Anıtkabir’e Papa Franciscus Gitti Ali Erbaş Gitmedi

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, 7 yıllık görev süresi boyunca milli bayramlar dahil olmak üzere Anıtkabir’e gitmedi. Katolik aleminin ruhani lideri Papa Franciscus’un Türkiye’ye yaptığı ziyaretlerde ilk durağı Anıtkabir olmuştu.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, 18 Eylül 2017’de atandı ancak görevi devralınca Anıtkabir’e gitmedi. Hutbelerde de Atatürk’ü anmayan Erbaş, 7 yılda Anıtkabir’deki hiçbir programa katılmadı. Başkanlık görevi boyunca makamına 11 kilometre mesafedeki Anıtkabir’i hiç ziyaret etmeyen Erbaş bu sürede 100’e yakın yurtdışı seyahatine katıldı ve 42 ülkeye gitti.

Ali Erbaş 7 yıldır 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, 30 Ağustos Zafer Bayramı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü nedeniyle Anıtkabir’de yapılan törenlere katılmadı. Son günlerde lüks makam aracı, beş yıldızlı otellerdeki toplantılar, zengin yemek menüleri ile gündeme gelen Erbaş, pandemi döneminde yurt dışı gezilerine ara verse de o zaman bile iki Afrika ülkesine gitti.

Sözcü’den Deniz Ayhan’ın haberine göre, Erbaş’ın yurt dışı programlarının bazılarına eşi Seher Erbaş da eşlik etti. Programlara genel müdür ve daire başkanları, özel kalem, fotoğraf ve basın ekibi, koruma polisleri de katıldı. Erbaş’ın Suudi Arabistan’a 15’den fazla kez gittiği belirtilirken, 2024’ün ilk 4 ayında da üç kez bu ülkeye gitti. Erbaş’ın Diyanet İşleri Başkanı olarak gittiği ülkelerden bazıları şöyle:

Almanya, ABD, Arnavutluk, Avustralya, Azerbaycan, Bangladeş, Belçika, Belarus, BAE, Bosna Hersek, Bulgaristan, Cibuti, Danimarka, Fransa, Gana, Hırvatistan, Hollanda, Irak, İngiltere, İran, İspanya, İsveç, İsviçre, İtalya, Japonya, Karadağ, Katar, Kazakistan, Kırgızistan, Kosova, Kıbrıs, Makedonya, Norveç, Özbekistan, Pakistan, Rusya, Sırbistan, Suudi Arabistan, Ürdün, Vatikan, Yeni Zelanda, Yunanistan.

Papa Franciscus’un ilk durağı anıtkabir

Katolik aleminin ruhani lideri Vatikan Devlet Başkanı Papa Franciscus’un Türkiye’ye yaptığı ziyaretlerde ilk durağının Anıtkabir olması dikkat çekmişti. Papa, 2014 ve 2022 yıllarında Türkiye’ye geldi ve ilk olarak Anıtkabir’e gitti.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş son yurt dışı gezisini Bosna Hersek’e yaptı. Erbaş, Banja Luka şehrinde Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından aslına uygun olarak yeniden yapılan Arnaudiye Camisi’nin 7 Mayıs’taki açılışına Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile birlikte katıldı.

Paylaşın

Mehmet Şimşek: Enflasyonu Düşürmekte Kararlıyız

Mehmet Şimşek, “Yaz aylarında sadece baz etkisiyle değil, sadece kur destekleyici olduğu için değil, şartlar daha elverişli olduğu için değil; para, maliye ve gelirler politikası daha sıkı olduğu için enflasyonun düşmemesi mümkün değil” dedi ve ekledi:

“Enflasyonu düşürmekte kararlıyız; bu sene bir yere düşürdükten sonra geri çekilmeyeceğiz, tek haneye düşürmek için ne gerekiyorsa yapacağız… Enflasyon düştükçe bu ülke sürdürülebilir bir büyüme patikasına girecek. Önümüzdeki 12 ay içinde enflasyon çok büyük ihtimalle 30’un altına düşecek.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TRT Haber yayınında ekonomiye ilişkin soruları yanıtladı. Bakan Şimşek’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Program gerçekten çalışıyor; iç talepte bir yumuşama var, net ihracatın etkisi olumluya dönmeye başladı, büyümede bir dengelenme var. Türkiye’nin dış açığında neredeyse yarı yarıya bir düşüş var, önemli dengesizliklerden biri bu sayede giderilmiş oldu.

Temel dengesizlikleri giderme anlamında program çalışıyor. Risk priminin düşmesi aslında programının çalıştığını gösteren bir gösterge. Fon akışında bizim öngördüğümüzden çok daha büyük bir artış var. Programın çalıştığı ortaya çıktıkça Türkiye’ye talep artıyor.

Ekonomide büyümenin kompozisyonu iyileşiyor, daha sürdürülebilir ve dengeli bir büyüme var. Makroekonomik dengesizlikler yavaş yavaş ortadan kalkıyor. Programa olan güven güçlü, sürekli pekişiyor.

Programlar canlı organizma gibidir. Sürekli tekrar güçlendirilmesi, iyileştirilmesi, temellerinin sağlamlaştırılması çok önemli. Programı sürekli bir şekilde güçlendirme çabamız var ve bu devam edecek. Enflasyon beklentilerinde geçen yıla göre muazzam bir iyileşme var.

Programı güçlendirdikçe çok daha iyi sonuçlar alacağız; tasarruf paketi bunun bir ayağı, daha bir çok programı güçlendirecek adımlar atacağız, bir kısmı kamu maliyesi alanında, bir kısmı yapısal dönüşüm alanında olacak.

Bu seneyi çok büyük ihtimalle bütçe açığını hedefimizin çok daha altında gerçekleştireceğimize inanıyorum. Deprem hariç bütçede çok ciddi bir disiplin ve sıkılık var.

Şu anda biz piyasadan döviz almasak lira belki 30’un altına düşerdi. Biz rezerv biriktiriyoruz, rezerv pozisyonumuzu güçlendirmemiz lazım. Lirada ciddi bir değer kaybı için sebep yok, bu enflasyonu düşürmeyi destekleyecek. KDV’de herhangi bir artış öngörmüyoruz. Para politikası, maliye politikası ve gelirler politikası ahenkli bir şekilde çalışıyor.

“Enflasyon 12 ay içinde büyük ihtimalle 30’un altına inecek”

Yaz aylarında sadece baz etkisiyle değil, sadece kur destekleyici olduğu için değil, şartlar daha elverişli olduğu için değil; para, maliye ve gelirler politikası daha sıkı olduğu için enflasyonun düşmemesi mümkün değil.

Enflasyonu düşürmekte kararlıyız; bu sene bir yere düşürdükten sonra geri çekilmeyeceğiz, tek haneye düşürmek için ne gerekiyorsa yapacağız. Enflasyon düştükçe bu ülke sürdürülebilir bir büyüme patikasına girecek. Önümüzdeki 12 ay içinde enflasyon çok büyük ihtimalle 30’un altına düşecek.

