Kovid 19’da son 24 saatte 30 bin 201 yeni vaka tespit edilirken, 188 kişi yaşamını yitirdi. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Olağan hayatınıza kavuşmanız için sizden beklediğimiz, tedbirli davranarak kendinizi korumanız. Aşı olarak, toplum bağışıklığı sürecini hızlandırmanız. Bu tablo ciddi ihmallerimiz olduğunu gösteriyor” dedi.
HDP’li Günay, partisinin çözüm için var olduğunu ve çözüm için de projeler ürettiğini belirterek, “Bu konuda yalnız da değiliz, sadece Türkiye’de değil bütün coğrafyada milyonlarca inanmış insanla birlikte hareket ediyoruz. Bizim çözüm talebimiz milyonların talebidir, ölümden, yoksulluktan, ezilmekten kurtulmak isteyenlerin talebidir” dedi.
Haber Merkezi / Günay, iktidarı derinleşen ekonomik kriz üzerinden de eleştirerek, “Halkın ve toplumun gerçeğini görmeyen anlayışla bütçe hazırlayacaklar. Kendilerine ve yandaşlarına daha fazla rant, müteahhitlere, savaşa, yandaşa kaynak, emekçilere yani bu ülkenin yüzde 90’ınına yoksulluk ve sefalet bütçesi hazırlayacaklar.” ifadelerini kullandı.
HDP Parti Sözcüsü Ebru Günay, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. HDP’li Günay’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle;
“Biz Kürt sorunu da dâhil bütün toplumsal sorunların demokratik, müzakere ve diyalogla çözümünden yanayız; bunun için bedelleri ağır olsa da çok büyük bir mücadele yürütmeye devam ediyoruz. Biz çözüm için varız, çözüm için çaba gösteriyoruz, bunun için projeler üretiyoruz.
Bu konuda derin bir birikime, yol-yöntem zenginliğine, şimdiye kadar uygulanmış ve sorunu derinleştirmiş yöntemlerin dışında önerilere sahibiz. Bu konuda yalnız da değiliz, sadece Türkiye’de değil bütün coğrafyada milyonlarca inanmış insanla birlikte hareket ediyoruz. Bizim çözüm talebimiz milyonların talebidir, ölümden, yoksulluktan, ezilmekten kurtulmak isteyenlerin talebidir.
İşte deklarasyonumuzu bu ruhla ve bu bilinçle hazırladık. Bu belgeyi partimiz açıklamış olsa da Türkiye sorunlarının çözüm deklarasyonudur. Türkiye halklarının deklarasyonudur. Bütün dezenformasyonlara, karalama kampanyalarına, yalan siyasetine rağmen geçmişte yürütülen çözüm sürecine toplumun yüzde 70’ine yakını destek verdi. Eğer o süreç devam etmiş olsaydı inanıyoruz ki bu destek yüzde yüze çıkacaktı. Dolayısıyla bugün aklı başında kim ortaya koyduğumuz bu 11 maddeye karşı çıkabilir?
Kim ben demokrasiye karşıyım diyebilir?
Kim “hayır ben çözüm istemiyorum, barış istemiyorum, demokrasiye karşıyım’ diyebilir. Kim ‘halkların ortak yaşamını savaş gerekçesi sayıyorum, ekonomide eşitlik bana göre değil, kadınlara karşı şiddeti savunuyorum” diyebilir? Normal koşullarda buna karşı hiç kimse çıkmaz, çıkmamalı. Ama iktidarını, bütün bu sorun alanlarının devamında görenler elbette ortaya koyduğumuz bu önerilere saldırıyor.
Yeniden “Vatan, Millet, Beka” söylemlerinin arkasına saklanarak kirliliklerini gizleyip, çözüm talebimiz karşısında çözümsüzlük dayatmasında bulunmaya başladılar. Bakın bu iktidar bütün ortaklarıyla Kürt sorununu inkar etme yarışına girdi. Küçük ortak ‘öyle bir sorun yok’ diyor, büyük ortak ise ‘biz çözdük diyor’.
Çözüm arayanları karalamaya, hedef göstermeye, tehdit etmeye başladılar. Bu iktidar kendisine itaat etmeyen herkesi terörist olmakla suçluyor. Geçmişte patates soğanı, hak arayan öğrenciyi, ölmek istemiyorum diyen kadını, eşit yurttaşlık talebini dile getiren Alevi’yi, emeğimin hakkını alamıyorum diyen çiftçiyi, batıyorum diyen esnafı, açım diyen köylüyü, eziliyorum diyen memuru, doğasına sahip çıkan Karadeniz ve Ege ahalisini terörist ilan etmişlerdi, şimdi de sıra kebapçılara geldi.
