MGK Bildirisinde ‘Suriye Ve Afganistan’ Vurgusu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan ve yaklaşık 3.5 saat süren Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sona erdi. Toplantı sonrası yapılan yazılı açıklamadan, Suriye, Afganistan Doğu Akdeniz, Afrika ve doğal afetlerin ele alındığı anlaşılıyor.

Haber Merkezi / Bildiride, Afganistan’da yaşanan son gelişmeler neticesinde ortaya çıkan durum değerlendirildiği, Suriye’de ise istikrara zarar veren eylemlerin bölgedeki hassas dengeleri bozarak kalıcı ve sürdürülebilir çözüme ulaşılmasını engelleyeceğine işaret edildi.

Bildiride, yangınlar, seller, kuraklık ve benzeri pek çok emareyle giderek daha çok yaklaştığı görülen iklim değişikliği tehdidine karşı küresel düzeyde ortak mücadele planlarının hayata geçirilmesinin zorunluluğuna işaret edilerek Türkiye’nin, her uluslararası meselede olduğu gibi bu konuda da üzerine düşenleri yapacağı belirtilmiştir.

MGK toplantısı sonrası yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi;

Toplantıda, PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ terör örgütleri başta olmak üzere, milli birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla icra edilen faaliyetler hakkında kurula bilgi sunulmuştur.

Suriye

Suriye meselesine taraf ve müdahil olan aktörlerin Suriye halkının barış, huzur ve refaha kavuşması hususundaki mesuliyetleri üzerinde durulmuş, bilhassa sivilleri hedef alan ve istikrara zarar veren eylemlerin bölgedeki hassas dengeleri bozarak kalıcı ve sürdürülebilir çözüme ulaşılmasını engelleyeceğine işaret edilmiştir.

Doğu Akdeniz

Türkiye’nin Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’a ilişkin meseleler ile düzensiz göç konusundaki iyi niyetli, yapıcı, çözüm odaklı teklif ve yaklaşımlarının göz ardı edilmesinin hem uluslararası hukuk ve hakkaniyet hem de Avrupa Birliği’nin uzun vadeli menfaatlerinin hilafına olduğu belirtilmiş, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum yönetiminin tek taraflı eylemlerine ve hasmane tutumlarına destek verilmesinin bölgedeki anlaşmazlıkları daha da derinleştireceğinin altı çizilmiştir.

Afganistan

Afganistan’da yaşanan son gelişmeler neticesinde ortaya çıkan durum değerlendirilmiş, Türkiye’nin dost ve kardeş Afganistan halkının ülkelerinde müreffeh ve huzurlu bir hayata kavuşmasına yönelik Kabil Uluslararası Havalimanının işletilmesi de dahil olmak üzere desteğini sürdüreceği vurgulanmış; uluslararası topluma, insani krizlerin aşılmasında birlikte hareket etme ve samimiyetle sorumluluk üstlenme çağrısında bulunulmuştur.

Afrika

Afrika kıtası genelinde artma ve yayılma eğiliminde olduğu müşahede edilen terör, iç çatışmalar ve siyası istikrarsızlıkların, Kıta’nın mazlum milletlerinin hak ettikleri refaha erişmesinin önündeki başlıca engelleri teşkil ettiği belirtilmiş: Türkiye’nin, Afrika’da güvenlik ve istikrarın tesisi ile kalkınmaya yönelik çabalara katkı sunmaya devam edeceği ifade edilmiştir.

Doğal afetler

Yangınlar, seller, kuraklık ve benzeri pek çok emareyle giderek daha çok yaklaştığı görülen iklim değişikliği tehdidine karşı küresel düzeyde ortak mücadele planlarının hayata geçirilmesinin zorunluluğuna işaret edilerek Türkiye’nin, her uluslararası meselede olduğu gibi bu konuda da üzerine düşenleri yapacağı belirtilmiştir.

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’ın ‘Sistem’ Açıklamasına Yanıt

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Biz başkanlık sistemini getirdik ve bu yeni sistemden de memnunuz” ifadelerine İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’den yanıt geldi.

Haber Merkezi / “Sen bu ucube sistemden ve saray sefasından elbette memnun olabilirsin” diyen Akşener, “Ama milletimiz her gün ağırlaşan şartlarda hayatta kalmaya çalışıyor. İşte bu yüzden; sen gidiyorsun ve biz bu ucube sistemi değiştirip bu umursamazlığa son vermeye geliyoruz” dedi.

