Rekabet Kurumu’ndan İkinci El Araç Sitelerine Soruşturma

Rekabet Kurulu, ikinci el araç alım-satımında faaliyet gösteren 4 firma Arabam.com, Vava Cars, Araba Sepeti ve Letgo hakkında soruşturma başlattı. Soruşturmanın gerekçesi; Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar” başlıklı maddesinin ihlali.

Konuyla ilgili bir bilgilendirme açıklaması yayımlayan Rekabet Kurumu, bu şirketlerin çeşitli uygulamalar ile 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri iddiası üzerine yürütülen ön araştırma açıldığı belirtti.

Ön araştırmada elde edilen bilgi, belge ve yapılan tespitlerin ciddi ve yeterli bulunduğunu kaydeden Rekabet Kurulu, şirketler hakkında soruşturma açılmasına karar verildiğini duyurdu. Satış fiyatlarındaki değişimi yakından takip eden Rekabet Kurumu, daha önce de teknoloji firmalarına yine rekabeti bozacak davranışlar nedeniyle soruşturma açmıştı.

Soruşturmaya gerekçe gösterilen Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. Maddesi ne diyor?

Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.

Bu haller, özellikle şunlardır:

  • Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kâr gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi,
  • Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü,
  • Mal veya hizmetin arz ya da talep miktarının kontrolü veya bunların piyasa dışında belirlenmesi,
  • Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılması yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi,
  • Münhasır bayilik hariç olmak üzere, eşit hak, yükümlülük ve edimler için eşit durumdaki kişilere farklı şartların uygulanması,
  • Anlaşmanın niteliği veya ticarî teamüllere aykırı olarak, bir mal veya hizmet ile birlikte diğer mal veya hizmetin satın alınmasının zorunlu kılınması veya aracı teşebbüs durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın ya da hizmetin diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da arz edilen bir mal veya hizmetin tekrar arzına ilişkin şartların ileri sürülmesi

Bir anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat değişmelerinin veya arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi, teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder.

Ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla taraflardan her biri uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir.

Paylaşın

KPSS Sınav Skandalında Yeni Gelişme: Hocalarda İncelenecek

KPSS sorularının sızdırıldığı iddiası üzerine başlatılan soruşturmalar sürüyor. Skandalın patlak vermesinin ardından Devlet Denetleme Kurulu, ÖSYM, YÖK, MASAK ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ayrı ayrı inceleme başlatmıştı.

Sınavda ortaya çıkan şaibenin ardından yapılacak oturumlar da ertelenmişti. Yeni Şafak’taki habere göre ertelenen sınavlar da inceleme altına alındı. Sınav kitapçıklarının hazır olduğu, bunlarda da çıkmış sorular olup olmadığına bakılacak. Sınavlara soru hazırlayan hocalar da incelenecek.

KPSS’nin iptaline yol açan ‘benzer’ soruları soru havuzuna sokan hocaların o soruları nasıl yazdığı da değerlendiriliyor. Soruları hazırlayan hocaların soru hazırlama kampına girerken üzerinde hiçbir şey getirmelerine müsaade edilmiyor. Hocaların soruları aklında tutarak bilgisayar ortamına aktarmış olabileceği değerlendiriliyor.

Önümüzdeki sınavlar için de tedbirler alınmaya başlanacak. ÖSYM’nin yaptığı tüm sınavların soru havuzu yeniden düzenlenecek.

ÖSYM çalışanları ve yöneticilerine yönelik iddialar Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Bürosunca yürütülürken, Yediiklim Yayınevi ve çalışanlarına yönelik soruşturmanın Müracaat ve Suçüstü Savcılığı’nca yürütülüyor.

Ne olmuştu?

Kamu Personeli Seçme Sınavı’nın (KPSS) ardından KPSS cevap anahtarı, ÖSYM’nin internet sitesi üzerinden yayımlanırken sosyal medyada soruların sızdırılmasıyla ilgili iddia ortaya atılmıştı.

Cevap anahtarının yayımlanmasının ardından Twitter’da , sosyal medya kullanıcıları, öğrenciler ve sendikacılar soruların daha önce özel bir kurumun YouTube sayfasından paylaşıldığını, hatta WhatsApp gruplarından dağıtıldığını iddia etmişti.

Bu iddialar üzerine ÖSYM ve YÖK hakkında suç duyurusunda bulunulmuştu. ÖSYM’den yapılan açıklamada ise; iddiaların asılsız olduğu belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2022 KPSS Lisans oturumundaki bazı sorulara ilişkin iddialarla ilgili Devlet Denetleme Kurulu’na inceleme talimatı vermişti ve birkaç saat sonra Resmi Gazete’de Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla yayınlanan kararla ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Halis Aygün görevden alınmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Ali Ersoy’u ÖSYM Başkanı olarak atamıştı. Ersoy, sorularının sızdırıldığı iddiasıyla inceleme başlatılan KPSS’nin iptal edildiğini duyurmuş ve sınava katılanlardan özür dilemişti.

Sorular ile ilgili iddialar üzerine Yediiklim Yayınevi yetkilileri ise tüm soruların iddia edildiği gibi aynı olmadığını “Bir iki soru aynı diye algı yapmaya gerek yok” açıklamasını yapmıştı. Yediiklim Yayınevi hakkında soruşturma başlatılmıştı.

Devlet Denetleme Kurulu, ÖSYM, YÖK, MASAK ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ayrı ayrı inceleme başlatmıştı.

