Vatandaşın En Önemli Sorunu ‘Hayat Pahalılığı’

Mehmet Ali Kulat’ın başkanı olduğu MAK Araştırma Şubat ayı içerisinde yapılan son seçim anketi sonuçlarını kamuoyuna duyurdu. Ankette, vatandaşın en önemli sorunu yüzde 54’le hayat pahalılığı.

5 bin 750 kişinin katıldığı anket sonuçlarına göre Millet İttifakı seçim yarışını önde götürürken, Cumhur İttifakı’nda oy kaybının devam ettiği gözlemleniyor.

Ankete katılanlara “Yarın seçim olsa oyunuzu hangi partiye verirsiniz” sorusu sorulurken verilen cevaplara göre AK Parti’nin oy oranı yüzde 31,1, CHP’nin oy oranı yüzde 25,5, İYİ Parti’nin oy oranı yüzde 14,8 gözüken MHP’nin oy oranı ise yüzde 7,2 olarak hesaplandı.

Ankette en dikkat çeken unsurlardan birisi de önceki anketlerde yüzde 8-12 aralığında olan kararsızların yüzde 5’e (287 kişi) kadar gerilemesi oldu.

Son 6 ayda iktidara karşı bakış açışı ankete katılanların yüzde 46’sında olumsuz yönde değişirken, yüzde 44’ünde herhangi bir değişiklik göstermemiş. Son 6 ayda iktidara karşı görüşü olumlu yönde değişenlerin oranı ise yüzde 2.

Yarın bir seçim olsa son seçimde oy verdiği partiye tekrar oy vereceğini söyleyenlerin oranı yüzde 45 çıkarken, aynı partiye oy vermeyeceğini söyleyenler yüzde 48 oldu.

İlk seçimde hangi ittifakın cumhurbaşkanı adayına oy vereceği sorulan katılımcıların yüzde 38’i Millet İttifakı, yüzde 36’sı ise Cumhur İttifakı cevabı verdi. Adaya göre tavrını belirleyecek olanların oranı ise yüzde 12 çıktı.

Paylaşın

Kabinede Revizyon Bekleniyor; Üç Bakanlıkta Görev Değişimi Olacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Kabine toplantısının önümüzdeki hafta yapılması bekleniyor. Ocak ayında yapılan toplantı sonrasında basına açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Adalet Bakanlığı’ndaki değişiklikle ilgili “Gerekirse kabinede yeni değişiklikler yapabiliriz” ifadesi iktidar kulislerini hareketlendirdi.

Euronews’ta yer alan habere göre; Kulislere göre aslında şubat ayında kabinede mini bir revizyon bekleniyordu ama olmadı. Bu mini revizyonda özellikle iki bakanlıkta değişim bekleniyor. Biri Dışişleri Bakanlığı diğeri de Sağlık Bakanlığı. Mart ayına ertelenen bu değişimin gerçekleşme ihtimali çok yüksek…

Ancak AK Parti kulislerinde konuşulanlara göre Sağlık Bakanlığı’nda yakın zamanda bir değişim beklenmiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Covid-19 öncelikli tehdit olmaktan çıkana ve yasaklar kalkana kadar Fahrettin Koca’nın görevine devam etmesinden yana olduğu konuşuluyor.

İbrahim Kalın’ın adı Kültür, Hakan Fidan’ın ise Dışişleri Bakanlığı için geçiyor

Uzun zamandan beri kamuoyunda değişimin konuşulduğu asıl bakanlık ise Dışişleri…

Mevcut Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ayrılması durumunda yerine iki güçlü adayın ismi öne çıkıyor. Birincisi Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, diğeri ise Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mevlüt Çavuşoğlu’ndan memnun. Ancak Erdoğan, mevcut uluslararası konjonktürde Dışişleri Bakanlığı için daha aktif politika izleyen bir aktöre ihtiyaç olduğu düşüncesinde.

Buna da örnek olarak Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar gösteriliyor. Akar gibi dış politikada net ve belirleyici politikalar üreten bir ismin yeni dönemde Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturması planlanıyor.

En çok konuşulan isim MİT Başkanı Hakan Fidan. İki neden gösteriliyor. Fidan’ın Türkiye’nin dış politika uygulamasında Savunma Bakanı Hulisi Akar’la yakın çalışma içinde olması ve de Suriye, Libya, Afrika ve Azerbaycan gibi çok sayıda yerde Türkiye’nin dış politikasının sahadaki uygulayıcısı konumunda olması.

Diğer taraftan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Fidan’ın bir süre daha MİT Başkanlığı görevinde kalmasından yana olduğu belirtiliyor. İki nedenden dolayı.

İlki Gülen yapılanması ile uluslararası alandaki mücadelenin bitmediği, yani tehlikenin tam olarak geçmediği düşüncesi.

İkincisi ise PKK ile mücadele. Özellikle Suriye’nin kuzeyindeki kargaşa ve hem bu bölgede hem de Irak’ta zaman zaman PKK yöneticilerine yönelik gerçekleştirilen nokta atışı operasyonlarının kesintiye uğrayacağı kaygısı.

Hatırlanacağı üzere, Hakan Fidan 7 Haziran 2015’te yapılan genel seçimler öncesi milletvekili aday olmak üzere görevinden istifa etmiş ancak Erdoğan “Hakan Fidan’ın adaylığına olumlu bakmıyorum” demişti. Aday yapılmayan Fidan bir süre sonra da MİT’e geri dönmüştü.

Fidan, bakan yapılmazsa seçimden önce Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak atanacak

MİT Başkanı Hakan Fidan’ın görevine devam etmesi ve Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturmaması durumunda 2023 Haziran seçimlerinden önce kendisine daha önemli bir görev verileceği konuşuluyor.

İktidar kulislerine göre, bu görev icracı Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı olacak. Seçimden kısa bir süre önce yapılması dillendirilen bu atamanın, aynı zamanda Erdoğan’ın seçimi kazanmaya yönelik bir hamlesi olarak da okunabileceği konuşuluyor.

Dışişleri Bakanlığı koltuğunun Hakan Fidan’dan daha çok konuşulan ikinci adayı ise Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın.

