Gaye Aksu Kimdir? Hayatı, Albümleri

14 Aralık 1985 yılında Trabzon’da denizci bir ailenin kızı olarak dünyaya gelen Gaye Aksu, üç yaşında iken babasının mesleği nedeniyle Ordu’dan İstanbul’a taşındı.

Müziğe çok küçük yaşlarda Fikret Erkaya Klasik Türk müziği Eğitim Derneği’nde başlayan Gaye Aksu, burada usul, nota, solfej, nazariyat eğitimine devam etti. Klasik kemençe dersleri alan Gaye Aksu, “Yaralı Kuş 1998” ve “Selam Sana 2000” adlı albümleriyle müzik piyasasına adım attı.

2006 yılında “İlk Adım” adlı albümüyle sevenlerinin karşısına tekrar çıkan Gaye Aksu, yaklaşık 5 yıl sonra yeni albümü olan “Duy da İnanma”nın yapımına başladı ve 2014 yılı Mayıs ayında albümünü müzikseverlerle buluşturdu.

Gaye Aksu’nun albümleri: Yaralı Kuş, Selam Sana, İlk Adım, Duy da İnanma.

Paylaşın

Erkan Ocaklı Kimdir? Hayatı, Albümleri

1949 yılında Trabzon’da dünyaya gelen Erkan Ocaklı, 16 Kasım 2008 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti. Erkan Ocaklı’nın naaşı Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Müzik hayatına bağlama çalarak başlayan Erkan Ocaklı Unkapanı’nda harika plak tarafından keşfedildi. Erkan Ocaklı geleneksel Karadeniz müziğini saza yorumlamanın ötesinde özgün besteleriyle kendi tarzını yarattı.

Müzeyyen Senar ile Tepebaşı Gazinosu’nda Bülent Ersoy, Barış Manço ve Yıldıray Çınar ile Samsun fuarında birçok kez sahne alan Erkan Ocaklı, 1970’li yıllarda gurbete çıkan Karadenizlilerin sesi olmayı başardı ve ülke çapında popülarite kazandı.

Lazca ve Rumca dilinde yöresel ezgilerinde olduğu, toplam 40 albümü ve 350 adet bestesi olan Erkan Ocaklı, 1980’li yıllarda arabesk ve taverna müziğin yükselişe geçmesiyle yöresel çizgisini değiştirdi.

Paylaşın

Esat Kabaklı Kimdir? Hayatı, Albümleri

1954 yılında Elazığ’da dünyaya gelen Esat Kabaklı, Elazığ Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisini ve ardından da İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Türk Musikisi Devlet Konservatuvarını bitirdi.

1982 yılında TRT Erzurum Radyosu T.H.M. Ses Sanatçılığı Sınavını birincilikle kazanan ve Erzurum Radyosunda bir yıl görev yapan Esat Kabaklı, 1983 yılında İstanbul Belediye Konservatuvar Türk halk müziği İcra Heyetinde ses sanatçısı olarak çalışmaya başladı. Esat Kabaklı ayrıca, TRT İstanbul Radyosunun T.H.M. emisyonlarında yer aldı.

1986 yılından itibaren TRT İstanbul Radyosunda on iki yıl süre ile görev yapan Esat Kabaklı, 1998 yılında tekrar İ.Ü. Devlet Konservatuvarına geçti. Türk halk müziği genel repertuvarına derlemeleri ile kaynak sağlayan sanatçılardan birisi olan Kabaklı, ses sanatçısı olarak yurdun pek çok yöresinde ve bu arada yurtdışında da konserler verdi.

Esat Kabaklı’nın albümleri: Oğul, Kirve Memi / Gün Gidende Ay Gelende, Yalnız Türküler / Göç, Sürgün / Siyah Beyaz Türküler, Bil Oğlum / Bu Vatan Bölünmez Bu Bayrak İnmez, Altaylardan Tuna.

Paylaşın

Esin Afşar Kimdir? Hayatı, Albümleri

14 Eylül 1936 yılında İtalya’nın Bari şehrinde dünyaya gelen Esin Afşar, 14 Kasım 2011 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti. Esin Afşar’ın naaşı Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Asıl soyadı “Sinanoğlu” olan Esin Afşar, Kerim Afşar ile evlendikten sonra soyadını değiştirdi. Ankara Devlet Konservatuvarı Piyano Bölümü mezunu olan Esin Afşar, müziğe çocuk yaşlarında ünlü opera sanatçıları Leyla Gencer, Maria Callas gibi isimlere öğretmenlik yapan Madam Hidalgo ve Madam Böhm gibi isimlerden ses ve şan dersleri alarak başladı.

