Çiftçilerin Bankalara Borcu Bir Trilyon Liraya Dayandı

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2021’de ticari kredilerin sektörel dağılımında tarım sektörünün payının yüzde 4 iken, 2024’te bu oranın yüzde 7’ye yükseldiğini belirtti.

Ömer Fethi Gürer, “Bu artış, çiftçinin artan borçlarından kaynaklanıyor. Çiftçimiz üretime devam etmek için mecburen borçlanıyor ama bu sürdürülebilir bir yol değil. Zaten yaşanan icralar ve çiftçilerin bankalara olan borçlarının bu ay içinde 1 trilyonu bulacağı yönündeki beklenti bu durumun somut örneğidir” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, yılın ilk çeyreğinde tarım sektöründe çalışan 480 bin kişinin istihdam dışı kaldığını söyledi.

2024’ün son çeyreğinde tarım sektöründe 4 milyon 658 bin kişinin istihdam edildiğini söyleyen Gürer, 2025’in ilk çeyreğinde bu sayının 4 milyon 178 bin kişiye gerilediğinin bilgisini verdi. Gürer, tarım sektörünün istihdam oranının da yüzde 14,3’ten yüzde 13,1’e düştüğünü ifade etti.

Gürer, “Çiftçiler artan maliyetler, düşük satış fiyatları ve yaşanan zirai don nedeniyle üretimden vazgeçiyorlar. Bu da tarımsal üretimin kan kaybetmesine neden oluyor” dedi. Gürer ayrıca çiftçilerin icralarla boğuştuğunu söyledi. 4 bin 913 tarla, 43 traktör ve 28 tarım makinesinin icra ve sulh hukuk mahkemelerinden satışta olduğunu aktardı.

Ömer Fethi Gürer, “Çiftçilerimiz, borçlarını ödeyemediği için tarımsal faaliyetlerini sürdüremiyor. Ya üretimden tamamen çekiliyorlar ya da borç girdabı daha da derinleşiyorlar ve üretim araçlarının icra yoluyla satılmasıyla üretimden mecburen çekiliyor” dedi.

2021’de ticari kredilerin sektörel dağılımında tarım sektörünün payının yüzde 4 iken, 2024’te bu oranın yüzde 7’ye yükseldiğini belirten Gürer, “Bu artış, çiftçinin artan borçlarından kaynaklanıyor. Çiftçimiz üretime devam etmek için mecburen borçlanıyor ama bu sürdürülebilir bir yol değil. Zaten yaşanan icralar ve çiftçilerin bankalara olan borçlarının bu ay içinde 1 trilyonu bulacağı yönündeki beklenti bu durumun somut örneğidir” ifadelerini kullandı.

“Acil çözüm şart”

Ömer Fethi Gürer, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Çiftçimizin borçları üç yıl ötelenmeli ve yeniden yapılandırılmalı, faizler silinmeli ve üretim destekleri artırılmalıdır. Çiftçinin üretimden kopmasının bedeli çok ağır olur. Gıda güvencesi, ancak üreticinin desteklenmesiyle sağlanabilir. AKP’nin tarım politikaları, çiftçiyi tüketmiş ve tarımsal üretimi tehlikeye atmıştır. Tarımsal üretim, ülkemizin stratejik sektörüdür ve derhal kapsamlı bir planlama ile ele alınmalıdır.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Ukrayna’ya Uyarı: Rusya “Ciddi” Karşılık Verecek

New York Times (NYT), Ukrayna’nın son saldırısının Rusya’nın stratejik kapasitesine büyük zarar verdiğini ve Moskova’nın buna “ciddi” bir yanıt hazırlığında olduğunu yazdı.

Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşta tansiyonu yeniden yükseltecek bir gelişme yaşandı. Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU), Rusya’nın derinliklerindeki askeri hava üslerine insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırılar düzenlediğini açıkladı. ABD medyasından New York Times, Washington’daki bazı üst düzey isimlere dayandırdığı haberinde, bu saldırıların Rusya’nın stratejik kapasitesine büyük zarar verdiğini ve Moskova’nın buna “ciddi” bir yanıt hazırlığında olduğunu yazdı.

