Hatay: Barlaam Manastırı

Barlaam Manastırı; Hatay’ın Yayladağı İlçesi sınırları içerisinde yer alan Keldağı üzerindedir.

Keldağ hem Selevukos döneminde, hem de Roma döneminde kutsal yerlerden biriydi. O dönemlerde burada bir Dorik tapınak vardı. (M.Ö. 3. yy) M.S. 4. yüzyılda St. Barlaam buraya gelerek Zeus heykelini yıkmış ve bir keşişler topluluğu oluşturmuştur.

6. yüzyılda manastırın güneydoğu köşesinde bir kilise yapılmış, 526 yılındaki depremde bu kilise yıkılmıştır. 950-1050 arasında yeniden yapılan manastır, 1268 yılına kadar faaliyetin sürdürmüş, daha sonra da terk edilmiştir.

Paylaşın

Hatay: Bakras Kalesi

Bakras Kalesi; Hatay’ın Belen İlçesi, Ötençay Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Helenistik Dönemde Anadolu – Suriye – Mısır yolunu kontrol etmek amacıyla yapılmıştır. Sonraki dönemlerde ise Romalılar, Bizanslılar ve Haçlılar tarafından onarılarak kullanılmıştır.

Bakras kalesinin tarihi çok eski olup ilkçağlara kadar dayanmaktadır. Hakkında çeşitli rivayetler ileri sürülmüştür. Bunlarda biride Ammuri Kralı Dakianus’un bu kaleyi inşa ettirdiğidir. Dakianus yaz mevsimi İskenderun – Arsuz arasında bulunan Gülcihan sayfiyesinde geçirdikten sonra, Suriye’ye dönerken sarp geçitlerden geçerek şimdiki Bakras Kalesinin bulunduğu yerde atından düşüp uçuruma yuvarlanan çok sevdiği karısı Bağrez’in hatırasına bu kaleyi inşa ettirmiştir.

Bu kale 26 Eylül 1183 tarihinde Salahaddin Eyyübi’ye Haçlılar tarafından teslim edilmiştir. Salahaddin’in kumandanı Alemüddin Süleyman bin Candar, kaleyi 1191 yılında yıktırınca, Ermeniler bir süre sonra bu bölgeyi ele geçirdiler ve kaleyi yeniden inşa ederek müstahkem bir mevki haline getirdiler. Osmanlılar ve Memluklular arasında da çekişmelere sahne olan kale, Yavuz Sultan Selim tarafından 1516 yılında kesin olarak zapt edildi. Ancak bu tarihten sonra hudutlardan uzak bir iç kale haline geldiği için, fazla bir siyasi rolü kalmamıştır.

Kale iki tarafı derin vadilerle ayrılan, çok sarp bir tepe üzerinde inşa edilmiştir. Kalenin hemen altında Bakras Köyü bulunmaktadır.Kaleye, köyün güney tarafından stabilize bir yol ile çıkılmaktadır. Kalenin doğu cephesinde olan giriş kapısına ise patika bir yol ile ulaşılmaktadır. Kalenin başka cephelerinden girişi yoktur.Kale; kare bir plan arz etmekte ise de, doğu ve güney cephesi çok az bir şekilde belirlenen bir yay çizmektedir. Güney ve batı kısmında dar bir koridorla çevrelenmiş olan kalenin kuzey tarafı çok derin bir uçurumdur.

Kalenin girişi bugün tamamen yıkılmış ve belirsiz bir vaziyet almıştır. Kemerli geniş bir kapısı olduğu rivayet edilen girişten sonra, sola doğru uzanan koridor, kaleyi kuzey – batı köşesine kadar çevrelemektedir. Bu galeride iç tarafa açılmış hücreler bulunmaktadır.

Dışa ise, çok küçük mazgal gözetleme pencereleri açılmıştır. Girişi takiben orta alana ulaşmadan, sağda ve solda geniş odalar yer almaktadır.Tonoz bir kubbe ile örtülü mekandan sonra girilen bahçe kısmı, bugün taş yığınları ile dolu bir vaziyettedir. Evliya Çelebi’nin haber verdiği ve yakın zamana kadar görülebilen şadırvan ve su haznesinden bugün bir iz kalmamıştır. Orta alanın kuzeyinde ve güneyinde üzeri hala örtülü olan dikdörtgen planlı iki salon bulunmaktadır. Kuzeydeki salonun kuzeydoğu köşesinde bir şömine ve kuzey duvarı ile güney duvarında pencereler bulunmaktadır.

