CHP Lideri Özel: Erdoğan’ın Sertliğe Devam Edeceğini Görüyoruz

CHP Lideri Özgür Özel, Erdoğan’ın seçim sonrası yaptığı balkon konuşmasında verdiği mesajlara ilişkin, “Balkon konuşması stratejik olarak doğruydu. Ama Tayyip Erdoğan’ın içselleştirdiği bir konuşma olmadığı açığa çıkıyor” dedi ve ekledi:

“Dünyadaki bütün sert otoriter liderler, böyle durumlarda sertleşmeyi tercih ederler. Yumuşamanın kendilerine zarar vereceğini düşünürler. Ve Erdoğan’ın stratejik olarak sertliğe devam edeceğini görüyoruz. O günkü söylemi siyaseten kendisi açısından ve ülke açısından doğruydu ama şimdi samimi olmadığını görüyoruz. Samimi olsa böyle davranmaz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhuriyet’e verdiği röportajda seçim sonuçlarını değerlendirdi.

Partisinin belediye yeni belediye başkanı kazandığı şehirler için “İllerden hiçbiri sürpriz değil ama oranlar çok sürpriz” diyen Özel, “Biz ankette Kilis’in gelmekte olduğunu gördük ama 12 puan farkla kazandık. Bursa, Balıkesir, Manisa, Denizli’yi kazanacağımızı söylüyorduk ama oranlara şaşırdık. Hepsini bekliyorduk. ‘Kastamonu da, Kırıkkale de Adıyaman da gelecek’ dedim. Ama tabii bunların bir kısmı gelir, bir kısmı gelmez. Hepsinin birden gelmesi çok iyi oldu tabii. Biz Bursa, Balıkesir, Denizli, Manisa için ‘İkisi kesin gelir.

Büyük ihtimalle üçü gelir. Dördü de gelse şaşırmam’ dedim mesela. O nedenle gelmesine şaşırdığım il yok. Çünkü hepsini gördük. Ama hepsinin birden çok yüksek oranlarda gelmesine memnun oldum. Hangi seçim çevresindeki sonuca üzüldüğümü soracak olursanız, gösterdiği mücadele ve partimizin oyunu büyük oranlarda artırmış olmasına rağmen Veli Ağbaba’nın seçimi kazanamamasına üzüldüğümü belirtmem lazım” diye konuştu.

“Seçmen bize ‘Değişmezseniz oy yok, 6 parti bir araya da gelseniz 25 veriyorum’ dedi. Oysa ki tek başımıza 38 aldık. AK Parti’ye de ‘Kötüye gidiyorsun’ dedi. Onlar kötüye gidişi görmediler” diyen Özel, “Mavi, gri, beyaz yakalı bütün emekçiler. Herkes bağırıyor. O, bu sesteki mesajı almadı, duymadı, gelmekte olanı görmedi. ‘Beni kimse geçmedi, Özgür Efendi de geçemez’ diyordu. Seçmenin verdiği mesaja kulağını tıkayan kaybetti, kulağını açan kazandı” ifadelerini kullandı.

Özel, “Değişim hareketinin etkisi oldu mu?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Seçimdeki en büyük avantaj şuydu: Değişmeyen partilerle değişmiş olan bir parti yarıştı. Bu sadece lider değişikliği değil. MYK’sı 43 yaşında bir parti. Yarısı kadın olan bir parti. Bir sene önce yaş ortalaması bundan 15 yaş fazla olan ve 3 kadının olduğu bir partiden yarısının yöneticilerinin kadın olduğu bir parti.

İzmir’de 3 küçük ilçeyi yönetirken 9 kadının olduğu bir parti, Çankaya’da, Tuzla’da 31 yaşında gençlik kolları başkanlığından gelen arkadaşların olduğu bir parti. Yani bakıyor, 30 yaşında belediye başkan adayı var. Bir sürü kadın, genç var. Değişmiş ile değişmemişlerin yarışı. İnsanlar değişim umuduna oy verirler. Çünkü hallerinden memnun değiller. Bir tarafta değişimi konuşan ve yaşayan bir parti, diğer tarafta 22 yıldır değişmeyen bir parti var.”

“Milletvekillerinden CHP’ye geçiş bekliyor musunuz?” sorusina, “Gelmek isteyenler vardı. Seçim üstü kimseyi kırmamak için hep durdurduk. Şimdi gelmek isteyenler yine olacaktır. Değerlendireceğiz ama sonuçta gelenler olacak diye görüyorum” şeklinde yanıt veren Özel, ittifaklar için ise şu değerlendirmeyi yaptı:

“Klasik ittifaklar çöktü. Yeni bir ittifak süreci başladı. Biz millet ittifakını zaten bir araya getiremedik. Cumhur İttifakı, bir arada oldukları halde kaybetti. Demek ki 2018-2019 modeli ittifak işi artık işlemiyor. Artık sandıkta ittifak işliyor.”

“Erdoğan’ın stratejik olarak sertliğe devam edeceğini görüyoruz”

Özel, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim sonrası yaptığı balkon konuşmasında verdiği mesajlar ise şöyle yorumladı:

“Balkon konuşması stratejik olarak doğruydu. Ama Tayyip Erdoğan’ın içselleştirdiği bir konuşma olmadığı açığa çıkıyor. Dünyadaki bütün sert otoriter liderler, böyle durumlarda sertleşmeyi tercih ederler. Yumuşamanın kendilerine zarar vereceğini düşünürler. Ve Erdoğan’ın stratejik olarak sertliğe devam edeceğini görüyoruz. O günkü söylemi siyaseten kendisi açısından ve ülke açısından doğruydu ama şimdi samimi olmadığını görüyoruz. Samimi olsa böyle davranmaz.”

Özel, “CHP yakın vadede ne yapacak?” sorusuna şu yanıtı verdi: “En kısa vadede 1 Mayıs var. 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanması önemli. İşçilerin iradesinin arkasında duracağız. Bir çatışmadan bahsetmiyorum ama 1 Mayıs’ta Taksim’de olunması, özgürce kutlanması gerekiyor. İlk kritik tarih 1 Mayıs. Seçim sonrası AK Parti çok sert bir ekonomik program yapacak.

Biz ne memuru ne de emekliyi onlara ezdiririz. Çok büyük bir mücadele vereceğiz. Çok büyük bir emekli mitingi yapacağız. Temmuz beklenmeden emekliye iyileştirme yapılmasını istiyoruz. Temmuzda asgari ücret kaç paraysa en düşük emekli maaşının o kadar olması lazım. Biz temmuz zammının yüzdesini merak etmiyoruz. Emekli maaşını bir asgari ücret yapmadan durmayacağız.”

Party of European Socialists (PES) toplantısı için cumartesi günü Romanya’ya gideceğini aktaran Özel, şunları söyledi: “‘Avrupa’da CHP, en çok belediyeye sahip sosyal demokrat partilerden biri oldu. Bu, bütün Avrupa soluna umuttur’ diyorlar. Avrupa solunun umudu olan bir fotoğrafı çektirmeye gidiyoruz ve fotoğrafın ortasında biz varız.

Dünyada da sol için çok çok önemli bir hamle bu. Çünkü Avrupa’da ve dünyada solun çok gerilediği bir yerde çok ileri bir hamle. 10 ay içinde oyları yüzde 50’den fazla arttıran bir sol parti. Böyle bir şey siyaset tarihinde yaşanan bir şey değil.”

Röportajın tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Erdoğan: Milletin İradesine Hiçbir Şekilde Hürmetsizlik Etmeyiz

Katıldığı bir etkinlikte gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Geçmişte olduğu gibi Türkiye’nin siyasetini, ekonomisini, diplomasisini terör örgütleri vasıtasıyla dizayn etmeye çalışanlar inşallah emellerine ulaşamayacaktır. Can çekişen terör örgütlerini yeniden palazlandırma niyetlerini görüyoruz” dedi ve ekledi:

” Birileri yine sokaklarımızı terörize etmeye kalkıştı. Emniyet güçlerimiz gerekli müdahalelerde bulunarak olayların büyümesini engellemişlerdir. Her kim şiddeti, kaosu, eşkıyalığı, vandallığı hak arama yolu olarak görürse yine karşısında devletimizin çelikten yumruğunu bulacaktır. Dünyanın hiçbir medeni devleti böyle bir şeye göz yummaz. Türkiye Cumhuriyeti de bir çadır devleti değildir, olmayacaktır.”

