Burdur: Ulu Camii

Ulu Camii; Burdur’un Merkez İlçesi, Pazar Mahaallesi, Atabey Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Hamitoğlu Dündar Bey tarafından 1300’de yaptırmıştır. Çelik Mehmet Paşa 1749’da onarım yaptırmıştır. Depremden sonra 1919’da ahşap karkas olarak yapılmıştır. İçten yarım kubbelidir. Kuzey kapısı yönündeki ikinci cemaat yerini 3 kubbe örtmektedir. Cami kesme blok taşlardan yapılmıştır.

Ahşap tavanlı ve kiremit çatılıdır. Beden duvarlarında iki sıra halinde sivri kemerli pencereler yer almaktadır. Selçuklu ve Beylikler dönemi Ulu Camileri’nde görülen mimari karakteristiğe uygun olarak camiinin kuzeyi, doğu ve batısında üç girişi vardır. Caminin kuzeydoğu ve kuzeybatı köşelerinde bulunan iki minaresi kare kaideli silindire yakın çok gen gövdelidir.

Paylaşın

Burdur: Susuz Han

Susuz Han; Burdur’un Bucak İlçesi, Susuz Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Bucak İlçe Merkezi’ne 10 km mesafededir. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Anadolu Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Keyhusrev döneminde (1237-1246) yapılmıştır. Susuz Han’ın sadece kapalı mekanı günümüze kadar korunarak gelebilmiştir. Taç kapının bulunduğu batı cephesi üzerinde kalan duvar ve tonoz izlerinden batı kesiminde bir avlusu olduğu anlaşılmaktadır.

Hanın kapalı kısmı doğu-batı yönlü bir orta sahın ile bu sahnı enine dik kesen beş sahınlı bir yapı olarak planlanmıştır. Binanın merkezinde, orta sahnın tonozu üzerinde bir kubbe yer almaktadır. Yapının beden duvarları yuvarlak ve çokgen kesitli payandalarla desteklenmiştir. Kapalı kısmın batısında kalan avlunun bulunması gereken bölümde 2008 yılında Burdur Müze Müdürlüğü ve Ege Üniversitesi beraber bir kazı çalışması yapılmıştır.

Açık avlu yapısına ait verilerin ortaya çıkartılması amacıyla yapılan bu kısa süreli kazıda, çeşitli dönemlere ait seramik parçaları, Bizans dönemi seramik kap parçaları, 17. 18. Yüzyıllara tarihlenen lüleler, Roma Bizans dönemine ait ağırşaklar, II. Gıyaseddin Keyhusrev (1237-1246), II. İzzettin Keykavus ve III. Gıyaseddin Keyhusrev dönemlerine tarihlenen bakır sikkeler bulunmuştur.

Ayrıca kazılarda bulunan, 3 adet Osmanlı sultanlarına ait gümüş akçede, yapının Selçuklu döneminden sonrada kullanıldığının göstergesidir. Kazı çalışmaları sırasında, bol miktarda nal, nal çivisi, dövme mıh, halka ve zincir gibi metal objelerin bulunması yapının fonksiyonu ile yakından ilgili oldukları için önemli belgelerdir.

Paylaşın

Burdur: İncir Han

İncir Han; Burdur’un Bucak İlçesi, İncirdere Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Bucak İlçe Merkezi’ne 5 km mesafededir. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Anadolu Selçuklu sultanlarından  Keykubat Bin Keyhusrev tarafından (1339-1340) yıllarında yaptırılmıştır. Avlusu ile birlikte dikdörtgen bir plana sahiptir. Avlu kısmı tamamen tahrip olmuş, kışlık bölümü çatı kısımlarından tahrip olmasına rağmen sağlam ve ayaktadır.

Hanın, ilk bakışta dikkati çeken kısmı,  kışlık bölüme giren taç kapısıdır. Büyük kesme taş bloklarla yapılmış beden duvarlarından, öne doğru çıkıntılı yapılan anıtsal taç kapının üst kısmında, içe doğru küçülen istiridye kabuğu formunda yuvarlak kemerli bir kapı nişi bulunur.

