Maden Sektöründe Kamunun Payı yüzde 80’den Yüzde 8’e Geriledi

41 madencinin hayatını kaybettiği Amasra’daki patlamaya ilişkin değerlendirmede bulunan DİSK’e bağlı Dev Maden-Sen Başkanı Tayfun Görgün, adım adım gelen özelleştirme nedeniyle, “Nasıl olsa satacağız yatırım yapmayalım” mantığında hareket edildiğini söyledi.

Sayıştay raporlarına da atıf yapan Görgün, “Sayıştay işçi sayısının iş güvenliğini tehlikeye atacak kadar düştüğünü söylemesine rağmen işçi alımı yapılmadı. Kurumun zarar etmesi durdurulmadı ve yatırım yapılmadı madenlere. Özelleştirme eğilimi olunca kamu yatırım yapmaktan kaçınıyor” dedi.

Bartın’ın Amasra ilçesinde Türkiye Taş Kömürü Kurumu (TTK) bağlı maden ocağında 14 Ekim günü medyana galen grizu patlaması nedeniyle 41 madenci hayatını kaybetti. Katliamın ardından bir kez daha gizli özelleştirme hırsı tartışılıyor.

Cumhuriyet’ten Ali Can Polat’ın haberine göre; Türkiye’de kamu birçok alanda olduğu gibi madencilikte de özel şirketlerin önünü açarak sahadan çekiliyor. Maden sektöründe yüzde 80 olan kamu payı AKP iktidarı ile birlikte yüzde 8’e kadar geriledi. TTK’de 40 binlerde olan işçi sayısı ise 6 binlere kadar geriledi. Sık sık yaşanan maden katliamlarının en büyük nedeni de ise gizli ve açık yürütülen özelleştirmeyle birlikte gelen kâr hırsı ve fazla iş yükü oldu. Uzmanlara göre bu sahaların özelleştirilmesinin önünü açmak için bilerek yatırım yapılmıyor ve işçi sayısı azaltılıyor.

“Kamu yatırım yapmaktan kaçınıyor”

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Dev Maden-Sen Başkanı Tayfun Görgün, adım adım gelen özelleştirme nedeniyle, “Nasıl olsa satacağız yatırım yapmayalım” mantığında hareket edildiğini söyledi. Sayıştay raporlarına da atıf yapan Görgün, “Sayıştay işçi sayısının iş güvenliğini tehlikeye atacak kadar düştüğünü söylemesine rağmen işçi alımı yapılmadı. Kurumun zarar etmesi durdurulmadı ve yatırım yapılmadı madenlere. Özelleştirme eğilimi olunca kamu yatırım yapmaktan kaçınıyor” dedi.

Görgün, bir yandan da enerji kriziyle birlikte son dönemde dünyada artan kömür ihtiyacı ile üretimin hızlandırıldığını da belirterek, “Bir yandan yatırım yapılmayıp bir yandan da daha çok üretim hırsı olunca facia göz göre göre geldi. Madendeki son gaz ölçümü 167 olarak yapılmış. Patlama noktası 250’dir ya sensör bozuktu uyarmadı ya da uyarıya rağmen üretim sürdürüldü” diye konuştu.

“Üretim TTK’nin gibi duruyor ama başka şirket üretiyor”

Türkiye Mimar Mühendis Odaları Maden Mühendisleri Odası Başkanı Ayhan Yüksel ise, “TTK zarar ettirilerek diğer kurumlarda olduğu gibi ‘kamunun sırtına yük’ algısı oluşturulmaya çalışılıyordu” dedi. TTK’de gizli özelleştirme yapıldığını söyleyen Yüksel, “TTK sürekli zarar edip duruyor. Var olan üretimlerinin çoğunu ‘Gizli özelleştirme’ dediğimiz rödovans yöntemiyle yapıyorlar. Üretim TTK’nin gibi duruyor ama başka şirket üretiyor. Buna liyakatsizlik de eklendi. Özellikle yerel yönetimler maden müdürlüklerinde ve başmühendis kadrolarında hâkimdi, liyakatsizlik had safhada” dedi.

Paylaşın

Vodafone Park’ta Dört Gol Var, Kazanan Yok

Süper Lig’in 10. haftasında Beşiktaş ile Trabzonspor Vodafone Park’ta karşı karşıya geldi. Hakem Ali Şansalan’ın düdük çaldığı karşılaşma karşılıklı atılan gollerle 2-2 sona erdi.

Haber Merkezi / Beşiktaş’ın golleri 29.dakikada Larsen (kendi kalesine) ve 70. dakikada Cenk Tosun’dan geldi. Trabzonspor’un gollerini ise 11. dakikada Maxi Gomez ve 36. dakikada Trezeguet kaydetti.

Bu sonucun ardından Beşiktaş 19 puana, Trabzonspor ise 18 puana yükseldi. Süper Lig’in 11. haftasında Beşiktaş deplasmanda Hatayspor ile karşılaşacak, Trabzonspor ise Sivasspor’u konuk edecek.

Karşılaşmadan dakikalar

11. dakikada Bakasetas’ın sağ taraftan kullandığı köşe vuruşunda ceza sahası içinde iyi yükselen Maxi Gomez’in kafa vuruşunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu. 0-1

17. dakikada Bakasetas’ın sağ taraftan kullandığı köşe vuruşunda ceza sahası içinde Vitor Hugo’nun kafa vuruşunda meşin yuvarlak kaleci Ersin Destanoğlu’nda kaldı.