Akşener, sosyal medya hesabı üzerinden konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı;

“Sen bu ucube sistemden ve saray sefasından elbette memnun olabilirsin. Ama milletimiz her gün ağırlaşan şartlarda hayatta kalmaya çalışıyor. İşte bu yüzden; sen gidiyorsun ve biz bu ucube sistemi değiştirip bu umursamazlığa son vermeye geliyoruz”

Erdoğan ne demişti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan parlamenter sisteme ilişkin açıklama yapmış, ”Parlamenter demokrasiye dönüş noktasında asla böyle bir şey söz konusu değil. Başkanlık sistemini getiren bir iktidar kalkıp da muhalefetin kuyruğuna takılır mı? Böyle bir şey asla olamaz. Biz başkanlık sistemini getirdik ve bu yeni sistemden de memnunuz” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Bu Düzeni Değiştirmek Bizim Elimizde

İstanbul’da CHP’li Belediyeler Tarımsal Kalkınma Zirvesi’nde konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, konuşmasında, hep beraber bu düzeni değiştireceğiz vurgusu yaparak, “Yapmamız gereken, var olan düzeni değiştirmektir. Bu düzeni değiştirmek için de işçisi, çiftçisi, emeklisi, taşeron işçisi, hepimizin bir araya gelmesi lazım ve bu düzeni değiştirmesi lazım” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Konuşmasının devamında “Düzeni kimden yana değiştireceğiz? Halktan yana, üretenden yana, alın terinden yana, çalışandan yana değiştireceğiz. Havadan malı götürenlerden yana var olan düzeni değiştirmek bizim elimizde. Eğer varsanız, biz hazırız. Hep beraber bu düzeni değiştireceğiz.” diyen Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkan bölüler şöyle;

“Değiştirirken nasıl değiştireceğiz? Anayasada hüküm var, anayasa bunun kurallarını koymuş. O kurallara göre değiştireceğiz. Temel kurallar bunlar. Nedir bu temel kurallar? Anayasa madde 166, ‘Özellikle sanayinin ve tarımın yurt düzeyinde dengeli ve uyumlu biçimde hızla gelişmesini, ülke kaynaklarının verimli şekilde kullanılmasını planlamak devletin temel görevidir’ diyor.

Kim yapacak bunu? Siyasi iktidar yapacak. Yapılıyor mu? Yapılmıyor. Yapılsaydı zaten tarım bu hale gelmezdi. İktidara geldiklerinde uygulayacakları tarım politikalarını anlatan Kılıçdaroğlu, açıklamalarına şöyle devam etti:

Planlama, sıradan ele alınacak bir konu değildir. Planlamanın özü şudur: Herkes üretecek ama kimse zarar etmeyecek. Herkes kazanacak, Türkiye de kazanacak. Bunu yaptığınız zaman planlama amacına ulaşmış olur. Planlamadaki amaç şudur: Bir; çiftçi bir yıl önceden ne ekeceğini bilecek. İki; o ürünü kaça satacağını bilecek.

Üç; sattığı üründen zarar etmeyeceğini bilecek. Dört; tüketici de evine ucuz ürün götürecek. Planlamanın özü budur. Bunu yapacağız. Bunu yaptığımız zaman fiyatlarda istikrar olur, politika olur, sağlıklı bir zemin yaratmış oluruz. Taban fiyatın özü de şudur: Ekiyorsunuz, gübre kullanıyorsunuz; gübreyi, elektriği, tohumu, her şeyi alıyorsunuz, bir maliyet oluşuyor işçilikle beraber.

Maliyetin üzerine makul bir kar koyacaksınız, bunun adı taban fiyat olacak. Çiftçi bu fiyattan satıyorsa eyvallah Daha yükseğe satıyorsa eyvallah… İstediğine satabilir. Ama çiftçi, belirlenen taban fiyatın altında bir satışa zorlanmayacak. Dolayısıyla çiftçi, ektiği ürünün karşılığını, alın terinin karşılığını makul bir karla almış olacak. İşin garantisi böyle olacak.

“Hep beraber batıyoruz”

Planlama olmayınca ne oluyor? Bakıyoruz, bu sene patates iyi fiyat yaptı, hep beraber patates ekiyoruz. Ertesi yıl hep beraber batıyoruz… Veya soğan çok iyi, hep beraber soğan ekiyoruz, bir bakıyoruz ki herkes soğan ekmiş, ondan sonra hep beraber iflas ediyoruz. Kim soğan ekecek, ne kadar ekecek, kim patates ekecek, ne kadar ekecek ve ne kadar gelir elde edecek, bütün bunlar planlandığı zaman sorun kendiliğinden büyük ölçüde çözülmüş olacak.

Şimdi gıda fiyatlarında artış var, polisiye tedbirlerle bu işi çözmeye çalışıyorlar. * Türkiye’de herkesin şunu çok iyi bilmesi lazım: Fiyatları polisiye tedbirlerle indirmeye kalkarsanız, o ülkede otoriter rejim vardır. Baskıyla bu işin içinden çıkamazsınız. Fiyatların düşmesi, makul seviyeye gelmesi ve ülkede fiyatlarda istikrarın olmasının tek yolu akılcı politikalardır. Aklı kullanmayıp da copu kullanırsanız devleti yönetemezsiniz.

