Ülkenin İyi Yönetilmediğini Düşünenlerin Oranı Yüzde 69.5

BUPAR Araştırma’nın “sizce ülke iyi yönetiliyor mu” sorusuna yurttaşların yüzde 69.5’i “hayır” yanıtını verirken, yüzde 24’ü “evet” yanıtını verdi. Katılımcıların yüzde 6.5’i ise cevap vermek istemediğini belirtti.

Katılımcılara bu soruların yanında “2022’de Cumhur İttifakı bileşenleri mi yoksa Millet İttifakı bileşenleri mi daha fazla ülke sorunları ile ilgilendi?” diye soruldu. Buna göre, yüzde 63.5 “Millet İttifakı”, yüzde 27.5 “Cumhur İttifakı” dedi. Katılımcılarım yüzde 9’una göre ise “hiçbiri” sorunlarla ilgili değil.

BUPAR Araştırma, yurt genelinde dokuz ilde yüz yüze görüşme yöntemiyle 10 Eylül-29 Eylül tarihlerini kapsayan bir anket gerçekleştirdi. 3 bin 500 kişi ile yapılan ankette ülke gündemine ilişkin sorular soruldu. Katılımcılara ilk olarak “Geçinebiliyor musunuz” diye soruldu. Buna göre “Hayır borçlandım” diyenlerin oranı yüzde 80.5, “Geçinebiliyorum” diyenler yüzde 14.5, “Tasarruf yapabiliyorum” diyenlerin oranıysa yalnızca yüzde 5 oldu.

“Sizce ülke iyi yönetiliyor mu” sorusuna yurttaşların yüzde 69.5’i “Hayır” yanıtını verirken, yüzde 24’ü “Evet” yanıtını verdi. Katılımcıların yüzde 6.5’i ise cevap vermek istemediğini belirtti. Katılımcılara bu soruların yanında “2022’de Cumhur İttifakı bileşenleri mi yoksa Millet İttifakı bileşenleri mi daha fazla ülke sorunları ile ilgilendi?” diye soruldu. Buna göre, yüzde 63.5 “Millet İttifakı”, yüzde 27.5 “Cumhur İttifakı” dedi. Katılımcılarım yüzde 9’una göre ise “Hiçbiri” sorunlarla ilgili değil.

Cumhur’un adayı yüzde 35.5

2023 yılında yapılması planlanan seçimler de gündemdeki yerini gün geçtikçe artırıyor. Ankette de katılımcılara “2023’te yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimini hangi ittifakın adayı kazanır?” sorusu yöneltildi. Yanıtlara göre yurttaşların yüzde 60’ı “Millet İttifakı” derken, yüzde 35.5 “Cumhur İttifakı” dedi. “Bilmiyorum” diyenlerin oranı ise yüzde 4.5 oldu.

Ankette “İlk defa oy kullanacak genç seçmenler hangi ittifakın adayına oy verirler?” sorusuna gelen yanıtlar şu şekilde oldu: Yüzde 65 “Millet İttifakı”, yüzde 25 “Cumhur İttifakı”, yüzde 10 “Bilmiyorum. Gençlerin ne yapacağı belli olmaz” dedi.

‘Koşullar düzelir’

“2023’te yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde Recep Tayyip Erdoğan tekrar cumhurbaşkanı seçilse ülkenin koşulları daha iyi olur mu” sorusuna katılımcıların yüzde 55’inin “Hayır” yanıtını vermesi dikkat çekti. Yurttaşların yalnızca yüzde 31’i “Evet” derken, yüzde 14’ü “Bilmiyorum” diye belirtti. “2023’te yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde Millet İttifakı adayı cumhurbaşkanı seçilse ülkenin koşulları daha iyi olur mu?” sorusuna katılımcıların yüzde 55’i “Evet”, yüzde 40’ı “Hayır” yüzde 5’i ise “Bilmiyorum” dedi.

“Başkanlık sistemi ülkenin sorunlarına çözüm oldu mu” sorusuna katılımcıların yüzde 65’i “Hayır”, yüzde 15’i “Evet”, yüzde 20’si ise “Bilmiyorum” dedi. “2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sadece iki aday olsa biri Recep Tayyip Erdoğan diğeri beğendiğiniz birisi olsa kime oy verirsiniz?” sorusuna “Erdoğan’ın rakibi kim ise ona oy veririm. Kim olduğu önemli değil” diyenlerin oranı yüzde 45, “Her koşulda Erdoğan’a oy veririm” diyenlerin oranı yüzde 30, “Adayın kim olacağına bağlı. O günün koşullarına bağlı” diyenlerin oranı ise yüzde 25 olarak hesaplandı.