ABD’li yetkililer, Ukrayna’nın saldırılarda kullandığı FPV tipi, düşük maliyetli dronların hedef aldığı Rus savaş uçaklarının toplam değerinin 100 milyon doları aştığını belirtti. Saldırıların yalnızca maddi değil, aynı zamanda sembolik önemi de bulunduğu vurgulandı. “600 dolarlık bir drone ile 100 milyon dolarlık askeri kabiliyeti ortadan kaldırmak, modern savaşın dinamiklerini yeniden yazıyor” diyen yetkililer, operasyonun etkisine dikkat çekti.

Rusya Savunma Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, saldırının Murmansk, İrkutsk, İvanovo, Ryazan ve Amur bölgelerindeki askeri hava üslerini hedef aldığı doğrulandı. Açıklamada, “Bugün Kiev rejimi, Murmansk, İrkutsk, İvanovo, Ryazan ve Amur bölgelerindeki askeri hava üslerine FPV İHA’larla terör saldırıları düzenledi” ifadesi yer aldı. Bakanlık, saldırılar sonucu bazı uçakların alev aldığını ve hasar meydana geldiğini duyurdu.

Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) ise Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, saldırıların “Pavutini” (Örümcek Ağı) adı verilen özel bir operasyonun parçası olduğunu bildirdi. SBU, saldırılar sonucu Rusya’nın stratejik seyir füzesi taşıyan savaş uçaklarının yüzde 34’ünün vurulduğunu öne sürdü.

Açıklamada, Rusya’nın stratejik havacılığına verilen zararın yaklaşık 7 milyar dolar olarak tahmin edildiği ifade edildi. Ukrayna makamları, bu operasyonun hem Rusya’nın askeri caydırıcılığına hem de Ukrayna’nın derin saldırı kabiliyetine dair güçlü bir mesaj olduğunu savundu.

New York Times’a konuşan ABD’li yetkililer, Ukrayna’nın bu operasyon hakkında Washington’a önceden bilgi vermediğini de belirtti. Bunun nedeni olarak ise “ABD’nin karşı çıkacağını bildikleri için bilgilendirme yapılmadığı” gösterildi.

Washington yönetiminin, özellikle Rusya topraklarına yönelik saldırılarda temkinli bir tutum sergilemesi dikkat çekiyor. ABD, Ukrayna’ya sağladığı silahların çoğunlukla savunma amaçlı kullanılmasını şart koşarken, doğrudan Rus topraklarındaki hedeflerin vurulmasına yönelik girişimlere karşı çıkıyor.

ABD’li yetkililer, saldırıların Rusya’yı Ukrayna’daki askeri operasyonlarını azaltmaya sevk etmeyeceğini, aksine Kremlin’in “ciddi” bir karşılık vermeye hazırlandığını belirtti. Henüz bu karşılığın ne şekilde olacağına dair somut bir istihbarat bulunmadığını aktaran yetkililer, muhtemel senaryoları şöyle sıraladı:

Sivillere yönelik insansız hava aracı saldırıları, Ukrayna’nın enerji şebekelerine yönelik füze saldırıları, orta menzilli balistik füzelerle altyapı hedeflerinin vurulması. bu olasılıklar, savaşın daha da şiddetlenebileceğine dair endişeleri artırdı.

Stratejik denge bozuluyor mu?

Askeri analistler, Ukrayna’nın gerçekleştirdiği bu tür derinlemesine saldırıların, savaşın seyrini değiştirme potansiyeline sahip olduğunu vurguluyor. Özellikle düşük maliyetli FPV İHA’larla yüksek değerli hedeflerin vurulması, yeni savaş teknolojilerinin etkisini bir kez daha gözler önüne serdi.

Ancak uzmanlar, bu tür saldırıların Rusya’yı geri adım atmaya değil, daha agresif hamlelerde bulunmaya sevk edebileceği uyarısında da bulunuyor. Ukrayna’nın saldırıları genişletmesi, Moskova’nın sivillere ve enerji altyapısına yönelik misillemelerini daha sert hale getirebilir.

Paylaşın

Afganistan’da Dört Milyon Çocuk Eğitimden Yoksun

UNICEF, Afganistan’da yaklaşık 4 milyon çocuğun eğitim hakkından mahrum bırakıldığını açıkladı. Taliban’ın Ağustos 2021’de iktidara dönüşünden bu yana kadınlar ve kızlar kapsamlı kısıtlamalarla karşı karşıya kaldı.

Haber Merkezi / Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Afganistan’da yaklaşık dört milyon çocuğun okul dışında olduğunu, yoksulluk, cinsiyete dayalı kısıtlamalar ve temel altyapı eksikliğinin erişimin önündeki en büyük engellerler olduğunu duyurdu.

