AB Ve NATO’nun Türkiye’ye İhtiyacı Var

“Euobserver” haber sitesinde Koert Debeuf tarafından kaleme alınan bir analizde, AB ve NATO’nun kendi güvenliği için Türkiye’ye ihtiyacı olduğu yorumu yapıldı. Yazıda, AB ve Türkiye arasında stratejik ilişkilerin son yıllarda kötüleştiği hatırlatıldı.

Balkanlar, Suriye, Afganistan, Karadeniz bölgelerinin istikrarı ve göç konusunda AB ve NATO’nun Türkiye’ye mutlaka ihtiyacı olduğu ifade edilen analizde, “Avrupalıların, Türkiye’nin cumhurbaşkanından daha fazlası olduğunu kabul etmesi gerekiyor.” denildi.

Türkiye olmadan Suriye sorunu nasıl çözülecek?

Ankara’nın Suriyeli göçmenlere kapısını açıp en fazla göçmeni ağırlayan ülke olduğu kaydedilen analizde Türkiye’nin Suriye’nin içindeki göçmen kamplarına yine en fazla insani yardım yapan ülke olduğu hatırlatıldı.

AB ve ABD’nin hala Suriye ile ilgili barış sürecine taraf olamadığı, buna karşılık AB’nin ‘ortağı’ Türkiye’nin müzakere masasında olduğu kaydedilen yazıda, Suriye’den gelecek göçün ve bu ülkedeki katliamın durdurulması için AB’nin mutlaka Türkiye’ye ihtiyacı olduğu uyarısı yapıldı.

Batı Balkanlar ve Türkiye

AB’nin Batı Balkanlarda itibarının son yıllarda giderek azaldığı değerlendirmesi yapılan yazıda, Makedonya, Kosova, Arnavutluk ve Bosna-Hersek’te yaşanan son krizlere atıfta bulunuldu.

AB’nin Balkanlar‘daki genişleme sürecinin durmasıyla bu bölgedeki etkisinin azaldığı hatırlatılan yazıda, bununla birlikte tarihi ve kültürel bağları olan Türkiye’ye buradaki halkların daha fazla güvendiği ifade edildi.

Analizde, Bosna-Hersek, Sırbistan ve Kosova’daki krizlerin aşılmasında AB’nin Türkiye’nin uzmanlığına daha fazla ihtiyacı olabileceği yorumu yapıldı.

Karadeniz bölgesindeki istikrara Türkiye’nin katkısı ne olur?

İngiltere’nin AB’den ayrılmasıyla Brüksel’in askeri kapasitesi ve stratejisinin azaldığı hatırlatılan yazıda, son dönemde Türkiye ve Fransa arasında Doğu Akdeniz, Libya ve Ermenistan konusunda yaşanan krizlere atıfta bulunuldu.

Yazıda bu görüş ayrılıklarının bir tarafa bırakılarak, Türkiye’nin Karadeniz’de bir ortak olarak görülmesi gerektiği yorumu yapılırken, Brüksel ve Ankara arasındaki stratejik iş birliğinin Rusya’nın genişlemesinin önündeki tek yol olduğu vurgulandı.

Yazıda, göç dalgasının güvenlik sorunu olmadığı, güvenlikten doğan bir sorun olduğunun anlaşılması gerektiğinin altı çizilerek, “Suriye’de savaş olmasıydı, IŞİD gücünü artırmasaydı, Esad rejimi halkını bombalamasıydı, 2015 yılındaki göç krizi yaşanmazdı” dendi.

Libya’dan örnek verilen yazıda, “Libya siyasi olarak 2013 yılında çökmeseydi, binlerce göçmenin Akdeniz’i aşarak Avrupa’ya geldiğini görmezdik” ifadelerine yer verildi.

“Suriye ve Libya’daki krizler önlenebilir, uçuşa yasak bölgeler binlerce insanı kurtarabilir, IŞİD’in Suriye’nin önemli bir bölümünü ele geçirmesiydi bu kaos ortamı olmazdı” denilen yazıda, bu hatalarla ilgili Batı ülkelerinin de kendilerini sorgulamasın zamanın geldiği yorumu yapıldı.

Son olarak Türkiye’nin Afganistan’da da önemli rol oynadığı, çatışma riski olan Irak’ın Türkiye’nin komşusu olduğu hatırlatılan yazının sonuç bölümünde, AB ve Türkiye için stratejik işbirliğinin geliştirilmesinden başka çözümün olmadığı uyarısı yapıldı.

(Kaynak: euronews)

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’a ‘Adayları Belli Değil’ Yanıtı

İYİ Parti Lideri Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Millet İttifakı adayı belli değil’ çıkışı için “Çok merak ediyorlar da kendisinin de adaylığı belli değil. Ağzından duymadım” dedi. Akşener, ayrıca, HDP’li Güzel için hazırlanan fezleke hakkında da “Bu fezlekeye arkadaşlarımdan bildiğim, ‘evet’ oyu verecekler” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı ziyaretinden sonra, gazetecilerin gündeme dair sorularını yanıtladı. İYİ Parti Lideri Akşener, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Millet İttifakı adayı belli değil’ çıkışı için “Çok merak ediyorlar da kendisinin de adaylığı belli değil. Ağzından duymadım” dedi.

