Güney Afrika’da Tespit Edilen Koronavirüs Varyantı Endişe Yaratıyor

Güney Afrika’da tespit edilen koronavirüs varyantı tüm dünyada endişeye neden oluyor. Koronavirüsün B.1.1.529 kodlu bu varyantını “Omicron” olarak adlandıran Dünya Sağluk Örgütü (DSÖ) varyantı “endişe verici” olarak sınıflandırdı. Örgüt, Omicron’un “yüksek bulaşma riskine sahip olduğunu” ve “birçok kez mutasyona uğramış olduğunu” açıkladı.

WHO, ilk belirlemelere göre bu varyantın hastalığı geçiren kişileri tekrar etme potansiyelinin bulunduğunu açıkladı. Örgüt, varyantın özelliklerini tam olarak anlamanın birkaç hafta sürebileceğini duyurdu.

Avrupa’daki ilk vaka dün Belçika’da kayıtlara geçerken bugün de İngiltere’de iki vakaya rastlandı. Almanya ve Çekya, Omicron varyantı olduğundan şüphelendikleri birer vaka tespit ettiklerini açıkladı. Almanya’daki vakanın Güney Afrika’dan, Çekya’daki vakanın ise Namibya’dan gelen kişiler olduğu belirtildi.

Türkiye, İngiltere, AB, Avustralya, Kanada ve ABD’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda ülke, Güney Afrika ve bazı komşularından seyahatleri yasakladı veya kısıtladı. BioNTech ve Moderna şirketleri mevcut aşılarının yeni varyanta etkisini incelemeye başladıklarını duyurdu. Moderna ayrıca Omicron’a özel yeni bir hatırlatma dozu üzerinde çalışacaklarını açıkladı.

“Zengin ülkelerin aşı stoklaması pandemiyi uzatıyor”

Varyant, aşının küresel çapta dağılımı konusunda tartışmaları da beraberinde getirdi. Uzmanlar, zengin ülkelerin aşıyı stoklamasının ve az gelişmiş ülkelere aşının ulaşamamasının pandemiyi uzatma tehlikesi barındırdığı konusunda uyardı. Afrika’da nüfusun yüzde 6’sından daha azı koronavirüse karşı tam olarak aşılanmış durumda.

Bu tür dengesizliklerin yeni varyantların oluşumunu hızlandırdığı belirtildi. Southampton Üniversitesi’nden küresel sağlık araştırmacısı Michael Head, “Bu durum, aşı tedarik sürecindeki eşitsizliklerin sonucudur. Aşıların zengin ülkeler tarafından depolanması, kaçınılmaz olarak yine onları etkileyecek” dedi ve G20 ülkelerine aşının küresel paylaşımı konusunda çağrı yaptı.

Paylaşın

Meclis’te ‘Osman Kavala’ Gerginliği

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Cumhurbaşkanlığı ile bağlı kuruluşların bütçesi üzerinde yapılan görüşmelerde muhalif milletvekilleri ile Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay arasında iş insanı Osman Kavala üzerinden yargı bağımsızlığı tartışmaları öne çıktı.

DW Türkçe’den Hilal Köylü’nün haberine göre; HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay’a iş insanı Osman Kavala’nın tutukluğunun devamı yönünde İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesi’nde verilen son kararı hatırlatarak hükümetin dava sürecinde yaşanan hukuksuzlukları Türkiye kamuoyuna ve Avrupa’ya nasıl anlatacağını sordu. Paylan, Türkiye’de yargının bağımsız olmadığına ilişkin değerlendirmelere de gönderme yaparak hükümetin yargı bağımsızlığı konusunda yeni planlarının olup olmadığının da merak konusu olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay’ın Paylan’a yanıt verirken Anayasa’nın yargının bütünüyle tarafsız mahkemelerce işletildiği yargıya hiçbir kurum ve kuruluşun, makamın talimat veremeyeceği yönündeki hükmünü uzun uzun okuması dikkat çekti. Oktay, muhalif vekillerinin kendisine Kavala’nın tutukluluğu ve yargı bağımsızlığı konusunda soru sorulmasına “Benim anladığım kadarıyla bizden şunu istiyorsunuz. Yürütmenin yargıya müdahale etmesini mi istiyorsunuz?” sorusuyla tepki gösterdi.

Oktay’ın bu sözleri üzerine CHP sıralarından Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır “Etmeyin” tepkisini gösterirken, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ile HDP’li Garo Paylan’ın öncülüğünde tüm muhalif vekiller komisyon başkanı Cevdet Yılmaz’a “Sorulara, yanıt vermiyor. Anayasa okuyor. Müdahale edin, soruları yanıtlasın” isteğinde bulundu.

Muhalif vekillerin bu çıkışı üzerine Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay “Yargı bağımsızdır. Bugüne kadar müdahale etmedik, bundan sonra da etmeyeceğiz” açıklaması yaptı. Oktay’dan gelen bu açıklamaya CHP’li Özgür Özel’in ardı ardına “Bugüne kadar edenin Allah belasını versin mi?” sözleriyle çıkışması dikkat çekti. Özel, Oktay’ın açıklamalarıyla milletvekilleriyle dalga geçtiğini de öne sürünce Oktay’dan bu kez “Geçmiyoruz, ciddi şekilde yanıt veriyorum” açıklaması geldi.

“Erdoğan yargıya talimat verdi”

Oktay’ın açıklamalarının ardından söz alan HDP’li Garo Paylan ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) HDP’nin tutuklu eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş hakkında verdiği “derhal serbest bırakılmalı” kararını hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu kararın ardından “AİHM’in ne dediği bizi bağlamaz. Biz karşı hamlemizi yaparız. Serbest bırakamayız” açıklaması olduğunu da gündeme taşıyan Paylan, “Erdoğan, yargıya talimat vermiştir. Bundan daha büyük yargıya müdahale olabilir mi?” tepkisini gösterdi.

Düşük faiz politikasını savundu

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, döviz kurlarındaki tarihi yükselişe dikkat çekerek hükümetin ekonomi politikasını eleştiren muhalif vekillere de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ekonomistlerin uyarılarına karşın uygulamakta ısrar ettiği düşük faiz politikasını savundu. Oktay, “Politika faizinin yüksek olduğu dönemde de kurlarda hareketlenme olmuştur. Bu dalgalanma dönemini de geçmişte olduğu gibi geride bırakacağız” dedi.

Oktay’ın yüksek enflasyondan ve maliyet artışlarından toplunun etkilenmemesi için neler yaptıklarını “Doğal gaz ve elektrikte maliyetin yarısını biz üstleniyoruz. Çiftçilerimizi koruyoruz. Tarımsal destekleme ödemelerinden gelir vergisi stopajı artık olmayacak, mazot maliyetlerinin önemli kısmını karşılıyoruz. Gübreye desteği iki katına çıkardık” sözleriyle anlattı.

