Şanlıurfa: Arkeoloji ve Mozaik Müzesi

Arkeoloji ve Mozaik Müzesi; Şanlıurfa’nın Merkez İlçesi, Haleplibahçe Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Türkiye’nin en büyük müzesi olan Şanlıurfa Müzesi’nin hemen yanında bulunuyor. Şanlıurfa Belediyesi’nin alt yapı çalışmaları sırasında bulunmuştur. Daha sonra yapılan arkeolojik kazılarla tamamı gün yüzüne çıkarılmıştır.

Mozaiklerin bulunduğu alan, Roma villalarını içine alacak şekilde inşa edilmiştir. Haleplibahçe Mozaik Müzesi, mitolojide ismi geçen kadın savaşçı Amazonların tasvir edildiği tek mozaiğe de ev sahipliği yapılıyor.

Mozaikler, Amazon kadınlarının av sahnelerini, bazı hayvanları ve kişileri tasfir etmektedir. Savaşçı Amazon Kraliçelerinin anlatıldığı mozaikler, dünyanın ilk örnekleri”nden kabul edimektedir.

Mozaik tekniğiden, sanatından ve 4 milimetre kare ebatında Fırat Nehri’nin orijinal taşlarından yapılmasıdan  ve benzeri özelliklerinden dolayı uzmanlarca dünyanın en kıymetli mozaiği olarak tanımlamaktadır.

Paylaşın

Şanlıurfa: Kurtuluş Müzesi

Kurtuluş Müzesi; Şanlıurfa’nın Merkez İlçesi, Atatürk Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

1903 tarihinde inşa edilmiştir. Avrupai tarzda konak mimarisi ile geleneksel tarzda Urfa evi mimarisinin kaynaştığı bir özelliğe sahip olan ve oldukça geniş bir alana yayılan konak, haremlik ve selamlık bölümlerindeki düzgün kesme taş yapılardan meydana gelmiştir.

Duvarlarında o günlerden kalan top ve mermi izlerini görebilmek mümkündür. 2005 Yılında Şanlıurfa Valiliği tarafından onarımı gerçekleştirilmiş ve 11 Nisan 2009 yılında “Şanlıurfa Kurtuluş Müzesi” olarak hizmete sunulmuştur.

Kurtuluş müzesinde Şanlıurfa’nın düşman işgalinde kullanılan silahlar araç gereçler sergilenmektedir. Şanlıurfa’nın düşman işgalinden kurtuluş hareketini başlatan 12 kişinin mumyalanmış resim heykelleri sergilenmektedir.

Paylaşın

Şanlıurfa: İbrahim Tatlıses Müzik Müzesi

İbrahim Tatlıses Müzik Müzesi; Şanlıurfa’nın Merkez İlçesi, Tepe Mahallesi, Harran Kapı Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Bir zamanlar Şanlıurfa müziğin kalbinin attığı Harrankapı’daki ‘Yasin’in Kahvesi’ni kamulaştırarak restore eden Şanlıurfa Belediyesi tarihi mekanı “Müzik Müzesi”ne dönüştürdü.

Şanlıurfa Belediye Meclis Üyeleri oy çokluğu ile Müzik müzesine İbrahim Tatlıses’in ismi verildi.25 Eylül 2011 tarihinde açılışı yapılan İbrahim Tatlıses Müzik Müzesinde, Şanlıurfalı sanatçıları yakından tanımak mümkün.

Müzik Müzesinde günümüzde sanat hayatına devam eden sanatçıların yanı sıra vefat eden sanatçıların resimleri mumdan yapılmış heykellerle sergileniyor.

Müzede geçmişten günümüze çalgı aletleri sanatçıların fotoğrafları ve onların hayatını anlatan yazılar sergileniyor. Ziyaretçiler müzeyi gezerken kulaklıklar takarak sanatçıların eserlerini dinleyebiliyor.

Paylaşın

Şanlıurfa: Mutfak Müzesi

Mutfak Müzesi; Şanlıurfa’nın Merkez İlçesi, Camikebir Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Şanlıurfa Belediyesi 2011 yılında yıkılmaya yüz tutmuş tarihi Hacıbanlar Evi’ni satın alarak restore ettirdiği tarihi evi “Geleneksel Mutfak Müzesi”ne dönüştürdü.

