İstanbul Baro Başkanı Kaboğlu: Vesayeti Kabul Etmiyoruz

İstanbul Baro Başkanı Kaboğlu, “Siyasilerin sayısal çoğunlukla savunmayı bölme girişimleri sonuçsuz kalınca, yargı bileşenleri eliyle İstanbul Barosu üzerinde kurulmaya çalışılan vesayeti, İstanbul Barosu üyesi hiçbir avukat kabul etmez, etmedi de” dedi.

İstanbul Barosu, Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu dahil 10 yönetim kurulu üyesi hakkında göreve son verme ve yeniden seçim talebiyle dava açılması üzerine aldığı karar doğrultusunda bugün olağanüstü kurultaya gitti. Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşen kurultayda, 20 Ekim’de göreve gelen baro yönetimine karşı hiçbir grup aday göstermedi.

65 bine yakın üyesiyle “Seçimle gelen seçimle gider. Avukatların demokratik iradesine hiç kimse müdahale edemez” sloganıyla yapılan kurultayda, baronun bu iradesi kongre merkezine de yansıdı.

Haliç Kongre Merkezi girişine “İstanbul Barosu susmayacak” yazılı pankart asılırken, baro üyesi avukatları, ‘Savunmayı savunmak için tarihi sorumluluk’, İnsan haklarını savunurken kimseye biat etmedik, etmeyeceğiz’, ‘Savunmaya devam edeceğiz’, ‘Hukuksuzluğun karşısındayız’ yazılı afişler karşıladı.

Bunun yanı sıra kongre salonu da ‘Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber, ya hiç birimiz’, ‘Fırat Epözdemir’e özgürlük’, ‘Savunmaya dokunma’, ‘Hak, hukuk, adalet’ afişleri ile donatıldı.

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan’ın katılım sağladığı baro kurultayına çok sayıda siyasi parti temsilcisi ve baro yönetimleri katıldı. Ayrıca aralarında Cenevre, Paris, Almanya gibi yabancı baro ve hukuk kurumu temsilcileri de kurultayı yakından takip etti.

İstanbul Baro Başkanı Kaboğlu, konuşma yapacağı kürsüye sloganlar ve alkışlar eşliğinde geldi. Artı Gerçek’ten Müzeyyen Yüce’nin aktardığına göre; Tüm baskılara karşın salonu dolduran avukatlara ve ekim ayında rakip olarak yarıştığı baro başkan adaylarının verdiği desteğe teşekkür ederek sözlerine başlayan Kaboğlu, “Seçimle gelen seçimle gider” dedi.

İstanbul Barosu’nun geçmişten bugüne kendisine yöneltilen hukuk dışı saldırıları her daim püskürttüklerini belirten Kaboğlu, “Siyasilerin sayısal çoğunlukla savunmayı bölme girişimleri sonuçsuz kalınca, yargı bileşenleri eliyle İstanbul Barosu üzerinde kurulmaya çalışılan vesayeti, İstanbul Barosu üyesi hiçbir avukat kabul etmez, etmedi de” ifadelerine yer verdi.

Prof. Dr. Kaboğlu, savcı ve yargıçlar tarafından Adalet Bakanlığı gölgesinde baroya yönelik adil yargılama gerekleri yok sayılarak egemenlik gaspı uygulandığını savunarak şöyle konuştu:

“İstanbul Barosu üzerinden, savunmayı itibarsızlaştırma ve görevlerini engellemek amacıyla yapılan işlemler dizisi, hukuken yok hükmündedir. Seçimler yoluyla belirlenen baro yöneticilerinin seçim dışı müdahalelerle görevine son verilmesi, demokratik hukuk devleti ilkesinin ihlalidir. Türkiye’de özellikle son iki aydır yargı eliyle savunmanın dizginlenmesinin provası yapılmaktadır.”

İstanbul Barosu yönetim kurulu üyesi Fırat Epözdemir, özgürlüğünden alıkonulmuştur. Üyemiz Can Atalay, anayasaya ve hukuka aykırı şekilde özgürlüğüne kavuşturulmazken, Epözdemir de özgürlüğünden alıkonulmuştur. Türkiye’de en hızlı ihlal edilen hak adil yargılanma hakkıdır. Hadi o zaman çetelere, suç makinelerine, uyuşturucu baronlarına karşı işletelim yargıyı. İstanbul Barosu olarak biz de katkıda bulunalım. Ama şunu bir kez daha hatırlatalım. Seçimle gelen seçimle gider. Savunma susmadı, susmayacak.”

“Yargıyı savunmak için buradayız”

Kaboğlu’nun konuşması sonrası Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan söz aldı. “Savunmanın sesi kısılırsa yurttaşın sesi kesilir” ifadelerine yer veren Sağkan, “İnsan haklarını, yargı bağımsızlığını savunmak için buradayız. Adaleti ve demokrasiye savunmak, İstanbul Barosu avukatlarının iradesini korumak için buradayız. Söz konusu demokrasiyse, hukukun üstünlüğüyse ayrışmayız, bir aradayız, buradayız” dedi.

Prof. Dr. Ümit Özsakal’ın 12 yıl önce başkanlığını yürüttüğü İstanbul Barosu yönetiminin de yargılandığını, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini hatırlayan Sağkan, “12 yıl önce İstanbul Barosu’nun başkanı ve yönetim kurulunun adil yargılanma hakkını ihlal edilenler ve haklarında suç duyurusunda bulunanlar bugün nerede? Hiçbirinin ismi yok. O gün mesleğin onurunu savunan İstanbul Baro Başkanı Ümit hoca, alnı ak başı dik şekilde burada. Bizler iktidarların sağladığı güce tapmayız. Zulme ve baskıya boyun eğmeyiz, biat etmeyiz. Bugüne kadar susmadık, bundan sonra da susmayacağız. İzin vermedik, vermeyeceğiz” şeklinde konuştu.

Bir önceki genel kurulda başkan adayı olan Mert-Er Karagülle de İstanbul Barosu avukatlarının iradesinin engellenemeyeceğini söyledi. Karagülle, “Bizden sarı öküzü alamazsınız. Hiçbirimizi dokunamazsınız. Dönem dönem her birimizi alıp tutuklarsınız ancak bütünlüğümüzü bozamazsınız. Seçimle gelen seçimle gider” değerlendirmesinde bulundu.

Ne olmuştu?

İstanbul Barosu’nun 21 Aralık tarihinde Suriye’nin kuzeyinde öldürülen iki gazeteci hakkında yapmış olduğu açıklama sonrası İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yazdığı davaname ile Baro Başkanı ve yönetim kurulunun görevden alınması ve yerlerine yeni yönetim seçilmesi talebiyle dava açmıştı. İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi de duruşma için 4 Mart gününü belirlemişti.

Mahkemenin duruşma günü verdiği 15 Ocak’ta Barolar Birliği’nin de katılımıyla İstanbul Barosu’nda yapılan toplantıda olağanüstü genel kurul kararı alındı.

Paylaşın

Türkiye’de Yaklaşık Dört Milyon Köpek Sokakta Yaşıyor

Türkiye genelinde yalnızca 273 belediyenin hayvan barınağı var. Bu barınakların toplam kapasitesi ise 89 bin 451. Barınaklardaki köpeklerin dışında yaklaşık dört milyon köpeğin sokaklarda yaşadığı rapor edildi.

Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) ve Yaşamdan Yana Derneği, Türkiye’deki belediye hayvan barınaklarının durumunu ortaya koyan kapsamlı bir rapor yayımladı.

ODTÜ Mezunlar Derneği Vişnelik Tesisleri’nde dün (22 Şubat) gerçekleşen Vişnelik Vegan Festivali’nde sunulan Türkiye Geneli Belediye Hayvan Barınakları Raporu, 7527 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılan değişikliklerin uygulanabilir olup olmadığını değerlendirmek amacıyla kamuoyuyla paylaşıldı.

Raporda, belediyelere yapılan bilgi edinme başvurularının sonuçlarına dayanarak hayvan barınaklarının kapasitesi, çalışma koşulları ve belediyelerin şeffaflık düzeyi ele alındı.

Rapor için toplam 1408 belediyeye CİMER üzerinden yapılan başvurular sonucunda, 1111 belediyeden yanıt alındı. Bu belediyelerden yalnızca 273’ü barınağa sahip olduğun tespit edilirken, en az 26 barınağın ruhsatsız olduğu ortaya çıktı. 838 belediye, barınaklarının olmadığı yönünde cevap verdi veya bununla ilgili bilgi paylaşmadı.

Türkiye genelindeki barınakların toplam kapasitesinin 89 bin 451 olduğu belirtilirken, bu sayının Tarım ve Orman Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre, sokakta yaşayan yaklaşık 4 milyon köpeğin barınmasına yetmeyeceği vurgulandı. Ayrıca, 171 belediyenin hayvanları zabıta ve temizlik işçileri gibi birimler aracılığıyla topladığı, 9 belediyenin ise bu hizmeti özel firmalara devrettiği tespit edildi.

Raporda bilgi edinme hakkı ihlallerine de dikkat çekilerek, birçok belediyenin başvurulara yanıt vermediği veya hukuka aykırı gerekçelerle bilgi paylaşımını reddettiği belirtildi. Kamuoyunu ilgilendiren konuların “kurum içi düzenleme” olarak nitelendirilmesi ve kimlik bilgisi eksikliği gerekçesiyle başvuruların reddedilmesi, şeffaflık eksikliğinin en büyük göstergeleri olarak değerlendirildi.

Hayvan hakları savunucuları, barınak koşullarının yetersizliğine ve belediyelerin hayvanları toplama uygulamalarına tepki göstererek, çözümün kısırlaştır-aşılat-yerinde yaşat modeline geri dönülmesi, hayvan üretimi ve satışının yasaklanması ve belediyelerin sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.

Rapor kapsamında bin 408 belediyeye CİMER üzerinden şu sorular soruldu:

Belediyenize ait ruhsatlı ya da ruhsatsız bir hayvan bakımevi mevcut mudur?

Mevcut ise hayvan bakımevinde istihdam edilen veteriner hekim, tekniker ve diğer görevli sayınız kaçtır?

Hayvan bakımevinizin hayvan kapasitesi kaçtır? (Kedi ve köpek olarak ayrı ayrı belirtilmesini rica ederiz.)

Hayvan bakımeviniz vatandaş ziyaretine açık mıdır? Açık ise ziyaret gün ve saatleri nedir?

Eğer bir hayvan bakımeviniz mevcut değil ise veteriner işleri müdürlüğü dışında başka bir biriminiz ile toplama yapmakta mısınız?

Toplanan hayvanlar hangi hayvan bakımevine götürülmektedir?

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Erdoğan’dan Muhalefete “Toksik” Benzetmesi

Partisinin kongresinde konuşan Erdoğan, “Türkiye’ye politik ve ekonomik bağımsızlığı biz kazandırdık. Türk demokrasisinin çevresindeki kirli ve yoğun kuşatma çok partili hayata geçtiğimiz günden beri kırılmadı. Bunun nedeni iktidara gelmek için her yolu mübah gören çarpık anlayışı oldu” dedi ve ekledi:

“Anti demokratik güçler ile iş birliği yapacak kadar gözlerini kararttılar. Belediye başkanlıkları, bakanlıklar pazar ürünü gibi alınıp satıldı. Daha 2 sene öncesinde ülkeyi beraber yönetmeye talip olanların gırtlak gırtlağa kavgaya tutuştuğuna şahit olduk. AK Parti’nin olduğu yerde çözümsüzlüğe de umutsuzluğa da halel getirecek girişime yer yoktur. Ülkemizin her meselesinin, bu toksik muhalefetin panzehiri de AK Parti ve Cumhur İttifakıdır.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin 8. Olağan Büyük Kongresi’nde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

Biz sadece seçimleri değil, gönülleri de kazanarak 22 yıldır iktidardayız. Sözüne, ahdine sahip kadro olarak nereden geldiğimizi asla unutmayacağız. Bize dua eden ak yüzlü, ak saçlı, ak sakallı büyüklerimizi hiçbir zaman unutmayacağız. Milletin çizdiği rotadan çıkmayacak, millet ile aynı istikamette omuz omuza yürümeye devam edeceğiz. Bu Eşsiz başarıya, öyle çilingir sofralarında kadeh tokuşturarak, kaynağı belirsiz balya balya paralardan kuleler yaparak ulaşmadık.Biz gökten zembil ile inmedik, pazarlık masalarında kurulmadık. Siyaset ve toplum mühendisliği ürünü olarak ortaya çıkmadık. Samimiyetten dürüstlükten taviz vermeden siyaset yaptık. Milletin umutlarını çoğaltmak için siyaset yapmadık.

Kibirli siyaseti kapımıza yaklaştırmadık. Eksiklerimizi örtmek yerine bunları daha iyisi ile telafi edecek irade ile milletimizin karşısına çıktık. Bugün de iç muhasebemizi özgüvenle yapıyoruz. AK Parti’ye düşmanlık edenler hep bu hareketin dağılmasını, zorluklar karşısında yılmamızı beklediler, vesayetçilere boyun eğmemizi, para babalarına teslim olmamızı beklediler, bütün umutlarını AK kadroların yorulmasına bağlayanlar 14 Ağustos 2001’den beri bekliyorlar, daha çok bekleyecekler. Onları bekletmeye devam edeceğiz. Şeytanla nöbetleşe sürdürdükleri bu bekleyiş karşılığını bulamayacaktır.

Türkiye’ye politik ve ekonomik bağımsızlığı biz kazandırdık. Türk demokrasisinin çevresindeki kirli ve yoğun kuşatma çok partili hayata geçtiğimiz günden beri kırılmadı. Bunun nedeni iktidara gelmek için her yolu mübah gören çarpık anlayışı oldu. Anti demokratik güçler ile iş birliği yapacak kadar gözlerini kararttılar. Belediye başkanlıkları, bakanlıklar pazar ürünü gibi alınıp satıldı. Daha 2 sene öncesinde ülkeyi beraber yönetmeye talip olanların gırtlak gırtlağa kavgaya tutuştuğuna şahit olduk. AK Parti’nin olduğu yerde çözümsüzlüğe de umutsuzluğa da halel getirecek girişime yer yoktur. Ülkemizin her meselesinin, bu toksik muhalefetin panzehiri de AK Parti ve Cumhur İttifakıdır.

Sunun bir defa altını kalın çizgilerle tekrar çizmek mecburiyetindeyim: Türk’e de, Kürt’e de, Sünni’ye de, Aleviye de hiçbir faydası olmayan dış kaynaklı fitne ürünü bir literatür yığınıyla boğuşmaya vaktimiz yok. Yeni bir dünya kurulurken, terör belası basta olmak üzere Türkiye’nin de safralarından kurtulması gerekiyor. Terörün, şiddetin, silahını karanlık gölgesinin ülkemizin ve bölgemizin üzerinden tamamen çekileceği günler inşallah çok yakındır. Türkler, Kürtler, Araplar olarak hep beraber kenetlenecek; tam 40 yıldır evlatlarımızın kani üzerinde yükselen terör duvarını yıkıp atacağız. Terör sorunu ortadan kalktıktan sonra, demokrasiden kalkınmaya, kardeşlikten bölgesel entegrasyona yeni bir dönemin kapıları açılacaktır.

Son tartışmalar gösteriyor ki, bazı hastalıklar halen devam ediyor. İmtiyazların kaybetmek istemeyenler, eski vesayetçi söylemlerle siyasete ve hükümete ayar vermeye çalışıyor. Batılı güçlerle kurdukları asimetrik ilişkilere güvenenler, Türkiye’nin değiştiğini, eski Türkiye’nin artık olmadığını kabullenemiyor. AK Parti döneminde sermayelerine sermaye katan is dünyasının n içindeki bir grup, kirli muhalefet anlayışını yeniden devreye alma çabasındadır. Geçmişte manşetler ve ellerindeki finans-kapital üzerinden siyasetçileri tehdit eden bu ekibin tek derdi; kayıplarını devlet hazinesinden yeniden tazmin etmektir. Aslında biz bunlara, ülkemizi büyüterek, geliştirerek zincirlerinden kurtulma, küresel düzeyde eşit şartlarda rekabet etme şansı  verdik.

Ama demek ki, zihinler temizlenmeden, sadece zincirlerden kurtulmak insanları ve kurumları özgür kılmaya yetmiyor. Kaos baronlarına diyoruz ki; bu devlet ve millet sizin rüyalarınızı kabusa dönüştürme iradesine, gücüne, kudretine sahiptir. İşinizi düzgün yaptığınız, ülkenize değer kattığınız, milletimize istihdam sağladığınız müddetçe hep yanınızda olduk, olmayı da sürdürürüz. Ancak… Eski kötü alışkanlıklarınızda ısrar ederseniz, biz de size buna göre muamele ederiz. Türkiye değişmiştir; siz de eskiyi hortlatmaya çalışmak yerine, bu yeni Türkiye’ye alışmak, politikalarınızı buna göre belirlemek zorundasınız.

Bugün İHA üretiminde dünyada birinciyiz. Yeni ekonomi politikalarının etkisini görmeye başladık. MB rezervleri cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. Üretim ve yatırımla birlikte istihdam oranımız da artıyor. Asrın felaketinin yaralarını sarmak için son 2 yılda 75 milyar dolarlık kaynak kullandık. Mali disiplinden taviz vermedik. Enflasyondaki düşüş hızlanarak devam edecek. Enflasyon düştükçe alım gücü yükselecek ve 85 milyonun hepsi bundan etkilenecek. İnşallah biraz daha sabredip hedeflerimize ulaşacağız.

Ekonomik Dönüşüm… Yeşil ve Dijital Dönüşüm… Sosyal Politikalar… Yargı ve Temel Haklar… Siyasi ve İdari Düzenlemeler olmak üzere… Beş sütun üzerine inşa ettiğimiz Reform Programımızı ülkemizin ve milletimizin beklentilerine cevap verecek bir anlayışla hazırladık. Ekonomik dönüşüm planıyla güçlü, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümenin temellerini sağlamlaştıracak yeni tedbirleri devreye alıyoruz. Kamu yönetiminde mali kuralları güçlendirerek, kamu harcamalarında disiplini koruyacağız. Vergide adaleti ve etkinliği güçlendirmek amacıyla “çok kazanandan çok alma” prensibi ile kamu gelirlerini artıracağız.

Tarımda planlı istihsal ile tarımsal üretimimizi stratejik bir bakışla yeniden ele alıyoruz. Akıllı ulaşım ve akıllı tarım sistemleriyle tarımda ve ulaşımda verimliliği artıracağız. Gıda arz güvenliğini temin ederek, vatandaşlarımızın ucuz ve sağlıklı gıdaya erişiminin önündeki tüm engelleri ortadan kaldıracağız. Bir süredir hazırlıklarını yaptığımız “sosyal konut projemizi” artık hayata geçiriyoruz. Böylece hayat pahalılığının sebeplerinin en başında gelen kira ve konut fiyatlarını dengeye getireceğiz.

“AK Parti’ye yakışır kardeşlik ikliminde kavgasız, gürültüsüz…”

Erdoğan, AK Parti 8. Olağan Kongresi’nin düzenlendiği Ankara Spor Salonu’nu dışında da açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın salon dışında yaptığı açıklamalarından satır başları şöyle:

“Adında AK olan bir hareketin mensupları olarak bugün gururluyuz, sevinçliyiz. Kongre maratonumuzu büyük kongremiz ile başarı ile tamamlıyoruz. AK Parti’ye yakışır kardeşlik ikliminde kavgasız, gürültüsüz ve hepsinden önemlisi şaibesiz şekilde bu günlere getirdik. Milletimiz ile olan gönül köprülerini sağlamlaştırıp kendi iç muhasebemizi yaptık. Yeni bir döneme Bismillah diyoruz.

Şu anda karşımdaki katılımı görünce rabbime hamt ediyorum. Şu güzelliğe, şu katılıma bak. Bu davanın erleri soğuk falan dinlemiyor. Kar boran fırtına dinlemiyor, aynen yoluna devam ediyor. Amacımız milletin gönlünde yer etmek, milletin duasına mazhar olmaktır. Bu vizyonu bu anlayışı muhafaza etmelerini rica ediyorum. Sizlerden her zamankinden daha fazla gayret istiyorum. Sevgili gençler, devraldığınız kutlu emanete sonuna kadar sahip çıkmaya var mısınız? Türkiye’yi önce 2053 ardından 2071 vizyonu ile sizler buluşturacaksınız.

AK Parti’mizin mihenk taşlı hanım kardeşlerim, sizlerin olmadığı bir hareket asla başarıya ulaşamaz. Kadınların omuz vermediği, sahip çıkmadığı mücadele başarı kazanamaz. Sizler 24 yıldır ördüğünüz bu davayı çok daha yükseklere taşıyacaksınız. Dışarıda katılım ne kadar dedim, dışarıdaki bu katılım 60 bin. Allah’a şükürler olsun kar, boran fırtına dinlemiyoruz. Sizlere güveniyorum. Şahsıma sizler gibi yol arkadaşları bahşettiği için rabbime sonsuz şükrediyorum.”

İYİ Parti ve Gelecek Partisi’nden istifa eden üç milletvekili AK Parti’ye katıldı

Erdoğan, İYİ Parti’den istifa ederek Ünal Karaman, Mehmet Selim Ensarioğlu ve Gelecek Partisi’nden istifa ederek AK Parti’ye katılan Serap Yazıcı Özbudun’a rozet taktı. Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Erkan Kandemir ve milletvekilleri ile hatıra fotoğrafı çektirdi.

Paylaşın

Berlinale’de Altın Ayı Ödülünü “Hayaller” Kazandı

Norveçli yönetmen Dag Johan Haugerud’un “Drømmer” (Dreams / Hayaller) adlı filmi, 75. Uluslararası Berlin Film Festivali’nin ana ödülü olan “Altın Ayı”yı kazandı.

Brezilyalı yönetmen Gabriel Mascaro’nun yönettiği distopik film “O Ultimo Azul” (The Blue Trail / Mavi Yol) Büyük Jüri Ödülü’nü (Gümüş Ayı) kazandı.

En İyi Yönetmen ödülüne, “Sheng Xi Zhi Di” (Living the Land / Bu Dünyada Yaşamak) adlı filmiyle Çinli yönetmen Huo Meng layık görüldü. En İyi Senaryo Gümüş Ayı Ödülü, “Continental 25” adlı filmiyle Rumen yönetmen Radu Jude’ye verildi.

Venezuelalı yönetmen Ivan Fund, “El mensaje” (The Message) filmiyle gümüş ayı jüri ödülü kazandı.

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü, Richard Linklater’ın “Blue Moon” (Mavi Ay) filmindeki rolüyle aktör Andrew Scott’a üstün yaratıcı katkı ödülü, “The Tower of Ice” (Buz Kulesi) filmindeki çalışmasıyla yönetmen Lucille Hadzihalilovic’e verildi.

Rose Byrne, “If I Had Legs I’d Kick You” filmindeki performansıyla En İyi Kadın Oyuncu ödülüne layık görüldü.

Çeşitli kategorilerde 74 ülkeden toplam 240 filmin gösterildiği bu yılki Berlinale, kırmızı halıda ve sinema salonlarında yapılan siyasi protestolarla dikkat çekti.

En İyi Film Altın Ayı: Drommer
Gümüş Ayı Büyük Jüri Ödülü: The Blue Trail
Gümüş Ayı Jüri Ödülü: The Message
En İyi Yönetmen Gümüş Ayı: Huo Meng/ Living the Land
En İyi Performans Gümüş Ayı: Rose Byrne/If I Had Legs, I’d Kick You/
En İyi Yardımcı Performans Gümüş Ayı: Andrew Scott/Blue Moon
En İyi Senaryo Gümüş Ayı: Kontinental ’25/ Radu Jude
Üstün Sanatsal Katkı için Gümüş Ayı: La Tour de Glace/ Lucile Hadzihalilovic

Drommer, 16 yaşındaki Johanne’nin, öğretmeni Johanna’ya duyduğu derin aşkla yüzleşmesini ve içsel dünyasını keşfetmesini konu alıyor.

The Blue Trail, yaşlılar için oluşturulan bir koloniye gönderilmesi planlanan bir kadının hikayesini ve kadının Amazon ormanlarında bulduğu sığınakla distopik bir toplumda yaşamaya çalışmasını anlatıyor.

Sheng Xi Zhi Di, 1991’de Çin’deki sosyoekonomik değişimlerin özellikle çiftçi aileleri üzerindeki etkisini konu alıyor.

Continental 25, konut sıkıntısı, post-sosyalist ekonomi ve milliyetçilik gibi toplumsal sorunlara keskin bir eleştiri sunuyor.

If I Had Legs I’d Kick You, psikolojik bir çöküntü yaşayan bir anneyi konu alıyor.

Paylaşın

Süper Lig: Trabzonspor Üç Puanı Üç Golle Aldı

Süper Lig’in 25. hafta maçında Trabzonspor ile Gaziantep FK, Trabzon Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Atilla Karaoğlan’ın yönettiği karşılaşmadan Trabzonspor, 3-2 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Trabzonspor’un gollerini 45+2 ve 55. dakikalarda Simon Banza ve 45+6. dakikada Edin Visca, Gaziantep FK’nın gollerini ise 77. dakikada Semih Güler ve 85. dakikada Alexandru Maxim kaydetti.

Trabzonspor bu galibiyetle puanını 32’ye çıkardı. Gaziantep FK ise 29 puanda kaldı.

45+2. dakikada Zubkov’un kullandığı serbest vuruşta savunmadan seken topla buluşan Banza’nın vuruşunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu (1-0). 45+5. dakikada sağ kanattan Zubkov kullandığı serbest vuruşta ceza yayı üzerinde Visca’nın vuruşunda savunmaya çarpan top kaleci Burak’ın sağından filelere gitti (2-0).

77. dakikada Sorescu’nun ceza sahasına ortasında Semih Güler kafayla topu ağlara gönderdi (3-1). 77. dakikada Sorescu’nun soldan ortasında ceza alanında Semih Güler’in kafa vuruşunda, top kaleci Uğuncan Çakır’ın sol tarafından filelerle buluştu (3-1).

84. dakika Semih Güler’in pasında ceza alanı sol tarafında Lungoyi, Malheiro ile girdiği ikili mücadelede yerde kalınca maçın hakemi Atilla Karaoğlan penaltı noktasını gösterdi. 85. dakikada Maxim, kullandığı penaltı atışında topu filelerle gönderdi (3-2).

Stat: Trabzon

Hakemler: Atilla Karaoğlan, Ceyhun Sesigüzel, Erkan Akbulut

Trabzonspor: Uğurcan Çakır, Malheiro, Savic (Okay Yokuşlu dk. 69), Batagov, Mustafa Eskihellaç, Mendy (Hüseyin Türkmen dk. 79), Lundstram, Visca (Arif Boşluk dk. 87), Zubkov, Sikan (Cham dk. 79), Banza (Enis Destan dk. 69)

Gaziantep FK: Burak Bozan, Viana, Arda Kızıldağ (Kenan Kodro dk. 88), Anel Husic, Daubin (Ogün Özçiçek dk. 24), Maxim, Sorescu, Ndiaye (Semih Güler dk. 63), Kozlowski, Okereke (Lungoyi dk. 64), Halil Dervişoğlu (Boateng dk. 63)

Goller: Banza (dk. 45+2 ve 57), Visca (dk. 45+5) (Trabzonspor), Semih Güler (dk. 77), Maxim (dk. 85 pen.) (Gaziantep FK)

Paylaşın

Müsavat Dervişoğlu: Konuşan Türkiye İstiyoruz

İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, Türkiye’nin 23 yıllık AK Parti iktidarı döneminde hukuksuzluğun hakim olduğu bir ülkeye dönüştüğünü belirterek, “Türkiye’deki yönetimin bu duruma bakılarak doğru bir iş yapmadığına şahitlik ediyoruz” dedi ve ekledi:

“Türkiye’de madem kötü işler yapılıyor ve kötü işlerden kaynaklı olumsuzluklar yaşanıyor, o zaman durumdan vazife çıkarıp vaziyet almak gibi tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyayız. Onun için dolaşıyoruz, onun için mücadele cehdimizin yüksek olmasını temin etmeye çalışıyoruz, onun için vatandaşlara gidip ‘Korkma konuş. İstiklal Marşı korkma diyerek başlıyor’ diyoruz. Biz konuşan Türkiye istiyoruz.”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin “İzmir Genişletilmiş İl Divan Toplantısı”nda konuştu.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Türkiye’nin 23 yıllık AK Parti iktidarı döneminde hukuksuzluğun hakim olduğu bir ülkeye dönüştüğünü söyleyen Müsavat Dervişoğlu, “Türkiye’deki yönetimin bu duruma bakılarak doğru bir iş yapmadığına şahitlik ediyoruz. Türkiye’de madem kötü işler yapılıyor ve kötü işlerden kaynaklı olumsuzluklar yaşanıyor, o zaman durumdan vazife çıkarıp vaziyet almak gibi tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyayız. Onun için dolaşıyoruz, onun için mücadele cehdimizin yüksek olmasını temin etmeye çalışıyoruz, onun için vatandaşlara gidip ‘Korkma konuş. İstiklal Marşı korkma diyerek başlıyor’ diyoruz. Biz konuşan Türkiye istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Dervişoğlu, “Herkes konuşsun ki; kim doğru konuşuyor, kim yanlış konuşuyor bu millet görsün. Türkiye’de konuşanlara bakın, konuşanlar çıkıp, ‘Abdullah Öcalan denilen kişi TBMM kürsüsüne gelsin, DEM Parti grubundan seslensin, terör örgütünü lağvetsin’ diyor. AK Parti’den birileri çıkıyor ‘Yeni bir devlet kuruyoruz’ diyor. Diğer taraftan Cumhurbaşkanı konuşuyor ve ‘Yeni Türkiye kuruyoruz’ diyor. Değerli dava arkadaşlarım, bırakın konuşsunlar. Kim doğru kim yanlış konuşuyor ortaya çıksın. Yenisinin kurulması için eskisinin yıkılması lazım. Cumhuriyet’i yıktırtmayacağız diye haykırmamızın sebebi budur” diye konuştu.

“Bunlar bu ülkeyi yıkmak, sindirmek ve susturmak adına uzunca bir zamandır çalışıyorlar” diyen Dervişoğlu, “Bunlar bu milletten ve evlatlarından Sevr’in, Mondros’un intikamını almaya çalışıyorlar. Bunlar bu milletin verdiği Kurtuluş Savaşı ile o savaşın sonunda kurulan büyük Cumhuriyet ile hesaplaşmak istiyorlar. Bunu bu millete anlatmak mecburiyetimiz var. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu TBMM’de Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret ettirmeyeceğiz. Bundan herkesin emin olması lazım” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin eleştiren Müsavat Dervişoğlu, “Türkiye’de ilk kurtulunması icap eden şey Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi diye tarif edilen ve bu ceberrut iktidarın iş başında kalmasına dayanak teşkil eden sistemdir. Biliyorsunuz 2023 seçimlerinden önce ittifak yaptığımız partilerle parlamenter demokratik sisteme geçişin yol taşlarını dizmek üzere kararlılık sergilemiştik. Hepimiz imza atmıştık. Şimdi parlamenter demokratik sisteme geçiş için çaba sarf eden sizden başka kimse kalmadı. Geçiş için sizin kalbinizin sesi olma görevi de Dervişoğlu’na düştü” dedi.

Kendisine yönelik tehditler olduğu söyleyen Dervişoğlu, “Hayatım boyunca kimseyi şikayet etmedim ama ben TBMM’de grubu olan siyasi bir partinin genel başkanıyım. Türkiye’de bu pozisyondaki birisi bir tehdidin muhatabı ise öncelikle Cumhurbaşkanı’nın bir vazife çıkarması lazım. TBMM Başkanı’nın bu durumdan vazife çıkarması lazım. Adalet Bakanı’nın vaziyet alması lazım. Ayrıca bu ülkenin İçişleri Bakanı’nın bir parti genel başkanının tehdit edilmesi karşısında vaziyet alması lazım. Hiçbirinin kılı kıpırdamadı. İzmir’den sesleniyorum; haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe karşı Atatürk gibi Hasan Tahsin gibi başkaldırıyorum” şeklinde konuştu.

“Bu millet Erdoğan vesayetinden de kurtulacaktır”

İktidarın “eski Türkiye” çıkışlarına tepki gösteren Müsavat Dervişoğlu, “İktidar 23 yıldır iş başında. Cumhuriyet’in çeyrek asrını Erdoğan yönetmiş ama bunun önüne bir şey geldiği zaman ‘eski Türkiye’ diye feryat ediyor. Mesela askeri vesayetten bahsediyor. Elbette ki askeri vesayet vardı, Allah’a şükür ki kaldırıldı. Peki askeri vesayetten sonra ne geldi Türkiye’nin başına bela oldu? Askeri vesayet gitti, FETÖ denen bir belanın muhatabı kılındı Türkiye. FETÖ belasından kurtulabilmek için de yargı vesayetinin girdabında savrulmak zorunda bırakıldı. Türkiye’de şimdi kurtulunması icap eden bir tek vesayet kalmıştır. Eskiyen sensin Erdoğan, yeni olan da biziz. Açıkça ilan ediyor ve buradan söylüyorum; Allah’ın izniyle bu millet günü gelecek Tayyip Erdoğan vesayetinden de kurtulacaktır” dedi.

Türkiye’nin yapay gündemlerle karşı karşıya bırakıldığını belirten Dervişoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında açılan “sahte diploma” soruşturmasına değindi.

Müsavat Dervişoğlu, “Cumhurbaşkanı adayı kim olacak tartışmaları, CHP’nin içindeki ön seçim tartışmaları, CHP içindeki kongre tartışmaları, aday belirleme tartışmaları, CHPiçinde diploma tartışmaları… Diploması var, diploması yok. Tayyip Erdoğan da zaman zaman siyasi aklını yitiriyor mu diye endişe etmiyor değilim. Diploma deyince akla zaten Tayyip Erdoğan geliyordu. Şimdi de başkalarının diplomaları üzerinden Türkiye’de bir tartışma yaşansın, tuzak kurulsun, siyaset bir oyun kursun, herkeste iktidarın kurduğu oyunun peşinden gitsin isteniyor. Biz İYİ Parti’yi oyun kuranların oyununu bozmak için kurduk. Tek adamın söylediği kanundur diye meseleye bakarak onların kurduğu tuzakların peşinde koşmayacağız” ifadelerini kullandı.

“Bazen muhalefete bazen milliyetçilere birleşin diyorlar. Peki milliyetçilerin tek başına birleşmesinin kime ne faydası var? Muhalefetin ilkesiz ve ölçüsüz bir biçimde birleşmesinin kime ne faydası var?” diyen Dervişoğlu, şöyle devam etti:

“Bizim derdimiz bu sistemden kurtulmaktır. Elbette bu ülkenin birliğe ihtiyacı var, elbette ki biz bu ülkeyi birleştirmek için yola çıktık ama kendi aramızda birleşmemizin hiç kimseye faydası yoktur. Bu ülkenin sağcıyla solcuyu birleştirecek insanlara ihtiyacı vardır. Bu ülkenin Aleviyle Sünni’yi, Türkmen ile Kürt’ü birleştirecek insanlara ihtiyacı vardır. Bu ülkenin ez cümle merkez siyasete ihtiyacı vardır. İYİ Parti Türkiye’yi birleştirmek üzere kurulmuş bir siyasi yapıdır. O sebeple bizler; sağcıyı solcuyla, Alevi’yi Sünni’yle, Kürt’ü Türkmen’le birleştirmek vazifesini üstlenmek üzere yola çıkmış insanlarız.”

Paylaşın

“Üç Büyükler” Transfer Harcamasında Dünya Devlerini Solladı

“Üç Büyükler” olarak bilinen Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş, bu sezon transferde toplamda 156 milyon 266 bin euroluk harcamaya imza attı ve temsilcilerimiz, 36 takımın mücadele ettiği Avrupa Ligi’nde en fazla harcamaya imza atan takımlar arasında yer aldı.

Süper Lig’de bu sezon şampiyonluğa oynayan Fenerbahçe ve Galatasaray ayrıca Şampiyonlar Ligi’nde yer alan 36 takımın 21’inden daha yüksek harcamaya imza attı.

Bu sezon Avrupa Ligi’ndeki 36 takım arasında yer alan Galatasaray ve Beşiktaş, Avrupa’ya veda etti. Fenerbahçe ise Belçika ekibi Anderlecht’i eleyerek son 16’ya kalma başarısı yakaladı. Kanarya, Avrupa Ligi’nde son 16’da İskoç ekibi Rangers ile mücadele edecek. Bu sezon Avrupa Ligi’nde yer alan 3 temsilcimiz transfer harcamalarıyla dünya devi takımları dahi geride bıraktı.

Karar’dan Furkan Uzun’un haberine göre; 3 temsilcimizin yaz transfer döneminden bu yana kadrosuna kattığı oyuncular için ödediği bedel 156 milyon euroyu aşarken temsilcilerimiz, Avrupa Ligi’nde yer alan takımlar arasında en fazla harcamaya imza atan takımlar arasında yer aldı.

3 temsilcimizin katıldığı Avrupa Ligi’nde Beşiktaş, Ocak ayında turnuvaya veda ederken Fenerbahçe, play-off turunda Belçika ekibi Anderlecht’i eledi. Galatasaray ise Hollanda ekibi AZ Alkmaar’a elenerek Avrupa’ya veda etti.

Süper Lig’deki kış transfer döneminin sona ermesiyle birlikte 3 büyük takım bu sezon transferde toplamda 156 milyon 266 bin euroluk harcamaya imza attı ve temsilcilerimiz, 36 takımın mücadele ettiği Avrupa Ligi’nde en fazla harcamaya imza atan takımlar arasında yer aldı.

Tarihinin en yüksek transfer harcamasına imza attığı sezonu yaşayan Fenerbahçe, bu sezon kadrosuna kattığı oyuncular için toplamda 67 milyon 860 bin euro bonservis bedeli ödeyerek Avrupa Ligi’nde yer alan 36 takım arasında en fazla transfer harcamasına imza atan 7. Takım oldu.

Fenerbahçe gibi tarihinin en yüksek transfer harcamasına imza attığı sezonu yaşayan Galatasaray ise yaz transfer döneminden bu yana kadrosuna kattığı oyuncular için toplamda 61 milyon 146 bin euro harcadı. Her iki takım ayrıca Şampiyonlar Ligi’nde yer alan 36 takımın 21’inden daha yüksek harcamaya imza attı.

Barcelona ve Real Madrid’den daha fazla para harcadılar

Süper Lig’de ilk iki sırada yer alan Galatasaray ve Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi’nin son şampiyonu Real Madrid ,İspanyol devi Barcelona ve UEFA Avrupa Ligi’nin son finalisti Leverkusen’den dahi yüksek harcamaya imza atması ise dikkatleri çekti.

Her iki temsilcimiz de Devler Ligi’nde yer alan takımlar arasında Barcelona, Real Madrid, Liverpool, Leverkusen, Lille, PSV, Brest, Feyeenord, Sporting Lizbon, Celtic, Brugge, Zagreb, Shaktar, Bologna, Kızılyıldız, Strum Graz, Sparta Prag, Girona, Salzburg, Young Boys ve Bratislava’dan yüksek transfer harcamasına imza attı.

Ocak ayında Avrupa’ya veda eden, Süper Lig’de ise şampiyonluk yarışının uzağında kalan Beşiktaş ise yaz transfer döneminden bu yana 27 milyon 650 bin euroluk transfer harcamasına imza attı. 3 temsilcimiz sezon başından bu yana yaptıkları transfer harcamaları sonucunda Avrupa Ligi’nde yer alan 36 takım arasında “en yüksek transfer harcamasına imza atan ilk 12 takım arasında” yer aldı.

Avrupa Ligi’ndeki takımlar arasında ‘transfer harcaması’ listesinde ilk sırada İngiliz devi Manchester United yer aldı. İngiliz devi, yaz döneminden bu yana kadrosuna kattığı oyuncular için toplamda 246 milyon 300 bin euro ödeme yaptı. United’i bir başka İngiliz ekibi Tottenham takip etti.

Son haftalarda kötü günler geçiren Tottenham, bu sezon kadrosuna kattığı oyuncular için 175 milyon 350 bin euro ödedi. Listenin 3. Sırasında 147 milyon 790 bin euroluk harcama ile Lyon yer alırken Fransız ekibini Roma takip etti. İtalyan devi, 107 milyon 400 bin euroluk transfer harcamasıyla 4. Sırada yer aldı.

Hoffenheim 76 milyon euroluk harcama ile 5. Sırada yer alırken Frankfurt 76 milyon 850 bin euroluk harcama ile 6. Sırada yer aldı. Tarihinin en yüksek transfer harcamasına imza attığı sezonu yaşayan Fenerbahçe, 67 milyon 860 bin euro ile 7. Sırada yer alırken sarı-lacivertli ekibi 61 milyon 146 bin euro ile Galatasaray takip etti.

Portekiz ekibi Porto 51 milyon 710 bin euro ile 9. Sırada yer alırken İtalyan ekibi Lazio, 51 milyon 500 bin euroluk transfer harcaması ile 10. Sırada yer aldı. İspanyol ekibi Sociedad 45 milyon 500 bin euro ile 11. Sırada yer alırken Beşiktaş ise 27 milyon 260 bin euroluk harcama ile 12. Sırda yer aldı.

Paylaşın

Türkiye’de Halkın Yüzde 57’si Borçlu

ING Türkiye’nin araştırmasına göre, Türkiye’de borcu olanların oranı yüzde 57’ye yükseldi. Kadınlarda bu oran yüzde 58’e çıkarken, erkeklerde yüzde 56 olarak belirlendi.

ING Türkiye’nin Temmuz-Eylül 2024 dönemine ilişkin “Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması” çarpıcı veriler ortaya koydu.

Karar’ın aktardığı araştırmaya göre, Türkiye’de borcu olanların oranı yüzde 57’ye yükseldi. Kadınlarda bu oran yüzde 58’e çıkarken, erkeklerde yüzde 56 olarak belirlendi. Tasarruf sahibi olanların yüzde 53’ü, tasarruf yapamayanların ise yüzde 62’si borçlu durumda.

Borçlanma araçları incelendiğinde, kredi kartları yüzde 43 ile ilk sırada yer alırken, bunu yüzde 14 ile banka kredileri, yüzde 10 ile eş-dost borçları takip ediyor. Borç sahiplerinin yüzde 79’u, gelirinin yüzde 30’undan azını borç ödemeye ayırdığını belirtiyor.

Türkiye’de her iki kişiden biri tasarruf yaptığını ifade ederken, tasarruf sahiplerinin yüzde 72’si düzenli birikim yaptığını belirtiyor. Ancak tasarruf edemeyenlerin yüzde 59’u gelir yetersizliği nedeniyle birikim yapamadığını söylüyor.

En çok tercih edilen yatırım araçları:

Altın, değerli taşlar ve metal hesapları (yüzde 52)
Türk Lirası (TL) vadeli hesap (yüzde 24)
Yastık altı döviz ve nakit TL (yüzde 20)

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre, merkezi yönetim borç stoku Ocak 2025 itibarıyla 9.6 trilyon TL’ye yükseldi.

İç borç stoku: Aylık yüzde 5.2, yıllık yüzde 54.9 artarak 5.2 trilyon TL oldu.
Dış borç stoku: Aylık yüzde 1.5, yıllık yüzde 20.7 artışla 4.4 trilyon TL’ye ulaştı.

Kartlı harcamalar yüzde 66 arttı

Bankalararası Kart Merkezi’nin (BKM) Ocak 2025 verilerine göre, Türkiye’de kredi kartı sayısı 130.2 milyon, banka kartı sayısı 195.6 milyon, ön ödemeli kart sayısı ise 113.1 milyon adede ulaştı.

Bu kartlarla yapılan harcamalar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 66 artarak 1.6 trilyon TL’ye yükseldi.

Kredi kartı harcamaları 1 trilyon 366 milyar TL (+%69)
Banka kartı harcamaları 207.8 milyar TL (+%47)
Ön ödemeli kart harcamaları 32.4 milyar TL (+%78)

Ocak ayında 1.58 milyar adet kartlı ödeme işlemi gerçekleşti. Bu işlemlerin 913.2 milyonu kredi kartı, 538.1 milyonu banka kartı, 125.9 milyonu ise ön ödemeli kartlarla yapıldı.

Türkiye’de vatandaşların borçluluk oranı yükselirken, tasarruf yapabilenlerin sayısı sınırlı kalıyor. Kartlı harcamalardaki artış ve borç stokundaki yükseliş, ekonomik dengelerin kırılganlığını gözler önüne seriyor.

Paylaşın

Suriye Ekonomisinin Toparlanması 50 Yıldan Fazla Sürebilir

Birleşmiş Milletler (BM), Suriye ekonomisinin savaş öncesi seviyeye dönmesinin 55 yıl süreceğini açıkladı. Açıklamada, 2011 yılında başlayan çatışmaların uzun vadeli ekonomik yıkımlarına dikkat çekildi.

Haber Merkezi / Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), “Suriye’deki Çatışmanın Etkileri: Yıkılmış Ekonomi, Yaygın Yoksulluk ve Sosyal ve Ekonomik İyileşmeye Giden Zorlu Yol” başlıklı raporunu yayınladı.

Raporda, Suriye’nin 2018 – 2024 yılları arasında yıllık ekonomik büyüme oranının yaklaşık yüzde 1,3 olduğu belirtilirken, “GSYİH’sinin 2010 seviyelerine ancak 2080 yılında, yani yaklaşık 55 yıl sonra döneceği” ifade edildi.

Raporda, Suriyelilerin onda dokuzunun yoksulluk içinde yaşadığı tahmin edilirken, ülkenin gayri safi yurt içi hasılasının (GSYİH) 2011 öncesine göre yarıdan bile az olduğu, bunun da yaklaşık 800 milyar dolarlık bir kayıp anlamına geldiği belirtiliyor.

UNDP Yardımcı Yöneticisi ve UNDP Arap Ülkeleri Bölge Bürosu Müdürü Abdallah Al-Dardari, Suriye’nin “dış yardıma olan bağımlılığını azaltmasını” sağlayacak tek şeyin reformlar ve altyapının yeniden inşasını içeren “kapsamlı bir strateji” olabileceğini söyledi.

İşsizliğin üç katına çıktığı ve Suriyelilerin dörtte birinin işsiz olduğu vurgulanan raporda, yaptırımlar da dahil olmak üzere uluslararası izolasyonun, kötü olan ekonomiyi daha da kötüleştirdiği belirtildi.

Suriye, 40 yıldır uluslararası yaptırımlar altında bulunuyor ve bu yaptırımlar savaşın başlamasıyla birlikte önemli ölçüde arttı.

Raporda, nüfusun yüzde 75’inin sağlık, eğitim, istihdam, gıda güvenliği, su, enerji ve barınma gibi konularda insani yardıma ihtiyaç duyduğu belirtildi.

Raporda ayrıca, ülkenin enerji üretiminin yüzde 80 düştüğü, santrallerin yüzde 70’inin hasar gördüğü, bunun da ulusal elektrik şebekesinin kapasitesinde yüzde 75’lik bir azalmaya yol açtığı belirtildi.

Paylaşın

Süper Lig: Beşiktaş Yenilmezlik Serisini Sekiz Maça Çıkardı

Süper Lig’in 25. hafta maçında Eyüpspor ile Beşiktaş, Recep Tayyip Erdoğan Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Sahadan 3-1 galip ayrılan Beşiktaş, yenilmezlik serisini sekiz maça çıkardı.

Haber Merkezi / Beşiktaş, Süper Lig’de oynadığı son 8 karşılaşmada 4 galibiyet, 4 beraberlik elde etti.

Hakem Muhammet Ali Metoğlu’nun yönettiği karşılaşmada Beşiktaş’ın gollerini 18. dakikada Rafa Silva, 45+2. dakikada Milot Rashica ve 60. dakikada Semih Kılıçsoy, Eyüpspor’un tek golünü ise 1. dakikada Tayfur Bingöl kaydetti.

Beşiktaş, bu galibiyet ile puanını 38’e yükseltti. Eyüpspor ise 40 puanda kaldı.

1. dakikada Emre Mor’un pasında topla buluşan Tayfur Bingöl, kaleci Mert ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda meşin yuvarlağı ağlara gönderdi (1-0). 18. dakikada Immobile’nin pasında topla buluşan Rafa Silva’nın kale alanı önünden yaptığı sert vuruşta meşin yuvarlak filelere gitti (1-1).

45+2. dakikada Rafa Silva’nın sağ taraftan ortasında kale önünde Rashica kafayla topu ağlara gönderdi (1-2). 60. dakikada Rafa Silva’nın pasında topla buluşan Semih’in ceza sahası içi sağ çaprazda rakip savunmayı çalımladıktan sonra yaptığı vuruşta meşin yuvarlak ağlarla buluştu (1-3).

Stat:Recep Tayyip Erdoğan

Hakemler: Muhammet Ali Metoğlu, Mehmet Kısal, Samet Çiçek

Eyüpspor: Berke Özer, Ruben Vezo (Halil Akbunar dk. 46), Robin Yalçın, Luccas Claro, Caner Erkin (Umut Meraş dk. 46), Melih Kabasakal (Taras Stepanenko dk. 73), Emre Mor, Yalçın Kayan, Tayfur Bingöl (Emre Akbaba dk. 67), Prince Ampem (Umut Bozok dk. 67), Mame Thiam

Beşiktaş: Mert Günok, Jonas Svensson, Tayyip Talha Sanuç, Felix Uduokhai, Arthur Masuaku (Onur Bulut dk. 76), Alex Chamberlain (Amir Hadziahmetovic dk. 67), Gedson Fernandes, Milot Rashica, Rafa Silva (Salih Uçan dk. 86), Joao Mario (Keny Arroyo dk. 76), Ciro Immobile (Semih Kılıçsoy dk. 46)

Goller: Tayfur Bingöl (dk. 1) (Eyüpspor), Rafa Silva (dk. 18), Milot Rashica, Semih Kılıçsoy (dk. 60) (dk. 45+2) (Beşiktaş)

Paylaşın