Oktay, muhalefetin iddia ettiğinin aksine dış yatırımcının Türkiye’den vazgeçmeyeceğini de öne sürdü. Oktay, “Kur saldırılarının etkisini bertaraf etmek üzere yapısal anlamda önemli adımlar atmaktayız. Spekülasyonların etkisi azalacak. Dalgalı kur rejimi ile fiyat hareketleri bir süre sonra, rasyonel noktada dengeye ulaşacak. Dış yatırımcı güvenli liman Türkiye’den vazgeçmeyecek” dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, muhalefetten gelen “Türkiye’de ekonomik kriz büyürken, siz sokağa çıkmıyor musunuz? Çıkmadığınız için mi böyle pembe tablo çiziyorsunuz” eleştirilerine de “Hem Sn. Cumhurbaşkanımız hem bizler daima sokaktayız. Milletimizin içindeyiz. Muhalefetin fakir fukara diye tabir ettiği evlerin tam içindeyiz. Milletimizden hiçbir zaman kopmadık, bugünden sonra da kopmayız” yanıtını verdi.

Paylaşın

Babacan’dan İstanbul Sözleşmesi Açıklaması: Vazgeçmiyoruz

Partisinin ‘Kadın İçin Adalet Eylem Planı’nı açıklayan DEVA Lideri Babacan, konuşmasında, “Bizim ülkemizde, hatta bu şehirde imzalanmış, adımızı verdiğimiz İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz, sahip çıkıyoruz. Bu nedenle gece yarısı tek bir kişinin imzası ile çıkılan sözleşmeyi savunmaya devam edeceğiz. Çünkü kadına yönelik şiddetin öncelikle bir zihniyet sorunu olduğunu biliyoruz, bunu yüreklendirecek her türlü siyasi hamlenin karşısındayız.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Babacan, konuşmasının devamında, “Hedefimiz parite olmakla birlikte şu an partimizde %35 cinsiyet kotası var. Eşitliği sağlayana dek en az %35 ile hareket etmeyi şart koştuk. Bu, tüm siyasi partiler içindeki en yüksek kotadır. Çünkü biz kadın erkek yan yana yürüyeceğiz dedik. Siyaset sadece erkeklere bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir dedik.” dedi.

Partisinin Kurucular Kurulu üyesi, emekli asker Metin Gürcan’ın gözaltına alınmasıyla ilgili açıklamalarda bulunan Babacan, “Bu gelişme eğer siyasi bir nitelikteyse, eğer hedef partimize yönelik bir tutumsa veya ülkenin bu ağır ekonomik kriz gündeminin üzerini örtmekse, bu tür girişimler DEVA kadrolarını asla yıldıramaz” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin İstanbul İl Başkanlığı’nda düzenlenen “Kadın İçin Adalet Eylem Planı” tanıtım toplantısında konuştu. Babacan açıklamalarında şu ifadeleri kullandı:

“Bakırköy Sulh Ceza Hakimliği’nin kararı üzerine bugün Metin Gürcan’ın evinde arama yapıldı. Kendisi şu anda gözaltında. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2020 yılındaki bir soruşturmasına dayanarak bu işlemin yapıldığı bilgisini almış durumdayız. Söz konusu soruşturmayla ilgili bizim hukukçu arkadaşlarımız konuyu çok yakından takip ediyor. Ben eşi Senem Hanım’la telefonda görüştüm, geçmiş olsun dileklerimi ilettim. Hem ailesine olan desteğimiz hem de Metin Bey’e olan hukuki desteğimiz yoğun şekilde devam ediyor.

Şunu özellikle vurgulamak istiyorum: Bu gelişme eğer siyasi bir nitelikteyse, eğer hedef partimize yönelik bir tutumsa veya hedef ülkenin bu ağır ekonomik kriz gündeminin üzerini örtmekse, bu tür girişimler DEVA kadrolarını asla yıldıramaz. DEVA kadrolarını asla yolundan alıkoyamaz. Eğer bu işin arkasında bir siyasi niyet varsa, siyasi motivasyonla yapılan bir iş ise, ki bu tür gelişmeler de olabiliyor biliyorsunuz, biz yolumuza devam ediyoruz. DEVA kadrolarını asla yıldıramazlar.

Türkiye’de geleneksel olarak muhalefet dış politika ve dış güvenlik konularında muhalefet yapmazdı. Hükümet ne derse muhalefet en hafifinden sessiz kalırdı. Bizimle beraber bu gelenek değişti. Hükümetin dış politikadaki, dış güvenlik konularındaki hatalarını açık açık, ön alıcı bir şekilde işaret ediyoruz. Bu ülkenin geri dönülemez yollara girmemesi, içinden çıkılmaz sorunların içine yuvarlanmaması için gayret ediyoruz. Metin Bey de partimizde dış politika ve dış güvenlik meselelerini en keskin bir şekilde, en sivri dille eleştiren arkadaşlarımızdan bir tanesi.

Çok sayıda televizyon yayınına çıkıyordu, raporlar yazıyordu, köşe yazıları yazıyordu. Bu şekilde de tabii ister istemez bazılarının rahatını, huzurunu kaçırıyordu… Tabii şu da önemli, bu dönem DEVA Partisi’nin her geçen gün güçlendiği, her geçen gün etkisinin arttığı bir dönem… Tüm Türkiye’de adından artık en çok söz edilen, en çok takip edilen siyasi partilerden birisi oldu DEVA Partisi… Biz aynı zamanda hukuka çok saygılı, hukukun üstünlüğünü çok önemseyen bir siyasi partiyiz. Dolayısıyla meselenin sadece ve sadece hukuk çerçevesinde gidip gitmediğinin de takipçisi olacağız.

‘İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz’

Bizim ülkemizde, hatta bu şehirde imzalanmış, adımızı verdiğimiz İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz, sahip çıkıyoruz. Bu nedenle gece yarısı tek bir kişinin imzası ile çıkılan sözleşmeyi savunmaya devam edeceğiz. Çünkü kadına yönelik şiddetin öncelikle bir zihniyet sorunu olduğunu biliyoruz, bunu yüreklendirecek her türlü siyasi hamlenin karşısındayız.

Ülkemizdeki mevcut yönetim krizinin en ağır maliyetini kadınlar ödüyor, bunu çok iyi biliyoruz. Her hanenin geçim yükünü üstlenenler; kadınlar. Yokluğu, yoksulluğu en derinden fiilen yaşayanlar; yine onlar. Demokrasi kriziyle, eşitliğe aykırı muameleyle en çok muhatap olan onlar. Hukuk kriziyle, her alanda hukuksuzluğu iliklerine kadar yaşayan onlar. Hakkını ararken dahi ‘başında örtü var’, ‘kılığına kıyafetine bak’, ‘o saatte ne işi varmış’ gibi her türlü haksız ve hadsiz müdahaleyle karşılaşan onlar. Tüm bu krizlerin bedelini maalesef canlarıyla ödeyenler de onlar…

Partimizin programında da açıkça yazdığımız üzere toplumsal cinsiyet eşitliğine önem veriyoruz.Kadınların her alanda eşit hak ve şartlarda olması gerektiğine ve bunun için birlikte çalışmanın zorunluluk olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle; partimizde ‘kadınlar kolu’ gibi ayrı bir yapılanma bulunmuyor. kadınları ‘yardımcı güç’ veya seçimden seçime sahaya sürülecek ‘yedek kuvvet’olarak görmüyoruz. Çünkü biz tüm karar mercilerinde kadınların söz sahibi olması gerektiğini düşünüyoruz.

