Ekrem İmamoğlu: Cumhurbaşkanı, Milletini Cezalandırıyor

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Rakip olarak Erdoğan’ı mı görüyorsunuz?” sorusuna verdiği yanıtta, “Rakip diye kavramlandırmak doğru değil. Yani yaşadığımız sorunların, yaşadığımız İstanbul’a dair problemlerin ana kaynağı ve ana konusunun sayın Cumhurbaşkanı olduğunu düşünüyorum. Yani İstanbul’a dayatılan Kanal İstanbul’un sahibinin sayın Cumhurbaşkanı olduğunu düşünüyorum” dedi ve ekledi:

“Cumhurbaşkanlığı yatırım planına hayati bir kısım projelerimizin alınmamasının sebebini sayın Cumhurbaşkanı olarak görüyorum. Milletini cezalandırıyor. Ve bunun gibi birçok şeyi daha sıralayabilirim. Dolayısıyla usul ve üslubunu kendisine hatırlatmayı ve milletimizin de bunu görmesini, daha iyi idrak etmesini sağlamayı sorumluluk olarak görüyorum.”

İmamoğlu, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Türkiye Cumhuriyeti demokrasisi adına, İstanbul’a hizmet etmenin gerekliliği adına, kendisinin ihtiyacı adına bunu sorumluluk olarak görüyorum ve yapıyorum, yapmaktan da hiç geri durmadım durmam da. Çünkü bu tavır ve davranış milletimize zarar veren bir davranış. Bir de onun dışında tabii benim ona laf yetiştirmem değil kendilerinin bana yetiştirdiği laflar, zat ya da zevat diyerek, tarifleyerek kurduğu cümlelere verilen cevaplardır” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Ekrem İmamoğlu, T24’ten Murat Sabuncu’nun sorularını yanıtladı.

İmamoğlu, gezileri sırasında hiç Türkçe bilmeyen Kürtlerle karşılaştığını ve onların duygularını anlamak istediği için de Kürtçe kelimeler öğrenmeye başladığını söyledi: “Yani öğreniyorum demeyeyim, birkaç kelimeyi aklımda tutmaya çalışıyorum. Ama elbette Kürtçe bilen çalışma arkadaşlarım var. Özellikle saha gezilerimde mutlaka onlar yanımda oluyor. Bazen hiç Türkçe bilmeyen Kürt vatandaşlarımızla karşılaşıyoruz.

Özellikle kadınlarda daha çok oluyor ya da yaşı oldukça yukarıda olan Kürt vatandaşlarımız da oluyor. Onların da duygularını anlamak istiyorum açıkçası. Ve gerçekten kendime sordum ben niye hiç Kürtçe bilmiyorum? En azından merhaba diyecek kadar, bir nasılsın diyecek kadar onun halini hatırını soracak kadar. Bunu açıkçası öğrenmeyi de kendime sorumluluk olarak kabul ediyorum.”

“Allah sevgisini de Allah korkusunu da bilen bir insanım”

Kişisel hayatında dindar olduğunu dile getiren İmamoğlu; inancın kişisel bir şey olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Kişisel yaşamımda ben kendimi dindar olarak kabul ederim. Yani inancına bağlı, inançla huzur bulan, inancıyla insanlara iyi bakmayı seven bir insan olarak bilirim. Çünkü ben Allah sevgisini de Allah korkusunu da bilen bir insanım. İnanç benim için aynı zamanda şöyle bir şey. Çok kişisel bir şey. Yani insanın Yaratan’la arasına kimse girmez.

Benim Kur’an-ı Kerim’den, yüce Kur’an’dan öğrendiğim ya da aldığım dinî eğitimden öğrendiğim şey, kimsenin inancını ölçemezsin kimse de senin inancını ölçemez. Kimse Yaradan’la olan ilişkine dahil olamaz, araya giremez. Kimse ölümlü dünyada sevabını, günahını ölçemez. Yani buradaki affedici de yüce Allah’tır, ceza veren de yüce Allah’tır. Benim bakışım bu. O bakımdan birilerinin inancı kullanarak inanç üzerinden çıkar sağlama, inanç üzerinden siyasi menfaat elde etme gibi girişimlerine karşı da açık söyleyeyim tedbirli bir insanım ve bunu asla kendi inancımla, İslam’la, Müslümanlıkla da bağdaştırmayan birisiyim.”

“Kanal İstanbul’un sahibinin sayın Cumhurbaşkanı olduğunu düşünüyorum”

İmamoğlu, “Rakip olarak Erdoğan’ı mı görüyorsunuz?” sorusuna verdiği yanıtta ise şu ifadeleri kullandı: “Rakip diye kavramlandırmak doğru değil. Yani yaşadığımız sorunların, yaşadığımız İstanbul’a dair problemlerin ana kaynağı ve ana konusunun sayın Cumhurbaşkanı olduğunu düşünüyorum. Yani İstanbul’a dayatılan Kanal İstanbul’un sahibinin sayın Cumhurbaşkanı olduğunu düşünüyorum.

Cumhurbaşkanlığı yatırım planına hayati bir kısım projelerimizin alınmamasının sebebini sayın Cumhurbaşkanı olarak görüyorum. Milletini cezalandırıyor. Ve bunun gibi birçok şeyi daha sıralayabilirim. Dolayısıyla usul ve üslubunu kendisine hatırlatmayı ve milletimizin de bunu görmesini, daha iyi idrak etmesini sağlamayı sorumluluk olarak görüyorum.

Türkiye Cumhuriyeti demokrasisi adına, İstanbul’a hizmet etmenin gerekliliği adına, kendisinin ihtiyacı adına bunu sorumluluk olarak görüyorum ve yapıyorum, yapmaktan da hiç geri durmadım durmam da. Çünkü bu tavır ve davranış milletimize zarar veren bir davranış. Bir de onun dışında tabii benim ona laf yetiştirmem değil kendilerinin bana yetiştirdiği laflar, zat ya da zevat diyerek, tarifleyerek kurduğu cümlelere verilen cevaplardır.”

