alan milyonlarca vatandaşı mağdur etmekte ve muhalefetin yönetimde olduğu belediyelerde halkı adeta cezalandırmaktadır.

Çağrıldıklarında ifade verebilecek insanların, hukuki açıdan meşruiyeti olmayan bir yöntemle ve bir itirafçının beyanlarına dayanılarak bu şekilde gözaltı ve tutuklamaya maruz bırakılması, hukuk ve demokrasiye yönelik ağır bir ihlaldir. Atılan adımlar, içinden geçtiğimiz tarihi dönemin hassasiyetine aykırı bir şekilde, demokratik siyaset alanını da daraltmaktadır.

Elbette partimiz, yerel yönetimler başta olmak üzere siyasetin rant, yolsuzluk ve rüşvetten arındırılmasını ve temiz siyaseti savunmaktadır. Ancak bu yöndeki iddialarla yapılanların sadece muhalefet belediyeleriyle sınırlı tutulması, iktidar belediyelerindeki yolsuzluk ve rüşvet iddialarına ise koruma kalkanı oluşturulması söz konusu bu iddiaları da çürütmektedir. Muhalefete yönelik bir siyasi operasyona dönüştüğüne dair Türkiye’nin tamamında ciddi kaygılar oluşturmaktadır.

Kutuplaşmayı artıracak, hukuk ve demokrasi inancını tamamen ortadan kaldıracak, barış ve demokratik toplum özlemini zedeleyecek bu operasyonlara son verilmelidir. Hukuk herkes için ve tarafsız şekilde uygulanmalıdır. Belediyeler halkındır, yerel demokrasinin bel kemiğidir. Belediyeler üzerindeki yargı kıskacı ve kuşatması kaldırılmalıdır.”

Paylaşın

İşsiz Sayısı 13 Milyona Dayandı

Geniş tanımlı işsiz sayısı nisan ayında 12 milyon 996 bine yükseldi. Geniş tanımlı işsiz sayısı bir önceki yılın nisan ayında 10 milyon 767 bin olarak kayıtlara geçmişti.

Haber Merkezi / Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), İşsizliğin Görünümü Raporu (Nisan 2025) yayımlandı.

Rapordan öne çıkan bölümler şöyle: DİSK-AR tarafından TÜİK verilerinden yararlanarak yapılan hesaplamaya göre mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsiz sayısı ise Nisan 2025’te 12 milyon 996 bin kişi olarak gerçekleşti. 13 milyon kişiyi kapsayan yüzde 32,2’lik geniş tanımlı işsizlik 2014 Ocak’tan beri en yüksek düzeyine ulaştı. Nisan 2025 döneminde yüzde 32,2 olarak açıklanan geniş tanımlı işsizlik oranı son 136 ayın rekorunu kırdı.

Pandemi döneminde geniş tanımlı işsiz sayısının en yüksek olduğu ay Ocak 2021’di. Ocak 2021’de dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 12,3 ve işsiz sayısı 3,9 milyondu. Bu dönemde geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 29 ve geniş tanımlı işsiz sayısı ise 10,5 milyondu. Nisan 2025’te geniş tanımlı işsiz sayısı pandeminin en yüksek olduğu dönemden 2 milyon 527 bin kişi yüksek hesaplandı.

2025 Nisan ayında geniş tanımlı işsizlik hem aylık hem aylık olarak patlama yaşadı. Nisan 2024’te yüzde 27,4 olan geniş tanımlı işsizlik oranı Mart 2025’te yüzde 28,8’e yükseldi ve Nisan 2025’te tarihi zirvesini yaparak yüzde 32,2’ye ulaştı. Geniş tanımlı işsiz sayısı da bu dönemde artmaya devam etti. Nisan 2024’te 10,8 milyon olan geniş tanımlı işsiz sayısı Mart 2025’te 11,8’e yükselirken Nisan 2025’te 13 milyona dayandı. Böylece geniş tanımlı işsiz sayısında bir yıllık artış 2 milyon 229 bin ve aylık artış ise 1 milyon 240 bin oldu.

Uzun zamandır TÜİK tarafından düşüş eğilimi olan dar tanımlı (açık) işsizlerin sayısında artış görülüyor. Dar tanımlı işsiz sayısında son bir yılda 21 bin kişi, son bir ayda ise 200 kişilik bir artış görüldü. Dar tanımlı işsizlik oranı aylık olarak yüzde 0,6 puan artış gösterdi.

