Babacan’dan ‘Ekonomik Kriz’ Yorumu: Yerli Ve Milli

Şu anda Türkiye’de yaşanılan ekonomik krizin ev yapımı, el yapımı, yerli ve milli bir kriz olduğunu belirten DEVA Partisi Lideri Babacan, “Tamamen Türkiye’yle ilgili. Türkiye’deki kötü yönetim. Başka bir sebebi de yok” ifadelerini kullandı.

Ali Babacan’ın 2002-2007 arasındaki ekonomi politikalarını Kemal Derviş’ten aldığı ve üzerinde fazla bir katkısı olmadığı iddialarına ilişkin Babacan, “Aklın yolu bir. İstişareyle, ortak akılla, bilim temelinde bir plan yaparsanız ve bunu uygulayabilirseniz iyi sonuç alırsınız” dedi.

DEVA Lideri Babacan, kendi döneminde dünyada bir ‘para bolluğu’ olduğu iddialarını da yalanlayarak, “O dönem zor şartlarda biz bunu başardık” ifadelerini kullandı.

Flu TV’de katıldığı programda İlker Canikligil’in “Ne oluyor” sorusuna Babacan, “Şu anda Türkiye’de yaşadığımız, ev yapımı, el yapımı, yerli ve milli bir kriz. Kısa özeti bu. Çünkü bu şiddette bir ekonomik krizi dünyada başka bir ülke yaşamıyor. Üstelik sebebi de tamamen Türkiye’yle ilgili. Türkiye’deki kötü yönetim. Başka bir sebebi de yok” şeklinde yanıt verdi.

Babacan’ın, 2002-2007 arasındaki ekonomi politikalarını Kemal Derviş’ten aldığı ve üzerinde fazla bir katkısı olmadığı iddialarını soran Canikligil’in sorusuna Babacan, “Aklın yolu bir. İstişareyle, ortak akılla, bilim temelinde bir plan yaparsanız ve bunu uygulayabilirseniz iyi sonuç alırsınız” diyerek cevap verdi.

AKP’nin kuruluşunda hazırladıkları ekonomi programında Derviş’in kendilerince makul gördükleri politikalarını alarak iktidarlarında uyguladıklarını belirten Babacan, önemli olanın program yazmak değil o programı uygulamak olduğunu vurguladı.

“Zor şartlarda biz bunu başardık”

Ekonomi Bakanlığı yaptığı dönemleri, Türkiye’nin tarihindeki en başarılı dönemler olarak nitelendiren Babacan, kendisi göreve geldiğinde 1.51 seviyelerinde olan dolar kurunun 1.29’a kadar gerildiğini söyleyerek, ihracatın da aynı dönemde, 36 milyar dolardan 132 milyar dolara yükseldiğini belirtti.

Bakanlık yaptığı dönemde ekonominin yükselişinde, ekonomi politikalarındaki başarıları kadar Türkiye’nin AB üyelik sürecinde gereken adamları atmasının de etkili olduğunu vurgulayan Babacan, kendi döneminde dünyada bir para bolluğu olduğu iddialarını da yalanlayarak, “O dönem zor şartlarda biz bunu başardık. Kolaydı, onun için de oldu değil” dedi.

Bakanlığı önemindeki ekonomik büyümenin borçlanarak gerçekleştiği eleştirileri kendisine yöneltilen Babacan, “Milli gelirin borca oranına bakmak lazım. Ben geldiğimde kamu borcu yüzde 74’tü. Bıraktığımda yüzde 27’ye indi” diye konuştu.

Programa katılan gençlerden Hava Ulaş, ülkede yaşanan ekonomik sorunların kendi yaş grubunda bir belirsizlik yarattığını ve birbirlerine “Ne yapacağız” sorusunu sorduklarını belirtti. Babacan’ın ve partisinin vaadettiği kalkınma programlarının kendi nesillerini kurtarıp kurtarmayacağını soran Ulaş’a, Babacan, yine kendi bakanlığı dönemine atıfta bulunarak, “Sekiz tane kriter var, bu kriterleri uyguladığınızda, çok çabuk düzeliyor ekonomi. Bu ülkenin sorunlarının köküne indiğinizde ‘iyi yönetim’ var” diyerek cevap verdi.

Paylaşın

Benzin Ve Motorine Bir Zam Daha!

Enerji Petrol Gaz İkmal İstasyonları İşveren Sendikası (EPGİS), sosyal medya hesabı üzerinden, bu geceden itibaren geçerli olmak üzere benzine 63, motorine 94 kuruş zam yapıldığını duyurdu.

Haber Merkezi / EPGİS’in açıklamasında “Pompa satış fiyatlarına yansıyacak şekilde artış olmuştur” denildi.

Fiyat artışının ardından benzinin litre satış fiyatı İstanbul’da ortalama 12,93 liradan 13,56 liraya, Ankara’da 13,01 liradan 13,64 liraya, İzmir’de ise 13,02 liradan 13,65 liraya yükselecek.

Motorin fiyatı ise ortalama İstanbul’da 12,75 liradan 13,69 liraya, Ankara’da 12,84 liradan 13,78 liraya ve İzmir’de 12,83 liradan 13,77 liraya yükselecek.

Akaryakıt fiyatları, Türkiye’nin de dahil olduğu Akdeniz piyasasındaki işlenmiş ürün fiyatlarının ortalaması ile dolar kurundaki değişiklikler baz alınarak rafineriler tarafından hesaplanıyor.

Bu hesaplanma sonucunda dağıtım firmalarınca uygulanan fiyatlar, rekabet ve serbesti nedeniyle şirketler ve kentlere göre küçük değişiklikler gösterebiliyor.

1 Ocak 2022 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere motorinde 1 lira 29 kuruş, benzinde 61 kuruş ve LPG’de 78 kuruş fiyat artışı olmuştu.