Bu kapı nişi dış cepheden iki yalancı sütun üzerine oturtulmuştur. Basık kemerli giriş kapısının üzerinde dört satırlık kitabesi vardır. Kervansarayın mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğüne aittir.

İncir Han, Gayrimenkul Eski Eserler Anıtsal Yüksek Kurulunun 10/07/1982 tarih ve A-3741 sayılı karırı ile Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı olarak tescil edilmiştir.

Paylaşın

Burdur: Sagalassos Antik Kenti

Sagalassos Antik Kenti; Burdur’un Ağlasun İlçesi, Kıraç Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Ağlasun’a 7 km. mesafededir. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Denizden 1700 metre yüksekliğindedir. Sagalassos, Pisidia bölgesinin Roma imparatorluk döneminin en önemli şehridir. Şehirde bulunan yapıların büyük bir çoğunluğu Roma dönemine aittir. Sagalassos’un ilk tespiti 1706 yılında Fransız gezgin Paul Lucas tarafından yapılmıştır.

Bulutların arasındaki şehirde girişte konutlar, aşağıda hamam, kireç ve metal fırınları, aşağı agora (çarşı), çeşme ve odeon, daha yukarıda, kuzeyedoğru ilerledikçe konutlar, sağ tarafta tiyatro, Neon kütüphanesi, Helenistikçeşme, seramik üretim merkezi, şehrin merkezinde yukarı agora, meclis binası, kilise, sol üst tarafta heroon, tapınak ve Cladius kapısı bulunmaktadır.

Sagalassoslular M.Ö. 3. bin yılın sonlarında Batı ve Güney Anadolu’da yaşayan Luvi kabilelerinin bir kolu olan Pisidia halkındandır. M.Ö. 333 yılında Büyük İskender, bu şehri ele geçirmiştir. Sagalassos, Seleucid (Seleukos) ve Attalid (Attalos) hakimiyetlerine girmiş, M.Ö. 25 yılında Galatia kralı Amyntas’ın, ardından Agustus tarafından Roma İmparatorluğu topraklarına katılmıştır.

Hadrian’ın 120’li yıllarda Sagalassos’u Pisidia imparatorluk kültünün resmi merkezi seçmesi üzerine başlayan çok daha büyük çaplı ekonomik büyüme, bir yüzyıl sürecek imar büyümesini başlatmıştır. 6. yüzyılın ortasına kadar gelişmeye devam eden kent M.S. 590 yılında yaşanan büyük depremde yerle bir olmuştur. M.S. 13. yüzyıl ortalarında Selçukluların son Bizans kalelerini de ortadan kaldırmasına kadar kentin yıkıntıları arasında birkaç küçük köy ayakta kalmaya devam etmiştir.

En belirgin yapısı muhteşem Antoninler çeşmesidir. Şehir, İmparator Hadrian (M.S. 2. yy) döneminde ekonomik siyasi ve sosyal anlamda en iyi dönemini yaşamıştır. Sagalassos, küçük Asya’da belki de terk edildiği günden günümüze kadar en iyi korunagelmiş antik yerleşimlerden biridir. Sagalassos 2009 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınmıştır. Kazılarda ortaya çıkan 5.5 metre civarında boyu olabileceği tahmin edilen İmparator Marcus Aurelius ve İmparator Hadrian’a ait heykeller ile çıkarılan diğer eserler Burdur Müzesinde sergilenmektedir.

Paylaşın

Burdur: Arkeoloji Müzesi

Arkeoloji Müzesi; Burdur’un Merkez İlçesi, Konak Mahallesi, Halk Pazarı Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

1956 yılında kurulan ve 2001 yılında yeniden düzenlenen Burdur Müzesi, Hacılar, Kuruçay, Höyücek Höyükleri, Boubon, Kibyra ve Sagalassos kazılarından çıkarılan, müsadere ve satın alma yoluyla kazandırılanlar ile birlikte 60.000’den fazla kültür varlığına sahip, Türkiye’nin en zengin müzelerindendir.

