Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 33 Bin 797’ye Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 192. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında ölü sayısı sayısı son 24 saatte 68 artarak 33 bin 797’ye yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte94 artarak 76 bin 465’e çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Hamas’ın İsrail’de 7 Ekim’de düzenlediği saldırılarda 1200 kişi hayatını kaybetmiş, 250’den fazla kişi de rehin alınmıştı. İsrail’e göre rehinelerden 34’ü yaşamını yitirdi, 130’u ise hala Gazze’de.

İsrail’in yedi aydır devam eden saldırılarından sonra Gazze’nin merkezine sığınan yüzlerce Filistinli aile, savaşın yıktığı kentin izole edilmiş kuzey kısmına geri dönmeye çalışıyor.

Sağlık görevlileri ve bölge sakinleri, İsrail güçlerinin Gazze’nin güneyinden kuzey bölgelerine geri dönmeye çalışan onlarca kişiye ateş açması sonucu Filistinli bir kadının öldüğünü ve 23 kişinin de yaralandığını aktardı.

Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’in güneyine düzenlediği saldırının ardından İsrail’in Gazze şehrini de kapsayan işgalinin ilk hedefi Gazze’nin kuzeyi oldu.

İsrail ordusu, şeridin kuzey yarısını kapattı ve yüz binlerce Filistinliyi kuzeydeki evlerini terk edip Gazze’nin güney bölgelerine gitmeye zorladı.

Gazze’de 6 ayın bilançosu

İsrail, resmi verilerine göre 1200 kişinin öldüğü 260 kişinin de rehin alındığı 7 Ekim Hamas saldırısına misilleme olarak başlattığı hava ve kara operasyonlarında 6. ayına girdi.

Birleşmiş Milletler (BM) kıtlık uyarısını yineledi ve Gazze’ye yardım ulaştırılması ve dağıtılması önündeki engelleri eleştirdi. Kıtlık tehlikesi ABD’nin de dikkat çektiği bir konu.

İsrailli yetkililer Gazze’ye yardım erişimini arttırdıklarını ve gecikmelerden sorumlu olmadıklarını söylüyor. Gazze içindeki yardım dağıtımını BM insani yardım kuruluşları sorumluluğunda olduğunu da savunuyor. İsrail Hamas’ı yardımları çalmakla suçluyor. Hamas bu suçlamaları reddediyor.

Gazze’de son olarak Amerika merkezli sivil toplum kuruluşu World Central Kitchen gönüllüsü 7 kişi hayatını kaybetti. Kurucu Amerikalı ünlü şef Jose Andres, İsrail saldırısının World Central Kitchen yardım kuruluşuna ait konvoyu sistematik bir şekilde “araç araç kasıtlı olarak hedef aldığını” söyledi.

Gönüllü kuruluşun konvoyunda hayatını kaybedenler arasında Avustralya, İngiltere ve ABD vatandaşları da bulunuyordu.

İsrail ordusu, konvoydaki araçların ayrıntılarını içeren mesajı gözden kaçırdıklarını, konvoydaki kişilerden birinde silah olduğu gerekçesiyle yanlışlıkla vurduklarını savundu. Ancak insan hakları grupları ve yardım çalışanları bunun sık rastlanılan bir durum olduğunu iddia ediyor.

İsrail’in 7 Ekim terör saldırılarının ardından Hamas’ı yok etme çabasında, ordunun neyi hedef aldığı ve kaç sivilin ölümüne izin vereceğini belirleme konusunda kendisine geniş bir hareket alanı tanıdığını söylüyor.

Hamas kontrolündeki Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail saldırılarında üçte ikisi kadın ve çocuklardan oluşan 33 binden fazla Filistinli öldürüldü. Bu sayı siviller ve Hamas mensupları arasında ayrım yapılmadığını ortaya koyuyor.

İsrail’in gerçekleştirdiği binlerce saldırının yanısıra kara operasyonlarındaki bombardımanlarda hedefin yanlış tespit edilip edilmediğini bilmek imkansız.

Neredeyse her gün, içinde Filistinli ailelerin bulunduğu binalar vuruluyor, kadınlar erkekler ve çocuklar öldürülüyor. Hedefle ilgili hiçbir açıklama yapılmıyor ya da saldırının orantısız olup olmadığı konusunda bağımsız bir hesap sorma mekanizması yok.

İsrailli insan hakları grubu B’Tselam sözcüsü, World Central Kitchen saldırısının sadece yabancılar öldürüldüğü için dünyanın dikkatini çektiğini söyledi.

Filistinli tanıklar aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu kişilerin beyaz bayrak taşırken İsrail’in hedef olduğunu anlatıyor. El Cezire haber kanalı tarafından Mart ayında yayınlanan görüntülerde Gazze sahilinde yürüyen ve ellerinde beyaz bayrak bulunan iki Filistinlinin öldüğü bir kişinin de yaralandığını saldırıyı İsrail ordusu kabul etmişti.

Aralık ayında Maghazi kampında en az 68 kişinin ölümüne neden olan saldırıda hedefin yakınlarındaki binaların da vurulduğunu ve muhtemelen sivillere de zarar verdiği İsrail Ordusu tarafından kabul edilmişti.

İsrail Ordusu ayrıca Gazze’de Hamas esaretinden kurtulan ve elinde beyaz bayrak sallayan üç İsrailli rehinenin de yanlışlıkla vurularak öldürüldüğünü kabul etti.

Sınır Tanımayan Doktorlar grubunun bombalandığı saldırının soruşturmasında yer alan eski İngiliz Ordusu mensubu Chris Cobb-Smith, İsrail ordusunun son derece pervasız davranışlardan oluşan tutarlı bir model izlediğini savundu.

Eski bir İngiliz istihbarat subayı olan Cristal Lincoln-Jones ise AP haber ajansına yaptığı açıklamada İsrail’in savaş kurallarına uymadığını şu sözlerle savundu: “Bunu bir NATO insansız hava aracı pilotunun yapmasına imkan yok. Bu eylem, yargılanma hatta hapis cezası ihtimali ile karşı karşıya kalmayı gerektirebilir.”

Paylaşın

DİSK-AR Duyurdu: İşsiz Sayısı 9 Milyon 634 Bin

DİSK-AR tarafından TÜİK verilerinden yararlanarak yapılan hesaplamaya göre, mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsiz sayısı Şubat 2024’te 9 milyon 634 bin kişi olarak gerçekleşti.

