Merkez Bankası Bir Haftada 12 Milyar Dolar Harcadı

Bloomberg’e göre Merkez Bankası (TCMB), Türk Lirası’ndaki sert hareketleri sınırlamak için bir hafta içinde döviz rezervlerinden yaklaşık 12 milyar dolar satarak piyasaya müdahale etti.

Orta Doğu’daki savaş, küresel enerji ve döviz piyasalarını sarsarken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Türk Lirası’nı korumak için perde arkasında yürüttüğü devasa finansal operasyonun detayları ortaya çıktı.

Bloomberg’in, konunun hassasiyeti nedeniyle isimlerini açıklamak istemeyen döviz piyasası işlemcilerine (trader) dayandırdığı özel haberine göre, Türkiye savaşın başladığı geçen cumartesi gününden bu yana kurdaki dalgalanmayı önlemek için döviz rezervlerinden yaklaşık 12 milyar dolarlık satış gerçekleştirdi.

Haberde aktarılan detaylara göre operasyon şu şekilde gelişti: Merkez Bankası pazartesi günü piyasalar açılmadan önce likidite koşullarını sıkılaştırdı. İşlemler başladığında ise kreditörler (bankalar) piyasadaki dalgalanmayı (volatiliteyi) caydırmak amacıyla yoğun bir şekilde dolar satışı gerçekleştirdi.

Hafta boyunca kademeli olarak azalan dolar satışlarının, perşembe günü itibarıyla tamamen durduğu gözlemlendi. Harcanan 12 milyar dolarlık tutar, TCMB’nin net döviz rezervlerinin yaklaşık yüzde 15’ine denk geliyor. Merkez Bankası’nın bankalarla olan swap limitleri hariç tutulduğunda net döviz rezervleri geçen cuma itibarıyla 78.4 milyar dolar seviyesindeydi. (Altın rezervleriyle birlikte kasada toplam 200 milyar dolar bulunuyor).

Bu yüklü müdahalenin bir sonucu olarak Türk Lirası, savaş ortamında gelişmekte olan piyasa (EM) para birimlerinin çoğu çakılırken sakin kalmayı başardı. Dolar karşısında sadece yüzde 0,1’lik bir düşüş yaşayan Lira, bu hafta gelişmekte olan piyasalar arasında en iyi performans gösteren para birimlerinden biri oldu.

Bloomberg’e göre Türk politika yapıcılar, işletmelere ve yatırımcılara öngörülebilirlik sağlamak amacıyla liranın “kademeli” bir şekilde değer kaybetmesini yönetiyor. Bloomberg’in haberinde görüşlerine yer verilen uluslararası yatırım bankalarının üst düzey analistleri, mevcut stratejinin ne kadar süreceği konusunda savaşın takvimine işaret ediyor:

JPMorgan Chase & Co.: Gelişmekte Olan Piyasalar Ülke Stratejisi Başkanı Nick Eisinger, “Şu an için bunun sürdürülebilir bir politika olduğunu düşünüyoruz. Bunu yapmaya devam edebilmek için makul miktarda cephaneleri var. Ancak İran’da olup bitenlerin ne kadar süreceğinin bu kadar önemli olmasının nedeni de açıkça bu.” Eisinger’e göre, eğer riskli ortam bir iki hafta daha sürerse ortalık yatışabilir; aksi takdirde küresel risk varlıkları için beklentiler “çok daha zor” hale gelecek.

Goldman Sachs: Kamakshya Trivedi liderliğindeki analistler, yayımladıkları notta TL’deki hareketlerin şimdilik kontrol altına alındığını belirterek, “Merkez Bankası şimdilik devam edebilecek kadar büyük rezervlere sahip, ancak şokların devam etmesi halinde bu duruş daha az sürdürülebilir hale gelebilir” değerlendirmesinde bulundu.

DoubleLine Group LP: Portföy Yöneticisi Bill Campbell ise Türkiye’nin jeopolitik şoklara karşı kırılganlığına dikkat çekerek Türk tahvillerinde “düşük ağırlık (underweight)” pozisyonunda olduklarını açıkladı ve şu uyarıyı yaptı: “Piyasa hissiyatı (duyarlılık) tersine dönerse, bu durum yatırımcılar için çok dar bir çıkış kapısı (küçük bir acil çıkış) anlamına gelebilir.”

Bloomberg makalesi, NATO üyesi olan Türkiye’nin İran’a olan coğrafi yakınlığına ve savaşın başından bu yana ham petrol fiyatlarındaki yüzde 16’lık sıçramaya (enerji ithalatı bağımlılığı) dikkat çekiyor.

Ayrıca haberde, bu hafta yapılan 12 milyar dolarlık müdahalenin, geçen Nisan ayında (2025) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun hapse atılmasının ardından piyasaları sakinleştirmek için harcanan 50 milyar dolarlık rekor rezerv satışından ve faiz artırımlarından daha küçük çaplı olduğu hatırlatıldı. (Merkez Bankası, söz konusu döviz politikası hakkında Bloomberg’e yorum yapmaktan kaçındı).

Paylaşın

Türkiye’de Her Yüz Kadından 13’ü Fiziksel Şiddet Görüyor

TÜİK’in İstatistiklerle Kadın 2025 Araştırması, Türkiye’de yaşayan kadınların yüzde 13’ünün hayatlarının bir döneminde, bir erkeğin fiziksel şiddetine uğradığını ortaya koydu.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması 2025 verilerini açıkladı.

Araştırma, Türkiye’de kadın ve erkeklerin demografik, eğitim ve çalışma hayatına ilişkin göstergeleri, toplumdaki dönüşümü ve devam eden eşitsizlikleri birlikte ortaya koyuyor. Resmî istatistikler, nüfus yapısından eğitime, iş gücüne katılımdan siyasete kadar birçok alanda önemli değişimlerin yaşandığını gösteriyor.