Toplumu bölmek, düşmanlaştırmak, birbirine düşürmek dışında ellerinde bir sermayeleri kalmadı, kaos ve gözyaşından medet ummak dışında bir yol bilmiyorlar. Küçük ortağın düzeysizliğinin, gözü dönmüş bir şekilde çaresizce sağa sola saldırmasının, iktidarın ittifakının toplam korkusudur. Bahçeli’nin büyük ortak adına racon kesmesi yaşadıkları siyasi sefaletin göstergesidir.
Partimizin meşruiyetini tartışmak haddinize mi?
Aczinizi ciddiye almazdık ama söyleyecek bir kaç sözümüz var. Partimizin meşruiyetini tartışmak haddinize mi? Barajın altında kalan, halk desteğini yitirmiş, bütün dünyada şiddetle yan yana gelen ve terörizm tartışmalarıyla anılan ocakçılar; siz kim oluyorsunuz da 6 milyon oy almış, 20 milyon insanı temsil eden bir partinin meşru olup olmadığını tartışıyorsunuz? Siz kendinizi efendi, toplumun geri kalanlarını tebaa olarak mı görüyorsunuz? İçinizde hortlayan iktidar kibriniz, görgüsüz efendiyi, egemenlik zehrini dizginleyin; zira geçti o dönemler, bu topluma parmak sallayamazsınız, hadsizlik yapamazsınız.
Çıkmışlar utanmadan sıkılmadan “Meclis her meselenin çözüm adresidir ama ihanetin çözüm kaynağı olmaz” diye buyuruyorlar! İhanet sizin bu topluma dayattığınız savaş siyasetidir, kutuplaştırmadır, düşmanlık zihniyetidir, saraylarınızda keyif çatarken insanları bir kuru ekmeğe muhtaç hale getiren politikalarınızdır. İhanet “Vatan Vatan” diyerek ülkenin canına okumanızdır, ülkeyi talan etmenizdir. İhanet bu ülkenin gencecik evlatlarını ölüme gönderirken ülkenin kaynaklarını ensesi kalın yandaşlarınıza peşkeş çekmenizdir.
İhanet sizin ayrımcı diliniz, faşist anlayışınızdır. Sizin varlığınız, zihniyetiniz bu ülkeye bu ülke insanına en büyük ihanettir. Tekraren ifade ediyorum. Geçti o dönemler, siz isteseniz de istemezseniz de bu ülke bütün sorunlarını çözecek, hayal ettiği aydınlık günlere kavuşacak. Bu toplum gerçek yüzünüzü gördü, çözümsüzlük politikalarına asla prim vermiyor, çıldırmanız bu yüzdendir, saldırganlığınız bu yüzdendir. Bir de insani bir uyarıda bulunalım, bu kadar hiddet, bu şiddet bünyenize zarar.
Deklarasyonumuz aydınlık yarınların müjdecisidir
Aslında bunların ciddiye alınacak, büyütülecek bir karşılıkları da yok. Biz elbette bunların yarattığı ve toplumsal bedeli ağır olan çözümsüzlükleri biliyoruz, bu çözümsüzlükle ciddiyetle kararlılıkla mücadele ediyoruz. Biz kendimize, mücadelemize, çözüm isteyen milyonların iradesine güveniyoruz. Zaten bizi mutlu eden bütün bu hezeyanlara rağmen toplumun büyük kesiminin çözümden, barış ve kardeşlikten yana tavrıdır.
Demokrasi, Adalet ve Barışa Çağrı Deklarasyonumuzun hak ettiği yankıyı bulmasından memnunuz, bu toplumun çözüm talebi ve iradesinin somut göstergesidir. Bu aynı zamanda aydınlık yarınların müjdecisidir. Türkiye bu gidişattan kurtulmak istiyorsa çözüm ve barış yolunda kararlı adımlarla ilerlemek zorundadır. Bu hepimizin ortak ve en büyük sorumluluğudur. En başta muhalefete, demokrasi isteyen bütün demokratik güçlere büyük görevler düşüyor. İnanıyoruz ki herkes sorumluluğunu yerine getirecek ve hep birlikte Türkiye’yi bu karanlık girdaptan kurtaracağız. Herkes bilsin ki Türkiye bu korkunç yönetimi hak etmiyor, bu ülke bu rezalete mahkûm değil.
Sadece Kürt sorununu değil emekçilerin sorunlarını da inkar ediyorlar
Kuşkusuz bunlar sadece Kürt sorununu inkar etmiyorlar. Bu iktidar, yoksulluğu, yolsuzluğu, talanı, rantı, barınma sorununu, kadınların, gençlerin, Alevilerin, ezilenlerin, emekçilerin sorunlarını da inkar ediyor. Çünkü bu sorunların müsebbibi bu iktidardır. Dünyada herhalde 20 yıl iktidarda kalıp hiçbir şeyin sorumluluğunu almayan başka bir iktidar örneği yok. Önce sorunu inkâr ediyorlar, sorunu kabullenmek zorunda kaldıkları noktada sorumluluğu bir başkasına yüklüyorlar. Artık gülünç duruma düşüyorlar.