Erdoğan, açıklamasının devamında, “Milletin iradesine ve takdirine hiçbir şekilde hürmetsizlik etmeyiz ama Kandil’deki terör baronlarının da baskıyla vatandaşlarımıza musallat olmalarına, şehirlerimizin huzuruna ve barışına kast etmelerine, artık geçmişte kalan acıları insanımıza tekrar yaşatmalarına kesinlikle izin vermeyiz veremeyiz. Bu tarz teşebbüsler karşısında hukuk devletinin gereği neyse demokrasimiz neyi gerektiriyorsa onu yapmaktan çekinmeyeceğiz. Tüm siyasi aktörlerden hukukun üstünlüğüne saygı göstermeyi bekliyoruz. Terörle mücadeleyi demokratikleşmeden, demokratikleşmeyi de ekonomiden bağımsız görmüyoruz” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu’nda Emniyet, Jandarma ve Sahil Güvenlik mensupları ile bir araya geldiği iftar programında konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Dün Beşiktaş’ta bir yangın faciasını yaşadık. Bu faciada rızkının peşinde koşan 29 kardeşimiz hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden insanlara rahmet, yaralılara acil şifalar temenni ediyorum. Faciayla ilgili adli tahkikat hemen başlatılmış ve 9 kişi gözaltına alınmıştır. Belediye dahil kimin sorumluluğu, ihmali ve kusuru varsa hepsinin üzerine kararlılıkla gidilecektir. Birkaç münferit hadise dışında Allah’a şükürler olsun demokrasimize gölge düşürecek hiçbir olay vuku bulmadı. Bazı illerimizde bölücü örgüt mensuplarının provokasyonlarını siz emniyet güçlerimizle boşa çıkardık.

Buradan sizlerin şahsında seçimlerin suhuletle gerçekleştirilmesi için fedakârca çalışan tüm güvenlik güçlerimizi cani gönülden tebrik ediyorum. Bu seçimler milli iradenin gücünün yanısıra her seçim gündeminde gündeme getirilen kimi ithamların asılsız olduğunu ortaya koymuştur. Ülkemiz, milletimiz ve gelecek kuşaklar adına değerli kazanım olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum. Türkiye hangi kökene, meşrebe, partiye mensup olursa olsun 85 milyonun tamamının ortak yuvasıdır, ortak vatanıdır. Çok partili demokrasimiz ise uğruna ağır bedeller ödeyerek 75 yılda canımızla terimizle inşa ettiğimiz muazzam ve muhkem bir binadır.

Bu ortak değerlerimize ne kadar samimiyetle sahip çıkar, güçlendirirsek istikbalimiz için o derecede iyi olacaktır. Burada şu hakikati de vurgulamak durumundayım, Türkiye’nin ve demokrasimizin yüksek seviyelerde sizin harcınızın, emeğinizin, mücadelenizin çok büyük katkıları var. Siyaset üstü görmemiz gereken bir diğer konuda terör belasıdır. PKK’sından FETÖ’süne, DEAŞ’ından DHKP/C’sine hiçbir ayrım yapmadan tüm terör örgütleri milletimizin düşmanıdır. Siyaset üstü görmemiz gereken bir diğer konuda terör belasıdır.

PKK’sından FETÖ’süne, DEAŞ’ından DHKP/C’sine hiçbir ayrım yapmadan tüm terör örgütleri milletimizin düşmanıdır. Türkiye’nin ve terörün geleceğinde teröre yer olmadığını dost düşmana göstermekle kararlıyız. Geçmişte olduğu gibi Türkiye’nin siyasetini, ekonomisini, diplomasisini terör örgütleri vasıtasıyla dizayn etmeye çalışanlar inşallah emellerine ulaşamayacaktır. Can çekişen terör örgütlerini yeniden palazlandırma niyetlerini görüyoruz. Özellikle dün akşamdan itibaren bazı illerimizde sokaklarımı karıştırma, milletimizin malına, mülküne saldırma hadiseleri yaşandı.

“Terörle mücadeleyi demokratikleşmeden, demokratikleşmeyi de ekonomiden bağımsız görmüyoruz”

Birileri yine sokaklarımızı terörize etmeye kalkıştı. Emniyet güçlerimiz gerekli müdahalelerde bulunarak olayların büyümesini engellemişlerdir. Her kim şiddeti, kaosu, eşkıyalığı, vandallığı hak arama yolu olarak görürse yine karşısında devletimizin çelikten yumruğunu bulacaktır. Dünyanın hiçbir medeni devleti böyle bir şeye göz yummaz. Türkiye Cumhuriyeti de bir çadır devleti değildir, olmayacaktır.

Milletin iradesine ve takdirine hiçbir şekilde hürmetsizlik etmeyiz ama Kandil’deki terör baronlarının da baskıyla vatandaşlarımıza musallat olmalarına, şehirlerimizin huzuruna ve barışına kast etmelerine, artık geçmişte kalan acıları insanımıza tekrar yaşatmalarına kesinlikle izin vermeyiz veremeyiz. Bu tarz teşebbüsler karşısında hukuk devletinin gereği neyse demokrasimiz neyi gerektiriyorsa onu yapmaktan çekinmeyeceğiz. Tüm siyasi aktörlerden hukukun üstünlüğüne saygı göstermeyi bekliyoruz. Terörle mücadeleyi demokratikleşmeden, demokratikleşmeyi de ekonomiden bağımsız görmüyoruz.

Bugüne kadar hep özgürlük, güvenlik dengesini korumaya gayret ettik. Birini ötekine tercih etmeden dengeli şekilde bugünlere geldik. Son 21 yılda olduğu gibi gelecekte de hak ve özgürlükler alanında idame ettireceğiz. İstihdamı ve ihracatı artırıyoruz. Yılın ikinci yarısından itibaren enflasyonun düşüşe geçtiğine inşallah hep birlikte şahit olacağız. Bugün TÜİK tarafından açılan verilen aylık enflasyonun Mart ayında gerilediğini gösteriyor. Enflasyonun düşmesi ücret artışlarını önleyerek kalıcı refah artışlarını sağlayacaktır. Aynı şekilde düzensiz göç ve suç örgütleriyle mücadelede de etkin kararlı ve kapsamlı adımlar atmayı sürdüreceğiz.

Dağdaki eşkıyaya nasıl müsaade etmiyorsak kendini devletten, hukuktan üstün gören şehir eşkiyalarına da nefes aldırmayacağız. İstikbalimizin güvencesi olan gençlerimizi hedef alan zehir tacirlerinin tepesine binmekten geri durmayacağız. Bugüne kadar nasıl dayanışma içinde hareket ettiysek bundan sonra birlikte yol yürümeye devam edeceğiz. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin. Türkiye’ye yaptığınız ve yapacağınız hizmetlerden dolayı her birinize şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum. Kahraman şehitlerimizi tekrar rahmetle anıyorum. Allah yâr ve yardımcınız olsun diyorum. Şimdiden Kadir gecenizi ve bayramınızı tebrik ediyorum.”

Paylaşın

İYİ Parti’de Peş Peşe İstifalar

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme kararı alan İYİ Parti’de Buğra Kavuncu, İYİ Parti Teşkilat Başkanlığı, Burak Akburak ise İYİ Parti Yerel Yönetimler Başkanlığı görevinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / İYİ Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Buğra Kavuncu, İYİ Parti Teşkilat Başkanlığı görevinden istifa etti. Kavuncu, “31 Mart yerel seçim sonuçları gösterdi ki; büyükşehirlerde yarış genelde iki parti arasında geçmiş ve seçmen istediği adaya oy vermekten çok, istemediği parti ya da aday kazanmasın diye karşındaki en güçlü adaya yönelmiştir. Bir diğer durum ise daha önce ittifak yapılan İstanbul, İzmir, Ankara ve Adana gibi büyükşehirlerin birçoğunda parti aidiyeti neredeyse yok olmuştur” dedi.

