CHP’de “Ön Seçim Ve Dönem Sınırlaması” Masaya Yatırıldı

4 – 9 eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan ve tüzük değişikliklerinin ele alınacağı CHP’nin 20. olağanüstü kurultayı için dün toplanan CHP Parti Meclisi’nde dönem sınırlaması ve ön seçim yönetimi masaya yatırıldı.

Bazı Parti Meclisi (PM) üyeleri ön seçimin hakim gözetiminde olması ve dönem sınırlamasının geçmişe dönük de uygulanması gerektiğini savundu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi (PM), tüzük değişikliği gündemiyle toplandı. CHP Lideri Özgür Özel, Parti Meclisi üyelerinin tüzük değişikliğine yönelik önerilerini dinledi. Parti Meclisi üyelerinin bir bölümü, taslak metnin, eski tüzüğe göre daha ilerici olduğunu dile getirdi. Toplantıda en büyük tartışma ise ön seçim ve dönem sınırlaması konularında yaşandı.

BirGün’den Mustafa Bildirci’nin CHP kaynaklarından edindiği bilgiye göre bazı Parti Meclisi üyeleri, milletvekillerini belirlemede genel merkeze yüzde 15 kontenjan verilmesinin, “Milletvekillerinin 90’ının Genel Merkez’den belirlenmesi” anlamını taşıyacağı gerekçesiyle itiraz etti. CHP Lideri Özel ise itirazlara karşı, “Genç ve kadın kotası” vurgusu yaptı. Özel, kontenjanın tamamının genç ve kadınlar için kullanılacağını belirtti. Öte yandan Özel, kontenjanın kullanılacağı seçim çevresinin, “Öneriler doğrultusunda” değiştirilebileceğini dile getirdi.

PM toplantısında öne çıkan bir diğer tartışma ise ön seçim uygulamasına dönük oldu. Edinilen bilgiye göre, bazı PM üyeleri ön seçimin hakim gözetiminde yapılmasını istedi. CHP Lideri Özel ise hakim gözetiminde yapılacak bir önseçimde Genel Merkez’in kontenjanının kullanılamayacağı ve bazı seçim çevrelerinde seçim yenilgisine yol açabileceğini savundu. Genel Merkez, “Örgüt gözetiminde yapalım, çıkan sonuca uyalım” görüşünü kaydetti.

Toplantıda, Kasım 2023’te gerçekleşen kurultayda da tartışma yaratan çarşaf liste konusu da gündeme geldi. Blok listenin yarışı kısıtladığını savunan bazı Parti Meclisi üyeleri, “Çarşaf liste, yarışı güçlendirir, herkesin yarışa dahil olmasını sağlar” yorumunu yaptı. CHP Genel Başkanı Özel, bu yoruma sıcak baktı.

CHP PM Toplantısı’nda, tüzük değişikliğine yönelik öneriler arasında yer alan dönem sınırlaması da masaya yatırıldı. Bazı PM üyeleri, dönem sınırlamasının hemen uygulanması gerektiğini söyledi. CHP Lideri Özgür Özel, önerinin gözden geçirileceğini ifade etse de CHP kaynakları, “Bu, hukuken mümkün olmaz” diyerek dönem kuralının yeni tüzüğün yürürlük tarihi itibarıyla uygulanması gerektiğini bildirdi.

CHP’de bazı PM üyeleri, MYK’nin de PM tarafından belirlenmesi gerektiğini vurguladı. Özel’in bu talebi not aldığı aktarıldı.

Paylaşın

Cevdet Yılmaz “Orta Vadeli Program” İçin Tarih Verdi

TÜİK’in açıkladığı büyüme verilerini değerlendiren Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Orta Vadeli Program’ın (OVP) 5 Eylül’de açıklanacağını söyledi. Yılmaz, OVP’nin Erdoğan’ın onaylaması ve Resmi Gazete’de yayınlanması gerektiğini de belirtti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı büyüme verileri ve Orta Vadeli Program (OVP) ile ilgili açıklamalar yaptı. Yılmaz’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Tüketimin iç talebim payı gerilerken dış talebin net ihracatın payının yarıdan fazlasının dış talep kaynaklı net ihracat kaynaklı olduğunu görüyoruz. Bu gerçekten sevindirici ve bizim de öngörülerimizle uyumlu. Büyümeyi yorumlarken dünyadaki durumu Bölgemizdeki durumu da mutlaka dikkate almamız lazım. Büyüme oranlarımız tarihsel ortalamaların bir miktar altında. Niye böyle 2 temel meselemiz var.

Bir taraftan Tabii enflasyonu düşürmek için sıkı bir politika izliyoruz, sıkı para politikası disiplinli maliye politikası bunun şüphesiz etkileri var. Diğer taraftan dünya talebi dünya büyümesi de iyi değil Maalesef dünya büyümesine baktığınızda özellikle temel pazarımız olan Avrupa’ya baktığınızda maalesef büyüme oranları çok düşük. 2023 yılında sadece 0,5 oranında büyüyebilmiş Avrupa yüzde biri bile olmamış.

2024’te 0.9 büyüme bekleniyor Avrupa’da. Dünya büyümesine baktığınızda %3’ler civarında dolaşıyor. İşte dünyanın da tarihsel ortalamaların altında büyüdüğü bir dönemdeyiz. Buna ilave olarak bölgemizde jeopolitik gelişmeler gerilimler maalesef son bir yılda artmış durumda kuzeyimizde malum Ukrayna, Rusya çatışması yoğun bir şekilde devam ediyor. Güneyimizde de hepimizin içini yakan manzaraları Gazze’de görüyoruz ve bölgesel yansımalarını da görüyoruz. Bütün bu ortam içinde bir de geçen yıl tarihimizin en büyük deprem afetini yaşadık. 11 ilimizi 14 milyon nüfusumuzu etkileyen bir deprem bu.

