İstanbul’da Toplu Ulaşım Ücretlerine Yüzde 30 Zam

İstanbul’da otobüs, metro, metrobüs, minibüs ve vapur gibi toplu ulaşım araçlarıyla taksi ve okul servislerine yüzde 30 zam yapıldı. Yeni tarifenin 15 Eylül itibaren geçerli olacağı açıklandı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Tarife Komisyonu ile Ulaşım ve Trafik Komisyonu, “Toplu Ulaşım Ücret Tarifesi Düzenlemesi”ne ilişkin çalışmalarını tamamladı.

Buna göre, İBB Meclisi toplantısına gönderilen gündem maddesinde toplu ulaşım ile taksi ve okul servislerine yüzde 29,22 zam yapılması talep edildi. Teklif Meclis grubundan oy çokluğu ile geçti. Yeni tarife 15 Eylül itibaren geçerli olacak.

Açıklanan tarife uyarınca elektronik tam biletin 27 liradan 35 liraya; Mavi Kart aylık abonman ücreti ise 2 bin 120 liradan 2 bin 748 liraya çıktı.

Deniz yolu taşımacılığında Üsküdar-Eminönü seferinin 34,20 liradan 44,33 liraya, Kadıköy-Eminönü ile Kadıköy-Beşiktaş seferlerinin 38,11 liradan 49,40 liraya, Bostancı-Adalar seferinin 100,45 liradan 130,22 liraya çıkartılması kararlaştırıldı.

T24’ün aktarımına göre mecliste yapılan oylama sonucu, taksilerde taksimetre açılış ücretinin 42 liradan 54,50 liraya, mesafe ücretinin kilometre başına 28 liradan 36,30 liraya, zaman tarifesi ücretinin de saatlik 350 liradan 453,71 liraya çıkarılmasına karar verildi. Kısa mesafe ücreti ise 135 liradan 175 liraya yükseltildi.

Minibüslerdeki indi-bindi ücretleri de arttı. Buna göre minibüslerde en kısa mesafe ücreti, 4 kilometreye kadar 25 liradan 32,50 liraya, 4 ile 7 kilometre arası 26 liradan 34 liraya, 7 ile 11 kilometre arası 27 liradan 35 liraya, 11 ile 15 kilometre arası 28 liradan 36 liraya, 15 ile 20 kilometre arası 30 liradan 39 liraya, öğrenci ücreti de 16 liradan 21 liraya çıkarıldı.

Yeni tarifeyle okul servis ücretlerindeki 0 ile 1 kilometre arası mesafe ücreti de 2 bin 605 liradan 3 bin 376 liraya yükseltildi. Personel servis ücretleri ise 1757 lira oldu.

Geçtiğimiz aylarda Danıştay Sekizinci Daire’nin almış olduğu kararla, bilet ve ücret tarifelerini belirleme ve değiştirme yetkisi UKOME’den alınarak belediye meclislerine verilmişti. Bundan sonra ise kentteki ulaşıma ilişkin zam kararları, UKOME yerine İBB Meclisi’nde alınacak.

Paylaşın

Dünya Genelinde Her On Çocuktan Biri Obez

2000 yılından bu yana 5-19 yaş aralığındaki çocuklarda düşük kilolu olma oranı yüzde 13’ten yüzde 9,2’ye gerilerken, obezite oranı yüzde 3’ten yüzde 9,4’e yükseldi.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) 190’dan fazla ülkeden toplanan verilere dayandırdığı raporunu açıkladı. Okul çağındaki her 10 çocuktan 1’i obeziteden etkilendiği ortaya konuldu.

Çocuklarda obezite oranı, Sahra Altı Afrika ve Güney Asya hariç dünyanın tüm bölgelerinde düşük kilolu olma oranını geçti. Obeziteden etkilenen 188 milyon çocuk, yaşamı tehdit eden hastalıklara yakalanma riskiyle karşı karşıya bulunuyor.

2000 yılından bu yana 5-19 yaş aralığındaki çocuklarda düşük kilolu olma oranı yüzde 13’ten yüzde 9,2’ye gerilerken, obezite oranı yüzde 3’ten yüzde 9,4’e yükseldi.

Raporda; şeker, rafine nişasta, tuz, sağlıksız yağlar ve katkı maddeleri oranı yüksek aşırı işlenmiş gıdaların ve fast food yiyeceklerin, çocukların beslenme alışkanlıklarını kişisel tercihlerden ziyade sağlıksız gıda çevreleri aracılığıyla şekillendirdiği uyarısında bulunuyor. Bu ürünler hem mağazalarda hem okullarda yaygınken, dijital pazarlama da gıda ve içecek sektörünün genç kitlelere güçlü bir şekilde ulaşmasına imkân sağlıyor.

UNICEF İcra Direktörü Catherine Russell, obezitenin çocukların sağlığı ve gelişimini etkileyebilen bir endişe kaynağı olduğunu vurgulayarak, aşırı işlenmiş gıdaların giderek daha fazla meyve, sebze ve proteinin yerini aldığına dikkati çekti.

Raporda ayrıca, hükümetlere ve sivil toplum kuruluşlarına, çocukların besleyici gıdalara erişiminin sağlanması için önlem alınması çağrısı yapıldı.

Paylaşın

Bahçeli’den Erdoğan’a 2028 İçin Destek

Erdoğan’a yönelik desteğini de vurgulayan Bahçeli, “İleride şartlar ne olursa olsun Sayın Cumhurbaşkanımızın görevine devamından yanayım. 2028’de de devam etmeli. Eğer tekrar bir cumhurbaşkanlığı adaylığını düşündüğü zaman MHP olarak tam desteğimizi vereceğiz” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Sabah’tan Tuba Kalçık‘ın sorularını yanıtladı.