Erdoğan sorunların çözümünde muhatap gösterdiğimiz Meclis açılışında Kürt sorununu inkar ettikten hemen sonra Türkiye halklarının yaşadığı derin yoksulluğu, hayat pahalılığını inkar etmek için Yeşilçam filmlerini aratmayacak bir mizansen sergiledi. Peşine taktığı basın ordusuyla alışveriş yaptı, görüntüleri servis ettirdi. Marketten çıktığında “fiyatlar gayet uygun” diyerek “geçinemiyoruz” diyen halkın feryatlarıyla alay etti. Her şeyi inkar edelim derken kendileri artık gülünç duruma düşüyorlar.
Bu zihniyet halktan kopmuş, çarşı pazar nedir bilmiyor. Temel gıda maddelerinin ne olduğundan, bunların fiyatlarından bihaberler. Sürdürdükleri saray ve saltanat hayatı, içine gömüldükleri lüks ve şatafat gözlerinin önündeki gerçeği görmelerini bile engelliyor. Bu gerçeği görmek işlerine gelmiyor. Zaten çok geçmeden o mizansen gösterisinde ne aldıkları ne kadara alışveriş yaptıkları da ortaya çıktı. Erdoğan aldığı 3-5 atıştırmalığa bin lira ödedi. Yani bir asgari ücretlinin yarım aylık maaşı.
Muhtemelen onları da kalitesini beğenmediği için tüketmeyecek. O mizansen için markete bin lira ödedi ama gösterinin hepimize maliyeti çok daha yüksek. Koruma ordusuyla, lüks araç filosuyla, çekim ekipmanlarıyla o gösterinin binlerce liraya mal oldu ve o da ekmek bulamayan halkın cebinden çıkacak. Çünkü halkı aslında yoksul olmadıklarına inandırmaya çalışıyorlar! Yazık gerçekten yazık, toplumun bunlara inanacağını bekliyorlarsa daha çok beklerler. Halkımız onların gösterilerine değil cebindeki hakikate bakıyor, sofrasındaki yoksulluğa bakıyor.
“Yoksulluk ve sefalet bütçesi hazırlayacaklar”
İşte bu inkarcı, halkın ve toplumun gerçeğini görmeyen anlayışla bütçe hazırlayacaklar. Kendilerine ve yandaşlarına daha fazla rant, müteahhitlere, savaşa, yandaşa kaynak, emekçilere yani bu ülkenin yüzde 90’ınına yoksulluk ve sefalet bütçesi hazırlayacaklar. Sonra da bu tür gösterilerle çıkıp “nankör tebaa halinize şükredin, aldığınız asgari ücret neyinize” yetmiyor diyerek halkı ve toplumu da küçümseyecekler.
Biz elbette bu vicdansızlığa halkımızı mecbur etmeyeceğiz. Ekonomi komisyonumuz yarın Türkiye’nin en yoksul ili olan Ağrı’da bütçeye ilişkin ekonomi programımızı açıklayacak. Nasıl ki “HDP’liyiz Her Yerdeyiz” diyerek Türkiye’nin dört bir tarafını gezdik, nasıl ki Kadın Yoksulluğuyla mücadele için tarlaları, işyerlerini, fabrikaları, atölyeleri gezerek kadınlarla omuz omuza yoksulluğa karşı mücadele ettiysek, bu bütçe sürecinde de il il, sokak sokak halkımızla birlikte halkın bütçesi için mücadeleyi yükselteceğiz.
Nobel Komitesi, 2021 Nobel Barış Ödülü’nü “demokrasinin ve kalıcı barışın ön koşulu olan ifade özgürlüğünü koruma çabalarından dolayı” Filipinler’den Maria Ressa ve Rusya’dan Dmitry Muratov’a vermeye karar verdi.
Haber Merkezi / Ödülü açıklayan Nobel komitesi başkanı Berit Reiss-Andersen, “Özgür, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik, gücün kötüye kullanılmasına, yalanlara ve savaş propagandalarına karşı koyar. Zamanımızda ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü olmadan, uluslar arası kardeşliği, silahsızlanmayı ve daha iyi bir dünya düzenini başarılı bir şekilde inşaa etmek zor olacaktır” ifadelerini kullandı.
Rus gazeteci Dmitry Muratov, “bugün Rusya’da ulusal etkiye sahip tek gerçek eleştirel gazete” olarak tanımlanan Novaya Gazeta gazetesinin genel yayın yönetmenidir. Muratov, saldırılar, tehditler ve hapis cezasına karşı basın özgürlüğünü savunmadaki cesareti nedeniyle 2007 yılında CPJ uluslararası basın özgürlüğü ödülünü kazanmıştı.
