DEM Parti’den “Barış Süreci” Açıklaması: Öcalan’ın Çalışmaları Devam Ediyor

DEM Parti İmralı Heyeti, Abdullah Öcalan ile görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada, “Öcalan’ın sürece ilişkin çalışmaları devam etmektedir. Bu konudaki hazırlıkları tamamlandıktan sonra kamuoyuna gerekli açıklamalar yapılacaktır” ifadelerine yer verildi.

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında, “Bizler de heyet olarak çalışmalarımızı ve temaslarımızı yürüteceğiz, gelişmeler oldukça da kamuoyunu bilgilendireceğiz. Bu süreç herkesi, hepimizi birlikte ve özgürce yaşatacaktır. Bunun gerçekleşmesi umuduyla tüm toplumsal kesimlerin kıymetli katkılarını bekliyoruz” denildi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan’dan oluşan heyet, İmralı Cezaevi’nde PKK Lideri Abdullah Öcalan ile yaptıkları görüşmeye ilişkin açıklama yaptı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “DEM Parti İmralı Heyeti olarak 22 Ocak 2025 tarihinde İmralı Adası’nda Sayın Abdullah Öcalan‘la bir görüşme gerçekleştirdik. Görüşmede, Sayın Öcalan öncelikle Bolu’da yaşanan elim yangında hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifalar dilemiştir. Heyetimiz, yürüttüğümüz görüşmelerle ilgili olarak kendisine gerekli bilgilendirmelerde bulunmuştur.

Sayın Öcalan’ın sürece ilişkin çalışmaları devam etmektedir. Bu konudaki hazırlıkları tamamlandıktan sonra kamuoyuna gerekli açıklamalar yapılacaktır. Bizler de heyet olarak çalışmalarımızı ve temaslarımızı yürüteceğiz, gelişmeler oldukça da kamuoyunu bilgilendireceğiz. Bu süreç herkesi, hepimizi birlikte ve özgürce yaşatacaktır. Bunun gerçekleşmesi umuduyla tüm toplumsal kesimlerin kıymetli katkılarını bekliyoruz.”

DEM Parti vekilleri Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’den oluşan iki kişilik heyet, Kürdistan İşçi Partisi (PKK) lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere ikinci kez İmralı Adası’na gitti. Daha önce heyette yer alacağı açıklanan önceki dönem Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Ahmet Türk heyette yer almadı.

Heyetin İmralı’ya ne zaman gittiği, nereden hareket ettiği ise güvenlik gerekçesiyle açıklanmazken, görüşme yaklaşık dört saat sürdü. DEM Parti heyeti, ilk görüşmeyi 28 Aralık 2024’te yapmıştı. Öcalan, ilk ziyarette yedi maddelik bir mesaj göndermişti.

Öcalan mesajında, “Sayın Bahçeli’nin ve Sayın Erdoğan’ın güç verdiği yeni paradigmaya, ben de pozitif anlamda gerekli katkıyı sunacak ehil ve kararlılığa sahibim” demişti.

İmralı’daki ilk görüşmenin ardından DEM Parti heyetinden “Abdullah Öcalan’ın çağrıyı yapmaya hazır olduğu” açıklaması gelmiş, üyeler “Süreçten umutlu olduklarını” belirtmişlerdi. Heyet, ilk görüşmenin ardından TBMM’de grubu olan siyasi partiler ve cezaevindeki siyasetçilerle bir araya gelmişti.

Paylaşın

Ekonomistlerden Faiz Yorumu: Enflasyon Lobisi Kazandı

Ekonomist Tunç Şatıroğlu Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizini yüzde 45’e çekmesine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Enflasyon lobisi kazandı” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) yılın ilk faiz kararını açıkladı. Banka piyasa beklentilerine paralel olarak faizleri yüzde 45 seviyesine düşürdü.

Ekonomistler de politika faizinin 250 baz puan indirimle yüzde 45’e çekileceğini öngörüyordu.

Banka 2024’ün son toplantısında 22 ay aradan sonra faizlerde ilk indirim kararını almış, Para Politikası Kurulu (PPK) Aralık toplantısında politika faizini 2,5 puan düşürerek yüzde 47,5’e çekmişti.

TCMB faizi Mart 2024’te yüzde 50’ye yükseltmişti.

Merkez Bankası’nın faizi yüzde 45’e çekmesiyle birlikte ekonomistler açıklamalarda bulundu. Karara ilişkin ekonomistlerin açıklamaları şöyle:

Ekonomist İris Cibre: TCMB hala “Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları iyileşme eğilimi sergilemekle birlikte, dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir” diyor. Bunun ana sebebi şu!