Esin Afşar, 1940’lı yıllarda piyanist olarak girdiği Devlet Tiyatrolarında, Muhsin Ertuğrul’un desteğiyle 12 yıl oyuncu olarak görev yaptı. Ankara Meydan Sahnesi’nde konuk oyuncu olarak çalışırken, tekrar müziğe yönelen Esin Afşar, önceleri dönemin popüler müziği olan “aranjman” olarak nitelendirilen, Türkçe sözlü hafif müzik dalında çalışırken, Ruhi Su ile tanışarak çağdaş folk müziği türünde emek harcayarak bu akım üstünde söz sahibi oldu.

1969’da “Diplomatik sanatçı” tanımlamasıyla Macaristan’a konser için giden Esin Afşar, birçok ülkede ve yurt içinde çeşitli konserler verdi, ödüller kazandı. Esin Afşar, çevirisini 1980 yılında yaptığı “Kırmızı Pabuçlar” dört yıl Ankara ve İstanbul Devlet Tiyatroları’nda ve TV’de oynadı.

Esin Afşar, yazarlığını Bilgesu Erenus’un yaptığı tek kişilik tiyatro oyunu “Kelaynaklar” da oynadı. 1986 yılında ilk Uzunçalar (LP) eserini çıkaran Esin Afşar, 18 Mayıs 1990’da Fransa – Audincourt’da ırkçılığa karşı düzenlenen festivalde Polonyalı, İspanyol, İtalyan, Portekizli, Cezayirli ve Tunuslu sanatçıların katıldığı festivalde bir konsere davet edildi.

Kendi bestelerinden oluşan Yunus Emre kaseti çıkaran Esin Afşar, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği, Türkiye – Yunanistan Dostluk Derneği, Sigara İçmeyenler Derneği, Beyoğlu’nu Güzelleştirme Derneği ve Müzik Dostları Derneği gibi çeşitli sivil toplum örgütlerinde çalışmış, yöneticilik yapmış; ayrıca Sokaktaki Çocukları ve Gençleri Koruma Derneği’nin kurucuları arasında yer aldı.

Esin Afşar’ın albümleri: Dün ve Bugünün Türk Şiir ve Ezgileri, Ruhi Su’ya Türkü, Yunus Emre, Esin Alaturka, Atatürk, Özlem, Pembe Uçurtma, Caz Yorumlarıyla Aşık Veysel, Nazım Hikmet Şarkıları, Yunus Emre & Mevlana Şarkıları.

Esin Afşar’ın 45’lik plakları: Kara Toprak / Yunus (Bana Seni Gerek Seni), Yoh Yoh / Bebek (Bir Masal Türküsü) Modern Folk Üçlüsü ile, Allam Allam Seni Yar / Drama Köprüsü, Halalay Çocuk / Güzelliğin On Para Etmez, Gurbet Yorganı / Elif, Niksarın Fidanları / Aliyi Gördüm Aliyi, Gurbet Yorganı / Yunus, Allam Allam Seni Yar / Yoh Yoh, Gel Dosta Gidelim / Sorma,

Sivastopol / Küçük Kuşum, Diley Diley Yar / Cevizin Yaprağı, Yağan Yağmur / Çatladı Dudaklarım Öpülmeyi Öpülmeyi, Sandığımı Açamadım / Güneşe Giden Gemi, Dert Şarkısı / Niye Çattın Kaşlarını, Canı Sıkılan Adam / Yiğidin Öyküsü, Sanatçının Kaderi / O Pencere, Zühtü / Kaz, Hacer Hanım / Ben Olayım.

Esin Afşar’ın kitapları: Anılar Yanıltır mı?, Sefername 2, Kırmızı Pabuçlar, Gül Prenses, Yaşamımdan Esintiler.

Esin Afşar’ın tiyatroları: Kelaynaklar, Aşk Acısı, Dünkü Çocuk, Tahta Çanaklar, Dışardakiler, Poker Partisi.