Özellikle bir önceki Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump döneminden bu yana, ABD Dışişleri bürokrasisiyle kurduğu iletişim İbrahim Kalın’ı daha da öne çıkarıyor.

Ancak kulislere göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın planları arasında Kalın’a Dışişleri Bakanlığı koltuğundan çok, başka bir koltuğun verilmesi söz konusu.

Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın ikiye ayrılıp, Kültür Bakanlığı’na İbrahim Kalın’ın atanacağı ifade ediliyor. İbrahim Kalın’ın adının geçtiği hem Dışişleri hem de Kültür Bakanlığı’na nasıl baktığı ise bilinmiyor.

Tarım Bakanlığı’na Kürt seçmenle bağ kuracak isim getirilecek

Değişimin beklendiği bir diğer bakanlık ise Tarım ve Orman.

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin yerine de konuşulan iki isim var. Birisi geçmişte de bu görevi yürüten Mehdi Eker, diğeri ise Ak Parti Dış İlişkiler Başkanı ve eski İçişleri Bakanı Efkan Ala.

Kulislere göre, iktidarın Tarım ve Orman Bakanlığı için düşündüğü iki isim de genel seçim öncesi Kürt seçmen için yatırım aracı olarak görülüyor. Yani bu koltukta oturacak bakanın, Kürt seçmenle bağ kurması beklentisi var.

Öncelikli isim olarak da Mehdi Eker öne çıkıyor. Ancak AK Parti’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu teşkilatlarının hem de bazı milletvekillerinin Eker’e karşı itirazları olduğu konuşuluyor.

Erdoğan’ın yakın zamanda Batman’da gençlerle bir araya geldiği ve Kürtçe şarkılarla karşılandığı buluşmayı organize eden isim olan Mehdi Eker’e parti teşkilatlarının itirazının nedeni ise kendilerini tamamen yok sayıp, kayyımlarla hareket etmesi gösteriliyor.

Bu nedenle Efkan Ala’nın Tarım Bakanı olarak atanmasının sürpriz olmayacağı konuşuluyor. Ala’nın ismi bir süre önce de Sedat Peker söylemleri nedeniyle istifa edeceği iddia edilen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yerine anılıyordu.

Hatta iktidar kulislerinde, Tarım Bakanlığı’na atanması durumunda Ala’nın bu koltukta uzun süre kalmayacağı, ilerleyen dönemlerde de İçişleri Bakanlığı’na atanabileceği de dillendiriliyor.

Paylaşın

Karamollaoğlu: Muhalefetin Adayı Kılıçdaroğlu Da Olabilir Ama…

Muhalefetin cumhurbaşkanı adayının “seçilmesinde tereddüt edilmeyecek” bir aday olması gerektiğini ifade eden SP Lideri Karamollaoğlu, “O aday Sayın Kılıçdaroğlu olursa, o da olur. Ama iyi araştırılması, iyi etüt edilmesi gerekir” dedi.

Karamollaoğlu, kendisinin de katıldığı 6 muhalefet liderinin 12 Şubat’ta gerçekleştirdikleri “yuvarlak masa” toplantısıyla ilgili MHP lideri Bahçeli’nin “Masanın gizli ayağı HDP” yönündeki açıklamalarına ise “Bu doğrudan doğruya yalan” sözleriyle tepki gösterdi.

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrat Parti ve DEVA Partisi liderleri, pazartesi günü “güçlendirilmiş parlamenter sistem” çalışmasını geniş katılımlı bir toplantıyla kamuoyuna açıklayacak.

Toplantının ev sahiplerinden, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “6’lı ittifaka” dönüşmesi beklenen muhalefetin yol haritası ve güncel siyasi gelişmelere ilişkin BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın sorularını yanıtladı;

Siz Kasım ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ziyaretinizde demiştiniz ki, “Anlaşmamakta anlaştık.” Ahlatlıbel toplantısındaki yuvarlak masadan kalkarken, hissiyatınız neydi?

Genelde herkesin hissiyatı olumluydu. Yani müsbet bir hava doğdu. Farklı fikirler kısmen gündeme getirildi ama biz hiçbir konunun detayına inmedik. Orada mesela Pazartesi günü yapacağımız toplantıdaki konuların hiçbirisine dokunmadık.

Peki o halde ne görüştünüz beş saat boyunca?

Ne yapacağız diye oturduk, konuştuk. Yemek yedik önce bir defa. Sonra da bu meselelere nasıl yaklaşalım meselesi daha çok gündeme geldi. İyi bir sohbet oldu doğrusu.

Genelde böyle bir birlikteliğe ihtiyaç olduğuna temas edildi. Hiçbir konunun üzerinde uzun uzun durulmadı. Sadece bu işin, bu çalışmaların devam etmesinde, bunun ileride somutlaşma aşamasına gelindiğinde detaydaki meselelerin de zaman içinde konuşulmasına karar verildi. Sürenin uzun olması, çok detaylı önemli konuların ayrı ayrı konuşulduğu manasına gelmiyor.

Bu yayımlanan metin ne ihtiva ediyorsa, aslında o konuşuldu sayılır. Metinde dikkat ederseniz herhangi bir detaya girilmedi.

‘İttifakın isminde değişiklik olmasını gerekli görmüyorum’

Sayın Davutoğlu, ittifakın yeni bir isim altında, yeni bir mekanizmayla oluşturulmasını önermişti. Bu, toplantı masasında nasıl konuşuldu? Sizin bu konuda görüşünüz nedir?

Yani Sayın Davutoğlu’nun böyle bir fikri var. “Bir değişiklik olur, topluma daha güzel bir mesaj verilir,” diye. Tabii farklı kanaatte olanlar da var. İsim de aslında kapsayıcı. Aynı zamanda ideolojik olmayan bir isim. Bundan dolayı da değişiklik olmasını ben şahsen gerekli görmüyorum. Ama o da gündeme geldi. Bizim içimizde de bazı arkadaşlar, “Bu ittifak içinde olmak ne kadar doğrudur, bu ittifaktan çıkılsa mı, yeni bir ittifak mı kurulsa, yeni bir perspektifle mi yaklaşılsa…” Bunlar zikrediliyor. Ama neticede bir konu üzerinde ittifak edilecek ve bir konu üzerinde yürünecek.