Haber Merkezi / TÜİK’e göre pandemi öncesinde, 2020 Şubat’ta yüzde 12,6 olan dar tanımlı işsizlik Şubat 2024’te yüzde 8,7 olarak gerçekleşti. Ancak aynı dönemde geniş tanımlı işsizlik yüzde 20,6’dan yüzde 24,5’e yükseldi. Son 1 yılda geniş tanımlı işsiz sayısı 811 bin artarak 8,8 milyondan 9,6 milyona yükseldi. Kovid-19 salgını sonrası geniş tanımlı işsizlik oranı 3,9 puan, geniş tanımlı işsiz sayısı ise 2 milyon 553 bin kişi arttı.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), Nisan 2024 İşsizlik ve İstihdamın Görünümü Raporu’nu yayınladı. Rapordan öne çıkan bölümler şöyle:

TÜİK’in Şubat 2024 Hanehalkı İşgücü Araştırması (HİA)sonuçları 15 Nisan 2024’te yayımlandı. Mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 8,7 mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsizlik oranı (âtıl işgücü) ise yüzde 24,5 seviyesinde gerçekleşti. TÜİK’e göre Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde dar tanımlı işsiz sayısı (mevsim etkisinden arındırılmış) 2024 Şubat ayında 3 milyon 78 bin oldu.

DİSK-AR tarafından TÜİK verilerinden yararlanarak yapılan hesaplamaya göre mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsiz sayısı ise Şubat 2024’te 9 milyon 634 bin kişi olarak gerçekleşti. TÜİK’e göre pandemi öncesinde, 2020 Şubat’ta yüzde 12,6 olan dar tanımlı işsizlik Şubat 2024’te yüzde 8,7 olarak gerçekleşti.

Ancak aynı dönemde geniş tanımlı işsizlik oranı ise yüzde 20,6’dan yüzde 24,5’e yükseldi. Son 1 yılda geniş tanımlı işsiz sayısı 811 bin artarak 8,8 milyondan 9,6 milyona yükseldi. Covid-19 salgını sonrası geniş tanımlı işsizlik oranı 3,9 puan, geniş tanımlı işsiz sayısı ise 2 milyon 553 bin kişi arttı.

TÜİK tarafından yayımlanan HİA verilerine göre Şubat 2024’te geniş tanımlı işsizlikte (âtıl işgücü) artış devam etti. Geniş tanımlı işsiz sayısı son bir yılda 811 bin, son 10 yılda (2014-2024 arası) ise 4 milyon 80 bin kişi arttı. Böylece son 10 yılda geniş tanımlı işsiz sayısı 1,7 katına çıktı. Şubat 2014’te 5,6 milyon olan geniş tanımlı işsiz sayısı Şubat 2023’te 8,8 milyon ve Şubat 2024’te ise 9,6 milyon olarak gerçekleşti.

Geniş tanımlı işsiz sayısındaki artışın sebebi zamana bağlı eksik istihdam ve ümitsizişsizler ile iş aramayıp çalışmaya hazır olanları, iş arayan ancak hemen çalışmaya başlayamayacak olanları kapsayan potansiyel işgücü sayısındaki artıştır. Atıl işgücündeki yükselişin temel sebebi ise zamana bağlı eksik istihdam edilenlerin sayısında ciddi artıştır.

Potansiyel işgücü sayısı son bir yılda 580 bin kişi artarak 3,3 milyondan 3,8 milyona yükseldi. Potansiyel işgücündeki artış on yıllık dönemde yaklaşık 1 milyon 657 bin kişi oldu. Zamana bağlı eksik istihdam kapsamındaki artış ise çok daha çarpıcı oldu. Haftalık 45 saatten daha az çalışan ve imkanı olması durumunda daha çok çalışmayı isteyenleri kapsayan zamana bağlı eksik istihdam edilenlerin sayısı son bir yılda 2,1 milyondan 2,7 milyona yükselerek 611 bin kişi arttı.

Zamana bağlı eksik istihdam edilenlerin sayısı son on yılda ise 2 milyon 21 bin kişi arttı. Zamana bağlı eksik istihdamdaki bu artışın sebebi yüksek enflasyon ile geçim zorluğu yaşayanların çalışma süresini artırarak daha fazla ücret elde etmek istemeleri olabilir.

TÜİK’e göre dar tanımlı işsizlik düşerken öte tandan birçok işsizlik türü yükselmeye devam ediyor. Şubat 2024 döneminde mevsim etkisinden arındırılmış (MEA) dar tanımlı işsizlik (işsizlik 1) yüzde 8,7 olarak açıklanırken zamana bağlı eksik istihdam ile işsizlerin bütünleşik oranı (işsizlik 2) yüzde 16,3; işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı (işsizlik 3) yüzde 17,6 ve âtıl işgücü oranı (işsizlik 4, geniş tanımlı işsizlik) ise yüzde 24,5 olarak açıklandı.

Kadın işsizliği önemli toplumsal cinsiyet eşitsizliği göstergesi olmaya devam ediyor. Kadınların istihdama erişimi önemli kısıtlılıklar içeriyor. Türkiye’de bir yandan kadınların istihdama katılma oranları erkeklere göre oldukça düşük seyrederken öte yandan Türkiye’de kadın işsizliği erkeklere kıyasla oldukça yüksek seyretmeye devam ediyor.

TÜİK tarafından açıklanan dört ayrı işsizlik türünde de kadın işsizliği erkek işsizliğinden oldukça yüksek seyrediyor.  Şubat 2024’te mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsizlik oranı erkeklerde yüzde 7,3 iken kadınlarda yüzde 11,3 olarak gerçekleşti. Geniş tanımlı işsizlik (âtıl işgücü) erkeklerde yüzde 19,6, kadınlarda ise yüzde 32,9 olarak hesaplandı. Geniş tanımlı kadın işsizliği ile geniş tanımlı erkek işsizliği arasındaki fark yaklaşık 13,3 puandır.

Şubat 2024’te zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı erkeklerde yüzde 14,7 iken kadınlarda yüzde 19,5’dir. İşsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı erkeklerde yüzde 12,6 iken kadınlarda yüzde 26,1 seviyesindedir.

Şubat 2024 itibarıyla kadınlarda mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsiz sayısı 1 milyon 374 bin ve geniş tanımlı işsiz sayısı 4 milyon 809 bindir. Erkeklerde ise dar tanımlı işsiz sayısı 1 milyon 703 bin ve geniş tanımlı işsiz sayısı 4 milyon 825 bindir.

Şubat 2024’te mevsim etkisinden arındırılmış HİA verilerine göre işsizlik türlerinin en yüksek olduğu kategori yüzde 32,9 ile geniş tanımlı kadın işsizliği olmaya devam ediyor. İkinci yüksek işsizlik kategorisi yüzde 24,5 ile geniş tanımlı işsizliktir. Şubat 2024’te üçüncü en yüksek işsizlik kategorisi ise yüzde 19,6 ile genç kadın işsizliği oldu.

TÜİK’in resmi dar tanımlı işsizlerin ezici çoğunluğu işsizlik ödeneğinden yararlanamıyor. İşsizlik ödeneğinden yararlanma koşullarının ağır olması ve işsizlik sigortası kaynaklarının amacı dışında kullanılması sebebiyle işsizlerin büyük çoğunluğu işsizlik ödeneğinden yararlanamıyor.