TÜİK tarafından yayımlanan HİA verilerine göre Nisan 2025’te geniş tanımlı işsizlikte (âtıl işgücü) artış devam etti. Geniş tanımlı işsiz sayısı son bir yılda 2 milyon 229 bin kişi arttı.

Geniş tanımlı işsiz sayısı Nisan 2024’te 10 milyon 767 bin ve Nisan 2025’te ise 12 milyon 996 bin olarak gerçekleşti. Geniş tanımlı işsiz sayısındaki artışın sebebi zamana bağlı eksik istihdam ve ümitsiz işsizler ile iş aramayıp çalışmaya hazır olanları, iş arayan ancak hemen çalışmaya başlayamayacak olanları kapsayan potansiyel işgücü sayısındaki artıştır.

Zamana bağlı eksik istihdam kapsamındaki artış sürüyor. Haftalık 40 saatten daha az çalışan ve imkânı olması durumunda daha çok çalışmayı isteyenlerin zamana bağlı eksik istihdam edilenlerin sayısı son bir yılda 3 milyon 982 binden 4 milyon 907 bine yükselerek 925 bin kişi arttı. Zamana bağlı eksik istihdamdaki artış geçim sıkıntısının sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Potansiyel işgücü sayısı son bir yılda 1 milyon 284 bin kişi artarak 3 milyon 743 binden 5 milyon 27 bine yükseldi. Başka bir ifadeyle Nisan 2025 itibarıyla Türkiye’de 5 milyonu aşkın kişi, çalışmak istemesine rağmen iş bulamıyor.

TÜİK tarafından açıklanan dört ayrı işsizlik türünde de kadın işsizliği erkek işsizliğinden oldukça yüksek seyrediyor. Nisan 2025’te mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsizlik oranı erkeklerde yüzde 7,1 iken kadınlarda yüzde 11,5 olarak gerçekleşti. Geniş tanımlı işsizlik (âtıl işgücü) erkeklerde yüzde 27,5 kadınlarda ise yüzde 40 olarak hesaplandı. Geniş tanımlı kadın işsizliği ile geniş tanımlı erkek işsizliği arasındaki fark 12,5 puandır.

Nisan 2025’te mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsizlik (işsizlik 1) yüzde 8,6 olarak açıklanırken zamana bağlı eksik istihdam ile işsizlerin bütünleşik oranı (işsizlik 2) yüzde 22,5; işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı (işsizlik 3) yüzde 20 ve âtıl işgücü oranı (işsizlik 4, geniş tanımlı işsizlik) ise yüzde 32,2 olarak açıklandı.

Nisan 2025’te zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı erkeklerde yüzde 21,2 iken kadınlarda yüzde 24,9’dur. İşsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı erkeklerde yüzde 14,5 iken kadınlarda yüzde 29,3’tür.

Nisan 2025 itibarıyla kadınlarda mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsiz sayısı 1 milyon 403 bin ve geniş tanımlı işsiz sayısı 6 milyon 205 bindir. Erkeklerde ise dar tanımlı işsiz sayısı 1 milyon 660 bin ve geniş tanımlı işsiz sayısı 6 milyon 791 bindir.

Nisan 2025’te mevsim etkisinden arındırılmış HİA verilerine göre işsizlik türlerinin en yüksek olduğu kategori yüzde 40 ile geniş tanımlı kadın işsizliği olmaya devam ediyor. İşsizlik türlerinde ikinci yüksek işsizlik kategorisi yüzde 32,2 ile geniş tanımlı işsizliktir. Nisan 2025’te üçüncü en yüksek işsizlik kategorisi ise yüzde 23,7 ile geniş tanımlı erkek işsizliği oldu.

İşsizlerin yüzde 85’i işsizlik ödeneği alamıyor

TÜİK’in resmi dar tanımlı işsizlerin ezici çoğunluğu işsizlik ödeneğinden yararlanamıyor. İşsizlik ödeneğinden yararlanma koşullarının ağır olması ve işsizlik sigortası kaynaklarının amacı dışında kullanılması sebebiyle işsizlerin büyük çoğunluğu işsizlik ödeneğinden yararlanamıyor.