Paylaşın

Fatih Kısaparmak Kimdir? Hayatı, Albümleri

31 Ocak 1961 yılında Elazığ’ın Maden ilçesinde dünyaya gelen Fatih Kısaparmak, 1985 yılında besteci, söz yazarı ve yorumcu olarak profesyonel sanat yaşamına atıldı.

Fatih Kısaparmak’ın ilk çalışması olan “Kilim” büyük kitlelerce tanındı. Daha sonra ürettiği 17 müzik albümüyle de müzik kariyerini sürdüren Kısaparmak, 200’den fazla besteye imza attı. “Çağdaş Ozan”, “Bay Kilim” ve “Türkü Baba” olarak da tanındı.

Fatih Kısaparmak, sırasıyla “Grup Kilim” ve “Grup Mozaik” adlı iki ayrı konser orkestrası kurdu. Erzincan, Gölcük ve Pakistan depremzedeleri ile Zonguldak grizu faciasında hayatını kaybedenlerin yanı sıra Darülaceze, Unicef vb. kurumlar yararına “Toplumsal Dayanışma ve Yardım Konserleri” düzenledi.

Fatih Kısaparmak, Türkiye’nin yanı sıra ABD, Rusya, Avustralya, Almanya, Avusturya, Fransa, Hollanda, Belçika, İsveç, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Bosna-Hersek, Venezuela, Kazakistan ve Özbekistan’da çok sayıda konser verdi.

Fatih Kısaparmak,’ın albümleri: Yaradan Aşkına, Yarına Kaç Var / Bekle Küçüğüm, Kilim / Nazlı Bebe, Cemre Düşünce, Güneşi Biz Uyandırdık, Portakal Çiçeğim, Hoşçakal, Mozaik 1, Mozaik 2, Dicle’nin Oğlu, Olur Mu Böyle Hasan,

Mor Salkımlı Sokak, Ve Senin Şiirlerim, Bu Dağ Ne Rüzgarlar Gördü, Vay Benim Hayallerim, Sevdaysa Sevda, Kavgaysa Kavga, Ben İki Kere Ağladım, Belki Dönemem Anne, Aşk Ve Özgürlük İçin, Sonsuza Kadar, Belki Dönemem Anne, Bu Şehir Benden Sorulur.

Paylaşın

2024’te Dış Ticaret Açığı 37 Milyar Dolara Dayandı

2024 yılının ilk dört aylık döneminde ihracat yüzde 4,5 oranında artışla 106 milyar 914 milyon dolar, ithalat yüzde 9,3 oranında azalışla 143 milyar 674 milyon dolar oldu.

Haber Merkezi / Başka bir ifadeyle 2024 yılının ilk dört aylık döneminde dış ticaret açığı 36 milyar 760 milyon dolar oldu.

Ticaret Bakanlığı, mayıs ayına ilişkin dış ticaret verilerini açıkladı. Buna göre; Mayıs ayında geçen yılın aynı ayına göre; İhracat, yüzde 11,4 oranında artarak 24 milyar 75 milyon dolar, ithalat, yüzde 10,3 oranında azalarak 30 milyar 593 milyon dolar, dış ticaret hacmi, yüzde 1,9 oranında azalarak 54 milyar 668 milyon dolar oldu.

2024 yılının ilk dört aylık döneminde geçen yılın aynı dönemine göre; İhracat, yüzde 4,5 oranında artarak 106 milyar 914 milyon dolar, ithalat, yüzde 9,3 oranında azalarak 143 milyar 674 milyon dolar, dış ticaret hacmi, yüzde 3,8 oranında azalarak 250 milyar 588 milyon dolar oldu.

Mayıs ayında geçen yılın aynı ayına göre; İhracatın ithalatı karşılama oranı 15,3 puan artarak yüzde 78,7 oldu. Enerji verileri hariç tutulduğunda, ihracatın ithalatı karşılama oranı 17,9 puan artarak yüzde 88,1 oldu. Enerji ve altın verileri hariç tutulduğunda ise, ihracatın ithalatı karşılama oranı 14,4 puan artarak yüzde 91,7 oldu.

