HDP’li Oluç’tan Dikkat Çeken İttifak Açıklaması

HDP’li Saruhan Oluç, “27 Eylül’de Demokrasiye Çağrı Deklarasyonu açıkladınız. 18 Ocak’ta HDP, farklı bileşenlerle bir araya gelecek. Bu haber doğru mu?” şeklindeki soruyu, “Doğru, yarın Ankara’da bir toplantı gerçekleştirilecek. Bu toplantıya 8 siyasi parti ve HDP katılacak ve orada Türkiye’nin gündemi konuşulacak. Bu ekonomi politikalarının yarattığı sorunlara ve demokrasi eksikliğinin yarattığı sorunlara karşı mücadelenin nasıl verileceği tartışılacak.” şeklinde yanıtladı.

Haber Merkezi / Saruhan Oluç, “Bu toplantıya 8 parti ve HDP katılacak. Bunlardan birini eksik söylersem yanlış olur diye açıklamayalım listeyi. Meclis’te grubu olan partiler yok. Meclis dışındaki partiler” bilgisini verdi.

Basına yansıyan haberlerde, HDP’nin, TİP, SMF, EMEP, TÖP, Sol Parti, Halkevleri, EHP ve TKP temsilcileriyle “Demokrasi İttifakı” gündemiyle bir araya geleceği ifade edilmişti. Bugün yazılı açıklama yapan Sol Parti ise “HDP’nin çağrısıyla gerçekleşecek sınırları ve içeriği beli olmayan demokrasi ittifakı adlı çalışmanın parçası olmadığımızı kamuoyu ile paylaşırız” dedi.

Millet İttifakı yok

Saruhan Oluç, toplantıda Millet İttifakının olmayacağını da açıkladı: “Bu esas itibariyle adı kimi zaman demokrasi ittifakı, kimi zaman halk ittifakı olarak adlandırılan partiler tarafından bir 3’üncü yol, 3’üncü ittifak arayışının nasıl olabileceğine dair görüş alışverişi yapılacak bir toplantı olacak. Millet İttifakı içinde yer alan partiler bu toplantıda olmayacak.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, bugün Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi. Oluç’un açıklamaları şöyle;

“Ocak-Aralık döneminde bütçe giderleri ve gelirleri arasındaki fark 192,2 milyar TL olarak belirlendi. Yani 192 milyar TL bütçe açığı, bütçenin yaklaşık yüzde 15’ini oluşturuyor bu ve son derece büyük bir bütçe açığını gösteriyor. Üstelik bütçe açıklarının bu kadar büyük olması kamu bütçesi açısından çanların çaldığını gösteriyor. Bu iktidar, özel sektörü ve yurttaşları koruyamıyor. Kamu bütçesini de artık koruyamaz duruma gelmiş vaziyette. Bu bütçeden yandaşlara gelir aktarılmaya devam ediliyor. Faiz lobisi diyerek halkın gözünü boyamaya çalıştığı lobilere bu iktidar inanılmaz faiz ödüyor. Aralık ayı itibariyle merkezi yönetim bütçe giderindeki faiz harcamaları 8 milyar 960 milyon TL olmuş. Yani geçtiğimiz Aralık itibariyle. Peki, bir yıllık faiz harcamaları ne kadar olmuş? 180 milyar 850 milyon TL. Bu, hani haramdır denilen faiz ve iktidar 180 milyar 850 Milyon TL 2021’de faiz harcaması yapmış. Helali nedir? Haramı 180 milyar oluyorsa helalinden korkmak gerekir.

Bu iktidar halkın tükettiği temel gıdadan alınan vergilerle; benzinden, mazottan, elektrik ve doğalgazdan alınan vergilerle oluşan bütçeyi ne için kullanıyor? Ya yandaşlarını ihya etmek için vergi muafiyeti sağlamak için ya da faiz lobilerine aktarmak için kullanıyor. Daha evvel söyledik, bir kez daha söyleyelim. 2022 Bütçesi için öngörülen ÖTV gelirleri 220 Milyar TL’dir. 2022 Bütçesinde yandaşlara, 5’li çeteye, holdinglere vergi muafiyeti ise 335 Milyar TL’dir. Yani bu 220 milyar TL ÖTV’den, halktan vergi toplanacak; bu artı başka paralar 335 Milyar TL yandaşlara vergi muafiyeti olarak sağlanacak. Tekrar söylüyoruz; kaldırın ÖTV’yi 84 milyon rahatlasın. ÖTV’yi kaldırmakla da yetinmeyin, yandaşlarınıza vergi muafiyeti ve istisnası sağlamaktan vazgeçin.

“12 ayda ödenmesi gereken dış borç miktarı 167,5 milyar dolar”

Dış borçlar ciddi sorun oluşturmaya devam ediyor. Son rakamlara göre Kasım 2021 ile Kasım 2022 arasındaki 12 ayda ödenmesi gereken dış borç miktarı 167,5 milyar dolar olmuştur. Bir yıl içinde ödenmesi gereken budur. Bunun 108 milyar doları özel sektöre aittir. Merkez Bankası’nın swaplardan kaynaklanan 26 milyar dolar, kamu bankalarının 28 milyar dolar… Döviz ihtiyacı bu tablodan kaynaklanıyor.  Bütün bu tabloya rağmen Hazine ve Maliye Bakanı diyor ki “Enflasyon Ocak’ta pik yapacak, sonra düşecek sonra da 2023’e yani seçim yılına tek haneli enflasyon hedefi ile gideceğiz.” Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati çok güzel açıklamalar yapıyor. Soralım bu açıklamanın nedenleri nelerdir? A şıkkı matematik bilmemektir, B şıkkı halkı aldatmaya yöneliktir, C şıkkı ise “TÜİK rakamlarıyla radikal bir biçimde oynama yapıp istediğimiz rakamları ilan edeceğiz” demektir. D şıkkı ise bütün şıklar geçerlidir demektir.