Şubat 2024’te TÜİK toplam dar tanımlı işsiz sayısını 3 milyon 78 bin kişi olarak açıkladı. İŞKUR’un Şubat 2024 İşsizlik Sigortası Bültenleri verilerine göre ise bu ayda işsizlik ödeneği alabilenlerin sayısı 402 bin civarındadır. Böylece Şubat 2024’te resmi işsizlerin sadece yüzde 13,1’i işsizlik ödeneği alabildi. 2,5 milyonu aşkın işsiz işsizlik ödeneğinden yoksun kaldı. Bu da işsizlerin yüzde 86,9’unun işsizlik ödeneği alamadığı anlamına geliyor.

Geniş tanımlı işsizlik oranı ile dar tanımlı işsizlik oranı arasındaki puan farkı açılma eğilimini sürdürüyor. Zamana bağlı eksik istihdamda artış ve iş bulma ümidinin kaybedilmesine paralel olarak geniş tanımlı işsizlik oranı artıyor ve dar tanımlı işsizlik ile arasındaki makas açılıyor. Örneğin, Ocak 2019’da dar tanımlı işsizlik yüzde 13,6 iken geniş tanımlı işsizlik yüzde 19,7 olarak gerçekleşmişti. Bu dönemde geniş tanımlı işsizlik dar tanımlı işsizlikten 6,1 puan yüksekti.

Şubat 2024’te ise dar tanımlı işsizlik yüzde 24,5 iken geniş tanımlı işsizlik yüzde 8,7 olarak gerçekleşti. Dar ve geniş işsizlik arasındaki fark bu dönemde 15,8 puan oldu. Dar ve geniş işsizlik arasındaki makasın bu denli açılmasının en önemli nedeni zamana bağlı eksik istihdam sayısı, ümidini kaybedenlerin, iş aramayıp çalışmaya hazır olanların ve iş arayıp işbaşı yapamayacak olanların sayısındaki artıştır. Böylece dar tanımlı işsizlik sınırlı kalırken geniş tanımlı işsizlik arasındaki fark açılmaktadır.

Paylaşın

İYİ Partili Dervişoğlu: AK Parti Yönetimine Karşıyız

İYİ Parti’de Genel Başkanlığa adaylığını açıklayan Müsavat Dervişoğlu, “Biz ileri demokrasiden, hukukun üstünlüğünden liyakatten doğanda ve yeşilden, Türkiye’den yanayız” dedi ve ekledi:

“Dolayısıyla tek adam rejimine antidemokratik her türlü uygulamaya, yasaklara karşıyız. Tüm bunları içinde bulunduran AK Parti yönetimine karşıyız.”

Müsavat Dervişoğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Akşener’in İYİ Parti genel başkanlığını sürdürmesine” yönelik açıklamasına “İYİ Parti’ye kimse istikamet çizemez” ifadeleri ile yanıt verdi. Dervişoğlu, AKP’nin Anayasa değişikliği çalışmalarına ise karşı olduklarını belirterek “Bu ülkeyi tek adam rejiminin kölesi olmaktan kurtaracağız. Bu rejimi güçlendirecek hiçbir düzenlemeye de müsaade etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Müsavat Dervişoğlu, delegelere 27 Nisan’da yapılacak olağanüstü kurultayda oy kullanmaları yönünde çağrıda bulundu.

İYİ Parti’de Genel Başkanlığa adaylığını açıklayan Müsavat Dervişoğlu, partisinin genel merkezinde açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu, şunları söyledi: “Cesaret herkes korkup sindiğinde meydanlar çıkıp konuşabilmektir. Kararlılık direnmek mücadele etmek zulme ve iftiralara boyun eğmemektir. Erdem, sözünün eri olabilmek, geçişi menfaatlere göre değil ilkelere göre hareket edebilmektir.

Siyasetin korku ve suskunluk ikliminde cesaretle konuşan, doğru bildiği yolda iftiralarla boğuşan, hatayı boyunca rüzgârın istikametine göre milletinin menfaatlerine göre mücadele ederek İyi Parti’yi kuran Sayın Genel Başkanımız Meral Akşener’e gösterdiği büyük fedakarlıklar için teşekkürlerimi arz ederim.

Bizler Sayın Akşener’in siyasi önderliğinde İyi Parti’yi kuran, iktidarın iktidar olmaya muhalefetin de muhalefette kalmaya alıştığı bir dönemde dayatılan tek adam rejimi, ne rağmen Türk milletinin önüne iktidara alternatif olacak bir seçeneği ortaya koyan bir siyasi hareketin temsilcileriyiz.

Partimiz dışındaki iradelere partimizi teslim etmemiz mümkün değildir, bizden beklenemez. İyi Parti rant ve sermaye gruplarınca dizayn ediliş bir parti değildir. İyi Parti okyanus ötesinden, kıta avrupasından yahut Avrasya’dan icazet alınarak kurulmuş bir parti de değildir. Bu siyasi hareketi oluşturan Türk milletinin ta kendisidir. Bu parti birilerinin arka bahçesi ve oyun sahası değil Türk milletinin cesur evlatları tarafından fedakarca verilen büyük bir mücadelenin eseridir.

Herkes iyi bilsin ki iktidar olmaya talibiz. Kurulduğu günden itibaren televizyonlarda ve sosyal medyada partimize konum ve ideoloji izafet etmeye çalışanlar ve partimizi her gün gıyabında yargılayanlar iyi bilsinler ki İyi Parti’nin siyasi pozisyonu son derece açık ve nettir. Milliyetçiyiz, demokratız, kalkınmacıyız, makulüz, kapsayıcıyız. Tek adam rejiminin keyfi ve baskıcı kararları altında ezilen bir ülke değil özgürlükçü ve demokratik bir memleket tasavvur ediyoruz. Adaletin askıya alındığı ve üstünlerin hukukunun geçerli olduğu değil hukukun üstünlüğünü esas alan bir Türkiye arzuluyoruz.

Kurultay süreciyle birlikte partimizin merkezden kopacağı, belli bir ideolojik kalıbın içine girerek radikalleşeceğine dair mesnetsiz açıklamaların tamamını reddediyoruz. Bunlar İyi Parti’yi marjinalleştirme çabası içine giren art niyetli çevrelerin tezviratlarıdır. İyi Parti milliyetçi aynı zamanda demokrat ve kalkınmacı umdeleriyle Atatürk’ün kurduğu milli devletin temel ilkelerine bağlı bir siyasi parti olarak esasen merkezin ta kendisidir.

İyi Parti’nin temsil ettiği merkez, memleketimizdeki tüm vatanseverleri kucaklayan Türkiye’nin makul aklıdır. İyi Parti Türkiye’nin sağduyusudur. Partimiz medyada her fırsatta çıkıp siyasi hareketimize son kullanma tarihi belirleme hevesinde olanların heveslerini kursaklarında bırakacak, kutuplaştırma politikaları ile ayrıştırılmaya çalışılan milletimizi yeni bir kalkınma ülküsüne taşıma kararlılığını sonuna kadar sergileyecektir.

