Ahmak Davası: İmamoğlu’ndan “Tam Bir Sefillik” Yorumu

Kendisi için siyasi yasak ve hapis cezası istenen ‘ahmak davası’ hakkında konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Tam bir sefillik. Bunu konuşmak bile insanı kötü hissettiriyor” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, kendisi hakkında siyasi yasak ve 2 yıl 7 ay ceza kararı verilen ve Yargıtay’a giden ‘ahmak davası’ ile ilgili konuştu:

Son günlerde gelişen ve tartışılan ne yazık ki olmaması gereken bir davanın, hem siyasi yasak hem de 2 yıl 7 ay ceza davasına dönüşen haliyle tam bir sefillik, bunu konuşmak bile insanı kötü hissettiriyor.

Böyle bir ortamdayız. Elbette bu siyasi bir konu, dolayısıyla partimizi ilgilendiren bir konu, Genel Başkanımız ve merkez yönetimi meselenin İstanbul’da bizim hukukçularımızla tartışılmasını, konuşulmasını uygun gördü. Şu anda bu yönde arkadaşlarımız bir görüşme halindeler. Benim Emirgan’daki ofiste başka görüşmelerim vardı, çıkarken de onları selamladım. Benim bildiğim bu kadar.

Sürecin hukuki tahlilini ve analizini yapacaklar. Bu konunun sonrasında partimizin oluşacak ya da ortaya koyacakları düşünceyi ama partimizin yetkilileri ama Genel Başkanımız paylaşacaktır. Genel Başkanımız Sosyalist Enternasyonel toplantısına gitmek için ABD’ye hareket etti. Sizleri bilgilendireceklerdir.”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel de Sosyalist Enternasyonel Başkanlık Kurulu toplantısına katılmak için ABD’ye hareket öncesi, davaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Beni yolcu eden İstanbul İl Başkanımız ve Genel Başkan Vekilimiz birlikte o toplantıya katılacaklar ve o toplantıyı yönetecekler. 6 Genel Başkan Yardımcımızı görevlendirdik ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız toplantının bir kısmına katılacak. Ben dün akşam kendisiyle baş başa bir görüşme de yaptım.

Kendimiz de bunu değerlendirdik. Her ihtimali göz önüne alıyoruz. Kimse bize olmadık bir davadan, olmadık bir suçlamadan bir cezayı normalleştirmeye ve bu olacakmış gibi kabul ettirmeye çalışmasın. Böyle bir gündemin yerleşmesine izin verilmemelidir.

Süleyman Soylu, bir kamu görevlisi olan Ekrem İmamoğlu’na ‘ahmak’ dedi. Ekrem Bey hiç terbiyesini bozmadan ‘sensin o’ dedi. ‘İstanblu seçimini kim iptal ettirdiyse’ dediğinde ahmağın o olduğunu hatırlatınca ‘vay İstanbul seçimini YSK iptal etti, kamu görevlilerine hakaret ettiniz’ deyip işi YSK’ya çevirdiler. Süleyman Soylu hepimizin gözünün içine baka baka Ekrem Bey’e ‘ahmak’ dedi mi, demedi mi?

Ekrem Bey, İstanbul’un seçilmiş kamu görevlisi… Süleyman Soylu’ya verdiği cevabı, YSK’ya söylendi deyip ceza vermeye çalışıyorlar. Buradan bir cezanın olabilirliğini kimse normalleştirmeye çalışmasın. Bunu biz kabul etmiyoruz. Böyle bir saçmalık, böyle bir şuursuzluk yok. Ben Türkiye’ye böyle bir ayıbı yaşatacaklarını zannetmiyorum.

Ekrem İmamoğlu’nun olası bir cumhurbaşkanı adaylığı ya da Ekrem İmamoğlu’na bir kısıt getirmek için kumpas kurmuşlar, kumpasın piyonu Süleyman Soylu. Bu dava yarın öbür gün görülecek, ceza çıkaracağız biz. Öyle bir şey yok. Bunu yaparsanız geçen seferki demokrasi tokadından ders almadıysanız millet çok daha şiddetlisinin uygular.”

Ahmak davası neydi?

İBB Başkanı İmamoğlu, 30 Ekim 2019’da Fransa’nın Strasbourg kentinde düzenlenen bir kongrede 31 Mart seçimlerinin iptal edilmesini eleştirmiş, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu buna karşı yaptığı açıklamada, “Avrupa Parlamentosu’na gidip Türkiye’yi şikayet eden ahmağa söylüyorum; bunun bedelini bu millet sana ödetecek” demişti.

Gazetecilerin Soylu’nun bu sözlerini sorduğu İmamoğlu da “Ben lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye. Tam da 31 Mart’ta seçimi iptal edenler ahmaktır, önce oraya bir odaklansın” yanıtı vermişti. İmamoğlu’nun bu sözleriyle seçimleri iptal eden Yüksek Seçim Kurulu’nu (YSK) hedef aldığı gerekçesiyle konu daha sonra mahkemeye taşındı.

İmamoğlu hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 31 Mart 2019 tarihinde yapılan İBB başkanlığı seçiminin 6 Mayıs’ta iptal edildiği, yenilenen seçimde Ekrem İmamoğlu’nun seçildiği ve 4 Kasım tarihli basın açıklamasında YSK üyelerine hakaret ettiği öne sürüldü.

İddianamede İmamoğlu’nun “kurul halinde çalışan kamu görevlilerine karşı görevlerinden dolayı alenen zincirleme hakaret” suçundan 1 yıl 3 ay 15 günden 4 yıl 1 aya kadar cezalandırılması istendi. Savcı, İmamoğlu hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “siyasi yasak” içeren 53’üncü maddesinin de uygulanmasını talep etti.