24. dakikada Salih Uçan’ın ara pasıyla ceza sahası içinde topla buluşan Weghorst’un karşı karşıya yaptığı vuruşta kaleci Uğurcan Çakır gole izin vermedi. Dönen topu önünde bulan Dele Alli’nin şutunda meşin yuvarlak üstten auta çıktı.

28. dakikada Trezeguet’nin pasında topu alan Marek Hamsik’ın ceza yayının üzerinden plase vuruşunda meşin yuvarlak kalenin sağından dışarıya çıktı.

29. dakikada Rachid Ghezzal’ın pasında sağ taraftan ceza sahası içine giren Valentin Rosier’ın içeriye çevirdiği topta arka direkte Jens Larsen ters vuruş yaptı ve meşin yuvarlak ağlara gitti. 1-1

36. dakikada Beşiktaş’ın kendi yarı sahasında soldan kullandığı taç atışında Masuaku’nun hatalı pası sonucunda Trezeguet topu kontrol etti. Mısırlı oyuncu, ceza sahasına girdikten sonra kaleci Ersin Destanoğlu’yla karşı karşıya yaptığı düzgün vuruşla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi: 1-2.

59. dakikada Josef de Souza’nın geri pasında araya giren Umut Bozok pasını Enis Bardhi’ye aktardı. Bardhi’nin ceza sahası içine girer girmez yaptığı vuruşta meşin yuvarlak kalenin sağından dışarıya gitti.

70. dakikada Redmond’un sağdan ortasında altıpasın içinde iyi yükselen Weghorst’un yaptığı kafa vuruşunda top üst direkten döndü. Topu takip eden Cenk Tosun, altıpasın sağında dönerek yaptığı vuruşla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi: 2-2.

86. dakikada Gedson Fernandes’in orta sahanın solundan uzun pasında defansın arkasına sarkan Muleka’nın ceza sahası içi sol çaprazdan vuruşunda meşin yuvarlak kaleci Uğurcan Çakır’da kaldı.

90. dakikada Yusuf Yazıcı’nın ceza sahası dışından kaleyi karşıdan gören bir yerden yaptığı plase vuruşunda kaleci Ersin Destanoğlu meşin yuvarlağı kornere çeldi.

90+5. dakikada Yusuf Yazıcı’nın Gedson Fernandes’e yaptığı müdahale sonrasında hakem Ali Şansalan, Yusuf’a sarı kart gösterdi. Daha sonra VAR’dan pozisyonu izleyen Ali Şansalan, Yusuf Yazıcı’ya direkt kırmızı kart verdi.

Stat: Vodafone Park

Hakemler: Ali Şansalan, Cevdet Kömürcüoğlu, Süleyman Özay

Beşiktaş: Ersin Destanoğlu, Rosier, Tayyip Talha Sanuç, Montero, Masuaku, Josef, Salih Uçan (Dk. 67 Gedson), Ghezzal (Dk. 45+1 Redmond), Dele Alli (Dk. 67 Cenk Tosun), N’Koudou (Dk. 84 Muleka), Weghorst

Trabzonspor: Uğurcan Çakır, Larsen, Bartra, Vitor Hugo, Eren Elmalı (Dk. 85 Denswil), Gbamin, Hamsik (Dk. 80 Yusuf Yazıcı), Abdülkadir Ömür (Dk. 56 Umut Bozok), Bakasetas (Dk. 80 Siopis), Trezeguet, Maxi Gomez (Dk. 56 Bardhi)

Goller: Dk. 11 Maxi Gomez, Dk. 36 Trezeguet (Trabzonspor), Dk. 28 Larsen (Kendi kalesine), Dk. 70 Cenk Tosun (Beşiktaş)

Kırmızı kart: Dk. 90+6 Yusuf Yazıcı (Trabzonspor)

Paylaşın

Dolar Karşısında En Büyük Değer Kaybeden Para Birimi ‘Türk Lirası’

Brezilya, Meksika ve Peru hariç bütün ülkelerin para birimleri dolar karşısında değer kaybederken, yılbaşından bu yana en büyük değer kaybı ise Türk Lirası’nda gerçekleşti. TL, dolar karşısında yüzde 30’dan fazla değer kaybetti.

Uluslararası Para Fonu (IMF) “Ülkeler güçlü dolara karşı ne yapmalı?” başlıklı bir makale yayımladı. Makalede IMF, doların 2000 yılından sonra en güçlü durumda olduğu seviyeye çıkarak yen karşısında yüzde 22, euro karşısında ise yüzde 13 değerlendiğini hatırlatırken, doların güçlü ivmesinin, enflasyonu düşürmeye çalışan birçok ülkenin işini zorlaştırdığı ifade edildi.

Yapılan hesaplamalara göre, ABD Dolar’ında yüzde 10’luk değerlenmenin diğer ülkelerin enflasyonunda yüzde 1’lik artışa neden olduğu tahmin ediliyor.

Makalede, dış ticaret hadlerinin ABD lehine değiştiği bildirildi. Merkez Bankaları’nın rezerv satarak para birimindeki değer kaybının önüne geçmesinin ise geçici bir çözüm olabileceği belirtildi.

En büyük değer kaybı TL’nin

IMF’nin paylaştığı grafiğe göre, Brezilya, Meksika ve Peru hariç bütün ülkelerin para birimleri dolar karşısında değer kaybederken, yılbaşından bu yana en büyük değer kaybı ise Türk Lirası’nda gerçekleşti. TL, dolar karşısında yüzde 30’dan fazla değer kaybetti.

IMF nedir?

Uluslararası Para Fonu, (International Monetary Fund, IMF) küresel finansal düzeni takip etmek, borsa, döviz kurları, ödeme planları gibi konularda denetim ve organizasyon yapmak, aynı zamanda teknik ve finansal destek sağlamak gibi görevleri bulunan uluslararası bir organizasyondur.

