Akşener: Türkiye, Sömürge Valisi Aklıyla Yönetilemez

İYİ Parti Lideri Akşener, ekonomi üzerinden Erdoğan’ı sert sözlerle yüklenerek, “O cahilce konuştukça, dolar zıplıyor. O cahilce konuştukça, enflasyon artıyor. O cahilce konuştukça, olan her zamanki gibi milletimize oluyor, insanlarımız fakirleşiyor, gençlerimiz işsiz kalıyor. Paramızın değerini düşürerek, bağımsızlığımızı tehlikeye atıyorsunuz. Telsim olmayız dediğin o güçler var ya çiftçimizin bahçesini satın alıyor. Türkiye, sömürge valisi aklıyla yönetilemez” dedi.

Haber Merkezi / MHP Lideri Bahçeli’nin ABB Başkanı Mansur Yavaş için söylediği sözlere de yanıt veren Akşener,, “Biliyorsunuz, Sayın Bahçeli, dünkü grup toplantısından sonra, çıktı, hem de gazi meclisimizin çatısı altında, Sayın Mansur Yavaş’ı tehdit etti. Yok öyle yağma, Sayın Bahçeli. Mansur Yavaş’ın arkasında biz varız, Ankaralılar var. Yok öyle yağma, Sayın Bahçeli. Millet iradesinden kaçış yok. Hesap gününden kaçış yok. O sandık, elbet milletimizin önüne gelecek. İşte o gün geldiğinde, nefesi de, iradeyi de, karşınızda göreceksiniz. Hiç merak etmeyin.” dedi.

İYİ Parti Lideri Akşener, asgari ücrete ilişkin yaptığı değerlendirmede ise, “Bizim asgari ücret önerimiz brüt ücretin, yüzde 22 artırılıp, 4360 liraya çıkartıldıktan sonra çalışanlarımıza devlet tarafından, 555 lira ek bir ödeme yapılarak, ellerine geçen net ücretin, 4000 lira olmasıdır” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akşener’in açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Dolar 13 TL’yi aşmış, ticaret durmuş, sırtını saraya dayayanlar dışında millet kan ağlıyor.

O cahilce konuştukça, dolar zıplıyor. O cahilce konuştukça, enflasyon artıyor. O cahilce konuştukça, olan her zamanki gibi milletimize oluyor, insanlarımız fakirleşiyor, gençlerimiz işsiz kalıyor.

Paramızın değerini düşürerek, bağımsızlığımızı tehlikeye atıyorsunuz. Telsim olmayız dediğin o güçler var ya çiftçimizin bahçesini satın alıyor.

Türkiye, sömürge valisi aklıyla yönetilemez. Türkiye, bu cahillikle, hak ettiği yere yükselemez. Bu millet bu, iş bilmezliğe, daha fazla mahkum edilemez. Türk Milleti, kimsenin ırgatı değildir. Haddinizi, hududunuzu bilin artık.

Arkadaşlarımız, milletimizin sorunlarına, ve beklentilerine çözüm olması amacıyla, toplam 19 önerge verdiler. Ama ne oldu? 19 önergemizin tamamı, Cumhur İttifakı tarafından reddedildi. İşin acı tarafı da ne biliyor musunuz? Bu 19 önergenin her biri, milletimizin dertlerinin çözümü için, üzerinde hassasiyetle çalışılmış, hesapları titizlikle yapılmış önergelerdi.

‘Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesine, 8 milyar 500 milyon lira ilave ödenek verilsin. Böylece 1 milyon öğrencimize, ayda 1000 lira burs verelim’ dedik. Onlar ne yaptı? ‘Öğrencilere burs murs yok’ dediler.

Ekonomideki yangın, bırakın mutfağı, tüm haneyi yakarken, herhalde, vekillerinden geri kalmak istememiş olacak, Sayın Erdoğan ‘Afganistan ekonomisini, ayağa kaldırmamız lazım’ diyor.

Peki, geçen hafta ne oldu, biliyor musunuz? Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı, bir iktisadi teşekkül olan TİGEM, ürettiği 13 bin ton buğdayı, ton başına, 5320 liradan sattı. Yani devletin Bakanı, Mayıs ayında 2250 liradan, buğday fiyatı veriyor, üzerine bir de, “çok iyi fiyat” diye açıklama yapıyor, daha sonra, aynı Bakan’a bağlı bir kurum,
ürettiği buğdayı, Bakan’ın açıkladığı alım fiyatının, iki katından fazlasına satıyor. Rezalete bakar mısınız?

Bahçeli’ye yanıt

Biliyorsunuz, Sayın Bahçeli, dünkü grup toplantısından sonra, çıktı, hem de gazi meclisimizin çatısı altında, Sayın Mansur Yavaş’ı tehdit etti. Yok öyle yağma, Sayın Bahçeli. Mansur Yavaş’ın arkasında biz varız, Ankaralılar var.

Yok öyle yağma, Sayın Bahçeli. Millet iradesinden kaçış yok. Hesap gününden kaçış yok. O sandık, elbet milletimizin önüne gelecek. İşte o gün geldiğinde, nefesi de, iradeyi de, karşınızda göreceksiniz. Hiç merak etmeyin.

Biliyorsunuz, Sayın Erdoğan, ne zaman sıkışsa, eskinin akaryakıt kuyruklarından bahseder. Kotalı satışlardan bahseder. Önlenemeyen fiyat artışlarından bahseder. Peki kendisinin devri iktidarında, 2021’in Türkiye’sinde, durumlar nasıl? Mesela akaryakıt kuyrukları var mı? Var. Hem de sadece akaryakıt değil, Ekmek kuyruğu da var. Yağ kuyruğu da var.

Sayın Erdoğan ve arkadaşları, her ne kadar, içinde bulunduğumuz gerçek durumu, görmezden gelseler de, ülkemizde kur da, enflasyon da, almış başını gidiyor.

Asgari ücret

Biliyoruz ki, Tayyip Bey’i Üzmeyen İstatistikler Kurumu, yani TÜİK, sarayı memnun etmek için, her zamanki gibi, elinden geleni ardına koymayacak.

Yetkiyi aldığımızda asgari ücreti belirlerken aynı Malezya’da, Brezilya’da, Fransa’da olduğu gibi çeşitli makroekonomik göstergeleri temel alan, sağlıklı bir model benimseyeceğiz.

Bizim asgari ücret önerimiz brüt ücretin, yüzde 22 artırılıp, 4360 liraya çıkartıldıktan sonra çalışanlarımıza devlet tarafından, 555 lira ek bir ödeme yapılarak, ellerine geçen net ücretin, 4000 lira olmasıdır.

Nasıl ki rahmetli Özal, rahmetli Demirel dünyanın en pahalı uçağına binmedilerse Sayın Erdoğan da dünyanın en pahalı uçağına binmeden yaşayabilir. Sadece bir uçaktan vazgeçmenin bedeli bugünkü kurla 6 milyar lira kaynak sağlayacaktır.

Ekonominin başına işin ehli insanlar gelirse, Sayın Erdoğan da kıt bilgisiyle ekonomiye burnunu sokmak yerine dilini tutup işi ehline bırakırsa 2022 bütçesinde yer alan 240 milyar liralık faiz giderleri emin olun düşer.

Engelli Hakları Sözleşmesi’ni imzalayıp tüm politikalarda taban olarak uygulayacağız. İşveren ve iş arayan arasındaki bağı, kısaltmak için, Ortak İş Yönlendirme Mekanizmaları kuracağız. Engelli vatandaşlarımızın, gelir vergisi muafiyetini, onların avantajına olacak şekilde, yeniden düzenleyeceğiz.

