Amasya: Hatuniye Camii

Hatuniye Camii; Amasya’nın Merkez İlçesi, Hatuniye Mahallesi, Figani Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

Ccami Sultan II. Bayezid’in eşi ve Şehzade Ahmet’in annesi Bülbül Hatun tarafından 1510 yılında yaptırılmıştır.

Camiye kuzeyindeki alçak yay kemerli kapıdan girilir. Kuzey cephesi, birbirine sivri tuğla kemerlerle bağlı altı sütunun oluşturduğu beş gözlü bir son cemaat yeriyle kapatılmıştır. Bu bölümün duvarları ana ibadet mekanının duvarlarından daha yüksektir.

Kemerlerin üstü, bütün cepheyi kaplayacak biçimde Meander motifiyle süslüdür. Son cemaat yerinin üzeri beş küçük kubbeyle örtülmüştür. Kubbelerden sadece ortadaki sekizgen bir kasnak üzerine oturtulmuş, diğerleri kasnaksız kullanılmıştır.

Dikdörtgen planlı caminin duvarları moloz taştan örülmedir. İbadet mekanının orta kısmında bulunan iki payenin duvarlara birleştirilmesiyle iç mekan altı bölüme ayrılmıştır. Yanlardaki bölümlerden daha geniş ve yüksek olan ortadaki iki bölümün üzeri iki kubbeyle örtülüdür. Caminin kuzey-batı köşesinde tuğla örgülü, tek şerefeli minaresi bulunur.

Paylaşın

Amasya: Hatuniye Külliyesi

Hatuniye Külliyesi; Amasya’nın Merkez İlçesi, Hatuniye Mahallesi, Figani Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

Sultan II. Bayezid’in eşi ve Şehzade Ahmet’in annesi Bülbül Hatun tarafından 1510 yılında yaptırılmıştır. Asıl olarak cami, hamam ve sübyan mektebinden oluşan bir külliyedir.

Hatuniye Camii

Camiye kuzeyindeki alçak yay kemerli kapıdan girilir. Kuzey cephesi, birbirine sivri tuğla kemerlerle bağlı altı sütunun oluşturduğu beş gözlü bir son cemaat yeriyle kapatılmıştır. Bu bölümün duvarları ana ibadet mekanının duvarlarından daha yüksektir. Kemerlerin üstü, bütün cepheyi kaplayacak biçimde Meander motifiyle süslüdür.

Son cemaat yerinin üzeri beş küçük kubbeyle örtülmüştür. Kubbelerden sadece ortadaki sekizgen bir kasnak üzerine oturtulmuş, diğerleri kasnaksız kullanılmıştır. Dikdörtgen planlı caminin duvarları moloz taştan örülmedir. İbadet mekanının orta kısmında bulunan iki payenin duvarlara birleştirilmesiyle iç mekan altı bölüme ayrılmıştır.

Yanlardaki bölümlerden daha geniş ve yüksek olan ortadaki iki bölümün üzeri iki kubbeyle örtülüdür. Caminin kuzey-batı köşesinde tuğla örgülü, tek şerefeli minaresi bulunur.

Sübyan Mektebi

Caminin hemen doğusunda yer alır. Sivri kemerli, taş çerçeveli girişi, caminin de girişinin bulunduğu Hazeranlar Sokağı üzerindedir. Moloz taştan örülen duvarlarda enlemesine üçer sıralık tuğla örgüler bulunur. Girişin bulunduğu cephede yine sivri kemerli üç pencere yer alır.

Kemerlerin üst kısımlarında tuğlaların değişik biçimlerde dizilmeleriyle geometrik süslemeler oluşturulmuştur. Batı cephesinde de içeriye açılan alçak kemerli bir kapı ve duvarın üst kısmına yakın iki pencere yer alır. Tek katlı yapının içi büyükçe tek bir oda olarak inşa edilmiştir.