‘Ekonomik durum etkiliyor’

Anket sonuçlarını Cumhuriyet’e değerlendiren BUPAR Araştırma Şirketi Başkanı Erdal Akaltun şunları kaydetti:

“Ekonomik sorunların büyüklüğü ülkenin iyi yönetilmediği kanaatini yaygın bir algıya dönüştürdü. İktidarın bilhassa döviz kurlarındaki ve enflasyondaki düşüş tahminlerinin gerçekleşmemesi ülkenin iyi yönetilmediğine dair kanaati artırdı. Vatandaşlar ülke yönetiminin iyi olup olmadığını, yaşadıkları ekonomik, sosyal ve siyasi sorunlar ile özdeşleştirdi. Muhalefet partilerinin ülke genelinde yapmış oldukları ziyaretler ve buradaki sorunları ülke gündemine taşıma çabaları vatandaştan beğeni gördü.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu-Babacan Görüşmesi: Önce Kural Sonra Aday

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmede, “Önce kurallar ve yol haritası sonra aday”, “5 lidere cumhurbaşkanı yardımcılığı” istemlerini gündeme getirdi.

Kılıçdaroğlu’nun İYİ Parti lideri Akşener’le yaptığı görüşmede ise Akşener’in TV’de yaptığı, “6’lı masa noter değil, doğru adayı bulmamız lazım. Ciddi endişelerim var” açıklamasının gündeme gelip gelmediği merak ediliyordu.

CHP kulislerine yansıyan bilgilere göre, görüşmede “bu söyleme ilişkin bir diyalog olmadı.” Akşener’in, “Ortak aday konusunu 6’lı masanın kararına Kılıçdaroğlu bağlamak istedi” ifadesi de görüşme öncesi tartışılan bir diğer konu başlığıydı.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem mutabakatını imzalayan CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa, ikinci tur görüşmelerin ilkini, 2 Ekim Pazar günü, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirecek.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun Altılı Masa’nın ikinci tur görüşmeleri öncesinde yaptığı lider ziyaretleri önceki gün tamamlandı.

Cumhuriyet’ten Sertaç Eş’in haberine göre, Kılıçdaroğlu’nun Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’yla görüşmeleri sorunsuz geçti.

‘Ekonomi rekabeti’

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan yaklaşık 3.5 saat süren görüşmede, “Seçim birlikteliği kurallarının önceden belirlenmesi”, “6’lı masanın yol haritasının adaydan önce açıklanması”, “Seçmenin karşısına hazır ve güven veren şekilde çıkılması” ayrıca “seçimde başarılı olunması durumunda parti liderlerinin mutlaka cumhurbaşkanı yardımcılığı görevine getirilmesi” gerektiğini Kılıçdaroğlu’na aktardı. İki lider arasında bu konu konularda “tam mutabakat sağlandığı” öğrenildi.

Öte yandan oluşturulacak yol haritasında 6’lı masada yer alan “Parti kadrolarının yeni hükümette alacağı görevlerin de önceden belirlenebileceği” kaydediliyor. Bu kapsamda, “DEVA Partisi’nin özellikle ekonomi yönetimine aday olacağı ancak İYİ Parti’nin de güçlü bir ekonomi kadrosu oluşturmaya çalıştığı” biliniyor. Kadroların belirlenmesi aşamasında “iki parti arasında bir rekabet oluşabileceğine” dikkat çekiliyor.

‘Farklılık olabilir’

Kılıçdaroğlu’nun İYİ Parti lideri Akşener’le yaptığı görüşmede ise Akşener’in TV’de yaptığı, “6’lı masa noter değil, doğru adayı bulmamız lazım. Ciddi endişelerim var” açıklamasının gündeme gelip gelmediği merak ediliyordu.

CHP kulislerine yansıyan bilgilere göre, görüşmede “bu söyleme ilişkin bir diyalog olmadı.” Akşener’in, “Ortak aday konusunu 6’lı masanın kararına Kılıçdaroğlu bağlamak istedi” ifadesi de görüşme öncesi tartışılan bir diğer konu başlığıydı.

CHP’li kaynaklar, bu açıklamanın “İYİ Parti’de cumhurbaşkanı adayının 6’lı masa yerine CHP ve İYİ Parti tarafından belirlenmesi yönünde bir eğilim” olabileceğini kaydediyor. Söz konusu yaklaşımın “İYİ Parti’nin elini güçlendirme amaçlı olabileceği ve bu tür yaklaşım farklılıklarının normal karşılanabileceğini” ifade ediyor.

Paylaşın

İşçi Partili Lula, Brezilya’da İktidara Yürüyor

Brezilya’da yarın yapılacak seçimlerde, milliyetçi Devlet Başkanı Jair Bolsonaro ve İşçi Partili eski Başkan Lula da Silva’nın yarışması bekleniyor. Sağı ve solu bir kez daha karşı karşıya getirecek olan seçimler, Latin Amerika’nın en dikkatle izlenen seçimlerinden biri olacak gibi görünüyor.

Oylama yarın Brezilya saatiyle sabah 8’den akşam 5’e kadar (TSİ 14:00-23:00). Kongre ve yerel yönetim seçimleri için de oy kullanılacak. Sonuçlar, elektronik oylama sisteminin hızı sayesinde Brezilya’da saat 21’de (TSİ Pazartesi 03:00) belli olabilir. İlk oylamada hiç bir adayın yüzde 50’yi geçememesi halinde en çok oy alan ikinci turda yarışacak.