Burdur Müzesi, 2008 yılında “Gezilip Görülmeye Değer Müze” ödülünü almıştır. Neolitik çağdan günümüze kadar eşsiz örnekleri görmek mümkündür. Müze üç kısımdan oluşmaktadır. Üst katta Neolitik ile Erken Kalkolitik Çağlara ait buluntular ile eski tunç çağı buluntuları bulunmaktadır. İkinci kısım olan giriş katı üç bölüm olarak düzenlenmiştir. Birinci bölümde Sagalassos Antik Kenti’nde yapılan kazılarda ortaya çıkarılan buluntular yer almaktadır.

Roma’nın en iyi imparatorlarından olan İmparator Hadriani ve Marcus Auralius’a ait dev heykeller burada sergilenmektedir. İkinci bölümde Kibyra Antik Kenti kazılarında çıkarılan, av sahnesinin canlandırıldığı frizler yer almaktadır. Üçüncü bölümde ise Kremna Antik Kenti kazısında çıkarılan dokuz adet birinci sınıf mermer heykeller bulunmaktadır.

Paylaşın

Burdur: Kremna Antik Kenti

Kremna Antik Kenti; Burdur’un Bucak İlçesi, Çamlık Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Aksu Vadisi’ne hâkim bir tepe üzerine Psidia’lılar tarafından kurulmuştur. Önemli bir Psidia şehridir. Ayakta kalan yapılar Roma dönemi’ne aittir. Şehrin etrafı surlarla çevrilidir.

Izgara planlı olarak kurulan kentin güney ve batıdan olmak üzere iki girişi vardır. Yapılan kazılarda çıkarılan büyük ve küçük Atena, Leto, Hygeia, Nemesis giyimli kadın, Apollon, Asklepios ve Herakles heykelleri Burdur Müzesi Kremna Salonu’nda sergilenmektedir.

Paylaşın

Burdur: İnsuyu Mağarası

İnsuyu Mağarası; Burdur’un Merkez İlçesine bağlı Çatağıl Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır.

İl merkezine yaklaşık 13 km. mesafededir. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. Ülkemizde turizme açılan ilk mağaralardandır (1965). Mağara 597 mt uzunluğunda olup deniz seviyesinden 900 mt yüksekliktedir.

İnsuyu Mağarasında; karstik yapının zamanla erimesi ve aşınması sonucu, mağara içinde sarkıt ve dikitler meydana gelmiştir. Ayrıca girintili çıkıntılı çeşitli yönlere açılan dehlizler bulunmaktadır. Mağaranın suyu karbonatlı maden suyudur. İnsuyu mağarası, Kültür Bakanlığı kararı (1976) ile I. derece Doğal Sit olarak tescil edilmiştir.

Paylaşın

Burdur: Kibyra Antik Kenti

Kibyra Antik Kenti; Burdur’un Gölhisar İlçesi, Horzum Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kentin yerleşim alanı oldukça büyüktür. Yapılar, simetrik düzenlenmiş, tepelik teraslanarak göl ve ova manzarasına hâkim konumda ve hiçbir yapı bir diğerinin manzarasını kesmeyecek biçimde yerleştirilmiştir. Şehre girerken solda muhteşem bir anıtsal kapı ile Antik Çağ Anadolu’sunun 12-13 bin kişi kapasitesi ile en görkemli stadyumu bulunmaktadır. İlerledikçe bazilika, yukarı ve aşağı agora, hamam, gymnasion, tiyatro ve meclis binası ile planlı anıt mezar, hamam, yuvarlak kuleli tak ve su yolları görülmektedir.

