Bağırsak Sağlığı Cinsel İstek Ve Performansı Etkileyebilir

Bağırsak sağlığı, bağırsaktaki bakteri, maya ve virüslerin bileşimini ifade eder. “Bağırsak mikrobiyomu” veya “bağırsak florası” olarak bilinen bu durumun, sekse olan ilgiye ve genel cinsel tatmine katkıda bulunan birçok faktör üzerinde etkisi olabilir.

Haber Merkezi / Bağırsak mikrobiyomun cinsel yaşamı nasıl etkileyebileceği hakkında daha fazla bilgi edinmek için okumaya devam edin.

Vücuttaki mutluluk hormonu olan serotoninin çoğunluğu (yaklaşık yüzde 95’i) bağırsakta üretilir. Bağırsak yeterince sağlıklı değilse, en üst seviyede serotonin üretemeyebilir. Sağlık uzmanları, düşük serotonin düzeyinin düşük cinsel dürtülerle ilişkili olduğunu ifade ediyorlar.

Serotonin ayrıca cinsel organların çeşitli bölgelerinde de bulunur. Bazı araştırmalar, serotonin seviyesi düştüğünde, cinselliğe olan ilginin de azaldığını öne sürüyor.

Bağırsak bulunan bakteriler, vücudun enerji üretimi için gerekli olan B vitaminlerini oluşturmaya yardımcı olur. Vücuttaki B vitamini seviyesinin eksikliği, daha az enerji üretimi ile sonuçlanabilir. Bu durum, cinsel ilişki için yorgun hissetmeye neden olabilir.

Ayrıca, bazı bağırsak bakterileri, kan şekeri düzenlemesinden sorumlu diğer hücrelerle iletişim kurar. Bağırsaktaki bozulma kan şekeri seviyesini de düşürebilir. Bu, cinsel performansı etkileyebilecek kalıcı enerji düşüşlerine yol açabilir.

Sağlıksız bağırsak mikrobiyomu bağırsak iltihabına yol açabilir. Bu, libidoyu etkileyebilecek serotonin salgılanmasını etkileyebilir.

Hazımsızlıktan kaynaklanan ağrı ve rahatsızlık cinsel yaşamı etkileyebilir. Kabızlık, ishal, mide krampları ve şişkinliğe neden olan irritabl bağırsak sendromu (IBS) gibi bağırsak sorunları, cinsel yaşam etkileme potansiyeline sahiptir.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Dünyanın En Çok Aranan 20 Kadın Modeli

Markaları, yeni koleksiyonları, stilleri ve trendleri temsil eden moda dünyasının yüzleri “modeller”. Moda sektöründe başarılı olmak için gereken çaba göz önüne alındığında, bir model olarak başarılı olmak hiçte kolay değil.

Haber Merkezi / Ancak bu modeller, muhteşem yetenekleri,  kusursuz görünümleri ve göz kamaştırıcı oranlarıyla sektörde adını dünya genelinde duyurmayı başardılar.

İşte dünyanın en popüler 20 modeli:

1. Scarlett Leithold:

Scarlett Leithold, 1997 yılında ABD’nin Los Angeles Eyaleti California şehrinde dünyaya geldi. 14 yaşından beri modellik yapan Leithold, 1,75 cm boyunda.

2. Kylie Jenner:

İsmi dünya çapında iyi bilinen Kylie Jenner, Jenner-Kardashian ailesinin bir üyesi ve realite TV şovundan sonra ün kazandı. Kylie Cosmetics’in de kurucusudur.

3. Alex Ren:

Dünyanın en güzel ve en çarpıcı kadın modelleri listemize giren bir diğer isim de Alexis Rene Glabach. Alexis Ren olarak biliniyor. 1996 yılında California’da dünyaya geldi.

4. Grace Elizabeth:

Dünyanın en güzel ve güzel seksi modelleri listesinde tüm ilgiyi hak eden bir diğer Amerikalı model de 1997 doğumlu Grace Elizabeth. 

5. Kendal Jenner:

Jenner-Kardashian ailesinden olan bir diğer ünlü isim ise Kendall Jenner. 14 yaşında modelliğe başladı ve TV şovundan sonra ün kazandı.

6. Taylor Hill:

Taylor Hill, Illinois doğumlu Amerikalı model, defilelerde boy gösterdikten sonra ün kazandı.

7. Gigi Hadid:

Gigi Hadid, 1995 yılında California’da doğdu. Amerikalı model, 2014 yılında New York Moda Haftası’nda boy göstermesinin ardından dikkatleri üzerine çekti.

8. Barbara Palvin:

Barbara Palvin, 1993 yılında Budapeşte’de doğdu. 2010’dan beri birçok marka için podyuma çıktı ve birçok dergi kapağında yer aldı.

9. Cara Delevingne:

1992 yılında Londra’da dünyaya gelen Cara Delevingne, 2012 ve 2014 yıllarında İngiliz Moda Ödülleri’nde Yılın Modeli’ni kazanmasının ardından ilgi odağı haline geldi.

10. Karlie Kloss:

Karlie Kloss, 1992’de Chicago’da doğdu. 2000’li yılların en iyi 30 modeli arasında gösterildikten sonra tüm dikkatleri üzerine çekti.