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre 31 Aralık 2025 itibarıyla Türkiye’de kadın nüfus 43 milyon 32 bin 734 kişi, erkek nüfus ise 43 milyon 59 bin 434 kişi oldu. Buna göre toplam nüfusun yüzde kırk doksan sekizini kadınlar, yüzde elli sıfır ikisini erkekler oluşturdu.

Genel nüfusta cinsiyetler arasında denge bulunmasına karşın, yaş ilerledikçe bu tablo değişiyor. Kadınların daha uzun yaşaması nedeniyle 60 yaş ve üzerindeki gruplarda kadınların oranı artıyor. Kadın nüfus oranı 60-74 yaş grubunda yüzde elli bir virgül dokuz olurken, 90 yaş ve üzeri grupta yüzde altmış dokuz virgül yediye kadar yükseliyor.

Hayat tablolarına göre Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresi 2022-2024 döneminde ortalama 78,1 yıl olarak hesaplandı. Bu süre kadınlarda 80,7 yıl, erkeklerde ise 75,5 yıl oldu. Böylece kadınların erkeklerden ortalama 5,2 yıl daha uzun yaşadığı görüldü.

Ancak sağlıklı yaşam süresi açısından tablo farklı. Günlük yaşamı sınırlayan sağlık sorunları olmadan yaşanması beklenen süre Türkiye genelinde 57,6 yıl olarak ölçüldü. Bu süre kadınlarda 56,3 yıl, erkeklerde ise 58,9 yıl oldu. Buna göre erkeklerin sağlıklı yaşam süresi kadınlardan 2,6 yıl daha uzun.

Ulusal Eğitim İstatistikleri verilerine göre Türkiye’de 25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresi son yıllarda önemli ölçüde arttı. 2011 yılında ortalama eğitim süresi Türkiye genelinde 7,3 yıl iken, 2024 yılında 9,5 yıla yükseldi. Aynı dönemde kadınların ortalama eğitim süresi 6,4 yıldan 8,8 yıla, erkeklerin ortalama eğitim süresi ise 8,3 yıldan 10,2 yıla çıktı.

En az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 yaş ve üzeri nüfusun oranı da önemli ölçüde yükseldi. Bu oran 2008 yılında yüzde yetmiş beş virgül bir iken 2024 yılında yüzde doksan iki virgül altıya ulaştı. Kadınlarda bu oran yüzde altmış yedi virgül beşten yüzde seksen sekiz virgül üçe yükselirken, erkeklerde yüzde seksen iki virgül sekizden yüzde doksan yediye çıktı.

Yükseköğretim mezunu oranı da hızlı artış gösterdi. 2008 yılında yüzde dokuz virgül bir olan yükseköğretim mezunu oranı 2024 yılında yüzde yirmi beş virgül ikiye ulaştı. Kadınlarda yükseköğretim mezunu oranı yüzde yedi virgül birden yüzde yirmi üç virgül altıya çıkarken, erkeklerde yüzde on bir virgül ikiden yüzde yirmi altı virgül sekize yükseldi.

Araştırmalar, ebeveynlerin eğitim seviyesinin çocukların eğitimini doğrudan etkilediğini de gösteriyor. Annesi yükseköğretim mezunu olan 25 yaş ve üzeri bireylerin yüzde seksen dört virgül dördünün kendilerinin de yükseköğretim mezunu olduğu görülüyor.

Hanehalkı İşgücü Araştırması verilerine göre 2024 yılında 15 yaş ve üzeri nüfusun işgücüne katılma oranı yüzde elli dört virgül iki olarak ölçüldü. Bu oran kadınlarda yüzde otuz altı virgül sekiz, erkeklerde ise yüzde yetmiş iki oldu.

Kadınların işgücüne katılımı eğitim seviyesi yükseldikçe artıyor. Okuryazar olmayan kadınlarda işgücüne katılım oranı yüzde on dört virgül altı iken, lise mezunlarında yüzde otuz sekiz virgül beşe, yükseköğretim mezunlarında ise yüzde altmış sekiz virgül yediye kadar çıkıyor.

İstihdam oranı ise Türkiye genelinde yüzde kırk dokuz virgül beş olarak hesaplandı. Kadınların istihdam oranı yüzde otuz iki virgül beş, erkeklerin ise yüzde altmış altı virgül dokuz oldu.

Bölgesel dağılıma bakıldığında en yüksek istihdam oranı yüzde elli dört virgül yedi ile Antalya, Isparta ve Burdur’un bulunduğu TR61 bölgesinde görülürken, en düşük oran yüzde otuz dokuz virgül beş ile Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt’i kapsayan TRC3 ile Van, Muş, Bitlis ve Hakkari’yi kapsayan TRB2 bölgelerinde kaydedildi.

Kadın istihdamının en yüksek olduğu bölge yine TR61 olurken, en düşük oran yüzde yirmi virgül dokuz ile TRB2 bölgesinde gerçekleşti.

Hanede üç yaşın altında çocuğu bulunan 25-49 yaş grubunda istihdam oranı 2024 yılında yüzde altmış oldu. Ancak cinsiyetlere göre fark oldukça belirgin. Aynı grupta istihdam oranı kadınlarda yüzde yirmi altı virgül dokuz iken erkeklerde yüzde doksan virgül dokuz olarak ölçüldü.

Kadınların karar alma mekanizmalarındaki temsili de son yıllarda artış gösterdi. Dışişleri Bakanlığı verilerine göre kadın büyükelçi oranı 2011 yılında yüzde on bir virgül dokuz iken 2025 yılında yüzde yirmi sekiz virgül dörde yükseldi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ise 2025 yılı sonunda 592 milletvekilinin 118’i kadın oldu. Böylece kadın milletvekili oranı yüzde on dokuz virgül dokuza ulaştı. Bu oran 2007 yılında yüzde dokuz virgül bir düzeyindeydi.