“İttifak sisteminin, büyük partileri güçlendirirken oy oranı biraz daha az partileri erittiği aşikârdır” diyen Kavuncu, “Katı bir ideolojik görüşü olmayan, makul ve hayatın gerçekleriyle yüzleşerek ona göre politika belirleyen, merkeze konumlanacak bir partinin varlığını devam ettirmesi için yerel yönetimlerde iddia ortaya koyması önemlidir. Aksi halde başka bir partinin aparatı haline gelme riskini taşımaktadır. Seçim sonuçları bunu bir kez daha tescil etmiştir” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti’nin 31 Mart yerel seçimine ittifak yapmadan girme kararı aldığını hatırlatan Kavuncu, şöyle devam etti: “Bilindiği üzere, partimiz genel seçimler sonrası 31 Mart yerel seçimlerine ittifaksız girme kararı almış ve tüm ülkede aday belirleme süreci başlamıştır. Bu süreçte, kamuoyuna da yansıyan bazı isimler haricinde İstanbul için adaylık talebinde bulunan olmamıştır. Parti içerisinde de bu doğrultuda bir gelişme olmayınca görev bana düşmüştür. Ben de partim için bu sorumluluğu seve seve üstlendim.

Alınan karar sonrası çalışmalarıma başladım ve daha iyi bir belediye başkanı olacağım iddiasıyla seviyeyi düşürmeden, projelerimi anlattım. Eleştirilerimi sıraladım. Hatta eleştirilerimi beğenmeyen ve yetersiz bulan da oldu, kamuoyundan dozu çok kaçırdığımı dile getiren de oldu. Kimisi boşuna çok çalışarak kendimi hırpaladığımı kimisi ise kasıtlı olarak çalışmadığımı iddia etti. Bütün bunlara rağmen, ben partimin adını en onurlu şekilde inandığım ve doğru bulduğum şekilde ayakta tutmaya çalıştım ve mücadele ettim. Ancak seçimleri beklediğimizin çok altında bir sonuçla tamamladığımızı kabul etmek zorundayız.”

İYİ Parti Teşkilat Başkanlığı görevinden istifa ettiğini duyuran Buğra Kavuncu, açıklamasında “Tüm bu şartlar altında, ben de üzerime düşen sorumluluğu yerine getirerek, gerek yapılacak olan olağanüstü kongremizin daha sağlıklı ve demokratik bir ortamda yapılabilmesi, gerekse İstanbul’da aldığımız sonuçla doğrudan ilişkili olarak, 8 aydır yürütmekte olduğum Teşkilat Başkanlığı görevimden istifa ediyorum” ifadelerine yer verdi.

İstifa kararını seçim akşamı aldığını belirten Kavuncu, açıklamasında “Özellikle parti içinde şahsıma yönelen bazı eleştirileri de cevaplamam gerekirse; seçim akşamı almış olduğum istifa kararımın, Genel Başkanımızın pazartesi günü yapacağını duyurduğu açıklamanın ardından duyurulması hususunda çalışma arkadaşlarımızla görüş birliği oluştu. Bundan ötürü de bu açıklamayı bugüne bıraktığımı ifade etmeliyim” dedi.

Kavuncu, İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Yücel Coşkun, il ve ilçe teşkilatı, İstanbul Gençlik Kolları Başkanımız Muhammet Akyüz ve kendisini destek veren herkese teşekkür etti.

“Her daim Liderimizin yanındayım!”

İYİ Parti İstanbul Milletvekili Burak Akburak, sosyal medya hesabı üzerinden İYİ Parti Yerel Yönetimler Başkanlığı görevinden istifa ettiğini duyurdu. Akburak, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Büyük bir onurla yapmış olduğum Yerel Yönetimler Başkanlığı görevimden istifa ediyorum.Büyük Kongremizin,Türkiye’nin umudunun İYİ Parti olduğunun tescillendiği bir kongre olacağının bilinmesini istiyorum. Her daim Liderimizin yanındayım!” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Van’da Mazbata DEM Parti Adayı Abdullah Zeydan’a Verildi

Van’da mazbata Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Adayı Abdullah Zeydan’a verildi. Gelişmeyi DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, sosyal medya hesabından duyurdu.

Haber Merkezi / Yüksek Seçim Kurulu (YSK), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti), Van İl Seçim Kurulunun, Abdullah Zeydan’ın Van Büyükşehir Belediye Başkanı “seçilmemiş sayılması” ve mazbatanın ikinci sıradaki adaya verilmesi kararına yaptığı itirazı oy çokluğu ile kabul etti.

Karar doğrultusunda, Van’da yüzde 55 oy ile seçilen Abdullah Zeydan’a mazbatası verilecek.

Karara ilişkin YSK önünde açıklama yapan, DEM Parti YSK Temsilcisi Mehmet Rüştü Tiryaki de YSK’nin oy çokluğuyla itirazlarını kabul ettiğini belirterek, “Yüksek Seçim Kurulu’nun kararları bildiğiniz gibi kesin. Herhangi bir itiraz olanağı yok. Anayasa Mahkemesi denetimine de tabii değil. Dolayısıyla başvurulacak başka bir makam olmadığı için mazbata Abdullah Zeydan’a verilecek.” diye konuştu.

Öte yandan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da gelişmeyi sosyal medya hesabından duyurdu. Bakırhan, “Olması gereken oldu ve Van halkının iradesi hayat buldu. Hayırlı olsun” dedi.

Neler yaşandı?

Pazar günü yapılan yerel seçimlere resmi olmayan sonuçlara göre Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı yüzde 55,48 oyla DEM Parti adayı Abdullah Zeydan kazanmıştı. AK Parti adayı Abdulahat Arvas oyların yüzde 27,15’ini, Yeniden Refah Partisi adayı Abdullah Sadıksoy da yüzde 5,37’sini almıştı. Van’ın tüm ilçelerinde de, yerel seçimleri DEM Parti kazanmıştı.

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Adalet Bakanlığı’nın başvurusu üzerine, Pazar günü yapılan yerel seçimlerde Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Abdullah Zeydan’ın memnu (yasaklı) haklarının geri alındığını açıklamıştı. Memnu haklarının elinden alınması, Zeydan’ın seçilme hakkını yitirmesi, itiraz başvurularından sonuç çıkmazsa mazbatasının verilmemesi anlamına geliyor.

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, halkın ortaya koyduğu iradeye saygı duyulması gerektiğini söyledi. Doğan, “Bu hukukun gereğidir, bu bir lütuf değildir. Alınan bu yanlış karardan derhal geri dönülsün” dedi.

Parti MYK’sından yapılan yazılı açıklamada da, partinin Van’da büyükşehir dahil, 14 belediyenin tümünü kazandığı anımsatıldı. Açıklamada, “Van halkı iradesini net ve en güçlü şekilde sandığa yansıtmıştır. Bu güçlü irade, aynı zamanda kayyım rejimine verilen bir cevaptır” denildi.

Ayrıca Adalet Bakanlığı’nın itirazı üzerine, Abdullah Zeydan’ın memnu hakkının iadesi kararının hiçe sayıldığı vurgulandı: “Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanımız Abdullah Zeydan, tüm hukuki prosedürlerini tamamlayarak Yüksek Seçim Kurulu’na başvurmuş, adaylığı yapılan incelemeler sonucu YSK tarafından kabul edilmiştir. Zeydan, Van’da halkın büyük çoğunluğunun desteğini alarak seçilmiştir.