Hedefimiz parite olmakla birlikte şu an partimizde %35 cinsiyet kotası var. Eşitliği sağlayana dek en az %35 ile hareket etmeyi şart koştuk. Bu, tüm siyasi partiler içindeki en yüksek kotadır. Çünkü biz kadın erkek yan yana yürüyeceğiz dedik. Siyaset sadece erkeklere bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir dedik. Kadına yönelik şiddetle mücadele amacıyla oluşturulmuş tüm yasal düzenlemelerin etkin biçimde uygulanmasının takipçisiyiz. Her ne kadar belli bir dönemde iç hukukumuzda olumlu düzenlemeler yapılmış olsa da uygulamadan kaynaklanan sorunları biliyoruz, görüyoruz. Bu nedenle bu sorunları ortadan kaldırmak üzere gerekli her türlü tedbiri alacağız, yasal düzenlemeleri gerçekleştireceğiz. Yasaların önleyici gücünü ön plana çıkaracağız.

Aslolanın şiddet olaylarının gerçekleşmesini önlemek. Olay olduktan sonra ceza önemli ama cezanın asıl amacı biliyorsunuz caydırıcılık. Uygulamada, haksız sonuçlara yol açan ‘iyi hal indirimi’ gibi düzenlemeleri kadın hak ve özgürlüğünü koruyacak şekilde yapılandıracağız. Bir kez daha buradan, ülkemizde senelerdir yılmadan, baskılara aldırmadan mücadelesine devam eden kadın hareketine bu ülkenin bir vatandaşı olarak teşekkür ediyorum.

DEVA Partisi olarak bir ilke imza atıyoruz. Siyasi tarihimizde ilk defa, seçimlerden çok önce, iktidar olduğunda neler yapacağını detaylı olarak, madde madde, bütçesiyle, takvimiyle, eylem planları olarak açıklayan ilk partiyiz. Çünkü biz seçimlerin ardından, göreve geldiğimiz ilk dakikada dahi ne yapacağımızı çok iyi biliyoruz. Eski alışkanlıklar gibi, ‘yaparız’, ‘bakarız’, ‘hele bi seçilelim’ zihniyetinde asla değiliz. İşte bu nedenle, iktidarımızın ilk 90 gününde ve ilk 360 gününde uygulamaya koyacağımız politikaları, en somut biçimiyle halkımızla paylaşıyoruz.”

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Koca’dan Mutasyon Uyarısı

Kovid 19’da son 24 saatte 24 bin 002 yeni vaka tespit edilirken, 201 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Varyant ve mutasyonlar gündeminizde yer almamalı. Bilim Kurulumuz sizin için her durumu titizlikle izliyor” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 361 bin 229 test yapılırken, 24 bin 002 yeni vaka tespit edildi. 201 kişi hayatını kaybederken, 25 bin 341 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan maske uyarısı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı;

“Salgın hastalığı gündemimizden çıkarmalıyız. Ancak bunu yaparken tedbirlere uymayı terk etmemeliyiz. Mücadele sürekliliği bize başarıyı getirecek. Varyant ve mutasyonlar gündeminizde yer almamalı. Bilim Kurulumuz sizin için her durumu titizlikle izliyor”

Aşılamada son durum

18 yaş ve üzeri nüfusun aşılanması verilerinde 1’inci doz Türkiye ortalaması yüzde 90.50, 2’nci doz ortalaması yüzde 81.03 olarak ölçüldü. Ayrıca, 1’inci dozda 56 milyon 173 bin 117, 2’nci dozda 50 milyon 298 bin 544 ve 3’üncü dozda 12 milyon 87 bin 569 olmak üzere toplam 119 milyon 987 bin 705 aşı uygulandı.

En az 2 doz aşı olan kişi sayısının en yüksek olduğu iller; Ordu, Osmaniye, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Burdur olurken, 2 doz aşı yapılan kişi sayısının en az olduğu iller ise Şanlıurfa, Batman, Siirt, Diyarbakır, Muş, Bingöl, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Bayburt oldu.

Paylaşın

HDP’li Paylan, Partisinin 6 Maddelik Ekonomik Tedbirler Paketi Önerisini Açıkladı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ekonomiden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Garo Paylan, Meclis’te düzenlediği basın toplantısıyla, partisinin hazırladığı Acil Ekonomik Tedbirler Paketini açıkladı.

Haber Merkezi / Açıklamasında, “HDP olarak en azından bütçenin bu son gününde büyük bir ekonomik kriz koşullarında yaşayan halkımıza nefes aldıracak tedbirlerin alınmasını öneriyoruz” diyen Paylan, özetle şunları söyledi;

“Bugün, bir aydır görüşülmekte olan 2022 yılı bütçesinin tercihlerini değiştirme imkanının olduğu son gün. Halka nefes aldıracak bir bütçe yapmak, eğer tam da bugün bütçe tercihlerini değiştirebilirsek mümkün olacak! Aksi takdirde Saray’dan gelen bütçe Meclis’te aynı şekilde, geldiği gibi kabul edilecek.

Saray’dan gelen bütçe, doları 2022 yılında 9 lira 27 kuruş tahmin etmişken, şu anda dolar 2022’ye girmeden 12-13 liraya çıkmıştır. İktidarın aymaz politikaları nedeniyle oluşan bu dolar artışı sonucunda, yurttaşlarımızın üzerine zam yağmaktadır.

Yurttaşlarımız, benzini daha ucuz almak için uzun kuyruklar oluşturmakta, market market dolaşıp ayçiçek yağının 5 lira daha ucuz olduğu yer aramaktadır.  Mutfakta, çarşıda, atölyede, pazarda yangın var. Çiftçi tarlasına gübre atamamakta, çünkü gübre fiyatları 5 kat artmıştır. Yurttaşlar mutfak masraflarını karşılayamamakta, emeklilerimiz ay sonunu getirememektedir.

Saray’dan gelen bütçe çökmüştür. Bu zam yağmuru altında 2022 yılı Türkiye’nin yaşadığı en zor yıllardan biri olacaktır. Saraydakiler bunun farkında değiller çünkü onlar paralel evrende yaşıyor. Onlar “Türkiye uçuyor” diyorlar. Kim uçuyor? Evet birileri uçuyor. Halkımıza sorduğumuzda “Türkiye baş aşağı gidiyor” diyorlar.

“Bütçe tercihleri değiştirilmelidir”

Bu şartlarda belki saraydaki vicdansızlar ülkedeki yangını, zam yağmurunu alım gücünün erimesini görmüyorlar o noktada Millet Meclisi’nin devreye girmesi gerekiyor. Saraydan gelen bütçede kaynaklar saraya, şatafata, israfa, yandaşlara ve faize akıyor. Bu bütçe tercihleri mutlaka değiştirilmelidir.

HDP olarak, ekonomik buhran yaşadığımız bu günlerde bir kriz masası oluşturduk. Kriz Masamız ekonomide alınacak acil önlemlere ilişkin bir teklif hazırladı. Biz Halkın Bütçesi teklifimizi sunmuştuk, orada çok sayıda önerimiz vardı ama şu an iktidar, bütçedeki kaynakları tüketmiş olduğu için bu adımları atma olasılığı artık yoktur!

Bizler, HDP olarak en azından bütçenin bu son gününde büyük bir ekonomik kriz koşullarında yaşayan halkımıza nefes aldıracak tedbirlerin alınmasını öneriyoruz.