Faiz indiriyorum ama sıkı kalmaya devam edeceğim. Bu yüzden son 2 metinde de kararları toplantı bazlı alacağım diyor.

“Aralık ayında enflasyonun ana eğilimi gerilerken, öncü veriler ocak ayında öngörülerle uyumlu bir artışa işaret etmektedir” bu cümle, Ocakta şaşırtıcı bir enflasyon gelmezse ki bu MB açısından yüzde 5’in üzerinde anlamı taşır, Martta da indirime işaret ediyor

Merkez “hani aylık hedef doğrultusunda gidiyordun, o zaman faiz indirmemeliydin, daha beklentiler düşmedi hoop” cümlelerinden sıkılmış bu yüzden “Aylık enflasyonun ana eğiliminde belirgin ve kalıcı bir düşüş sağlanana ve enflasyon beklentileri öngörülen tahmin aralığına yakınsayana kadar” cümlesini çıkarıp “Enflasyonda kalıcı düşüş ve fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşu sürdürülecektir” cümlesini koymuş:)

“Artık aylık bakmıyorum, beklentilere de bakmıyorum arkadaş, baz etkisi falan anlamam, yıllık düşerse indiririm” şekli:)

Ekonomist Tunç Şatıroğlu: Enflasyon lobisi kazandı

Eski Merkez Bankası (TCMB) Başekonomisti Hakan Kara: Faiz yüzde 45’e indi, Merkez Bankası yine şaşırtmadı. İngiltere Merkez Bankası eski Başkanı Mervin King’in dediği gibi “iyi para politikası sıkıcıdır”.

Ekonomi yazarı Uğur Gürses: Merkez Bankası, ana eğilim geriliyor, ‘zamana bağlı’ ve ‘geriye endeksli’ hareketler Ocak’ta öne çıksa da ileriye dönük fiyat hareketine bakın mealinde mesaj veriyor… (1.5 trilyon TL’lik likidite fazlasına pencere açmadan “ek tedbirlerle” vurgusu yetersiz)

Ekonomist Burcu Kıvcı Tokalı: TCMB’den faiz kararı beklendiği gibi 250bps indirim. Ancak faiz notunda, kısa vadeli hareketler yerine orta vadeli dengeler öne çıkarılıyor. Ocak enflasyonu da öngörüler paralelinde artışa işaret ediyor. Faiz patikasında değişiklik öngörmüyorum: ‘her toplantıda indirim’

Merkez Bankası, bu yıl izlenecek politikalara dair bir yol haritası niteliği taşıyan 2025 Yılı Para Politikası’nı 25 Aralık’ta yayımladı. Buna göre 2025’te Para Politikası Kurulu (PPK) açıklanacak takvim çerçevesinde 8 toplantı yapacak. Ekonomistlerin 2025 yıl sonu politika faizi beklentilerinin ortalaması ise yüzde 29,50.

Paylaşın

Donald Trump, ABD – Meksika Sınırını Göçmenlere Kapattı

ABD Başkanı Donald Trump, Meksika sınırından göçmenlerin girişini askıya alan bir başkanlık kararnamesi imzaladı. Sınırı güvence altına almak için yaklaşık bin 500 asker gönderildi.

Haber Merkezi / Trump, göreve başlama konuşmasında güney sınırında ulusal acil durum ilan edeceğini, yasadışı girişleri durduracağını ve ABD’ye yasadışı giren milyonlarca kişiyi sınır dışı edeceğini duyurmuştu.

Reuters’ın haberine göre, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, Meksika sınırından göçmenlerin girişini askıya alan bir başkanlık kararnamesi imzaladı.

Associated Press’in haberine göre, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Trump’ın emriyle ABD – Meksika sınırını güvence altına almak için yaklaşık bin 500 asker gönderdi.

CNN, ABD yetkililerinin Meksika sınırına binlerce ek asker konuşlandırılması emrini verdiğini bildirdi.

Donald Trump, göreve başlama konuşmasında güney sınırında ulusal acil durum ilan edeceğini, yasadışı girişleri durduracağını ve ABD’ye yasadışı giren milyonlarca kişiyi sınır dışı edeceğini duyurmuştu.

Trump, yasa dışı girişleri durdurmak için sınıra binlerce ABD askeri göndereceğini belirterek, sınırdan geçenlere terörist muamelesi yapacağını vurgulamıştı.

ABD’de göreve yeni gelen bir başkanın bir dizi “başkanlık kararnamesi” imzalaması alışılmış, bilenen bir uygulama.