Hazine ve Maliye Bakanının açıklamasının anlamı budur. Bütün bu ekonomik koşullarda herkes inim inim inlerken, elektrik doğalgaz zamları ardı ardına gelirken Saray harcamaları ne kadar? 2022’de öngörülen 400 milyon TL’nin üstünde. Bugüne kadar inşaat, tadilat şu bu Saray harcamalarına ne kadar ayrılmış 4,5 milyar TL. İşte bir tarafta israf, şatafat her türlü harcamayı kendisi için yapmak, öbür tarafta zamlarla boğuşan bir toplum.

“Kimse dolarını bozdurmuyor çünkü iktidara güvenmiyor”

Emekçisiyle, emeklisiyle, kadınıyla, genciyle zamlarla boğuşan bir toplum. Bütün bunlar olurken bir icraatta bulundular kur korumalı mevduat meselesi. İlgi olsun diye çırpınıyor iktidar ve başta Hazine ve Maliye Bakanı. Ama tabii ki veriler aslında dolar mevduatlarının bozulup TL’ye döndüğünü göstermiyor. Veriler çok açık ortada. Kimse dolarını bozmuyor, çünkü bu iktidara güvenmiyor. Çünkü Hazine ve Maliye Bakanı’na kimse güvenmiyor. Kıpır kıpır gözlerinden ışık saçana kimse güvenmiyor. Ne yapıyor şimdi iktidar, TL’de olanlar bari dolara dönmeye devam etmesin, her ay herkes aldığı maaşının bir kısmını dolara çevirmesin diye önlemler almaya çalışıyor. Şu anda Plan ve Bütçe Komisyonuna gelmiş 4 maddelik Vergi Usul Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin bir teklif var.

Geçtiğimiz haftalarda da Plan ve Bütçe Komisyonuna bir teklif gelmişti 18 maddelik, geçen hafta görüşüldü ve bu hafta da görüşülecek. Ne hikmetse, o 18 maddenin içine dahil edilmemiş olan 4 madde daha geldi. İkisi yürütme maddesi, iki maddelik teklif. Kimler talep etmiş bu 2 maddeyi. Birincisini biliyoruz da ikincisini? Aceleyle neden iki maddelik bir teklif hazırlanmış bunları soruyoruz. Teklifin ilk maddesinde enflasyon muhasebesi uygulamasının 2023 yılına kadar uzatılması meselesi var. Evet, bu daha önce madde ihsası olarak gelmişti. Daha önce 2022 sonuna kadar uzatalım denmişti, şimdi 2023 sonuna kadar uzatalım deniyor. Palyatif bir çözüm, çok itiraz edilecek bir nokta değil. Ama maliye ve sivil toplum alanındaki sivil toplum örgütleri hem de TÜRMOB daha kalıcı ve yapısal çözümler üretilmesi gerektiğini söylüyorlar. Teklifin ikinci maddesi esas ilginç olan, kur korumalı TL mevduat hesabı finansal ürünüyle alakalı. Bu iktidarın dövize ihtiyacı o kadar fazla ki, biraz önce dış borç meselesinde rakamları verdim, sadece gerçek kişilerin değil tüzel kişilerin de döviz hesaplarını bozmalarını istiyorlar. İşte ikinci madde bunu içeriyor. Diyor ki; kur korumalı TL mevduat hesabı vb. uygulamaları tüzel kişiler yani şirketler desteklerse, yani şirketler döviz ve altın hesaplarını bozup kur korumalı TL mevduat hesabına geçerse onlara vergi indirimi yapacağız. Yani kişiler yetmedi şirketlere de el uzatmamız lazım diyor. Gerçekten durum vahim. İktidar şirketlerin dövizlerine göz koymuş, sadece dövizlerine de göz koymamış tabii. Bu yasa çıkarıldıktan sonra eğer şirketler kendi döviz hesaplarını TL’ye çevirmezlerse onların başında Demokles’in kılıcı gibi vergi teftişi sallanıyor olacak. Kredi onaylarının gerçekleşmemesi tehdidi sallanıyor olacak. Aslında iktidar, gerçek kişilerden sonra tüzel kişileri de tehdit etmektedir.

“Siz dua edin ki FED faizleri arttırmasın, yoksa TL’nin ruhuna Fatiha okutacaksınız”

Ama bütün veriler gösteriyor ki döviz hesaplarında ciddi bir oynama yoktur. İktidara güven olmadığı için döviz  hesapları durduğu yerde durmaktadır. Sadece TL’den dövize geçiş engellenebilsin diye bankalar önce kamu bankaları, ardından da özel bankalar kur korumalı mevduat hesabı reklamı yapmaktadırlar, SMS’ler gelmektedir, telefon açılmaktadır. “Acaba bu hesaba geçer misiniz?” diye. Durum bu. Şimdi Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Meclis’e gelmiş ve demişti ki  “Dua edin de bu yeni sistem tutsun”.  Biz ona bir şey söyleyelim siz dua edin de FED faizleri çok fazla yükseltmesin, yoksa sizin bu ekonomi politika anlayışıyla TL’ye, TL’nin ruhuna Fatiha okutacak duruma getireceksiniz hepimizi.

Plan ve Bütçe Komisyonunda bugün tartışılacak 4 maddeden sonra Gelen Kurul’da da bu konudaki eleştirilerimizi dile getireceğiz. Kanun teklifi tartışmalarında da eleştirilerimizi dile getirdik. Emeklilerin maaşlarının 2500 TL’ye çıkartılması meselesinin son derece eksik bir adım olduğunu söylemeye devam edeceğiz. En düşük emekli maaşının, en az asgari ücret düzeyinde yani 4200 TL düzeyine çıkarılması konusundaki tutumumuzu sürdüreceğiz.”

