Konya: Aziziye Camii

Aziziye Camii; Konya’nın Karatay İlçesi adını verdiği Aziziye Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Kesme Gödene Taşı ile yapılan mabed son Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerindendir.

Yerindeki 1671-1676 yılları arasında Şeyh Ahmed eliyle yaptırılan camii yandığı için 1867 Sultan Abdülaziz’in annesi Pertenihal adına yeniden bugünkü Camii yaptırılmış ve bu adla anılmıştır.

Türk Baroku üslubunda yapılan caminin altı mermer sütuna oturan üç kubbeli son cemaat yerinin iki ucunda kaideleri şadırvanlı iki minaresi dikkat çeker. Üzeri ferah kubbe ile örtülüdür.

Paylaşın

Konya: Eşrefoğlu Camii

Eşrefoğlu Camii; Konya’nın Beyşehir İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Camii, 1134 de yaptırılmıştır.

Eşrefoğlu Beyliği’nin yadigarı olan Eşrefoğlu Camii, Beyşehir şehir merkezinde geçmişten günümüze gelen en önemli tarihi değerlerdendir.

Kuzeyden güneye uzanan dikdörtgen bir plan üzerine yapılan caminin kuzeydeki ana kapısının dışında doğuda ve batıda iki kapısı daha bulunmaktadır.

İlk olarak Selçuklu Sultanı, Sultan Sancar’ın emri ile 1134 de yaptırılan ve son şeklini Eşrefoğlu Süleyman Bey’in 1297 de yeniden inşası ile alan cami içerisindeki ağaç işçiliği ile dünyanın en önemli sanat harikalarından biridir.

Paylaşın

Konya: Hacı Veyiszade Camii

Hacı Veyiszade Camii; Konya’nın Selçuklu İlçesi, Devri Cedid Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Konya’nın son dönemde yetiştirdiği tanınmış din âlimlerinden olan Hacı Veyiszade Mustafa Kurucu’nun adını taşıyan caminin yapımına, Türkiye Diyanet Vakfı tarafından 1986 yılında başlandı.

Şehir merkezinde yer alan ve caminin yanı sıra yayım, misafirhane, müftülük gibi ek tesisleri de barındıran cami, 10 bin cemaat kapasitesine sahiptir. Üçer şerefeli olarak yapılan iki minaresi, 78 metre yükseklikle bölgenin en uzun minareleri olma özelliğini taşıyor.

Türkiye Diyanet Vakfı tarafından yaptırılan Hacıveyiszade Cami ve Külliyesi, şehrin merkezinde geleneksel tarzda inşa edilmiş ve caminin yapımı 1996 yılında tamamlanarak ibadete açılmıştır.

Hacı Veyiszâde Mustafa Efendi Kimdir?

Konya’nın manevî rehberlerinden biri olan Hacı Veyiszâde Mustafa Efendi, 1889 senesinde Konya’da dünyaya gelmiştir. İlk tahsiline babasının yanında başlamış, hafızlığını da onun riyasetinde ikmal ettikten sonra, yörenin âlimlerinden fıkıh, tefsir, hadis, ahlâk, hikmet ve İslâm tarihi alanlarında tedrisat görerek icazet almıştır.

Konya’daki Islâh-ı Medâris müderrislerinden Şeyhzâde Ziya Efendi’den Arapça, Cebir ve Ferâiz tahsil etmiş, Sultan Selim Camii Hatibi Mesnevihan Sıdkî Dede’den de Farsça öğrenmiştir. Hayatında, tasavvufun mühim bir yeri vardır. Hocası Ziya Efendi’nin babası Şeyh Mehmet Bahaeddin Efendi’ye intisap etmiştir.

Paylaşın

Konya: Hasan Paşa İmaret Camii

Hasan Paşa İmaret Camii; Konya’nın Akşehir İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Akşehir’deki tek Osmanlı camisidir.