Devam etmesi için bir sebep görmüyorum, etmemesi gerektiğini düşünüyorum, etmesi yönünde yapılan bir çalışma da yok. Büyük ihtimalle devam etmez diye düşünüyorum. Piyasada fiyatlara müdahale edilmemesi gerektiğine inanıyorum.

Bizim bir kur hedefimiz yok. Her şeyin piyasada belirlendiği bir döneme doğru evriliyoruz; Şu anda kura herhangi bir müdahale yok ama Merkez Bankası döviz biriktiriyor. İhracatçılara her türlü desteği vermeye devam edeceğiz. (TL’de) Aşırı bir değerlenmeyi de öngörmüyoruz.

Program sonuç verdikçe küresel doğrudan yatırımlarda çok ciddi artışlar olacağına inanıyorum. 1-16 Nisan arasında Merkez Bankası rezerv pozisyonundaki iyileşme neredeyse 49 milyar dolar. Sırtımızı kısa vadeli dış kaynağa dayayamayız ama programların başında genelde bu olur. Küresel yatırımcıların da TL’ye rağbeti arttı.

Bütün firmalar için asgari bir kurumlar vergisi hususunu çalışıyoruz. Vergide adaleti sağlamaya yönelik ciddi bir hassasiyet içindeyiz, önümüzdeki dönemde bu yönde adımlar atmaya devam edeceğiz. (Şehir rantları) Arsalar ve gayrimenkuller üzerinden elde edilen gelirler üzerine de bir çalışmamız var.

Biz o konuda şu ana kadar temkinli durduk. Önümüzdeki dönemde bu hususu değerlendireceğiz. İlk aşamada tek yönlü olmak üzere ve uzun vadeyi önceliklendirerek büyük ihtimalle bi adım atacağız. O konuyu biraz çalıştık.

Kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadelede dozu en yüksek seviyeye çıkaracağız, listeden çıksak da çıkmasak da. Her halükarda bu listeden çıkarız, zamanlaması konusunda umarım siyasi mülahazalar devreye girmez.

Paylaşın

Derbi Avrupa Basınında: Fenerbahçe Şampiyonluk Yarışını Canlandırdı

Süper Lig’in 37. hafta karşılaşmasında Galatasaray ile Fenerbahçe, Ali Sami Yen’de karşı karşıya geldi. 71. dakikada Çağlar Söyüncü’nün kaydettiği gole Fenerbahçe, sahadan 1-0 galip ayrıldı.

Fenerbahçe, bu galibiyet ile puanını 96’ya yükseltirken, Galatasaray ise 99 puanda kaldı. Karşılaşma Avrupa basınında geniş yankı buldu. Cumhuriyet’in aktardığına göre; Avrupa basınında çıkan manşetler şu şekilde:

Marca (İspanya): Türkiye ligi son maç gününe kadar devam edecek. Fenerbahçe, Söyüncü’nün tek golüyle en büyük rakibi Galatasaray’ın evinde fırtına gibi esti. Eski Atletico Madrid oyuncusu, Djiku’nun çift sarı kartı nedeniyle konuk takımın 60 dakikadan fazla bir eksik oyuncuyla oynamasına rağmen Fenerbahçe’ye Galatasaray’ın şampiyonluğu kazanmasını engelleyen üç puanı kazandırdı. Türkiye ligi için kararı son maç gününe erteleyen bir zafer. Tüm bunlar maç öncesi hararetli bir ortamda gerçekleşti. Galatasaray ve Fenerbahçe oyuncuları (neredeyse 100 puanlık bir sezonun ortasında ve Süper Kupa gibi birçok spor dışı sorun ve tartışmayla) saha denetimi sırasında kavgaya tutuştu.

Foot Mercato (Fransa): İstanbul Derbisi, bir şampiyonluk derbisi mi yoksa işleri rayına oturtmak için bir derbi mi olacaktı? Galatasaray, Fenerbahçe ile karşılaştığında söz konusu olan buydu. Sezonun ikinci yarısında olağanüstü bir performans sergileyen (17 galibiyet ve 1 beraberlik) Cimbom şu anda Süper Lig sıralamasının zirvesinde yer alıyor ve bugün berabere kalmaları ya da kazanmaları halinde kupayı müzelerine götürebilirlerdi. Kesinlikle kazanmak zorunda olan Fenerbahçe, çok düşmanca bir atmosfere rağmen daha girişken bir takımdı. Alexander Djiku yaptığı ikinci faulün ardından ikinci sarı karttan oyundan atıldı (22.). Ancak bu ihraç Fener’i yıldırmadı.

Takımın metronomu Fred’in mükemmel oyunuyla Fenerbahçe tehlikeli olmaya devam etti. Ligin en iyi iki atağı sessiz kalamazdı. Bir kornerden Çağlar Söyüncü partiyi bozmayı başardı. Fernando Muslera’nın çizgi önünde kaptırdığı topla buluşan Türk oyuncu takımını öne geçirdi (0-1, 71.). Beraberliğe tutunmak isteyen Galatasaray nasıl geri döneceğini bilemedi. Şu anki liderler bu gece Kasım ayından bu yana ilk maçlarını kaybetti ve sezonun ikinci yenilgisini aldı. İstanbul Aslanları’nın artık hataya yeri yok. Şimdi Fenerbahçe’nin sadece üç puan önündeler ve önümüzdeki hafta Konyaspor’a karşı kaybetmemeleri gerekiyor. Fenerbahçe için hala umut var. Sarı Kanaryalar İstanbulspor’u ağırlıyor.

Türkiye şampiyonluğu ertelendi”

L’Equipe (Fransa): Fenerbahçe Pazar günü lider Galatasaray’ı elektrikli bir derbide 1-0 yenerek Türkiye şampiyonasının bitimine bir maç kala ezeli rakibinin üç puan gerisinde yer alıyor. 22. dakikada 10 kişi kalan, küfür ve taş yağmuruna maruz kalan Fenerbahçe, İstanbul’daki ezeli rakibine evinde şampiyonluğu çok gördü. Fenerbahçe 71. dakikada ev sahibi savunmanın kaçırdığı bir kornerden yararlanarak Galatasaray’ın Rams Park’ını sevince boğdu. 96 puanla Süper Lig’deki en yüksek puanını toplayan Fenerbahçe’nin zaferi, on yıldır mahrum kaldığı şampiyonluk umutlarını canlı tutuyor.

Tuttomercato (İtalya): İntikam soğuk yenen bir yemektir. Türkiye Süper Kupası’ndaki malum olayların ardından Fenerbahçe, Galatasaray’ın partisini mahvederek intikamını alıyor: Rams Park, Türkiye’yi şampiyon ilan etmeye hazırdı ancak Icardi ve takım arkadaşları, bir saatten fazla sayısal üstünlüğe rağmen 1-0 mağlup oldu. Galibiyet golünü Soyuncu attı, her şey son turda belli olacak. Galatasaray deplasmanda Konyaspor’la, F.Bahçe ise İstanbulspor’la karşılaşacak.