Afganistan, kızların altıncı sınıftan sonra okula gitmesinin resmen yasaklandığı dünyadaki tek ülke olmaya devam ediyor.

Taliban’ın Ağustos 2021’de iktidara dönüşünden bu yana kadınlar ve kızlar kapsamlı kısıtlamalarla karşı karşıya kaldı. Ortaokullara yönelik yasağın yanı sıra Taliban, kadınların üniversitelere gitmesini ve eğitim ve insani yardım da dahil olmak üzere çoğu sektörde çalışmasını yasakladı.

UNICEF, bu yılın başlarında yeni eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte 400 bin kız çocuğunun daha yasaktan etkilendiğini, böylece eğitimden mahrum bırakılan kız çocuklarının sayısının 2,2 milyona ulaştığını bildirmişti.

Taliban ve Afganistan

Taliban Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareket ve askeri organizasyondur. Kendilerine Afganistan İslam Emirliği demekte olup ülke içinde bir savaş (veya cihat) sürdürmüştür.

İslam şeriatını yayma amacıyla Molla Muhammed Ömer tarafından 1994 yılında kurulan Taliban’ın 2016’dan beri lideri Mevlevi Hibetullah Ahundzade’dir.

Taliban, 1996’dan 2001’e kadar, Afganistan’ın kabaca dörtte üçüne hükmetmiş ve kendilerine göre yorumladıkları şeriatı uygulamıştır. 1994 yılında Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştı ve büyük ölçüde Afganistan’ın doğu ve güneyindeki Peştun bölgelerindeki geleneksel İslami okullarda (medreselerde) eğitim görmüş ve Sovyet-Afgan Savaşı’nda savaşmış öğrencilerden (talebe) oluşmaktaydı.

Muhammed Ömer’in önderliğindeki hareket, Mücahid liderlerinden aldığı güçle Afganistan’ın çoğu bölgesine yayıldı. 1996’da totaliter Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve Afganistan’ın başkenti Kandahar’a transfer edildi. 11 Eylül saldırılarının ardından Aralık 2001’de Amerikan liderliğindeki Afganistan işgaliyle devrilene kadar ülkenin çoğunu kontrol etti.

En etkin dönemlerinde, Taliban hükûmeti diplomatik olarak yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanındı. Grup daha sonra Afganistan Savaşı’nda Amerikan destekli Hamid Karzai yönetimine ve NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne karşı bir direniş hareketi olarak yeniden bir araya geldi.

Taliban, birçok Afgan’a uygulanan sert muameleyle sonuçlanan şeriat yorumu nedeniyle uluslararası alanda kınandı. 1996’dan 2001’e kadar olan iktidarları sırasında, Taliban ve müttefikleri Afgan sivillere karşı katliamlar gerçekleştirdi, açlıktan ölmek üzere olan 160.000 sivile Birleşmiş Milletler’in gıda tedarikini engelledi ve yakıp yıkma taktiği uyarınca geniş ve verimli toprakları yakarak on binlerce evi yok etti.

Taliban, Afganistan’ı kontrol ederken, insanları veya diğer canlıları tasvir eden resimler ve filmler ile def haricinde bir enstrümanın kullanıldığı müziği yasakladı, kadınların okula gitmesini engelledi, kadınların sağlık hizmetleri dışındaki işlerde çalışmasını yasakladı (erkek doktorların kadınları görmesi de yasaklandığı için) ve kadınların dışarıda bir erkek akraba ile dolaşmalarını ve burka giymelerini zorunlu kıldı.

Belirli kuralları çiğneyen kadınlar alenen kırbaçlandı veya idam edildi. Dini ve etnik azınlıklar, Taliban yönetimi altında ağır bir şekilde ayrımcılığa uğradı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2010’da Afgan sivil ölümlerinin %76’sından, 2011 ve 2012’de ise %80’inden Taliban ve müttefikleri sorumluydu. Kültürel soykırıma da girişen Taliban, Bamyan’ın 1500 yıllık Buda heykelleri de dahil olmak üzere çok sayıda anıtı yok etmiştir.

Taliban’ın ideolojisi; Diyubendi köktendinciliği ve militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan “yeni” bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmıştır.