Söyleşinin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye F-35 Şartı: S-400

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir sözcü, S-400 konusu çözülürse ve çözüldüğünde, ABD’nin F-35 programı konusunda Türkiye ile yapılacak bir görüşmeyi memnuniyetle karşılayacağını belirtti; ancak bu konuda yapacakları yeni bir açıklamanın olmadığını da belirtti.

2019 yılında Rusya’dan S-400 sistemi satın alan Türkiye, Rusya ile kapsamlı savunma işbirliği yapan ülkelere yaptırım öngören ABD’nin Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA) kapsamında yaptırım uygulanan ilk NATO ülkesi olmuştu.

VOA Türkçe’den Begüm Dönmez Ersöz’ün haberine göre; ABD Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin Rusya’dan aldığı S-400 füze savunma sistemi konusunda duruşlarının değişmediğini vurgulayarak, “S-400 sorununu çözersek ve çözdüğümüz zaman, ABD Türkiye ile F-35 konusunda bir görüşmeyi memnuniyetle karşılar” açıklaması yaptı.

Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk Perşembe günü bakanlıkta düzenlenen basın toplantısında, Türkiye’nin ABD üretimi savaş uçağı programından çıkarılması ile ilgili, “F-35 için ödediğimiz parayı geri alabileceğimizi düşünüyoruz. Bu konuda da görüşmeler devam etmektedir” demişti.

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir sözcü VOA Türkçe’nin bu açıklamaya ve Türkiye’nin F-35 programına dönüş olasılığına ilişkin sorusu üzerine yaptığı açıklamada, Rus S-400 sisteminin NATO teçhizatı ile uyumlu olmadığını ve bu sistemin NATO teknolojisinin güvenliğini tehdit ettiğini vurguladı.

Amerikalı sözcü sistemin Türkiye’nin NATO müttefiki olarak taahhütleriyle uyumlu olmadığının altını çizerek, Türkiye’ye S-400 sistemini muhafaza etmemesi çağrısını yineledi.

Sözcü, S-400 konusu çözülürse ve çözüldüğünde, ABD’nin F-35 programı konusunda Türkiye ile yapılacak bir görüşmeyi memnuniyetle karşılayacağını belirtti; ancak bu konuda yapacakları yeni bir açıklamanın olmadığını da belirtti.

ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Victoria Nuland Ocak ayında Türkiye ziyareti sırasında verdiği bir röportajda F-35 sorusunu yanıtlarken, CAATSA yaptırımlarının Türkiye hükümetinin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi alma kararıyla bağlantılı olduğunu hatırlatmıştı.

Nuland, “S-400 sorununu aşabilirsek ki aşmak istiyoruz, ABD Türkiye’yi yeniden F-35 ailesine almaktan memnun olur. Ancak önce bu diğer konuyu halletmemiz ve bu konuyu hallederken aynı zamanda Türkiye’nin güçlü bir hava savunma sisteminin olmasını sağlamak gerekir” ifadelerini kullanmıştı.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, Nuland’ın bu açıklamasının ardından Ocak ayı sonunda Beyaz Saray’da düzenlenen günlük basın toplantısında, VOA’nın sorusu üzerine, “S-400 kullanımının F-35’lerle uyumlu olmadığı konusundaki görüşümüz değişmedi. Bu konuda görüşmeler hala devam ediyor. Türkiye bu konudaki kaygılarımızı giderebilirse, o zaman F-35 programına geri dönüş konusunda hareket olabilir” demişti.

Türkiye, kurucu ortaklarından olduğu F-35 programından Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi satın almasının ardından çıkarılmıştı. Amerikalı yetkililer S-400’lerin beşinci nesil savaş uçağı olan F-35’ler için güvenlik riski oluşturduğunu belirtmişti.

2019 yılında Rusya’dan S-400 sistemi satın alan Türkiye, Rusya ile kapsamlı savunma işbirliği yapan ülkelere yaptırım öngören ABD’nin Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA) kapsamında yaptırım uygulanan ilk NATO ülkesi olmuştu.

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a Sert Tepki: İşine Bak

CHP Lideri Özgür Özel, Erdoğan’ın CHP’ye yönelik eleştirilerine, “Erdoğan’ın işi enflasyonu düşürmek, işine baksın. Onun işi CHP kulisi konuşmak değil. ‘CHP’nin yaptığı bir işle övüneceksiniz’ deseniz CHP tüm partilerle bayramlaşan tek partidir derim” şeklinde yanıt verdi.

Özgür Özel, yerel seçimlere ilişkin ise, “İstanbul ve Ankara’yı yeniden almalıyız. Kadın aday meselesi benim çok ısrar ettiğim bir meseledir. Erdoğan kadın eşittir aile olarak kodluyor. Ama biz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği yolda ilerleyeceksek adayların yarısı kadın olana kadar bu mücadele sürecek” dedi.

CHP Lideri Özel, Afyonkarahisar belediye başkan adayı Burcu Köksal’ın açıklamalarına ilişkin ise, “Kullandığı ifadeyi duymadım, duysam o an müdahale ederdim. İfadenin ne maksatla söylendiğini gördüm ama siyasette bunun karşı tarafta nasıl değerlendirileceği önemlidir” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, KRT TV’de canlı yayında soruları yanıtladı. Özel’in açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Bu benim ilk seçimim. Gönlümden geçen hiçbir belediyeyi kaybetmemek. Ama en güçlü olduğumuz zamanda bile onlarca belediye kaybedersiniz onlarca belediye alırsınız. Meral hanım gibi bir son nokta demem benim için çok erken ilk seçimim.

Bu seçim CHP tek başına giriyor. Bu sonucun takdir edilecek bir sonuç olacağını değerlendiriyorum. Bir genel seçimde partimi iktidar yapmazsam bir gün durmam ayrılırım. Bu kadar başarıya susamış, insanların bu kadar travmatik bir döneminde eğer partimi iktidar yapmazsam bir gün durmam. Bu seçim çok özel şartlarda olacak bir seçim. Ölçe ve değerlendirmeye ben inanılmaz inanıyorum.