İhracatta Almanya ithalatta Çin zirvede

Mayıs ayında en fazla ihraca yapılan ülkeler sırasıyla; Almanya (1 milyar 902 milyon dolar), ABD (1 milyar 475 milyon dolar) ve İngiltere (1 milyar 448 milyon dolar) oldu. Mayıs ayında ihracatta en çok paya sahip ilk 10 ülkenin toplam ihracat içerisindeki payı yüzde 48,2 oldu.

Mayıs ayında en fazla ithalat yapılan ülkeler sırasıyla; Çin (3 milyar 861 milyon dolar), Rusya (3 milyar 780 milyon dolar) ve Almanya (2 milyar 283 milyon dolar) oldu. Mayıs ayında ithalatta en çok paya sahip ilk 10 ülkenin toplam ithalat içerisindeki payı yüzde 59,4 oldu.

Mayıs ayında en fazla ihracat yapılan ülke grupları sırasıyla; Avrupa Birliği (AB-27) (9 milyar 933 milyon dolar), Yakın ve Ortadoğu Ülkeleri (3 milyar 952 milyon dolar) ve Diğer Avrupa Ülkeleri (3 milyar 742 milyon dolar) oldu.

Mayıs ayında en fazla ithalat yapılan ülke grupları sırasıyla; Avrupa Birliği (AB-27) (10 milyar 209 milyon dolar), Asya Ülkeleri (8 milyar 209 milyon dolar) ve Diğer Avrupa Ülkeleri (6 milyar 25 milyon dolar) oldu.

Paylaşın

Primer Distal Renal Tübüler Asidoz Nedir? Bilinmesi Gerekenler

Primer distal renal tübüler asidoz (dRTA), böbreklerin kandaki asidi uzaklaştırma yeteneğini etkileyen nadir bir genetik hastalıktır. Bu metabolik asidoza yol açar. Metabolik asidoz, dolaşımdaki kimyasal asitlerin ve bazların dengesiz olduğu bir durumdur.

Haber Merkezi / Etkilenen bireylerin kanında çok fazla asit bulunur ve idrarında çok az asit bulunur. Kronik metabolik asidoz çeşitli semptomlara yol açabilir. Bu bozukluğun spesifik belirtileri, semptomları ve ciddiyeti kişiden kişiye değişebilir. Primer distal renal tübüler asidozun farklı formları vardır. En az üç farklı genden birindeki varyasyondan (mutasyon) kaynaklanırlar; SLC4A1 geni, ATP6V0A4 geni ve ATP6V1B1 geni. SLC4A1 genindeki bir varyasyon genellikle otozomal dominant kalıpta ve daha az sıklıkla otozomal resesif kalıpta kalıtsaldır.

ATP6V0A4 ve ATP6V1B1 genlerindeki varyasyonlar genellikle otozomal resesif bir şekilde kalıtsaldır. Genellikle sodyum sitrat veya potasyum sitrat sıvı çözeltileri formundaki sodyum ve potasyum tuzlarının bir karışımı tavsiye edilir. Ancak sıvı preparatların lezzeti ve hastalar arasında kabulü zayıftır. Bu durumda içme solüsyonunun yerine veya ona ek olarak sodyum bikarbonat tabletleri kullanılır. Alkali tedavisine dahil edilmediği takdirde sıklıkla potasyum takviyesi gerekli olabilir.

Primer distal renal tübüler asidoz oldukça değişken bir hastalıktır; bu, bozukluğun insanları farklı şekilde etkilediği anlamına gelir. Bazı kişilerde asit seviyeleri yalnızca hafif yüksek olabilir ve eşlik eden semptomlar olmayabilir (asemptomatik). Birincil dRTA ile yaşayan bazı bireylerde böbrek taşı görülebilirken bazılarında görülmeyebilir. Genel olarak, otozomal dominant kalıtım paternine sahip kişiler, otozomal resesif kalıtım paternine sahip kişilere göre daha hafif semptomlara sahiptir ve semptomların başlangıç ​​yaşı daha geç olur. Ancak bu her zaman doğru değildir ve bazen büyüme geriliği veya raşitizm (kemiklerin eğilmesi) gibi daha ciddi komplikasyonlar baskın kalıtsal primer distal renal tübüler asidozu olan bireyleri etkileyebilir.