Türkiye’yi uzun yıllardır içinde bulunduğu ekonomik çöküşe bürokratik ve demografik krize sürükleyen bu ucube tek adam rejimi ve onun anayasal çerçevesi olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemidir. İyi Parti olarak biz diyoruz ki Türkiye Cumhuriyeti devleti bir kişinin aklına ve heveslerine asla terk edilemez.

AKP hükümetleri milletimizin evlatlarına kaliteli bir eğitim ile parlak bir gelecek vermek yerine cehaleti örgütlemekle meşguldür. AKP hükümetleri refah ve zenginliği üretip hakça paylaşmak yerine yoksulluğu yönetmekle meşguldür. Ortalama 20 milyon vatandaşımızın sosyal yardımla geçinebildiği, 16 milyon vatandaşımızın destek almadan elektrik faturasını dahi ödeyemediği, 8 milyon kişinin yalnız kömür yardımıyla ısınabildiği bir memlekette siz iktidar olarak hangi yüzle hangi Türkiye Yüzyılı’ndan bahsediyorsunuz?

“Keşke siz geçen yüzyılda kalmış olsaydınız”

Bu koşullarda hükümete söylenecek tek söz var: Keşke siz geçen yüzyılda kalmış olsaydınız. Biz ileri demokrasiden, hukukun üstünlüğünden liyakatten doğanda ve yeşilden, Türkiye’den yanayız. Dolayısıyla tek adam rejimine antidemokratik her türlü uygulamaya, yasaklara karşıyız. Tüm bunları içinde bulunduran AK Parti yönetim anlayışına karşıyız.

31 Mart 2024 seçim sonuçları ve bu sonuçlar çerçevesinde 22 yıl sonra AKP’nin ikinci parti, 47 yıl sonra CHP’nin birinci parti olması Türkiye ve dünyadaki değişim dalgasının sosyolojik ve siyasal neticelerinin bir parçasıdır. 27 Nisan kurultayında üst kurul delegelerimizin teveccühüyle İyi Parti genel başkanı olduğum takdirde yeni oluşturacağımız kadrolarla partimizin içinde bulunduğu siyasi şartların muhakemesini yapacağız önce Türk milletinin sonra ise partimizin çıkarları için en doğru stratejiyi belirleyerek birinci günden itibaren çalışmalara başlayacağız.

“İyi Parti’ye hiç kimse istikamet çizemez”

Olağanüstü kurultay kararı yalnızca İyi Parti’nin uhdesindedir, sadece İyi Parti’nin kurumsal kimliğini bağlar. Başka siyasi partilerin İyi Parti’nin olağanüstü kurultayına müdahil olma girişimleri siyasi etik ve nezakete uygun olmadığı gibi İyi Parti’nin cesur mensupları tarafından da kabul edilebilir değildir. İyi Parti’ye hiç kimse istikamet çizemez. Siyasi ikbalini partimizin dışındaki siyaset merkezlerinden gelecek kuvvete bağlayanlar iyi bilsinler ki bu çatı altında İyi Parti’nin kendi iradesinin üzerinde bir irade yoktur.

Türkiye’de mevcut rejimi tahkim edebilecek bir anayasa değişikliğini gündeme taşıyabilme çalışmalarına şahit oluyoruz. İyi Parti tek adam rejimini tahkim edecek hiçbir değişikliğe olur vermeyecektir. Bu ülkeyi tek adam rejiminin kölesi olmaktan çıkarmak için  gerekli mücadeleyi vereceğiz.

Bütün dava arkadaşlarımın ortak bir irade ile önümüzdeki dönem kongreye hazırlanmasını ve siyaseten talep ve beklentisi olan dava arkadaşlarımın da önünün açılmasından yanayım. Hani diyorlar ya bir abi formülü. İyi Parti gemisini salim bir limana getirebilme formülü bulunmalı diye. İyi Parti gemisini salim bir limana götürmeye de talibim. İyi Parti’deki dava arkadaşlarımı kucaklamaya, onların siyaseten önünü açmaya da talibim. İyi Parti’yi kurda kuşa yem ettirmeyeceğiz.”

Paylaşın

Benzin Fiyatları, Avrupa’da Yüzde 1,5 Türkiye’de Yüzde 113 Arttı

2023 yılı nisan ayında 21.32 lira olan benzinin litre fiyatı, 2024 yılı nisan ayında yüzde 113’lük artışla 43.56 liraya çıktı. 2023 yılı nisan ayında 20.37 lira olan motorinin litre fiyatı ise yüzde 106’lık artışla 2024 yılı nisan ayında 42.1 lira oldu.

2024 şubat ayında 27 Avrupa Birliği (AB) ülkesinde ortalama motorin fiyatı litre başına 1.696 euro oldu. Bu ülkelerde fiyatların 2023 yılından bu yana ortalama yüzde 4’ün üzerinde düştüğü görüldü. AB ülkelerinde ortalama 95 oktan benzin fiyatı da 14 ayda yüzde 1.5 arttı.

Avrupalılar 1 litre benzini geçen yıla kıyasla yüzde 1.5 oranında daha pahalı alırken Türkiye’de benzine bir yılda yüzde 113 zam yapıldı. İktidarın Mayıs 2023 seçimlerinden sonra devreye aldığı vergi ve zamlar ile döviz kurlarındaki yükseliş, akaryakıtta fiyat artışlarını beraberinde getirdi.

Sözcü gazetesinin haberine göre; temmuz ayında akaryakıtın nispi Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) tutarı benzinde 2.52 TL’den 7.53 TL’ye, motorinde de 2.05 TL’den 7.06 TL’ye yükseltildi. Ocak 2024’te ise ÖTV tutarları litre başına benzinde 9.45 TL, motorinde de 8.86 TL oldu.

Üst üste gelen zamların ardından Nisan 2023’te 21.32 TL olan benzinin litre fiyatı, bu ay yüzde 113’lük artışla 43.56 TL’ye çıktı. Nisan 2023’te 20.37 TL olan motorinin litre fiyatı ise yüzde 106’lık artışla bu ay 42.1 TL oldu.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun verilerine göre Şubat 2024’te 27 Avrupa Birliği (AB) ülkesinde ortalama motorin fiyatı litre başına 1.696 Euro oldu. Bu ülkelerde fiyatların 2023’ten bu yana ortalama yüzde 4’ün üzerinde düştüğü görüldü. AB ülkelerinde ortalama 95 oktan benzin fiyatı da 14 ayda yüzde 1.5 arttı.

Paylaşın

AK Parti’de “Parlamenter Sistem” Gündeme Gelebilir

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde ağır bir yenilgi alan Adalet ve Kalkınma Partisi’nde (AK Parti), tabanının geri dönüş eğilimine girmemesi durumunda parlamenter sistem önerisinin gündeme gelebileceği varsayılıyor.