İnşallah iktidar olacağız. Bütün bu çalışmalar aslında dersimize ne kadar iyi çalıştığımızı gösteriyor. Her santimini, her olayı, gübresinden tutun elektriğe kadar neyin ne olması gerektiğini biliyoruz. Bütün veriler elimizde var. Sadece Türkiye’nin değil, dünyanın bütün verileri elimizde var.

Demek ki dersimize çalışıyoruz. Bunun uygulamalarını yerel yönetimlerde yapıyoruz. Bütün belediye başkanlarımız olağanüstü başarıların altına imza atıyorlar. İlk bir haftada yapacağımız iş; çiftçinin ister bankalardan, ister tarım kredi kooperatifinden aldıkları kredilerin faizlerini sileceğiz. Bitti. Faiz yok. Ana parayı da makul şekilde alacağız. İki; hiçbir çiftçinin üretim araçları asla ve asla, borcu ne olursa olsun haczedilmeyecek.

Yüreğimi yakan şu fotoğraf var: Çiftçi haczedilen ve kamyona yüklenen traktörünü arkadan seyrediyor… Bu büyük bir insanlık dramıdır. Elinden traktörü aldın, ya bu adam ne ekecek? Ekecek, üretecek ki borcunu ödesin. Eğer copla bir şeyi yönetmeye kalkıyorsanız, başarılı olamazsınız. Aklı kullanmanız lazım.

Gayet güzel bir planlama yapacağız. Çiftçi bir yıl önceden neyi ve ne kadar ekeceğini bilecek. * Kaçtan satacağını da bilecek. Bütün maliyetleri çıkaracağız, üstüne makul bir kar koyacağız, diyeceğiz ki, ‘Kardeşim senin ürününü devlet olarak biz şu taban fiyatıyla garanti ediyoruz.’ Bir yıl önceden bileceksin. Eğer bunun üstünde alıcı bulunursa satabilirsin.

Alıcı bulamıyorsan devlet tamamını, taahhüt ettiği fiyattan alacak. Çiftçi zarar etmeyecek. Çitçinin zarar etmesi, Türkiye’nin zarar etmesi demektir. Bunu sağlayacağız. Tarım Kanunu’nun 21. Maddesi’ndeki yüzde 1 oranı… Yüzde 1 oranını bütçeye koyacağız ama bu bütçeyi yaparken çiftçi birliklerini mutlaka davet edeceğiz.

“TARSİM’i yeniden yapılandıracağız”

Gelecek o yüzde 1’i görecek ve yüzde 1’in nerelere, ne kadar harcandığını da ayrıca denetleyecekler. Hükümet olarak biz denetime açık olacağız. Çiftçinin denetimine, onların temsilcilerinin denetimine açık olacağız. Denetimden korkmayacağız. Çünkü verdiğimiz sözü nasıl yerine getirdiğimizi çiftçi de görmüş olacak.

Bazen doğal olayları oluyor; sel, don, hayvancılıkta hastalıklar oluyor, hayvanlar telef oluyor. O zaman araya sigorta giriyor, TARSİM giriyor. Bazen öngöremediğimiz olaylar olduğu zaman devlette zor duruma düşmesin, bütçe de zor duruma düşmesin diye araya TARSİM giriyor. TARSİM’i de yeniden yapılandıracağız ve çiftçi dostu bir kurum haline getireceğiz. Yönetiminde mutlaka çiftçiler olacak. TARSİM’in yönetiminde çiftçi yoksa oranın denetlenmesi mümkün değil.

Yata mazotu hangi fiyattan veriyorsak, çiftçinin traktörüne de mazotu aynı fiyattan vereceğiz. Öbürü tatile gidiyor, eğleniyor vesaire, çiftçi de tarlaya gidiyor, ekiyor, biçiyor. ÖTV’yi kaldıracağız. Bu konuda da kararlıyız, gereğini yapacağız.

Hayvancılık yapılan yerlerde, kırsalda, her bölgeye, her ilçeye mutlaka veteriner görevlendireceğiz. Köyler varsa köylerde veteriner görevlendireceğiz. Eğer hayvancılık dışında tarım yapılıyorsa mutlaka ziraat mühendisi, ziraat teknisyeni olacak.

“İktidarımızda bütün bu sorunlar çözülecek”

Köylerimizde nasıl imamlar onurlarıyla, şerefleriyle görev yapıyorlarsa aynı köylerde ziraat mühendisleri, ziraat teknisyenleri, veterinerler de olacak. Çiftçiye her türlü desteği verecekler. Gübreler çok pahalı, dışarıdan geliyor vesaire… Ne yaparlarsa yapsınlar, çiftçi ucuz gübreyi ve mazotu mutlaka alacak. Ucuz gübreyi alması için eğer gerekiyorsa doğrudan doğruya fabrikayı devlet olarak biz kuracağız ve çiftçiye ucuz gübreyi vereceğiz.