“8 siyasi parti ile bir araya geleceğiz, geleceği ve 3’üncü ittifakı konuşacağız”

Soru: 27 Eylül’de Demokrasiye Çağrı Deklarasyonu açıkladınız. 18 Ocak’ta HDP, farklı bileşenlerle bir araya gelecek. Bu haber doğru mu?

Doğru, yarın Ankara’da bir toplantı gerçekleştirilecek. Bu toplantıya 8 siyasi parti ve HDP katılacak ve orada Türkiye’nin gündemi konuşulacak. Bu ekonomi politikalarının yarattığı sorunlara ve demokrasi eksikliğinin yarattığı sorunlara karşı mücadelenin nasıl verileceği tartışılacak. Elbette bu tartışmanın bir parçası da 2023’te yapılması gereken seçimler olacak. Seçimlerde nasıl bir tutum alınması da konuşulacak. Yani Türkiye’nin bütün meseleleri konuşulacak. Ondan sonra katılan partilerle ortak bir açıklama yapılır herhalde. En azından sürecin nasıl devam edeceğine dair bilgiler paylaşılır.

Soru: Hangi partiler?

Bu toplantıya 8 parti ve HDP katılacak. Bunlardan birini eksik söylersem yanlış olur diye açıklamayalım listeyi. Meclis’te grubu olan partiler yok. Meclis dışındaki partiler.

Soru: Millet İttifakı var mı?

Hayır, bu esas itibariyle adı kimi zaman demokrasi ittifakı, kimi zaman halk ittifakı olarak adlandırılan partiler tarafından bir 3’üncü yol, 3’üncü ittifak arayışının nasıl olabileceğine dair görüş alışverişi yapılacak bir toplantı olacak. Millet İttifakı içinde yer alan partiler bu toplantıda olmayacak.

Soru: Cumhurbaşkanının açıklamaları oldu Semra Güzel ile ilgili. Özellikle Semra Güzel ile ilgili olarak Meclis Başkanıyla özel olarak konuştuğunu dokunulmazlığın kaldırılmasıyla alakalı söyledi. Siz bu açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz.

Zaten biliyorsunuz, bu ayın 20’sinde Karma Komisyon toplantıya çağrıldı. Vekilimiz Semra Güzel ile ilgili olarak komisyon çalışmaya başlayacak. Vekilimiz Semra Güzel hakkındaki iki fezleke görüşülecek. O komisyonun bünyesinde bir alt komisyon kurulacak. Dolayısıyla komisyonun çağrısıyla beraber dokunulmazlığın kaldırılmasıyla ilgili süreç başlatılmış oldu. Komisyon toplandığı zaman bizler de görüşlerimizi paylaşacağız.

“Demokratik siyaseti tasfiye etme çabaları çözümsüzlüktür”

Biz bugüne kadar bu tür dokunulmazlık kaldırılması adımlarıyla demokratik siyasete darbe vurulmasının ve demokratik siyasetin tasfiye edilmesi girişimlerinin doğru olmadığını söyledik, söylemeye devam edeceğiz. Durduğumuz nokta bellidir. HDP olarak demokratik siyaset zeminindeki kararlı tutumumuzu sürdüreceğiz. HDP bir diyalog ve müzakere zeminidir; bir çözüm, demokratik mücadele, toplumsal barış ve uzlaşma zeminidir. Bu meselelere bu şekilde yaklaşıyoruz. Bu zemine sonuna kadar bağlı olduğumuzu hem Meclis’teki konuşmalarımızda hem de Meclis dışındaki konuşmalarımızda açık ve net biçimde söylüyoruz. Bu tutumumuzu sürdürmeye kararlı olduğumuzu, demokratik siyaset konusundaki tavizsiz duruşumuzu sürdürmeye kararlı olduğumuzu söylüyoruz. HDP’nin şiddetle, çatışmayla bir alakası yoktur. Bu konudaki tutumu da nettir; mücadelemizi demokratik siyaset zemini üzerinden sürdürürüz. Bunun dışında HDP’yi tarif etmenin, HDP’yi kendi siyaset alanı dışında konumlandırma çabalarının doğru olmadığı kanaatindeyiz. HDP’yi demokratik siyasetten tasfiye etme çabalarının da sonuç verici olmayacağını ifade etmek isteriz. Bu konudaki tartışmayı sürdüreceğiz.

Soru: Son olarak AKP’li Akbaşoğlu, EYT ile ilgili düzenlemenin 2022’de ele alınacağını söylüyor. Acaba bu seçim için bir adım mı sorusunu gündeme getiriyor? Bu konuda değerlendirmeniz olur mu?

İktidarın son dönemde attığı adımlara baktığımızda, getirdiği kanun tekliflerine baktığımızda EYT konusu da dahil olmak üzere 3600 ek gösterge de gündeme getirilecektir. Bütün bunların aslında halkı ekonomik olarak rahatlatmak için atılan adımlar olmadığını, seçim yatırımları olduğunu elbette muhalefet biliyor. Ama halkın ihtiyacı, onların söylediklerinden ve attıkları adımlardan çok daha büyüktür. Asgari ücret meselesinde de bunu gördük. Emekli maaşlarına yapılan zamlarda da bunu gördük. Büyük ihtimalle EYT’ de de aynı şeyi göreceğiz. Ufak tefek kimi düzenlemeler yaparak göz boyama çabası olacaktır. Meselenin özüne ilişkin, EYT’lilerin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik adım olmayacağını biliyoruz. Geldiği zaman konuşuruz

İktidarın krizi çözmek için atması gereken adımlar nettir; yandaş şirketleri ve holdingleri desteklemekten vazgeçmesi, şatafattan ve israftan vazgeçmesi, ahbap-çavuş kapitalizminden uzaklaşması ve esas itibariyle işçinin, emekçinin, emeklinin, engellinin, çiftçinin, köylünün, dar gelirlinin, orta sınıfın ihtiyacına cevap vermesi gerekmektedir. İşsizliği, hayat pahalılığını azaltacak adımlar atması gerekmektedir. Ama iktidar tam tersini sürdürmeye devam ediyor gördüğümüz gibi.