Bu kararnameler, Başkan’a Kongre’nin harekete geçmesine gerek kalmadan yetki kullanma imkanı verir. Ancak başkanlık kararnameleri ile yapılabileceklerin de sınırları mevcut.

Paylaşın

2024 Yılında 2 Bin 692 Doktor Ülkeyi Terk Etti

2024 yılında 2 bin 692 doktor, çalışma şartlarının ağırlığı, meslek itibarsızlığı, hasta mobbingi, yetersiz maaşlar ve zor çalışma şartları nedeniyle ülkeyi terk etti.

Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konsey Üyesi Nilüfer Ustael, “5 dakikada bir muayene baskısı, maaşların yetersizliği, sosyal hayatta yoksulluk nedeniyle üstlerindeki baskı, uzun çalışma süreleri, bunların hepsi hekimlerin üzerinde ciddi baskı yaratıyor” dedi.

2020 yılından bu yana hekim göçü artmaya devam ederken Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) verilerine göre, 2020’de 931, 2021’de bin 405, 2022’de 2 bin 685, 2023’te 3 bin 25, 2024’te ise 2 bin 692 hekim yurt dışına çıkmak için ‘İyi Hal Belgesi’ne başvurdu.

TTB Merkez Konsey Üyesi Nilüfer Ustael, hekim göçüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. BirGün’ün aktardığına göre; Geçen seneye oranla 2024’te ‘İyi Hal Belgesi’ alan hekim sayısında yaşanan düşüşün hekimlerin yurt dışına gitmekten vazgeçtiği anlamına gelmediğini belirten Ustael, bu durumun Avrupa ülkelerindeki vize uygulamasından kaynaklandığını söyledi.

Türkiye’deki koşulların herkes için zor olduğunu ancak tıp fakültesi okuyan öğrenciler ve hekimler için ilave bir zorluğu olduğuna değinen Ustael, hekimlerin çözümü yurt dışına gitmekte bulduğunu söyledi. Tıp fakültesi öğrencilerinin de yurt dışına gitmek için Almanca dil kursuna yoğun ilgi gösterdiğine dikkati çeken Ustael, her yerde tıp fakültesi açılması ile verilen eğitimin niteliğinin giderek düştüğünü kaydetti.

Hekimlerin üzerinde ciddi bir baskı olduğunu ve mesleğin değersizleştirildiğini vurgulayan Ustael, şunları söyledi:

“Hasta, hoca, akran mobbingi, mesleğin değersizleşmesiyle birlikte kendini değersiz hissetme, meslekten ve ülkeden uzaklaşma ihtiyacı doğuruyor. Bunun dışında tıp fakültesi bittiğinde mecbur hizmetimiz var, o koşullar eskisi gibi değil gittikçe zorlaşıyor. Bu ülkede eskiden uygulanan hukuk ve özlük hakları gittikçe kaybediliyor. Mecbur hizmet sırasındaki geçici görevler, erkek hekimler için 2 gün öncesinden bildirilip uygulanan sınır dışı görevler, mecbur hizmete gitmemek veya istifa etmek yönünde hareket etmelerini sağlıyor. Bu da hekimlik üzerinde ciddi bir baskı.

Bir de TUS gibi dünyanın en ağır sınavlarından biri var fakat bu sınavın da kendine göre bir standart çizgisi yok. Kadrolar bazen iki kat artıyor bazen de iki kat azalıyor. Aynı şekilde bir kliniğin bir dönem 20 asistanı oluyor, bir sonraki dönem 10 asistanı oluyor. Oradaki iş gücü ve eğitimde de standardizasyon sağlanmıyor. Asistan hekim kamu hizmeti veren bir hekimdir, 5 dakikada bir muayene baskısı, maaşların yetersizliği, sosyal hayatta yoksulluk nedeniyle üstlerindeki baskı, uzun çalışma süreleri, bunların hepsi hekimlerin üzerinde ciddi baskı yaratıyor.”

Bu baskılar sonucunda hekimlerin Türkiye’de kalmak istemediğine değinen Nilüfer Ustael, yurt dışında doktorların kendilerini değerli hissettikleri bir hayat yaşadığını ve maddi bir kaygı gütmediklerini dile getirdi. Yurt dışına çıkamayanların da ciddi psikolojik problemler yaşadığına değinen Ustael, şöyle devam etti:

“Gidemeyen arkadaşlar için de çok fazla depresyon bulgular, sosyal hayattan izolasyon ve özkıyıma kadar giden durumları hiç yaşamadığımız kadar yaşıyoruz. Özkıyımı çok fazla konuşmak bizim canımızı acıtıyor. Bununla ilgili söz söylemek, bunla ilgili ciddi araştırmaları olan Türk Psikiyatri Derneği’miz ve UDEK, Türk Tabipleri Biriği’nin uzmanlık derneklerinden bilgi almak daha doğru olur. Geldiğimiz noktada hekim göçü, hekimin mesleğinden uzaklaşma isteği çok fazla bunun masaya yatırılıp konuşulması gerekiyor.