BREAKING NEWS:
The Norwegian Nobel Committee has decided to award the 2021 Nobel Peace Prize to Maria Ressa and Dmitry Muratov for their efforts to safeguard freedom of expression, which is a precondition for democracy and lasting peace.#NobelPrize #NobelPeacePrize pic.twitter.com/KHeGG9YOTT— The Nobel Prize (@NobelPrize) October 8, 2021
Filipinler kökenli Amerikalı gazeteci ve yazar Maria Ressa, Rappler’ın kurucu ortağı ve CEO’su olup, yaklaşık yirmi yılını Güneydoğu Asya’da CNN için araştırmacı muhabir olarak çalışmıştır.
1901-2020 yılları arasında 101 Nobel Barış Ödülü verildi. Bu ödüllerden 25’i kuruluşlara verildi. 2 barış ödülü üç kişi arasında paylaştırıldı. 101 Nobel Barış Ödülü’nden 17si kadınlara verildi. Bu güne kadar bu ödülü reddeden tek kişi Le Duc Tho’dur.
CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımda, “Erdoğan, TikTok’ta taklidini yapan gencecik öğrencilere soruşturma başlatmış şürekan. Dün de sen, Boğaziçi öğrencilerine “terörist” dedin. Bu ülkenin evlatlarını rahat bırak. Kimse senin saldırgan tavırlarını, racon keser havalarını çekmek zorunda değil.” ifadelerini kullandı.
Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sınıf başkanı seçilince arkadaşlarına çay atan lise öğrencisinin videosundaki öğrenciler hakkında “Cumhurbaşkanı’nı alaylı bir tavırla taklit ettikleri” gerekçesiyle tutanak tutulmasına tepki gösterdi.
Boğaziçi öğrencilerine “terörist” dediğini hatırlatarak Erdoğan’a seslenen Kılıçdaroğlu, “Bu ülkenin evlatlarını rahat bırak. Kimse senin saldırgan tavırlarını, racon keser havalarını çekmek zorunda değil” ifadesini kullandı.
CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı.
“Erdoğan, TikTok’ta taklidini yapan gencecik öğrencilere soruşturma başlatmış şürekan. Dün de sen, Boğaziçi öğrencilerine “terörist” dedin. Bu ülkenin evlatlarını rahat bırak. Kimse senin saldırgan tavırlarını, racon keser havalarını çekmek zorunda değil. Sen vicdanını yitirmiş olabilirsin ama dokundurtmayız bu ülkenin evlatlarına. İşsiz bırak, terörist de! Yurtsuz bırak, terörist de! Kayyum ata başlarına, terörist de! Espri yapana soruşturma başlat! Sahi bu gençlerin hayatını kim terörize ediyor?”
Sen vicdanını yitirmiş olabilirsin ama dokundurtmayız bu ülkenin evlatlarına.
İşsiz bırak, terörist de!
Yurtsuz bırak, terörist de!
Kayyum ata başlarına, terörist de!
Espri yapana soruşturma başlat!
Sahi bu gençlerin hayatını kim terörize ediyor?— Kemal Kılıçdaroğlu (@kilicdarogluk) October 7, 2021
Erdoğan’ın “Ülke yönetimine talip olmaktan vazgeçmelerinin kendileri için daha iyi olacağını hatırlatmak istiyoruz” açıklamasına yanıt veren Akşener, “Çıkıp böyle abuk sabuk konuşuyorsun, sonra da ciddiye almayınca alınıyorsun. Seni acilen ciddiyete davet ediyorum” dedi.
Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuşmada, muhalefeti hedef alarak, “Ülke yönetimine talip olmaktan vazgeçmelerinin kendileri için daha iyi olacağını hatırlatmak istiyoruz” ifadelerini kullanmıştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yanıt İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’den geldi. TELE1’in konuyla ilgili haberini alıntılayan Akşener, şu ifadeleri kullandı:
“Yok artık Sayın @RTErdogan ‘Böyle bir şey dememiştir.’ dedim, ama maalesef bunu da demişsin. Çıkıp böyle abuk sabuk konuşuyorsun, sonra da ciddiye almayınca alınıyorsun. Seni acilen ciddiyete davet ediyorum.”
Yok artık Sayın @RTErdogan.
“Böyle bir şey dememiştir.” dedim, ama maalesef bunu da demişsin.Çıkıp böyle abuk sabuk konuşuyorsun,
sonra da ciddiye almayınca alınıyorsun.Seni acilen ciddiyete davet ediyorum. https://t.co/ruEtKvCvbr
— Meral Akşener (@meral_aksener) October 7, 2021
Kovid 19’da son 24 saatte 30 bin 19 yeni vaka tespit edilirken, 217 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Tablolardaki sayılar keşke yeterince hissedilebilir olsa. Birbirimizi anlayıp dayanışma içinde olalım” dedi.
Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte 362 bin 152 test yapılırken, 30 bin 19 yeni vaka tespit edildi. 217 kişi hayatını kaybederken, 32 bin 240 kişi sağlığına kavuştu.
