Konya: Kadınhanı (Raziye Sultan Hanı)

Raziye Sultan Hanı; Konya’nın Kaınhanı İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır.Anadolu Selçukluları dönemi tarihi eserlerinden kışlık bir kervansaraydır.

Roma’yı Çin’ne bağlayan ticaret yolu (İpek Yolu) üzerinde bulunmaktadır. Hicri 620 (Miladi 1223) yılında Selçuklu Sultanlarından Muzafferüddin Mahmut kızı Raziye Sultan tarafından yaptırılmış ve vakfedilmiştir. Oldukça kalın olan duvarları bölgede yaşamış olan Doğu Roma(Bizans) dönemi yapı ve mezar taşlarının devşirilmesi ile yapılmıştır.

Bu taşların üzerindeki yazı ve resimler yapının dışına ve görülecek şekilde kullanılmış olup sanata saygı gösterilmiş, heba edilmemiş-tir.Kapalı alanı 28.5×22.5 ebatlarında olup 444 metrekaredir. 10 tane sütun üzerinde 3 kemer kullanılarak hiç ağaç kullanılmadan tonoz şekilde örtülmüştür.

Kervansarayın bahçe şeklinde açık kısmı da vardı. Bu açık kısımda ahır, samanlık gibi diğer müştemilatlar bulunmaktaydı. Daha sonra muhtemelen çeşitli savaşlarda veya tabii tesirlerle bu bölümler yıkılmış şimdi yoktur. Hanın giriş büyük kapısının yan taraflarında duvarın devam ettiği belli ve görülmektedir.

Kervansarayın kapalı kısmına gösterişli bir portal kapıdan girilmektedir. Kapının üzerinde ‘Allah’ım H.620 yılında bu hanı yaptıran sahibesi olan Mahmut kızı Raziye Hatun’a rahmet eyle’yazılıdır. (Raziye Hatun bu hanı yaptırdıktan sonra Konya’da ölmüş ve Konya’da yaptırdığı Hatuniye Camii bahçesine gömülmüştür.)

Kervansarayın içine girilince ortada geniş bir sahanlık vardır. Yan taraflarda küçük odalar bulunmaktadır. Girişte hemen sağda dar bir merdiven yukarıya,çatıya çıkmaktadır. Tepelerde havalandırma için küçük küçük pencereler bulunmaktadır. Dolayısıyle içerisi oldukça loş ve karanlıktır.

Kalın duvarlarla ısınma olayı halledilmiştir. Sıcak yaz günlerinde ise serin olmaktadır. Selçuklular zamanında bu han ve kervansaraylar çok önemli idi. Bu şekilde önemli ticaret yolları üzerine çok sayıda kervansaray yapılmış ve genellikle imaret olarak veya işletilmesi bizzat devlet eliyle yapılmıştır. Hatta burada konaklayan yolcuların eşyaları bugünkü anlamda sigortalı oluyordu.

Kaybolması halinde devlet tarafından tazmin ediliyordu. Karamanoğulları ve Osmanlılar zamanında da butür kervansaraylar korunmuş kullanılmıştır. Ancak Osmanlı’nın son döneminde diğer tarihi eserlerimizde olduğu gibi bu kervansaraylarımız da bakımsızlığa terkedilmiş, harab olmuştur.

Nitekim Kadınhanı’nda bulunan Raziye Sultan Hanı (Taşhan) da harab olmuş, duvarlarının taşları yer yer dökülmüş, yazlık kısmı tamamen yok olmuş idi. 1973 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından geniş bir şekilde restore edilmiştir. Dökülen bu duvar taşlarının yerine yenisi konmuş, çatı üzeri betonla kaplanmıştır.

Raziye Devlet Hatun Kimdir?

Raziye Hatun Anadolu Selçukluları döneminde XIII. asırda Konya’da yaşamış bir sultan hanımdır. Danişmendoğullarından Yağıbasan oğlu Sinanüddin Yusuf’un oğlu Muzafferüddin Mahmut Bey’in kızıdır. Muhtemelen I.İzzeddin Keykavus’un hanımıdır.

Bedreddin Bremoni’nin de kız kardeşidir. Biremoni Malatya Sancağına bağlı Kahta kazasının bir köyüdür. Bu köy Danişmendoğulları zamanında başşehir idi.Raziye Devlet Hatun ve babasının da bu Biremoni ailesinden geldiğini birçok vesikada görmekteyiz.