Paylaşın

Hem Cumhur İttifakı Hem De İYİ Parti CHP’nin Zaafına Oynuyor

Evrensel yazarı İhsan Çaralan, 12 Ocak’ta AKP, CHP, MHP ve İyi Partinin TBMM grup başkan vekilleri bir araya gelerek yayımladıkları Kazakistan Bildirisi, İYİ Parti’nin HDP Milletvekili Semra Güzel’in dokunulmazlık fezlekesine ilişkin tutumu ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in HDP’li Semra Güzel’in dokunulmazlık fezlekesine “evet” diyecekleri yönündeki açıklamasını değerlendiren Çaralan, “Hem Cumhur İttifakı hem de İyi Parti, CHP’nin yumuşak karnı olan Kürt sorunu karşısındaki tutumu üstünden “HDP’yle mesafesi”ne oynarken “terör konusu”ndaki zaafı okşanarak da CHP’nin yığınların siyasete müdahalesinin önüne barikat olması için teşvik etmektedirler. Böylece, siyasetin bir laf yarışı olmaktan çıkıp sahada karşılığı olan bir mücadeleye dönüşmesinin önünü kesmede CHP’nin zaafları kullanılmaktadır. Ki, süreç ilerledikçe İyi Partinin Milet İttifakına ayar verme rolü daha açıkça görülür hale gelmektedir” dedi.

“Açıkça anlaşıldığı gibi dört parti, Kazakistan’daki halk isyanını “İnsan hayatını tehlikeye atan, kamu düzenini bozan ve mala zarar veren şiddet eylemleri” olarak gördüklerini söylüyor” değerlendirmesinde bulunan Çaralan, “ Peki bu dört partinin ağız birliği ederek “İnsan hayatını tehlikeye  atan, mala zarar veren eylemciler” olarak ilan ettiği isyancılar ne istiyordu? diye sordu.

Çaralan, “Özetle isyancılar “30 yıldan fazla bir zamandan beri ülkeyi yöneten Nazarbayev ailesinin ülkeyi babaların çiftliği gibi yönetip kendileri ve yakınlarının milyar dolarlarla ifade edilen servetler edinmesi”ne karşı “Halkı işsizliğe ve yoksulluğa mahkum eden rejime son verilmesi”ni, “Yapılan fahiş zamların geri alınması”nı, “93 Anayasa’sına geri dönülmesi”ni, “Sendika ve parti kurma hakkının tanınması”nı, “Halka yönelik baskılara son verilmesi”ni, yani özetle Kazakistan’daki tek adam rejimine karşı demokratik bir Kazakistan istiyorlardı! İsyanın tüm ülkeye yayılması karşısında Tokayev, “Hükümetin istifa ettiğini, zamların da geri alınacağını” duyurdu. Ancak isyancılar Nazarbayev ve Tokayev’in de istifa etmelerini ve diğer taleplerinin de karşılanmasını istiyordu. Ne var ki Tokayev, isyancıların taleplerini karşılamak yerine Kazakistan’a diğer ülkelerden gelen 20 bin silahlı yabancı teröristin girdiğini iddia ederek Rusya’yı yardıma çağırdı” anımsatmasında bulundu.

“Kazakistan tutumunun Meclisteki dört parti böyle bir rejime her tür desteği vermeye hazır olduğunu açıklıyor” tespitinde bulunan Çaralan, “ Burada ister istemez akla; Kazakistan halkının bu en haklı talepleri için isyanını, kendileri için de bir tehdit olarak algılayan Bahçeli geliyor. Çünkü Bahçeli, Kazakistan’daki isyanın zirve yaptığı günlerde, ülkedeki “Sokağa dökülme” tartışmasını da bahane edip Millet İttifakını da hedefe koyarak, “Kazakistan bitinizi mi kanlandırdı; Türkiye’den Kazakistan mı çıkarmak istiyorsunuz?” diye sormuştu. Tabii burada akla sadece Bahçeli’nin sorusu değil, “CHP ve İYİP’in bildiriye Bahçeli’nin bu sorusuna yanıt olarak mı imza attılar?” sorusu da geliyor. Çünkü bu bildiriye imza atarak bu partiler Bahçeli’yi çok rahatlatmış olmalı! Tabii aynı zamanda “Sokağa dökülme bizim kitabımızda yok” diyen Kılıçdaroğlu’nu da rahatlatmış olmalılar” dedi.

Çaralan’ın Evrensel’de yayımlanan yazısının bir kısmı şu şekilde:

İYİ Parti, Millet İttifakı’na ayar vermeye devam ediyor

AKP ve MHP, son günlerde HDP Milletvekili Semra Güzel’in PKK’li Volkan Bora ile 5 yıl önce, “çözüm süreci”nde çekilmiş fotoğrafları üstünde tepiniyor. Nitekim bu tepinme Semra Güzel’in milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırlanıp Meclise gönderilmesine kadar geldi.

Büyük olasılıkla da AKP ve MHP tezkereyi Semra Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması için Meclis Genel Kuruluna getirecekler. Tabii sadece AKP ve MHP de değil İyi Partililer de el ovuşturarak Semra Güzel’in fezlekesini bekliyorlar.