AS (İspanya): Atletico Madrid’den kiralanan oyuncu, iki takım arasında arbedenin yaşandığı maçta takımına galibiyeti getiren golü attı. Konuk ekip polis eşliğinde dışarı çıkarıldı.

Paylaşın

Beş Avrupa Ülkesinden Filistin’in Bağımsızlığını Tanıma Hamlesi

İspanya, İrlanda, Slovenya, Malta ve Norveç, Filistin’i bağımsız bir devlet olarak tanıma eşiğinde. Beş ülkenin bu hamlesi, İsrail’in yoğun saldırılarda bulunduğu Gazze’deki sivil halkla dayanışmayı sembolize ediyor.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 70 artarak 35 bin 456’ya yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 110 artarak 79 bin 476’ya yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

2024 yılının Mayıs ayı Filistin açısından önemli bir dönüm noktası olarak tarih sayfalarına geçebilir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda, Filistinlilere geniş haklar tanıyan karar kabul edildi. Tam üyeliğin önünde tek engel kaldı: Oy verme hakkı.

Avrupa cephesinde de Filistinlilerin uluslararası diplomasi sahnesindeki konumunu güçlendirecek kritik gelişmeler yaşanıyor. Beş Avrupa ülkesi, Filistin’i bağımsız bir devlet olarak tanımanın eşiğinde.

Bu hamle, Gazze Şeridi’ndeki sivil halkla dayanışmayı sembolize ediyor. Ama aynı zamanda Ortadoğu ihtilafına iki devletli çözümü destekleyen bir pozisyonu temsil ediyor. Mevcut sağcı İsrail hükümeti ise bu çözüm yolunu gittikçe daha güçlü bir şekilde reddediyor.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’i hedef alan terör saldırılarının ardından Gazze Şeridi’ni yöneten militan İslamcı Hamas’ın yok edilmesini, bir savaş hedefi olarak ilan etmişti.

Bu arada İsrail hükümeti Filistinlilerin bu topraklarını daha uzun süreli olarak kontrol etmek istediği yönünde açıklamalar yapıyor.

Ancak terörle mücadele gerekçesiyle Gazze’de yürütülen askeri operasyonlarda Hamas kontrolündeki Gazze Sağlık Bakanlığının verilerine göre 35 binden fazla sivilin ölmesi ve korkunç boyutlara ulaşan insani durum, İsrail üzerindeki uluslararası baskıyı giderek artırıyor. Özellikle İspanya ve İrlanda, Filistin devletini tanıyarak bu baskıyı artırmak istiyor.

İspanya?

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, son aylarda Filistin devletinin tanınması için Avrupalı partnerleriyle yoğun görüşmeler gerçekleştirdi. Önce AB düzeyinde nabız yoklayan Sanchez, aralarında Almanya ve diğer bazı üye ülkelerin itirazları üzerine başka bir yola yöneldi, Filistin devletini tanımaya istekli üye ülkelerden bir koalisyon inisiyatifi başlattı.

Kendisi de İspanyol olan AB Dış Politika Yüksek Temsilci Joseph Borrell, İspanya, İrlanda ve Slovenya’nın bu yönde atacakları adımlar tarih açıkladı, 21 Mayıs’a işaret etti.

İspanya, başta Mağrip ülkeleri olmak üzere birçok Arap ülkesi ve Türkiye ile iyi ilişkilere sahip. Bu ilişkiler kısmen Franco diktatörlüğünden (1939-1975) bu yana devam etmekte. İkinci Dünya Savaşı’nı takip eden yıllarda bu ülkeler İspanya’yı Batı ve Doğu Bloku arasındaki ekonomik ve siyasi izolasyondan kurtardılar.

Franco diktatörlüğünün 1975 yılında sona ermesiyle birlikte İspanya İsrail ile ekonomik ilişkilerini geliştirdi, 1986 yılında da iki ülke arasında diplomatik ilişkiler tesis edildi. Bunu izleyen yıllarda İspanya kendini İsrail ile Arap devletleri arasında yapıcı bir arabulucu olarak konumlandırmaya başladı. Hatta 1991 yılında Madrid’de yapılan Ortadoğu Konferansı, İsrail ile Filistinliler arasındaki Oslo barış sürecinin başlangıcı olarak görülüyor.

İrlanda

Gazze savaşının ilk gününden itibaren Filistinlilerle en güçlü dayanışmayı sergileyen Avrupa ülkelerinin başında İrlanda yer alıyor.

Nisan ortasında yeni Başbakan Simon Harris görevine başladığında, İspanya Başbakanı Sanchez Dublin’e ilk devlet ziyaretini gerçekleştiren lider oldu. Görüşmenin ana gündem maddesi ise Ortadoğu’daki gelişmeler ve Filistin devletinin tanınması oldu.

İrlanda hükümeti, diğer tüm AB ülkelerinden daha uzun bir süredir, 1980’den itibaren, egemen bir Filistin devleti ile iki devletli bir çözümden yana olmakla övünüyor.

İrlanda’nın Filistin ile kurduğu güçlü özdeşleşme tarihle açıklanabilir: Bu süreç 19. yüzyılın sonlarında Büyük Britanya tarafından sömürgeleştirilen ve kendi kendini yönetmesine izin verilmeyen İrlanda’dan sorumlu olan İngiliz hükümet yetkilisi Arthur Balfour ile başlıyor.

Balfour 1917’de, İngiltere Dışişleri Bakanı olarak görev yaptığı esnada Balfour deklarasyonunu kaleme aldı. Bu deklarasyonda Balfour, İngiliz hükümeti adına Osmanlı kontrolündeki Filistin’de bir Yahudi devleti kurulmasına destek açıkladı. Bölge, kısa bir süre sonra İngiliz himayesine geçti ve burada jandarmalar görev aldı. Jandarma olarak görev yapanların büyük çoğunluğunu da daha önce İrlandalı isyancılara karşı acımasızca savaşan “Black and Tans” olarak adlandırılan paramiliter gruplar oluşturdu.

Yahudilerin, çoğunlukla Müslüman nüfusun yaşadığı Ortadoğu’ya akını, Katolik İrlanda’da İngiliz Protestanların adanın kuzeyine yerleşmesine benzetiliyor. Zira bazı İrlandalılar, bu gelişmeler üzerine yaşanan Kuzey İrlanda ihtilafının, Ortadoğu ihtilafına benzediğini düşünüyor.