CHP adaylarını belirlerken anketlerden de yararlandı ama mesela İzmir’e 46 milletvekili gönderildi, rapor hazırlandı. Birkaç yöntemi birlikte uyguladığımız oldu. Bir genel başkan açısından belediye kaybetmek babanın evlat kaybetmesi gibi bir şey.

Seçime kısa bir süre kala anket açıklanmasını doğru bulmuyorum. Antalya AK Parti’ye geçiyor verisi benim için şaşırtıcı bir veri. Hatay’da, Lütfü Savaş hızla farkı kapatıp seçimi kazanacak gibi duruyor. Hatay’ı kazanırsak benim için sürpriz olmayacak.

İstanbul ve Ankara’yı yeniden almalıyız. Kadın aday meselesi benim çok ısrar ettiğim bir meseledir. Erdoğan kadın eşittir aile olarak kodluyor. Ama biz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği yolda ilerleyeceksek adayların yarısı kadın olana kadar bu mücadele sürecek.

Burcu Köksal’ın açıklamasını ertesi gün üçe kadar geciktirmesi bizi türbülansa soktu. Kullandığı ifadeyi duymadım, duysam o an müdahale ederdim. İfadenin ne maksatla söylendiğini gördüm ama siyasette bunun karşı tarafta nasıl değerlendirileceği önemlidir. Burcu Köksal ‘Siz düzeltin başkanım’ dedi. Ben de ‘CHP’nin kapısı herkese açıktır’ dedim.

Burcu Hanım’ın dediği, ‘Ben burada belediyeyi kendim yöneteceğim, DEM ile ittifakımız yok’ demek. Bu ifadelerin bu kelimelerle kullanılması genel seçimlerde DEM’e oy vermiş, yerel seçimlerde kendi isteğiyle CHP’ye oy verecek seçmeni rahatsız edebilirdi. Konuşmanın içindeki hüküm cümleleri biz dahil olduktan sonra düştü.

Bizim milletimiz sahtekarlığı sevmez. Abdülkadir Selvi hiç olmamış diyalogları olmuş gibi yazıyor… Erdoğan’ın işi enflasyonu düşürmek, işine baksın. Onun işi CHP kulisi konuşmak değil. ‘CHP’nin yaptığı bir işle övüneceksiniz’ deseniz CHP tüm partilerle bayramlaşan tek partidir derim.”

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu: Bu Seçim Ya Kanal Ya İstanbul Seçimidir

Ümraniye’de halka seslenen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, konuşmasında rakibi Murat Kurum’a yüklenerek, “Bu aday geldiği günden beri bir şey söylüyor. Diyor ki; ‘Milletin gündeminde olmayan benim gündemimde yok’. Hayatımda gördüğüm en yuvarlak cümle” dedi ve ekledi:

“Ne için söylüyor bunu? Kanal İstanbul için. Bakın ‘Evet, destekliyorum, mutlaka yapılmalıdır’ da demiyor, ‘Hayır, asla yapılmamalı’ da demiyor. Eveliyor, geveliyor. ‘Destekliyorum, Kanal İstanbul mutlaka yapılmalı’ dese, biliyor millet ağzının payını verecek. ‘Kanal İstanbul yanlıştır, asla yapılmamalıdır’ dese bu sefer onu buraya gönderen kişi ağzının payını verecek. İşi zor.”

İmamoğlu, konuşmasının devamında, “O yüzden cesaretle özgüvenle cümle kuramıyor. Kendini bu hale düşüren Allah muhafaza İstanbul’u ne hale düşürür? İstanbul’u Allah korusun. Bu seçim ne seçimi biliyor musunuz? ‘Kanal mı İstanbul mu?’ seçimi. Bu seçim ya Kanal ya İstanbul seçimidir” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Ekrem İmamoğlu, Ümraniye’de halka seslendi: İmamoğlu’nun konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Kardeşiniz bu dönem milletin parasını millete vermeye devam etti. 100 bin gencimize 7 bin 500 TL burs verdik. Seneye 15 bin TL veriyoruz. Bu liste uzar gider. Bu liste benim yol arkadaşlarımın şeref madalyası. Geçtiğimi 5 yılda İstanbul belediyecilik neymiş gördü. Belediyecilikte rakip olabilecek birini bulamadıkları için şimdi bu seçimi yerel seçim alanından çıkarmaya çalışıyorlar.

Her seçimden önce yaptıkları gibi hemen inançları, milli değerleri istismar ediyorlar. Geçen gün dersine çalışmayan rakibimi bir konuşmasını dinledim. Dersine hiç çalışmıyor. Diyor ki, ‘seçimde öyle bir zafer kazanacağız ki şehit aileleri bayram edecek’ bak bak. Sanki biz bir düşman ordusuyuz  Allah akıl versin sana. Hani İstanbul’u alınca Filistin, Gazze diyordu. Şimdi şehit ve gazilerimizi sürecin içine dahil etmeye çalışıyorlar.

Ben sana buradan bir şey söyleyeyim, dersini çalışmayan ithal aday. Tepe takla gidiyorsun, 31 Mart’ı çıkartabilir misin bilmiyorum. Tavsiyede bulunayım, bir kere seçim kazanmak zafer kazanmak değildir. Zafer birilerine karşı kurulan üstünlüktür.

Geçtiğimiz 5 yılda İstanbul belediyecilik neymiş gördü. İşini seven, gayretli, adaletli belediye başkanı nasıl olurmuş gördü. Belediyecilikte rakip olabilecek birini bulamadıkları için şimdi bu seçimi yerel seçim alanından çıkarmaya çalışıyorlar.

“Ya Kanal ya İstanbul”

Bu aday geldiği günden beri bir şey söylüyor. Diyor ki; ‘Milletin gündeminde olmayan benim gündemimde yok’. Hayatımda gördüğüm en yuvarlak cümle. Ne için söylüyor bunu? Kanal İstanbul için. Bakın ‘Evet, destekliyorum, mutlaka yapılmalıdır’ da demiyor, ‘Hayır, asla yapılmamalı’ da demiyor. Eveliyor, geveliyor. ‘Destekliyorum, Kanal İstanbul mutlaka yapılmalı’ dese, biliyor millet ağzının payını verecek.

‘Kanal İstanbul yanlıştır, asla yapılmamalıdır’ dese bu sefer onu buraya gönderen kişi ağzının payını verecek. İşi zor. O yüzden cesaretle özgüvenle cümle kuramıyor. Kendini bu hale düşüren Allah muhafaza İstanbul’u ne hale düşürür? İstanbul’u Allah korusun. Bu seçim ne seçimi biliyor musunuz? ‘Kanal mı İstanbul mu?’ seçimi. Bu seçim ya Kanal ya İstanbul seçimidir.

İstanbul’da biz 39 ilçede kent lokantası açacağız. Keşke insanlarımız 3 çeşit, 4 çeşit yemeğe 40 lira değil de 400 lira verebilecek güçte olsa. Ama siz bu memleketin öğrencilerinin cebinde para bırakmadınız, emeklileri yoksullaştırdınız. Onun için açıyoruz biz bunları.”

“Bir insan seçim için bu kadar takla atar mı?”

Ekrem İmamoğlu, gün içerisinde Ataşehir Bütünleşik Halk Sağlığı Merkezi açılış töreninde açıklamalarda bulundu. İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şu şekilde;

Yaşanabilirlik endeksine göre sağlık ve sağlığa erişim bu şehri yaşanabilir kılıyor. Bu önemli bir konudur. En önemli beş objektiften birisi, göreve geldiğimiz gün itibariyle ele aldığımız hususlardan birisiydi. Sağlık tüm hayallerimizin ve 4 buçuk yıldır hayata geçirdiğimiz tüm hizmetlerin ortak kesişim kümesi. Bugüne kadar hayata geçirdiğimiz önemli hizmetlerimiz var.

Hayata geçirdiğimiz 21, geçireceğimiz 14 yaşam vaadimizde; bütüncül vizyonla hareket ettik. Sosyal politikalarımızda da girişim ve girişimcilere verdiğimiz desteklerle sağlıklı bir İstanbul yalnızca 16 milyon İstanbulluya değil 85 milyonluk Türkiye’ye de iyi geldiğini yaptığımız hizmetlerle gösteriyoruz.

10 yeni bağımlılıkla mücadele merkezi açacağız. Bu bağımlılıkla mücadele meselesi, Türkiye ve İstanbul’umuzun özellikle son dönemde niçin en büyük problemlerden birisi olduğunu bu millet merkezi idareye soracak hiç bu işin lamı cimi yok. Bir dönem bu işle hayatını geçiren insanlar ortalıkta kol geziyor. Şimdi de her gün birisi öbürüsü yakalanıyorken alkışlanıyorlar. Ben açıkçası söyleyeyim biz bu kadar nasıl mafyanın arasında kaldık.

Bunlar ne zaman bu ülkeye yerleşti diye düşünmeden edemiyorum. 39 ilçeye genişleteceğimiz psikolojik merkezlerimiz, hamile kadınlara gebelik danışmanlığı, ücretsiz jinekolojik sağlık kontrolleri ve smear testi testleri ve sosyal incelmesini yaptığımız kişilere ücretsiz HPV aşısını uygulamaya başladığımız hizmetlerimiz, 40 yaş ve üzeri kadınlarımıza ücretsiz mamografi hizmetimiz, 18 yaş ve üzeri kadınlara yılda bir kez ücretsiz ultrason hizmetimiz.

Hayatınızda sizi sağlıksız kılan, ruh sağlığınızı bozan, moralinizi bozan iftiralardan, kumpaslardan korusun. Bu önemli bir duadır diye düşünüyorum. Tabii sağlık tıp bilimsel bir sahadır ama biz maneviyatı yüksek bir toplumuz duanın hepimize iyi geleceğine inanıyorum. Benim duamın geçmediği bir avuç insan kaldı Türkiye’de.

Onlar içinde dua etmekten geri durmuyorum. Allah onlar için de akıl sağlığı, güzel düşünce sağlığı versin. Ama onların şöyle bir durumu var seçim yaklaşırken iki üç haftalık ruh sağlıkları bir bozuluyor bir hiddetleniyorlar. Ondan sonra seçim bitiyor biz onları siyaseten söyledik diyorlar. Ben de diyorum ki bir insan oy için seçim için bu kadar takla atar mı? Ya bu kadar kötü söz söylenir mi yapılmaz.”

Paylaşın

Mehmet Şimşek’ten ÖTV Ve KDV’de Artış Sinyali

İş dünyası temsilcileriyle görüşen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, vergi kalemlerine yönelik de çeşitli düzenlemeler yapılacağını, gelir vergisi oranlarında herhangi bir değişim olmayacağı ancak bazı ÖTV kalemlerinde artış olabileceğini aktardı.

Buna karşılık KDV kalemlerinde ise oransal artış yerine, düşük oranlı KDV’ye tabi ürünlerin bir üst kademeye yaklaştırılması yönünde düzenleme yapılabileceği sinyallerini verdiği vurgulayan Bakan Şimşek, son dönemlerde artan beklentilere karşın, yeni bir stok ve kasa affı olmayacağının altını çizdi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yeni ekonomi programını ve seçim sonrası alınması öngörülen gelişmeleri iş dünyasına aktarmayı sürdürüyor. Şimşek, son olarak hem TOBB bünyesindeki 363 oda ve borsa başkanları yanı sıra çeşitli iş insanlarıyla ayrı ayrı bir araya geldi.

Ekonomim’de yer alan habere göre, görüşmede önümüzdeki sürece yönelik çok pembe tablo çizmeyen Mehmet Şimşek’in anlatımları iş dünyası tarafından ‘gerçekçi, ayakları yere basan yorum’ olarak nitelendirildi.

Bakan Şimşek’in değerlendirmelerinde özellikle kur ve vergi artışlarına ilişkin unsurlar ön plana çıktı. İhracatçıların beklediği kur artışının olmayacağının altını çizen Mehmet Şimşek, gerekmesi durumunda müdahale de yapılabileceğini kaydetti.

Daha önce kullandıkları kredilerle döviz aldığı tespit edilenlerin yakından takip edileceğini vurgulayan Şimşek, bunlara karşı yaptırım uygulanacağı, ucuz kredi döneminin bittiği mesajını verdi.

Vergi kalemlerine yönelik de çeşitli düzenlemeler yapılacağını kaydeden Mehmet Şimşek, gelir vergisi oranlarında herhangi bir değişim olmayacağı ancak bazı ÖTV kalemlerinde artış olabileceğini aktardı.

Buna karşılık KDV kalemlerinde ise oransal artış yerine, düşük oranlı KDV’ye tabi ürünlerin bir üst kademeye yaklaştırılması yönünde düzenleme yapılabileceği sinyallerini verdiği vurgulandı. Şimşek, son dönemlerde artan beklentilere karşın, yeni bir stok ve kasa affı olmayacağının altını çizdi.

Oda başkanlarından Şimşek’e tam destek

TOBB bünyesindeki oda ve borsa başkanlarıyla da bir araya gelen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in en az 1 milyar liralık yatırım öngören projeler için kullandırılan Yatırım Taahhütlü Avans Kredilerinin artarak devam edeceğini söylediği öğrenildi. Bu toplantıda oda başkanlarını Bakan Mehmet Şimşek’e uygulanan politikalar için tam destek verdiği bildirildi.

Öte yandan oda başkanlarına önümüzdeki dönemin zor geçeceğine yönelik mesajlar veren Mehmet Şimşek’in kimsenin para için kendisine gelmemesi gerektiğini söylediği kaydediliyor.

Paylaşın

Erdoğan, Muhalefeti Hedef Aldı: Gizli Saklı İttifaklar Kuruyorlar

Seçim çalışmaları kapsamında Ağrı’da halka seslenen Erdoğan, “Yıllardır Meclis’te oldukları halde, milletin, şehirlerimizin en küçük meselesine çözüm üretmeyenler mi Ağrı’ya eser kazandıracak. Bugüne kadar bunların eseri var mı? Bunların ne Ağrı umurlarında ne Van umurlarında ne de Diyarbakır umurlarında” dedi ve ekledi:

“Bunlar için tek önemli şey İstanbul’daki, Brüksel’deki Washington’daki ağababalarından aldıkları emirlerdir. Zaten fırsatını bulanlar da soluğu oralarda alıyor. Birbirleriyle kavga etmekten, birbirlerine çalım atmaktan ülkeye ve millete dair herhangi bir meseleyi gündemlerine almaya vakit bulamıyor.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Derdi Ayak oyunları olanların vizyonu bu kadar olur. Bunların hepsini bir araya toplayın, sonra çarpın bölün, çıkartın ne yaparsanız yapın geriye kalacak olan hep sıfır olur. Sıfır sonuçlu siyasetin de ne ülkeye ne millete faydası dokunur. Bunun için biz hep eser ve hizmet diyoruz” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimler kapsamında partisinin Ağrı mitinginde halka hitap etti. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Anadolu’yu tehditlere karşı bir serhat gibi koruyan Ağrı, cesaretiyle ve yiğitliğiyle hep örnek oldu. Ağrı’nın 31 Mart’ta yine tercihini AK Parti’den yana yapacağından eminiz. Ağrı ile bizim aramızda kalpten kalbe giden bir yol vardır. Biz gözümüzü geleceğe diktik, hayatımızı milli iradenin üstünlüğünü savunmaya adadık.

Darbecilerden ve işkencecilerden hesap sorarak milletimizin bu dönemlerle hesaplaşmasını sağladık. Karşımıza kim çıkarsa mücadele ettik. Cumhuriyet tarihinin en köklü adımlarını hayata geçirmekle kalmadık, Türkiye Yüzyılı vizyonunu da başlattık. Burada 40 bin kişi olduğunu emniyetten öğrendik.

Şimdi birileri yine çıkmış tek parti faşizmini hortlatmak için CHP ile bir olup sizlerin iradesine ipotek koymaya çalışıyor. Dün silahla yaptıklarını bugün gizli ittifaklar kurarak gerçekleştirmenin gayreti içindeler. Bu uğurda baskıların sembolü olan CHP’ye bile yedek tekerlek yapacak duruma düştüler. Sırtını örgüte dayayan siyasi temsilciler İstanbul’da ve diğer başka yerlerde kirli pazarlıklarla kendi ikballerini kotarmanın peşindeler.

“Biz hep eser ve hizmet diyoruz”

CHP’li belediye başkan adaylarının buram buram ayrımcılık kokan açıklamalarına seslerini çıkarmayanlar mı Ağrılı kardeşlerimizin geleceğini inşa edecek? Bunların ne Ağrı umurlarında, ne İstanbul umurlarında ne Diyarbakır umurlarında. Bunlar için tek önemli şey İstanbul’daki, Brüksel’deki Washington’daki ağababalarından aldıkları emirlerdir. Zaten fırsatını bulanlar da soluğu oralarda alıyor.

Birbirleriyle kavga etmekten, birbirlerine çalım atmaktan ülkeye ve millete dair herhangi bir meseleyi gündemlerine almaya vakit bulamıyor. Derdi Ayak oyunları olanların vizyonu bu kadar olur. Bunların hepsini bir araya toplayın, sonra çarpın bölün, çıkartın ne yaparsanız yapın geriye kalacak olan hep sıfır olur. Sıfır sonuçlu siyasetin de ne ülkeye ne millete faydası dokunur. Bunun için biz hep eser ve hizmet diyoruz.”

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Kurum’a Dikkat Çeken Gönderme!

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, katıldığı bir açılış töreninde yaptığı konuşmada, yerel seçimlerdeki rakibi Murat Kurum’a göndermede bulunarak, “Hayatınızda sizi sağlıksız kılan, ruh sağlığınızı bozan, moralinizi bozan iftiralardan, kumpaslardan korusun” dedi ve ekledi:

“Bu önemli bir duadır diye düşünüyorum. Tabii sağlık tıp bilimsel bir sahadır ama biz maneviyatı yüksek bir toplumuz duanın hepimize iyi geleceğine inanıyorum. Benim duamın geçmediği bir avuç insan kaldı Türkiye’de. Onlar içinde dua etmekten geri durmuyorum.

Allah onlar için de akıl sağlığı, güzel düşünce sağlığı versin. Ama onların şöyle bir durumu var seçim yaklaşırken iki üç haftalık ruh sağlıkları bir bozuluyor bir hiddetleniyorlar. Ondan sonra seçim bitiyor biz onları siyaseten söyledik diyorlar. Ben de diyorum ki bir insan oy için seçim için bu kadar takla atar mı? Ya bu kadar kötü söz söylenir mi yapılmaz.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Ekrem İmamoğlu, Ataşehir Bütünleşik Halk Sağlığı Merkezi açılış töreninde açıklamalarda bulundu. Gazete Pencere’nin aktardığına göre; İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şu şekilde;

Yaşanabilirlik endeksine göre sağlık ve sağlığa erişim bu şehri yaşanabilir kılıyor. Bu önemli bir konudur. En önemli beş objektiften birisi, göreve geldiğimiz gün itibariyle ele aldığımız hususlardan birisiydi. Sağlık tüm hayallerimizin ve 4 buçuk yıldır hayata geçirdiğimiz tüm hizmetlerin ortak kesişim kümesi. Bugüne kadar hayata geçirdiğimiz önemli hizmetlerimiz var.

Hayata geçirdiğimiz 21, geçireceğimiz 14 yaşam vaadimizde; bütüncül vizyonla hareket ettik. Sosyal politikalarımızda da girişim ve girişimcilere verdiğimiz desteklerle sağlıklı bir İstanbul yalnızca 16 milyon İstanbulluya değil 85 milyonluk Türkiye’ye de iyi geldiğini yaptığımız hizmetlerle gösteriyoruz.

10 yeni bağımlılıkla mücadele merkezi açacağız. Bu bağımlılıkla mücadele meselesi, Türkiye ve İstanbul’umuzun özellikle son dönemde niçin en büyük problemlerden birisi olduğunu bu millet merkezi idareye soracak hiç bu işin lamı cimi yok. Bir dönem bu işle hayatını geçiren insanlar ortalıkta kol geziyor. Şimdi de her gün birisi öbürüsü yakalanıyorken alkışlanıyorlar. Ben açıkçası söyleyeyim biz bu kadar nasıl mafyanın arasında kaldık.

Bunlar ne zaman bu ülkeye yerleşti diye düşünmeden edemiyorum. 39 ilçeye genişleteceğimiz psikolojik merkezlerimiz, hamile kadınlara gebelik danışmanlığı, ücretsiz jinekolojik sağlık kontrolleri ve smear testi testleri ve sosyal incelmesini yaptığımız kişilere ücretsiz HPV aşısını uygulamaya başladığımız hizmetlerimiz, 40 yaş ve üzeri kadınlarımıza ücretsiz mamografi hizmetimiz, 18 yaş ve üzeri kadınlara yılda bir kez ücretsiz ultrason hizmetimiz.

“Bir insan seçim için bu kadar takla atar mı?”

Hayatınızda sizi sağlıksız kılan, ruh sağlığınızı bozan, moralinizi bozan iftiralardan, kumpaslardan korusun. Bu önemli bir duadır diye düşünüyorum. Tabii sağlık tıp bilimsel bir sahadır ama biz maneviyatı yüksek bir toplumuz duanın hepimize iyi geleceğine inanıyorum. Benim duamın geçmediği bir avuç insan kaldı Türkiye’de.

Onlar içinde dua etmekten geri durmuyorum. Allah onlar için de akıl sağlığı, güzel düşünce sağlığı versin. Ama onların şöyle bir durumu var seçim yaklaşırken iki üç haftalık ruh sağlıkları bir bozuluyor bir hiddetleniyorlar. Ondan sonra seçim bitiyor biz onları siyaseten söyledik diyorlar. Ben de diyorum ki bir insan oy için seçim için bu kadar takla atar mı? Ya bu kadar kötü söz söylenir mi yapılmaz.”

Paylaşın

İnsani Gelişme Endeksi: Türkiye, 45. Sırada

Yoksulluk, eşitsizlik gibi adaletsizlikler ve iklim değişikliğiyle mücadele konusunda lider kuruluş olan Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) İnsani Gelişme Raporu’nda Türkiye, 193 ülke arasında 45’inci sırada yer aldı.

UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Louisa Vinton, “Dünyadaki zengin ülkelerin çoğu gibi, Türkiye de kendisini pandeminin etkilerinden güçlü bir şekilde kurtarmayı başardı. Ancak bu cesaret verici ilerleme, dünya çapında milyonlarca insanı geride kalma riskiyle tehdit eden, yeniden derinleşen eşitsizliklerin gölgesinde kalıyor” dedi.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) bugün açıkladığı 2023-2024 İnsani Gelişme Raporu’nda (İGR) yer alan İnsani Gelişme Endeksi’nde (İGE) Türkiye, 193 ülke arasında 45’inci sırada yer alıyor.

Türkiye, 2022 verilerine göre üst üste dördüncü kez “çok yüksek insani gelişme” kategorisinde (dört kategoriden en yükseği) yer aldı. Sıralama en yüksek refah düzeyindeki ülkeler için iyi haberler sunarken, insani gelişme sonuçlarında endişe verici bir farklılık olduğunu da gösteriyor. Daha yoksul ülkeler pandemi nedeniyle kaybettikleri zemini geri kazanamıyor.

İGE, pandemi nedeniyle meydana gelen iki yıllık gerilemenin ardından küresel ölçekte rekor seviyelere çıktı. Ancak, ortalamada elde edilen bu başarı, derinleşen eşitsizlikleri gizliyor. Dünyadaki en yoksul ülkelerin yarısının İGE performansı, pandemi öncesi seviyelerinin altında kaldı.

UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Louisa Vinton, “Dünyadaki zengin ülkelerin çoğu gibi, Türkiye de kendisini pandeminin etkilerinden güçlü bir şekilde kurtarmayı başardı. Ancak bu cesaret verici ilerleme, dünya çapında milyonlarca insanı geride kalma riskiyle tehdit eden, yeniden derinleşen eşitsizliklerin gölgesinde kalıyor” dedi.

Türkiye İGE’nin üç boyutunun tümünde ilerleme kaydetti: 1990 ve 2022 yılları arasında doğuşta beklenen  yaşam süresi 10,8 yıl, ortalama öğrenim süresi 4,4 yıl, beklenen öğrenim süresi ise 10,8 yıl arttı. Aynı dönemde, ülkede kişi başına düşen gayri safi milli gelir ise yüzde 154,3 yükseldi.

Ancak İGE eşitsizliklere uyarlandığında, Türkiye’nin sırası düşüyor. Ülkede genel olarak erkekler, kadınlara göre daha yüksek insani gelişme seviyelerine sahip. Dolayısıyla toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri hesaba katıldığında, Türkiye’nin sırası 166 ülke arasında 66’ya geriliyor.

Ulusal istatistiklere ve 2022’de bildirilen verilere dayanan yeni sıralama, Şubat 2023 depremlerinin etkisini yansıtmıyor. Felaketin yol açtığı büyük can kaybına ve hasarın büyük boyutuna rağmen (UNDP’nin desteğiyle hazırlanan bir hükümet değerlendirmesine göre, toplam hasar ve kayıplar 103,6 milyar ABD doları veya 2023’teki tahmini GSYİH’nın yüzde 9’u olarak tahmin ediliyor), depremlerin ülkenin İGE sıralamasını etkilemesi beklenmiyor.

Rapordan öne çıkanlar

2023 yılında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) üyesi 38 ülkenin tamamı, 2019 yılındaki seviyelerine kıyasla daha yüksek İnsani Gelişme Endeksi (İGE) puanları elde etti. 2020’de ve/veya 2021’de İGE’lerinde düşüş yaşayan 35 en az gelişmiş ülkenin (EAGÜ) yarısından fazlası (18 ülke) henüz 2019’daki insani gelişme seviyelerine ulaşamadı.

Gelişmekte olan bölgelerin hiçbiri, 2019 öncesindeki eğilime göre öngörülen İGE seviyelerine ulaşamadı. Daha düşük İGE seviyelerine doğru bir gidişat olduğu gözlemleniyor. Bu durum, gelecekte insani gelişme konusunda kaydedilmesi öngörülen ilerleme karşısında kalıcı engeller ortaya çıkabileceğine işaret ediyor.

İnsani gelişme konusundaki kayıpların etkisi Afganistan ve Ukrayna’da net bir şekilde görülüyor. Afganistan’ın İGE’si şaşırtıcı bir şekilde 10 yıl önceki seviyesine dönerken, Ukrayna’nın İGE’si 2004’ten bu yana görülen en düşük seviyeye geriledi.

Raporda, popülist hükümetlere sahip ülkelerin GSYİH büyüme oranlarının daha düşük olduğunu gösteren araştırmalara yer verildi. Popülist bir hükümet göreve geldikten 15 yıl sonra, kişi başı GSYİH’nin popülist olmayan bir hükümet senaryosuna kıyasla yüzde 10 daha düşük olduğu tespit edildi.

TCEE (Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi) toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini üreme sağlığı, güçlenme ve işgücü piyasası olmak üzere üç temel boyutta ölçüyor. Üreme sağlığı, anne ölüm oranı ve ergen doğurganlık oranı ile güçlenme, her bir cinsiyet için parlamentoda sahip olunan sandalye sayısı ve en azından bir süre ortaöğrenim görmüş nüfus oranları ile, işgücü piyasasına katılım ise kadın ve erkeklerin işgücüne katılım oranları ile ölçülüyor. 2022 yılında Türkiye, 0,259 TCEE değeri ile 166 ülke arasında 63. sırada yer aldı.

TCNE (Toplumsal Cinsiyet Normları Endeksi), toplumsal inançların toplumsal cinsiyet eşitliği üzerindeki etkisini siyasi, eğitimsel, ekonomik ve bedensel dokunulmazlık olmak üzere dört boyutta değerlendiriyor.

91 ülkeden verilerle hazırlanıyor ve Dünya Değerler Anketinin 5’inci (2005-2009), 6’ncı (2010-2014), ve 7’nci (2017-2022) dalgaları ile 12 Ocak 2023 tarihli bilgileri yansıtan en son güncellemesini kapsıyor. Temel TCNE, en az bir önyargıya sahip kişilerin yüzdesini ölçer. TCNE değeri 0 ile 1 arasında değişir. TCNE değerinin daha yüksek olması toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadının güçlenmesi karşısında güçlü önyargılar olduğunu gösterir.

UNDP Hakkında

UNDP, Birleşmiş Milletler’in yoksulluk ve eşitsizlik gibi adaletsizliklerle ve iklim değişikliğiyle mücadele konusundaki lider kuruluşudur. Geniş uzman ağımız ve 170 ülkedeki ortaklarımızla birlikte çalışarak, devletlerin insanlar ve dünya için entegre ve kalıcı çözümler üretmelerine yardımcı oluyoruz. Daha fazla bilgi için undp.org adresini ziyaret edebilir veya @UNDP adlı sosyal medya hesabımız üzerinden bizi takip edebilirsiniz.

İnsani Gelişme Raporu Ofisi Hakkında

İnsani Gelişme Raporu Ofisi’nin (İGRO) misyonu insani gelişmeyi ilerletmektir. Amaç, fırsatların, seçeneklerin ve özgürlük kapsamının genişletilmesine katkıda bulunmaktır. Bu amaca yönelik olarak İGRO, yenilikçi fikirleri teşvik etmek, uygulamaya yönelik politika değişikliklerini savunmak ve insani gelişme önünde engel teşkil eden politika ve yaklaşımlara yapıcı bir şekilde meydan okumak suretiyle çalışmalarını sürdürüyor.

İGRO, değişim yaratmaya yönelik çabaları doğrultusunda, yazma ve araştırma, veri analizi ve sunumu, ulusal ve bölgesel analize destek, sosyal yardım ve savunuculuk çalışmaları yoluyla çeşitli kişi ve kurumlarla birlikte çalışıyor.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Demirtaş’a ‘Üst Araması Dayatması’ndan Vazgeçildi

Selahattin Demirtaş’ın avukatı Ramazan Demir, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Demirtaş’a yönelik Adalet Bakanlığı’nın talimatıyla başlatılan üst araması dayatmasının sona erdiğini ifade etti.