Terörsüz Türkiye sürecine dair neler söylemek istersiniz?

Sayın Cumhurbaşkanımız bunun için de hassasiyetle çalışmaktadır. İlgili bakanlar da kendi alanlarında terörsüz Türkiye’nin başarıya ulaşması için gayret göstermektedir. Meclis’te temsil edilen siyasi partilerden oluşturulan 51 kişilik heyet, konu üzerinde çalışıyor ve bazı kesimlerin de düşüncelerini almak için kapıyı aralıyor. Meclis’in yüksek bir katkısı var. Sivil toplum kuruluşlarının katılımı, siyasi parti temsilcilerinin bulunması çok önemli.

Bunlar devlet politikası olarak işi çok kararlı ve tutarlı şekilde sonuçlandırmak için atılmış sağlıklı adımlardır. Komisyonda mutabakata varılmış olan hususlar Meclis’e, Meclis Başkanlığımızın yönlendirmesiyle aktarılırsa Meclis’te bu konular tartışılır ve yasalaşacak konular yasalaşır, mutabakata varılacak konular üzerinde bir kez daha durulur. Netice itibarıyla terörsüz Türkiye başarılı şekilde sonuçlandırılır.

MHP olarak ‘Oy kaybeder miyim’ kaygısı taşıdınız mı?

Hiçbir kaygı taşımadık, hiç böyle bir düşünceye de sahip olmadık. Atılması gereken bir adımın atılacağı inancıyla hareket ettik. Onun da temeli samimiyetle ifade etmek gerekirse Sayın Cumhurbaşkanımızın Meclis açılışındaki konuşmasıdır. 2025 yılında Meclis’te bulunan partilerin karşılıklı sevgi ve saygı içerisinde verimli ve etkin çalışmasını temenni etmiştir. Milletvekili arkadaşlarımız da bu değerlendirmeye gönülden katılmıştır. Fakat Meclis’teki diğer partilerde ise ayrılırken ayağa kalmamak gibi, farklı farklı davranışlar sergilemesi gibi davranışlar oldu. Bazıları bundan siyaseten sonuç çıkarmaya çalışıyor.

İşte böyle bir anda hiçbir yerden tesir altında kalmaksızın yerimden kalktım, DEM Parti’ye giderek görevlilerin elini sıktım ve yeni çalışma döneminin hayırlara vesile olmasını temenni ettim. Meclis’teki bu davranış çok önemli bir tartışmaya da vesile oldu. Bu davranışımın sebebi de Cumhur İttifakı’nın bileşeni olarak MHP, Sayın Cumhurbaşkanımızın temennisine olumlu bir karşılık vermek mecburiyetindedir. Çünkü Cumhur İttifakı’nın gereği budur. Çözüm üreten bir Meclis’e doğru gidebilmek için hayırlı bir adım attığımız kanaatindeyiz. Yaptığımız şey budur.

‘İmamoğlu ve diğer belediye başkanları hakkındaki soruşturmalarla ilgili iddianameler hazırlanmalı’ açıklaması yapmıştınız.

Haklılar ise beraatleri sağlanmalı, suçlular ise gerekli cezayı almalılardır. Ekim ayı içerisinde iddianameler hazırlanmalı, kamuoyu ile paylaşılmalı ve mahkemeler başlamalıdır. Ve kısa zamanda da sonuçlanabilecek bir çalışma ortamına girebilmelidir. Bunu da yapabilecek çok değerli yargı mensubu var, bunlara da güvenmeliyiz.

CHP yönetiminin ‘Mahkemenin kararını tanımıyoruz’ açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yanlış buluyorum. Hukuka saygı duymak gerekir. Mahkeme kararını tanımıyoruz diye bir olay olmaz. Mahkeme bir karar verdiyse onu tanıyıp, kararın gereğini yapmaya çalışmaları gerekiyor. Toplumu bazı tartışma zemininden uzaklaştırıp daha karşılıklı anlayışa dayalı bir toplum yapısına kavuşturmaları gerekiyor.

“Özgür Özel’in psikolojisini iyi görmedim” demiştiniz.

Çok sert konuşmalar yapıyor, bazı kavramları farklı kullanıyor. Bunlar da onun hareketlerine ve yüzündeki ifadeye yansıyor. Bu da televizyonlar tarafından toplumca görülüyor. Ana muhalefet partisinin lideri olarak daha sabırlı ve sakin davranması gerektiğini düşünüyorum.

İyi Parti’nin terörsüz Türkiye sürecine karşı tavrına ne dersiniz?

Bizim için bu söylemlerin hiçbir geçerliliği yoktur. Dikkate de almıyoruz. Tekrar bir araya gelme şansı yoktur ya da bir ittifak kurma gibi bir düşüncemiz de yok. Cumhur İttifakı’mız devam edecektir. Bizden ayrılıp ayrı parti kuranlar MHP’ye çok büyük hakaretler ve saygısızlıklar yapıyorlar. Türkiye’nin meselesi huzurdur, barıştır. Herkese sorumluluk düşüyor. PKK bu sorumluluğu üstlenmiştir, Türkiye’deki yasal partiler de en az PKK kadar sorumluluk almak zorundadır.

Sosyal medya ortamı hakkında neler söylemek istersiniz?

Sosyal medyanın kökü kazınmalı. Hem aile yapımız hem toplumsal barışımız hem de dayanışmamız ve yeni neslimizin sağlıklı yetişmesi açısından dikkatli olunması gerekiyor. Bana kalsa yarım saattin içinde sosyal medyanın hepsini kapatırım.

Sayın Cumhurbaşkanımızla nasıl bir dostluğunuz var?