Sağda, Amazon ormanlarının yıkımını hızlandırması, Brezilya’nın Kovid 19’la mücadelesini zayıflattığı ve seçimler arifesinde ülkenin seçim sistemi üzerinde kuşkular uyandırdığı için yaygın olarak eleştirilen saldırgan milliyetçi Devlet Başkanı Jair Bolsonaro var.

Bolsonaro Brezilya Başkanlarından ve Latin Amerika’nın en saygın solcularından Lula da Silva’nın zorlu mücadelesiyle karşı karşıya. Halk arasında sevgiyle Lula olarak anılan da Silva, anketlerin çoğunda Bolsonaro’nun 10 puan önünde. Ancak, işbaşında kaldığı iki dönem boyunca büyük yolsuzluk skandalları yüzünden cezaevine girip çıkmış olmasının seçmende doğurduğu kuşkuların da üstesinden gelmek zorunda.

Başlıca adaylar

Seçim pusulasında on bir başkan adayı var, ancak tüm gözler Bolsonaro ve Lula’da. Bolsonaro’nun puanları son zamanlarda yükselse de çoğu ankette seçmenin kendisine dönük tercihinin yüzde 30’larda kaldığını gösteriyor. Brezilyalıların çoğu, 67 yaşındaki başkanın yönetiminden memnun değil. Datafolha kamuoyu araştırma şirketinin Eylül ortalarında gerçekleştirdiği ankete katılanların yüzde 44’ü Bolsonaro’ya görev onayı vermedi.

Lula’nın kazanması etkileyici bir siyasal geri dönüş olacak. Brezilya’yı 2003’ten 2010’a kadar yöneten 76 yaşındaki eski metal işçisi ekonomik büyüme ve emtia fiyatlarındaki patlama döneminde milyonlarca insanın yoksulluktan kurtulmasına yardımcı olan sosyal refah programlarını ülkeye yaymıştı.

Görevden ayrıldığında dünyanın en popüler politikacılarından biri olarak kabul ediliyordu. Ancak 2017’de, sonraki yıl cezaevine girmesine yol açan “Araba Yıkama Operasyonu” adı verilen kapsamlı bir yolsuzluk soruşturmasına dahil edildi. Soruşturma boyunca suçsuzluğunu savunan Lula 580 gün hapiste kaldıktan sonra 2019’da aklandı, serbest bırakıldı ve hakkındaki mahkumiyet kararı iptal edildi.

Brezilya’nın yakıcı sorunu

Brezilya, dünyanın kişi başına en yüksek doğrulanmış koronavirüs ölümlerinin gerçekleştiği ülkeler arasında yer alıyor. Salgından ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin etkileriyle körüklenen küresel ekonomik kargaşadan kurtulmak için çırpınıyor. Ekonomik sıkıntılar, yüksek enflasyon ve eşitsizlik ve yolsuzluğun yol açtığı hoşnutsuzluk, aralarında Şili ve Kolombiya’nın da olduğu bölgenin diğer ülkelerinin sola kayışlarına yol açtı .

Ekonomi, seçim sonrasının en zorlu meselesi. Bolsonaro, geçtiğimiz günlerde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşmasında Brezilya ekonomisinin tamamen toparlandığını söyleyerek övünüyordu. Ancak ekonomik büyüme çok güdük ve enflasyon yoksulları ezmeye devam ediyor. Siyaset bilimci Guilherme Casarões, Brezilya seçmenlerinin Bolsonaro’nun dört yıllık başkanlığı ve aşırı sağcı söyleminin ardından şimdi oldukça kutuplaşmış olduğunu söyledi.

Görevdeki Başkan, aile değerlerinin savunuculuğunu üstleniyor ve sayıca çoğalan muhafazakar Evanjelik nüfusun desteğini alıyor. Bolsonaro pandemi boyunca karantinaya ve maske takma zorunluluğuna karşı koydu, hükümet kararnameleriyle Brezilya’nın silah yasalarını gevşetmekle kalmadı, aynı zamanda Amazon’daki çevre koruma uygulamalarını da ciddi ölçüde tasfiye etti.

Bölge ve dünyanın geri kalanı için yakıcı sorun

Bolsonaro’nun tarım şirketlerine verdiği destek ve çevre savunucularını hor gören yaklaşımı, Brezilya’nın Amazon’a yönelik korumasının çok zayıflamasına yol açtı. Başkanlığı sırasında, dünyanın en büyük biyolojik çeşitliliğe sahip orman alanlarındaki ormansızlaşma son 15 yılın en yüksek düzeyine yükseldi ve orman yangınları patladı. Gezegenin en önemli karbon emicilerden biri olan Amazon yağmur ormanları, şimdi emdiğinden çoğunu atmosfere salıyor.

