Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a ‘Adaylarını Açıklayamıyorlar’ Yanıtı

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, katıldığı bir etkinlikten sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Cumhurbaşkanı adaylarını açıklayamıyorlar” eleştirisine, “Seçim tarihini belirlesin biz adayımızı belirleyeceğiz. Adayımızı açıklamamız için senin ‘Ben erken seçim istiyorum, sandığı getiriyorum. Bay Kemal gel sen de oy kullan’ demesini bekliyoruz” cevabını verdi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın kendine yönelik eleştirileri hakkında “Benden uzak beni eleştiriyorsun. Çıkarsın karşıma iki uygar insan gibi tartışırız. Senin taraftarların da izlerler, beni de bütün vatandaşlar izlerler. Yani hem benden çekiniyor, arkaya dolanıyor, arkadan bir sürü laf ediyor. Ya sen çık karşıma kardeşim. Otur, beraber tartışalım. Türkiye de izlesin yani. Kaybedeceğimiz bir şey yok ki zaten. İki uygar insan gibi oturur tartışırız” dedi.

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın “Edirne, İmralı’ya hesap verecek’ dedi. Sizi hedef alırken, ‘eli kanlı teröristleri güvenen siyasetçiler, Bay Kemal’ gibi. Kanda onların da payı var” ifadelerinin anımsatılması üzerine şu yanıtı verdi:

“Gidip İmralı’da masaya oturan kimdi? Şimdi İmralı’nın postacılığına soyunmuş, öyle anlaşılıyor. Posta memuru mu kendisi? Gidip tezgahı kuran, konuşan, medet uman o. Yerel seçimlerde ne yaptı? Yerel seçimlerde de ona bir akademisyen gönderdi. ‘Acaba bize oy verebilirler mi?’ diye. Selamlarını getirdi. Devletin televizyonunda bunu canlı yayınladılar. Şimdi dönüp bizi suçluyor. Ne yaparsa yapsın, beyefendi gidici artık. Millet tahammül edemiyor. Yalana, zamma, haksızlığa tahammül edemiyor. Gidecek. Beni suçluyor. Çıksın karşıma.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Zonguldak’ta Muhtarlar, STK Temsilcileri ve Kanaat Önderleri Buluşması’nda konuştu. Kılıçdaroğlu, helalleşme çağrısını yineleyerek özeleştiride bulundu ve “Bizim de yanlışlarımız oldu. Biz de sütten çıkmış ak kaşık değiliz. Hatamız, eksiğimiz, yanlışımız oldu. Onları telafi etmeye çalışıyoruz” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

Ne ezen ne ezilen, insanca, hakça bir düzen’ ifadesi bu topraklarda söylendi. 84 milyon insan evlerinde huzur içinde yaşasın diye düşünülüyorsa ezenin ve ezilenin olmadığı, barış, huzur, sevginin olduğu bir toplumu inşa etmek zorundayız. Her birimiz eleştirebiliriz. Övgüde de bulunabiliriz ama şimdi her birimizin düşünme zamanı. Memleketin iyiye gitmediğini, işsizliğin olduğunu siz de ben de biliyorum. Buradan nasıl çıkarız siz de ben de düşünüyorum. Kim buradan Türkiye’yi çıkaracak? Siyaset kurumu. Siyaset kurumu dışında başka seçeneğimiz yok. Her birimizin doğuştan siyasetle ilişkisi çıkıyor.

Zonguldak’ın şöyle bir önemi var. Altında bir hazine var. Kömür diyoruz buna. 38 milyon ton kömür tüketiyoruz bir yılda. Burada kömür varken biz neden dışarıdan kömür getiriyoruz diye Zonguldaklının sorması lazım. Doğru düşünceden hareket edeceksek 38 milyon ton kömür tüketiyoruz, 35 milyonunu neden ithal ediyoruz? 1.5 milyar ton kömür rezervi var sadece Zonguldak’ta. Bunun kararını alan siyaset kurumu. İçeriden çıkarmayalım, dışarıdan ithal edelim.

Ülkenin sorunları sadece beni değil her birimizi tek tek ilgilendiriyor. Kömür çıkarırsak ne olur? Üç temel şey olur. İstihdam yaratırsınız. Kömür çıkarırken işçi çalıştıracaksınız. Eskiden burada on binlerce işçi çalışırdı. Dışarıdan getiriyorsun döviz ödüyorsun, daha yüksek para ödüyorsun. Zonguldaklı, Türkiye kazanmıyor dışarıdaki kazanıyor. Türk Lirası ile ithal etmiyorsunuz. Öyle bir noktaya geldik ki Merkez Bankası’nın rezervleri ekside. O zaman bir taşla üç kuş vurmak varken neden üç ayrı alanda negatif bir tabloyla karşı karşıya kalıyoruz? Bunu düşünmemiz lazım.

Sorunun çözümü çok kolay. Siyasi otorite diyecek ki ‘Yeteri kadar çıkaramazsam dışarıdan kömür alacağım’ demesi lazım. Neden biz çıkarmıyoruz, kazanmıyoruz da başkaları kazanıyor? Bu bir siyasi tercihtir. Bu tercihe doğru diyorsanız, aynı şekilde oyunuzu gidip mevcut iktidara veriniz. Bu tercih yanlıştır diyorsanız oyunuzun rengini değiştirmek zorundasınız. ‘Biz dünyaya meydan okuyoruz’ diyorlar. İşsizle mi, eksi rezervlerle mi meydan okunur? Bir ülkenin dünyaya meydan okumasının tek yolu vardır üretim.