Uzun bir süredir çalışıyoruz güncellenmiş OVP ile ilgili. Bir taraftan teknik çalışmalar yürütüyor kurumlarımız, Strateji Bütçe Başkanlığımız Cumhurbaşkanımıza bağlı biliyorsunuz yoğun bir şekilde bu konuları çalışıyor. Hazine Maliye Bakanlığımız yine yoğun bir şekilde mesai sarf etti. Diğer ilgili tüm bakanlıklarımız çalıştılar fakat teknik çalışmalarla da yetinmedik. İlgili tüm kesimlerle katılımcı bir anlayışla istişare sürecini de yine yürüttük.

Paylaşın

Yeniden Refah Partisi’nde İstifa Furyası

Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar’ın Yeniden Refah Partisi’nden istifa etmesinin ardından birçok belediye meclis üyesinin de YRP’den istifa ettiği öğrenildi.

Sözcü’den Evren Demirdaş’ın haberine göre; YRP’den istifa eden belediye meclis üyeleri şunlar: Ahmet Oruç, Sait Ağan, Cuma Demir, Osman Kaya, Mehmet Alak, Mehmet Şık, Celal Yeten, Ahmet Yıldız, Şavak Açar.

Gülpınar, gazetecilere yapmış olduğu açıklamada yeni bir partiye geçmeden bağımsız başkanlık görevini sürdüreceğini söyledi. Sözcü TV’de açıklamalarda bulunan Fatih Erbakan, Gülpınar’ın AK Parti’ye geçme ihtimaline ilişkin, “Kendisi için ‘sirk cambazı’ ve ‘Zübük’ ifadelerini kullanan bir yapıya giderse diyecek bir şey yok” ifadelerini kullandı.

Gülpınar’ın “Kararı YRP ile istişare ederek aldık” sözlerine yanıt veren Erbakan “Bir takım duyumlar geliyordu ama kesin bir bilgi yoktu. Biz açıklamasına şaşırdık. Herhangi bir istişare olmadı bizimle. Üzülerek söylüyorum bizimle bir istişare olmadı. İstişare kelimesi çok mantıklı değil. Bilgi olarak da söylüyorsa öyle bir şey de olmadı” dedi.

Erbakan Gülpınar istifa duyurusunu yaptığı meclis toplantısındaki konuşmasına da değinerek, “Bugün belediye meclis üyeleriyle yaptığı toplantıda da kendisi bizzat söylüyor ‘Ben anket yaptırdım halkın yüzde 79’u istifa etme diyor ama ben çalışamıyorum, baskılar oluyor, projelerim onaylanmıyor, taleplerim geri çevriliyor o nedenle istifa edeceğim diyor. Yüzde 79’a rağmen yapılan bir işten hayır geleceğini zannetmiyorum” ifadelerini kullandı.

Partisinden 14 belediye başkanının istifa edip AK Parti’ye geçtiğinin anımsatılması üzerine Erbakan şu yanıtı verdi: “AK Parti bugün Türkiye’nin en hızlı küçülen partisi. Adeta bir kar topu gibi eriyor. Her ay yüzbinlerce üye kaybı ve yapılan ciddi kamuoyu yoklamalarında da ayda yüzde 5 ila 6 oranından oy kaybediyor. Bugün kararsızlar dağıtılmadığında yüzde 20 civarında görünüyor. Karasızlarla beraber yüzde 25 civarında AKP”

Erbakan’ın bu açıklamalarını Kasım Gülpınar, Sözcü TV’ye değerlendirdi. Serap Belovacıklı’ya konuşan Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Kasım Gülpınar, “Ben halkla istişare ettim. Beni belediye başkanlığına yönlendiren de onlardı. Halkla istişare neticesinde halk da çoğunlukla benim AK Parti’ye geçmemi istemiyor. Benim bağımsız devam etmemi istiyorlar” dedi.

Şirk cambazı sözleriyle ilgili de Gülpınar, “Polemiğe girmeyeyim. Fatih bey naif ve saygın bir insan ama ben polemiğe girmek istemiyorum. Netice olarak ben bağımsız devam edeceğim”  dedi.

Paylaşın

Kuş Embriyoları Ebeveynlerini Dinliyor!

Martılar üzerine yapılan yeni bir araştırma, yavru embriyoların yumurtanın içinden ebeveynleri arasındaki konuşmaları dinlediğini ve embriyoların duyduklarından davranışsal olarak etkilerini ortaya koydu.

Haber Merkezi / Glasgow Üniversitesi’nde Francisco Ruiz-Raya ve Vigo Üniversitesi’nden Alberto Velando, İspanya’nın Sálvora Adası’nda yaşayan 44 sarı bacaklı martı ailesini inceledi. Ruiz-Raya ve Alberto Velando, her yuvadan iki kardeş yumurta aldılar ve bunları yapay kuluçka makinelerinde farklı seslere maruz bıraktılar.

Yumurtaların yarısı çok konuşan ebeveynlerin ses kayıtlarını dinlerken, diğer yarısı ise daz az konuşan ebeveynlerin seslerine maruz bırakıldı. Yavrular yumurtadan çıktıktan hemen sonra, her iki kardeş martılar birlikte büyütülmek üzere bir martı koruyucu ailesine yerleştirildi.

Ruiz-Raya. “Kardeş martılar arasındaki tek fark, doğum öncesi gelişim sırasında ebeveyn iletişiminin farklı ipuçlarına maruz kaldıkları bu kısa dönemdi” dedi ve ekledi: “Ortak bir genetik geçmişe sahiplerdi ve aynı aile bağlamında yetiştirildiler.”

Ruiz-Raya ve Velando’nun bulguları, doğum öncesi sese maruz kalmanın martı yavruları üzerinde uzun süreli fizyolojik ve davranışsal etkilere sahip olduğunu göstermektedir.

Daha çok konuşan ebeveyn seslerine maruz kalan yumurtaların çatlaması daha uzun sürdü. Ayrıca, kardeş martılar arasındaki gelişim mekanizmalarında değişiklikler gözlemlendi. Araştırmacılar özellikle, daha az konuşan ebeveynlere doğum öncesi maruz kalan yavru martılar hormonal stres tepkisinde ve DNA metilasyonunda (hangi genlerin hangi zamanlarda aktif olduğunu değiştiren biyolojik bir değişiklik) artışlar buldular.