HDP Milletvekili Semra Güzel’in bir PKK militanıyla fotoğrafı hakkında muhalefete yöneltilen eleştirilere yanıt veren Akşener, “Ben bildiğim kadarıyla, AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın bu konuda ne dediğine dair bilgim yok. AKP yöneticilerinin ısrarla bu konu üzerinden kimsenin bir laf etmediğine dair söylemleri çok ilginç. Muhtemelen sayın Erdoğan’a duydukları gıcıklığı bizim üzerimizden ortalığa döktüler” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Lideri Akşener ayrıca “Bize gelince, burada bulunan arkadaşlarımın tümü, 2013’te, 2014’te, 2012, 11’de açılım, saçılım sürecine karşı çıkmış insanlarız. Bize o dönemde Erdoğan ve arkadaşları kandan, ölümden besleniyorlar deyip hakaret eden bir dili kullanmışlardı” diye konuştu.

Fezlekeye ‘evet’ diyeceğiz

Akşener Güzel için hazırlanan fezleke hakkında da “Bu fezlekeye arkadaşlarımdan bildiğim, ‘evet’ oyu verecekler. İYİ Parti’nin tutumu her zaman terör, teröristle iltisak gibi konularda açık ve nettir. Türk Bayrağı’nı ve Atatürk resmini çıkarma talimatını veren siyasetçiler, Oslo’da PKK’ya yalvar yakar bizim bürokratlarımızı gönderen, AKP Genel Başkanı, o günün Başbakanı Sayın Erdoğan, PKK ile masaya oturanlar, dün olumlu görünenler bugün olumsuzsa, o zaman her birinin de birer fezlekesi olması gerekiyor. Onlar getirmezse, biz iktidar olacağız ve fezlekeleri biz getireceğiz” ifadelerini kullandı.

Akşener Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin enflasyon açıklaması için de “Anlıyorum ki TÜİK Başkanı değişecek, Merkez Bankası’nın başkanı da değişecek. TÜİK’e göre enflasyon açıklanacak ve Sayın Nebati de gözlerinin ışıltısına bakarak enflasyon sonucuyla karşılaşacağız gibi görünüyor. Ben kendisine hem ekonomi hem matematiği öğrenmesi gerektiğini tavsiye ediyorum.” diye konuştu.

Paylaşın

Konut Satışları Bir Önceki Yıla Göre Geriledi

Konut satışları, 2021’de bir önceki yıla göre yüzde 0,5 azalarak 1 milyon 491 bin 856’ya geriledi. Konut satışlarında İstanbul 276 bin 223 konut satışı ve yüzde 18,5 payla ilk sırayı aldı. İstanbul’u 144 bin 104 konut satışı ve yüzde 9,7 payla Ankara, 86 bin 722 konut satışı ve yüzde 5,8 payla İzmir izledi. En az satış ise 267 konutla Hakkari’de gerçekleşti.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), geçen yılın aralık ayı ve 2021 yılına ilişkin konut satış istatistiklerini açıkladı.

Buna göre, konut satışları 2021 yılında bir önceki yıla göre yüzde 0,5 azalışla 1 milyon 491 bin 856 olarak gerçekleşti. Konut satışlarında İstanbul 276 bin 223 konut satışı ve yüzde 18,5 ile en yüksek paya sahip oldu. İstanbul’u 144 bin 104 konut satışı ve yüzde 9,7 pay ile Ankara, 86 bin 722 konut satışı ve yüzde 5,8 pay ile İzmir izledi. Konut satış sayısının en az olduğu iller sırasıyla 267 konut ile Hakkari, 377 konut ile Ardahan ve 871 konut ile Bayburt oldu.

Türkiye genelinde konut satışları Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 113,7 artarak 226 bin 503 oldu. Konut satışlarında İstanbul 39 bin 26 konut satışı ve yüzde 17,2 ile en yüksek paya sahip oldu. İstanbul’u 21 bin 481 konut satışı ve yüzde 9,5 pay ile Ankara, 13 bin 386 konut satışı ve yüzde 5,9 pay ile İzmir izledi. Konut satışlarının en az olduğu il 44 konut ile Hakkari oldu.

İpotekli konut satışları 45 bin 260 olarak gerçekleşti

Türkiye genelinde ipotekli konut satışları Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 209,3 artış göstererek 45 bin 260 oldu. Ocak-Aralık döneminde gerçekleşen ipotekli konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 48,6 azalışla 294 bin 530 oldu. 2021 yılında toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 19,7 olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde diğer konut satışları Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 98,4 artarak 181 bin 243 oldu. Ocak-Aralık döneminde gerçekleşen diğer konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 29,3 artışla 1 milyon 197 bin 326 oldu. 2021 yılında toplam konut satışları içinde diğer satışların payı yüzde 80,3 olarak gerçekleşti.

İlk el konut satış sayısı 76 bin 747 olarak gerçekleşti

Türkiye genelinde ilk el konut satış sayısı Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 108,0 artarak 76 bin 747 oldu. İlk el konut satışları Ocak-Aralık döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,7 azalışla 461 bin 523 olarak gerçekleşti. 2021 yılında toplam konut satışları içinde ilk el satışların payı yüzde 30,9 olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde ikinci el konut satışları Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 116,8 artış göstererek 149 bin 756 oldu. İkinci el konut satışları Ocak-Aralık döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,1 artışla 1 milyon 30 bin 333 olarak gerçekleşti. 2021 yılında toplam konut satışları içinde ikinci el satışların payı yüzde 69,1 olarak gerçekleşti.

Yabancılara 58 bin 576 konut satıldı

Yabancılara yapılan konut satışları 2021 yılında bir önceki yıla göre yüzde 43,5 artarak 58 bin 576 oldu. 2021 yılında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 3,9 oldu. Yabancılara yapılan konut satışlarında ilk sırayı 26 bin 469 konut satışı ile İstanbul aldı. İstanbul’u sırasıyla 12 bin 384 konut satışı ile Antalya, 3 bin 672 konut satışı ile Ankara izledi.