Ancak 29 Mart 2024 Cuma günü mesai bitimine 5 dakika, seçime 2 gün kala Adalet Bakanlığı idari bir karar ve yazıyla, 2022 yılında memnu haklarını alan ve tüm yasal denetimlerden geçen Zeydan’ın memnu haklarına itiraz etmiştir. Yetkili savcılık, talimat niteliğindeki bu idari itiraz yazısı üzerine kesinleşmiş memnu hak kararını veren mahkemeye yeniden başvurmuştur.

Mahkeme aynı gün kesinleşmiş memnu hak kararını geri almış ve memnu hak talebini reddetmiştir. Karar henüz kesinleşmeden, yani itiraz ve temyiz hakkı kullanılmadan hemen YSK’ye bildirimde bulunmuştur.”

Paylaşın

MHP Lideri Bahçeli’den ’31 Mart’ Çıkışı: Şımaranların Akıbetini Herkes Görecek

Seçim gündemine ilişkin değerlendirmeler yapan MHP Lideri Devlet Bahçeli, Milliyetçi Hareket Partisi yüzde 16,62’lik oy oranı ve kazandığı 220 belediye başkanlığıyla hamdolsun umutları diriltmiş, Cumhur İttifakı’nın gücüne güç eklemiştir. Partimiz milli özlem ve hedeflere her zaman tercüman olmuş, milletimiz ne diyorsa ona kulak vermiştir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Partimizin ve Türkiye’mizin önü açıktır. Seçimsiz geçecek yaklaşık 4 yıllık sürede ülkemiz her alana teşmil edilecek reformlarla yükselişini devam ettirecektir. Siyasette elde ettikleri geçici mevzi kazanımlarla şımarmaya ve tahriklerini göstermeye başlayanların günün sonunda nasıl bir demokratik akıbetle karşılaşacağını da herkes görecektir.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş’in 27’nci ölüm yıl dönümü nedeniyle mesaj yayımladı. Bahçeli, mesajında şu ifadeleri kullandı:

“Türk siyaset ve demokrasi hayatına derin izler bırakan müstesna isimlerin maşeri vicdanda muhkem bir mevkii olmakla birlikte takdir, tazim ve şükranla hatırlanması milletimize özgü alicenap ve vefakâr bir özelliktir. Vatan ve millet sevgisiyle mücehhez değerli şahsiyetlerin sadece yaşadıkları dönemleri değil, kendilerinden sonraki devirleri de fikir, görüş ve düşünceleriyle etkilediği apaçık bir gerçektir.

Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey işte böyle bir vasfa ve vakara ziyadesiyle sahiptir. Ülkemizin zor ve sıkıntılı yıllarında haklı mücadelesiyle adından en çok bahsettiren, milli birlik ve kardeşlik hissiyatını en fazla benimseyen liderlerden birisi Merhum Türkeş Bey’dir.

Ülke ve ülkü sevdasıyla tebarüz etmiş; dava, devlet ve siyaset insanı hüviyetiyle gündeme gelmiş, gönüllere girmişti. Kaldı ki inançlarından ve ilkelerinden hiç taviz vermemişti. Önce Türk tarih ve kültürünün özsuyuyla beslenip tomurcuklanan, arkasından serpilip köklerini derinlere salan, sonra da siyasallaşıp toplumsal harekete dönüşen Türk milliyetçiliği fikriyatının geçmiş ve geçirmiş olduğu safhalarda onun muteber rolü olduğunu hiç kimse inkar edemeyecektir.

Merhum Türkeş Bey’in iki kutlu emaneti olan Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocakları bugünkü zaman diliminde, bir yanda milli ve manevi değerlerin muhafızı diğer yanda da milletimizin istikbal ve istiklal güvencesi mertebesine erişmiştir.

Kara propagandaların, karanlık projelerin, karamsar palavraların biteviye faal ve faaliyet halinde olduğu şu günlerde Milliyetçi Hareket Partisi Türk siyasetinin istikrar ve itibar aydınlığı olarak öne çıkmıştır. Bu gerçeğin ışığında, 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimlerinde de Milliyetçi Hareket Partisi yüzde 16,62’lik oy oranı ve kazandığı 220 belediye başkanlığıyla hamd olsun umutları diriltmiş, Cumhur İttifakı’nın gücüne güç eklemiştir.

Partimiz milli özlem ve hedeflere her zaman tercüman olmuş, milletimiz ne diyorsa ona kulak vermiştir. Nitekim hayata ve hadiselere bakışımızın fikri mihveri olan Türk milliyetçiliği, demokrasiyle ayrılmaz ve ayrıştırılması imkansız bütünlük içindedir.

Merhum Türkeş Bey hayattayken, sürekli tefrika ve tezvirat çıkaran, Türkeş’siz MHP’yi tesis etmek için çırpınan kim varsa, bugün onun adı ve anıları kapsamında istismar ve istila teşebbüsleriyle Milliyetçi Hareket Partisi’ni zaafa uğratmak için yarış halindedir.

Makûs niyet sahiplerinin sahte ve samimiyetsiz duruşlarını elbette ciddiye alacak, aldırış edecek, ikna olacak sağduyulu hiçbir insanımız da yoktur. Unutulmamalıdır ki, Milliyetçi Hareket Partisi demek; Türklüğün alemdar yüreği, Türkiye’nin ahlak yüksekliği, Türk ve Türk milletinin akıl, gönül, güven ve iman yüzü demektir.

55 yıllık bir maziyi kucaklayıp geleceğin Türk asırlarında kutup yıldızı gibi parlayacak olan Milliyetçi Hareket Partisi çağın ruhunu kavrayıp, zamanın ters ve bozucu akıntılarına karşı müteyakkız bir iradeyle mukabele edecektir. Partimizin ve Türkiye’mizin önü açıktır.

Seçimsiz geçecek yaklaşık 4 yıllık sürede ülkemiz her alana teşmil edilecek reformlarla yükselişini devam ettirecektir. Siyasette elde ettikleri geçici mevzi kazanımlarla şımarmaya ve tahriklerini göstermeye başlayanların günün sonunda nasıl bir demokratik akıbetle karşılaşacağını da herkes görecektir. Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerine mutlaka ulaşılacaktır.

Türk birliğinin hasretini çekip hayallerini kuran Merhum Türkeş Bey’in inanıyorum ki ruhu şad olacaktır. Vefatının 27’inci yıl dönümünde Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Beyi, aziz şehitlerimizi, tarih boyunca, vatan ve millet sevdası ile can veren muhterem ecdadımızı; bu değerler uğruna hayatlarını kaybetmiş ülküdaşlarımızı rahmet, minnet ve şükran hislerimle anıyorum. Mekânları Cennet, Cenab-ı Allah hepsinden ayrı ayrı razı olsun.”

Paylaşın

Erdoğan’dan ’31 Mart’ Yorumu: Kimse Sorumluluktan Kaçamaz

Seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, kendisi dahil AK Parti yönetiminde yer alan kimsenin 31 Mart seçim sonuçlarının sorumluluğundan kaçamayacağını söyledi.

“Ortada sadece bir oy kaybı değil, kan ve ruh kaybı var” diyen Erdoğan, “Ya hatalarımızı görerek kendimizi toparlarız ya da güneşi gören buz misali erimeye devam ederiz” dedi.

31 Mart yerel seçiminde iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) yarışı ikinci sırada tamamladı ve yaklaşık 22 yıllık iktidarında ilk kez seçim yenilgisi aldı.

AK Parti Merkez Yürütme Kurulu, 31 Mart yerel seçimlerinin ardından ilk kez AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında toplandı.

Gazete Duvar’da AK Parti kaynaklarına dayandırılarak yer alan habere göre; oy oranlarının düştüğüne dikkat çeken Erdoğan, bunun temel sebebinin 10 ay önce AK Parti’ye oy veren seçmenlerin bu sefer sandığa gitmemesi olduğunu savundu.

“Ortada sadece bir oy kaybı değil, kan ve ruh kaybı var” diyen Erdoğan, “Ya hatalarımızı görerek kendimizi toparlarız ya da güneşi gören buz misali erimeye devam ederiz” diye konuştu.