Burasının kale komutanının odası olduğu tahmin edilebilir. Salondan doğu kısmında bulunan ve üç tarafı açık olan mekana bir çıkış vardır. Burası gayet manzaralı ve serin bir yer olup kalenin balkonu mesafesindedir. Salondan, batı tarafta bulunan kuzeyi tamamen açık tonoz kubbeli bir mekana geçiş vardır. Burası, batı kısmını çevreleyen koridorla ve orta alan ile bağlantılıdır. Güneyde bulunan dikdörtgen salona da geçilen bu kısmın batı cephesindeki üst odaların sahanlığı olduğu tahmin edilebilir. Güneyde bulunan ikinci salon, daha önce kilise olarak kullanılmıştır. Evliya Çelebi’de kaydedilen yer burası olmalıdır.

Ancak bugün mihrap veya cami herhangi bir unsuru ile ilgili bütün özellikleri silinmiştir. Bu salon, kumandanın odasından ve orta alandan iki metre kadar daha yüksektir Bu kısımların dışında kalenin hemen tamamı tanınmayacak kadar harap olmuş ve taş yığını haline gelmiştir. Çok müstahkem bir kale olan Bakras kalesi, çoğunlukla kesme taştan inşa edilmiştir.

Ancak bazı kaba duvarlarında yığma taş da kullanılmıştır. Kalenin suyunu taşıyan üzeri örtülü su kanallarının izleri, güney tarafındaki vadide görülmektedir. Ancak bu izler bugün çok belirsizleşmiştir. İnsanlık tarihi içerisinde bir çok olaya tanıklık etmiş, özellikle de bölgemizin tarihi geçmişinde çok önemli bir yeri ve başrolü bulunan ve de hepsinden önemlisi en önemli tarihi eserlerinden birisi olan Bakras Kalesi maalesef günümüzde tanınmayacak bir hale gelmektedir. Tarih ve kültür mirasımıza verdiğimiz önemsizliğin bir göstergesi olarak, tüm unutulmuşluğuna, yağmalanmışlığına, bakımsızlığına rağmen, belki de bizleri utandırmak için inatla ayakta kalmaya çabalayan Bakras Kalesi, doğaya karşı verdiği amansız yaşam savaşında eğer el atılmazsa ne yazık ki yenilmeye muhtaç bir tarihi eserimiz olarak yakın bir tarihte, Üzerinde taşıdığı tüm tarihin izlerini silerek bir gün yok olup gidecek. Tarihin karanlığında eriyip giden diğerleri gibi…

Paylaşın

Hatay: Ulu Cami

Ulu Cami; Hatay’ın Antakya İlçesi, Uzun Çarşı Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanmaktadır.

16.yüzyılda yapılmış olup, Selçuklu tarzını anlatır. Tonozlu ve düz çatılıdır. Kitabesinde Hicri 1117 tarihi bulunmaktadır. Antakya camilerinin en eskisi ve en büyüğü Ulu Camidir.

Asi kenarındaki bu caminin içi, diğer tüm Türk camilerinde olduğu gibi çok sadedir. İçi kıymetli halılar ile kaplı caminin duvarlarında altın harflerle yazılmış ayetler vardır. Bu caminin Memlûk dönemi eseri olduğu, Osmanlı döneminde bir kaç defa onarım gördüğü sanılmakladır.

Doğu- batı yönünde uzanan dikdörtgen planlıdır. Caminin Osmanlı tarzında yapılmış silindirik geniş gövdeli ve yüksek minaresi şerefeli, sivri külahlıdır ve bir kaç defa tamir görmüştür. Üzerindeki 1704 tarihli kitabe bir kaç onarımdan birine ait olmalıdır.

Gravürlerde, minarenin 200 yıl önce de aynı stilde olduğu görülmektedir. Avlusu geniş, taş döşeli, şadırvanlıdır. Mimarı ve yapılış yılı bilinmemektedir. Üzerinde, 1872 depreminden sonra onarıldığını gösteren 1874 tarihli bir kitabe bulunmaktadır.

Paylaşın

Hatay: Protestan Kilisesi

Protestan Kilisesi; Hatay’ın Antakya İlçesi, Kışla Saray Mahallesi, Saray Caddesi üzerinde yer almaktadır.