‘Geçiş sürecinde atılacak adımlar gündeme gelecek’

Size “5 benzemez” hatta artık “6 benzemez” diyenler var. İşte bir parti “İstanbul Sözleşmesi geri gelecek” diyor, siz farklı bakıyorsunuz, keza ekonomide farklı bakışlar var… 6 partili bir ittifak veya koalisyon iktidarında bu görüş ayrılıkları nasıl uyumlaştırılacak, endişesi yaratmaz mı seçmende?

Bir defa bu bir ittifak. Bugüne kadar ben şahsen bu işi sadece bir ittifak olarak görüyordum. Ancak ekonomide, dış politikada karşılaştığımız problemler o kadar büyüdü ki; geçiş döneminde atılması gereken birtakım adımlar var. Zaten bizim Pazartesi günü (28 Şubat) gündeme getireceğimiz konular o konular olacak.

Bizim temelde bu problemleri çözmek için atmamız icap eden adımlar ne olacak? Birbirimizle çelişmeden mesela “ekonomi” dedik. Bizim prensip olarak söylediğimiz şu; şu anda ekonomide üstesinden gelinemeyecek kadar büyük problemler ortaya çıktı. Bugüne kadar tatbik edilen yanlış politikalardan dolayı. Şu anda bizim üzerinde duyduğumuz konu kaynak temini. O halde israfı, yolsuzluğu, rüşveti bütünüyle ortadan kaldıracağız. İsraf dediğimiz zaman da lükse harcanan paradır, bir üretime katkı sağlayamayacak yatırımlar, bize göre hepsi israftır.

Bütün bu hedefleri planlamak için parlamenter sistem çalışmasında olduğu gibi ayrı ayrı ortak komisyonlar mı kurulacak, nasıl bir yöntem izleyeceksiniz?

Şu anda böyle bir düşünce yok. Ancak bu dediğiniz detaylar iktidar olmadan ortaya koymak çok zordur. Ana hatları belirlenir, iktidar olduğunuz zaman bu politikaları, verilere bakarak tam olarak belirlersiniz. Biz şu anda her veriye sahip değiliz.

‘İttifakın şartları oluşuyor’

Siz daha önce, “ittifakları seçim sürecine girildiğinde konuşuruz” demiştiniz ama şimdi görüyorum ki ittifak fikrine yakın duruyorsunuz. Artık bu işbirliği, 6’lı ittifaka gidiyor diyebilir miyiz?

Tabii, bunu şartlar oluşturuyor. Türkiye’nin şartları artık eskisi gibi değil. Bizim geçmişte ittifakı yaparken de bir numaralı hedefimiz bu yanlış sistemi değiştirmekti. Yani bu başkanlık sistemi hesap vermeyen, layüsel [hesap vermeyen] bir sistemi içimize sindirmemiz mümkün değildir. Bunu yapacak olan da şu anda maalesef, muhalefet kalıyor. Maalesef diyorum, yani iktidar partisi bu noktada bir adım atacak olsa, onunla da oturup konuşulabilir. Ama ben Sayın Cumhurbaşkanı ile konuştuğum zaman böyle bir noktada kesinlikle düşüncelerinin olmadığına şahit oldum.

Onun için de mecburen ittifakları bu dönemde de bir koalisyon gibi görmememize rağmen, son iki, üç ayda ekonominin içine girdiği çıkmazı da gördüğümüzde, “Bu iş sadece bu sistemi değiştirmekle çözülemez, o sistem değişirken atılacak ekonomik adımlarla ilgili de, dış politika ile ilgili de mutlaka birtakım prensiplerin belirlenmesine ihtiyaç var” kanaati noktasına geldik. Onun için de bu biraz daha ileriye evrildi. Yani sadece bu sistemi değiştirecek bir ittifak değil, o kısa dönemde (geçiş dönemi) hiç olmazsa bizim ekonomiyi mutlaka sürüklendiği çukurdan çıkarmamız icap eder.

‘Seçilmesinde tereddüt edilmeyecek bir aday olmalı’

6 parti olarak ısrarla, “adaylık meselesi”nin görüşmediğinizi söylüyorsunuz. İsim olmasa da aday belirleme yöntemi hiç konuşulmadı mı? Ya da konuşulması gerekmiyor mu?

Konuşulmadı genelde. Ama cumhurbaşkanlığı adaylığı özellik arz eden bir konu, en önemli konu. Çünkü seçilecek cumhurbaşkanı parlamentoda çoğunluğu sağlamış olsanız bile tek başına çok geniş yetkilere sahip. O halde cumhurbaşkanı adayının seçilmesinde tereddüt olmayacak bir aday olması elzem. Bunun da kamuoyu yoklamaları ile belirlenmesi icap eder. Bu noktaya girilmedi. Her siyasi partinin genel başkanı da aday olabilir. Sayın Kılıçdaroğlu da olabilir. Ama bizim buradaki derdimiz, aramızdan birinin aday olmasından çok; biz bu seçimi kiminle şüphesiz alırız noktasında bir çalışmanın olmasında fayda olur.

Adaylık konusunda bizim çok titiz davranmamız gerekir. Elbette biz, kimsenin gönlünün kırılmasını arzu etmeyiz. Ancak böyle bir değerlendirmeye giderken, mutlaka seçimi alacak bir adayla hareket etmemiz icap eder kanaati ağır basıyor.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “5 partinin lideri desteklerse aday olurum” dedi. Sizce Kılıçdaroğlu, seçimi kazanacak aday mıdır, aday olursa destek verir misiniz?