Uluslararası topluluklar ve Afgan hükûmeti; sıklıkla Pakistan’ın Servislerarası İstihbarat’ını ve ordusunu; kuruluşunda, iktidarda oldukları süre boyunca ve direniş süreci boyunca Taliban’a destek sağlamakla suçlamıştır. Pakistan ise 11 Eylül saldırılarından sonra gruba yönelik tüm desteğini kestiğini belirtmiştir. 2001 yılında, El Kaide lideri Usame bin Ladin komutasındaki 2.500 Arap’ın Taliban için savaştığı bildirilmiştir.

2020’nin Şubat ayında Trump yönetimi, 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekileceğine dair Taliban ile anlaşma imzaladı. Karşılığında Taliban, El Kaide gibi terörist gruplarıyla bağlantısını kesecek, şiddeti azaltacak ve Amerika destekli Afgan hükûmetiyle müzakere edecekti. Her iki taraf da bu anlaşmanın şartlarını tam olarak yerine getirmese de, çekilme başladı.

15 Ağustos 2021’de Kabil’in düşmesiyle Taliban, Afganistan yönetimine tekrar sahip oldu.

 

Paylaşın

2025 Yılında Otomobil Satışları Yüzde 5,1 Arttı

Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, 2025 yılının ilk beş aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,7 oranında artarak 489 bin 366 adet oldu.

Haber Merkezi / Otomobil satışları, 2025 yılının ilk beş aylık döneminde geçen yıla göre yüzde 5,1 oranında artarak 394 bin 327 adet, hafif ticari araç pazarı ise yüzde 1,7 azalarak 95 bin 39 adet oldu.

Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD), Otomobil ve Hafif Ticari Araç Pazarı Mayıs 2025 raporunu açıkladı.

Buna göre; Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, 2025 yılının ilk beş aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,7 oranında artarak 489 bin 366 adet olarak gerçekleşti.

Otomobil satışları, 2025 yılının ilk beş aylık döneminde geçen yıla göre yüzde 5,1 oranında artarak 394 bin 327 adet, hafif ticari araç pazarı ise yüzde 1,7 azalarak 95 bin 039 adet oldu.

Mayıs ayı otomobil ve hafif ticari araç pazarı 2024 yılı Mayıs ayına göre yüzde 7,4 artarak 107.730 adet oldu. Mayıs ayında otomobil satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 6,1 artarak 85 bin 123 adet olurken, hafif ticari araç pazarı yüzde 12,8 artarak 22 bin 607 adet oldu.

Otomobil ve hafif ticari araç pazarı 10 yıllık Mayıs ayı ortalama satışlara göre yüzde 47,4 arttı. Otomobil pazarı, 10 yıllık Mayıs ayı ortalama satışlara göre yüzde 48,2 artış gösterdi. Hafif ticari araç pazarı, 10 yıllık Mayıs ayı ortalama satışlara göre yüzde 44,8 arttı.

Otomobil pazarı segmentlere göre; Pazarın yüzde 81,1’ini vergi oranları düşük olan A, B ve C segmentlerindeki araçlar oluşturdu. C segmenti otomobiller 214 bin 825 adetle yüzde 54,5 pay, B segmenti otomobiller 103 bin 339 adetle yüzde 26,2 pay aldı.

Otomobil pazarı gövde tiplerine göre; Gövde tiplerine göre değerlendirildiğinde ise en çok tercih edilen gövde tipi SUV otomobiller (Yüzde 61,7 pay, 243 bin 122 adet) oldu. SUV otomobilleri, yüzde 22,3 pay ve 88 bin 006 adet satış ile Sedan, yüzde 15,0 pay ve 59 bin 238 adet satış ile H/B otomobiller takip etti

Otomobil pazarı motor tipine göre; Benzinli otomobil satışları 189 bin 676 adetle yüzde 48,1 pay, Hibrit otomobil satışları 109 bin 398 adetle yüzde 27,7 pay, Elektrikli otomobil satışları 59 bin 848 adetle yüzde 15,2 pay ve Dizel otomobil satışları 32 bin 960 adetle yüzde 8,4 pay, Otogazlı otomobil satışları 2 bin 445 adetle yüzde 0,6 pay aldı.

Elektrikli otomobil pazarı elektrik motor gücüne göre; 160 kW altındaki elektrikli otomobil satışları yüzde 79 artarak yüzde 12,7 pay, 160 kW üstü elektrikli otomobil satışları yüzde 213,2 artarak yüzde 2,5 pay aldı.