Nisan 2025’te TÜİK toplam dar tanımlı işsiz sayısını 3 milyon 63 bin kişi olarak açıkladı. İŞKUR’un Nisan 2025 İşsizlik Sigortası Bültenleri verilerine göre ise bu ayda işsizlik ödeneği alabilenlerin sayısı 469 bin 792’dir. Böylece Nisan 2025’te resmi işsizlerin sadece yüzde 15,3’ü işsizlik ödeneği alabildi. Yaklaşık 2,6 milyon işsiz işsizlik ödeneğinden yoksun kaldı. Bu da işsizlerin yüzde 84,7’sinin işsizlik ödeneği alamadığı anlamına geliyor.

Paylaşın

Edin Dzeko, Fenerbahçe’ye Veda Etti

Yıldız futbolcu Edin Dzeko, “Fenerbahçe gibi köklü ve onurlu bir kulübün formasını giymek benim için tarifsiz bir gururdu. Yaşa Fenerbahçe!” sözleriyle Fenerbahçe’ye veda etti.

Haber Merkezi / Edin Dzeko, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla Fenerbahçe’den ayrıldığını duyurdu. Edin Dzeko, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Veda etme vakti geldi. Yolları ayırmak hiçbir zaman kolay değildir; hele ki Fenerbahçe gibi bir kulüp sizi derinden etkilemişse… Geçtiğimiz iki yıl boyunca bana aile sıcaklığını hissettiren herkese sonsuz teşekkürler: takım arkadaşlarıma, antrenörlerime, kulüp personeline ve perde arkasında büyük bir özveriyle çalışan tüm emekçilere…

Ve en özel teşekkür, bizi her koşulda tutkuyla destekleyen sizlere: Fenerbahçe’nin gerçek kalbi sizlersiniz. Sizleri her zaman kalbimde taşıyacağım. Her gün, antrenmanlarda ve sahada elimden gelenin en iyisini vermeye çalıştım. Belki hayalini kurduğumuz kupalara ulaşamadık ama Fenerbahçe gibi köklü ve onurlu bir kulübün formasını giymek benim için tarifsiz bir gururdu. Yaşa Fenerbahçe!”

Fenerbahçe’deki ilk sezonunda tüm kulvarlarda 46 maça çıkan Dzeko, 25 gol 10 asistlik performans sergiledi. Dzeko bu sezon ise Fenerbahçe formasıyla tüm alanlarda 55 maça çıktı. Yıldız golcü 21 gol, 8 asistlik performans sergiledi.

Fenerbahçe, Edin Dzeko’dan sonra Dusan Tadic’e de veda etti. Fenerbahçe, Dusan Tadic ile yolların ayrıldığını açıkladı.

Fenerbahçe, iki yıldız futbolcu için veda paylaşımında bulundu. Fenerbahçe’den Dzeko için yapılan paylaşım şöyle: “Bazı oyuncular gol atar. Kimisi pazubandını takıyor. Edin Dzeko her ikisini de yaptı ve çok az kişinin başarabileceği bir liderlik yaptı. Teşekkürler Edin, sen her zaman kalbimizde olacaksın.”

Tadic için yapılan paylaşımda şöyle: “Teşekkürler Dusan, zarafetin, ruhun ve bu takıma olan sarsılmaz inancın için. Örnek oldunuz ve sonsuz saygıyla ayrıldınız.”

Paylaşın

Türkiye, 2025 Yılının Birinci Çeyreğinde Yüzde 2 Büyüdü

TÜİK’in açıkladığı verilere göre; Dönemsel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH), 2025 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,0 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Dönemsel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) 2025 I. Çeyrek verilerini açıkladı. Buna göre; GSYH 2025 yılı birinci çeyrek ilk tahmini; zincirlenmiş hacim endeksi olarak, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,0 arttı.

GSYH’yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2025 yılı birinci çeyreğinde bir önceki yıla göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; inşaat sektörü toplam katma değeri yüzde 7,3, bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 6,1, diğer hizmet faaliyetleri yüzde 4,7, mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri yüzde 4,0, gayrimenkul faaliyetleri yüzde 2,4, ürün üzerindeki vergiler eksi sübvansiyonlar yüzde 1,8, hizmetler yüzde 1,3, finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 0,5 ve kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri yüzde 0,3 arttı. Tarım sektörü yüzde 2,0, sanayi ise yüzde 1,8 azaldı.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,0 arttı. Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2025 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,7 arttı.