Demir-Çelik sektörümüz kömürü dışarıdan getiriyorlar. Uzun Mehmet’in topraklarındayız. Bu bereketi yeniden yakalamak zorundayız.

Zonguldak’ta gezdiğim zaman emeklilerle karşılaştım. ‘Emekli şehrine döndük’ diye sitem ettiler. Emekli, çalışır, alın teri döker, vergisini, sigorta primini öder, belli bir yaşa gelince de emekli olur. Diğer ülkelerin emeklileri gibi rahat yaşamak ister. Bir yasal düzenleme yapılır ve ‘Emekli milli gelir artışından pay alamaz’ diye bir kanun konuluyorsa bütün emeklilerin düşünmesi lazım. ‘Ben bu ülkenin ikinci sınıf vatandaşı mıyım?’ diye düşünülmesi lazım. Emekli geçinemeyince, bayramlarda birer maaş ikramiye verin diye meydan meydan gezdim. Bütün mitinglerde söyledim. Bir ilden bir grup emekli bana telgraf çekti. ‘Biz ikramiye istemiyoruz durumumuz iyi’ dediler. Aynı emekliler şimdi aynı telgrafı çeker mi bilmiyorum. Sizin hakkınızı savunan kişiye, bizim hakkımızı savunmayın diyor bu emekli kardeşlerimiz. Bana oy verin diye değil, sizin hakkınızı bu ülkeye yaptığınız katkılar dolayısıyla savunuyorum.

CHP olarak biz sosyal kimlikler üzerinden siyaset yapıyoruz. İşin kolayına kaçıp da etnik kimlik üzerinden, din iman üzerinden edebiyat yaparsanız ülkeyi ayrıştırırsınız. Hanginiz anne babasını seçme özgürlüğüne sahipsiniz? Biz kimliğimizle gurur duyarız. Her kimlikten insanın bizim başımızın üstünde yeri var. İnanç üzerinden siyaset de yanlış. Kimin Allah’a daha yakın ya da daha uzak olduğunu kim bilebilir? Herkesin inancı kendi vicdanıdır. Yaşam tarzı üzerinden siyaset de yanlıştır. Siyasetin konusu manav, bakkal kazanıyor mu, emekli geçiniyor mu budur… Biz bunları bıraktık başka işlerle uğraşıyoruz. Sosyal kimlikler üzerinden siyaset yaparak olayı götürmeye çalışıyoruz.

Emeklilikte Yaşa Takılanlar sorunu

Emekliye iki maaş ikramiye dedik ama biner lira verdiler. 2021’de bin 100 lira vermeye başladılar ama benim hedef iki maaş ikramiyedir.

EYT’liler neden şikayetçi? Ne kadar çok çalışırsanız o kadar az emekli aylığı alacaksınız, akıl tutulması… Bir garabet. Normali, ben daha fazla çalışır, daha fazla prim öderim daha çok emekli aylığı alırım. Bütün dünyada budur. Tek istisna var Türkiye. Çok prim ödersen daha düşük alıyorsun. O yüzden emeklilik hakkını dolduran kişi işinden ayrılıyor. Bu kanun çıkarken sendikalarımız, emeklilerimiz, işçilerimiz neredeydi? Bu Meclis’te çalışırken biz CHP olarak terk ettin ‘bu olmaz’ diye. EYT’liler haklı olarak ‘çalışamıyoruz, geçinemiyoruz’ diyorlar. Sendikaların da bunun için mücadele etmesi lazım.

Memleketin her tarafı dolar oldu, milli parayı unuttuk. Milli para itibarsız bir hale geldi. Merkez Bankası’nı 1930 yılında kurduk. Osmanlı’nın parasını basacak matbaası yoktu. Yabancılar tarafından basılırdı. Sonra 1930 yılında kendi paramızı basacak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nı kurduk. Siz ekonomiyi alır yabancı bir paraya endekslerseniz, bütün fiyatları yabancı para üzerinden çözerseniz, mevduatınızı da kura ayarlarsanız bunu yapanların milliyetçiliğini ben sorgularım. Milliyetçilik, siyasi bağımsızlığın ekonomik bağımsızlıkla taçlandırılması demektir. Ekonomik olarak güçlü değilseniz, siyasi bağımsızlığınız yoktur. Bütün fabrikaları sattık peki ne yaptık yerine? Kim üretimde güçlüyse onun parası güçlüdür. O nedenle üretim, üretim, üretim diyoruz.

‘Faizleri düşüreceğiz. Yeni bir modele geçtik’ dediler. Hangi faiz düştü? 17 Eylül’de iki yıl vadeli devlet tahlili yüzde 17.68’di faiz. Şimdi yüzde 24.41. 5 yıl vadeli devlet borçlanması Eylül ayında yüzde 17,61’di şimdi 26.44. Hangi faiz düştü? Kimin faizi düştü, kim vurgunu yaptı? 18 liradan doları bozdurup 13 liradan doları aldığın zaman milyarları kim götürdü? Araştırma önergesi verdik o da reddedildi. Benim Zonguldaklılara sözüm var. Allah’ın izniyle Millet İttifakı iktidara geldiği zaman bunu araştıracağız. Bütün soygunu milletin önüne koyacağız.

Tüketici kredisi Eylül ayında yüzde 23’dü şimdi 29.55. Hani faiz düşmüştü, hani din iman vardı, hani günahtı? Milletin derdi geçim. Bunlar tutmuyor. Her birimizin düşünmesi lazım.