Yükseköğretimde görev yapan kadın akademisyenlerin oranı da artıyor. Kadın profesörlerin oranı 2010-2011 öğretim yılında yüzde yirmi yedi virgül altı iken 2024-2025 döneminde yüzde otuz dört virgül dokuza çıktı. Kadın doçent oranı ise aynı dönemde yüzde otuz iki virgül ikiden yüzde kırk üç virgül üçe yükseldi.

Üst ve orta düzey yönetici pozisyonlarında kadın oranı 2012 yılında yüzde on dört virgül dört iken 2024 yılında yüzde yirmi bir virgül beşe ulaştı. Borsa İstanbul’da işlem gören en büyük elli şirketin yönetim kurullarında kadın üyelerin oranı ise 2016 yılında yüzde on iki virgül ikiden 2025 yılında yüzde on sekiz virgül üçe çıktı.

Araştırma-Geliştirme faaliyetlerine katılan kadınların sayısı da yükselişte. 2024 yılında tam zaman eşdeğeri hesaplamaya göre 106 bin 74 kadın Ar-Ge personeli görev yaptı. Bu sayı toplam Ar-Ge personelinin yüzde otuz dört virgül ikisini oluşturdu.

Kadın Ar-Ge personel oranı yükseköğretimde yüzde kırk yedi virgül dokuz, kamu sektöründe yüzde otuz virgül altı, özel sektörde ise yüzde yirmi sekiz virgül iki olarak hesaplandı.

Evlenme istatistiklerine göre 2025 yılında kadınların ortalama ilk evlenme yaşı 26, erkeklerin ise 28,5 oldu. En yüksek ortalama evlenme yaşı kadınlarda 29,6 ve erkeklerde 32,4 ile Tunceli’de görülürken, en düşük yaş kadınlarda 23,7 ile Kilis’te, erkeklerde 26,4 ile Şanlıurfa’da kaydedildi.

2025 yılında kesinleşen boşanma davalarında çocukların velayeti çoğunlukla anneye verildi. Çocukların yüzde yetmiş dört virgül altısının velayeti anneye, yüzde yirmi beş virgül dördünün velayeti ise babaya bırakıldı.

İnternet kullanan bireyler arasında üretken yapay zeka kullandığını belirtenlerin oranı 2025 yılında yüzde on dokuz virgül iki oldu. Bu oran kadınlarda yüzde on sekiz virgül sekiz, erkeklerde yüzde on dokuz virgül dört olarak ölçüldü.

En yüksek kullanım oranı yüzde otuz dokuz virgül dört ile 16-24 yaş grubunda görüldü. Bu yaş grubunda yapay zeka kullanan kadınların oranı yüzde kırk virgül beş, erkeklerin oranı ise yüzde otuz sekiz virgül üç oldu.

Yoksulluk Riski Kadınlarda Daha Yüksek

Yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında bulunanların oranı 2025 yılında toplam nüfusun yüzde yirmi yedi virgül dokuzunu oluşturdu. Bu oran kadınlarda yüzde otuz virgül bir, erkeklerde ise yüzde yirmi beş virgül altı olarak hesaplandı.

Kadına yönelik şiddet araştırmasına göre kadınların en fazla maruz kaldığı şiddet türü psikolojik şiddet oldu. Yaşamının herhangi bir döneminde psikolojik şiddete maruz kalan kadınların oranı yüzde yirmi sekiz virgül iki olarak belirlendi. Ekonomik şiddet oranı yüzde on sekiz virgül üç, fiziksel şiddet yüzde on iki virgül sekiz, ısrarlı takip yüzde on virgül dokuz, dijital şiddet yüzde sekiz virgül üç ve cinsel şiddet yüzde beş virgül dört olarak kaydedildi.

Araştırma, şiddetin çoğunlukla kadınların yakın çevresinden geldiğini de ortaya koydu. Kadınların yüzde otuz dokuz virgül beşi en fazla eşleri, eski eşleri ya da birlikte oldukları kişiler tarafından şiddete maruz kaldıklarını belirtti.

Türkiye’de eğitim, temsil ve kamusal hayata katılım alanlarında ilerleme görülse de özellikle istihdam ve toplumsal eşitsizlikler konusunda kadınların hâlâ önemli sorunlarla karşı karşıya olduğu görülüyor. İstatistikler, kadınların toplumsal yaşamda daha güçlü yer alabilmesi için politikaların ve sosyal destek mekanizmalarının önemini ortaya koyuyor.

Paylaşın

Türkiye’de Kadınların İşgücüne Katılımı Erkeklerin Yarısından Daha Az

Hanehalkı İşgücü Araştırması verilerine göre; 2024 yılında 15 yaş ve üzeri nüfusun işgücüne katılma oranı yüzde elli dört virgül iki olarak ölçüldü. Bu oran kadınlarda yüzde otuz altı virgül sekiz, erkeklerde ise yüzde yetmiş iki oldu.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması 2025 verilerini açıkladı.

Araştırma, Türkiye’de kadın ve erkeklerin demografik, eğitim ve çalışma hayatına ilişkin göstergeleri, toplumdaki dönüşümü ve devam eden eşitsizlikleri birlikte ortaya koyuyor. Resmî istatistikler, nüfus yapısından eğitime, iş gücüne katılımdan siyasete kadar birçok alanda önemli değişimlerin yaşandığını gösteriyor.