Yabancılara yapılan konut satışları 2021 yılı Aralık ayında ise bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 77,1 artarak 7 bin 841 oldu. Aralık ayında yabancılara yapılan konut satışlarında ilk sırayı 3 bin 300 konut satışı ile İstanbul aldı. İstanbul’u sırasıyla bin 827 konut satışı ile Antalya, 489 konut satışı ile Ankara izledi.

En çok konut satışı İran vatandaşlarına yapıldı

İran vatandaşları 2021 yılında Türkiye’den 10 bin 56 konut satın aldı. İran’ı, 8 bin 661 konut ile Irak ve 5 bin 379 konut ile Rusya Federasyonu vatandaşları izledi. İran vatandaşları 2021 yılı Aralık ayında ise Türkiye’den bin 462 konut satın aldı. İran vatandaşlarını sırasıyla bin 39 konut ile Irak, 885 konut ile Rusya Federasyonu vatandaşları izledi.

Türkiye genelinde 2021 yılında kadınlar yüzde 34,0 pay ile 506 bin 495, erkekler yüzde 54,9 pay ile 819 bin 730 konut sahibi olurken, yüzde 1,9 pay ile 28 bin 900 konut kadın ve erkek tarafından ortaklaşa alındı.

Paylaşın

Davutoğlu, Akşener Ve Kılıçdaroğlu’na ‘Yeni İttifak’ Önerdi

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, yaklaşık 10 gündür Millet İttifakı ortakları CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener arasında “ev ziyareti” ve “akşam yemeği” buluşmaları ile adeta mekik dokuyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; Görüşmeye ilişkin olarak parti genel merkezlerinden, liderlerin ülke meselelerini görüştüğüne ilişkin birkaç cümlelik açıklamalar yapıldı. Ancak kulislere yansıyan bilgiler, Davutoğlu’nun, önümüzdeki seçime yönelik olarak, partisinin de içinde yer alacağı “yeni bir ittifak tasarımı” için mesai yaptığı yönünde.

‘Sürpriz görüşmeler’ zinciri

Muhalefet partilerinin genel başkanları arasında karşılıklı olarak, heyetler halinde genel merkez ziyaretleri uzunca süredir yapılıyor. Ancak son dönemde dikkat çeken ise haberciler tarafından “sürpriz ziyaret” başlığıyla duyurulan, liderlerin resmi program dışı yaptıkları görüşmeler oldu.

Bunların ilki 6 Ocak akşamı Akşener’in Davutoğlu’nu konutunda ziyaretiyle gerçekleşti ve görüşmeye ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Daah sonra Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu Salı günü akşam yemeğinde bir araya geldi. Genel merkezler tarafından iki liderin fotoğrafları ile birlikte “güncel gelişmeleri değerlendirdiği” bilgisi paylaşıldı.

Bu görüşmeden bir gün sonra ise Davutoğlu, Meral Akşener’e bir kez daha “sürpriz ziyaret”te bulundu ve bu bilgi kamuoyuyla yine görüşme sonrasında paylaşıldı.

Millet İttifakı yerine yeni ittifak önerisi

Kulislere yansıyan bilgilere göre Davutoğlu’nun iki liderle başlattığı program dışı görüşmelerinin temel konusu ise “yeni bir ittifak tasarımı” üzerinde çalışılması önerisi.

Edinilen bilgiye göre, Akşener ve Kılıçdaroğlu’na yeni ittifak modeli ve bunun sağlıklı işlemesi için de bir mekanizma kurulması önerisi götüren Davutoğlu, liderlerin uzlaşması halinde bunun en kısa sürede bir deklarasyonla kamuoyuna açıklanmasını istiyor.

Davutoğlu’nun bu hamlesinin altında ise yeni kurulan bir parti olarak “Millet İttifakı’na eklemlendi” algısını engellemenin yanı sıra, seçmene güven verecek bir ittifak mekanizması oluşturulması arayışının yattığı konuşuluyor.

‘Millet İttifakı tıkandı, üst tasarıma geçilmeli’

Gelecek Partisi kaynakları, parlamenter sistemi savunan muhalefet partilerinin “iktidar ve sistem değişikliği” iddiasıyla yola çıktığını ve bunun için seçmene güven verecek bir ittifak modelinin ortaya konulması gerektiğini belirtirken, mevcut Millet İttifakı’nın yapısının bunun için yeterli olmadığını söylüyor:

“Millet İttifakı bir yere geldi ama tıkandı, durdu. Aralarında bir senkronizasyon sorunu var. Tayyip Erdoğan ile Devlet Bahçeli görüşmesi bile liderler zirvesi gibi oluyor. Fakat Millet İttifakı’nın liderleri onlardan daha az bir araya geliyor. İktidara aday olan ittifakın ortakları daha fazla bir araya gelmeli. Biz bu konudaki tavsiyelerimizi de söylüyoruz.

“Cumhurbaşkanlığı seçiminin kazanılması halinde Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçilecek. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçilmesinden sonra da bir seçime gidilecek ve orada da başarı sağlanması gerekiyor. Çok zorlu, sancılı bir süreç var önümüzde. Onun için ilkeleri baştan belirlenmiş, sağlıklı işlemesi için mekanizmaları oluşturulmuş daha üst bir ittifak tasarımı oluşturulması gerekiyor. Biz eğer böyle bir yeni ittifak tasarımı olursa, içinde yer alacağımızı söylüyoruz.”