Otomobil pazarı motor hacmine göre; 1600cc altındaki otomobil satışları yüzde 22,8 azalarak yüzde 56,2 pay, 1600-2000cc aralığındaki otomobil satışları yüzde 29,4 artarak yüzde 0,6 pay, 2000cc üstü otomobil satışları yüzde 14,8 artarak yüzde 0,2 pay aldı.

Otomobil pazarı emisyon seviyelerine göre; 120-140 gr/km arasındaki otomobiller 123 bin 049 adetle yüzde 31,2 pay, <100 gr/km arasındaki otomobiller 90 bin 031 adetle yüzde 22,8 pay aldı.

Otomatik şanzımanlı otomobiller; 373 bin 324 adetle yüzde 94,7 pay alırken, manuel şanzımanlı otomobiller 21 bin 003 adetle yüzde 5,3 pay aldı

Hafif ticari araç pazarı gövde tipine göre; Van gövde tipi yüzde 74,8 pay ve 71 bin 053 adet ile en çok tercih edilen gövde tipi olurken; Kamyonet gövde tipi yüzde 10,1 pay ve 9 bin 586 adetle 2. sırada yer aldı.

Paylaşın

Üretici Enflasyonu Yüzde 23,13’e Yükseldi

Yurt içi üretici enflasyonu mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 2,48, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 12,92, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 23,13 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 30,17 arttı.

Haber Merkezi /Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) Mayıs 2025 verilerini açıkladı.

Buna göre; Yurt içi üretici enflasyonu mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 2,48, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 12,92, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 23,13 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 30,17 arttı.

Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 28,11, imalatta yüzde 22,99, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde yüzde 19,83 ve su temininde yüzde 57,57 arttı.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında yüzde 20,50 artış, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 29,22, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 27,48, enerjide yüzde 17,05 artış ve sermaye mallarında yüzde 26,48 arttı.

Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 1,18, imalatta yüzde 1,72, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 12,36 ve su temininde yüzde 5,86 arttı.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında yüzde 1,92, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 0,05, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 1,70, enerjide yüzde 7,98 artış ve sermaye mallarında yüzde 2,38 arttı.

Paylaşın

Türkiye, İşçiler İçin En Kötü 10 Ülke Arasında

Türkiye, işçiler için en kötü 10 ülke arasında yer aldı. Türkiye’nin yanı sıra Bangladeş, Belarus, Ekvador, Mısır, Esvatini, Myanmar, Nijerya, Filipinler ve Tunus da işçi haklarının en çok ihlal edildiği ülkeler arasında sıralandı.

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC), 2025 yılına ilişkin Küresel Haklar Endeksi raporunu yayımladı. Rapora göre Türkiye, işçiler için en kötü 10 ülke arasında yer aldı. Türkiye’nin yanı sıra Bangladeş, Belarus, Ekvador, Mısır, Esvatini, Myanmar, Nijerya, Filipinler ve Tunus da işçi haklarının en çok ihlal edildiği ülkeler arasında sıralandı.

Konfederasyon Genel Sekreteri Luc Triangle, 151 ülkenin incelendiği raporun Mart 2025’e kadar olan süreci kapsadığını belirterek, “Ancak o tarihten sonra da olumsuz eğilimler derinleşmeye devam etti” dedi. Triangle, demokratik değerleri zayıflatan liderlerin ilk hedefinin işçi hakları olduğunu, çünkü sendikaların bu değerlerin en güçlü savunucusu ve en büyük toplumsal muhalefet olduğunu vurguladı.

Rapora göre ülkelerin yüzde 87’si grev hakkını, yüzde 80’i ise toplu pazarlık hakkını ihlal etti. Adalete erişim hakkının kısıtlandığı ülkelerin oranı yüzde 72 ile rekor seviyeye ulaştı. 2015’te işçi haklarında en iyi puanı alan ülke sayısı 18 iken, bu yıl sadece yedi ülke en üst düzeyde not alabildi.

Milyarderlerin etkisi arttı

Triangle, milyarder destekli siyasi aktörlerin, servetlerini artırırken demokratik yapıları zayıflattığını belirtti. “Dünyanın en zengin beş kişisi servetlerini iki katına çıkardı, buna karşılık dünya nüfusunun yüzde 60’ı daha da yoksullaştı” diyerek gelir adaletsizliğine dikkat çekti.