Slovenya, Malta ve Norveç

İspanya’nın solcu ve İrlanda’nın merkez sağ hükümetleri, Filistin hamlelerine daha fazla ağırlık kazandırmak için başka destekçiler de buldu: Slovenya, Filistin’i Haziran ortasına kadar tanıma hedefini açıklamıştı. AB dışişleri temsilcisi Borrell’e göre artık bu hedef öne, yani 21 Mayıs’a çekildi. Malta da harekete geçebilir. Malta, Nisan ayında BM Güvenlik Konseyi’ndeki oylamada Filistin’in BM’ye tam üyeliği lehinde oy kullanmış, ancak karar ABD’nin vetosu nedeniyle onaylanmamıştı.

AB üyesi olmayan NATO ülkesi Norveç de bahar aylarında Filistin’i tanıyabileceğini gündeme taşıdı. Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide, bu hamlenin “Hamas devleti” yerine siyasi olarak birleşmiş bir Filistin devletin tesisine yol açacağını umduğuna dikkat çekiyor.

Günümüzde AB’de Filistin devletini tanıyanların çoğunluğu Orta ve Doğu Avrupa devletleri. Bunun gerisinde, söz konusu devletlerin sosyalist geçmişi ve o dönem FKÖ’nün lideri Yaser Arafat ile var olan ideolojik yakınlıkları yatıyor. Ancak başta Çek Cumhuriyeti ve Macaristan olmak üzere bu ülkelerden bazıları Filistinlilerle tam diplomatik ilişkilerini sürdürseler de artık İsrail’in destekçisi olarak görülüyor.

Filistin’i tanıyan ülkeler AB üyesi olmadan önce bu adımı atmışlardı. AB’ye üye olduktan sonra Filistin devletini tanıyan tek bir ülke oldu. O da İsveç.

İspanya ve İrlanda’nın öncülük ettikleri koalisyonun genişleyip genişlemeyeceği henüz belirsiz. Belçika’da hükümet bunun zamanlaması ile ilgili değerlendirmelerini sürdürüyor. Muhafazakarların iktidara geldiği Portekiz şimdilik geri adım atmış görünüyor.

Almanya ise Filistin Özerk Yönetimi ile ilişkilere sahip olmakla birlikte bir Filistin devletini ancak İsrail de bu yönde adım attığı takdirde tanımak istiyor. İsrail’in tasfiye etmek istediği, AB ve ABD tarafından terör örgütü olarak sınıflandırılan Hamas Filistin topraklarında siyasi bir güç unsuru olmaya devam ettiği müddetçe bu mümkün görünmüyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Ali Koç’tan Dursun Özbek’e Yanıt: Ucuz Kabadayılık

Dursun Özbek’in kendisini hedef alan “Eğer yüreğin yetiyorsa gel buradayım, bekliyorum seni” sözleriyle ilgili konuşan Ali Koç, “Beni düelloya mı çağırıyor? Biz 2 senedir televizyon karşısında tartışalım diyoruz. İnsanlar iki başkanın da gerçek kimliğini, dürüstlüğünü, mertliğini görsün” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bugün biraz geç oldu, uykusu kaçmasın. Ama hafta içinde Galatasaray Televizyonu dahil istediği televizyona çıkmaya hazırım. Bu ne ucuz kabadayılık ya. 2 senedir bas bas bağırıyoruz. Oradan buradan atıp tutmayın, kinayeli konuşmayın. Bu kulüp zaten bir maç kazandığı zaman son derece alaycı, kibirli, kinayeli konuşmalar yapar.

Biz ne isek oyuz. Bir gün öyle bir gün böyle diyen adamlar değiliz. İstiyorsa yarın çıkalım. Sayın Başkan’ın cesaretlenmesine çok sevindim. Bu galibiyet kadar olmasa da bu haberi aldığım için çok çok sevindim. Bugün daha fazla ayakta tutmayalım onu. En kısa sürede bu çağrısının arkasında dursun Sayın Dursun Özbek. Önümüzdeki 5 gece bizi istediği mecraya çağırsın. Hazırız, heyecanlıyız.”

Ali Koç, Fenerbahçe Can Bartu Tesisleri’nde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Ali Koç’un açıklamaları şöyle:

“Fenerbahçe Spor Kulübü camiasına, 7’den 70’e herkese, özellikle çocuklarımıza bu galibiyetimiz armağan olsun. Aslında bu sadece bir derbi galibiyeti bir taraftan bakarsanız. Diğer taraftan bakarsanız bir derbi galibiyetinden çok daha büyük bir galibiyet. Kendi sahalarında şampiyonluk kutlatmadık, namağlup serilerini bozduk… O değil, ondan da öte. Aslında bugün biz gerçek şampiyonun kim olduğunu şerefsizlere, haysiyetsizlere, hırsızlara, alçaklara gösterdik. Bunun için takımımıza canıgönülden teşekkür ediyorum.

Kahramanca savaştılar, mücadele ettiler, karakter koydular. 81 dakika 10 kişi oynamamıza rağmen bu atmosferde böyle bir hakeme rağmen buradan 1-0 galip ayrılarak umudumuzu son haftaya taşımamıza vesile oldular. Allah onlardan razı olsun. Hocamızdan malzemecimize, en genç altyapı oyuncumuzdan kaptanımıza herkese milyonlar adına teşekkür ediyorum.

Biz aslından herkesi yendik. 6 derbinin 4’ünü kazandık, 1 beraberlik 1 de mağlubiyetimiz var ama sistemi yenemedik. Ama taraftarlarımıza şunu söylemek istiyorum; az kaldı, merak etmesinler. Sistemi yerle bir etmeye az kaldı. Bunu sadece Fenerbahçe değil, pek çok kulüp istiyor. Bir avuç kulüp, 3-5 kulüp diye hitap ediyor ya bizlere… Az kaldı. Bu sistem bu şekilde gidemez.

Bugün niye Süper Kupa’ya yabancı hakem istediğimizin, bu şartlarda çıkmak istemediğimizin, sezon boyunca yabancı hakem diye haykırdığımızın bence en güzel özeti bu maçta resmi bir şekilde tescil edilmiştir. Sadece bu 90 dakikada. Faullere baktığımız zaman, sadece bu maç için söylüyorum ama medyadaki arkadaşlarımızdan rica ediyorum. Son 60-80 faule bakın. Toplam faullere bakın.

Toplam sarı kart, kırmızı kart ve bunları alırken kaç faul yapılmış onlara bakın. Olağanüstü bir tablo ortaya çıkıyor. Sadece bu maç özelinde biz 10 faul yapmışız, 6 sarı kart, 1 kırmızı kart. Rakibimiz 18 faul yapmış, 4 sarı kart. Sadece bu maç için söylüyorum. Haftalardır sarı kart görmüyorlar. Yanılmıyorsam bu maçtan önce son 60 faullerinde sarı kartları bile yoktu, bizim 7 sarı kartımız vardı. Bizim bugün cezalı ve sakat oyuncularımız vardı, tam kadro gelemedik ama ona rağmen bu mücadeleyi arkadaşlarım sergiledi. Onlarla gurur duyuyorum.