Mutfak Müzesinde geçmişten günümüze oluşan Şanlıurfa’nın eski mutfak malzemeleri sergileniyor. Urfa mutfak kültürünün önemli örnekleri olan objelerin Urfa yöresine özgü kıyafetler giymiş mankenler yardımıyla canlandırılmaktadır.

Geleneksel Mutfak Müzesi; 5 odalı, içerisinde 2 su kuyusu bulunan ve geniş avlusu ile Tarihi Urfa Evleri’nin vazgeçilmez örneklerinden biri.

Mutfak Müzesi’nde ev hanımları, Urfa mutfağınının bilen, yöresel yemeklerinin kursu da verilmektedir. Hafta içi ve hafta sonu devam eden kurslara 15-50 yaş arası bayanlar katılıyor.

Paylaşın

Şanlıurfa Kent Müzesi

Şanlıurfa Kent Müzesi; Şanlıurfa’nın Merkez İlçesi, Beykapusu Mahallesi, Alpan Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kule, Haçlı Kontluğu döneminde inşa edilmiştir. Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde kapı ağalığı Mahmutoğlu ailesine verildiğinden onların ismiyle tanınmıştır. 24 Mart 1919’da Urfa’nın İngilizler tarafından işgali esnasında, işgal komutanı Beddy tarafından kiralanmak istenmişse de, Kule sahibi Mahmudoğlu Mustafa Ağa tarafından bu teklif tepkiyle karşılanmış ve reddedilmiştir.

Uzun bir süre yapı kendi kaderine terk edildikten sonra 2008 yılında Şanlıurfa Belediyesi tarafından satın alınmış ve “kent müzesi” olarak kullanılmak amacıyla restorasyon edilmiştir. Şanlıurfa’nın kuruluşundan günümüze kadar tarihi, coğrafi, arkeoloji, inanç kültürel,  sosyal,  ekonomik,  ticari,  ulaşım, sağlık, mimari, spor, idari yapı ve turistik yapısına ilişkin gelişimi ve bu gelişim süreci içinde önem arz eden şahıs ve olayların bilgilerinin, belgelerin ve derlemelerin yanı sıra görsel sunum ve animasyonların da yer aldığı müze olmasıyla diğer müzelerden ayrılmaktadır.

Kent Müzesi içerisinde kent maketi, Şanlıurfa’da yaşamış peygamberlere ilişkin hologramlar vasıtası ile görsel tanıtımlar yer alırken Şanlıurfa’ya ait önemli ve özellik arz eden her türlü bilgi, belge, berat, kitap, fotoğraf, el aletleri, müzik aletleri, mutfak araçları, geleneksel giysiler, el sanatlarına ilişkin malzemelerde sergileniyor. Tarım aletleri, Urfa’da bulunan bitkiler ve hayvanlara ilişkin canlandırmalarda yer almaktadır.

Paylaşın

Şanlıurfa: Göbeklitepe

Göbeklitepe; Şanlıurfa’nın Merkez İlçesi, Örencik Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Göbeklitepe’de yapılan kazılarda, yerleşik yaşama geçişle ilgili mevcut bilgileri alt üst edecek buluntular ortaya çıkmıştır. Göbeklitepe, M.Ö. 10.000 yani günümüzden 12.000 yıl öncesine tarihlenen Çanak Çömleksiz Neolitik döneme ait bir inanç merkezidir. 80 dönümlük alana sahip olan ören yeri, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca 2005 yılında 1. Derece arkeolojik sit alanı ilan edilmiştir. İnsanoğlu ilk kez, Neolitik Dönemde doğa ile olan ilişkisini kendi lehine çevirerek, avcılık ve toplayıcılık ile birlikte tarıma da yönelmiştir.

Yine bu dönemde hayvanların evcilleştirilmesi gerçekleşmiş, ilk dini ve sivil mimari örnekleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Göbeklitepe, adını bölgede bulunan yatır mezardan (ziyaretten) almaktadır. İlk kez 1963 yılında İstanbul ve Chicago Üniversitelerinin işbirliği ile hazırlanan “Güneydoğu Anadolu Bölgesi Araştırma Projesi” çerçevesinde gerçekleştirilen yüzey araştırmalarında, İstanbul Üniversitesinden Prehistorya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Halet Çambel ve Chicago Üniversitesinden Prof. Dr. Robert Braidwood tarafından keşfedilmiştir.