Paylaşın

Latin Amerika’nın Türkiye’ye İhracatı Yüzde 25 Arttı

Latin Amerika’nın Türkiye’ye yaptığı ihracat geçen yıl Ocak-Kasım döneminde yüzde 25 oranında artarak 7,97 milyar dolara ulaştı. Bir önceki yıl olan 2020 yılının Ocak-Kasım döneminde bu rakam 6, 39 milyar dolardı.

Amerika’nın Sesi’nde yer alan habere göre; Arjantin Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CAEI) uzmanı Ariel González Levaggi bölge ülkelerinin Türkiye’ye ihracatının ağırlıklı olarak hammaddeye dayandığını belirtiyor.

Latin Amerika’nın yaptığı toplam ihracatta son iki yıldır yüzde 3,3’lük bir paya sahip olan Türkiye’ye en fazla ihracat yapan beş ülke sırasıyla Brezilya, Kolombiya, Meksika, Arjantin ve Venezuela.

Geçen yılın ilk 11 ayında 3,5 milyar doları aşan ihracat geliriyle Türkiye’ye en çok ihracat yapan Latin Amerika ülkesi olan Brezilya’yı, Türkiye’ye ihracatını yüzde 51,7 artırarak ihracat geliri 1,4 milyar doları aşan Kolombiya ve 874 milyon dolarla Meksika izliyor.

Geçtiğimiz yıl Türkiye’ye ihracatı en çok artan Latin Amerika ülkesi Venezuela oldu. 2020 yılının Ocak-Kasım döneminde Türkiye’ye 45 milyon 832 bin dolarlık ihracat yapan Venezuela, geçen yıl bu rakamı yüzde 921 artırarak 422 milyon 225 bin dolara çıkardı.

Bu ülkeler arasında Türkiye’ye ihracatı azalan tek ülke yüzde 0,7 düşüşle Arjantin oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Latin Amerika ülkelerinin geçen yıl (Ocak-Kasım döneminde) Türkiye’den yaptığı ithalatsa yaklaşık 5,5 milyar dolar olarak kaydedildi ve Türkiye, Latin Amerika ile ticaretinde yaklaşık 1,5 milyar dolar dış ticaret açığı verdi.

“İhracat gelirinin artmasının ana nedeni fiyat artışı”

Amerikalılar Arası Kalkınma Bankası’nın (Inter-American Development Bank) yayınladığı rapora göre Latin Amerika ve Karayipler bölgesinde 2020’de yüzde 9,1 azalan ihracat geliri, geçtiğimiz yıl yüzde 24,8 ila 27,8 arasında arttı.

Raporda ihraç edilen ürün miktarındaki artışın yüzde 10,9 olduğu ancak ihracat gelirlerindeki artışın ana nedeninin 2019 yılına nazaran yüzde 13 ila 16 arasında artan fiyatlar olduğu ortaya konuyor.

Rapora göre ihracatı en çok artan ülkeler yüzde 98’le Panama ve yüzde 78’le Venezuela ve yüzde 66,7 ile Bolivya oldu. IDB yetkilileri dış talepte artan yavaşlama risklerine rağmen Latin Amerika’daki ihracatın büyüme eğiliminin önümüzdeki aylarda da devam edeceğini tahmin ediyor.

Paylaşın

Euro Bölgesi’nde Enflasyon Yüzde 5’le Rekor Tazeledi

Avrupa İstatistik Ofisi’nin verilerine göre 19 üyeli Euro Bölgesi’nde Aralık’ta yıllık enflasyon yüzde 5 ile 1997’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Euro Bölgesi’nde ülkeler bazında en yüksek enflasyon ise yüzde 10,7 ile Litvanya ve yüzde 12 ile Estonya’da ölçüldü.

Euro Bölgesi’nde yıllık enflasyon Aralık ayında beklentileri aşarak yüzde 5 olarak kaydedildi. Enerji fiyatlarındaki artışla Kasım’da yüzde 4,9 olarak ölçülen yıllık enflasyon artış trendini sürdürmüş oldu.

Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) tarafından açıklanan son enflasyon verisi, Avrupa Birliği’nde para birimi olarak euroyu kullanan 19 ülkenin dahil olduğu Euro Bölgesi’nde bugüne kadar ölçülmüş en yüksek yıllık enflasyon.

Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) yıllık enflasyon hedefi yüze 2 seviyesindeydi. Yüksek enflasyon oranlarının geçici olduğunu savunan ECB fiyat artışlarının 2022’de zirve yaptıktan sonra 2023’te düşmeye başlayacağını savunuyor.

Avrupa’da en yüksek fiyat artışı enerjide

Aralık’ta yıllık bazda en fazla artış yüzde 26 ile enerji fiyatlarında gerçekleşti. Enerjiyi, yüzde 3,2 ile gıda, alkol ve tütün ürünleri, yüzde 2,9 ile enerji dışı sanayi ürünler ve yüzde 2,4 ile hizmetler izledi.

Ülkelere bakıldığında ise büyük ekonomiler arasında yıllık enflasyon İspanya’da yüzde 6,7, Hollanda’da yüzde 6,4, Almanya’da da yüzde 5,7 olarak ölçüldü. Enflasyon Fransa’da 3,4, İtalya’da yüzde 4,2, Belçika’da 6,5 oldu.

Almanya’da sanayi kış uykusuna yatabilir

Euro Bölgesi’nin en büyük ekonomisi olan Almanya’da ekonomik yavaşlama bir süredir istatistiklere yansıyordu. Aralık ayında üretimde yüzde 1’lik artış beklentisine rağmen yüzde 0,2 oranında düşüş kaydedildi.