Nitekim İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, gazetecilerin sorusu üzerine; “Semra Güzel isimli milletvekilinin bir fezlekesi gelecek. Bildiğim kadarıyla ‘evet’ oyu verecek arkadaşlarımız. İYİ Partinin tutumu her zaman teröre yataklık, iltisak gibi konularda açık ve nettir” derken AKP ve MHP’lilerden bile heyecanlı olduğu Akşener’in sesine yansıyordu!

Böylece, daha AKP ve MHP’nin fezlekeyi Meclise getirip getirmeyeceği bile kesinleşmemişken İyi Parti çoktan kararını vermekle de kalmamış, bu kararı kamuoyuyla paylaşmakta da bir beis görmemişti.

Tabi Akşener, ortağı CHP’nin ne diyeceğini de umursamamıştı! Belki de Akşener, CHP içinde bir tartışma yaratmayı da amaçlayarak bu açıklamayı önceden yapmayı tercih etmişti!

Yani Akşener, “Biz tutumumuzu söyledik. Şimdi CHP düşünsün!” demiş olmaktadır.

Hem Cumhur İttifakı hem de İyi Parti, CHP’nin yumuşak karnı olan Kürt sorunu karşısındaki tutumu üstünden “HDP’yle mesafesi”ne oynarken “terör konusu”ndaki zaafı okşanarak da CHP’nin yığınların siyasete müdahalesinin önüne barikat olması için teşvik etmektedirler. Böylece, siyasetin bir laf yarışı olmaktan çıkıp sahada karşılığı olan bir mücadeleye dönüşmesinin önünü kesmede CHP’nin zaafları kullanılmaktadır. Ki, süreç ilerledikçe İyi Partinin Milet İttifakına ayar verme rolü daha açıkça görülür hale gelmektedir.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Anayasa Değişikliği Rafa Kalktı, Seçim Yasası Da Sallantıda

Gazeteci Murat Yetkin, “Anayasa değişikliği rafa kalktı, seçim yasası da sallantıda” balıklı yazısında, AK Parti ve MHP’nin kendi taslak çalışmalarını yaptığı anayasa değişikliğinin rafa kalktığını, Bahçeli’nin gündeminde olan seçim yasası değişikliği ise TBMM’ye getirilmesinin geciktikçe sallantıya girdiğini ifade etti.

Murat Yetkin, “Güvenilir kaynaklara göre, AK Parti ve MHP’nin Cumhur İttifakının cumhurbaşkanlığı seçiminden önce anayasa değişikliğine gitme planları fiilen rafa kaldırılıyor. Gerek Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan gerekse MHP lideri Devlet Bahçeli’nin gündeminde olan seçim yasası değişikliği ise TBMM’ye getirilmesi geciktikçe sallantıya giriyor” dedi.

Murat Yetkin, seçim barajını yüzde 10’dan yüzde 7’ye düşürecek seçim yasasının ekim ayında Meclis’e getirileceği söylenmesine karşın bu konuda da henüz bir gelişme olmadığını hatırlattığı ‘yetkinreport.com’daki köşesinde şu noktalara dikkat çekti.

“Seçim, Erdoğan ve Bahçeli’nin defalarca söylediği gibi zamanında yapılacaksa 18 Haziran 2023’te yapılması gerekiyor. Anayasanın 67’inci maddesiyse ‘Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz’ diyor. Bunun anlamı, yine de erken seçim yapılamayacağı değil, ancak yapılırsa seçim yasası değişikliğinin uygulanamayacağı. Dolayısıyla iktidar eğer yeni bir seçim yasası çıkarıp uygulamak istiyorsa 18 Haziran’dan bir gün öncesinden bir yıl önce, yani 17 Haziran 2022’de yürürlüğe girmesi gerekiyor.”

Bu noktada Anayasa Mahkemesi’ne başvuru ihtimalinin hesaba katılması gerektiğine dikkat çeken Yetkin “Eğer CHP Anayasa Mahkemesi’ne iptal başvurusu yaparsa bu takvim fena halde şaşabilir. Özellikle MHP açısından önem taşıyan barajın yüzde 7’ye indirilmesi bakımından” diye yazdı.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

İYİ Partili Başkanlardan Akşener’e: Adaylığınızı Bekliyoruz

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin 19 ilçe belediye başkanı ile bir araya geldi. Belediye başkanları Ekrem İmamoğlu veya Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanı adayı olması gerektiğini söylerken, bazı belediye başkanları da Akşener’in aday olması gerektiğini dile getirdi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin 19 ilçe belediye başkanı ile bir araya geldi. Toplantıda Cumhurbaşkanlığı adaylığı da konuşuldu.

Habertürk’ün haberine göre, başkanların bir kısmı Ekrem İmamoğlu bir kısmı ise Mansur Yavaş’ın adaylığı halinde yarışı kazanabileceğini kaydetti. Bazı belediye başkanları Akşener’in aday olmasını beklediklerini söyledi. Akşener ise, “Mesele ben meselesi değil, mesele Türkiye” dedi.

Belediyelerin çalışmaları, ihtiyaçları ve önümüzdeki seçimler masaya yatırıldı. Bazı belediye başkanları yaşadıkları ve dile getirilmesini bekledikleri sorunları iletti. Yaklaşık 4 saat süren toplantıda İYİ Parti lideri uzun uzun notlar aldı.

İletilen sorunlardan biri de asgari ücrete ilişkin oldu. Bazı belediye başkanları asgari ücretin yüzde 50 oranında arttırıldığını ancak gelirlerinin o oranda artmadığını söyledi.

‘Kavgadan uzak durun’

Önümüzdeki seçimler de toplantının önemli başlıklarından biriydi. İYİ Parti Genel Başkanı Meral
Akşener başkanlara “sahada olun, milletin sorunlarını çözün ve kavgadan uzak durun” talimatı verdi. Seçim sürecinin sert bir iklimde geçeceğini kaydetti.