ITUC, aşırı sağcı politikalar ve milyarder destekli otoriter liderlere karşı küresel çapta bir demokrasi kampanyası yürüttüklerini de duyurdu. Triangle, “İşçilerin ihtiyaç duyduğu ücret, hak ve sosyal güvenceyi sağlamak bir kaynak değil, siyasi tercih meselesidir” dedi.

Paylaşın

UEFA, Kulüpler Sıralamasını Güncelledi: Türkiye’den İlk 50’de Tek Takım

UEFA, kulüpler sıralamasını güncelledi. Sıralamada, Türkiye’den toplam 9 kulüp yer alırken, ilk 50’ye girebilen tek takım ise Fenerbahçe oldu. Fenerbahçe, 47. sırada yer aldı.

UEFA (Avrupa Futbol Federasyonları Birliği), 2024/25 sezonu Şampiyonlar Ligi finalinin ardından kulüpler sıralamasını güncelledi. Avrupa’nın en prestijli takımlarını kapsayan listede zirve yine değişmedi: Real Madrid ilk sıradaki yerini korudu. Türkiye’den ise yalnızca bir kulüp ilk 50 içinde yer alabildi.

Avrupa futbolunun kulüpler bazındaki en kapsamlı değerlendirmesi olan UEFA sıralamasında, son güncellemede Real Madrid liderliğini sürdürdü. Eflatun-beyazlıları sırasıyla Manchester City, Bayern Münih, Liverpool, PSG, Inter, Chelsea, Borussia Dortmund, Roma ve Barcelona izledi. Bu takımlar ilk 10’da yer alarak Avrupa’nın elitleri arasında konumlandı.

UEFA kulüp sıralamasında Türkiye’den toplam 9 kulüp yer aldı. Ancak ilk 50’ye girebilen tek Türk takımı Fenerbahçe oldu. Sarı-lacivertli ekip, listede 47. sıraya yerleşerek Türkiye’nin en yüksek sıralamaya sahip kulübü oldu.

Türk takımlarının güncel UEFA sıralamaları:

47. Fenerbahçe
58. Galatasaray
82. Başakşehir
110. Sivasspor
113. Beşiktaş
148. Trabzonspor
173. Adana Demirspor
174. Konyaspor
175. Alanyaspor

Paylaşın

Meclis Başkanı Kurtulmuş’tan DEM Parti’ye “Süreç” Ziyareti

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, DEM Parti Meclis Grubu’nu ziyaret etti. Numan Kurtulmuş’a AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler ve Grup Başkanvekili Leyla Usta Şahin eşlik etti.

Haber Merkezi / DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile DEM Parti TBMM Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temeli, Kurtulmuş ve beraberindeki heyetle görüştü.

Meclis Başkanlığı seçimi gündemiyle yapılan görüşmede ayrıca “Barış ve Demokratik Toplum Sürecine” ilişkin Meclis’in rolü ve atılması gereken adımlar da ele alındı. Görüşme sonrasında ortak bir açıklama yapıldı. Burada konuşan Hatimoğulları, şunları söyledi:

“İçinden geçtiğimiz süreç, Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ve akabindeki gelişmeler parlamentoya büyük görev ve sorumluluklar yüklemiştir. Bugün Sayın Meclis Başkanı ile bu konuları da müzakere ettik. Bu konuların çözümü, barış sürecinin tesis edilmesi ve Türkiye’nin demokratikleşmesinde özellikle parlamentonun üzerine düşen görev ve sorumlulukları kendisiyle de detaylı bir biçimde değerlendirme olanağımız oldu.

Önümüzdeki süreçte, yine Sayın Bahçeli’nin de ifade ettiği, bu sürecin çözümüne dair çok büyük katkılar sunacağına inandığımız parlamento bünyesindeki komisyonun çalışmalarının Sayın Başkan tarafından da başlatılacağını kendilerinden dinlemiş olduk. Nazik ziyaretleri için kendilerine çok teşekkür ediyoruz. Önümüzdeki dönem için de başarılar diliyoruz” dedi.