‘Aday tartışması tuzağına düşülmemeli’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, muhalefeti “Kim aday olacak?” tartışması üzerinde ayrıştırmak ve çatıştırmak istediğine dikkat çeken Gelecek Partisi kurmayları, bu tartışmanın önünü kesmek için “yeni ittifak modelinin ilkeleri ve mekanizmalarının” oluşturularak bir an önce kamuoyuna açıklanması gerektiğine işaret ediyor.

Davutoğlu’nun bu görüşleri hem Kılıçdaroğlu, hem de Akşener’e ilettiği belirtilirken, iki liderin de bu önerilere sıcak baktığı vurgulanıyor.

‘Ortak deklarasyon’ önerisi

Gelecek Partisi kurmaylarının verdiği bilgiye göre Davutoğlu’nun Kılıçdaroğlu ve Akşener’le görüşmeleri önümüzdeki günlerde de “yeni bir kompozisyonla” devam edecek. CHP ve İYİ Parti liderleri ile kesin uzlaşmaya varılması halinde, “yeni ittifak tasarımı” önerisi diğer muhalefet partileriyle de tartışılacak.

Öneri konusunda iki liderle yapılan görüşmelerde önemli mesafe kat edildiğini belirten bir parti yöneticisi, BBC Türkçe’ye gelinen noktayı şöyle anlattı: “Gelecek hafta biz yine görüşmelere devam edeceğiz. Ama bu görüşmelerin biraz farklı kompozisyonu olabilir. Bu çalışmayla ilgili ortak mesaj verme yolunda çaba sarfediyoruz ve bu konuda da adım atıldı.

“Türkiye’de seçimlerde hiç kimsenin kaybettiği düşüncesine kapılmadığı, herkesin kazandığını hissedeceği bir yapı oluşturmaya çalışıyoruz. Bu konuda seçimden önce muhalefet olarak seçmene güven verecek, ilkelerin ortaya konulduğu bir ortak açıklama yapılabilir. Bu bir deklarasyonla olabilir. Ama bunun çok gecikmeden, kısa bir süre sürede hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Genel Başkanımız da bu görüşleri Millet İttifakı’nın liderlerine iletti.”

Paylaşın

CHP’den Aysel Tuğluk Serbest Bırakılsın Çağrısı

CHP Adana İl Başkanı Mehmet Çelebi, “Cezaevinde kalamayacağına dair verilen raporlara rağmen tutukluluğu devam eden Aysel Tuğluk sağlığı daha da bozulmadan tahliye edilmeli ve tedavisine uygun yaşam koşullarına kavuşması sağlanmalıdır” dedi.

CHP Adana İl Başkanı Mehmet Çelebi’den Aysel Tuğluk çağrısı geldi. Çelebi, cezaevinde hafıza kaybı yaşadığı açıklanan ve “cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen tahliye edilmeyen eski HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un serbest bırakılmasını istedi.

Çelebi ““Hasta tutuklular çoğu zaman kaderine terk edilmekte, tedavi edilemez noktalara gelindiği zaman yoğun kamuoyu baskısı olursa fark edilmekte ya da içeride sağlık ve bakım hizmeti olanaklarından mahrum bir şekilde yaşamlarını yitirmektedirler. Birçok tutuklu eski sağlığına yeniden kavuşamayacak bir şekilde zarar görmektedir. Cezaevinde kalamayacağına dair verilen raporlara rağmen tutukluluğu devam eden Aysel Tuğluk sağlığı daha da bozulmadan tahliye edilmeli ve tedavisine uygun yaşam koşullarına kavuşması sağlanmalıdır” dedi.

Ne olmuştu?

Aysel Tuğluk, HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı görevinde bulunduğu dönemde, 29 Aralık 2016’da tutuklanmıştı. Tuğluk, hakkında hazırlanan iddianamede, DTK Eş Başkanlığı döneminde yaptığı açıklamalar ve faaliyetleri nedeniyle suçlanmıştı.

16 Mart 2018’de kararını açıklayan Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi, Aysel Tuğluk’a “örgüt yöneticisi olmak” iddiasıyla 10 yıl hapis cezası vermişti. Yapılan itirazların ardından Yargıtay 16. Ceza Dairesi de Tuğluk hakkında verilen hapis cezasını onamıştı.

Son olarak ise Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 6-8 Ekim Kobani eylemlerine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Tuğluk için tutuklama kararı verilmişti.

Annesinin cenazesi

2017 yılında Tuğluk, annesi Hatun Tuğluk’u kaybetmiş, Tuğluk’un cenazesi vasiyeti üzerine defin için Ankara’da bulunan İncek Mezarlığı’na getirilmişti. Aysel Tuğluk’un cezaevinden izinli çıkarak gittiği cenazenin defnedilmesinden kısa bir süre sonra ilk etapta 5-6 kişiden oluşan bir grup cenazeyi protesto etmek üzere toplanmıştı.

Cenazeye katılanlar, grubun sayısının daha sonra giderek arttığını ve mezarlığa saldırmaya çalıştıklarını açıklamıştı.

Saldırıların devam etmesinin ardından toprak açılarak cenaze mezardan çıkarılmak zorunda kalmış, başka bir yere defnedilmişti. Cenazeye saldıran bir kişinin emniyette İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile fotoğrafı ortaya çıkmıştı.