Halkın vicdanlı temsilcilerine, bu önerilerimize destek verme çağrısı yapıyoruz. HDP Ekonomi Kriz Masası olarak hazırladığımız, Acil Ekonomik Tedbirler Paketini 6 maddede topladık:

  • Elektrik, su, doğalgaz ve internet tüm hanelere ihtiyaç sınırına kadar ücretsiz sağlansın.
  • Çiftçilerin tarlasına gübre atabilmesi için bütçeye kaynak eklensin.
  • Asgari Ücret vergi dışı bırakılsın.
  • Üniversite öğrencilerine karşılıksız aylık 2.000 TL burs sağlansın.
  • Esnafın banka ve vergi borçları faizsiz uzun vadeli yapılandırılsın.
  • Geliri olmayan tüm yurttaşlarımıza aylık 2.000 TL Asgari Gelir sağlansın.

Bu 6 maddelik paketin hayata geçmesi için bugün Meclis, Plan ve Bütçe Komisyonu’na önergeler vereceğiz. Şu anda Sarayda, paralel evrende yaşayıp, uçuyoruz zannedenlere karşı; inim inim inleyen, alım gücü biten halkın feryatlarına cevap veren bir meclis olup olmadığımızı göstereceğiz.

Halk zamlar altında kendisine kalkan olacak bir Meclis arıyor. Bu bütçe, halkın alım gücünü destekleyecek bir bütçe olmalıdır. Bu bütçe, Sarayın değil Halkın Bütçesi olmalıdır. Bunu yapmak, bütçe tercihlerini değiştirirsek mümkündür. HDP olarak açıkladığımız 6 maddelik ‘Acil Ekonomik Tedbirler Paketi’ önerisini bütün siyasi partilerin desteklemesini talep ediyoruz.

“Derhal istifa, hemen seçim diyoruz!”

Şu da bilinmeli; Tek Adam Rejimi sürdükçe yara kanamaya devam edecektir. Tek Adam Rejimi sürdükçe her gün soframızdan bir dilim ekmek eksilmeye devam edecektir. Bu açıdan biz HDP olarak, bu iktidarın bir an önce istifa etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu iktidar istifa etmeli ve derhal erken seçime gidilmelidir! Bu iktidarla geçen her gün ekmeğimiz, huzurumuz ve refahımız eksilecektir. Bu açıdan derhal istifa, hemen seçim diyoruz!

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Önümüzde Zor Bir Süreç Var

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, katıldığı bir etkinlikte yaşanan ekonomik krize değinerek, “Önümüzde zor bir süreç var. Ekonomideki ciddi bozulma artı belediyelerin yapacakları yatırım üzerinde negatif etkisinin olacağı yönünde de zaten ifadeleri de oldu. Daha ötesi, bu kışı vatandaş nasıl geçirecek? Hepimizin, daha doğrusu her siyasetçinin üzerinde durması gereken temel konulardan birisi budur. Bu kışı asgari ücretle geçinen bir kişi nasıl geçirecek? Çok iyi niyetle, ülkeyi yönetenlere teklifte bulundum bir karakış fonu kurun dedim. Bu fon vatandaşın en azından bu kışı rahat geçirebileceği bir ortamı sağlamak için çok değerli bir fon olabilir.” dedi.

Haber4 Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin yaptığı açıklamanın devamında, “Elektrik parasını ödeyemeyen, doğalgaz parasını ödeyemeyen, su parasını ödeyemeyen vatandaşlarımız çıkacaktır ve çıkacak. Ve bunlar için bugünden önlem alınması lazım. Gayet iyi niyetlerle kaynak da söyledik, yer de söyledik, imkan da söyledik. Bunu yaptığınız takdirde en azından ekonomi belli bir şekilde rayına girerse en azından bu kara kışı vatandaşlarımız biraz daha rahat atlatabilirler” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında seçimlere de değinen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Türkiye 13. Cumhurbaşkanını seçecek ve Türkiye yeni bir sürecin içine girecek. Hiç kimse endişe duymasın en geç 6 ay içinde ekonominin çarkları sağlıklı bir şekilde dönecek. Bu memlekete huzuru, bu memlekete bereketi, bu memlekete güzelliği getirmeye kararlıyız. İnşallah dostlarımızla beraber getireceğiz.” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Kemerburgaz’da İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile birlikte İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atık Yakma ve Enerji Üretim Tesisi Açılışına katıldı.

CHP lideri Kılıçdaroğlu törende yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Efendim çok teşekkür ederim. Sayın Genel Başkanım, biliyorsunuz bu protokolü saymak biraz zor ama kıymetli hazirun diyelim. Sayın Genel Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım hepinize en içten sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Yol arkadaşlarımla beraber olmaktan, sizlerle beraber olmaktan son derece mutluyum.

Gerçekten bugün çok güzel bir tesisi hizmete açıyoruz. Başında Avrupa’nın en büyük tesisi olduğu ifade ediliyor. İstanbul kadim bir kent, İstanbul’a ve İstanbulluya hizmet etmek de gerçekten ayrıcalıklı bir olay. 16 milyon insanı mutlu edeceksiniz, 16 milyon insanın yarattığı sorunları onların haberi olmadan çözmeye çalışacaksınız, binlerce ton çöp toplanacak ve bunlar çevreyi kirletmeden bir şekliyle aynı zamanda hizmet olarak halka geri dönecek. İstanbul sadece İstanbulluların değil, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın gözbebeği olan bir kent ve bu kentte insanlar mutlu yaşamak isterler ve bu kentte yaşarken doğanın tahrip edilmesini istemezler. 1971 – 82 yıllarında İstanbul’da yaşadım. Karşıdaydım Göztepe’de, çok yeşil alan vardı hafta sonları top oynardık. Ama bugün biraz acı ama ifade etmek zorundayım beton ormanına dönüşen bir İstanbul var. Böyle bir İstanbul’u Sayın Başkan devraldı. Şimdi yeşil alanlar yaratmaya çalışıyorsun, İstanbulluya hizmet ediyorsun, İstanbullunun yeşil görmesi, doğayla barışık olması için elinden gelen çabayı gösteriyorsun. Bu çabaya sadece ben değil, sadece Sayın Genel Başkanım değil, aslında bu çabaya bütün Türkiye tanık. O açıdan verilen mücadele, gösterilen çaba hepimizin takdirindedir.

Bu tesisle doğayı koruduğunuzu söyledi Sayın Başkan. Evet, bu tesisle doğa korunmuş oluyor bu önemlidir. Sera gazı salınımı azalmış oluyor yine iklim için son derece değerli bir hedef. Milyonlarca insanımıza enerji sağlıyor aynı zamanda bu yine önemli bir hedef. Yani artı hizmetler vermeye başlıyor. Enerji hatlarına giden parayı azaltıyoruz diyorsunuz. Doğru biraz daha artılar geliyor sistemin içerisine. Yani belediye de buradan bir şeyler kazanıyor artı istihdam yaratıyorsunuz. Burada yeni insanlar gelecek, genç insanlar gelecek işsizliğe en azından bir şekliyle küçükte olsa katkı veriyor. Bunu anlatmamın nedeni şu, yatırım yaptıklarını söylüyorlar güzel yatırım yapılsın. Yollar, köprüler, hastaneler yapıyorlar yapılsın itirazımız yok.