Öte yandan CHP’de, partisini girdiği ilk seçimde birinci yapan ve önemli illeri kazanmış bir genel başkan var. Üstelik yaşı siyasetin ortalamasını epeyce aşağı çekiyor. Partisinin ve kendisinin siyasi geleceğini ateşe atacağını kimse düşünmüyor.

Yerel seçimler, CHP’nin birinci parti olmasıyla kulislerde, Erdoğan’ın genel seçimler dönük yapabileceği olası hamleler konuşuluyor. Yeniden aday olmanın çok zorlama olacağının görülmesi ve tepkilerin dinmemesi durumunda parlamenter sistem önerisinin gündeme gelebileceği varsayılıyor.

Cumhuriyet’ten Sertaç Eş’in kulislerden aktardığı haberinin ilgili bölümü şöyle: “AKP genel, CHP yerelde iktidar konumunda. Erdoğan’ın ekonomiyle ilgili ciddi açmazları var. Son beş yılda, Atatürk sonrası liderlerin hastalığına yakalanmış gibi duruyor: Ekonomiyi çökerterek iktidardan gitme.

Erdoğan, bu konuda Mehmet Şimşek’in varlığına karşın çaresiz. Acı reçeteyi en az 2-3 yıl kana kana içecek Türk seçmeni yeniden Erdoğan’a dümeni kırar mı? Ya da CHP, ülkeyi yönetebileceğinin işaretlerini nasıl verecek? Soruların yanıtlarını en erken 2025’in yaz başında alabileceğiz. Çünkü CHP, yerel iktidarlarında neler yaptığının ilk karnesini alacak. Ama unutmamak lazım ki CHP, yerel yönetimlerde artık bir noktaya geldi.

’94 sendromunu’, 20 yılı aşan AKP iktidarının ardından akıldan çıkarmamak iyi bir denetleyici olabilir. Ayrıca CHP’de, partisini girdiği ilk seçimde birinci yapan ve önemli illeri kazanmış bir genel başkan var. Üstelik yaşı siyasetin ortalamasını epeyce aşağı çekiyor. Partisinin ve kendisinin siyasi geleceğini ateşe atacağını kimse düşünmüyor. Önümüzdeki bir yıllık uygulama önemli olacak.”

Paylaşın

Otomobil Fiyatları Beş Yılda Yüzde 900 Arttı

2019 yılında 100 bin lira olan bir otomobilin ortalama fiyatı 2024 yılında 1 milyon lirayı aştı. Böylece otomobil fiyatları 5 yılda yüzde 900 seviyesinde artış gösterdi.

Bu dönem aralığında asgari ücret sadece yüzde 500 seviyesinde arttı. 5 yılda gram altınla aynı seviyede değer kazanan sıfır otomobiller bu yüzden yatırım aracına döndü.

Türkiye’de otomobil pazarı yüksek vergi sistemi ve kur ile tüketici nezdinde zor günler yaşıyor. İlk çeyrekte pazar beklentilerin üzerinde seyretse de sektör temsilcileri nisan sonrasında ilk 3 aydaki iştahın olmayacağını kaydediyor.

Özellikle matrah dilimlerinin güncellenmemesi yüzde 45-50-60-70 özel tüketim vergisi (ÖTV) oranlarının anlamsız kalmasına neden oldu. Sıfır araçta başlangıç fiyatları neredeyse birkaç model dışında artık 1 milyon lira seviyesinde.

Karar’dan Ali Yıldırım‘ın haberine göre, düşük vergi dilimindeki modellerin satış payı arttı. Örneğin; 1.5 milyon liralık Fiat Egea’yı alan da 3 milyon liralık Mercedes C Serisi’ni alan da aynı vergiyi yani yüzde 80’i ödüyor. Sektör temsilcileri de aradaki bu uçurum için bir an evvel önlem alınması gerektiğini ifade ediyor. Gelinen noktada artık tüketiciler de otomobil alırken vergisi düşük segmentleri tercih etmeye başlıyor.

Bu yılın ilk çeyreğindeki canlılığa rağmen pazarın (233 bin 389 otomobil) yüzde 88,6’sını A, B ve C segmenti araçlar oluşturdu. C segmenti otomobiller 133 bin 712 adetle en büyük pastayı (yüzde 57,3) aldı. B segmenti ise 71 bin 917 adetle yüzde 30,8 paya sahip oldu. Pazarın yüzde 11,4’lük kısmını da vergi dilimleri daha yüksek olan D, E ve F segmentinden ortaya çıktı.

Çok değil pandemiden önce 2019 yılında yine yılın ilk çeyreğinde vergi oranları düşük olan A, B ve C segmentindeki araçlar yüzde 84,9 pay almıştı. Segmentlerdeki daralma da dikkat çekti. Segmentlere göre değerlendirildiğinde, en yüksek satış adetine yüzde 61,4 pay alan C (42 bin 243 adet) segmenti ve ardından yüzde 23,3 pay ile B (16 bin 43 adet) segmenti ulaştı.

Milyonluk pazara ulaşılan 2016 yılında da yine pazarın en büyük kısmını yüzde 81,5 ile A, B ve C segmenti alıyordu. Segmentlere göre değerlendirildiğinde, en yüksek satış adetine yüzde 49,39 pay alan C (63 bin 175 adet) segmenti ve ardından yüzde 31,73 pay ile B (40 bin 586 adet) segmenti gördü. Bu süreçte vergiyle birlikte artan fiyatlar ve kredi çıkmazı bu segmentlere olan ilgiyi mecburi olarak arttırdı. Fiyatlar arttıkça vergi oranları düşük modeller daha çok tercih edildi.

Otomobil fiyatları son 5 yılda müthiş bir patlama yaşadı. Pandemi öncesinde sakin seyreden fiyatlar bulunurluk sorunları, artan kur ve vergi matrah dilimlerinin daralmasıyla birlikte deyim yerindeyse uçuşa geçti. Yani otomobil 5 yılda uçtu gitti. 2019 yılında yaklaşık 100 bin lira olan bir otomobilin fiyatı aradan geçen 5 yılda 1 milyon liraya yaklaştı. Yüzde 900’lük fiyat artışı görüldü.

Fiyatlar bu hızla yükselince C’ye binenler B’ye B’ye binenler de A’ya binmeye başladı. 2019 yılında C sınıfı bir otomobili tercih edenlerin oranı yüzde 61,4 seviyesindeyken, 2024’ün ilk çeyreğinde (aynı dönem) artan model sayısına rağmen yüzde 57,3’e kadar düştü. 2019’da yüzde 23,3 olan B segmenti payı da 2024’te yüzde 30,8’e çıktı. Yüzde 0,2 olan A segmetinin payı da 5 yıl sonra yüzde 0,5’e çıktı.