Üretim yöntemiyle Gayrisafi Yurt İçi Hasıla tahmini, 2025 yılının birinci çeyreğinde cari fiyatlarla bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 36,7 artarak 12 trilyon 125 milyar 173 milyon TL oldu. GSYH’nin birinci çeyrek değeri cari fiyatlarla ABD doları bazında 335 milyar 504 milyon olarak gerçekleşti.

Yerleşik hanehalklarının nihai tüketim harcamaları 2025 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 2,0 arttı. Devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 1,2, gayrisafi sabit sermaye oluşumu ise yüzde 2,1 arttı.

Mal ve hizmet ihracatı, 2025 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 0,01 azalırken ithalatı yüzde 3,0 arttı.

İşgücü ödemeleri 2025 yılının birinci çeyreğinde yüzde 42,9 arttı

İşgücü ödemeleri, 2025 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 42,9 arttı. Net işletme artığı/karma gelir yüzde 31,2 arttı.

İşgücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı geçen yılın birinci çeyreğinde yüzde 41,7 iken, bu oran 2025 yılı birinci çeyreğinde yüzde 43,7 oldu. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise geçen yılın birinci çeyreğinde yüzde 36,4 iken, 2025 yılı birinci çeyreğinde yüzde 35,0 oldu.

Paylaşın

İlkay Gündoğan Galatasaray’a Mı Geliyor?

Galatasaray, transfer görüşmesi için İstanbul’a davet ettiği İlkay Gündoğan’la anlaşmaya vardı. Galatasaray’ın kısa süre içinde 34 yaşındaki oyuncuyla sözleşme imzalaması bekleniyor.

Yıllardır adı Galatasaray ile anılan İlkay Gündoğan, Barcelona ile yollarını ayırmasının ardından Manchester City’ye geri dönmüştü. Bu karar sonrası İlkay’la Galatasaray’ın yolunun artık kesişmeyeceği düşünülüyordu. Ancak bir sürpriz gerçekleşti.

Milliyet gazetesinin haberine göre; Galatasaray Yönetimi transfer görüşmesi için önceki akşam İstanbul’a davet ettiği İlkay Gündoğan’la anlaşmaya vardı. Son anda bir başka sürpriz daha gerçekleşmezse Galatasaray’ın kısa süre içinde 34 yaşındaki oyuncuyla sözleşme imzalaması bekleniyor.

Mertens ve Muslera gibi iki tecrübeli ismin ayrılığı sonrası İlkay’ın takıma ağabeylik yapması planlanıyor. Yıldız futbolcunun Manchester City ile 1 yıllık daha sözleşmesi olmasına rağmen kontratını feshedeceği öğrenildi.

10 gole katkısı var

İlkay Gündoğan 2023 yılında Manchester City’den Barcelona’ya transfer olmuş, Katalan ekibi maaş ödeme zorluğu yaşayınca Ada’ya dönüş yapmıştı. Premier Lig devinde geride kalan sezonda 50 maçta süre bulan İlkay Gündoğan, 3 gol attı ve 7 asist yaptı.

Paylaşın

Avrupa Parlamentosu’ndan “İmamoğlu” Açıklaması: Katılım Sürecini Olumsuz Etkiledi

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına ilişkin konuşan Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Daimi Raportörü Nacho Sanchez Amor, İmamoğlu’nun tutukluluğunun Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) katılım sürecini sekteye uğrattığını söyledi.

Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adayı olmadan önce tutuklandığına dikkat çeken Amor, Türkiye’ye yönelik “AB üyesi olmak istiyorsunuz ama muhalefetin önde gelen kişilerinden birini tutukluyorsunuz” eleştirisinde bulundu. Avrupa’nın Türkiye’nin özellikle güvenlik alanında çok önemli bir ortak olduğunun bilincinde olduğunu belirten Amor, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’le de görüştüklerini ve bu temasları “olumlu değerlendirdiklerini” söyledi.

Enerji, ticaret, göç konularının ele alınacağı ortamın da yaratıldığını ifade eden Amor, “Ancak ele alacağımız bir başka konu hukuki güvenlik. Şimşek, yabancılardan yatırım talep ediyor doğal olarak. Ancak bağımsız yargınız yoksa yatırımcılar çekinir. İş adamlarını gözaltına almak doğru değil, rahatsızlık yaratan bir durum” diye konuştu.

