Futbolda Avrupa’nın En Büyüğü “Real Madrid”

UEFA Süper Kupa Finali’nde Real Madrid ile Atalanta, Polonya’nın Varşova kentindeki PGE Narodowy Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Sahadan 2 – 0 galip ayrılan Real Madrid, kupanın sahibi oldu.

Haber Merkezi / Hakem Sandro Scharer’ın yönettiği karşılaşmada Real Madrid’in gollerini 59. dakikada Fede Valverde ve 68. dakikada Kylian Mbappe kaydetti.

Real Madrid, Süper Kupa’da 6. kez mutlu sona ulaştı ve kupayı en çok müzesine götüren takım konumuna yükseldi.

Real Madrid, 2002’de Feyenoord, 2014 ve 2016’da Sevilla, 2017’de Manchester United, 2022’de Eintracht Frankfurt ve 2024’te de Atalanta önünde sahadan galip ayrılarak mutlu sona ulaştı.

Real Madrid, 1998’de Chelsea, 2000’de Galatasaray ve 2018’de Atletico Madrid’e karşı kupayı kazanamadı.

59. dakikada Bellingham’ın pasında ceza sahasının solunda topla buluşan Vinicius Junior, meşin yuvarlağı altıpasa gönderdi. Boş pozisyondaki Valverde, topu kaleye göndererek Madrid temsilcisini 1-0 öne geçirdi.

68. dakikada Vinicius’un pasında Bellingham, topu ceza sahasının solunda kontrol etti. İngiliz oyuncunun penaltı noktasına çevirdiği topla buluşan Mbappe, fileleri havalandırarak farkı 2’ye çıkardı.

Stat: Narodowy

Hakemler: Sandro Scharer, Stephane De Almeida, Jonas Erni (İsviçre)

Real Madrid: Courtois, Carvajal (Dk. 89 Vazquez), Militao, Rüdiger, Mendy, Valverde, Tchouameni, Rodrygo (Dk. 77 Modric), Bellingham (Dk. 89 Ceballos), Vinicius Junior (Dk. 88 Arda Güler), Mbappe (Dk. 84 Brahim Diaz)

Atalanta: Musso, Djimsiti, Hien (Dk. 90 Palestra), Kolasinac (Dk. 71 Bakker), Zappacosta (Dk. 63 Godfrey), De Roon, Ederson, Ruggeri, Pasalic (Dk. 90 Manzoni), De Ketelaere (Dk. 63 Retegui), Lookman

Goller: Dk. 59 Valverde, Dk. 68 Mbappe (Real Madrid)

Paylaşın

Erdoğan’dan Filistin’e Tam Destek Mesajı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile görüşen Erdoğan, görüşmede Türkiye’nin Filistin’in haklı davasına destek vermeyi sürdüreceğini, İsrail’in durdurulması ve uluslararası kamuoyunun İsrail’e yönelik baskılarını artırması için çalışmaya devam edeceğini ifade etti.

Haber Merkezi / Erdoğan, İsrail’in Gazze’de aralarında bebeklerin de bulunduğu sivilleri katletmeye, masum Filistinlileri yerlerinden etmeye, okulları, hastaneleri, sivillerin sığındığı alanları vurmaya, insanları açlığa ve susuzluğa mahkum etmeye devam ettiğini, bazı Batılı ülkelerin tüm bunlara sessiz kalmasının ve İsrail’e yardıma devam etmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Genel Kurulu’na hitap etmek için Türkiye’ye gelen Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde bir araya geldi.

İletişim Başkanlığı’ndan Erdoğan – Abbas görüşmesine ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede İsrail’in Filistin topraklarında gerçekleştirdiği katliamlar, kalıcı ateşkes ve barış için atılması gereken adımlar ile güncel gelişmeler ele alındı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede Türkiye’nin Filistin’in haklı davasına destek vermeyi sürdüreceğini, İsrail’in durdurulması ve uluslararası kamuoyunun İsrail’e yönelik baskılarını artırması için çalışmaya devam edeceğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in Gazze’de aralarında bebeklerin de bulunduğu sivilleri katletmeye, masum Filistinlileri yerlerinden etmeye, okulları, hastaneleri, sivillerin sığındığı alanları vurmaya, insanları açlığa ve susuzluğa mahkum etmeye devam ettiğini, bazı Batılı ülkelerin tüm bunlara sessiz kalmasının ve İsrail’e yardıma devam etmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’de acil ateşkesin sağlanması ve Filistinlilere insani yardımların kesintisiz ulaştırılması için İslam dünyası başta olmak üzere bütün ülkelerin gayretlerini artırması gerektiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Abbas’ın yarın Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne hitap edecek olmasından duyduğu memnuniyeti de dile getirdi.”

Paylaşın

Maymun Çiçeği Salgını: Dünya Sağlık Örgütü’nden “Acil Durum” İlanı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde ortaya çıkan ve en az 13 ülkeye yayılan maymun çiçeği virüsü nedeniyle “acil durum” ilan etti. Salgına ilişkin gelişmeler Türkiye dahil tüm dünyada yakından izleniyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus, “Bu salgınları durdurmak ve hayat kurtarmak için koordineli bir uluslararası müdahalenin şart olduğu açıktır” dedi.

Bu haftanın başlarında, Afrika’nın en üst düzey halk sağlığı kurumu olan Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, viral enfeksiyonun endişe verici bir hızla yayıldığı uyarısında bulunduktan sonra kıta için bir ‘mpox acil durumu’ ilan etti.

Kurum, Afrika kıtasında bu yıl şimdiye kadar 17 binden fazla şüpheli Maymun Çiçeği vakası ve 517 ölüm vakası bildirildiğini, bunun geçen yılın aynı dönemine göre vakalarda yüzde 160’lık bir artış olduğunu söyledi.

Mpox virüsünün farklı bir formu olan klad IIb, 2022 yılında büyük ölçüde erkeklerle seks yapan erkekler arasındaki cinsel temas yoluyla küresel olarak yayıldı. Bu durum WHO’nun o dönemde bir halk sağlığı acil durumu ilan etmesine yol açmış, ancak 10 ay sonra acil durum sona ermişti.

Türkiye’de görüldü mü?

Çeşitli mecralarda Türkiye’de mpox vakası görüldüğü öne sürülse de bu iddialar yalanlandı. İletişim Başkanlığı 9 Ağustos’ta yaptığı açıklamada Türkiye’de bilinen vaka olmadığını duyurdu. Açıklamada Sağlık Bakanlığının hastalıkla ilgili “gerekli tüm önlemleri aldığı” vurgulandı.

Hastalığın en çok görüldüğü Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin başkenti Kinşasa’ya Türk Hava Yollarının (THY) uçuşları bulunuyor. Türkiye Sağlık Bakanlığı Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü sitesinde Demokratik Kongo Cumhuriyeti Ağustos itibarıyla “yüksek” riskli ülkeler arasında sayılıyor.

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, medya kuruluşlarının Ankara temsilcileriyle bir araya geldi. Bir soru üzerine Memişoğlu, “Maymun çiçeği ve Kovid-19 ile ilgili gelişmeleri takip ediyoruz. Ancak şu anda herhangi bir alarm durumumuz söz konusu değil.” bilgisini paylaştı.

Mpox nedir? Belirtileri, Tedavisi

Çiçek hastalığı ile aynı virüs ailesinden olan maymun çiçeği (monkeypox) çiçek hastalığından daha az bulaşıcı ve daha az tehlikeli rahatsızlıklara yol açan bir virüstür. Genellikle semptomlar ortaya ilk çıktıktan iki ila dört hafta içinde iyileşme belirtileri görülür.