Ama bu yatırımlar benim ödediğim vergilerle yapılsın benim torunlarım borçlandırılarak değil. Benim torunlarım borçlandırılıyorsa ben bu vergiyi neden şimdi ödüyorum? Artı bir şey daha var. Yatırım yapıyorlar gayet güzel yapsınlar teşekkür ederiz. Kaça yapıyorsunuz bu yatırımları? Efendim ticari sır biz bilmiyoruz. Niye bilmiyoruz? Benim parasını ödediğim bir yatırımın maliyetini ben neden bilmeyim? Devletin şeffaf olması lazım, saydam olması lazım, vatandaşına hesap verebilir nitelikte ve çerçevede hareket etmesi lazım. Bunlarda yok. O nedenle Belediye Başkanlarımızın ana hedefi yaptıkları harcamanın her kuruşunun hesabını millete vermek. O nedenle bu yatırım ve sizin gösterdiğiniz çabayı son derece değerli bulduğumuzu ifade etmek isterim.

“Bu kışı asgari ücretle geçinen bir kişi nasıl geçirecek?”

Önümüzde zor bir süreç var. Sayın Başkan kısmen değindi Sayın Genel Başkanım. Ekonomideki ciddi bozulma artı belediyelerin yapacakları yatırım üzerinde negatif etkisinin olacağı yönünde de zaten ifadeleri de oldu. Daha ötesi, bu kışı vatandaş nasıl geçirecek? Hepimizin, daha doğrusu her siyasetçinin üzerinde durması gereken temel konulardan birisi budur. Bu kışı asgari ücretle geçinen bir kişi nasıl geçirecek? Çok iyi niyetle, ülkeyi yönetenlere teklifte bulundum bir karakış fonu kurun dedim. Bu fon vatandaşın en azından bu kışı rahat geçirebileceği bir ortamı sağlamak için çok değerli bir fon olabilir. Elektrik parasını ödeyemeyen, doğalgaz parasını ödeyemeyen, su parasını ödeyemeyen vatandaşlarımız çıkacaktır ve çıkacak. Ve bunlar için bugünden önlem alınması lazım. Gayet iyi niyetlerle kaynak da söyledik, yer de söyledik, imkan da söyledik. Bunu yaptığınız takdirde en azından ekonomi belli bir şekilde rayına girerse en azından bu kara kışı vatandaşlarımız biraz daha rahat atlatabilirler diye ifade ettim.

Şunu ifade edeyim Sayın Genel Başkanım; Belediye Başkanlarımız var olan hükümetin yapmadığını yapmaya çalışıyorlar. Kara kış fonu dolayısıyla 3 ile 16 Kasım tarihleri arasında 35 bin 407 aileye 3 milyon 180 bin 460 liralık nakdi yardım yaptılar. 215 bin 124 aileye 4 milyon 566 bin 916 liralık gıda yardımı yaptılar. 21 bin 271 aileye 9 milyon 504 bin 844 liralık 4 bin 597 ton kömür dağıttılar. 108 bin 708 aileye 3 milyon 217 bin liralık eğitim yardımında bulundular. 60 bin 324 aileye 1 milyon 21 bin 66 liralık ulaşım yardımı sağladılar. 291 ailenin 54 bin 870 liralık elektrik faturası ödendi. 3 bin 638 ailenin 153 bin 831 liralık su parası ödendi. 198 ailenin 64 bin 546 liralık doğalgaz faturası ödendi.

Şunu bütün İstanbulluların bilmesini isterim. Belediye Başkanlarımız kendi beldelerinde eğer bir çocuğun yatağa aç girdiğini görürler veya tanığı olurlarsa veya duyarlarsa Türkiye genelinde tamamına yardım için koşmak bizim görevimizdir. Hiçbir çocuğun, hiçbir evladımızın yatağa aç girmesini istemeyiz. Hiçbir annenin çocuğunu yatağa aç yatırmasını istemeyiz. Onun vebalini birileri çeker ama biz o vebalin tanığı olmak istemeyiz. Her birimize düşen görevdir bu. İktidar sahipleri bunun farkında değil. Emin olun farkında değiller. İki dünyamız oluştu Türkiye’de. Bir sarayın dünyası, bir de saray dışındaki dünya. Arada 180 derece fark var. Biz halkın dünyasıyla ilgileniyoruz, var olan sorunları çözmeye çalışıyoruz. Bütün baskılara, bütün engellemelere rağmen bunu yapmaya çalışıyoruz.

“Bütün kaynaklarımızı halkımız için seferber edebiliriz ve edeceğiz de”

Sayın Genel Başkanım ifade etti, az kaldı Türkiye 13. Cumhurbaşkanını seçecek ve Türkiye yeni bir sürecin içine girecek. Hiç kimse endişe duymasın en geç 6 ay içinde ekonominin çarkları sağlıklı bir şekilde dönecek. Bu memlekete huzuru, bu memlekete bereketi, bu memlekete güzelliği getirmeye kararlıyız. İnşallah dostlarımızla beraber getireceğiz.

Var olan acı tabloyu Türkiye hak etmiyor aslında. Gücümüz var, imkanımız var. Eğer biz İstanbul’da, Ankara’da, Adana’da, Mersin’de, Aydın’da, Eskişehir’de, İzmir’de çok güzel şeyleri gerçekleştirebiliyorsak ve harcadığımız her kuruşun hesabını milletimize verebiliyorsak düşünün Türkiye’yi yönettiğimizde bütün dünya büyük bir imrenle bakacaktır bize, gıptayla bakacaktır bize. Evet bütün kaynaklarımızı halkımız için seferber edebiliriz ve edeceğiz de.

Daha güzel bir Türkiye’de yaşamak umuduyla hepinize en içten sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Hizmeti yapan, yatırımı bitiren, temeli atanlara şükran borçluyuz. Kadir Topbaş’a Allah’tan rahmet diliyoruz ve bu hizmeti bitiren artı İstanbullulara armağan eden Belediye Başkanımıza da yürekten teşekkür ediyoruz.”

Paylaşın

İş Arayan Kadınların Oranı Yüzde 11 Geriledi

Ekonomik sorunların her geçen gün daha da ağırlaştığı ülkemizde, iş arayan kadınlar da bu sorunlardan etkilendiği anlaşılıyor. Eleman.net’in verilerine göre 2021 yılının ilk 10 ayı baz alındığında, kadınların iş arama oranı 2019 ile karşılaştırıldığında yüzde 11, 2020 ile karşılaştırıldığında yüzde 9 oranında geriledi.

Eleman.net’teki kadın aday verileri dikkate alındığında , en çok iş arayan kadınların yaş aralığı yüzde 28.7’lik oranla 26-30 yaş dilimi olurken, öne çıkan diğer yaş grupları ise yüzde 21.46’lık oranla 20-25 ve yüzde 21’lik oranla 31-35 yaş grubu oldu. En az iş arayan yaş grubu ise 51 ve üzeri olarak istatistiklere yansıdı.

İş arayan kadınların yüzde 35,08’i lise mezunu

Eleman.net’in Türkiye geneline dair istatistiklerine göre iş arayanların yüzde 45’i kadınlardan oluşuyor. İş arayan kadınların eğitim düzeyi yüzde 35,08 lise, yüzde 28,60 lisans, yüzde 23 ön lisans, yüzde 11,6 ilköğretim ve yüzde 1,62’lik oranla yüksek lisans olurken, iş deneyimleri özelinde ise; 1-2 yıl arası deneyimi olan kadınların oranı yüzde 27,42, deneyimsiz-yeni mezun oranı yüzde 26,43, 3-4 yıl iş deneyimi oranı yüzde 18,10, 5-10 yıl arası iş deneyimi oranı yüzde 15,08 ve 10 yıldan fazla iş deneyimi oranı ise yüzde 7,80 olarak istatistiklere yansıdı.