Yapının ilk halinde çatı çift kubbeyle örtülüdür. Ancak sonradan kubbeleri yıkılmış, binanın üstü ahşap çatıyla kapatılmıştır. Yer ve tavan döşemeleri ahşaptandır.

Yıldız Hamamı

Çukur Hamam ya da Hatuniye Hamamı olarak da bilinen kare planlı hamam fenerli bir kubbe ile örtülüdür. Kubbeli bir soyunmalık, soyunmalığın güneyinde soğukluk, bunun doğusunda yer alan tuvaletler ile batısında yer alan sıcaklık ve külhan (hamamın suyunun ısıtıldığı ocaklık) bölümlerinden oluşur.

Paylaşın

Amasya: Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii; Amasya’nın Merzifon İlçesi, Hocasüleyman Mahallesi, Cumhuriyet Caddesi üzerinde yer almaktadır.

Kara Mustafa Paşa tarafından 1666 yılında yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı caminin dış duvarları tümüyle düzgün kesme taştan örülmüştür. Sivri kemerlerle bağlı dört sütunun oluşturduğu üç gözlü, tavanı ahşap kaplı bir son cemaat yeri bulunur. İbadet mekanının üzeri büyükçe bir kubbe ile örtülüdür.

İç kısmı 19. yy. özelliği gösteren kalem işleri ile süslü olan kubbenin sekizgen kasnağının köşe boşlukları yine sekizgen ağırlık kuleleri ile desteklenmiş ve estetik açıdan bir bütünlük sağlanmıştır. Cami, kubbe kasnağının her yüzündeki ikişer küçük pencere ve beden duvarlarındaki üçü altta üçü üstte olmak üzere altışar pencere ile aydınlatılmıştır.

Caminin en dikkat çekici yanlarından biri de avludaki şadırvanıdır. 19. yy.’da yapıldığı sanılan şadırvan temel olarak ahşap yapılıdır. Sivri bakır külahını sekiz ahşap sütun taşır. Şadırvanın asıl özelliği ise tavanındaki kalemişi süslemelerdir. Zileli Emin’in bu süslemeleri 1875 yılında yaptığı, süslemeler arasına düştüğü tarih ve isimden anlaşılmaktadır.

Süslemelerde üç yerin resmedildiğine inanılır. İlki İstanbul’dur. Resim dikkatle incelendiğinde Galata ve Bayezid Kuleleri arası, Haliç ve Galata Köprüsü, Sultanahmet, Ayasofya ve Süleymaniye Camileri ve Çemberlitaş seçilebilmektedir. İkinci sahne Amasya’ya benzetilir. Kale, nehirdeki su değirmenleri ve Bayezit Camii’ne benzer yapılar görülebilmektedir. Üçüncü sahnenin ise Viyana şehri önlerindeki Osmanlı ordusunu tasvir ettiği düşünülür.

Zamanın anlayışı gereği insanın resmedilmediği sahnede patlayan top ve silahların yanında çadırlar görülmektedir. Cami avlusunun Taşhan tarafındaki girişi de yine görülmeğe değerdir. Üzerinde küçük bir odacığı bulunan derin kemerli girişin kemeri renkli taşlardan örülmüştür. Avluda çapları yaklaşık 3 metre olan iki de yaşlı çınar bulunur.

Paylaşın

Amasya: Fethiye Camii

Fethiye Camii; Amasya’nın Merkez İlçesi, Fethiye Mahallesi, Küba Sokak üzerinde yer alır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Eski bir Bizans kilisesinden camiye çevrilmiştir. Kilisenin 7. yy.’da Bizans İmparatoru Phocas’ın kızı Helena tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır. Danişmendliler Döneminde Amasya valiliği yapan Fetih Gazi bu büyük kiliseyi camiye çevirtmiş ve ismini Fethiye Camii olarak koymuştur. Bu cami zaman içinde oldukça hasar görmüştür.