Birincil dRTA, özellikle tanınmazsa ve tedavi edilmezse bebeklerde ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Etkilenen bebekler, yaşlarına ve cinsiyetlerine göre kısa boylu (kısa boy) sonuçlanabilecek kusma, dehidrasyon ve zayıf büyüme yaşayabilir. Ek semptomlar aşırı susama (polidipsi), sık idrara çıkma (poliüri), kabızlık, kas zayıflığı ve yorgunluğu içerebilir. Bazen etkilenen bireylerin refleksleri azalmış olabilir. Bu semptomların çoğu, ciddi ve sıklıkla yaşamı tehdit eden bir durum olan metabolik asidozla ilgilidir.

Bebekte metabolik asidoz belirtileri görülmesi durumunda ebeveynler derhal tıbbi yardım almalıdır. Bazı çocuklarda, kemiklerin uygunsuz sertleşmesi (kireçlenmesi) ile karakterize edilen ve kemiklerin yumuşamasına, bozulmasına/eğrilmesine ve kemik ağrısına yol açan bir durum olan raşitizm gelişir. Tanınmaz ve tedavi edilmezse, primer distal renal tübüler asidoz genellikle böbreklerde çok fazla kalsiyum birikmesine (nefrokalsinoz) ve böbrek taşı oluşumuna (nefrolitiazis) neden olur. Tedavi edilmezse, nefrokalsinoz ilerleyerek böbreklerde hasara yol açarak kronik böbrek hastalığına (KBH) ve böbrek fonksiyonlarının azalmasına neden olabilir.

Ciddi durumlarda, tedavi edilmezse aşırı kas zayıflığı (kas felci), anormal kalp atışları (kardiyak aritmi) ve nefes almada zorluk veya nefes almayı durdurma (solunum durması) dönemleri gelişebilir. Bu semptomlar kandaki düşük potasyum seviyeleriyle (hipokalemi) ilişkilidir. Potasyum sinir ve kas sağlığı için önemli bir elektrolittir. Böbrekler fazla potasyumu idrar yoluyla dışarı atar. Bununla birlikte, primer distal renal tübüler asidozda böbrekler bazen çok fazla potasyum salgılar. Hipokalemi ayrıca aşırı idrara çıkmaya (poliüri) katkıda bulunabilir.

Otozomal resesif formlara sahip bireylerin bir alt kümesinde sensörinöral işitme kaybı gelişir. Sensörinöral işitme kaybı, kulak içindeki sinirlerin duyusal girdiyi (sesi) beyne düzgün bir şekilde gönderememesi ve kulağın kendisiyle ilgili sorunlardan kaynaklanmaması durumunda ortaya çıkar. Sensörinöral işitme kaybının derecesi ve ilerlemesi bir çocuktan diğerine değişebilir, ancak sıklıkla her iki kulağı da etkiler (iki taraflı) ve genellikle şiddetlidir.

Otozomal dominant dRTA’lı etkilenen bireyler genellikle ergenlik veya yetişkinlik döneminde semptomların başlamasıyla birlikte bozukluğun daha hafif bir formunu yaşarlar. Etkilenen yetişkinlerde kemik kütlesinde azalma (osteopeni), kemiklerde anormal yumuşama (osteomalazi) ve kemik ağrısı gelişebilir. Zayıflamış kemikler kırılmaya yatkın olabilir. Bazı bireylerde kırmızı kan hücresi kütlesinde anormal bir artış (eritrositoz) gelişebilir. Bozukluğun tanınmaması ve tedavi edilmemesi durumunda ergenlik veya yetişkinlik döneminde böbrek taşı veya böbrek sorunları gelişebilir.

Bazen, SLC4A1 geninde kalıtsal bir varyasyona sahip bireyler, kırmızı kan hücrelerinin erken parçalanmasını deneyimledi, bu da dolaşımdaki kırmızı kan hücrelerinin düşük seviyelerine (hemolitik anemi) yol açtı. Kırmızı kan hücrelerinin ana işlevi vücuda oksijen dağıtmaktır. Hemolitik anemisi olan kişiler nefes darlığı (nefes darlığı), baş dönmesi, yorgunluk, halsizlik, soluk ten rengi ve baş ağrıları yaşayabilir.