Bazı bilim adamları, daha da sert koruma önlemleri olmaksıın Amazon’un geri dönüşsüz bir çevresel yıkıma uğrayabileceğini söylüyor. Kendisine takılan “Kaptan Motorlu Testere” lakabıyla dalga geçen Bolsonaro, birçok yangının kasıtlı olarak sırf kendisini itibarsızlaştırmak için çıkarıldığını iddia ediyor. Lula döneminde, ormansızlaşma oranları düşmüştü ve önceki cumhurbaşkanı seçilirse Amazonu yeniden korum altına alacağına söz verdi.

Bolsonaro seçimler öncesinde de demokratik kurumlara yönelik saldırısını tırmandırdı. Bir yılı aşkın bi zamandır, kendi gözünde büyük bir kahraman olan eski ABD Başkanı Donald Trump’ın uydurma iddialarını çok andırır bir biçimde, dindar tabanını olası kaybını oy hırsızlığıyla ilişkilendirmeye hazırlamak için çaba harcadı.

Bolsonaro sonuçları kabul etmezse şiddet patlak verir mi? 

Bolsonaro, anketlerde geride kalmasına rağmen, ısrarla seçimleri ilk turda doğrudan kazanacağı ve sonucu ikinci tura bırakmayacağını ileri sürüyor. Uzunca bir süredir seçimler böyle sonuçlanmazsa -tıpkı 2018’de hiçbir mesnet sunmadan iddia ettiği gibi- bunun yalnızca yaygın seçim hileleri nedeniyle olacağını iddia ediyor. Trump gibi, Bolsonaro da tamamen yanlış bir şekilde, ülkesinin elektronik oylama makinelerinin kolayca kurcalanabileceğini iddia ediyor.

Eski bir ordu komutanı olarak, ordunun yanından konuşarak askeriyenin seçimleri izlemesi gerektiğini söylüyor. Son zamanlarda, Bolsonaro, söylemini biraz sakinleştirse de seçim günü ordunun oylama aygıt örneğinden seçimleri izlemesine yönelik bir mutabakat manevrası yaptı. Oysa, 1996’dan beri seçimlerinde elektronik oylama makineleri kullanılan Brezilya’da hiçbir zaman önemli bir seçim yolsuzluğu kaydetmedi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener Kurmaylarını Topladı: Mansur Yavaş Detayı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa, ikinci turun ilk görüşmesini pazar günü (2 Ekim) CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde yapacak.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Meclis açılışı ve Altılı Masa zirvesi öncesinde GİK üyelerini, başkanlık divanı ve milletvekillerini topladı. Akşener’in, “Mansur Yavaş’ın adını sıklıkla dile getirenlere yönelik tasfiye yapabileceği” iddia ediliyor.

İYİ Parti Tüzüğü’ne göre genel başkan ve GİK, “İki yıldan az, üç yıldan çok olmayan bir süre içerisinde” kurultayı toplamak zorunda. 2’nci Olağan Kurultayı’nı 20 Eylül 2020’de yapan İYİ Parti’de alınan kurultay kararı “olağan” olma özelliği taşıyor.

“Mansur Yavaş” ayrıntısı

Cumhuriyet’ten Gamze Kolcu’nun haberine göre, dünkü toplantıda alınan karar doğrultusunda kurultaya hazırlık çalışmaları kapsamında “ivedilikle” 3 Ekim 2022’de ilçe ve il kongreleri başlatılacak. Akşener, Mart 2022’de Başkanlık Divanı’nda yaptığı değişiklikle teşkilat başkanlığını Koray Aydın’dan alarak doğrudan kendisine bağlamış; Aydın Siyasi İşler Başkanlığı görevine getirilmişti.

İYİ Parti lideri Akşener’in “ilçe ve il kongreleriyle birlikte kendi uhdesindeki teşkilatlarda bazı köklü değişiklikler yapabileceği”, bu süreçte “cumhurbaşkanı adaylığı için Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın adını sıklıkla dile getirenlere yönelik tasfiye yapabileceği” iddia ediliyor.

Edinilen bilgiye göre, ilçe ve il kongrelerinin tamamlanmasının ardından 3’üncü Olağan Kurultay yapılacak. Akşener’in seçime yeni bir GİK ile gitmek istediği kaydedilse de “seçim sürecine girilmişken yapılacak bir kurultayın çalışmalara zarar verebileceği” yönünde de görüşler olduğu belirtiliyor.

Bunun yanı sıra ilçe ve il kongrelerinin tamamlanma sürecinin “uzaması” ya da “seçimlerin erkene alınma ihtimali” de göz önünde bulundurulduğunda büyük kurultayın seçim sonrasına bırakılabileceği de dile getiriliyor.

‘Vitrin değişebilir’

Akşener’in ilçe ve il kongreleri bittikten sonra “partisinin vitrininde değişiklik yapabileceği” de konuşuluyor. Partisini “yenilenmiş başkanlık divanı ile seçimlere götürmek istediği” kaydedilen Akşener’in, “birkaç kritik görev değişikliği yapabileceği” belirtiliyor.