1944 yılında ABD’nin New Hampshire eyaletindeki Bretton Woods’ta kurulan ve 1947’de fiilen çalışmaya başlayan milletlerarası ekonomik meselelerle uğraşan bir teşkilattır. IMF “küresel para iş birliği, finansal istikrarı sağlamak, uluslararası ticareti kolaylaştırmak, yüksek istihdam ve sürdürülebilir ekonomik büyümeyi teşvik, ve dünya çapında yoksulluğu azaltmayı teşvik etmek için çalışan, 189 ülkenin üye olduğu organizasyondur.

Kuruluşun belirtilen hedeflerinde, ödemeler dengesi ihtiyaçlarını karşılamak için üye ülkelerin mali kaynaklarını kullanılabilir hale getirmek de dahil olmak üzere uluslararası ekonomik iş birliği, uluslararası ticaret, istihdam ve döviz kuru istikrarını teşvik edilmesi olarak tanımlanmaktadır. IMF’nin merkezi ABD’de, Washington’dadır.

Paylaşın

Dikkat Çeken Rapor: Latin Amerika’da Haftada 3 Çevreci Öldürülüyor

Çevreciler ve yaşam alanlarını savunan yerli halklar için dünyanın en tehlikeli bölge konumundaki Latin Amerika’da 2021 yılında aralarında yaşam alanlarını savunan yerliler ve çevre örgütleri üyelerinin de bulunduğu 150’den fazla çevre savunucusu öldürüldü.

Meksika, Kolombiya ve Brezilya’da doğanın tahribatına karşı çıktığı için öldürülenlerin sayısı, dünyadaki toplam çevreci cinayetlerinin yarısından daha fazlasına denk geliyor.

Doğal kaynaklarla bağlantılı çatışmaları, yolsuzluğu ve buna bağlantılı olarak insan hakları ihlallerini araştıran Global Witness’in raporuna göre 2021 yılında Latin Amerika’da aralarında yaşam alanlarını savunan yerliler ve çevre örgütleri üyelerinin de bulunduğu 150’den fazla çevre savunucusu öldürüldü.

Son 10 yılda doğal yaşam alanlarının ekolojik yıkımına karşı mücadele eden 1200’e yakın kişinin öldürüldüğü Latin Amerika, çevreciler ve yaşam alanlarını savunan yerli halklar için dünyanın en tehlikeli bölgesi konumunda.

Yirmi milyon kilometre kareye yakın yüzölçümüyle zengin yer altı ve yer üstü kaynaklarına sahip Latin Amerika’da ağaç kesimi, tarım ve madencilik gibi yasal ya da yasadışı faaliyetlere karşı doğal yaşam alanlarını savunduklarından dolayı haftada yaklaşık üç kişi öldürülüyor.

Rapora göre organize şiddet, rüşvet, yargı sisteminde yaşanan aksaklıklar, otorite boşluğu ve yetersiz çevre politikaları gibi sorunların yaşandığı Meksika, Kolombiya ve Brezilya’da doğanın tahribatına karşı çıktığı için öldürülenlerin sayısı, dünyadaki toplam çevreci cinayetlerinin yarısından daha fazlasına denk geliyor.

Rapora göre geçen yıl yarısı yerli halklar olmak üzere toplamda 54 kişinin öldürüldüğü Meksika, en çok çevreci cinayetinin işlendiği ülke olmasıyla dikkat çekiyor.

“Doğal kaynaklar azaldıkça çevrecilere yönelik şiddet artıyor”

VOA Türkçe’ye konuşan Greenpeace Meksika Direktörü Gustavo Ampugnani, çevreci cinayetlerinin bölgede bu kadar yüksek olmasının en önemli nedeninin suçluların cezalandırılamaması olduğunu, örneğin Meksika’da işlenen cinayetlerin yüzde 95’inin faili meçhul olduğunu söylüyor.

Greenpeace yetkilisi “Latin Amerika’da birçok ülke ekonomik kalkınma için doğal kaynakların sınırsız bir şekilde kullanılabileceğini düşünürken; doğal alanlarda yaşayan yerlilerse kendi yaşam alanlarında yapılmak istenen (ağaç kesimi, tarım ve madencilik gibi) faaliyetlere karşı çıkıyor. Çatışmanın temel nedeni de bu” diyor.

Dünyada doğal kaynaklar azaldıkça doğal yaşam alanlarını savunan kişi ve gruplara yönelik şiddetin arttığına dikkat çeken direktör, cinayet mahallerinin çoğu zaman şehre uzak, iletişim ve ulaşım sorunları yaşanan ve devlet otoritesinin zafiyet gösterdiği küçük yerleşim birimlerinde olmasının saldırıların daha da pervasızlaşmasına yol açtığını söylüyor.

Cinayet vakalarının olası faillerinin çoğu zaman bölgede faaliyet gösteren yasadışı çetelerle doğrudan ya da dolaylı olarak ilişkili olduklarını belirten Ampugnani, “Şiddetin dozu arttıkça ekolojik yıkıma karşı biyoçeşitliliği, doğayı ve yaşam alanlarını savunan kişiler daha savunmasız hale geliyor” diyor.

Rapor, hükümetleri çevre savunucularının yaşamlarını güvence altına almaya, şirketlerin yasal hesap verebilirliğini teşvik etmeye ve çevreci cinayetlerini aydınlatmaya çağırıyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Büyük Yıldızlar Ölmek Üzereyken ‘Erken Uyarı Sinyali’ Gönderiyor

Süpernova (Enerjisi biten büyük yıldızların şiddetle patlaması durumuna verilen addır.) patlaması geçirerek ölmek üzere olan büyük kütleli yıldızların “erken uyarı sinyali” gönderdiği keşfedildi.