İYİ Parti olarak iktidara geldiğimizde İspanya’daki CEAPAT benzeri bir kurumun yani Kişisel Bağımsızlık ve Teknik Yardım Merkezi’nin ülkemizde de kurulmasını sağlayacağız.

İYİ Parti olarak biz işe taksi probleminin büyük tartışmalara yol açtığı İstanbul’dan başlayacağız. Proje kapsamında mevcut taksilere yüzde 5 oranında ilave yapılmasını ama bu yeni taksilerin engelli vatandaşlarımızın öncelikli kullanımına uygun olarak tasarlanmasını planlıyoruz.

Sayın Erdoğan ve arkadaşları ülkemizi yönetemiyor. Bu artık gün gibi ortada. Sandık ufukta belirdi.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a “Helalleşme” Yanıtı

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘helalleşme’ sözlerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Helalleşme tek taraflı olmuyor. Eğer siz Türk Liranızın değerini düşürüyorsanız, sizi eleştirmek benim en doğal hakkımdır. Helalleşmenin ne olduğunu henüz anlayamamış zaten. Bu konuda adım atması gereken kişi kendisidir. Benim kimseyle özel bir kavgam yoktur. Şahsi olarak da bir kavgayı alıp bir yerlere taşımam. Kin, öfke tutmam. Kibirli asla davranmam.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a yönelik açıklamalarına da yanıt veren Kılıçdaroğlu, “AK Parti kazansın diye kendi partinizi ve ülkücüleri feda etmeye hazır bir pozisyon takınmışsanız siz artık siyaset üretmezseniz. Bahçeli’nin düştüğü pozisyon budur” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları sonrası dövizin hareketlenmesine ilişkin ise Kılıçdaroğlu, “Erdoğan faizden şikayet ediyor ama enflasyonu onu bağlıyor. Aslında gelir dağılımındaki adaletsizliğin birinci amiri enflasyondur. Her şeye zam yapıldı. Bu kadar zammın nedeni nedir? Faiz midir? Biz faizi savunmuyoruz ama nereden inecek faiz? Siz, esnafın, çiftçinin, banka kredilerinin faizini indirdiniz mi? Hayır. Gelir dağılımında olağanüstü bir dengesizlik var. Zam yapılmayan hiçbir şey yok” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, FOX TV’de İsmail Küçükkaya ile Çalar Saat’in konuğu oldu. Gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başlıkları şu şekilde:

“Erdoğan faizden şikayet ediyor ama enflasyonu onu bağlıyor. Aslında gelir dağılımındaki adaletsizliğin birinci amiri enflasyondur. Her şeye zam yapıldı. Bu kadar zammın nedeni nedir? Faiz midir? Biz faizi savunmuyoruz ama nereden inecek faiz? Siz, esnafın, çiftçinin, banka kredilerinin faizini indirdiniz mi?

Hayır. Gelir dağılımında olağanüstü bir dengesizlik var. Zam yapılmayan hiçbir şey yok. Gübreye dünyanın zammı geldi. Ekilebilir topraklara gübrenin ancak yüzde 20’si atıldı. Vatandaş gübre alamıyor. Çiftçi üretmezse ne olacak?

Arpayı, buğdayı, nohutu, canlı hayvanı dışardan alıyorsun. 19-20 yıldır bu ülkeyi kimler yönetiyordu? Doları sabit tutmak için 128 milyar doları sattılar. Niye sattılar bunu arka kapıdan? Kayınpeder-damat sattılar. Yönetemiyor. Yönetmeyi tamamen bırakmış vaziyette.

Sen Merkez Bankası’nın faizini bırak, indiriyorsan çiftçinin, esnafın faizini indir. Allahın izniyle iktidar olacağız önce esnafın ve çiftçinin faizini sileceğim. Merkez Bankası’nın bağımsız olmadığını kendi söylüyor zaten. Grup toplantısındaki konuşmasında, ‘Merkez Bankası’nın başkanını görevden aldık çünkü laf dinlemiyordu’ diyor.

Asgari ücret

CHP’li belediyelere bu sene de asgari ücret söyleyeceğim. Bunu söylemeden bütün belediye başkanlarımıza soruyoruz, ‘Siz bunu ödeyebilecek misiniz?’ diye.

Böyle bir rakam söyleyeceğim. Bizim belediyelerde asgari ücret 3 bin 100 liradır. Bu sene için rakamı sonra söyleyeceğim. En küçük belediyemizden, en büyük belediyemize kadar dikkate alıyoruz bunu. En küçük belediyemizin bile ‘Ben bunu ödeyebiliyorum’ demesi lazım.

Bahçeli’ye Mansur Yavaş yanıtı

Aslında şöyle ifade etmek isterim. Sayın Bahçeli uzun zamandır Türk siyaset sahnesinde olan bir isim. Böyle bir olayı araştırmadan doğrudan Mansur Yavaş’ı hedef alıp onu suçlama yönüne gitmesi doğru değil. Mansur Yavaş, siyasi tartışmalardan uzak duran birisi. 6 milyon Ankaralıyı kucaklıyor.

Neden böyle bir suçlama yapıldı akıl alır bir şey değil. Alparslan Türkeş’i anma töreni var ve Kuran tilaveti sırasında bu baskın yapılıyor. Arkadaş siz neden böyle bir şey yapıyorsunuz?

Bahçeli’nin yapması gereken baskın yapanları eleştirmesiydi. Bunu yapmadı tam tersine hiç ilgisi olmadığı halde Mansur beyi suçladı. Eğer siz bir siyasi partinin genel başkanı olarak kendinizi başka bir yere vakfetmişseniz, AK Parti kazansın diye kendi partinizi ve ülkücüleri feda etmeye hazır bir pozisyon takınmışsanız siz artık siyaset üretmezseniz. Bahçeli’nin düştüğü pozisyon budur. Bahçeli’nin pozisyonuna emin olun üzülüyorum.

Mansur Yavaş’ın açıklaması doğru. Belediye başkanı, belediye başkanı olarak görev yapıyor. Biz yeni bir siyaset anlayışı, toplumu kucaklayan bir siyaset anlayışını savunan bir partiyiz. Belediye başkanlarının aynı felsefe ile hareket etmesi lazım.

Tank Palet Fabrikası, Türkiye’nin gözbebeği olan fabrikalarından birisi. Değerinin 20 milyar dolar olduğu söyleniyor. Bunun yüzde 49’unu Katar’a verdiler. Bizim bilmediğimiz sırları Katarlılar biliyor. Tank üretimine başlanacakken birden bire Katarlılar devreye girdiler olay başka bir yere gitti. Türkiye şu an tank üretemiyor.

Siz 5 tane tank üretmişken seri üretime geçecekken neden Katar ordusuna bunu devrettiniz? Bunu para için yaptılar. Bir devletin onuru vardır. Siz para gelecek diye her şeyi feda edemezseniz. Bu ülke kanla kuruldu.

Birleşik Arap Emirlikleri neden geliyor? Hani bunlar 15 Temmuz’u planlamışlardı? Nasıl oldu da Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı ‘şerefsiz’ diye tanımladığı biriyle nasıl tokalaşır? Düne kadar bunlar kötüydü, darbe girişimine destek vermişleri, ne oldu birden bire?