Gelinen 8-9 yıllık süreçte artık otomobil tercihleri de değişti. 2016 yılında en çok tercih edilen araç tipinin başında sedan otomobiller geliyordu. 2019’da da bu değişmedi. Fakat birkaç yıl önce sedan gövde tipinin yerini SUV’ler aldı. 2016 yılı Mart sonu otomobil pazarı kasa tiplerine göre değerlendirildiğinde, en çok tercih edilen gövde tipi yine sedan otomobiller (yüzde 48,78 pay, 62 bin 398 adet) oldu. Sedan otomobilleri, yüzde 29,50 pay ve 37 bin 731 adet satış ile HB ve yüzde 16,01 pay ve 20 bin 481 adet satış ile SUV otomobiller takip etti.

2019 Mart ayı sonunda otomobil pazarı kasa tiplerine göre değerlendirildiğinde, en çok tercih edilen gövde tipi yine sedan otomobillerdi. Yüzde 51,7 pay alarak 35 bin 554 adede ulaşan sedanları yüzde 23,0 pay ve 15 bin 830 adet satış ile SUV ve yüzde 21,0 pay ve 14 bin 423 adet satış ile HB otomobiller takip etti. 5 yıl önce SUV satışları HB otomobilleri geçti. 2024’e geldiğimizde de birkaç yıl önce değişen karoser kültürümüz SUV’a iyice yerleşti. SUV otomobiller yılın ilk çeyreğinde yüzde 51,7 pay alarak 120 bin 699 adede ulaştı. Onları yüzde 28,5 payla sedan yüzde 18,1 payla HB otomobiller izledi.

Fiyatlar 5 yılda fırladı

Pandemiden önce 2019 yılında da sıfır araç fiyatları oldukça sabit seyrediyordu. Fakat gelinen 5 yılda sıfır araç fiyatları adeta patlama yaşadı. Kurdaki artış fiyatları etkiledi. Fiyatlar vergi çarpanıyla büyüdü. Yokluğu fırsat bilen birçok bayi bu süreçte fiyatları şişirdi. Markalar da onlardan aşağı kalmadı. 2019’da 100 bin lira olan bir otomobilin ortalama fiyatı 2024’te 1 milyon lirayı aştı. Böylece fiyatlar 5 yılda yüzde 900 seviyesinde artış gösterdi. Bu dönem aralığında asgari ücret sadece yüzde 500 seviyesinde arttı.

5 yılda gram altınla aynı seviyede değer kazanan sıfır otomobiller bu yüzden yatırım aracına döndü. Bugün bakıldığında A segmenti bir otomobilin ortalama fiyatı hemen hemen 900 bin TL – 1 milyon lira seviyesinde. B segmentine bakacak olursak ortalama fiyatlar 1.5 milyon liraya kadar çıkıyor. C segmentinde ise skala oldukça geniş. Yaklaşık 2 milyon liraya beklentileri karşılaya bilen bir C segmenti otomobil alınıyor.

Türkiye’de yılların yakıt desteği olarak kabul edilen LPG’li araç satışları bile önceki yıllara göre gerileme kaydetti. 2019 yılının ilk çeyreğinde LPG’nin toplam payı yüzde 3,3 iken 2024’te bu pay yüzde 0,9’a kadar geriledi. Elektrikli araçların payı da aynı dönem aralığında yüzde 0,6’dan yüzde 7,1’e kadar çıktı. Artık dizel motorun da devri yavaş yavaş sona erdi. Özellikle otomobillerde hızlı bir değişime uğrayan dizel otomobil payında pastadaki pay 5 yılda yüzde 54,3’ten yüzde 10,8’e kadar düştü. Benzinli otomobilin yüzde 39 seviyesindeki payı da bu çeyrekte 5 yıl öncesine göre yüzde 67’ye dayandı.

Paylaşın

AK Parti’de Seçim Yenilgisi İçin Dört Ayrı Komisyon Kuruldu

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde ağır bir yenilgi alan Adalet ve Kalkınma Partisi’nde (AK Parti), yenilginin nedenini araştırmak için 4 ayrı komisyon kuruldu.

Komisyonların hazırlayacağı raporlar, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunulacak.

Türkiye gazetesinde yer alan habere göre, seçim sonuçlarını değerlendirmek için kurulan komisyonlarda bir bakan, bir genel başkan yardımcısı ve bir akademisyen yer alıyor.

Strateji heyetiyle irtibatlı olarak çalışacak olan komisyonları Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’nın (SETA) koordine edecek.

Nerede yanlışlar yapıldığı, seçim yenilgisinin sebepleri detaylı bir şekilde masaya yatırılacak.

Sandığa gitmeyen seçmenin hangi sebeplerle sandığa gitmediği, oy tercihini değiştiren seçmenlerin hangi sebeple tercih değişikliği yaptığı araştırılıyor.

Hazırlanan raporlara göre hangi bölgede nasıl bir yol izleneceği, teşkilatta değişiklik yapılacak ise nasıl bir değişiklik yapılacağı belirlenecek.

Hazırlanacak detaylı raporlar AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunulacak.

Paylaşın

Bütçe, Üç Ayda 513,5 Milyar Lira Açık Verdi

2024 yılının ilk üç aylık döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 2 trilyon 150,7 milyar lira, bütçe gelirleri 1 trilyon 637,2 milyar lira ve bütçe açığı 513,5 milyar lira oldu.

Haber Merkezi / Mart ayında ise merkezi yönetim bütçe giderleri 692,8 milyar lira, bütçe gelirleri 483,8 milyar lira ve bütçe açığı 209 milyar lira olarak kayıtlara geçti.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, “Mart 2024 Merkezi Yönetim Bütçe Gerçekleşmeleri” verilerini açıkladı.

Buna göre; 2024 yılı Mart ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 692,8 milyar lira, bütçe gelirleri 483,8 milyar lira ve bütçe açığı 209 milyar lira oldu. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 618,3 milyar lira ve faiz dışı açık ise 134,4 milyar lira olarak gerçekleşti.

Merkezi yönetim bütçesi 2023 yılı Mart ayında 47 milyar 223 milyon lira açık vermiş iken 2024 yılı Mart ayında 208 milyar 965 milyon lira açık verdi. 2023 yılı Mart ayında 2 milyar 148 milyon lira faiz dışı açık verilmiş iken 2024 yılı Mart ayında 134 milyar 412 milyon lira faiz dışı açık verildi.

Merkezi yönetim bütçe giderleri Mart ayı itibarıyla 692 milyar 807 milyon lira olarak gerçekleşti. Faiz harcamaları 74 milyar 553 milyon lira, faiz hariç harcamalar ise 618 milyar 254 milyon lira olarak gerçekleşti.