Davada 15 Aralık 2022’de karar çıktı. Mahkeme, İmamoğlu hakkında 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasına hükmetti ve TCK’nın 53’üncü maddesi uyarınca “siyasi yasak” hükmünü uyguladı. Hâkim, Ekrem İmamoğlu’na verdiği cezada takdir indirimi yapmadı. Davadan karar çıktığı gün, o dönemdeki altılı masanın liderleri İmamoğlu’na destek vermek için Saraçhane’ye gitmişti. Kararın kesinleşmesi için istinaf mahkemesi ve Yargıtay süreçlerinin de tamamlanması gerekiyor.

Gerekçeli kararda İmamoğlu’nun kullandığı ifadenin muhatabının YSK üyeleri olduğunun “duraksanmayacak şekilde açık” olduğunu belirtti. Mahkeme, “Bu konuda sanığın yapmış olduğu savunma, yani sözlerin muhatabının İçişleri Bakanı Süleyman Soylu olduğu hususunun ileri sürülmesi, TCK’nın 129’uncu maddesinde tanımlı bulunan karşılıklı hakaret nedeni ile cezadan kurtulmaya yönelik olarak geliştirilen bir savunma olarak değerlendirilmiştir” dedi.

İmamoğlu ise sözleriyle aslında yanıt verdiği Süleyman Soylu’yu kastettiğini savunuyor. Soylu’nun kendisini eleştirdiği konuşmada kendisine “ahmak” dediğine dikkat çeken İmamoğlu, “Ben de kendisine iade-i cevapla, karşılığını ona sundum. Dedim ki, siz seçimi iptal ettiniz, ahmak sizsiniz anlamında. Bunu ben Bakan’a söyledim ama Yüksek Seçim Kurulu’na böyle bir şeyde bulunmadım. Bunun da ifadesini verdim” demişti. Yargılama boyunca da İmamoğlu’nun aslında kimi kastettiği sık sık gündeme geldi.

İmamoğlu’nun avukatlarının cezaya itirazı üzerine dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesine geldi. Ancak daire henüz bir karar vermedi. İstinafın itirazı reddetmesi veya kabul etmesi yönünde iki seçeneği bulunuyor. Ayrıca İstinaf kendisi de duruşma yaparak davayı ele alabilir.

İmamoğlu’nun itirazı reddedilirse dosya bu kez Yargıtay 4. Ceza Dairesine gidecek. Yargıtay’ın kararı bozma veya onama yetkisi var. Karar bozulursa dava yerel mahkemede yeniden görülecek. Karar onanırsa İmamoğlu hakkındaki ceza kesinlesecek ve siyasi yasaklı hale gelecek.

Paylaşın

Bazı Vekillerin TBMM İle Tek İlişkisi Maaş: Alpay Özalan, Süleyman Soylu, Semih Yalçın

Jülide Sarıeroğlu, Mevlüt Çavuşoğlu, Süleyman Soylu, Alpay Özalan Semih Yalçın ve İzzet Ulvi Yönter’in de aralarında olduğu 48 milletvekili, TBMM kürsüsüne yalnızca yemin etmek için çıktı.

16 Ağustos 2024 itibarıyla iki yasama yılını tamamlayan TBMM, 1 Ekim 2024 tarihinde açılmak üzere tatile girdi.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in aktardığına göre, Türkiye’nin, “Tek adam rejimi” olarak adlandırılan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişinin ardından etkisi giderek azalan TBMM, 42’si AK Parti ve MHP’li 48 milletvekili için sadece gelir kapısı oldu.

Yurttaşın yararına düzenlemelerin büyük bölümü AK Parti ve ittifak ortağı MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedilirken onlarca milletvekili TBMM Genel Kurulu’nda yemin dışında bir faaliyet göstermedi.

TBMM’nin 28’inci döneminin birinci yasama yılı, 2 Haziran 2023 tarihinde başladı. Seçimlerin ardından Meclis’e girmeye hak kazanan milletvekilleri, yemin ederek yasama faaliyetlerine katılmak için listeye ismini yazdırdı. 16 Ağustos 2024 itibarıyla iki yasama yılını geride bırakan Meclis, 1 Ekim 2024 tarihinde açılmak üzere tatile girdi.

AK Parti iktidarında giderek işlevsizleştirilen ve büyük oranda uluslararası anlaşmaları ve tartışmalı düzenlemeleri geçirmek için çalıştırılan Meclis’te çok sayıda milletvekili, yasama faaliyetinden çok, “Yatma faaliyeti” gerçekleştirdi.

24 Eylül 2024 itibarıyla 593 aktif milletvekilinin bulunduğu TBMM’de toplam 48 milletvekilinin, TBMM Genel Kurul kürsüsüne yalnızca yemin etmek için çıktığı öğrenildi. Meclis Genel Kurul kürsüsüne milletvekili yemini etmek dışında çıkmayan milletvekillerinin 38’inin AK Parti, dördünün MHP milletvekili olduğu bildirildi.

Kürsüye yemin etmek dışında çıkmayan milletvekillerinin büyük bölümünün AK Partili eski bakanlardan ve parti yöneticilerinden oluşması dikkati çekti. AK Partili milletvekillerinin önemli bir bölümü, hem Genel Kurul’da, hem de görev aldıkları komisyonlarda tek kelime etmedi, herhangi bir önerge vermedi.

TBMM Genel Kurul salonuna kan bulaşmasına neden olan kavgayı başlatan AK Partili Alpay Özalan’ın da aralarında olduğu, yasama faaliyetlerine katılmayan bazı milletvekilleri şöyle:

Jülide Sarıeroğlu (AK Parti): Genel Kurul’da söz almayan Sarıeroğlu’nun ilk imzacısı olduğu kanun teklifi ve herhangi bir önergesi bulunmuyor.

Mevlüt Çavuşoğlu (AK Parti): Eski Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Genel Kurul’da yemin etmek dışında sesi duyulmayan milletvekilleri arasında yer alıyor.