Eğitim sektörü ilk sırada

İş arayan ve iş deneyimi bulunan kadınların deneyime sahip oldukları sektörler sırasıyla eğitim, gıda, tekstil, mağazacılık-perakendecilik, sağlık-hastane, inşaat, mali müşavirlik-muhasebe ve turizm oldu. Danışmanlık, hizmet, çağrı merkezi, bankacılık-finans, otomotiv, halkla ilişkiler, bilgisayar- BT-internet, elektrik ve elektronik, reklamcılık, telekomünikasyon ve network ise iş arayan kadınların deneyim sahibi olduğu diğer alanlar olarak öne çıktı.

Halihazırda çalışan kadınların yüzde 12,54’ü iş arıyor

Eleman.net’in verilerine göre, iş başvurusu yapan kadınlar arasında halihazırda çalışan oranı 12,54 olurken, çalışmayan ve iş arayışında olan kadınların oranı ise yüzde 74,51 oldu.

(Kaynak: bianet.org)

Paylaşın

Açlık Sınırı 3 Bin 191, Yoksulluk Sınırı 10 Bin 395 TL

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş), ‘Kasım Ayı Açlık ve Yoksulluk Sınırı’ raporunu açıkladı. Açıklanan rapora göre, kasımda dört kişilik bir ailenin açlık sınırı ise 3 bin 191.6 TL’yi aşarken, yoksulluk sınırı da 10 bin 396 TL’ye yükseldi.

Haber Merkezi / Rapora göre, dövizde yaşanan artış, elektrik, doğalgaz, benzin fiyatlarına yansıması, üretim girdi maliyetlerindeki yükselme, temel mal ve hizmetlere gelen yüksek zamlar, dar ve sabit gelirli milyonlarca ailenin geçim şartlarını daha da ağırlaştırdı. Günbegün artan fiyatlar karşısında zaten yetersiz olan ücret gelirlerinin satın alma gücü daha da geriledi. AB üyesi ülkelere göre Türkiye asgari ücretin en düşük olduğu ülke durumuna geldi. Dört kişilik ailenin açlık sınırı bile mevcut asgari ücretin üstünde oldu. Bu ay itibariyle tek bir kişinin yaşama maliyeti de net asgari ücreti 1.078 TL geçti.

Gıda maddeleri fiyatlarında artışın devam ettiğini ortaya koydu. Bu durum, başta ücretli çalışanlar ve emeklileri olmak üzere, geniş bir toplum kesiminin yaşama şartlarını olumsuz etkilemeye devam etti. Ücret gelirlerinde belirli bir artış sağlanmasına karşın yetersiz kalan gelir karşısında çalışanların mağduriyeti devam etti.

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 3.191,55 TL’ye, Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 10.395,91 TL’ye, Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 3.902,57 TL’ye yükseldi.

“Çalışanlar içinden çıkılmaz bir batağa sürüklenmiştir”

Dört kişilik bir ailenin sadece gıda harcaması (mutfak masrafı) geçen aya göre 98 TL, geçen yıla göre 675 TL artmıştır. Yapılması gereken toplam harcama tutarı (aile bütçesi) ise aylık 320 TL ve yıllık 2.198 TL tutarında artmıştır. Zorunlu ihtiyaçlar için geçen yıla göre yapılması gereken ek harcama tutarı kadar hane halkı gelirinde artış sağlanamadığı durumda, aradaki farkın borçlanmayla karşılanması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Dar ve sabit gelirli kesimler tasarruf etme aşamasını geride bırakmıştır. Ücretli çalışanların kullandığı ihtiyaç kredisi ile kredi kartı borcu, geçim sıkıntısının üzerine yaşamı sıkı cendereye alan bir yük halindedir. Çalışanlar içinden çıkılmaz bir batağa sürüklenmiştir.

Dar ve sabit gelirli kesimler açısından ekonomideki gelişmelerin yansıması olumsuzdur. Sürdürülebilirlik kalmamıştır. Gerekli tedbirler alınmadığı takdirde, gelir dağılımının daha da bozulması, işsizlik ve yoksulluğun daha da artması öngörülebilir bir gelişme olacaktır. Sosyal sorunların derinleşmemesi için atılacak adımların başında 2022 yılı yürürlüğe girecek asgari ücretin, insanca yaşamı mümkün kılacak, kabul edilebilir tutarda belirlenmesi gelmektedir.

2021 yılının ilk gününden itibaren aylık 2.825,90 TL olarak yürürlüğe giren net asgari ücret halen açlık sınırının altındadır. Asgari ücret ile bir kişinin yaşam maliyeti tutarı arasındaki fark her geçen ay artmaktadır.

TÜRK-İŞ’in verileri temel alındığında “mutfak enflasyonu”ndaki değişim Kasım 2021 itibariyle şu şekilde gelişti:

  • Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarı bir önceki aya göre yüzde 3,18 oranında artış gösterdi.
  • Yılın ilk on bir ayı itibariyle fiyatlardaki artış yüzde 23,23 oranında gerçekleşti.
  • Gıda enflasyonunda son on iki ay itibariyle artış oranı yüzde 26,82 oldu.
  • Yıllık ortalama artış oranı ise yüzde 20,58 olarak hesaplandı.
Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: Millet İttifakı’nın Adayı Cumhurbaşkanı Olacak

“13. Cumhurbaşkanı Millet İttifakı’nın adayı olacak” diyen İYİ Parti Lideri Akşener,  “Seçimlere giderken ittifak zorunlu. 2023 ya da daha önce Cumhurbaşkanlığı seçimine giderken kaç parti bir araya geleceğiz bunu söylemek şimdilik zor” ifadelerini kullandı. Akşener, Millet İttifakı olarak, Cumhur İttifakı’ndan farklı bir sistemleri olduğunu söyledi.

Eğitim sistemine ilişkin konuşan Akşener, “Ben okullardaki eğitim sebebiyle ben buradayım. Bu okulları açan hükümetin kendisi. Bu plansızlığı ortadan kaldıracağız. Mülakatı kaldırılacak” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Hemen atamaların yapılması gerekiyor. Bunların da peyderpey yapılması gerekiyor. Devlet okullarında sanat, spor bölümleri yok. Bana diyecekler ki kaynak yok. Kaynak şurada israfı, yolsuzluğu ortadan kaldırdığınız zaman ortaya çıkan kaynaklara şaşırırsınız.”

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan hakkında, “Dürüst buluyoruz biz kendisini” diyen Meral Akşener, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Nurettin Nebati’nin paylaşımlarına işaret ederek, “Yeni Bakan adayı kendisi sanırım o anlaşılıyor” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İsmail Küçükkaya ile Çalar Saat programının konuğu oldu. Akşener, Millet İttifakı’na yeni partilerin katılması yönündeki tartışmalara ilişkin “2023 ya da daha önce Cumhurbaşkanlığı seçimine giderken kaç parti bir araya geleceğiz bunu söylemek şimdilik zor” dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfü Elvan hakkında, “Dürüst buluyoruz biz kendisini” diyen Akşener, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Nurettin Nebati’nin paylaşımlarına işaret ederek, “Yeni Bakan adayı kendisi sanırım o anlaşılıyor” ifadelerini kullandı.