Son yıllarda sağlıkta dönüşümden sonra kışkırtılmış sağlık talebi var. Bu talebin bir diğer nedeni de hastaların da mutsuz olması. Siz uzun süre uğraşıp bir randevu alıyorsunuz sonra bu hastaneye ulaşıyorsunuz, bu hasta için de bir eziyet. Size ayrılan süre 5 dakika. 5 dakikada isminizi ve şikayetinizi söyleyebilirsiniz. Hekim sizin geçmişinizi, kullandığınız ilaçları, şikayetlerinizi, şikayetleriniz dolayısıyla daha önce nereye gittiğinizi, hangi tedaviyi aldığınızı anlaması 5 dakika sürer.

Bu 5 dakikaya bunları sığdıracak, muayenenizi yapacak, muayeneden sonra size bir tanı koyacak, sizin tedavinizi düzenleyecek, bunu anlamanızı sağlayacak. Herkesi aynı eğitim düzeyinde düşünmeyin, yaşlı ve eğitim düzeyi daha düşük hastalarımız var. Bunları anlatacak ve hastayı dışarı çıkaracak. Bunları 5 dakikada asla yapamıyoruz. Sonra da hastaların şiddetine uğramamak için ileri tetkikler isteniyor. Hiçbir ülkede olmayacak kadar tomografi ve MR ileri tetkik talepleri var. Çünkü hekimin hastayı anlaması ve tanı koyması, normal ve alt basamaklarda mümkün değil.

“Bu sistemden ne hekim ne de hasta memnun”

Hastalar uygun bir sonuca ulaşıp bir türlü tedavi olamıyor. Bugün bir hastaneye giden hasta başka gün diğer hastaneyi tercih ediyor. Kişi başı hasta muayene sayısı, OECD ülkelerinde olmayacak kadar yüksek. Hastanın bundan faydalanım düzeyi de çok düşük. Dolayısıyla hasta ve hekim karşı karşıya getiriliyor, bu da şiddeti doğuruyor. Bu sistemden ne hekim ne de hasta memnun. Ülke kaynakları da efektif bir şekilde kullanılmamış oluyor.”

Şehir hastanelerinin kurulmasını en baştan Türk Tabipleri Birliği olarak eleştirdiklerini dile getiren Ustael, bu kurumların bir ‘kar amacı güttüğünü’ söyledi. Ankara’da birçok hastanenin şehir hastanesi açılması dolayısıyla kapandığını ancak yatak kapasitesinin artmadığını belirten Ustael, bunların sonucunda hastaların özel hastanelere yöneldiğini vurguladı. Sağlık sisteminda yaşanan sorunlar sonucunda da Yenidoğan Çetesi gibi skandallar olduğuna değinen Ustael, genç hekimlerin bu sebeplerden dolayı ülkeyi terk ettiğini sözlerine ekledi.

Paylaşın

“Meral Akşener Cumhurbaşkanı Yardımcısı Olacak” İddiası

31 Mart 2024’te gerçekleştirilen yerel seçimler sonrası İYİ Parti genel başkanlığı görevinden ayrılan Meral Akşener’in Cumhurbaşkanı Yardımcısı olacağı iddia edildi.

İddiayı dile getiren Sözcü TV Ana Haber Sunucusu Fatih Portakal, şu ifadeleri kullandı: “İYİ Parti eski Genel Başkanı Meral Akşener’le ilgili de bir kulis bilgisi vereyim.

Akşener’in Cumhurbaşkanı Yardımcısı olması kesinleşti gibi. Biliyorsunuz AK Parti’nin büyük kongresi 23 Şubat’ta. Mart’ta, yeni kabinede Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak Meral Akşener de olacak. Onun ismini duyacağız.

Zaten önce çevresindeki adamları gönderdi. Önümüzdeki günlerde Ünal Karaman da geçecek. Net bir şekilde onu da sizlerle paylaşayım. Bu da işte duruşsuzluk başka bir şey değil. Yazık.”