Türk tarih ve geleneğine göre bir çok vesika,kitabe ve vakfiyelerde hükümdar ailelerinden olan hanımlardan Devlet Hatun diyerek bahsedilmektedir. Muzafferüd-din Mahmut kızı olan Devlet Hatun’un asıl adının ise Raziye olduğu kesindir.

Selçuklular döneminde Kervansaray olgusu oldukça yaygın olup, Raziye Hatun H.620(1223) yılında Saideli Seyrekviran’da kışlık bir kervansaray yaptırmıştır. Bu kervansarayın kitabesinde; “Allah’ım, H.620 yılında bu hanı yaptıran sahibesi olan Mahmut kızı Raziye Hatun’a rahmet eyle.”yazılıdır.

Raziye Devlet Hatun yaptırdığı bu hanına gelir olarak Saideli (Seyrekviran), Kalamıça (Gelemiş), Meydanlı çiftlikleri ile beraber bir de Konya Esediye (Hatuniye) Mahallesinde sekiz odalı,iki sofa,iki ahır samanlığı bulunan bir köşkü vakfetmiştir.

Konya’da Alaaddin Tepesi’nin doğusunda Mihmandar Mahallesi,Kınacı Sokağındaki Hatuni ye Camii’ni yaptıran da Raziye Devlet Hatun’dur. Bu camiye gelir olarak ta Saideli vilayetine bağlı Meydan (Meydanlı), Seyrekviran ve Kalamıça (Gelemiş) çiftliklerini ve Konya’da üç dükkan ile iki evi vakfetmiştir.

Raziye Devlet Hatun H.620 (1223) yılında öldüğü zaman bu caminin bahçesine gömülmüştür. Kardeşi Bedreddin Biremoni tarafından bu camiye bir minare yaptırılmış olup, bundan sonra bu cami Kütük Minare diye  de anılmaktadır.

Paylaşın

Konya: Ilgın Kaplıcaları

Ilgın kaplıcaları çok eski zamandan beri tanınmıştır. Romalılar ve daha sonra da Bizanslılar zamanında kaynaklar üzerinde hamamlar yapılmış olduğu gibi Selçuklular zamanında başşehir Konya’nın değerli bir su şifa kaynağı olmuştur.

Selçuklu Sultanları’ndan Alâeddin Keykubat harap olan Bizans hamamları yerine 1236 yılında ilk Türk hamamını Ilgın’da yaptırmıştır. Sonradan bu hamam Selçuklu Sultanları’ndan 2. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında çok hayırlı hizmetlerde bulunan Selçuklu vezirleri Sahipataoğullarından Hüseyinoğlu Ali tarafından tamir edilmiştir.

Daha sonra 1267 yılında Selçuklu veziri Sahipata Fahrettin Ali tarafından yeniden inşa edilmiştir. Mimarı Taluya (Kelu)’dur. Böylece Ilgın kaplıcalarının şimdiki ayakta duran eski eserler bölümü tamamlanmıştır. Ilgın Kaplıcaları Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar zamanında halkın şifa bulduğu yerdir.

Gönüller Sultanı Hz. Mevlâna’nın kaplıcalarda kaldığı söylenir. Meşhur Seyyah Evliya Çelebi de çok etkilendiği kaplıcalardan seyahatnamesinde bahsetmeden geçememiştir.

Kaplıcalar bir hamam değil şifa gücüne sahip yeraltı su kaynağıdır. Esas faktörlerin başında ihtiva ettikleri madenler, minareller, anyon ve katyonlar ile bilhassa radyo aktivite denilen ışın gücüdür. Bu nedenledir ki Ilgın Kaplıcalarının bir çok hastalığı (iç-dış) tedavi ettiği bilinen bir gerçektir.

Renksiz ve kokusuz tabii lezzetinde kaplıca suyu 42 derece olup felç, siyatik, trahom, göz ağrıları, cilt hastalıkları, sinir ve yorgunluklar, kadın hastalıkları, romatizma, içilmek suretiyle böbrek taşlarının düşürülmesi için çok faydalıdır. Ilgın kaplıcaları Ilgın Belediyesince işletilmekte olup, 526 yatak kapasitelidir.

Paylaşın

Konya: Şeyh Bedreddin (Sadeddin İsa) Türbesi

Şeyh Bedreddin (Sadeddin İsa) Türbesi; Konya’nın Ilgın İlçesi, Şeyh Bedreddin Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Ulu Mezarlığın arkasındaki türbe, 1973 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir.