“Millet İttifakı ile inşallah bu kanunu çıkaracağız”

Muhtarlar demokrasinin temel taşıdır. Bu topraklarda yapılan ilk seçim 1833 yılında Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde yapılan bir muhtarlık seçimidir. Siz de birleşik oy pusulası yok. Eğer bir rakibiniz sizin oy pusulasınızı kabinden alabilir. Neden birleşik oy pusulanız yok? Çünkü itibar yok. Size özen gösterilmiyor da onun için. Bir mahallede veya bir köyde kimin yoksul olduğunu en iyi bilen kişi mahallenin muhtarı ya da bakkalıdır. Sosyal yardımı dağıtırken neden muhtarlar aracılığıyla dağıtmıyoruz? Muhtarlık kanuna göre bir kamu kurumu olarak tanımlanmıyor. Çünkü belediyeler sizinle ortak proje geliştiremezler. Çok sayıda kanunda muhtar adı geçer. Sizin temel bir muhtarlık kanununuz yok. Onunla ilgili bir çalışma yaptık, TBMM’ye bir kanun teklifi olarak verdik. Millet İttifakı ile inşallah bu kanunu çıkaracağız.

Size birer personel verilmesi gerektiğini ısrarla söyledim. Ben bunu söylediğim de kıyameti kopardılar. Bizim çoğu belediyemiz muhtarlara bir eleman tahsis ediyor ama muhtar o zaman belediye başkanını rahat eleştiremiyor.

Bir çalışma yapılıyor. Belediye seçimleri ile muhtarlık seçimleri ayrı ayrı zamanlarda yapılsın diye. Buna karşı çıkın, sandığa kişi getiremezsiniz. Türkiye’nin kavgaya değil, helalleşmeye ihtiyacı var. Bizim de yanlışlarımız oldu. Biz de sütten çıkmış ak kaşık değiliz. Hatamız, eksiğimiz, yanlışımız oldu. Onları telafi etmeye çalışıyoruz. Son 10 yılda en büyük değişimi yaşayan parti CHP’dir. Kimin derdi varsa onunla dertleşiriz.”

‘Çıkarsın karşıma iki uygar insan gibi tartışırız’

Program çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan CHP lideri, Cumhurbarşkanı Erdoğan’ın kendine yönelik eleştirileri hakkında “Benden uzak beni eleştiriyorsun. Çıkarsın karşıma iki uygar insan gibi tartışırız. Senin taraftarların da izlerler, beni de bütün vatandaşlar izlerler. Yani hem benden çekiniyor, arkaya dolanıyor, arkadan bir sürü laf ediyor. Ya sen çık karşıma kardeşim. Otur, beraber tartışalım. Türkiye de izlesin yani. Kaybedeceğimiz bir şey yok ki zaten. İki uygar insan gibi oturur tartışırız” dedi.

Erdoğan’ın, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayının açıklanmaması ile ilgili eleştirilerine ise, “Gayet güzel. Seçim tarihini belirlesin biz adayımızı belirleyeceğiz. Seçim tarihini belirlemiyor. ‘Adayınız kim?’ adayımızı açıklamamız için senin ‘Ben erken seçim istiyorum, sandığı getiriyorum. Bay Kemal gel sen de oy kullan’ demesini bekliyoruz. Söylemiyor” diye yanıt verdi.

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın “Edirne, İmralı’ya hesap verecek’ dedi. Sizi hedef alırken, ‘eli kanlı teröristleri güvenen siyasetçiler, Bay Kemal’ gibi. Kanda onların da payı var” ifadelerinin anımsatılması üzerine şu yanıtı verdi:

“Gidip İmralı’da masaya oturan kimdi? Şimdi İmralı’nın postacılığına soyunmuş, öyle anlaşılıyor. Posta memuru mu kendisi? Gidip tezgahı kuran, konuşan, medet uman o. Yerel seçimlerde ne yaptı? Yerel seçimlerde de ona bir akademisyen gönderdi. ‘Acaba bize oy verebilirler mi?’ diye. Selamlarını getirdi. Devletin televizyonunda bunu canlı yayınladılar. Şimdi dönüp bizi suçluyor. Ne yaparsa yapsın, beyefendi gidici artık. Millet tahammül edemiyor. Yalana, zamma, haksızlığa tahammül edemiyor. Gidecek. Beni suçluyor. Çıksın karşıma.”

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan’dan Dikkat Çeken İttifak Mesajı

DEVA Lideri Babacan, katıldığı bir televizyon programında ittifaka ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Parlamenter sistem üzerinde detaylı mutabakatı şimdiden sağlarsak, seçimlerden sonra parlamenter sisteme geçmek altı aydır. İlk hedef; parlamenter sistemle ilgili ortak metnin imzalanıp, altı parti tarafından ortak bir hedef olarak belirlenmesi. Ondan sonra geçiş sürecinin yol haritasının çalışılması gerekecek. Biz arzu ediyoruz ki geçiş sürecinde de tam mutabakat sağlayalım. Eğer geçiş sürecinde tam bir mutabakat sağlarsak, o zaman bizim ittifakta yer alıp almamamızla ilgili kararımız kolaylaşır. Şu an bir adım geride duruyoruz. İzliyoruz, katkı veriyoruz.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Gündemin öne çıkan tartışmalarından cemaatler ve tarikatlara da değinen Babacan, “Cemaatler ve tarikatlar, bu toprakların yüzlerce yıllık bir geleneği. Yasaklamakla hiçbir şeyi çözemiyorsunuz. Yasakladığınızda kayıt dışına çıkıyorlar, daha gizli saklı oluyor her şey. Biz her zaman özgürlüklerden ve şeffaflıktan yanayız. Devletin denetim fonksiyonunun adil bir şekilde sürekli devrede olması gerektiğini düşünüyoruz. Yasakçı bir zihniyetle yüz yılların geleneğini yok edemezsiniz. Bir araya gelip ibadet yapacaklarsa ya da bir şeyler yapmak istiyorlarsa bunu gizli saklı yapmaya başlarlar” dedi.