Euronews Türkçe’nin ulaştığı Meral Akşener’in danışmanı, eski İYİ Parti liderinin “siyaseti bıraktığını” belirtti ve cumhurbaşkanı yardımcısı olacağı iddialarının yalan olduğunu açıkladı.

Akşener’in danışmanı verdiği demeçte, “Cumhurbaşkanı yardımcısı olacağı iddiaları yanlış bile demiyorum, tamamen yalan. Sayın başkan [Meral Akşener] aktif siyaseti bıraktı,” ifadelerini kullandı.

Yetkili, “Ayrıca geleceğe dönük bir siyasi planlamamız da bulunmuyor. Öyle bir gündemimiz yok,” açıklamasında bulundu.

Meral Akşener’in siyasi kariyeri

Meral Akşener, siyasete 1994 yerel seçimlerinde Doğru Yol Partisi’nden (DYP) İzmit Büyükşehir Belediyesi başkanı adayı olarak girdi.

1995 ve 1999 Türkiye genel seçimlerinde DYP milletvekili olarak meclise giren Akşener, 1996 ile 1997 yılları arasında Necmettin Erbakan tarafından kurulan koalisyon hükümetinde içişleri bakanı olarak görev yaptı. Akşener, Milli Savunma Komisyonu ile İçişleri Komisyonu üyelikleri yaptı.

Meral Akşener, 4 Temmuz 2001 tarihinde DYP’den istifa ederek, 3 Kasım 2001 tarihinde Milliyetçi Hareket Partisi’ne (MHP) katıldı. 19 Kasım 2006 tarihli MHP 8. Olağan Büyük Kurultayında MYK üyeliğine seçilen Akşener, 2007, 2011 ve Haziran 2015 Türkiye genel seçimlerinde MHP milletvekili olarak meclise girdi. Akşener, Kasım 2015 genel seçimlerinde partisinden milletvekili adayı gösterilmedi.

2017’de MHP’den istifa eden Meral Akşener, İYİ Partiyi kurdu. Meral Akşener, 2018 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçiminde partisinin cumhurbaşkanı adayı oldu. Akşener, 31 Mart 2024’te gerçekleştirilen yerel seçimler sonrası İYİ Parti genel başkanlığı görevinden ayrıldı.

Paylaşın

Scholz Ve Macron’dan Trump’a Karşı Daha Güçlü “Avrupa” Çağrısı

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Olaf Scholz, ABD Başkanı Donald Trump da dahil olmak üzere küresel sorunlarla başa çıkmak için daha güçlü ve birleşik bir Avrupa’ya ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Haber Merkezi / Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Fransa’nın başkenti Paris’te bir araya geldi.

Elysee Sarayı’nda düzenlenen ortak basın toplantısında Macron ve Scholz, ABD ile Avrupa arasındaki ilişkilerde yeni bir sayfa açmaya hazırlanan Başkan Trump’ın göreve resmen başladığı gün Avrupa Birliği’ne (AB) yeni gümrük vergileri getireceği yönünde yaptığı açıklamaların gölgesinde, birlik ve beraberlik mesajı verdi.

Macron, Fransa ve Almanya’nın öncü bir rol üstlenmesi ve Avrupa’nın transatlantik bağlarını korurken çıkarlarını savunabilmesini sağlaması için kritik bir dönemden geçildiğini söyledi.

Macron, “ABD’de yeni yönetim göreve geldiğine göre, Avrupalılar ve dolayısıyla iki ülke (Fransa-Almanya) için birleşik, güçlü ve egemen bir Avrupa’nın pekiştirilmesinde üzerlerine düşeni yapmak her zamankinden daha önemli hale gelmiştir” ifadelerini kullandı.

Macron’un sözlerini yineleyen ve Trump yönetiminin zorluklar yaratacağını kabul eden ancak AB ile ABD arasında uzun yıllara dayanan ilişkiye de dikkat çeken Scholz, “Bu hafta yeni bir ABD yönetimiyle karşı karşıyayız. Başkan Trump’ın bir meydan okuma olacağı şimdiden belli” diye konuştu.

Avrupa olarak “güçlü ve birlik içinde olduklarını” vurgulayan Başbakan Olaf Scholz, Trump ile ilişkilerini transatlantik ortaklığının sağlam temelleri üzerine inşa etmek istediklerini söyleyerek, “Avrupa eğilip bükülüp saklanmayacak, yapıcı ve kendine güvenen bir partner olacak” dedi.