Sağlık problemleri

Annesinin ölümünden sonra hafıza kaybı yaşamaya başlayan Aysel Tuğluk’un abisi Alaattin Tuğluk bianet’e kardeşinin sağlık durumuna ilişkin şu açıklamaları yapmıştı:

“Kardeşimi iyi görmedim. Soruyu 3-4 kez soruyor. Bazı şeyleri hatırlamıyor. Mesela, aileden birisini soracak. ‘Kimdi, kimdi?’ diyor. Onlar yakın insanlar, tanımaması mümkün değil. Endişem, bunun ilerlemesi, geri dönülemez bir yere gelmesi, kardeşimi kaybetmemiz… Yol yakınken, tedavi istiyorum. Bir heyet daha incelesin ve ona göre karar verilsin. Şu an 1-2 ilaç veriliyor. Yeterli değil. Tedavisi biter, sonra gider yatar.”

Aysel Tuğluk hakkında

Demokratik Toplum Partisi’nde (DTP) Eş Başkanlık yaptı. 2007-2009 yılları arasında Diyarbakır milletvekili, 2011-2015 yıllarında HDP Van milletvekili oldu.

Ayrıca HDP Hukuk ve İnsan Haklarından sorumlu eski Eş Genel Başkan Yardımcılığı görevini sürdürdü. Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı Yönetim Kurulu üyesi, İnsan Hakları Derneği Üyesi ve Yurtsever Kadınlar Derneği kurucusu oldu.

Paylaşın

IMF Başkanı Georgieva’dan ‘Faiz’ Uyarısı

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, merkez bankalarının enflasyonla mücadele için faizleri yükseltmesinin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki uçurumu tehlikeli bir şekilde büyüteceği uyarısında bulundu.

Georgieva, Küresel Kalkınma Merkezi tarafından düzenlenen etkinlikte, küresel ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Enflasyonun endişe kaynağı olduğunu vurgulayan Georgieva, ancak bunun evrensel bir olgu olmadığını, ABD gibi bazı ekonomilerde sorun teşkil ettiğini belirtti.

Georgieva, ülkeler arasındaki tehlikeli ayrışmanın giderek daha fazla kalıcı hale geldiğine dikkati çekerek, enflasyonla mücadeleye yönelik faiz artırımlarının bu ayrışmayı körükleyebileceğini kaydetti.

ABD’de yıllık enflasyon yüzde 7’ye çıkarak yaklaşık 40 yıldır en yüksek seviyesini görmüştü. Federal Reserve de faiz artırımlarına beklenenden daha erken başlanabileceği sinyalini vermişti.

Georgieva bu durumun dolaylı olarak yükselen ekonomileri de etkileyerek ayrışmayı daha da derinleştirebileceğini belirtti. Gelişmiş ülkelerdeki faiz artışları borçlanma maliyetlerini yükselttiği için yükselen ekonomilere yapılan yatırımlarda da sıkışmaya yol açıyor.

Buna ilave olarak Georgieva 2022’de daha fazla belirsizlik öngördüklerini, toparlanma ivmesinin biraz daha zayıf olmasını beklediklerini söyledi.

Georgieva, toparlanmanın zayıflayacağından endişe duyduklarına işaret ederek, dünyanın iki büyük ekonomisi ABD ve Çin’in yazdan bu yana yavaşladığını ve Covid-19 salgınında Omicron varyantının ortaya çıktığını anımsattı.

(Kaynak: Euronews)

Paylaşın

2021’de Tarihin En Yüksek Okyanus Sıcaklıkları Kaydedildi

Atmosfer Bilimlerinde Gelişmeler adlı dergide yayımlanan yeni bir araştırmaya göre, 2021’de tarihteki en yüksek okyanus sıcaklıkları kaydedildi, bu rekor üst üste altıncı kez kırılmış oldu.

2021’de, Pasifik’teki suları soğutan, periyodik bir iklim özelliği olan ve devam eden bir La Niña etkinliğine rağmen, dünyadaki tüm okyanusların ilk 2000 metre derinliği için bir ısı rekoru görüldü.

2021 rekoru, 1955’e kadar uzanan bir dizi modern rekoru geride bıraktı. Okyanuslar için en sıcak ikinci yıl 2020, en sıcak üçüncü yıl ise 2019 oldu.

Geçen yıl, ısınmanın çoğunun meydana geldiği okyanusun yüzeyindeki ilk 2 bin metre, 2020’de olduğundan 14 daha fazla zettajoule ısı (ZJ – bir sekstilyon jul’e eşit bir elektrik enerjisi birimi) emdi. Bu, bir ZJ’nin yaklaşık yarısı olan dünyanın tüm elektrik üretiminden 145 kat daha fazla.

Aşırı hava olaylarını tetikleyebilir

Bilim insanları, okyanusların ısınmasının temel nedeni olarak insan kaynaklı iklim krizini işaret etti ve aslında küresel ısıtmayı basitçe temsil ettiğini kaydetti.

Colorado’daki Ulusal Atmosferik Araştırma Merkezi’nde iklim bilimcisi ve araştırmanın ortak yazarı Kevin Trenberth, “Okyanus ısı içeriği, küresel boyutta durmaksızın artıyor ve bu, insan kaynaklı iklim değişikliğinin birincil göstergesi” dedi.

Makaleye göre, daha sıcak okyanus suları; şiddetli sel, fırtına, kasırga ve aşırı yağışları güçlendirmeye neden olacak etkiye sahip.

Akdeniz’de rekor

Yeni araştırma, uzun vadeli okyanus ısınmasının Atlantik ve Güney okyanuslarında en güçlü yaşandığını, ancak Kuzey Pasifik’in 1990’dan bu yana ısıda “dramatik” bir artış olduğunu ve Akdeniz’in geçen yıl net bir şekilde yüksek sıcaklık rekoru kırdığını belirtiyor.