10 milyar dolar para getireceklermiş. Neymiş bu para? Tank Palet için satma biz 50 milyon dolar buluruz demiştim. Aselsanı, Havelsanı, Roketsanı alacaklar diye haberler çıktı. Bunları satın alacaklarmış gibi haberler gazetelerde yayımlandı. Bekledim bir açıklama. Ne MSB’den, ne de Erdoğan’dan bir açıklama gelmedi.

Öyle olunca ben mecburen, ‘Bunları satarsanız sizin burnunuzdan fitil fitil getiririm’ dedim. Getiririm de böyle bir rezalet olamaz. Tank Palet Fabrikası’nı da iktidar olunca ilk bir hafta içinde satıl alıp ordumuza teslim edeceğiz.

Sedat Peker’in açıklamaları

Peker’in söylediklerinin tamamı doğru. Çünkü işin içinde olan kişi. Yaşadığını söylüyor, itiraf ediyor her şeyi. O kadar ki İçişleri Bakanlığı’nın bulamadığı şeylerin fotoğrafını yayınlıyor.

Birleşik Arap Emirlikleri’ne neler yaptılar, ‘Sedat Peker konuşmasın’ dediler. Yalansa çıkar ‘Yalandır, işte belgesi’ dersiniz. Onların gazetecileri, bakanları, milletvekilleri, yandaşları, sanayicileri, beşli çeteleri var. Çıksın açıklama yapsınlar. ‘Bunların tamamı yalandır’ desin. Hiç kimse yalanlayamıyor.

Çağırıyorsunuz Sezgin Baran Korkmaz’ı. ‘Yurtdışına git’ diyorsunuz. Yaptılar bunu. İçişleri Bakanı, bakanlar uçağına biniyordu. Her türlü imkanı vardı, her şey yapılıyordu zaten.

Aldılar tutukladılar önce sonra serbest bıraktılar. Mal varlığı üzerindeki hacizi kaldırdılar. Bunu yapan başsavcıyı HSK’ya atadılar. Kendi talimatlarını yerine getirdikleri için ödüllendirildiler.

Şimdi niye yazı yazıyorsun ‘Sezgin Baran Korkmaz’ı bize iade edin’ diye. ABD istedi tutukladılar, hapse attılar. ABD istedi diye bunlar da istemeye başladılar. Tıpkı Reza Zarrab gibi. En büyük korkuları Sezgin Baran Korkmaz’ın ABD’de itirafçı olması. Sezgin Baran Korkmaz, ABD’ye verilirse itirafçı olacak.

“Ekonomi bilmiyor”

Konuştukça batırıyorsun ülkeyi. Allah aşkına bir sus ya. Bu ülkenin bir sanayicileri çiftçisi konuşsun bir dinle ya. Konuşuyor. Bilerek konuşma eyvallah diyeceğim.

Vallahi billahi, yemin ediyorum ekonomi de bilmiyor. Maliye politikasından haberi bile yok. Bütçe getirdiler Meclis’e, bütçe zaten eskidi. İki sene sonra öngördükleri dolar kuru, iki sene sonrasını geçti.

Erken seçim çare. Ekonomi bu haldeyken nasıl düzelecek? Devletin kurumlarını, devleti çürüttüler. Yeniden ayağa kalkmamız lazım. Bunun için var olan iktidarın değişmesi lazım. Devlette liyakat olması lazım. Böyle bir yapının iktidar olması lazım bunun yolu da seçim. Buradan seçimle çıkacağız. Biz erken seçim yapalım diyoruz.

Bazı liderler ‘Erken değil derhal seçim olması lazım’ dediler. Halkın iradesinden korkmanın mantığı var mı? Kimse önünü göremiyor. Türkiye üretimden koparılıyor.

Yüzde 36,20 doğru. TÜİK’e talimat veriyor, enflasyonu düşük göster diyor. TÜİK’in de verdiği rakama kimse güvenmiyor zaten. Vatandaş pazara gidiyor görüyor. Ekmek alıyor görüyor. 19,89 olmadığını görüyor. Devletin bütün kurumlarını çürüttükleri gibi, TÜİK’i de çürüttüler. Cumhurbaşkanı bir kararname ile 36,20’yi 19’a düşürebilir. Madem faizden şikayet ediyorsun bunu da düşürebilirsin.

Helalleşme tek taraflı olmuyor. Eğer siz Türk Liranızın değerini düşürüyorsanız, sizi eleştirmek benim en doğal hakkımdır. Helalleşmenin ne olduğunu henüz anlayamamış zaten. Bu konuda adım atması gereken kişi kendisidir. Benim kimseyle özel bir kavgam yoktur. Şahsi olarak da bir kavgayı alıp bir yerlere taşımam. Kin, öfke tutmam. Kibirli asla davranmam.

Cumhurbaşkanlığı adaylığı

(Cumhurbaşkanlığı adaylığı sorusu) Bu konuda Cumhur İttifakı adayını belirledi millet ittifakında demokrasi var, henüz bu konuyu masaya getirmiş değiliz. Konuşmadığımız bir konuyu benim dillendirmem yanlış olur. Bu konuyu hiç konuşmadık.”

Mersin’de güzel şeyler söyleyeceğim. Şunu ifade edeyim, umutsuzluğu topluma aşılamak gibi bir anlayışım yok. Karamsar olmaya hakkımız yok. Hepimiz güzel ve huzurlu bir Türkiye’de yaşamak istiyoruz. Hepimizin umudu var, umudumuzu büyütmek istiyoruz.

Üretmenin ne kadar değerli olduğunu, alın terinin ne kadar değerli olduğunu, insan sevgisinin ne kadar değerli olduğunu bilmemiz gerekiyor. Bunları anlatacağız. Sloganımız ‘milletin sesi’ olacak. Orada göreceksiniz milletten kişiler çıkacak konuşacak.

Paylaşın

Meteoroloji’den Sağanak Ve Kar Yağışı Uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), Marmara’nın kuzey ve doğusu, İç Ege, Doğu Akdeniz’in doğusu, Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu’nun kuzey ve doğusu, İç Anadolu’nun kuzey ve doğusu gibi bir çok bölge için kuvvetli yağış, gece yarısından itibaren ise karla karışık yağmur uyarısında bulundu. MGM, kuvvetli yağış ve kar yağışın etkili olacağı yerlerdeki vatandaşlara olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalı çağrısı da yaptı.

Haber Merkezi / MGM, tarafından yapılan son değerlendirmelere göre: Marmara’nın kuzey ve doğusu, İç Ege, Doğu Akdeniz’in doğusu, Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Konya dışında İç Anadolu bölge geneli, Aydın, Muğla çevreleri ile Antalya’nın doğu kesimlerinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların yağmur ve sağanak, gece saatlerinden sonra Batı Karadeniz’in iç kesimleri, Doğu Anadolu’nun kuzey ve doğusu, İç Anadolu’nun kuzey ve doğusu ile Kütahya, Afyonkarahisar ve Bilecik çevrelerinde karla karışık yağmur ve kar şeklinde olmak üzere Doğu Karadeniz, Van dışında Doğu Anadolu bölge geneli ile Hatay kıyıları, Sivas ve Kayseri’nin doğu ilçelerinde yerel olmak üzere kuvvetli olması bekleniyor.

Hava sıcaklığı ülkemiz genelinde hissedilir derecede (4 ila 12 derece) azalacağı, genellikle mevsim normallerinin altında seyredeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın ise genellikle güney ve güneybatı, Marmara ve Kıyı Ege’de batı ve kuzeybatı yönlerden kuvvetli (40 – 80 km/saat), İç Anadolu, Doğu Akdeniz’in doğusu, Doğu Karadeniz ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yer yer kısa süreli fırtına (60-100 km/saat) şeklinde eseceği tahmin ediliyor.