Tarımda kooperatifleşmeyi sağlayacağız. Birlikte olmayı, birlikte çalışmayı sağlayacağız. Mevsimlik işçilerin de çok insani koşullarda çalışmalarının altyapısını hazırlayacağız.

Kara toprağa değer vereceğiz ki o toprak sizin emekleriniz ve alın terinizle bizleri doyurabilsin. Biz buna hazırız, çiftçi kardeşlerimiz de hazır olsunlar. Hiç meraklanmasınlar, az kaldı, sabretsinler. İktidarımızda bütün bu sorunlar çözülecek. Tereyağından kıl çeker gibi tamamını çözeceğiz. Dostlarımızla beraber çözeceğiz. Aklımızla, mantığımızla, bilgimizle, birikimimizle çözeceğiz. Bundan herkesin emin olmasını isterim.

Paylaşın

HDP’li Başaran’dan ‘Deklarasyon’ Yorumu: Rotamızı Belirledik

‘Adalete, Demokrasiye, Barışa Çağrı Deklarasyonu’na ilişkin değerlendirmede bulunan HDP’li Başaran, “HDP olarak bütün bu saldırı ve tasfiye girişimlerine rağmen bu deklarasyonla Türkiye’nin ve halkımızın geleceğine dair sorumluluk aldığımızı Türkiye toplumuna bir kez daha deklare ettik. Elbette bu deklarasyonla en başta kendi siyasi rotamızı ve önerilerimizi belirledik”

Haber Merkezi / HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, partisinin Genel Merkezi’nde yaptığı basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Gündemin farklı başlıkları hakkında önemli açıklamalarda bulunan HDP’li Başarır, partisinin yayınladığı ‘Adalete, Demokrasiye, Barışa Çağrı Deklarasyonu’na ilişkin ise şunları söyledi;

“Biz HDP olarak bütün bu saldırı ve tasfiye girişimlerine rağmen bu deklarasyonla Türkiye’nin ve halkımızın geleceğine dair sorumluluk aldığımızı Türkiye toplumuna bir kez daha deklare ettik. Elbette bu deklarasyonla en başta kendi siyasi rotamızı ve önerilerimizi belirledik. Ne yapacağımızı, nerede durduğumuzu, temel meselelerle ilgili yaklaşımlarımızı bu deklarasyonla ortaya koyduk. Ama bununla beraber mevcut Türkiye gidişatından çözüm arayanlara; demokrasi, barış, özgürlük ve aydınlık bir gelecek için talepte bulunanlara da yol gösterdiğimize inanıyoruz. Önerilerde bulunduk, çözüm perspektifi sunduk. Siyasetin bu sürekli çıkmazından bir çözüm önerdik.

Bu deklarasyonla aynı zamanda Türkiye’nin mevcut gidişatından kurtuluşun ortak mücadele olduğunu, bunun birlikte hareket etme çağrısı olduğunu da ifade etmek lazım. Bu çağrı en başta Türkiye toplumunadır. Kadınlara, gençlere, yoksullara, emekçilere; demokrasi, özgürlük isteyenlere ve tabii ki muhalefet güçlerinedir. Açıkladığımız günden beri Türkiye’de tutum belgemizin çok ciddi bir karşılık gördüğünü mutluluk ve ilgiyle çok yakından takip ediyoruz.

Şimdiye kadar birçok tartışma yürütüldü ve değerlendirmeler yapıldı. Bu tartışma ve değerlendirmelerden de memnun olduğumuzu ifade etmek lazım. Tutum belgemiz önemi doğrultusunda Türkiye toplumunda büyük bir yankı buldu. Bu tartışmaların bir çoğunun çözüme hizmet edeceğinin farkındayız. Türkiye’nin normalleşmesine katkı sunacağının, bu çıkmazdan çıkış için bir yol açacağının da farkındayız. Çünkü şu anda toplumun çözüm beklentisi ve talebi her yerden yükseliyor.

“Dönem Türkiye’de sorunları köklü biçimde çözme dönemidir”

Son birkaç günlük tartışmalardan şahit olduğumuz gibi, şunu çok net bir şekilde ortaya koyduk ki şartlar bütün ağırlığıyla Türkiye’ye çözümü dayatıyor. Tüm sorunların tartışılması, konuşulması ve çözülmesi için bir toplumsal irade olduğu ortada. Kimse bu hakikatten kaçamaz.

Bu durumu yok sayanlar ve kulak arkası edenler, kendilerini iktidar rant çıkarları için ülkeyi uçuruma sürüklemeyi göze alanlar, bu deklarasyonumuzu sığ ve ciddiyetsiz biçimde ele alanlar da bilmeli ki, ortaya koyduğumuz tutum belgesini görmezden gelerek sorumluluğunu değerlendirmeyen kimse bundan sonra Türkiye’nin geleceğinde söz sahibi olamayacaktır. Dönem Türkiye’de sorunları köklü biçimde çözme dönemidir.