Paylaşın

AK Parti’de Saha Analizleri: Kararsız Seçmen Partiye Dönebilir

Meclis’in tatile girmesinin ardından AKP milletvekilleri sahada halkın nabzını tutuyor. Milletvekilleri, şikayet ve önerileri de genel merkeze iletiyor. Özellikle kırsal kesimde güçlü desteği olan AKP’lilere göre tarım kesimi, ürününün para etmesi nedeniyle memnun.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, partinin oy kaybının “durduğunu” savunan bazı AKP kaynaklarına göre partinin ücretli kesimi, özellikle de emeklileri rahatlatacak adımları atması halinde, kararsız seçmen “partiye geri dönebilir.”

Yaz aylarında seçim bölgelerinde halkın talep, beklenti ve şikayetlerini dinleyen AKP milletvekilleri, sahadan izlenimlerini ve analizlerini, rapor halinde parti yönetimine sunuyor.

AKP’lilerin önceliğini ise son yılların en yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı yaşanması nedeniyle, bu durumun seçmenin oy davranışına nasıl yansıyacağı oluşturuyor.

Milletvekilleri bu çerçevede, Meclis’in yeni yasama yılında, yapılması gereken yasal düzenleme önerilerini de parti yönetimine iletiyor.

‘Az da olsa düzelme var’

AKP milletvekillerine göre özellikle tarım kesimi ürününün para etmesinden memnun.

Enflasyona karşı yapılan ücret ve ürün taban fiyat artışları nedeniyle partinin “oy kaybının durduğunu” belirten AKP’li bir milletvekili, az da olsa bir oy artışı gözlediklerini ifade ediyor.

AKP’li bir grup seçmenin “kararsıza” geçtiği ancak başka bir partiye de yönelmediği ifade edilirken, ekonomide atılacak adımların halkın cebine yansıması halinde, bu seçmenin geri döneceğine işaret ediliyor.

Enflasyon ve hayat pahalılığını görmezden gelmeyen AKP’de, üretilen malların tüketiciyle buluşması aşamasında fiyatların aşırı şişirildiği yaygın görüş.

Enflasyon nedeniyle bazı ürünlerin 5 kat arttığını ama piyasada bunun çok çok üstünde artışlar olduğunu belirten parti kaynakları, tepkilerini “10 liraya kuru soğan mı olur?” sözleriyle dile getiriyor.

Emekliye formül arayışı: Taban ücret asgari ücrete çekilebilir mi?

AKP’de, tarım kesiminin durumundan memnun olmakla birlikte, özellikle büyükşehirlerde ücretli kesimlerin, özellikle de emeklilerin rahatlatılması gerektiği ifade ediliyor. Maaşların enflasyon karşısında erimesine karşı da parti içinde formüller tartışılıyor.

Konuşulan formüllerden biri, en düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çekilmesi veya maaşların asgari ücret oranında artırılması yönünde.

Bu önerinin parti yönetimince de uygun bulunması halinde, Meclis’te yeni bir yasal düzenleme yapılabilir.

Ancak parti kaynakları, bu konuda çok farklı öneriler olduğunu, ekonomi yönetiminin de yapacağı değerlendirmelerle netleşeceğini ifade ediyorlar.

Artış için kaynak emekli ikramiyesi olur mu?

AKP’de, emeklilerin maaşlarının asgari ücrete endekslenmesi halinde kaynak sıkıntısı yaşanması halinde ise emekli ikramiyelerinin kaldırılarak, yeni bir kaynak yaratılabileceği savunuluyor.

Yerine daha iyisini koymadan, emekli ikramiyesinin kaldırılamayacağına dikkat çeken parti kaynakları, emekli maaşlarının asgari ücrete endekslenmesi halinde ancak kamuoyunun ikna olabileceğine de işaret ediyorlar.

Yüksek enflasyona karşın, bu yıl emeklilere Ramazan ve Kurban Bayramı’nda verilen ikramiyeler yükseltilmemişti.

Siyasi kulislerde, iktidarın bu uygulamadan rahatsız olduğu ancak muhalefet baskısı nedeniyle de kaldıramadığı için, “enflasyon karşısında eritme” taktiği izlediği yorumları uzunca süredir yapılıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 2 yıl önce bu yöndeki iddiaları yalanlamıştı.

‘EYT oy getirmez’

AKP, uzun süredir direndiği “emeklilikte yaşa takılanların” (EYT) geçmiş seçimlerdeki tepkisini de dikkate alarak, kritik olan 2023 seçimleri için bu konuda da adım atmaya hazırlanıyor.

Yılbaşından sonra EYT’lilerin yararlanacağı düzenlemeye parti içinde itiraz edenler de var. Ancak seçim sürecine girilmesi nedeniyle artık bundan vazgeçilmeyeceği belirtiliyor.

Bazı parti kurmayları, EYT’lilerin büyük kamuoyu baskısı oluşturduğunu ve özellikle muhalefeti bu konuda iktidara baskı unsuru olarak kullandığına dikkat çekiyorlar.

EYT konusunda adım atılması konusunda geç kalındığını savunan bazı milletvekilleri, bunun partiye oy getirisinin olmayacağını belirterek, “EYT’liler bu süreçte muhalefete yakınlaştı, çünkü onların aracılığıyla sesini duyurmuş oldu. Bu aşamadan sonra biz düzenleme yapsak ta muhalefetin baskısıyla yapılmış algısı oluşacak. Ancak, artık yola çıkıldı ve bu konuda düzenleme yapılacak” görüşünü dile getiriyorlar.