Sayın Cumhurbaşkanımızla dostluktan ziyade bulunduğu makama karşı MHP’nin gösterdiği bir özen ve saygı vardır. Bu saygı samimiyetle karşılıklı olduğu zaman da birlikte düşünme ve paylaşma noktasına sizi taşır. Şu anda Sayın Cumhurbaşkanımıza tam destek veriyoruz. Türkiye 2 dönemden bu yana çok kritik aşamalardan geçmiştir. Özellikle 15 Temmuz ve sonrasında Cumhurbaşkanımızın değerli çalışmaları ülkemiz için yararlı olmuştur. Sosyal ve ekonomi meselelerinde sıkıntılar olabilir ancak bunlar aşılmayacak konular değil. İleride şartlar ne olursa olsun Sayın Cumhurbaşkanımızın görevine devamından yanayım. 2028’de de devam etmeli. Eğer tekrar bir cumhurbaşkanlığı adaylığını düşündüğü zaman MHP olarak tam desteğimizi vereceğiz.

Terörsüz Türkiye kapsamındaki yasal düzenlemeler konusunda neler söylemek istersiniz?

Meclis’teki komisyonda her şey değerlendiriliyor. Barış tek kanatlı bir kuş değildir. Barışı uçurabilmek için ikinci kanadının da olması gerekiyor. Barışın tek kanadı Öcalan tarafından gerçekleştirilmiştir, PKK feshedilmiş ve silahlar bırakılmıştır. Şimdi beraberce yaşayabilmenin şartlarının neler olması gerektiği aşamasına gelinmiştir. Meclis’teki komisyon verimli çalışmasına devam ediyor. Ahmet Türk, Mardin Belediye Başkanı’ydı ama görevden alındı. Türkiye’de barışın ve huzurun sağlanabilmesi için PKK ile diyalogların kurulması konusuna katkı sağlayan biri.

Böyle bir durum karşısında Ahmet Türk görevine iade edilmeli. Belediyesiyle kavuşması gerekir. Kardeşlik ve barış duygusunun gelişmesine katkı sağlayacaktır. Aynı şekilde Ahmet Özer de öyle. Eğer belediyede bir yolsuzluk ya da yasadışı davranışlar var ise bu ayrı bir konudur. Ama geçmişte PKK ilgili bazı düşüncelerini kamuoyu ile paylaşması ayrı bir konudur. Eğer Türkiye barış sürecine girdiyse Ahmet Özer’in tahliye edilmesi gerekiyor. Yolsuzluk gibi bir durum varsa gerekli cezayı da almalı. Bu iki konuyu birbirinden ayırmalıyız.

15 Eylül’deki CHP davasından mutlak butlan kararı çıkar mı?

Bilemiyorum tabii. Ama süreç başlamıştır. İl kongreleri, il kurultayları gibi şeyler birbirini tamamlayarak devam eder. Biz de geçmişte bunları yaşadık. Bizden de ayrı bir parti oluştu. Dış müdahalelerle başkaları yön vermeye çalışmamalıdır. Geçmişte bize de benzer bir müdahaleye yapmaya çalıştılar ama Allah’a şükür netice alamadılar.

‘Duruşma TRT’de de yayınlanabilir’ demiştiniz…

CHP’li yöneticiler ısrar ediyor yayınlansın diye. Bizce bir mahzuru yok. Türk halkı görsün her şeyi. Akşam beş tane konuşmacının tartışmalarıyla zihinleri bunaltacağı yerde, yargının önündeki gelişmeler karşısında halkın bir sonuca varması daha doğru olur.

CHP’nin İstanbul İl Kongresi’nin iptal edilmesinin ardından yaşanan gerilim devam ediyor…

Bu durum CHP’nin kendi iç meselesidir. CHP’de yaşanan bu durumu gündeme bu kadar taşıyan da medyadır. CHP’de iç meseleleri çözecek çok yetenekli şahsiyetler var. Türkiye Cumhuriyeti’nin içerisinde önemli bir siyasi kurumdur CHP. Kendi içerisinde bu durumu aşacağını düşünüyorum. Tartışmalar bizim meselemiz değil, onların meselesidir.

Terörsüz Türkiye süreci bağlamında Suriye’deki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

PKK’nın kurucusu Öcalan, 27 Şubat’ta bir açıklamada bulundu. Topluma kendini çok net ifade etmiştir. Kendi kitlesine de net ifade etmiştir. Konuşmasının da arkasında durmuştur. PKK feshedilmiş ve silahlar bırakılmıştır. Dolayısıyla PKK ve buna bağlı bileşenler nerede var ise Öcalan’a tabi olmak, ona saygı duymak ve onun talimatları doğrultusunda hareket etmek mecburiyetindedir. Ayrı baş çekmek, Öcalan’ın dışındaki bazı çevrelerin kontrolüne girmiş olarak kabul edilir. Bu durumda biz de Öcalan’ın aldığı kararların uygulanması noktasındaki kararlılığımızı sürdürürüz.

Paylaşın

Üniversite Okumanın Aylık Maliyeti 50 Bin Lirayı Aştı

Eğitim-İş, üniversiteye yeni başlayan bir öğrencinin başlangıç maliyetinin 105 bin TL’yi aştığını ve aylık sabit giderlerin asgari ücretin iki katını geçerek en az 50 bin TL olduğunu açıkladı.

Ekonomim’in haberine göre, öğrenciler için en büyük gider kalemi barınma oldu. Araştırmaya göre, özel yurt ücretleri Ankara’da ortalama 38 bin 500 TL, İstanbul’da 40 bin TL ve İzmir’de 29 bin TL seviyesinde.