ING’den uzman ekonomist Carsten Brezeski, Almanya ekonomisinde bu yavaşlamanın süreceğini belirterek, “Pandemide dördüncü dalga ve Omicron varyantı sanayi faaliyetlerini kış uykusuna yatıracaktır” dedi.

Euro Bölgesi’nde ülkeler bazında en yüksek enflasyon ise yüzde 10,7 ile Litvanya ve yüzde 12 ile Estonya’da ölçüldü.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Koca’dan Tedbir Uyarısı

Kovid 19’da son 24 saatte 63 bin 214 yeni vaka tespit edilirken, 157 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Hastalığı hafif geçiririm düşüncesiyle tedbirleri asla ihmal etmeyin.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 406 bin 796 test yapılırken, 63 bin 214 yeni vaka tespit edildi. 157 kişi hayatını kaybederken, 29 bin 197 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Omicron kaynaklı vaka artışları hastanelere henüz benzer düzeyde yansımadı. Fakat bu varyantın diğer varyantlarla karşılaştırıldığında daha az hasta ettiğini söyleyebilmek için elimizde yeterli veri yok. Hastalığı hafif geçiririm düşüncesiyle tedbirleri asla ihmal etmeyin.

Aşılamada son durum

18 yaş ve üzeri nüfusun aşılanması verilerinde 1’inci doz Türkiye ortalaması yüzde 91.94, 2’nci doz ortalaması yüzde 83.53 olarak ölçüldü. Ayrıca, 1’inci dozda 57 milyon 67 bin 961, 2’nci dozda 51 milyon 847 bin 785 ve 3’üncü dozda 21 milyon 148 bin 569 olmak üzere toplam 135 milyon 618 bin 50 aşı uygulandı.

En az 2 doz aşı olan kişi sayısının en yüksek olduğu iller; Osmaniye, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Bartın olurken, 2 doz aşı yapılan kişi sayısının en az olduğu iller ise Şanlıurfa, Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ oldu.

Paylaşın

2021’de 95 Milyar TL’lik Özelleştirme Yapıldı

Rekabet Kurumu 2021 Yılı Birleşme ve Devralma Görünüm Raporu yayımlandı. Rapora göre, yıl boyunca toplam 95 milyar TL bedelle yedi özelleştirme yapıldı. İşlemlerden 3 adedi “elektrik enerjisinin üretimi, iletimi ve dağıtımı” alanında gerçekleşirken, “havalimanı işletmeciliği”, “liman işletmeciliği”, “yat limanı işletmeciliği” ve “kargo ve lojistik firmaları tarafından paket ve koli gibi kargoların taşınması ve dağıtımı faaliyetleri” alanlarında da birer adet özelleştirme yapıldı.

En yüksek özelleştirme bedeli yaklaşık 89,3 milyar TL ile “havalimanı işletmeciliği” alanında gerçekleşti. Rekabet Kurumu’nun 2021’de karara bağladığı birleşme, devralma ve özelleştirme işlemlerine ait veriler çerçevesinde hazırladığı raporda başlıca şu tespitlere yer verildi:

2021 yılında Rekabet Kurumu tarafından toplam 309 adet birleşme, devralma ve özelleştirme işlemi incelenmiştir.
Özelleştirmeler hariç olmak üzere, bu işlemlerden 118’inde hedef şirket Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre kurulmuş (Türkiye kökenli) şirketlerdir. Bildirilen bu işlemlerin toplam işlem bedeli yaklaşık 42 milyar 568 milyon TL’dir. Aynı dönemde toplam işlem bedeli yaklaşık 95 milyar TL olan 7 özelleştirme işlemi incelenmiştir. Böylelikle 2021 yılında Türkiye kökenli şirketler için 125 işlemde öngörülen toplam işlem bedeli yaklaşık 137,5 milyar TL düzeyindedir.

2021 yılında hedef şirketin Türkiye kökenli olduğu birleşme ve devralmalar içinde en çok işlem, 14 işlem adediyle “elektrik enerjisinin üretimi, iletimi ve dağıtımı” alanında; en yüksek işlem değeri ise yaklaşık 3,7 milyar TL ile “plastikten paketleme malzemeleri imalatı” alanında yaşandı.

Aynı dönemde incelenen 7 özelleştirme işlemi içinde de işlem sayısı bakımından 3 adetle “elektrik enerjisinin üretimi, iletimi ve dağıtımı” alanı öne çıkarken; bildirilen en yüksek bedelli özelleştirme işlemi yaklaşık 89,3 milyar TL ile “havalimanı işletmeciliği” alanında oldu.

2021 yılında yabancı yatırımcılar tarafından 50 ayrı birleşme ve devralma işleminde Türkiye kökenli şirketlere yatırım yapılması öngörüldü. Yabancı yatırımcılar arasında işlem bazında yapılan sıralamaya göre ilk sırada on işlem ile Lüksemburg kökenli yatırımcılar yer aldı. Hedef şirketin Türkiye kökenli olduğu bu işlemlerde yabancı yatırımcılar tarafından gerçekleştirileceği bildirilen yatırım tutarı yaklaşık 22 milyar TL’dir. Aynı dönemde incelenen bir adet özelleştirme işleminde işlem tarafları yabancı yatırımcılar olup işlem bedelinin 89,3 milyar TL olduğu bildirildi.. Özelleştirmeler de dâhil edildiğinde, 2021 yılında yabancı yatırımcılar tarafından 51 işlemde Türkiye kökenli şirketler için öngörülen toplam yatırım tutarının yaklaşık 111,3 milyar TL olduğu bildirildi.

2021 yılında ayrıca, yabancıların yurt dışında gerçekleştirdikleri 173 birleşme ve devralma işlemi incelenmiştir. Türkiye kökenli şirketlere doğrudan yatırım öngörülmeyen bu işlemlerde, bildirilen toplam işlem bedeli 5 trilyon 654 milyar TL’dir.