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre 31 Aralık 2025 itibarıyla Türkiye’de kadın nüfus 43 milyon 32 bin 734 kişi, erkek nüfus ise 43 milyon 59 bin 434 kişi oldu. Buna göre toplam nüfusun yüzde kırk doksan sekizini kadınlar, yüzde elli sıfır ikisini erkekler oluşturdu.

Genel nüfusta cinsiyetler arasında denge bulunmasına karşın, yaş ilerledikçe bu tablo değişiyor. Kadınların daha uzun yaşaması nedeniyle 60 yaş ve üzerindeki gruplarda kadınların oranı artıyor. Kadın nüfus oranı 60-74 yaş grubunda yüzde elli bir virgül dokuz olurken, 90 yaş ve üzeri grupta yüzde altmış dokuz virgül yediye kadar yükseliyor.

Hayat tablolarına göre Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresi 2022-2024 döneminde ortalama 78,1 yıl olarak hesaplandı. Bu süre kadınlarda 80,7 yıl, erkeklerde ise 75,5 yıl oldu. Böylece kadınların erkeklerden ortalama 5,2 yıl daha uzun yaşadığı görüldü.

Ancak sağlıklı yaşam süresi açısından tablo farklı. Günlük yaşamı sınırlayan sağlık sorunları olmadan yaşanması beklenen süre Türkiye genelinde 57,6 yıl olarak ölçüldü. Bu süre kadınlarda 56,3 yıl, erkeklerde ise 58,9 yıl oldu. Buna göre erkeklerin sağlıklı yaşam süresi kadınlardan 2,6 yıl daha uzun.

Ulusal Eğitim İstatistikleri verilerine göre Türkiye’de 25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresi son yıllarda önemli ölçüde arttı. 2011 yılında ortalama eğitim süresi Türkiye genelinde 7,3 yıl iken, 2024 yılında 9,5 yıla yükseldi. Aynı dönemde kadınların ortalama eğitim süresi 6,4 yıldan 8,8 yıla, erkeklerin ortalama eğitim süresi ise 8,3 yıldan 10,2 yıla çıktı.

En az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 yaş ve üzeri nüfusun oranı da önemli ölçüde yükseldi. Bu oran 2008 yılında yüzde yetmiş beş virgül bir iken 2024 yılında yüzde doksan iki virgül altıya ulaştı. Kadınlarda bu oran yüzde altmış yedi virgül beşten yüzde seksen sekiz virgül üçe yükselirken, erkeklerde yüzde seksen iki virgül sekizden yüzde doksan yediye çıktı.

Yükseköğretim mezunu oranı da hızlı artış gösterdi. 2008 yılında yüzde dokuz virgül bir olan yükseköğretim mezunu oranı 2024 yılında yüzde yirmi beş virgül ikiye ulaştı. Kadınlarda yükseköğretim mezunu oranı yüzde yedi virgül birden yüzde yirmi üç virgül altıya çıkarken, erkeklerde yüzde on bir virgül ikiden yüzde yirmi altı virgül sekize yükseldi.

Araştırmalar, ebeveynlerin eğitim seviyesinin çocukların eğitimini doğrudan etkilediğini de gösteriyor. Annesi yükseköğretim mezunu olan 25 yaş ve üzeri bireylerin yüzde seksen dört virgül dördünün kendilerinin de yükseköğretim mezunu olduğu görülüyor.

Hanehalkı İşgücü Araştırması verilerine göre 2024 yılında 15 yaş ve üzeri nüfusun işgücüne katılma oranı yüzde elli dört virgül iki olarak ölçüldü. Bu oran kadınlarda yüzde otuz altı virgül sekiz, erkeklerde ise yüzde yetmiş iki oldu.

Kadınların işgücüne katılımı eğitim seviyesi yükseldikçe artıyor. Okuryazar olmayan kadınlarda işgücüne katılım oranı yüzde on dört virgül altı iken, lise mezunlarında yüzde otuz sekiz virgül beşe, yükseköğretim mezunlarında ise yüzde altmış sekiz virgül yediye kadar çıkıyor.

İstihdam oranı ise Türkiye genelinde yüzde kırk dokuz virgül beş olarak hesaplandı. Kadınların istihdam oranı yüzde otuz iki virgül beş, erkeklerin ise yüzde altmış altı virgül dokuz oldu.

Bölgesel dağılıma bakıldığında en yüksek istihdam oranı yüzde elli dört virgül yedi ile Antalya, Isparta ve Burdur’un bulunduğu TR61 bölgesinde görülürken, en düşük oran yüzde otuz dokuz virgül beş ile Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt’i kapsayan TRC3 ile Van, Muş, Bitlis ve Hakkari’yi kapsayan TRB2 bölgelerinde kaydedildi.

Kadın istihdamının en yüksek olduğu bölge yine TR61 olurken, en düşük oran yüzde yirmi virgül dokuz ile TRB2 bölgesinde gerçekleşti.

Hanede üç yaşın altında çocuğu bulunan 25-49 yaş grubunda istihdam oranı 2024 yılında yüzde altmış oldu. Ancak cinsiyetlere göre fark oldukça belirgin. Aynı grupta istihdam oranı kadınlarda yüzde yirmi altı virgül dokuz iken erkeklerde yüzde doksan virgül dokuz olarak ölçüldü.

Kadınların karar alma mekanizmalarındaki temsili de son yıllarda artış gösterdi. Dışişleri Bakanlığı verilerine göre kadın büyükelçi oranı 2011 yılında yüzde on bir virgül dokuz iken 2025 yılında yüzde yirmi sekiz virgül dörde yükseldi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ise 2025 yılı sonunda 592 milletvekilinin 118’i kadın oldu. Böylece kadın milletvekili oranı yüzde on dokuz virgül dokuza ulaştı. Bu oran 2007 yılında yüzde dokuz virgül bir düzeyindeydi.