Fransızlar döneminde elçilik ve Fransız Bankası olarak kullanılmış, 2000 yılında Güney Kore Kwong Lim Metodist Kilisesi tarafından Protestan Kilisesi olarak tanınmıştır.

Kilisenin Giriş kapısı üzerindeki Türkçe, İngilizce ve Kore dilinde yazılmış plakette, Haziran 2000?de açıldığı yazılıdır. Bu kilise Koreli bir din adamı Pastör tarafından açılmıştır.

Bahçe içerisinde beyaz köfeki taşından kilisenin giriş bölümü boydan boya ileriye doğru hafif bir çıkıntı yapmakta ve sivri kemerli bir kapıdan içeriye girilmektedir. Cephe görünümünün iki yanında dikdörtgen birer pencere, üst katta da yanlarda birer çıkıntılı kısımda da yine dikdörtgen söveli 3er pencere bulunmaktadır.

Kilisenin en üst noktasına da bir haç yerleştirilmiştir. İbadet mekânı dikdörtgen bir plan göstermekte olup, apsidin önünde kürsü bulunmaktadır. Ayrıca iç mekânda geç devre ait kilise eşyaları ile ikonalar bulunmaktadır.

Paylaşın

Hatay: Ortadoks Kilisesi

Ortadoks Kilisesi; Hatay’ın Antakya İlçesi, Zenginler Mahallesi, Hürriyet Caddesi üzerinde yer almaktadır.

Antakyanın Hıristiyan dini yönünden önemli olması bu bölgede kiliselerin yoğunlaşmasına neden olmuştur. Bunun sonucu olarak da Antakya Kilisesi 1833 yılında Mısır Bilad Al Şam hükümdarlığı zamanında Mohammed Ali oğlu İbrahim Paşanın izni ile ahşap, basit bir kilise olarak yapılmıştır.

Sonraki yıllarda beyaz taştan yüksek bir alanda geniş bir avlu ortasında yapılmış, çevresine de müştemilat binaları eklenmiştir. Kilisenin içerisine 70×70 cm2lik iki sütun arasından girilmektedir. Bu sütunlardan bir tanesinin üzerine 2 m. yüksekliğinde 12 satırlık bir şiir, bu kiliseye maddi yardımda bulunan bir aile tarafından Mihail isimli oğullarının anısına yazılmıştır.

Kilisenin üç salonu ve batı, kuzey, güney yönlerine açılan üç büyük kapısı vardır. Doğu Ortodoks Kiliselerinin en güzel örneklerinden biri olan bu kilise deprem sonrası Rus mühendislerinin yardımları ile yeniden yapılmış ve Rus kiliselerinin üslubu burada da karşımıza çıkmıştır.

Kilisenin içerisinde liturjik kilise eşyaları bulunmakta olup, bunların yanı sıra Bizans, Rus ve Suriye kökenli ikonalar da vardır. Ayrıca antik bir taştan yapılmış Taufe Curunu (Vaftiz Kuyusu)dan akan sular kilise altındaki mezarlığa dökülmektedir. Kilisenin kuzeyinde 1911 yılında Patrik IV. Gregorios zamanında yapılmış olan Ruhban okulu günümüzde kilisenin protokol salonu olarak kullanılmaktadır.

Paylaşın

Kırklareli: Karadere Kalesi

Karadere Kalesi; Kırklareli’nin Merkez İlçesi Karadere Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır.

Kale, Karadere Köyünün 2 km güneybatısında, Armağan Barajı kenarında, ormanlık alanda, hakim bir tepede bulunmaktadır. Yaklaşık 150 metreye 60 metrelik bir alanı çevrelemektedir.

Kale, büyük ölçüde yok olmuştur. Kuzey ve doğu kısmında yaklaşık 1 m yüksekliğinde sur duvarları bulunmaktadır. Kalıntılardan anlaşıldığı kadarıyla duvarlar yassı taşlar ile harçsız olarak örülmüştür.

Kale duvarları diğer kısımlarda zeminde taş yığınları şeklinde takip edilebilmektedir. Batısında ve doğusunda giriş olabilecek yollar ve boşluklar bulunmaktadır.