51’i Türkiye’de ve 173’ü yurtdışında olmak üzere, yabancı yatırımcıların 2021 yılında küresel düzeyde gerçekleştirmeyi planladıkları toplam 224 işlem ekonomik faaliyet alanlarına göre işlem bedeli baz alınarak sıralandığında, dünya genelinde yatırım yapılan sektörlerden öne çıkanlar şu şekildedir:

  • Finansal hizmetler
  • Kimyasal ürünlerin imalatı
  • Programcılık ve yayıncılık faaliyetleri
  • Makine ve ekipman imalatı
  • Temel eczacılık ürünleri imalatı

2021 yılında Rekabet Kurulu, birleşme ve devralma işlemlerini son bildirim tarihinden ortalama 11 gün sonra karara bağlandı.

Rekabet Kurumu nedir, ne yapar?

Rekabet Kurumu, rekabet ortamının sağlanması, geliştirilmesi ve korunması misyonu ile kurulmuş ve 5 Kasım 1997 tarihinde faaliyete başlamış bir kamu kurumudur.

Rekabet kültürünü ve ortamını yaygınlaştırmak, kamunun karar ve eylemlerinin rekabetçi anlayış çerçevesinde oluşturmak için gerekli tasarruflarda bulunur. Rekabet hukukunun gelişmesine katkılar sağlar. Rekabetin iktisadı ve politikalarını geliştirmek veya korumak için gerekli araştırmaları yapar. Yeni rekabet politikaları oluşturur, geliştirir ve bu yönde katkılarda bulunur.

Rekabet Kurumu’nun temel amacı; 7 Aralık 1994 tarihinde kabul edilen 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un uygulanmasıdır. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na bağlıdır. Kurum’un verdiği kararlar Danıştay’ın denetimine tabidir.

(Kaynak: bianet)

Paylaşın

BMW, Renk Değiştirebilen Elektrikli ‘Bukalemun’ Aracını Tanıttı

Alman otomobil üreticisi BMW, dünyanın ilk “renk değiştiren” otomobilini Las Vegas’taki Tüketici Elektroniği Fuarı’nda (CES) görücüye çıkardı. Geleceğin arabası olarak lanse edilen “bukalemun model” sayesinde araç sahipleri arabalarının rengini istedikleri şekilde değiştirebilecek.

Euronews’ta yer alan habere göre; BMW iX Flow olarak adlandırılan konsept otomobil şimdilik beyaz ve siyah renklerde desen ve renk değişikliklerini yapabiliyor. Bununla birlikte kısa sürede renk kataloğunun hızla büyümesi bekleniyor.

Renkler nasıl değişiyor?

Adeta bir bukalemun gibi renk değiştiren araçta BMW elektronik kitaplardaki mürekkep teknolojisini geliştiren E Ink ile işbirliği yaptı. E Ink’in geliştirdiği elektroforetik renklendirme aracın istenilen rengi almasını sağlıyor.

BMW’nin IX Flow modelinin yüzeyinde saç teli çapında milyonlarca mikro kapsül bulunuyor. Bu mikro kapsüllerin her birinde negatif şarj edilmiş beyaz pigmentler ve pozitif şarj edilmiş siyah pigmentler bulunuyor.

Aracın üzerini saran bu mürekkep bütününün elektrik sinyalleri tarafından uyarılması sonucu elektroforetik teknolojisi aracın yüzeyine farklı renk pigmentleri taşıyor.

“Aracın enerji tüketimini sınırlıyor”

BMW bu teknolojinin ayrıca enerji tasarrufu sağladığının da altını çiziyor. Zira soğuk havalarda aracın rengi ısıyı çekebilmek için daha koyu renklere dönerken havalar ısındığında ise aksine açık renklere kayıyor.

Bu şekilde aracın ısınma ve soğutma sisteminin daha az çalışması sağlanıyor ve yüzde yüz elektrikli olan aracın enerji tüketimi sınırlanmış oluyor. Ayrıca sadece renk değişimi sırasında enerji harcanıyor olması ve rengi korumak için herhangi bir ek enerji tüketimine gerek olmaması da yine aracın enerji tüketiminin sınırlı kalmasını sağlayan diğer bir faktör.

Bir telefon uygulaması tarafından kontrol edilen renk değişimi gelecekte aracın gösterge panelindeki bir düğme ya da bir el hareketiyle de kontrol edilebilecek.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Devletin Sahibi 84 Milyondur

İstanbul Beylikdüzü Belediyesi’nin düzenlediği 14 tesisten oluşan temel atma töreninde konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Şunu ifade etmek isterim: Devletin sahibi, 84 milyondur. Kimse çıkıp da ‘Devletin sahibi benim’ diyemez. 84 milyon, devletine sahip çıkmak için, yeri geldiği zaman şehit olur. Yeri geldiği zaman alın teri döker” dedi.

Haber Merkezi / “Biz toplumu kaynaştırmak istiyoruz. Toplumu barıştırmak istiyoruz” diyen Kılıçdaroğlu, “Siyasiler elbet birbirlerini eleştirir. Bu işin doğasında var zaten. Ama biz, kalkıp devletimizi eleştirmeyiz. Devlet, bizim devletimiz. Bayrak, bizim bayrağımız.” ifadelerini kullandı. Kılıçdaroğlu, “İnşallah bu ayrımcılıklarım tamamını ortadan kaldıracağız” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile birlikte Beylikdüzü Belediyesi’nin düzenlediği kreşten lojistik merkezine, polis merkezinden Kuran kursuna kadar 14 tesisten oluşan temel atma törenine katıldı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, törende yaptığı konuşma şöyle:

“Efendim çok teşekkür ederim. Sayın Genel Başkanım, değerli dostlarım, ben uzun uzun protokol saymayayım zaten Belediye Başkanımız bu konudaki görevi yerine getirdi. Ama iki değerli partinin yöneticilerini burada görmek, vatandaşlarımızı burada görmek hepimizi mutlu ediyor.