Donald Trump’ın başkanlığının kendileri için bir sınama olacağının artık çok net olduğunu da ifade eden Scholz, Avrupa’nın bu süreçte dirençli olması gerektiğinin altını çizdi, Almanya ve Fransa olarak AB’de büyümeyi ve rekabet edebilirliği güçlendirmeyi sağlayacak adımları atmaya devam etmekte kararlı olduklarını belirtti.

Fransa hükümet sözcüsü Sophie Primas da Macron ile Scholz’un görüşmesinden hemen önce yaptığı açıklamada, iki ülkenin “aralarındaki farklılıklara rağmen yeni ABD yönetimi karşısında birlik olması, Avrupa’yı gerçekten yeniden inşa etmesi ve yeni bir ivme kazandırması gerektiğini” söyledi.

Scholz’un Paris ziyaretinin 62 yıl önce bugün Fransa ile Almanya arasında imzalanan Élysée Antlaşması vesilesiyle gerçekleştiği açıklandı. Ancak iki liderin, Trump’ın başkanlığı devralmasından iki gün sonra gerçekleşen bu buluşmayı Washington’daki yeni yönetime mesaj vermek için de bir vesile olarak gördüğü değerlendiriliyor.

Scholz 23 Şubat’ta yapılacak Almanya seçimleri öncesinde kötü bir oy oranına sahipken, Macron geçen yıl yapılan ve bölünmüş bir Fransız parlamentosuyla sonuçlanan erken seçimlerle güç kaybetmişti.

Paylaşın

Demirtaş’tan Dikkat Çeken “Kartalkaya” Yazısı: Sorumlu Yok, Utanma Yok

Bolu Kartalkaya’da 76 kişinin hayatını kaybettiği yangına ilişkin bir yazı kaleme alan Selahattin Demirtaş, yazısında, “Sorumlu yok, utanma yok, insanlık yok, bebek de yok artık” ifadelerini kullandı.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutulan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Bolu Kartalkaya’da 79 kişinin hayatını kaybettiği otel yangınını ilişkin “Bebek var” başlıklı dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

Demirtaş’ın T24’te yayınlanan yazısı söyle: Grand Kartal Oteli’nin üst katlarından bir adam “Bebek var!” diye bağırıyor. Alevler, dumanlar ve bebek var. İnsanlar ve onlarca insan yavrusu diri diri kavruluyor, dumandan nefes alamıyorlar, biz izlerken boğuluyoruz, onlar çaresizce yardım çığlıkları atıyorlar.

Hep birlikte izliyoruz, boğula boğula ölüyoruz hep birlikte. “Bebek var!” diyor adam, hiç değilse o yaşasın istiyor. İçeride bebek var, yangının orta yerinde, alevlerin arasında bebek var. Her şeyden habersiz, annesinin kucağında, boğulmak üzere olan bebek var.

Sabah oluyor, adamlar geçiyor mikrofonların ardına, birer birer “Ben sorumlu değilim ki” diyor, “Öbürü sorumlu.” Öbürü de “Ben değilim ki sorumlu, beriki sorumlu” diyor. Sorumlu yok, utanma yok, insanlık yok, bebek de yok artık.

Sen bir piliç kamyonunun soğuk kasasında uyu bebek. Birilerinin sıcak kasasında birikmiş para tomarlarıyla insanlık satın alınamayacağını öğretene kadar bize uyumak yok. Bu toprakları her bebeğimiz için cennet yapana kadar bize durmak yok.

Paylaşın

Uluslararası Baskılara Meydan Okuyan İran, “Uranyum” Stokunu Artırıyor

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi, İran’ın yüzde 60 saflıkta zenginleştirilmiş uranyum stokunun yaklaşık 200 kilograma ulaştığını açıkladı.

Haber Merkezi / İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda konuşan Grossi, İran’ın son dönemde uranyum zenginleştirme hızını yedi kat artırdığını belirtti.

Yüzde 60 zenginleştirme düzeyi nükleer silahlar için gereken yüzde 90 saflık düzeyine yakın ve UAEA standartlarına göre bu miktar, daha fazla zenginleştirme yapılması durumunda beş nükleer silah üretmek için gereken miktara yakın.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres ise İran’ın nükleer silah geliştirmekten kaçınma niyetini açıklığa kavuşturarak bölge ülkeleri ve ABD ile ilişkilerini iyileştirmek için adımlar atması çağrısında bulundu.

Dünya Ekonomik Forumu’nda konuşan António Guterres, “En önemli konu İran ve İran, İsrail ve ABD arasındaki ilişkilerdir” dedi.