Adı maymun çiçeği olsa da tıpkı insanlar gibi maymunlar da virüsün kaynağı değil. Esasen virüsün kaynağı bazı sincap türleri ve fareler gibi kemirgenler. Ancak mpox ilk kez 1958 yılında Danimarka’da bir laboratuvardaki maymunda keşfedildiği için bu şekilde adlandırılmıştır.

Hastalık insana enfekte hayvan ile temasla, genelde bu hayvanlar tarafından ısırılmak veya etleri için tüketilmeleri sonucu geçiyor. İnsandan insana bulaşma ise genelde cinsel temas sonucu görülüyor. Enfekte annenin bebeği de hasta doğabiliyor.

Sağlık Bakanlığına göre mpox kendini ateş, halsizlik, yorgunluk, baş ağrısı ve kızarıklık semptomları ile belli ediyor. Bunlara sırt ve kas ağrıları ile yoğun halsizlik de eşlik ediyor. Virüsün kuluçka süresi 21 güne kadar uzayabiliyor.

Ateşin ortaya çıkmasından sonraki üç gün içinde deri döküntüleri başlıyor. Döküntü, geçmiş yıllardaki vakaların çok büyük kısmında yüz, el ve ayaklarda yaygınken yeni mutasyonun daha çok genital bölgede döküntüye yol açtığı rapor ediliyor.

Mpox ile çiçek hastalığına karşı kullanılan yöntemler ile mücadele ediliyor. Ayrıca çiçek aşısının hastalığa karşı yüzde 85 oranında koruma sağladığı biliniyor. Sağlık Bakanlığına göre Türkiye’de yıllardır uygulanmıyor olsa da geçmişte çiçek aşısı yaptırmış olanlar mpox’a karşı belli bir oranda korumaya sahip.

Paylaşın

AK Parti İle Yeniden Refah Partisi Arasında “Transfer” Krizi

Yeniden Refah Partisi Sözcüsü Suat Kılıç, partisinden seçilen 7 belediye başkanının AK Parti’ye katılmasına ilişkin, “Kamunun gücünü kudretini, muhalefetin seçilmiş başkanlarını baskı altına alacak şekilde kullanmak hukuka uygun değildir” dedi ve ekledi:

“Millet iradesi sandığa yansıdı. O andan itibaren seçilen belediye başkanlarına düşen görev milletin tebliğ ettiği emaneti 5 sene boyunca sahip çıkmaktı. Bunu normal bir durum olarak göremeyiz.”

AK Parti’nin 23. kuruluş yıldönümü nedeniyle düzenlenen törende AK Parti’ye katılan 2 milletvekili ve 13 belediye başkanına rozetlerini AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan takmıştı. AK Parti’ye katılan belediye başkanlarının 7’sinin Yeniden Refah Partisi’nden olması ise dikkat çekmişti.

Yeniden Refah Partisi’nden (YRP) seçilen 7 belediye başkanının AK Parti’ye katılması, Yeniden Refah Partisi ile AK Parti arasında krize neden oldu. YRP Sözcüsü Suat Kılıç, söz konusu transferlere ilişkin açıklamalarda bulundu.

“31 Mart 2023 Yerel Seçimleri daha yeni cereyan etti. Millet iradesi sandığa yansıdı. Millet hangi ilde, ilçede, adayı partinin belediye başkanı olarak görmek istediğini oylarıyla birlikte sandığa yansıttı. O andan itibaren seçilen bütün belediye başkanlarına düşen görev beş yıl boyunca milletin tevdi ettiği emaneti omuzlarında taşımak, partisinde kalmak, emanete sahip çıkmaktır. Yeniden Refah Partisi’nin yerel seçimlerde kazandığı 63 belediyeden 13 belediye başkanının partiden ayrıldı. Bunu normal bir durum olarak göremeyiz.

Bu belediye başkanlarının önemli bir kısmı bugün AK Parti’ye katılım sağladı. Devletin sahip olduğu imkanları, kamunun gücünü kudretini, muhalefetin seçilmiş belediye başkanlarını şu ya da bu şekilde etki ve baskı altına alacak şekilde kullanmak hukuka uygun değildir. Adalete uygun değildir. Hakkaniyete uygun değildir. Bir partiden seçilmiş belediye başkanlarını istifa ettirip kendi partinize katmak haksız ve adaletsiz bir uygulamadır. Seçimin mantığına, siyasetin sosyolojisine, seçmen iradesinin sandığa yansımasına da tümüyle aykırıdır.”

Kılıç, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Yeniden Refah Partisi’nin bakanlıkları bürokratik kurumları yok. Büyük bütçeleri yok. Belediyeleri borçlandırma yetkisi yok. Belediye başkanlarımıza kredi veremiyoruz, para bulamıyoruz. Çöp kamyonu gönderemiyoruz ama belediyenin kendi imkanlarıyla fırsatlar oluşturması ve halkın ihtiyaçlarına cevaplar bulmasıdır. Ankara’daki devlet kurumlarının da hangi partiden olursa olsun bütün belediyelere ve başkanlarına parti ayrımı yapmaksızın eşit yaklaşmasıdır.

Siz belediye başkanlarına hizmet edemez hale getirirseniz ve belediye başkanları da bu nedenle partilerinden ayrılmayı düşünürlerse burada açığa büyük bir adaletsizlik çıkar. Yer değiştirmek gidene de yaramaz. Seçilmiş belediye başkanları ellerindeki imkanlar ve fırsatlar ne olursa olsun kendi partilerinde kalmalıdır. Milletin emanetine sahip çıkmalıdır. Hizmet etmelerine mani olan adaletsiz ya da dışlayıcı uygulamalar varsa bunu da halka anlatmaları halkın dikkatine sunmalarıdır.”

Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Kasım Gülpınar ile ilgili söylentilere ilişkin de değerlendirmede bulunan Suat Kılıç, “Bütün belediye başkanlarına, başka partilerden seçilenlere de bizim tavsiyemiz kendilerini seçen insanların iradesine, ilgisine, güvenine layık kalmaları ve beş yıl boyunca o parti logosuyla verilmiş olan emanete sonuna kadar sahip çıkmalarıdır. Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanımız Mehmet Kasım Gürpınar’ı bu tartışmalardan tenzih ediyorum.

Büyükşehir Belediye Başkanımız hem partiye geçişimiz sürecinde hem de sonrasındaki açıklamalarında partisindeki huzurunu, partisinden duyduğu memnuniyeti ve Urfa halkına hizmet etme iradesini defalarca bize de kamuoyuna da beyan etmiştir. Bu tartışmaların kasıtlı polemikler olduğunu ve bir yıpratma kampanyasının yansımaları olarak cereyan ettiğini düşünüyorum. Gülpınar partimizdedir, Şanlıurfa’dadır. Hizmetine devam etmektedir. Yeniden Refah Partisi çatısı altında seçildiği gün olduğu gibi beş yıl boyunca hizmetine devam edeceğine yönelik inancımız ve kanaatimiz kendisiyle ilgili tamdır” şeklinde konuştu.

YRP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Altınöz, “Belediye başkanları kendi öz iradeleriyle partimize katılıyor” diyen AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’e “Yeniden Refah Partisi’nden kendi hür iradeleriyle AK Parti’ye geçtiğini iddia ettiğiniz belediye başkanlarının her birinin nasıl bir hikaye ile AK Parti’ye geçmek zorunda bırakıldığını tek tek biliyoruz” diye tepki gösterdi.