Toplantıda Erdoğan’ın, mevcut durumda hem genel merkez, hem teşkilat, hem de adayların payı bulunduğunu söylediği, aday belirleme sürecinden seçimin sonuçlanmasına kadar yaşananların uzun uzun değerlendirileceğini vurguladığı öğrenildi.

Erdoğan toplantıda “Acizler ve gafillerin yaptığı gibi bu tablonun suçu millete atılamaz. AK Parti’nin hatayı millette aramak gibi bir geleneği asla olmadı ve olmayacak” ifadelerini kullandı.

“Nerede ihanet varsa…”

Kaynaklara göre Erdoğan, “kendisi dahil AK Parti yönetiminde yer alan kimsenin 31 Mart seçim sonuçlarının sorumluluğundan kaçamayacağını, oy kayıplarının tek bir soruna ve tek bir başlığa indirilemeyeceğini, bunun kolaycılık olacağını ve nerede eksik, hata, kasıt ya da ihanet varsa üzerine gitmenin boyunlarının borcu olduğunu” belirtti.

Toplantıda Erdoğan’ın “22 yıllık zorlu mücadelenin heder edilmesine izin verilemeyeceğini” söylediği de belirtildi.

Toplantıda ayrıca, Cumhur İttifakı partilerinin rekabet ettiği ve bu nedenle CHP’nin kazandığı Amasya, Kütahya, Kırıkkale gibi illerin durumunun da ayrıca değerlendirileceği kaydedildi.

AK Parti oyları yüzde 44,33’ten yüzde 35,48’e düştü

31 Mart yerel seçiminde iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) yarışı ikinci sırada tamamladı ve yaklaşık 22 yıllık iktidarında ilk kez seçim yenilgisi aldı. Türkiye genelinde CHP yüzde 37.8, AK Parti yüzde 35.5, Yeniden Refah Partisi yüzde 6.2, DEM Parti yüzde 5.7, MHP yüzde 5, İYİ Parti ise yüzde 3.8 oy aldı.

CHP bu sonuçla, 1989’da Sosyal Demokrat Halkçı Parti’nin (SHP) yerel seçimlerde kazandığı başarıyı da oy oranıyla aşmış oldu. İstanbul, Ankara ve İzmir büyükşehir belediyelerini elinde tutmayı başaran CHP, AK Parti’nin elinden 3 büyükşehir ve 7 il merkez belediyesini daha aldı.

MHP, Yeniden Refah Partisi (YRP) ile DEM Parti de AK Parti’den 2’şer il alırken AK Parti’den İYİ Parti ile Büyük Birlik Partisi’ne de birer il geçti. 2019 yerel seçiminde Türkiye genelinde oyların yüzde 44,33’ünü alan AK Parti’nin 2024 mahalli idareler seçimindeki toplam oy oranı 35,48’e düştü.

Paylaşın

10 Soruda Abdullah Zeydan Krizinin Perde Arkası

Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partili (DEM Parti) Abdullah Zeydan’ın mazbatasının Adalet ve Kalkınma Partili (AK Parti) Abdulahat Arvas’a verilmesi tartışma yarattı.

Resmi olmayan sonuçlara göre Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı yüzde 55,48 oyla Abdullah Zeydan kazanmıştı. Abdulahat Arvas oyların yüzde 27,15’ini, Abdullah Sadıksoy da yüzde 5,37’sini almıştı. Van’ın tüm ilçelerinde de, yerel seçimleri DEM Parti kazanmıştı.

DW Türkçe’den Alican Uludağ, Van’daki matbata krizi sürecinde yaşananları araştırdı.

Abdullah Zeydan’ın yargılandığı dava neydi?

Dönemin HDP Hakkari Milletvekili olan Abdullah Zeydan, dokunulmazlıkların kaldırılmasının ardından 4 Kasım 2016 tarihinde gözaltına alınarak tutuklandı. Bir dönem Selahattin Demirtaş ile birlikte Edirne Cezaevi’nde yattı. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, bir eyleminden dolayı 2017 yılında “terör örgütüne yardım” suçundan 5 yıl, “örgüt propagandası yapmak” suçundan ise 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verdi. Toplamda 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılan Zeydan’ın cezası önce istinaf tarafından usulden bozuldu. Yeniden yargılama sonucunda Zeydan 2018’de aynı cezaya çarptırıldı. Yargıtay, 22 Aralık 2022’de bu cezayı onadı. Ancak cezasının tümünü infaz eden Zeydan 6 Ocak 2023 tarihinde tahliye edildi.

Memnu hakların iadesini ne zaman aldı?

Abdullah Zeydan, cezaevinden çıktıktan sonra avukatları aracılığıyla Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesine başvurdu. Mahkemeye görüş veren savcılık talebin reddedilmesini istedi. Mahkeme, 4 Nisan 2023 tarihinde Zeydan’ın “terör örgütü propagandası yapma” suçundan kaynaklanan memnu (yasaklanmış) haklarının geri verilmesine karar verdi. Karar, savcılığın itirazı olmayınca 25 Nisan 2023’te kesinleşti. Mahkeme, bu kararı da gereği için 20 Haziran 2023 tarihinde Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstitastik Genel Müdürlüğüne gönderdi.

Bu arada Zeydan’ın avukatı Mahsuni Karaman, 29 Mayıs ve 29 Eylül 2023 tarihlerinde memnu hakların iadesi için iki kez daha mahkemeye başvurdu. Ancak her iki başvuruya ilişkin mahkeme, memnu hakların iadesi talebinin daha önce karşılandığı, sanık hakkında TCK’nın 53’üncü maddesinde düzenlenen dışında hak yoksunluğuna hükmedilmediği, bu nedenle yeni bir karar verilmesine yer olmadığına hükmetti. Cumhuriyet savcısı da karar öncesi verdiği mütaalada benzer bir görüşü savundu.

Zeydan’ın adaylık sürecinde itiraz geldi mi?

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Van Büyükşehir Belediye Eş Başkan adayının Abdullah Zeydan olduğunu 9 Şubat’ta açıkladı. Seçim takvimine göre belediye başkan adaylarının YSK’ya bildirilmesine ilişkin son tarih 20 Şubat olarak belirlendi. 24 Şubat’ta ise geçici aday listelerine itirazın son günüydü. 28 Şubat ise buna ilişkin yapılacak itirazların kesin olarak karara bağlanacağı tarih oldu. Ancak bu süreçte Abdullah Zeydan’ın adaylığına ilişkin AKP’den herhangi bir itiraz gelmedi. 3 Mart’ta Abdullah Zeydan’ın adaylığı kesinleşti.

Bakanlık nasıl devreye girdi, mahkeme ne karar verdi?

Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü, 29 Mart 2024 Cuma günü Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına yazı göndererek Zeydan’ın memnu haklarının kaldırılması kararının yasaya aykırı olduğunu savundu. Bunun üzerine savcılık, mahkemeden Zeydan ile ilgili daha önce verilen ve kesinleşen kararının kaldırılmasını talep etti. Mahkeme de seçime iki gün kala, yani 29 Mart günü saat 15.30 sularında Zeydan’ın yasaklanmış haklarının geri verilmesine ilişkin ek kararını kaldırdı.

Mahkeme gerekçesinde, İnfaz Yasası’na göre Zeydan’ın cezasının onandığı 20 Aralık 2022’nin üzerinden üç yıl geçmedikçe memnu hakların iade edilemeyeceği savunuldu. Mahkeme ayrıca, yasaklanmış hakların iadesi kararının savcılığa tebliğ edilip “görüldü” işleminin yapılmaması nedeniyle kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceğini savundu. Karar, saat 16.55’te Adalet Bakanlığına gereği için gönderildi. Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü de aynı gün Zeydan’ın sabıkası olduğuna ilişkin adli siciline kayıt girdi.

Abdullah Zeydan’ın avukatlarının görüşü ne?