İmamoğlu ve Yavaş tespiti

Toplantıda Cumhurbaşkanlığı seçimleri de görüşüldü. Meral Akşener, kim olursa olsun Millet İttifakı adayının 13. Cumhurbaşkanı söyledi. Söz alan belediye başkanları kendi bölgelerindeki genel kanaatleri iletti. Başkanların bir kısmı Mansur Yavaş bir kısmı ise Ekrem İmamoğlu’nun aday olması halinde cumhurbaşkanlığını kazanabileceğini belirtti.

‘Sizin adaylığınızı bekliyoruz’

Bazı belediye başkanları ise, Meral Akşener’e “Sizin adaylığınızı bekliyoruz” dedi. Ancak Akşener, bir kez daha başbakanlığı işaret etti. Aday olmayacağını belirten İYİ Parti lideri, “Mesel ben meselesi değil. mesele Türkiye. Yorulmuş bir hükümet var. Türkiye’nin normalleşmesi lazım. Bunu kırıp dökmeden parlamenter sisteme geçirecek bir cumhurbaşkanı adayı ile gerçekleştirebiliriz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Süper Lig’de 22. Haftanın Hakemleri Belli Oldu

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Süper Lig’de 22. Hafta karşılaşmalarını yönetecek hakemleri açıkladı. Buna göre, ligin zirvesini ilgilendiren Trabzonspor – Giresunspor maçında Alper Ulusoy düdük çalacak.

Haber Merkezi / Yine ligde üst sıraları ilgilendiren Fenerbahçe – Altay karşılaşmasını Hüseyin Göçek, Galatasaray – Kasımpaşa maçını Tugay Kaan Numanoğlu, Karagümrük – Beşiktaş karşılaşmasını ise Halil Umut Meler yönetecek.

İşte Süper Lig’de 22. haftanın maçlarını yönetecek hakemler:

18 Ocak Salı

17:00 Gaziantep FK – Yeni Malatyaspor: Ümit Öztürk

20:00 Konyaspor – Adana Demirspor: Yasin Kol

20:00 Karagümrük – Beşiktaş: Halil Umut Meler

19 Ocak Çarşamba

17:00 Çaykur Rizespor – Antalyaspor: Yaşar Kemal Uğurlu

17:00 Göztepe – Sivasspor: Suat Arslanboğa

17:00 Kayserispor – Başakşehir: Mete Kalkavan

20:00 Fenerbahçe – Altay: Hüseyin Göçek

20:00 Trabzonspor – Giresunspor: Alper Ulusoy

20 Ocak Perşembe

17:00 Alanyaspor – Hatayspor: Bahattin Şimşek

20:00 Galatasaray – Kasımpaşa: Tugay Kaan Numanoğlu

Paylaşın

Kovid 19’da Haftalık Vaka Sayıları Açıklandı: Bingöl, İstanbul, Eskişehir Zirvede

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, vaka yoğunluğu bir önceki haftaya göre en çok artan 10 ilin Bingöl, İstanbul, Eskişehir, Muğla, Gümüşhane, Kırklareli, İzmir, Yalova, Ankara ve Karabük olduğunu açıkladı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca sosyal medya hesabından, il bazında her 100 bin nüfusa karşılık gelen COVID-19 vaka sayılarının yer aldığı haritayı paylaştı. Bakanlığın 1-7 Ocak verilerine göre, her 100 bin kişideki vaka sayısı İstanbul’da 1222,37, Ankara’da 386,15, İzmir’de 574,85 oldu.

Önceki hafta: Her 100 bin kişide görülen vaka sayısı, 25-31 Aralık 2021’de İstanbul’da 663,69, Ankara’da 184,29, İzmir’de 323,30 olarak kayda geçmişti.

En çok artan 10 il

Bakan Koca, vaka yoğunluğu bir önceki haftaya göre en çok artan 10 ilin Bingöl, İstanbul, Eskişehir, Muğla, Gümüşhane, Kırklareli, İzmir, Yalova, Ankara ve Karabük olduğunu belirtti.

İllere göre 1-7 Aralık’ta her 100 bin nüfusta görülen COVID-19 vaka sayıları yüksekten düşüğe şöyle sıralandı:

Eskişehir (1359,54), İstanbul (1222,37), Kırklareli (843,43), Bingöl (705,9), Çanakkale (609,55), Muğla (605,33), İzmir (574,85), Bilecik (551,4), Tekirdağ (547,61), Gümüşhane (532,1), Edirne (527,51), Yalova (519,83), Kocaeli (511,65), Giresun (450,39), Trabzon (447,59), Balıkesir (437,8), Ankara (386,15), Bolu (384,37), Ordu (381,53), Rize (378,38), Aydın (354,84), Bursa (333,54), Sakarya (324,75), Düzce (324,25), Karabük (295,96), Denizli (294,26), Samsun (283,39), Manisa (278,23), Mersin (233,79), Burdur (230,63), Kütahya (226,12), Bartın (218,62), Zonguldak (213,46), Artvin (212,98), Isparta (208,49), Sinop (204,19), Adana (198,65), Amasya (195,53), Tokat (193,19), Kastamonu (190,77), Çorum (175,43), Uşak (149,42), Nevşehir (146,9), Tunceli (143,81), Kırşehir (139,89), Osmaniye (123,05), Kırıkkale (122,71), Hatay (116,31), Yozgat (101,41), Afyonkarahisar (100,15), Aksaray (99,52), Kayseri (98,42), Çankırı (96,66), Siirt (94,54), Antalya (90,61), Niğde (88,93), Erzincan (87,02), Erzurum (84,53), Konya (83,11), Karaman (74,93), Elazığ (68,37), Sivas (66,36), Diyarbakır (49,62), Bayburt (48,83), Kilis (42,02), Iğdır (41,73), Kahramanmaraş (40,83), Gaziantep (39,55), Batman (35,95), Kars (26,32), Malatya (25,68), Mardin (21,64), Şanlıurfa (19,81), Ardahan (19,76), Şırnak (18,97), Bitlis (18,8), Adıyaman (16,92), Muş (13,62), Ağrı (12,33), Hakkari (6,77), Van (4,7).