Cantürk Alagöz (AK Parti): İsmi, “Covid-19 aşısında usulsüzlük” iddiasıyla anılan Alagöz’ün Meclis Genel Kurulu’nda yemin dışında yaptığı tek bir konuşması dahi bulunmadığı biliniyor.

Süleyman Soylu (AK Parti): Eski İçişleri Bakanı Soylu da Genel Kurul’da ve komisyonlarda söz almıyor.

Alpay Özalan (AK Parti): Kamuoyunda, “AK Parti’nin Meclis’teki fedaisi” olarak nitelendirilen Özalan’ın TBMM Genel Kurulu’nda kürsüye çıkmaması dikkati çekiyor.

Mehmet Muharrem Kasapoğlu (AK Parti): Eski Gençlik ve Spor Bakanı Kasapoğlu da Genel Kurul’da ve komisyonlarda konuşmayan AK Partililer arasında bulunuyor.

Milletvekili yemini dışında TBMM Genel Kurul kürsüsüne adımını atmayan diğer bazı milletvekilleri ise şöyle:

AK Parti: İhsan Koca, Nureddin Nebati, Derya Yanık, Yusuf Ziya Yılmaz, Hikmet Başak, Mustafa Şen.

MHP: İsmet Büyükataman, Vahit Kayrıcı, Semih Yalçın, İzzet Ulvi Yönter.

Paylaşın

Organize Suçlar: Türkiye Avrupa’da Birinci

Türkiye, insan ticareti, insan kaçakçılığı, silah kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti ve mali suçlar gibi organize suçlarda Avrupa’da birinci, Dünya’da da 14. sırada yer aldı.

Haber Merkezi / Türkiye, 2023 yılında Avrupa’da nüfusa göre en fazla mahkum ve tutuklunun bulunduğu ülke oldu. Türkiye’de her 100 bin kişi içinde 408 mahkum veya tutuklu var.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce, sosyal medya hesabı üzerinden, Türkiye’deki suç oranlarına ilişkin çarpıcı bir paylaşımda bulundu. Gökce’nin paylaşımında şu ifadeler yer aldı:

“27 yaşında gencecik polisimiz Şeyda Yılmaz’ı kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Yaşanan acı olay Türkiye’de suç oranlarında son yıllarda yaşanan artışın da bir sonucu.

Küresel Organize Suçlar Raporu’na göre Türkiye Avrupa’da birinci, 193 ülke arasında 14’üncü sırada. İnsan ticareti, insan kaçakçılığı, silah kaçakçılığı, eroin ticareti, kokain ticareti, sentetik uyuşturucu ticareti, mali suçlar, yenilenemez kaynakların yasadışı ticareti, uyuşturucu ticareti gibi başlıklarda Avrupa’daki en kötü durumdaki ülkeyiz.

Adalet Bakanlığı verilerine göre kasten öldürme suçlarına ilişkin dosyalar 2015 yılında 100 iken 2023 yılında 142’ye çıktı. Kasten yaralama 120, cinsel saldırı 124, çocukların cinsel istismarı 149, hırsızlık 120, yağma 157, uyuşturucu madde imalatı ve ticareti tam 173’e ulaştı.

Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından 2023 yılında 5 milyon 180 bin 473 dosya karara bağlanırken, 2 milyon 804 bin dosya hakkında “kovuşturmaya yer olmadığı” yönünde karar verildi.

2015 yılında Cumhuriyet Başsavcılıklarında 7 milyon 183 bin dosya görülürken, 2023 yılında dosya sayısı 11 milyon 109 bine çıktı.

2023 yılında Avrupa’da nüfusa göre en fazla mahkum ve tutuklu bulunan ülke Türkiye oldu. Türkiye’de 100 bin kişi içinde 408 mahkum veya tutuklu var. Türkiye’yi 256 mahkum / tutuklu ile Gürcistan, 244 mahkum / tutuklu ile Azerbaycan takip ediyor. Fransa’da 100 bin kişi için mahkum / tutuklu sayısı 106 olurken, Almanya’da sadece 69.

Peki Türkiye’de suç oranı neden artıyor?

Uzmanlar “uzun yargılama sürelerinin kısaltılmasını, suç işleyen ve işlediği sabit olan kişinin muhakkak infazının yapılmasını, üstü kapalı af kanunları ile kişilerde cezasızlık algısı oluşturulmaması”nı ifade ediyor.

Etkin, adil, bağımsız ve tarafsız bir yargıya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.”

Paylaşın

İsrail’in Lübnan’a Düzenlediği Saldırılarda Ölü Sayısı 492’ye Yükseldi

Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail’in düzenlediği saldırılarda 24’ü çocuk, 42’si kadın olmak üzere en az 492 kişinin öldüğü, en az bin 645 kişinin de yaralandığını duyurdu.

Yaklaşık bir yıldır devam eden çatışmalarda Lübnan’da en fazla can kaybının yaşandığı gün olarak kayda geçen saldırılar, ayrıca 2006 İsrail-Hizbullah savaşından bu yana en ölümcül saldırı olarak da nitelendirildi.

İsrail, Lübnan’ın güneyi ve Bekaa’da yaklaşık 800 Hizbullah hedefini vurduğunu bildirdi. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, “Vurulan hedefler arasında Hizbullah’ın roket, füze, fırlatma rampası, İHA ve diğer terörist altyapıları sakladığı binalar da vardı” denildi.

Başbakan Benyamin Netanyahu, İsrail’in güney Lübnan’da saldırılarını arttırırken “karmaşık günlerle” karşı karşıya olduğunu söyledi ve İsrailliler’i birlik olmaya çağırdı.

Netanyahu, Tel Aviv’deki askeri karargahta yaptığı durum değerlendirmesinin ardından yayınladığı mesajda, “Kuzeydeki güvenlik dengesini ve güç dengesini değiştireceğimize söz vermiştim, yaptığımız da tam olarak bu” dedi.