“Hodri Meydan!”

YRP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Altınöz transferlere ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Sayın Ömer Çelik, Yeniden Refah Partisi’nden kendi hür iradeleriyle Ak Parti’ye geçtiğini iddia ettiğiniz belediye başkanlarının her birinin nasıl bir hikaye ile AK Parti’ye geçmek zorunda bırakıldığını tek tek biliyoruz. Dahası, o ilçelerdeki vatandaşlarımız da bu ahlak yoksunu siyasetin farkında ve uygulamalarınız o vatandaşlarımızın da şu anda ana gündemi durumundadır.

Sn. Çelik, eğer cesaretiniz varsa, kendinizi en rahat ifade edeceğiniz, yandaşınız olan bir televizyon kanalında sizi karşılıklı canlı yayına davet ediyorum. Sonuçta siz Türkiye’nin 2. büyük partisini temsil ediyorsunuz; biz de 3. büyük partisini temsil ediyoruz. Oturup şöyle enine boyuna bir konuşmamız çok iyi olmaz mı? Tüm iddialarınızı konuşalım.

Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak ve bizi ikna etmek için ittifak taahhüdünü (protokolünü) nasıl imzaladığınızı, sonra o şartların hiçbirini yerine getirmeyişinizi ve millet gerçek yüzünüzü görmesin diye Yeniden Refah’a durmaksızın nasıl operasyon çekmeye çalıştığınızı da konuşalım! Buyurun, Hodri Meydan! Sn. Çelik, Belediyelerimizi çalarak bizden bir şey eksiltmediniz ama kamuoyunda kendi karizmanızı fena çizdirdiniz.”

Paylaşın

Kırtasiye Fiyatlarına Yüzde 60 Zam Geldi

Tüm Kırtasiyeciler Derneği Genel Sekreteri İrem Özkal, defter, resim defteri, kalem, silgi, abaküs, oyun hamuru, kuru ve pastel boya, çanta, suluk ve mataradan oluşan listedeki ürünlerin geçen yıla göre yüzde 35 ila yüzde 60 zamlandığını belirtti.

TÜKİD tarafından hazırlanan listede geçen yıl 15 lira olan 60 yapraklı yazı defteri bu yıl 28 lira olarak fiyatlanırken 12’li kurşun kalemin fiyatının 44 liradan 57 liraya, oyun hamurunun fiyatının 50 liradan 75 liraya sırt çantasının fiyatının 300 liradan 500 liraya, beslenme çantasının fiyatının ise 90 liradan 170 liraya çıktığı görüldü.

Tüm Kırtasiyeciler Derneği Genel Sekreteri İrem Özkal, toplam 22 kalemden oluşan, her üründen 1 adet eklenen listenin bu yıl bin 625 lira gibi bir maliyetinin olduğunu söyledi.

CNBC-e‘ye konuşan İrem Özkal, defter, resim defteri, kalem, silgi, abaküs, oyun hamuru, kuru ve pastel boya, çanta, suluk ve mataradan oluşan listedeki ürünlerin geçen yıla göre yüzde 35 ila yüzde 60 zamlandığını belirterek, “Enflasyonist ortamda çoğu kırtasiye ürününün hâlâ ulaşılabilir olduğunu düşünüyoruz” ifadelerine yer verdi.

TÜKİD tarafından hazırlanan listede geçen yıl 15 lira olan 60 yapraklı yazı defteri bu yıl 28 lira olarak fiyatlanırken 12’li kurşun kalemin fiyatının 44 liradan 57 liraya, oyun hamurunun fiyatının 50 liradan 75 liraya sırt çantasının fiyatının 300 liradan 500 liraya, beslenme çantasının fiyatının ise 90 liradan 170 liraya çıktığı görüldü.

İrem Özkal, bu noktada “Bir sırt çantasını 400 liraya da alabilirsiniz bin liraya da. Bu tüketicinin talebine ve gelir durumuna göre değişir” yorumunu yaptı.

Paylaşın

YKS Sonuçları: İmam Hatip Ve Meslek Liseleri Son Sıralarda

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) yerleştirme sonuçları dün açıklandı. Fen liseleri ve sosyal bilimler liseleri en başarılıları olurken, iktidarın özendirdiği imam hatip ve meslek liselerinin başarısızlığı son sıralarda yer aldı.

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) verilerine göre liselerden 4 yıllık örgün programlara girenlerin oranı şöyle oldu:

Fen lisesi: Yüzde 79,01
Sosyal bilimler lisesi: Yüzde 69,8
Anadolu liseleri: Yüzde 33
İmam hatip lisesi: Yüzde 25
Meslek lisesi: Yüzde 6

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) yerleştirme sonuçları dün açıklandı. Sonuçların ardından ÖSYM ayrıca tercih ve yerleştirmelere ilişkin sayısal bilgileri de paylaştı. Birgün’den Mustafa Kömüş’ün haberine göre; Sınavda başarı sırası şartı olan tıp, hukuk, mühendislik ve öğretmenlik gibi bölümlerin birçoğunda boşluklar oluştu. Vakıf üniversitelerinin doluluk oranı yüzde 91’de kaldı. Bu durum ücretlere devasa oranda yapılan zamların sonucu olarak değerlendirildi.

Toplam 1 milyon 21 bin 986 kontenjanın 987 bin 388’ine yerleştirme yapıldı. Devlet üniversitelerinde örgün yükseköğretim programlarına tahsis edilen 598 bin 709 genel kontenjanın 591 bin 257’si doldu. Böylece ek tercih sürecinden önce devlet üniversitelerindeki kontenjanların tamamına yakınının tercih işlemleri tamamlanmış oldu. Devlet üniversitelerindeki doluluk oranı yüzde 98,8’i buldu. Tercih yapan her dört adaydan biri ilk tercihine yerleşirken tercih yapan adayların yüzde 49,35 ilk üç tercihinden birisine yerleşti.

Üniversiteye yerleşen 987 bin 388 kişinin sadece 351 bin 204’ü son sınıf öğrencilerinden oluştu. Buna karşın 228 bin 201 kişi ise daha önce yerleşmiş, bir yükseköğretim programını bitirmiş ve kaydını sildirmiş kişiler oldu. Toplamda boş kontenjan sayısı ise 28 bin 944. Bunun 25 bin 760’ı lisans, 3 bin 184’ü ise önlisans programlarında kaldı. Boş kontenjan sayısı geçen yıl 25 bin civarındaydı.

Liseyi bu yıl bitiren 1 milyon 74 bin kişinin 535 bini hiç tercih yapmadı. Bunlardan lisans bölümlerine giren aday sayısı ise 191 bin 626 oldu.

Vakıf yükseköğretim kurumlarındaki genel kontenjanların doluluk oranı ise 91,14 olarak gerçekleşti. Ancak vakıf üniversitelerinin lisans bölümlerinde doluluk oranı sadece yüzde 86 oldu. Bu oran vakıf üniversitelerinin genelinde geçen sene yüzde 95,3, önceki sene yüzde 98’di.