AP Türkiye Daimi Raportörü, gelecekte AB’ye katılım sürecinin canlandırılması için terör konusunda atılan adımları ise “destekleyici” olarak nitelendirdi. Amor, sözlerine şöyle devam etti: “Ancak İmamoğlu’nun tutuklanması şu an bu süreci sekteye uğratan en önemli şey. Bu bir süreç, iyileşme ve gelişmenin hemen olmasını beklemiyoruz. İnfaz paketinden söz edersek, bu adımın bir haftada ülkeyi değiştirmesini bekleyemeyiz.”

İspanyol raportör, “Umut var diye düşünüyorum. Eksik de olsa yapılanlar, atılan adımlar var. Bu sürecin başlamış olması mükemmel bir haber. Barışçıl bir toplum olması ve şiddetin ortadan kalkması, siyasi idare ve istikrar, demokrasi alanına da etki edecektir” değerlendirmesinde bulundu.

Amor, İmamoğlu’yla görüşme isteğini de dile getirerek, “İmamoğlu’nu ziyaret etmek, görüşmek isterim ama kendisiyle belediyede görüşmek isterim” diye konuştu.

AB’ye katılım sürecinin yeniden başlaması için bazı adımların atılmasının elzem olduğuna dikkat çeken Amor, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasını talep ettiklerini hatırlattı. Sanchez, “Savcıların siyasi bir gündem için kullanılmamasını görmek istiyoruz ama korkarım ki son gelişmeler buna hizmet etmiyor. Avrupa’nın bunu gördüğünü anlamıyor musunuz? İmamoğlu’nun evine bu kadar polis göndererek o kişinin imajını değiştirmek istiyorsunuz. O kadar polisin gecenin bir yarısı silahlarla orada olması normal değil. Belki de siz bunun içinde olduğunuz için normalleştiriyorsunuz. Dışardan bakınca bunlar çılgınca şeyler” diye konuştu.

Amor “14 yaşındaki bir kız çocuğunun terörizmden yargılanması çok anlaşılmaz. Bu da katılım sürecinin başlaması ve devam etmesini engelliyor. Bu süreç ölmedi ama ilerleme de olmuyor” ifadelerini kullanarak, son aylarda özgürlük ve haklar konusunda “ortamın daha da kötüleştiğine” dikkat çekti.

“Sizde rektörler bile Cumhurbaşkanı tarafından atanıyor. Bizim ülkemizde iktidardaki isimler dahi yargılanabiliyor” diyen Amor, İmamoğlu’nun aynı gün terörizm ve yolsuzlukla suçlandığını hatırlattı. Raportör, “Ona olanların adaletle bir ilgisi yok. Gözaltı süreci de kabul edilebilir değildi. 15 yıl önce çok daha kapsayıcı bir ülkeydiniz. Katılım sürecine dönmek için tekrar bunun olması gerekiyor” diye konuştu.

Türkiye’nin Suriye politikasına övgü

Amor, diğer yandan Türkiye’nin Suriye ve göç konusundaki tutumundan övgüyle söz etti. AB Raportörü, “Ülkeniz Suriye ile ilgili mükemmel bir iş çıkardı. Tüm uluslararası ortakların rol oynaması önemli ancak sizin hükümetiniz iyi iş çıkardı” diye konuştu. Suriyeli yetkililere bir fırsat verilmesi gerektiğini belirten Amor, “AB ile Türkiye bu konuda iş birliği yapıyor. Sadece yaptırımları kaldırmak yetmez. Yeni iktidara bir şans vermek gerekiyor. Orada gerçek bir düzen, yeniden inşa gerçekleşmesi gerekiyor. Türkiye’nin Suriye’den gelen göç ile ilgili duruşu insani ve etik değerlerle uyumlu oldu” ifadelerini kullandı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Hizmet Enflasyonu Yüzde 37,15

Hizmet enflasyonu, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 4,24, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 18,60, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 37,15 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 51,91 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) Nisan 2025 verilerini açıkladı.

Buna göre; Hizmet enflasyonu, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 4,24, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 18,60, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 37,15 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 51,91 arttı.

Hizmet enflasyonu, nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 31,28, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 41,47, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 43,04, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 40,74, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 41,73, idari ve destek hizmetlerde yüzde 41,82 arttı.

Hizmet enflasyonu, nisan ayında bir önceki aya göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 4,30, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 3,96, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 3,29, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 10,09, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 2,55, idari ve destek hizmetlerde yüzde 4,77 arttı.

Paylaşın