Ev kiralamayı düşünen öğrenciler içinse bu şehirlerde ortalama kira bedeli 25 bin TL olarak hesaplandı. Ev tutmak isteyen öğrencilerin, bir de depozito ödemek zorunda kalmaları maliyetleri daha da artırıyor.

Eğitim-İş’in verileri, öğrencilerin günlük yaşam maliyetlerindeki artışı da gözler önüne seriyor. Bir üniversite öğrencisinin sadece bir öğün yemeğe ayırdığı aylık masraf 12 bin TL’ye ulaştı.

Sosyal yaşamın vazgeçilmezi olan bir kahve ya da çay içmek bile aylık 6 bin TL’ye mal olabiliyor. Ulaşım giderleri ise Ankara’da 350 TL, İstanbul’da 380 TL ve İzmir’de 480 TL seviyesinde bulunuyor.

Evde kalan öğrenciler için elektrik, su, doğal gaz ve internet faturaları da önemli bir yük oluşturuyor. Bu giderlerin yıllık ortalaması 3 bin TL’yi bulurken, eğitim materyalleri için yapılan masraflar da bütçeyi zorluyor.

Kitap masrafları 2 bin 500 TL, kırtasiye 670 TL, bir bilgisayar almak ise ortalama 30 bin TL’ye mâl oluyor.

Sonuç olarak, Eğitim-İş, üniversiteye yeni başlayan bir öğrencinin başlangıç maliyetinin 105 bin TL’yi aştığını ve aylık sabit giderlerin asgari ücretin iki katını geçerek en az 50 bin TL olduğunu açıkladı.

Paylaşın

Ömer Çelik’ten “Süreç” Açıklaması: Kurumlar Üzerine Düşeni Yapmaktadır

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhur İttifakı’nın “Terörsüz Türkiye” adını verdiği sürece ilişkin, “Bir devlet politikası olarak ilgili kurumlar üzerine düşeni yapmaktadır” dedi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısının ardından gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Çelik’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“MYK’mızda tabii birinci gündemimiz Gazze’ydi. Orada öldürülen çocuklara bir kez daha dikkat çekmek için. Dünyanın her yerinde çocuklar okuluna kavuşurken bundan mahkum bırakılan çocuklara dikkat çekmek için gençlik kollarımız boş sıralar adında bir etkinlik gerçekleştirdi. Bütün illerimizde bu etkinliği gerçekleştiren gençlerimizi tebrik ediyoruz.

Varılan süreç İsrail’in kendini savunma hakkı diyenleri mahcup edecek diyorduk. İsrail saldırganlığı İran’a Yemen’e yayıldığı gibi dost ülke Katar’da saldırı gerçekleştirdi. Hamas bir irade koymuştu ortaya. Meşru şartları kabul edeceğini söylemiş ve çağrılara olumlu yanıt vermişti. Ne zaman Hamas barışı için çağrıları kabul etse ya bir suikat gerçekleştirdiler ya bir saldırı. Hamas şartları konuşmak üzere bir toplantı kararı almıştı. Barış şartlarını değerlendiren toplantıda Katar’da hedef aldılar Hamas’ı.

Müzakere heyetini bile tuza düşürecek kadar sinsi yaklaşımdalar. Bu çağrı yapan ülkeler de bu şekilde hedef alındı. Bu İsrail saldırganlığı, bu barbarca terör eylemi barış isteyen ülkelere dönük saldırıdır. Bu doğrudan uluslararası toplumun çağrısına dönük saldırıdır. Aynı şekilde insanlığın çeşitli ailelerinden Gazze’deki Siyonist siyasetin parçası haline getirilmiş, kıtlığın silah olmasına karşı çıkmak için yola çıkan filoya iki kere saldırmıştır İsrail. Her türlü insani duruşa saldırmak için fırsat bekliyorlar. Bunun da uluslararası toplum tarafından engellenmeli.

Terörsüz Türkiye konusundaki bütün çalışmalarımızı hassasiyet ile yürütüyoruz. Cumhur ittifakı olarak bu iradeyi canlı tutuyor ve gereken çalışmaları yapıyoruz. Sabotajları da bütünüyle takip ediyoruz. Birilerinin PKK’nın feshi dışında bir gündeme kaydırmaya çalışmasına müsaade etmeyeceğiz. Gündem silah bırakılması, silahların yakılmasıdır. Birilerinin burayı enfekte etmesine, odak kaybı oluşturmasına. Odak bellidir, gündem bellidir. Bir devlet politikası olarak ilgili kurumlar üzerine düşeni yapmaktadır. Yapılmak istenileni de görüyoruz. Silah bırakma sürecini saptırmaya dönük yaklaşımları yakından takip ediyoruz. Bunlara dönük yapılacak değerlendirmeler vardır ama esas mesele polemiklerle vakit kaybetmemektir.

“Bu iddiaları ilk dile getirenler CHP’liler”

Şimdiye kadar yaptığımız çağrılara rağmen, hatta sağduyulu bazı CHP’lilerin çağrısına rağmen Özgür Özel bu meseleyle yüzleşmekten geri duruyor. Meseleyi de kendileri ile AK Parti arasında bir süreçmiş gibi davranıyorlar. Bizim bu iddialardan haberimiz yoktu. Medyanın da yoktu. Bu iddiaları ilk dile getirenler CHP’liler. Birtakım skandallarla birtakım usulsüzlüklerle hareket ettiklerini söylediler. Bu iddialarla ilgili olarak CHP’de belediye başkanlığı yapmış kişiler suç duyurusunda bulundular. Bu mesele CHP içindeki tartışmalarla ortaya çıktı. Bu iddiaları biz CHP’lilerden duyduk. Bunlar ortaya çıktıktan sonra CHP’lier gidip yargıya başvurdu ve bu süreçleri inceledi.