Araştırmacılar, yavruların uçmaya başlayana kadar büyümesini ve beslenmesini, koruyucu ebeveynleriyle ne kadar iyi iletişim kurduklarını değerlendirmek için izlediler. Daha fazla konuşan ebeveyn seslerine maruz kalan yavruların, daha az konuşan ebeveynlere maruz kalanlara göre daha sesli yalvarma davranışı gösterdiğini ortaya koydular.

Araştırma sonuçlarını değerlendiren Ruiz-Raya, “Embriyoların bilgi edinebildiğini ve ebeveyn – yavru çatışmasında aktif rol oynadığını göstermek heyecan verici” dedi ve ekledi:

“Bu çalışmanın diğer şaşırtıcı sonucu, bu belirli doğum öncesi olayların doğum sonrası yaşamda, hatta muhtemelen yetişkinlikte bile kalıcı bir etkiye sahip olabilmesiydi. Bu, sosyal çevrenin gelişmekte olan embriyolar için bile ne kadar önemli ve sonuç verici olduğunun farkında olmamız gerektiğini gösteriyor.”

Paylaşın

Biden’dan Netanyahu’ya “Barış İçin Yeterli Çaba Göstermiyor” Eleştirisi

Beyaz Saray’da basın mensuplarıyla bir araya gelen ABD Başkanı Joe Biden, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Gazze’de ateşkesin sağlanması için yeterli çaba sarf etmediğini söyledi. 

Haber Merkezi / Biden, Gazze’de Hamas’ın elindeki rehinelerin serbest bırakılmasına yönelik nihai bir teklif sunmaya çok yakın olduklarını belirtti. Biden, nihai anlaşma teklifi sunup sunmayacaklarına ilişkin soruları yanıtlarken buna çok yakın olduklarını belirtti; bu anlaşmanın önceki tekliflerle kıyaslandığında başarı şansının ne olduğu yönündeki soruyu da “Umut hiçbir zaman tükenmez” sözleriyle yanıtladı.

Washington Post gazetesi, 2 Eylül’de yayımlanan haberinde ABD’nin İsrail ve Hamas’la nihai bir “ya kabul et ya da terk et” anlaşması yapmaya hazırlandığını iddia etmişti.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 48 artarak 40 bin 786’ya yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 70 artarak 94 bin 224’e çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

İngiltere Dışişleri Bakanlığı İsrail’e yönelik silah ihracatına kısıtlama getirileceğini duyurdu. Satış lisansı askıya alınan ihraç kalemleri arasında askeri ekipman parçaları ve yer hedeflemede kullanılan helikopterler ile İnsansız Hava Araçları (İHA) da var.

Öte yandan İsrail haftaya genel grevle başladı. Gazze’de tutulan rehinelerin geri alınamamasını protesto etmek için İsrail’de yapılan genel grev çağrısı, Pazartesi günü ülkenin ana uluslararası havaalanı Ben Gurion dahil ülke çapında kapanmalara ve aksaklıklara yol açtı. Ancak bu çağrının bazı bölgelerde görmezden gelinmesi, ülkedeki derin siyasi bölünmeleri yansıttı.

Gazze’de altı rehinenin ölü bulunmasının ardından 10 binlerce İsrailli Pazar günü geç saatlere kadar sokaklardaydı. Aileler ve halkın büyük bir kısmı Başbakan Benyamin Netanyahu’yu suçladı ve yaklaşık 11 aydır devam eden savaşı sona erdirmek için Hamas’la bir anlaşma yapılarak, rehinelerin sağ olarak iade edilebilmesinin sağlanabileceğini söyledi.

Bazılarıysa Netanyahu’nun 7 Ekim’de İsrail’e saldırarak savaşı tetikleyen Hamas’a yönelik askeri baskıyı aralıksız sürdürme stratejisini destekliyor ve stratejinin, militanları İsrail’in taleplerine boyun eğmeye zorlayacağını, kurtarma operasyonlarınınn daha başarılı olacağını ve nihayetinde örgütü yok edeceğini düşünüyor.

İsrail’in en büyük sendikası Histadrut, savaşın başlangıcından bu yana ilk kez bu hafta başı için genel grev çağrısında bulundu. Grevin amacı bankacılık, sağlık hizmetleri ve ülkenin ana havalimanı Ben Gurion’un işletimi dahil ekonominin önemli sektörlerini kapatmak veya aksatmak oldu.

Ben-Gurion Uluslararası Havalimanı’ndaki havayolları sabah 08.00-10.00 arasında kalkış uçuşlarını durdurdu. Bu uçaklar ya erken kalktı ya da biraz gecikti. Sınırlı kesintiye rağmen yolcuların check-in kontuarlarında sıraya girdiği görüldü. İsrail Havaalanları İdaresi’ne göre bu süre zarfında havaalanına gelen uçuşlar her zamanki gibi aksamadan devam etti.

Grev nedeniyle bankalar, bazı büyük alışveriş merkezleri ve devlet daireleri kapalı ve toplu taşıma sınırlı sağlanıyor. Tel Aviv dahil İsrail’in yoğun nüfuslu merkezi bölgesindeki belediyeler greve katılıyor, bu da okul saatlerinin kısalmasına ve kamuya açık kreşlerle anaokullarının kapanmasın yol açtı.

Ancak Kudüs dahil birçok belediye, greve katılmıyor. İsrail medyası, devletin grevin siyasi amaçlı olduğunu öne sürerek iptal edilmesi için mahkemeye başvurduğunu bildirdi.

Pazar günkü gösteriler savaşın başlangıcından bu yana en büyük gösteri olarak nitelendi. Gösterileri düzenleyenler 500 bin kadar kişinin ülke çapındaki etkinliklere ve Tel Aviv’de düzenlenen ana mitinge katıldığını açıkladı.

Netanyahu’nun Gazze’de tutulan ve üçte birinin öldüğü düşünülen yaklaşık 100 rehineyi iade etmesi için bir anlaşmaya varmasını talep eden protestocular, bunu savaş süresince yıpranan Hamas’ı olduğu gibi bırakıp bölgeden çekilmek anlamına gelse bile istediklerini dile getiriyorlar. Birçok İsrailli bu görüşü desteklerken diğerleri, rehinelerin özgürlüğünden çok militan grubun yok edilmesine öncelik veriyor.