Yükseköğretimde görev yapan kadın akademisyenlerin oranı da artıyor. Kadın profesörlerin oranı 2010-2011 öğretim yılında yüzde yirmi yedi virgül altı iken 2024-2025 döneminde yüzde otuz dört virgül dokuza çıktı. Kadın doçent oranı ise aynı dönemde yüzde otuz iki virgül ikiden yüzde kırk üç virgül üçe yükseldi.

Üst ve orta düzey yönetici pozisyonlarında kadın oranı 2012 yılında yüzde on dört virgül dört iken 2024 yılında yüzde yirmi bir virgül beşe ulaştı. Borsa İstanbul’da işlem gören en büyük elli şirketin yönetim kurullarında kadın üyelerin oranı ise 2016 yılında yüzde on iki virgül ikiden 2025 yılında yüzde on sekiz virgül üçe çıktı.

Araştırma-Geliştirme faaliyetlerine katılan kadınların sayısı da yükselişte. 2024 yılında tam zaman eşdeğeri hesaplamaya göre 106 bin 74 kadın Ar-Ge personeli görev yaptı. Bu sayı toplam Ar-Ge personelinin yüzde otuz dört virgül ikisini oluşturdu.

Kadın Ar-Ge personel oranı yükseköğretimde yüzde kırk yedi virgül dokuz, kamu sektöründe yüzde otuz virgül altı, özel sektörde ise yüzde yirmi sekiz virgül iki olarak hesaplandı.

Evlenme istatistiklerine göre 2025 yılında kadınların ortalama ilk evlenme yaşı 26, erkeklerin ise 28,5 oldu. En yüksek ortalama evlenme yaşı kadınlarda 29,6 ve erkeklerde 32,4 ile Tunceli’de görülürken, en düşük yaş kadınlarda 23,7 ile Kilis’te, erkeklerde 26,4 ile Şanlıurfa’da kaydedildi.

2025 yılında kesinleşen boşanma davalarında çocukların velayeti çoğunlukla anneye verildi. Çocukların yüzde yetmiş dört virgül altısının velayeti anneye, yüzde yirmi beş virgül dördünün velayeti ise babaya bırakıldı.

İnternet kullanan bireyler arasında üretken yapay zeka kullandığını belirtenlerin oranı 2025 yılında yüzde on dokuz virgül iki oldu. Bu oran kadınlarda yüzde on sekiz virgül sekiz, erkeklerde yüzde on dokuz virgül dört olarak ölçüldü.

En yüksek kullanım oranı yüzde otuz dokuz virgül dört ile 16-24 yaş grubunda görüldü. Bu yaş grubunda yapay zeka kullanan kadınların oranı yüzde kırk virgül beş, erkeklerin oranı ise yüzde otuz sekiz virgül üç oldu.

Yoksulluk Riski Kadınlarda Daha Yüksek

Yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında bulunanların oranı 2025 yılında toplam nüfusun yüzde yirmi yedi virgül dokuzunu oluşturdu. Bu oran kadınlarda yüzde otuz virgül bir, erkeklerde ise yüzde yirmi beş virgül altı olarak hesaplandı.

Kadına yönelik şiddet araştırmasına göre kadınların en fazla maruz kaldığı şiddet türü psikolojik şiddet oldu. Yaşamının herhangi bir döneminde psikolojik şiddete maruz kalan kadınların oranı yüzde yirmi sekiz virgül iki olarak belirlendi. Ekonomik şiddet oranı yüzde on sekiz virgül üç, fiziksel şiddet yüzde on iki virgül sekiz, ısrarlı takip yüzde on virgül dokuz, dijital şiddet yüzde sekiz virgül üç ve cinsel şiddet yüzde beş virgül dört olarak kaydedildi.

Araştırma, şiddetin çoğunlukla kadınların yakın çevresinden geldiğini de ortaya koydu. Kadınların yüzde otuz dokuz virgül beşi en fazla eşleri, eski eşleri ya da birlikte oldukları kişiler tarafından şiddete maruz kaldıklarını belirtti.

Türkiye’de eğitim, temsil ve kamusal hayata katılım alanlarında ilerleme görülse de özellikle istihdam ve toplumsal eşitsizlikler konusunda kadınların hâlâ önemli sorunlarla karşı karşıya olduğu görülüyor. İstatistikler, kadınların toplumsal yaşamda daha güçlü yer alabilmesi için politikaların ve sosyal destek mekanizmalarının önemini ortaya koyuyor.

Paylaşın

Merkez Bankası, Gıda Fiyatlarındaki Yükselişe Dikkat Çekti

Merkez Bankası (TCMB) şubat ayı fiyat gelişmeleri raporunda, gıda fiyatlarındaki artışa dikkat çekti: Şubat ayında, işlenmemiş gıda fiyatlarında büyük ölçüde sebze ile beyaz et fiyatları öne çıkarken, işlenmiş gıda grubunda özellikle süt ve süt ürünlerinin etkisi belirgin olmuştur.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Şubat Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu’nu yayınladı. Rapordan öne çıkan bölümler özetle şöyle:

“Tüketici fiyatları şubat ayında yüzde 2,96 oranında artmış, yıllık enflasyon 0,88 puan yükselişle yüzde 31,53 seviyesinde gerçekleşmiştir. Yıllık enflasyon gıda ile alkol-tütün-altın gruplarında belirgin oranda yükselirken, diğer ana gruplarda gerilemiştir. Bu dönemde aylık tüketici fiyat artışında gıda grubunun etkisi öne çıkmış, nitekim gıda dışı tüketici fiyatlarının artışı yüzde 1,66 oranı ile sınırlı kalmıştır. Şubat ayında, işlenmemiş gıda fiyatlarında büyük ölçüde sebze ile beyaz et fiyatları öne çıkarken, işlenmiş gıda grubunda özellikle süt ve süt ürünlerinin etkisi belirgin olmuştur.