Sizin il başkanlarınız, yöneticileriniz diyor ki çürüme var, yolsuzluk var diyor. Bunu önünüze alıp tartışacaksınız. Yaptıkları bir örtbas etme faaliyetidir. CHP’li arkadaşlarınız tarafından dile getirilenlerle ilgili ne diyorsunuz, bir şey söyleyin. Bunun hiçbir tarafında biz yokuz. Meseleyi doğru yere koyalım. En büyük haksızlık milletimize yapılıyor: CHP siyaset kurumunun kendi arkadaşları tarafından dile getirilen kirlilikle mücadele edeceğine vatandaşı sokağa çağırıyor. Bir grup usulsüzlük yapmışsa bu sivil siyasetin güvenliğini tehlikeye atan bir durumdur. Partilerin içinin yozlaştırılarak tehdit edilmesine müsaade etmemeliyiz. CHP’ye oy veren vatandaşlarımıza da haksızlık yapılıyor.

Sayın Bahçeli’nin kavramsal çerçevesi son derece önemli. Ne yapılması gerektiğine dair kapsamlı çalışma var. Çocukları suça sürükleyenler tespit ediliyor. Çocuk suçlularla ilgili düzenleme yapılacak. İçişleri Bakanı çalışmayı yakında sunacak. Bazı sosyal medya hesaplarının bu çocukları suça sürüklemek için kullanıldığı görülüyor. İki sosyal medya mecrası öne çıkıyor. Yasal düzenleme konusunda Adalet Bakanlığı çalışma yapıyor.”

Paylaşın

DEM Parti’den CHP’ye Ziyaret: “Ortak İrade Ve Kararlılık” Mesajı

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’da bulunan CHP Genel Başkanlığı Çalışma Ofisi’nde (Eski il binası) görüştü.

Görüşmenin ardından Özgür Özel ile Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, basın mensuplarına açıklamalarda bulundular.

İlk söz alan Tuncer Bakırhan, “Bu sadece bir nezaket ziyareti değil. Hukuksuz, anti demokratik uygulamalara karşı aslında ortak bir irade göstermenin de ziyaretidir” ifadelerini kullandı.

“İktidar bu tür uygulamalardan vazgeçmelidir. Seçilmiş iradeyle, delegelerle uğraşmaktan vazgeçmelidir” diyen Bakırhan, “Seçme ve seçilme hakkına saygı gösterilmelidir. Olmazsa olmaz, en önemli koşullardan birisi budur. Bu ülke hepimizindir. Bu ülkeyi demokrasiye, düzlüğe çıkarma mücadelesine devam ettireceğiz” vurgusu yaptı.

Bakırhan’ın ardından söz alan Özgür Özel, “Büyük bir hukuksuzluğun, büyük bir saldırının karşısındayız. Suçumuz ne diye bakarsak, kaybetmeyi kabullenmiyoruz. Bu bina, kazanan bir binaya dönüştü. Bu bina, İstanbul’da Adalet ve Kalkınma Partisi karşısında en büyük zaferi kazandı. İstanbul’u kazananın Türkiye’yi kazanacağı gerçeğiyle birlikte bu bina hedef haline geldi” diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerine yanıt veren Özel, “Bugün sayın Bahçeli’nin ifadeleri var; ‘Sokakları mı karıştıracaksınız!’ Erdoğan diyor ki ‘Kimsenin sokağı karıştırmasına izin vermeyiz.’ Bizim niyetimiz sokağı karıştırmak değil, haneye tecavüze mani olmak. Buradaki direnişin hukuktaki ve vicdandaki adı meşru müdafaadır” dedi.

Genel Başkanlık Çalışma Ofisi’ne dönüştürülen eski İstanbul İl Binası hakkında açıklama yapan Özel, şunları söyledi: “Binanın tapusu bizde, Genel Merkez’de. Burası Genel Merkez Çalışma Ofisi’dir, İl Başkanlığı iki katlı bir binanın boş ikinci katıdır. Elbette burayı kayyuma vermeyeceğiz. Bugün de çalışmamızı yaptık, yarın geldiğimizde de çalışmamızı yapacağız. Buna karşı İstanbul Valisi 3 gün sonunda Ankara’ya yazdı. İçişleri Bakanı’nın talimatıyla adres değişikliğini sisteme girmiyorlar. Girseler, burada Genel Merkez’in olmasını istemediği kimse olmaz.”

Ankara’da 3. Asliye Hukuk Mahkemesi kararını değerlendiren Özel, şunları söyledi: “Bugün Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi karar verdi. Bakın o mahkeme dört ay önce açıldı. İstanbul’daki bütün başvurular, gerçekten hukukçu olan mahkeme başkanları, görevsizlik verdiler İstanbul’da. ‘Bu davalar Ankara’da görülür’ dediler. Ankara’ya geldi, birleşti. İstanbul İl Kongresi iptal davası 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde, bütün yargılama süreçlerinden sonra, duruşma süreçlerinden sonra, bugün kesin karara bağlandı ve esastan reddedildi. Burada 15 gün önce açılmış.

Birinci kural; aynı konuda iki mahkeme varsa, ilk açılanda birleştirilir. Zaten İstanbul’da olması mümkün değil, Ankara’ya yollaması lazım. Hukuk yolu tüketildi ve mahkeme kesin karar verdi. Şimdi olması gereken; biz kararı 45. İstanbul Asliye’ye de gönderiyoruz, getiriyoruz, veriyoruz. Karar olduğu için tedbirin ortadan kalkmasıdır. Çünkü tedbir, karara kadar konulan bir tedbirdir. Orada bir mahkeme kararı var. Bunu yapıp görevini mi yapacak? Buna ayak sürüyüp de siciline bu kara lekeyi bu gencecik yaşında yine mi yazacak hakim? Onu öyle göreceğiz.