Paylaşın

Meclis’e Gönderilen Fezleke Sayısı 1600’ü Aştı

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, geçen yasama yılında Meclis Başkanlığı’na 317 dokunulmazlık fezlekesi ulaştığını, 27. Dönem boyunca Meclis’e gönderilen fezleke sayısı 1600’ü aştığını söyledi. Şentop, bu sayının şimdiye kadar ulaşılmış en yüksek rakam olduğunu ifade etti.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Mustafa Şentop, Meclis’te yaptığı basın toplantısında Meclis’in yeni dönem çalışmaları ile ilgili bilgi verdi ve  gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Şentop, 5. Yasama yılında Meclis Genel Kurulu’nda 112 birleşim, 486 oturum gerçekleştirildiğini, 818 saat 50 dakika çalışma yapıldığını ve 35 bin 984 sayfa tutanak tutulduğunu söyledi.  Ayrıca Seçim Yasası değişikliğini de içeren 83 yasa teklifinin yasalaşarak yürürlüğe girdiğini belirtti.

BBC Tükçeden Ayşe Sayın’ın haberine göre; Şentop, geçen yasama yılında Meclis Başkanlığı’na 317 dokunulmazlık fezlekesi ulaştığını, 27. Dönem boyunca Meclis’e gönderilen fezleke sayısı 1600’ü aştığını söyledi. Şentop, bu sayının şimdiye kadar ulaşılmış en yüksek rakam olduğunu ifade etti.

Aydeniz’in dosyası karara bağlanacak

Şentop, HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in dokunulmazlığının kaldırıldığını, bir fezlekenin ise istem üzerine Cumhurbaşkanlığı’na iade edildiğini bildirdi. Şentop, bir polise tokat attığı gerekçesiyle hakkında dokunulmazlık fezlekesi düzenlenen HDP Diyarbakır Milletvekili Salihe Aydeniz’in dosyasının da yeni yasama yılının başında TBMM Genel Kurulu’na gelerek karara bağlanacağını söyledi.

Devamsız milletvekillerinin durumu

Mustafa Şentop, aralarında dokunulmazlığı kaldırılan HDP’li Semra Güzel’in de bulunduğu bazı milletvekillerinin “devamsızlık” nedeniyle milletvekilliklerinin düşürülmesinin gündeme gelip gelmeyeceğine ilişkin soru üzerine de 1 Nisan-30 Haziran 2022 tarihleri arasına ilişkin milletvekillerinin genel kurul ve komisyon çalışmalarına katılmaları ile ilgili çizelgelerin çıkarıldığını anımsattı.

Şentop, devamsızlığı saptanan milletvekillerine tebligat yapılarak mazeretlerinin sorulduğunu, bunların Başkanlık Divanı’nda değerlendirileceğini söyledi.

Şentop, “tutukluluk halinin devamsızlıktan sayılıp sayılmayacağı” yönündeki soru üzerine de bu konuda daha önce yaşanmış bir örnek olmadığını söyledi. Şentop, “Benzeri olmamış, olabileceği de düşünülmediği için mevzuatta düzenlenmemiştir, ayrı değerlendirme konusudur” diye konuştu.

‘Sosyal medya artırdı’

TBMM’deki dokunulmazlık dosyası sayısının ilk kez 1600’ün üzerine çıktığına dikkat çeken Şentop, 2016’da geçici anayasa değişikliği ile dosyaların eritildiğini anımsattı. Dosyaların Meclis’te görüşülmesinin uzun zaman alacağını kaydeden Şentop, belli kriterler düşünülerek, bazı dosyalar yönünden dokunulmazlıkların kaldırılabileceğini söyledi:

“Sosyal medya üzerinden yapılan hakaretler üzerinde bir hayli fazla fezleke olduğunu söylemek isterim. Belli kriterler düşünülerek bazı dosyalar bakımından cezanın ağırlığı suçun kamuoyunda yarattığı infial olabilir bu yöntemle dokunulmazlığın kaldırılması gerektiğini düşünüyorum.”

Yeni anayasa tartışması

Şentop, anayasa değişikliğinin gündeme gelip gelmeyeceğine ilişkin bir soru üzerinde de bazı siyasi partilerin parlamenter sisteme dönüşü savunduğunu, siyasi partiler arasında bu kadar görüş ayrılığı varken, bu dönem içinde yeni anayasa değişikliğinin gündeme gelmesini gerçekçi bulmadığını söyledi.

Şentop, ancak bir sonraki dönemde yeni anayasanın Meclis tarafından çıkarılmasının Türkiye için ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Paylaşın

Karamollaoğlu: Kazanacak Aday Üzerinden İttifak Yapmamız Lazım

SP Lideri Karamollaoğlu, katıldığı bir televizyon programında, Altılı Masa’da bugüne kadar hiç itilafın olmadığını belirterek, “Seçilme şansı en yüksek olan aday üzerinden bizim ittifak yapmamız gerekiyor” dedi ve ekledi:

“İnşallah burada bir problem olmayacak. Her siyasi parti genel başkanı kendi teklifini getirecek. Biz aday konusunu seçim tarihi ilan edilmeden konuşmayacağız. Farklı kanaatlerimiz olabilir. Ama biz adayımızı seçilecek bir aday belirleyemezsek bu yaptığımız bütün çalışmalar heba olur. Biz parlamentodaki çoğunluğu da dikkate alarak, cumhurbaşkanı olarak gösterdiğimiz kişi de seçimi kazandığında nasıl bir yönetim uygulayacağız. Bugün bunu da konuşmamız lazım.”

Karamollaoğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “altılı masa noter değil” açıklaması için “Bunlar makul ifadelerdir. Kimse noter değil. Kimse benim dediğim olacak diye bir baskı oluşturamaz. İttifak içinde ittifaklar gerçekleşebilir” ifadelerini kullandı.

Temel Karamollaoğlu, TV5’te yayınlanan Gündem Türkiye Programında Mustafa Yılmaz’ın sorularını yanıtladı.

Altılı Masa’da bugüne kadar hiç itilafın olmadığını aktaran Karamollaoğlu, “Seçilme şansı en yüksek olan aday üzerinden bizim ittifak yapmamız gerekiyor. İnşallah burada bir problem olmayacak. Her siyasi parti genel başkanı kendi teklifini getirecek. Biz aday konusunu seçim tarihi ilan edilmeden konuşmayacağız. Farklı kanaatlerimiz olabilir. Ama biz adayımızı seçilecek bir aday belirleyemezsek bu yaptığımız bütün çalışmalar heba olur. Biz parlamentodaki çoğunluğu da dikkate alarak, cumhurbaşkanı olarak gösterdiğimiz kişi de seçimi kazandığında nasıl bir yönetim uygulayacağız. Bugün bunu da konuşmamız lazım” değerlendirmesinde bulundu.

”İttifak içinde ittifaklar gerçekleşebilir”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “altılı masa noter değil” açıklamasını değerlendiren Karamollaoğlu, “Bunlar konuşurken makul ifadelerdir. Kimse noter değil. Kimse benim dediğim olacak diye bir baskı oluşturamaz. Bunlar gündeme gelir, görüşülür. Elbette kazanacak bir aday olması gerekiyor. Biz bu bütün meseleleri masada konuşup, karara bağlamalıyız. Akşener’in açıklamalarında bir itiraz görmedim. İttifak içinde ittifaklar gerçekleşebilir ve gerçekleşmesinde fayda da vardır” şeklinde konuştu.

Karamollaoğlu, Cumhur İttifakı ile ilgili de şunları kaydetti:

“Sayın Erdoğan’ın da Cumhur İttifakı’nın da Türk siyasi hayatını kirlettikleri kanaatindeyim. İftira, yalan, hakaret. Bütün politikaları bunun üzerine inşa edilmiş. İftira etmede hiçbir tereddüt görmüyorlar. Yalan söylemekten de hiç çekinmiyorlar ama hakarete gelince, hazineleri çok geniş. Farkında değiller. Hakaret eden bir insan, aslında kendini tarif eder… ‘Zillet İttifaki’ diyorlar sen zilletin içinde çürümüşsün, yok olmuşsun. Bu yaklaşımı benimseyenler iflah olmaz.”

“ABD ‘Suriye’ye girin’ dedi, biz de girdik”

‘Türkiye’nin şu an şahsiyetli bir dış politika uygulayamadığını’ söyleyen Karamollaoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Savruluyor Türkiye. Şahsiyetli bir dış politika izleyemiyor. 20 yıl önce izledikleri politikaları bir düşünelim, bir de bugünü düşünelim. Dağlar kadar fark var. Amerika Birleşik Devletleri’yle anlaştı. Irak’la harbe tutuştuk. Irak’taki zulme destek verdik. Amerika Birleşik Devletleri Suriye’ye girin dediği için biz Suriye’ye girdik. Bunun hiç başka türlü izahı yok. Biz kendi ideallerimizi prensiplerimizi tatbikata koyamadık. İsrail Başbakanı’nı Cumhurbaşkanı’nı meclisimizde alkışlattık. Ve ileri sürdüğümüz bütün fikirler havada kaldı.

Şahsiyetli bir dış politika uygulayamadık. Neden? Çünkü bizim şahsiyetli dış politika uygulayacak bir Maalesef şu anda gücümüz yok. Dış politikada etkili olabilmek elbette prensiplere bağlı olarak hareket etmeye bağlıdır. Siz düşünün.

2 binli yılların ortasında biz Annan Planı’nı Avrupa Birliği’ne üye olmak için bize dayattılar, biz AK Parti ile Kıbrıs’ta Türk Cumhuriyeti’nde birbirimizle mücadele ettik. Allah rahmet eylesin. Oya Hanım başkanlığında bir heyeti göndermiştik. Onlar sakın Annan Planı’na evet demeyin diye çaba gösterdiler. Hükümet de ya bu bizim kurtuluşumuz dediler. Sonunda Rumlar bir hata yaptı kendi yönlerinden ama bize o fırsat vermiş oldu. Böylece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti diye bugün övünmeye çalıştıkları bir cumhuriyet var.”