1956’da onarılarak tekrar ibadete açılan cami son olarak 2006 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce restore edilmiştir. İlk halinde minaresi bulunmayan camiye 1883 yılında İncezade Hacı Mehmet tarafından bir minare eklenir. Kilise halinden pek az bir kısmı ayakta kalmış olan caminin duvarları tamamen sıvanıp üzeri beyaza boyandığından yapının orijinal duvar kalıntılarının tespiti mümkün olmamıştır.

Cami, kilisenin apsis kısmında kuruludur. Bu nedenle caminin doğu cephesi yarım bir altıgen oluşturacak biçimde köşelidir. Kuzey duvarındaki küçük bir girişten girilen caminin batı cephesi sonradan geniş kemerli bir niş biçiminde kapatılmış, bu bölüme alt ve üst pencereler açılmıştır.

Paylaşın

Amasya: Çilehane Camii

Çilehane Camii; Amasya’nın Merkez İlçesi, Pirinççi Mahallesi, Mehmet Paşa Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

1413 yılında, Çelebi Mehmet’in emirlerinden Yakup Paşa yaptırmıştır. Bugün cami olarak kullanılan yapı esas olarak bir Halveti Tekkesi’dir. Tekke, mescid ve çilehane hücrelerinden oluşur.

Binanın batı girişinin batı yanında ise muhtemelen türbe olduğu sanılan yapı bulunmaktadır. Binanın beden duvarları, araları kırmızı harçla doldurulmuş moloz taşlardan örülmüştür.

Bu taş örgüsünü yatay biçimde örülmüş ikişer sıralı tuğla hatlar destekler. Camiye kesme taştan büyük eyvanlı bir kapıdan girilir. Kapı yay kemerlidir. İçeriyi aydınlatan pencerelerse mermer çerçeveli ve tuğla kemerlidir.

İç mekana batı kapısından girilince, sağda mescid ve küçük geçitlerle ulaşılan halvet (çile) odaları; solda ise türbe ve tekke bulunur.

Cami ve tekkeyi büyük birer kubbe örter. 1939 depreminden büyük zarar gören Çilehane 1964 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılmıştır

Paylaşın

Amasya: Cumudar Türbesi

Cumudar Türbesi; Amasya’nın Merkez İlçesi, Dere Mahallesi, Burmalı Minare Camii içerisindedir. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Burmalı Minare Camii, girişinin sol yanında kare zemin üzerine sekizgen yapılı Cumudar Türbesi bulunur.

İlhanlılar’ın Anadolu egemenliği döneminde Amasya’da Anadolu Nazırlığı yapmış olan Şehzade Cumudar’a ait mumyanın Amasya Müzesi’ne konulmasına kadar burada bulunmuş olması nedeniyle bu isimle anılan türbe asıl olarak Ferruh Bey ve oğluna aittir.

Paylaşın

Amasya: Burmalı Minare Camii

Burmalı Minare Camii; Amasya’nın Merkez İlçesi, Dere Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Caminin kapısı üzerinde bulunan, kemer kavisi şeklindeki kitabeden caminin iki kardeş tarafından yaptırıldığı anlaşılır. Bu kardeşlerden Said Ferruh’un Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in vezirlerinden Necmeddin Ferruh Bey olduğu kabul edilmektedir. Kardeşi de Haznedar Yusuf’tur. Yapım tarihi, kitabeye göre 1242 yılıdır.

Bugün, minaresinin yapım biçimiyle adlandırılan ve Evliya Çelebi’nin, Seyahatname’sinde Mahkeme Camii ismiyle bahsettiği caminin minaresi ilk yapıldığında ahşaptı. 1590 yılındaki deprem ve 1602 yılında yaşanan yangında hasar gören caminin minaresi 1730 yılında yaşanan büyük yangında tamamen yok oldu.

Bunun yerine yapılan minare bu kez caminin güçlü taş yapısına uygun biçimde taştan yapıldı. Dönerek minarenin etrafını dolanan yivlerin oluşturduğu bu yapıya bu zamandan sonra Burmalı Minare, camiye de Burmalı Minare Camii denmiştir. Cami, girişin iki yanındaki minare ve türbe dışında oldukça düzgün bir dikdörtgen plana sahiptir.