Primer distal renal tübüler asidoza, en az üç farklı genden ( SLC4A1 geni, ATP6V0A4 geni ve ATP6V1B1 geni) birindeki varyasyon (mutasyon) neden olur . Genler, vücudun birçok fonksiyonunda kritik rol oynayan proteinlerin oluşturulması için talimatlar sağlar. Bir gende mutasyon meydana geldiğinde protein ürünü hatalı, verimsiz, eksik veya aşırı üretilebilir. Belirli bir proteinin işlevlerine bağlı olarak bu, vücudun birçok organ sistemini etkileyebilir. Etkilenen bazı bireylerde, bu üç gende herhangi bir varyasyon tanımlanamıyor; bu, henüz tanımlanamayan diğer genlerin birincil dRTA’da rol oynayabileceğini düşündürüyor.

SLC4A1 geni , anyon değiştirici 1 veya AE1 adı verilen bir proteinin üretilmesine (kodlanmasına) yönelik talimatlar içerir. Bu protein, negatif yüklü atomların hücre zarlarından geçmesine yardımcı olur; özellikle klor iyonlarının bikarbonat iyonlarıyla değiştirilmesine yardımcı olur. Bikarbonat vücutta asit-baz dengesinin korunmasına yardımcı olan ve böbrekler tarafından filtrelenen bir elektrolittir; ancak bikarbonatın büyük kısmı hala kanda tutulmaktadır ve idrarda çok küçük miktarlar bulunmaktadır. AE1 proteini böbrek hücrelerinin ve kırmızı kan hücrelerinin zarlarında bulunur. Böbrekler filtrelenmiş bikarbonatı geri alır ve daha sonra vücuttan atılmak üzere asidi idrara bırakır. Araştırmacılar, SLC4A1 genindeki bir varyasyonun, yeterli fonksiyonel AE1 proteininin böbrek ve kırmızı kan hücrelerinin hücre zarlarına ulaşmasını engellediğini öne sürdüler.

Sonuçta bu, böbreklerin idrara asit salmasını engeller. Daha sonra asit kanda ve vücudun dokularında birikir (metabolik asidoz). Bazı kişilerde metabolik asidoz gelişirken diğerlerinde gelişmemesinin nedeni tam olarak anlaşılamamıştır. Kırmızı kan hücrelerinde, AEI proteini kırmızı hücre zarına ulaşamaz ve bu da kırmızı kan hücrelerinin erken parçalanmasına neden olur. Değiştirilmiş bazı AE1 proteini, glikoforin A adı verilen başka bir proteinin yardım etmesi nedeniyle hâlâ kırmızı kan hücrelerinin zarlarına ulaşabilir. SLC4A1 geninde hastalığa neden olan bir varyasyona sahip birçok kişinin hemolitik anemi geliştirmemesinin nedeni büyük olasılıkla budur.

ATP6V0A4 ve ATP6V1B1 genleri , vakuolar H+-ATPase (V-ATPase) adı verilen bir protein kompleksinin parçası olan spesifik proteinleri kodlar. Bu protein kompleksi, pozitif yüklü atomların (protonların) hücre zarları boyunca hareket etmesine yardımcı olan bir proton pompası görevi görür ve hücrelerin ve çevrelerindeki asit seviyelerinin düzenlenmesine yardımcı olur. Bu proteinler genellikle iç kulak hücrelerinde ve böbreklerin temel filtreleme birimi olan nefronda bulunur. Bu proteinler, kandan idrara atılan asit miktarının düzenlenmesinde ve kulak içindeki uygun asit dengesinin korunmasında rol oynar.

SLCA41 genindeki varyasyonlar genellikle otozomal dominant kalıpta ve daha az sıklıkla otozomal resesif kalıpta kalıtsaldır. ATP6V0A4 ve ATP6V1B1 genlerindeki varyasyonlar otozomal resesif bir şekilde kalıtsaldır.

Genetik hastalıklar, anne ve babadan alınan kromozomlarda bulunan belirli bir özelliğe ait genlerin birleşimiyle belirlenir. Baskın genetik bozukluklar, hastalığın ortaya çıkması için anormal bir genin yalnızca tek bir kopyasının gerekli olduğu durumlarda ortaya çıkar. Anormal gen, ebeveynlerden herhangi birinden miras alınabilir veya etkilenen bireyde yeni bir mutasyonun (gen değişikliği) sonucu olabilir. Anormal genin etkilenen ebeveynden yavruya geçme riski, ortaya çıkan çocuğun cinsiyetine bakılmaksızın her hamilelik için %50’dir.