Guterres, İranlıların nükleer silahlardan vazgeçme konusunda kararlılıklarını açıkça ortaya koymalarını ve aynı zamanda bölgedeki diğer ülkelerle yapıcı ilişkiler kurmalarını umduklarını belirtti.

İran Stratejik İşler Başkan Yardımcısı Muhammed Cevad Zarif, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik rasyonel bir yaklaşım sergilemesini umduğunu belirterek, “İran hiçbir zaman nükleer silah edinmeye çalışmadı” dedi.

Dünya Ekonomik Forumu’nda konuşan Zarif, “İran dünya için bir güvenlik tehdidi oluşturmuyor” ifadelerini kullandı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bakai, İran’ın yeni ABD yönetiminin Tahran’a karşı “gerçekçi” bir yaklaşım benimsemesini umduğunu söyledi.

İsmail Bakai, “Yeni ABD hükümetinin politikalarının gerçekliğe ve İran milleti de dahil olmak üzere bölge ülkelerinin çıkarlarına saygıya dayalı olmasını umuyoruz” dedi.

İran, nükleer programının kesinlikle sivil amaçlara yönelik olduğunu savunurken, ABD ve UAEA’nın hazırladığı raporlarda, İran’da askeri nükleer faaliyetler olduğu belirtilmişti.

İran ile P5+1 ülkeleri (ABD, İngiltere, Fransa, Rusya, Çin ve Almanya) arasında 2015 yılında imzalanan JCPOA (Joint Comprehensive Plan of Action), yaptırımların kaldırılması karşılığında İran’ın nükleer programını sınırlamayı amaçlıyordu.

İran, uranyum zenginleştirmeyi sınırlamayı, nükleer stokunu azaltmayı ve UAEA denetimlerine izin vermeyi kabul etmişti.

İran, ABD’nin çekilmesinin ardından, JCPOA’ya uymayı kademeli olarak sonlandırdı ve uranyum zenginleştirmeyi önemli ölçüde artırdı.

Paylaşın

“Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi” Güncellendi

Erdoğan başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) sonrası yayınlanan bildiride, “Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi Türkiye’de, bölgede ve dünyada meydana gelen, gelmesi muhtemel gelişmelerin değerlendirilmesiyle yenilenmiş, kurulca uygun bulunmuştur” denildi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) sona erdi. Yaklaşık 3.5 saat süren toplantı sonrası yayınlanan bildiride şu ifadelere yer verildi:

“Düzenli olarak beş yılda bir, ihtiyaç hâlinde ivedilikle güncellenen Millî Güvenlik Siyaseti Belgesi (MGSB); Türkiye’de, bölgede ve dünyada meydana gelen ve gelmesi muhtemel gelişmelerin değerlendirilmesiyle yenilenmiş ve kurulca uygun bulunmuştur. MGSB-2020’nin yürürlükten kaldırılarak MGSB-2025’in yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır.

2024 yılında vuku bulan ve millî güvenliğimiz bakımından önem arz eden siyasi, askerî, iktisadi ve içtimai gelişmeler değerlendirilmiş; 2025 yılında karşı karşıya kalınabilecek meseleler ile bu çerçevede yürütülecek faaliyetler ve alınacak tedbirler müzakere edilmiştir.

PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ terör örgütleri başta olmak üzere millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla sürdürülen operasyonlar ile son dönemdeki uluslararası gelişmeler hakkında kurula bilgi sunulmuştur.

Suriye’deki yeni yönetimin; devletin egemenliğinin, üniter yapısının, toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin sağlanması ile ülkedeki tüm etnik, dinî ve mezhebî grupların temel hak ve hürriyetlerinin güvence altına alınması hususundaki iradesine, Suriye’nin yeniden inşasına, Suriye halkının huzur ve refaha kavuşmasına tam destek verileceği bir kez daha teyit edilmiştir.

PKK/KCK-PYD/YPG’nin Suriye’deki mevcut durumu ve muhtemel gelişmeleri herhangi bir şekilde istismar etmesine izin verilmeyeceği hatırlatılmış; bölgemizdeki dost ve kardeş halkların düşmanı olan tüm terör örgütlerinin her hâlükârda tasfiye edileceği vurgulanmıştır.

Gazze’de sağlanan ateşkesin kalıcı olması ve Filistin meselesinin adil bir şekilde çözümü için başlangıç teşkil etmesi gerektiğinin altı çizilmiş; insani yardımların Gazze halkına engelsiz, kesintisiz ve hızla ulaştırılmasının önemine dikkat çekilmiştir. Bununla birlikte, İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan mütecaviz eylemlerini Suriye topraklarına da sirayet ettirmesinin, bölgede istikrarın sağlanmasına yönelik gayretlerin önünde engel oluşturduğu ifade edilmiştir.