Bakan Koca’dan açıklama
Güncel verileri paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “217 sayısını anlamak? Her gün yeni kayıplar veriyoruz. Kimi torunlarını sevmeye doyamamış bir büyükanne, kimi ailesi için hayalleri olan bir baba, kimi doğumu bekleyen bir anne. Tablolardaki sayılar keşke yeterince hissedilebilir olsa. Birbirimizi anlayıp dayanışma içinde olalım” dedi.
217 SAYISINI ANLAMAK? Her gün yeni kayıplar veriyoruz. Kimi torunlarını sevmeye doyamamış bir büyükanne, kimi ailesi için hayalleri olan bir baba, kimi doğumu bekleyen bir anne. Tablolardaki sayılar keşke yeterince hissedilebilir olsa. Birbirimizi anlayıp dayanışma içinde olalım. pic.twitter.com/qhMnUZgmfD
— Dr. Fahrettin Koca (@drfahrettinkoca) October 7, 2021
Sosyal medya hesabından açıklama yapan Bakan Koca, inaktif Kovid 19 aşısı olanlara 3. doz aşılarını olma çağrısında bulunurken, 2 doz mRNA aşısı olanlar için ise şu an için 3. doz aşıyı gerektiren bir durum olmadığını söyledi.
Haber Merkezi / Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından 3. doz Kovid 19 aşı uygulaması hakkında açıklama yaptı. İnaktif Kovid 19 aşısı olanlara 3. doz aşılarını olma çağrısında bulunan Bakan Koca, açıklamasında şu ifadeleri kullandı;
“Vaka sayılarının günlük 28-30 bin bandında seyrediyor olması on günlük zaman dilimi için yaklaşık aktif 300 bin vakaya karşılık gelmektedir. Bu durumun kritik bir yük olduğunun farkında olmalıyız. Kişilerin genç olması sebebiyle sağlık sistemi zorlanmıyor olsa da sayı çok yüksek.
2 doz mRNA aşısı olan vatandaşlarımızın ortalama 4 ay önce aşı olduklarını dikkate alarak aşının koruyuculuğunun halen devam ettiğini düşünüyoruz. Şu an için 3. doz aşıyı gerektiren bir durum yoktur. inaktif aşı olanlarınsa 3. doz aşılarını yaptırmalarını ısrarla öneriyoruz”
Vaka sayılarının günlük 28-30 bin bandında seyrediyor olması on günlük zaman dilimi için yaklaşık aktif 300 bin vakaya karşılık gelmektedir. Bu durumun KRİTİK BİR YÜK olduğunun farkında olmalıyız. Kişilerin genç olması sebebiyle sağlık sistemi zorlanmıyor olsa da sayı çok yüksek.
— Dr. Fahrettin Koca (@drfahrettinkoca) October 7, 2021
2 doz mRNA aşısı olan vatandaşlarımızın ortalama 4 ay önce aşı olduklarını dikkate alarak aşının koruyuculuğunun halen devam ettiğini düşünüyoruz. Şu an için 3. doz aşıyı gerektiren bir durum yoktur. İNAKTİF AŞI OLANLARINSA 3. doz aşılarını yaptırmalarını ısrarla öneriyoruz.
— Dr. Fahrettin Koca (@drfahrettinkoca) October 7, 2021
Eylül ayında en az 26 kadın ve 4 çocuk erkekler tarafından katledilirken, en az 65 kadın şiddete maruz kaldı. En az 13 çocuk istismara maruz kalırken, yine en az 10 kadın tacize, en az beş kadın tecavüze maruz kaldı. Ayrıca 78 kadın seks işçiliğine zorlandı.
Bianet’in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediğine göre, Eylül’de 2021‘de en az 17 kadının ölümü (Urfa (1), Samsun (2), Antalya (1), İzmir (1), İstanbul (1), Siirt (2), Dersim (1), Bursa (1), Mersin (1), Tekirdağ (1), Aydın (1), Sakarya (1), Ankara (1), Tokat (2)) basına şüpheli olarak yansıdı. Diyarbakır’da bir çocuğun ölümü basına şüpheli yansıdı. Konya’da bir kadın öldürülmeye çalışıldı.
18 kadını evli olduğu erkek, sevgilisi, boşandığı erkek öldürdü. Bir kadını ev sahibi, üç kadını oğlu, iki kadını akrabası öldürdü. İki kadını öldüren erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

Çocuk cinayetleri
Eylül’de bir çocuğu erken yaşta zorla evlendirildiği erkek ve üç çocuğu da babası katletti. Kayseri, Antep, İzmir ve Karabük’te beş çocuk şiddete maruz kaldı.