Döviz kuru artışı ve akaryakıt istasyonlarındaki araç kuyrukları hakkında konuşan Akşener, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini eleştirerek, şu ifadeleri kullandı:

Bir kere yanlış yaptığınızda bunun adı kazadır. İkinci kere yanlış yaptığınızda onun adı hatadır.

Üçüncü kere aynı yanlışı yaptığınızda bu bir tercihtir. Bütün bunlar Sayın Erdoğan’ın başında bulunduğu partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ndeki arıza yanlışlık, denge ve denetleme mekanizmalarının ortadan kalktığı bir sistemde Sayın Erdoğan’ın bizzat şahsının tercihleridir.

Şimdi mazot kuyruğundaki araçları gördük. Çıkmış milletvekili arkadaş diyor ki araba bolluğu bu ne biliyor musunuz?

Bu programda da bütün televizyonlarda gittiğimde ben bir şey söyledim. Saray ayrı bir hayat tarzıdır.

Sizi vatandaştan koparır, paralel bir evren yaratır, paralel bir bürokrasi yaratır, paralel bir dünya ve hayat tarzı yaratır.

Aynısını yaşıyoruz. Bu düzlemden alınan kararlar, bu düzlem üzerinden yapılan tercihler de bugün karşımızda.

“Biz Çin’i örnek alarak yola çıktık şimdi Bangladeş’e doğru ilerliyoruz”

Akşener, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın döviz kurundaki artışları dış güçlere bağlamasına da tepki göstererek şu ifadeleri kullandı:

Petrol zammını, o kadar şaşırdım ki Sayın Erdoğan’ın konuşmasına İstiklal Savaşı yaptı ekonomide.

Şimdi dış güçler… Tamam kardeşim dış güçlerse açıkla kimmiş, hep beraber yanınızda duralım.

Dış güçler her şeyin sebebi. Yahu siz bu dış güçlerin bostan korkuluğu musunuz?

Biz Çin’i örnek alarak yola çıktık şimdi Bangladeş’e doğru ilerliyoruz. Dünyaya diyorlar ki ‘bizde ucuz iş gücü var.

Gelin buraya yatırım yapın. Burada demokrasi yok adalet yok. Ucuz iş gücü sunmanıza rağmen eksikler olduğu için.

Enflasyon hakkında ise Akşener şu değerlendirmeyi yaptı:

90’lar döneminde siz çok genç bir muhabirdiniz, ben de çok genç bir politikacıydım. Hiper enflasyonun Türkiye’ye nelere mal olduğunu gördünüz.

Türkiye’deki enflasyonun hipere gidecek diye bir endişem var. Buradan bizi izleyenleri uyarayım.

Enflasyon insanları fakirleştirir, ülkeyi fakirleştirir. Ben faize şunu yapın, bunu yapın demiyorum ama söylediğim şey şu bu enflasyon noktasında çok ciddi kararlı bir şekilde mücadele edin diyorum. Biz ne yapacağız, Bizim 4 sınıf diye bir kavramımız var.

Buraya şu kadar ekmelisiniz diyorsunuz. Tarım insan artık dünyada bir milli güvenlik meselesidir.

Çiftçileri tarımdan çıkarak bir sistemden bahsediyoruz. Teşvik etmek için sigortasını biz yapacağız.

Atatürk Orman Çiftliği’ni talan ettiler biz orada bir sistem kurarak tarımı kalkındıracağız.

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfü Elvan hakkında, “Dürüst buluyoruz biz kendisini” diyen Meral Akşener, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Nurettin Nebati’nin paylaşımlarına işaret ederek, “Yeni Bakan adayı kendisi sanırım o anlaşılıyor” dedi.

“13. Cumhurbaşkanı Millet İttifakı’nın adayı olacak”

Millet İttifakı olarak, Cumhur İttifakı’ndan farklı bir sistemleri olduğunu anlatan Akşener, Millet İttifakı’na yeni partilerin katılması yönündeki tartışmalar hakkında da şu ifadeleri kullandı:

Parlamenter sistem üzerinde anlaştık, o alanda da ortaklaşan 6 partiyiz. Millet İttifakı işbirliği üzerinden yan yana gelmiş bir siyasi organizasyon.

Daha doğrusu bizim sistemimiz koalisyon gibi. 6 partinin genel başkan yardımcıları bir araya geldiler, aşağı yukarı bütün genel başkanlara verilecek bir metni hazırlıyorlar.

Bu bir birliktelik. Diyelim ki seçimler geldi. O sisteme girerken ittifak zorunlu. O ittifakta partiler belli. Bizim ise 31 Haziran’da 2, 24 Haziran’da 4 parti, şimdiyse kaç siyasi parti bir araya geleceğiz, onunla ilgili bir şey söylemem zor.

13. Cumhurbaşkanı Millet İttifakı’nın adayı olacak. DEVA Partisi adına ben konuşamam yeni partiler tanınmaya çalışıyorlar saygı duyuyorum. Ama ittifaka katılmayı düşünürler mi bilemem.

Asgari ücret hakkında değerlendirmelerde bulunan İYİ Parti lideri Akşener, şu ifadeleri kullandı:

Doların çıkışı, TÜİK’e rağmen yüzde 40’ların konuşulduğu bu dönemde yeniden belirlenmesi lazım.

Bizim daha önceden yaptığımız çalışmaya göre 4 bin lira net ellerine geçecek rakam. Onun dışında 555 liralık bir vergi yükünden iş verenin rahatlatılmasına dair bir teşvik diye bir önerimiz var.

Bugün bir anda 13 lira 40 kuruşlara kadar gelen dolar, onun yansıdığı girdilerdeki bir maliyet artışılar gibi bakıldığı zaman bu dalgalanmalar tansiyon gibi. Herkes tansiyon hastasına döndü.

Yeniden değerlendireceğiz tabii ki bu doların rekorundan önce yapılmış bir çalışmaydı. Bu çalışma revize edilecek.

Türkiye çalışanlarının yüzde 50’lik kısmı asgari ücretle çalışıyor. Kime sorsam nerede çalışırsa çalışsın asgari ücretle çalıştığını söylüyor.

22 milyon çalışanın 10 milyonunun asgari ücretli olduğu söyleniyor, bu da başka bir fakirleşme sebebi.

İktidarın erken seçim eleştirilerini de değerlendiren Akşener, şöyle konuştu:

Problemler çoğaldı. Problemlerin çözümü için bir ortaklaşma söz konusu olmadığı zaman tek çare millete gitmektir.

Bir muhalefet liderinin veya muhalefet liderlerinin vatandaş adına, millet adına seçim isteme gibi bir hakları ve görevleri vardır.

Dolayısıyla seçim istemek vatan hainliği değildir. Seçime gitmek vatan hainliğiyle alakalı bir durum değildir. Bunları bir birine karıştırmayalım bu çok ayıp.

Vatan hainliği ve Türkiye’nin bekası diye bir kavramın içi boşaldı. Ben buna çok üzülüyorum.

“Sen nelere kâdirmişsin ey Sedat Peker”

Akşener, Erdoğan’ın dış güçler söylemini de eleştirerek şu ifadeleri kullandı:

Sayın Erdoğan ve arkadaşlarının her türlü içerideki başarısızlık ya da seçim kazanma kartı mutlaka dış güçler diye bir kavram.