Gazze’de 86 bin çocuk felci aşısı yapıldı

Ayrıca Birleşmiş Milletler Filistin Yardım ve Çalışma Ajansı (UNRWA), Gazze Şeridi’nden başlatılan aşı kampanyasında ilerleme sağlandığını ancak ailelerin aşı merkezlerine ulaşmakta zorlandığını kaydetti. UNRWA, devam eden askeri saldırılar nedeniyle aşıların dağıtımında da sıkıntılar yaşandığını belirtti. Kuruluşun verdiği bilgilere göre sadece belirli bölgelerde yerel saatle 06.00 ile 14.00 arasında insani ara uygulanıyor.

UNRWA Sözcüsü Louise Wateridge, çatışmaların tamamen durmadığını, gece ve öğleden önce askeri saldırıların sürdüğünü kaydetti. Bazı aileler için aşı merkezlerine gitmenin tehlikeli olduğunu ifade eden Wateridge, mobil aşı ekipleri için de bu ailelere ulaşmanın zor olduğunu söyledi. Pazar günü 86 bin çocuğun çocuk felcine karşı aşılandığını ifade eden Wateridge, Salı gününe kadar Gazze Şeridi’nin orta bölgesinde bulunan 10 yaş altı yaklaşık 156 bin çocuğa erişim sağlanmasının hedeflendiğini belirtti. Wateridge, çocukların dört hafta sonra ikinci doz aşıya ihtiyacı olduğunu da hatırlattı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Gazze Şeridi’nde olası çocuk felci salgının engellenmesi için bölgedeki çocukların yüzde 90’ından fazlasının aşılanması gerektiğini vurguluyor. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, 23 Ağustos’ta Gazze’nin Deyr el-Balah kentinde 10 aylık bir bebeğin çocuk felci nedeniyle kısmi felç geçirdiğinin doğrulandığını duyurmuş, hastalığın yayılmasından büyük endişe duyduklarını açıklamıştı.

DSÖ daha önce de Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus ile orta kesimindeki Deyr el-Belah kentlerinde tür iki çocuk felci virüsü tespit edildiği bilgisini paylaşmıştı. BM’ye göre İsrail – Hamas savaşı nedeniyle Gazze’de rutin aşılamanın yapılamaması, 25 yıl sonra hastalığın yeniden yayılmasında etkili oldu.

Paylaşın

Erdoğan: Nefret Siyaseti Fayda Getirmez

Adli Yılı Açılış Töreni’nde konuşan Erdoğan, “Adalete kolay erişim ile onarıcı ve telafi edici adalet uygulamalarını da sistemimize kazandıracağız. Türkiye kuşatıcı ve özgürlükçü bir anayasaya da hazırdır. Yeni anayasa meselesinin önündeki en büyük engel ise önyargılardır” dedi ve ekledi:

“Özellikle muhalefet çevrelerinde bir özgüven eksikliği görüyoruz. Kemikleşmiş önyargılardan kaynaklı bir kakofoni yürüyor. Yeni anayasayı da haklarımızı, kardeşliğimizi içeren bir toplum sözleşmesi olarak görüyoruz. Hep birlikte ülkemizi geleceğe taşıyacak bir anayasa hazırlayacağız. Darbe mahsulü mevcut anayasadan kurtulma vakti geldi, biz samimi ve kararlıyız. Sorunlarımızı kavga ederek değil ancak konuşarak yaparız.”

Erdoğan, konuşmasının devamında “Nefret siyaseti fayda getirmez. Hakaret edenleri kahramanlaştıranı millet affetmez. Son günlerde altı harlanan nefret ve kavga siyasetinin demokrasimize, milletimize fayda sağlamadığını herkesin görmesi, buna göre siyaset üretmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2024 – 2025 Adli Yılı Açılış Töreni’nde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Yargıtay Başkanımız Sayın Ömer Kerkez’i canı gönülden tebrik ediyorum ve görevinde başarılar diliyorum. Toplumun huzuru iç barışı, refahı için vazgeçilmez kavramlar vardır. Bunların en başında adalet gelir. Osmanlıyı asırlarca yaşatan formül de adalettir. Devletin temel direği varlık sebebi meşruiyet kaynağı adalettir. Refah toplumunu inşa etmenin yolu da adaletten geçer.

Siyasetimizin merkezine kalkınmayla birlikte adaleti yerleştirdik. Yaklaşık 22 yıla ulaşan iktidarlarımız boyunca bu önceliğimize hep sadık kaldık. Devlet ve vatandaş arasındaki bağı güçlendirmenin çabasında olduk. Adalet sitemimizin etkin ve bağımsız olması için her alanda adımlar attık. Hedef süre uygulamasından, hakim savcı sayılarının artırılmasına, yeni hizmet binalarının artırılmasına, mahkeme salonlarının çoğaltılmasında, yargıdaki vesayetçi yapıların tasfiyesine kadar çok sayıda çalışma gerçekleştirdik. İstinaf mahkemeleriyle Yargıtay’ın iş yükünü azalttık. Sayısız reform ve yeniliği adalet sistemine kazandırdık.

Modern adliye binaları ve teknolojiden istifade edilmesi önemlidir. Ama aslolan vicdanların sükûn bulmasıdır. Adalet insan için insanı yaşatmak içindir. Bu yıl iki yeni uygulamayı hayata geçiriyoruz. Bunlardan ilki hukuk mesleklerine giriş sınavıdır. İlk sınavı 29 Eylül’de gerçekleştireceğiz. Diğer uygulama da hakim ve savcı yardımcılığı sistemi olacak.