Babacan, konuya ilişkin yaptığı açıklamayı, “Devletin bu yapılarla herhangi bir özel ilişkiye asla girmemesi lazım. Devlete nüfuz etmek, devleti yönetmeye çalışmak, devlet yönetiminde etkili olmak, devlet gücünden hisse almak gibi işlere girdiği zaman devletin ‘Orada dur’ demesi lazım. Siz ehliyeti, liyakati, adaleti, fırsat eşitliğini getirin; cemaatler zaten kendi alanlarında kalacaktır. Devlet tarafındaki yanlışlıklar, cemaatler tarafındaki yanlışlıkları bir bakıma besliyor.” şeklinde sürdürdü.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, KRT TV’de Savaş Kerimoğlu’nun sunduğu Günaydın Türkiye programında gündemi değerlendirdi. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Parlamenter sistem üzerinde detaylı mutabakatı şimdiden sağlarsak, seçimlerden sonra parlamenter sisteme geçmek altı aydır. İlk hedef; parlamenter sistemle ilgili ortak metnin imzalanıp, altı parti tarafından ortak bir hedef olarak belirlenmesi. Ondan sonra geçiş sürecinin yol haritasının çalışılması gerekecek. Biz arzu ediyoruz ki geçiş sürecinde de tam mutabakat sağlayalım. Eğer geçiş sürecinde tam bir mutabakat sağlarsak, o zaman bizim ittifakta yer alıp almamamızla ilgili kararımız kolaylaşır. Şu an bir adım geride duruyoruz. İzliyoruz, katkı veriyoruz.

“Öğrencilerin yatacak yeri yoksa niye üniversite açmakla övünüyorsunuz?”

Karşılaştığım yüzlerce öğrenci ‘Üniversiteyi kazandım ama yurt çıkmadı. Ailem özel yurtta veya daire tutarak beni okutacak maddi imkana sahip değil. Kaydımı yaptırmıyorum’ dedi. Devletin işini yapması, uygun fiyatlı ve kaliteli yurt imkanını öğrencilere sunması lazım. Kim istiyorsa devlet yurdunda yerini bulmalı. Bu, devletin görevi. O zaman niye açtınız bu kadar üniversiteyi? Öğrencilerin yatacak yeri yoksa niye üniversite açmakla övünüyorsunuz?

“İnandığı çerçevede örgütlenme özgürlüğü temel insan hakkıdır”

İnanç özgürlüğü, ibadet özgürlüğü, inandığı gibi yaşama özgürlüğü ve inandığı çerçevede örgütlenme özgürlüğü temel insan hakkıdır. Bu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde de olan temel bir konu. Özgürlük alanından sapmamamız gerekiyor. Bunun yanında devletin, tüm sivil toplum kuruluşlarına mutlaka iyi bir denetim uygulaması gerekiyor.

“Kamuda ‘mensubiyet avantaj sağlar’ diye düşünülüyor”

Özellikle kamuda işe alımda, kamuda yükselmede, üst düzey görevlendirmelerde ‘Mensubiyetim olursa bana avantaj sağlar, mülakatı kolay geçerim, yöneticilik pozisyonu açıldığında abilerim ablalarım bana destek verir’ diye düşünülüyor. İşte bu yanlış. Siz devlette liyakati temel bir kural haline getirin, hak eden devlette işe girsin, ehliyet ve liyakati devlet yönetimine derç edin; o zaman insanların sırf bu sebeple mensubiyet arayışı kalmaz.

“Hukukun üstünlüğü olduğunda bu yapılara olan ilgi azalacaktır”

Hukukun üstünlüğü olduğunda ve yargı sistemi iyi işlediğinde bu yapılara olan ilgi bir miktar azalacaktır. ‘Ülkede hukuk yok, adalet yok. Yarın başıma iş geldiğinde yapayalnız ortada kalırım’ hissiyatı da cazibeyi artırıyor. ‘Mensubiyetim olursa, haksızlığa uğradığımda, mahkemeye düştüğümde abilerim ablalarım bana yardımcı olur’ hissiyatı var. Devlet olarak yargıyı düzgün işletin, her vatandaşınızın hakkını hukukunu adil ve hızlı bir yargıyla koruyun; bu tür yapılara olan ihtiyacı, mensubiyet hissini, sadece bu sebeple cazibe merkezi olmasını önlersiniz.

“Yasakladığınızda her şey daha gizli saklı olur”

Cemaatler ve tarikatlar, bu toprakların yüzlerce yıllık bir geleneği. Yasaklamakla hiçbir şeyi çözemiyorsunuz. Yasakladığınızda kayıt dışına çıkıyorlar, daha gizli saklı oluyor her şey. Biz her zaman özgürlüklerden ve şeffaflıktan yanayız. Devletin denetim fonksiyonunun adil bir şekilde sürekli devrede olması gerektiğini düşünüyoruz. Yasakçı bir zihniyetle yüz yılların geleneğini yok edemezsiniz. Bir araya gelip ibadet yapacaklarsa ya da bir şeyler yapmak istiyorlarsa bunu gizli saklı yapmaya başlarlar.