2021’in ilk dokuz ayında erkekler, 234 kadını öldürdü, 116 kadını taciz etti, 111 çocuğu istismar etti, 78 kadına tecavüz etti. Erkekler, en az 507 kadını seks işçiliğine zorladı, en az 617 kadına da şiddet uyguladı, yaraladı. 2021’in ilk dokuz ayında 170 kadının ölümü basına “şüpheli” olarak yansırken, erkekler, en az 25 çocuğu öldürdü.
Erkekler, 2020’nin ilk dokuz ayında en az 206 kadını öldürdü, 115 kadını taciz etti, 201 çocuğu istismar etti, 72 kadına tecavüz etti. Erkekler en az 666 kadını seks işçiliğine zorladı, en az 590 kadına şiddet uyguladı.
Eylül’de 26 kadın cinayeti, 19 şüpheli kadın ölümü
2010 yılından itibaren kadın cinayetleri verilerini kamuoyuna açıklayan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’da 2021 Eylül ayı raporunu paylaştı.
Rapora göre geçtiğimiz ay öldürülen 26 kadının 14’ü evli olduğu erkek tarafından öldürüldü. Ayrıca kadınların en çok evlerinde ve en çok ateşli silahlarla öldürüldüğü belirtildi.
2010 yılından itibaren kadın cinayeti verilerini kamuoyuna açıkladıklarını belirten platform, “İçişleri Bakanlığı ise kaç kadının, neden, nasıl, kim tarafından öldürüldüğünü açıklamak yerine, kadın cinayeti verilerinin yanlış hazırlandığını söyleyerek gerçekleri çarpıtıyor. Kadın cinayeti ve şüpheli kadın ölümleri gerçekliğini açıklamakla birlikte, kadın cinayetlerini durdurmak için somut çözüm önerilerinin hayata geçirilmesi de devletin görevidir. Bu görevin yerine getirilmesi için de ilgili tüm bakanlıkların, tüm mekanizmaların harekete geçirilmesi için mücadeleye devam edeceğiz” açıklamasında bulundu.

Platformun raporuna göre bu ay 26 kadın cinayeti işlendi, 19 kadın şüpheli bir şekilde ölü bulundu. Öldürülen 26 kadından 16’sının hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi, 10’u da boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak istemesi bahanesi ile öldürüldü.
“Önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet devam ediyor”
16 kadının hangi bahaneyle öldürüldüğünün tespit edilememesinin, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin görünmez kılınmasının bir sonucu olduğu vurgulandı.
Raporda, “Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor” denildi.
Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündemde ilişkin değerlendirmelerde bulunan HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, yaşanan ekonomik krize değinerek, “Gıda fiyatları, enflasyon bir de şu anda halkın en temel sorunlarından birisi de kış geliyor. Kışın nasıl ısınacaklar? Elektrik faturasını, doğalgaz artışlarını biliyoruz. Kış geliyor, yurttaş donma tehlikesi ile karşı karşıya. Şimdiden kara kara düşünüyorlar. Fiyatlar yakıyor ama zamlar donduruyor” dedi.
Haber Merkezi / Türkiye’nin en temel, yakıcı gündemi ekonomi olduğunu belirten HDP’li Beştaş, gündeme ilişkin yaptığı açıklamalardan öne çıkan bölümler şöyle;
“Türkiye tarihinde görülmemiş zamlarla, fahiş fiyatlarla halkı baş başa bırakmış durumda. Her fırsatta duyarsınız AKP sözcülerinden, yağ kuyruklarını örnek verirler. Şimdi AKP Genel Başkanı’na ve sözcülerine tanzim kuyruklarından, son yapılan LPG zamlarından sonra akaryakıt istasyonlarındaki otogaz kuyruklarına bakmalarını salık veriyoruz.
Erdoğan’ın “fiyatlar uygun” açıklamasını bütün Türkiye’nin merak ettiğini biliyorum. Bütün Türkiye yurttaşları adına soruyorum. “Peki fiyatlar uygunsa enflasyon neden bu kadar yüksek?”. Biz Erdoğan’ı ve AKP sözcülerini halk pazarına davet ediyoruz. Gelin halk pazarına gidin ve bir de oradaki fiyatlara bakalım hangisi uygun, onu herkesle paylaşın.
Halk mango yiyebiliyor mu ki kurutmasını yapsın?
1 Milyon TL devlet desteği ile Emine Hanım bir yemek kitabı çıkardı. O kitaptaki yemekleri halk neyle yapacak. Geçtim 1 Milyon TL’lik devlet desteğini, halkın cebinden, vergilerimizden giden parayı geçtim, o yemekleri kim nasıl yapacak? Bizim Emine Erdoğan’a tavsiyemiz, halkın yoksulluğunun kitabını yazsınlar. Böyle şatafatlı yemek kitaplarıyla, devlet desteğiyle bir şeyler söylemek kolay tabi ki!