Hasan Paşa tarafından 1510 yılında inşa ettirilmiştir. Yapı kesme taşlardan oluşmaktadır. Caminin tek büyük kubbesi sağırdır. Dört küşesinde askılık görevi yapan kubbecikler yer alır.

Dört mermer sütunun tuttuğu üç kubbe, cemaat yerini örter. Caminin önünde 12 tane sütunu olan bir şadırvan vardır.

İmaret Camii girişinin sol tarfındaki ilk sütunun aşağısındaki tunç bileziğin üzeri, Akşehir’e uğrayanların yazılarıyla bir anı defterei gibi doldurulmuştur.

Bu yazılardan en önemlisi Evliya Çelebi’ye aittir. Evliya Çelebi yazdığı metinde “Fakir Mehmed Sultan Murad Han – Tanrı Kendisini Teyit Etsin – askerleriyle beraber buraya geldi. Bunu 1048 yılı muharreminin 26. günü yazdı” demektedir.

Paylaşın

Konya: Sahip Ata Hamamı

Sahip Ata Hamamı; Konya’nın Meram İlçesi, Sahipata Mahallesi sınırları içerisinde yer alan Sahip Ata Külliyesi’ndedir.

Hamam külliye içerisinde hankahın yol aşırı karşısında yer almaktadır. Hamamın yapım tarihi ve mimarı bilinmemektedir.

Hamamın Kırşehir Cacabey Vakfiyesinde (1272) zikrediliyor olması bu tarihten öncesine ait olduğunu gösterir. Muhtemelen caminin inşaatıyla birlikte başlanması ihtimali yüksektir.

Hamam farklı tarihlerde onarım görmüştür. İlk belge 1570 tarihli olup bunun dışında 1848, 1960-62 yıllarında da onarımlar görmüştür.

Sahip ata hamamın suyunun temini için Meram Çayından üstü açık bir kanal ve arkla ayrılan ve Şehir (Sahipata) Irmağı adı verilen suyolunu yaptırdığı Ayrıca hamamın yakından geçen bir kanaldan su deposuna dolaplarla su taşındığı belirtilir.

Paylaşın

Konya: Sahip Ata Türbesi

Sahip Ata Türbesi; Konya’nın Meram İlçesi, Sahipata Mahallesi sınırları içerisinde yer alan Sahip Ata Külliyesi’ndedir.

Türbe, külliye içerisinde caminin güney duvarına bitişik olup cami ile hankah arasında yer almaktadır. Türbeye geçit, caminin güney duvarındaki hacet penceresinin yan tarafındaki küçük bir açıklıkla, türbenin batı duvarındaki bahçeye açılan bir kapı ve hankahın kuzeydoğudaki bir holde yer alan bir kapıyla da giriş sağlanır.

Türbe ilk olarak Sahip Ata’nın iki oğlu Taceddin Hüseyin ve Nasreddin Hasan’ın, Akşehir Kozağaçta, Karamanoğlu Mehmet Bey’le yaptığı savaş sonucu (1277) şehit düşmesi üzerine 1277–1278 yıllarında türbe inşa edilerek buraya defnediliyorlar.

Daha sonra Sahip Ata burayı aile kabristanına çevirmek isteyince eski türbenin temelleri üzerine 1283 yılında bugünkü türbe inşa edilmiştir. Bu yapım tarihini, kubbenin oturduğu kemerin iç yüzündeki ayet kuşağının bitiminde yazmaktadır.

Sahip Ata Kimdir?

Sahip Ata Fahreddin Ali, Anadolu Selçuklu Devletinin XIII. yüzyılın ikinci yarısına damgasını vurmuş bir devlet adamıdır. Devlet kademesinde üstlendiği çeşitli görevler sonrası vezirlik makamına yükseltilen Sahip Ata, ülkenin Moğol tahakkümü altında bulunduğu 1258–1285 tarihleri arasında tüm yetkileri tekelinde toplamış ve önemli karaların tamamına tek başına imza atmıştır.