Günü gelir Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan olur, günü gelir Hollanda olur, Almanya olur. Birleşik Arap Emirlikleri için Sayın Erdoğan’a hizmet eden iki gazetenin attığı manşet var ‘şerefsizler’ diye.

Tüm bunlara baktığınız zaman her söylediğiniz iç politika merkezli olup, Türkiye’nin geleceğiyle alakalı olmadığı için bu şekilde rezil rüsva olursunuz.

Akşener, iktidarın 15 Temmuz’un ortaklarından biri olarak nitelendirdiği BAE lideri ile anlaşmalar yapması hakkında ise şöyle konuştu:

Anlaşmanın içeriği nedir bilmiyoruz. Halbuki o içeriğin vatandaşla, siyasi partilerin liderleriyle paylaşılması lazım. Böyle bir tuhaf bir gizlilik içinde.

Yarın bir birinin ayağına bastığında aynı şeyler olur. Ama şunu demek isteyebilirim, sen nelere kâdirmişsin ey Sedat Peker. kadar önemli şeyler söyledi ki bir savcıda çıkıp soruşturma açmadı.

Bir vatandaşımız ‘yargının Tarafsız, bağımsız, korkusuz olmasını sağlayacak mısınız’ demişti. O kadar iddialar var ama yargıda hareket yok.

Paylaşın

AK Parti ‘Alevi Açılımı’ Mı Planlıyor?

AK Parti, erken seçimin gündeme geldiği bir süreçte Alevilere yönelik yeni bir açılımı değerlendiriyor. Kamuoyu yoklamaları, 2002’de iktidara gelen AK Parti’ye yönelik desteğin azaldığını ortaya koyarken, partinin genel başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kısa süre önce Alevi toplumunun sorunlarını dinlemek üzere ülke genelinde bin 585 cemevine temsilciler göndermişti.

Reuters, Alevilerle ilgili analizinde, ‘Erdoğan’ın, Türkiye’nin 84 milyonluk nüfusunun yüzde 15 ile 20’sini oluşturan Alevi azınlığı kazanmak için zorlu bir mücadeleyle karşı karşıya’ olduğu değerlendirmesinde bulundu. Daha önceki ‘Alevi açılımının’ başarısızlıkla sonuçlandığı belirtilirken Alevilerin çoğunluğunun İslami kökenli AK Parti’ye şüpheyle yaklaşan kesim olduğu aktarıldı.

Öte yandan AK Partili üst düzey yetkililer, cemevleri konusundaki statü sorununun aşılabileceğini dile getirdi.

Alevi gruplar cemevlerinin resmi olarak tanınmasını, konuyla ilgili mahkeme kararlarının uygulanmasını, ‘asimilasyon’ olarak tanımladıkları zorunlu din eğitimini ve kamusal yaşamda ayrımcılığa son verilmesini talep etti.

“AK Parti, kendi Alevilerini yaratmaya çalışıyor”

İstanbul’daki bir cemevinde düzenlenecek tören öncesi konuşan Ali Erdem, “AK Parti hükümeti kendi Alevilerini yaratmaya çalışıyor.” dedi.

Alevilere yönelik bazı tarihsel sorunları anlatan Erdem, “Yüzyıllarca baskı altında kaldık ama kimseye boyun eğmedik.” diye konuştu.

Sufi ve Anadolu halk geleneklerini devam ettiren Aleviler, Türkiye’deki Sünni Müslüman çoğunluktan bazı noktalarda ayrılıyor ve Sünnilerle çelişebilecek ritüeller uyguluyor.

Erdoğan, 10 yıl önce ‘Alevi açılımı’ başlatmıştı.

Ancak 2013’teki Gezi Parkı eylemlerinin patlak vermesi sonrası söz konusu girişim olumsuz sonuçlanmıştı.

Reuters’a göre AK Parti’nin popülaritesinin azaldığına dair işaretlerin ortaya çıkmasının ardından konu, yakın tarihli bir kabine toplantısında yeniden güdeme getirildi.

Erdoğan tüm halkın “kolay nefes alması” için daha fazla çalışma sözü verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hangi kökene, hangi inanca, hangi meşrebe sahip olursa olsun Türkiye’nin, 84 milyon vatandaşının her birinin problemi bizim problemimizdir. Bu anlayışla ulusal birlik ve beraberliğimizi güçlendirecek her adımı geçmişte attık, bugün de atmayı sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.

“Aleviler arasında bir bölünme yaratabilir miyiz diye düşünüyorlar”

AK Partili temsilcilerin İstanbul’daki prefabrik cemevlerine geldiğini belirten bir başka Alevi derneği temsilcisi Ali Yürümez, binayı ziyaret eden yetkililerin kendilerine burayı yeniden inşa etmeyi teklif ettiğini söyledi.

Ancak Yürümez, bu tür maddi yardım tekliflerinin hükümetin yasal değişiklikler yapmaya istekli olmadığını gösterdiğini söyleyerek AK Parti’nin teklifini reddettiğini dile getirdi.

Sivas Katliamı’nda hayatını kaybeden kurbanların fotoğraflarının altında oturan Ali Yürümez, “Önümüzde bir seçim varken Aleviler arasında bir bölünme yaratabilir miyiz diye düşünüyorlardı. Ama Alevilerin bu oyuna geleceğini sanmıyorum.” diye konuştu.

Hayrettin Karaman’ın “Eğer bilerek Aleviliğini koruyorsa, Alevilere ait olup İslam ile bağdaşması mümkün olmayan inançları ve uygulamaları muhafaza ediyorsa o genç ile Sünni bir kız evlenemez.” sözlerini anımsatan Ali Yürümez, Alevilerin yakın zamanda nefret ifadeleriyle hedef alındığını söyledi.

AK Parti: Cemevlerine ibadethane statüsü verilebilir

Hükümet yetkilileri ise, Alevilere yönelik son süreçte gerçek bir değişim iradesi olduğunu söylüyor.

Adı açıklanmayan üst düzey bir AKP yetkilisi Reuters’a verdiği demeçte, “Cumhurbaşkanı bu sorunun çözülmesini istiyor. Uzun zamandır talep edilen ibadethane statüsü bu kez verilebilir.” diye konuştu.

Yetkili, azınlıkların haklarına yönelik bu tür girişimlerin seçimlerde potansiyel olarak olumlu yansıması olduğunu kabul etmekle birlikte hükümetin Alevilerle ilgili açılımının amacının bu olmadığını iddia ediyor.

“Oylar üzerinde etkisi olabilir ama bu çalışma yıllar önce başlatıldı ve Gezi Parkı protestoları nedeniyle kesintiye uğradı” diyen yetkili, “Bunu bir seçim hazırlığı olarak görmek haksızlık.” şeklinde konuştu.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2016 yılında Alevilerin din özgürlüğü haklarının reddedildiğine ve ayrımcılığa maruz kaldığına karar vermişti.

Keza Yargıtay da Kasım 2018’de verdiği kararda, cemevlerinin ibadet yeri olarak resmen tanınması gerektiği yönünde duruş sergilemişti.

Ancak hükümet bu kararlara uymadı ve cemevlerinin statüsü konusunda farklı görüşler olduğu ortaya çıktı.

(Kaynak: euronews)

Paylaşın