Bu konuda şimdi bir yorum yapmak doğru olmaz benim yönümden. Yani Sayın Kılıçdaroğlu’nun böyle demesini de garipsemiyorum, doğru buluyorum. Aslında ana muhalefet partisi genel başkanı olarak böyle bir şeyi söylemesi, düşünmesi gayet makul. Ancak biraz önce de ifade ettiğim gibi, hakikaten tereddüt göstermeden bizim bu seçimi kazanacağımız bir adayı belirlememiz lazım. O aday Sayın Kılıçdaroğlu olursa o da olur. Ama iyi araştırılması, iyi etüt edilmesi gerekir.

Bahçeli’ye ‘HDP gizli ayak’ tepkisi: ‘Doğrudan doğruya yalan!’

Yuvarlak masa toplantınızla ilgili MHP lideri Bahçeli, HDP’yi “gizli ayak” olarak nitelendirdi. Ama öte yandan HDP ise “biz yok sayıldık” diye tepki gösterdi. Nasıl yorumluyorsunuz bu tepkileri?

Biz bu konuda HDP’yi yok sayamayız. Ancak ille de Millet İttifakı içinde olması icap eder diye bir kural da yok. Bunu dışlanmışlık olarak da görmemek lazım.

Ama ben Sayın Bahçeli’nin yaklaşımını üzülerek takip ediyorum. Bir partinin genel başkanı, ayağı yere basmadan “bu tip değerlendirmeler bana avantaj sağlar” diye bir yorum içine girmemeli. Böyle şey mi olur? HDP orada olmayacak, gündeme gelmeyecek ama siz diyeceksiniz ki “orta direkte bu var…” Bu doğrudan doğruya yalan. Bunu söylemek, yalan söylemek. Şunun farkında değiller, yalan söylemek siyasetçinin itibarını ortadan kaldırır.

‘Başörtüsü konusunu, hukuki güvence altına almak mümkün’

Baş örtüsü gibi kimi dini hassasiyetlere ilişkin konularda muhafazakar seçmende, “AKP giderse kazanımlarımızı kaybeder miyiz” endişesi dile getiriliyor. Muhalefet ittifakı olarak bu kaygıları giderecek ne gibi adımlar atacaksınız?

Biz bu taahhüdü vermek mecburiyetindeyiz. Biz bugüne kadar inançlı kesimin kazanımlarının kaybedilmesine kesinlikle rıza göstermeyiz. Yani baş örtüsü bundan sonra bir problem olarak ortaya çıkmaz. Hatta bunu hukuki teminat altına almak bile mümkün. Biz buradan taviz vererek bir birlikteliğin içinde olamayız. Millet İttifakı’nda buna karşı çıkacak hiçbir partinin olmadığını da görüyorum.

‘Herkes kendi adı, amblemiyle seçime girer’

Geçen seçimde partinizin adayları CHP, Demokrat Parti adayları da İYİ Parti listesinden seçime girmişti. Önümüzdeki seçimde de böyle bir yöntem benimsenir mi?

Yok, herkes kendi adı, amblemiyle girer. İttifak dediğimiz bugünkü seçim kanununda tarif edilen şekil, ittifakın içinde olursanız, kendi ambleminizle giriyorsunuz. Belirlenen bir nispetin altında oy aldığınız zaman bile bir, iki ilden milletvekili çıkarabiliyorsunuz, baraja takılmıyorsunuz. Ama şu anda partiler kısmen bir araya gelip tek amblem altına gelip seçime girer mi? Bu da bir yoldur ama ben Millet İttifakı’nın böyle bir şekilde bir araya gelip de, bir liste oluşturacaklarını şu anda tahmin etmiyorum.

’28 Şubat zikredilince herkes bir an durdu’

Parlamenter sistem açıklamasının yapılacağı toplantının 28 Şubat’ta yapılması da çok tartışılıyor. İktidar kanadı, bu tarihi “manidar” buldu Hakikaten “manidar” bir tercih mi yapıldı?

Aslında tam bir tesadüf oldu. Hatta 28 Şubat tarihi zikredilince, ister istemez herkes şöyle bir durdu. Yani niye 28? Biz bunu 28’inde değil de 7’sinde (Mart) yapsak… Bu da düşünüldü. Ama sadece 28 olduğu için bunu 7’sine tehir etmenin pek de önemli olmadığını, hatta bizim yönümüzden, 28 Şubat dayatmasına karşı bir tavır olduğunu söylemek bile mümkün. Biz onun bir tavır olarak algılanmasının daha doğru olduğunu düşündük, 28 Şubat olsun dedik.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “6 parti içinden birisiyle ittifak yapabilir misiniz?” sorusuna “Haşa. Tabanımız kabul etmez” yanıtı verdi. Oysa geçmişte Oğuzhan Asiltürk’le ittifak görüşmelerini yürüttüğünü biliyoruz… Artık umudu kesti mi sizden?

Sayın Erdoğan’ın böyle bir tavır sergilemesini mantıklı buluyorum. Yani “biz zaten güçlüyüz, kimseye de itibar etmeyiz, Sayın Bahçeli ile seçime gireriz” Bu havayı topluma yayacak ki toplumda kendisinin zayıfladığı kanaati doğmasın. Şu anda ben Tayyip Bey’in yani Cumhur İttifakı’nın kazanma ihtimalini görmüyorum diyebilirim, veya çok zayıf bir ihtimal olarak görüyorum. Zaten MHP oyları büyük ölçüde erimiş görünüyor. AK Parti’den de kopanlar artık çok açık; başbakanlık, bakanlık yapan insanlar artık bu partiyi terk ettiler.

İnsanlar fikirlerini beyan ederken endişe ediyor. Onun için de kendi fikirlerini açıkça dile getirenler bile yüzde 30’lara indiyse, seçimde çok daha büyük bir yenilgiyle AK Parti’nin çıkma ihtimali var.

Nereye gidiyor AKP’nin kaybettiği seçmen, size geliyor mu?

Bu seçmen bize gelebilir, ama mütereddit. AK Parti’den kopan arkadaşlara da bu seçmen şimdilik tam olarak güvenemiyor. Seçimde başarılı olup olamayacaklarından dolayı. O noktada da yine her şeye rağmen, en iddialı, en güçlü parti Saadet Partisi’dir. Biz onlardan ciddi bir destek gelir diye ümit ediyoruz. Elbette bir kısmı da gerek Gelecek, gerek DEVA Partisi’ne temayül gösterebilirler.

