Burdur: Hocanın Çeşmesi

Hocanın Çeşmesi; Burdur’un Merkez İlçesi, Kışla Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Çeşme yapısı, armudî kemerli ve yöresel köfeki taştan yapılmış olması ve bu çeşmenin dışında üç çeşme yapısının daha olması nedeniyle döneminin sosyal yaşantısını günümüze aktarmaktadır. 470×370 cm. ölçülerinde arkasında tonozlu sarnıcı bulunan çeşmenin önünde üç adet yere gömülü olan yalağı bulunmaktadır.

Paylaşın

Burdur: Hacı Mehmet Çeşmesi

Hacı Mehmet Çeşmesi; Burdur’un Merkez İlçesi, Kışla Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Mehmet Ali Çoşkun’a ait evin önünde armudî kemerli çeşmenin kemerinin altında iki satır Arap alfabesiyle yazılmış kitabesi ve aşınmadan dolayı okunamayan tarih bulunmaktadır. Önünde çeşme yalağı ve üzerinde iki ayrı akarı olan, arkasında bir açıklıktan görülebilir tonozlu sarnıcı vardır.

Paylaşın

Burdur: İsliler Çeşmesi

İsliler Çeşmesi; Burdur’un Merkez İlçesi, İnönü Mahallesi (Hacı Ömer Mah.) Yeni Hamam Caddesi üzerinde yer almaktadır.

Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Dikdörtgen prizma yöresel ismiyle kurna taşından yapılmış caddeye bakan cephesinde oyuklar halinde çerçeve içine alınmak suretiyle süsleme yapılmıştır. Beyaz mermerden iki satırlık bir beyit bulunan tarih belirtilmemiş bir kitabesi vardır.

Kitabe altında beyaz mermerden su içme kabının konduğu çıkıntı ve niş yapılmış, önünde kesme taştan bir yalağı bulunan çeşmenin güneydoğusunda 4m. mesafede en az 2m. kadar düşük kodda bir sarnıç bulunan İsliler Çeşmesi diye bilinen Geç Osmanlı Dönemi XIX yy. ait bir çeşmedir.

Paylaşın

Burdur: Zincirli Kapı Çeşmesi

Zincirli Kapı Çeşmesi; Burdur’un Merkez İlçesi, Yeni Hamam Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Dikdörtgen planlı köfeki taşı ve horasan ile yapılmış içeride tonoz kemerli, Dışarıda düz dam örtülüdür. Esas cephe güneye bakıyor.

Taşlar özenle işlenmiş yuvarlak kemerli niş içerisinde musluğu önünde taştan oyma yalağı vardır. Üst kısmı aynalarda kabartma rozet motifi simetrik olarak süslü bir çerçeve içine yerleştirilmiştir.

Paylaşın

Burdur: Çeşmedamı Çeşmesi

Çeşmedamı Çeşmesi; Burdur’un Merkez İlçesi, Çeşmedamı Mahallesi, Alimoğlu Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kitabesinden Yavuz Sultan Selim’in kardeşi Şehzade Korkut’un Antalya, Burdur dolaylarında vali olduğu sırada hekimi Ali bin Hamza tarafından H. 940 senesinde yaptırıldığı anlaşılıyor.

Çeşme; Çeşmedamı Mescidi olarak bilinen ve 1971 depreminde tamamen yıkılan mescidin duvarına bitişiktir. Kesme taşlarla inşa edilmiştir. Yalak ve muslukları sonradan değiştirilmiştir. Muslukların hemen üstünden demir kapıyla kapalı depo kısmına girilir. Tam cephede ise mermer küçük kitabesi vardır.

Paylaşın

Burdur: Saat Kulesi

Saat Kulesi; Burdur’un Merkez İlçesi, Pazar Mahallesi, Ulu Camii Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

1936 yılında yapılmıştır. Ulu Cami’nin 10 m. kuzeyindedir. Kesme taşlarla inşa edilmiştir. Kare plana sahiptir. En altta dükkan olarak kullanılan bir mekan vardır. Merdivenlerle çıkılır.