Göreceğiz bakalım ne yapacağını? Ama herkes biliyor, nasıl kararlar vermişti. Bütün ilçe kongrelerini durdur, il kongresini durdur. Delegeleri bilmem ne yap. YSK ne dedi? ‘Tam kanunsuzluk yaptığın işler’ dedi bu hakime, 45’e. ‘Hepsi devam edecek’ dedi. Dönecek dolaşacak, birkaç hafta içinde yeni ilçe başkanlarımız, bir ayı biraz geçen bir sürede yeni il başkanımız seçilecek. Zaten yapılan iş konusuz kalacak. Ama Ankara’da karara bağlandı.

Biz bu mahkemeye, bu verdiği tedbir kararına itiraz etsek, dakikasında istinaftan durdurulacak. İtiraz dilekçemizi o gün verdik, ertesi gün. O gün karara bağlaması lazım. Ne diyor arkadaş? ‘Eylülün sonunda 26’sında bir duruşmam var. O gün konuşuruz’ diyor. Yani düşünebiliyor musunuz? O güne kadar itirazı karara bağlamıyor. ‘Kararım bu’ de, arkasında dur. Dün verdiği kararı 26’sına kadar ‘Doğru mu yaptım?’ diye düşünerek, burayı kayyımda tutmaya çalışan bir anlayış.

45. Asliye Hukuk Mahkemesi kendisini, onu okutan hocalarının huzurunda ve gelecekte evlatlarının, torununun huzurunda mahcup edecek bir talimatı yerine getiriyor. Talimatı verenin kim olduğunu, niyetinin ne olduğunu biliyoruz. O yüzden biz bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da tüm hukuk süreçlerini, zaten Yüksek Seçim Kurulu kördüğümün nasıl çözüleceğini İstanbul’da da gösterdi, Türkiye’de de gösterdi. O süreçleri sonuna kadar takip edeceğiz.”

“Bizi majestelerinin muhalefet partisi yapamazlar”

“Dimdik ayaktayız, buradayız, bundan sonra bu süreçleri en büyük kararlılıkla, titizlikle takip etmeye devam edeceğiz” diyen Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizi majestelerinin muhalefet partisi yapamazlar. Bizi süreçte kendileri için tehdit olan bir siyasi parti olmaktan çıkarıp iktidar umudu olmayan bir siyasi partiye dönüştüremezler. Partinin aldığı tarihsel tutarlılık içinde doğru kararlarla ortaya koyduğu iradeyi böyle yaparak sakatlayıp kendilerince CHP’yi süreçlerin dışına atmayı çalıştıklarının farkındayız. CHP olması gereken yerde duracak, konuşması gereken yerde konuşacak, mücadele etmesi gereken yerde mücadele edecek.”

Paylaşın

Habertürk Ve Show TV Dahil 121 Şirkete El Konuldu

Can Holding bünyesindeki Habertürk ve Show TV’nin de aralarında bulunduğu 121 şirkete el konularak, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredildi. Holding sahipleri ve yöneticilerinin de aralarında olduğu 10 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

Can Holding’e yönelik soruşturma; “suç örgütü kurmak”, “kaçakçılık”, “dolandırıcılık” ve “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak” suçlamalarıyla yürütülüyor.

İstanbul’da Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında aralarında Habertürk ve Show TV’nin de bulunduğu Can Holding’e bağlı 121 şirkete el konuldu. Holding sahipleri ve yöneticileri Mehmet Şakir Can, Kemal Can ve Kenan Tekdağ’ın da aralarında olduğu 10 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

Başsavcılık “suç örgütü kurmak”, “kaçakçılık”, “dolandırıcılık” ve “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak” gibi suçlamalar yöneltiyor.

Başsavcılıktan konuya ilişkin yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Can Holding bünyesinde faaliyet gösteren şirketler üzerinden suç işlemek amacıyla örgüt kurulduğu, bu örgüt aracılığıyla nitelikli dolandırıcılık, vergi kaçakçılığı ve kaynağı belirsiz gelirlerin şirket hesaplarına sokulması, suçtan elde edilen gelirlerin aklanmasına yönelik çok yönlü eylemler gerçekleştirildiği belirlenmiştir.

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları ile mali denetim birimlerinin düzenlediği inceleme raporlarıyla başlatılan soruşturma kapsamında;

Can Holding bünyesinde faaliyet gösteren şirketler üzerinden kaynağı belirsiz yüklü tutarda para girişleri yapıldığı, bu paraların çeşitli şirketler arasında aktarılmak suretiyle izlerinin gizlenmeye çalışıldığı, faturasız işlemler ve sahte belge düzenlemeleri ile vergi yükümlülüğünün azaltıldığı tespit edilmiştir.

Holding yapısı altında kurulan çıkar amaçlı suç örgütünün Kemal Can ve Mehmet Şakir Can liderdiğinde hareket ederek, aynı faaliyet alanlarında çok sayıda şirket kurmak suretiyle denetim ve takip mekanizmalarını zorlaştırdığı, yönetim kurullarında değişiklikler yaparak sorumluluğu örgüt üyeleri arasında dağıttığı ve bu yolla hukuki yaptırımlardan kaçmayı hedeflediği anlaşılmıştır.

Bunun yanında; ticari faaliyeti bulunmayan şirketlerde nakit sermaye artırımı yapıldığı, sermaye artırımlarının kaynağı olarak ortaklara borçlar hesabının gösterildiği, bu borçların gerçeği yansıtmadığı, ortaklara borçlar hesabında görülen tutarların 7256 sayılı Varlık Barışı Kanunu kapsamında şirkete yeniden yatırıldığı, yapılan bu işlemlerin, kanunun amacına aykırı şekilde suçtan elde edilen gelirin sisteme dahil edilmesi ve aklanması niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir.