Türbe, 1286 yılında Seyfuddin Emir Balaban adına yaptırılmıştır. Halk arasında “Kümbet”, “Şeyh Bedreddin Türbesi”, “Sadettin İsa Türbesi” adları ile anılmaktadır.

Türbe inşaa olunan fakat banisi belli olmayan taş gövdeli, piremidal tuğla örgülü, kümbetli, klasik Selçuklu türbeleri şeklindedir.

Paylaşın

Kastamonu: Taşköprü Kent Tarihi Müzesi

Kent Tarihi Müzesi; Kastamonu’nun Taşköprü İlçesi, Harmancık Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Sultan II. Mahmud 1826’da Yeniçeri Ocağı’nı kaldırıp Asakir-i Mansure-i Muhammediye isimli yeni bir ordu kurarak Osmanlı odusunu yeniden yapılandırmış, ancak bu ordu Osmanlı İmparatorluğu’nun geniş sınırlarını korumakta yetersiz kalmıştır.

Bu durumda tarıma dayalı Osmanlı ekonomisini de sekteye uğratmadan güvenliğin sağlanabilmesi için düzenli orduya destek olacak, yarı zamanlı bir askeri teşkilat tasarlanmıştır. Böylece 1834 yılında Redif Birlikleri oluşturulmuştur.

Kastamonu: Valla Kanyonu

Kent müzesine ev sahipliği yapan bina, 1890’lı yıllarda Redif Taburu Binası olarak inşâ edilmiştir. 1912’den sonra Osmanlı ordusunun yeniden yapılanması nedeniyle Redif Birlikleri kaldırılınca, Redif Taburu binası uzun bir süre daha askerlik hizmetleri için kullanılıp sonrasında Sağlık Bakanlığı Dispanseri’ne dönüştürülmüştür.

Dispanser kapandıktan sonra bina 2007 yılında Taşköprü Belediyesi’ne devredilmiş ve restore edilip 2017 yılında Kent Müzesi olarak açılmıştır.

Paylaşın

Kastamonu Münire Medresesi El Sanatları Çarşısı

Münire Medresesi El Sanatları Çarşısı; Kastamonu’nun Merkez İlçesi, Hepkebirler Mahallesi sınırları içerisinde yer alır. Nasrullah Camii yanındadır.

Medrese 1746 yılında Reisül Küttab Hacı Mustafa Efendi tarafından yaptırılmıştır. Yapı 2001 yılında Kastamonu Valiliği’nin düzenlemeleri ile turizme açılmıştır.

Medrese içindeki 21 adet dükkanda, Kastamonu’ya ait her türlü geleneksel el zanaatı bulunabileceği gibi, yöreye ait şifalı bitkiler ve ürünlerden, Kastamonu yöresel mutfağına uzanan geniş bir gezi yapma imkanına da sahip olunabilmektedir.

Paylaşın

Kastamonu’nun simgesi ‘Saat Kulesi’

Saat Kulesi; Kastamonu Hükümet Konağı’nın arkasında, Sarayüstü Tepesi’nde yer alan yapı, şehrin en önemli simgelerinden biridir.

1885 yılında, Vali Abdurrahman Paşa tarafından yaptırılmış olan yapının, halk arasında sürgün bir saat olduğuna dair yaşayan bir efsanesi bulunmaktadır.

Efsaneye göre, İstanbul Sarayburnu’nda bulunan saatin zamansız çalan çanı, padişahın hamile cariyelerinden birinin çocuğunu düşürmesine sebep olur. Bu nedenle saat kulesi Kastamonu’ya sürgün edilir.

Kastamonu Saat Kulesi’nin gölgesinde yudumlayacağınız bir bardak yorgunluk çayının tadı, Kastamonu’nun eşsiz manzarasıyla bütünleşecek ve hatıranızdan hiç çıkmayacak anlar yaşatacaktır.

Paylaşın

Konya: Kaleköy (Çetminin) Kalesi

Kaleköy (Çetminin) Kalesi; Konya’nın Ilgın İlçesi’ne bağlı Karaköy’ün 2 km. batısında, Kaleköy’ün 3 km. güneyinde yer almaktadır.

Ilgın Ovası bu alanda bir vadi ile doğuya, Konya ovasına bir vadi ile geçiş yapmaktadır. Bu vadide stabilize bir kara yolu, demiryolu ve Ilgın Kanalı yer almaktadır.