Zeminden aleme kadar altı boğum halinde daralarak çıkan kulede dördüncü katta her biri şehrin dört yanına bakan dört büyük saat yerleştirilmiş ve bu mekana şerefe görüntüsü verilmiştir. Saatlerin üzerinde ise dört pencereli ve piramidal çatısı âlem ile nihayetlenen bir oda vardır. Yüksekliği 30 m.dir.

Paylaşın

Burdur: Höyücek Höyük

Höyücek Höyük; Burdur’un Bucak İlçesi, Mimar Sinan Mahallesi, Kahveler Mevkii’nde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Yaklaşık 120 m. çapında, 3,5 m. yükseklikteki bu ören yerinde 1989 / 92 yılları arasında, daha önce Kuruçay Höyük çalışmalarını yöneten Prof. Dr. R. Duru başkanlığında ve Prof. Dr. G. Umurtak’ın katıldığı bir kurul tarafından kazılar yapılmıştır. 4 yıl devam eden çalışmalar sonunda, ana toprak üzerinde başlayan yerleşim sürecinin bazı aralarla uzun süre devam ettiği saptanmıştır.

Ana Toprak üzerindeki en eski buluntular, MÖ 7000’ lerden, aynı binyılın ortalarına kadar olan döneme, Neolitik ’in erken evre yerleşmesine aittir. Bu dönemde Höyücek’te yaşayanların, hafif, ahşap malzemeden yaptıkları kulübelerde oturdukları düşünülmektedir.

Neolitik ‘in gelişmiş evrelerinde, höyükte kerpiçten örülmüş sağlam duvarlarıyla çok gelişkin bir mimariye sahip olan, farklı bir yerleşim süreci başlamıştır. MÖ yaklaşık 6500’lerde başlayarak birkaç yüzyıl sürmüş olduğu sanılan bu yeni dönemde, yapıların plan özellikleri ve içlerinde ele geçen buluntuların nitelikleri, bunların sıradan konut olarak değil, kutsal nitelikli işlevler için yapılmış oldukları şeklinde yorumlanmış, bu nedenle de Höyücek’in söz konusu yerleşmesi, ‘Tapınak Dönemi’ olarak adlandırılmıştır.

Tapınak ve ona bağlı yapıların yıkılmasından sonraki dönemlerde Höyücek’te anlaşılabilir durumda mimarlık kalıntılarına rastlanmamış, buna karşılık bazı yerlerde belli alanların özenle sıvanıp üzerlerine değişik şekillerde insan figürini, kap–kacak ve bazı özgün eşyanın konulmuş olduğu görülmüştür. Bu ‘Alanlar’ ve küçük buluntu yerlerinin kutsal törenlerde tanrılara adak / hediye sunmak için yapılmış oldukları düşünüldüğünden, Neolitik’in bu yerleşim tabakası ‘Kutsal Alanlar Dönemi’ olarak isimlendirilmiştir. Kutsal Alanlar Dönemi’nin tarihsel konumu hakkında kesin şeyler söylemek, zor olmakla birlikte, MÖ 6000’ler ve hemen sonrasına ait olmaları muhtemeldir.

Höyücek’in en üstte, yaklaşık 1 m. kalınlığındaki birikimi, Kutsal Alanlar Dönemi’nden modern çağlara kadar olan, karışık durumda çok sayıda buluntu içermektedir. Bu son dönemlerin yıkıntısı ‘Karışık Birikim’ olarak isimlendirilmiştir.

Paylaşın

Burdur: Kuruçay Höyüğü

Kuruçay Höyüğü; Burdur’ın Merkez İlçesi Kuruçay Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. İl Merkezi’ne 15 km. mesafedeki Kuruçay Höyüğü’ne şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kuruçay’da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Eski Önasya Dilleri ve Kültürleri Bölümü’nden, Prof. Dr. R. Duru başkanlığında ve Prof. Dr. G. Umurtak’ın yer aldığı bir kurul tarafından 1978 / 88 arasında kapsamlı kazı çalışmaları yapılmıştır. Doğal bir tepe üzerine oturmuş, yaklaşık 120 m. çapında ve birikim konisi 8 m. yükseklikte olan höyükte, ana toprak üzerinde MÖ 6500’ler civarından başlayarak MÖ 2300 dolaylarına kadar olan süre içinde, aralarında uzunca zaman aralıkları olan 13 yerleşme katı / dönemi saptanmıştır.