Bu dönemde, gıda fiyatları üzerinde hava koşullarının yanı sıra Ramazan ayına özgü unsurların da etkisi hissedilmiştir. Mevsimsel etkilerden arındırıldığında hizmet enflasyonu haberleşme hizmetleri fiyatlarındaki hızlanmanın da katkısıyla bir önceki aya kıyasla yükselmiştir. Temel mal enflasyonundaki düşük seyrin sürdüğü ve alt gruplar geneline yayıldığı takip edilmiştir. Diğer taraftan, üretici fiyatları şubat ayında yüzde 2,43 artışla yüksek seyretmeye devam etmiş ve yıllık üretici enflasyonu 0,39 puanlık artışla yüzde 27,56 olmuştur. Bu görünüm altında, şubat ayında enflasyonun ana eğilimi yataya yakın seyretmiştir.”

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu: Bir Uçurumun Kıyısındayız

“Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingine mesaj gönderen Ekrem İmamoğlu, “Ekonomide bir uçurumun kıyısındayız. Demokraside, adalette, eğitimde, sağlıkta, dış politikada bir uçurumun kıyısındayız” dedi.

Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Eyüpsultan’da düzenlenen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingine bir mesaj gönderdi.

İmamoğlu’nun mesajında şu ifadelere yer verdi: “”Son bir yıldır siyasetin yargı eliyle yaptığı en büyük operasyonlardan biriyle mücadele ediyoruz. Ailelerimiz dahi hedef alınıyor. Bizim ise 2019’dan beri tek amacımız var, İstanbul’un tüm ilçelerine aynı özenle, eşit hizmet etmeye çalışıyoruz.

Her iki ilçemizde yaşayan vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştıran T5 Haliç-Tramvay Hattı’nı hizmete sunduk. Avrupa Yakası’nın ilk tam otomatik sürücüsüz metro hattı olan Yıldız-Mecidiyeköy-Mahmutbey Metro Hattı’yla, Eyüpsultan’a ve Kağıthane’ye ulaşımı rahatlattık. İlçelerimizin altyapı sorunlarını çözdük. Haliç Su Sporları Merkezi’ni, Cendere Yaşam Vadisi’nin 1. etap 1. kısmı hizmete açtık.

Artİstanbul Feshane’yi, Biyometanizasyon tesisimizi, Türkiye’nin ilk, Avrupa’nın en büyük atık yakma tesisi olan Atık Yakma ve Enerji Üretim Tesisi’ni hizmete açtık. Yurtlarımızla öğrencilerimizin, bölgesel istihdam ofislerimizle iş arayan vatandaşlarımızın, daha önce örneği görülmemiş desteklerle tüm dar gelirli hemşerilerimizin yanında olduk. Milletin parasını, yine milletin hayatını kolaylaştırmak ve güzelleştirmek için harcadık. Eyüpsultan’a da Kağıthane’ye de hak ettiği değeri verdik.

“Bir uçurumun kıyısındayız”

Bizler, hiçbir ayrım gözetmeden vatandaşımıza en iyi hizmeti sunmaya çalışırken, iktidar sahipleri ayrıştıran, kutuplaştıran politikalarıyla ülkemizi bir uçurumun kıyısına sürükledi. Ekonomide bir uçurumun kıyısındayız. Demokraside, adalette, eğitimde, sağlıkta, dış politikada bir uçurumun kıyısındayız. Ya milletçe birbirimize güvenerek kenetleneceğiz ve huzura, refaha kavuşacağız ya da bir kötü aklın, ayrıcalıklı, dar bir zümrenin hırslarına geleceğimizi kurban edeceğiz.

Hepimiz zorlu bir dönemde, ağır görev ve sorumluluklar altındayız. Fakat ne olursa olsun, milletin temsilcilerine diz çöktürmeye çalışanların, milli iradeyi baskı altına almaya gayret edenlerin önünde boyun eğmeyeceğiz. Mücadelemiz, çok partili demokratik rejime son verme niyetini açıkça ortaya koymuş bir avuç insana karşı 86 milyonun demokrasi, adalet ve hürriyet mücadelesidir. Mücadelemiz, herkesin hak ettiği yaşam standartlarına kavuştuğu, özgür, mutlu ve güvenli bir Türkiye kurma mücadelesidir.

Bu mücadelede duraklamaya, ayrışmaya yer yoktur. Bugünkü mücadele azim ve kararlılığımızı dalga dalga büyütmeye devam edeceğiz. Ülkemize adaleti, hürriyeti ve refahı getirene kadar asla durmayacağız. Baştan sona adaletle işleyen, herkesin daha iyi, daha rahat, daha özgür yaşamasını hedefleyen, üretim odaklı, bereketli bir düzen kuracağız.

Bu yeni düzenin hiçbir yerinde partizanlık olmayacak, liyakatsizlik olmayacak. Milletime inancım, güvenim sonsuzdur. Sizleri çok seviyorum. Değerinizi bilin, kendinize güvenin. Kim ne planlar ne kumpaslar kurarsa kursun, son sözü siz söyleyeceksiniz. Bu ülkenin geleceği sizinle aydınlanacak. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı.”

Paylaşın

Türkiye Kupası: Fenerbahçe Çeyrek Finalde

Türkiye Kupası C Grubu son hafta maçında Gaziantep FK ile Fenerbahçe, Gaziantep Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Maçı 4-0 kazanan Fenerbahçe, çeyrek finale yükseldi.

Haber Merkezi / Hakem Direnç Tonusluoğlu’nun yönettiği karşılaşmada Fenerbahçe’nin gollerini, 33. dakika: Anthony Musaba, 52. dakika: Sidiki Cherif, 79. dakika: Dorgeles Nene ve 87. dakika: Archie Brown kaydetti.