“Devlet, bu yapılarla herhangi bir özel ilişkiye asla girmemeli”

Devletin bu yapılarla herhangi bir özel ilişkiye asla girmemesi lazım. Devlete nüfuz etmek, devleti yönetmeye çalışmak, devlet yönetiminde etkili olmak, devlet gücünden hisse almak gibi işlere girdiği zaman devletin ‘Orada dur’ demesi lazım. Siz ehliyeti, liyakati, adaleti, fırsat eşitliğini getirin; cemaatler zaten kendi alanlarında kalacaktır. Devlet tarafındaki yanlışlıklar, cemaatler tarafındaki yanlışlıkları bir bakıma besliyor.

“TÜİK bile yüzde 40’un altında enflasyon açıklayamayacak”

Türkiye’de maliyetler çok hızlı arttı. Ancak bu fiyatlar henüz tüketici fiyatlarına tam aktarılmadı. Onun için ocakta, şubatta, martta çok yüksek enflasyon gelecek. TÜİK bile yüzde 40’ın altında enflasyon açıklayamayacak. Enflasyonu düşürmek için öncelikle Allah’ın verdiği aklı kullanmak, bilimle hareket etmek lazım. Bilmiyorsa, bilenlere sorması lazım. Türkiye’de şu anda kronik yüksek enflasyon dönemi var. Allah korusun, yanlış politikalar ve hatalarda ısrar ülkeyi hiper enflasyona bile götürebilir.”

Paylaşın

Süper Lig’de 21. Haftanın Hakemleri Açıklandı

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Süper Lig’de 21. Hafta karşılaşmalarını yönetecek hakemleri açıkladı. Buna göre, ligin zirvesini ilgilendiren Demir Grup Sivasspor – Trabzonspor maçında Mete Kalkavan düdük çalacak.

Haber Merkezi / Yine ligde üst sıraları ilgilendiren Beşiktaş – Gaziantep FK karşılaşmasını Arda Kardeşler, Hatayaspor – Galatasaray maçını Erkan Özdamar, Antalyaspor – Fenerbahçe karşılaşmasını ise Atilla Karaoğlan yönetecek.

İşte Süper Lig’de 21. haftanın maçlarını yönetecek hakemler:

14 Ocak Cuma

20:00 Beşiktaş – Gaziantep FK : Arda Kardeşler
20:00 Yeni Malatyaspor – Göztepe : Cüneyt Çakır

15 Ocak Cumartesi

13:30 Başakşehir – Konyaspor (Ahmet Çalık’ın vefatından dolayı bu karşılaşma ileri bir tarihe ertelendi.)
13:30 Adana Demirspor – Kayserispor : Sarper Barış Saka
16:00 Fatih Karagümrük – Çaykur Rizespor : Ümit Öztürk
16:00 Demir Grup Sivasspor – Trabzonspor : Mete Kalkavan
19:00 Antalyaspor – Fenerbahçe : Atilla Karaoğlan

16 Ocak Pazar Saat

13:30 Altay – Alanyaspor : Volkan Bayarslan
16:00 Giresunspor – Kasımpaşa : Yaşar Kemal Uğurlu
19:00 Hatayaspor – Galatasaray : Erkan Özdamar

Süper Lig’de 21. hafta tamamlandıktan sonra 1 gün ara verilecek ve hafta içi mesaisinde 22. hafta karşılaşmaları oynanacak.

Paylaşın

Zincir Marketlere Yeni Düzenleme Yolda

Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkındaki Kanun Taslağı, acil talepleri karşılayacak şekilde birkaç maddelik torba teklif hâlinde Meclis’e sunulacak. Hazırlanan torba teklifle 1.500 metrekareden büyük mağazalar hariç olmak üzere zincir gıda marketlerinde tütün ürünleri, mobilya, cep telefonu, elektronik eşya ve beyaz eşya satışı yasaklanacak.

Türkiye gazetesinden Yücel Kayaoğlu’nun haberine göre, mahalle bakkalları başta olmak üzere küçük ve orta ölçekli esnafın rekabette zorlandığı zincir marketlere ilişkin yeni kriterler belirlendi. AK Parti, bakkalları zincir marketlerle rekabet edebilir hâle getirecek torba teklif hazırlıklarını başlattı.

Yıllardır tartışılmasına rağmen bir türlü kanunlaştırılamayan Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkındaki Kanun Taslağı, acil talepleri karşılayacak şekilde birkaç maddelik torba teklif şeklinde Meclis’e sunulacak. Perakende ticaretle ilgili çerçeve kanun ise bütün paydaşlarla yapılacak değerlendirmelerden sonra gündeme getirilecek.

TESK Başkanı Bendevi Palandöken de geçtiğimiz günlerde, zincir marketlere ekmek ve sigara satılması yasağı getirilmesini talep etmişti. AK Parti’nin hazırladığı torba teklifle, özellikle zincir marketlerde satılamayacak ürünler belirlenecek.