Paylaşın

Buldan: Asla Diz Çökmeyiz, Biat Etmeyiz

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) “Çözüm Biziz, Savaşa ve Sömürüye Hayır” mitingi, Diyarbakır’ın ardından İstanbul’un Kartal ilçesinde düzenlendi. Saat 16.00 sıralarında miting alanına girişler başladı.

Binlerce kişi için Marmaray’ın Kartal istasyonundan başlayan bir güvenlik şeridi oluşturuldu. Birçok noktada polis, çok sayıda gözaltı aracı ve TOMA da hazır bekletildi.

Polisler, “Aysel Tuğluk serbest bırakılsın” pankartının miting alanına sokulmasını engellemeye çalıştı. HDP’liler ve polisler arasında gerginlik yaşandı.

HDP İstanbul İl Eş Başkanı Ferhat Encü pankartın suç unsuru olmadığını ve asacaklarını söyledi. Polisin engelleme çabasına rağmen alana demans tanısı konulan ve Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu nedeniyle tahliye edilmeyen Aysel Tuğluk’un fotoğrafları asıldı.

Birol: Onların büyük fotoğrafı 5’li çete

Miting, HDP İstanbul İl Başkanı Ferhat Encü’nün konuşmasıyla başladı. Encü’nün ardından İstanbul İl Eşbaşkanı İlknur Birol söz aldı. Birol, şöyle konuştu:

“Büyük fotoğrafı siz görmüyorsunuz diyorlar. Biz o fotoğrafa bakınca mafya babası görüyoruz, savaş baronlarını görüyoruz, tacizcileri ve tecavüzcüleri görüyoruz, kadın katillerini görüyoruz. 5’li çeteyi görüyoruz. Onların büyük fotoğrafı bu.

Kadınlar, gençler, Aleviler, Sünniler, Kürt halkı burada mı? Türkler burada mı? Devrimciler-sosyalistler burada mı? Evet. Bu fotoğraf ne diyor? Savaşa, sömürüye, tecrite hayır diyor. Ve diyor ki bu fotoğraf ‘Çözüm HDP'”

Çiçek: HDP umuttur umut dimdik ayakta

Daha sonra konuşan HDK Eşsözcüsü Cengiz Çiçek ise, kitleyi selamlayarak konuşmasına başladı:

“Selam olsun yürüttüğü özgürlük mücadelesiyle AKP iktidarında mecal bırakmayanlara. Selam olsun haremilerin saltanatını sallayan Şehr-i İstanbul’a. Savaşa, sömürüye hayır diyoruz. Yıllardır amasız fakatsız savaşa hayır dedik. Ve binbir bedel ödedik. Bugün birileri çıkmış HDP’yi ve ona gönül verenleri teröristlikle suçluyor.

AKP-MHP iktidarı yalanlar siyasetine devam ediyor ve diyor ki biz yerli ve milliyiz. Kendi halkını açlık sınırında tutanlar halkçı olabilir mi? Ukrayna-Rusya savaşında sözümona barış elçisi geçinenler Kürtlere coğrafyanın her yerinde savaş politikaları dayatıyorlar. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilenlerden dost olabilir mi?

Tek talebi insanca yaşamak olan emekçilerin önüne polis barikatları koyan anlayıştan bu ülkeye iyilik gelir mi? Ormanlar yanıyor. Bunu dahi kriminalize etmeye çalışıyorlar. Yanan ormanların yerine otel dikenlerden dost olur mu? AKP-MHP iktidarı korsan bir iktidardır, bir kumpas iktidarıdır.

Siz kimsiniz diye soran olursa biz Edirne zindanında tutsak edilen Selahattin Demirtaş’ız, Kandıra’da Figen Yüksekdağ’ız, biz Kandıra’da hasta tutsak Aysel Tuğluk’uz. Biz Avrupa’da sürgündeki Hatip Dicle’yiz. Biz sürgünde yaşamak zorunda bırakılan Ertuğrul Kürkçü’yüz. İzmir’de Deniz Poyraz’ız. Amed’de yatan Tahir Elçi’yiz. Biz Ahmet Kaya’yız.”

Konuşmaların ardından sahneye Adalet Nöbetindeki anneler çıktı.

Buldan: Asla diz çökmeyiz, biat etmeyiz

Mitingin son konuşmasını HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, yaptı. PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik görüş yasağı ve HDP’nin kapatma davasına dikkat çeken Buldan, şunları söyledi:

“Bizimle sandıklarda baş edemeyenler HDP’yi kapatma davasıyla, kriminalize etme çabalarıyla saldırılarına devam ediyorlar. Biz sizinle başa çıkmayı biliriz. Sizin önünüzde asla diz çökmeyiz, size biat etmeyiz.

Bir gece ansızın girebiliriz diyorlar. Nereye girmek istiyorlar? Rojava’ya, Şengal’e, Mahmur’a. Onların zihniyetinde bu savaş konseptini devreye sokmak var. Türkiye halkları buna asla prim vermeyecek. Türkiye halkları savaş değil, barış istiyor, çözüm istiyor, diyalog istiyor. Kaybedeceklerini çok iyi biliyorlar.

“En büyük sorun Kürt sorunudur”

Bunlar çalıyorlar, çalıyorlar, çalıyorlar. Tüm bunları savaş çığırtkanlıklarını kapatmak için yaptıklarını biliyoruz. Bu ülkedeki en büyük sorun Kürt sorunudur. Bunu kimse inkâr edemez. Bu ülkede bir süreç yaşandı. Barış ve müzakere sürecinde Sayın Öcalan devredeydi.