St Thomas Üniversitesi’nde termal bilimler uzmanı ve çalışmanın ortak yazarlarından John Abraham’a göre, ısınma eğilimi o kadar belirgin ki, sadece dört yıllık kayıtlarda insan etkisinin parmak izini tespit etmek çok açık:

“Okyanus ısı içeriği, iklim değişikliğinin en iyi göstergelerinden biridir.”

Penn State Üniversitesi’nde iklim bilimcisi ve 23 araştırmacıdan bir diğeri olan Michael Mann de “Net sıfır emisyona ulaşana kadar, bu ısınma devam edecek ve bu yıl yaptığımız gibi okyanus ısı rekorlarını kırmaya devam edeceğiz” diyor.

Makale üzerinde çalışan diğer araştırmacılardan bir diğeri ise “Okyanusların daha iyi bilinmesi ve anlaşılması, iklim değişikliğiyle mücadele eylemlerinin temelidir” diye ekliyor.

Isının yüzde 93’ü okyanuslarda birikiyor

Sağlıklı okyanuslar, karbonu güvenli bir şekilde atmosferden uzak tutarak iklim krizinin etkilerini azaltmaya yardımcı oluyor. Yani Dünya, fosil yakıtların yanması, ormansızlaşma ve diğer faaliyetlerden dolayı ısınırken, okyanuslar, ekstra ısının yükünü alıyor. Okyanusların en az yüzde 30’unu kapsayan okyanus koruma alanları oluşturularak iklim krizine karşı daha iyi bir direnç sağlanabilir.

Dünya genelinde fosil yakıtlardan gelen ve atmosferde sıkışmış olan gazların oluşturduğu sera etkisi ile meydana gelen ısının yüzde 93’ü okyanuslarda birikiyor. (Son 50 yılda üretilen ısının yüzde 90’ından fazlası okyanuslar tarafından emilerek, geçici olarak insanlığın ve diğer karada yaşayan türlerin zaten felaket seviyede olacak sıcaklıklardan korunmasına yardımcı oldu.)

Okyanusların ne kadar ısındıklarını ölçmek de bilim insanları için küresel ısınma oranı hakkında doğruluğu yüksek bilgi anlamına geliyor.

Bilim insanları, 2020’de Avustralya’yı aylarca kavuran orman yangınları gibi felaketler ile okyanusların ısınması arasında açık bir bağlantı olduğunu da söylüyor.

ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) verilerine göre, deniz suyu sıcaklığı son 120 yılda 1,1 derece arttı.

(Kaynak: bianet)

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Vaka Sayısı 75 Binin Üzerinde

Kovid 19’da son 24 saatte 75 bin 564 yeni vaka tespit edilirken, 153 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Salgının ilk dönemlerine kıyasla, enfekte olanların çok daha düşük bir oranı hastaneye yatıyor. Tedbir önemli bir zorunluluk. Temkinli ve tedbirli olalım.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 410 bin 116 test yapılırken, 75 bin 564 yeni vaka tespit edildi. 153 kişi hayatını kaybederken, 51 bin 675 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan açıklama

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Omicron varyantı ülkemizde de baskın varyant haline geldi. Vaka sayıları bir önceki aya oranla yaklaşık 4 kat arttı. Fakat salgının ilk dönemlerine kıyasla, enfekte olanların çok daha düşük bir oranı hastaneye yatıyor. Tedbir önemli bir zorunluluk. Temkinli ve tedbirli olalım.

18 yaş ve üstü nüfusta ikinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 83,86, birinci doz aşı yapılanların oranı yüzde 92,16 olarak kayıtlara geçti. Türkiye’de bugüne kadar uygulanan aşı miktarı 138 milyon 326 bin 318 doza yükseldi.

18 yaş ve üstü nüfusta en az iki doz aşı yaptıranların oranının en yüksek olduğu 10 il Osmaniye, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa oldu. En az iki doz aşı uygulananların oranının en düşük olduğu iller ise Şanlıurfa, Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ olarak sıralandı.
Paylaşın

MB’nin Rezervleri Erimeye Devam Ediyor: Son 20 Yılın Dip Seviyesi

Yeni yılın ilk haftasında da Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) rezervlerindeki düşüş devam ediyor. Bankanın brüt rezervleri, 31 Aralık ile 7 Ocak arasındaki dönemde 1,6 milyar dolar düşüşle 109,4 milyon dolara geriledi.

Haber Merkezi / Bankanın net rezervi de bu dönemde 8,3 milyar dolardan 7,9 milyar dolara geriledi. Swap hariç net rezerv ise eksi 56,4 milyar dolardan -56,9 milyar dolara düştü ve rekor düşük seviyeyi gördü.

Banka, aralıkta 7,3 milyar dolarlık doğrudan, yaklaşık 9 milyar dolar da örtülü rezerv satışı yapmış ve döviz kurlarına müdahale etmişti. Bankanın swap hariç net rezervi aralıkta yaklaşık 19 milyar dolar azalmıştı.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

HDP’li Günay: Halkımız Ampulü Sandıkta Söndürecek

HDP Parti Sözcüsü Günay, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Halkımız gerçeğin farkında. Halkımız tepkili ve öfkeli. Söndürülecek olan ampul evlerde ve işyerlerinde yanan ampul değil, söndürülecek olan ampul AKP’nin rantla talanla torpillerle yaktığı ampuldür. Halkımızla birlikte bu ampulü sandıkta hep birlikte söndüreceğiz” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Günay, konuya ilişkin yaptığı açıklamanın devamında, “Ama tabi ampullerinin söneceğini bildikleri için bu iktidar sandığa gitmeye korkuyor. Neden mi? Sandığa o elektrik faturaları atılacak. Sandığa AKP’nin rant ve yolsuzlukları için hazırlanmış dava dilekçeleri atılacak. Sandığa gençlerin yeni bir gelecek umudunun pusulası atılacak. Halkımız elbette AKP’den hesap soracak, halkımız o ampulü sandıkta söndürecek.” dedi.