AK Parti ekonomi kurmayları “Sektör temsilcileri öncelikle bu taleplerinin karşılanmasını istiyor. Artık esnaf, zincir marketlerle baş edemiyor. Rekabet edemiyorlar. Çünkü zincir marketler gidip tarladan ürünü alıyor; aracı yok, getirip rafta satıyor. Veya mesela bir süt fabrikası ile anlaşıyor. ‘Sadece bana üreteceksin’ diyor. Fiyatı belirliyor. Üretim sadece o market zinciri yapılıyor. Üretici de bir anlamda bunlara mahkûm oluyor. Küçük esnaf ise aracılardan alıyor. Nasıl rekabet edecek? Her sektör etkileniyor, zincir market elektronik eşya satıyor, karşı dükkânda aynı ürünleri satan esnaf etkileniyor. Bunlara izin verilmeyecek” dedi.

Hazırlanan torba teklifle, zincir marketlerin açılmasına ilişkin kriterler ile büyüklüklerine göre hangi ürünleri satamayacakları belirlenecek. 1.500 metrekareden büyük mağazalar hariç olmak üzere zincir gıda marketlerinde tütün ürünleri, mobilya, cep telefonu, elektronik eşya ve beyaz eşya satışı yasaklanacak. Züccaciye, tekstil ürünleri gibi mallara da marketlerin büyüklüklerine göre satış yasağı getirilecek.

Paylaşın

HRW: Türkiye Uluslararası İnsan Hakları Hukukunu Hiçe Sayıyor

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) bugün yayınlanan 2022 Dünya Raporunda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükümetinin Türkiye’nin insan hakları sicilini onlarca yıl geriye götürdüğünü ve uluslararası insanları hukukunu açıkça hiçe saydığını belirtti.

Raporda, İstanbul Sözleşmesi’nin feshi ile AİHM’in Kavala kararının tanınmaması yer aldı: Türkiye, 2021 yılında, İstanbul Sözleşmesi olarak da bilinen Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nden çekilen ilk ülke oldu.

Aralık ayında insan hakları savunucusu Osman Kavala’nın serbest bırakılmasının reddedilmesi üzerine, Avrupa Konseyi hükümetin Kavala’nın serbest bırakılmasını gerektiren bağlayıcı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararını ısrarla hiçe saymasına karşı yaptırım sürecini başlattı. Avrupa Konseyi tarihinde böyle bir yaptırım süreciyle karşı karşıya kalan ikinci ülke Türkiye oldu.”

“Keyfi ve hukuka aykırı tutukluluk”

İnsan Hakları İzleme Örgütü Avrupa ve Orta Asya Direktörü Hugh Williamson, “Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz yıl Türkiye’yi uluslararası insan hakları hukukunun sunduğu çerçevenin dışına çıkaran bir rota izledi” dedi.

Williamson “İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı, kadın hakları ve aile içi şiddetle mücadele çabalarında önemli bir gerileme anlamına geliyor; Osman Kavala’nın keyfi ve hukuka aykırı tutukluluk haline son vererek onu serbest bırakmaktansa, Avrupa Konseyi tarafından yaptırıma tabi tutulmayı tercih etmek ise, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne itaatsizliğin açık bir göstergesidir,” şeklinde konuştu.

“Kısıtlayıcı bir ortam hüküm sürüyor”

Raporda, Türkiye ile ilgili şu tespitler sıralandı:

  • Türkiye’de medya, insan hakları savunucuları, LGBTİ+ toplumu, Kürt siyasal aktivistler ve hükümetçe muhalif olarak algılanan diğer kişiler açısından kısıtlayıcı bir ortam hüküm sürüyor.
  • Mecliste yer alan, muhalif Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) önde gelen eski siyasetçileri beş yıldan beri tutuklu olarak cezaevinde bulunuyorlar, partinin tamamı hakkında ise Anayasa Mahkemesi’nde açılmış bir kapatma davası var.
  • Mahkemeler üzerinde tesis edilmiş siyasi kontrol, Türkiye’de hukukun üstünlüğü ilkesinin uğradığı derin erozyonunun merkezinde yer alıyor.
  • Kolluk güçlerinin faili olduğu hak ihlali ve zorla kaybetme vakalarında, hala bir cezasızlık kültürü hüküm sürüyor.
  • Türkiye, diğer ülkelerden gelen sığınmacılara ilaveten, ülkedeki tahminen 3,7 milyon Suriyeli mülteci ile beraber hala dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke. 2021’de İran ile doğu sınırı boyunca bir duvar inşa etmeyi sürdürdü ve sınırı geçmeye çalışırken yakalanan Afganistanlı ve başka ülkelerden sığınmacıları, sorgusuz sualsiz geri itti.

Dünyada “demokrasinin cazibesi”

İnsan Hakları İzleme Örgütü bu yıl 32. yayınlanan 752 sayfalık Dünya Raporu 2022’de yaklaşık 100 ülkedeki insan hakları uygulamalarını gözden geçiriyor.

Direktör Kenneth Roth, otokrasinin yükselişte olduğuna ilişkin yaygın kabul gören kanaate karşı çıkıyor: “Çok sayıda insan tutuklanma veya vurulma riskini dahi göze alarak, farklı ülkelerde, art arta sokağa döküldüler ki bu demokrasinin hala güçlü bir cazibeye sahip olduğunu gösteriyor. Bu arada otokratlar da seçimleri kendi lehlerine manipüle etme konusunda daha büyük güçlükler yaşıyorlar.”