Üç yıl devam eden bir süreçte herkes geleceğine umutlu bakıyordu. Hiç kimsenin kapısının önüne cenazeler gitmiyordu. Çünkü bir barış süreci vardı. Ancak bunlar barışı istemedikleri için, barıştan korktuları için bugün İmralı’da Sayın Öcalan’la hiçbir görüşme yapılamıyor. Bu bir insanlık suçudur.

Tecridin bir an önce son bulması çağrısını bir kez daha yeniliyoruz. Tecrit kilidi, bütün sorunları kilitlemiştir. Tecrit kalktığı andan itibaren bu ülkede herkes geleceğine umutla bakmaya bir kez daha devam edecektir.”

Miting, Grup Lawje konseri ardından sonlandırıldı.

Paylaşın

‘7’li İttifak’ın Adı Ne Olacak?

“7’li ittifak”, “7’li masa” olarak tarif edilen yapının kendisine bir de isim koyması bekleniyor. Kulislerde daha önce “Demokrasi İttifakı”, “Halk İttifakı” gibi öneriler dile getirilmişti. Ancak yapılan son tartışmalara göre iki öneri de kabul görmedi.

HDP’nin çağrısıyla bir araya gelen Türkiye İşçi Partisi, (TİP) Emek Partisi, (EMEP) Toplumsal Özgürlük Partisi, (TÖP) Emekçi Hareket Partisi, (EHP) Halkevleri (HE) ve Sosyalist Meclisler Federasyonu’nun (SMF) oluşturduğu ‘7’li masa’ ağustos ayının ikinci yarısında ortak bir deklarasyon yayınlamaya hazırlanıyor.

Türkiye’nin sorunlarına yönelik çözüm önerilerini ve iş birliğinin ilke ve hedeflerini içerecek deklarasyon, İstanbul’da düzenlenecek geniş katılımlı bir toplantı ile kamuoyuna duyurulacak.

Deklarasyon açıklamasında bugüne kadar “7’li ittifak”, “7’li masa” olarak tarif edilen yapının kendisine bir de isim koyması bekleniyor.

Kulislerde daha önce “Demokrasi İttifakı”, “Halk İttifakı” gibi öneriler dile getirilmişti.

Ancak yapılan son tartışmalara göre iki öneri de kabul görmedi.

Öncelikle bu iş birliğinin ‘ittifak’ mı, ‘hareket’ mi, ‘inisiyatif’ mi olarak ifade edileceğine karar verilecek. Bu kararın ardından isimlendirme yapılacak.

Kulislere göre üzerinde en çok konuşulan isimler arasında “Demokratik Halk İttifakı/Hareketi/İnisiyatifi”, “Emek ve Demokrasi İttifakı/Hareketi/İnisiyatifi” ve “Umut Hareketi” yer alıyor. Bunların dışında yeni önerilerin de tartışılacağı ifade ediliyor.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

İsrail’in Hedef Aldığı Filistin İslami Cihat Örgütü Nedir?

İsrail ordusu, “Şafak” operasyonu kapsamında Filistin’e yönelik son saldırılarında İslami Cihat Örgütü’nü hedef aldığını açıkladı. İsrailli yetkililerden yapılan açıklamada “Gazze Şeridi’nde İslami Cihat Hareketi kaynaklı tehditler karşısında ordunun harekete geçtiği” bildirildi. 

Gazze saldırılarının 3. gününde İslami Cihat üst yöneticisi Halid Mansur’un öldürüldüğü açıklandı. Örgütün önde gelen isimlerinden Teysir el-Caberi’nin de cuma günkü İsrail saldırılarında Gazze’de öldürüldüğü duyurulmuştu.

İsrail, Filistin İslami Cihat Örgütü’nün İran ile bağlarını giderek derinleştirdiğini öne sürüyor.

İsrail Başbakanı Yair Lapid, örgütün saldırı tehdidini gerekçe göstererek cuma günü operasyon izni verdiğinde İslami Cihat lideri Ziyad en-Nahhale’nin İran’da olduğunu söyledi.

Ziyad en-Nahhale cumartesi günü İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami ile Tahran’da bir araya geldi. Selami’nin en-Nahhale’ye “Bu yolda sonuna kadar yanındayız.” dediği aktarıldı.

Filistin İslami Cihat Örgütü kimdir?

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği tarafından terör örgütü olarak tanımlanan Filistin İslami Cihat Örgütü, İsrail devletine karşı silahlı İslami direniş hareketi olarak 1981’de kuruldu.

Gazze İslam Üniversitesi öğrencileri tarafından kurulan grup 2007’den bu yana Gazze Şeridi’ni yöneten Hamas’ın “kardeş örgütü” olarak görülüyordu.

Her iki örgüt de Mısır’da başlayan ve sonrasında Arap coğrafyasına yayılan “Müslüman Kardeşler” hareketinden doğdu.

1992’de “Kudüs Tugayları” olarak bilinen askeri kanadı kurulan İslami Cihat’ın merkezi Gazze ancak Batı Şeria’da da güçlü bir varlığı olduğu biliniyor.

Örgütün kurucusu ve ilk lideri, 1995’de İsrail’in dış istihbarat servisi Mossad tarafından Malta’da öldürülen yazar ve Doktor Fethi Şikaki’ydi.