Kuruçay’ın en erken yerleşme evresi olarak tanımlanan 13. Yapı Katına ait 1 m. kalınlığında birikim içinde çanak çömlek, taş ve kemik iğne – delgi gibi bulgular ele geçmekle birlikte mimari kalıntıya rastlanmamıştır. Höyükte devamlı yerleşim süreci, Neolitik’e tarihlenen 12. Yapı Katında başlamış ve bu dönemin son evresine kadar devam etmiştir. Bu oldukça uzun süre içinde çok gelişmiş, ‘Kale’ niteliğinde bir yerleşim birimi oluşmuş (Resim 4, 5), çömlekçilikte de çok önemli gelişmelerin olduğu gözlenmiştir. Bu süreç, Hacılarda yukarıda söz edilen çağdaş yerleşmelerle çok yakın benzerlikler sergilemektedir.

Neolitik’i izleyen son yerleşim evresi olan Kuruçay 7. Katta çok kapsamlı değişiklikler ortaya çıkmıştır. Erken Kalkolitik olarak isimlendirilen bu yeni dönemde komşu Hacıların son dönem yerleşmesindeki mimari özelliklere sahip bir topluluğun Kuruçay’da da egemen olduğu anlaşılmaktadır. Kuruçay’ın kaderi de Hacılar gibi olmuş, büyük bir yangın sonucu yıkılıp (Olasılıkla Hacılar I’i yıkan olay), en eski yerleşmelerden bu yana süregelen Neolitik – Erken Kalkolitik süreç ortadan kalkmıştır.

Kuruçay’da hemen yukarıda sözü edilen yıkımdan sonra höyük terk edilmiş, uzun yüz yıllar burada herhangi bir yerleşme olmamıştır. Bu süre geçtikten sonra –yaklaşık MÖ 3600’lerde- höyükte tekrar yerleşilmiş ve yeni bir kültürel süreç başlamıştır. Geç Kalkolitik olarak tanımlanan bu yeni dönemin halkı, yörenin Hacılar ve Kuruçay’ın Neolitik – Erken Kalkolitik halklarından tamamen farklıdır. Yerleşme büyükçe bir kasaba niteliği kazanmış, etrafı kalın duvarlar ve yerleşmenin dış çizgisine yerleştirilmiş evlerin sağır arka duvarları bir sur gibi kullanılarak, yerleşme savunulmaya çalışılmıştır.

Kasabanın orta kısımlarında buranın ‘Bey’i ve yerleşmenin ‘Tapınağı’ yer almıştır. Mimarlıktaki değişime paralel olarak Geç Kalkolitikte yep yeni yapım teknikleri ve kap formları ortaya çıkmıştır. Kuruçay’ın son olarak MÖ 2900 / 2300 yılları arasına tarihlenen dönemde (İlk Tunç Çağı II), tekrar iskân edildiği anlaşılmaktadır. İki ayrı yerleşme katı halindeki bu son kültür evresi, göreceli olarak daha fakir denebilecek yerleşmelere sahne olmuştur. Höyükte bu tarihten sonra bir daha yerleşilmemiştir.