Asiltürk’ün, partinizin büyüyemediğine dair eleştirileri vardı, hatta kongre resti de çekmişti ama ömrü vefa etmedi. Siz partinizin neden büyüyemediği konusunda özeleştiri yapıyor musunuz?

Saadet Partisi’nin bugüne kadar seçmen nezdinde fazla itibar görmemesinin temel sebebi, toplumda oluşturulan yanlış olgudur. AK Parti’yi sanki, -her ne kadar milli görüş gömleğini çıkardım, dese de- Milli Görüş’ün devamı gibi algılamasıdır. Erbakan Hoca hayattayken ilk seçimlerde biz yüzde 2,5 aldık. Bizim seçmenimiz olduğu gibi AK Parti’ye gitti. Ondan sonraki seçimlerde de birtakım kazanımlar olunca, İmam Hatip okulları, başörtüsü gibi; o devam etti.

İktidara kim destek veriyor dersek, birincisi bankada 1 milyonu bulunanlar. Ben bunların 3-5 milyon arasında oyunun olduğu kanatindeyim. İkincisi sosyal yardım alanlar. Bu 2,5 milyon civarında aileydi, bu şimdi belki 4 milyona çıktı diyorlar. Tam olarak ölçememekle birlikte burada yaklaşık olarak 8-9 milyonla 13-14 milyon arasında oy var. Bu insanları bizim “iktidara geldiğimizde yardımlarınız kesilmeyecek” diye ikna etmemiz lazım. Üçüncüsü de belli bir kesim var, bunlar ağırlıklı olarak cami cemaati olarak görünebilir. Ama onlar da biz kazanımlarımızı kaybederiz endişesini taşıyan gruplar. Biz aradaki tereddütlü 15 milyon seçmeni ikna edebilirsek mesafe katederiz.

Yüzde kaç oy bekliyorsunuz önümüzdeki seçimde?

Bizim muhatabımız seçmenin yüzde 100’üdür. Onlardan ne kadar çıkar bir tahminde bulunmayı doğru bulmuyorum. Ama biz ciddi bir patlama yapacağımız ümidini taşıyoruz.

Ekonomik krize karşı iktidar yeni birtakım enstümanları devreye soktu ve “beş, altı ay sonra sonucunu alırız” diyor. Siz bir erken seçim bekliyor musunuz?

Ben pek erken bir seçim beklemiyorum. Olağanüstü bir durum meydana gelir de Tayyip Bey, “Bu iş gidiyor, onun için bir an önce mevcudu koruyalım” diye bir havaya girerse ayrı. Ancak kendileri seçim kanununda da birtakım değişiklik yapmak istiyor. Bu değişiklikleri Mart ayı içinde bitirmek istiyorlar. O değişikliklerin seçimde uygulanabilmesi için 12 ay geçmesi lazım. O da 2023 demektir.

İsrail’le ilişkiler: ‘Tavır koyarız’

İktidarın İsrail ile ilişkilerine en sert tepkiyi siz koyuyorsunuz. İttifak ortaklarınızla iktidara gelirseniz, İsrail ile ilişki kurmayacak mısınız veya kurulursa tutumunuz ne olacak?

Biz bir tavır koyarız. İsrail ile olan münasebetlere biz yumuşak yaklaşamayız. Yaptıkları zulüm arşa çıktı. Biz zulmün karşısındayız. Bunu terennüm ederiz, dile getiririz, ayağını denk alacaksın, deriz. Dış politikada da, bir ülkenin menfaati benim menfaatimle çelişiyorsa, hukuka bakarız, yine uluslararası hukukta da varsa bir hakkı, tamam oturup konuşalım. Yoksa biz onun zulmüne rıza gösteremeyiz. Bizim burada hiç şakamız yok.

‘Türkiye itidalli davranmalı’

Rusya-Ukrayna savaşı Türkiye’yi nasıl etkileyebilir, sizce Türkiye nasıl bir politika izlemeli?

Rusya’nın Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne müdahalesini doğru bulmuyoruz. Biz buna rıza gösteremeyiz. Rusya ile de aramızın bozulmasını arzu etmeyiz, ama buralarda çatışma ortamının doğmasını da arzu etmeyiz. Bu noktalarda bizim çok itidalli davranmamız icap eder, çünkü zor bir iş.

Paylaşın

HDP’li Güzel Hakkındaki Rapor TBMM Genel Kurulu’na Sunuldu

TBMM Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu, “silahlı terör örgütüne üye olma” iddiasıyla hakkında iki ayrı fezleke hazırlanan HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde hazırladığı raporu, TBMM Genel Kuruluna havale etti.

Güzel hakkında isnat olunan suça yönelik gizli tanık tarafından ciddi ve ayrıntılı tespit ve bilgilere yer verildiği, yasama dokunulmazlığının milletvekillerine tanınan bir ayrıcalık ve imtiyaz olmadığı ifade edilen raporda, iddiaların bağımsız ve tarafsız yargı organlarınca incelenerek maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasının hem TBMM’nin hem de milletvekilliği makamının itibarı açısından yararlı olacağı belirtildi.

Karma Komisyon’da yapılan oylama sonucunda, soruşturma dosyası bakımından yargılamanın devamını sağlamak ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına oy çokluğuyla karar verildiği kaydedildi.

Raporda muhalefet şerhi

Raporda yer alan muhalefet şerhinde ise Güzel’in, ivedi olarak dokunulmazlığının kaldırılmasını gerektirecek bir neden olmadığı savunularak şu ifadelere yer verildi:

“Gidiş amacı göz önünde bulundurulmadan salt PKK’lilerle fotoğrafı olduğu için bir kişinin örgüt üyeliği ile suçlanması ve bu kişi milletvekili ise dokunulmazlığının kaldırılmasının istenmesi adalet ve hakkaniyetle bağdaştırılamaz.