Gaziantep FK Teknik Direktörü Burak Yılmaz, mağlubiyetten dolayı üzgün olduklarını belirtti.

Burak Yılmaz, bazı bireysel hataların sonucu etkilediğini söyledi. Yılmaz, ayrıca tartışmalı pozisyonlar için hakem kararlarını eleştirerek özellikle ikinci golde “yüzde yüz ofsayt olduğunu düşündüğünü” ifade etti.

Fenerbahçe Yardımcı Antrenörü Zeki Murat Göle, kupada çeyrek finale yükselmenin önemli olduğunu vurguladı.

Paylaşın

Türkiye Kupası: Galatasaray Çeyrek Finalde

Türkiye Kupası A Grubu 4. hafta maçında Alanyaspor ile Galatasaray, Alanya Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Karşılamadan 2-1 galip ayrılan Galatasaray, çeyrek finale yükseldi.

Haber Merkezi / Hakem Çağdaş Altay’ın yönettiği karşılaşmada Galatasaray’ın gollerini, 6. dakikada Barış Alper Yılmaz ve 29. dakikada Renato Nhaga, Alnyaspor’un tek gölümü ise 78. dakikada Steve Mounie kaydetti.

Galatasaray grubu 4’te 4 yaparak 12 puanla lider tamamlarken, Alanyaspor 7 puanla 3. sırada yer aldı.

Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, maç sonrası yaptığı basın toplantısında, galip gelmenin kendileri için önemli olduğunu ve kupada lider olarak çeyrek finale çıkmanın psikolojik olarak güç verdiğini vurguladı.

Okan Buruk, takımının oyunu ilk yarıda iyi oynadığını, ikinci yarıda skoru korumayı bildiklerini söyledi. Buruk, hedeflerinin lig, Avrupa ve kupa olmak üzere üç kulvarda da başarılı sonuçlar elde etmek olduğunu belirtti.

Alanyaspor Teknik Direktörü Joao Pereira, ilk yarı performanslarını “utan verici” olarak nitelendirdi ve sahada yeterli ruh ve mücadeleyi göremediklerini söyledi.

Joao Pereira,, ikinci yarıda takımının daha iyi oynadığını, golü bulduklarını, ancak mücadele etmek zorunda olduklarını ifade etti. Pereira, yrıca sonuca bakmak yerine takımın performansını ve mücadeleyi geliştirmeye odaklanacaklarını aktardı.

Paylaşın

Türkiye Kupası: Trabzonspor, Adını Çeyrek Finale Yazdırdı

Türkiye Kupası A Grubu 4. hafta maçında Başakşehir ile Trabzonspor, Başakşehir Fatih Terim Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Karşılaşmadan 4-2 galip ayrılan Trabzonspor, adını çeyrek finale yazdırdı.

Haber Merkezi / Hakem Ozan Ergün’ün yönettiği karşılaşmada Trabzonspor’un gollerini 6. dakikada dakikada Felipe Augusto, 70. dakikada Mustafa Eskihellaç, 84. dakikada Paul Onuachu ve 85. dakikada Ozan Tufan, Başakşehir’in gollerini ise 48. dakikada Nuno da Costa kaydetti.

Başakşehir Teknik Direktörü Nuri Şahin, maç sonrası yaptığı değerlendirmede kupadan elendiklerini ve artık lige odaklanacaklarını söyledi. Şahin, özellikle maçın ikinci yarısındaki performansı ve kırmızı kartın maçın kaderini belirlediğini vurguladı.

Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke, takımının güçlü bir rakibe karşı galip gelmesinden dolayı memnuniyetini belirtti ve oyuncularını tebrik etti. Rakiplerine saygı duyduklarını ve çeyrek finale yükseldikleri için mutlu olduklarını söyledi.

Paylaşın

Türkiye Yolsuzluk Endeksinde Çakıldı

Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün yayımladığı 2025 Yolsuzluk Algı Endeksi (CPI) sonuçlarına göre Türkiye, 31 puanla 182 ülke arasında 124’üncü sırada yer aldı.

Türkiye, 2024’te 34 puanla 107’nci sıradaydı. Buna göre son bir yılda 3 puan kaybederek 17 basamak geriledi.

CPI, ülkeleri kamu sektöründeki yolsuzluk algısına göre 0 ile 100 arasında puanlıyor. 0, yolsuzluğun çok yoğun olduğu; 100 ise yolsuzluktan arınmış bir kamu sektörünü ifade ediyor.

Raporda, 2012’den bu yana en sert gerilemenin yaşandığı ülkeler arasında Türkiye (31 puan), Macaristan (40) ve Nikaragua (14) gösterildi. Bu düşüşlerin; demokratik gerileme, kurumsal zayıflık ve yerleşik patronaj ağlarından kaynaklanan yapısal ve kalıcı sorunlara işaret ettiği vurgulandı.

Türkiye, endekste Cibuti, Moğolistan, Nijer ve Özbekistan ile aynı puanı aldı. Türkiye’nin CPI skoru 2013’te 50 puanla zirveye çıkmıştı. Ancak sonraki yıllarda düzenli bir düşüş yaşandı ve 2025’teki skor, 2013 seviyesinin 19 puan altında kaldı.

Türkiye’nin puanı 2014’te 45’e, 2016’da 41’e, 2020’de 40’a geriledi. 2021’de 38, 2022’de 36 puan alan Türkiye, 2023 ve 2024’te 34 puanda kaldı. 2024’te sıralamadaki geçici yükseliş ise diğer ülkelerin puan kaybından kaynaklandı.