Çözümsüzlük ve kaos planları Türkiye’ye zarar veriyor, fakat çözümsüzlük politikalarının sahipleri de er ya da geç bu politikaların kurbanı olacaktır. AKP-MHP iktidarının her gün biraz daha toplumdan kopması, Türkiye’de güç kaybetmesi, artık toplumsal karşılığının kalmaması da bunun kanıtıdır. Çözümsüzlüğe esir olanlar artık bu alışkanlıklarından, bu yaklaşımdan vazgeçmek zorundadır.

“Çözüm kararlılığımızdan vazgeçmeyeceğiz”

Deklarasyonumuza karşı gösterilen bazı tutumlardan gördük ki, bizim çözümüz gücümüz ve dengeleri etkileyen pozisyonumuzdan rahatsız olan; hala kaos ve çatışmada geleceğini görenler var. Buradan bu siyaseti yürütenlere de söyleyeceğimiz var. Yürüttüğünüz bu çözümsüzlük politikası her gün biraz daha sizleri çözmeye, toplumdan uzaklaştırmaya ve çökertmeye devam ediyor.

Bu da deklarasyonumuzun aslında ne kadar etkili olduğunun, ne kadar yerinde çözüm önerileri getirdiğinin de göstergesidir. Ne yaparlarsa yapsınlar, bugün halen çözümsüzlükten, çatışmadan, saldırıdan, tekçilik ve baskıdan medet umanlar bilsin ki, Türkiye’yi aydınlık bir geleceğe taşıma hedefinden vazgeçmeyeceğiz. Çözüm kararlılığımızdan vazgeçmeyeceğimizi buradan bir kez daha söylüyoruz.

“Eleştirileri çok kıymetli buluyoruz”

Nasıl ki 5-6 yıldır bütün saldırı politikalarınıza karşı ayakta durduysak, pozisyonumuzu ve çözüm olma irademizi gösterdiysek, önümüzdeki günlerde de çözüme ulaşmak için her türlü mücadeleyi vermeye devam edeceğiz. Biz bir çerçeve metin koyduk ortaya tutum belgemizle beraber. Bununla ana rotalarımızı, ilkelerimizi toplumla paylaşıp tarif ettik. Tabii ki bu politikalar güncelde de çokça üzerine tartışılıp genişletilebilir. Pratiğimizle deklarasyonumuzun ruhunu önümüzdeki günlerde büyüteceğiz ve bu çerçevede eksik kalan kısımları da tamamlayacağız. Bu konuda yapılan tavsiye ve dostane eleştirileri, farklı kesimler tarafından yapılan eklemeleri de çok kıymetli buluyoruz.

Bunları önümüzdeki günlerde mücadelemizi güçlendirecek eleştiriler ve dostane tavsiyeler olarak görüyoruz. Bir kez daha ifade etmek istiyoruz ki bu tutumumuzu Türkiye’nin bir tartışma ve yol haritasına ihtiyacı olduğunu görerek ortaya koyduk. Bundan sonra herkesin üzerine düşen sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini, bütün toplumun bu konuda üzerine düşen rolü yerine getirmesi gerektiğini söylüyoruz. İnanıyoruz ki, önümüzdeki günlerde bütün bu saldırıların karşısında kadınların ortak mücadelesiyle, Türkiye’de yok sayılanların, demokrasi ve özgürlük isteyenlerin ortak mücadelesiyle aydınlık bir geleceği kuracağız.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan ‘3600 Ek Gösterge’ Açıklaması

Sosyal medya hesabı üzerinden memurların 3600 ek gösterge konusuna ilişkin açıklama yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Aylardır yüksek sesle söylüyoruz, sonuna kadar da peşini bırakmayacağız! Erdoğan, sen yapmazsan biz yapacağız” dedi.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden memurların 3600 ek gösterge konusuna ilişkin açıklama yaptı.

Kılıçdaroğlu, açıklamasında, “Milyonlarca öğretmen, sağlık çalışanı, polis, din görevlisi ve infaz koruma memuru kardeşimiz tam 39 aydır Saray’ın verdiği sözü tutmasını bekliyor. Aylardır yüksek sesle söylüyoruz, sonuna kadar da peşini bırakmayacağız! Erdoğan, sen yapmazsan biz yapacağız” ifadelerini kullandı.

“Doların ateşi dinmiyor. Sen yaptın bunları Erdoğan”

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu’nun (PPK) faiz indirme kararı sonrası yükselişe geçen dolara ilişkinde bir açıklama yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, açıklamasında, “Doların ateşi dinmiyor. Sen yaptın bunları Erdoğan, hem de bile bile! Perişan ettiğin bu milletin yüzüne nasıl bakıyorsun? Ayrıca bir bürokrat göz göre göre bu saçmalıkları nasıl uyguladı, aklım almıyor benim. Çocuklar aç giriyor yatağa bu ülkede, zerre vicdanınız kalmadı sizin!” dedi.