Haftaya İsrail’in yoğun hava saldırısıyla başlayan Lübnan’da dünkü bombardımanın bilançosu açıklandı. Lübnan Sağlık Bakanlığının verilerine göre Pazartesi günkü saldırılarda 42’si kadın, 24’ü çocuk 492 kişi hayatını kaybetti. Bombardımanda bin 645 kişinin de yaralandığı ifade ediliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı saldırılarda sağlık tesisleri ve ambulansların da hedef alındığını söyledi. Ülkenin büyük bölümünde okullar ve üniversitelerde eğitime ara verilirken yerlerinden olanların daha kuzeydeki boş binalara yerleştirilmesi için çalışma başlatıldı.

Başbakan Benyamin Netanyahu ise bunun daha “başlangıç” olduğunu ima ederek sınır bölgesinde yaşayanlara evlerini terk etmeleri uyarısında bulundu. Netanyahu, Lübnanlı sivillere hitaben “Bu uyarıyı ciddiye alın. Lütfen şimdi zarar görmeden gidin. Operasyonumuz tamamlandığında evlerinize güvenle dönebileceksiniz” dedi.

Netanyahu, Gazze savaşının başında da Filistinli sivillere daha güneye gitmelerini tavsiye etmiş, çatışmalar bittiğinde evlerine dönebilecekleri sözünü vermişti.

Açıklamasında Hizbullah’ı İsrail sınırından uzaklaştırmak için “gereken her şeyi” yapacaklarını söyleyen İsrail ordusunun sözcüsü Hagari de İsrail’in gerekirse bir kara harekâtına hazır olduğunu ifade etti.

Paylaşın

Özgür Özel: CHP’de Kriz Yok

Parti içinde cumhurbaşkanı adaylığı ile ilgili gerginliğin olduğu iddiasına ilişkin konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Sayın Ekrem İmamoğlu ile de tüm gündemi değerlendirdik. Ben Türkiye’ye döndüğümde üçümüz bir araya geleceğiz. Ortada bir kriz yok. Günü geldiğinde karar merciinde hep birlikte en doğru kararı veririz. Bu konuda aramızda bir çelişki yok zaten” dedi ve ekledi:

“Herkes aynı şeyi söylüyor. Akşam televizyonlarda herkes başka şeyler söylüyor. Diyalog kanallarını açık tutup dosta güven, olmayana endişe verecek birliktelikleri daha çok sergileyip bir yol yürümenin zamanı çoktan gelmişti. CHP’deki mutabakat, iktidar olma yönündedir. CHP’deki mutabakat, iç tartışmaların hem partiye hem de ülkeye ihanet etme noktasındadır. Bundan sonra iç tartışmaları körükleyecek olanlarla siyaseten yürüyecek bir yolumuz yok.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Sosyalist Enternasyonel Başkanlık Kurulu toplantısına katılmak için ABD’ye gitti.

ABD’ye hareket öncesi İstanbul Havalimanı’nda gazetecilere açıklamalarda bulunan Özgür Özel, “Birazdan heyetimiz ile birlikte ABD’deki bir dizi toplantıya katılmak üzere Türkiye’den ayrılıyoruz. Ben Türkiye’de olmadığım için sayın Ensar Aytekin Genel Başkan Vekili olarak görevlendirilmiştir. Biraz önce kendisine resmi yazıyı da teslim ettik” ifadelerini kullandı.

27 Eylül’de ülkeye dönmeyi planladıklarını belirten Özel, “Ziyaretlerimizin en başında Birleşmiş Milletler toplantısına paralel olarak Sosyalist Enternasyonel’in toplantısını New York’ta yapıyoruz. Sosyalist Enternasyonel’de CHP’nin de içinde olduğu 77 üye ülke var ve bunlardan 36’sı Avrupa’daki ülkeler. Değişim Kurultayı’mızın son gününde Sosyalist Enternasyonel’in küresel ve yerel sorunlara ilerici çözümler üreten komitesiyle birlikte Ankara Deklarosyunu’nu hazırlamıştık. New York’taki toplantıda bizzat ben sunacağım” diye konuştu.

Özgür Özel, şöyle devam etti: “İsrail’in son günlerde artırdığı saldırgan tutumu birinci gündem maddemiz. Yine Türkiye Cumhuriyeti ve ABD vatandaşı olan Ayşenur kardeşimizin katledilmesi noktasında İsrail’e etkimizin yanı sıra ABD’nin kendi vatandaşına gereği gibi sahip çıkmasını noktasında da görüşlerimizi ifade edeceğiz.”

“Her ihtimali göz önüne alıyoruz”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na siyasi yasak getirecek cezanın İstinaf’ta onaylanacağı iddiası ve bugünkü toplantı sorulan Özgür Özel, şunları kaydetti: “Beni yolcu eden İstanbul İl Başkanımız ve Genel Başkan Vekilimiz birlikte o toplantıya katılacaklar ve o toplantıyı yönetecekler. 6 Genel Başkan Yardımcımızı görevlendirdik ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız toplantının bir kısmına katılacak.

Ben dün akşam kendisiyle baş başa bir görüşme de yaptım. Kendimiz de bunu değerlendirdik. Her ihtimali göz önüne alıyoruz. Kimse bize olmadık bir davadan, olmadık bir suçlamadan bir cezayı normalleştirmeye ve bu olacakmış gibi kabul ettirmeye çalışmasın. Böyle bir gündemin yerleşmesine izin verilmemelidir. Süleyman Soylu, bir kamu görevlisi olan Ekrem İmamoğlu’na ‘ahmak’ dedi. Ekrem Bey hiç terbiyesini bozmadan ‘sensin o’ dedi. ‘İstanblu seçimini kim iptal ettirdiyse’ dediğinde ahmağın o olduğunu hatırlatınca ‘vay İstanbul seçimini YSK iptal etti, kamu görevlilerine hakaret ettiniz’ deyip işi YSK’ya çevirdiler.