Sistemi yenemedik ama yaklaşıyoruz. Fenerbahçe Spor Kulübü’nün 2 Nisan Olağanüstü Genel Kurul çağrısından sonra artık taşlar yerinden oynamaya başladı. Huzurlarınızdan bir kez daha bu mücadelemize inanan taraftarlarımıza, hafta içi Ramazan ayında 30 bin kişi gelen kongre Üyelerimize teşekkür ediyorum. Ancak bir ve bütün olduğumuz zaman biz bu bataklığı hemen kurutabiliriz.

Bir de enteresan bir noktaya değinmek istiyorum. Bir takımı şampiyon yapmak için, bazı takımları düşürüp bazı takımları ligde tutmak için kurgulamış olduğunuz dizayn, tiyatro Türk futbolunun, ligimizin tüm yayın gelirlerini altüst etmiştir. Ben böylesini en son Haluk Ulusoy döneminde, Denizli maçıyla biten o rezil sezonda görmüştüm. Dolayısıyla buna da değinmek istiyorum.

Aynı zamanda camiamıza değerli galibiyeti armağan ederken, bir derbi mağlubiyeti üzerine plan yapan, böyle önemli bir maç öncesi takımın ve hocanın motivasyonunu bozan Fenerbahçelilere de bu galibiyet armağan olsun.”

“İki senedir biz bas bas bağırıyoruz”

Ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Ali Koç, şu şekilde konuştu: “Bana meydan mı okuyor, beni düelloya mu çağırıyor? (Dursun Özbek) İki senedir TV karşısında tartışalım ve bu sayede insanlar iki başkanın da niyetini, kişiliğini, mertliğini, dürüstlüğünü görsün istiyoruz. Dolayısıyla bugün biraz geç oldu. Uykusu kaçmasın. Ama arzu ediyorsa bu hafta istediği TV kanalına, Galatasaray TV de dahil, çıkmaya hazırım. Bu ne ucuz kabadayılık. İki senedir biz bas bas bağırıyoruz. Oradan buradan atıp, tutmayın. Kinayeli konuşmayın.

Dikkat edin bu kulüp ne yazık ki, bir maç kazandığı zaman sadece Fenerbahçe de değil. Son derece alaycı, kibirli ve kinayeli konuşmalar yapar. Biz ne isek oyuz. Biz bir çizgide yürüyoruz. Bir gün öyle, bir gün böyle diyen adamlar değiliz. İstiyorsa yarın çıkalım. Sn. Başkanın cesaretlenmesine çok sevindim. Bu galibiyet kadar olmasa da bu haberi aldığım için çok çok sevindim. Bugün onu daha fazla ayakta tutmayalım. En kısa zamanda Sn. Dursun Özbek bu çağrısının arkasında dursun. İstediği mecraya önümüzdeki 5 gecede bizi çağırsın. 5 gece diyorum çünkü lig bitiyor. Hazırız, heyecanlıyız.

Bir Galatasaraylı yönetici benim elimi ısırabilir mi? Şaka mı yapıyorsunuz? Saygı çift taraflı müessesedir. Siz rakiplerinize saygı duymazsınız en küçük olayda dalga geçersiniz, alay edersiniz, hiç rakiplerinizi ilgilendirmeyen bir basın toplantısı, bir sponsorluk etkiliğinde durup dururken laf ederseniz, ‘projeler, Çanakkale, ananaslar’ bu muameleyi kabul etmek zorundasınız. Biz oraya kimseye saygısızlık yapmaya çıkmadık. Biz oraya bir hatıra için çıktık, bizi engellemeye çalışanları da yolumuzdan çektik. Bu kadar basit. Biri beni ısırdıysa herhalde çok hafif ısırmıştır, hissetmedik. Saygı çift taraflı müessesedir.

Normal şartlarda matematiksel olarak olası bir durum ama Türkiye ligi normal şartlarda değil. Allah bilir haftaya kimi atayacaklar, ne kurgular yapacaklar. Biz inanacağız. 96 puan aldık. Fenerbahçe tarihinin en yüksek puanı. Haftaya üç puan alırsak 99 olacak ama dediğim gibi sistemi yenemedik. Orada tökezlerseler ama sistemin hiç ama hiç buna müsaade edeceğini sanmıyorum. Biz çıkıp üç puanımızı alacağız. Sonrası ne olur, Allah bilir. Allah’tan ümit kesilmez. Devre arasında birkaç konuşmamız oldu. O aramızda kalsın ama ilerleyen günlerde o da ortaya çıkacaktır.

Üzücü. Trabzon’dakiler tamamen planlı ve sistematikti. Polis yoktu. Benim oyuncularım, takımım tribüne giderken bugün kaç polis olduğunu gördünüz. İşlerini doğru yaptıkları için İstanbul emniyetini, spor şubeyi tebrik etmek lazım. Trabzon maçını açtığın için bu maça bağlayayım. Ne yaptı bugün arkadaşlar? Hele bir tanesi var, ben sık sık gündeme getiriyorum. Onun da gerçek yüzünün ortaya çıkmasına az kaldı. En azından kendi camiası gördü. Ne dedi. ‘Böyle olmamalı’ dedi.

Bir cümle. 15 dakika benim oyuncularıma nasıl ceza verilmesi gerektiğini anlattı. Buradaki olayda, küçük bir itiş-kakışta düelloya çağırıyor. Bu düelloyu yapmak zorunda, kaçmak yok. Yakında onun da benim de seçimim var. Er meydanına bekliyoruz. Orada bizim oyuncularımız linç edildi. Sistem bizim 4-5 oyuncumuza 5-6 maç ceza verilmek üzere kurgulandı. Orada hiçbir şey demeyeceksin, ‘böyle olmamalıydı’ sonra burada biz haklı sevincimizi kutlamak isterken 3-4 tane münasebetsizin bizi engellemeye çalıştığı arbede için devleti görevi çağıracaksın. ‘Hadi oradan’ derler.

Mert Hakan kaptanlığını yaptı. 3 kaptanımızdan biridir. Mert Hakan’ın bugün sahada sergilemiş olduğu liderlikle ilgili benim hiçbir sıkıntım yok. Ama ne tepki gördüler bilmiyorum. Televizyondan bir yere kadar görüyorsunuz, tezahüratlarda sesi kesiyorlar.

Kırmızı kart pozisyonuna olağanüstü kızdım ama şaşırmadım. Bu kadar erken olmasını beklemiyordum. Böyle atılacaksa Barış Alper 3 kere atılmalıydı. Başka oyuncular da atılmalıydı. Sadece bu maçın özelinde değil arkadaşlar, bunu söyleyeceğim için kızmayın bana, anlık günlük işlere bakıyorsunuz. Gidin, istatistikleri çıkarın. Faul pozisyonlarına bakın. Ne faul pozisyonları var sezon içerisinde, kırmızı değil, kıpkırmızı kart olan ama kart bile çıkmayan. Sistem böyle işliyor. Bugün VAR’a çağıramaz ikinci sarı karttan attığı için, ayağına değmiyor çocuk.