Söz konusu dönem, sultanın şahsında merkezi yönetimin zayıfladığı, buna karşın emir ve beylerin Moğol desteğiyle maddi ve siyasi güçlerinin arttığı yıllardır. Sahip Ata, devletin bu karmaşa yıllarının en önemli siyasi figürlerinden biridir. Siyasi kariyeri sırasında “Fahreddin (Dinin öğüncü), Kavvamü’l-mülk (Devletin dayanağı)” gibi sıfatlarla anılacak kadar başarılı olan ünlü vezirin, yaptırdığı hayır eserleri, halk arasında “Ebu’l-Hayrat (Hayırların babası)” olarak anılmasına sebebiyet vermiştir.

Tarihi kaynaklar, Fahreddin Ali’nin hayır müesseselerinin çokluğu konusunda da aynı düşünceyi paylaşmaktadırlar. Büyük bir kısmı günümüze ulaşamayan, cami, medrese, hânikah, türbe, han, hamam, çeşme, kaplıca, buz-hane gibi çeşitli yapılar ve onların vakıfları, Fahreddin Ali’nin Ortaçağ sanat ve kültür ortamına bani olarak özellikle XIII. yüzyılın ikinci yarısına damgasını vurduğunu göstermektedir. 1271-1274 yıllarında vezirlik görevinden azledildiği günleri hayır eserlerinin tamiri, vakıf ve emlâkının vakfiye işleri ile geçiren Fahreddin Ali’nin, bu konuya çok önem verdiği görülmektedir.

Paylaşın

Konya: Sahip Ata Camii ve Külliyesi

Sahip Ata Camii ve Külliyesi; Konya’nın Meram İlçesi, Sahipata Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. 1258 – 1283 yılları arasında inşa edilmiştir. Mimarı Abdullah Bin Kellük’tür.

Sahip Ata Külliyesi;

Selçuklu veziri Hacı Ebubekir Zade Hüseyinoğlu Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından yaptırılan külliye; cami, türbe, hankâh, çifte hamam, çeşme ve dükkânlardan oluşur. Larende Caddesi üzerinde yer alan bu külliyenin inşasına ilk olarak 1258 yılında caminin yapımı ile başlanmış olup 1283 M yılında türbenin yenilenmesi ile tamamlanmıştır.

Külliye yerleşim planı; cami, caminin kuzey doğu köşesinde yapıdan bağısız halde bulunan çeşme, caminin güneyinde mihrap duvarına bitişik inşa edilmiş türbe, türbenin güney bitişiğinde hankâh, hankâhın doğu cephesinde dükkânlar ve yol aşırı karşısında da çifte hamam bulunur.

Külliyenin vakfiyesi bulunmamakta olup, 1863 tarihli bir şer’iyye sicil kaydında vakfın o yıllardaki mütevellilerinin, külliyenin 1278 tarihli vakfiyesini ellerinde bulundurduğu belirtir. Ancak bugün akıbeti hakkında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.

Sahip Ata Camii: 

Cami eski Konya surunun Larende Kapısı civarında olduğu için “Larende Cami” olarak da anılmaktadır. Yapı Sultan II İzzettin Keykavus’un hüküm yıllarında 1258 yılında Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından yaptırılmıştır.

Yapının mimarı taç kapı üzerinde yer alan sağdaki sebilin mukarnas köşe dolgusunda ki madalyonlarda ismi zikredilmiştir. Bu madalyonlardan sağdakinde “Amele Kölük” diğerinde ise “Bin Abdullah” yazılıdır. Bu kişi Ortodoks olup İslamiyet’i seçerek Müslüman olmuş, sarayda nakkaş ve mimarlık yapmış daha sonra Sahip Ata’nın yaptırdığı birçok eserde imzası olan bir mimardır.

Eski cami 1871 yılında yıldırım düşmesi sonucunda yıkılmış ve yine bu yıllarda yenilenerek bugünkü şeklini almıştır. Mimar Kölük’ün yapmış olduğu cami; mihrap önü kubbeli olup daha geniş ve taç kapıya kadar uzandığı düşünülmektedir. Ancak yapının birçok yeri değiştirilmiş ve caminin ebatları küçültülmüştür.