MASAK raporlarıyla elde edilen bulgular doğrultusunda; suç örgütünün nitelikli dolandırıcılık, kaçakçılık ve vergi usul kanununa muhalefet gibi öncül suçlardan elde ettiği yasa dışı gelirler aracılığıyla ticari hacmini genişlettiği, eğitim, medya, finans ve enerji gibi stratejik sektörlerde şirket alımları, hisse devirleri ve yatırım faaliyetlerinin doğrudan suç gelirleriyle finanse edildiği, bu yolla örgütün hem ekonomik gücünü artırmayı hem de kamuoyu nezdinde meşruiyet kazanmayı hedeflediği anlaşılmıştır.

MASAK raporlarıyla tespit edilen mali hareketlerin bütüncül değerlendirilmesi neticesinde, şüphelilerin yasa dışı yollarla elde ettikleri kazançları farklı sektörlere yönlendirerek hem akladıkları hem de ekonomik hayatta sahte bir itibar ve güç elde etmeye çalıştıkları ortaya çıkarılmıştır.

Yapılan operasyon kapsamında 121 şirketin malvarlığına değerlerine el konularak TMSF kayyım olarak atamış olup 10 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmiştir.”

Holding bünyesinde hangi şirketler var?

Can Holding eğitim, enerji, dayanıklı ev aletleri, teknoloji, lojistik, liman, sağlık ve medyada gibi birçok farklı sektörde faaliyet gösteriyor. Bilgi Üniversitesi ve Doğa Kolejleri gibi eğitim kurumları da grup bünyesinde yer alan şirketler arasında.

Ciner Holding bünyesinde bulunan Habertürk TV, Show TV, Bloomberg HT ve HT Spor gibi televizyon kanallarının tüm hisseleri Nisan ayında Can grubuna devredilmişti.

El konulan 121 şirketin birçoğu enerji ve akaryakıt şirketleri. Holdingin internet sitesinde yer alan bilgilere göre Enerji Petrol A.Ş., madeni yağ fabrikası ve “Enerji Gaz” tesisleriyle farklı enerji kategorilerinde yatırımlar yapıyor.

Dayanıklı ev aleti markaları Awox, Seikon, Telefox ve Energia da yine gruba ait. VİP Transport lojistik sektöründe faaliyet gösterirken grubun Özel Mediza Hastanesi adında sağlık kurumları da bulunuyor.

Paylaşın

İlkokula Başlama Maliyeti 14 Bin Lira

2018 yılında 6 bin 753 lira olan bir öğrencinin yıllık temel okul harcamaları (kırtasiye, giyim, beslenme ve ulaşım gibi…), 2025 yılında 79 bin 256 liraya yükseldi.

Anadolu Eğitim Sendikası (AES) verilerine göre ise ilkokula başlama maliyeti 14 bin lira, ortaokul için ise yaklaşık 20 bin liraya kadar çıkabiliyor.

20 milyon öğrenci için yaz tatili sona ererken, yeni eğitim-öğretim yılı velileri yüksek maliyetlerle karşı karşıya bıraktı. Artan masraflar ve çözülemeyen yapısal sorunlar, sendikaların ve sivil toplum kuruluşlarının eleştirilerinin hedefinde.

DW’ye konuşan Eğitim Sen MYK üyesi Simge Yardım, yeni eğitim yılının, kalabalık sınıflar, yetersiz okul binaları ve deprem bölgelerindeki altyapı eksiklikleri gibi kronik sorunlarla başladığını belirtti.

Yardım, özellikle velilerin artan maliyetler nedeniyle büyük sıkıntı yaşadığını vurguladı. TÜİK verileri de bu durumu desteklerken, Ağustos ayında eğitim harcamalarındaki yıllık enflasyonun yüzde 61’e ulaştığı görülüyor.

Sadece kırtasiye masrafları bile aile bütçelerini sarsıyor. Sektör temsilcilerine göre, bir öğrencinin temel masrafları ortalama 2 bin liradan başlıyor ve kaliteli ürünlerle bu rakam 8 bin liraya kadar yükselebiliyor.

CHP milletvekili Cevdet Akay’ın yaptığı hesaplamalar, durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor. 2018’de 6 bin 753 TL olan bir öğrencinin yıllık temel okul harcamaları (kırtasiye, giyim, beslenme, ulaşım), 2025’te 79 bin 256 TL’ye yükseldi.

Anadolu Eğitim Sendikası (AES) verilerine göre ise ilkokula başlama maliyeti 14 bin TL, ortaokul için ise yaklaşık 20 bin TL’ye kadar çıkabiliyor.

Eğitim harcamalarındaki fahiş fiyatlar karşısında hükümet de denetimleri artırdı. Ticaret Bakanlığı, kırtasiye reyonlarında yaptığı denetimlerde 4 bin 816 ihlal tespit etti ve toplamda 15,2 milyon lira ceza kesti.

Bu arada, Veli-Der gibi sivil toplum kuruluşları, çocuk yoksulluğuna karşı acil programlar hazırlanmasını talep ediyor. Örgüt, okullarda ücretsiz bir öğün yemek ve temiz içme suyu sağlanması, okul öncesi eğitimin zorunlu hale getirilmesi ve Mesleki Eğitim Merkezleri’nin (MESEM) kapatılarak bütçenin doğrudan okullara aktarılması çağrısında bulunuyor.