Açıklamasında, hayatını kaybeden Elazığ Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Enes Kara’yla ilgili de ailesine başsağlığı dileyen Günay, “Enes, geride bıraktığı video mesajında bir Türkiye hakikatini çok çarpıcı bir şekilde gözler önüne serdi. Yaşama sevincini kaybettiğini söyledi. 20 yaşındaki bir üniversite öğrencisi, bu iktidar sürecinde doğmuş ve 20 yılın sonunda yaşama sevincini kaybettiğini söylüyor. Aslında bir hakikati da söylüyor.” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Sözcüsü Ebru Günay, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. 22 Ocak’ta Diyarbakır’daki “HDP’yi savunuyoruz” mitingine çağrıda bulunan Günay’ın açıklamaları şöyle;

“Elazığ Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Enes Kara, yaşadıkları sonucu önceki gün intihar etti. Acılı ailesine başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Enes, geride bıraktığı video mesajında bir Türkiye hakikatini çok çarpıcı bir şekilde gözler önüne serdi. Yaşama sevincini kaybettiğini söyledi. 20 yaşındaki bir üniversite öğrencisi, bu iktidar sürecinde doğmuş ve 20 yılın sonunda yaşama sevincini kaybettiğini söylüyor. Aslında bir hakikati da söylüyor.

“İktidarın vadettiği tek şey umutsuzluk”

Bu iktidarın Türkiye toplumuna, gençlere, kadınlara vadettiği tek şey ölüm ve yaşama sevincinin olmaması, geleceksizlik, umutsuzluk ve karamsarlığı ifade ediyor. Üniversite öğrencileri bu süreçte barınamıyoruz diyerek sokaklardaydılar. İktidar onları terörize etti. Barınamamanın sonucu olarak cemaat yurtlarına mahkum edildiler. İktidar bütün devlet kaynaklarını, imkanlarını cemaatlere sunarak öğrencileri mağdur; aileleri yoksul ve bu ülkenin geleceğini umutsuz bıraktı. Bizler gençlerin ölüme sürüklenmesine asla müsaade etmeyeceğiz.

Bu konudaki her türlü mücadele hattını yürütmeye devam edeceğiz. İktidarın bu politikalarıdır Enes’in katili. İktidar yürüttüğü bu düşman politikalarıyla, öğrencilerin taleplerini, isteklerini görmezden gelerek yandaşına, kendisine ayırdığı devlet imkanlarıyla Enes’i ölüme sürükleyerek katline imzasını atmıştır. İktidar ve en önemlisi kaldığı cemaat yurdunun yetkilileri bir an önce hesap vermelidir. Bizler parti olarak üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Çünkü geleceğimizi korumak, gençlerimizi geleceksiz ve umutsuz bırakmamak için mücadele ediyoruz.

“Bu zamlarla söndürülecek olan ampul evlerde yanan ampul değil AKP’nin ampulüdür”

2022 yılında çöken AKP iktidarı, kendi çöküşünün faturasını halka çıkarmaya devam ediyor. Bunu ilk gün yaptığı zamlarla hep birlikte gördük. Türkiye tarihinde görülmüş en yüksek zam oranlarıyla Türkiye halkı karşı karşıya. Son zamlar ile evler karanlık, mutfaklar yangın yeri, sofralar bomboş artık. Sadece son zamlar için söylüyorum, elektriğe % 127, doğalgaza % 100’ün üzerinde zam yapıldı. Ve bunun sonucu olarak  gıdalarda % 150’nin üzerinden zamlar yapıldı. Emekçiye, emekliye, öğrenci burslarına yapılan zam yüzde 30.  İktidar, ekonomik planlarının tamamını kendi yandaşlarına göre yapıyor. Emekliye, emekçiye, işçiye, öğrenciye, kadınlara yoksula göre değil.

Onlara tamamen yoksulluk, sefalet ve açlığı reva gören bir sistem hayata geçirmeye çalışıyor. Halkımız bu gerçeğin farkında. Halkımız tepkili ve öfkeli. Söndürülecek olan ampul evlerde ve işyerlerinde yanan ampul değil, söndürülecek olan ampul AKP’nin rantla talanla torpillerle yaktığı ampuldür. Halkımızla birlikte bu ampulü sandıkta hep birlikte söndüreceğiz. Ama tabi ampullerinin söneceğini bildikleri için bu iktidar sandığa gitmeye korkuyor. Neden mi? Sandığa o elektrik faturaları atılacak. Sandığa AKP’nin rant ve yolsuzlukları için hazırlanmış dava dilekçeleri atılacak. Sandığa gençlerin yeni bir gelecek umudunun pusulası atılacak. Halkımız elbette AKP’den hesap soracak, halkımız o ampulü sandıkta söndürecek.