Paylaşın

HDP’li Sancar: AK Parti Ömrünü Uzatma Planı Yapıyor

AK Partinin yarı başkanlık için muhalefetle görüştüğü iddiaları üzerinden “Bu ömrü uzatmaya mı yönelik yoksa kaybetme endişesiyle yapılan bir planlama mıdır?” sorusuna HDP’li Sancar; “Evet, çok net söyleyeyim. Şuanda AKP’nin tek başına da olsa MHP ile birlikte de olsa yaptığı her hamlenin altında bu hesap yatıyor. Yani ömrünü uzatma. Ya tam kazanma, eğer olmuyorsa en azından tam kaybetmeme hesabı yapıyor, bu açık” dedi.

Halk TV’deki Suat Toktaş ile Liderler Özel programına katılan HDP Eş Genel Başkanı Prof. Dr. Mithat Sancar, gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulundu.

HDP’nin seçimlerdeki tavrının ne olacağını aktaran Sancar, “Bizim Cumhur İttifakı’nda yer almamız söz konusu değildir. Bir ittifak söz konusu olacaksa, bu bizim kendi ittifakımızdır. Bunun dışında bir arayışımız yoktur” dedi.

Suat Toktaş’ın AK Partinin yarı başkanlık için muhalefetle görüştüğü iddialarını hatırlatarak “Bu ömrü uzatmaya mı yönelik yoksa kaybetme endişesiyle yapılan bir planlama mıdır?” sorusuna Sancar, şu şekilde cevap verdi;

“Evet, çok net söyleyeyim. Şuanda AKP’nin tek başına da olsa MHP ile birlikte de olsa yaptığı her hamlenin altında bu hesap yatıyor. Yani ömrünü uzatma. Ya tam kazanma, eğer olmuyorsa en azından tam kaybetmeme hesabı yapıyor, bu açık. Yeni bir mesel de değil bu yarı başkanlık konusu. Bizim dışımızda muhalefetin bazı partilerinin yoklandığına dair bizim bilgimiz var. Benim bildiğim yeni de değil. Bir yıl önce de muhalefeti yokladılar. ‘Acaba sistemi yarı başkanlık gibi bir sisteme çeksek muhalefet nasıl karşılar?’ gibi yoklamalarda yaptılar.

“Başbakansız bir yarı başkanlık sistemi”

Dolayısıyla bir çalışmaları olduğu da biliniyor. Bu aslında AKP çevrelerinin zaman zaman kendilerinin sızdırdığı, zaman zaman da başka kanallardan sızan bir bilgi. Yani bir anayasa taslağı üzerinde çalışıyorlar. Burada da üzerinde çalıştıkları sistemin tam yarı başkanlık olmadığı da anlaşılıyor. Yarı başkanlığın vazgeçilmez unsurlarından bir tanesi başbakanlığın olmasıdır. Önermeye hazırlandıkları sistem de başbakansız bir yarı başkanlık sistemi”

“Eğer aday çıkarmamız gerekecekse”

”HDP aday çıkaracak mı?” sorusuna da yanıt veren Sancar, ”Bu sorunu en son sorulması gerek soru. Biz cumhurbaşkanlığının isimler üzerinde konuşulmaması gerektiğini söylüyoruz. Kişiler değil, ilkeler ve yöntemler. Aday çıkarmamız gerekecekse şimdi yaptığımız gibi yaparız. Bizim adayımızın kim olacağını halk buluşmaları ile demokrasi güçleri ile konuşarak tartışarak belirleriz. Üç sayfa, üç aylık buluşmalar ve bir aylık komisyon tartışmaları üzerine çıktı. HDP’nin önemli özelliği farklı kesimleri bir araya getiriyoruz. Demokrasi ve tartışma bizi bir arada kalmamızı sağlıyor. Eğer aday çıkarmamız gerekecekse, takip edeceğiz” dedi.

”İlke ve yöntem üzerinde müzakere önerdik”

Sancar ayrıca ”Çok net bir ifade beklemeyin, biz cumhurbaşkanlığı seçiminde ortak aday fikrine açık olduğumuzu belirttik. Bunun içinde ilke ve yöntem üzerinde müzakere önerdik. Eğer bu ilke ve yöntemlerde ortaklaşamazsak bu olabilir ama bunu da ben şimdi söyleyemem” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Bakan Koca Duyurdu: İkinci Doz Aşıda Mavi İl Sayısı 15’e Yükseldi

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Kovid-19’a karşı ikinci doz aşı oranımız Aydın ve Zonguldak’ta da yüzde 75’in üzerine çıktı. Böylece Mavi il sayımız 15’e ulaştı. Hepimizin lehine sonuçlar için ikinci doz aşı oranında yarışalım!” açıklamasında bulundu.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabı üzerinden aşılamaya ilişkin açıklamada bulundu. Bakan Koca, açıklamasında şu ifadeleri kullandı;

“Covid-19’a karşı İKİNCİ DOZ aşı oranımız AYDIN ve ZONGULDAK’TA da %75’in üzerine çıktı. Böylece MAVİ İL sayımız 15’e ulaştı. Hepimizin lehine sonuçlar için ikinci doz aşı oranında yarışalım!