Paylaşın

Standard & Poors, Türkiye’nin Kredi Notunu Düşürdü

Merkezi ABD’nin New York eyaletinde bulunan uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poors (S&P) Türkiye’nin kredi notunu B+’dan B’ye düşürdüğünü açıkladı. Böylece Türkiye’nin kredi notu son üç ay içinde üç büyük kredi kurumu tarafından düşürülmüş oldu.

Moody’s Türkiye’nin kredi notunu ağustos ayında düşürmüş, Fitch ise Temmuz ayında yaptığı açıklamasında Türkiye’nin kredi notunu B+’dan B’ye indirerek görünümünü “negatif” olarak teyit etmişti. Fitch, aldığı bu karara yükselen enflasyonu ve ekonomiyle ilgili endişeleri gerekçe olarak gösterdi.

Türkiye’nin kredi notunu yatırım yapılamaz olarak nitelendirilen “çöp” seviyesinin daha derinlerine iten Standard & Poors, böylece Türkiye’yi Moğolistan ve Mısır’la aynı seviyeye çekti. S&P bu kararına gerekçe olarak çok gevşek olan para politikasını gösterdi.

Kurum yaptığı açıklamasında Türkiye’deki yetkililerin “2023 seçimleri öncesinde büyümeyi mali ve parasal istikrara tercih ettiğini” aktardı.

ABD’de piyasalar kapandıktan sonra açıklanan kararda “küresel olarak mali koşullar sıkılaşırken faizlerin indirilmesinin TL’ye olan güvenin azalmasına yol açtığı” aktarıldı. TL’deki daha fazla değer kaybının ise Türkiye’nin mali istikrarı ve kamu maliyesi için olumsuz etkilerinin olacağı vurgulandı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) eylül ayında düzenlediği Para Politikası Kurulu toplantısı sonrasında politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 12’ye çekmişti.

Paylaşın

Merkez Bankası, Enflasyon Beklentisini Yüzde 67,73’e İndirdi

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) 2022 Eylül, Piyasa Katılımcıları Anketi ile yıllık enflasyon beklentisi açıklandı. Veri Yönetişimi ve İstatistik Genel Müdürlüğü Anketler ve Endeksler Müdürlüğü’nün gerçekleştirdiği ankete göre yıllık enflasyon beklentisi yüzde 67,73 olarak belirlendi.

2022 yılı Eylül ayı Piyasa Katılımcıları Anketi, reel sektör ve finansal sektör temsilcileri ve profesyonellerden oluşan 40 katılımcı tarafından yanıtlandı ve bankadan yapılan açıklamaya göre sonuçlar katılımcıların yanıtları toplulaştırılarak değerlendirildi.

MB anketinde piyasa katılımcılarının yıllık enflasyon beklentisi

Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 70,60 iken, bu anket döneminde yüzde 67,73 oldu.

12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 41,99 iken, bu anket döneminde yüzde 36,74 oldu.

24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 24,35 ve yüzde 20,63 olarak gerçekleşmiştir.

MB 12 ay sonrası enflasyon beklentileri

2022 yılı Eylül ayı anket döneminde, katılımcıların 12 ay sonrasına ilişkin olasılık tahminleri değerlendirildiğinde MB’nin öngörüleri şöyle:

TÜFE’nin ortalama olarak yüzde 31,26 olasılıkla yüzde 30,00 – 36,99 aralığında, yüzde 38,45 olasılıkla ise yüzde 37,00 – 43,99 aralığında artış göstereceği öngörülmektedir.

Aynı anket döneminde nokta tahminler esas alınarak yapılan değerlendirmeye göre ise, katılımcıların yüzde 22,86’sının beklentilerinin yüzde 30,00 – 36,99 aralığında, yüzde 42,86’sının beklentilerinin yüzde 37,00 – 43,99 aralığında olduğu gözlenmektedir.

Döviz Kuru Beklentileri

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentiside şöyle belirlendi:

ABD Doları /TL kuru bir önceki anket döneminde 19,65 TL iken, bu anket döneminde 19,51 TL oldu.

12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla 22,03 TL ve 22,07 TL olarak gerçekleşti.

TÜİK enflasyon açıklaması ne zaman?

Eylül ayı enflasyon verileri Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından, 3 Ekim 2022’de açıklanacak.

Bakan Nebati ne diyor?

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati önceki gün yaptığı açıklamada “Aldığımız tedbirler ve küresel düzeyde yaşanacak normalleşmeyle birlikte enflasyonu da yeneceğiz. Yıl sonundan itibaren de bu düşüşü daha net hissetmeye başlayacağız” demişti.