Independent Türkçe’de yer alan habere göre, bilim insanları bir yıldız yaşamının son evresine ulaştığında parıltısının aniden normalden yaklaşık 100 kat daha silikleşeceğini belirtti. Bunun birkaç ay sürdüğünü ve ardından yıldızın öldüğünü ifade ettiler.

Araştırmacılar, bahsedilen karartma etkisinin maddeler aniden ölen yıldızın etrafında birikip ışığı engellediğinde meydana geldiğini söyledi.

Bilim insanları, bu bulgunun gökbilimcilerin yıldızların patlamasını daha sonra fark etmek yerine patlama sürecinde izlemelerine olanak sağlayabileceğini belirtti.

Araştırmacılar, daha önce bu sürecin ne kadar devam ettiğinden emin değildi. Araştırmacılar artık bunun birkaç ay süreceğini söyleyebiliyor ve yıldızların patlamadan önce bu “koza” gibi oluşumla sarıldıklarında nasıl göründüklerini daha iyi anlayabiliyor.

Yoğun materyal, yıldızı neredeyse tamamen gizleyerek spektrumun görünür kısmında 100 kat daha sönük hale getiriyor. Bu, yıldız patlamadan bir gün önce orada olduğunu muhtemelen göremeyeceğiniz anlamına geliyor.

Şu ana kadar süpernovalar gerçekleştikten ancak saatler sonra ayrıntılı gözlemlerini elde edebiliyorduk. Bu erken uyarı sistemiyle onları gerçek zamanlı gözlemlemeye, dünyanın en iyi teleskoplarını haberci yıldızlara yöneltmeye ve gözlerimizin önünde kelimenin tam anlamıyla parçalanmalarını izlemeye hazır olabiliriz.

Yeni bulgular, Royal Astronomical Society’nin Aylık Bildirimleri’nde “Explosion Imminent: the appearance of Red Supergiants at the point of core-collapse” (Patlama Yakın: Kırmızı Üstdevlerin çekirdeğinin çöküş noktasındaki görünümü) başlıklı makalede açıklandı.

Süpernova nedir?

Süpernova, enerjisi biten Büyük Yıldızların şiddetle patlaması durumuna verilen addır. Bir süpernovanın parlaklığı Güneş’in parlaklığının yüz milyon katına varabilir.

Başlangıçta yapısı, iyonize madde olan plazma şeklindeki bir süpernovanın parlaklığını yitirmesi haftalar ya da aylar sürebilir. Bu süre zarfında yaydığı enerji, Güneş’in 10 milyar yılda yayacağı enerjiden daha fazladır.

Bu patlamalar, maddenin evrende bir noktadan başka noktalara taşınması işine yarar. Patlama sonucunda dağılan yıldız artıklarının, evrenin başka köşelerinde birikerek yeniden yıldızlar ya da yıldız sistemleri oluşturduğu varsayılmaktadır.

Bu varsayıma göre, Güneş, Güneş Sistemi içindeki gezegenler ve bu arada elbette bizim Dünyamız da, çok eski zamanlarda gerçekleşmiş bir süpernova patlamasının sonucunda ortaya çıkmıştır.

Paylaşın

İtalyan Voleybol Yıldızı, ‘Irkçılık’ Nedeniyle Milli Takımdan Ayrılmayı Düşünüyor

Dünyanın en iyi voleybol oyuncuları arasında sayılan Paola Egonu, ırkçılık nedeniyle İtalya Milli Takımı’ndan  ayrılmayı düşündüğünü söyledi. Egonu’nun milli takımdan ayrılacağı haberi hızla yayılırken spor ve siyaset dünyasından ırkçılık karşıtı mesajlarla sporcuya destek yağdı.

Dünya Voleybol Şampiyonası’nda dün ABD’yi yenerek 3. olan İtalya ekibinde oynayan Egonu, maç sonrası ağlayarak menajeriyle konuşurken görüntülendi.

Bir taraftarın çektiği anlaşılan videoda Egonu’nun menajeri Marco Raguzzoni’ye, “Anlayamazsın, anlayamazsın… Bu milli takımdaki son maçımdı. Bana neden İtalyan olduğumu sordular. Yoruldum” dediği duyuluyordu.

Bu video ve Egonu’nun milli takımdan ayrılacağı haberi hızla yayılırken spor ve siyaset dünyasından ırkçılık karşıtı mesajlarla sporcuya destek yağdı.

Fırsat Eşitliği ve Aile Bakanı Elena Bonetti sosyal medyada, “Sevgili Paola, buna ırkçılık denir, bunu yapanlara ırkçı denir ve çok can yakarlar. Ama yalnız değilsin, bu mücadele bizim” diye yazdı.

Eski başbakanlardan, 5 Yıldız Hareketi lideri Giuseppe Conte, “İtalya’nın gururu” diyerek Egonu’yla dayanışma mesajı verdi.

Merkez soldaki Demokratik Parti lideri Enrico Letta da Egonu’nun İtalyan bayrağı renklerinde bir kıyafetle görüldüğü çizimi paylaşarak voleybolcuya destek verdi.

“Irkçılığın gölgesi Egonu’yu ezdi”

Dünyanın en iyi voleybol oyuncuları arasında sayılan Paola Egonu’nun ırkçılık nedeniyle İtalya Milli Takımı’ndan ayrılmak istediği haberi bugünkü ulusal gazetelerin hemen hepsinin baş sayfalarında yer aldı.