“Hep birlikte ülkemizi geleceğe taşıyacak bir anayasa hazırlayacağız”

Adalete kolay erişim ile onarıcı ve telafi edici adalet uygulamalarını da sistemimize kazandıracağız. Türkiye kuşatıcı ve özgürlükçü bir anayasaya da hazırdır. Yeni anayasa meselesinin önündeki en büyük engel ise önyargılardır. Özellikle muhalefet çevrelerinde bir özgüven eksikliği görüyoruz. Kemikleşmiş önyargılardan kaynaklı bir kakofoni yürüyor. Yeni anayasayı da haklarımızı, kardeşliğimizi içeren bir toplum sözleşmesi olarak görüyoruz.

Hep birlikte ülkemizi geleceğe taşıyacak bir anayasa hazırlayacağız. Darbe mahsulü mevcut anayasadan kurtulma vakti geldi, biz samimi ve kararlıyız. Sorunlarımızı kavga ederek değil ancak konuşarak yaparız. Nefret siyaseti fayda getirmez. Hakaret edenleri kahramanlaştıranı millet affetmez. Son günlerde altı harlanan nefret ve kavga siyasetinin demokrasimize, milletimize fayda sağlamadığını herkesin görmesi, buna göre siyaset üretmesi gerekiyor.

Kamuoyuna yansıyan bazı kararlarda bazı hakimler ve savcılarımız hedefe konuluyor. Sosyal medya organize kötülüğün merkezi haline geldi. Hemen hemen her gün bir kişi sosyal medyada hedef oluyor. “

Paylaşın

Türkiye’den BRICS Hamlesi: Katılmak İçin Başvuru Yaptı

Türkiye, önde gelen gelişmekte olan ülkelerin oluşturduğu BRICS grubuna katılmak için resmen başvuruda bulundu. BRICS, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika ekonomilerini kastetmek için kullanılır.

2011 yılında Güney Afrika Cumhuriyeti’nin birliğe katılmasına kadar orijinal dört üye BRIC (ya da İngilizce “the BRICs”) olarak adlandırılmıştı. Aynı yıl Çin’in Sanya kentinde düzenlenen zirveye Güney Afrika Cumhurbaşkanı Jacob Zuma’nın da katılımı ile BRIC grubu adını BRICS olarak değiştirdi. BRICS ülkeleri, bulundukları bölgelerin bölgesel ilişkileri üzerindeki önemli nüfuz potansiyeliyle tanınırlar ve beş ülkenin hepsi G20 üyesidir.

Bloomberg’in haberine göre, BRICS, ekim ayında Rusya’da düzenlenecek zirvede genişlemeyi görüşecek. Haberde, Türkiye’nin BRICS grubuna katılma girişiminin, küresel nüfuzunu artırma ve geleneksel Batılı müttefiklerinin ötesinde yeni ittifaklar kurma çabalarının bir parçası olarak görülüyor.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye, bu hamle ile çok kutuplu bir dünyada hem Doğu hem de Batı ile ilişkilerini güçlendirmek istiyor.

Türkiye’nin bu yeni diplomatik hamlesi, Avrupa Birliği’ne (AB) katılma sürecindeki ilerlemenin yavaşlaması ve NATO üyesi ülkelerle yaşanan bazı gerilimler sonrasında gelirken, özellikle 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrasında Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerini sürdürmesi, NATO içinde bazı çatışmalara yol açmıştı. Türkiye, BRICS üyeliği ile Rusya ve Çin gibi ülkelerle ekonomik iş birliğini artırmayı ve AB ile Asya arasında bir ticaret köprüsü olmayı hedefliyor.

BRICS, Batı’nın hâkim olduğu kurumlara, özellikle Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi kuruluşlara alternatif olarak kendini konumlandırıyor. BRICS üyeliği, Türkiye’ye bu kuruluşlar aracılığıyla finansmana erişimini, siyasi ve ticari ilişkilerini genişletme fırsatları sunabilir.

Erdoğan, Türkiye’nin hem Doğu hem de Batı ile aynı anda ilişkilerini geliştirmesi gerektiğini vurgulayarak, ülkenin BRICS’e katılmasının, küresel ekonomik sistemde farklı yaklaşımlar, kimlikler ve politikalar geliştirmesine katkı sağlayacağını belirtti. Erdoğan ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde reform yapılması çağrısını yineleyerek, Türkiye’nin NATO’nun rakibi olarak görülen Şanghay İşbirliği Örgütü’ne de katılma isteğini dile getirdi.

Türkiye’nin BRICS’e katılma girişimi, ülkenin Batı ile olan ilişkilerini tamamen koparmak istemediğini, aksine bu ilişkileri daha dengeli ve çeşitlendirilmiş bir dış politika ile güçlendirmek istediğini gösteriyor. Aynı zamanda, AB ile üyelik görüşmelerini canlandırma çabaları da devam ederken, bu da stratejik hedeflerden biri olmaya devam ediyor.

Paylaşın

Ekonomideki Yavaşlama Vergi Gelirlerini Etkiledi

Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre, 2024 yılı genelinde 8 trilyon 353 milyar lira gelir hedeflenirken, bunun 7 trilyon 407 milyar liralık kısmının vergiden elde edilmesi bekleniyor.

HaberTürk’ten Rahim Ak’ın haberine göre; İlk 7 ayda 4,3 trilyon lira vergi toplaması bekleniyordu, ancak 3,8 trilyon lira toplanabildi.

Planlanan hedefin yaklaşık 500 milyar lira gerisinde kalınırken, hedefe ulaşmak için izlenecek yollar ise; yılın geri kalanında vergi performansının artması, hedefe ulaşmak için ek vergiler getirilmesi, açığın borçlanarak finanse edilmesi.

Bakanlık verilerine göre, gelir vergisinde tahakkuk eden verginin yüzde 80’i toplandığından hedefe yaklaşıldığı kabul ediliyor. “Kira vergisi” gibi beyana dayalı gelir vergisi tahsilatı, tahakkuka göre yüzde 60 ile geride kalırken, 7 ayda hedefin yüzde 78,3’üne ulaşıldı. Bu vergi taksitle ödendiği için yıl sonuna doğru tahsilat oranının artması olasılığı korunuyor.