Kuvvetli yağış uyarısı 

Yapılan son değerlendirmelere göre; Yağışların Doğu Karadeniz, Van dışında Doğu Anadolu bölge geneli ile Hatay kıyıları, Sivas ve Kayseri’nin doğu ilçelerinde yerel olmak üzere kuvvetli olması beklendiğinden ani sel, su baskını, yıldırım, kuvvetli rüzgar ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.

Kuvvetli rüzgar uyarısı

Yapılan son değerlendirmelere göre; Rüzgarın genellikle güney ve güneybatı, Marmara ve Kıyı Ege’de batı ve kuzeybatı yönlerden orta kuvvette, İç Anadolu, Doğu Akdeniz’in doğusu, Doğu Karadeniz ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da kuvvetli ve yer yer kısa süreli fırtına (60-100 km/saat) şeklinde esmesi beklendiğinden çatı uçması, ağaç ve direk devrilmesi, soba ve baca gazı kaynaklı zehirlenmeler ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.

Bölgelerimizde hava durumu ise şöyle;

Marmara ve Ege Bölgesi

Marmara Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, bölgenin kuzey ve doğusunun bu akşam ve gece saatlerinde aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin edilirken, Ege Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, bu akşam ve gece saatlerinde iç kesimleri ile Aydın ve Muğla çevrelerinin aralıklı yağmur ve sağanak, gece yükseklerinin yer yer karla karışık yağmur ve kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Akdeniz Bölgesi

Akdeniz Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, Doğu Akdeniz’in doğusu ile bu akşam ve gece Isparta, Burdur çevreleri ile Antalya’nın doğu kesimlerinin aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların bu gece ve yarın (Çarşamba) sabah saatlerinde Hatay’ın kıyı kesimlerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgarın Doğu Akdeniz’in doğusunda güney ve güneybatı yönlerden kuvvetli ve yer yer kısa süreli fırtına (40-80 km/sa) şeklinde esmesi bekleniyor.

İç Anadolu Bölgesi

İç Anadolu Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, Konya dışında bölge genelinin yağmur ve sağanak, bu gece ve yarın (Çarşamba) sabah saatlerinde yer yer karla karışık yağmur ve yer yer kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların bu akşam ve gece saatlerinde Sivas ve Kayseri’nin doğusunda yerel olmak üzere kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgarın bölgenin güney ve doğusunda güney ve güneybatı yönlerden kuvvetli ve yer yer kısa süreli fırtına (40-70 km/sa yer yer 90 km/sa) şeklinde esmesi bekleniyor.

Karadeniz Bölgesi

Batı Karadeniz’in parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin aralıklı yağmur ve sağanak, gece saatlerinden sonra iç kesimlerinin karla karışık yağmur ve yer yer kar yağışlı geçeceği tahmin edilirken, Orta ve Doğu Karadeniz’in parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin yağmur ve sağanak, gece saatlerinden sonra iç kesimlerinin karla karışık yağmur ve yer yer kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların Doğu Karadeniz’de yerel olmak üzere kuvvetli, doğusunda yer yer çok kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgarın güney ve güneybatı yönlerden kuvvetli ve yer yer kısa süreli fırtına (50-100 km/sa) şeklinde eseceği tahmin ediliyor.

Doğu Anadolu Bölgesi

Doğu Anadolu Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, batısı ile zamanla bölge genelinin yağmur ve sağanak yağışlı, gece saatlerinden sonra kuzey ve doğu kesimlerinin karla karışık yağmur ve yer yer kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların gece saatlerinden itibaren Erzincan, Tunceli çevreleri ile Malatya’nın batısında, yarın (Çarşamba) Van dışında bölge genelinde yerel olmak üzere kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgarın kuzey ve doğusunda güney ve güneybatı yönlerden kuvvetli ve yer yer kısa süreli fırtına (50-100 km/sa) şeklinde eseceği tahmin ediliyor.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin parçalı ve az bulutlu zamanla parçalı çok bulutlu, yarın (Çarşamba) bölge genelinin yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların Siirt çevrelerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgarın yarın (Çarşamba) güney ve güneybatı yönlerden kuvvetli ve yer yer kısa süreli fırtına (50-80 km/sa) şeklinde eseceği tahmin ediliyor.

Paylaşın

DİSK, TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ’ten Ortak ‘Asgari Ücret’ Açıklaması

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Hak-İş) asgari ücrete ilişkin talep ve beklentilerin sıralandığı ortak bir açıklama yaptı.

Haber Merkezi / “Günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre işçinin ve ailesinin insanca yaşamasını mümkün kılacak ve insanlık onuruyla bağdaşacak asgari ücret belirlenmelidir” ifadelerinin yer aldığı açıklama şöyle;

“Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Anayasası’nın girişinde, “işçinin ve ailesinin yalnızca geçimini temin eden ücret, insanca yaşamaya yeterli bir ücret değildir. Hâlbuki işçinin insanca yaşaması için yeterli ücrete sahip olması gerekir” ifadesine yer verilmiştir.

Üç İşçi Konfederasyonu “insan onuruna yaraşır bir asgari ücret” belirlenmesi taleplerini bir araya gelerek ortaklaştırmıştır. Özellikle sendikasız işçilerin önemli bir bölümünün temel sorunu olan asgari ücretin, belirlediğimiz ve savunduğumuz ilkeler doğrultusunda karara bağlanması büyük önem taşımaktadır.

Ücretli çalışanların yarıya yakını asgari ücret ve civarında bir gelir elde etmektedir. Sosyal güvenlik primine esas ortalama kazanç da asgari ücretin biraz üzerindedir. Asgari ücret belirleme çalışmaları sadece ücretli kesimi değil toplumun tümünü yakından ve doğrudan ilgilendirmektedir. Sadece asgari ücret alanlar değil; asgari geçim indirimi, işsizlik ödeneği, kısa çalışma ödeneği, engelli ve yaşlılık aylığı ile bakım yardımı, genel sağlık sigortası, bireysel emeklilik, sosyal güvenlik borçlanması, sosyal güvenlik alt ve üst primlerinin belirlenmesi gibi çok geniş bir alanı kapsamaktadır.

Ekonomide özellikle son dönemde döviz kurlarında yaşanan olağanüstü dalgalanma ve başta gıda ve kira olmak üzere temel mal ve hizmet fiyatlarında görülen artışlar, emeğinden başka hiçbir geliri olmayan ücretli çalışanların satın alma gücünü geriletmiştir.

Bu nedenle, 2022 yılında geçerli olacak asgari ücretin, ekonomide yaşanan gelişmeler de dikkate alınarak, insana yakışır bir yaşam düzeyini sağlayacak şekilde tespit edilmesi gereği ortak düşüncemizdir.

Asgari ücret, emeğe gösterilen saygının bir ölçüsüdür. Sosyal devlet anlayışı çerçevesinde, gelir dağılımında adaleti ve iyileştirmeyi temel alan, refahın geniş kitlelere yayılmasını amaçlayan bir yaklaşımla tespit edilmesi toplumsal huzur ve iş barışının sağlanması için gereklidir.

Üç İşçi Konfederasyonu “aileleri ile birlikte insan onuruna yaraşır bir asgari ücret” belirlenmesi taleplerini yineleyerek bir kez daha bir araya gelmiştir.