Numan Kurtulmuş da siyasi partilere yaptığı ziyaretler kapsamında DEM Parti Meclis Grubunu ziyaret ettiklerini, verimli bir görüşme gerçekleştirdiklerini söyledi. Türkiye’de sorunların çözülmesi, demokratik standartların ileriye götürülmesinin sağlanması, barış ve kardeşliğin pekişmesi için TBMM’nin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi konusundaki fikirleri müzakere ettiklerini söyleyen Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:

“Çok şükür, İmralı’dan gelen açıklama ve arkasından örgütün silahları bırakacağını açıklamasının ardından, mesele artık Türkiye’de siyasetin ve milli iradenin merkezi olan TBMM’de konuşulabilecek bir noktaya gelmiştir. Bütün siyasi partilerin yapıcı bir üslupla, bu sürecin sonlandırılması ve Türkiye’de yeni bir dönemin başlaması için önümüze çıkan bu tarihi fırsatı en iyi şekilde değerlendirmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Ümit ederim ki önümüzdeki günlerde TBMM’de kurulacak komisyonun en verimli şekilde çalışması mümkün olsun. Bunun için komisyonun nasıl teşkil edileceği ve hangi çalışma usulleriyle çalışacağı konusunda bir ön hazırlığı gerçekleştireceğiz. Meclis Başkanlığı seçimi dolayısıyla MHP’ye, CHP’ye, şimdi DEM Parti’ye, biraz sonra da İyi Parti ve diğer partilere yapacağımız ziyaretlerde bu meselenin geneliyle ilgili bir fikir teatisinde de bulunacağız. Bu dönemin Türkiye için hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum.”

Paylaşın

Hanehalkı Bütçesinden En Fazla Payı Konut Ve Kiraya Ayırdı

Hanehalkı Bütçe Araştırması’nın 2024 yılı sonuçlarına göre; Türkiye genelinde hanehalklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 26,0 ile konut ve kira harcamaları ayırdı.

Haber Merkezi / Araştırmaya göre; hanehalklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde ikinci sırayı yüzde 21,6 ile ulaştırma harcamaları, üçüncü sırayı ise yüzde 18,1 ile gıda ve alkolsüz içecekler harcamaları aldı.

Toplam tüketim harcamalarında en düşük payı alan harcama türleri ise yüzde 0,7 ile sigorta ve finansal hizmetler, yüzde 1,6 ile eğitim hizmetleri ve yüzde 2,3 ile eğlence, spor ve kültür ile sağlık harcamaları oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Hanehalkı Tüketim Harcaması 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre, Hanehalkı Bütçe Araştırması’nın 2024 yılı sonuçlarına göre; Türkiye genelinde hanehalklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 26,0 ile konut ve kira harcamaları alırken, ikinci sırayı yüzde 21,6 ile ulaştırma harcamaları, üçüncü sırayı ise yüzde 18,1 ile gıda ve alkolsüz içecekler harcamaları aldı.

Toplam tüketim harcamalarında en düşük payı alan harcama türleri ise yüzde 0,7 ile sigorta ve finansal hizmetler, yüzde 1,6 ile eğitim hizmetleri ve yüzde 2,3 ile eğlence, spor ve kültür ile sağlık harcamaları oldu.

Gelire göre sıralı yüzde 20’lik gruplar itibarıyla tüketim harcamalarının 2024 yılındaki dağılımına bakıldığında; en yüksek gelir grubu olan beşinci yüzde 20’lik grupta yer alan hanehalkları, ulaştırma harcamalarına (motorlu taşıt alımları, akaryakıt, yolcu taşımacılığı, araç bakım ve onarımı vb.) yüzde 26,6, konut ve kira harcamalarına yüzde 22,1 ve gıda ve alkolsüz içecekler harcamalarına yüzde 12,8 pay ayırdı.

En düşük gelir grubu olan birinci yüzde 20’lik grupta yer alan hanehalkları ise, konut ve kira harcamalarına yüzde 33,2, gıda ve alkolsüz içecekler harcamalarına yüzde 30,4 ve ulaştırma harcamalarına yüzde 10,1 pay ayırdı.

Temel gelir kaynağına göre harcama kalıpları değişti

Temel gelir kaynağı maaş, ücret, yevmiye geliri olan hanehalkları; konut ve kira harcamalarına yüzde 24,0, gıda ve alkolsüz içecekler harcamalarına yüzde 16,4 ve ulaştırma harcamalarına yüzde 23,0 pay ayırırken, müteşebbis geliri olan hanehalkları; konut ve kira harcamalarına yüzde 21,6, gıda ve alkolsüz içecekler harcamalarına yüzde 18,4 ve ulaştırma harcamalarına ise yüzde 26,4 pay ayırdı.