Ama bu sefer Allah yanımızda oldu. Çocuklar olağanüstü bir karakter sergilediler. Burada eminim pek çok şarkıcı evine performe edemeden dönmüştür. Hazırlanan pek çok kareografi yapılmadan çöpe gidecek. Bir de tesadüfen 19.05’miş bugün. O da olmadı. Neresinden bakarsanız bakın son derece mutluyuz. Aslında bu tek bir derbi maçı, evet. Fenerbahçe’nin şampiyonluk şansını sürdürme maçıdır aynı zamanda, evet. Ama birikti. Hepimizde birikti. Sadece Fenerbahçe ve birkaç kulüp dillendiriyor. Bu sistemden bıktı insanlar. İnşallah tez zamanda Türkiye futbolunun daha önü açılır.”

Paylaşın

Fenerbahçe Kazandı: Şampiyonluk Son Haftaya Kaldı

Süper Lig’in 37. hafta maçında Galatasaray ile Fenerbahçe, Ali Sami Yen’de karşı karşıya geldi. Hakem Arda Kardeşler’in yönettiği karşılaşmadan Fenerbahçe, 1-0 kazandı.

Haber Merkezi / Fenerbahçe’ye galibiyeti getiren golleri 71. dakikada Çağlar Söyüncü kaydetti. Fenerbahçe bu galibiyet ile puanını 96’ya yükseltti. Galatasaray ise 99 puanda kaldı.

Fenerbahçe’den Alexander Djiku maçın 21. dakikasında kırmızı kart gördü.

Karşılaşmadan dakikalar

18. dakikada sol kanatta topla buluşan Fred’in pasında ceza sahası önünde meşin yuvarlağı alan Szymanski, uzaktan şansını denedi ancak top yandan auta çıktı.

21. dakikada orta sahada topla buluşan Torreira, Djiku’nun müdahalesi sonrasında yerde kalınca, hakem Arda Kardeşler, bu futbolcuyu ikinci sarı karttan kırmızı kartla oyun dışına yolladı.

35. dakikada soldan kazanılan serbest vuruşta Hakim Ziyech kale sahası önüne ortaladı. Savunmanın arkasına hareketlenen Barış Alper Yılmaz’ın kafa vuruşunda top az farkla üstten dışarı gitti.

41. dakikada sağ kanatta topla buluşan Mert Hakan Yandaş, ters kanattan atağa katılan Fred’e ortaladı. Bu futbolcunun ceza sahasına girer girmez bekletmeden yaptığı vuruşta top az farkla yandan dışarı çıktı.

62. dakikada sağ kanattan çalımlarla ceza sahasına giren Fred’in çapraz pozisyondaki vuruşu savunmada Köhn’den döndü. Tekrar Fred’in ayak koyduğu dönen top kalenin yanından auta çıktı.

64. dakikada Szymanski’nin pasında savunma arkasına sarkan Fred’in altıpas içinde sol çaprazdan kaleciyle karşı karşıya pozisyonda çektiği şutu Muslera oyun alanına çeldi.

71. dakikada sağ taraftan Szymanki’nin kullandığı köşe vuruşunda arkada direğe gelen top Köhn’e çarparak çizgi üzerindeki Çağlar’ın önünde kaldı. Bu oyuncunun boş kaleye vuruşu ağlarla buluştu. 0-1

Stat: Ali Sami Yen

Hakemler: Arda Kardeşler, Mehmet Emin Tuğral, Süleyman Özay

Galatasaray: Fernando Muslera, Kaan Ayhan, Victor Nelsson (Wilfried Zaha dk. 80), Davinson Sanchez, Derrick Köhn (Kerem Aktürkoğlu dk. 73), Lucas Toreira, Kerem Demirbay (Berkan Kutlu dk. 74), Hakim Ziyech (Tete dk. 84), Dries Mertens (Carlos Vinicius dk. 84), Barış Alper Yılmaz, Mauro Icardi

Fenerbahçe: Dominik Livakovic, Bright Osayi-Samuel, Çağlar Söyüncü, Jayden Oosterwolde, Ferdi Kadıoğlu, Alexander Djiku, Fred, Sebastian Szymanski, Mert Hakan Yandaş (Joshua King dk. 65), Dusan Tadic (Leonardo Bonucci dk. 89), Michy Batshuayi (Edin Dzeko dk. 83)

Gol: Çağlar Söyüncü (dk. 71) (Fenerbahçe)

Kırmızı kart: Alexander Djiku (dk. 21) (Fenerbahçe)

Paylaşın

CHP’den ‘Kamuda Tasarruf’ İçin Samimiyet Testi

CHP Milletvekili Nurten Yontar, Meclis’te kamuda tasarruf paketinin vatandaşı tatmin etmediğini söyledi, “Diyanet kısıtlamalara uyacak mı? Bakanlar seyahat ederken tarifeli uçak seferlerini kullanacaklar mı? Araç konvoylarından, korumalardan, gezi faaliyetlerinden vazgeçilecek mi?” diye sordu.

Halkın güveni için öncelikle Cumhurbaşkanlığına ait kullanılmayan tüm yazlık ve kışlık sarayların satılması gerektiğini söyleyen Yontar, “Hazine garantili tüm projeleri iptal edip kur korumalı mevduatı sona erdirirseniz, saraya yakın iş adamlarının sıfırladığınız vergilerini tahsil ederseniz samimiyetinize inanalım” dedi.

Kamuda tasarruf tedbirleri geçtiğimiz hafta başında kamuoyu ile paylaşıldı, önceki gün de tasarruf genelgesi yayınlandı.

Taşıtlardan yatırım projelerine birçok alanda sınırlamalar içeren pakete göre 3 yıl boyunca emekli olanlar hariç kamuya yeni personel alınmayacak, kamuda 3 yıl süreyle yeni araç satın alma ve kiralama yapılmayacak. İlk etapta 100 milyarlık tasarruf hedeflenen pakete muhalefet partilerinden birçok eleştiri geldi.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; CHP Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar, Meclis’te paketin vatandaşı tatmin etmediğini söyledi, “Diyanet kısıtlamalara uyacak mı? Bakanlar seyahat ederken tarifeli uçak seferlerini kullanacaklar mı? Araç konvoylarından, korumalardan, gezi faaliyetlerinden vazgeçilecek mi?” diye sordu.

Halkın güveni için öncelikle Cumhurbaşkanlığına ait kullanılmayan tüm yazlık ve kışlık sarayların satılması gerektiğini söyleyen Yontar, “Hazine garantili tüm projeleri iptal edip kur korumalı mevduatı sona erdirirseniz, saraya yakın iş adamlarının sıfırladığınız vergilerini tahsil ederseniz samimiyetinize inanalım” dedi.

CHP Uşak Milletvekili Ali Karaoba da, “Sayın Cumhurbaşkanı 2 tane uçağını satarak vatandaşa bir öncülük yapıp “Biz tasarruf yapıyoruz” diyebilir” önerisi getirdi.