Kesme taştan örülmüş kalın ve güçlü duvarlardan batı ve doğu cephesindekilerde bulunan dörder pencere ile güney cephesindeki üç pencere caminin içini aydınlatır. Camiye minare ve türbenin arasından, dışarıya doğru çıkıntılı büyük bir niş içinde yer alan kemerli kapıdan girilir.

İç mekan mihrap ekseninin iki yanında sıralanmış üçer paye (sütun) ile üç sahına ayrılmış, payelerin birbirine sivri kemerlerle bağlanmasıyla bu sahınlar da üçer bölüme ayrılarak toplam dokuz bölüm meydana getirmiştir. Bu dokuz bölümden orta sıradaki üçünün üzeri kubbelerle örtülüdür. Yan sıralardaki bölümlerden kıble duvarına yakın olaan ikisi çapraz, diğer bölümler beşik tonoz örtülüdür

Paylaşın

Amasya: Bayezidpaşa Camii

Bayezidpaşa Camii; Amasya’nın Merkez İlçesi, Beyazıtpaşa Mahallesi, Sakman Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Beyazıtpaşa Mahallesi’nde, nehrin doğu kıyısında, Künç Köprü’nün karşısında yer alan camiyi 1414 yılında, daha sonra sadrazam olan Bayezid Paşa yaptırmıştır. Ters T biçimindeki caminin planı bazı ayrıntıları dışında aynı dönemlerde Bursa’da yapılan Yeşil Cami’ninkine benzer.

Bu plana sahip camilere Zaviyeli ya da Bursa Tipi Camiler de denir. Yapısı ve süslemeleriyle oldukça zarif bir görünüşe sahip caminin en dikkat çekici bölümü kuzeyindeki son cemaat yeridir. Altı kalın kare paye birbirine ve beden duvarına sivri, kalın kemerlerle bağlanarak beş bölüm oluşturur. Her bölümün üzeri Türk üçgenleriyle geçilen sekizgen kaideler üstündeki kubbelerle örtülüdür.

Payeler kemer hizasına kadar düzgün kesme taşlardan örülmüştür. Payeleri bağlayan kemerlerse kırmızı ve beyaz  ermerdendir. Bunların etrafında yine mermerden, hafif çıkıntılı çerçeveler bulunur. Bu bölümün üst kısmı kıvrık dal ve yaprakların oluşturduğu motiflerle süslenmiştir. Mukarnas süslemeli saçak altında yer alan, boydan boya cepheyi dolanan kırmızı taş kuşağı üzerine caminin kabartma biçiminde vakfiyesi işlenmiştir.

Giriş kapısı son derece zengin ahşap bezemelidir. İbadet mekanı iki bölümden oluşur. Mihrabın bulunduğu ikinci mekan ilkinden daha küçüktür. Bu bölümün doğusu ve batısında bulunan kapılardan yan mekanlara geçilir. Her bölümün üzeri bir kubbeyle örtülüdür. Cami 2006 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce onarılmıştır.

Paylaşın

Amasya: Bayezid Külliyesi

Bayezid Külliyesi; Amasya’nın Merkez İlçesi, Hacı İlyas Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

1481-1486 yılları arasında, Amasya Valisi Şehzade Ahmet tarafından babası Sultan II. Bayezid adına yaptırılmıştır. Cami, medrese, imaret ve şadırvandan oluşan bir külliye olarak yaptırılan yapının mimarı Şemseddin Ahmet’tir. Caminin güneydoğu köşesinde bulunan, Şehzade Ahmet’in küçük yaşta ölen oğlu Şehzade Osman’a ait türbe yapıya sonradan eklenmiştir.