Esnaf vergi ödemiyor

Gelir vergisi özelinde, taksiciler ve küçük esnaf gibi basit usulde gelir vergisi ödeyenlerde tahsilat oranı yüzde 7,7’de kaldı. Verilerde önemli bir sorun da Kurumlar Vergisi’nde görülüyor. Maliye, yıl genelinde 1,2 trilyon TL kurumlar vergisi hedeflerken, 7 ayda 744 milyar olması gereken tahsilatta 480 milyar lira toplanabildi. Şirketler, ödemeleri gereken yaklaşık 263 milyar lirayı ödemedi ya da ödeyemedi.

Rakamlar beyana dayalı KDV tahsilatında da soruna işaret ediyor. Kesinti suretiyle alınan KDV’de tahsilat oranı yüzde 84 olurken, beyana dayanan KDV’de hedefin yüzde 28’i tahsil edilebildi. Şirketler, tahakkuk eden 535 milyar liralık KDV’nin yüzde 40’ını öderken, 321 milyar liralık KDV ödenmeyi bekliyor.

Talebin kısılması nedeniyle düşen vergiler de dikkat çekti. Otomobil fiyatlarının çok yükselmesi ve faizlerde artış ÖTV gelirlerini etkilerden, son dönemde düzenlemelerle gümrük vergisi tarafına yönelince ithalde alınan KDV de geride kaldı. Tatile gitmekte zorlananlar artınca konaklama vergisi de hedefin çok gerisinde kaldı.

ÖTV’den 2024’te 1,4 trilyon lira beklenirken, 7 ayda 818 milyar lira vergi gelirinin 75 milyar lira gerisinde kalındı. Alkollü içkilerde artan vergi oranları vergi tahsilatını olumsuz etkilerken, satışların azalması bir yana, diğer yandan da tablo kaçak, sahte içki açısından düşündürücü oluyor. Alkollü içkilerde beklenti 107 milyarken, 7 ayda yüzde 49’u toplanabildi.

Gayrimenkul satışlarının düşmesiyle tapu harçları beklenenden 35 milyar lira düşük geldi. Maliye 7 ayda tapu harcı olarak 44 milyar toplarken, yıllık 136 milyar lira olan beklentinin ancak yüzde 32’si elde edilebildi. Vergi gelirlerinde bu tablo yaşanırken devletin cezalara yüklediği görüldü. Cezalarda yıllık hedefin yakalanıp aşıldığı anlaşıldı.

Paylaşın

YRP’li Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı, Partisinden İstifa Etti

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde Yeniden Refah Partisi’nden (YRP) Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Kasım Gülpınar, partisinden istifa etti. Kasım Gülpınar, seçimlerde, yüzde 38,87 oy almıştı.

Haber Merkezi / AK Parti’nin kuruluş yıldönümünde, yerel seçimlerde Yeniden Refah Partisi’nden (YRP) belediye başkanı seçilen 8 kişi AK Parti’ye geçmişti. Kasım Gülpınar ise kısa süre önce AK Parti’ye katılacağı iddiaları üzerine “Vatandaş bizi nerede görmek isterse orada oluruz” demişti.

Kasım Gülpınar istifa kararını sosyal medya hesabından videolu bir açıklamayla duyurdu. Kasım Gülpınar’ın açıklaması şöyle:

“Kıymetli Hemşerilerim, Sizlerin değerli talepleri neticesinde başlatmış olduğumuz adaylık sürecini, büyük teveccühünüzle 31 Mart gecesi zaferle taçlandırdık. Sizlerle çıktığımız bu yolda ortak düşünce ile hareket ettik. Sizlerin taleplerine ve çağrısına her daim öncelik gösterdim.

Bu geçen süre içerisinde hep şeffaf oldum ve siz değerli hemşerilerimle gelişen durumları paylaştım. Sizlerle olan gönül akdimize her daim sadık kaldım ve kalacağım. Bununla birlikte bugüne kadar bizlere kucak açan, sevgisini esirgemeyen halkımız için en doğru zeminde, hizmet ve çalışmalarımızı yapma gerekliliği hasıl olmuştur.

Siz kıymetli hemşerilerimizin kutsal emanetini taşıyıp; her zaman olduğu gibi yine sizlerin talebini aldık, alacağız ve her kararımızda uygulayacağız. Bu olgularla birlikte, gündemimizi meşgul eden durumlara son vermek, Şanlıurfa’ya daha iyi hizmetlere odaklanabilmek için; halkımızın ortak görüşü ile Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevime herhangi bir siyasi partiden “Bağımsız” olarak devam etme kararını aldık.

Şanlıurfa gündemini uzunca bir süredir meşgul eden siyasi kavgaları nihayete erdirmek, siyasi ayrılıklar ve kutuplaşmalar yerine hizmetlerin, yatırımların ve Urfa’nın geleceğinin konuşulmasına imkân sağlamak adına bağımsız ve birleştirici bir siyaset tarzının fayda sağlayacağı kanaatindeyim.

Aldığımız karar, en ince ayrıntısına kadar düşünülüp halkımızın görüşleriyle desteklenmiştir. Bu konuda bizlere destek veren ve büyük teveccüh gösteren kadim şehrimize teşekkür eder, hayırlı olmasını dilerim. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Mehmet Kasım Gülpınar kimdir?

Mehmet Kasım Gülpınar, 1969’da Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde doğdu. Lise eğitimini Ankara Özel Tevfik Fikret Lisesi’nde, lisans eğitimini ise Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde tamamladı.

Üniversiteyi bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Türkçe ve Yabancı Dil Uygulama ve Araştırma Merkezinde (TÖMER) Öğretmenlik yaptı. Öğretmenlik deneyiminin ardından Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Merkezin’de mütercim olarak görev yaptı. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Devlet Bakanlığında Siyasi Danışmanlık ve Özel Kalem Müdürlüğü görevlerinde bulundu.

24, 25, 26 ve 27. dönemlerde AKP’de Şanlıurfa Milletvekili olarak görev yaptı. Milletvekilliği sürecinde Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyon Üyeliği, Akdeniz İçin Birlik Parlamenter Asamblesi (AİBPA) Türk Grubu Üyeliği, Türkiye-Fransa Parlamentolar arası Dostluk Grubu Başkanlığı, Avrupa Birliği (AB) Uyum Komisyonu Üyeliği, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) üyeliği, Dışişleri Komisyonu Üyeliği ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) üyeliği görevlerinde bulundu.