Şimdi bir tertiplenmiş market gezisi vardı. Sepetini Erdoğan abur cuburla doldurdu ve bütün Türkiye öğrendi bin 2 TL tutmuş hesabı. Peki bu sepette ne yok? Bu sepette abur cubur dışında hiçbir şey yok. Ayçiçek yağı yok, et yok, zeytin yok, tavuk yok, balık yok, pirinç yok, bulgur yok, mercimek yok, hiçbir şey yok! Herhalde kendi evlerinde yemek yemiyorlar, abur cuburla besleniyorlar. Eğer beslenmiyorlarsa çocuklara çok kötü örnek oluyorlar. Çünkü, bütün ebeveynler evlerde çocuklara abur cuburla karnınızı doyurmayın, yemek yiyin, yemek saatini bekleyin, atıştırmayın, tokluğunuz açlığınızı bastırır gibi sözler kurarız. Bunu hepiniz kendi evinizde yaşıyorsunuz. Bir de işin o boyutu var tabi ki.
Kış geliyor, fiyatlar yakıyor ama zamlar donduruyor
Gıda fiyatları, enflasyon bir de şu anda halkın en temel sorunlarından birisi de kış geliyor. Kışın nasıl ısınacaklar? Elektrik faturasını, doğalgaz artışlarını biliyoruz. Kış geliyor, yurttaş donma tehlikesi ile karşı karşıya. Şimdiden kara kara düşünüyorlar. Fiyatlar yakıyor ama zamlar donduruyor.
Bugünlerde en çok tartışılan meselelerden biri yurt, barınma sorunu. Öğrenciler yurt bulamıyor, ev bulamıyor, buldukları evlerin kiralarını ödeyemeyecek durumda. Üniversitelerini bırakacak duruma geldiler iktidar ne yapıyor mağdurları hedef gösteriyor ve sebep olduğu sorunları görünmez kılmaya çalışıyor. Yurt sorununun olmadığını, öğrencilerin bozguncu terörist olduklarını ilan edebiliyor.
Tabi şunu anlıyoruz yazlık, kışlık, uçan, yüzen saraylarda yaşayanlar barınamayan öğrencilerin, kiracıların, sokakta yaşayanların sorunlarını göremiyor. Bu da işin diğer boyutu. Bu meselede şunu özellikle söylemek istiyorum. Bu barınamama meselesi, aynı zamanda Türkiye’nin geldiğimiz dönemde ne kadar önemli bir sorunu olduğunu ve bu sorunun büyütülmemesi için, büyümemesi için çözüm aranması gerektiğini ifade etmek istiyorum.
Türkiye vergi kaçakçılarının cenneti olmuş durumda
Pandora Papers belgeleri dünyanın her yerinde tartışılıyor, soruşturmalar açıldı fakat Türkiye’de bildiğiniz gibi hiçbir soruşturma açılmadığı gibi bu konu gündeme bile gelmiyor. Aslında Sayıştay papers raporları da çok farklı değil, buna da bakmalarını istiyoruz. Burada da Türkiye’den para kaçırıldığını, nasıl kaçırıldığını Man Adaları’ndan gayet iyi biliyoruz. Sermayeye her gün AKP sözcüleri, “Türkiye’ye gelin yatırım yapın” çağrıları yapıyor ama kendileri de ülkenin kaynaklarını çalarak, yolsuzlukla yurtdışına kaçırıyorlar.
Yolsuzluk ekonomisinin tesis edilmesi ve devam ettirilmesi böyle bir şey. Türkiye’de 220’den fazla isim var ve şu gerçeği bir kez daha gördük; AKP döneminde Türkiye, vergi kaçakçılarının cenneti olmuş durumda. Paradise ve Panama’dan sonra Pandora Pappers vergi kaçakçılarının offshore şirketleri üzerinden nasıl vergi kaçırdıklarını açıkça ortaya koyan bir belgeden söz ediyoruz. Vatan millet edebiyatı yapanların her fırsatta nasıl hırsızlık yaptıklarını bir kez daha bütün dünya da Türkiye de görmüş oldu.

Madem ‘Kürt sorunu yok’ diyorsunuz o zaman neyi konuşuyorsunuz?
Diğer bir mesele; Kürt meselesi. Biliyorsunuz, Meclis açılalı bir hafta oldu. Bu bir hafta içinde de 2-3 kezdir “Kürt sorunu yoktur” diye inkar ile karşı karşıyayız. Garip, “herkes çözüm iradesi Meclis’tir” dediği için iktidardan panikle, garip bir hezeyanla Meclis’te peş peşe inkar açıklamaları yapılıyor. Olmadığını iddia ettikleri sorun hakkında konuşmaktan dillerinde tüy bitti. Madem “Kürt sorunu yok” diyorsunuz, o zaman neyi konuşuyorsunuz? O zaman neden nefes tüketiyorsunuz. Bir meselenin olmadığını kanıtlamaya çalışmak o meselenin varlığını kabul etmek anlamına geliyor. Bu kadar akli bir duruşla davet ediyoruz. Bir şey yoksa niye aksini ispat etmeye çalışıyorsunuz?