Süleyman Soylu hepimizin gözünün içine baka baka Ekrem Bey’e ‘ahmak’ dedi mi, demedi mi? Ekrem Bey, İstanbul’un seçilmiş kamu görevlisi… Süleyman Soylu’ya verdiği cevabı, YSK’ya söylendi deyip ceza vermeye çalışıyorlar. Buradan bir cezanın olabilirliğini kimse normalleştirmeye çalışmasın. Bunu biz kabul etmiyoruz. Böyle bir saçmalık, böyle bir şuursuzluk yok. Ben Türkiye’ye böyle bir ayıbı yaşatacaklarını zannetmiyorum.”

Ekrem İmamoğlu’nun olası bir cumhurbaşkanı adaylığı ya da Ekrem İmamoğlu’na bir kısıt getirmek için kumpas kurmuşlar, kumpasın piyonu Süleyman Soylu. Bu dava yarın öbür gün görülecek, ceza çıkaracağız biz. Öyle bir şey yok. Bunu yaparsanız geçen seferki demokrasi tokadından ders almadıysanız millet çok daha şiddetlisinin uygular.

Bağımsız Milletvekili Yüksel Aslan’ın paylaşımı sorulan Özgür Özel, “Sayın Mansur Yavaş’ın bu meselede aldığı tutumu çok doğru buluyorum. Kendisiyle de görüştüğümde bunu söyledim. Kendisi de zaten bu tarz yaklaşımlardan rahatsız olduğunu söyledi” ifadelerini kullandı.

Parti içinde cumhurbaşkanı adaylığı ile ilgili gerginliğin olduğu iddiasına ilişkin Özel, şunları söyledi: “Sayın Ekrem İmamoğlu ile de tüm gündemi değerlendirdik. Ben Türkiye’ye döndüğümde üçümüz bir araya geleceğiz. Ortada bir kriz yok. Günü geldiğinde karar merciinde hep birlikte en doğru kararı veririz. Bu konuda aramızda bir çelişki yok zaten. Herkes aynı şeyi söylüyor.

Akşam televizyonlarda herkes başka şeyler söylüyor. Diyalog kanallarını açık tutup dosta güven, olmayana endişe verecek birliktelikleri daha çok sergileyip bir yol yürümenin zamanı çoktan gelmişti. CHP’deki mutabakat, iktidar olma yönündedir. CHP’deki mutabakat, iç tartışmaların hem partiye hem de ülkeye ihanet etme noktasındadır. Bundan sonra iç tartışmaları körükleyecek olanlarla siyaseten yürüyecek bir yolumuz yok.”

Paylaşın

Trabzonspor’dan Beşinci Beraberlik

Süper Lig’in 6. hafta maçında Gaziantep FK ile Trabzonspor, Gaziantep Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Volkan Bayarslan yönettiği karşılaşma 0 – 0 sona erdi.

Haber Merkezi / Trabzonspor, bu sonuçla birlikte puanını 5’e, Gaziantep FK ise puanını 4’e yükseltti.

Karşılaşmadan dakikalar

16. dakikada Ozan’ın pasıyla topla buluşan Banza’nın sağ çaprazdan uzak köşeye çektiği şut az farkla dışarı çıktı. 18. dakikada sağ kanattan Ömürcan’ın ortasına ceza sahasında Okereke’nin sol ayağıyla vuruşu yan direğe çarparak auta çıktı.

37. dakikada rakip ceza sahası sağ çaprazında topla buluşan Mendy’nin uzak köşeye sert şutu yandan dışarı gitti. 44. dakikada sol kanattan ceza sahasına giren Kozlowski’nin yerden şutu savunmadan sekerken, top kaleci Uğurcan’da kaldı.

45+5. dakikada Kozlowski’nin sağdan kullandığı köşe vuruşunda arka direkte Saborit’in kafa vuruşu üstte auta çıktı. 48. dakikada Furkan’ın sağ köşeden kullandığı kornerde ceza sahasında topa iyi yükselen Saborit’in kafa vuruşunu kaleci Uğurcan çizgide güçlükle kontrol etti.

51. dakikada savunma arkasına sarkan Okereke’nin ceza sahasına girer girmez sol çaprazdan yerden çektiği şut kaleci Uğurcan’da kaldı. 52. dakikada ceza sahası yayı gerisinde topla buluşan Kozlowski’nin şutunu yerden sektikten sonra Uğurcan kontrol etti.

57. dakikada ceza ayı üzerinde kalenin tam karşısında topla buluşan Cham’ın sert ve düzgün şutu üstten auta çıktı. 59. dakikada Cham’ın ortasında Denswil’in kafa ile indirdiği topa Nwakaeme’nin kale önünde vuruşu savunmadan döndü.

60. dakikada Nwakaeme’nin pasında Draguş’un ceza sahası içerisinde vuruşunda kaleciden dönen topu Banza ağlarla buluşturdu. VAR’dan gelen uyarı sonrası hakem Volkan Bayarslan pozisyonu izleyerek, pozisyon öncesinde Malheiro’nun Sorescu’ya faul yaptığı tespit edildi ve gol geçersiz sayıldı.

69. dakikada Cham’ın ceza sahası dışı sağından direkt kaleye kullandığı serbest vuruşu kaleci Dioudis son anda kornere çeldi.

70. dakikada Cham’ın sağ köşeden kullandığı köşe vuruşunda arka direkte topa iyi yükselen Mendy’nin kafa vuruşunu kaleci Dioudis ik hamlede kontrol etti. 90+3. dakikada Sorescu’nun yerden pasına Ndiaye’nin yerden şutu uzak direğin dibinden dışarı çıktı.