11. Jourdan Dunn:

Birleşik Krallık’ta dünyaya gelen Jourdan Dunn, 2007’de defilelerde boy göstermeye başladığında tüm dikkatleri üzerine çekti.

12. Candice Swanepoel:

Güney Afrikalı model Candice Swanepoel, dünyanın en güzel modelleri listesindeki bir başka büyük isim.

13. Liu Wen:

1988 doğumlu Liu Wen, dünyanın gördüğü en popüler Çinli modeller arasında yer alıyor.

14. Rosie Huntington Whiteley:

İngiliz model ve aktris Rosie Huntington Whiteley, dünyadaki bir başka popüler ve güzel model.

15. Lily Aldridge:

Modellik kariyerine 16 yaşında başlayan Lily Aldridge, popüler olan bir Amerikan modelidir.

16. Irina Shayk:

1986 doğumlu Rus güzeli Irina Shayk, moda dünyasının tanınmış bir yüzü.

17. Doutzen Kroes:

Hollandalı model Doutzen Kroes’un modellik fotoğraflarını görmediyseniz çok şey kaçırıyorsunuz.

18. Bar Rafaeli:

İsrailli model Bar Refaeli, mankenlik sektörüne girdiğinde, büyüleyici güzelliği ve çarpıcı yüz hatlarıyla herkesi şaşkına döndürdü.

19. Miranda Kerr:

Avustralyalı model Miranda Kerr, moda ve modellik endüstrisindeki bir başka ünlü ve tanınmış isim.

20. Natalia Vodyanova:

Rus model Natalia Vodianova. 17 yaşlarında keşfedildi. Modelliğin yanı sıra Birleşmiş Milletler İyi Niyet Elçisidir.

ABD’de Görülmesi Gereken En Güzel 7 Yer

Rahatlamanın, çoğu kişisel tercihe bağlı, pek çok yolu vardır: Kestirme, kitap okuma, müzik dinleme… Ayrıntılar üzerinde tartışabiliriz, ancak hayatta rahatlamak için dinlendirici bir tatilden daha iyi bir şey olduğu gerçeğini tartışmak zor.

Haber Merkezi / ABD’deki en rahatlatıcı yedi destinasyon için seyahat uzmanlarımızın önerileri için okumaya devam edin…

Long Beach Yarımadası (Washington)

Long Beach Yarımadası popüler bir destinasyondur. Seyahat uzmanları, ziyaret edilecek en iyi zamanların ilkbahar ve sonbahar olduğunu belirtiyor.

Vero Plajı (Florida)

Seyahat uzmanları, Vero Plajını okyanusta rahatça yüzebileceğiniz yaz aylarında veya Florida’nın yoğun nemi olmadığı ilkbahar ve sonbahar aylarında ziyaret etmenizi öneriyor.

Sedona (Arizona)

Şaşırtıcı kırmızı kaya oluşumlarıyla tanınan Sedona, dinlendirici bir tatil için mükemmel bir tercih. Sedona’nın yürüyüş parkurlarından birinde “aktif rahatlamanın” tadını çıkarabilirsiniz. Gecede yıldız manzaralarının tadını çıkarabilirsiniz.

Guam

Guam, Büyük Okyanus’taki Mariana Takımadaları’nın en büyük ve en güneydeki adası. Hawaii’nin 5 bin km batısında yer alır. ABD’ye bağlı özerk statüdedir. Guam2da tatil yapmak için kötü bir zaman yoktur.

Kuzey Kıyısı (Minnesota)

Seyahat uzmanları, ABD’de dinlendirici bir tatil yapabileceğiniz en iyi yerin Minnesota’daki Superior Gölü’nün Kuzey Kıyısı olduğunu söylüyorlar.

Olimpiyat Ulusal Parkı’ndaki plajlar (Washington)

Listeye ekleyebileceğiniz bir başka destinasyonda, Olimpiyat Ulusal Parkı: Burada, günlük kaygılarınızda kurtulabilir, doğanın güzelliğinin tadını en iyi şekilde çıkarabilir ve iç huzurunuzu bulabilirsiniz.

Maui (Hawaii)

ABD’de görülmesi gereken en güzel yerler listesi Hawaii’den bahsetmeden tamamlanmış sayılmaz. İster bir aile tatili ister romantik bir kaçamak arıyor olun, bu güzel Hawai adasında ihtiyacınız olan her şeyi bulacaksınız.

Hindistan Cevizi Yağı İle Kırışıklıklardan Nasıl Kurtulunur?

Yaş ilerledikçe, özellikle kırışıklıklar olmak üzere yaşlanma belirtilerini fark etmeye başlarsınız. Yaşlanma sürecini tersine çeviremeseniz de etkilerini azaltabilirsiniz. Hindistan cevizi yağı da güvenli, doğal ve etkili çözümlerden biridir.

Haber Merkezi / Hindistan cevizi yağı cildi nemlendirir, kollajen üretimini arttırır ve hücre yenilenmesini destekleyerek cildinizi daha elastik ve sıkı hale getirir.

Yüzünüzün herhangi bir yerinde kırışıklıklar veya ince çizgiler oluşmaya başladığında, Hindistan cevizi yağı gibi güvenli bir şey kullanmak her zaman daha iyidir.