Zeydan’ın avukatı Mahsuni Karaman, mahkemeye verdiği dilekçelerde müvekkilinin cezaevinde toplam 5 yıl 2 ay 3 gün kaldığını kaydetti. Zeydan’ın 3 yıl 1 ay 15 günlük cezasının tutuklu kaldığı süreden mahsup edilmesini istediğini anlatan Karaman, bu süreçte mahkemenin bunu kabul ettiğini ve bu cezanın infazının 20 Aralık 2013 tarihinde tamamlandığını kaydetti. Karaman, bu nedenle yasanın aradığı üç yıl bekleme süresinin 20 Aralık 2019’da dolduğunu savundu.

AKP nasıl bir hamle yaptı?

Seçimlerin yapıldığı gün olan 31 Mart’ta AKP’nin adayı Abdulahat Arvas’ın avukatı Erdinç İpek ise Van İl Seçim Kuruluna başvurarak mahkemenin Zeydan hakkındaki memnu haklarının iadesi kararını kaldırıldığını belirtti ve Zeydan’ın adaylığının kaldırılmasını istedi. Arvas’ın avukatı, seçim sonuçlarının açıklandığı 1 Nisan’da da ikinci bir dilekçe vererek mazbatanın kendisine verilmesini istedi. Van İl Seçim Kurulu, 2 Nisan’da talebi kabul ederek Zeydan’ın seçilme yeterliliği olmadığından seçilmemiş sayılmasına ve mazbatanın en çok oy alan ikinci sıradaki adaya verilmesine karar verdi. Ancak bu karar kesin nitelik taşımıyor.

YSK’ya yapılan itirazın gerekçeleri ne?

Abdullah Zeydan’ın avukatı Mahsuni Karaman ve DEM Parti’nin avukatı Cihat Durmaz, bu kararın kaldırılması talebiyle 3 Nisan’da Yüksek Seçim Kuruluna başvurdu. Mazbatanın Zeydan’a verilmesi istenen dilekçede usulsüz olduğu iddia edilen memnu hakların iadesi kararının “kesinleşmemesi” tartışmasında Zeydan’ın bir dahlinin ve kusurunun bulunmadığı kaydedildi. Bunun mahkemenin sorumluluğunda olmasına karşın Zeydan’ın avukatlarının 10 Nisan 2023’te kararın savcılığa da tebliğ edilmesinin istendiği anlatıldı.

Memnu hakların iadesi kararını Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne gönderenin de mahkemenin kendisi olduğu belirtilen dilekçede, “Kararın kontrolünü yaptıktan sonra Adli Sicil Kaydına işleyen de Adalet Bakanlığı personelleridir. Keza bunu bir yıl boyunca muhafaza eden de bakanlıktır. Sabıka kaydı olmadığına ilişkin adli sicil belgesini veren de Adalet Bakanlığıdır” denildi. Zeydan’ın seçime girme hakkının mahkeme ve Van İl Seçim Kurulu tarafından verildiği de anlatılan dilekçede, “Asıl olanın seçmenin iradesinin tecellisidir” ifadeleri yer aldı. Ayrıca Zeydan’ın adaylığına AKP’nin süresi içinde herhangi bir itiraz yapılmadığına işaret edildi.

Hukukçular tartışmaya ne diyor?

Hukukçular, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin hem memnu haklarının iadesi kararının hem de kesinleşmiş bu kararını daha sonradan kaldırılmasını yasaya aykırı buluyor. Ceza hukukçusu Prof. Dr. Adem Sözüer, mahkemenin yasak hakların geri verilmesi kararının hatalı olduğunu belirterek “Çünkü yasak hakların geri verilmesi için gereken üç yıllık süre geçmemiştir” diyor. Ancak Adem Sözüer’e göre mahkemenin ikinci kararı da hatalı.

Sözüer, sosyal paylaşım platformu X’te yaptığı değerlendirmede. “Kesinleşmiş ilk karardaki yanlışı gidermek için verilen ikinci karar da yanlıştır. Çünkü ilk kararı veren Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, kesinleşmiş bir önceki kararım hatalıymış deyip onu kaldırıp yeni bir karar veremez. Kesinleşmiş kararla ilgili tüm hatalar, kararı veren mahkemece değil, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararı sürecinde giderilebilir. Başvuru Adalet Bakanlığına yapılmalıdır” ifadesini kullandı.

Yani Adalet Bakanlığının başvurusu üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, bu kararın kaldırılmasını ilgili Yargıtay dairesinden isteyebilir. Sözüer, bu nedenle mahkemenin kararını, hiçbir hukuki sonuç doğurmayan yok hükmünde bir karar olarak nitelendiriyor. Adem Sözüer, “Yok hükmünde, geçerliliği olmayan bir karara dayanıp, mazbatayı seçilen aday yerine ikinci sıradaki adaya veren İl Seçim Kurulu kararı da hukuka aykırıdır” derken yapılması gerekenin kanun yararına bozma yoluna başvurulması ancak kazanan adayın mazbatasının verilmesi olduğunu kaydetti. Hukukçu Ece Güner ise tüm sürecin tüm taraflar açısından ağır hatalar içerdiği gerekçesiyle en makul çarenin seçimlerin yenilenmesi olduğunu söylüyor.

DEM Parti bundan sonra ne yapacak?

YSK’nın son kararını bekleyen DEM Parti, siyasi ve hukuki olarak mücadeleyi sürdürme kararı aldı. DEM Parti Antalya Milletvekili Saruhan Oluç, yaşananları “Büyük bir hukuksuzlik. Kayyum atamasından bile daha beter bir durum” diyerek özetledi. Yarın benzer durumun İstanbul ve İzmir gibi kentler için de yaşanabileceğini kaydeden Oluç, iktidara da “Yarın genel seçimde de ikinci parti olduklarında aynısının kendisine yapılmasını isterler mi?” diye sordu. YSK’dan olumsuz karar çıkması halinde hem siyasi hem de hukuki mücadelelerini sürdüreceklerini ifade eden Oluç, “Tek yol hukuku savunmaktır” dedi.

Diyarbakır’daki mahkemenin memnu hakların iadesi kararını “hatalı bile olsa” düzeltecek makamın Yargıtay olabileceğini anlatan Oluç, “Adalet Bakanlığı bize tuzak kurmuş, kumpas kurmuş” diye konuştu. AKP’li adayın başkanlığı kabul etmesi durumunda belediyeyi yönetemeyeceğini söyleyen Oluç, “Yüzde 55 oyla seçilen Bir Zeydan gerçeği var. 14 ilçenin tamamını alan bir DEM Parti var. Şimdi hırsızlık malı kolduğa oturup da Van’ı yönetemez. Sokağa çıkıp insanların yüzüne dahi bakamaz” dedi.

DEM seçimlerin yenilenmesini kabul eder mi?

Saruhan Oluç, YSK’nın yapması gerekenin mazbatayı Abdullah Zeydan’a vermesi gerektiği olduğunu söyledi. Oluç, Zeydan’ın adaylığında sorun görmeyip seçime girmesine izin verenin YSK olduğuna işaret ederek “YSK hukuku seçerse mesele çözülür” dedi. Oluç sözlerini “Seçimlerin yenilenmesi kararı verilirse biz kendimize güveniyoruz” diye sürdürdü.

Paylaşın

DEM Parti’den Abdullah Zeydan Kararının İptali İçin YSK’ya Başvuru

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Abdullah Zeydan’ın mazbatasının Adalet ve Kalkınma Partili (AK Parti) Abdulahat Arvas’a verilmesi kararının iptal edilmesi için Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) başvurdu.

Haber Merkezi / Yüksek Seçim Kurulu’na yapılan başvuruda, Zeydan’ın memnu haklarının iadesi kararının 4 Nisan 2023’te verildiği belirtildi. Başvuruda şu ifadelere yer verildi:  “Memnu hakların iadesine ilişkin kararı Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne gönderen de mahkemenin kendisidir. Bu konuda da müvekkilin bir kusurundan bahsedilemez.