Stat: Gaziantep

Hakemler: Volkan Bayarslan, Bilal Gölen, Murat Altan

Gaziantep FK: Sokratis Dioudis, Ömürcan Artan (Halil Dervişoğlu dk. 87), Arda Kızıldağ, Bruno Viana, Enric Saborit, Ndiaye, Furkan Soyalp (Maxim dk. 78), Deian Sorescu, Kozlowski (Ogün Özçiçek dk. 72), Lungoyi (Kenan Kodro dk. 72), David Okereke (Salem M’Bakata dk. 87)

Trabzonspor: Uğurcan Çakır, Pedro Malheiro, Mendy, Stefano Denswil, Eren Elmalı (Borna Barisic dk. 76), Okay Yokuşlu (Lundstram dk. 46), Ozan Tufan, Cihan Çanak (Denis Draguş dk. 46), Cham, Nwakaeme (Umut Bozok dk. 76), Simon Banza

Paylaşın

Açlık Sınırı 21 Bin, Asgari Ücret 17 Bin Lira

Dört kişilik bir ailenin, dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için tüketmesi gereken gıda miktarlarını esas alarak hesaplanan açlık sınırı 21 bin, gıda dışındaki harcamaları dikkate alarak hesapladığı yoksulluk sınırı ise 65 bin 873 bin liraya yükseldi.

Haber Merkezi / Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’nun araştırma birimi Kamu-Ar, Açlık Yoksulluk Araştırması Eylül 2024 raporunu açıkladı. Raporda şu ifadelere yer verildi:

“Açlık sınırının bir önceki aya göre 42 lira arttığı eylülde gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama ise 1.674 liralık artışla 44 bin 873 liraya çıktı. Her ikisinin toplamından oluşan yoksulluk sınırı ise önceki aya göre 1.715 lira arttı. Son bir yıllık dönemde ise açlık sınırı 6 bin 458 lira, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama 17 bin 764 lira ve yoksulluk sınırı ise 24 bin 221 liralık artış kaydetti.

Eylülde tam 21 bin çıkan açlık sınırı; bu yılsonuna kadar 17 bin lira olarak uygulanacak olan asgari ücretin 4 bin lira üzerine çıktı. Asgari ücret 65 bin 873 liralık yoksulluk sınırının ise sadece yüzde 25,8’ini karşılayabildi. Temmuzda 12 bin 500 liraya çıkarılan en düşük emekli aylığı ise açlık sınırının ancak yüzde 59,5’ini karşılayabiliyor.

Ankara’da en fazla alış-veriş yapılan marketlerden derlenen fiyatlara göre, dengeli beslenebilmek için et- balık- yumurtaya aylık olarak harcanması gereken tutar eylülde bir önceki aya göre 77 lira, yıllık olarak ise 2 bin 48 lira artarak 6 bin 96 lira oldu.

Kuru bakliyat için yapılması gereken harcama önceki aya göre 4 lira azalırken, geçen yılın aynı ayına göre ise 125 liralık artışla 428 lira oldu.

Bir önceki aya göre 12 lira azalarak 4 bin 640 liraya inen süt, yoğurt ve peynir için yapılması gereken harcama son bir yılda ise 1.398 lira arttı. Meyve için harcanması gereken para önceki aya göre 77 lira azalırken, geçen yılın aynı ayına göre ise 645 lira artarak 2 bin 9 lira oldu.  Sebze için harcaması gereken tutar ise önceki aya göre 29 lira azaldı, geçen yılın aynı ayına göre ise 576 lira artarak 2 bin 424 lira olarak hesaplandı.

Ekmek, un ve makarna gibi ürünler için yapılması gereken harcama eylülde değişmeyerek 1.761 lirada kalırken, pirinç ve bulgur harcamaları 9 lira artarak 844 liraya yükseldi. Yağ için yapılması gereken harcama ise 10 liralık artışla 583 liraya çıktı.

Şeker, bal, pekmez, reçel gibi gıda maddelerine yapılması gereken harcama önceki aya göre 66 lira artarak 1.468 lira oldu. Aynı ailenin zeytin için yapması gereken harcama ise değişmedi ve 746 lirada kaldı.

Yetişkin erkek için 2.800, kadın için 2.200, genç için 3.000 ve çocuk için de 1.600 kalori esas alınarak yapılan hesaplamaya göre eylül açlık sınırı yetişkin erkek için 6 bin 131 lira, yetişkin kadın için 4 bin 813 lira, çocuk için 3 bin 495 lira ve genç için de 6 bin 560 lira oldu. Açlık sınırı bu yılın ilk dokuz aylık döneminde ise toplam 4 bin 517 lira artış kaydetti.

Yoksulluk sınırının belirlenmesinde gıda dışı gereksinimlerin fiyat değişimleri de esas alınarak yapılan araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin gıda dışındaki gereksinimlerini “insan onuruna yaraşır bir şekilde ve yoksunluk hissi duymadan” karşılayabilmesi için gereken harcama tutarı da eylülde 44 bin 873 liraya kadar çıktı.

Eylülde dört kişinin giyim ve ayakkabı harcamaları ortalama 1.902 liraya yükselirken, barınma (kira dâhil) harcamaları 11 bin 570 liraya, ev eşyası harcamaları 5 bin 435 liraya, sağlık harcamaları 1.797 liraya yükseldi. Ulaştırma harcamaları 13 bin 306 liraya yükseldi.

Haberleşme harcamaları 1.367 liraya, eğlence ve kültür harcamaları 1.295 liraya, eğitim harcamaları 1.036 liraya, tatil-otel harcamaları 4 bin 817 liraya ve çeşitli mal ve hizmetlerle ilgili harcamalar 2 bin 349 liraya kadar çıktı. Gıda dışı harcamalar bu yılın ilk dokuz aylık döneminde 14 bin 519 lira artış gösterdi.

Dört kişilik bir ailenin insan onuruna yaraşır şekilde yoksunluk hissi çekmeden yaşayabilmesi için yapması gereken gıda ile gıda dışı harcamaların toplam tutarını gösteren yoksulluk sınırı ise eylülde 65 bin 873 liraya tırmandı. Yoksulluk sınırında yılın ilk dokuz ayındaki artış ise 19 bin 35 lira oldu. Yoksulluk sınırında, son bir yıllık dönemdeki artış ise 24 bin 221 lira olarak gerçekleşti.”