“HDP’ye dönük her saldırı demokrasiye, Türkiye’nin geleceğine saldırıdır”

Tüm bu gerçekliği örtbas etmek için AKP iktidarı ve küçük ortağı sürekli olarak partimize saldırıyor. Grup toplantılarında yeniden partimize yönelik nefret ve düşman dilini kullandılar. Türkiye toplumuna, kadınlara, gençlere dair söyleyecekleri sözleri yok. HDP olmazsa Türkiye’ye dair söyleyecekleri tek bir sözleri yok. Sadece hamaset ve nefret, saldırganlık üzerinden ifade ediyorlar. HDP’ye dönük her saldırı Türkiye demokrasisine saldırıdır. Bizler ilk kayyım atamalarında, bu kayyımların sadece HDP’li belediyelere dönük olmadığını Türkiye demokrasisine dönük bir saldırı olduğunu söyledik. Geldiğimiz noktada maalesef tarih bizi haklı çıkardı.

Bugün de HDP’ye yönelik saldırı Türkiye demokrasisine yönelik saldırıdır. Türkiye’nin geleceğine saldırıdır. Demokrasi güçleriyle beraber HDP’yi savunan AKP-MHP faşizmini gerileten bir hatta birlikte mücadele etmeliyiz. İktidara açıkça söylüyoruz; kaybediyorsunuz, kaybedeceksiniz. HDP’ye saldırarak asla çöküşünüzü engelleyemezsiniz. HDP’ye saldırdıkça asla sonuç alamazsınız. HDP var oldukça siz kazanamayacaksınız. HDP var oldukça, demokrasi güçleri, Türkiye hakları, gençleri, kadınları kazanacak. İktidarın küçük ortağı her ağzını açtığında beka  beka beka diyor ama o beka dedikleri şey bu ülkeyi uçuruma sürükledi. Bu ülkede gaspın, torpilin talanın adı oldu beka.

“Milyonların desteğiyle Meclis’teyiz, sizin lütfunuzla değil”

Yaşanan sorunlara söyleyecek bir sözleri yok. Hamaset, öfke, kin ve nefretten başka. Ortaklar hep birlikte grup toplantılarında HDP’yi istemiyoruz diye söylenip durdular. Şunu açık bir şekilde söyleyelim; bizler sizin lütfunuzla o Meclis’te bulunmuyoruz. Bizlere oy vermiş milyonların desteği ile Meclis’te bulunuyoruz, bulunmaya devam edeceğiz. Halkımızın gücü ve desteğiyle var olmaya, siyasette söz kurmaya devam edeceğiz.

“AKP kendinden önceki iktidarların toplam kötülüğünü şimdi uyguluyor”

AKP kendinden önceki iktidarların toplam kötülüğünü şimdi uyguluyor. Reddettiği karşı çıktığı bütün kötülük miraslarını AKP iktidarı bir bir hayata geçiriyor. Hatta fazlasını yapıyor. Partimize dönük saldırılar, kumpas davaları da bu saldırganlıklarının sonucu olarak ortaya çıkıyor. Partimize yönelik saldırılar kapsamında Diyarbakır milletvekilimiz Semra Güzel’e ait dokunulmazlığın kaldırılması talebi karma komisyona sevk edildi. Bu bir demokrasi ve Kürt düşmanlığının açık sonucudur. Türkiye toplumu özellikle Kürt halkının seçilmiş iradelerinin nasıl baskı, cezaevleri ve kumpaslarla tasfiye edilmeye çalışıldığına bugüne kadar tanıklık etti. DEP’lilerin yaşadıkları her vicdan sahibi insanın hafızasında duruyor. Leyla Güven, Musa Farisoğulları ve Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun da milletvekilliği düşürüldü. Ömer Faruk Gergerlioğlu geri geldi.

“Bizler Türkiye’nin geleceğiyiz, mücadeleden asla geri durmayacağız”

Bu bir Türkiye ve iktidar klasiği. Siyaseten baş edemediği muhalefeti böyle saldırılarla devre dışı bırakmaya çalışıyorlar. Bizler geçmişten aldığımız mücadele gücü, HDP bileşenlerinden aldığımız mücadele geleneğiyle dimdik ayakta durmaya, Türkiye toplumu için huzur, barış dolu demokratik bir gelecek için mücadele etmeye ve bunu vadetmeye devam edeceğiz. Bizler Türkiye’nin geleceğiyiz. Bizler Türkiye’nin demokrasisi, barışı ve kardeşliğiyiz. Bunun için asla geri durmayacağız. Hep beraber mücadele edeceğiz.

“22 Ocak’ta Diyarbakır’da “HDP’yi savunuyoruz” diyeceğiz”

Bu saldırılar devam ederken bizler de mücadeleye devam ediyoruz. HDP’liyiz her yerdeyiz dedik, Şimdi de HDP zamanı diyoruz. Alanlarda halk buluşmaları ve mitingler gerçekleştirdik. Gerçekleştirmeye devam edeceğiz. İktidar 2022 yılında da kaybedecek. Sokaklarda halkımızla birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. Tekirdağ, Bursa ve Mersin’de mitingler gerçekleştirdik. En son Kocaeli’nde miting gerçekleştirdik. Halkımızın HDP’ye nasıl gönül verdiğini, mücadele ettiğini gördük. Mecali kalmamış diyenlere cevabı alanlarda verdik. 22 Ocak’ta da Diyarbakır’da ‘HDP’yi savunuyoruz’  diyerek yine alanlarda olacağız. Yine hep birlikte mücadele sesini yükselteceğiz. Diyarbakır mücadele geleneği ve HDP’nin temsil ettiği mücadelenin hattıdır. Diyarbakır’da da sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Bu nedenle de, 22 Ocak’ta gerçekleşecek olan mitinge halkımızı buradan davet ediyorum.”

Paylaşın