İslami Cihat özellikle 2000-2005 yılları arasında İsraillileri hedef alan çok sayıda intihar saldırısını üstlendi. Örgüt, 1989’da Tel Aviv-Kudüs seferi yapan bir otobüse saldırı düzenlemiş ve saldırıda 16 kişi hayatını kaybetmişti.

İsrail ile müzakereyi reddeden İslami Cihat, Oslo Anlaşması’na şiddetle karşı çıkıyor. Örgüt İsrail yanlısı olarak gördüğü anlaşmanın Filistinlilere ve haklarına zarar verdiğini düşünüyor.

Örgüt geçtiğimiz mayıs ayında İsrail’le yaşanan çatışmalarda Hamas’la koordineli bir şekilde faaliyet göstermişti ancak İsrail’in son saldırılarında Hamas’tan bağımsız hareket etmeye başladı. Hamas cuma gününden bu yana İsrail saldırılarına yanıt vermedi.

Paylaşın

AYM: Ziyaretçi Hakkının Engellenmesi Anayasa İhlali

Anayasa Mahkemesi (AYM), Silivri 7 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan Mahmud Sıddık Ecevit’in ziyaretçi hakkının engellemesini “özel hayata saygı hakkının” ihlali olarak gördü. Ecevit’in 5 bin lira manevi tazminat ödenecek.

MA’nın haberine göre Silivri’de tutuklu bulunan Ecevit, ailesi dışında üç kişilik ziyaretçi belirleme hakkına dair 16 Temmuz 2019’da idareye başvurdu.

İdare, ziyaretçi belirleme hakkına dair mevzuata 60 günlük süre tanındığını ve bu sürenin son bulduğunu ileri sürerek, bir gün sonra başvuruyu reddetti.

Ecevit, Silivri 3’üncü İnfaz Hakimliğine itiraz başvurusunda bulundu. Kararını 13 Eylül 2019’da açıklayan hakimlik, Ecevit’in talebini kabul etti.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı ise hakimliğin kararına karşı Silivri Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz başvurusunda bulundu. Mahkeme, 15 Ekim’de idarenin verdiği kararın usul ve yasaya aykırı olmadığına dair karar vererek, hakimliğin kararının kesin olarak kaldırılmasını istedi.

Ecevit, bunun üzerine AYM’ye başvurdu. Başvuruyu 4 Temmuz’da değerlendiren AYM, üç kişilik ziyaretçi formunun altmış günlük süre içerisinde doldurulmaya dair yönetmenliğin hak düzenleyici olduğu ve hak düşürücü olarak ele alınmaması gerektiğinin altını çizdi.

Yönetmeliğin “hak düşürücü” olarak ele alınması durumunda hükümlü ya da tutuklunun dış dünya ile iletişim kurması ve sosyalleşmesinin önüne geçilmiş olacağını ifade eden AYM, bu nedenle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar verdi.

AYM, ayrıca hak ihlalinin ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması gerektiğini belirtti.

Hükümlü Ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik’in 5-h maddesi:

“Hükümlü ve tutuklular, bu Yönetmeliğin 9 uncu maddesinde sayılan ve eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ve vasisi ile kayyımı dışında kalan üç ziyaretçisinin açık kimlik ile bilmesi halinde adreslerini kuruma bildirir.

İsimleri bildirilen ziyaretçiler ancak ölüm, ağır hastalık, doğal afet, hükümlü ve tutukluların nakli ya da ziyaretçinin ziyaret olanağını ortadan kaldıracak yerleşim yeri değişikliği gibi zorunlu hallerde veya ziyaretçinin en son ziyarette bulunduğu tarihten itibaren 6 ay içinde ziyarete gelmemesi halinde değiştirilebilir.”

Paylaşın

Türkiye’nin Rusya İle Derinleşen Bağları Nedeniyle Batıda Endişe Artıyor

İngiliz Financial Times gazetesi, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in görüşmesine ilişkin yayınladığı haberde, batılı yetkililerin, Türkiye ile Rusya arasındaki derinleşen ekonomik işbirliği konusunda giderek daha fazla endişe duyduğuna yer verdi.

Financial Times’a demeç veren 6 batılı yetkili, Türk ve Rus liderlerin, dün Soçi’de dört saatlik bir toplantının ardından ticaret ve enerji alanındaki işbirliğini genişletme anlaşmasından endişe duyduklarını söyledi.

Bir AB yetkilisi, Türk-Rus işbirliğinin “giderek daha yakından” izlediğini söyleyerek, Türkiye’nin “giderek daha fazla” Rusya ile ticaret için bir platform haline geldiğine dair endişelerini dile getirdi. Bir diğer yetkili ise, Türkiye’nin Rusya’ya yönelik davranışını “çok fırsatçı” olarak nitelendirerek, “Türklerin endişelerimize dikkat etmesini sağlamaya çalışıyoruz” ifadesini kullandı.

ABD’nin yaptırım uyarısı hatırlatıldı

Haberde, Washington’ın Rusya’nın yaptırımlardan kaçmasına yardımcı olan ülkeleri, ABD’nin yasal yargı yetkisinin ötesindeki ihlalleri hedef alan “ikincil yaptırımlarla” vuracağı konusunda defalarca uyardığı hatırlatılarak, AB’nin bu konuda daha zor ve ketum davrandığını aktardı.

ABD Hazine Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo, Haziran ayında Türk yetkililer ve İstanbullu bankacılarla bir araya gelerek onları yasa dışı Rus parasının kanalı haline gelmemeleri konusunda uyarmıştı.

“Rusya’ya verilen taahhütler yerine getirilirse şirketler Türkiye’den çekilebilir”

Üst düzey bir batılı yetkili, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya’ya verdiği taahhütleri yerine getirmesi halinde ülkelerin şirketlerini ve bankalarını Türkiye’den çekilmeye çağırabileceklerini öne sürdü.

Yetkili, Rusya’ya yaptırım uygulayan ülkelerin, “Türkiye’nin faaliyetlerini genişletmesinin yaratacağı risk ışığında, Batılı firmaları ya Türkiye’deki ilişkilerinden çekilmeye ya da Türkiye ile ilişkilerini küçültmeye çağırarak Ankara’ya karşı harekete geçebileceklerini” söyledi. Ancak bu ifadeler, yasal açıdan durumlarını inceleyen ve iyi bir fikir olup olmadığını sorgulayan diğer bazı batılı yetkililer tarafından reddedildi.

Avrupalı ​​bir yetkili ise, “Bu tür olumsuz eylemlere karşı muhtemelen sert bir şekilde mücadele edecek çok önemli ekonomik çıkarlar var. Türkiye Rusya’ya çok yakınlaşırsa, herhangi bir olumsuz eylemi dışlamayacağız” dedi.

“Üye devletler Türkiye’ye yönelik harekete geçebilir”

FT’nin haberinde, Türkiye’ye yönelik olası yaptırımların AB içinde bölünmelere neden olacağı ifade edilirken, bazı üye devletlerin de harekete geçebileceği öne sürüldü ve “Örneğin ticaretin finansmanına kısıtlama getirilmesini isteyebilirler veya büyük finans şirketlerinden Türk şirketlerine olan finansmanı azaltmalarını isteyebilirler” ifadesi kullanıldı.

Üç Avrupalı ​​yetkili, Brüksel’de Türkiye konusunda henüz resmi bir görüşme yapılmadığını söyledi ve Soçi’deki tartışmaların tüm detaylarının ve yansımalarının henüz net olmadığı konusunda uyardı.

Batılı yetkililerin uyarıları, Rusya’nın Şubat ayındaki Ukrayna’yı kapsamlı bir şekilde işgal etmesinden bu yana Kiev ve Moskova’ya “dengeli” bir yaklaşım benimseyen Putin ve Erdoğan’ın 4 saatlik bir baş başa görüşmesinden bir gün sonra geldi.

(Kaynak: t24 )

Paylaşın

HDP’den Diyarbakır Mitingi: Çözüm Soçi Değil, Çözüm İmralı

Halkların Demokratik Partisi (HDP), “Çözüm Biz’de, savaşa ve sömürüye hayır” şiarıyla Diyarbakır’ın istasyon Meydanı’nda düzenlediği bölge mitingi sona erdi.. Mitinge Urfa, Antep, Adıyaman, Dersim, Batman, Siirt, Şırnak ve Van gibi bölge illerinde de katılanlar oldu.

Mitinge katılan kitle 3 arama noktasından geçtikten sonra alana girebildi. Miting, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecrit, Federe Kürdistan Bölgesi’ne yönelik saldırılar, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırı tehditleri, hasta ve infazı yakılan tutuklular ve ekonomik kriz gündemleriyle düzenlendi.

Mitinge Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Berdan Öztürk, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz ve HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın yanı sıra milletvekilleri de katıldı.

Yöresel kıyafet giyen Antepli 4 gencin elbiselerinden dolayı miting alanına girişleri engellendi. Şal û şepik giyen gençlerin alana girmesi için girişimde bulunan HDP milletvekilleri Hişyar Özsoy ve Pero Dündar’ın çabası da yetersiz kaldı. Gençler, “Üstümüzdeki yeleğin cepleri çok diye bizi alana almak istemiyorlar. Böyle saçmalık olmaz” diyerek tepki gösterdiler.

‘İşte meydan, işte halk iradesi’

Kürtçe, Zazaca ve Türkçe herkesi selamlayarak mitingin açılış konuşmasını yapan HDP Diyarbakır İl Eşbaşkanı Gülistan Atasoy şunları söyledi:

“Özgürlük türküsü, sevdası öyle göçlük bir ruhtur ki hiçbir sıcaklık ona engel olamaz, işte İstasyon Meydanı da bunu gösteriyor. Amed gene tarih yazıyor bugün. Tecrit ve savaşa karşı çıkıyor ve demokrasiyle ders veriyor. Kürt halkının hiçbir baskıya teslim olmayacağını söylüyor Amed. İşte meydan işte irade ve halk. Demokrasinin ve barışın umudusun Amed.”

‘Er ya da geç çözüm masasına geleceksiniz’

Mitingde konuşan DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, “Türkiye ciddi bir ekonomik krizdedir” diye başladığı konuşmasına şöyle devam etti:

“Sebebi faşişt AKP ve MHP hükümetidir. 5 Nisan 2015 yılında PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi ağırlaştırdınız. Kürtçe üzerindeki tecridi ağırlaştırmak istediniz ama bu planınız tutmadı. Çare İmralı’da, Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğüdür. Herkes aklını başına alsın, biz efendileri kabul etmiyoruz. Kürtlerin tarihinde cezaevinde Mazlum ve Mahirlerin kişiliklerinde Kürt halkının iradesini almak istediler ancak onları iradeleriyle tarihe isimlerini yazdırdılar.