Paylaşın

Dervişoğlu, Erdoğan’ın Üçüncü Defa Aday Olmasına Karşı

Erken seçim tartışmalarını ilişkin değerlendirme yapan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, Erdoğan’ın üçüncü defa aday olmasına karşı çıkacaklarını belirterek, “Gerekli mücadeleyi vereceğiz” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, NOW Haber’de gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Erken seçim tartışmalarını ilişkin değerlendirme yapan Müsavat Dervişoğlu, özetle şu ifadeleri kullandı:

“Benim bu konuda duruşum net. Ben Süleyman Demirel gibi cebimde Anayasa ile geziyorum. Bu Anayasa’nın 101’inci maddesi Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bir daha aday olamayacağını söylüyor. Ama kamuoyu araştırmalarında başka adaylarla Erdoğan’ın yarıştırıldığına şahit oluyoruz.

Erdoğan burada ‘ben bir yolunu bulacağım, Anayasa buna mani olsa bile ben önümüzdeki seçime aday olarak gireceğim ve bunun için de bazı çevreler benim bu emelime hizmet etmeye tarafımdan mecbur ve mahkum bırakılacak’ dedirtmek istiyor. Bu aslında kurgulanmış bir senaryo.

Eğer birileri Recep Tayyip Erdoğan’ın adaylığını konuşulabilir hale getirmek için bu siyasi manevraları yapıyorlarsa bu Anayasa’ya benim baktığım pencereden bakmıyorlardır.

Bu Anayasa yürürlükte olan bir Anayasa ise siyasi tartışmaların odağından Recep Tayyip Erdoğan’ın çıkarılması lazımdır.

‘Biz Erdoğan’ı yenerek göndermek istyoruz’ gibi sırf Recep Tayyip Erdoğan’ı seçimde yenmek için olsa dahi Anayasa çiğnenmek isteniyorsa bu da yapılmaması gereken şeylerden biridir. Biz bu konuyla ilgili gerekli mücadeleyi vereceğiz.

Bunu Sayın Erdoğan gündeme getirmiyor. Kamuyoyu araştırmalarında diğer adaylarla Sayın Erdoğan’ı yarıştıranlar başkaları, Erdoğan’ın yeniden aday olmasını temin etmek üzere erken seçim kararını gündeme getirip tartışmayı açanlar başkaları.

Siz böyle yaparsanız bunlara bağlı olarak da Recep Tayyip Erdoğan’ın önünü açacak yeni anayasal düzenlemeleri gündeme getirme stratejisi getirilir.

Bu nedenle benim söylediğimi CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel de söylerse Recep Tayyip Erdoğan bu tartışmanın dışına çıkar.

Cumhurbaşkanı adayı olmak için Erdoğan’ın Anayasa’yı çiğnemesiyle, yine bu Anayasa’yı tanımayarak onun aday olmasını temin etmeye yönelik adımlar atmanın birbirinden farkı yok.

İkisi de Anayasa’yı ve hükümlerini tanımamaktır. Dolayısıyla Erdoğan iki dönem seçilmesi gerekirken üç dönem seçilmiştir, muhalefet buna doğru bir biçimde geçmişte itiraz etmeyi becerememiştir. Çünkü zafer kazanma iştahıyla hareket etmiştir. Aynı durum şimdi de kapının önünde duruyor.”

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye Yeni F-35 Teklifi

ABD’nin Rusya’dan satın alınan S-400’ler’in İncirlik Üssü’nde muhafaza edilmesi şartıyla Türkiye’nin F-35 programına dahil edileceğini bildirdi. Türkiye’nin teklife sıcak bakmadığı belirtildi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye ile ABD arasındaki F-35 ve S-400 konularına ilişkin, ABD’nin Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşılık Verme Yasası’nın (CAATSA) varlığına işaret etmiş ve şöyle konuşmuştu:

“F-35, CAATSA’dan dolayı takılmış durumda. Bu konuyu sadece F-35’ten dolayı değil, CAATSA’yla ilgili konudan dolayı çözmeye çalışıyoruz. Bu çözülürken yanında F-35’le de ilgili bir çözüm gelirse tabii ki tercihe şayan bir durum olur. Dediğim gibi o konudaki nihai teknik otorite makamı, değerlendirme makamı, Mili Savunma Bakanlığımız, Hava Kuvvetleri Komutanlığımız.”

Yunanistan merkezli Kathimerini gazetesi, Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi için ABD’den yeni bir teklif geldiğini yazdı. Habere göre Washington yönetimi, Rusya’dan satın alınan S-400’ler’in İncirlik Üssü’nde ABD kontrolünde muhafaza edilmesi şartıyla Ankara’nın F-35 programına dahil edileceğini bildirdi.

Haberde, şu ifadelere yer verildi: “Böylelikle Türkiye, Rusya ile olan sözleşmenin şartlarını veya bağlayıcı olabilecek herhangi bir maddeyi ihlal etmeden uluslararası arenada geri adım atmış gibi görünmekten kaçınmış olacak.”

Kathimerini’ye konuşan eski Savunma Bakanlığı (Pentagon) yetkilisi Michael Rubin, Beyaz Saray ve Pentagon’un temmuz ayında teklifi üst düzey Türk yetkililere sunduğunu bildirdi. Rubin, şu ifadeleri kullandı:

“Bölgedeki kaynaklarım, 1-2 Temmuz 2024’te Türkiye’ye yaptıkları ziyarette, Uluslararası Güvenlik İşlerinden Sorumlu Savunma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Celeste Wallander ve Ulusal Güvenlik Konseyi Avrupa Kıdemli Direktörü Büyükelçi Michael Carpenter’ın yakın zamanda Türk mevkidaşlarıyla F-35 anlaşmasını yeniden canlandırmayı tartıştıklarını söylüyor. F-35 programına dahli karşılığında Türkiye’den S-400’leri ABD’ye teslim etmesi veya İncirlik Üssü’ndeki ABD kontrolündeki bölüme aktarması talep edildi.”