1995 yılında Şanlıurfa Müze Müdürlüğü başkanlığında ve Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden Arkeolog Harald Hauptmann’ın danışmanlığında yüzey araştırmaları yapılmış ve 1996 yılından 2006 yılına kadar Şanlıurfa Müze Müdürlüğü başkanlığında ve Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden Arkeolog Klaus Schmidt danışmanlığında kazı çalışmaları sürdürülmüştür. Göbeklitepe’deki kazı çalışmaları, 2007 yılından itibaren Bakanlar Kurulu kararı ile Alman Arkeoloji Enstitüsünden Arkeolog Klaus Schmidt başkanlığında yürütülmektedir.

Boğa, Tilki Ve Turnalı Stel Göbeklitepe’de ortaya çıkarılan ilginç buluntular arasında çöl varanı, sürüngen kabartmaları, yaban domuzları, turna, leylek, tilki, yılan, akrep, koyun, aslan örümcek ve kafası olmayan insan kabartması, erkeklik organı abartılı olarak tasvir edilmiş erkek heykelleri vb. ortaya çıkan bulgular 12.000 yıl önce yerleşik hayata geçen bu dönem insanının inançlarını yansıtan önemli bulguları oluşturmaktadır. Mimarlık tarihi, insanoğlunun avcı ve toplayıcı toplumdan yerleşik topluma geçmesi ile başlar.

Göbeklitepe’de bulunan 12.000 yıllık yapılar, mimarlık tarihinin başlangıcı olarak kabul edilmiştir. İnsanoğlunun tek tanrılı dinlerden önceki çok tanrılı döneme ait ilk tapınağı, M.Ö. 4.000 yılına tarihlenen Malta Adası’ndaki tapınak olarak biliniyordu. Göbeklitepe Tapınağı’nın tespiti ile bu bilgiler geçerliliğini yitirmiş ve insanoğlunun ilk tapınağının günümüzden 12.000 öncesine tarihlenen “Göbeklitepe Tapınağı” olduğu bilimsel verilerle kanıtlanmıştır.

Bu tespit ile birlikte arkeoloji tarihi yeniden yazılmaya başlanmıştır. Dünyada kabul gören arkeolojik görüşe göre insanoğlunun avcı ve toplayıcı yaşam biçiminden yerleşik hayata geçmesindeki en önemli faktörler; açlık korkusu ve korunma içgüdüsüdür. Ancak Göbeklitepe bu tabuyu yıkmıştır. Zira yapıldığı dönem göz önüne alındığında; yerleşik yaşama geçişte dinsel inanışların da etkisinin olabileceğini ispatlamıştır. Anlaşılan o ki; gelecekte yapılacak kazılar, Göbeklitepe’nin kendine has birçok sırrı sakladığını ortaya çıkaracaktır.

Paylaşın

Şanlıurfa: Aynzeliha Gölü

Aynzeliha Gölü; Şanlıurfa’nın Merkez İlçesi, Yusufpaşa Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Halil-ür Rahman Gölü’nün hemen güneyinde, Urfa Kalesinin önünde yer almakta olup, 150m2 alanı bulunan bir göldür. Bu göldeki balıklar, mekânın kutsal olduğuna inanıldığından yenmez.

Rivayetlere göre, Hz İbrahim ateşe atılacağı zaman, Nemrut’un kızı Zeliha, Hz. İbrahim’in dinine iman ettiğini söyleyince, babası tarafından ateşe atılır. Zeliha yanarak can verir. Daha sonra, Zeliha’nın düştüğü yerde bir göl oluşur. Bu göle de Aynzeliha (Zeliha Gölü veya Pınarı) adı verilir.

Diğer bir rivayette ise Zeliha’nın göz yaşlarından oluştuğu içi ve arapçada göz yaşı anlamına gelen “Aynzeliha” adı verilmiştir. Halk inanışlarında göl veya göldeki balıklar kutsal sayılmaktadır. Bu balıklara dokunanların öleceği, yada başına bela geleceği inanılır.

Gölün etrafında insanların rahatlıkla oturup, bu tarihi dokunun atmosferini içine çekip dinlenmesi için çay bahçeleri mevcuttur. Özellikle bahar ve yaz aylarında ziyaretçi sayısı çok olan gölün içerisinde ise iki tane kayık bulunmaktadır. Misafirler, istediği taktirde kayıkla küçük bir tur atabilmektedirler.