Meclis binası/müzik evi 3 bin 600 kişi kapasitesiyle Antik Çağ Anadolu’sunun en görkemli eserlerindendir. Meclis binası/orkestranın tam merkezinde bulunan kırmızı, yeşil ve beyaz mermerden yapılmış, yılanlardan oluşan saçları ve insanları taşa çeviren bakışlarıyla Medusa Mozaiği Anadolu’da tektir. 2011 yılında meclis binası önünde, Anadolu’nun en sağlam ve en büyük mozaik alanı olma özelliği taşıyan, 540 metrekare alanı kaplayan mozaik ortaya çıkarılmıştır. Yine meclis binası önünde, Geç Roma Dönemi’ne ait (MS 6-7’nci yüzyıl) Roma Hamamı ve seramik atölyesi bulunmuştur. Kentin bugün görülebilen tüm mimari kalıntıları Roma İmparatorluk Dönemi’ne aittir.

Kibyra, II. Eumenes (MÖ 197-159) zamanında Bergama Krallığı egemenliğinde görünmektedir. Hemen sonrasında Kibyra ve yakın çevresinde konumlanmış antik kentlerden Boubon, Balboura ve Oinoanda’dan teşekkül dörtlü ortak meclis (MÖ 2-1’nci yüzyılda) oluşturulmuştur. Söz konusu birlik MÖ 82 yılında Romalı General Murena tarafından dağıtılarak ortadan kaldırılmış; Asia eyaleti ve diğer kentler Likya Birliği’ne dâhil edilmiştir. MS 23 yılında meydana gelen büyük bir deprem sonucunda yerle bir olan kent, Roma İmparatoru Tiberius tarafından yeniden inşa edilmiştir.

Kibyra özellikle MS 1 ve 3’üncü yüzyıllar arasında en parlak dönemini yaşamıştır. Kibyra, demircilik, dericilik, çömlekçilik ve at yetiştiriciliğinde ünlüdür. Şehir halkı son derece savaşçı bir kimliğe sahiptir. Meclis binası, içindeki Medusa başı ve önünde yer alan Türkiye’nin en sağlam ve en büyük mozaik alanı dikkat çekicidir. Kibyra’dan çıkarılan eserler Burdur Müzesi’nde sergilenmektedir.

Paylaşın

Bolu: Bthynium-Cladiopolis Antik Kenti

Bthynium-Cladiopolis Antik Kenti; Hisartepe, Kargatepe, Fırkatepe ve Uğurluanip tepesini kapsayan alanda kurulmuş olan Bithynium-Claudiopolis şehrinin tarihi 1978 yılı Hisartepe kazısında ortaya çıkan bulgulara göre M.Ö 7. yüzyıla kadar gitmektedir.

Helenistik dönemde Bithynia Kralı Ziaelas’ın (M.Ö.255-235 ?) doğu seferi sırasında ele geçirilerek Bithynia Krallığı’na bağlanan şehir, o dönemde imar edilmiş ve şehre Bithynium ismi verilmiştir. 1978 yılı Hisartepe kazısında bulunan Geç Helenistik döneme ait seramik parçaları dışında, Bityhnia dönemi şehrine ilişkin başka bir buluntu şu ana kadar ele geçmemiştir M.Ö. 74 yılında Roma hakimiyetine giren şehrin adı Roma imparatoru Claudius un (M.S.41-54) adına izafeten Claudiopolis olarak değiştirmiştir.

Günümüz yerleşiminin, antik şehrin üzerine kurulması nedeniyle ayakta kalmış hiçbir yapı bulunmamaktadır. Ancak,1978 yılı Hisartepe kazısında, Roma imparatoru Hadrian (M.S.117-138) tarafından yaptırılmış olan Antinous Tapınağı’na ait mimari parçalar bulunmuş, Hisartepe ‘nin güney yamaçlarında ise antik tiyatroya ait bazı izler tespit edilmiştir.