Hindistan cevizi yağını aşağıdaki şekillerde kullanabilirsiniz:

1 ) İşlenmemiş Hindistan cevizi yağı

  • Yüzünüzü temizleyin, soğuk suyla durulayın ve kurulayın,
  • Parmak uçlarınıza birkaç damla hindistancevizi yağı alın,
  • Yüzünüze ve boynunuza uygulayın, birkaç dakika dairesel hareketlerle masaj yapın,
  • Yağı gece boyunca bırakın,

Ne sıklıkta yapmalısınız?

  • Bunu her gece uyumadan önce yapın.

Hindistan cevizi yağı serbest radikallerle savaşır, kırışıklıkları azaltır ve cildinizi pürüzsüzleştirir . Ayrıca cildinizi rahatlatır ve nemlendirir.

2 ) Elma sirkesi ve Hindistan cevizi yağı

  • 1 yemek kaşığı elma sirkesi
  • 1 yemek kaşığı su
  • Birkaç damla saf Hindistan cevizi yağı
  • Yüzünüzü temizleyin, soğuk suyla durulayın ve kurulayın,
  • Üsteki malzemeleri karıştırın ve pamuk topu kullanarak yüzünüze uygulayın,
  • Doğal olarak kurumaya bırakın,
  • Karışımı gece boyunca bırakın.

Ne sıklıkta yapmalısınız?

  • Bunu her gece uyumadan önce yapın.

Cildin pH’ını dengeler ve Hindistan cevizi yağı uygulanmadan önce cildi tonlandırır.

3 ) Hint yağı ve Hindistan cevizi yağı

  • 2-3 damla organik Hindistan cevizi yağı
  • 2-3 damla Hint yağı
  • Her iki yağı da karıştırın ve karışımı yüzünüze nazikçe masaj yaparak uygulayın,
  • Mümkün olduğu kadar uzun süre, tercihen gece boyunca bırakın.

Ne sıklıkta yapmalısınız?

  • Bunu her gün yapın.

Hint yağı, antioksidanlar ve antienflamatuar bileşenler içerdiği için iyi bir yumuşatıcıdır. Hindistan cevizi yağı ise serbest radikallerle savaşır, kırışıklıkları azaltır ve cildinizi pürüzsüzleştirir . Ayrıca cildinizi rahatlatır ve nemlendirir.

4 ) E Vitamini ve Hindistan cevizi yağı

  • 1 E vitamini kapsülü
  • Birkaç damla organik Hindistan cevizi yağı
  • E vitamini kapsülünü dikkatlice delin ve bir kaseye dökün,
  • Buna Hindistan cevizi yağını ekleyin ve iyice karıştırın,
  • Bu yağ karışımını temiz ve kuru bir yüze uygulayın,
  • Birkaç dakika masaj yapın.

Ne sıklıkta yapmalısınız?

  • Bunu her gece yapın.

E Vitamini cildi nemlendirir, kırışıklıkların ve ince çizgilerin nedeni olan sağlıksız kuruluğu giderir. Ayrıca solgun ve yaşlanan cildi canlandırmaya yardımcı olan bir antioksidan olan tokoferol içerir.

5 ) Hindistan cevizi yağı ve bal

  • 1 yemek kaşığı organik Hindistan cevizi yağı
  • 1/2 çay kaşığı çiğ bal
  • Yağ ve balı karıştırın,
  • Bu karışımı etkilenen bölgeye uygulayın ve yaklaşık bir saat bekletin,
  • Su ile durulayın.

Ne sıklıkta yapmalısınız?

  • Bunu her gün bir kez tekrarlayın.

Bal, hasarlı cildi iyileştiren antioksidanlar açısından zengindir. Bu, sonunda kırışıklıkları giderecek ve cildinize harika bir parlaklık verecektir.

6 ) Hindistan cevizi yağı ve limon suyu

  • 1 yemek kaşığı sızma Hindistan cevizi yağı
  • Birkaç damla limon suyu
  • 1 çay kaşığı çiğ süt
  • Süte limon suyunu ekleyin ve süt kesilene kadar karıştırın,
  • Buna Hindistan cevizi yağını ekleyin ve iyice karıştırın,
  • Bu karışımı yüzünüze uygulayın ve 2-3 dakika masaj yapın,
  • 15 dakika bekletin ve sonra durulayın.

Ne sıklıkta yapmalısınız?

  • Bunu her gün tekrarlayın.

Limon suyu cildi temizler ve gözenekleri sıkılaştırır. Cildin elastikiyetini artıran ve kırışıklıkları azaltan C vitamini içerir. Kesilmiş süt ise cildi nemlendirir.

7 ) Hindistan cevizi yağı ve zerdeçal

  • 1 yemek kaşığı sızma Hindistan cevizi yağı
  • Bir tutam zerdeçal tozu
  • Zerdeçal tozunu yağa ekleyin ve iyice karıştırın,
  • Macunu kırışıklıkların üzerine uygulayın ve 15-20 dakika bekletin,
  • Su ile iyice durulayın.

Ne sıklıkta yapmalısınız?

  • Bunu her gün bir kez yapın.

