Burdur: İnsuyu Mağarası

İnsuyu Mağarası; Burdur’un Merkez İlçesine bağlı Çatağıl Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır.

İl merkezine yaklaşık 13 km. mesafededir. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. Ülkemizde turizme açılan ilk mağaralardandır (1965). Mağara 597 mt uzunluğunda olup deniz seviyesinden 900 mt yüksekliktedir.

İnsuyu Mağarasında; karstik yapının zamanla erimesi ve aşınması sonucu, mağara içinde sarkıt ve dikitler meydana gelmiştir. Ayrıca girintili çıkıntılı çeşitli yönlere açılan dehlizler bulunmaktadır. Mağaranın suyu karbonatlı maden suyudur. İnsuyu mağarası, Kültür Bakanlığı kararı (1976) ile I. derece Doğal Sit olarak tescil edilmiştir.

Paylaşın

Burdur: Kibyra Antik Kenti

Kibyra Antik Kenti; Burdur’un Gölhisar İlçesi, Horzum Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kentin yerleşim alanı oldukça büyüktür. Yapılar, simetrik düzenlenmiş, tepelik teraslanarak göl ve ova manzarasına hâkim konumda ve hiçbir yapı bir diğerinin manzarasını kesmeyecek biçimde yerleştirilmiştir. Şehre girerken solda muhteşem bir anıtsal kapı ile Antik Çağ Anadolu’sunun 12-13 bin kişi kapasitesi ile en görkemli stadyumu bulunmaktadır. İlerledikçe bazilika, yukarı ve aşağı agora, hamam, gymnasion, tiyatro ve meclis binası ile planlı anıt mezar, hamam, yuvarlak kuleli tak ve su yolları görülmektedir.

Meclis binası/müzik evi 3 bin 600 kişi kapasitesiyle Antik Çağ Anadolu’sunun en görkemli eserlerindendir. Meclis binası/orkestranın tam merkezinde bulunan kırmızı, yeşil ve beyaz mermerden yapılmış, yılanlardan oluşan saçları ve insanları taşa çeviren bakışlarıyla Medusa Mozaiği Anadolu’da tektir. 2011 yılında meclis binası önünde, Anadolu’nun en sağlam ve en büyük mozaik alanı olma özelliği taşıyan, 540 metrekare alanı kaplayan mozaik ortaya çıkarılmıştır. Yine meclis binası önünde, Geç Roma Dönemi’ne ait (MS 6-7’nci yüzyıl) Roma Hamamı ve seramik atölyesi bulunmuştur. Kentin bugün görülebilen tüm mimari kalıntıları Roma İmparatorluk Dönemi’ne aittir.

Kibyra, II. Eumenes (MÖ 197-159) zamanında Bergama Krallığı egemenliğinde görünmektedir. Hemen sonrasında Kibyra ve yakın çevresinde konumlanmış antik kentlerden Boubon, Balboura ve Oinoanda’dan teşekkül dörtlü ortak meclis (MÖ 2-1’nci yüzyılda) oluşturulmuştur. Söz konusu birlik MÖ 82 yılında Romalı General Murena tarafından dağıtılarak ortadan kaldırılmış; Asia eyaleti ve diğer kentler Likya Birliği’ne dâhil edilmiştir. MS 23 yılında meydana gelen büyük bir deprem sonucunda yerle bir olan kent, Roma İmparatoru Tiberius tarafından yeniden inşa edilmiştir.

Kibyra özellikle MS 1 ve 3’üncü yüzyıllar arasında en parlak dönemini yaşamıştır. Kibyra, demircilik, dericilik, çömlekçilik ve at yetiştiriciliğinde ünlüdür. Şehir halkı son derece savaşçı bir kimliğe sahiptir. Meclis binası, içindeki Medusa başı ve önünde yer alan Türkiye’nin en sağlam ve en büyük mozaik alanı dikkat çekicidir. Kibyra’dan çıkarılan eserler Burdur Müzesi’nde sergilenmektedir.