Bizi mutlu etmeyen ise devlete teslim edilen bir kamu kuruluşu olan belediyenin yaptığı ve kendi devletine teslim etmek istediği binaları teslim alacak kişilerin burada olmaması. Sayın Genel Başkanımız bu konuda son derece güzel bir çerçeve çizdi. Şunu ifade etmek isterim, devletin sahibi 84 milyondur. Kimse çıkıp da devletin sahibi benim diyemez. 84 milyon; devletine sahip çıkmak için yeri geldiği zaman şehit olur, yeri geldiği zaman alın teri döker ve sadece kendi coğrafyamızda değil dünyanın hangi coğrafyasında olursak olalım kendi ülkemizin geleceği için, bayrağımız için her türlü özveride bulunur.

Hizmet yapıyorsunuz, hizmet almak istemiyorlar. Teslim etmek istiyorsunuz, teslim almaktan korkuyorlar. Eğer bir yönetim, bir kamu kuruluşunun kendileri için yaptığı bir binayı teslim almaktan korkuyorsa o ülkeyi sağlıklı ve tutarlı yönetemez. Yönetme gücünü kaybetmiştir. Biz toplumu kaynaştırmak istiyoruz, toplumu barıştırmak istiyoruz. Sayın Genel Başkanımız da gayet güzel ifade etti, siyasiler elbet birbirlerini eleştirirler bu işin doğasında var zaten. Ama biz kalkıp devletimizi eleştirmeyiz. Devlet bizim devletimiz, bayrak bizim bayrağımız, polis bizim polisimiz, Belediye Başkanları bizim Belediye Başkanlarımız. Gücü nereden alıyorlar? Halktan alıyorlar, milletten alıyorlar. Siz milletten güç alan kişiyi devre dışı bırakmak istiyorsunuz, ayrımcılık yapmak istiyorsunuz. Sayın Genel Başkanım, inşallah bu ayrımcılıkların tamamını ortadan kaldıracağız, 84 milyonu barıştıracağız.

Polis bizim polisimiz bunu en iyi geçmişte İçişleri Bakanlığı da yapan Sayın Genel Başkanımız bilir. Büyük bir özveriyle görev yaparlar polisler. Biz evimizde rahat uyuyorsak polislerin bizim güvenliğimizi sağlamalarındandır. Her gittiğim yerde, her yaptığım toplantıda polislerin olayını gündeme getirirken onlara 3 bin 600 ek gösterge verilmesini her yerde, her ortamda savunurum. Bir polis arkadaşımız şunu söylemişti, “Polisler şehit olmaktan korkmaz, vatanları için yeri geldiğinde şehit olurlar zaten. Ama emekli olmaktan korkuyorlar” demişti. Çünkü çalışırken aldığı aylığın, emekli olduğu zaman yüzde 50’sini kaybediyor. Bu insan, hayatını koyuyor ortaya. Bu insan hayatını koyuyorsa bu devletin o polise sahip çıkması lazım. Sadece görevini yaparken değil, emekliyken de yaşam standardında büyük bir düşüşün olmaması lazım, böyle bakmak gerekiyor.

Aynı zamanda karakol yapılıyor, teslim alan yok. Neyse belki teslim edilmiştir. Güzel bir müftülük binası da yapılmış, güzel bir kuran kursu da yapılmış, güzel bir taziye evi de yapılmış. Kim istemez çocuklar daha güzel bir ortamda, daha şık bir ortamda, daha aydınlık bir ortamda kendi dinlerini öğrenebilsinler diye. Hepimizin ortak arzusudur bu. Neden teslim almıyorsunuz, neden korkuyorsunuz? Ki Müslümanlık, inancımız, insana değer veren, bilime değer veren, kadına değer veren bir inançtır. Bu inancın sahibi olanlar ayrımcılık yapmazlar. Bu inancın sahibi olanlar kul hakkı yemezler. Bu inancın sahibi olanlar fakirin fukaranın yanında dururlar. Bu inancın sahibi olanlar bilimin, bilginin peşinde koşarlar. Bu inancın sahibi olanlar bilerler ki, cennet kadınların ayakları altındadır. Bu inancın sahibi olanlar bilirler ki, eğer Dicle’nin kıyısında iki koyun kaybolmuşsa onun sorumlusunun devlettir. Bu inancın sahibi olanlar bilirler ki, devletin dini adalettir. Peki biz bunu nasıl anlatacağız? Hiçbir din adamı ayrımcılık yapamaz, yapmamalıdır.

Belediye Başkanı arkadaşlarıma şunu söyledim Sayın Genel Başkanım: “Seçildiğiniz andan itibaren hiçbir ayrımcılık yapmayacaksınız. Efendim bu mahalleden bize oy çıkmadı biz oraya hizmet götürmeyelim. Hayır hizmeti götüreceksiniz. Sadece bir pozitif ayrımcılık yapacaksınız fakir mahallelere yapacaksınız. Oralara kreş açacaksınız, yolunu, köprüsünü, her türlü ihtiyacını karşılayacaksınız.” Yine bir şey daha söyledim: “Bütün ibadet yerlerini tertemiz yapacaksınız. Kilisesidir, havrasıdır, cemevidir, camisidir bütün bunları tertemiz. Allah’a ibadet etmek istiyorsa tertemiz bir mekanda gitsin ibadetini yapsın diye.” Bizim felsefemiz, bizim dünyaya bakışımız böyle. Onlar ayrıştırıyorlar, onlar bölüyorlar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar şafağa az kaldı. Bunların tamamını çözeceğiz, az kaldı.