Gülpınar, 31 Mart 2024’te Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi.

Paylaşın

CHP Tüzük Kurultayı: Beklenen Büyük Değişim Olur Mu?

4 – 9 eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan ve tüzük değişikliklerinin ele alınacağı CHP’nin 20. olağanüstü kurultayı, aynı zamanda, partiyi iktidara taşıyabilecek bir değişimi hayata geçirip geçiremeyeceği açısından önem taşıyor.

Normalde 25-26 Kasım 2023 tarihinde yapılması planlanan ve parti içinde uzun zamandır konuşulan tüzük kurultayı 31 Mart yerel seçimlerine hazırlık amacıyla Eylül’e ertelenmişti.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel “Biz tüzük kurultayına gitmiyoruz, bir haftalık değişim kurultayına gidiyoruz” derken, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da “CHP değişecek ve Türkiye de değişecek. Bu sürecin, bu yolculuğun başka bir sonucu olmaz” sözleriyle kurultayın önemini aktarmıştı.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in haberine göre; 31 Mart yerel seçimlerinden büyük moralle çıkan Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) bu hafta gerçekleştireceği tüzük kurultayı partiyi iktidara taşıyabilecek bir değişimi hayata geçirip geçiremeyeceği açısından önem taşıyor. Kurultay, aynı zamanda yeni bir parti programının konuşulması için de zemin oluşturacak.

Kamuoyunda tüzük kurultayı olarak nitelendirilen 20’nci Olağanüstü Kurultay, 4-9 Eylül tarihlerinde önce Sivas ardından Ankara’da düzenlenecek. Normalde 25-26 Kasım 2023 tarihinde yapılması planlanan ve parti içinde uzun zamandır konuşulan tüzük kurultayı 31 Mart yerel seçimlerine hazırlık amacıyla Eylül’e ertelenmişti.

4 Eylül’de Sivas Kongresi’nin 105’inci yıldönümünde Sivas’ta toplanacak olan kurultay ardından Ankara’da devam edecek. Ankara’daki kurultayda 5 Eylül’de 81 ilden temsilciler, milletvekilleri, parti yetkililerinin oluşturduğu ve çalışmaları bir süredir devam eden tüzük komisyonu toplanacak. 6 Eylül’de ise tüzük kurultayının resmi bölümü gerçekleştirilerek, aynı gün yeni tüzük belirlenecek.

7-8 Eylül’de ise Olağanüstü Kurultay program çalıştayı ile devam edecek. Ardından ise partinin kuruluş yıldönümü dolayısıyla 9 Eylül Pazartesi günü Anıtkabir ziyaret edilecek. Kurultayda mevcut tüzüğün 48’inci Maddesi kapsamında gündemden başka bir konu görüşülemeyecek ve seçim yapılamayacak. CHP’nin mevcut tüzüğü en son 9-10 Mart 2018 tarihli 19’uncu Olağanüstü Kurultay’da yenilenmişti. O dönemde yapılan değişiklikler yeterli görülmemişti.

Bu kurultayda partinin “anayasası” niteliğindeki tüzüğünün yenilenmesi ile eş zamanlı olarak parti programının da mevcut zamana ve koşullara uygun olarak değiştirilmesi çalışmalarına başlanması ve son iki gündeki çalıştayda bu konu üzerinde yoğunlaşılması bekleniyor.

Tüzük kurultayı neden önemli?

Tüzük kurultayı CHP açısından pek çok açıdan önem taşıyor. 14 Mayıs genel seçiminde yenilgiye uğrayan muhalefet kanadının en büyük partisi olan CHP, seçmenlerde büyük hayal kırıklığı yaratan bu hezimetin ardından kurultay toplayarak parti tarihinde ender görülen şekilde seçimle genel başkanını değiştirmişti. 31 Mart yerel seçimlerinde ise CHP birinci parti çıkarak pek çok yerde belediye başkanlığını kazanmıştı.

Parti yetkilileri ile yapılan görüşmelere göre kurultay, tüzüğün ve belki daha da önemlisi parti programının değiştirilmesi, 2028’de ya da daha erken yapılacak bir genel seçimde partinin iktidar için güçlü bir aday olabilmesi için önemli bir zemin olarak görülüyor.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel “Biz tüzük kurultayına gitmiyoruz, bir haftalık değişim kurultayına gidiyoruz” derken, 14 Mayıs seçimi sonrasındaki değişim çağrısıyla hatırlanan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu da “CHP değişecek ve Türkiye de değişecek. Bu sürecin, bu yolculuğun başka bir sonucu olmaz” sözleriyle kurultayın önemini aktarmıştı.

Kurultayın bir diğer önemi ise “değişim” sloganıyla yola çıkarak Kemal Kılıçdaroğlu dönemini sona erdiren Özgür Özel yönetiminin bu vaadini ne kadar gerçekleştireceği ve örgütlerin uzun zamandır talep ettiği ön seçim ya da üç dönem kuralı gibi uygulamaları getirip getirmeyeceği.

Bu arada kurultay Özel, İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu arasındaki hassas dengenin ve partililer üzerindeki güçlerinin gözlemlenmesi için de bir platform olacak.

Hangi çalışmalar yapıldı?

CHP, tüzük değişikliğine ilişkin 90 kişilik bir komisyon oluşturdu ve bu komisyon 2 Eylül’e kadar iki kez toplandı. Komisyon’un bugünkü toplantının ardından 5 Eylül’de son kez bir araya gelmesi bekleniyor. Hazırlık aşamasında yeni tüzük için üyeler, il-ilçe örgütleri, eski ve yeni milletvekilleri, MYK üyeleri, Parti Meclisi üyeleri, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarından gelen binlerce öneri alındı.

Tüzük Komisyonu’nda Parti Meclisi’nden üç, Meclis Grubu’ndan iki ve 81 ilden de birer kurultay delegesi yer aldı. Komisyonun 16 Ağustos’taki ilk toplantısında daha önce örgütlerden ve parti üyelerinden alınan 7 bin 422 öneriye ilişkin sunum yapıldı.