Paylaşın

Bolu: Bthynium-Cladiopolis Antik Kenti

Bthynium-Cladiopolis Antik Kenti; Hisartepe, Kargatepe, Fırkatepe ve Uğurluanip tepesini kapsayan alanda kurulmuş olan Bithynium-Claudiopolis şehrinin tarihi 1978 yılı Hisartepe kazısında ortaya çıkan bulgulara göre M.Ö 7. yüzyıla kadar gitmektedir.

Helenistik dönemde Bithynia Kralı Ziaelas’ın (M.Ö.255-235 ?) doğu seferi sırasında ele geçirilerek Bithynia Krallığı’na bağlanan şehir, o dönemde imar edilmiş ve şehre Bithynium ismi verilmiştir. 1978 yılı Hisartepe kazısında bulunan Geç Helenistik döneme ait seramik parçaları dışında, Bityhnia dönemi şehrine ilişkin başka bir buluntu şu ana kadar ele geçmemiştir M.Ö. 74 yılında Roma hakimiyetine giren şehrin adı Roma imparatoru Claudius un (M.S.41-54) adına izafeten Claudiopolis olarak değiştirmiştir.

Günümüz yerleşiminin, antik şehrin üzerine kurulması nedeniyle ayakta kalmış hiçbir yapı bulunmamaktadır. Ancak,1978 yılı Hisartepe kazısında, Roma imparatoru Hadrian (M.S.117-138) tarafından yaptırılmış olan Antinous Tapınağı’na ait mimari parçalar bulunmuş, Hisartepe ‘nin güney yamaçlarında ise antik tiyatroya ait bazı izler tespit edilmiştir.

Antinous Tapınağı’na ait sütun, arşitrav ve friz parçaları ile antik tiyatroya ait kitabeli bir friz parçası halen Bolu Müzesinde sergilenmektedir. Geçmiş yıllarda, şehrin muhtelif yerlerinde yapılan inşaatlara ait temel hafriyatlarında Roma dönemine ait heykeller,mimari parçalar ve mezar stelleri bulunmuştur. 1995-2006 yılları arasında Bolu İli, Merkez İlçede Bolu Müzesi Müdürlüğünce yapılan kurtarma kazılarında toplam 72 adet Roma dönemine ait lahit ve tuğla mezar açığa çıkarılmıştır.

Mezarlarda bronz sikkeler,pişmiş toprak koku kabı ve kandiller , gözyaşı şişeleri gibi çok sayıda mezar hediyesi ele geçirilmiştir. M.S 2-3.yüzyıllara tarihlendirilen söz konusu mezarların yayılma alanı göz önünde bulundurulduğunda ,Roma dönemi nekropolünün bu kadar geniş bir alanı kapsaması,antik Claudiopolis’in büyüklüğü konusunda da fikir vermektedir.

Yine Bolu Müzesi Müdürlüğünce şehir içinde yürütülen çalışmalarda, 1995 yılında Belediye Su işleri binası önünde, Claudiopolis kentine ait tek örnek olan mozaik taban döşemesi, 1906 yılında Büyük Cami mahallesi katlı otopark yanında büyük blok taşlarla inşa edilmiş Roma Yolu’nun 15 m.lik bir bölümü, 2004 yılında Atatürk İlköğretim Okulu bahçesinde Roma dönemine ait 2 adet yapı ve yol kalıntısı açığa çıkarılmıştır. Ayrıca Bolu şehir merkezinde, Erken Hristiyanlık dönemine ait, içi fresk süslemeli Hypoge’lere rastlanmıştır. Şehirde Bizans döneminden kalma izler bulunmakta ve bu döneme ait bazı eserler Bolu Müzesinde sergilenmektedir.