Türkiye’nin; Afrika, Orta Doğu ve Balkanlar başta olmak üzere dünyanın muhtelif bölgelerindeki ihtilafların çatışmaya dönüşmeden çözümünün sağlanması, süregelen çatışmaların ise sulh ile neticelenmesi istikametindeki faaliyetlerini yoğunlaştırarak küresel barış ve istikrarın tesisine azami katkıyı sunmaya devam edeceği belirtilmiştir.”

Paylaşın

UEFA Avrupa Ligi: Beşiktaş’tan Kritik Galibiyet

UEFA Avrupa Ligi 7. hafta maçında Beşiktaş ile Athletic Bilbao, İnönü Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Julian Weinberger’in yönettiği karşılaşmadan Beşiktaş, 4-1 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Beşiktaş’ın gollerini 17 ve 60 dakikalarda Milot Rashica, 77. dakikada Rafa Silva ve 90+2. dakikada Joao Mario, Athletic Bilbao’nun tek golünü ise 45. dakikada Unai Gomez kaydetti.

Beşiktaş, bu galibiyet ile puanını 9’a yükseltti. Athletic Bilbao ise 16 puanda kaldı.

Beşiktaş, bu sezon UEFA Avrupa Ligi’nde 3 galibiyet, 4 mağlubiyet aldı.

17. dakikada topla birlikte rakiplerini geçerek ilerleyen Muçi’nin pasında Rafa Silva, topukla Rashica’ya bıraktı. Bu oyuncunun ceza yayı sağ tarafından yaptığı vuruşta kaleci Agirrezabala’nın solundan meşin yuvarlağı filelerle buluşturdu. 1-0

45. dakikada Marcos’un pasında penaltı noktası önünde Prados’un kontrol edip yaptığı vuruşta meşin yuvarlak altıpasın sol tarafında Unai Gomez’in önünde kaldı. Bu oyuncunun uzak köşeye yerden yaptığı vuruşta meşin yuvarlak ağlara gitti. 1-1

60. dakikada Muçi’nin savunma arkasına attığı pasa hareketlenen Rafa Silva, ceza sahası sol çaprazında kaleci Agirrezabala’yı geçtikten topu kale önüne çıkardı. Altıpasın hemen dışında meşin yuvarlağı önünde bulan Rashica, yerden yaptığı sert vuruşta topu filelerle buluşturdu. 2-1

78. dakikada Al-Musrati’nin pasıyla sağ kanatta hareketlenen Rashica, topu ceza sahası içine çıkardı. Meşin yuvarlağı penaltı noktasına yakın noktada önüne alan Rafa Silva’nın şutunda, kaleciye çarparak havalanan topu Portekizli oyuncu çizgi üzerinde bir kez daha dokunarak ağlara gönderdi. 3-1

88. dakikada Joao Mario’nun pasında ceza yayı sağ tarafından topla birlikte ceza sahasına giren Semih Kılıçsoy, Serrano’nun müdahalesiyle yerde kaldı. Mücadelenin hakemi VAR’ın uyarısıyla pozisyonu izledi ve penaltı noktasını gösterdi. 90+2. dakikada beyaz noktanın başına geçen Joao Mario, topu ve kaleciyi farklı köşelere gönderdi. 4-1

Stat: İnönü

Hakemler: Julian Weinberger, Andreas Heidenreich, Maximilian Kolbitsch (Avusturya)

Beşiktaş: Mert Günok, Svensson, Emirhan Topçu, Uduokhai, Masuaku (Dk. 69 Zaynutdinov), Gedson Fernandes, Al-Musrati, Rashica (Dk. 79 Joao Mario), Rafa Silva (Dk. 86 Ndour), Muçi (Dk. 87 Onur Bulut), Immobile (Dk. 69 Semih Kılıçsoy)

Athletic Bilbao: Agirrezabala, De Marcos, Unai Nunez, Paredes, Berchiche, Prados (Dk. 61 Galarreta (Dk. 67 Vesga)), Jaureguizar, Berenguer (Dk. 79 Djalo), Unai Gomez (Dk. 79 Serrano), Nico Williams (Dk. 61 Inaki Williams), Guruzeta

Goller: Dk. 17 ve 60 Rashica, Dk. 78 Rafa Silva, Dk. 90+2 Joao Mario (Penaltıdan) (Beşiktaş), Dk. 45 Unai Gomez (Athletic Bilbao)

Paylaşın