Covid-19’a karşı İKİNCİ DOZ aşı oranı YOZGAT, ERZİNCAN ve MALATYA’DA %65’in üzerine çıktı. Bu üç ilimizin haritadaki rengi SARI. Hepimizin lehine sonuçlar için ikinci doz aşı oranında %75’i geçmek üzere yarışalım!”

Paylaşın

Aşı Kartı Gelecek Mi? Bakan Koca Açıkladı

Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca başkanlığında toplandı. Kurulun gündeminde, yüz yüze eğitim, artan vaka sayıları ve tedbirlerin uygulanması vardı. Bakan Koca, toplantı sonrası yazılı bir açıklama yaptı.

Haber Merkezi / Bakan Koca, yazılı açıklamasında, “Birtakım mecralarda yeni dönemde aşı kartı isteneceği iddia edilmiştir. Bakanlığımızın yurt içinde HES kodu uygulaması dışında bir uygulaması yoktur” ifadelerini kullandı.

Açıklamasında “Son günlerde tedbirlerdeki gevşeklik vaka sayılarına yansıyor. Eski günlerimize daha erken dönmek istiyorsak bugün tedbirlere daha sıkı uymalıyız” diyen Bakan Koca’nın toplantı sonrası yaptığı yazılı açıklama şöyle;

“Vaka sayılan içinde okula giden öğrencilerimizin bulunduğu yaş grubunun dağılımı ele alındı. 5-17 yaş arasında bulunan çocuklarımız aktif vakaların yaklaşık dörtte birini oluşturuyor. Bu grubun önemli ölçüde aşı programında olmadığını dikkate aldığımızda çocuklarımızda görülen vakaların beklenen bir durum olduğunu ifade etmek isterim. Buna karşın, bu yaş grubundaki çocuklarımızın hastaneye yatışında ya da yoğun bakıma girişinde belirgin bir artış olmamıştır. Mevcut tabloda okula giden çocuklarımız virüs ile karşılaşsa da hastanede tedavi görmesi gereken bir durum ortaya çıkmamaktadır. Her kademede okulların açık kalması için her türlü tedbiri alacağımızı ve okulların mutlak yüz yüze eğitime açık kalacağını tekrar ifade etmek isterim. Aktif vakaların yaş ortalamasının düşmesi hastanede tedavi gören sayısını da azaltmakta ve ümit ederim ki kayıplarımızı da azaltacaktır. Hedefimiz hiçbir hasta kalmayıncaya kadar tedbirlere uymak, aşı ile bağışıklık sağlanıncaya kadar aşı programımızı kararlılıkla sürdürmektir.

Birtakım mecralarda yeni dönemde aşı kartı isteneceği iddia edilmiştir. Bakanlığımızın yurt içinde HES kodu uygulaması dışında bir uygulaması yoktur. Bildiğiniz gibi birçok müesseseye girişte HES kodu uygulamamız bulunmaktadır. HES kodu ile giriş yapılan yerlerde zorunlu kontrol riskli kişilerin dolaşımda olmamasını hedef almaktadır. Bunlar, aktif hasta ya da aktif temaslı kişiler ile sınırlıdır.

“Eski günlerimize daha erken dönmek istiyorsak bugün tedbirlere daha sıkı uymalıyız”

HES kodu kişilerin riskli ya da çok riskli olduğunu, aktif hasta olup olmadığını, aktif temaslı olup olmadığını, son 72 saat içinde PCR negatif olup olmadığını ve aşılı olup olmadığı bilgisini içermektedir. Kurum ve müesseseler HES kodundan hangi bilgileri sorgulamak isterlerse sorgulayabilmektedir.

Kıymetli Vatandaşlarım, Salgının seyrinde günlük vaka sayılarında durağan bir hal var. Ancak bu durağanlık düşük vaka sayılarında değil, günlük 20 binin üzerindedir. Bu sayıyı hızla aşağıya düşürecek iki unsur var. Bunlar hızla yüksek oranda aşılı hale gelmek ve tedbirlere uymaktır. Son günlerde tedbirlerdeki gevşeklik vaka sayılarına doğrudan yansımaktadır. Bu gidiş aşı ile toplum bağışıklığı sağlama hedefimize ulaşmak için süreyi uzatmaktadır. Mevcut tedbirlerden ve maskeden en kısa sürede kurtulmanın yolu şimdi tedbirlere uymak ve maskesiz kalabalıklardan uzak durmaktır. Salgının ilk günlerinden bu yana uzunca bir süredir tedbirlere uyumu dile getirdiğimin farkındayım. Ancak önceleri tek korunma yolumuz tedbirlerdi. Bugün ise tedbirlerle birlikte aşı olmaktır. Sabreder ve vaka sayılarını hedeflenen şekilde düşürebilirsek maskesiz günlerimiz başlayacak. Eski günlerimize daha erken dönmek istiyorsak bugün tedbirlere daha sıkı uymalıyız.”