CHP’nin yerel seçim başarısının sırrı

Öte yandan 31 Mart yerel seçim sonuçlarına dair siyasi partilerin analizleri raporlanmaya başladı. İktidar da muhalefet partileri de sonuçlarda ekonomik sorunların çok etkili olduğu değerlendirmesi yapmıştı. Ancak CHP’nin yaptığı bir çalışma elde edilen başarıda adayların etkisinin ilk sırada olduğunu gösterdi.

Çalışmayla ilgili bilgi veren CHP’li yönetici, 14 büyükşehir, 21 il belediyesi kazanan, uzun yıllar sonra Kütahya, Kastamonu, Adıyaman ve Kırıkkale gibi kentlerde belediyeleri alan CHP’nin başarısında doğru adayların etkisi olduğunu söyledi.

CHP’nin başarısının nedenlerini ortaya koyan çalışmaya göre ilk sırada yüzde 40 oranıyla “doğru adaylar” yer aldı. Seçmenlerin oylarında ekonominin belirleyiciliği ise ikinci sırada yer aldı.

Paylaşın

11 Yılda 2 Bin 500 Genç Çalışırken Hayatını Kaybetti

Son 11 yılda da 2 bin 500 genç çalışırken hayatını kaybetti: 2013 yılında 193, 2014 yılında 226, 2015 yılında 222, 2016 yılında 233, 2017 yılında 232, 2018 yılında 225, 2019 yılında 206, 2020 yılında 202, 2021 yılında 174, 2022 yılında 252, 2023 yılında 260.

Uluslararası ve ulusal kurumlar gençleri 12-24, 15-24, 15-25 gibi farklı yaş gruplarına ayrılabiliyor. Yine uluslararası sözleşmeler 18 yaşını doldurmamış toplumun her üyesi “çocuk” ve çalışanları da “çocuk işçi” olarak tanımlıyor. Türkiye’de ise iş hukuku “15 yaşını tamamlamış, ancak 18 yaşını tamamlamamış kişileri” genç işçi olarak nitelendiriyor.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi), 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda ‘genç ölümleri’ konu edinen bir iş cinayetleri raporu hazırladı.

“Gençlerimiz yoksulluk, güvencesizlik ve geleceksizlik kıskacında” diyen İSİG Meclisi’ne göre AKP döneminde hayata geçirilen tarım, sanayi, eğitim ve sosyal politikalar gençlerin geleceğini ellerinden aldı ve sermaye için ucuz işgücü haline getirdi.

Son 11 yılda da 2 bin 500 genç çalışırken hayatından oldu. 2013’te 193, 2014 ‘te 226, 2015 ‘te 222, 2016’da 233, 2017’de 232, 2018’de 225, 2019’de 206, 2020’de 202, 2021’de 174, 2022’de 252, 2023’te 260 genç işçi, iş başındayken yaşamlarını yitirdi.  2024’ün ilk dört ayında ise en az 75 genç işçi hayatını kaybetti. Ölümler Türkiye’nin 81 ilinin tamamında yaşandı.

İşçilerin yalnızca 84’ü (yüzde 3,36) sendikalıydı. İş cinayetlerinde hayatını kaybeden ­2 bin 416 (yüzde 96,64) genç işçi bir sendikaya üye değildi.

İSİG Meclisi raporuna “Genç işçi ölümleri pandemide kısmen düşüş eğilimi gösterse de özellikle Eylül 2021 ile beraber derinleşen (döviz-enflasyon yükselişi ile hissettiğimiz) yoksullaştırma politikaları sonucu hızla artmıştır” notunu düştü.

Ölen işçilerin 205’i 18, 279’u 19, 288’i 20, 231’i 21, 318’ü 22, 350’si 23, 342’ü 24 ve 487’si ve 25 yaşındaydı. İşçilerin 2 bin 286’sı (yüzde 91) erkek, 214’ü (yüzde 9) kadındı.

Ayrıca bu dönemde 260 göçmen/mülteci genç işçi hayatını kaybetti. Göçmen/mülteci işçiler Suriye, Afganistan, Türkmenistan, Özbekistan, İran, Irak, Azerbaycan, Ukrayna, Pakistan, Gürcistan, Kırgızistan, Kolombiya, Macaristan, Moldovya, Nepal, Nijerya, Rusya, Sudan, Venezuela ve Zimbabve’den gelmişlerdi.

En çok ölüm sanayide

Rapora göre son 11 yıldaki genç işçi ölümlerinin yüzde 34’ü sanayi, yüzde 27’si inşaat, yüzde 22’si hizmet ve yüzde 17’si de tarım sektöründe yaşandı. Ölümler sanayide başta metal, maden, enerji iş kollarında yoğunlaştı. Şehirleşmenin bir sonucu olarak da inşaatlarda ve hizmetlerde genç işçi ölümleri artıyor. İSİG ayrıca ‘konaklama’ ve ‘moto kurye’ ölümlerine dikkat çekiyor.

2013’ten bugüne 100’ün üzerinde ölüm yaşanan işkolları şöyle: İnşaat, yol işkolunda 656, tarım, orman işkolunda 424 (296 işçi ve 128 çiftçi), konaklama, eğlence işkolunda 203, taşımacılık işkolunda 162, metal işkolunda 149, madencilik işkolunda 146, ticaret, büro, eğitim, sinema işkolunda 114.

Son 11 yılda 100’den fazla genç işçinin hayatını kaybettiği iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı da şöyle: Trafik, servis kazası nedeniyle 590, yüksekten düşme nedeniyle 407, ezilme, göçük nedeniyle 385, elektrik çarpması nedeniyle 231, zehirlenme, boğulma nedeniyle 201, şiddet nedeniyle 154, patlama, yanma nedeniyle 113 genç.

Not: İSİG Meclisi, iş kazalarını iş cinayetleri olarak tanımlanıyor.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 35 Bin 456’ya Çıktı

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 70 artarak 35 bin 456’ya yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 110 artarak 79 bin 476’ya yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan İsrail’in üç üyeli savaş kabinesinin merkezci üyesi Benny Gantz, Gazze operasyonu için hazırladığı altı maddelik planın 8 Haziran’a kadar hükümet tarafından kabul edilmemesi halinde istifa edeceği tehdidinde bulundu.

Basın toplantısında konuşan Gantz, Başbakan Netanyahu’nun Gazze saldırılarındaki tutumunu eleştirdi. Gantz, toplantıda savaş kabinesinin kabul etmesini istediği 6 maddelik eylem planını da açıkladı.

Gantz açıkladığı planda rehinelerin iadesi, Hamas’ın iktidarına son verilmesi, Gazze Şeridi’nin askerden arındırılması ve uluslararası bir sivil yönetim kurulmasını içeren altı madde yer aldı. Plan ayrıca Suudi Arabistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi ve askerlik hizmetinin tüm İsraillilere yaygınlaştırılması çabalarını da destekliyor.