Hanehalkı büyüklüğüne göre tüketim harcamalarının 2024 yılındaki dağılımına bakıldığında; tek kişilik hanehalkları, konut ve kira harcamalarına yüzde 35,2, gıda ve alkolsüz içecek harcamalarına yüzde 15,1 ve ulaştırma harcamalarına yüzde 14,4 pay ayırdı.

Hanehalkı büyüklüğü 6 ve daha fazla kişi olan hanehalkları, gıda ve alkolsüz içecekler harcamalarına yüzde 24,7, konut ve kira harcamalarına yüzde 22,4 ve ulaştırma harcamalarına yüzde 20,4 pay ayırdı.

Gelir düzeyi arttıkça gıda ürünlerini çöpe atarak israf etme sıklığının arttığı gözlendi. Hanehalkları tarafından en fazla israf edilen gıda grupları incelediğinde ise; en büyük payı yüzde 40,1 ile taze meyve ve sebze alırken, bunu yüzde 32,0 ile ekmek, yüzde 14,3 ile süt ve süt ürünleri izledi.

Paylaşın

4.5 Yılda 866 Bin İş Yeri Kapandı

2021’in başından Nisan 2025’e kadar tam 508 bin 132 küçük esnaf iş yerinin kapısına kilit vurdu. Böylece 4 yıl 4 ayda, kapanan iş yeri sayısı toplam 866 bin gibi, korkunç bir rakama ulaştı.

2021’deki “faiz inerse enflasyon da iner” şeklindeki ekonomi formülünün ardından 2 yıldır Mehmet Şimşek’in “düşük kur-yüksek faiz” diye açıklanan kemer sıkma politikaları ticari hayatı da zora soktu. Ocak 2021’den bu yana; kapanan, feshedilen veya re’sen kapanan şirketler, gerçek kişi ticari işletmeler ve küçük esnafların sayısı toplamda 866 bini aştı.

Nefes’ten Ali Öztütk, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) kayıtlarına dayandırdığı haberde, Ocak 2021 ile Nisan 2025 arasında, 205 bin 725 şirket kapandı. Bu rakama, tasfiye edilen ve re’sen kapanışı yapılan 152 bin 177 şirket eklenince TOBB’a bağlı odalara üye, anonim şirketler ve limited şirketler dahil toplam 357 bin şirket kilit vurdu.

Küçük esnaf da bitik durumda. Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) kayıtlarına göre, 2021’in başından Nisan 2025’e kadar tam 508 bin 132 küçük esnaf iş yerinin kapısına kilit vurdu. Böylece 4 yıl 4 ayda, kapanan iş yeri sayısı toplam 866 bin gibi, korkunç bir rakama ulaştı. 4.5 yılda kapanan toplam iş yeri sayısı, halen SGK’da kaydı bulunan 3 milyon 655 milyon aktif Bağ-Kur sigortalısının yüzde 24’üne denk geliyor.

Diğer yandan, TOBB ve TESK kayıtlarına göre, söz konusu dönemde, yani son 4 yıl 4 ayda kurulan şirket ve küçük esnaf iş yeri sayısı toplamda 2 milyon 62 bin 299 oldu. Buna rağmen, Sosyal Güvenlik Kurumu’nda (SGK), adına Bağ-Kur primi ödenen kişi sayısı sadece 513 bin arttı.

Kapanan veya tasfiye edilen iş yerlerinin sayısından yaklaşık 1.2 milyon daha fazla yeni şirket kurulmasına rağmen, Bağ-Kura kayıtlı olarak SGK primi ödeyenlerin sayısının çok daha düşük kalması, “Kurulan şirketler kağıt üzerinde şirketler mi? Aynı kişiler tarafından kurulan çok sayıda tabela şirket mi var” sorusunu akla getirdi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), re’sen kapanan şirketleri, yani faaliyeti tespit edilemediği için Ticaret Sicil Müdürlükleri tarafından kaydı silinenleri ayrı başlık altında açıklıyor. Fakat son 2 yıldır re’sen kapanışlarla ilgili sağlıklı bir rakam açıklanmadı.

TOBB’a göre son 4 yıl 4 ayda 109 bin 611 şirket tasfiye oldu. Ocak 2021-Kasım 2023 döneminde 42 bin 566 şirket de re’sen kapandı. Bu iki kalemin toplamı, 4 yıl 4 ayda 152 bin 177 iş yeri kapanışına işaret ediyor. Bunlarla birlikte yaklaşık 4.5 yılda kapanan şirket sayısı 866 bin 34’ü buluyor.

Paylaşın