“PKK üyesi olmayan ancak farklı zamanlarda, farklı amaçlarla PKK kamplarını ziyaret etmiş başkaca kişiler olmuştur ve bu kişilerle ilgili hiçbir soruşturma başlatılmamıştır. Bu durum, bugüne değin bir kişinin PKK kamplarına gitmesinin değil, gidiş amacına göre suç olarak nitelendirildiğini veya nitelendirilmediğini göstermektedir.”

Süreç nasıl işleyecek?

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurul’da okunarak görüşülecek. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapacak.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonu’nda, Karma Komisyon’da veya Genel Kurul’da kendi savunmasını yapabilecek ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebilecek.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanacak. Daha sonra Karma Komisyon’un yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunulacak.

Genel Kurul’da dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı 151.

Ne olmuştu?

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in, 2017’de hayatını kaybeden PKK’li Volkan Bora ile fotoğrafları basına servis edildi.

Güzel, Bora’nın “sözlüsü” olduğunu, fotoğrafın da “çözüm sürecinde çekildiğini” söyledi.

Fotoğrafın çekildiği dönemde hiçbir siyasi parti ile ilişkisinin olmadığını, Bora’nın üzerinden çıkan fotoğrafla ilgili de hakkında şimdiye kadar bir soruşturma açılmadığını belirtti.

Güzel, 5 yıl önce ele geçtiğini tahmin ettiği fotoğrafların kendisine yönelik “kumpas” amaçlı kullanıldığını savundu.

Fotoğraf nedeniyle Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırlandı; Anayasa ve Adalet komisyon üyelerinden oluşan TBMM Karma Komisyonu’na gönderildi. Dosyadaki yazışmaları yürütme yetkisiyle kurulan Hazırlık Komisyonu, 3 Şubat’ta oy çokluğuyla aldığı karar ile Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması yönünde rapor verdi.

18 Şubat’ta Hazırlık Komisyonu’nun raporunu değerlendiren Karma Komisyon, Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması kapsamında hazırlanan raporu, AKP, MHP, CHP ve İyi Parti milletvekillerinin oyuyla kabul edildi. HDP milletvekilleri hayır oyu kullanarak, komisyon kararına şerh düştü.

Paylaşın

Fenerbahçe, Avrupa’ya Veda Etti

Fenerbahçe, UEFA Avrupa Konferans Ligi son 16 play-off turu rövanş maçında Çekya ekibi Slavia Prag’a konuk oldu. Fenerbahçe, karşılaşmayı 3-2 kaybederek Avrupa’ya veda etti. Sarı-lacivertli ekip ilk maçı da aynı skorla 3-2 kaybetmişti.

Haber Merkezi / Eden Arena’da oynanan mücadelede ev sahibi ekibin golleri 19. dakikada Ivan Schranz ile 27 ve 63’üncü dakikalarda Yira Sor’dan geldi. Fenerbahçe’nin gollerini ise 39. dakikada Mert Hakan Yandaş ve 90. dakikada Mergim Berisha kaydetti.

Karşılaşmadan dakikalar;

8. dakikada Schranz’ın ortasında Tisserand’ın uzaklaştırmaya çalıştığı topla buluşan Olayinka’nın şutunu savunma çizgiden çıkardı. 16. dakikada ceza sahası dışında topla buluşan Sosa’nın uzaktan sert şutunda meşin yuvarlak farklı şekilde auta çıktı.

19. dakikada ev sahibi takım öne geçti. Plavsic’in sağ çaprazdan yaptığı ortada arka direkte Holes’in içeriye çevirdiği meşin yuvarlak havalandı. Ceza sahasında Traore’nin indirdiği top Tisserand’dan döndü. Schranz’ın yakın mesafeden yaptığı vuruşta meşin yuvarlak filelere gitti: 1-0.

27. dakikada Traore’nin ara pasında ceza sahasında topla buluşan Sor’un çaprazdan şutunda meşin yuvarlak sol direğe de çarparak filelerle buluştu. 2-0

35. dakikada sol kanattan Olayinka’nın yerden pasında altıpas noktası üzerinde Schranz’ın şutunda Altay gole izin vermedi. Dönen topa Olavsic’in vuruşunda Altay bir kez daha topu çelmeyi başardı. 38. dakikada Mert Hakan, Osayi Samuel’in sağ kanattan attığı pasla ceza yayı üzerinde buluştu, sol ayağıyla sert ve düzgün bir şut çekerek, Prag kalecisi Mandous’u avlamayı başardı.

52. dakikada Tomas Holes’in tek pasıyla topla buluşan ve ceza sahasına giren Yira Collins Sor’un şutunta top direğin yanından auta çıktı. 63. dakikada sağ kanattan etkili gelen Tomas Holes, ceza sahasında boş olan Yira Collins Sor’a pasını aktardı. Topu kontrol eden ve net bir vuruş yapan 21 yaşındaki Nijeryalı oyuncu, meşin yuvarlağı ağlara gönderdi.

71. dakikada Fenerbahçe’de yaşanan top kaybının ardından Sor, meşin yuvarlağı sürerek ceza sahası içine girdi ve kaleciyle karşı karşıya kaldı. Altay’dan sıyrılmak isteyen Sor’un topuna tecrübeli kaleci müdahale etti ve savunma tehlikeyi savuşturdu.