Haber Merkezi / Cezaevi görevlileri, Selahattin Demirtaş’tan görüşe çıkacağı sırada ayakkabılarını çıkartmasını istemiş (üst araması dayatması), Demirtaş’ta bunun üzerin, aile, milletvekili ve avukat görüşlerine çıkmayacağını duyurmuştu.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a yönelik Adalet Bakanlığı’nın talimatıyla başlatılan üst araması dayatması sona erdi.

Demirtaş’ın avukatlarından Ramazan Demir, Demirtaş Savunma Grubu adına yazılan metni sosyal medyadan paylaştı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Müvekkilimiz Sayın Selahattin Demirtaş’a avukat görüşü öncesi ve sonrası dayatılan ayakkabı çıkarma şeklindeki hukuksuzluktan, yapılan görüşmeler sonucu vazgeçilmiştir.

Konuya gösterilen duyarlılık ve verilen destek için herkese teşekkür ediyor, müvekkilimiz Sayın Demirtaş’ın selamlarını iletiyoruz.”

Ne olmuştu?

Demirtaş’ın avukatı Ramazan Demir, dün yaptığı açıklamada, Adalet Bakanlığı’nın talimatıyla onur kırıcı üst arama dayatmasına maruz bırakıldığı belirtilerek, “Sayın Demirtaş’ın görüş için odadan her çıkış ve girişinde, kameraların önünde ayakkabılarını çıkarması dayatılmaktadır” demişti.

“Sayın Demirtaş, bu uygulamayı onur kırıcı bir zorbalık olarak tanımladığını ve asla kabul etmeyeceğini belirterek bundan böyle aile, avukat ve milletvekili görüşlerine çıkmayacağını ifade etmektedir” sözlerinin yer aldığı açıklama şöyle son bulmuştu:

“Konuyla ilgili, DEM Parti Genel Merkezi de acilen bilgilendirilmiştir. Parti yetkilileri, Adalet Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunarak bu onur kırıcı dayatmadan derhal vazgeçilmesini isteyecektir.”

Demirtaş’a yönelik dayatmaya DEM Parti bir açıklama ile tepki göstermişti. DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu’nun açıklamada şu ifadelere yer verilmişti:

“Edirne Cezaevi’nde hukuksuz şekilde rehin tutulan yoldaşımız Selahattin Demirtaş’a, görüşlere gidip gelirken onur kırıcı üst araması uygulamasının dayatılmaya başlandığı avukatları tarafından kamuoyuna duyurulmuştur.

Demirtaş’a yönelik bu onur kırıcı ve hukuksuz dayatmayı reddediyoruz. Seçim çalışmalarımızın engellenmesini de amaçlayan cezaevlerindeki artan bu baskıların sorumluluğunun Adalet Bakanlığı ve iktidarda olduğunu ifade ediyoruz.

DEM Parti olarak, seçim çalışmalarımızı seçilmişlerimizin ve tutsak arkadaşlarımızın da katıldığı bir kampanyayla yürütmekteyiz. Seçim çalışmaları başladığından bu yana halkımızın her alanda partisini sahiplenmesi karşısında siyasi acziyet yaşayan iktidar her türlü hukuksuzluğu devreye koymaktadır. Ancak bilinmelidir ki insanlık onuruna aykırı olan bu hukuksuzluklar ile DEM Parti durdurulamaz.

Demirtaş’a ve cezaevlerindeki arkadaşlarımıza karşı artan insanlık dışı uygulamaların bir an önce son bulması çağrısı yapıyoruz. Demokratik muhalefeti ve kamuoyunu da bu hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve birlikte mücadele etmeye davet ediyoruz.”

Paylaşın

Davutoğlu’ndan ‘Murat Kurum’ Yorumu: Mutlak İtaat Kriterine Uyan Aday

Murat Kurum’un İstanbul adaylığını değerlendiren Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu, “İstanbul’u hiç tanımayan birini İstanbul’a aday yapmak şu demek ‘Ben nasıl olsa kazanacağım, bari bana bir gün ‘hayır’ demeyecek biri olsun. Murat Kurum ismi mutlak itaat kriterine uyan ama seçim kazanabilme şansı zayıf bir isim” dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Halk TV ekranlarında yayımlanan ‘Sözüm Var‘ programına katıldı. 31 Mart Yerel Seçimleri yaklaşırken siyaset gündemine dair değerlendirmeler yapan Davutoğlu, AK Parti’nin İBB başkanı adayı Murat Kurum‘a ilişkin dikkat çeken açıklamalar yaptı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu açıklamalarında şu ifadeleri kullandı: “AKP’nin yaptığı aday tercihleri nedeniyle kazanma olasılıklarını çok düşük görüyorum. Bana AKP’den kim aday olur diye sorulmuştu, ben de kendi rant hesaplarına karşı ‘hayır’ diyemeyeceği zayıf bir adayı çıkarabileceğini belirtmiştim.

Erdoğan bu seçimi kaybederse 29 Mayıs’ın psikolojisi nedeniyle kaybedecek. ‘Ben ne olursa olsun kazanırım’ düşüncesi Erdoğan’ı bu noktaya itti. Kanal İstanbul’da dahil olmak üzere İstanbul’la ilgili kendi talimatlarının dışına hiç çıkmayacak bir adaya yöneltti. Murat Kurum böyle bir aday. İkisi de bürokratlarımdı çok iyi tanırım.

“Murat Kurum mutlak itaat kriterine uyan adaydı”

Ergun Bey olmuş olsa, İstanbul için daha rasyonel bir tercihti. Buna yöneltti. İstanbul’u hiç tanımayan birini İstanbul’a aday yapmak şu demek ‘Ben nasıl olsa kazanacağım, bari bana bir gün ‘hayır’ demeyecek biri olsun. Murat Kurum ismi mutlak itaat kriterine uyan ama seçim kazanabilme şansı zayıf bir isim. Bu tartışmanın içinde yer almamak için biz aday göstermedik.”

Paylaşın