Roth, buna rağmen, ulusal ve küresel zorlukların üstesinden gelmek ve demokrasinin vaat ettiği kazanımların edinilmesini sağlamak için, demokratik liderlerin daha iyi bir iş çıkartmaları gerektiğini ifade etti.

(Kaynak: bianet)

Paylaşın

Sıfır Araçlar İçin ÖTV Matrah Limitleri Değiştirildi

Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile otomotivde sıfır araçlar için alınacak Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) matrah limitleri değiştirildi. Matrah güncellemesiyle birlikte ÖTV oranı düşen otomobillere indirim gelecek.

Düzenleme elektrikli araçları da kapsayacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla yayımlanan kararla, motor hacmi 1600 silindiri geçmeyen araçlar için yüzde 45, 50, 80 şeklinde üç farklı dilimde uygulanan ÖTV oranlarına ara kademeler eklendi.

Bloomberg HT’ye göre ÖTV matrahları yüzde 25,9 ile yüzde 34,1 arasında değişen oranlarda güncellendi ve bunun fiyatlara yansımasının yüzde 3,33 ile yüzde 16,67 arasında değişmesi bekleniyor.

Dünya gazetesine konuşan Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) Genel Koordinatörü Hayri Erce, matrah düzenlemesinin olumlu ve olumsuz tarafları olduğunu, satışlara ise sınırlı etki yapacağını belirtti.

Erce, “Bu matrah güncellemesinin ocak ayında yapılması, ekonomik öngörülebilirliğin yanı sıra sektörel öngörülebilirliği sağlamak açısından pozitif” diyerek artışların ihtiyacın gerisinde kaldığını ve sınırlı sayıda modele etkisi olacağını aktardı.

EBS Danışmanlık ise bu değişiklik ile hangi araçların fiyatının ne kadar değişmesinin beklendiğini paylaştı: ÖTV matrahları yüzde 25,9, yüzde 34,1 arası güncellenirken fiyatlara yansıması yüzde 3,33 ve yüzde 16,67 arasında değişiyor. Bu güncellemenin yüksek enflasyon ve kur karşısında erimesinin uzun sürmeyeceği aşikar.

Yine eksik, yarım bir düzenleme oldu. ÖTV uygulamasına getirilen iki yeni dilim dışında bu matrah düzenlemesi ilk çeyreği atlatamaz. Bu oranlar vergi tahsilatını arttırmak, kısa vadeli enflasyon rakamını küçük göstermek dışında uzun ömürlü olmayacak. Matrah dönemsel olarak mutlaka güncellenmeli.

Paylaşın

Sanayi Üretimi Kasım’da Beklentileri Aştı

TÜİK’in açıkladığı verilere göre, sanayi üretimi aylık yüzde 3,3, yıllık yüzde 11,4 arttı. Bu rakamlar piyasa beklentisinin üzerinde. Ekonomistlerin medyan beklentisi aylık yüzde 0,5, yıllık yüzde 8 artıştı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Kasım 2021 Sanayi Üretim Endeksi verilerini açıkladı.

Buna göre, sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, 2021 yılı Kasım ayında madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7,5, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 12,5 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 4,0 arttı.

Sanayi üretimi aylık yüzde 3,3 arttı

Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, 2021 yılı Kasım ayında madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 1,6 azalırken, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 3,8 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 0,4 arttı.

Paylaşın

Selahattin Demirtaş’a ‘Siyasi Cesaret Ödülü’

Edirne F Tipi Cezaevi’nde yaklaşık 5 yıldır tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, François Mitterand Enstitüsü tarafından ilk kez verilen “Siyasi Cesaret Ödülüne” layık görüldü.

Paris’te düzenlenen törene, Demirtaş adına ödülü almak için HDP Dış İlişkiler Komisyonu Eş Sözcüsü Hişyar Özsoy katıldı. Selahattin Demirtaş, ödül törenine gönderdiği mektupta, “Her ne kadar bana veriliyorsa da bu ödülü, cezaevlerindeki tüm HDP’liler adına kabul ediyorum” dedi.

Demirtaş, mektubunda, “Benim için ve milyonlarca Kürt için aslında iki Mitterand var, François Mitterrand ve Danielle Mitterrand. Belleklerimizde iz bırakan, Avrupa değerlerine de büyük katkısı olan her iki değerli şahsiyeti de saygıyla anıyorum. Bilindiği gibi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Daire ve Büyük Daire kararlarına rağmen halen Edirne Cezaevinde tutulduğum için orada sizlerle birlikte olamıyorum. Bizlerin direnişi, sizlerin desteğiyle, Avrupa değerlerini de aşındıran bu büyük hukuksuzluğun bir gün son bulacağına inanıyorum” ifadeleri yer aldı.

Fransa’nın eski dışişleri bakanı ve Vakıf Başkanı Hubert Védrine ise yaptığı konuşmada, ödülün Demirtaş ve HDP’nin devam eden mücadelesine siyasi ve sembolik bir destek olarak görülmesi gerektiğini söyledi.

François Mitterrand Enstitüsü’nün Demirtaş’a hitaben yazdığı mektup da ise şunlar yer aldı: “Bu ödül, demokrat insanların en mütevazı amaç çerçevesinde toplanmasıyla faaliyetleri veya eserlerinden dolayı Fransız ya da yabancı kişi veya kuruluşu onurlandırmayı amaçlamaktadır. Ödül jürisi, sizin azminiz, cesaretiniz ve bağlılığınızdan oldukça etkilenmiştir. Bu ödülün, tutukluluğunuzun üstesinden gelmesine, özgürlüğünüze hızlıca yeniden kavuşmanıza, demokrasi ve sosyal adalet için mücadelenizi sürdürmenize yardımcı olmasını umut ediyoruz.”