Kürt sorunu yok diyorlar. İnsanların doğduğu topraklarda aç ve işsiz kalması için can atanlar sorunu çözdük diyorlar. Bir sorunun farkında olmayanlar, fark etmeden tarihin çöplüğüne gitti. Türkiye’deki iktidar değişimlerinin sebeplerinin başında Kürt sorunu konusunda takındıkları tutum belirleyici oluyor. Başta da söylemiştim, ciddiyetsiz yaklaşanlar, en ciddiyetsiz şekilde hafızalarda kaybolup gittiler, sizin de gideceğiniz yer orasıdır. Unutulacaksınız! Başka bir seçeneğiniz yok. Bu iktidarı Kürt sorununu ciddiye alan çözüm iradesi gösteren, Türkiye’nin demokratikleşmesini savunanlar devralacak.
Şunu da söyleyeyim; işyerleri, esnaflar hedef yapılıyor en son kebapçılar hedef yapıldı. Sorun çok ciddi olduğu için mizahi bir değerlendirme yapmaktan özellikle kaçınıyorum; ama 90’ların iş dünyasını, iş insanlarını hedef yapanları unutmadık. Bunu da hatırlatmak istiyorum. Bu konu daha çok tartışılacak.
İnkar edilen sadece Kürt meselesi değildir
Bugün aslında inkar edilen sadece Kürt meselesi değildir. Alevilerin, gençlerin, kadınların sorunları da inkar ediliyor. Türkiye’nin demokrasi sorunudur bu. Bu sebeple Kürt sorununun inkarının muhatabı sadece Kürtler değildir, 84 milyon Türkiye Cumhuriyeti yurttaşıdır. Bizler HDP olarak bu bilinçte Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümünü esas alıyoruz. Partimizin bileşenleri ve üzerinde yükseldiği taban açısından bu sorunun hem taraflarından biridir hem de sorunun çözümüne ilişkin en birikimli ve donanımlı partilerin başında gelmektedir. Bu bize ağır bir tarihsel sorumluluk yüklüyor hem de Türkiye halklarının geleceği için çözümün acil ve ertelenemez bir görev olduğunu da önümüze koyuyor.
Meclis’te 40 yıllık savaşın ekonomi politiğine dair bütçe açıklandı. Açıkça soruyoruz burada; bu savaşın bitmesini istemeyenler kim? Bu savaştan beslenenler kim? En insani çözüm önerisini bile reddedip baskı ve şiddette ısrar edenler kim? Halkların geleceğini çalan, sofrasını fakirleştiren bu soruna çözüm isteyenler kimler? Şüphesiz bu rakamı açıklayıp dert yananlar. Halk tüm bu çıplaklığı ve samimiyetsizliği görmekte, er geç oylarıyla sandıkta, sokaklarda, alanlarda mahkum edecektir.
Kovid 19’da son 24 saatte 30 bin 438 kişinin testi pozitif çıktı, 236 kişi yaşamını yitirdi. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Toplum bağışıklığını henüz sağlamış değiliz. Ne yapmalıyız? Tedbirlere uymalı, aşılarımızı tamamlamalıyız” dedi.
Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte 358 bin 64 Kovid-19 testi yapıldı, 30 bin 438 kişinin testi pozitif çıktı, 236 kişi yaşamını yitirdi. Ayrıca, 31 bin 413 kişi de sağlığına kavuştu.
Bakan Koca’dan uyarı
Güncel verileri paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “VAKA SAYILARI NEDEN DÜŞMÜYOR? Sebeplerden üçü: Toplumsal hareketlilik çok arttı. Dışarıda, ortak mekânlarda tedbire önem verilmiyor, hastalığın yayılma ortamları çok fazla. Toplum bağışıklığını henüz sağlamış değiliz. Ne yapmalıyız? Tedbirlere uymalı, aşılarımızı tamamlamalıyız.” dedi.
VAKA SAYILARI NEDEN DÜŞMÜYOR? Sebeplerden üçü: Toplumsal hareketlilik çok arttı. Dışarıda, ortak mekânlarda tedbire önem verilmiyor, hastalığın yayılma ortamları çok fazla. Toplum bağışıklığını henüz sağlamış değiliz. Ne yapmalıyız? Tedbirlere uymalı, aşılarımızı tamamlamalıyız. pic.twitter.com/CyOZsyPxxw
— Dr. Fahrettin Koca (@drfahrettinkoca) October 6, 2021
Aşılamada son durum
Güncel verilere göre, birinci doz Türkiye ortalaması yüzde 87.46, ikinci doz ortalaması yüzde 73.53, birinci, ikinci ve üçüncü doz toplamı ise 111 milyon 391 bin 198 oldu.







