2025’te Togo, Filipinler, El Salvador, Angola, Ekvador, Laos ve Sri Lanka Türkiye’nin önüne geçti. Brezilya ve Malavi de Türkiye ile aynı puandayken üst sıralara yükseldi.

Raporda ayrıca, yolsuzlukla mücadelede görece güçlü kabul edilen demokrasilerde de gerileme yaşandığına dikkat çekildi. ABD (64) tarihinin en düşük puanına gerilerken; Kanada, Birleşik Krallık, Fransa ve İsveç’te de düşüş kaydedildi.

Endekste ilk sıralarda Danimarka (89), Finlandiya (88), Singapur (84), Yeni Zelanda (81) ve Norveç (81) yer aldı. Ancak örgüt, yüksek puanların yolsuzluğun tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmediğini, bazı ülkelerin sınır ötesi “kirli para” akışlarını kolaylaştırdığını vurguladı.

Sonuçlara göre ülkelerin üçte ikisinden fazlası 50 puanın altında kaldı. Bu durum, dünyada yolsuzluğun hâlâ yaygın ve ciddi bir sorun olduğuna işaret ediyor.

Paylaşın

Türkiye Nüfusu 86 Milyonu Aştı: Yaşlanma Eğilimi Güçleniyor

Türkiye nüfusu, iki bin yirmi beş yılı sonunda bir önceki yıla göre artarak seksen altı milyonun üzerine çıktı. Erkek ve kadın nüfus oranları birbirine çok yakın seyrederken, kentlerde yaşayanların oranı yüzde doksan üçünün üzerine yükseldi.

Haber Merkezi / Veriler, Türkiye’de nüfusun giderek yaşlandığını, ortanca yaşın arttığını ve çalışma çağındaki nüfusun çocuk ve yaşlılara bakma yükünün yükselmeye devam ettiğini ortaya koydu.

Türkiye’de ikamet eden nüfus, 31 Aralık 2025 itibarıyla bir önceki yıla göre 427 bin 224 kişi artarak 86 milyon 92 bin 168 kişiye ulaştı. Toplam nüfusun yüzde 50,02’sini erkekler, yüzde 49,98’ini kadınlar oluşturdu. Erkek nüfus 43 milyon 59 bin 434, kadın nüfus ise 43 milyon 32 bin 734 kişi olarak kayıtlara geçti.

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre, Türkiye’de ikamet eden yabancı nüfus da artış gösterdi. Yabancı nüfus, bir önceki yıla göre 38 bin 968 kişi artarak 1 milyon 519 bin 515 oldu. Bu nüfusun yüzde 49,3’ü erkek, yüzde 50,7’si kadınlardan oluştu.

Yıllık nüfus artış hızı, 2024 yılında binde 3,4 iken 2025 yılında binde 5 olarak gerçekleşti. Kentleşme oranı da artmaya devam etti. İl ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı yüzde 93,6’ya yükselirken, belde ve köylerde yaşayanların oranı yüzde 6,4’e geriledi.

Mekânsal Adres Kayıt Sistemi (MAKS) ile yapılan yeni sınıflamaya göre, Türkiye nüfusunun yüzde 67,5’i yoğun kent, yüzde 15,8’i orta yoğun kent ve yüzde 16,8’i kırsal alanlarda yaşıyor.

33 İlin Nüfusu Azaldı

2025 yılında 33 ilin nüfusunda azalma görüldü. İstanbul’un nüfusu 52 bin 451 kişi artarak 15 milyon 754 bin 53 oldu. İstanbul’u sırasıyla Ankara (5 milyon 910 bin 320), İzmir (4 milyon 504 bin 185), Bursa (3 milyon 263 bin 11) ve Antalya (2 milyon 777 bin 677) izledi.

En az nüfusa sahip il 82 bin 836 kişiyle Bayburt oldu. Bayburt’u Tunceli, Ardahan, Gümüşhane ve Kilis takip etti.

İlçelere göre nüfus dağılımında İstanbul’un Esenyurt ilçesi 1 milyon 3 bin 905 kişiyle ilk sırada yer aldı. Böylece Türkiye’de ilk kez bir ilçenin nüfusu 1 milyonun üzerine çıktı. Esenyurt’u Gaziantep’in Şahinbey, Ankara’nın Çankaya ve Keçiören, Gaziantep’in Şehitkamil ilçeleri izledi.

Nüfus piramitleri, Türkiye’de yaşlı nüfusun arttığını ve ortanca yaşın yükseldiğini ortaya koydu. Ortanca yaş, 2024 yılında 34,4 iken 2025 yılında 34,9’a yükseldi. Erkeklerde ortanca yaş 34,2, kadınlarda ise 35,7 olarak belirlendi.

İllere göre ortanca yaş dağılımında Sinop 44 ile en yaşlı il oldu. Sinop’u Giresun ve Kastamonu izlerken, Şanlıurfa 21,8 ile en genç nüfusa sahip il olarak kaydedildi.

Çalışma çağındaki (15-64 yaş) nüfusun oranı yüzde 68,5’e yükselirken, çocuk nüfus oranı yüzde 20,4’e geriledi. 65 yaş ve üzeri nüfusun oranı ise yüzde 11,1’e çıktı.

Toplam yaş bağımlılık oranı yüzde 46 olarak hesaplandı. Buna göre, 2025 yılında Türkiye’de çalışma çağındaki her 100 kişi, 29,7 çocuğa ve 16,2 yaşlıya bakıyor.

Türkiye genelinde kilometrekareye düşen kişi sayısı 112 oldu. İstanbul, kilometrekareye düşen 2 bin 943 kişiyle nüfus yoğunluğu en yüksek il oldu. Tunceli, kilometrekareye düşen 11 kişiyle nüfus yoğunluğu en düşük il olarak kayıtlara geçti.

Paylaşın