Mücadele şüphesiz her zaman devam edecek. Helalleşme diyorlar ama Dersim, Roboski ve Zilan katliamlarıyla yüzleşilmedikçe helalleşme olmaz. Her saldırınız günbegün bizi güçlendiriyor. Öcalan ile görüşmek hesabınıza gelmedi ve çözüm sürecini bozdunuz. Ama er ya da geç o çözüm masasına geleceksiniz.”

‘Halk HDP fikriyatına sahip çıkmak için burada’

Mitingde Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz de konuştu. Bütün zorluklara ve engellemelere rağmen “Amed halkının faşist iktidara cevap vermek için” meydanı doldurduğunu söyledi.

Aydeniz şunları belirtti: “Bu iktidar ‘mecalleri kalmadı’ diyor ama halk HDP fikriyatına sahip çıkmak için burada. Bizler her koşulda HDP fikriyatına sahibiz ve sonuna kadar da sahip çıkacağız. Hiçbir kapatma davası bizi bu fikriyattan vazgeçiremez. Savaştan, baskıdan ve kayyımdan beslenen bir iktidar var karşımızda. Bu iktidar yüzyıllık inkardan gücünü alıyor. Elde edilen Kürt kazanımlarını sömürmek ve yok etmek için Güney Kürdistan ve Rojava’ya saldırı yapıyorlar. Bu savaş politikası hiçbir zaman tutmadı. Bugün Güney Kürdistan’da yürütülen saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Oraları sömürge politikalarıyla insansız bırakmak istiyorlar. Bu savaş yıllardır sürüyor ancak bu çözüm değil ve Türkiye yokuşa doğru gidiyor. Buradan Êzidî halkının direniş ve statüsüne selam olsun. Amasız fakatsız Şengal halkının yanındayız. 74’üncü ferman bütün uluslar tarafından tanınmalı ve bir daha böyle bir durum yaşanmasın.

‘DAİŞ’i canlandırmak istiyorlar’

Biz diyoruz ki Serêkanîyê’de, Girê Sipî’de Afrin’de çetelere peşkeş çekildi. Bugün tek bir çakıl buraya gelmemişken Rojava’ya güvenlik sebebiyle saldırma planı yapıyorlar. Rojava’da Kürt kadınları ve erkekleri DAİŞ’i yok ettiler ancak bu, iktidarı rahatsız etti. Şimdi bu iktidar DAİŞ’i tekrar canlandırmak istiyorlar.

‘Kürtler 2. bir Lozan’a izin vermeyecek’

İktidarın cebinde sürekli Kürt düşmanlığı var. Bu kürt düşmanlığı sizin bitişiniz olacak. Kürt halkına 2’nci bir Lozan’ı yaşatmak istiyorlar. AKP ve MHP bir yüzyıl daha Kürtlere bir kayıp daha yaşatmak istiyorlar. Ama Kürtler yüzyıldır mücadele ediyorlar ve Ortadoğu’da siyaseti belirleyen bir aktör olmuşlar. Kürtler özgürlüğe kitlenmiş durumdadır. Artık hayallerden uyanın, Kürt halkı 2’nci bir Lozan’a izin vermeyecek.

‘Çözüm Öcalan’dır’

Bu iktidar Kürt düşmanlığını her yerde sürdürüyor. Cezaevleri işkence yerlerine dönüşmüş. Halk ihlallerinin, ölümün ve şiddetin olmadığı tek bir gün yok. Aysel Tuğluk için bir karar verildi ancak bu karar çifte standart. Bir an önce Aysel Tuğluk’u tahliye edin. Aysel Tuğluk ve siyasi tutsaklar tahliye edilene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu katliamcı ve sömürgeci düşüncenin temelinde tecrid anlayışı var. Tecrid insanlık suçudur. Ve herkes tecride karşı sesini yükseltmeli. Halkın iradesi olan Abdullah Öcalan’ın tecridi için muhalefet ne diyor?
Kürdistan’a gelip ‘helalleşme, demokrasi’ denilip Ankara’ya gitmeyi artık Kürt halkı yutmuyor. Kürt halkının kırmızı çizgisi Abdullah Öcalan’dır. Çözüm Abdullah Öcalan’dır. Sayın Abdullah Öcalan için dünyanın bir çok yerinde eylemler yapılıyor. Çünkü sunduğu paradigma herkes için çözümdür.”

‘Kaos planına izin vermeyeceğiz’

Mitingin son konuşmacısı HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar oldu.

“HDP’yi bitirmek için sürekli kumpas kuranlar bu meydanı görsünler, bu kararlı duruşu görsünler” diyerek konuşmasına başlayan Sancar, şunları söyledi: “Çözüm bizim ve sözümüz var diyoruz. Bu ülkede her sorunu çözecek bir birikimimiz, güçlü bir irademiz var. Bu iktidar bir yandan bu ülkeyi soyuyor ve açlığı yaygınlaştırıp yoksulluğu derinleştiriyor. Bunu yaparken dayandığı en büyük güç savaş politikasıyla yapıyor. Bunun için diyoruz ki savaşa ve sömürüye hayır.

Ekonominin durumunu rakamla anlatmayacağım. Sizler bizzat bunu deneyimliyorsunuz. İşsizlik almış başını gidiyor. Ne zaman iktidarlar sömürü düzenini kalıcı kılmak istiyorsa savaş düzeni politikasıyla yaklaşıyorlar. Halkı birbirinin karşısına getiriyorlar. Kaos planı uygulamak istiyorlar. Ancak biz buna asla izin vermeyeceğiz. Ve en büyük demokrasi ittifakını kuracağız. Buna sözümüz ve gücümü yeter.