Il Giornale gazetesi, “Irkçılığın gölgesi Egonu’yu ezdi” başlığını kullandı. Corriere dello Sport da sürmanşetten verdiği haberde Egonu’nun fotoğrafının yanına “İtalyan gururu” diye yazdı.

İtalya basını Egonu’ya ulaşarak bu konuda kararlı olup olmadığını da sordu. Kamu yayıncısı Rai’ye konuşan sporcu, “Şu anda bir molaya ihtiyacım var. Bugün sahada milli marşı dinlerken hissettiğim acı yüzünden ağladım. Aldığım mesajlar ve hakaretler canımı acıtıyor” dedi.

Egonu, söz konusu hakaretler ve ırkçı mesajların kimlerden geldiğini ise açıklamadı. Milli takımdan ayrılmakla ilgili nihai kararını gelecek Ocak ayında açıklayacağını da söyledi.

Menajeri Marco Raguzzoni ise “Bana söylediği şey, sanki birini öldürmüş gibi eleştirilmekten yorulduğuydu. Henüz 23 yaşında ve bir maçta hata yaptığında böyle eleştiriler almak ağır geliyor” dedi.

Raguzzoni, Egonu’nun İtalyan olup olmadığını sorgulayanların kim olduğunu bilmediğini de söyledi ve “Muhtemelen bazı taraftarlardır. Egonu İtalyan ve hâlâ bunu açıklamak zorunda kalmak onu yaralıyor” diye devam etti.

Paola Egonu, La Repubblica gazetesine verdiği söyleşide de şunları söyledi:

“Bana neden İtalyan olduğumu soranlar, neden onları bu formayla temsil etmem gerektiğini düşünmeme neden oluyor. Ben bu işe ruhumu ve kalbimi koyuyorum, kimseye saygısızlık etmiyorum. Bunlar canımı acıtıyor.”

Yeni sezonda Vakıfbank’ta oynamak üzere Türkiye’ye gitmeye hazırlanan Egonu, bu konudaki bir soruyu yanıtlarken de İtalyan antrenör Giovanni Guidetti yönetiminde oynamak için sabırsızlandığını söyledi. “Yeni bir tecrübe olacak, nasıl olacağını göreceğiz” diyen Egonu, “Muhteşem bir antrenörden bir şeyler öğrenmek için sabırsızlanıyorum. Heyecanlıyım” diye konuştu.

İtalya’da başta futbol olmak üzere spor dünyasında ırkçılık sorunu sıklıkla gündeme geliyor. Özellikle Afrika kökenli sporculara yönelik ırkçı hakaretlere karşı, spor ve siyaset dünyasından zaman zaman tepkiler ve bilinçlendirme kampanyaları gibi girişimler geliyor.

Futbol birinci ligi Serie A’daki tüm ekipler 3 yıl önce “ırkçılıkla ortak mücadele” amaçlı bir kampanya başlatarak ırkçı eylemlere karşı daha sıkı yasa ve kurallar getirilmesi için çalışma sözü vermişti.

Nijeryalı bir ailenin çocuğu olarak İtalya’da doğup büyüyen Paola Egonu da, karşılaştığı ırkçılık örnekleriyle ilgili geçmişte de açıklamalar yapmıştı.

Mediaset televizyonunda yayımlanan Le Iene programında geçen yıl bu konuda bir konuşma yapan Egonu, “İnsanların üzerine yapıştırdığı etiketlerden hoşlanmadığını” söylemişti:

“Beni kimi sevdiğime, ten rengime, pasaportuma bakarak yargılamayı seçenler. Buna tahammül edemiyorum.”

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Babacan’dan Erdoğan’a ‘Kader’ Tepkisi: Önce Tedbir

41 madencinin hayatını kaybettiği Amasra’da açıklamalarda bulunan DEVA Lideri Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “kader planı” sözlerini eleştirdi ve “Toplum olarak artık itiraz etme zamanı geldi. Can kayıplarına, yaralanmalara itirazımız var. Kadere hepimiz inanırız ama önce tedbir” dedi.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Amasra’da hayatını kaybeden madencilerin cenazelerine katıldı ve ailelerle görüştü. Yetkililerden bilgi alan Babacan, açıklamalarda bulundu. DEVA Lideri Babacan, açıklamasında özetle şu ifadeleri kullandı:

“Burada madenci kardeşlerimizin aileleriyle tek tek dertleştik. Babalarla, analarla, kardeşlerle dertleştik. Her birinin tespitleri, iddiaları var. Buradaki ihmallerle ve tedbir eksikliğiyle ilgili iddialar var. Bunların mutlaka üzerine gidilmesi lazım.

İşi yapan, yaptıran aynı zamanda da denetliyorsa oradan maalesef hatalar bulunamıyor. Eksik ve ihmaller tespit edilemiyor. Tekrar tekrar aynı kazaları, can kayıplarını yaşıyoruz.

Bir idari denetim, bir yargı denetimi bir de Meclis denetimi var. Burada mutlaka yasama denetiminin, yani Meclis denetiminin bağımsız bir şekilde çalıştırılması gerekiyor. Ne olduğunun anlaşılması gerekiyor ki tekrarı önlensin. Olanlardan ders çıkarmazsak Allah korusun can kayıpları devam eder.

“Önce tedbir, sonra Allah’ın takdiri”

Soma’da kaybettiğimiz canlarımızın acısı daha tazeyken Amasra’da büyük bir felaketle karşı karşıya kaldık. Biz kadere inanırız ama önce tedbir, sonra Allah’ın takdiri… Tedbir bizden, takdir Allah’tan. Tedbir almayıp arkasından takdirle, kaderle olaya bir çerçeve çizmeye çalışırsak bu son derece yanlış olur. Allah’ın takdiri her şeyin üstündedir. Kadere hepimiz inanırız ama önce tedbir.

İdari denetimin hiçbir kıymeti yok. Zaten devletin kendi işlettiği tesis. Devlet kendi yapıyor, kendi denetliyor… Bir şey beklemeyin. Yargı denetimi önemlidir ama yargının üzerinde baskı var. Bağımsız ve tarafsız bir yargı denetim sürecinin çalıştırılması gerekiyor. Meclis açıldı. Milletvekillerimizin vakti var. En azından araştırma komisyonunun kurulup tarafsız ve bağımsız bir şekilde maden kazalarının üzerine gidilmesi ve önlenmesi lazım.”

Paylaşın

Orkun Kökçü, Gökkuşağı Renkli Pazubandı Takmayı Reddetti

Hollanda 1. Ligi’ndeki takımların kaptanları, LGBTİ+ bireylerin toplumdaki görünürlüğünü destekleyen “Coming Out Week” nedeniyle bu hafta sonu tüm maçlara gökkuşağı renklerinden oluşan pazubandı ile çıkma kararı alırken, Feyenoord’un kaptanı Orkun Kökçü, Alkmaar maçında gökkuşağı renkli pazubandı takmayacağını açıkladı.

BBC Türkçe’nin aktardığına göre, Hollanda Ligi’nin köklü takımlarından biri olan Feyenoord’un kaptanı Orkun Kökçü, bugün oynanan AZ maçı öncesi, gökkuşağı renkli pazubandı takmayacağını açıkladı.

Kökçü, Feyenoord kulübünün internet sitesinde yer alan açıklamasında, “Dini geçmişi ya da seçimi ne olursa olsun herkese saygı duyduğunu” belirterek, “Herkesin istediğini veya hissettiğini yapmakta özgür olduğuna inanıyorum” dedi.

LGBTİ+ bireylere destek amacıyla gerçekleştirilen eylemin önemini çok iyi anladığını söyleyen Kökçü, “Ama dini inancımdan dolayı bunu yapacak doğru kişi olmadığıma inanıyorum. Bu yüzden kendimi rahat hissetmeyeceğim bir şeyi yapmak istemiyorum” görüşünü dile getirdi.

Bazı kişilerin bu karar nedeniyle hayal kırıklığı yaşayacağını tahmin ettiğini vurgulayan Kökçü, “Amacım bu değil. Umarım benim dinim inancımdan dolayı böyle bir karar almam da saygı görecektir” dedi.

Türkiye Milli Futbol Takımı’nda da forma giyen Kökçü’nün kaptanlığını yaptığı Feyenoord, Türkiye kökenli göçmenlerin en yoğun olduğu Rotterdam kentinin futbol kulübü.

Feyenoord kulübü, LGBTİ+ bireylere destek eylemini desteklediği için, lider AZ’ye karşı oynanan maça yedek kaptan Gernot Trauner, gökkuşağı renkli kaptanlık bandı ile çıktı.

Feyenoord Teknik Direktörü Arne Slot, maç öncesi Hollanda medyasına yaptığı açıklamada, Kökçü’nün kararına ilişkin şunları söyledi:

“Orkun haftanın başında bana herkese saygı duyduğunu ama bu etkinliğin poster çocuğu olmak istemediğini söylemek için geldi. Bu yüzden bugün Gernot’un bandı takmasına karar verdik. Zor bir karardı ama eğer birisi inancına düşkünse, onu vazgeçirmeye çalışmanın bir anlamı yok. Bu onun inancından dolayı çok açıktı ve buna saygı duyuyorum. Orkun gelecek hafta yine kaptan olarak sahaya çıkacak.”

Hollanda Futbol Federasyonu (KNVB) ise, etkinliğin temel aldığı “OneLove” sloganının sadece LGBTİ+ ayrımcılığı değil, her türlü ayrımcılığa karşı bir ifade biçim olduğunu vurguladı. Federasyondan yapılan açıklamada, “Logonun renkleri sadece gökkuşağı renklerini değil, köken, ırk, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimi simgeliyor. Ancak herkes bunu takıp takmamakta özgürdür” dendi.

 

Paylaşın

İstanbul’da İşçi Emekçi Mitingi Düzenlendi

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da gerçekler, iktidarın açıklamalarıyla uyuşmuyor. İşçi Emekçi Birliği çatısı altında bir araya gelen emekçiler, İstanbul’un Kartal ilçesinde “Artık yeter. Emeğimiz ve haklarımız için işçi emekçi mitingi” düzenledi.

Mitinge,  İşçi Emekçi Birliği, 4. Vardiya İşçi Dayanışması, Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu, Birleşik İşçi Hareketi, Birleşik İşçi Kurultayı, Devrimci Partili İşçiler, DEV TEKSTİL, Dostluk ve Kültür Derneği, Emek Adalet Platformu, Emekçi Hareket Partisi, İşçi Hareketi Koordinasyonu, İşçinin Kendi Partisi, Kaldıraç Hareketi, Komünist İşçi Hareketi (Söz ve Eylem), KÖZ, Proleter Devrimci Duruş, Sosyalist Dayanışma Platformu, Tüm Otomotiv ve Metal İşçileri Sendikası, Yeni Dünya İçin Çağrı, Avukat Dayanışması, Dersim Dernekler Federasyonu, DİSK Limter İş, İşçilerin Güç Birliği Derneği, Özgürlükçü Hukukçular Derneği, Sosyalist Emekçiler Partisi, Sosyalist Kadın Hareketi, Sosyalist Meclisler Federasyonu ve Taşeron Belediye İşçileri Birliği katıldı.

Gazete Duvar’dan Ferhat Yaşar‘ın aktardığına göre, işçiler Bartın’ın Amasra ilçesindeki madende gerçekleşen patlamada vefat eden 41 işçiyi andı.

Marmaray’ın Başak durağında bir araya gelen işçiler, 800 metrelik kortej oluşturarak sloganlar eşliğinde miting alanına yürüdü. Yürüyüşte, “Soma’dan Bartın’a madencilerin hesabını soracağız”, “Kaza değil katliam”, “Uzun çalışmaya son maaşlara zam” yazılı pankartlar taşındı. Öte yandan yürüyüş sırasında, “Kokuşmuş çürümüş işbirlikçi sarı sendikalar sendikalara son vereceğiz”, ‘İşçilerin birliği sermayeyi yenecek” ve “Üreten biziz, yöneten de biz olacağız” sloganları atıldı.

Miting devam ederken kürsüden, “Bartın’daki vahşetten sonra mitinge tüm öfkemizle başlıyoruz. Kardeşlerimiz yer altında mahsur kaldı. Arkadaşlarımız hayatını kaybetti. İşçi sınıfının başı sağ olsun. Biz faillerin kim olduğunu çok iyi biliyoruz” denildi.

ETF işçisi Ayşen Uyan kürsüden ortak açıklamayı okudu. Uyan, “Bartın’da yaşanan madenci katliamına karşı öfkesini kuşanıp gelenler, emeği ve hakları için direnenler, mücadele edenler, baskıya, sömürüye, şiddete boyun eğmeyenler, rant, talan, yolsuzluk düzenine karşı örgütlü mücadeleyi büyütenler olarak bugün buradayız” dedi.

“AKP-MHP iktidarı ve sermaye kendi yarattıkları krizin faturasını biz işçi ve emekçilerin sırtına yüklemeye çalışıyor” ifadelerini kullanan Uyan, sözlerine şöyle devam etti: “Artan işsizlik, hayat pahalılığı, fahiş kiralar, düşük ücretler belimizi büküyor. İnsanca koşullardan uzak, baskı ve mobbing altında çalışıyoruz. Madenlerde, inşaatlarda, fabrikalarda kâr uğruna alınmayan önlemler yüzünden iş cinayetlerine kurban gidiyoruz. Gerçeği yansıtmayan enflasyon ve işsizlik oranları ile bizleri oyalamaya çalışanlar servetlerine servet katıyorlar. Örgütlenme hakkımız sermaye ve iktidar eliyle engelleniyor. Bu gidişata ‘dur’ diyenleri baskı ve zorbalıkla sindirmeye çalışıyorlar. Rant, talan, yolsuzluk ve hırsızlıkta sınır tanımayanlar, kardeş halklara, Kürt halkına yönelik savaş ve saldırganlık politikalarını her gün daha da arttırıyorlar. Gençlerin eğitim hakkını, geleceğini çalıyorlar. Buldukları her fırsatta kadın düşmanlığını devreye sokuyor, kadınların kazanılmış haklarına saldırıyorlar, toplumsal yaşamın dışına itmeye çalışıyorlar. Göçmen düşmanlığını kışkırtıyor, biz işçi ve emekçileri bölüp parçalıyorlar. Emperyalist-kapitalist düzen yaşlı dünyamızı ve tüm canlı hayatını yıkıma sürüklüyor. Ülkemizde de sermaye sınıfı ve onun iktidardaki temsilcisi AKP-MHP iktidarı emperyalist-kapitalist efendileriyle birlikte büyük yıkımların altına imza atıyor. Sermaye iktidarı saldırılarına, yağma ve talana son gaz devam ederken birileri de bizlere “seçimi bekleyin” diyor. Ancak bizim kaybedecek vaktimiz, emeğimiz ve haklarımız için mücadele etmekten, birlik olmaktan başka seçeneğimiz yok.
Bu topraklarda eşitlik, özgürlük, sosyalizm mücadelesini büyütenler var.”

Talepler

Keyfi işten atmalara, sendika ve örgütlenme hakkının gaspına karşı direnen işçilerin olduğunu belirten Uyan, taleplerini şöyle sıraladı:

  • İşçi cinayetlerinin son bulması için,
  • İşten atmaların yasaklanması, herkese iş ve gelir güvencesi için,
  • İnsanca yaşanabilir ücret için,
  • Taşeron çalışmanın yasaklanması için,
  • İşyerlerinde taciz, baskı, mobbingin son bulması için,
  • KHK’lerin iptal edilmesi, güvenlik soruşturmaları ile işten atmaların son bulması için,
  • Sendikal örgütlenmenin önündeki engelleri kaldırmak için,
  • EYT’lerin taleplerinin kabul edilmesi için,
  • Göçmen işçilere yönelik ayrımcılığa, saldırılara son verilmesi, eşit ve güvenceli çalışma hakkı sağlanması için,
  • Ranta dayalı dönüşüm politikaları ile barınma hakkının gaspına, fahiş kira zamlarını ortadan kaldırmak için,
  • Temel tüketim maddelerine yapılan zamların son bulması için,
  • Elektrik, su ve doğalgazın insani ihtiyaç oranında ücretsiz sağlanması için mücadele edelim!
    Bugün bu alanı dolduranlar olarak birliğimizi, örgütlü gücümüzü büyütelim!”

‘Rant, yağma ve sömürü düzenini yıkalım’

Uyan, sözlerini şöyle noktaladı: “Daha dün Bartın’da madenci kardeşlerimiz kapitalistlerin kâr hırsıyla katledildi. Göz göre göre gelen bu katliamların hesabını sormak için, en ufak hakkımızı dahi kazanmak için fiili-meşru mücadeleyi büyütmekten başka yolumuz yok. Kapitalist düzenin yarattığı tüm sorunları ortadan kaldırmanın yolu fabrikalarda, havzalarda, mahallelerde ve hayatın olduğu her yerde sınıf mücadelesini büyütmekten geçiyor. Fabrikalardan mahallelere her yerde komitelerimizi, birliklerimizi, meclislerimizi kurmak mücadeleyi örgütlemek bugünün en acil ihtiyacıdır. Geleceğimizi kazanmak işçi ve emekçilerin taban birliğine, inisiyatifine dayalı mücadelesiyle mümkündür. Bugün burada olan ve olmayan tüm sınıf kardeşlerimize geleceğimiz için başta çalışma alanları olmak üzere her yerde komiteler, meclisler, birlikler kurma çağrısını yineliyoruz. Kapitalistlerin bize dayattığı bu karanlık düzene karşı işçi ve emekçilerin iktidarını, sosyalizmi kurma mücadelesini büyütmeye davet ediyoruz. Rant, yağma, sömürü düzenini yıkalım. Hakkımız olanı hep birlikte kazanalım. İnsanca bir yaşamı kendi ellerimizle kuralım.”

Paylaşın

HDP’li Buldan: Hayat Pahalı Ama Türkiye’de Can Ucuz

HDP Eş Genel Başkanı Buldan, 41 kişinin hayatını kaybettiği maden faciasına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bir kez daha gördük ki Türkiye’de işçinin canı çok ucuz. Hayat pahalı ama Türkiye’de can ucuz” dedi ve ekledi:

“Bir kez daha şahit olduk ki bu yaşanan katliamdır, ihmalkarlıktır. Bu yaşanan cinayettir, bu yaşananlar ihmalkarlık sonucudur ve bu yaşananlar AKP MHP iktidarının işçiye, emekçiye reva gördüğü yaşam biçimidir.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin Denizli 4.ü Olağan İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada, Bartın, Amasra’daki iş cinayetine değindi.

Buldan konuşmasına, “Maden faciasında yaşamını yitiren 41 canımıza Allah’tan rahmet sevdiklerine, ailelerine başsağlığı diliyorum. Yaralı olarak kurtulan ve tedavi altında olan işçi kardeşlerimizin de bir an önce sağlıklarına kavuşmalarını yürekten temenni ederim” diyerek başladı. Devamında şunları söyledi:

“Bir kez daha gördük ki Türkiye’de işçinin canı çok ucuz. Hayat pahalı ama Türkiye’de can ucuz. Bir kez daha şahit olduk ki bu yaşanan katliamdır, ihmalkarlıktır. Bu yaşanan cinayettir, bu yaşananlar ihmalkarlık sonucudur ve bu yaşananlar AKP MHP iktidarının işçiye, emekçiye reva gördüğü yaşam biçimidir.

Dün bir kez daha gördük ki bu ülkenin cumhurbaşkanı işçilerin ailelerine cevap veremedi. Onların sorularına cevap veremeyen cumhurbaşkanı gördük. Dün konuşmalarına bir kez daha şahitlik ettik.

İşçi ölümlerini kader olarak nitelendiren ve “Bu bir kaderdir, bundan sonra da olabilir” diyen, hiçbir önlem ve tedbir alınmamasına rağmen sorumluluğu kendinde görmeyen, kendi iktidarında bulmayan bir cumhurbaşkanı orada yaptığı konuşmada sadece paradan bahsetti. İşçinin, emekçinin ailelerine yapılacak para yardımından bahsetti.

İşçinin, emekçinin para ile satın alınacağını düşünüyor. Bu kabul edilebilir bir durum değil. HDP olarak bir cumhurbaşkanının 41 canımızın yitirildiği bir cinayet ve katliamda o ailelere para dağıtılarak olayın örtbas edilmeye çalışılmasını asla kabul etmiyoruz.

“Konuştukça yerin dibine batıyorsunuz”

Cumhurbaşkanı asla hafızalardan silinmeyecek bir açıklama yaptı. ‘Allah’a hamdolsun ki Soma’daki işçi faciasında işçi cinayetinde yaşamını yitirenlere 24 saat ulaşılmıştı ama Amasra’daki cinayette yaşamını yitirenlere 24 saatten önce ulaşıldı. Hamdolsun, Allah’a şükürler olsun’ dedi.

Ya Allah rızası bari konuşmayın, bari susun, çünkü konuştukça yerin dibine batıyorsunuz, dibin dibine batıyorsunuz. Bu cinayetin, bu katliamın önlemlerin alınmamasından ve ihmalkarlık sonucu yaşandığını hepimiz biliyoruz.

AKP-MHP iktidarının 20 yıllık iktidarlık döneminde binlerce işçinin aynı şekilde yaşamını yitirdiğine tanıklık ettik. Elbette ki bu bir kader değil bu bir cinayet, bir katliamdır.

Bu tür olayların bu tür yaşanan cinayetlerin sadece yüzde 2’si kaderdir. Yüzde 98’i ihmalkarlık, tedbirsizlik ve işçiye, emekçiye reva görülen yaşam biçimidir. Yaşamını yitiren 41 canımıza bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına başsağlığı dileğimizi iletiyorum.

İşçilerle ve emekçilerle birlikte olacağımıza ve onların yaşamlarını güvence altına alacağımıza söz veriyorum. Yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyoruz.”

Paylaşın