Zerdeçal, cildi serbest radikallerin neden olduğu hasarlardan koruyan antioksidanlar içerir. Ciltteki kollajen üretimini arttırır ve elastikiyetini artırır. Ayrıca anti-inflamatuar bileşikler içerir.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Aktif Bir Yaşam Tarzına Sahip Olmanın 7 Yolu

Tembellik tembelliği doğurur; bu atasözüne aşina mısınız? Tembellik, zihnin ve bedenin daha fazla zarar görmesini önlemek için erken kırılması gereken bir döngüdür. Tembellik sorunu, basit yaşam tarzı değişiklikleri ve yeniden başlama yeteneği ile çok rahat düzeltilebilir.

Haber Merkezi / İşte aktif bir yaşam tarzına başlamanın ve tembelliği bırakmanın yedi basit yolu.

1. Gerçekçi zaman çizelgeleri ayarlayın

Bunun üstesinden gelmenin ilk yolu, uzun vadeli hedefinizi gerçekçi zaman çizelgeleri ile kısa vadeli hedeflere bölmektir. Kendinize karşı çok sert olmaya ve her zaman mükemmel olmayı beklemenize gerek yok. Özeleştiri, kendi kendine öğrenme ve ayrıca gelişme için harika bir yöntemdir.

Yine de motivasyonunuz düşükse, eksikliklerinizden daha çok güçlü yönlerinize odaklanmanız önemlidir. Bu nedenle başkalarından onay almaktan kaçının ve sizi hedeflerinize yaklaştıracak bir eylem planına odaklanın.

2. Daha iyi uyuyun

Uyku süresine ve zamanlamasına öncelik vermek, enerji düzeyi üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir. Aktif bir yaşam tarzı istiyorsanız, doğru miktarda uyumaya ve uykunuzu tutarlı bir şekilde sürdürmeye ve zamanında uyanmaya odaklanmanız çok önemlidir.

3. Şimdiye odaklanın

Küçük şeyleri doğru yapın ve genel yaşam tarzınız üzerindeki etkisini görmek için her gün yapın.

Örneğin bir sabah rutini yapmak, güne doğru başlamanıza yardımcı olur. Şimdi, bununla ne demek istiyoruz? Uyanır uyanmaz telefonunuza veya sosyal medyanıza bakmaktan, hatta e-postalarınızı kontrol etmekten kaçının. Güne çok üretken başlamanızı tamamen engelleyebilir.

4. Mikro molalar verin

Kısa ve sık molalar vermek, günün yorgunluğunu hafifletmeye yardımcı olur. Örneğin, çalışma masanızın hemen yanında bir şişe su bulundurmak yerine muhtemelen mutfaktan gidip alın. Bu hem hareket etmenizi hem de kısa süreliğine olsa zihnin ve bedenin dinlenmesini sağlayacaktır.

5. Sağlıklı beslenin

Sağlıksız beslenme, günlük üretkenliğimizi, enerji seviyemizi ve zindeliğimizi, hatta uykumuzu bile etkileyebilir. Bu olumsuzlukları ortadan kaldırmak için tek yapmanız gereken yediklerinize dikkat etmek; Kulağa basit geliyor, değil mi?

Dikkat ederek yediğinizde, yemeği daha çok seveceksiniz. Dikkatli yeme, otomatik olarak doğru yiyecek türünü seçmeye de yol açar. Yiyecekler sizi besler ve enerji seviyenizi artırır.

6. Kişisel Ödüller

Ödül hilesi, ödüller odaklanmanıza, motive olmanıza yardımcı olabilir ve size süreçten zevk almanız için nedenler verebilir. Cumartesi gecesi en sevdiğiniz tatlıyı yediğinizde kendinizi suçlu hissetmeyi bırakmak gibi…

7. Basit ve gerçekçi hedefler

Basit ve gerçekçi hedefler yedinci ve son ipucu. Diyelim ki birkaç kilo vermek istiyorsunuz ve diyet yapmaya çalışıyorsunuz. O zaman başlamadan önce kendinize şu soruyu sorun: ‘Önümüzdeki birkaç yıl buna bağlı kalmam benim için kolay mı?’ ve ‘bu hedef ulaşılabilir mi?’ Her iki soruya da cevabınız evet ise, kilo verme hedefinizde başarılı olma olasılığınız oldukça yüksektir.

Öte yandan, dayanamayacağınız kadar karmaşıksa, başarısız olanın siz olmadığını, hedefin yanlış olduğunu unutmayın. Muhtemelen yeni bir egzersiz rutinine başladığınızda da aynı şey geçerlidir.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Günde 3 Öğün Yerine 6 Öğün Yemek Yemeniz İçin 3 Neden

Kilo vermek zor, çünkü önerilen diyetler ya karmaşık yada uygulanması çok zor. Günde üç yerine altı küçük öğünden oluşan bir beslenme rutininin formda kalmaya daha fazla yardımcı olduğu inancı hızla yaygınlaşıyor.

Haber Merkezi / Doğru yiyecek seçimleri ile altı öğünde daha fazla kilo verilebilir. İşte nedeni…

Şeker dengesi: Gün boyunca düzenli aralıklarla az miktarda yemek yemek, kan şekeri seviyesinii eşit bir dengede tutmaya yardımcı olur, böylece sık sık açlık hissedilmez. Ayrıca her öğünde daha az yemek yemek, açlık hissini bastırır, çünkü mide hiçbir zaman tamamen boş olmaz.