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’a Dikkat Çeken Gönderme

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek, “Müstakbel muhalefet partisi genel başkanı konuşmuş” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, sosyal medya hesabından Sabah gazetesinde bulunan ‘Tüm sıkıntıları biz çözeriz’ başlıklı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerinin yer aldığı haberi alıntıladı.

Akşener, alıntıladığı gönderiye “Müstakbel muhalefet partisi genel başkanı konuşmuş. Ne diyelim, Allah tamamına erdirsin…” yazdı.

İYİ Parti Lideri Akşener’in paylaşımı şu şekilde:

Erdoğan’ın Aydın programı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aydın’da ilk olarak Söke ilçesindeki kağıt fabrikasının açılışını gerçekleştirdi.

Ardından merkez ilçe Efeler’e geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Kent Meydanı’nda düzenlenen törende Çine Gökbel Barajı, 4 bin 398 kişilik öğrenci yurdu, Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi ek hizmet binası ile Aydın’da yapımı tamamlanan diğer projelerin toplu açılışını yaptı.

Erdoğan, açılış sonrasında Aydın Valiliği’ni ziyaret etti. Vali Hüseyin Aksoy’dan brifing alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Adnan Menderes Üniversitesi’nde gerçekleştirilecek olan AK Parti Aydın İl Başkanlığı Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’na katılmak üzere valilikten ayrıldı. Erdoğan, ardından, il danışma toplantısına katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayrıca, Aydın’ın Koçarlı ilçesinde yapımı tamamlanan Adnan Menderes Demokrasi Müzesi’nin açılışını gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a cemevi başkanları ile çeşitli köylerin mahalle muhtarları teşekkür ziyaretinde bulundu.

Paylaşın

Galatasaray, Torrent’le Çıktığı İlk Maçta Kazanamadı

Süper Lig’in 21. haftasında Galatasaray ile Hatayspor karşı karşıya geldi. Galatasaray, 6 gol, 2 penaltı ve 1 kırmızı kartın çıktığı maçta Hatayspor’a 4-2 mağlup oldu. Bu sonucun ardından Glatasaray 27 puanda kaldı. Hatayspor ise puanını 35’e yükseltti.

Haber Merkezi / Ev sahibine galibiyeti getiren goller Diouf (43′-pen.), Kamara (62′) ve Saba’dan (79′-90′) gelirken Galatasaray’ın gollerini Emre Kılınç (23′) ve Kerem Aktürkoğlu (45+7) kaydetti. Galatasaray’da Taylan Antalyalı, 82. dakikada gördüğü direkt kırmızı kart ile oyun dışında kaldı.

Galatasaray, gelecek hafta Kasımpaşa’ya konuk olacak. Hatayspor ise Alanyaspor deplasmanına çıkacak.

Goller;

23. dakikada Galatasaray, Emre Kılınç’ın golü ile maçta gol perdesini açtı. Patrick Van Aanholt’un sol kanatta yerden ceza alanına gönderdiği ortasına hareketlenen Emre Kılınç’ın, hafif sağ çaprazdan gelişine yaptığı vuruşta meşin yuvarlak Hatay kalecisi Abdullah Yiğiter’in yanından ağlarla buluştu.

42. dakikada Alpaslan Öztürk’ün, Mohammed Kamara’ya ceza alanı içinde yaptığı kontrolsüz müdahale sonrasında hakem Erkan Özdamar, VAR uyarısıyla pozisyonu izleyerek penaltı noktasını gösterdi. 43. dakikada Hatayspor, Mame Diouf’un golü ile maçta eşitliği yakaladı. Kazanılan penaltı vuruşu için topun başına geçen Mame Diouf, şutunu attı ve kaleci İsmail Çipe ve topu ayrı köşelere göndererek meşin yuvarlağı ağlara gönderdi.

45. dakikada Galatasaray, Kerem Aktürkoğlu’nun harika frikik golüyle maçta tekrar öne geçti. Ceza sahası dışında kaleyi karşıdan gören bir noktadan kazanılan serbest vuruşu kullanan Kerem Aktürkoğlu’nun, doğrudan kaleye gönderdiği şutunda meşin yuvarlak Abdullah Yiğiter’in müdahalesi yeterli olmayınca köşede ağlarla buluştu.

62. dakikada Hatayspor, Mohammed Kamara’nın golü ile maçta tekrar eşitliği yakaladı. Dylan Saint-Louis’nin sağ kanatta yerden ceza alanına gönderdiği ortasına hareketlenen Mohammed Kamara, İsmail Çipe’yi geçen topa altıpas içinde dokunarak meşin yuvarlağı ağlara yolladı.

79. dakikada Hatayspor, Saba Lobjanidze’nin golü ile maçta öne geçti. Mahmoud Kahraba’nın pasıyla ceza sahası içinde buluşan Lobjanidze, İsmail Çipe’yi avlamayı başardı ve takımını 3-2 öne geçirdi.

82. dakikada Galatasaray 10 kişi kaldı! İki takım oyuncuları arasında yaşanan tartışma sonrasında hakem Erkan Özdamar tarafından Ruben Ribeiro sarı kartla, Taylan Antalyalı ise direkt kırmızı kartla cezalandırıldı. 90’da bir kez daha sahneye çıkan Saba Lobjanidze’nin hızlı hücumdan gelen golü ile Hatayspor son noktayı koydu ve seyircisi önünde 4-2 kazandı.