Paylaşın

Bolu: Göynük, Kent Müzesi

Kent Müzesi; Bolu’nun Göynük İlçesi, Hacı Abdi Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

180 Yıllık Gürcüler Konağının kent müzesi olarak tanzim edilmesi gelecek nesillere ışık tutmakta ve aynı zamanda yaşayan canlı bir müze olma özelliği ile de yerli ve yabancı turizmcilere Göynük’ün tarihini anlatmaktadır. Kent müzemizde toplanan belgeler, eşyalar, koleksiyonlar ilçemizin tanıtımında ve kültürel mirasımızın korunmasında özel bir yer tutmaktadır. Yaşayan Müzemiz Türk Kültür değerlerinin yarınlara aktarılması ve genç kuşaklara severek benimsetilmesi noktasında önemli görev üstlenmektedir.

Göynük’te 2013 yılından beri Kent Müzesi olarak faaliyet gösteren Gürcüler Konağı 19. YY sonlarından itibaren Göynüğün tarihi dokusunu, yaşayış şeklini, örf ve adetlerini bizlere aktarmaya çalışan önemli bir kent belleğidir. Gürcüler Konağı 7 oda, 1 mutfak, 1 mahzen ve “Hayat” adı verilen avludan oluşmaktadır. Avlu, Osmanlı evleri için vazgeçilmez bir unsurdur. Tandır, kuyu, çeşme, havuz, ocak gibi öğelerin bulunduğu bahçe ya da avlular evin en renkli ve fonksiyonel bölgeleridir.

Osmanlıda evlerin kapıları avluya açılır ve avludan sokağa açılan kapı evin en dış kapısıdır. Ev özel alan olması hasebiyle mahrem bir alandır. Evin kapısının direkt olarak dışarıya değil de bir avluya açılıyor olması bu hassasiyetin bir sonucudur. Evin mahremiyetini sağlayan unsurlardan biri de her biri estetik zevkin eseri olan kapı tokmaklarıdır. Kapı tokmakları, eve gelen kadın ve erkek misafirler için ayrı ayrı özelliklerde tasarlanırdı. Tokmağın sesinden gelenin kadın mı erkek mi olduğunu anlamak mümkündü.

Paylaşın

Bolu: Göynük, Debbağ Dede Türbesi

Debbağ Dede Türbesi; Bolu’nun Göynük İlçesi, Hacı Abdi Mahallesi, Deveyolu Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Hayatı Hakkında bilgi menkıbelere dayanmaktadır. Deri tabakladığı için bu isimle tanınmıştır. Asıl ismi ise bilinmiyor. Anlatılanlara göre ermiş ve ermişlikte yüksek bir mertebeye ulaşmıştır. Halk arasında anlatıldığına göre Debbağ Dede sabah namazlarını Mekke’de kılardı.

Bir sene Göynük’ten bir grub Müslüman hac için Mekke’ye gider. İbadetlerini yapıp dönecekleri sırada biri kaybolur. Diğer hacılar döner o kalır. Çaresizlik içinde kıvranırken Arabın biri yanına yaklaşır. Derdini sorar. Göynüklü de başına geleni anlatır. Arap merak etmemesini kendi yöresinden bir zatın her sabah namaz için Mekke’ye geldiği onunla dönebileceğini söyler.

Namazdan sonra ona sıkı sarıl, ne derse desin sakın bırakma der. Adam denileni yapar. Debbağ dede bakar ki kurtuluş yok. Adama gözlerini yum, ben aç demeden açma, bunu da kimseye anlatma der. Bir anda Göynük yakınlarına gelirler. Bir süre sonra adam Göynük’e ve Debbağ Dede’yi görür tanır. Bunun üzerine Debbağ Dede ”vademiz dolmuştur suyumuz ısıtılsın” der ve vefat eder.

Paylaşın

Bolu: Gerede, Keçi Kalesi

Keçi Kalesi; Bolu’nun Gerede İlçesi, Kitirler Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Arkut Dağı’nda etrafına hakim bir tepededir. Bithynialılar zamanından kalan kale, 1993 yılında restore edilmiştir. Kale hakkındaki rivayete göre şehre saldırı olduğunda halk mal ve hayvanlarıyla beraber kaleye sığınırlar ve kendilerini savunurlarmış.