2024 yılında merkezi yönetim bütçe giderleri için öngörülen 11 trilyon 89 milyar 37 milyon TL ödenekten Mart ayında 692 milyar 807 milyon lira gider gerçekleşti. Geçen yılın aynı ayında ise 334 milyar 44 milyon lira harcama yapıldı.

Mart ayı bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 107,4 oranında artmıştır. Giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2023 yılında yüzde 6 iken 2024 yılında yüzde 6,2 oldu.

Faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 114 oranında artarak 618 milyar 254 milyon lira olarak gerçekleşmiştir. Faiz hariç giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2023 yılında yüzde 5,8 iken 2024 yılında yüzde 6,3 oldu.

Merkezi yönetim bütçe gelirleri Mart ayı itibarıyla 483 milyar 842 milyon lira olarak gerçekleşti. Vergi gelirleri 420 milyar 468 milyon lira, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 50 milyar 593 milyon lira oldu.

2023 yılı Mart ayında bütçe gelirleri 286 milyar 821 milyon lira iken 2024 yılının aynı ayında yüzde 68,7 oranında artarak 483 milyar 842 milyon lira olarak gerçekleşti. Bütçe tahminine göre bütçe gelirlerinin Mart ayı gerçekleşme oranı 2023 yılında yüzde 5,8 iken 2024 yılında yüzde 5,7 oldu.

2024 yılı Mart ayı vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 111,7 oranında artarak 420 milyar 468 milyon lira oldu. Vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı ise 2023 yılında yüzde 4,7 iken 2024 yılında yüzde 5,7 oldu.

2024 yılı Ocak-Mart döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 2 trilyon 150,7 milyar lira, bütçe gelirleri 1 trilyon 637,2 milyar lira ve bütçe açığı 513,5 milyar lira olarak gerçekleşti. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 1 trilyon 900,2 milyar lira ve faiz dışı açık ise 263 milyar lira olarak gerçekleşti.

Merkezi yönetim bütçesi 2023 yılı Ocak-Mart döneminde 250 milyar 25 milyon lira açık vermiş iken 2024 yılı Ocak-Mart döneminde 513 milyar 482 milyon lira açık verdi. 2023 yılı Ocak-Mart döneminde 149 milyar 367 milyon lira faiz dışı açık verilmiş iken 2024 yılı Ocak-Mart döneminde 263 milyar 6 milyon lira faiz dışı açık verdi.

Merkezi yönetim bütçe giderleri Ocak-Mart dönemi itibarıyla 2 trilyon 150 milyar 680 milyon lira olarak gerçekleşti. Faiz harcamaları 250 milyar 476 milyon lira, faiz hariç harcamalar ise 1 trilyon 900 milyar 204 milyon lira oldu.

2024 yılı Ocak-Mart döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 105,9 oranında artarak 2 trilyon 150 milyar 680 milyon lira olarak gerçekleşti. Faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 101,3 oranında artarak 1 trilyon 900 milyar 204 milyon lira oldu.

Merkezi yönetim bütçe gelirleri Ocak-Mart dönemi itibarıyla 1 trilyon 637 milyar 198 milyon lira olarak gerçekleşti. Vergi gelirleri 1 trilyon 343 milyar 960 milyon lira, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 233 milyar 929 milyon lira oldu.

2023 yılı Ocak-Mart döneminde bütçe gelirleri 794 milyar 728 milyon lira iken 2024 yılının aynı döneminde yüzde 106 oranında artarak 1 trilyon 637 milyar 198 milyon lira olarak gerçekleşti. 2024 yılı Ocak-Mart dönemi vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 113 oranında artarak 1 trilyon 343 milyar 960 milyon lira oldu.

Paylaşın

İsrail Ve İran Birleşmiş Milletler’de Karşılıklı Yaptırım İstedi

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) toplantısına İsrail ve İran’ın karşılıklı suçlamaları damga vurdu. Her iki ülkede karşılıklı olarak yaptırım istedi. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ise gerilimi azaltma çağrısında bulundu.

Haber Merkezi / ABD’nin BM Daimi Temsilci Yardımcısı Robert Wood, İran’a yönelik yeni yaptırım kararları için BM Güvenlik Konseyi’ne karar tasarısı sunma hazırlığında olduklarının sinyalini verdi.

Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia, İsrail’in İran’ın Şam’da konsolosluk binasına yönelik saldırısının yeterince tepki görmediğini, bu saldırının İran’ın temsilciliği yerine bir Batı ülkesinin temsilciliğine düzenlenmesi halinde ortalığın ayağa kaldırılacağını savundu.

İran’ın İsrail’e Cumartesi günü düzenlediği hava saldırısı sonrasında Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi dün gece New York’ta olağanüstü toplandı. Toplantıya İsrail ve İran’ın karşılıklı suçlamaları damga vurdu.

İsrail’in Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Gilad Erdan konuşmasında “Maske düştü. Terörün bir numaralı küresel sponsoru olan İran, bölgenin ve dünyanın istikrarsızlaştırıcısı olarak gerçek yüzünü ortaya koymuştur” dedi. Erdan BM Güvenlik Konseyi’nden İran Devrim Muhafızlarını terör örgütü olarak tanımlamasını ve “çok geç olmadan İran’a mümkün olan tüm yaptırımları uygulamasını” istedi.

Gilad Erdan konuşmasında özellikle 2015’te imzalanan İran nükleer anlaşması taraflarına Tahran’a karşı uluslararası yaptırımları yeniden uygulama imkanı veren “geri tepme” mekanizmasına da atıfta bulundu.

“Meşru müdafaa hakkımızı kullandık”

İran’ın Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Amir Said İravani ise saldırıyla ilgili olarak ülkesinin “doğal meşru müdafaa hakkını” kullandığını ve harekete geçmekten başka “seçeneği olmadığını” söyledi. İravani İslam cumhuriyetinin “gerginlik ya da savaş istemediğini” ancak her türlü “tehdit ya da saldırganlığa” karşılık vereceğini vurguladı.

BM Güvenlik Konseyinin “uluslararası barışı ve güvenliği koruma görevinde başarısız olduğunu” belirten İravani “Güvenlik Konseyi’nin sorumluluğunu üstlenmesinin ve uluslararası barış ve güvenliğe yönelik gerçek tehdidi ele almasının zamanı geldi” diye konuştu. İravani Konsey’in “bu rejimi (İsrail) Gazze halkına yönelik soykırımı durdurmaya zorlamak için acil ve cezalandırıcı tedbirler almak zorunda olduğunu” ifade etti.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, BM Güvenlik Konseyi’ne Ortadoğu’da gerginliği azaltma çağrısı yaptı. “Ne bölge ne de dünya daha fazla savaşı kaldırabilir” diyen Guterres “Ortadoğu uçurumun eşiğinde” uyarısında bulundu. Guterres “Bölge halkı gerçek bir yıkıcı, tam ölçekli çatışma tehlikesiyle karşı karşıya. Şimdi yatıştırma ve gerilimi düşürme zamanıdır” diye konuştu.