Efendim hepinize çok teşekkür ederim. Bu güzel binaları Türkiye’ye kazandıran, bu ülkeye kazandıran, polisimize kazandıran, diyanetimize bu güzel binaları kazandıran iki Belediye Başkanımıza da, burada hizmet veren Beylikdüzü Belediye Başkanımız ve Büyükşehir Belediye Başkanımız burada ve diğer Belediye Başkanlarımız da burada. Bütün Belediye Başkanlarımız aynı inançla, aynı gururla, aynı özveriyle halka hesap vererek görev yapmaya çalışıyorlar. Herkese de sizin huzurunuzda Sayın Genel Başkanım teşekkür etmek isterim. İnşallah yolumuza böyle devam edeceğiz. Yolumuz aydınlık hiç kimse endişe etmesin. Sağ olun, var olun efendim.”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, daha sonra İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile birlikte Bağcılar’da İstanbul Büyükşehir Belediyesi 30 Kreşin Toplu Temel Atma Töreni’ne katıldı. Kılıçdaroğlu, burda yaptığı konuşmada ise özetle şunları söyledi;

“Sayın Genel Başkanım, bir anne olarak çocuğun eğitimini ve kreşin önemini çok güzel anlattınız. Benim yapacağım katkı şu; bir toplumu, bir aileyi, bir kitleyi, bir grubu yücelten temel faktör eğitim, bir toplum eğitimli olduğu süre içinde başarılı olur, büyük başarılara imza atar. Sadece okuma yazma açısından değil, kültürel hayattan tutun, sosyolojik hayatın bütün aşamalarında başarılı olur.

Eğitimin başarısının öznesi öğretmen, o nedenle öğretmenle öğrenciyi buluşturmak aslında bir anlamda Ferhat ile Şirin’i buluşturmaya benzer.

Çocuklar kreşe başlayacaklar. Burada okumayı yazmayı olmasa bile harfleri öğrenecekler, burada beraber şarkı söylemeyi öğrenecekler, burada masal anlatmayı öğrenecekler, burada beraber uyumayı öğrenecekler, beraber yaramazlık yapmayı öğrenecekler, parkta oturacaklar, konuşacaklar ve şakalaşacaklar. Burada şiirler, şarkılar öğrenecekler. Çocuk akşam eve gittiği zaman annesine ve babasına o şarkıyı ve şiiri söyleyecek. Hatta komşuları geldiği zaman annesi çocuğuna, “oğlum, kızım kalk şu şiiri bir oku bakayım, şu şarkıyı söyle” diyecektir.

Dolayısıyla eğitim, hayatımızın olmazsa olmaz bir parçasıdır. Ama eğitim konusunda biz iyi bir sınav verdik mi? Biz derken iktidar iyi bir sınav verdi mi? Hayır iyi bir sınav vermedik. 4+4+4 sistemi geldi Sayın Genel Başkanım; kalkınma planlarında yok, milli eğitim şuralarında görüşülmemiş, bakanlar kurulunda görüşülmemiş, Milli Eğitim Bakanlığının haberi yok, 5 milletvekili kanun teklifi veriyor hiçbirisi eğitimci değil. Ve biz milyonlarca çocuğumuzu denek olarak kullandık, sonra hatalı olduğunu fark ettik onu dönüştürmeye, eksikliklerini gidermeye çalıştık ama bir kuşağı yok ettik.

Ve başka temel bir sorunumuz daha var. Bizim evlatlarımız, bu ülkenin evlatları, gencecik pırıl pırıl evlatlarımız acaba yurtdışına gidersem daha iyi yaşar mıyım diye bir arayış içinde. İktidar sahiplerinin bunu düşünmesi lazım. Neden bu evlatlarımız kendi ülkelerinde çalışıp, alın teri döküp kazanarak, istedikleri gibi tweet atarak özgürlük içinde Türkiye’de yaşamıyorlar da veya yaşatamıyoruz da neden yurtdışına gitmeyi istiyorlar? Bunun üzerinde de iktidar sahiplerinin durduğunu düşünmüyorum.

Ama şundan eminim, Sayın Genel Başkanım da ifade etti. 13. Cumhurbaşkanını Millet İttifakı seçtikten ve o koltuğa oturduktan sonra 6 ay içinde Türkiye’nin bütün çarkları dönecek, 6 ay içinde bu ülkeye özgürlük gelecek, 6 ay içinde bu ülkeye huzur gelecek. 6 ay sonra bu ülkede hep beraber şöyle düşüneceğiz, “Ya bir kabustan mı uyandık” diyeceğiz. Evet bir kabustan uyanacak Türkiye. Birbirimize farklı gözlerle bakmayacağız. Hiç kimsenin kimliğini, hiç kimsenin yaşam tarzını, hiç kimsenin inancını sorgulamayacağız. Bakacağız onun çocuğu kreşe gidiyor mu, gitmiyor mu? Böyle bir imkanı var mı yok mu? Yoksa onu yapacağız.

Büyükşehir Belediye Başkanımız hatırlattı. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bir tek kreşi bile yokmuş. 16 milyonluk bir kenti yönetiyorsunuz bir kreşiniz bile yok. Ama hedef koydu Sayın Başkanımız, kreş sayısını 150’ye çıkaracağız. Bugün 30’unun temelini atıyoruz. Katkıda bulunan iş dünyasından çok sayıda saygıdeğer insanlar var, onlara da buradan gerçekten yürekten teşekkür ediyorum. Bu, bir duvarı yapmak için tuğlayı tuğla üstüne koymaya benzer. Dolayısıyla ne kadar çok kreşimiz olursa fırsat eşitliğini o kadar iyi yakalayabiliriz. Ne kadar çok kreşimiz olursa anne huzur içinde çocuğunu getirip kreşe teslim edecektir, beslenmesi olacaktır, öğretmeni olacaktır, şarkısı olacaktır, türküsü olacaktır, anne huzur içinde sokağa çıkabilecektir, taziyeye gidebilecektir, düğüne gidebilecektir, komşuya gezmeye gidecektir ve asla acaba çocuğum rahat mı diye düşünmeyecektir. O da bilecek ki, çocuğumu kreşe bıraktığım andan itibaren ben çok rahatım, çocuğumun karnı doyuyor, öğretmenler öğle saatlerinde uyutuyor, uyandıktan sonra arkadaşlarıyla oturuyor, konuşuyor, geziyor, eğleniyor diye. Böyle bir avantajı sağlayacaksınız. Bu avantajı sağlayan bütün Belediye Başkanı arkadaşlarıma yürekten teşekkür ederim.