‘Her iki tarafın da söz konusu görüşmelerin olumlu sonuçlanmasını istediğini’ ancak Türkiye’nin bu teklife sıcak bakmadığını yazan Kathimerini, müzakerelerdeki son durumu Pentagon Sözcüsü Javan Rasnake’e sordu. ABD’li yetkili, “2019’dan bu yana Türkiye’ye S-400 sistemini satın alma konusundaki tutumumuzu ve bunu yapmanın sonuçlarını ve mevzuatta yer alan sonuçlarını aktardık. ABD’nin bu konudaki tutumunda veya mevzuatında herhangi bir değişiklik olmadı” yanıtını verdi.

Rubin ise, F-35 programına katılımın, New York’ta düzenlenen BM Genel Kurulu’nda Türkiye’nin gündeminde olacağını dile getirdi. Haberde, şu ifadeler ile devam edildi:

“Washington’daki hissiyat, Türkiye ile ilişkilerini sarsmaya devam eden ciddi sorunlara rağmen ABD’nin, S-400 sorunu çözüldükten sonra CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve Ankara’nın F-35 programına yeniden dahil edilmesi konusunda ilerlemeye istekli olduğu yönünde.”

Dışişleri Bakanı Fidan’dan CAATSA açıklaması

Geçtiğimiz günlerde Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’na konuk olan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye ile ABD arasındaki F-35 ve S-400 konularına ilişkin, ABD’nin Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşılık Verme Yasası’nın (CAATSA) varlığına işaret etmiş ve şöyle konuşmuştu:

“F-35, CAATSA’dan dolayı takılmış durumda. Bu konuyu sadece F-35’ten dolayı değil, CAATSA’yla ilgili konudan dolayı çözmeye çalışıyoruz. Bu çözülürken yanında F-35’le de ilgili bir çözüm gelirse tabii ki tercihe şayan bir durum olur. Dediğim gibi o konudaki nihai teknik otorite makamı, değerlendirme makamı, Mili Savunma Bakanlığımız, Hava Kuvvetleri Komutanlığımız.

Ama biz olayın siyasi boyutunu yönetmede her türlü çabayı şu anda gösteriyoruz. Yaratıcı formüller, çözümler neler olabilir onlar üzerinde duruyoruz. Tabii Cumhurbaşkanımızın günün sonunda nihai yönlendirmesi, bakışı belirleyici olacak ama siyasi ayağını yakından takip ediyoruz. Bu konunun artık iki ülke ilişkilerinde bir ayak bağı olduğu konusunda en azından her iki taraf da hemfikir.”

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

CHP: Erken Seçim Kaçınılmaz

CHP Milletvekili Aşkın Genç, “İktidarın izlediği ekonomi politikaları sürdürülemez bir noktaya geldi. Bu, yalnızca bir mali kriz değil, tam anlamıyla bir yönetim krizidir” dedi ve ekledi:

“İktidarın uyguladığı bu ekonomi politikalarıyla sürdürülebilir bir gelecek mümkün değildir. Bu tablo gösteriyor ki erken seçim kaçınılmazdır. Bu hükümet, halkı yoksulluğa mahkum eden politikalarıyla ülkeyi daha büyük bir çıkmazın içine sokmadan çekilmelidir.”

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın merkezi yönetim bütçe verileri, Türkiye’deki ekonomik krizin ulaştığı boyuta ayna tuttu. Bakanlığın verilerine göre, merkezi yönetim bütçesi ağustos ayında 129 milyar 600 bin TL’lik açık verdi. CHP Milletvekili ve Ekonomist Aşkın Genç, merkezi yönetim bütçe verilerine yönelik BirGün’den Mustafa Bildircin‘e değerlendirmelerde bulundu.

CHP’li Genç, 2024 yılının ağustos ayına yönelik merkezi yönetim bütçe verilerinin, “İktidarın ekonomiyi yönetmedeki acizliğini ve Türkiye’nin ekonomik çöküşe hızla yaklaştığını” gözler önüne serdiğini ifade etti. Ağustos 2024’te 820,3 milyar TL harcama yapıldığını ve 690,7 milyar TL gelir elde edildiğini söyleyen Genç, “Bu da 129,6 milyar TL’lik korkunç bir bütçe açığına işaret ediyor” diye konuştu.

Faiz dışı giderlerin Ağustos 2024 itibarıyla Ağustos 2023’e göre yüzde 52,1 artış gösterdiğinin altını çizen Genç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu, hükümetin popülist harcamalarla bütçeyi şişirdiğini ve geleceğimizi ipotek altına aldığını ortaya koymaktadır. Devletin faiz borçlarıyla boğuştuğu bu ortamda, halkımız enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında ezilmektedir.

Ancak, bu yük halkın sırtına bindirilirken iktidar, sanki ülkenin kaynakları sınırsızmış gibi umursamaz tavrını sürdürmeye devam ediyor. Devletin kasası hızla boşaltılıyor. Ağustos ayı bütçe giderleri geçen yıla oranla yüzde 45,8 oranında artarken gelirler bu harcamaları karşılamaktan çok uzak.

İktidarın izlediği ekonomi politikaları sürdürülemez bir noktaya geldi. Bu, yalnızca bir mali kriz değil, tam anlamıyla bir yönetim krizidir. İktidarın uyguladığı bu ekonomi politikalarıyla sürdürülebilir bir gelecek mümkün değildir. Bu tablo gösteriyor ki erken seçim kaçınılmazdır. Bu hükümet, halkı yoksulluğa mahkum eden politikalarıyla ülkeyi daha büyük bir çıkmazın içine sokmadan çekilmelidir.”

Paylaşın