Bu anlamda bizim düşüncemiz Selçuklu yapılarındaki taç kapıların cephelere oranları düşünüldüğünde genel anlamda 3/1 veya 5/1 oranında taç kapıların yerleştirildiğini gözlemlemekteyiz. Burada taç kapı 3/1 cephe düzenlemesinde yerleştirildiği düşünülürse 9.55 cm genişliğindeki taç kapının üç katı büyüklükte yani 29 m civarında bir genişliğin olması söz konusudur.

Yangından sonra orijinal kısımlardan; taç kapı, mihrap ve mihrabın yer aldığı duvar ve iki yanındaki fil ayağı şeklindeki payandalar kalmıştır. Bazı araştırmacılar Sivas Gök Medrese, Erzurum Çifte Minareli Medrese gibi yapıları düşünerek bugünkü cami ile taç kapı arasındaki kalan kısımda bir medresenin olabileceğini ifade etmektedirler.

1825 tarihli şer’iyye sicilinde “…ekseni derunu cami olan karlık tamiri için 1600 kuruş…” ifadesi burada da Beyşehir Eşrefoğlu Camisinde bulunan kar kuyusuna benzer bir durumun da olduğunu göstermektedir.

Sahip Ata Hankahı:

Hankâh büyük merkezlerde yer alan ve genellikle büyük şeyhin, pirin türbesi bulunan geniş programlı tarikat yapılarına denir. Eşik anlamına da gelen “hankâh” Farsça’dan gelen bir kelime olup, bir yüceltme ve onurlandırma ifadesi olarak kullanılmıştır. İlahi kelimesi ile birlikte kullanıldığında “Allah’ın Katı” şeklinde bir mana kazanır. Hankâhlar birer dergâhtırlar.

Sahip Ata hankâhı plan olarak XIII. yüzyılın bilinen Selçuklu tekke ve hankâhları arasında en büyüğü ve simetriği olandır. Mimarı belli olmayan bu abidevi eserin Merv ve Tirmiz bölgelerindeki XI ve XIII. yüzyıllara ait merkezi kubbeli ve aksiyal eyvanlı Orta Asya evleri ile yakın benzerliği ile oldukça dikkat çekicidir.

Paylaşın

Afyonkarahisar: Bolvadin Müzesi

Bolvadin Müzesi; Afyonkarahisar’ın Bolvadin İlçesi, Aydınlar Mahallesi, Santral Caddesi üzerinde yer almaktadır.

Bolvadin Lisesi Müdürlüğü sırasında Muharrem Bayar’ın özel ilgi ve çabasıyla okul bahçesine topladığı eserlerin çoğalması sonucu müzeye gerek duyulmuş, dönemin Belediye Başkanı Etem Kelekçi’nin çabaları sonucu mülkiyeti belediyeye ait olan “Belediye Sineması,” 1987 yılında yeniden düzenlenerek Bolvadin Müzesi olarak hizmete açılmıştır.

Müzede Bolvadin merkez ve köylerinden toplanmış Eski Tunç Çağı’ndan günümüze kadar arkeolojik, etnografik, sikke, arşiv vesikası olmak üzere toplam 848 eser bulunmaktadır. Özellikle Bolvadin kaymakçılığı, hasırcılığı, el sanatçılığı gibi yerel özellikler sergilenmektedir.

Kuzey-Güney doğrultulu, iki katlı, betonarme bir bina olan müzenin kuzeye açılan bir girişi bulunmaktadır. Giriş katında Bolvadin yöresi oturma odası, gelin odası, konferans salonu ve teşhir salonu; üst katta ise yine teşhir salonu ve kütüphane bulunmaktadır.

Paylaşın

Afyonkarahisar: Kurtuluş Savaşı Şehitliği

Kurtuluş Savaşı Şehitliği; Afyonkarahisar’ın Şuhut İlçesi yerleşim sınırları içerisinde yer almaktadır. 

İstiklâl Savaşı’nda şehit olan askerlerimiz için yaptırılmıştır. 26 Ağustos 1922 tarihinde Büyük Taarruz ve daha önceki muharebelerde yaralanan, hastalanan Türk subay ve erleri Şuhut’a getirilmiş ve bugün kullanılmakta olan Büyük Cami’de ilk tedavileri yapılarak iyi olanlar tekrar cepheye gönderilmiştir.

Şehitler şimdiki Demirciler Çarşısı civarındaki mezarlıklara gömülmüştür. Daha sonra halen şehitlik olarak kullanılan arsaya nakledilmiş ve anılarına 1971 yılında küçük piramidal bir anıt yapılarak üzerine “İstiklâl Harbinin Aziz Şehitleri” kitabesi yazılmıştır.

Paylaşın

Afyonkarahisar: Çeşmeli Konak

Çeşmeli Konak (Afyon Kültür Ve Çevre Evi); Afyonkarahisar’ın Merkez İlçesi, Nurcu Mahallesi, Milli Birlik Caddesi üzerinde yer almaktadır.

Çeşmeli Konak, tapuda 36 pafta, 534 ada ve 16-17 parsel numaralarıyla kayıtlıdır. Son Dönem Osmanlı eseri olup cephesinde yer alan anıtsal çeşme ile bütünlük sağlamaktadır.

İpek ve kumaş ticaretiyle uğraşan Kahvecioğlu İsmail Efendi tarafından önce hayır amaçlı olarak çeşme yaptırılmış, daha sonra kendi ailesinin ihtiyacı olan konak inşa ettirilmiştir. Konağın giriş kapısındaki yazıtta Hicri ve Rumi olmak üzere iki tarih (1324 ve 1322) bulunmaktadır. Buradan konağın Miladi 1906 yılında bitirildiği anlaşılmaktadır.

Üst kat çıkmalı, çıkma ortasında balkon girinti boşluğu üzerinde çatı odası (cihannüma) ile altında kesme taş kaplamalı çeşmesi bulunan, sosyal amaçlı cephe mimarisi olan örnek yapılardan biridir.

Dış görünümü ve sokak bütünlüğü nedeniyle çevresel niteliğinin önemi açısından Gayri Menkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 25.06.1983 gün ve A-4432 sayılı kararıyla korunması gerekli eski eser olarak tescil edilmiştir.

Gayri Menkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 11.07.1980 ve A-2314 sayılı kararı ile korunması gerekli eski eser olarak tescil edilen çeşme ise Afyonkarahisar Muzesi’ndeki kayıtlarda “Sülüm Çeşmesi II” adıyla geçmektedir.

İlk yapıldığında tek bir konut olan Çeşmeli Konak, ilerleyen yıllarda miras yoluyla ifraz edilerek dikey olarak ortadan iki parsele ayrılmış ve ayrı kapısı olan iki ayrı konut durumuna getirilmiştir.

03.10.2002 tarihinde kamulaştırıldıktan sonra Kültür Bakanlığı’na tahsis edilen evin rölöve ve restorasyon projeleri, Afyon Valiliği İl Özel İdaresi’nin imkânlarıyla, Afyon Kocatepe Üniversitesi Meslek Yüksek okulu Restorasyon Bölümü öğretim üyeleri ve öğrencileri tarafından hazırlanan rölöve ve restorasyon projeleri 08.08.2003 tarihinde Eskişehir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na teslim edilmiş ve 15.08.2003 tarih ve 2504 sayılı karar ile restorasyon izni alınmıştır.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da 75 milyar liralık ödenekle destek olduğu restorasyon 31.12.2004 tarihinde bitirilmiştir. 2011 yılından beri Alimoğlu firmasına tahsis edilen konak; halen Alimoğlu Kültür ve Sanat Merkezi(AKSAM) olarak faaliyette göstermekte ve konakta tarihi ve kültürel, sanatsal eserleri sergilenmekte ve kültürel etkinlikler düzenlenmektedir.

Paylaşın