Öte yandan Guterres, Gazze’deki insani krizin büyüdüğünü ve bölgede acil bir ateşkesin gerekliliğini vurgulayarak hem rehinelerin serbest bırakılması hem de bölgeye insani yardımların ulaştırılması için herkesin üzerine sorumluluk düştüğüne işaret etti.

ABD ve Rusya

ABD’nin BM Daimi Temsilci Yardımcısı Robert Wood, İran’a yönelik yeni yaptırım kararları için BM Güvenlik Konseyi’ne karar tasarısı sunma hazırlığında olduklarının sinyalini verdi.

Büyükelçi Wood, ABD’nin önümüzdeki günlerde diğer üye ülkelerle istişare ettiği İran’a yönelik yeni yaptırım tedbirlerini araştırdığını belirterek, “İran’ı burada, BM Güvenlik Konseyi’nde sorumlu tutmak için ek tedbirler araştırıyoruz. Daha acil olarak Güvenlik Konseyi, İran’ın saldırgan eylemlerini kesin bir şekilde kınamalı ve İran ve ortaklarına çağrıda bulunmalı. İran, İsrail’e 100’den fazla balistik füze, karadan atılan füzeler ve İHA’larla 300’den fazla saldırı eylemi gerçekleştirdi. İran’ın bu pervasız eylemleri yalnızca İsrail’deki halklara değil, aynı zamanda diğer BM güçlerine de tehdit oluşturdu. İran veya vekilleri ABD’ye karşı eylemde bulunursa veya İsrail’e karşı daha fazla eylemde bulunursa, İran sorumlu tutulacaktır’’ dedi.

Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia, İsrail’in İran’ın Şam’da konsolosluk binasına yönelik saldırısının yeterince tepki görmediğini, bu saldırının İran’ın temsilciliği yerine bir Batı ülkesinin temsilciliğine düzenlenmesi halinde ortalığın ayağa kaldırılacağını savundu.

Nebenzia, Batı ülkelerinin ‘’iki yüzlü’’ davranışının sürdüğünü belirterek, “Eğer bir batı temsilciliği vurulsaydı, hemen misilleme yapardınız. Çünkü Batılı vatandaşların temsilleriyle ilgili olan her şey sizin için kutsaldır, korunması gerekir. Ancak konu diğer ülkelere gelince, meşru müdafaa hakkı da dahil olmak üzere kendi vatandaşlarına ilişkin hakları söylediğiniz gibi farklı bir konu olur. Bu üst düzey çatışmanın ve kan dökülmesinin durdurulması gerekiyor. Tüm uluslararası toplumun bu durumu hafifletmek için gerekli tüm çabaları göstermesinin acil olduğunu düşünüyoruz. Aksi takdirde bölge karşılıklı saldırı ve şiddet kısır döngüsüne sürüklenebilir’’ diye konuştu.

G7 liderleri İran’ı kınadı

ABD’nin çağrısıyla İran’ın saldırılarının ardından toplanan G7 liderleri, yaptıkları ortak açıklamada saldırıyı kınadıklarını belirtti. G7’den yapılan ortak açıklamada, şu ifadeler yer aldı:

“G7 Liderleri olarak İran’ın İsrail’e yönelik doğrudan ve benzeri görülmemiş saldırısını en güçlü ifadelerle kınıyoruz. İran İsrail’e doğru yüzlerce insansız hava aracı ve füze ateşlemiştir. İsrail, ortaklarının da yardımıyla bu saldırıyı püskürtmüştür. İsrail ve halkına tam dayanışma ve desteğimizi ifade ediyor ve güvenliğine yönelik taahhüdümüzü bir kez daha teyit ediyoruz.

İran, eylemleriyle bölgenin istikrarsızlaştırılması yönünde daha fazla adım atmış ve kontrol edilemeyen bir bölgesel tırmanışa yol açma riskini almıştır. Bundan kaçınılmalıdır. Durumu istikrara kavuşturmak ve gerilimin daha da tırmanmasını önlemek için çalışmaya devam edeceğiz. Bu ruhla, İran ve vekillerinden saldırılarına son vermelerini talep ediyor ve istikrarı bozucu girişimlere karşı şimdi ve daha sonra ilave tedbirler almaya hazır olduğumuzu ifade ediyoruz.

Ayrıca, acil ve sürdürülebilir bir ateşkes ve Hamas’ın rehineleri serbest bırakması için çalışmaya devam etmek ve ihtiyaç sahibi Filistinlilere daha fazla insani yardım ulaştırmak da dâhil olmak üzere Gazze’deki krizi sona erdirmek için işbirliğimizi güçlendireceğiz.”

1 Nisan tarihinde Suriye’nin başkenti Şam’daki İran konsolosluğuna bir hava saldırısı düzenlenmiş ve saldırıda İran Devrim Muhafızlarına üye, aralarında iki üst düzey generalin de bulunduğu yedi kişi hayatını kaybetmişti. Tahran, İsrail’in sorumlu tutulduğu bu saldırıya yanıt olarak Cumartesi günü geç saatlerde 300’den fazla füze ve insansız hava aracı (İHA) ateşlemiş ve ilk kez İsrail’e doğrudan saldırıda bulunmuştu. Füze ve İHA’ların hemen hemen hepsi İsrail, ABD, İngiltere ve Ürdün tarafından havadayken imha edilmişti.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Geniş Tanımlı İşsizlik Oranı Yüzde 24,5

TÜİK’in açıkladığı verilere göre, zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı şubat ayında bir önceki aya göre 1,9 puan azalarak yüzde 24,5 oldu.

Haber Merkezi / Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 16,3 iken işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı yüzde 17,6 olarak tahmin edildi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İşgücü İstatistikleri Şubat 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre; 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı şubat ayında bir önceki aya göre 109 bin kişi azalarak 3 milyon 78 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,3 puan azalarak yüzde 8,7 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 7,3 iken kadınlarda yüzde 11,3 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerin sayısı şubat ayında bir önceki aya göre 147 bin kişi artarak 32 milyon 423 bin kişi, istihdam oranı ise 0,2 puan artarak yüzde 49,3 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 66,5 iken kadınlarda yüzde 32,5 olarak gerçekleşti.

İşgücü şubat ayında bir önceki aya göre 38 bin kişi artarak 35 milyon 501 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise aynı seviyede kalarak yüzde 54,0 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,7 iken kadınlarda yüzde 36,6 oldu.

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,8 puan azalarak yüzde 15,6 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 13,4, kadınlarda ise yüzde 19,6 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi şubat ayında bir önceki aya göre 0,2 saat artarak 43,5 saat olarak gerçekleşti.

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı şubat ayında bir önceki aya göre 1,9 puan azalarak yüzde 24,5 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 16,3 iken işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı yüzde 17,6 olarak tahmin edildi.

Paylaşın