Paylaşın

Son Sekiz Ayda Bin 359 İşçi İş Kazalarında Yaşamını Yitirdi

2025 yılının ilk sekiz ayında en az bin 359 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Sanayi, inşaat, taşımacılık, konaklama ve tarım işkolları ise en fazla ölümün meydana geldiği işkollarında oldu.

Haber Merkezi / Ocak ayında 180 işçi, Şubat ayında 124 işçi, Mart ayında 159 işçi, Nisan ayında 156 işçi, Mayıs ayında 178 işçi, Haziran ayında 164 işçi, Temmuz ayında 206 işçi ve Ağustos ayında 192 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) Ağustos 2025 İş Cinayetleri Raporu’nu yayınladı. Buna göre; Ağustos ayında en az 192 işçi, iş cinayetlerinde hayatlarını kaybetti. Böylelikle 2025’in ilk sekiz ayında iş cinayeti sayısı (Ocak 180, Şubat 124, Mart 159, Nisan 156, Mayıs 178, Haziran 164, Ağustos 192) 1359’a ulaştı.

Ağustos ayındaki iş cinayetlerine sektörel olarak bakıldığında sanayide 60 işçi, tarımda 45 işçi, inşaatta 44 işçi ve hizmette 43 işçi hayatını kaybetti.

Ağustos ayında iş kazalarında hayatını kaybedenlerin en az 13’ü çocuktu. Ölen çocukların altısı tarım, ikisi metal, biri ticaret, biri büro, biri enerji, biri konaklama ve biri genel işler işkollarında çalışıyordu. İş cinayetlerinde ölenlerin 19’u kadın işçiydi. Ölen kadınların on biri tarım, üçü genel işler, ikisi ticaret, biri eğitim, biri büro ve biri konaklama işkollarında çalışıyordu.

Ağustos ayında iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle: Tarım, Orman işkolunda 45 emekçi (18 işçi ve 27 çiftçi); İnşaat, Yol işkolunda 42 işçi; Taşımacılık işkolunda 20 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 17 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 13 işçi; Metal işkolunda 8 işçi; Enerji işkolunda 8 işçi; Madencilik işkolunda 7 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 6 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 5 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 4 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 3 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 3 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 2 işçi; Banka, Finans, Sigorta işkolunda 1 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 1 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 1 işçi; Elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 6 işçi.

Ağustos ayında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle: Trafik, Servis Kazası nedeniyle 39 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 32 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 31 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 25 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 19 işçi; Şiddet nedeniyle 12 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 6 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 5 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 5 işçi; İntihar nedeniyle 5 işçi; Diğer nedenlerden dolayı 13 işçi.

Ağustos ayında iş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle: 14 yaş ve altı 6 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 7 çocuk/genç işçi, 18-29 yaş arası 35 işçi, 30-49 yaş arası 75 işçi, 50-64 yaş arası 51 işçi, 65 yaş ve üstü 16 işçi,
yaşı bilinmeyen 2 işçi.

Ağustos ayında Türkiye’nin 54 şehrinde ve yurtdışında bir ülkede (kısa vadeli çalışmak için gidilen veya Türkiye menşeili şirketlerde çalışan) iş cinayeti gerçekleştiği tespit edildi: 20 ölüm İstanbul’da; 9 ölüm Antalya’da; 8 ölüm Sivas’ta; 7 ölüm Giresun’da; 6’şar ölüm Balıkesir, Kahramanmaraş, Muğla ve Samsun’da; 5’er ölüm Kocaeli ve Şanlıurfa’da; 4’er ölüm Çorum, Denizli, Diyarbakır, İzmir, Kayseri, Manisa, Mersin, Rize, Sakarya ve Tekirdağ’da; 3’er ölüm Adana, Ankara, Aydın, Bursa, Eskişehir, Konya, Malatya, Ordu, Şırnak ve Trabzon’da; 2’şer ölüm Adıyaman, Aksaray, Bolu, Erzincan, Erzurum, Hatay, Isparta, Kastamonu, Osmaniye, Uşak, Zonguldak ve Irak’ta; 1’er ölüm Afyon, Ağrı, Amasya, Bartın, Batman, Bitlis, Çankırı, Düzce, Elazığ, Hakkari, Karaman, Kars, Kırıkkale, Kütahya, Mardin, Muş, Nevşehir, Niğde, Sinop ve Yozgat’ta meydana geldi.

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi, CHP Kurultay Davasını Reddetti

Anayasa Mahkemesi (AYM), CHP’nin kurultay davasına bakan Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nin başvurusunu, “davada uygulanacak kural olmadığı” gerekçesiyle reddetti.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 38. Olağan Kurultayı’nda usulsüzlük iddiasıyla açılan ceza davasında mahkemeler arasındaki “görev” uyuşmazlığına ilişkin Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nin yaptığı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) ilgili hükmünün iptali talepli başvurunun ilk incelemesini yaptı.

CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’nda “iştirak halinde hareket ederek, bazı delegelere menfaat karşılığında oy kullandırdıkları” iddiasıyla aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 12 isim hakkında asliye ceza mahkemesi ile ağır ceza mahkemesi arasındaki “görev” tartışması AYM’ye taşınmıştı.

Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi verdiği “görevsizlik” kararına karşı yapılan itirazların dayanağı olan CMK’nın ilgili maddesinde yer alan, “Adli yargı içerisindeki mahkemeler bakımından verilen görevsizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir” hükmünün Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına vararak iptali için AYM’ye başvurmuştu.

Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’nin başvuruyu reddetmesi durumunda duruşmanın 4 Kasım 2025 tarihinde saat 09.00’da görülmesine de karar vermişti.

Alınan bilgiye göre Yüksek Mahkeme, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nin başvurusunu, “davada uygulanacak kural olmadığından” reddetti.

Paylaşın