İstanbul Topkapı Üniversitesi’nin kontenjanının yüzde 60’ı dahi dolmadı. Doluluk oranı yüzde 70’in altında kalan vakıf üniversiteleri şöyle:

Altınbaş Üniversitesi: Yüzde 59
Arel Üniversitesi: Yüzde 68
Beykent Üniversitesi: Yüzde 69
Esenyurt Üniversitesi: Yüzde 64

Galata Üniversitesi: Yüzde 66
Topkapı Üniversitesi: Yüzde 56
İstinye Üniversitesi: Yüzde 69
Ufuk Üniversitesi: Yüzde 60

Mühendislik bölümlerinin bir kısmı tercih edilmedi

Her yıl olduğu gibi mühendislik bölümlerinin bir kısmı hiç tercih edilmedi. Önemli bir kısmı bir ya da iki kişi tarafından tercih edildi. Bununla beraber yine düşüşte olan mimarlık bölümü de az tercih edilen ya da tercih edilmeyen bölümler arasında yer aldı. Tıp fakültesinde bile boş kalan kontenjan sayısı 400’e yaklaştı.

Mimarlık ve inşaat mühendisliğinde ise boş kalan kontenjanların sayısı son yıllarla benzer şekilde 1000’i geçti. Öğretmenlik bölümlerinde kalan boş kontenjanlar da dikkat çekti. Bazı bölümlerde boş kontenjanlar şöyle oldu:

Tıp: 400
Hukuk: 895
Diş Hekimliği: 758
İnşaat: 1194
Fen Bilgisi Öğretmenliği: 1872
İlköğretim Matematik Öğretmenliği: 1945

151 programa sıfır kişi

10 ve üzerinde kontenjanı olan 151 program ise hiç tercih edilmedi ve bu programlara yerleşen kişi sayısı sıfır oldu. Bu konuda da en çok dikkat çeken yine mühendislikler oldu. Örneğin inşaat mühendisliğinde 7, mimarlıkta 12 program kimse tarafından tercih edilmedi. Tıpta 1, diş hekimliğinde 3 ve hukukta 3 program kimse tarafından rağbet görmedi. Popüler meslekler arasında değerlendirilen yazılım mühendisliğinde ise tercih edilmeyen program sayısı 5 oldu. Bölümlerin bazılarının kontenjanları ve yerleşen sayıları şu şekilde:

Adana Alparslan Türkeş Üniversitesi Malzeme Bilimi ve Mühendisliği: Kontenjan 20 yerleşen 3
Adıyaman Üniversitesi Tekstil Mühendisliği: Kontenjan 10, yerleşen 1
Atatürk Üniversitesi Çevre Mühendisliği: Kontenjan 30 yerleşen 0 (sıfır)
Atatürk Üniversitesi Gıda Mühendisliği: Kontenjan 20 yerleşen 1

Avrasya Üniversitesi Mimarlık: Kontenjan 17 yerleşen 0
Başkent Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği (%50 indirimli): Kontenjan 21, yerleşen 0 (sıfır)
Batman Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği: Kontenjan 20, yerleşen 1
Bayburt Üniversitesi İnşaat Mühendisliği: Kontenjan 20, yerleşen 0 (sıfır)

Çukurova Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği: Kontenjan 15, yerleşen 0 (sıfır)
Okan Üniversitesi Diş Hekimliği (Ücretli): Kontenjan 20, yerleşen 0 (sıfır)
Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Diş Hekimliği: Kontenjan 59, yerleşen 0 (sıfır)
Doğu Akdeniz Üniversitesi Eczacılık (Ücretli): Kontenjan 25, yerleşen 0 (sıfır)

Bölümler arası puan farkları dikkat çekti

Yine aynı şekilde bölümler arasında puan farkları da geçen yıl olduğu gibi dikkat çekti. Bazı bölümlerde devasa denilebilecek düzeyde puan farkları oluştu. Tıpta dahi 135 puanlık bir fark ortaya çıktı. En yüksek puan alan öğrenci Koç Üniversitesi’ne 570 puanla girdi. Tıptaki en düşük puan ise 435 oldu. En çok tercih edilen bölümlerden olan psikolojide de benzer bir durum ortaya çıktı. Özyeğin Üniversitesi Psikoloji Bölümü’ne en üst sıradan giren kişi 548 puan aldı.

İstanbul Galata Üniversitesi’ne son sıradan giren kişi ise 177 puan aldı. Aradaki puan farkı tam 371 oldu. Moleküler biyoloji ve genetikte son sıradakiyle ilk sıradaki arasında ise tam 355 puanlık fark oluştu. Bölüme ilk sıradan Boğaziçi Üniversitesi’ne giren kişi 530 puan, son sıradan Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi’ne giren kişi ise 175 puan aldı. Fizikte ise ilk sıradan giren öğrenci Koç Üniversitesi’ne 550 puanla girerken son sıradaki öğrenci ise Doğu Akdeniz Üniversitesi’ne 229 puanla girebildi. Aradaki puan farkı 321 oldu.

İmam hatip ve meslek liseleri başarısız

Sınavda, iktidarın özendirdiği imam hatip liselerinin başarısızlığı da dikkat çekti. Fen liseleri ve sosyal bilimler liseleri en başarılıları++ olurken imam hatip ve meslek liselerinin başarısızlığı son sıralarda yer aldı. ÖSYM verilerine göre liselerden 4 yıllık örgün programlara girenlerin oranı şöyle oldu:

Fen lisesi: Yüzde 79,01
Sosyal bilimler lisesi: Yüzde 69,8
Anadolu liseleri: Yüzde 33
İmam hatip lisesi: Yüzde 25
Meslek lisesi: Yüzde 6

Haberin devamı için TIKLAYIN

Paylaşın

2 Milletvekili Ve 13 Belediye Başkanı AK Parti’ye Geçti: Erdoğan Rozetlerini Taktı

Başka partilerden istifa eden iki milletvekili ve 13 belediye başkanı AK Parti’ye geçti. AK Parti’ye geçen milletvekili ve belediye başkanlarına rozetlerini Erdoğan taktı.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) kuruluşunun 23’üncü yıl dönümünü, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen bir programla kutladı. Kutlamaya bakanlar, milletvekilleri ve 81ildeki parti kadrolarının yanı sıra AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katıldı.

Kutlamalarda başka partilerden istifa eden iki milletvekili ve 13 belediye başkanı AK Parti’ye geçti. İYİ Parti’den istifa ederek AK Parti’ye geçen İstanbul Milletvekili Seyithan İşsiz ve İstanbul Milletvekili Ahmet Ergasun Yücel ile belediye başkanlarına Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından AK Parti rozeti takıldı.

AK Parti’ye geçen belediye başkanlarının listesi şöyle:

Adana Saimbeyli: Mahmut Dal (Bağımsız)
Adana Feke: Cömert Özen (YRP)
Elazığ Arıcak / Bükardi: Ali Açmaz (Bağımsız-YRP’den istifa)
Erzurum Aziziye: Emrullah Akpunar (YRP)
Erzurum Horasan: Hayrettin Özdemir (İYİ Parti)

Erzurum Köprüköy: Nevzat Karasu (YRP)
Konya Doğanhisar: Ali Öztoklu (Bağımsız – YRP’den istifa)
Muş Bulanık: Fehim Kaya (YRP)
Muş Merkez Yeşilova: Ömer Faruk Yenilmez (YRP)
Ordu Çaybaşı: Mesut Karayiğit (YRP)

Samsun Ayvacık: Refahattin Şencan (YRP)
Şanlıurfa Birecik: Mehmet Begit (Bağımsız – DEM Parti’den istifa)
Uşak Banaz: Zafer Arpacı (Bağımsız)

Erdoğan’dan revizyon sinyali

AK Parti’nin 23. kuruluş yıldönümünde konuşan  Erdoğan, partisinin iktidarda geçen 22 yılının muhasebesini yaptı. “Büyük ve güçlü Türkiye” mücadelesine kefen giyerek başladıklarını söyleyen Erdoğan, “muhafazakar demokrat” olarak tanımladığı AK Parti’nin Türkiye’ye “tartışmasız her alanda Cumhuriyet tarihinin en parlak dönemi”ni yaşattığını belirtti.

AK Parti’yi yolundan çevirmek isteyenlerin kirli oyunlarına “eyvallah etmediklerinin” altını çizen Cumhurbaşkanı, “Sokak olaylarından vesayet girişimlerine, kanlı darbe teşebbüslerinden terör eylemlerine kadar pek çok tehditle mücadele ettik. Cumhuriyet mitingleriyle insanımızı kışkırttılar; Gezi Olayları’nda 3-5 ağacın taşınmasını bahane ederek sokaklarımızı ateşe verdiler. PKK’sından FETÖ’süne, DEAŞ’ından DHKP-C’sine varıncaya kadar yularını ellerinde tuttukları bütün taşeronları üzerimize saldılar. 17-25 Aralık’ta emniyet-yargı teşkilatlarımıza sızan haşhaşileri, 15 Temmuz gecesi silahlı kuvvetlerimiz içindeki hainleri kullanarak, milletin iradesine çökmeye kalkıştılar” dedi.

22 yıllık iktidarında ilk kez 31 Mart’taki yerel seçimlerde net bir yenilgiye uğrayan ve sandıktan ikinci parti olarak çıkan AK Parti lideri ilk kez kapsamlı bir revizyon işareti verdi.

Erdoğan, “Önümüzdeki aylarda başlatacağımız Büyük Kongre sürecimizi sadece bir ‘vitrin yenilenmesi’ olarak değil, milletimizin bizden beklediği kapsamlı değişimin ana zemini olarak görüyoruz. Kendini yorulmuş hisseden varsa, bitkin hisseden varsa, onlardan kenara çekilip biraz soluklanmalarını istiyoruz. Hangi görevde olursa olsun hiçbir arkadaşım, koltuğuna yaslanıp rehavete kapılma lüksüne sahip değildir. Milletin ve ümmetin umudunu heder edenlere hoşgörü göstermeyiz, gözünün yaşına da bakmayız. Yenilenerek, güçlenerek, tazelenerek ilerlerken, kimsenin bize ayak bağı olmasına müsaade etmeyiz. Bakanlarımız, belediye başkanlarımız, tüm teşkilatımız, her bir arkadaşımız işine odaklanacak” dedi.

Erdoğan’ın yaklaşık bir saat süren konuşmasında iktidar için ikinci eleştirisi ekonomi hakkındaydı. Ekonomideki sorunların farkında olduklarını belirten Erdoğan, enflasyonda düşüşün başladığını vurgulasa da artan işsizlik ve ekonomideki durgunlaşma hakkında değerlendirmede bulunmadı.

Erdoğan, “Ekonomide sorunları, sıkıntıları çok iyi biliyoruz. Ekonomi kurmaylarımız çalışmalarını sıkı bir disiplinle sürdürüyor. Enflasyonda düşüş başladı. Fiyat istikrarını sağlayacak, daha önce yaptığımız gibi ilan ettiğimiz takvim çerçevesinde enflasyonu tek haneli oranlara tekrar çekeceğiz. Kısa süre içinde, dar gelirlimiz ve emeklilerimiz başta olmak üzere her kesimi rahatlatacak seviyelere ulaşacağız” demekle yetindi.

Merkez Bankası, 8 Ağustos’taki “İkinci Çeyrek Enflasyon Raporu” toplantısında 2026 yılı sonunda enflasyonun yüzde 9’a düşürülmesi hedefinde bir değişim olmadığını duyurmuştu.

Erdoğan’ın dış politika değerlendirmesi Filistin sorunu ağırlıklıydı. Filistin Yönetimi lideri Mahmud Abbas’ın iki günlük Türkiye ziyaretine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail yönetiminden “soykırımcı katiller” olarak söz etti.

Erdoğan, “Dış politikada yapıcı, pro-aktif, soğukkanlı ve ağırbaşlı tutumumuzu sürdüreceğiz. İsrail’in bölgeyi tümüyle ateşe verme girişimlerinin önünde duracağız. Bugün Filistin Devlet Başkanı Sayın Mahmut Abbas misafirimiz olacak. Yarın da şeref konuğu olarak, Filistin halkı adına Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’na hitap edecek. Özgürlük mücadelesi veren Filistin halkının sesini dünyaya bir kez de Meclis kürsümüzden duyuracak. Gazze’deki 40 binden fazla masumun kanını döken soykırımcı katiller hukuka hesap verene kadar mücadele edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Erdoğan konuşmasının sonunda konuyu önceki gün Eskişehir’de bir gencin beş kişiyi yaraladığı saldırıya getirdi ve bu saldırıyı “kökü dışarıda” girişimlerden biri olarak nitelendirdi.

AK Parti Genel Başkanı, “Türkiye Yüzyılı’nda insanların kılık kıyafetlerinden, inançlarından, mezheplerinden, etnik kökenlerinden, yaşam tarzlarından dolayı keskin bir ayrışmaya gitmesi, Türkiye’ye husumettir, milletimize açık bir düşmanlıktır. Ezana, bayrağa, camiye, Kur’an’a, cami cemaatine, kutsal değerlerimize saldırmayı aklının ucundan geçirenin gözünün yaşına bakmayız.

Ezanla, bayrakla, camiyle, cami cemaatiyle derdi olan, bu değerlere husumet besleyen bu milletin evladı değildir, bu milletin düşmanıdır, Türk’ün düşmanıdır ve en küçük müsamaha göstermeyiz. Biz; gençlerimizin, çocuklarımızın zehirlenmesine, vatan topraklarımızın İslam ve Müslüman karşıtı lümpen ırkçılık illetiyle işgal edilmesine göz yumacak bir parti, böyle bir iktidar değiliz. LGBT sapkınlığına nasıl bakıyorsak, Türk ve Müslüman düşmanlığından beslenen “ırkçı saldırganlığa” aynı nazarla bakıyoruz” dedi.

Erdoğan, gençleri “kökü dışarıda bu tehlikeli akımlardan korumak amacıyla” önümüzdeki dönemde çok daha hassas olacaklarını ifade etti.

Paylaşın

“Ekonomi Yönetimi”nden Maaşlara Tırpan Hazırlığı

Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, “Öncelikle OVP’de 2024 tüketici enflasyonu tahmini yüzde 33 idi. Bunun tutmayacağını, TCMB’nin 3. çeyrek aylık enflasyon yüzde 2.5, 4. çeyrek yüzde 1,5 tahminine göre bile 9 puan şaşacağını biliyoruz” dedi ve ekledi:

“Bunun üzerine bir de 4 puan yıllık büyümeden refah payını koyunca bir kere asgari ücretliler 2025’e 13 puan alacakla başlıyor.2025 için öngörülen  yüzde 14 yerine gerçekleşme şansı bulunan diyelim  yüzde 25 gibi bir oran geçerse, ikisinin bileşik sonucu yüzde 42.5 olur. Böyle bir oran kabul görebilir. Ama hatırlayalım kamu çalışanları ve emeklileri için 2025 toplu sözleşme zammı 6 aylık dönemler için yüzde 6 ve yüzde 5. Yani bu program emekçiyi ezmeyi bu yolla enflasyonu aşağı çekmeyi amaçlıyor.”

Enflasyonun rekorlar kırdığı Türkiye’de uygulamaya konulan yeni ekonomi programıyla hataların faturası emekçiye çıkarılıyor.

Ara zam alamayan milyonlarca asgari ücretlinin gözü şimdiden ocak ayında yapılacak zamma çevrildi. Ancak yeni bir tartışma gündemde. Ekonomi çevrelerinde gerçekleşen değil beklenen enflasyona göre zam iddiaları yoğunlaştı. Böyle bir uygulama ise çalışanların maaşında yeni bir tırpan anlamına geliyor.

Konu ilk kez Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, maaşlara yapılacak zammın beklenen enflasyona göre yapılması açıklamaları ile gündeme gelmişti. Türkiye’nin kredi notunu artıran Moody’s dei yayınladığı bilgi notunda maaş artışlarının beklenen enflasyona göre yapılması gereğinden söz etti. Son olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “2024 yılında emekli maaşlarında yüzde 78-86 arasında zam yaptık. Yaptığımız bu artış enflasyon beklentisinin oldukça üstündedir” dedi.

2025 yılı için Merkez Bankası’nın beklenen enflasyonu yüzde 14. Ocak ayında yapılacak zamda ekonomistlere göre sistem değişirse artış en fazla yüzde 20 olacak. Bu da asgari ücretin 20 bin 402 TL olacağı anlamına geliyor. Gerçekleşen enflasyon oranında veya bunun üstünde bir zam uygulaması devam edecek olursa ise bu oranın yüzde 43-50 arasında olması bekleniyor.

Cumhuriyet’ten Ali Can Polat’ın haberine göre; Çalışma ekonomi uzmanı Prof. Dr. Aziz Çelik, Şimşek’in programında böyle bir hedef olduğunu belirtti. Aralık ayında bu tartışmanın açılabileceğini söyleyen Çelik, “Memur maaş artışında bunun için yasa değişmesi gerekir. Asgari ücrette ise yasal bir engel yok” dedi.

Beklenen enflasyona göre zam uygulamasının teknik olarak doğru olabileceğini aktaran Prof. Dr. Selva Demiralp ise Türkiye’de enflasyon beklentilerinin gerçekleşmediğini bu nedenle beklentiye göre zam yapılmasını doğru bulmadığını belirterek şunları söyledi:

“2025 yılı için TCMB’nin yılsonu enflasyon beklentisi %14. Bu rakam gerçekleştirilmesi oldukça zor bir hedef. Bizim Koç Üniversitesi’nden Cem Çakmaklı ve Sevcan Yeşiltaş ile yaptığımız tahminler yüzde 30 civarında bir rakama işaret ediyor. Kalkı ki TCMB tarihçesine baktığımızda konulan 12 ay sonrası enflasyon hedeflerinin hep yukarı yönlü revize edilmiş olduğunu görüyoruz. 2025 hedefinin de bu tür bir revizyona uğraması kuvvetle muhtemel. Bu durumda maaş ayarlamaları hangi beklentiye göre ayarlanırsa gerçekleşecek enflsayona karşı alım gücü korunabilir?

TCMB’nin verdiği rakama göre mi, bunun kabaca iki katı olan piyasa beklentilerine göre mi, yoksa bizim Koç Üniversitesi’nden bir ekiple Konda işbirliği ile yaptığımız hanehalkı 12 ay ileriye yönelik enflsayon beklentisi olan yüzde 100’e göre mi? Hanehalkı tipik olarak geçmişe bakarak ve kötümser bir izlenimle hareket eder. Yine de piyasalardan bu kadar ayrışmış, yüksek olan bir beklenti gerçekleşecek enflasyona dair önemli ipuçları sunduğu için gözardı edilmemesi gereken bir bilgi.

Netice olarak Türkiye gibi fiyat istikrarına henüz ulaşamamış, gelecek seneye dair ciddi bir dezenflasyon hedefi olan, fakat enflasyona dair belirsizliklerin çok yüksek olduğu bir ülkede revizyon ihtimalini oldukça yüksek gördüğüm TCMB enflasyon beklentisine göre ücret ayarlaması yapılmasını doğru bulmuyorum. Eğer piyasa, reel sektor ve hanehalkı beklentilerinden çıkarılacak bir ortalama rakam kullanılırsa o zaman düşünülebilir.”

Önümüzdeki dönem işsizliğin daha da artacağını hatırlatan Prof. Dr. Ali Çufadar da böyle bir ortamda hükümet ve işveren kesiminin masaya ‘beklenen enflasyon oranında zam’ talebiyle oturacağını söyleyenlerden. Yüzde 20 civarı bir zam beklediğini aktaran Çufadar, “İşçi tarafı da bunu kabul edecektir. En fazla büyümesen pay isteyebilirler ama o da zaten yüzde 2 civarında olur” dedi.

Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu ise şunları söyledi: “Öncelikle OVP’de 2024 tüketici enflasyonu tahmini yüzde 33 idi. Bunun tutmayacağını, TCMB’nin 3. çeyrek aylık enflasyon yüzde 2.5, 4. çeyrek yüzde 1,5 tahminine göre bile 9 puan şaşacağını biliyoruz. Bunun üzerine bir de 4 puan yıllık büyümeden refah payını koyunca bir kere asgari ücretliler 2025’e 13 puan alacakla başlıyor.

2025 için öngörülen yüzde 14 yerine gerçekleşme şansı bulunan diyelim yüzde 25 gibi bir oran geçerse, ikisinin bileşik sonucu yüzde 42.5 olur. Böyle bir oran kabul görebilir. Ama hatırlayalım kamu çalışanları ve emeklileri için 2025 toplu sözleşme zammı 6 aylık dönemler için yüzde 6 ve yüzde 5. Yani bu program emekçiyi ezmeyi bu yolla enflasyonu aşağı çekmeyi amaçlıyor.”

Paylaşın

“Türkiye’nin En Yoksul Kenti”nde Esnaf Bir Bir Kepenk Kapatıyor

Hakkari Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği Başkanı Muharrem Tekin, “Son 7 ay içerisinde ilimizde genelinde 130 esnafı kepenk kapattı ve çok korkunç bir durum” dedi ve ekledi:

“Daha da çok korkunç olan bir rakam ise son bir ay içerisinde Hakkâri’de 50 işletmemizin, ‘Ben bu işimi yapamıyorum iflas ettim, kepengi kapatıyorum’ diyerek, iflas bayrağını çekmesidir. Hakkâri üzerindeki bu yasakçı ve yanlış politikalar devam ettiği müddetçe yarın öbür gün daha fazla esnafın kepenk kapatmasına neden olacaktır. Bununla birlikte işsizliğin çok daha fazla artabileceğinin de bir göstergesidir.”

Hakkari merkezde esnaflar bir bir kepenk kapatıyor. Hakkari Esnaf ve Sanatkârlar Odası Birliği (HESOB) verilerine göre, kentte 2023 yılında 261, 2024 yılının ilk 6 ayında 80, son bir ayda ise 50 esnaf ekonomik kriz ve yasaklar nedeniyle iflas ederek, kepenk kapattı.

HESOB Başkanı Muharrem Tekin, turizm alanında yüksek bir potansiyele sahip olan kentte 3 sınır kapısı bulunduğunu aktardı. Tekin, söz konusu potansiyele rağmen Hakkari’nin ülkenin en yoksul kentlerinin başında yer aldığını söyledi.

Gençlerin işsizlik oranına dikkati çeken Tekin, “Hakkari’nin ticari ve turizm hayvancılık alanda ciddi bir potansiyeli olmasına rağmen bu potansiyel bugüne kadar hiç kullandırılmadı. 3 sınır kapısı olmasına rağmen bu kapılar işlevsiz bir durumda. Her 3 sınır kapısı, sadece insanların seyahat edebilmesi ve yolcunun beraberinde bir şeylerin getirilebilmesine yarıyor. Onunda dışında bir katkısı yok” dedi.

Hakkari’de 10 milyon küçük ve büyükbaş hayvan yetiştirilebileceğine vurgu yapan Tekin, yayla yasakları ve bölgede temizlenmemiş mayın ve patlayıcılar nedeniyle bu potansiyele bir türlü ulaşılamadığını ifade etti. Tekin, yasak ve patlayıcı maddeler nedeniyle insanların hayvancılık yapmaktan kaçındığını dile getirerek, bu durumun sürmesi halinde daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalınabileceği uyarısında bulundu.

Kentte organize sanayi bölgesinin olmadığına dikkati çeken Tekin, sanayi ve üretimin olmaması nedeniyle işsizliğin arttığını ifade etti. Tekin, “İşsizliğin temel nedenlerinden biri organize sanayinin olmamasından kaynaklıdır. Son 7 ay içerisinde ilimizde genelinde 130 esnafı kepenk kapattı ve çok korkunç bir durum. Daha da çok korkunç olan bir rakam ise son bir ay içerisinde Hakkâri’de 50 işletmemizin, ‘Ben bu işimi yapamıyorum iflas ettim, kepengi kapatıyorum’ diyerek, iflas bayrağını çekmesidir. Hakkâri üzerindeki bu yasakçı ve yanlış politikalar devam ettiği müddetçe yarın öbür gün daha fazla esnafın kepenk kapatmasına neden olacaktır. Bununla birlikte işsizliğin çok daha fazla artabileceğinin de bir göstergesidir” diye konuştu.

“Esnaf kriz nedeniyle sıcak paraya kavuşamıyor”

Türkiye’de belirsiz bir ekonomi politikası olduğunu, bu belirsizliğin istikrarsızlığın göstergesi olduğunu dile getiren Tekin, esnafın bu politika nedeniyle her gün artan maliyetlerle karşı karşıya kaldığını kaydetti. Esnafın gün içinde daha ucuza sattığı bir ürünü bir başka gün daha yüksek fiyattan almak zorunda kaldığını belirten, “Hakkari, ulaşım açısından Türkiye’de en uzak kentlerden biri. Kentimize gelen ürünler nakliye fiyatları ve akaryakıt fiyatlarında artış olması nedeniyle maliyetlerin yüksek olmasına neden oluyor. Esnaf kriz nedeniyle sıcak paraya kavuşamıyor. Faizlerinin artması nedeniyle rahat şekilde krediye ulaşamıyor. Halk ve esnaf nakit para bulmada sıkıntı yaşıyor ve en önemlisi de insanlarımızın halkımızın alım gücünün düşmesi nedeniyle esnaflar iflas bayrağını çekiyor. Vatandaşın alım gücü düştükçe esnaf eskisi gibi iş yapamıyor. Hem maliyetlerinin artması, hem de eskisi gibi esnafın iş yapamaması kepenk kapatmaya neden oluyor” şeklinde konuştu.

Hakkari’nin ticaretinin önünü açılması için öncelikli olarak, kentteki üç sınır kapısının da acilen araç ticaretine açılmasının gerektiğini belirten Tekin, “Sınır kapılarında insan geçişlerinin ve araç geçişlerinde kota uygulanmasına son verilmesi gerekiyor. Kentte, hayvancılığın açılması, yayla yasakların son bulması ve en önemlisi organize sanayi bölgesi kurulması, başta kentimiz olmak üzere tüm Türkiye’yi ve komşu ülkeleri kalkındıracaktır. Bu 3 çözüm önerisi kentteki, işsizlik oranının büyük bir kısmını karşılayacaktır” önerisinde bulundu.

(Kaynak: Mezopotamya Ajansı)

Paylaşın

AK Parti’nin 23. Kuruluş Yılı: Erdoğan’dan Değişim Mesajı

AK Parti 23. Kuruluş Yıl dönümü Programı’nda konuşan Erdoğan, 22 yıllık iktidarında ilk kez 31 Mart’taki yerel seçimlerde net bir yenilgiye uğrayan ve sandıktan ikinci parti olarak çıkan partisinde kapsamlı bir revizyona gidileceği mesajı verdi.

Erdoğan, “Önümüzdeki aylarda başlatacağımız Büyük Kongre sürecimizi sadece bir ‘vitrin yenilenmesi’ olarak değil, milletimizin bizden beklediği kapsamlı değişimin ana zemini olarak görüyoruz. Kendini yorulmuş hisseden varsa, bitkin hisseden varsa, onlardan kenara çekilip biraz soluklanmalarını istiyoruz. Hangi görevde olursa olsun hiçbir arkadaşım, koltuğuna yaslanıp rehavete kapılma lüksüne sahip değildir.

Milletin ve ümmetin umudunu heder edenlere hoşgörü göstermeyiz, gözünün yaşına da bakmayız. Yenilenerek, güçlenerek, tazelenerek ilerlerken, kimsenin bize ayak bağı olmasına müsaade etmeyiz. Bakanlarımız, belediye başkanlarımız, tüm teşkilatımız, her bir arkadaşımız işine odaklanacak” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen AK Parti 23. Kuruluş Yıl dönümü Programı’nda konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Tam 23 yıldır AK Parti’nin ülkeye ve millete hizmet sancağını taşıyanlara tek tek teşekkür ediyorum. Binlerce yıllık bu sevdaya gönül veren bu büyük yolculuğa eşlik eden tüm kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Hiç şüphesiz en büyük teşekkürü aziz milletimiz hak ediyor. Pınarhisar’dan bu yana bizi çok güçlü şekilde destekleyen, saldırılarda yanımızda duran necip milletimize şahsım ve milletim adına teşekkürlerimi arz ediyorum.

AK Parti’nin 23’üncü yaşının ülkemize, milletimize, demokrasimize ve insanlığa hayırlı olmasını rabbimden niyaz ediyorum.

AK Parti bundan 23 sene önce milletin umudu olarak, milletimiz tarafından kuruldu. 14 Ağustos 2001’de biz o güne kadar dalga dalga büyüyen gönül hareketinin tabelasını astık. Kefenimizi giyerek başlattığımız mücadelemizde emanetin emin ellerde olacağının sözünü verdik. 23 sene önce problemlerin altında ezilen Türkiye’ye özgüvenini aşıladık. Muhafazakar demokrat kimliğimizle milletimizin ruh köküne sadık kalarak kronik sorunları çözmeyi vaat ettik. Dip dalga hareketi olarak kurulan AK Parti kısa sürede milyonların umudu haline dönüştü. Toplumun her kesiminden muazzam bir teveccüh gördük. Milletimiz AK Parti’de yıllar sonra kendini gördü, kendi değerlerini temsil eden samimi, liyakatli, gayretli kadrolar gördü.

Türkiye’yi yönetme mesuliyetini devraldığımızdan itibaren milletimize karşı görevlerimizi yerine getirmenin çabasındayız. Ürken, çekinen, korkan değil; meselelerin üzerine cesaretle giden, çözüme odaklanan anlayışla hareket ediyoruz. Bugüne kadar nice engelle karşılaştık. Yol boyunca nice badireler atlattık. Bizi hizmetten, çalışmaktan alıkoymak isteyen sinsi senaryolarla muhatap olduk. Pek çok tehditle mücadele ettik.

Ankara’nın göbeğinde darbe çığırtkanlığı yaptılar. Partimizi kapatmaya kalktılar. 367 diye bir şey uydurarak milletin iradesine ipotek koymak istediler. Gezi olaylarında sokaklarımızı ateşe verdiler. PKK’dan FETÖ’ye bütün bunlara varıncaya kadar bütün taşeronları üzerimize saldılar. 17-25 Aralık’ta haşhaşileri 15 Temmuz gecesi TSK içindeki hainleri kullanarak milletin iradesine çökmeye kalkıştılar. Sandığın itibarına gölge düşürmek için sayısız yola başvurdular. Türkiye ne zaman kendini toparlasa bir bahane üretip bizi yolumuzdan çevirmeye çalıştılar. Bunların hiçbirine eyvallah etmedik.

14 Ağustos 2001 tarihinde büyük bir heyecanla yola revan olurken milletimize verdiğimiz sözleri tutmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Partimiz 23’üncü yaşını kutluyor. Kesintisiz iktidarımız 22 yılı dolduracak 22 yılımız hizmet ve eser üretmekle geçti. Emeklilerimiz, memurlarımız, işçimiz, sanayicimiz, kadınlarımız ülkemizin kalkınma ve demokrasi hamlelerinin en yakın tanığıdır. Elini vicdanına koyup objektif değerlendirmeler yapan herkes AK Parti’nin ülkemize kazandırdıklarını takdir etmektedir.

AK Parti’yi kurduğumuzda ülkemizin nüfusu 68 milyondu, bugün 85,5 milyona ulaştı. Türkiye nüfusu yüzde 25 arttı. Nüfusumuz artarken Türk ekonomisi iki kat, üç kat arttı. Sağlık milletimizin duasını aldığımız alanların en başında geliyor. Sağlık çalışanı sayısını 3 kat yükselttik. Merdiven altında adalet dağıtılan eski Türkiye’ye son verdik. Asrın projesi Marmaray’ı, Orhan Gazi, 15 Temmuz Çanakkale Köprülerini, tünelleri ve pek çok ulaştırma projesini milletimize sunduk. 26 olan havalimanı sayımız 58 oldu.

Baraj sayımızı 276’dan aldık 742 baraj inşa ederek 1018’e ulaştırdık. Turizmde ülkemizi ziyaret eden kişi sayısını 15 milyonda 57 milyona çıkardık. Dışişlerinde temsilcilik sayımızı 163’ten 261’e çıkararak diplomatik ağı en geniş 3’üncü ülke olduk. Türkiye’nin otomobili TOGG artık yollarda. Savunma sanayinde yerlileşme hamlesini başardık. Kişibaşı milli gelirimiz 3 bin 608 dolarken, 2023 yılında 13 bin 110 dolar seviyesine ulaştı.

Türkiye’nin AK Partili yılları her alanda Cumhuriyet tarihinin en parlak dönemi olarak kayıtlara geçmiştir. Bizim anlayışımızda ekonomik kalkınma demokrasiden bağımsız değildir. Ekonomimizi büyütürken demokrasimizin standartlarını genişletmekten geri durmadık. Türkiye’de sivil siyasetin alanını da genişlettik. Hak ve özgürlükler sahasında ülkemizde sessiz devrime imza attık. Türkiye’yi yasakların, baskıların ve korkuların kol gezdiği ülke olmaktan çıkardık. Milli iradenin üzerinde ne kadar vesayet odağı varsa hepsine karşı tavizsiz mücadele yürüttük.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle doğrudan halkın iradesiyle yönetim sistemi değişikliğine gittik. Kimsenin ötekileştirilmediği, terörü ve şiddeti övmediği müddetçe her türlü düşüncenin ifade edildiği bir yapıyı ülkemiz genelinde büyük oranda hakim kıldık.

23 yılda Türkiye çok büyük değişim geçirdi. Ülkemiz umutlarını yeniden yeşertti. Milletimiz özgüvenini yeniden kazandı. Bizim lugatımızda durmak, bitti kelimesi olmadı. Türkiye’yi rekorlara ulaştırdık ama bitti demedik. Her zaman kendimizle yarıştık. Bu millet için çalışmak şereftir. Ter dökmek ibadettir. Biz bu şuurdan hamd olsun hiç uzaklaşmadık.

Bugüne kadar milletimizin başını önüne eğdirmedik. Bundan sonra da milletimize mahcup olmayacağız. Aynı aşkla, şevkle bu yolda yürümeye devam edeceğiz. Tarih tüm bu başarılara öncülük eden AK Parti’yi hayırla yad edecektir.

Zamanın ruhu alışılan siyaset tarzını değişime zorlamaktadır. Biz de buna uygun politikalar geliştirmek zorundayız. Halktan yükselen değişim dalgasının ürünü olan AK Parti’nin yeni dönemin ruhunu ıskalaması düşünülemez. AK Parti’nin siyaset yapacağı yer Türkiye’nin merkezidir. Özeleştirimizi samimiyetle yapıyoruz, eksiğimiz varsa üzerine cesaretle gidiyoruz.

Büyük kongre maratonumuzu sadece bir vitrin yenilenmesi olarak değil, kapsamlı değişimin ana zemini olarak görüyoruz. Kendini yorulmuş hisseden varsa onlardan kenara çekilmelerini istiyoruz. Hiçbir arkadaşım koltuğuna yaslanıp rehavete kapılma lüksüne sahip değildir. Heyecanını kaybedenler millete hizmetin önünde olmamalıdır. Biz bu aziz milletin umuduyuz. Buna bizim de tahammülümüz olamaz. Kimsenin bize ayakbağı olmasına müsaade etmeyiz.

2028 seçimlerine kadar canla başla çalışmaya, üretmeye, milletimize hizmete devam edeceğiz. 2028 seçimlerinde de milletimiz gayretimizi, tecrübemizi takdir edecek ve emaneti yine AK Partili kadrolara teslim edecektir. Birilerinin gazıyla iktidar hayali kuranlar yine hüsrana uğrayacak, yine avuçlarını yalayacak.

AK Parti milletin partisidir. Türkiye için hayal kuran, çalışan, üreten, koşturan herkese AK Parti çatısı altında yerimiz var. Kuruluşumuzdan itibaren saflarımızı genişletmeye gayret ettik. Farklılıklarımızı büyütmek yerine müştereklerimize odaklandık.

Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı sınamalar yeni siyaset tarzına ihtiyacı had safhaya çıkarmıştır. İktidar ve muhalefetiyle daha fazla konuşmamızı, temas ve diyaloğu elzem kılıyor. Milli çıkarlarımız konusunda kararlılık göstermemiz gerekiyor. Hepimiz aynı gemideyiz. Gemideki delikleri büyütmenin, yeni delikler açmanın kimseye faydası olmaz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak uzlaşmacı ve yapıcı tavrımızı sürdüreceğiz.

Eksiğimiz, kusurumuz elbet vardır ama millete ihanetimiz asla söz konusu değildir. Bu çizgiden hiçbir zaman sapmayacağız. Ekonomide sıkıntıları çok iyi biliyoruz. Enflasyonda düşüş başladı. Fiyat istikrarını sağlayacak enflasyonu tek haneli oranlara çekeceğiz. Kısa süre içinde dar gelirliler ve emekliler için rahatlatacak seviyelere ulaşacağız.”

Paylaşın