Yan mekanlı, ya da zaviyeli cami mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan cami, ortada büyük bir kemerle ayrılan iki kare mekanla, doğu ve batı yanlarda üçer kubbeli yan mekanlardan oluşur. Orta mekanı, sekizgen kasnaklarında 16’şar pencere bulunan iki büyük kubbe örter. Kubbe içi ve pencere kemerlerinin üzeri zengin kalem işleri ile süslenmiştir.

Ahşap pencere kanatları, 15. yy. ahşap kündekari tekniğinin en güzel örneklerindendir. Kuzeydeki son cemaat yeri, altı yuvarlak mermer sütun üzerine oturan beş sivri kemerin taşıdığı beş kubbe ile örtülüdür. Son cemaat yerindeki pencere üstleri mavi beyaz çini panolarla süslenmiştir.

Buranın iki ucunda yükselen tek şerefeli iki minareden soldakinin gövdesi dikine yivli, sağdakinin gövdesi ise zikzak taş dekorludur. Caminin mukarnas süslemeli, ihtişamlı taç kapısı üzerindeki üç satırlık mermer kitabesini Hattat Şeyh Hamdullah yazmıştır. Avlu ortasında yer alan 12 kenarlı şadırvan, 12 sütunun taşıdığı, 12 yüzlü sivri piramit bir çatıyla örtülüdür. Caminin batı yönünde “U” planlı medrese bulunur.

Külliyeyi çevreleyen avlunun batı duvarına bitişik olarak inşa edilmiş olan medrese, ortada genişçe bir avlu, avlunun etrafında kubbeli revaklar ve bunların arkasındaki öğrenci hücrelerinden oluşur. Kuzeydeki giriş kapısının karşısında, sekizgen kasnaklı bir kubbeyle örtülü, kare planlı dersane vardır. Evliya Çelebi’nin Amasya’da bulunan on medreseden en süslü ve en bakımlısı olarak anlattığı Sultaniye Medresesi, 1922 yılından beri İl Halk Kütüphanesi olarak kullanılmaktadır.

“L” planlı İmaret ise caminin doğusundadır. İmaret’in dikdörtgen olan asıl mekanlarının üzeri tonozlarla örtülüdür. Bu mekanların önünde, İmaret’in camiye bakan yüzlerinde küçük kubbelerle örtülü revaklar bulunur.  İmarethane’nin büyük dikdörtgen salonu bugün Maket Amasya Müzesi’ne ev sahipliği yapmaktadır.

Caminin kuzeybatısında, Medrese’ye yakın bir yerde bulunan tek katlı, kare planlı küçük yapı ise güneşin konumuna göre namaz vakitlerinin belirlendiği muvakkithanedir. İç mekan duvarları ve tavanı kalem işi bezemelerle süslü muvakkithanenin kuzey ve güney cephelerinde bulunan pencerelerinin çevresinde de kalem işleri bulunmaktadır.

Muvakkithane 1842 yılında Hacı Hüseyin Efendi tarafından yaptırılmıştır. Caminin önünde, şadırvanın iki yanında bulunan çınar ağaçları ise caminin inşaatı sırasında buraya dikilmişler, 500 yılı aşkın bir zamandır cami bahçesine
gölgelerini düşürmektedir.

Paylaşın

Ağrı: Meya (Günbuldu) Mağaraları

Meya (Günbuldu) Mağaraları; Ağrı’nın Diyadin ilçe merkezine 12 kilometre uzaklıktaki Günbuldu Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır.

Antik bir kent görünümündeki yerleşim yerinde mağaralar ve tarihi kalıntılar köyün 400 metre uzağında bulunmaktadır. Kayalara oyularak yapılmış barınma yerleri, tapınak, ibadethane, oda ve mağaralar oldukça ilgi çekicidir.

Barınak ve ibadethanelerde değişik inançların izleri görülmektedir. Oldukça tahrip edilmiş kentten, günümüze mihrap, haçlı taşlar ve mezarlar kalmıştır. Buradan çıkarılan iki koç heykeli, şu anda il merkezinde bulunmaktadır.

Paylaşın