‘Savaşa karşı güçlü birliktelik kuralım’

Güney Kürdistan’da yürüttükleri politika bu coğrafyaya bir saldırı planıdır. Şimdi de Rojava’ya saldırma planları var. Kapı kapı dolaşıyorlar bu planı yapmak için, girmedikleri yer yok. Ancak biz bu siyasi mücadelenin öncülüğünü yapacağız. Bu iktidarın savaşının sebebi milli güvenlik sorunu değildir. Sebebi iktidarın kendi varlığını sürdürmesidir. Bu iktidar gidicidir. Ancak giderayak savaş oyunlarına başvuruyor.

Bütün demokratik güçlere sesleniyorum, ortak mücadelede buluşalım. Bu ülkeye en asgari demokrasiyi getirmek istiyorsak bunun farkında olalım. Bu muhalefet bu kısır döngüyü milliyetçilikle kıramaz. Savaşa karşı en geniş birlikteliği kuralım. Eğer bunu başarırsak iktidar çaresizlik içerisinde yuvarlanıp gidecek. Ancak iktidarın gitmesi yeterli değil. Demokrasiyi bu ülkeye getirmeliyiz. Bu yüzden demokratik ittifakı büyütelim ve güçlerimizi birleştirelim.

Bu ülkeye verilecek en büyük hediye büyük barıştır. Bütün halkları barış sözü veriyoruz ve bunun için ilk adım savaş politikalarına karşı mücadele etmektir. Barışın kurulması için demokratik siyaseti sonuna kadar ayakta tutmalıyız. Savaş sanıldığı gibi cesaret işi değildir tam tersi korkakların işidir. Cesaret barışı sağlamaktır. Gençlere onurlu bir gelecek vaad ediyoruz. Evet, barış kolay değildir. Çalışarak ve siyaset üreterek barış gelir. Biz bu zorlu yolu yürümeye hazırız. Çünkü arkamızda bu ülkenin onurlu insanları var. Bu ülkede 40 yıldır süren bir çatışma ve yüzyıldır süren bir Kürt sorunu var.

Abdullah Öcalan ‘ben 1 haftada bu çatışmayı bitirebilirim’ dedi. Ancak 7 yıldır Öcalan’a tecrid uygulanıyor ve barış sürecinde aktör olmasının önüne geçiliyor. Çözüm üretecek gücümüz var. Halkımıza ve bedel ödeyenlere sözümüz var. Savaşa izin vermeyeceğiz. Demokrasiyi bu ülkedeki halklarla birlikte getireceğiz.”

Miting, Murat Demir’in konseriyle sona erdi.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Alevi Örgütleri: Nefret Suçlarının Son Bulması İçin Çözüm Üretelim

Alevi örgütleri, geçtiğimiz hafta Ankara’da cemevlerine, önceki akşam ise Alevi Vakıfları Federasyonu İkinci Başkanı ve Kartal Cemevi Başkanı Selami Sarıtaş’a yönelik saldırıların ardından ortak açıklama yaptı.

“Alevi kurumlarını sindirmeye, korkutmaya yönelik bu tür saldırıları kınıyoruz” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Muharremin ilk günü Ankara’da eş zamanlı olarak Cemevlerine yapılan saldırıdan sonra dün gece muharremin 7.günü Alevi Vakıfları Federasyonu 2. Başkanı ve Kartal Cemevi Başkanı Selami Sarıtaş canımız evinin önünde kimliği belirsiz motorlu, kasklı 2 kişi tarafından saldırıya uğramıştır.

Kurum başkanımıza yapılan bu saldırının faillerinin bir an evvel yakalanıp, yargıya teslim edilmesini bekliyoruz. Ülkemizin son zamanlarda içine çekilmeye çalışıldığı bu bulanık ve karanlık çağrıştırıcı dönemin farkındayız.

Bu topraklarda tarih boyunca Aleviler hiçbir toplumun hiçbir kesimine karşı önyargı taşımamış ve zalim olmamış ve dayanışma, birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularıyla eşit yurttaşlık temelinde ortak yaşam kurma için mücadele etmiştir.

“Saldırılar son bulsun”

Kamuoyuna çağrımızdır; Türkiye’de farklı düşünenlere karşı geliştirilen linç girişimleri ve saldırıların takipçisi olup, bu saldırıların ve nefret suçlarının son bulması için çözüm üretelim! Bundan sonra herhangi bir cemevine veya yöneticilerimize karşı saldırılar son bulsun.

Muharrem oruçlarının tutulduğu bugünlerde ülkemizin içine çekilmeye çalışıldığı bu kaosa karşı birlik beraberlik içinde her canımızla lokmalarımızı pay etmeye devam edeceğiz.”

İmzacı kurumlar: Alevi Vakıfları Federasyonu, Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri, Karadeniz Platformu.

Ne olmuştu?

Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) İkinci Başkanı ve Kartal Cemevi Başkanı Selami Sarıtaş’a önceki akşam evinin önünde kimliği belirlenemeyen kişiler tarafından saldırı düzenlendi.

Sarıtaş’ın sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Geçtiğimiz hafta da Ankara’da Şah-ı Merdan Cemevi, Batıkent Serçeşme Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne saldırı düzenlenmişti.

Paylaşın