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıkladı: İşte Son Durum

Kovid 19’da son 24 saatte son 29 bin 386 yeni vaka tespit edilirken, 227 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Bugünkü vefat sayımız, daha önceki yüksek vaka sayılarının sonucu olarak 227. Bu tabloya karşı, başarının şartı tedbirlere muntazaman uyum ve aşıdır!” dedi.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte 356 bin 661 test yapıldı. Güncel verilere göre, 28 bin 892 yeni vaka tespit edilirken 239 kişi hayatını kaybetti. Öte yandan, bugün, 30 bin 336 kişi de sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Yeni tabloyu sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Koca,  “Günlük vaka sayısında 20.000’in altını kritik eşik kabul ediyoruz. Yeni vaka sayılarımızsa 30.000’e yaklaşmış durumda. Bugünkü vefat sayımız, daha önceki yüksek vaka sayılarının sonucu olarak 227. Bu tabloya karşı, başarının şartı tedbirlere muntazaman uyum ve aşıdır!” dedi.

Aşılamada son durum

Güncel verilere göre, birinci doz Türkiye ortalaması yüzde 86.60, ikinci doz ortalaması yüzde 71.35, birinci, ikinci ve üçüncü doz toplamı ise 109 milyon 129 bin 219 oldu.

Paylaşın

Bakan Özer’den Dikkat Çeken ‘Yüz Yüze Eğitim’ Açıklaması

Yüz yüze eğitimle ilgili hiçbir sıkıntının yaşanmadığını belirten Bakan Özer,  “Şu anda ana odağımız, okulların yüz yüze eğitime devam etmesi. Bu süreçte dördüncü haftamızı başarılı bir şekilde tamamlamak üzereyiz.  Süreç, planlandığı gibi ilerliyor” dedi.

Haber Merkezi / Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, Ankara’nın çeşitli ilçelerinden gelen Anadolu lisesi, fen lisesi, imam hatip lisesi, güzel sanatlar lisesi ile mesleki ve teknik Anadolu lisesi öğrencileriyle Bakanlıkta gerçekleşen buluşmada bir araya geldi.

Öğrencilerle sohbet eden Özer,  “Şu anda ana odağımız, okulların yüz yüze eğitime devam etmesi. Bu süreçte dördüncü haftamızı başarılı bir şekilde tamamlamak üzereyiz.  Süreç, planlandığı gibi ilerliyor.” dedi.

Yüz yüze eğitimin yeniden başlaması konusunda hiçbir sıkıntı yaşanmadığını belirten Bakan Özer, salgın şartlarında alınması gereken önlemlere uymanın öneminin altını çizdi.

“Uzun bir aradan sonra yeniden yüz yüze eğitime başlarken istedik ki öğrencilerimizi dinleyelim, bir ihtiyacınız var mı? Yüz yüze eğitimden, Bakanlığın yürüttüğü faaliyetlerden memnun musunuz? Bizden ne gibi beklentileriniz var?” diyerek sözü öğrencilere bıraktı.

Öğrencilerin öneri ve isteklerini dinleyen Bakan Özer, “Okul ortamlarını çok daha zenginleştireceğiz. Bu bağlamda çocuklarımızın kültür, sanat ve sportif etkinliklere daha aktif katılması için çeşitli programlar yapıyoruz.” diye konuştu.

Öğrencilerin Okullara Devam Oranı Yüzde 95’in Üzerinde

Görüşmenin ardından değerlendirmede bulunan Bakan Özer, şunları kaydetti:

“Şu anda temel eğitim ve ortaöğretimde öğrencilerin okullara devam oranı çok yüksek. Türkiye genelinde devam oranı yüzde 95’in üzerinde. Bu, velilerin ve öğrencilerimizin artık önlemleri alarak okula devam etme noktasında bir kaygılarının olmadığını gösteriyor. Bu süreçte en büyük avantajımız, öğretmenlerimizin aşılanma oranlarının oldukça yüksek olması.

Süreçte sınıf bazlı bir önlem yaklaşımı yürütüyoruz. Bu kapsamda 850 bin sınıfımız var, vaka nedeniyle zaman zaman bazı sınıflar uzaktan eğitime geçebilir ama önemli olan açık sınıfların varlığını sürdürmesidir. Diğer taraftan 14 gün ara veren sınıflarımız, dijital platformlar üzerinden canlı sınıf uygulaması ile derslerine devam edebiliyor.”

Bakan Özer, öğrencilerin okulları ile ilgili taleplerinin de hızla karşılanacağını ifade etti.

Paylaşın