Anayasamız devlete “çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alma” görevi vermektedir. Ayrıca, asgari ücretin tespitinde “çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da göz önünde bulundurulur” denilmektedir.

‘Düşük belirlenmesi kabul edilemez’

Asgari ücret bir pazarlık ücreti değildir. İşçinin ailesiyle birlikte insanca yaşamasını sağlayacak gelirdir. Asgari ücretin belirlenmesi müzakerelerinde göz önünde tutulması gereken öncelikli husus, çalışanların karşı karşıya bulundukları geçim koşullarıdır. Çalışanlar, yaşanılan ekonomik sıkıntıların nedeni değil mağdurudur ve “ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum” gerekçesiyle asgari ücretin düşük belirlenmesi kabul edilemez.

Ülkemizdeki asgari ücret düzeyi AB üyesi tüm ülkelerin gerisine düşmüştür. Küresel pazarlar ile rekabet edebilmek adına emek kesiminin talepleri görmezden gelinmemelidir. Türkiye’nin rekabet şartlarını düşük ücret politikasıyla sağlamak doğrultusunda bir anlayışı olmamalıdır.

Bugün ücretliler üzerinde dayanılmaz boyutlarda vergi yükleri bulunmaktadır. Türkiye’de gelir vergisi mükelleflerinin büyük çoğunluğu ücret geliri elde edenlerdir. Kaldı ki, hem doğrudan gelir ve kazanç üzerinden hem dolaylı olarak mal ve hizmet alımında yapılan zorunlu ihtiyaç harcamalarından dolayı günlük yaşantısının her aşamasında vergiye maruz kalınmaktadır.

Ücretli çalışanların net ücreti, vergi dilimlerindeki artışlar nedeniyle ilerleyen aylarda düşmektedir. Asgari ücret alan işçiler bile yılın son dört ayında eksik ücret almak durumunda kalmaktadır. Asgari ücrette gelir vergisi nedeniyle meydana gelen gerilemenin telafi edilmesi uygulaması, sadece asgari ücretle çalışan bekâr işçiler için geçerlidir. Evli, üç çocuklu ve eşi çalışmayan bir işçi yılbaşında elde ettiği ücret düzeyini yılsonunda alamamaktadır. Bu işçinin yılın toplamı itibariyle kaybı devam etmektedir. Mevcut bu uygulamayla aile korunmamaktadır.

Ücretli çalışanlar için vergi matrahı farklılaştırılmalıdır. 2002 yılında gelir vergisi tarifesi brüt asgari ücretin 17,1 katı iken, günümüzde 6,7 katına gerilemiştir. Tüm ücret gelirlerinde, asgari ücrete denk gelen kısmına kadar olan tutarın vergi dışı bırakılması yönünde sosyal taraflar arasında görüş birliği oluşmasına rağmen -şimdiye kadar- herhangi bir düzenleme yapılmamıştır.

İşverenin sosyal güvenlik primi düşürülmüş ve buradan doğan milyarlarca liralık gelir kaybı Hazine tarafından karşılanmaktadır. Ancak işçilerin sosyal güvenlik priminde bir indirim yapılmamıştır. Sosyal devletin koruyucu vasfı öncelikle düşük gelirli olan ücretli çalışanlar için olmalıdır.

‘Asgari ücret, açıklanan net ücretin altına düşmemeli’

Bu çerçevede; işçi temsilcileri, “insan onuruna yakışır” bir düzeyde asgari ücret belirlenebilmesi için, Komisyon çalışmaları sırasında temel alınması gereken ilkeleri aşağıdaki biçimiyle savunmaktadır:

Asgari ücretin saptanmasında Anayasa’da yer alan “geçim şartları” yaklaşımına öncelikle uyulmalıdır. Günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre işçinin ve ailesinin insanca yaşamasını mümkün kılacak ve insanlık onuruyla bağdaşacak asgari ücret belirlenmelidir.

Asgari ücret net olarak açıklanmalıdır. Bu ücretten yapılacak vergi, sosyal güvenlik vb. kesintiler net tutarın üzerine ilave edilmeli ve yıl boyunca asgari ücret açıklanan bu net ücretin altına düşmemelidir. Asgari Geçim İndirimi (AGİ) işçinin medeni durumuna göre ayrıca ilave edilmelidir.

Tüm ücretlerin asgari ücrete tekabül eden kısmı vergiden muaf olmalıdır. Gelir vergisi tarifesi en az yeniden değerleme oranında artırılmalıdır. Ayrıca ücretliler için damga vergisi uygulaması kaldırılmalıdır. Asgari ücret sonrası ilk vergi basamağı için uygulanacak oran da yüzde 10 olmalıdır.

Asgari ücret, herhangi bir ayırım yapılmadan yine ulusal düzeyde tek olarak ve yıllık belirlenmelidir. İşçilerin arasında nitelik, kıdem, işin mahiyeti gibi ekonomik amaçlı değerlendirmelerin tümünden bağımsız olarak ele alınmalıdır.

Asgari ücret, ekonomik ölçülerin ötesinde sosyal bir ücret olarak kabul edilmeli ve bu özelliği temel alınarak belirlenmelidir.

Devlet çalışanlar arasında ayrım yapmamalı, kamuda geçerli en düşük aylık tutarını asgari ücret belirlenirken de dikkate almalıdır.

Asgari ücret ile bağlantılı olarak ve günümüz ekonomik koşullarını da dikkate alarak;

İşverenlere sağlanan sosyal güvenlik prim desteğinin benzeri bir destek işçilere de verilmeli ve işçilerin sosyal güvenlik haklarında bir kayıp yaratmayacak şekilde işçi SGK prim payı 5 puan düşürülerek bütçeden karşılanmalıdır.

“Sosyal Devlet” ilkesi gereği memurlara çalışmayan eş için ödenen “aile yardımı” işçiler için de uygulamaya konulmalıdır.

Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalı ve asgari ücret teşviki sadece sendikal örgütlenmenin olduğu işyerleri için uygulanmalıdır.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’dan Erdoğan’a: Millete Gaz Vermeyi Bırak

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Milli Kurtuluş Savaşı veriyoruz” sözlerine ilişkin yaptığı eleştiride, “Millete gaz vermeyi bırak. Otur, görevini yap. Tüpün fiyatı 170 TL’den 340 TL’ye çıkmış. Tüpün dış güçlerle ne alakası var?” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Erdoğan’ın “Faize karşıyım” ifadelerine de tepki gösteren Kılıçdaroğlu, “Sen faize karşıysan çiftçinin, esnafın faiz borcunu sileceksin kardeşim” dedi. Asgari ücret tartışmaları ile ilgili de açıklamarda bulunan Kılıçdaroğlu, “Asgari ücret vergi dışı tutulmalı” önerisini yaptı.

Ekonomiye ilişkin değerlendirmeler yapan Kılıçdaroğlu, “Tüm arkadaşlarımız Türkiye genelinde olağanüstü bir çaba harcıyorlar. Bizzat vatandaşı dinliyorlar. Çözümlerimizi anlatıyorlar. Herkesten talebim, söylediğimiz her sözü dillendireceksiniz. Ortak bir ses yankılanmalı. Elbette sorunları biliyoruz, elbette derdini anlatacak. Ama biz çözümleri de anlatmalıyız. Umudu yeşertmek zorundayız” dedi.