Memnu hakların iadesi kararını kontrolünü yaptıktan sonra Adli Sicil Kaydına işleyen ise Adalet Bakanlığı personelleri olup bu hususta da müvekkilin bir dahli bulunmamaktadır. Keza bu Adli sicil kaydını yaklaşık 1 yıl boyunca bu şekilde muhafaza eden de yine Adalet Bakanlığıdır. Müvekkile, Van İl Seçim Kuruluna sunulmak üzere, sabıkası olmadığını gösteren Adli Sicil Kaydı Belgesini veren de Adalet Bakanlığıdır.”

Neler yaşandı?

Pazar günü yapılan yerel seçimlere resmi olmayan sonuçlara göre Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı yüzde 55,48 oyla DEM Parti adayı Abdullah Zeydan kazanmıştı. AK Parti adayı Abdulahat Arvas oyların yüzde 27,15’ini, Yeniden Refah Partisi adayı Abdullah Sadıksoy da yüzde 5,37’sini almıştı. Van’ın tüm ilçelerinde de, yerel seçimleri DEM Parti kazanmıştı.

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Adalet Bakanlığı’nın başvurusu üzerine, Pazar günü yapılan yerel seçimlerde Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Abdullah Zeydan’ın memnu (yasaklı) haklarının geri alındığını açıklamıştı. Memnu haklarının elinden alınması, Zeydan’ın seçilme hakkını yitirmesi, itiraz başvurularından sonuç çıkmazsa mazbatasının verilmemesi anlamına geliyor.

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, halkın ortaya koyduğu iradeye saygı duyulması gerektiğini söyledi. Doğan, “Bu hukukun gereğidir, bu bir lütuf değildir. Alınan bu yanlış karardan derhal geri dönülsün” dedi.

Parti MYK’sından yapılan yazılı açıklamada da, partinin Van’da büyükşehir dahil, 14 belediyenin tümünü kazandığı anımsatıldı. Açıklamada, “Van halkı iradesini net ve en güçlü şekilde sandığa yansıtmıştır. Bu güçlü irade, aynı zamanda kayyım rejimine verilen bir cevaptır” denildi.

Ayrıca Adalet Bakanlığı’nın itirazı üzerine, Abdullah Zeydan’ın memnu hakkının iadesi kararının hiçe sayıldığı vurgulandı: “Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanımız Abdullah Zeydan, tüm hukuki prosedürlerini tamamlayarak Yüksek Seçim Kurulu’na başvurmuş, adaylığı yapılan incelemeler sonucu YSK tarafından kabul edilmiştir. Zeydan, Van’da halkın büyük çoğunluğunun desteğini alarak seçilmiştir.

Ancak 29 Mart 2024 Cuma günü mesai bitimine 5 dakika, seçime 2 gün kala Adalet Bakanlığı idari bir karar ve yazıyla, 2022 yılında memnu haklarını alan ve tüm yasal denetimlerden geçen Zeydan’ın memnu haklarına itiraz etmiştir. Yetkili savcılık, talimat niteliğindeki bu idari itiraz yazısı üzerine kesinleşmiş memnu hak kararını veren mahkemeye yeniden başvurmuştur.

Mahkeme aynı gün kesinleşmiş memnu hak kararını geri almış ve memnu hak talebini reddetmiştir. Karar henüz kesinleşmeden, yani itiraz ve temyiz hakkı kullanılmadan hemen YSK’ye bildirimde bulunmuştur.”

Mahkemenin kararında temyiz beklenmedi

Zeydan 2021’de terör propagandası suçundan hüküm giydiği için seçilme hakkını kaybetmiş, ancak mahkeme 4 Nisan 2023 tarihinde bu suçtan kaynaklı memnu (yasaklanmış) haklarının geri verilmesine hükmetmişti. Mahkeme kararına yasal süre içinde itiraz gelmemiş ve Zeydan’ın adaylığı Yüksek Seçim Kurulunca da kabul edilmişti.

Adalet Bakanlığı’nın seçimlerden üç gün önce yaptığı itiraz üzerine mahkeme aynı gün, 29 Mart’ta Zeydan’a haklarının geri verilmesi yönünde kendi verdiği kararı geri almıştı. Bunun üzerine mazbata, seçimde ikinci gelen AKP’nin adayı Abdulahat Arvas’a verildi. Mahkemenin tutumunu eleştirenler, karara Yargıtay’da temyiz yolu açık olmasına rağmen bu sürecin beklenmemesini eleştiriyor.

Zeydan’ın seçilme hakkının elinden alınmasına karşı Van’ın yanı sıra Diyarbakır ve Şırnak gibi çeşitli illerde protesto gösterileri düzenlendi. Yer yer polisin müdahale ettiği gösterilerde gözaltına alınanlar oldu.

Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’ndan tepki

Van’da yaşananlara Cumhuriyet Halk Partisi de tepki gösterdi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “İkinci olana mazbata verme rezaleti Van halkının iradesine pusu kurmaktır. Van halkının iradesine saygılı olmak hepimizin boynunun borcudur” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, yaptığı balkon konuşmasında sonuçlara saygılı davranacağı şeklindeki sözünü hatırlatan Özel, “Orada öyle konuşup da sonra rakibinin üç katı kadar oy alan bir büyükşehir belediye başkanı varken ona tuzak kurup ikinci olana mazbatayı verme rezaletine kalkışırlarsa söylediği bütün sözler hükümsüz hale gelmiş olur” dedi.

CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu da hükümeti ve yargıyı halkın iradesine saygı duymaya çağırdı. İmamoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Hukukçuların bütünüyle hukuk dışı buldukları bir karar gerekçe gösterilerek Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen DEM Parti adayına mazbatasının verilmemesi Van halkının iradesini tanımamaktır.

Bu kabul edilemez. Seçimlerin siyasi maksatlı yargı kararlarıyla gölgelenmesine karşı hep birlikte tepki göstermek ve demokrasiden yana tavır almak zorundayız. Milli iradenin üstünlüğü Cumhuriyetimizin temel değerlerinden biridir. Hükümeti ve mahkeme heyetlerini, son yıllardaki tavırları artık terkedip, asıl ve en büyük irade olan halk iradesine saygı duymaya davet ediyorum” ifadelerini kullandı.

Van’da gösteri ve toplantılar yasaklandı

Van’da valilik her türlü toplantıyı ve gösterilere katılması muhtemel kişilerin kente girişini 15 gün yasakladı. Valilik, şu açıklamayı yaptı:

“Van ili coğrafi sınırları içerisinde 03/04/2024 tarihinden geçerli 17/04/2024 tarihi de dâhil olmak üzere (15) gün süre ile; Valilik ve Kaymakamlık makamlarınca uygun görülenler hariç olmak üzere, 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu hükümlerine göre düzenlenecek gösteri yürüyüşü, açık hava toplantıları ve kapalı yer toplantılarının 2911 Sayılı Kanunun ilgili hükümlerine istinaden yasaklanması, yine Valilik ve Kaymakamlık makamlarınca uygun görülenler hariç olmak üzere, basın açıklaması, oturma eylemi ve anket yapılması, çadır ve stant kurulması/açılması, imza kampanyası düzenlenmesi, bildiri, broşür ve el ilanı dağıtılması ve her türlü protesto eylemi şeklindeki faaliyetlerin de 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 11. Maddesinin (a) ve (c) fıkra hükümleri gereğince belirtilen tarihler arasında yasaklanması,

yine yukarıda belirtilen tarihler arasında, ilçelerimizden veya çevre illerden bireysel veya toplu olarak veya ilimiz güzergâhını kullanarak, başta yukarıda belirtilen paylaşımlarda bahsedilen konu ve benzer konulara ilişkin her türlü kanuna aykırı eylem/etkinliklere katılım sağlanmasının önlenmesi amacıyla, kanuna aykırı eylem/etkinliklere katılması muhtemel şahıs/şahıslar/grup/grupların 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 11. Maddesinin (c) fıkra hükümleri gereğince, ilimiz ve ilçelerimize girişlerine, buralardan bireysel veya toplu olarak çıkışlarına izin verilmemesi hususunda Valilik makamınca karar alınmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi, Derneklere ‘Kayyım Atama’ Yetkisini İptal Etti

Anayasa Mahkemesi (AYM), derneğin görevden uzaklaştırılan organlarının ve bu organlarının üyelerinin yerine mahkeme kararıyla atama yapılmasını düzenleyen kuralı iptal etti. AYM’nin kararı, bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı.