Paylaşın

Şanlıurfa: Balıklı Göl

Balıklı Göl; Şanlıurfa’nın Merkez İlçesi, Göl Mahallesi, Balıklı Göl Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Balıklıgöl, 150 metre uzunluğunda ve 30 metre genişliğindedir. Derinliği 3-5 metre civarındadır. İçinde efsanelere konu olan sazan türü balıklar bulunmaktadır. Bu balıklara halk tarafından saygı gösterilir ve yenilmez. Rivayete göre Hz. İbrahim ateşe atıldıktan sonra, bir mucize gerçekleşir ve etraf güllük gülistanlık olur. Bu mucizenin gerçekleştiği mekânın Balıklıgöl ve çevresi olduğuna inanılır. Dini bayramlar da ile Mevlit ve Kandil gecelerinde en yüksek ziyaretçi sayısına ulaşır.

Balıklıgöl Platosunda Hz. İbrahim’in doğduğu mağarada bulunmaktadır. Üç semavi dinin atası olarak kabul edilen Hz.İbrahim’in doğduğu mağaranın ziyaretçisi hiç eksik olmaz. Her dinden her ülkeden ve her şehirden ziyaretçinin yılın her mevsiminde bu mağarayı ziyaret eder. Hz.İbrahim’in doğduğu mağaranın hemen yanında yaşadığı dönemin din âlimi olan Beddiüzaman Said Nursi’nin vefat ettikten sonra ilk defnedildiği mezarı da bulunmaktadır.

Balıklıgöl Şanlıurfa turizmin çekim alanıdır. Halil-ür Rahman Gölü’nün hemen güneyinde, Urfa Kalesinin önünde yer almakta olup, 150 m2 alanı bulunan bir göldür. Rivayetlere göre, Hz İbrahim ateşe atıldıktan sonra, Nemrut’un kızı Zeliha da Hz. İbrahim’i çok sevdiğinden ve ona inandığından ateşe atılmasına dayanamaz, o da kendisini ateşe atar. Zeliha’nın düştüğü yer de bir göle dönüşür.

Paylaşın

Şanlıurfa: Hacı Hafız Ahmet (Balak) Efendi Evi

Hacı Hafız Ahmet (Balak) Efendi Evi; Şanlıurfa’nın Merkez İlçesi, Yusuf Paşa Mahallesi, Divanyolu Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

İki avlulu evin, selamlık kapısı üzerindeki kitabeden 1889 yılında inşa edildiği anlaşılmaktadır. Düzgün kesme taşlardan yapılmış olup haremlik ve selamlık bölümü geleneksel Urfa evlerinin en güzel örneklerindendir.

Kapı ve pencere kanatlarındaki ağaç işçiliği ile odalarda göz tabir edilen ahşap raflardan oluşan nişler Urfa evlerindeki ağaç işçiliğini yansıtır 1979 yılında Kültür Bakanlığınca kamulaştırılarak restore edilip 1998 yılında Devlet Güzel Sanatlar Galerisi olarak hizmete açılmıştır.

Şanlıurfa’da kamulaştırılan ilk tarihi yapıdır. Uzun yıllar geleneksel el sanatları merkezi ve sergi salonu olarak hizmet veren yapı 2012 yılında Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna tahsis edilmiştir.

Paylaşın

Şanlıurfa: Yıldız Sarayı

Yıldız Sarayı; Şanlıurfa’nın Merkez İlçesi, Beykapusu Mahallesi, A, Divanyolu Caddesi üzerinde yer almaktadır.

Yıldız Sarayı’na şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Bazalt parke döşeli dar Yorgancı Sokağın kesme taştan yüksek duvarlarla sınırlandığı bu bölümünde Abdülkadir Hakkâri Evinden sokağa taşan konsol ve çıkmalar kabaltı ile birlikte sokağa güzel bir görünüm kazandırmıştır.

Aynı sokakta restore edilerek konukevi fonksiyonu verilen “Yıldız Sarayı Konukevi”, Urfa’da konukevi ve restaurant olarak hizmet veren geleneksel Urfa evlerinin en büyüğüdür.

Paylaşın