90+1. dakikada sağ kanattan ceza sahasına sokulan Arda Güler’in sert şutunda kaleci Mandous topu çeldi. Meşin yuvarlağı iyi takip eden Berisha, skoru 3-2’ye getiren golü kaydetti. 3-2

Stat: Eden Arena

Hakemler: Chris Kavanagh, Constantine Hatzidakis, Harry Lennard (İngiltere)

Slavia Prag: Mandous, Bah (Dk. 46 Lingr), Ousou, Kacharaba (Dk. 90+2 Kudela), Dorley, Traore (Dk. 78 Talovierov), Holes, Schranz, Plavsic (Dk. 90+2 Pudil), Olayinka, Sor (Dk. 83 Tecl)

Fenerbahçe: Altay Bayındır, Osayi-Samuel, Serdar Aziz, Tisserand (Dk. 81 Kim Min-jae), Szalai, Sosa (Dk. 57 Ozan Tufan), Mert Hakan Yandaş, Valencia, Pelkas (Dk. 57 Arda Güler), Ferdi Kadıoğlu (Dk. 28 Nazım Sangare), Serdar Dursun (Dk. 81 Berisha)

Goller: Dk. 19 Schranz, Dk. 27 ve Dk. 63 Sor (Slavia Prag), Dk. 39 Mert Hakan Yandaş, Dk. 90 Berisha (Fenerbahçe)

Paylaşın

Karamollaoğlu: Rusya’yı Uluslararası Hukuka Uymaya Davet Ediyorum

Rusya-Ukrayna krizine ilişkin değerlendirmede bulunan SP Lideri Karamollaoğlu, “Rusya’nın bağımsız bir devlet olan Ukrayna’yı işgal girişimini kınıyor ve Rusya’yı bir an önce uluslararası hukuka uymaya davet ediyorum” dedi.

Haber Merkezi / Sosyal medya hesabından bir paylaşımda bulunan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısını kınadı.

“Dünya barışı için çok ciddi bir tehdittir”

Karamollaoğlu, “Rusya’nın bağımsız bir devlet olan Ukrayna’yı işgal girişimini kınıyor ve Rusya’yı bir an önce uluslararası hukuka uymaya davet ediyorum. 21. yüzyılda Sovyetler Birliği’ni yeniden diriltme çabaları dünya barışı için çok ciddi bir tehdittir.

Bu girişim kesinlikle kabul edilemez! Bölgemizin ve dünyanın her zamankinden daha fazla barış ve huzura ihtiyacı vardır. Tüm taraflara sağduyu ve itidalle dünya barışını korumaya yönelik olarak sorumluluklarını yerine getirme çağrısında bulunuyorum” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Saadet Partisi de sosyal medya hesabından, “Tüm taraflara ve güçlere dünya barışını korumaya yönelik sorumluluklarını yerine getirme çağrısında bulunuyoruz. İŞGALE ve SAVAŞA HAYIR!” notunu düştüğü bir paylaşımda bulundu.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Bakan Koca’dan Aşı Çağrısı

Kovid 19’da son 24 saatte 79 bin 708 yeni vaka tespit edilirken, 281 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Ağır hastalarla can kayıplarının görüldüğü risk grubundakilerin özellikle hatırlatma dozu aşılarını mutlaka yaptırmaları gerekir.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 455 bin 201 test yapılırken, 79 bin 708 yeni vaka tespit edildi. 281 kişi hayatını kaybederken, 94 bin 413 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Hastaneye yatışlarda azalma var. Günlük vaka sayıları önemli bir düşüşün ardından belli bir seviyede devam ediyor. Ağır hastalarla can kayıplarının görüldüğü risk grubundakilerin özellikle hatırlatma dozu aşılarını mutlaka yaptırmaları gerekir.

18 yaş ve üstü nüfusta ikinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 85,02, birinci doz aşı yapılanların oranı yüzde 92,89 oldu. Türkiye’de bugüne kadar uygulanan aşı miktarı 145 milyon 344 bin 212 doza yükseldi.

18 yaş ve üstü nüfusta en az iki doz aşı yaptıranların oranı en yüksek 10 il Osmaniye, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa oldu. En az iki doz aşı uygulananların oranı en düşük iller ise Urfa, Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ olarak sıralandı.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: Türkiye S-400’lerden Acilen Kurtulmalı

Rusya’nın Ukrayna’ya başlattığı operasyona ilişkin değerlendirmelerde bulunan İYİ Parti Lideri Akşener, “Türkiye, Rusya ile kurduğu asimetrik ilişki modelinden sıyrılmalı, kendisini kırılgan hale getiren S400’lerden acilen kurtulmalı, Akkuyu nükleer santralini derhal millileştirmeli, bölgesel istikrara risk oluşturabilecek Kanal İstanbul projesini durdurmalıdır” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Rusya’nın Ukrayna’ya başlattığı operasyon hakkında, “Rusya’nın bölge devletlerinin güvenlik ve egemenliklerini tehdit etmesi bir dış politika doktrini değil, Dostoyevski romanlarında görülen türden bir ruhsal bunalımdır” değerlendirmesinde bulundu.

Akşener, sosyal medya hesabından bir dizi paylaşımda bulunarak, Rusya ve Ukrayna arasındaki sıcak çatışmaları değerlendirdi.

Türkiye’nin atması gereken adımlara ilişkin görüşlerini paylaşan Akşener, “Türkiye, Rusya ile kurduğu asimetrik ilişki modelinden sıyrılmalı, kendisini kırılgan hale getiren S-400’lerden acilen kurtulmalı, Akkuyu nükleer santralini derhal millileştirmeli, bölgesel istikrara risk oluşturabilecek Kanal İstanbul projesini durdurmalıdır” dedi.

Montrö vurgusu

Akşener’in açıklamaları şöyle:

“Rusya’nın bölge devletlerinin güvenlik ve egemenliklerini tehdit etmesi bir dış politika doktrini değil, Dostoyevski romanlarında görülen türden bir ruhsal bunalımdır. Uluslararası toplum bu davranışı şiddetle reddetmeli ve devlet egemenliği ile saldırmazlık ilkesini esas alan uluslararası sistem yaklaşımına ivedilikle geri dönülmelidir.

Türkiye ise Rusya ile kurduğu asimetrik ilişki modelinden sıyrılmalı, kendisini kırılgan hale getiren S400’lerden acilen kurtulmalı, Akkuyu nükleer santralini derhal millileştirmeli, bölgesel istikrara risk oluşturabilecek Kanal İstanbul projesini durdurmalıdır. Saraydaki bol maaşlı şen azınlık ve iktidarları da bu vesileyle mirasyedi bir evlat gibi her fırsatta hor gördükleri Montrö’nün, Lozan’ın ve ülkemizi Dünya savaşının dışında tutabilmiş iradenin hayati önemini anlamalı ve o iradeyi gösterebilenlere bir hayır dua göndermelidir.”