27 Ağustos’taki 11 saatlik uzun toplantısında ise komisyon tüzük için istenen en önemli konu başlıklarını ele aldı ve kendi içinde bazı maddelerde uzlaşma sağladı. Daha sonra da taslak metin milletvekilleri ve il örgütleri ile paylaşılarak tartışmaya açıldı. CHP Parti Meclisi de bugün bir araya gelerek taslak metni ele alacak.

Yeni tüzük için neler konuşuluyor?

Yeni tüzükle CHP yönetimlerinin yıllardır yapması istenilen ve bu kurultayda gerçekleşmesi beklenen değişiklikler bazı başlıklarda toplanıyor. Şimdiye kadarki süreçte taslak metinde yer alması beklenen ve sıkça konuşulan başlıklar arasında ön seçim, dönem kuralı, cumhurbaşkanı adayının belirlenme yöntemi, partiye üyeliğin tanımı, Parti Meclisi üye sayısının artırılması, olağan kurultayın yapılma süresinin iki yıldan üç yıla çıkarılması, güçlü genel sekreterlik, kadın ve gençlik kotaları gibi konular öne çıktı.

Hafta sonu basına da sızan taslak metne göre milletvekilliği seçimlerinde bir kişi en fazla üç dönem üst üste seçilebilecek. Dönem süreleri üç yılı geçmeyen milletvekilleri için ise bu kural uygulanmayacak. Yerel seçimlerde bir kişi merkez yoklaması yöntemiyle en fazla üç dönem üst üste belediye başkanı, belediye veya il genel meclis üyesi seçilebilecek.

Parti organlarında hâlâ tartışmaları devam eden taslak metne göre mevcut genel başkan talebi halinde aday olabilecek fakat adaylığa önerilemeyecek. Birkaç haftadır gündemde tutulan bir başka başlık ise cumhurbaşkanı adayının nasıl belirleneceği oldu. Mevcut CHP tüzüğünün 54’üncü Maddesinde cumhurbaşkanı adayının seçmen yoklaması, ön seçim, aday yoklaması, merkez yoklaması gibi yöntemlerinden biriyle belirlenebileceği ve hangi yöntemin uygulanacağına Parti Meclisi’nin karar vereceği hükmü bulunuyor.

Ancak tüm partileri bağlayan Siyasi Partiler Yasası’na göre ise cumhurbaşkanı adayı ya TBMM’de grubu bulunan partilerin vekillerinin imzasıyla ya da 100 bin vatandaşın imzayla belirlenebiliyor. Bu nedenle partinin yasaya aykırı bir yöntem uygulayamayacağı ama aynı zamanda diğer yöntemlere de kendi iç mekanizması için başvurabileceği belirtiliyor ve yeni tüzükte bu konuya dair bir değişiklik öngörülmüyor.

Bir diğer yapılması beklenen değişiklik ise kadın kotası ile ilgili. Mevcut tüzükte yüzde 33 olarak belirlenen kadın kotasının kademeli olarak önce yüzde 40’a ardından yüzde 50’ye yükseltilmesi söz konusu. Bu ve buna benzer taslakta yer alan diğer başlıkların Tüzük Komisyonu’nun bugünkü toplantısında yeniden ele alınması bekleniyor.

Kurultay öncesi siyasi gelişmeler neler oldu?

Tüzük değişikliğinin ele alınacağı Olağanüstü Kurultay öncesi bir yandan teknik çalışmalar devam ederken, diğer yandan parti içindeki farklı kesimlerden tüzüğe ve partinin yeni yönetimine yönelik öneriler ya da eleştiriler geliyor. Bu dönemde üstü örtülü bazı polemikler de yaşandı.

Bu eleştirileri yükselten önemli isimlerden biri CHP’nin bir önceki Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve partide ona yakın siyaset yapanlar oldu.

Kılıçdaroğlu, Sözcü gazetesine geçen hafta yaptığı açıklamada CHP’nin temel ilkelerini temsil eden Altı Ok’un yeniden yorumlanması gerektiğini söyleyerek, “Parti programının yenilenmesi gerekiyor. Parti programında demokrasiye öncelik veren, demokrasinin ne olduğunu anlatan ve CHP’nin bu konuda neleri, hangi hamleleri atması gerektiğini belirleyen kurallar koymak gerekiyor” dedi.

Bu arada Kılıçdaroğlu’nun yeni parti yönetimiyle ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile arasının iyi olmadığına yönelik basında yer alan çok sayıda haber ve yorumun üzerine İmamoğlu 20 Ağustos’ta eski Genel Başkanı evinde ziyaret etti. Bu görüşme sonrasında iki siyasetçi de “uzlaşı ve geçmişi bir kenara bırakma” eğilimlerini yansıttı.

Aynı günlerde Özgür Özel’in de Kılıçdaroğlu’nu ziyaret edeceği basına yansırken, bu görüşme de 1 Eylül akşamı gerçekleşti. Özel beraberinde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve Ankara İl Başkanı Ümit Erkol olduğu halde Kılıçdaroğlu ile 2,5 saatlik akşam yemeğinde bir araya geldi.

Özel, tüzük kurultayı ile ilgili tartışmalara dair 27 Ağustos’ta İstanbul’da açıklama yaparak, “Bekliyorlar ki birbirimize düşeceğiz ve onları kötü yönetimlerine rağmen sorumluluklarıyla baş başa bırakacağız. Yok öyle yağma. Biz biriz beraberiz, kararlıyız hep birlikte bu ülkeyi yönetmeye geliyoruz” dedi.

Öte yandan tüzük kurultayı öncesinde siyasetteki bir diğer önemli gelişme ise Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) üyelerinin iki yıl önce verdiği şikayet dilekçesi üzerine Kılıçdaroğlu hakkında dava açılması oldu. Bu gelişmenin Özel, İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu arasında kurultay öncesi sağlanmaya yaklaşılan uzlaşının öncesine getirilmesi dikkati çekti.

Paylaşın