Bir şey söyledim Sayın Genel Başkanım, “Pozitif ayrımcılığa düşük gelirli olan bölgelerden başlayacaksınız” diye. Bu temel atma töreninin, özellikle Bağcılar’da olması benim açımdan da, sanıyorum Sayın Genel Başkanımız açısından da son derece değerlidir. Burada kişi başına gelirin düşük olduğunu biliyoruz, yeşil alanın çok az olduğunu biliyoruz ama burada kreş açmak, buradaki anneleri en azından rahatlatmak bir aşamada rahatlatmak çok ama çok değerli. O açıdan yürekten kutluyorum. Efendim hepinize saygılar sunuyorum, sağ olun, var olun diyorum efendim.”

Paylaşın

2021 En Sıcak 5’inci Yıl Oldu

Avrupa Birliği (AB) Copernicus İklim Değişikliği Servisi’nin 2021 yılına dair sıcaklık raporu paylaşıldı. İklim bilimcisi olan Zeke Hausfather tarafından analiz edilen bulgulara göre, 2021 yılı tarihin en sıcak 5’inci yılı olarak kayıtlara geçti.

Geçen yıl, şimdiye kadarki en yüksek Haziran-Ağustos arası ortalama kara sıcaklığının tespit edildiği belirtilirken, Pasifik Okyanusu’nda görülen bir soğuma örneği olan La Nina hava olayının Ekim ayında geldiği ve sıcaklıkların düşmesine neden olduğu aktarıldı. Copernicus, tarihte kayda geçen en sıcak 22 yılın 21’inin 2000 yılından bu yana meydana geldiğinin de altını çizdi.

2022 de sıcak geçecek

Aralık 2021’de Birleşik Krallık ulusal hava durumu servisi MetOffice tarafından yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, 2022 sıcaklıklar endüstri öncesi ortalamalarının 1,09 santigrat derece üzerinde gerçekleşecek.

Ocak-Eylül 2021 verileri, Met Office’in 2021 tahmininin gerçek küresel ortalama sıcaklıktan yaklaşık 0,03 derece düştüğünü gösterdi. Ulusal hava durumu servisi, ortalama küresel sıcaklığın 2000-2020 yıllarında arasında 0,7 derece arttığını da kaydetti.

Araştırmanın sonuçlarına göre, 2022 yılının 1850-1900 ortalamalarının 1,96 derece üzerinde olsa da, hala Ocak-Eylül 2021’den daha soğuk olması bekleniyor.

Dünyada sıcaklık artışı

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) Kasım ayında yayımladığı “Küresel İklimin Durumu 2021” raporuna göre, yoğun sıcak hava dalgaları ve yıkıcı seller gibi aşırı hava olayları şu anda dünyanın “yeni normali” oldu.

Çalışmaya göre, 2002’den sonraki 20 yıllık sıcaklık ortalaması, sanayi devri öncesine kıyasla 1 dereceyi aşma yolunda. Küresel deniz seviyeleri ve atmosferdeki sera gazı birikimi de 2021’de rekor düzeylere çıktı.

Sera gazı yoğunluğunun küresel sıcaklık üzerindeki etkisiyle Ocak-Eylül 2021 döneminde küresel sıcaklık artışı 1850-1900 dönemindeki ortalama sıcaklığa göre 1,09 dereceyi buldu.

Rapora göre, artan sıcaklıkların gezegen üzerindeki etkisi de artarken, dünya daha önce görülmemiş bir yere doğru gidiyor. Rapor, 2021 dahil son 7 yılın büyük ihtimalle kayıtlara geçen en sıcak dönem olacağını söylüyor.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) 12’ncisi yayımlanan Emisyon Raporu da sıcaklık ve emisyonlar konusunda diğer raporları destekliyor.

Rapor, karbon emisyonunun azaltılması yönündeki planların iklim krizinin tehlikeli boyutlarını önleyecek düzeyde olmadığını belirtirken bu yüzyıl sonunda küresel sıcaklık artışının 2,7 dereceyi bulabileceği ve bunun yıkıcı sonuçlar doğuracağı ifade ediliyor.

Sera gazları nasıl etkiliyor?

Paris Anlaşması hedeflerini karşılamak ve küresel ısıtmayı 1,5°C ile sınırlandırabilmek için, ülkelerin kolektif bir şekilde on yıl içinde sera gazı emisyonlarına neden olan fosil yakıt üretimini (kömür- yüzde 11, petrol- yüzde 4, doğalgaz-yüzde 3) küresel ölçekte yıllık yüzde 6 azaltması gerekiyor.

Ancak, 57 ülke ve AB’nin iklim değişikliği konusundaki performanslarını değerlendiren İklim Değişikliği Performans Endeksi 2021’e göre, ülkelerin hiçbiri, Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu bir yol izlemiyor.