Milli Güvenlik Kurulu toplantısında ekonomi mesajına dikkat çeken Kılıçdaroğlu, “Şimdi bir de kendisini güçlü kımak için MGK’yı meze yapmaya başladı. Kendi ikbalin için onu nasıl meze yaparsın? Hani askeri vesayet vardı?” diye sordu.

BAE prensinin Türkiye ziyaretini de değerlendiren Kılıçdaroğlu, “Düne kadar bu adama şerefsiz diyordunuz ne oldu? Koskoca Türkiye, 15 Temmuz’u finanse edenler, imkanı sağlayanları turkuaz halıyla ağırladı” dedi. Kılıçdaroğlu, “Buradan Erdoğan’a da BAE Prensine de söylüyorum, ordunun ROKETSAN’ına, HAVELSAN’ına, ASELSAN’ına el koyar satarsanız fitil fitil burnunuzdan getiririm” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğl, partisinin TBMM’deli grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

Hepsinden ortak talebim bütün il , ilçe başkaları, kadın ve gençlik kolları herkesten ortak talebim söylediğimiz her sözü gittiğiniz her yerde dillendireceksiniz. Ortak bir ses Türkiye coğrafyasında yankılanmalı. Biz Türkiye’nin bütün sorunlarını çözmeye hazırız diyeceksiniz özgüvenle.

“Milli Kurtuluş Savaşı veriyoruz” diyor. Millete gaz vermeyi bırak. Otur, görevini yap.

Bir lokantacı esnaf “Dış güçler una zam yaptı. Dış güçler yüzünden tüpçüyle tartıştık, tüpün fiyatını 170 TL’den 340 TL’ye çıkarmış. Dış güçler bizi perişan etti. Hani diyor Avrupa bitmiş tükenmiş, nereye bitmiş abi hepsi yalan dolan” diyor. Haklı. Tüpün dış güçlerle ne alakası var.

Tarım Kredi Kooperatifi üst üste ilave ederek yüzde 71 faiz uyguluyor. Bir çiftçimiz hapse girdi, İbrahim Kaya. Avukatlar devreye giriyor ve hapisten çıkıyor. Tarım Kredi Kooperatifi’nden mazot ve gübre alıyor, bankadan kredi çekiyor, fakat ödeyemiyor. Ankara’ya geliyor, otelde yakalanıp tutuklanıp hapse atılıyor.

Esnafın faiz borcunu indirdin mi yok! “Ben faize karşıyım” diyor. Faizi indirdiysen bu rezalet ne! Faize karşıysan çiftçinin, esnafın faiz borcunu sileceksin!

Ekonomide kurtuluş savaşını vermek… Şimdi sen savaş veriyorsun, iyi de bu noktaya memleketi kim getirdi? 19 yıldır bu ülkeyi Bay Kemal mi yönetiyordu? Sen yönetiyordun.

5 maddelik öneri

Sen ekonomide kurtuluş savaşı veriyorsan sana 5 madde sayacağım. Amacımız vatandaş perişan olmasın.

  • 1- Ekonomik Sosyal Konseyi topla. İşçiyi, çiftçiyi, sanayiciyi, emekliyi topla. Önce bunları bir dinle.
  • 2- Bana ‘haramın helalin ne olduğunu sorun’ diyor. İsraf haramdır. Ben ülkemi seviyorum, haramdan, kul hakkı yemekten çekinirim. Genelge çıkarıp “Benim 13 uçağım var, bunun beşini altısını satıyorum” diyeceksin.
  • 3- Dövizle verdiğin garantilerin tamamını Türk Lirası’na çevireceksin. Biri itiraz ederse hiç korkma, bu kardeşin senin yanında olacaktır. Ve diyeceksin ki: Ben Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin milli parasına güven duyulmasına istiyorum.
  • 4- Adaletsizliklerden kaçınacaksın. Devletin dini adalettir. Adaleti sağlamak sadece mahkeme kararlarını uygulamak değildir. Milletin vergilerinin nereye gittiğini de açıklayacaksın.
  • 5- Rüşvetçiler, Beyt-ül mal’a el uzatanları, yolsuzluk yapanları devlet yönetiminden süratle uzaklaştıracaksın. Önce 10 bin dolar alan siyasetçi kimse İçişleri Bakanı’na soracaksın. Rüşvetçi büyükelçileri süratle geri çekeceksin.

Bu beş maddeyi, vicdanı olan herkes, hangi partiden olursa olsun bir tek Allah’ın kulu çıkıp da yanlış diyemez. Bunları Erdoğan’ı sevdiğim için mi söylüyorum? Hayır efendim ülkemi sevdiğim için.

Birleşik Arap Emirlikleri veliahdı geldi… Havaalanında kırmızı halılarla karşılandı. Düne kadar bu adamlara şerefsiz diyordun, ne oldu bir anda? 15 Temmuz’u finanse edenleri kırmızı halıyla davet ettin. Buradan Erdoğan’a söylüyorum, Birleşik Arap Emirlikleri veliahdına da söylüyorum: Havelsan’a, Aselsan’a, Roketsan’a el koyarsanız fitil fitil burnunuzdan getiririm.”

 

 

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Can Kaybı 200’ün Üzerinde

Kovid 19’da son 24 saatte 25 bin 216 yeni vaka tespit edilirken, 207 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Salgın ortamından çıkış için, aşı gündemde ilk sırada yer alıyor. Aşınızı vaktinde yaptırın” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 359 bin 420 test yapılırken, 25 bin 216 yeni vaka tespit edildi. 207 kişi hayatını kaybederken, 24 bin 498 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan maske uyarısı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı;

“Bir dozun yetersizliğinin bilinmesine ve ısrarlı uyarılara rağmen ikinci doz aşısını olmayan 5 milyon 166 bin 607 kişi var. Üçüncü dozda ise beklenen seviyenin çok altındayız: Sadece 12 milyon 180 bin 234 kişi üçüncü doz aşısını oldu. Bu, yetişkin nüfusun %20,01’ine karşılık geliyor. Aşılarınızı olun”

Paylaşın

Açlık Sınırı 3 Bin 890, Yoksulluk Sınırı 13 Bin 13 TL’ye Yükseldi

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’nun Ar-Ge birimi KAMU-AR, ‘Açlık ve Yoksulluk Kasım 2021’ araştırma sonuçlarını açıklandı. Buna göre, açlık sınırı 3 bin 890 liraya yükselirken, yoksulluk sınırı ise 13 bin 13 lirayı aştı.

Haber Merkezi / Açlık sınırı kasımda bir önceki aya göre 182 lira artarken, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama 230 lira ve yoksulluk sınırı da 412 lira arttı. Ocak-kasım döneminde ise açlık sınırı 744 lira, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama ise 1.166 lira arttı. Ailelerin gıda ve gıda dışı ihtiyaçlarını insan onuruna yaraşır bir şekilde yoksunluk hissi çekmeden karşılayabilmesi için yapması gereken toplam harcama tutarını gösteren yoksulluk sınırı da yılın ilk 11 aylık döneminde toplam 1.910 liralık artışla 13 bin 97 lira oldu.

Açlık sınırında yaşanan bu artış, aralık ayında belirlenecek asgari ücretin 5 bin liranın üzerinde bir noktaya çıkarılması ve diğer maaş ve ücretlere bu yıl başında yapılacak zamların da bu rakam esas alınarak yeniden belirlenmesi gerektiğini gösteriyor. Kamu çalışanlarının maaş ve ücretlerine ocak ayında yapılacak yüzde 5 oranındaki zammın yükselen bu enflasyon trendini karşılamakta oldukça yetersiz kalacağı gözleniyor, bu nedenle de kamu çalışanlarına yıl başında yapılacak zamların da yeni enflasyon dinamikleri dikkate alınarak yeniden belirlenmesi gerekiyor.

Açlık sınırı

Dört kişilik bir ailenin dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için alması gereken kaloriyi sağlayacak gıda maddelerinden oluşturulan bir sepete bir ay süreyle ödenmesi gereken para kasım ayı için 3 bin 890 lira olarak hesaplandı.

Ankara’da en fazla alış-veriş yapılan pazar ve marketlerden derlenen fiyatlara göre sağlıklı beslenebilmek için et- balık – yumurta için aylık olarak harcanması gereken tutar bir önceki aya göre 114 lira, geçen yıl aralık ayındaki düzeyine göre 236 lira ve son bir yılda ise 241 lira artarak 1.159 liraya çıktı. Kuru bakliyat için yapılması gereken harcama önceki aya göre 9 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise 21 liralık artışla 107 lira oldu.

Süt, yoğurt ve peynir için yapılması gereken harcama kasımda bir önceki aya göre 1 lira azalırken, yılın ilk 11 aylık döneminde 222 lira ve geçen yılın kasım ayına göre ise 199 lira artarak 886 lira oldu. Meyve için harcanması gereken para kasımda 29 lira azalarak 302 liraya inerken son 11 ayda 20 liralık, son bir yılda 30 liralık artış yaşandı. Sebze harcamasının parasal tutarı da kasımda önceki aya göre 19 lira arttı, geçen yılın sonuna göre ise 13 lira azalarak 340 lira oldu.

Kasımda 594 liraya yükselen ekmek, un ve makarna için yapılması gereken harcama son bir ayda 54 lira, son bir yıllık dönemde ise 162 lira arttı. Pirinç ve bulgur harcamaları kasımda de değişmezken son bir yılda 3 lira azalarak 85 lira oldu. Sıvı yağ ve margarin için yapılması gereken harcama kasımda 5 lira, son bir yılda ise 24 lira artarak 89 lira oldu.

Şeker, bal, pekmez, reçel gibi gıda maddelerine yapılması gereken harcama da kasımda 8 lira artarak 252 lira oldu. Aynı ailenin zeytin için yapması gereken harcama ise 5 lira daha artarak 75 liraya çıktı. Kasımda açlık sınırı yetişkin bir erkek için 1.118 lira, yetişkin bir kadın için 894 lira, çocuk için 671 lira ve genç için de 1.207 lira oldu.

Gıda dışı harcamalar

Yoksulluk sınırının belirlenmesinde gıda dışı harcamaların fiyat artışları da esas alınarak yapılan araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin gıda dışındaki gereksinimlerini “yoksunluk hissi duymadan” karşılayabilmesi için gereken harcama tutarı da kasımda 9 bin 207 liraya çıktı.

Kasımda giyim ve ayakkabı harcamaları 701 liraya çıktı. Barınma (kira dahil) harcamaları 1.989 liraya yükseldi. Ev eşyası harcamaları 1.097 lira, sağlık harcamaları 407 lira oldu. Ulaştırma harcamaları 1.893 liraya çıktı, haberleşme harcamaları 526 liraya, eğlence ve kültür harcamaları 364 liraya çıktı. Eğitim harcamaları 289 lira olurken, otel harcamaları 791 lira, diğer mal ve hizmetlerle ilgili harcamalar 580 lira olarak hesaplandı. Alkollü içki ve sigara harcamaları ise 571 lira oldu. Gıda dışı harcamalarda bu yılın ilk 11 aylık döneminde 1,166 lira son bir yılda ise 1.239 liralık artış yaşandı.

Yoksulluk sınırı

Dört kişilik bir ailenin insan onuruna yaraşır bir şekilde yaşayabilmesi için yapması gereken zorunlu gıda ile gıda dışı harcamaların toplam tutarını gösteren yoksulluk sınırı ise kasımda 13 bin 97 liraya yükseldi. Yoksulluk sınırında, bu yılın ilk 11 aylık döneminde 1.910 liralık artış yaşandı. Son bir yıllık artış ise 2 bin 28 lira oldu.

Paylaşın

Türkiye’ye Osman Kavala Yaptırımları Yolda!

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, iş insanı ve insan hakları aktivisti Osman Kavala hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen hak ihlali kararını görüşmek üzere bu hafta bir kez daha Strasbourg’da toplanıyor.

DW Türkçe’den Kayhan Karaca’nın haberine göre; Avrupa Konseyi’ni oluşturan 47 ülkenin büyükelçilerinden oluşan Komite’nin AİHM’nin “Kavala derhal tahliye edilmeli” kararını yerine getirmeyen Türkiye hakkında Çarşamba günü “ihlal prosedürü” kararı alması, resmi kararın da hafta sonuna doğru açıklanması bekleniyor.

Bakanlar Komitesi, Eylül ayındaki son AİHM gündemli toplantısında Ankara’nın Kavala hakkındaki kararı yerine getirmediğini not edip 30 Kasım-2 Aralık tarihleri arasında yapılacak bir sonraki toplantıya kadar serbest bırakılmaması halinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 46’ncı maddesi gereği bu davaya ilişkin olarak Türkiye hakkında “ihlal prosedürü” başlatacağı ihtarında bulundu.

Ankara o tarihten sonra Strasbourg’a gönderdiği görüşlerde AİHM’nin Kavala davasında ihlale hükmetmesine neden olan tutukluluk halinin 18 Şubat 2020 tarihinde sonlandığını, Kavala’nın şu anda başka bir davada Türk Ceza Kanunu’nun 309’uncu maddesi (cebir ve şiddet kullanarak anayasal düzeni ortadan kaldırma) temelinde yargılandığını savundu.

Kavala’nın avukatları ve İfade Özgürlüğü Derneği ise Bakanlar Komitesi’ne ilettikleri görüşlerde, Ankara’nın AİHM kararını yerine getirmemekte ısrar ettiğini belirterek AİHS’nin 46’ncı maddesi gereği ihlal prosedürünün başlatılması çağrısında bulundu.

Peki ihlal prosedürü nedir, süreç nasıl işliyor?

AİHS’nin 46’ncı maddesi gereği AİHM’nin kesinleşen kararları, infazı denetleyecek olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne gönderiliyor. Bu maddenin 4’üncü bendi, AİHS’ye taraf bir devletin bir kesin karara uymayı reddetmesi halinde, Bakanlar Komitesi’ne o devlete ihtarda bulunduktan sonra, görüş için AİHM’ye başvurma yetkisi tanıyor. Bu işlem bir ara karar (interim resolution) ile gerçekleşiyor.

Başvuru için 47 üye ülkenin 3’te 2’sinin onayı gerekiyor. Bu çoğunluğun bulunmasının ardından söz konusu ülkenin hükümetine resmi bildirimde bulunulup konuya ilişkin görüş belirtmesi için yaklaşık altı hafta süre veriliyor. Bu sürenin sonunda da AİHM önündeki süreç başlıyor. AİHM sürecinin ne kadar süreceği konusunda bir kriter bulunmuyor. Ancak Strasbourg’daki gözlemciler “en az altı ay” yorumunda bulunuyor.

Osman Kavala hakkında 17 Ocak’taki duruşmada tahliye kararı çıkması halinde büyük olasılıkla AİHM sürecine, yani ihlal sürecinde ikinci evreye geçilmeyecek. Konu, Bakanlar Komitesi önünde işlem görmeye devam edecek.

AİHM, büyük Avrupa coğrafyasını temsil eden Strasbourg merkezli Avrupa Konseyi’nin en önemli organlarından biri. Avrupa Konseyi’nin icra organı olan Bakanlar Komitesi ise AİHM kararlarının infazının denetimininden de sorumlu. Bakanlar Komitesi’ne bu yetkiyi AİHS veriyor. AİHS’nin “Kararların Bağlayıcılığı ve İnfazı”yla ilgili 46’ncı maddesi kapsamında Bakanlar Komitesi’ni oluşturan 47 Avrupa ülkesi, AİHM kararlarını görüşmek üzere her üç ayda bir olmak üzere yılda dört kez Strasbourg’da büyükelçiler düzeyinde toplanıyor.

AİHM, daha önce herhangi bir davada hükmetmiş olduğu kararın yerine getirilmediği yönünde tespitte bulunursa, alınacak önlemleri değerlendirmesi için davayı Bakanlar Komitesi’ne gönderecek. Olası yaptırımlara, Osman Kavala hakkındaki yargı sürecinin gidişatı ve konjonktüre göre, esasen siyasi bir organ olan Bakanlar Komitesi karar verecek.

Türkiye’ye ne tür yaptırımlar uygulanabilir?

AİHM tarafından hükmedilen Osman Kavala kararı yerine getirilene kadar Avrupa Konseyi bünyesinde Türkiye’ye karşı giderek yoğunlaşan yaptırımlar uygulanabilecek. Türkiye’nin bazı Avrupa Konseyi organlarındaki oy hakkı elinden alınması, Avrupa Konseyi’ndeki üst düzey makamlara Türk personel ataması yapılmaması, Türkiye’de üst düzey Avrupa Konseyi toplantıları düzenlenmemesi veya ziyarette bulunulmaması örnek olarak gösteriliyor.

Konunun Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) ve Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi (AYBYK) bünyesinde siyasi bir karakter kazanması da olasılıklar arasında. Kavala dosyasının önce Avrupa Konseyi ardından da AB gibi diğer Avrupa kurumlarının Türkiye raporlarına artan biçimde olumsuz yansıyacağı yorumları da yapılmakta.

Yunan cuntası örneği

Olası yaptırımların en ileri aşaması olarak kimi Avrupa devletlerinin Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyeliğini sorgulamaya başlayabileceği de konuşuluyor. Avrupa Konseyi tarihinde bu durum bugüne kadar sadece bir kez Yunanistan’daki askeri cunta döneminde yaşandı. 1967’de iktidara gelen cunta, Avrupa Konseyi üyeliğinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediği için defalarca uyarıldıktan sonra üyeliğinin düşürülmesi için karar tasarısı hazırlandı. Kendisini Fransa’dan başka bir ülkenin desteklemediğini gören cunta, karar tasarısının oylanacağı 12 Aralık 1969 tarihinde Avrupa Konseyi üyeliğinden kendisi çekildi.

Türkiye’nin Avrupa ile ilişkileri

AB üyelik perspektifi pratikte sonlanmış olan Türkiye için 1949’dan bu yana üyesi olduğu Avrupa Konseyi büyük önem taşıyor. Avrupa Konseyi Türkiye’nin siyasi planda Avrupalı olduğunun tescillendiği yer. Avrupa ailesinin parçası olmak, bu aile içinde söz sahibi olabilmek için mutlaka Avrupa Konseyi üyesi olmak gerekiyor. Bugüne kadar hiçbir Avrupa ülkesi Avrupa Konseyi üyesi olmadan AB üyesi olamadı. Bunun faturası ise demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü alanlarında müşterek Avrupa standartlarına uyum sağlamak. Türkiye 1954’te onayladığı AİHS’yi kaleme alan 12 Avrupa ülkesinden biri.

Paylaşın

TÜİK: Türkiye Üçüncü Çeyrekte Yüzde 7.4 Büyüdü

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Temmuz-Eylül dönemine ilişkin dönemsel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerini açıkladı. Buna göre, GSYH, 2021 yılı üçüncü çeyrekte bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 7,4 arttı.

Haber Merkezi / GSYH’yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2021 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yıla göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri yüzde 25,4, bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 22,6, hizmetler yüzde 20,7, diğer hizmet faaliyetleri yüzde 11,7, sanayi yüzde 10,0, kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri yüzde 8,3 ve gayrimenkul faaliyetleri yüzde 4,7 arttı. Finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 19,9, inşaat yüzde 6,7, tarım, ormancılık ve balıkçılık ise yüzde 5,9 azaldı.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 2,7 arttı. Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2021 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 7,8 arttı.

Üretim yöntemiyle Gayrisafi Yurt İçi Hasıla tahmini, 2021 yılının üçüncü çeyreğinde cari fiyatlarla bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 35,5 artarak 1 trilyon 915 milyar 467 milyon TL oldu. GSYH’nin üçüncü çeyrek değeri cari fiyatlarla ABD doları bazında 225 milyar 497 milyon olarak gerçekleşti.

Yerleşik hanehalklarının tüketim harcamaları, 2021 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 9,1 arttı. Devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 9,6 artarken gayrisafi sabit sermaye oluşumu yüzde 2,4 azaldı.

Mal ve hizmet ihracatı, 2021 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 25,6 artarken ithalatı yüzde 8,3 azaldı.

İşgücü ödemeleri, 2021 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 36,3, net işletme artığı/karma gelir ise yüzde 38,6 arttı.

İşgücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı geçen yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 30,1 iken bu oran 2021 yılında yüzde 29,8 oldu. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise yüzde 54,4’ten yüzde 54,6’ya yükseldi.

Paylaşın

Bakan Koca, İllere Göre Haftalık Kovid-19 Vaka Sayılarını Açıkladı

İllere göre haftalık yeni tip koronavirüs (Kovid 19) vaka sayıları açıklandı. Açıklanan verilere göre, vaka sayısı bir önceki haftaya göre en çok artan 10 ilimiz: Tunceli, Adana, Gümüşhane, Mersin, Sinop, Hatay, Burdur, Kilis, Giresun, Mardin oldu.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından 13-19 Kasım tarihleri arasındaki “İllere Göre Haftalık Kovid 19 Vaka Sayısı” haritasını paylaştı.

Bakan Koca’nın paylaştığı haritaya göre; İstanbul’da 100 bin kişide görülen vaka oranı 277,88, Ankara’da 197,20, İzmir’de 70,02 oldu.

Vaka artışı en fazla olan 10 il ise, Tunceli, Adana, Gümüşhane, Mersin, Sinop, Hatay, Burdur, Kilis, Giresun, Mardin oldu.

Sağlık Bakanlığı’nın 29 Kasım 2021 verilerine göre, son 24 saatte 358 bin 816 Kovid-19 testi yapıldı, 24 bin 317 kişinin testi pozitif çıktı, 189 kişi yaşamını yitirdi, iyileşenlerin sayısı ise 23 bin 273 oldu.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Omicron (Nu) varyantı gelişmesini ve buna karşı aldığımız tedbiri 26 ve 27 Kasım’da açıkladık. Varyantlar, örneklerini daha önce yaşadığımız gibi salgın sürecinin doğal bir parçasıdır. Ülkemizde yeni varyanta rastlanmamıştır. Tedbirin önemi ise tekrar ortaya çıkmıştır.” ifadelerini kullandı.

Paylaşın