Anayasa Mahkemesi (AYM), 7262 sayılı Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun’un bazı kurallarının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verdi. AYM’nin 18 Ocak 2024 tarihli kararı, bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı.

İptal edilen kanunlarla ilgili AYM’nin açıklamasında, “Kişisel Verilerin Korunmasını İsteme Hakkına Sınırlama Getiren Kural”ın iptaline dair şu değerlendirme yer aldı:

“Dava konusu kuralda, Denetim ve İşbirliği Komisyonunun (Komisyon) 7262 sayılı Kanun’un uygulanmasıyla ilgili olarak bilgi ve belge talebinde bulunduğu kişi, kurum ve kuruluşların başka kanunlarda yer alan hükümlere dayanarak bilgi ve belge vermekten kaçınamayacakları öngörülmektedir.

7262 sayılı Kanun’da kural kapsamında elde edilen kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına ve işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeler kanunla belirlenmeksizin kişisel veri niteliğindeki bilgi ve belgelerin Komisyona verilmesinin zorunlu tutulduğu görülmüştür.

Bu zorunluluğun kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sınırlama getirdiği ve bu sınırlamanın Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleriyle bağdaşmadığı anlaşılmıştır.”

İptal kararında, “derneklerin organlarının görevden uzaklaştırılmalarına ve yerlerine yapılacak atamalara ilişkin kuralların” incelenmesi sonucu şu değerlendirme yer aldı:

“Dava konusu kuralla, derneğin genel kurul dışındaki bir organında görevli olan kişiler veya ilgili personel hakkında dernek faaliyetindeki eylemleri çerçevesinde 6415 sayılı Kanun (Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun) kapsamında yer alan suçlar ile 5237 sayılı Kanun’da yer alan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti veya suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarından dolayı kovuşturma başlatılması durumunda bu kişilerin veya görev yaptıkları dernek organlarının geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanınca görevden uzaklaştırılabileceği öngörülmektedir.

Kuralda görevden uzaklaştırma tedbirinin ne zamana kadar devam edeceği konusunda bir düzenleme bulunmamaktadır.

Ayrıca derneğin genel kurulu dışındaki organlarında görevli olanlar hakkında kovuşturma başlatılması hâlinde bu kişilerin görev yaptığı organların da görevden uzaklaştırılabileceğinin öngörülmesi suretiyle söz konusu organda görev yapan ancak hakkında kurala konu suçlardan dolayı herhangi bir kovuşturma bulunmayan kişiler de görevden uzaklaştırılmaktadır.

Diğer yandan kişi hakkında yürütülen ceza yargılamasında idarenin tespitinden farklı bir değerlendirme yapıldığı durumlarda kural, idarenin tedbir işlemini sebep unsuru yönünden yeniden gözden geçirmesine imkân tanımamaktadır.

Sonuç olarak kuralın dernek kurma özgürlüğü yönünden orantısız, dolayısıyla ölçüsüz bir sınırlamaya neden olduğu kanaatine varılmıştır.”

“Kayyım” atanmasına iptal

AYM, derneğin görevden uzaklaştırılan organlarının ve bu organlarının üyelerinin yerine mahkeme kararıyla atama yapılmasını düzenleyen kuralı da iptal etti:

“Dava konusu kuralla 5523 sayılı Kanun’un 32. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde belirtilen fiillerden dolayı hakkında ceza yargılaması yapılan kişilerin görevden uzaklaştırılması hâlinde bunların yerine mahkeme kararıyla kayyım atanması öngörülmektedir.

Atamanın nasıl yapılacağının her bir derneğin kendi tüzüğünde bizzat kendisi tarafından belirlenmesi, görevden alınan organların ve üyelerinin yerine doğrudan derneğin kendisi tarafından atama yapılması dernek kurma özgürlüğüne daha hafif müdahale oluşturan bir araçtır.

Bu bağlamda kuralla dernek kurma özgürlüğüne getirilen sınırlamanın zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemez.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Demirtaş, Erdoğan’a Seslendi: Halkın İradesine Saygı Duymak Bu Şekilde Olmaz

Abdullah Zeydan’ın mazbatasının Abdulahat Arvas’a verilmesine ilişkin açıklama yapan Demirtaş, Erdoğan’a seslenerek, “Seçim gecesi halkın iradesine saygı duyacağınızı ve mesajı aldığınızı belirtmiştiniz. Van’da yaşananlar sizin bu mesajlarınızla uyumlu değil maalesef. Halkın iradesine saygı duymak bu şekilde olmaz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bunu halk da Hak da kabul etmez. Bu gidişata daha en başından dur demenizi bekliyoruz. Tüm sorunların diyalog ve karşılıklı güven çerçevesinde çözümüne dönük iradeyi boşa çıkaran bu hukuksuz girişime, ülkenin Cumhurbaşkanı olarak dur demenizi bekliyoruz.”

Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Abdullah Zeydan’ın memnu hakkının (seçilme hakkı) geri alınması ve mazbatasının Abdulahat Arvas’a verilmesine ilişkin açıklamada bulundu. Demirtaş’ın mesajı şöyle:

“Saygıdeğer halkımız, değerli kardeşlerim,

Hepinizi hasretle kucaklıyor, yürek dolusu selam, sevgilerimi gönderiyorum. Van başta olmak üzere, irademize en güçlü şekilde sahip çıkarak seçimlerde gösterdiğiniz başarı nedeniyle sizleri canı gönülden kutluyorum. Bizleri onurlandırdığınız, gururlandırdığınız için binlerce kez teşekkür ediyorum. Bu başarıda emeği olan tüm halkımıza, parti emekçilerimize ve Eş Başkanlarımız Abdullah Zeydan ve Neslihan Şedal’a şükranlarımı sunuyor, başarılar diliyorum.

Halkımız bu tutumuyla hücrelerimizi aydınlatmış, özgürlükteki ısrarıyla yakın geleceğin siyasi yol haritasını da çizmiştir. Ancak belli ki halkın kararlı iradesine halen saygı duymayanlar, geçen on yıldan ders almayanlar da var. Biz tüm hukuksuzluklara rağmen diyaloğun, barışın önünü açmaya çalışırken birileri ısrarla provokasyon peşinde koşmaktadır.

Buradan sizler aracılığıyla Sayın Cumhurbaşkanı’na seslenmek istiyorum. Seçim gecesi halkın iradesine saygı duyacağınızı ve mesajı aldığınızı belirtmiştiniz. Van’da yaşananlar sizin bu mesajlarınızla uyumlu değil maalesef. Halkın iradesine saygı duymak bu şekilde olmaz. Bunu halk da Hak da kabul etmez. Bu gidişata daha en başından dur demenizi bekliyoruz. Tüm sorunların diyalog ve karşılıklı güven çerçevesinde çözümüne dönük iradeyi boşa çıkaran bu hukuksuz girişime, ülkenin Cumhurbaşkanı olarak dur demenizi bekliyoruz

Van halkı başta olmak üzere tüm halkımızı, demokrasi yanlısı tüm güçleri, siyasi partileri bu hukuksuzluğa karşı durmaya çağırıyoruz. Zaman gerilim, çatışma zamanı değil, barışı inşa etme zamanıdır. Tüm siyasetçiler ve ülkeyi yönetenler Kürt halkının bu sesini duymalıdır. Halkımız, baskılara karşı sonuna kadar iradesine sahip çıkacaktır.

Van halkımız başta olmak üzere tüm halkımıza dayanışma dileklerimizi, sıcak selam, sevgilerimizi gönderiyor, özgür yarınlarda görüşebilmeyi diliyoruz.

An serkeftin an serkeftin.”

Paylaşın