Nebati, bu çerçevede bakanlığının “Gıda enfasyonunun halkımız üzerindeki olumsuz etkisini azaltmak için, temel gıda maddelerinde KDV oranlarını indirdiğini, ve “çalışanların elektrik ve doğalgaz ödemelerinden vergi ve prim yükünün kaldırılacağını” söylemişti. Ayrıca İşverenlerin Nidan 2023 sonuna kadar “çalışanlarına elektrik, doğalgaz ve ısınma giderlerini karşılamaları için ödeyecekleri bin TL’yi aşmayan tutarlardan gelir vergisi al[ınmayacağını]” açıklamıştı.

Türk-İş ne diyor?

Hükümet düşük faiz ile üretim ve ihracatı destekleyen bir ekonomi programı uygulayarak enflasyonla mücadele için kronik cari açığı fazlaya çevirmeyi öncelediğini iddia ediyor. Ancak, bu strateji, süregiden Rusya-Ukrayna savaşının küresel ekonomik süreçlerdeki zincirleme etkileri dolayısıyla enerji fiyatlarındaki yükselme karşısında etkili olmaktan uzak kalıyor.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş), Ankara’da hesaplanan gıda enflasyonunun Eylül’de bir önceki aya göre yüzde 5.15; bir öncek, yıla göre yüzde 130 arttığını; açlık sınırının ise 7,245 TL ile mevcut asgari ücretin 1,745 TL üzerinde gerçekleştiğini açıkladı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

İsveç, Türkiye’ye Yönelik Silah Satışının Önündeki Sınırlamaları Kaldırdı

İsveç Devlet Silah İhracat Kontrol Dairesi (ISP), Türkiye’ye silah ihracatı ambargosunu kaldırdıklarını açıkladı. Açıklamada, askeri silah ve teçhizatın yanı sıra elektronik ve teknoloji alanlarındaki ürünler için de bu kararın geçerli olduğu vurgulandı.

Haber Merkezi / ISP’nin açıklamasında, Türkiye’ye yeniden ihracata izin verme kararının İsveç’in Türkiye’nin de üye olduğu NATO’ya başvuru yapmasından dolayı alındığı belirtildi.

ISP Başkanı Karl Evertsson, İsveç’in NATO’ya üyelik başvurusu konusunda Türkiye ile yürütülen müzakerelere ilişkin Expressen gazetesine 29 Mayıs’ta açıklamada bulunmuştu.

“Türkiye’nin silahlarımıza ihtiyacı yok”

İsveç savunma komisyonunun talep ettiği koşullarda silah ihracatı yaptıklarını kaydeden Evertsson, “Türkiye’nin şu an bizim silahlarımıza ihtiyacı yok. Bizden silah almıyorlar. Savunma komisyonundan gelen uygulamaları duruma göre değerlendiriyoruz. Türkiye’ye bugünkü koşullarda silah satabiliriz” demişti.

İsveç Türkiye’nin 2019’da Suriye’nin kuzey doğusunda gerçekleştirdiği askeri operasyona tepki olarak silah satışını askıya almıştı.

28 Haziran’da Madrid’deki zirvede İsveç ve Finlandiya, Türkiye’nin veto tehdidini kaldırması şartıyla, bu satışların önünü yeniden açacak değişikliği yapma taahhüdü vermişti.

İsveç’in askeri malzeme satış izinlerini düzenleyen ISP isimli kurum, gizlilik gereği hangi ürünlerin onay kapsamında yer aldığını açıklamadı.

İki (İsveç ve Finlandiya) ülkenin üyeliği gündemiyle yapılan tarih NATO zirvesinde, “Türkiye, Finlandiya ve İsveç aralarında artık hiçbir milli silah ambargosu bulunmadığını teyit ederler.” ifadesi sonuç muhtırasında yer almıştı.

Paylaşın

Hizmet Üretici Enflasyonu Ağustos Ayında Rekor Kırdı

Hizmet üretici enflasyonu ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 4,89, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 67,98, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 97,20 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 72,01 artış gösterdi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2022 Ağustos’a ilişkin Hizmet Üretici Fiyat Endeksini (H-ÜFE) açıkladı. Buna göre, H-ÜFE 2022 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 4,89, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 67,98, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 97,20 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 72,01 artış gösterdi.

En çok artış ulaştırma ve depolama hizmetlerinde

Bir önceki yılın aynı ayına göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 130,22, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 88,05, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 60,54, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 81,48, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 70,37, idari ve destek hizmetlerde yüzde 83,70 artış gerçekleşti.

Bir önceki aya göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 5,90, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 5,48, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 2,34, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 5,94, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 4, idari ve destek hizmetlerde yüzde 3,30 artış gerçekleşti.

En fazla artan alt sektörler

H-ÜFE sektörlerinden hukuk ve muhasebe hizmetleri yüzde 36,07, telekomünikasyon hizmetleri yüzde 36,38, programcılık ve yayıncılık hizmetleri yüzde 54,36 ile endekslerin en az arttığı alt sektörler oldu.

Buna karşılık posta ve kurye hizmetleri yüzde 181,20, su yolu taşımacılığı hizmetleri yüzde 141,62, hava yolu taşımacılığı hizmetleri yüzde 140,60 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Paylaşın