(Kaynak: MA)

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Vaka Sayısında Rekor

Kovid 19’da son 24 saatte 77 bin 722 yeni vaka tespit edilirken, 145 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Aşıyla elde edilen sonucu, hatırlatma dozunun önemini, maske ve sosyal mesafenin olayları kontrol altına almadaki etkisini biliyoruz. O halde güç bizde!” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 422 bin 028 test yapılırken, 77 bin 722 yeni vaka tespit edildi. 145 kişi hayatını kaybederken, 42 bin 573 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan açıklama

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Omicron kaynaklı gelişmeler tedirgin edici olmakla birlikte, durumu hayatımızın normal akışı içinde aşabileceğimize kuşku yok. Aşıyla elde edilen sonucu, hatırlatma dozunun önemini, maske ve sosyal mesafenin olayları kontrol altına almadaki etkisini biliyoruz. O halde güç bizde!

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın

İnsanlar Günde Beş Saatini Mobil Uygulamalarda Geçiriyor

Mobil uygulamaların kullanımını takip eden App Annie isimli şirketin yaptığı araştırmaya göre insanlar günde ortalama 4,8 saati mobil telefonlarında geçiriyor. İngiltere’nin medya denetim kurumu Ofcom, 2020 yılında benzer bir oran tespit etmişti, ancak onların verilerine televizyon izleme süresi de dahil edilmişti.

App Annie’nin yaptığı araştırmaya göre insanlar 2021 yılında mobil uygulamalara 170 milyar dolar harcadı, uygulamalar 230 milyar defa indirildi. Araştırma, TikTok’un dünya çapında en çok indirilen uygulama olduğunu, kullanıcıların 2020 yılına kıyasla TikTok’ta yüzde 90 oranında daha fazla vakit geçirdiğini saptadı.

Büyük ekranlar yavaş yavaş yok oluyor

App Annie’nin Genel Müdürü Theodore Krantz, cep telefonların harcanan zaman, indirilen uygulama sayısı ve elde edilen gelir gibi birçok alanda rekor kırdığını söyledi. Krantz, “Büyük ekranlar yavaş yavaş yok oluyor, cep telefonları neredeyse her alanda rekor kırmaya devam ediyor” diye konuştu.

App Annie, 2022 yılında aylık TikTok kullanıcı sayısının 1.5 milyarı aşacağını öngörüyor. Hindistan, Türkiye, ABD, Japonya, Meksika, Singapur ve Kanada’da yapılan çalışma, mobil uygulamalarda geçirilen zamanın ortalama 4 saat 48 dakika olduğunu, bunun 2019 yılına kıyasla yüzde 30 yükseldiğini tespit ediyor.

Brezilya, Endonezya ve Güney Kore’de bu sürenin 5 saati aştığı belirtiliyor. Mobil uygulamalarda geçirilen her 10 dakikadan 7’si TikTok başta olmak üzere sosyal medya, fotoğraf ve video uygulamalarında harcanıyor.

2021 yılında 2 milyon yeni uygulama ve oyun

App Annie’nin çalışmasına göre mobil uygulamalar ekosistemine 2021 yılında 2 milyon yeni uygulama ve oyun eklendi. 100 milyon doların üstünde gelir getiren uygulamaların sayısında ise yüzde 20 artış kaydedildi. Çalışmaya göre Youtube dünyanın en popüler video paylaşım platformu oldu ve 60 ülkede bir milyondan fazla video indirildi. Netflix birçok bölgede ikinci sırada yer aldı.

App Annie, mobil oyunlarda da artış olduğunu, insanların geçtiğimiz yılda indirdikleri oyunlara 116 milyar dolar harcadığını açıkladı. En popüler oyunlar arasında ‘hiper basit’, yani oynaması kolay ve ücretsiz mobil video oyunların olduğunu belirtti. Bazı kullanıcılar bu oyunlarda yoğun şekilde görülen reklamlardan şikayetçi olsa da reklamcılık sektörü 2021’de bu alanda oldukça başarılı oldu ve reklam harcamaları 295 milyar doları aştı.

Sağlık ve ruh sağlığı uygulamaları

App Annie’nin araştırması, pandeminin insanların yaşam alışkanlıklarında değişikliklere yol açtığını saptadı. Örneğin Singapur, Brezilya ve Endonezya başta olmak üzere, dünyanın her yerinde insanlar alışveriş uygulamalarında daha çok vakit geçirmeye başladı. 2021’de alışveriş uygulamalarında toplam 100 milyar saat harcandı.

UberEats gibi yemek ve içecek uygulamalarında harcanan vakit de önceki seneye kıyasla yüzde 50 oranında arttı. İnsanların pandemi sürecinde spor salonlarına gidememesinden dolayı sağlık ve spor uygulamaları da daha sık kullanılmaya başlandı.

Aynı zamanda Headspace ve Calm gibi meditasyon uygulamaları da daha popüler hale geldi. Meditasyon uygulamalarını en çok gençlerin indirdiği, 2021 yılında bu uygulamaların kullanımında yüzde 27 artış olduğu tespit edildi. Çöpçatanlık uygulamalarının kullanımında da 2018 yılına kıyasla yüzde 95 artış belirlendi, bu uygulamalar için 4 milyar dolardan fazla harcama yapıldı.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın