Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvurularda Rekor Artış

2024 yılı içerisinde, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) yapılan bireysel başvuru sayısı 70 bin 699 olurken, Yüksek Mahkeme bu başvurulardan 66 bin 798’ini sonuçlandırdı.

Anayasa Mahkemesi, 23 Eylül 2012 ile 31 Aralık 2024 tarihleri arasındaki bireysel başvuru istatistiklerini kamuoyuyla paylaştı. Mahkemenin yayımladığı kapsamlı rapor, bireysel başvuruların sayısı, sonuçlanma oranları, ihlal kararlarının dağılımı ve derdest başvuruların durumuna ilişkin önemli veriler içeriyor.

Karar’dan Berfu Kargı’nın haberine göre; Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkının tanındığı 2012 yılından bu yana toplam 650.453 başvuru yapıldı. Mahkeme, bu başvuruların 551.913’ünü sonuçlandırarak yüzde 84,9 oranında dosya karara bağladı.

Sadece 2024 yılına ait veriler, bireysel başvuru mekanizmasının yoğun kullanımını gözler önüne serdi. Yıl içinde yapılan başvuru sayısı 70.699 olurken, Mahkeme bu başvurulardan 66.798’ini sonuçlandırdı. 5.443 dosyada hak ihlali kararı verilirken, 2024 yılı için başvuruları karşılama oranı yüzde 94 olarak kaydedildi.

Anayasa Mahkemesi’nin yayımladığı verilere göre, en fazla ihlal kararı verilen hak “makul sürede yargılanma hakkı” oldu. Mahkeme bu hakka ilişkin 56.443 dosyada ihlal tespit etti. Diğer öne çıkan hak ihlalleri ise şu şekilde sıralandı:

Adil yargılanma hakkı: 6.828
Mülkiyet hakkı: 5.623
İfade özgürlüğü: 4.432

31 Aralık 2024 itibarıyla Anayasa Mahkemesi’nde halen sonuçlandırılmayı bekleyen (derdest) bireysel başvuru sayısı 98.540 oldu. Bu rakam, toplam başvuruların yüzde 15,1’ine denk geliyor.

Bireysel başvuruların önemli bir kısmını “makul sürede yargılanma hakkı”na ilişkin dosyalar oluşturdu. Bu hakka yönelik toplam 150.159 başvuru yapılırken, bunlardan 149.816’sı sonuçlandırıldı. Veriler, yargı süreçlerinin uzamasına dair şikayetlerin sistematik bir sorun olduğuna işaret ediyor.

Anayasa Mahkemesi yetkilileri, yayımladıkları istatistiklerle bireysel başvuru mekanizmasının etkinliğine dikkat çekti. Mahkeme, bireysel başvurular sayesinde hak ihlallerinin tespit edilerek mağdurların korunmasının sağlandığını belirtti. Ayrıca, bu verilerin hukukçular, akademisyenler ve kamuoyu için önemli bir kaynak oluşturduğunun altı çizildi.

Bireysel başvuru hakkının 12 yıllık değerlendirmesi

2012 yılında yürürlüğe giren bireysel başvuru hakkı, vatandaşların temel hak ve özgürlüklerinin korunması açısından önemli bir adım olarak kabul edilmişti. Aradan geçen 12 yılda yüzbinlerce başvuruya ev sahipliği yapan Anayasa Mahkemesi, özellikle yargılama süreçlerinin uzunluğu, adil yargılanma ve ifade özgürlüğü gibi konularda verilen ihlal kararlarıyla dikkat çekti.

Paylaşın

TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan “Erken Seçim” Çağrılarına Tepki

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, muhalefetin “erken seçim” çağrılarına ilişkin, “Muhalefet, dünyanın bütün demokrasilerinde her zaman erken seçim isteyebilir” dedi ve ekledi:

“Bu, saygıyla karşılanır ama erken seçimin olabilmesi için önce siyasal şartlarının gerçekleşmesi lazım. Şu an itibarıyla bu şartların oluşmadığını görüyoruz.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Japonya seyahati dönüşünde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Cumhuriyet’in aktardığına göre; Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) soruşturmasına yöneltilen eleştirilere yanıt veren Kurtulmuş, “Kimse elinde imkanı siyaset üstünde vesayet manasına gelecek şekilde kullanmamalı” diyerek tepki gösterip “Siyaset yapmak isteyen buyursun bu alana gelsin” dedi.

Herkesin fikrini söyleyebileceğinin altını çizen Kurtulmuş, “Beklediğimiz şey, kendilerinde var olduğunu hissettikleri ya da var olduğunu vehmettikleri gücü, siyasetin üstünde bir vesayet aracı olarak kullanmamalarıdır” dedi.

Kurtulmuş, “‘Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer.’ Bu tür vesayet çağrıştıran çıkışlar her seferinde halkımıza geçmişte yaşanan o tehlikeli ve karanlık günleri hatırlatıyor. Kimsenin bu tür yollara tevessül etmemesi lazım” açıklamasında bulundu.

“Bölgemiz çok hassas bir dönemden geçiyor”

Kurtulmuş’a DEM Parti heyetinin İmralı ziyaretleriyle şekillenen yeni dönemde İmralı’dan nasıl bir açıklama beklediği soruldu.

Numan Kurtulmuş, “İmralı’dan en kısa süre içerisinde terörün bitirildiği ve artık bir terörsüz Türkiye döneminin başladığını ilan edecek açıklama gelir” ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş, “Ben tarihler üzerinde durmaktan ziyade bu işin sağlam bir şekilde ama çok da vakit kaybetmeden bitirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bölgemiz çok hassas bir dönemden geçiyor. Biz kendi bölgemizde işbirliğine dayalı bütünleşme ve ortaklaşmayı artırmak durumundayız” dedi.

Kurtulmuş, “Gizli saklı bir pazarlık yapılıyor, bir şeyler alınıyor, bir şeyler veriliyor” gibi tereddütlerin oluşmamasının sağlanması gerektiğini de söyledi. Meclis Başkanı “Süreç şeffaf bir şekilde yürütülmektedir” dedi.

Erken seçim tartışmalarını da değerlendiren Kurtulmuş, “Muhalefet, dünyanın bütün demokrasilerinde her zaman erken seçim isteyebilir. Bu, saygıyla karşılanır ama erken seçimin olabilmesi için önce siyasal şartlarının gerçekleşmesi lazım. Şu an itibarıyla bu şartların oluşmadığını görüyoruz” diye konuştu.

Paylaşın

Hacıosmanoğlu’ndan Dikkat Çeken “Hakem” Açıklaması: Korkuyorlar

Futbol gündemine dair açıklamalarda bulunan TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, “Hakemler korkuyor! Soruyorum ‘neden korkuyorsunuz’ diye. Gördüğü bir şeyi neden çalmasın. Camianın büyüklüğünden, etkileşimden, aidiyet duygusu ile bağlıysa oradan korkuyor” dedi.

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, Habertürk’te katıldığı bir programda futbol gündemine dair önemli açıklamalarda bulundu. Hacıosmanoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Bizim hiç kimseyle düşmanlığımız yok. Galatasaray kulübüyle başkanlık yaptığım dönemde hiçbir zaman problemimiz olmamıştır, olmayacak da. İmtiyaz bekleyenler eşitlikten rahatsız oluyorsa benim sorunum değil; ahlak sorunu. Galatasaray ile ilgili demiyorum, bu genel felsefe. Ömrümüzün sonuna kadar eşit olmaya devam edeceğiz.

Benim bagajım yok. Kafamın arkasında plan yok. Kalbiyle diliyle yaşayan insanım. İnsanlar yakıştırmalar yapabilir. Bana bir forma giydirmeye kalkamazsınız. Bu Fenerbahçe’nin de olsa başka forma da olsa bünyem kabul etmez. Cenab-ı Allah öyle bir forma rengi vermiş ki bana, kessen buradan bordo mavi kan akar. Hem mücadelesini verdiğim kulübün rengi, hem de kan rengi taşıyorum.

Kulüp başkanı iken elbette onun haklarını savunuyordum. Bunu bir kenara bıraktık. Yola çıkarken, Mecnun başkanla daire çizdik. Seçimi kazandık. Kurduğumuz daire genişledi, büyüdü, Cenab-ı Allah nasip etti. Bizim rengimiz kırmızı-beyaz Herkese eşit mesafede olacağız diye yola çıktık. Cenab-ı Allah bize yanlış yapmayı nasip etmesin.

Bizim insanları açıklarını arayıp, bir şeyler ortaya koymak gibi derdimiz yok. 278 milyon lira eksi ile karşılaştık. 5 eksiği düşersen orada 270 milyon lira manipülasyon var. ‘Seçimden sonra düzelteceğiz’ dediler. Mali direktörü o gün gönderdik. Denetim kuruluşu var onu çağırdık. Gömlek yanlış iliklenmiş. Kimsenin para yediğini ifade etmiyorum. Bağımsız denetçi kuruma ‘bunu düzelt’ dedik. ‘Düzeltemem mesleğimden olurum’ dedi. Biz de yeni bir bağımsız denetçi ile anlaştık. Rapor düzenlediler. Sorumluluk gereği onu devlet makamlarına intikal ettirdik. Yargı sürecinde. Yargı karar verir.

Ahmet’in adamı, Mehmet’in adamı var, bürokratın, siyasetçisinin koyduğu adamlar var. Gereksizleri çıkardık, hala çıkarmaya devam ediyoruz. Arayanlar oluyor ‘herkes işine baksın gereğini yapıyoruz, iş üretenleri çıkarmıyoruz, gereksiz olanları çıkarıyoruz’ dedik.

Bu sözlerin sahibi benim. 600 sene dünyayı yönetmiş insanların evlatlarıyız dedim. Dedim ki ‘sahada hakemlerimizin insani hatalarını kabul ediyorum ama VAR’da insani hatayı kabul etmiyorum’. Bir sürü kameradan bakıyorsunuz. Ben bunu dedikçe VAR’da hatalar artmaya başladı. Devre arasında hakem arkadaşlarla konuştum. Hiçbir kulübün talebiyle ilgili VAR gelmedi. Hakem arkadaşlarımıza ‘Size sahip çıktım, özlük haklarınızı iki katına çıkardım’ dedim. Maçları rahat yönetsinler diye. ‘Ama siz benim başımı fena yediniz’ dedim.

Şimdi ikinci yarı VAR’da yabancı hakem gelecek diye konuştum. Eğer sahada da adaleti sağlamazsanız oraya da yabancı hakem gelecek. Evden seyredersiniz, elin oğlu gelir parayı alır dedim. Seminerde söyledim bunları arkadaşlar. Olmayacak dedik aksini yapmadık. Federasyonu en çok yıpratan konu hakemler. Biz onlara bu kadar destek olursak sahada yapacaksınız. 25 senenin birikimi var. Temizlemek kolay olmuyor.

Biz 3 ayda gidiyorduk, ömür biçtiler. Şimdi 6 sonra gidiyor dediler. Bir örnek vereyim, sezonun ilk maçı, MHK hakem atamalarını yaptı. Bir hakem arkadaş maç öncesi toplantı yapıyor. Konuşmasının sonunda yönetime ‘bunlar 2-3 ay sonra gider’ diyor. Düşünebiliyor musunuz? İçlerinde aidiyet duygusu olarak birilerine bağlı olanlar var. Bizim kazanacağımızı da düşünmüyorlardı. Yıllardır yönettikleri sistem. Sonuçta aidiyet duygusu ile bağlı ya, ‘bunlar giderler abilerimiz tekrar gelir’ diye düşünüyorlar herhalde.

Soruyorum ‘neden korkuyorsunuz’ diye. Gördüğü bir şeyi neden çalmasın. Camianın büyüklüğünden, etkileşimden, aidiyet duygusu ile bağlıysa oradan korkuyor. Bana yeni gelen bilgi, çok önemli bir hakemimiz ‘Biz başkanın tarzına göre hareket edeceğiz de acaba kalacaklar mı, kalmayacaklar mı tereddütümüz var’ diyor.

Kişilerle sınırlandırmayalım. Bir kişiyle alakalı değil. Seçim kaybeden insanlar da var. Hala ezikliğini hissedenler. Bizden önceki federasyonlar kendi iradesiyle orayı yönetmiyordu. Bunu bir kenara koyalım. Dışarıdan müdahaleler vardı. Demek ki bir organizasyon var ki, hakem sana ‘2-3 ay sonra bunlar gidecek’ diyor. Demek ki bir yerden o gücü alıyor.

Biz şimdi sahip çıkacağız dedik. Sonuçta onlara güvence veriyoruz. Her konuştuğumda işveren, federasyon başkanı gibi değil abi gibi konuştum. Sonuçta biz yönetim olarak fahri çalışıyoruz. Sadece hakemlikle ilgili değil özel hayatınızda yaşadığınız sorun varsa telefonum 24 saat bir abi olarak açık dedim. Kendi, aile, memleket, çalıştığınız kurumun şahsiyetini koruyun, kimseden korkmayın dedim. Bir Allah’tan korkun, başka kimseye hesap vermeyeceğiz. Bu kadar güvence verdikten sonra düzelir diye hesap ediyorsunuz. Baktık ki arka planda çalışma devam ediyor. 6 ayda gitmedik işte. Bu görevleri Cenab-ı Allah veriyor, süreyi de Cenab-ı Allah belirler.

“Hakem arkadaşlarımız düzelecek”

Hakem arkadaşlarımız düzelecek. Bir zaman var. Yeni arkadaşlar yetiştiriyoruz. Şu anda hakem kadrosunun içinde iyi arkadaşlarımız var. Aklın yolu birdir… Bireyselleştirmek doğru değil. Bir hata, iki hata, üç hata ile bu kararı alamazsın. VAR’da çoğalıyorsa hata tedbirini alacaksın.

Bize hiçbir başvuru yok. ‘Onu istiyorum, bunu istiyorum’ diye. Hakem atamalarını MHK yapıyor. Bunları yaparken kulüplerin talebi üzerine yapılıyorsa orada oturmayın. Kulüplerin isteği üzerine işlem yapmıyoruz. Hakem arkadaşlarla konuştum. ‘Sizleri toplumun önüne atmamak için, insanların sizleri eleştirmesine fırsat vermeyelim, sizleri korumak adına yabancı hakem yönetsin’ dedim. Onların da şikayetleri yok.
Sanki Sloven hakem ayarlanmış bir şekilde geliyor!

MHK Başkanı Avrupa’daki ülkelerle bu işin yazışmasına 1 hafta önceden başladı. İngiltere, Hollanda, Polonya, Romanya, Almanya, Fransa var. Hepsiyle yazışmalar mevcut. Bosna Hersek de var. Hepsiyle temasa geçildi. İngiltere ‘yurt dışına vermiyoruz’ dedi. En son Hollandalı hakem ile MHK görüştü. Hakem geleceğini söyledi. Sonra Hollanda Federasyon Başkanı misafirimizdi. Kendisini aradım ‘görüşmeler yapalım’ dedik. Özür dileyerek ‘Bizde de sorunlar var veremiyoruz’ dedi. Hollanda işi de kapandı.

Pazartesi günü akşam Bosnalı bir hakem arkadaş var. O da elit bir hakem. UEFA’da önemli maçlar yönetmiş. MHK Başkanı onunla konuştu. ‘Şeref duyarım’ dedi. Onun üzerine Sloven hakemle konuştu MHK Başkanı. Pazartesi günü akşam maille Sloven hakem ‘Bunun prosedürü resmi yoldan gelmesi lazım’ dedi. MHK Başkanımız mail attı. Salı sabah iki alternatif kalmıştı. Bosnalı hakem ile Sloven hakem. Ben de ‘Sayın başkan Bosnalı hakemi getirirseniz burada sıkıntı çıkar, Fenerbahçe’nin forveti Bosnalı. Sloven hakem’ dedim.

Bunların hepsi salı günü oldu. Şampiyonlar Ligi maçı var. Cumartesi günü saat 1’de kendi ülkesinde maçı var. Ben yurt dışında ilk ziyarette Sloven Federasyon Başkanı’na yapmıştım. Sağ olsunlar onlar da kabul etti. Salı günü oldu bunlar. 1 hafta önce kurgulanmış değil. Bu kadar yazışmalar var, böyle bir konu geçmiş olsa onunla konuşursunuz. Salı gününe kadar bu kadar yazışmayı başka ülkelerle yapar mısınız?”

Paylaşın

İmamoğlu “CHP Ön Seçim” Başvurusunu Yaptı: Uzun Ve Meşakkatli Bir Yol

CHP’nin cumhurbaşkanı adayının belirleneceği ön seçim başvurusunu yapan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Çok uzun ve çok meşakkatli bir yol. Asfalt tarafı da var, taşlı tarafı da var, patika tarafı da var” dedi.

Haber Merkezi / Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu CHP’nin bir sonraki seçimde göstereceği cumhurbaşkanı adayını belirlemek üzere düzenlenecek ön seçime girmek için başvurusunu yaptı.

Başvuru İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan tarafından CHP Genel Merkezi’nde gerçekleştirildi. Pehlivan İmamoğlu’nun aday başvuru belgelerini CHP Seçim ve Parti İçi Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi’ye sundu.

Başvurunun ardından açıklama yapan Ekrem İmamoğlu, “İnşallah hayırlısı olur. Uzun bir yolculuk, uzun bir iş. Çok uzun ve çok meşakkatli bir yol. Asfalt tarafı da var, taşlı tarafı da var, patika tarafı da var ama İnşallah o yolu milletimizle birlikte aşacağız” dedi.

İmamoğlu, aşvurunun ardından sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda ise şu ifadeleri kullandı:

“Bugün yeni bir başlangıcın ilk adımını atarak, mensubu olmaktan onur duyduğum Cumhuriyet Halk Partisi’nin Cumhurbaşkanı Adayı olmak için resmi müracaatımı yaptım. İnsanca yaşamayı hak eden, özgürlüğe, adalete, refaha ve birlik olmaya hasret milletimizle bir yolculuğa çıkıyoruz.

Devletimizi demokratik ve güçlü, milletimizi zengin ve huzurlu, vatandaşlarımızı eşit ve özgür kılma yolculuğuna çıkıyoruz. Parlamenter demokrasi, güçler ayrılığı ve denge denetleme mekanizmalarını en kısa zamanda hayata geçireceğiz. Demokratik katılımı önceleyeceğiz.

Milletimizin kaygılarını, endişelerini giderecek, hep birlikte umudu ve gelecek hayallerini ayağa kaldıracağız. Adaleti iktidarın değil mülkün temeli kılacak, devletin kurumlarını, bilimi, sanatı, sporu, medyayı partizanlıktan kurtaracak, rakiplerimizi düşman görmeyecek, siyasi rekabeti milletin huzurunda adil, medeni ve mertçe bir yarışa dönüştüreceğiz.

Ülkemize, birliğimize, dirliğimize ve güçlü Türkiye hedefine hep birlikte sahip çıkacağız. Çok çalışacağız, çok kazanacağız, adil paylaşacağız. Milletçe bereketimizi artıracağız. İnanç ve umutla yürüyeceğimiz bu mücadelede asla yorulmayacağız ve asla vazgeçmeyeceğiz.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve şehitlerimizin emaneti Cumhuriyetimiz’i ikinci yüzyılında bir yıldız misali parlatacağız. Milletimizin güçlü katılımı ve dualarıyla, Yolumuz açık olsun.”

Mansur Yavaş ön seçime katılmayacak

Adaylık için ikinci isim olan Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş ise ön seçime katılmayacak.

Mansur Yavaş, 3 Şubat Pazartesi günü yaptığı açıklamada, cumhurbaşkanı adaylığı tartışmalarına ilişkin, “Aday belirlemenin çok erken olduğu düşüncesindeyim. Seçim tarihi belli değil. O zamana kadar Türkiye’de şartlar değişir” demişti.

Ülkedeki ekonomik sıkıntıların öncelik olduğunu ifade eden Yavaş, ”Ben öncelik olarak şu ekonomik sıkıntı varken adayların birbirinin enerjisini yormaması, toplumun bununla uğraşmaması kanaatindeyim. Bütün siyasi partilerin, özellikle muhalefetin hep birlikte bugün yaşanan derin yoksulluğa sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum” cümlelerini sarf etmişti.

Ön seçim süreci ve takvimi

Tarih: CHP üyeleri, 23 Mart 2025 Pazar günü sandık başına gidecek.

Katılım: Ön seçimde oy kullanabilmek için 28 Şubat 2025’e kadar CHP’ye üye olunması gerekmekte. Partinin, şu anda yaklaşık 1,6 milyon üyesi bulunmakta.

Yöntem: Sandıklar il ve ilçe merkezlerinde kurulacak, mühürlü pusulalar kullanılarak seçim gerçekleştirilecek.

Adaylık başvuruları: Aday olmak isteyenlerin 17 – 21 Şubat 2025 tarihleri arasında başvurularını yapmaları gerekmekte. Kesin aday listesi 22 Şubat’ta açıklanacak ve oy pusulaları 24 Şubat’tan itibaren basılmaya başlanacak.

Onay süreci: Üyeler tarafından seçilen aday, CHP tüzüğüne göre Parti Meclisi’nin onayına sunulacak.

Paylaşın

Türkiye, Yabancı Yatırımcı Pastasından Yalnızca Yüzde 0,03 Oranında Pay Aldı

2023 yılında dünya genelinde toplam 41,1 trilyon dolar tutarında doğrudan yabancı yatırım gerçekleşirken, Türkiye’ye yapılan yabancı yatırım oranı ise 10,7 milyar dolar seviyesinde kaldı.

Başka bir ifadeyle, Türkiye, 41,1 trilyon dolar tutarındaki doğrudan yatırım pastasından yalnızca yüzde 0,03 oranında pay alabildi.

Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, 2023 yılında dünyada toplam 41,1 trilyon dolar tutarında doğrudan yabancı yatırım (FDI) gerçekleşti. En fazla doğrudan yatırım çeken ülke 5,4 trilyon dolarla Amerika Birleşik Devletleri (ABD) olurken, 3,7 trilyon dolarla Hollanda ve 3,65 trilyon dolarla Çin onu takip etti.

Ancak Türkiye, bu büyük yatırım pastasından yalnızca 10,7 milyar dolarlık bir pay alabildi. Ekonomist Mahfi Eğilmez, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda bu duruma dikkat çekerek, Türkiye’nin küresel doğrudan yatırımlardan aldığı düşük payın neden sorgulanması gerektiğini vurguladı.

“Niye acaba?”

Eğilmez’in paylaşımı şu şekilde: “2023’de dünyada toplam 41,1 trilyon dolar doğrudan yatırım yapılmış. En çok doğrudan yabancı sermaye çeken ülkeler aşağıda yer alıyor. ABD yaklaşık 5,4 trilyon dolarla ilk sırada. Türkiye 41 trilyon dolarlık pastadan yalnızca 10,7 milyar dolarlık pay alabilmiş. Niye acaba?”

Paylaşın

Ahmet Özer’e 15 Yıla Kadar Hapis Talebi: Hakikatler, Algı Operasyonları İle Değiştirilemez

Görevden alınıp yerine kayyım atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer hakkında “silahlı terör örgütüne üye olmak” gerekçesiyle 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapis talep edildi.

Haber Merkezi /Ahmet Özer hakkında siyasi yasak da talep edilen iddianame, Özer’in tutuklanmasının üzerinden yaklaşık 4 ay geçtikten sonra hazırlandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Ahmet Özer hakkında hazırladığı iddianameyi 14. Ağır Ceza Mahkemesine sundu. Ahmet Özer’in iddianamesi, Özer’in

Ahmet Özer, avukatları aracılığıyla ”Hakikatler, algı operasyonları ile değiştirilemez” başlığıyla sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

‘Sabıkalı büyük bir uyuşturucu şebekesinin üyesinin belediyede işe alındığına” ilişkin haberlerin ”iftira kampanyası” olduğunu vurgulayan Özer, şunları kaydetti:

“Esenyurt halkının iradesi hiçe sayılarak kayyım atanmasından sonra başlayan sistemli dezenformasyon sürüyor. İktidar medyasında ‘büyük bir uyuşturucu şebekesinin üyesi olan sabıkalı bir şahsın’ tarafımca işe alındığı, tamamen iftira kampanyasının bir ürünüdür.