Enerji: Küçük ama sık öğünler, vücudun alınan gıdayı enerjiye dönüştürmesine ve depolamasına yardımcı olan insülini daha iyi düzenler. Her dört saatte bir yemek yemek, daha uzun süre enerjik tutacaktır. Tüm gün boyunca aralıklı olarak birkaç küçük öğün yemek, metabolizma seviyesini yüksek tutar, böylece vücut sürekli olarak kalori yakar.

Sindirim: Midenin yiyecekleri sindirmek için zamana ihtiyacı vardır, bu nedenle çok fazla yemek yemek, sindirim sistemini daha uzun süre çalıştırır. Vücut daha küçük öğünleri daha hızlı sindirir, bu da vücudu daha enerjik ve daha az tembel hissetmesini sağlar.

Küçük ama doyurucu kahvaltı, sağlıklı sabah ortası atıştırmalığı, porsiyonlu öğle ve akşam yemeği ve iki öğleden sonra ve akşam atıştırmalığı, üç ana öğünde tüketilen kalori miktarına eşit veya daha az olmalıdır.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

İnsan Ömrünün Doğal Sınırı 115 Olabilir Mi?

Birleşmiş Milletler’e (BM) göre, 100 yaş ve üzerindekilerin sayısı on yıl önce 353 bin iken, 2021 yılında 593 bin kişinin bu eşiği geçtiği sanılıyor. İstatistik sitesi Statista’ya göre, önümüzdeki on yıl içinde bir asrı deviren nüfusun iki katından fazla artması bekleniyor.

Bazı bilim insanlarına göre insan ömrü katı biyolojik sınırlara bağlı. Çalışmaları 2016 yılında bilimsel nature dergisinde yayınlanan genetikçiler, 1990’ların sonlarından bu yana insan ömründe gelişme olmadığını ileri sürdü.

Küresel demografik verileri analiz eden araştırmacılar, dünyada daha fazla yaşlı insan olmasına rağmen Calment’in ölümünden bu yana maksimum insan ömrünün azaldığını tespit etti.

Bulguları AP’ye değerlendiren Fransız nüfus bilimci Jean-Marie Robine “İnsan ömrünün doğal bir sınırı olduğu ve uzun yaşam süresinin yaklaşık 115 yılla sınırlı olduğu sonucuna vardılar” diye açıkladı.

Ancak INSERM tıbbi araştırma enstitüsünde asırlık yaşlılar konusunda uzman olan Robine’e göre bu hipotezin kısmen tartışılıyor.

Fransız rahibe Lucile Randon’un 118 yaşında hayata gözlerini yumması üzerine 115 yaşındaki İspanyol Maria Branyas Morera dünyanın en yaşlı insanı olarak Guinness rekorlar Kitabı’na girdi.

Bugüne kadar kırılan en uzun ömür rekorunun, 120’inci doğum gününü 1995 yılında kutlayan Fransız Jeanne Calment’e ait olduğu biliniyor. 122 yaşında yaşamını yitiren Calment şimdiye kadar bilinen en yaşlı insan unvanını elinde tutuyor.

Ancak 18’inci yüzyılda Comte de Buffon olarak bilinen Fransız doğa bilimci Georges-Louis Leclerc, kaza veya hastalık geçirmemiş bir insanın teorik olarak en fazla 100 yıl yaşayabileceği teorisini ortaya atmıştı.

O tarihten bu yana yaşam koşullarının iyileşmesi ve tıbbi gelişmeler insan ömrünün uzamasının önünü açtı.

Bugün “süper 100” olarak ifade edilen 110 yaş ve üzerini gören insan sayısının artmaya başlamasıyla birlikte bilim dünyası “Sağlıklı bir insanın ne kadar uzun yaşayacağının sınırı var mı?” sorusunu yeniden tartışmaya başladı.

Süper 100’e ulaşan sayısında rekor yaşanabilir

2018 yılında yapılan bir araştırma ölüm oranının yaşla birlikte artarken, 85 yaşından sonra yavaşladığını ortaya koydu. Ölüm oranı 107 yaş civarında ise her yıl yüzde 50 – 60 ile zirve yapıyor.

Bu teoriye göre, 110 yaşında 12 kişi varsa, altısı 111, üçü 112 yaşına kadar hayatta kalması ve bunun böyle devam etmesi bekleniyor. Bu durumda süper yüzüncü yaşayanların sayısının artması halinde rekor yaşlara erişenlerin sayısının da artması olası.

Bu durumu 100 süper yüzüncü yaşa ulaşan kişi varsa, “50’si 111, 25’i 112 yaşına kadar yaşayacaktır” diye açıklayan Robine “‘Hacim etkisi’ sayesinde artık uzun ömrün sabit sınırı yok.” diye konuştu.

Öte yandan Robine ve ekibi bu yıl, ölüm oranının 105 yaşından sonra da artmaya devam ettiğini ve bu aralığın daha da daraldığını gösteren bir araştırma yayınlamaya hazırlanıyor.

“Her zaman olduğu gibi keşifler yapmaya devam edeceğiz ve en yaşlı insanların sağlığı da yavaş yavaş iyileşecek” diyen Robine, bu çalışmanın insan ömrünün üst sınırı olduğu anlamına gelmediğinin altını çizdi.

Henüz istatistiksel tahmin yapmak güç

Başka uzmanlar ise insan ömrüyle ilgili tartışmalara temkinli yaklaşıyor. Fransız Demografik Araştırmalar Enstitüsü’nden France Mesle, “Şu an için kesin bir cevap olmadığını vurguladı.

Görüşlerini AFP’ye açıklayan Mesle, çok ileri yaşlara ulaşan insan sayısı artıyor olsa bile bu sayının hala çok az olduğuna ve bu nedenle hala önemli bir istatistiksel tahmin yapılamadığına dikkat çekti.

Dolayısıyla, Mesle’e göre “hacim etkisini” test etmek için süper yüzüncü yaş grubunun sayısının artmasını beklemek gerekebilir.

Genetik manipülasyon

Öte yandan kimi uzmanlar gelecekteki bazı tıbbi buluşların “ölüm hakkında bildiğimiz her şeyi altüst edebileceğini” belirtiyor.

Yaşlılar konusunda uzman doktor Eric Boulanger bu görüşü savunanlardan Boulanger’ye göre, “genetik manipülasyon” bazı insanların 140 hatta 150 yıl yaşamasına olanak sağlayabilir.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Polikistik Over Sendromu Kısırlığa Neden Olur Mu?

Polikistik over sendromu (PKOS) olan kadınlar genellikle doğurganlıkları ve üreme sağlıkları hakkında, örneğin hamile kalıp kalamayacakları gibi endişelere sahiptirler. PKOS, üreme çağındaki her beş kadından birini etkileyen karmaşık hormonal bir durumdur.

Haber Merkezi / PKOS’lu kadınların çoğu (hepsi değil) gebe kalmakta diğer kadınlara oranla daha fazla zorluk yaşayabilirler. PKOS ergenlikten sonra herhangi bir yaşta gelişebilir, ancak çoğu kadın 20’li ve 30’lu yaşlarında veya hamile kalmakta sorun yaşadıklarında bu sorunu öğrenirler.

PKOS ve komplikasyonları doğurganlığı şu şekilde etkiler:

Hormonal dengesizlik

PKOS’lu kadınlar sıklıkla LH (luteinize edici hormon) ve FSH (folikül uyarıcı hormon) gibi önemli doğurganlık hormonlarında bir dengesizlik yaşarlar.

Örneğin, FSH’nin yetersizliği, düzensiz adet döngülerine ve yumurtlamanın olmaması veya seyrek olmasına neden olduğundan gebe kalma güçlüğüne yol açabilir.

PKOS, kadınlarda hormonal dengesizliğinin en büyük nedenlerinden biridir. LH veya FSH ve östrojen gibi temel doğurganlık hormonlarında bir dengesizliğe neden olur.

Ayrıca Anti Müllerian Hormon (AMH), döllenmeden önce yumurtaların rezervuarı olan folikül gelişiminin erken evrelerini destekler. Bu nedenle, yumurtalık rezervin korumak için bir AMH dengesi gereklidir.

Anovulatuar kısırlık

PKOS’ta anovulatuar infertilite, tüm folikül gelişim sürecinin anormal olduğu zamandır. Düzenli adet görmemeye neden olur. Şiddetine bağlı olarak, anovülasyon kısırlığa ilerleyebilir.

İnsülin direnci

Araştırmalar, PKOS’un kadınları insülin direnci ve insülin sekresyonundaki kusurlar için yüksek risk altına soktuğunu göstermektedir. PKOS’lu kilolu veya obez kadınların yüzde 70-95’inde insülin direnci ve insülin sekresyonu görülebilir.

Bu durum ve yumurtlamayı bozabilir veya engelleyebilir. Ayıca PKOS’a bağlı insülin direnci sekonder kısırlığa neden olabilir.

Kilo almak

PCOS’un yaygın bir yan etkisi olan kilo alımı, kısırlığın arkasındaki en büyük sorunlardan biri olabilir. PKOS’u olan kadınlar PKOS’u olmayan kadınlara kıyasla kilo verme olasılığı daha zordur.

Araştırmalar, aşırı kilolu ve obez olmanın üreme sağlığı üzerinde zararlı bir etkiye sahip olduğunu ve kısırlığa yol açtığını ortaya koymuştur.

Tedavisi

PKOS’lu kadınların çoğu doğurganlık tedavisi ile hamile kalabilir, vakalar değişken olduğu için farklı tedaviler farklı başarı oranları gösterir.

İlaçlar

PKOS’lu birçok kadın, yumurtlama ilaçları yardımıyla doğurganlık sorununu çözebilir. Öncelikle, en iyi ilacı ve doğru dozunu bulmak için bir doktorla konuşmalısınız.

Stresi azaltma

Kısırlıkla uğraşırken stresi azaltmak önemli bir fark gösterebilir. Stresi azaltmak için, terapi, meditasyon ve egzersiz gibi aktivitelerden yararlanılabilir.

Sağlıklı kilonu

Vücut ağırlığının yaklaşık yüzde 10’unu kaybetmek hormonal dengeyi ve yumurtlamayı iyileştirebilir. Ayrıca boy ve yaşla uyumlu bir kiloyu korumak adet döngüsünü iyileştirebilir, insülin direncini azaltabilir ve genel doğurganlığı artırabilir.

Dengeli beslenme

Dengeli bir PKOS diyeti, insülinin düzgün çalışmasına, androjen üretimini azaltmasına ve doğurganlığı artırmasına olanak tanır. PKOS semptomlarının şiddetini azaltmak için vitamin ve mineral bakımından zengin besin açısından zengin yiyecekler seçilmelidir.

Cerrahi seçenekler

Yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaçlar başarısız olursa, doğurganlığı artırmak için PKOS’lu kadınlar için cerrahi prosedürler mevcuttur.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Şeker Kamışı Suyunun 10 İnanılmaz Faydası

Şeker kamışı suyunun faydaları nelerdir hiç merak ettiniz mi? Yaklaşık 240 ml şeker kamışı suyu (katkı maddesi olmadan), 30 gm doğal şekerle birlikte 250 kalori içerir. Sıfır yağ, kolesterol, lif ve protein içeriğine sahiptir ancak sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum ve demir içerir.

Haber Merkezi / Bu şeker açısından zengin içeceğin,  sağlık açısından sayısız faydası vardır. Bunlardan 10 tanesini sizler için topladık.

1. Anında enerji verir

Kısa sürede enerji almanın en iyi yollarından biri. Meyve suyundaki basit şekerler vücut tarafından kolayca emilir ve şeker seviyesini kısa sürede düzenler.

2. Karaciğer fonksiyonunu geliştirir

Şeker kamışı suyunun sarılık gibi karaciğerle ilgili rahatsızlıklar için en iyi doğal tedavilerden biri olduğu söylenir.

Araştırmalar, şeker kamışı suyunun doğada alkali olduğunu, vücuttaki elektrolit dengesinin korunmasına yardımcı olduğunu ortaya koymuştur.

3. Vücudun kanserle savaşmasına yardımcı olun

Yüksek kalsiyum, magnezyum, potasyum, demir ve manganez konsantrasyonu, şeker kamışı suyunu doğada alkali hale getirir.

Flavonoidlerin varlığı, vücudun kanserli hücrelere, özellikle prostat ve meme kanserine karşı savaşmasına yardımcı olur.

4. Sindirim sistemini rahatlatır

Şeker kamışı suyunun diğer yararlarının yanı sıra, sindirim rahatsızlığı çekenler için de istisnai bir özelliği vardır .

Şeker kamışı suyundaki potasyum midedeki pH seviyesini dengeler, sindirim sıvılarının salgılanmasını kolaylaştırır ve sistemin düzgün çalışmasını sağlar. Ayrıca mide enfeksiyonlarını önlemeye yardımcı olur.

5. Şeker hastaları için faydalıdır

Şeker kamışı suyundaki yüksek şeker içeriği şeker hastalarını bu suyu tüketmekten çekinebilir. Ancak, ölçülü olarak, şeker kamışı suyu şeker hastalarına fayda sağlayabilir, doğal şekerin düşük glisemik indeksi vardır ve bu da kan şekeri seviyelerinde sık görülen artışları önler.

6. Böbrek sağlığını korur

Doymuş yağ içermeyen, düşük kolesterol, düşük sodyumlu doğal bir gıda olan şeker kamışı suyu, böbrekleri en iyi durumda tutmaya yardımcı olur.

7. STD’ler ve İYE’lerle ilişkili ağrıyı hafifletir

Şeker kamışı suyu, limon suyu ve hindistancevizi suyu ile seyreltilmiş olarak tüketilirse, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, idrar yolu enfeksiyonları, böbrek taşları ve prostatitin neden olabileceği vücut iltihabını azaltmaya yardımcı olabilir.

8. Kemik ve diş gelişimine yardımcı olur

Kalsiyum açısından zengin olan şeker kamışı suyu, iskelet sisteminin, kemiklerin ve dişlerin uygun şekilde gelişmesini sağlar.

9. Ağız kokusu

Diş çürümesine bağlı ağız kokusu mu yaşıyorsunuz? Şeker kamışı suyu kurtarıcınız olabilir.

Şeker kamışı, kalsiyum ve fosfor da dahil olmak üzere mineraller açısından zengindir ve ayrıca diş minesini oluşturmaya ve dişleri güçlendirmeye iyi gelir. Ayrıca bu besinlerin eksikliğinden kaynaklanan ağız kokusunun üstesinden gelir.

10. Sivilce tedavisine yardımcı olabilir

Şeker kamışı suyunun topikal kullanımı, akne gibi cilt problemlerini azaltmaya ve iyileştirmeye yardımcı olma özelliğine sahiptir. Şeker kamışı suyu, glikolik asit gibi alfa-hidroksi asitler (AHA’lar) içerdiğinden hücre döngüsünü artırır.

Ayrıca cildi pul pul dökerek akne oluşumu olasılığını ortadan kaldırır. Suyu, fuller toprağı ile maske benzeri bir kıvama getirin, yüzünüze ve boynunuza uygulayın ve 20 dakika bekletin. Sonra, soğuk suyla yıkayın.

Şeker kamışı suyunun içerdiği şeker doğaldır, ancak esasen şeker olduğunu unutmayın. Bu sağlıklı içeceği ölçülü bir şekilde tüketin ve tıbbi bir durumunuz varsa doktorunuza danışın.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Kolesterol Seviyesini Düşürmenin 6 Doğal Yolu

En basit ifadeyle, kolesterol kanda bulunan mumsu bir maddedir. Kolesterol, vücuttaki sağlıklı hücrelerin oluşumu için gereklidir. Çok önemli bir kan bileşeni olmasına rağmen, kolesterolün fazlası kalp sağlığı sorunlarına yol açabilir.

Haber Merkezi / Bu nedenle, sürekli yüksek kolesterol seviyesi kalbi riske atabilir. Ayrıca, yüksek kolesterol kan damarlarında yağ birikmesine neden olabilir. Bu durum arterlerden kan akışını kısıtlar. Bu birikintiler her an pıhtı oluşturabilir. Böyle bir durumda kalp krizi veya felç söz konusu olabilir.

Yüksek kolesterol seviyesi genetik olarak miras kalabilir veya yaşam tarzından da kaynaklanabilir. Yüksek kolesterol ciddi bir sağlık sorunu olsa da, kontrol altında tutulabilir.

Kolesterol seviyesini düşürmenin yolları:

1. Tekli doymamış yağlar

Tekli doymamış yağ açısından zengin beslenme, kolesterol seviyesi üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir. Tekli doymamış yağ, LDL kolesterolü düşürerek kan kolesterolünü korur.

Ayrıca kalp hastalıkları ve kalp felci riskinin azalmasına neden olur. Tekli doymamış yağ açısından zengin bir beslenme, vücuttaki doymuş yağların yerini alarak LDL ve toplam kolesterol düzeylerinde yüzde 6 ila yüzde 10’luk bir düşüşe yol açar.

Araştırmalara göre, az yağlı bir beslenme vücuttaki kolesterol seviyesini düşürür. Ancak HDL kolesterolü düşürür ve vücudu olumsuz etkileyebilecek trigliseritleri artırır.

Yine araştırmalara göre, tekli doymamış yağlar açısından zengin bir beslenmenin vücut üzerinde yararlı etkileri olduğunu göstermektedir. LDL kolesterolü düşürür ve HDL kolesterol seviyesini yükseltir.

Kolesterolün oksidasyonu vücuttaki serbest radikallerle reaksiyona girerek arterlerin tıkanmasına neden olabilir. Tekli doymamış yağların kolesterol oksidasyonunu azalttığı, kalp krizi ve felç riskini önlediği kanıtlanmıştır.

2. Omega-3 açısından zengin beslenme

Omega-3 açısından zengin bir beslenme, vücuttaki kolesterol seviyesini olumlu yönde etkiler. Bunun nedeni, omega-3’ün hücrelerin gelişmesine yardımcı olması ve hücrelerin sağlığını korumasıdır. Ayrıca vücuttaki LDL kolesterol ve trigliseritleri düşürür. Sonuç olarak, koroner kalp hastalıkları ve kalp krizi riskini azaltır.

Omega-3 açısından zengin bir beslenme, sağlıklı kolesterol seviyesini korunmasına yardımcı olur ve HDL kolesterol seviyesini yükseltir. Bu nedenle kalp krizi gibi kardiyovasküler hastalık riskini azaltır. Ek olarak, bir araştırmaya göre, haftada iki kez omega-3 yağ asitleri açısından zengin balık tüketmek, trigliserit düzeyini önemli ölçüde düşürebilir.

Ton balığı, somon, uskumru, ringa balığı, kabuklu deniz ürünleri ve karides gibi deniz ürünleri mükemmel omega-3 kaynaklarıdır. Sonuç olarak, deniz ürünleri, kalp hastalıkları riskini azaltmaya ve kolesterol seviyesini düşürmeye yardımcı olabilirler.

3. Kilo kaybı

Obezite, yüksek kolesterol seviyesine yol açarak koroner hastalık riskinin artmasına neden olabilir. Örneğin, her 10 kilo fazla yağın alınması, günde yaklaşık 10 mg fazla kolesterol üretir. Bu nedenle, kilo vermek kolesterol seviyesini düşürmeye yardımcı olabilir.

4. Sigara

Sigara, kolesterolün vücut tarafından işlenmesini bozduğu için zararlı koroner hastalığa yol açabilir. Sigarada bulunan zararlı bir kimyasal bileşik olan akrolein, akciğerler yoluyla kan dolaşımına emildiğinde, vücuttaki HDL kolesterol taşınmasını azaltabilir. Bu da LDL kolesterolü yükselterek koroner kalp hastalıkları riskine yol açabilir.

5. Alkol

Alkol ve kolesterolün birbiriyle doğrudan bir bağlantısı yoktur. Bununla birlikte, aşırı alkol tüketimi karaciğerde ağır hasara neden olabilir ve HDL kolesterol seviyesini düşürebilir. Ayrıca kan pıhtılaşması, kalp krizi ve kalp yetmezliği riskini artırabilir.

6. Bitki sterolleri ve stanoller

Bitki sterolleri ve stanoller, bitkilerden elde edilen kolesteroldür. Bitki sterolleri ve stanoller vücuttaki LDL kolesterolü düşürerek kalp hastalıkları riskini azaltır. Araştırmalar , 1,5-3 gram bitki sterol ve stanol tüketmenin LDL konsantrasyonunu yüzde 7,5-12 oranında düşürmeye yardımcı olduğunu ortaya koymuştur.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.