Paylaşın

Burdur: Hacılar Höyüğü

Hacılar Höyüğü; Burdur’un Merkez İlçesine bağlı Hacılar Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. İl Merkezi’ne 26–27 km mesafedeki Hacılar Höyüğü’ne şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Bölgede Tarih öncesi dönemlerin araştırıldığı ilk merkez olan Hacılar ören yeri, Hacılar Köyü’nün güneybatı bitişiğinde bulunmaktadır. Höyük denemeyecek kadar alçak ve yayvan bir ören yeri olan bu merkezin varlığı 1956’da saptanmış ve 1957 / 60 yılları arasında İngiliz bilim adamı James Mellaart’ın başkanlığındaki bir kurul tarafından kazılar yapılmıştır. Çalışmalar sonunda bu ören yerinde, insanoğlunun yiyecek üretimini, yani tarımı öğrenip uygulamaya başladığı, bunun sonucu olarak da sürekli yerleşik düzene geçildiği kabul edilen dönem olan Neolitik ’ten başlayarak (MÖ 8000 dolayları), Erken Kalkolitik ’in sonlarına kadar (MÖ 5700 – 5600), bazı kesintilerle devam eden 16 evreli bir yerleşme sürecinin var olduğu anlaşılmıştır.

Hacılarda kazıların bitiminden çeyrek yüzyıl sonra, 1985 ve 1986 yıllarında bu yerleşmenin mezarlığını araştırmak ve burası ile ilgili bazı bilinmezlere yanıtlar bulmak amacıyla, Mellaart ekibinin çalıştığı yerlerin dışındaki alanlarda, giriş kısmında sözü edilen İstanbul Üniversitesi’ne bağlı bilim kurulu tarafından Refik DURU başkanlığında kısa süreli kazılar yapılmıştır.

Bu iki aşamalı araştırmalarda elde edilmiş arkeolojik verilere göre, Hacılarda ana toprak üzerindeki ilk 7 yapı evresi, oldukça gelişmiş bir mimarlık geleneğine sahiptir. Bu dönemin sona ermesinden uzun bir süre geçtikten sonra, iskân yeniden başlamıştır. Dört ayrı yerleşme tabakası halinde olan bu yeni süreçte, önceleri basit kulübelerde oturanların, giderek olgun bir mimarlığa işaret eden, kerpiç duvarlı evler yapmaya başladıkları görülmektedir.

Hacılardaki yerleşmenin bir sonraki aşaması olan Geç Neolitik ve Erken Kalkolitik’ olarak tanımlanan dönemlerde, mimarlık ve çömlekçilikte bazı önemli değişmeler gözlenmekle birlikte, daha eski dönemlerde yaşayanların soyundan olan toplulukların burada yaşamlarını sürdürdükleri anlaşılmaktadır. Bir kasaba niteliğindeki bu yeni yerleşmelerin sahiplerinin çok ustalık isteyen insan, özellikle hamile kadın (Ana Tanrıça) figürinleri yaptıkları ve olağanüstü estetik değerde boyalı kap kacak ürettikleri görülmektedir.

Hacıların en geç yerleşmesinde, mimarlıkta ve hemen her konuda eskilerden farklı uygulamalar görülmektedir. Kapsamlı değişiklikler, Hacıların bu döneminin daha önce burada yaşamış halklardan farklı etnik ve kültürel kökenden gelen insanlar tarafından iskân edildiğine işaret etmektedir. Özellikle mimarlıkta değişim çok belirgindir.

Paylaşın

Burdur: Koca Bağbaşı Türbesi

Koca Bağbaşı Türbesi; Burdur’un Merkez İlçesi, Hızır İlyas Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Hacı Hüseyin Köprüsü güneyindedir. Halk arasında çift türbeli tekke olarak isimlendirilen türbe sicillerde Koca Bağbaşı Türbesi olarak geçmektedir.

Türbenin içinde isimleri ve hayatları bilinmeyen iki mezar vardır. 25 metrekarelik tuğla örmeli türbe kiremit çatılı ve iki pencerelidir. Türbe 100 metrekarelik bir bahçe içerisindedir.

Bahçede çökmüş ve kullanılamaz hale gelmiş bir su kuyusu vardır. Bahçe kapısının yanında merhum Özdemir Solmaz adına yapılmış bir hayrat çeşmesi bulunur. Diğer illerden buraya gelen kişilerin kurban kestikleri ve adak adadıkları çevre sakinleri tarafından söylenmektedir.

Paylaşın