Antinous Tapınağı’na ait sütun, arşitrav ve friz parçaları ile antik tiyatroya ait kitabeli bir friz parçası halen Bolu Müzesinde sergilenmektedir. Geçmiş yıllarda, şehrin muhtelif yerlerinde yapılan inşaatlara ait temel hafriyatlarında Roma dönemine ait heykeller,mimari parçalar ve mezar stelleri bulunmuştur. 1995-2006 yılları arasında Bolu İli, Merkez İlçede Bolu Müzesi Müdürlüğünce yapılan kurtarma kazılarında toplam 72 adet Roma dönemine ait lahit ve tuğla mezar açığa çıkarılmıştır.

Mezarlarda bronz sikkeler,pişmiş toprak koku kabı ve kandiller , gözyaşı şişeleri gibi çok sayıda mezar hediyesi ele geçirilmiştir. M.S 2-3.yüzyıllara tarihlendirilen söz konusu mezarların yayılma alanı göz önünde bulundurulduğunda ,Roma dönemi nekropolünün bu kadar geniş bir alanı kapsaması,antik Claudiopolis’in büyüklüğü konusunda da fikir vermektedir.

Yine Bolu Müzesi Müdürlüğünce şehir içinde yürütülen çalışmalarda, 1995 yılında Belediye Su işleri binası önünde, Claudiopolis kentine ait tek örnek olan mozaik taban döşemesi, 1906 yılında Büyük Cami mahallesi katlı otopark yanında büyük blok taşlarla inşa edilmiş Roma Yolu’nun 15 m.lik bir bölümü, 2004 yılında Atatürk İlköğretim Okulu bahçesinde Roma dönemine ait 2 adet yapı ve yol kalıntısı açığa çıkarılmıştır. Ayrıca Bolu şehir merkezinde, Erken Hristiyanlık dönemine ait, içi fresk süslemeli Hypoge’lere rastlanmıştır. Şehirde Bizans döneminden kalma izler bulunmakta ve bu döneme ait bazı eserler Bolu Müzesinde sergilenmektedir.

Paylaşın

Bolu: Göynük, Kent Müzesi

Kent Müzesi; Bolu’nun Göynük İlçesi, Hacı Abdi Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

180 Yıllık Gürcüler Konağının kent müzesi olarak tanzim edilmesi gelecek nesillere ışık tutmakta ve aynı zamanda yaşayan canlı bir müze olma özelliği ile de yerli ve yabancı turizmcilere Göynük’ün tarihini anlatmaktadır. Kent müzemizde toplanan belgeler, eşyalar, koleksiyonlar ilçemizin tanıtımında ve kültürel mirasımızın korunmasında özel bir yer tutmaktadır. Yaşayan Müzemiz Türk Kültür değerlerinin yarınlara aktarılması ve genç kuşaklara severek benimsetilmesi noktasında önemli görev üstlenmektedir.

Göynük’te 2013 yılından beri Kent Müzesi olarak faaliyet gösteren Gürcüler Konağı 19. YY sonlarından itibaren Göynüğün tarihi dokusunu, yaşayış şeklini, örf ve adetlerini bizlere aktarmaya çalışan önemli bir kent belleğidir. Gürcüler Konağı 7 oda, 1 mutfak, 1 mahzen ve “Hayat” adı verilen avludan oluşmaktadır. Avlu, Osmanlı evleri için vazgeçilmez bir unsurdur. Tandır, kuyu, çeşme, havuz, ocak gibi öğelerin bulunduğu bahçe ya da avlular evin en renkli ve fonksiyonel bölgeleridir.

Osmanlıda evlerin kapıları avluya açılır ve avludan sokağa açılan kapı evin en dış kapısıdır. Ev özel alan olması hasebiyle mahrem bir alandır. Evin kapısının direkt olarak dışarıya değil de bir avluya açılıyor olması bu hassasiyetin bir sonucudur. Evin mahremiyetini sağlayan unsurlardan biri de her biri estetik zevkin eseri olan kapı tokmaklarıdır. Kapı tokmakları, eve gelen kadın ve erkek misafirler için ayrı ayrı özelliklerde tasarlanırdı. Tokmağın sesinden gelenin kadın mı erkek mi olduğunu anlamak mümkündü.

Paylaşın