Paylaşın

Uluslararası Af Örgütü’nden Ukrayna Çağrısı: Sivillerin Hayatı Korunmalı

Uluslararası Af Örgütü, Rusya’nın bu sabah Ukrayna’ya karşı başlattığı çok yönlü saldırılarının ardından uluslararası insan hakları hukuku ve insancıl hukuka eksiksiz saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.

Uluslararası Af Örgütü, Rusya’nın Ukrayna’ya askeri müdahalesinin ardından bir açıklama yayınlayarak, “Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile insan hakları ve insan hayatına yönelik tehditler hızla artıyor” dedi.

Uluslararası Af Örgütü, Rusya’nın bu sabah Ukrayna’ya karşı başlattığı çok yönlü saldırılarının ardından uluslararası insan hakları hukuku ve insancıl hukuka eksiksiz saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.

“Sivillere erişime izin verilmeli”

Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, “En büyük korkumuz gerçek oldu. Haftalardır tırmanan gerilimin ardından Rusya’nın insan hayatı ve insan hakları açısından en korkunç sonuçlara yol açabilecek işgali başladı” dedi.

Callamard sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ukrayna’nın askeri üslerine bombalar ve füzeler yağıyor ve Rusya ordusunun gelişigüzel silahlar kullandığına ilişkin ilk haberler gelmeye başladı. Uluslararası Af Örgütü bir kez daha tüm tarafları uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukukuna sıkı sıkıya bağlı kalmaya çağırmaktadır. Sivillerin hayatı, evleri ve sivil altyapı korunmalıdır.

Gelişigüzel saldırılar yapılmamalı ve misket bombaları gibi yasaklı silahlar kullanılmamalıdır. Ayrıca, insani yardım örgütlerinin çatışmalardan etkilenen sivillere erişimine izin verilmesi ve erişimin kolaylaştırılması çağrımızı da yineliyoruz. Uluslararası Af Örgütü, tüm tarafların işleyebileceği uluslararası hukuk ihlallerini ortaya çıkarmak için durumu yakından izleyecek.”

2014-2015 dönemi

Uluslararası Af Örgütü daha önce Rusya ile Ukrayna arasındaki silahlı çatışmaların şiddetlenmesinin, sivillerin hayatı, geçimi ve sivil altyapıya yönelik tehditler ile olası bir akut gıda krizi ve kitlesel boyutta yerinden edilme dahil olmak üzere insan hakları açısından yaratabileceği yıkıcı riskler konusunda uyarıda bulunmuştu.

Örgüt, 2014-2015’te Ukrayna’nın doğusunda savaş suçları ve insanlığa karşı suçların işlendiği çatışmaların insan hakları bakımından sebep olduğu ağır kayıpları belgelemişti.

Paylaşın

HDP’li Günay: İktidar, Ukrayna’da Barıştan Yana Tavır Almalı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, “Ukrayna’da yaşanan gelişmeler, NATO ve Rusya arasındaki hegemonya savaşıdır” dedi. Günay, müzakere ve diyalog çağrısında bulundu.

HDP Sözcüsü Ebru Günay, parti Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısıyla gündemi değerlendirdi. Ukrayna’da yaşanan gelişmeleri değerlendiren Günay, “Ukrayna’da yaşanan gelişmeler, NATO ve Rusya arasındaki hegemonya savaşıdır. Bu savaşın halklara ölüm yıkım getirmenin ötesinde bir şey getirmediğini hepimiz biliyoruz” dedi.

Müzakere ve diplomatik yöntemlerin kullanılması gerektiğini vurgulayan Günay’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Küresel barış adına NATO ve Rusya’nın askeri yayılmacılığı sorunların çözümünde asla çözüm değildir aksine sorunları daha da derinleştirmeden sorunları daha da çözümsüz bırakan bir yöntemdir. Daha da önemlisi askeri yöntemlerle yürütülen yayılmacı politikalar dünya barışını tehdit etmektedir, kabul edilemez.

Bir kez daha uluslararası güçler ve BM’ye, Ukrayna’da yaşanan gelişmelerde barışın hakim olması için devreye girmesini barış ve diyalogla sorunların çözülmesi için üzerlerine düşenleri yapmaya çağırıyoruz.

BM, AGİT gibi uluslararası güçler devreye girerek, bağımsızlık isteyen bölgelerdeki yaşayan halka sormalıdır. Halkın kendi geleceklerini tayin hakkı halklara bırakılmalıdır.

Halkın iradesine saygı duyacak bir çözüm perspektifi gerçekleştirilmelidir. Dolayısıyla buradan bir kez daha özellikle BM’nin Ukrayna’da devam eden ve bu sabah çatışmalı sürecin başlamasına neden olan gelişmeler karşısında ateşkesin sağlanması, acil önlemler alınması ve harekete geçilmesi çağrısı yapıyoruz.

“AKP siyaseti savaş üzerine kuruyor”

AKP iktidarı bütün siyasetini savaş üzerine kuran bir iktidar. Özellikle dış politikada savaşları kışkırtarak, pozisyon alan bir iktidar. Bizler bir kez daha savaşın toplumlar için yarattığı yıkımı, yurtsuzlaşmayı ve ölümü hatırlatarak; savaştan yana değil halkların iradesinden, barıştan yana tavrını koyarak, barışçıl bir rol oynaması gerektiğini iktidara hatırlatıyoruz.

Zaten Ukrayna’daki gelişmelerin dünya ekonomisi ve piyasalarına yansıması herkes tarafından biliyor. Bunun Türkiye’ye de yansımaları olacaktır.

Türkiye’deki ekonomik kriz de düşünüldüğünde, Türkiye’nin bir an önce barışçıl siyasetten tavrını koyarak ülkenin geleceğini, halkların geleceğini düşünen bir yerden siyasetini kurmalı. İktidar barıştan yana tavır almalıdır parti olarak bunları hep söyledik söylemeye devam edeceğiz. Bizler barış esaslı politika yürüten ve kuruluşları esas itibariyle müzakere, diyaloğu esas alan bir partiyiz.”

Paylaşın