Yine BM Çevre Programı ile IISD, Denizaşırı Kalkınma Enstitüsü, İklim Analitiği ve CICERO gibi diğer büyük araştırmacılar tarafından hazırlanan “Üretim Açığı Raporu”nun 2020 verilerine göre de dünyadaki toplam fosil yakıt üretimi küresel ısıtmayı 1,5°C sınırının altında tutmak için gereken seviyeye yakın değil.

Suudi Arabistan, Rusya ve ABD gibi önde gelen ihracatçıların üretimi daha da hızlı bir şekilde azaltması gerek. Ancak bunun yerine ülkeler, fosil yakıt üretiminde yıllık yüzde 2’lik bir artışa doğru ilerliyor.

Öte yandan, Leeds Üniversitesi’nde gerçekleştirilen bir çalışmaya göre, emisyon azaltımının hızla ve keskin şekilde gerçekleştirildiği senaryo, fosil yakıtlara bağımlı olan ve “ortalama” olarak değerlendirilebilecek gelecek senaryosuyla kıyaslandığında, yaşanan ısınma seviyesinden daha fazlasını yaşama riskini 13 kat azaltıyor. Fosil yakıtların yoğun şekilde sürdüğü gelecek senaryosu ise, önümüzdeki 20 yıl içerisinde sıcaklıkların 1 ila 1,5°C artabileceğini gösteriyor. Bu durum, Paris Anlaşması’nda belirlenen sıcaklık artışı sınırlandırmasının 2050 yılından çok önce aşılması anlamına geliyor.

(Kaynak: bianet)

Paylaşın

Akşener: Çocuklar Gıda Yetersizliğinden Gelişemiyor

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ile birlikte Bağcılar’da İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) 30 Kreşin Toplu Temel Atma Töreni’ne katıldı.

Haber Merkezi / Akşener, iktidarın halka yaşattığı yoksulluğu Millet İttifakı’nın yönetimindeki belediyelerin gidermeye çalıştığını söyledi, “İyi ki yerel seçimlere Millet İttifakı olarak girmişiz” dedi. Akşener, kreşlerin kadın istihdamı için çok önemli olduğunu söyledi.

Yoksul ailelerin çocuklarının önündeki fırsat eşitsizliğinin giderilmesi gerektiğini belirten Akşener, “AKP’nin kazandığı ilçelerde zenginler oluşmuş. Ama nasıl zenginler? Sadece ihalelerle zenginleşen AKP’liler” dedi.

İYİ Parti lideri, son dönemdeki yurt gezilerinde yoksul çocukların gelişim sorunları yaşadığını gördüğünü anlattı:

“Gıdası olmazsa, iyi beslenemezse zekası gelişmiyor çocukların. 11 yaşında sandığım çocukların yaşını sorduğumda 13-15 olduğunun ortaya çıktığı, sarıldığımda kemiklerinin ellerime geldiği bir Türkiye’yle karşı karşıyayız. Şu kadarcık çocuk (eliyle bel seviyesini gösteriyor) 15 yaşındayım diyor. Sarılıyorum kemikleri eline geliyor. Orta okulda, evinde tablet yok. Evinde cep telefonu, internet yok. Ne oldu? ‘Belediye dağıttı, arkadaşıma verdiler, benim dayım yoktu, bana vermedi’ diyor. Buna uygun bir kelime bulamıyorum.”

İYİ Parti Lideri Akşener, ayrıca, Beylikdüzü Belediyesi’nin düzenlediği kreşten lojistik merkezine, polis merkezinden Kuran kursuna kadar 14 tesisten oluşan temel atma ve açılış törenine katıldı.

Akşener,  burada yaptığı konuşmada ise, “Hizmet için, milletin parasıyla, devletin kurumlarına binalar yapıyorlar. O binaların teslimi esnasında, açılışlarının heyecanı esnasında, devletimizi temsil eden bürokrasiden valilik yok, emniyet müdürlüğü yok, müftülük yok. Bu şehrin seçilmiş başka siyasi partilerinin temsilcileri yok, milletvekilleri yok.” eleştirilerinde bulundu.

“Bu milletin de inanılmaz bir feraseti var” var diyen Akşener, 2 kez yapılan İBB seçimlerine şu sözlerle gönderme yaptı:

“İBB seçimlerinde bu salondaki herkes, elinin elinden gelenin en fevkinde çalıştı. Sonuçta, o çalışmanın birinci fazında, o milletin terine, o milletin emeğine ve oy verenin iradesine çok büyük bir saygısızlık yapıldı. Sonra ne oldu? Bu milletin feraseti, irfanı devreye girdi.

O iradeye uzanan ele, bir sağlam şamar gitti ki; sesi Türkiye’nin her tarafından duyuldu. ‘Çat’ diye bir şamar gitti. Şimdi bu arkadaşların gözünü ne perdeledi bilmiyorum kardeşim ben. Yani akla uygun değil. Mantığa uygun değil. Siyasete uygun değil.

Siyasetin öznesi insan. O insanın iradesine, o insanın iradesinin sonuçlarına saygı duymadığın zaman ne yaşadığın. Burada da teslim edilen yer, milletin çocuklarının görev yaptığı, -ister müftülük olsun, ister karakol olsun- kavruk Anadolu çocuklarının görev yaptığı, devletin bir kurumu olan emniyet teşkilatına bir binanın teslimi. Şimdi buradaki yapılan, alınan tutum…

Yani gerçekten çok üzgünüm. Samimiyetle üzgünüm. Siyasetçi, siyasetçiyle rekabet edebilir. Siyasetçi, siyasetçinin eylemleri üzerinden birçok tavır koyabilir, tutum alabilir. Bunlara saygı duyarız. Zaman zaman ölçü kaçar, haksızlık da olur. Ona da saygı duyarız. Ama şu eylem; millet- devlet, arada seçilmiş bir belediye var; bu. Ona karşı takınılan bu tavrın doğru olmadığını milletimiz görür.

Paylaşın