Nitekim resmi kayıtlara bakıldığında ismi geçen şahsın tarafım yönetiminde işe alınmadığı aşikardır. Bu gerçeği bilmelerine rağmen, insan onuruna ve gazetecilik etiğine saygı göstermedikleri için gerçek dışı yayınlar ile algı operasyonları yapmaktadırlar.

Ayrıca yaklaşık dört bin kişinin çalıştığı bir Belediyede her işe alımdan Belediye Başkanının haberdar olacağını düşünenler, oturduğunuz koltuk benim anamın ak sütü gibi helal oylarla ve liyakatle geldiğim, sizin ise kul hakkına girerek geçtiğiniz koltuktur.

Benim tüm yaşamım kamuoyunun gözü önünde gerçekleşen bilimsel çalışmalar, akademik faaliyetler ve binlerce öğrenci yetiştirmekle geçmiştir. Siyasette de yolumuz, fikirlerimiz ve hizmetlerimizin merkezinde daima barış, kardeşlik ve adalet olmuştur.

Bu hakikatler iktidar medyasının yalanlara dayalı algı operasyonları ile değiştirilemez. Bu kötücül davranışları, kamuoyunun bilgisine ve vicdanına sunuyorum.”

Paylaşın

UEFA Avrupa Ligi: Fenerbahçe’nin Son 16 Turundaki Rakibi Glasgow Rangers

Avrupa’nın kulüpler bazında 2 numaralı organizasyonu olan UEFA Avrupa Ligi’nde Fenerbahçe’nin son 16 turu rakibi İskoç ekibi Rangers oldu. Son 16 turu maçları, 6 ve 13 Mart’ta oynanacak.

Haber Merkezi / Fenerbahçe, çeyrek finale yükselmesi halinde Roma – Athletic Bilbao eşleşmesinin tur atlayanı ile karşılaşacak.

UEFA Avrupa Ligi son 16 turu kura çekimi, İsviçre’nin Nyon kentinde yer alan UEFA (Avrupa Futbol Federasyonları Birliği) Genel Merkezi’nde gerçekleştirildi.

UEFA Avrupa Ligi play-off turunda Anderlecht’i eleyen Fenerbahçe’nin rakibi İskoç ekibi Glasgow Rangers oldu.

Fenerbahçe, son 16 turu maçlarını 6 – 13 Mart tarihlerinde oynayacak ve iki maçın arasındaki haftayı Süper Lig’de ‘BAY’ geçecek.

Glasgow Rangers, Avrupa Ligi’nin lig aşamasında 4 galibiyet, 2 beraberlik alırken, Manchester United’a 2-1, Lyon’a da 4-1 kaybetti.

İskoçya’nın Glasgow kentinin bir takımı olan Rangers, bu turnuvada 2007/08 ve 2021/22 sezonlarında final oynamıştı.

Fenerbahçe, çeyrek einal etabına yükselmesi halinde Roma – Athletic Bilbao eşleşmesinin tur atlayanı ile karşılaşacak.

Turnuvada çeyrek finaller 10 ve 17 Nisan’da, yarı finaller 1 ve 8 Mayıs’ta ve İspanya’nın Bilbao kentindeki San Mames Stadı’nın ev sahipliği yapacağı final ise 21 Mayıs’ta oynanacak.

Paylaşın

Türkiye’de Kredi Kartı Sayısı 130 Milyonu Aştı

Bankalararası Kart Merkezi (BKM) ocak ayı verilerine göre, Türkiye’de kredi kartı sayısı 130,2 milyon, banka kartı sayısı 195,6 milyon ve ön ödemeli kart sayısı 113,1 milyon adet oldu.

Ocak ayında, kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile yapılan toplam ödeme tutarı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 66 artarak 1,61 trilyon lira oldu.

Bankalararası Kart Merkezi (BKM) Ocak 2025 verilerini açıkladı. Buna göre; Türkiye’de kredi, banka ve ön ödemeli kartlarla yapılan işlemler 1,61 trilyon TL seviyesine ulaşırken, toplam ödeme adedi 1,58 milyar oldu.

Özellikle temassız ve internetten yapılan ödemelerde büyük bir artış yaşandı.

Türkiye’deki toplam kart sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 artarak 438,9 milyona ulaştı. Ocak ayı itibarıyla:

Kredi kartı sayısı: 130,2 milyon
Banka kartı sayısı: 195,6 milyon
Ön ödemeli kart sayısı: 113,1 milyon

2024 yılı Ocak ayına kıyasla kredi kartı sayısı yüzde 9, banka kartı sayısı yüzde 3, ön ödemeli kart sayısı ise yüzde 24 arttı.

Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlarla yapılan toplam ödeme tutarı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 66 artarak 1,61 trilyon TL’ye yükseldi.

Kredi kartlarıyla yapılan ödemeler: 1,36 trilyon TL (yüzde 69 artış)
Banka kartlarıyla yapılan ödemeler: 207,8 milyar TL (yüzde 47 artış)
Ön ödemeli kartlarla yapılan ödemeler: 32,4 milyar TL (yüzde 78 artış)

İnternetten yapılan kartlı ödeme tutarı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 70 artarak 483,6 milyar TL’ye çıktı. Ocak ayında gerçekleştirilen toplam kartlı ödemelerin yüzde 30’u internet üzerinden yapıldı. İnternetten yapılan ödeme adedi de yüzde 8 artarak 230,3 milyon adede ulaştı.

Ocak ayında mağaza içi yapılan her 5 kartlı ödemeden 4’ü temassız gerçekleşti.

Temassız ödeme adedi: 1,03 milyar (yüzde 19 artış)
Temassız ödeme tutarı: 503,2 milyar TL (yüzde 82 artış)

Paylaşın

Türkiye’de Geçen Yıl Bin 257 “Aşırı Hava Olayı” Görüldü

Türkiye’de geçen yıl bin 257 aşırı hava olayı kaydedildi. aşırı hava olaylarının yüzde 35’i şiddetli yağış ve sellerden kaynaklanırken, yüzde 20’si fırtına, yüzde 18’i dolu, yüzde 9’u kar yağışı nedeniyle yaşandı. Yıldırım düşmesinin payı yüzde 8, hortumların payı ise yüzde 2 oldu.

Ekosfer Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Barış Eceçelik, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “İklim kriziyle şiddetini ve sıklığını artıran bu olaylar, altyapı yetersizliği ve önlem alınmaması nedeniyle daha can yakıcı olmaya başladı. Alınacak en büyük önlem, hepimizin bildiği gibi iklimi değiştiren sera gazı emisyonlarının başlıca kaynağı fosil yakıtları (petrol, kömür ve gaz) kullanmaktan vazgeçmek” dedi.

İklim kriziyle birlikte sayısı ve şiddeti artan aşırı hava olayları, 2024 yılında da devam etti. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, Türkiye’de geçen yıl 1257 aşırı hava olayı kaydedildi. 2024, 1940’tan bu yana en çok aşırı hava olayı görülen ikinci yıl oldu. Son dört yıldır 1000’in, son iki yıldır ise 1200’ün üzerinde aşırı hava olayı yaşandı.

Türkiye’de 2024’teki aşırı hava olaylarının yüzde 35’i şiddetli yağış ve sellerden kaynaklanırken, yüzde 20’si fırtına, yüzde 18’i dolu, yüzde 9’u kar yağışı nedeniyle yaşandı. Yıldırım düşmesinin payı yüzde 8, hortumların payı ise yüzde 2 oldu.

“Aşırı hava olayları can yakıcı olmaya başladı”

Ekosfer Derneği’nin aktardığına göre, derneğin Yönetim Kurulu Üyesi Barış Eceçelik, alınacak önlemleri şöyle anlattı: “Geçen yıl iklim krizinin etkilerini hem sıcaklık artışı hem de aşırı hava olaylarıyla hissettik. Daha da önemlisi bu olayların doğrudan can ve mal kaybına neden olduğuna üzülerek tanıklık ettik. İzmir’deki orman yangını yerleşim yerlerine ulaştı, Antalya’da sel nedeniyle alt geçitte mahsur kalan bir kişi hayatını kaybetti. Amasya’da yıldırım nedeniyle 76 koyun yaşamını yitirdi.

İklim kriziyle şiddetini ve sıklığını artıran bu olaylar, altyapı yetersizliği ve önlem alınmaması nedeniyle daha can yakıcı olmaya başladı. Alınacak en büyük önlem, hepimizin bildiği gibi iklimi değiştiren sera gazı emisyonlarının başlıca kaynağı fosil yakıtları (petrol, kömür ve gaz) kullanmaktan vazgeçmek. Enerjiyi daha akıllıca kullanıp, tüketimi azaltır, aynı zamanda yenilenebilir enerji kullanımını artırırsak, Türkiye’nin ciddi miktarlara ulaşan sera gazı salımını azaltabiliriz.”

Aşırı hava olayı, normal hava koşullarının dışında, şiddetli ve beklenmedik bir şekilde gerçekleşen hava olaylarını ifade eder. Aşırı hava olayları arasında şiddetli yağışlar, seller, fırtınalar, dolu, kar fırtınaları, sıcak hava dalgaları, aşırı soğuklar, hortumlar ve yıldırım düşmesi gibi olaylar yer alır.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

DEM Partili Temelli: Anadil Bir Haktır Yasaklanamaz

21 Şubat Uluslararası Anadili Günü’ne ilişkin konuşan DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, “Bu ülkede 25 milyondan fazla Kürt vatandaşımız yaşamaktadır… O halka kendi anadilimizde seslenmek kadar doğal bir hak söz konusu olamaz. Anadil bir haktır, tartışma mevzusu yapılamaz, yasaklanamaz” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi. Sezai Temelli, 21 Şubat Uluslararası Anadili Günü’ne ilişkin olarak Türkiye’de de birçok dilin baskı altında olduğunu söyleyen Temelli, birçok dilin yok olmak üzere olduğunu kaydetti.

Temelli devamla şunları söyledi: “Baskı altında deyince en çok baskı altında olan dil Kürtçe. Kürtçe dışındaki dillere yaklaşımı devletin kısmen de olsa daha olumlu. Çünkü Türkiye’de her anadilinde de eğitim hakkı aslında var. Mevzuatta olmasa da fiili olarak var. Dolayısıyla herhangi bir azınlık çocuğu, kendi anadilinde eğitim almasını sağlayabiliyor.

Fakat Kürtçe bir azınlık dili olmamasına rağmen Kürtçenin anadilinde eğitim hakkı yok. Bırakın anadilinde eğitim hakkını, Kürtçenin kamusal alanda kullanımı da yasaklanmış, baskı altında. Her ne kadar iktidar ‘Biz Kürtçenin önünü açtık, televizyon kanalı açtık, Kürtçe kamusal alanda kullanılıyor’ dese de aslında bunun bir gerçekliği ifade etmediğini biliyoruz.

Evet, göstermelik bir televizyon kanalı var; TRT’nin, tırnak içinde, disiplini altında. Ama onun dışında Kürtçe’nin kullanım olanakları her geçen gün daraltılıyor, tiyatrolar yasaklanıyor. Belediyelerin Kürtçe hizmet vermesi yasaklanıyor. Yargıda Kürtçe yargılanma hakları gasp ediliyor, anadilinde eğitim hakkı zaten söz konusu değil.

Ama çok daha büyük bir utancımız var: Mecliste hâlâ kısa bir Kürtçe selamlama bile yasaklanıyor. Hem de hangi mikrofon? Meclis kürsüsünün mikrofonu! Kaldı ki meclis kürsüsü, bu ülkede aslında anayasal güvenceyle korunan bir dokunulmazlık kürsüsüdür. Orada kullanılan söze müdahaleyi kimse yapamaz. Söz konusu Kürtçe olduğunda ise orada bir müdahale ile karşılaşıyoruz. Bunun böyle devam etmesine rızamız yoktur.

“Anadil bir haktır, yasaklanamaz”

Bu ülkede 25 milyondan fazla Kürt vatandaşımız yaşamaktadır. Biz anadilimizde gerektiğinde bir selamlama, bir cümle meclis kürsüsünde dile getirebiliriz. Bunun yasaklanmasını kabul etmiyoruz. Kaldı ki bu konuda ne zaman böyle bir sahne yaşansa, genel kurulda meclisi yöneten Meclis başkanvekili bize bu ülkenin resmi dilinin Türkçe olduğunu hatırlatıyor. Tamam, Türkiye’nin resmi dili Türkçe, Anayasa da böyle diyor. Ama biz halkın temsilcileriyiz. Biz orada bir devlet memuru değiliz ki bize sürekli resmi dili hatırlatıyorsunuz. O halka kendi anadilimizde seslenmek kadar doğal bir hak söz konusu olamaz. Anadil bir haktır, tartışma mevzusu yapılamaz, yasaklanamaz.

Meclis bugün çalışmıyor. Gerçi çalışsa ne olur. Gerçi çalışsa ne oluyor, bu çalışma sonucunda bu ülkede yaşayan herhangi bir vatandaşın, halklarımızın herhangi bir sorunun çözüm üretilmiş midir dönüp bakın, herhangi bir çözüm söz konusu değil. Toplumun halkın vatandaşın inanılmaz sıkıntıları var. Ekonomik sıkıntıları var ama meclis sadece ve sadece ne yapıyor biliyor musunuz? Anayasa mahkemesinin iptal ettiği yasaları yeniden yasalaştırıyor.

Hem de Anayasa Mahkemesi’ni iptal gerekçelerini dikkate almadan yasalaştırıyor. Bir kez daha o yasalar AYM’ye gidecek bir kez daha iptal edilecek. Toplumun meclisten beklentileri bir türlü karşılanmamaktadır. Toplumun çeşitli kesimlerinden işçi, esnaf, çiftçi inanın sürekli olarak grubumuzu ziyaret ediyorlar, sorunlarını anlatıyorlar. Meclis’ten hala beklentileri var fakat Meclis bu beklentileri karşılamıyor.”

(Kaynak: Mezopotamya Ajansı)

Paylaşın