Paylaşın

Ekonomi Uzmanları: Enflasyon Daha da Yükselecek

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 3 Ocak’ta açıkladığı verilere göre, Aralık ayı enflasyonu bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 36’dan fazla artış gösterdi. Bu, enflasyonda son 19 yılın en yüksek seviyesi. VOA Türkçe’ye konuşan ekonomi uzmanları önümüzdeki birkaç ayda enflasyonun daha da yükseleceği öngörüsünde bulundu.

VOA Türkçe’ye Londra’dan Skype üzerinden konuşan gelişmekte olan piyasalar uzmanı Timothy Ash, önümüzdeki birkaç ayda enflasyonun daha da artmasını öngörüyor.

Ash, “Lira biraz daha istikrara kavuşsa bile, üretici fiyatı enflasyonu yüzde 80. Yüzde 36 olarak açıklanan tüketici fiyatı enflasyonu ile bu oran arasındaki fark fiyatlama maliyetinin bir kısmının tüketiciye yansıyacağını gösteriyor. Bu nedenle önümüzdeki birkaç ay içinde enflasyon döviz kurunun nasıl olacağından bağımsız olarak yüzde 50 seviyesine yükselecek gibi görünüyor. Yılın geri kalanıysa döviz kuru ve büyümenin nasıl olacağına bağlı” dedi.

Türkiye Merkez Bankası geçtiğimiz günlerde ihracatçıların döviz gelirlerinin yüzde 25’ini Merkez Bankası’na satma zorunluluğu getirdi.

Johns Hopkins Üniversitesi’nden Uygulamalı Ekonomi Bölümü Profesörü Steve Hanke, bu adımı yatırımcı güveni açısından kötü bir işaret olarak yorumladı.

Hanke, “Bu döviz kontrolunun ilk unsuru ve olumsuz bir işaret. Para birimleri ve döviz rezervi durumları zayıf olan ülkelerde yaygın görülen bir şey. Türkiye’nin döviz rezervi pozisyonu negatif. Burada yapılmaya çalışılan negatif net pozisyonun azaltılması için dolar edinmeye çalışmak. Merkez Bankası’nın bilançosundaki delik bu döviz regülasyonlarıyla kapatılmaya çalışılıyor” dedi.

Türkiye Birleşik Arap Emirlikleri’nin ardından Suudi Arabistan’la da ilişkilerde gerilimi düşürmek amacıyla adımlar atıyor.

Suudi Arabistan Cemal Kaşıkçı cinayetinin ardından resmi olarak olmasa da Türk ürünlerine boykot uygulamıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan Şubat ayında Suudi Arabistan’ı ziyaret edeceğini açıkladı.

Gelişmekte olan piyasalar uzmanı Timothy Ash körfez ülkeleriyle gerilimin düşürülmesinin ekonomiye etkisini değerlendirdi.

Ash, “İlişkiler bir yere kadar normalleştirilebilir ancak bu ülkeler yüklü çekler yazmayacaktır. Ucuz birtakım varlıklar olursa, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan bunları satın alacaktır. Çünkü bunlar uzun vadede ilginç yatırım fırsatlarıdır. O nedenle Türkiye Merkez Bankası’na milyarlarca dolar körfez parası aktığını görmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’de halk şu anda bankacılık sistemine güveniyor ama Lira’ya güvenmiyor”

Peki, Türkiye’de bankacılık sektörü krizi atlatabilecek kadar güçlü mü?

Hanke buna, “Türkiye’deki bankacılık sistemi daha önce benzer döviz krizlerini atlattı. Tarihe baktığımızda bankacılık sektörünün iyi manevra yapıp mali açıdan güçlü kalmayı başardığını görürüz. Ama yine de bu tehlikeli bir oyun. Bütün resmin önemli bir parçası da gözümüzü bankacılık sektöründen ayırmamak. Türkiye’de halk şu anda bankacılık sistemine güveniyor ama Lira’ya güvenmiyor. O nedenle Lira’yı dolara çeviriyor ama para hala bankada” sözleriyle yanıt verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin siyasi ve ekonomik geleceğini bir daha asla Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi küresel ekonomik vesayet kurumlarının reçetelerine teslim etmeyeceğini” söyledi.

Steve Hanke de Türkiye için çözümün içerden gelmesi gerektiği görüşünde.

Hanke, “Sanırım bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan’la aynı fikirde olma eğilimindeyim. IMF ile anlaşma yenilenmediği zaman bunun iyi bir adım olduğunu düşündüm. Ekonomide yapılacak en iyi şey kendi evinizi toparlamaktır. Çünkü sorunların çoğu ülke içinden kaynaklıdır” dedi.

Türkiye’de ekonomik sorunlar sebebiyle erken seçim çağrılarını da değerlendiren uzmanlara göre, seçimlerin normalde yapılmasının planlandığı 2023, ekonominin mevcut seyri göz önünde bulundurulduğunda fazla uzun bir süre.

VOA Türkçe’ye konuşan uzmanlar, alınan önlemler ve yapılan müdahalelerin ancak bir süre etkili olabileceği görüşünü savunuyor.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Vaka Sayısı 55 Bin Sınırında

Kovid 19’da son 24 saatte 54 bin 100 yeni vaka tespit edilirken, 177 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “NE ENDİŞE NE GEVŞEME! Tedbirle, aşıyla bugünü de aşacağız.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 364 bin 426 test yapılırken, 54 bin 100 yeni vaka tespit edildi. 177 kişi hayatını kaybederken, 68 bin 895 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Salgının her döneminde olumsuz propagandalar yapıldı. Aslında bir “salgın” olmadığı veya durumun kat kat fazla kısıtlama gerektirdiği iddia edildi. Süreci makul şekilde yönetme çabası ise bizi bugün normale yaklaştırdı. NE ENDİŞE NE GEVŞEME! Tedbirle, aşıyla bugünü de aşacağız.

 

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın