Volodimir Zelenski: ABD İle Mineraller Anlaşmasını İmzalamaya Hazırız

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, ABD ile mineraller anlaşmasını imzalamaya hazır olduklarını söyledi . Zelenski ayrıca, ABD’yi daha güçlü bir şekilde Ukrayna’nın arkasında durma çağrısında bulundu.

Haber Merkezi / ABD ile Ukrayna arasındaki ilişkiler, Volodimir Zelenski’nin ABD Başkan Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance ile yaptığı tartışmalı toplantının ardından dip seviyeye gerilemişti.

Ukrayna ve Rusya arasında bir barış anlaşmasını sonuçlandırmayı amaçlayan toplantı, Trump’ın Zelenski’yi ateşkesi kabul etmeye çağırması ve müzakereleri engellemekle suçlamasıyla sözlü bir tartışmaya dönüşmüştü.

Donald Trump, “Başkan Zelenski’nin Amerika’nın dahil olduğu bir senaryoda barışa hazır olmadığını anladım çünkü bizim dahil olmamızın müzakerelerde kendisine büyük bir avantaj sağladığını düşünüyor” demişti.

Trump, “Avantaj istemiyorum, barış istiyorum. Amerika Birleşik Devletleri’ne, değerli Oval Ofis’inde saygısızlık etti. Barışa hazır olduğunda geri dönebilir” diye eklemişti.

ABD’nin Ukrayna’nın nadir toprak minerallerine erişimi ilk olarak Şubat ayının başlarında Hazine Bakanı Scott Bessent tarafından Zelenski’ye sunulmuştu. ABD, şu ana kadar verilen askeri desteğe karşılık olarak, Ukrayna’nın mineral ve doğal kaynaklarından elde edilen tüm gelirlerin yüzde 50’sini talep ediyor.

Öte yandan Trump ile Zelenski arasındaki gergin görüşmenin ardından, ABD’nin Ukrayna’ya askeri desteğini çekmesi endişesiyle harekete geçen Avrupa ülkeleri liderleri Londra’da toplandı.

Avrupalı liderler, Ukrayna’ya desteğe devam etmek ve olası bir barış anlaşması sonrası Ukrayna’nın istediği güvenlik garantilerini verebilmek için, “Gönüllüler Koalisyonu” oluşturmasını da kapsayan bir plan üzerinde uzlaştı.

Paylaşın

Fenerbahçe, Antalyaspor’u Rahat Geçti: Zirvede Puan Farkı Dörde İndi

Süper Lig’in 26. hafta maçında Fenerbahçe ile Antalyaspor, Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Sahadan 3-0 galip ayrılan Fenerbahçe, Galatasaray ile puan farkını 4’e indirdi.

Haber Merkezi / Hakem Mehmet Türkmen’in yönettiği karşılaşmada Fenerbahçe’nin gollerini 9. dakikada Mert Müldür, 26. dakikada Dusan Tadic ve 30. dakikada Youssef En-Nesyri kaydetti.

Fenerbahçe, bu galibiyet ile puanını 61’e çıkardı. Antalyaspor ise 30 puanda kaldı.

9. dakikada Szymanski’nin soldan kullandığı kornerde Mert Müldür’ün altıpasın içinden yaptığı kafa vuruşunda, meşin yuvarlak direk dibinden filelerle buluştu: 1-0

26. dakikada Samudio’dan topu kaptıktan sonra sol çaprazdan ceza sahasına giren Dzeko, son çizgiden arka direğe ortaladı. Çağlar Söyüncü’nün içeri çevirdiği meşin yuvarlak, penaltı noktası yakınında Tadic’in önünde kaldı. Bu oyuncunun yaptığı vuruşta, savunmaya da çarpan top ağlara gitti: 2-0

30. dakikada Dzeko’nun pasında topu alan Kostic’in ceza sahası dışı sol çaprazdan gelişine vuruşunda kaleci Kenan’dan seken topu kale önünde En-Nesyri ağlara gönderdi. 3-0

Paylaşın

Süper Lig: Galatasaray, Şampiyonluk Yolunda Yara Aldı

Süper Lig’in 26. hafta maçında Kasımpaşa ile Galatasaray, Recep Tayyip Erdoğan Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Cihan Aydın’ın yönettiği karşılaşma 3 – 3 eşitlikle sona erdi.

Haber Merkezi / Galatasaray’ın gollerini 12 ve 71. dakikalarda Victor Osimhen ve 69. dakikada Mario Lemina, Kasımpaşa’nın gollerini ise 52. dakikada Mortadha Ben Ouanes, 61. dakikada Josip Brekalo ve 85. dakikada Haris Hajradinovic kaydetti.

Galatasaray, bu beraberlik ile puanını 65’e, Kasımpaşa ise 32’ye yükseltti.

Galatasaray, Süper Lig’de şu ana kadar çıktığı 25 müsabakada 20 galibiyet, 5 beraberlik, Kasımpaşa ise 25 mücadelede 7 galibiyet, 11 beraberlik ve 7 yenilgi aldı.

9. dakikada sağ taraftan Barış Alper’in ortasına ön direkte hareketlenen Osimhen, kaleci Giannitos’in müdahalesiyle yerde kaldı. Ardından VAR tavsiyesiyle pozisyonu inceleyen hakem Cihan Aydın penaltı noktasını gösterdi. 12. dakikada penaltıda topun başına geçen Osimhen, yaptığı vuruşla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 0-1

52. dakikada sağ taraftan Hajradinovic’in kullandığı köşe vuruşunda arka direkte yükselen Piatkowski kafayla pasını kale önündeki Ben Ouanes’e aktardı. Bu oyuncunun kafa vuruşunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu. 1-1

61. dakikada  Gökhan Gül, orta alanda Torreira’dan kaptığı topu bekletmeden sol kanattaki Brekalo’ya çıkardı. Ceza sahasına sol çaprazdan giren Brekalo’nun yaptığı vuruşta Frankowski’ye çarpan meşin yuvarlak filelere gitti. 2-1

69. dakikada sağ kanattan Sara’nın kullandığı serbest vuruşta, kale önünde iyi yükselen Sanchez, topu kafayla ağlarla buluşturdu. 2-2

71. dakikada Muslera’nın uzun pasında savunmada Piatkowski’nin sektirdiği topu önünde bulan Osimhen, ceza sahasına girmeden yaptığı aşırtma vuruşta meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 2-3

81. dakikada ceza sahası içinde Can Keleş, Cuesta’nın müdahalesiyle yerde kaldı. VAR tavsiyesiyle monitöre gelip pozisyonu inceleyen hakem Cihan Aydın beyaz noktayı gösterdi. 85. dakikada penaltıda topun başına geçen Hajradinovic, yerden sağ köşeye vuruşuyla meşin yuvarlağı filelere gönderdi. 3-3

Stat: Recep Tayyip Erdoğan

Hakemler: Cihan Aydın, Bersan Duman, Murat Ergin Gözütok

Kasımpaşa: Andreas Giannitos, Claudio Winck, Kamil Piatkowski, Nicholas Opoku, Yasin Özcan (Kevin Rodrigues dk. 46), Gökhan Gül, Mamadou Fall, Mortadha Ben Ouanes (Cafu dk. 90+1), Haris Hajradinovic, Josip Brekalo (Can Keleş dk. 77), Nuno Da Costa

Galatasaray: Fernando Muslera, Przemyslaw Frankovski, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı (Yusuf Demir dk. 90), Eren Elmalı (Carlos Cuesta dk. 80), Lucas Torreira (Dries Mertens dk. 90), Mario Lemina (Kaan Ayhan dk. 80), Roland Sallai (Ahmed Kutucu dk. 65), Gabriel Sara, Barış Alper Yılmaz, Victor Osimhen

Goller: Mortadha Ben Ouanes (dk. 52), Josip Brekalo (dk. 61), Haris Hajradinovic (dk. 85 pen.) (Kasımpaşa), Victor Osimhen (dk. 12 pen. ve 71), Davinson Sanchez (dk. 69) (Galatasaray)

Paylaşın

Neandertaller, 110 Bin Yıl Önce “Büyük Bir Nüfus Çöküşü” Yaşadı

Yeni bir araştırma, yaklaşık 40 bin yıl önce soyu tükenen Neandertallerin düşünülenden çok daha erken bir dönemde yok oluşa doğru yol almış olabileceğini öne sürüyor.

Haber Merkezi / Araştırmada, 110 bin yıl önce Neandertalleri neredeyse yok eden bir “popülasyon darboğazı” yaşadığı keşfedildi.

Bir tür içindeki genetik çeşitlilikte ani bir azalma olduğunda bir “popülasyon darboğazı” meydana gelir. Bir tür içindeki bu darboğazlar, iklim değişikliği, avlanma veya soykırım gibi bir dizi süreç tarafından ortaya çıkabilir.

Nature Communications dergisinde yayınlanan araştırmada yer alan bilim insanları, Neandertallerin iç kulağının şeklinin yaklaşık 400 bin yıllık bir zaman dilimi içinde nasıl değiştiğini inceleyerek bu darboğazı tespit etti.

Neandertallerin 110 bin yıl önce neredeyse yok olmalarına neden olacak konu, bilim insanlarının uzun süredir cevabını aradıkları bir soruydu.

Bu dönem, son Buzul Çağı’nın en soğuk evrelerinden biri olan “Son Glasyal Maksimum”dan önceki bir zaman dilimine denk geliyor.

Bu dönemde, Neandertal nüfusundaki azalmayı açıklamaya çalışan birkaç olası sebep var:

İklim değişiklikleri: 110 bin yıl önce buzul çağının derinleşmesiyle birlikte, Neandertallerin yaşadığı Avrupa ve Batı Asya bölgelerinde sıcaklık dramatik şekilde düştü. Bu, besin kaynaklarını kısıtladı.

Nüfus azlığı ve izolasyon: Neandertallerin küçük ve dağınık popülasyonlar halinde yaşadıkları biliniyor. İklim kötüleştikçe, bu izole gruplar birbirleriyle yeterince temas kuramayıp genetik havuzlarını yenileyememiş olabilir.

Rekabet ve adaptasyon: Aynı dönemde Homo sapiens (modern insan) henüz Neandertallerin bölgelerine tam anlamıyla yayılmamıştı, ama bazı erken insan türleri ile rekabet etmiş olabilirler.

Neandertallerin avlanma teknikleri ve yaşam tarzları, hızla değişen koşullara adapte olmakta yetersiz kalmış olabilir.

Doğal afetler veya hastalıklar: Çevresel felaketler veya bilinmeyen salgın hastalıklar da bu dönemde Neandertal nüfusunu etkilemiş olabilir, ancak buna dair kanıtlar sınırlı.

Paylaşın

Türkiye, Enflasyonun En Yüksek Olduğu Beşinci Ülke

Dünya genelinde enflasyonun en yüksek olduğu 5’inci ülke Türkiye. TÜİK’in açıkladığı yüzde 42,1’lik enflasyon rakamı kabul edilirse ,Türkiye’yi 36,5 ile Burundi, 34,8 ile Nijerya ve 34,5 ile İran takip ediyor.

Haber Merkezi / TÜİK’e göre 2003’ten bu yana ortalama fiyatlar 24 kat, gıda fiyatlarıysa 35 kat arttı!

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce, “Bu Ramazan mutfakta yangın var: İslam ülkelerinde gıda fiyatları en fazla Türkiye’de arttı!” başlıklı sosyal medya paylaşımı ile Türkiye’deki yüksek enflasyon ve gıda fiyatlarındaki artışa dikkat çekti.

Buğra Gökce, paylaşımında şu bilgilere yer verdi: “Dünyada enflasyonun en yüksek olduğu 5’inci ülke Türkiye. TÜİK’in açıkladığı yüzde 42,1’lik enflasyon rakamı kabul edilirse Türkiye’yi 36,5 ile Burundi, 34,8 ile Nijerya ve 34,5 ile İran takip ediyor. Savaş halindeki Rusya’da enflasyon yüzde 9,2 iken Ukrayna’da sadece yüzde 12.

Türkiye’deki gıda enflasyonu ise ağır saldırı altındaki Filistin’den bile daha yüksek. İsrail’in başlattığı saldırılar nedeniyle Filistin’de gıda enflasyonu 2024 yılı Kasım ayında yıllık bazda yüzde 121’e çıkarken, 2025 yılı Ocak ayında yıllık gıda enflasyon yüzde 21,86’ya düştü. Aynı dönemde Türkiye’de gıda enflasyonu yıllık bazda yüzde 41,76 olarak gerçekleşti.

İran’da yıllık gıda enflasyonu yüzde 27,3 olurken, Mısır’da yüzde 20,8, Suudi Arabistan’da ise sadece yüzde 0,8 olarak gerçekleşti. Yani bu Ramazan gıda fiyatları açısından en çok yoksullaşanlar bizim halkımız oldu.

TÜİK’e göre 2003’ten bu yana ortalama fiyatlar 24 kat, gıda fiyatlarıysa 35 kat arttı!

Gıda fiyatlarındaki artış dar gelirlileri ve çalışanları daha fazla etkiliyor. En düşük yüzde 20’lik gelir grubu toplam gelirin yüzde 6,3’ünü alırken, bu grubun harcamaları içinde gıdanın payı yüzde 36,6. En yüksek yüzde 20’lik gelir grubu toplam gelirin yüzde 48,1’ini elde ederken harcamaları içindeki gıdanın payı sadece yüzde 14,5’.

Yani emekliler, çalışanlar, dar gelirliler gıda harcaması yaptıktan sonra başka harcama kalemlerine daha az oranda para ayırabiliyor, varsıl olanlarınsa bütçesinde gıda harcamaları önemli bir yer tutmuyor.

Yüksek enflasyon ve gıda fiyatlarındaki artış nedeniyle bu Ramazan’da vatandaşın mutfağında yangın var. İftar sofraları geçen yıllara göre küçülüyor, halkımız Ramazan ayını bile endişe içerisinde yaşıyor.”

Paylaşın

Öcalan’ın Çağrısı Sonrası Bahçeli’den İlk Açıklama: Türkiye İçin Tarihi Bir Fırsat Kapısı

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın silah bırakma ve örgütü feshetme çağrısına ilişkin açıklama yapan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Türkiye için tarihi bir fırsat kapısı aralanmıştır” dedi.

Devlet Bahçeli, açıklamasında, “27 Şubat 2025 tarihinde DEM heyeti tarafından kamuoyuna okunan ve İmralı’da kaleme alınan açıklama baştan sona değerli ve önemlidir. Kandil’den yapılan açıklamalar bu çağrıyı destekleyici özelliktedir” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Terörsüz Türkiye Hedefi Kapsamında Son Gelişmelerle” ilgili yazılı bir açıklama yayınladı. MHP Medya, İletişim ve Dijital Mecralardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir tarafından duyurulan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Siyasi çalkantıların, silahlı çatışmaların, sistemik çatlakların ve sivrilen diğer pek çok çarpıklığın insanlığın barış, huzur ve güvenlik atmosferini zehirlediği herkesin malumudur. İstikrarı zedelenmiş, iradesi zincirlenmiş bir dünya tablosu tüm risk ve belirsizlikleriyle karşımızdadır. Çok bilinmeyenli küresel siyaset denkleminin hangi vasıtalarla çözüleceği, çözülse bile sonunun ve sonuçlarının nasıl olacağı meçhuldür, ayrıca üzerinde kafa yorulması gereken de karmaşık bir muammadır.

Ahlaki, manevi ve hukuki krizlerin yükselen çıtasına eşzamanlı olarak yaygınlaşan jeopolitik çekişmeler, ekonomik restleşmeler ve stratejik cepheleşmeler devamlı yeni mevziler elde edip farklı boyutlar kazanmaktadır. Böylesi kaotik ortam ve şartlarda Türkiye için tarihi bir fırsat kapısı aralanmıştır. Bölgesel ve küresel tehditlere karşı varisi olduğumuz medeniyet müktesebatı ve muazzez millet varlığı yegane güvencemizdir.

Türk milleti bin yıldır Anadolu coğrafyasını yurt tutmuştur. Elbette bu bin yıllık süreçte ağır bedeller ödenmiştir. Mukadderatımızın şerefi, mukaddesatımızın simgesi olan aziz vatan aynı zamanda üzerinde yaşayan beşeri cevherin birlik ve kardeşliğiyle gerçek mana ve muhtevasını bulmuştur. Anadolu coğrafyasında gelip geçici, konargöçer, dönemsel kiracı ve ziyaretçi olmadığımız asırların müşahitliğiyle tescil ve tevsik edilmiştir.

Türk milleti devasa mahiyetli ve kökleri derinlere tutunan muazzam bir kardeşlik şuurunun mecmuu ve medarı iftiharıdır. Bugüne kadar yaşanan nice acı birlikte yaşama inancına ve isteğine gölge düşürememiştir. Küresel emperyalizmin şirret oyunları milli dayanışmanın emsalsiz azmiyle berhava edilmiştir. Türk milletine kan, renk, ruh ve vücut veren her insanımız kısmi nitelikli yöresel, dilsel ve kültürel farklılıkların çok üstünde temerküz eden soylu bir kucaklaşmanın neferleri olmuşlardır.

Türkiye Cumhuriyeti 1984 yılından buyana bölücü terör örgütü PKK’yla mücadele etmiştir. Bu mücadele haklıdır, meşrudur, hukukidir, elbette takdir ve tazime en üst seviyede layıktır. Nihayet yeni yüzyılda terörsüz Türkiye’nin seher vaktine gelinmiş ve bu suretle milli huzur ve sükûnetin gün doğumuna ramak kalmıştır.

27 Şubat 2025 tarihinde DEM heyeti tarafından kamuoyuna okunan ve İmralı’da kaleme alınan açıklama baştan sona değerli ve önemlidir. 27 Kasım 1978 tarihinde Diyarbakır’ın Lice İlçesi Fis Köyü’nde birinci kongresini yaparak Marksist-Leninist çerçevede büyük Kürdistan’ın kurulmasını hedefleyen PKK terör örgütü, 47 yıl sonra kurucu lideri tarafından örgütsel yapısını lağvetmeye çağrılmıştır.

Kandil’den yapılan açıklamalar bu çağrıyı destekleyici ve tamamlayıcı özelliktedir, nitekim memnuniyet vericidir. PKK terör örgütünün Kandil’deki elebaşları İmralı’nın etrafında kenetlenerek 27 Şubat çağrısına sahip çıkmaları geldiğimiz bu aşamada örgütsel tutarlılık olup herkesin yararınadır.

Terörle sonuç alınması ham bir hayaldir. Türk-Kürt kardeşliğinin kundaklanmasına ve kurcalanmasına müsamaha gösterilmesi bundan sonra hem imkansız hem de böylesi bir yanlışın peşine düşmek beyhude bir düşüncedir. Çağrı bölücü örgütün bütün bileşenlerine yapılmıştır, riayet ve muvaffakiyeti yeni yüzyılda Türkiye’nin gücüne güç katacak, bin yıllık kardeşliği bir yanda çevikleştirip diğer yanda çelikleştirecektir.

Milliyetçi Hareket Partisi terörsüz Türkiye amacına samimi katkı sağlayan, demokratikleşme sürecine önşartsız omuz veren kim olursa aziz Türk milleti namına müteşekkirdir. Medyaya yuvalanmış bazı art niyetlilerin 27 Şubat çağrısını karalamaya, barış ve huzur adımlarını baltalamaya çalışmaları sinsi bir tertiptir.

Terörsüz Türkiye özlemini sulandırmaya, ihtiyatlı iyimserlik ortamını bulandırmaya çaba harcayanlar bilinmesini isterim ki, bölücülüğün değirmenine su taşıyan, terörün kanlı saldırılarının devamından çıkar ikmali yapan taşeronlaşmış gayri milli zihniyetlerdir.

“Ne verildi? Ne alındı” sorularını gündeme taşıyarak yüzlerini buruşturanların, pozitif iklimi karıştıranların masumiyetinden ve makuliyetinden bahsetmek mümkün değildir. PKK’nın kendini feshedecek olmasından dolayı korkuya kapılanların istismar kaynağı kuruyacak, Türkiye yeni yüzyılın rotasında muhteşem bir uyanışa geçecektir.

Provokasyonlara azami dikkat ederek, marjinalleşmiş grupların tahriklerine karşı uyanık durarak, mücavir bölgelerimizde gözü ve hedefi olan ülkelerin senaryolarına zamanında ve hazırlık içinde müdahalede bulunarak şiddet ve ihanetle ihata edilmiş bir dönemin kapıları bir daha açılmamak üzere kapatılacaktır.

Terörle mücadeleden de ödün verilmemesi asıldır. Devletin pazarlık yapmayacağını bilmeyecek kadar fikren, kalben, aklen ve vicdanen kurumuş ve kokuşmuş çevrelerin absürt hamaset tuzaklarına düşmeden Türk ve Türkiye Yüzyılı elbirliğiyle, güç birliğiyle tesis ve temin edilecektir. Türk milleti yeni bir tarih yazmaktadır.

Bu tarih sayfalarında da vatan ve millet muhaliflerine asla yer olmayacaktır. Aziz milletimizin, Türk-İslam aleminin mübarek Ramazan ayını bir kez daha kutluyor, Rabbim’den birliğimizi, dirliğimizi ve kardeşliğimizi her daim muhafaza buyurmasını niyaz ediyorum. Terörsüz Türkiye, huzurlu Türkiye, süper güç Türkiye yarın değil, hemen ulaşılacak bir hedeftir ve bizim de siyasi şerefimize emanettir.”

Öcalan: Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmeli

7 kişilik Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) heyeti üçüncü kez İmralı’ya giderek Abdullah Öcalan’la görüştü. Bu görüşme sonrasında, 1999’dan beri İmralı Adası’nda bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’nın hazırladığı mektup, İstanbul’da kamuoyuyla paylaşıldı.

Önce, seçildiği halde görevden alınarak yerine kayyum atanan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, mektubu Kürtçe olarak okudu. Ardından, Van Milletvekili Pervin Buldan da mektubun Türkçe metnini okudu.

Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrının tam metni şöyle: “PKK; tarihin en yoğun şiddet yüzyılı olan 20. asrı, iki dünya savaşı, reel-sosyalizm ve dünya genelinde yaşanan soğuk savaş ortamları, Kürt realitesinin inkarı, başta ifade olmak üzere özgürlükler konusunda yasaklardan kaynaklı oluşan zeminde doğmuştur.

Teori, program, strateji ve taktik olarak yüzyılın reel-sosyalist sistem gerçeğinin ağır etkisinde kalmıştır. 1990’larda reel-sosyalizmin iç nedenlerle çöküşü ve ülkede kimlik inkarının çözülüşü, ifade özgürlüğünde sağlanan gelişmeler, PKK’nin anlam yoksunluğuna ve aşırı tekrara yol açmıştır. Dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamlamış ve feshini gerekli kılmıştır.

Kürt-Türk ilişkileri; 1000 yılı aşan tarihler boyunca Türkler ve Kürtler, varlıklarını sürdürmek ve hegemonik güçlere karşı ayakta kalmak için gönüllülük yönü ağır basan, hep bir ittifak içinde kalmayı zorunlu görmüşlerdir.

Kapitalist modernitenin son 200 yılı, bu ittifakı parçalamayı esas gaye edinmiştir. Etkilenen güçler, sınıf temelleriyle birlikte buna hizmeti esas bellemişlerdir. Cumhuriyetin tek tipçi yorumlarıyla birlikte bu süreç hızlanmıştır. Günümüzde çok kırılgan hâl alan tarihsel ilişkiyi, kardeşlik ruhu içinde inançları da göz ardı etmeden yeniden düzenlemek esas görevdir.

Demokratik toplum ihtiyacı kaçınılmazdır. Cumhuriyet tarihinin en uzun ve kapsamlı isyan ve şiddet hareketi olan PKK’nin; güç ve taban bulması, demokratik siyaset kanallarının kapalı olmasından kaynaklanmıştır.

Aşırı milliyetçi savruluşunun zorunlu sonucu olan; ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır.

Kimliklere saygı, kendilerini özgürce ifade edip, demokratik anlamda örgütlenmeleri, her kesimin kendilerine esas aldıkları sosyo-ekonomik ve siyasal yapılanmaları ancak demokratik toplum ve siyasal alanın mevcudiyetiyle mümkündür.

Cumhuriyetin ikinci yüzyılı ancak demokrasiyle taçlandırıldığında kalıcı ve kardeşçe bir sürekliliğe sahip olabilecektir. Sistem arayışları ve gerçekleştirmeler için demokrasi dışı bir yol yoktur. Olamaz. Demokratik uzlaşma temel yöntemdir.

Barış ve demokratik toplum döneminin dili de gerçekliğe uygun geliştirilmek durumundadır.

Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı çağrı, Sayın Cumhurbaşkanın ortaya koyduğu iradeyle diğer siyasi partilerin malum çağrıya dönük olumlu yaklaşımlarıyla oluşan bu iklimde silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihi sorumluluğunu üstleniyorum.

Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.”

Metnin kamuoyu ile paylaşılmasının ardından, kapanış konuşması yapan Sırrı Süreyya Önder, Sayın Öcalan’ın çağrıya ilişkin şu notunu paylaştı: “Bu perspektifi ortaya koyarken, şüphesiz ki pratikte silahların bırakılması ve PKK’nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir.”

Paylaşın

Yeni Pigmentasyon Lekeleri Neden Oluşur?

Cilt rengi olarak da bilinen cilt pigmentasyonu, vücudun ürettiği melanin miktarına bağlı olarak değişir. Melanin, melanosit adı verilen cilt hücreleri tarafından üretilen, cilde renk veren ve cildi zararlı UV ışınlarından korumaya yardımcı olan bir pigmenttir.

Haber Merkezi / Koyu tenli kişilerde genellikle açık tenli kişilere göre daha yüksek melanin bulunur. Genetik, güneşe maruz kalma, hormonal değişiklikler ve biyokimyasal maddeler gibi çeşitli faktörler cildi strese sokarak melaninin anormal dağılımına ve üretimine yol açabilir.

Ciltte koyu lekeler olarak görülen melaninin artan üretimine hiperpigmentasyon, genel cilt tonunuzdan daha açık görünen melaninin azalan üretimine ise hipopigmentasyon denir.

Güneş ışığının neden olduğu pigmentasyon: Eğer günlerinizin çoğunu güneş koruyucu krem ​​kullanmadan güneş altında geçirenlerdenseniz, cildinizde yeni lekeler oluşabilir. Güneşten gelen UV radyasyonu cilt pigmentasyonunu etkileyen bir numaralı faktördür.

Uzun saatler güneş altında kaldığında cilde ne olur? Melanin pigmentleri cildi UV radyasyonuna karşı koruyarak doğal bir güneş kremi görevi gördüğünden, cildiniz daha fazla melanin üretir. Fazla melanin cildinizi daha koyu görünmesine neden olur. Güneş ışığının neden olduğu pigmentasyon, çoğunlukla bronzlaşma olarak bilinir, güneş ışığına maruz kaldıktan 48 ila 72 saat sonra fark edilir hale gelir.

Koyu tenli kişiler, daha yüksek melanin içerikleri nedeniyle açık tenli kişilere göre daha uzun süre güneşe maruz kalabilirler. Ancak, koyu tenli veya açık tenli kişilerde çok fazla güneşe maruz kalmak cildi strese sokarak hiperpigmentasyona neden olabilir. Cilt güneşin UV radyasyonundan strese girdiğinde, cildinizin lekeli, koyu veya renksiz görünmesine neden olan melanin üretiminde aşırı bir artış olur.

Güneş lentigoları: Güneş veya UV maruziyetinden kaynaklanan hiperpigmentasyon lekelerine solar lentigo denir, güneş lekeleri, yaşlılık lekeleri veya karaciğer lekeleri olarak da bilinir. Bunlar, sürekli UV’ye maruz kalmaktan kaynaklanan zararsız düz koyu cilt lekeleridir. Yüz, eller ve kollar gibi güneşe maruz kalan bölgelerde görülürler. Solar lentigolar renk olarak farklılık gösterir ve genellikle sarı-kahverengiden koyu kahverengi-siyaha kadar değişir.

Yaşlanmanın neden olduğu pigmentasyon: Yaşlanma nedeniyle ciltte oluşan pigmentli lekelere yaşlılık lekeleri denir. Genellikle ten rengine bağlı olarak renkleri değişen düz lekeler olarak görünürler, bronzdan koyu kahverengiye kadar değişirler. Yaşlılık lekeleri orta yaştan sonra görünür hale gelir çünkü yaşlandıkça cildiniz daha az kolajen ve elastin üretir. Bu, cildinizi koyu lekeler ve renk bozulmaları geliştirmeye daha yatkın hale getirir.

Melazma: Melazma, cildinizde renk değişikliği lekelerine neden olan yaygın bir hiperpigmentasyon bozukluğudur. Genellikle yanaklar, alın, üst dudak, burun, çene ve bazen boyun gibi güneşe maruz kalan cilt bölgelerinde görülen kahverengi veya mavi-gri lekelerle karakterizedir ve genellikle genç yetişkinlerden orta yaşlı kadınlara kadar yaygındır.

Melazma, hamilelik, oral kontraseptif kullanımı veya tekrarlayan güneşe maruz kalma nedeniyle oluşabilir. Melazma aile öyküsü olan kişilerde bu cilt rahatsızlığını geliştirme olasılığı daha yüksektir. Melazması olan çoğu kişi UV radyasyonuna karşı aşırı duyarlıdır ve güneş ışığına asgari düzeyde maruz kalma bile ciltlerinde hiperpigmentasyonu uyarabilir.

Hormonal değişikliklerden kaynaklanan pigmentasyon: Bazı hiperpigmenter bozukluklar hormonal seviyelerdeki dalgalanmalardan kaynaklanır. Hormonların, epidermiste cildinize renk veren pigment olan melaninin üretimini ve dağıtımını etkilediği söylenir.

Bu durum genellikle hamile kadınlarda ve oral kontraseptif kullanan kadınlarda görülür. Hormonal dalgalanmalar tiroid disfonksiyonundan veya hormon tedavisi ilaçlarının yan etkilerinden kaynaklanabilir.

Paylaşın

Süper Lig: Beşiktaş Seriye Bağladı

Süper Lig’in 26. hafta maçında Beşiktaş ile Kayserispor, İnönü Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Halil Umut Meler’in yönettiği karşılamadan Beşiktaş, 2-0 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Beşiktaş’ın gollerini 45. dakikada Joao Mario ve 90+7. dakikada Semih Kılıçsoy kaydetti.

Beşiktaş, bu galibiyet ile puanını 44’e yükseltti. Kayserispor ise 24 puanda kaldı.

Beşiktaş Teknik Direktör Ole Gunnar Solskjaer, maçın ardından düzenlenen basın toplantısında şu ifadeleri kullandı:

“3 puan aldığımız için mutluyuz. İlk yarı iyi oynadık. Önde iyi bastık, topa sahip olduk ve fırsatlar bulduk. Yeteri kadar gol bulamadık. İkinci yarıda Kayserispor bize sıkıntı çıkardı. Baskı şiddetimiz düştü ve durumu kendi adımıza zorlaştırdık. Takımda herkes çok iyi bir ruh gösterdi, karakter sergilediler.

Defans oyuncularımızı tebrik etmek istiyorum. İyi bir şekilde karakter koyduk. Tutkulu ve birbirleri için savaşan bir takım gördüm. Hoca olarak da bunu görmek bence çok güzel. Mario’nun golü de çok güzeldi, onu da tebrik ediyorum.”

45. dakikada sağ kanatta hareketlenen Rafa Silva, pasını solundaki Immobile’ye çıkardı. Oyuncunun bekletmeden verdiği pasla ceza sahasına sol çaprazdan giren Joao Mario’nun uzak köşeye yaptığı düzgün vuruşta top ağlarla buluştu: 1-0

90+5. dakikada sol taraftan ceza sahasına giren Muçi, Kartal Yılmaz’ın müdahalesiyle yerde kaldı. Mücadelenin hakemi Halil Umut Meler, penaltı noktasını gösterdi. 90+7. dakikada kazanılan penaltı atışında topun başına geçen Semih Kılıçsoy, sol köşeye yaptığı vuruşta meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 2-0

Stat: İnönü

Hakemler: Halil Umut Meler, Osman Gökhan Bilir, Erkan Akbulut

Beşiktaş: Mert Günok, Svensson, Emirhan Topçu, Uduokhai, Masuaku, Chamberlain (Hadziahmetovic dk. 57), Gedson Fernandes, Rashica (Arroyo dk. 58), Rafa Silva (Tayyip Talha Sanuç dk. 87), Joao Mario (Muçi dk. 68), Immobile (Semih Kılıçsoy dk. 68)

Kayserispor: Bilal Bayazit, Gökhan Sazdağı, Kolovetsios, Attamah, Hasan Ali Kaldırım (Carole dk. 71), Kartal Yılmaz, Karimi (Talha Sarıarslan dk. 81), Carlos Mane (Ramazan Civelek dk. 46), Bourabia (Ackah dk. 71), Miguel Cardoso, Nazon (Bahoken dk. 78)

Goller: Joao Mario (dk. 45), Semih Kılıçsoy (dk. 90+7 pen.) (Beşiktaş)

Paylaşın

Aaron Yasası Nedir, Temel Amaçları Nelerdir?

Aaron Yasası, Bilgisayar Sahtekarlığı ve Kötüye Kullanımı Yasası’nı (CFAA) reform etmeyi amaçlayan ve öncelikli olarak bilgisayar suçlarıyla ilişkili cezaların ciddiyetini ve kapsamını azaltmaya odaklanan önerilen bir yasadır.

Haber Merkezi / Yasa, 2013 yılında, çevrimiçi veri tabanı JSTOR’dan milyonlarca akademik makaleye yasadışı olarak erişip bunları indirmekle suçlanan federal suçlamaların ardından kendi canına kıyan internet aktivisti Aaron Swartz’ın anısına adlandırılmıştır.

Aaron Yasası, bilgisayar ile ilgili suçlar için açık ve adil standartlar sağlamayı, meşru erişim hakları ile siber suç faaliyetleri arasında bir denge kurmayı ve Swartz gibi kötü niyetli veya zararlı davranışlarda bulunmayan kişilerin haksız cezalandırılmasını önlemeyi amaçlamaktadır.

Aaron Yasası’nın birincil amacı, hukuk sisteminin aşırıya kaçmasını önlemek ve küçük veya kötü niyetli olmayan bilgisayar ile ilgili faaliyetlerde bulunan kişilerin orantısız bir şekilde cezalandırılmamasını sağlamaktır.

Örneğin, Aaron Yasası, şu anda CFAA kapsamında olan ve aynı suçlar için tekrarlayan cezalara yol açabilen ‘aynı eylem için birden fazla ceza’ ilkesini ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Ayrıca, yasa, istismarcı siber suç faaliyetleri ile hizmet şartları ihlalleri, araştırma veya ihbarcılık gibi diğer faaliyetler arasında ayrım yapmak için “yetkisiz erişim” tanımını açıklığa kavuşturmayı ve daraltmayı amaçlamaktadır.

Aaron Yasası, CFAA’nın bu yönlerini hedef alarak, bilgisayar kaynaklı suçların ele alınması için daha adil bir yasal çerçeve sağlamayı ve internet ile dijital teknolojiyi yönlendiren yenilikçilik ruhuna saygı göstermeyi amaçlıyor.

Aaron Yasası hakkında sıkça sorulan sorular:

Aaron Yasası nedir?

Aaron Yasası, Amerika Birleşik Devletleri’nde Bilgisayar Dolandırıcılığı ve Kötüye Kullanımı Yasası’nı (CFAA) yeniden düzenlemeyi amaçlayan önerilen bir yasadır. Adını, bir bilgisayar sistemine yetkisiz erişimle ilgili ihlaller nedeniyle CFAA kapsamında suçlanan bir İnternet aktivisti olan Aaron Swartz’dan almıştır.

Aaron Yasası’nı kim ortaya attı?

Aaron Yasası, Aaron Swartz’ın trajik intiharının ardından Temsilciler Meclisi’nde Temsilci Zoe Lofgren ve Senato’da Senatör Ron Wyden tarafından önerildi.

Aaron Yasası’nın temel amaçları nelerdir?

Aaron Yasası’nın temel hedefleri, yetkisiz erişimin parametrelerini açık bir şekilde tanımlamak, hizmet şartları sözleşmelerinin ihlalini suç olmaktan çıkarmak ve CFAA kapsamında küçük suçlara verilen ağır cezaları sınırlamaktır.

Aaron Yasası’nın günümüzdeki durumu nedir?

Aaron Yasası henüz ABD Kongresi’nden geçmedi. 2013’teki ilk teklifinden bu yana, mevzuat birçok kez revize edildi ve yeniden sunuldu ancak yasa haline gelmek için yeterli ivme kazanamadı.

Aaron Yasası neden önemlidir?

Aaron Yasası önemlidir çünkü CFAA’nın keyfi kullanımını ve yanlış yorumlanmasını önlemeyi, verilen cezaların suç düzeyine orantılı olmasını sağlamayı amaçlar. Yetkisiz erişim tanımını iyileştirerek ve hizmet şartları ihlallerini hariç tutarak, mevzuat meşru bilgisayar güvenliği araştırmalarının, inovasyonlarının ve diğer zararsız faaliyetlerin haksız yere kovuşturulmasını önleyebilir.

Paylaşın

2024 Yılında 229 Taliban Üyesi Öldürüldü

Afganistan Ulusal Direniş Cephesi (NRF), 2024 yılında ülkenin genelinde düzenledikleri 87 silahlı saldırıda 229 Taliban üyesini öldürdüğünü açıkladı. NRF, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinin ardından kuruldu.

Haber Merkezi / NRF, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, bu saldırılarda 166 Taliban mensubunun yaralandığını da belirtti. NRF, bu güne kadar Taliban mensuplarına yönelik toplam 330 silahlı saldırı düzenlendiklerini, bu saldırılarda 821 Taliban mensubunun öldüğünü, 868 Taliban mensubunun ise yaralandığını vurguladı.

Ahmed Mesud liderliğindeki NRF, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi ve Taliban’ın Ağustos 2021’de iktidara dönmesinin ardından kuruldu. NRF, özellikle Pençşir ve Kabil olmak üzere ülke genelinde Taliban’a karşı silahlı eylemlerde bulunuyor.

Taliban ve Afganistan

Taliban Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareket ve askeri organizasyondur. Kendilerine Afganistan İslam Emirliği demekte olup ülke içinde bir savaş (veya cihat) sürdürmüştür.

İslam şeriatını yayma amacıyla Molla Muhammed Ömer tarafından 1994 yılında kurulan Taliban’ın 2016’dan beri lideri Mevlevi Hibetullah Ahundzade’dir.

Taliban, 1996’dan 2001’e kadar, Afganistan’ın kabaca dörtte üçüne hükmetmiş ve kendilerine göre yorumladıkları şeriatı uygulamıştır. 1994 yılında Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştı ve büyük ölçüde Afganistan’ın doğu ve güneyindeki Peştun bölgelerindeki geleneksel İslami okullarda (medreselerde) eğitim görmüş ve Sovyet-Afgan Savaşı’nda savaşmış öğrencilerden (talebe) oluşmaktaydı.

Muhammed Ömer’in önderliğindeki hareket, Mücahid liderlerinden aldığı güçle Afganistan’ın çoğu bölgesine yayıldı. 1996’da totaliter Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve Afganistan’ın başkenti Kandahar’a transfer edildi. 11 Eylül saldırılarının ardından Aralık 2001’de Amerikan liderliğindeki Afganistan işgaliyle devrilene kadar ülkenin çoğunu kontrol etti.

En etkin dönemlerinde, Taliban hükûmeti diplomatik olarak yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanındı. Grup daha sonra Afganistan Savaşı’nda Amerikan destekli Hamid Karzai yönetimine ve NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne karşı bir direniş hareketi olarak yeniden bir araya geldi.

Taliban, birçok Afgan’a uygulanan sert muameleyle sonuçlanan şeriat yorumu nedeniyle uluslararası alanda kınandı. 1996’dan 2001’e kadar olan iktidarları sırasında, Taliban ve müttefikleri Afgan sivillere karşı katliamlar gerçekleştirdi, açlıktan ölmek üzere olan 160.000 sivile Birleşmiş Milletler’in gıda tedarikini engelledi ve yakıp yıkma taktiği uyarınca geniş ve verimli toprakları yakarak on binlerce evi yok etti.

Taliban, Afganistan’ı kontrol ederken, insanları veya diğer canlıları tasvir eden resimler ve filmler ile def haricinde bir enstrümanın kullanıldığı müziği yasakladı, kadınların okula gitmesini engelledi, kadınların sağlık hizmetleri dışındaki işlerde çalışmasını yasakladı (erkek doktorların kadınları görmesi de yasaklandığı için) ve kadınların dışarıda bir erkek akraba ile dolaşmalarını ve burka giymelerini zorunlu kıldı.

Belirli kuralları çiğneyen kadınlar alenen kırbaçlandı veya idam edildi. Dini ve etnik azınlıklar, Taliban yönetimi altında ağır bir şekilde ayrımcılığa uğradı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2010’da Afgan sivil ölümlerinin %76’sından, 2011 ve 2012’de ise %80’inden Taliban ve müttefikleri sorumluydu. Kültürel soykırıma da girişen Taliban, Bamyan’ın 1500 yıllık Buda heykelleri de dahil olmak üzere çok sayıda anıtı yok etmiştir.

Taliban’ın ideolojisi; Diyubendi köktendinciliği ve militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan “yeni” bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmıştır.

Uluslararası topluluklar ve Afgan hükûmeti; sıklıkla Pakistan’ın Servislerarası İstihbarat’ını ve ordusunu; kuruluşunda, iktidarda oldukları süre boyunca ve direniş süreci boyunca Taliban’a destek sağlamakla suçlamıştır. Pakistan ise 11 Eylül saldırılarından sonra gruba yönelik tüm desteğini kestiğini belirtmiştir. 2001 yılında, El Kaide lideri Usame bin Ladin komutasındaki 2.500 Arap’ın Taliban için savaştığı bildirilmiştir.

2020’nin Şubat ayında Trump yönetimi, 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekileceğine dair Taliban ile anlaşma imzaladı. Karşılığında Taliban, El Kaide gibi terörist gruplarıyla bağlantısını kesecek, şiddeti azaltacak ve Amerika destekli Afgan hükûmetiyle müzakere edecekti. Her iki taraf da bu anlaşmanın şartlarını tam olarak yerine getirmese de, çekilme başladı.

15 Ağustos 2021’de Kabil’in düşmesiyle Taliban, Afganistan yönetimine tekrar sahip oldu.

Paylaşın