Yine böyle bir durumda kale etrafına yerleşen düşman gündüzleri kaleye saldırmakta fakat başarılı olamamaktaymış. Günlerce saldırılar devam etmiş ve kalede yiyecek sıkıntısı başlamış. Bir gece burada bulunan halk kaledeki tüm keçilerin boynuzlarında mum yakarak, kalenin dışına salmışlar.

Bir anda büyük bir ordunun üzerlerine geldiğini sanan düşman oradan kaçıp dağılmış ve Geredeliler keçileri sayesinde düşmandan kurtulmuş. Kalenin ismi de buradan gelmekteymiş.

Paylaşın

Bolu: Gerede, Asar Kalesi

Asar Kalesi; Bolu’nun Gerede İlçesi, Örencik, Çağış ve Akçaşehir köylerinin yakınında, her yöne hakim kayalık bir tepe üzerindedir.

İlçe merkezine 20 kilometre mesafedeki kaleye özel araçlarla ulaşım mümkündür.

Tepenin doğu tarafına inşa edilmiş olan kalenin iç kısmında şimdi girişleri kapalı olan kaya içi odalar bulunmaktadır Tamamen kayalık bir alan olan tepenin kuzey ve batı yönleri doğal sur halinde olup kaleye buradan çıkmak imkansız görünmektedir.

Gerek yapı tarzı gerek hakkında aşağıda anlatılan hikaye kaleyi oldukça ilginçleştirmektedir. Çevreye olan hakimlik ve çevredeki mükemmel tabiat güzellikleri bilhassa fotoğraf meraklılarının ilgisi olacaktır.

Hikayeye göre kale ile kalenin doğusunda bulunan kalenin bulunduğu tepeden den daha alçak olan tepe arasında “Ulusu” deresi altında bir geçitle bağlantı bulunmaktadır. Aslında halk bu küçük tepede kurulu şehirde yaşamakta ve bir düşman saldırısı anında dere altındaki geçit vasıtasıyla Asar Kalesine çıkarak kendisini savunmaktadır.

Paylaşın

Bolu: Kanuni Sultan Süleyman Camii

Kanuni Sultan Süleyman Camii; Bolu’nun Mudurnu İlçesi, Büyükcami Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

1546 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır. Caminin tavanı ahşap, duvarları taş yapıdır. Duvar kalınlığı 90 cm’dir. Tavan, açma tavan olarak inşa edilmiş olup Selçuklu mimarisini andırır. Tek minarelidir.

Minare, mimari tarzda tuğladan örülmüş ve tek şerefelidir. Halk arasındaki bir söylenceye göre Kanuni, caminin istediği büyüklükte yapılmadığı için beğenmeyip kapısına kilit vurdurmuş, cami ancak vefatından 50 yıl sonra ibadete açılabilmiştir.

Paylaşın

Bolu: Yeniçağa, Yıldırım Bayezıd Hamamı

Yıldırım Bayezıd Hamamı; Bolu’nun Yeniçağa İlçesi, Eskiçağa Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Köy dolmuşları ile ulaşım mümkündür.

791 H. ( 1388 ) yılında Yıldırım Bayezit adına yapılmıştır. Moloz taştan, küçük bir hamamdır. İki bölmeli sıcaklığı bulunmaktadır. Sıcaklığın doğusunda iki halvet hücresi vardır.

Bu hücrelerden biri istiridye şeklinde tromplarla geçilen ve tepeye doğru daralan yıldızlardan oluşan kubbesiyle dikkat çekmektedir.

Paylaşın

Bolu: Çeltikdere Bizans Kilisesi

Çeltikdere Bizans Kilisesi; Bolu’nun Seben İlçesi, Çeltikdere Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Köy dolmuşları ile ulaşım mümkündür.

Kilise Orta Bizans Döneminin ( M.S.842 – 1240 ) klasik dini mimari şemasına uygun olarak haç biçiminde inşa edilmiştir.

9 x 13 m. ölçülerinde bir oturma alanına sahip olan kilise kesme taş ve tuğladan inşa edilmiş olup, batısındaki girişte narteksi, doğusunda ise dışa taşkın 3 apsis mevcuttur.

Paylaşın