Stratejik bir konuma sahip olan vadinin İlk Çağda da önemli bir geçiş noktası olduğu anlaşılmaktadır. Bu yolu tutabilmek için vadinin güney sırtlarını oluşturan tepenin doğu yamacında bir kale yapısı yer almaktadır.

Kale, vadi tabanının 100 metre kadar yukarısında kurulmuş 69 m. x 60 m. boyutunda mevcut duvar yüksekliği 5 metre kadardır. Kale, Hellenistik Dönemde yapılmış olmalıdır.

Kuzey eteklerinde Klasik Döneme tarihlenebilecek erken evleri tahrip olmuştur, ancak yer yer surlara ait temel izlerine rastlanmaktadır. Doğu sur temel taşları halen mevcuttur.

Kalenin 100 metre doğusundaki düzlükte II. bine tarihlenebilecek erken keramik parçaları bulunmuştur. Kalede II. binden antik döneme kadar yerleşmeye tanıklık eden keramik örnekleri saptanmıştır.

Paylaşın

Konya: Sungurbey Türbesi

Sungurbey Türbesi; Konya’nın Ilgın İlçesi, Mahmuthisar Köyü’nün 4 km kuzeyinde, Ilgın Ovası’na hâkim bir tepededir.

İçindeki kitabe ve türbenin formundan, Karamanoğulları dönemine ait olduğu anlaşılmaktadır.

Sungurbey Türbesi’nin çevresi eski bir mezarlık konumundadır. Bölge halkı tarafından “Kümbet” olarak bilinmektedir.

Konya: Şifa Sultan Hamamı

Sungurbey Türbesi’nin yapısı ayakta kalarak günümüze ulaşmıştır. Türbe içinde bulunan mezar taşı Osmanlıca olarak mevcuttur. Türbe ve mezar bakımsız olup kısmende olsa zarar görmüştür.

Paylaşın

Konya: Didiği (Dediği) Sultan Türbesi

Didiği (Dediği) Sultan Türbesi; Konya’nın Ilgın İlçesi, Beykonak Beldesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Horasan erenlerinden Dediği veya Didiği sultan türbesi, mescidi, ve kabirlerden oluşan tekkesi. Türbe ve mescid Selçuklu dönemi eseri olup onarım ve restorasyon sonucu bu günkü halini almıştır. Civarında metfun bulunan dönemine ve daha sonrasına ait kabirler vardır.

Didiği (Dediği) Sultan Kimdir?

Karamanoğlu Alâeddin ve II. Mehmet beyler zamanında yaşadı. Anadolu’da adı unutulmayan velilerimizden birisidir. Menkıbevî bir hayatı vardır. Ahmet Yesevî soyundan geldiği, Hacı Bektaş Veli’nin de amcazadesi olduğu rivayet edilir. Ilgın’nın Mahmut Tekke Hisar (Beykonak) köyünde metfundur. Uzun yıllar çevresindeki insanları irşat etmiştir.

Bir rivayete göre türbe ve yanındaki tekkesini kendisi, diğer bir rivayete göre de bunların Kadıncık Ana tarafından inşa edildiği rivayet edilir. Dediği Sultan Tekkesi’nin Ilgın ve çevresinde zengin vakıfarı vardır.

Seyit Harun Veli Menakıbnamesi ile Dediği Sultan Menakıpnamesi’nde Seyit Harun Veli ile görüşmesi ve sohbetleri uzun uzun anlatıldığı gibi halk arasında Dediği Sultan’la ilgili pek çok menkıbe de nakledilmektedir.

Dediği Sultan’ın Toruncan Sultan adında bir oğlu vardır. O da Konya’da bir zaviye inşa etmiştir.   Karamanoğlu İbrahim Bey, hem zaviyeyi yaptıranı, hem de zaviye görevlilerini her türlü vergi ve tekalüften muaf tutan bir ferman vermiştir. Osmanlı döneminde de bu fermana riayet edilmiştir. Doğum tarihi gibi vefat tarihi de bilinmemektedir.

Paylaşın

Konya: Ak Türbe

Ak Türbe; Konya’nın Güneysınır İlçesi, Gürağaç Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Selçuklular zamanında inşa edilmiş olup günümüze kadar ayakta kalmıştır.

2007 yılında Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından restorasyonu yapılmıştır. Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin torunlarına ait olduğu rivayet edilir.

Paylaşın