Gantz, “Eğer fanatiklerin yolunu seçer ve tüm ulusu uçuruma sürüklerseniz, hükümetten ayrılmak zorunda kalacağız” dedi.

Gantz’ın ayrılması Netanyahu’yu, ateşkes müzakerelerinde sert tutum sergileyen ve İsrail’in Gazze’yi işgal ederek orada Yahudi yerleşimlerini yeniden inşa etmesi gerektiğine inanan aşırı sağcı müttefiklerine karşı zor durumda bırakacak.

Gantz, savaş kabinesinin üçüncü üyesi olan İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın İsrail’in Gazze’yi yeniden işgal etmeyi seçmesi halinde görevinde kalmayacağını söylemesinden günler sonra konuştu. Gallant ayrıca hükümeti bölgenin Filistinliler tarafından yönetilmesi için planlar yapmaya çağırdı.

Netanyahu’ya üstü kapalı bir eleştiri olarak algılanan açıklamasında Gantz, “kişisel ve siyasi mülahazaların İsrail’in güvenliği gibi kutsal bir meseleye nüfuz etmeye başladığını” söyledi. Netanyahu’yu eleştirenler onu yeni seçimlerden kaçınmak için savaşı uzatmaya çalışmakla suçlarken Netanyahu bu iddiaları reddediyor.

ABD ve diğer ülkeler Gazze’nin 2,3 milyonluk nüfusunun yarısından fazlasının sığındığı bir şehre yapılacak saldırıya karşı ve Gazze’deki insani kriz nedeniyle desteği azaltma sinyali verdi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan bu hafta sonu savaşı görüşmek üzere Suudi Arabistan ve İsrail’de olacak ve Pazar günü İsrail’in gerekirse “tek başına ayakta kalacağını” ilan eden Netanyahu ile görüşmesi planlanıyor.

Ateşkes için Katar, ABD ve Mısır’ın arabuluculuğunda yapılan son görüşmelerden de bir sonuç çıkmadı. Savaşın ötesinde bir vizyon da belirsiz.

Rehineler yüzünden tepkili olan ve Netanyahu’yu siyasi çıkarlarını her şeyin önüne koymakla suçlayan pek çok İsrailli, çatışmaların durdurulması ve rehinelerin serbest bırakılması için bir anlaşma yapılmasını istiyor.

Binlerce İsrailli Cumartesi akşamı yeni seçimlerle birlikte bir anlaşma talep etmek üzere yeniden yürüyüşe geçti.

“Yardımlar ilk kez geçici iskeleyle taşınmaya başlandı”

ABD ordusu yaptığı açıklamada, haftalardır kuşatma altındaki bölgeye deniz yoluyla ilk kez ulaşan kamyonların, ABD güçleri tarafından inşa edilen geçici bir iskeleden karaya yardım taşımaya başladığını söyledi.

Gazze’de Hamas ile birlikte savaşan silahlı bir grup olan Halk Direniş Komitesi (PRC) bir açıklama yayınlayarak iskelenin İsrail üzerindeki siyasi baskıyı hafifletmek için inşa edildiğini ve topraklarındaki herhangi bir İsrail veya ABD askerinin meşru bir hedef olarak kabul edileceğini söyledi.

Hamas da iskele ile ilgili endişelerini dile getirmiş ve Gazze’de herhangi bir yabancı askeri güce karşı uyarıda bulunmuştu. Mart ayında Başkan Joe Biden ülkesinin iskele inşa planlarını açıkladığında, “Sahada hiçbir ABD askeri olmayacak” demişti.

Paylaşın

AK Partili Vekillerden ‘Daha Etkin Meclis’ Talebi

Geçtiğimiz haftalarda grup başkanvekilleri ile bir dizi toplantıda bir araya gelen AK Partili milletvekilleri “Daha etkin bir Meclis çalışması” talebinde bulundu.

AK Parti’de 31 Mart seçim sonuçlarının değerlendirmesi sürüyor. Haziran ve temmuz aylarında kapsamlı toplantılar yapılacak. Partide değişim içinse sonbaharda yapılması planlanan olağan kongre işaret ediliyor. Kongrenin takvimi de 22 Mayıs’ta toplanacak MKYK’da netleşecek.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Parti yönetimi ve hükümette beklenen değişimin yanı sıra milletvekillerinin Meclis çalışmalarında da değişim beklentisi var. Geçtiğimiz haftalarda grup başkanvekilleri ile bir dizi toplantıda bir araya gelen AK Partili milletvekilleri “Daha etkin bir Meclis çalışması” talebinde bulundu.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sonrası muhalefetin Meclis’in etkisinin azaldığı yorumlarına bazı noktalarda katılan AK Partili milletvekilleri toplantılarda Meclis’in nasıl daha fonksiyonel hale gelebileceğini tartıştı. Komisyon çalışmalarının daha kaliteli hale getirilmesi, kanun yapma sürecinde altyapının güçlendirilmesi, daha çok milletvekilinin sürece katılımı, Meclis kürsüsünün daha etkin kullanılması, basın toplantılarının artırılması gibi öneriler dile getirildi.

AK Partili milletvekillerinin güncel gelişmeler dışında kendi gündemini inşa edecek faaliyetlere ağırlık vermesi gerektiği konuşuldu. Milletvekillerinin medya ile ilişkisi de ele alındı. Farklı kanalların programlarına katılım sağlanması gerektiği belirtilirken, “Bizi gazeteciler, akademisyenler değil biz temsil edelim” görüşünü dile getirenler oldu.

“AKP Grubu değil, retgiller grubu”

Öte yandan Muhalefet partilerinin toplumun farklı kesimlerinin sorunlarının araştırılması için Meclis’te komisyon kurulmasını talep eden grup önerilerinin neredeyse tamamı AK Parti ve MHP oylarıyla reddediliyor. Saadet Partisi sürekli gerçekleşen bu reddi de grup önerisi yaptı.

Ancak “İktidar partisinin muhalefetten gelen önergelerin tamamına ‘hayır’ demesinin psikolojik, sosyal ve siyasal sebeplerinin irdelenmesi ve yasama faaliyetlerine olumsuz etkilerinin ortadan kaldırılması için alınması gereken tedbirlerin araştırılması amacıyla komisyon kurulması” önerisi de AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi.

Önerge üzerinde söz alan Anayasa Hukukçusu Serap Yazıcı Özbudun, son 1 yılda verdikleri 500 önergenin hepsinin iktidar blokunun kararlı tutumuyla reddedildiğine dikkat çekti, İYİ Partili Aykut Kaya tek başına verdiği 15 Meclis araştırması önergesinin kabul edilmediğini söyledi.

DEM Parti Milletvekili Ali Bozan ise, “Sürekli olarak ret oyu kullanmanızdan kaynaklı bence AK Parti grubunun adı bugünden sonra ‘retgiller’ olmalı, AKP Grubu değil, retgiller grubu” dedi.

Paylaşın