Koruma”1. Derece Arkeolojik Sit Alanı” olarak tescil edilmesi ve koruma sınırının belirlenmesi. Orman içerisinde yer alması sebebi ile ormancılık amaçlı sürüm ve ağaç dikim faaliyetlerinin yapılmaması gerekmektedir.

Definecilik faaliyetlerine karşı bölgedeki güvenlik birimlerince izlenmesi gerekmektedir. Defineciler tarafından tahrip edilmektedir.

Paylaşın

Kırklareli: Kırağlıkayrak Kalesi

Kırağlıkayrak Kalesi; Kırklareli’nin Merkez İlçesine bağlı Çukurpınar Köyünün 2,8 km kuzeyinde, ormanlık alanda, hakim bir tepede bulunmaktadır.

Yaklaşık 45 metreye 60 metrelik bir alanı çevrelemek olan Kale, büyük ölçüde yok olmuştur.

Zeminde, temel seviyesinde taş yığınları şeklinde duvar kalıntıları görülmektedir. Duvar örgüsü anlaşılamamaktadır.

“1. Derece Arkeolojik Sit Alanı” olarak tescil edilmesi ve koruma sınırının belirlenmesi.

Orman içerisinde yer alması sebebi ile ormancılık amaçlı sürüm ve ağaç dikim faaliyetlerinin yapılmaması gerekmektedir.

Definecilik faaliyetlerine karşı bölgedeki güvenlik birimlerince izlenmesi gerekmektedir.

Defineciler tarafından tahrip edilmektedir. Doğu bitişiğinde taş ocağı açılması için faaliyetler başlatılmıştır.

Paylaşın

Kırklareli: Çukurpınar Kalesi

Çukurpınar Kalesi; Kırklareli’nin Merkez İlçesine bağlı Çukurpınar Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır.

Büyük ölçüde yok olmuştur. Zeminde taş yığınları şeklinde duvar kalıntıları görülmektedir. İçinde küçük bir mağara oluşumu bulunmaktadır.

Kuzey tarafında ayakta kalmış yaklaşık 1,5 m yüksekliğindeki duvar parçasından, kale duvarlarının harçsız moloz taşlar ile örülü yaklaşık 1 m eninde olduğu görülmektedir.

Kalenin bazı bölümlerinde kayalıklardan yararlanılarak doğal tahkimat oluşturulmuştur. “1. Derece Arkeolojik Sit Alanı” olarak tescil edilmesi ve koruma sınırının belirlenmesi.

Orman içerisinde yer alması sebebi ile ormancılık amaçlı sürüm ve ağaç dikim faaliyetlerinin yapılmaması, definecilik faaliyetlerine karşı bölgedeki güvenlik birimlerince izlenmesi gerekmektedir.

Defineciler tarafından tahrip edilmektedir. Birçok yerde kaçak kazı çukurları görülmektedir.

Paylaşın

Hatay: Katolik Kilisesi

Katolik Kilisesi; Hatay’ın Antakya İlçesi, Kurtuluş Caddesi, Kurtuluş Sokak üzerinde yer almaktadır.

1852 yılında dönemin sultanlarından bir Antakya’da Katolik Kilisesi kurulması için izin alındı. Antakya’ya gelen Fransız Rahipler, eski bir evi kiliseye dönüştürerek ibadete açmışlardır.

 

Paylaşın

Kırklareli: Kışlalar Kalesi

Kışlalar Kalesi; Kırklareli’nin Merkez İlçesine bağlı Çukurpınar Köyü, Kışlalar Mevki’nde yer almaktadır.

Büyük ölçüde yok olmuştur. Zeminde taş yığınları şeklinde duvar kalıntıları görülmektedir. Duvar izleri her yerde takip edilememektedir. Alanda çok sayıda pişmiş toprak kap, tuğla ve kiremit parçalarına rastlanmaktadır.

“1. Derece Arkeolojik Sit Alanı” olarak tescil edilmesi ve koruma sınırının belirlenmesi. Üzerinde tarım veya ağaçlandırmaya izin verilmemesi, definecilere karşı bölge güvenlik birimlerince izlenmesi gerekmektedir.

Doğal şartlar ve definecilik faaliyetleri sonucu tahrip olmuştur. Ayrıca iş makinesiyle yapılan tahribat göze çarpmaktadır. Üzerine çam dikilerek ağaçlandırma yapılmıştır.

Paylaşın