SLC4A1 genindeki hastalığa neden olan varyasyonlar bir ebeveynden miras alınabilir veya yeni (sporadik veya de novo) bir mutasyon olarak ortaya çıkabilir; bu, gen varyasyonunun o yumurta veya spermin oluşumu sırasında meydana geldiği anlamına gelir. yalnızca çocuk olacak ve ailenin başka hiçbir üyesi etkilenmeyecektir. Etkilenen bireyler daha sonra değiştirilmiş geni otozomal dominant bir şekilde aktarabilirler.

Resesif bir düzende kalıtsal bozukluklar, bir bireyin aynı özellik için bir gendeki her bir ebeveynden birer tane olmak üzere iki varyantı miras almasıyla ortaya çıkar. Bir kişi hastalık için bir normal gen ve bir de hastalık geni alırsa, kişi hastalığın taşıyıcısı olacaktır, ancak genellikle semptom göstermeyecektir. Taşıyıcı olan iki ebeveynin her ikisinin de kusurlu geni geçirme ve dolayısıyla etkilenmiş bir çocuğa sahip olma riski her hamilelikte %25’tir. Anne-baba gibi taşıyıcı olan bir çocuğa sahip olma riski her gebelikte %50’dir. Bir çocuğun her iki ebeveynden de normal genler alma ve söz konusu özellik açısından genetik olarak normal olma şansı %25’tir. Risk erkekler ve kadınlar için aynıdır.

Primer distal renal tübüler asidoz tanısı, karakteristik semptomların tanımlanmasına, ayrıntılı hasta ve aile öyküsüne, kapsamlı bir klinik değerlendirmeye ve çeşitli özel testlere dayanır. Açıklanamayan metabolik asidozu ve yüksek plazma klorürü (normal anyon açıklı metabolik asidoz olarak da bilinir) olan kişilerde bu bozukluktan şüphelenilebilir.

Primer distal renal tübüler asidozun tedavisi, uzmanlardan oluşan bir ekibin koordineli çabasını gerektirebilir. Böbrek bozukluklarının teşhis ve tedavisinde uzmanlaşmış bir böbrek doktoru (nefrolog) bakım ekibinin kritik bir üyesi olabilir. Pediatrik nefrolog çocuklarda böbrek bozuklukları konusunda uzmanlaşmıştır. İskelet bozukluklarının teşhis ve tedavisinde uzmanlaşmış doktorlar (ortopedistler), işitmeyi izleyen bir odyolog ve diğer sağlık profesyonellerinin tedaviyi sistematik ve kapsamlı bir şekilde yönlendirmeye yardımcı olmaları gerekebilir.

Genetik danışmanlık etkilenen bireyler ve aileleri için faydalı olabilir. Tüm aile için psikososyal destek de önemli olabilir. Bu raporun Kaynaklar bölümünde listelenen kuruluşlar, böbrek hastalığı olan bireylere destek ve bilgi sağlamaktadır.

Primer distal renal tübüler asidozu olan kişiler alkali tedavisi ile tedavi edilir. Alkaliler asitleri nötralize eden kimyasal bileşiklerdir. Alkali tedavisi genellikle çocuklarda normal büyümeye yol açar ve böbreklerde ve kalsiyum taşlarında kalsiyum birikmesi ve kemik hastalığının tersine çevrilmesi eğiliminin azaltılması dahil diğer semptomları iyileştirebilir. Alkali tedavisi genellikle her gün yemekten kaynaklanan asitleri ortadan kaldırmak için her gün bir sodyum bikarbonat (kabartma tozu) veya sodyum sitrat çözeltisinin içilmesinden oluşur. Alkali tedavisinin dozu ve spesifik türü, kan serumundaki bikarbonat ve potasyum konsantrasyonlarına bağlıdır. Çocuklar genellikle daha yüksek dozlara ihtiyaç duyarlar; Bu dozlar çocuğun yaşı ilerledikçe ayarlanır. Tedaviye başlanmadan önce meydana gelen geri dönüşü olmayan böbrek veya iskelet hasarı dışında çoğu kişi, uygun şekilde tedavi edildiğinde semptomlar (asemptomatik) yaşamaz.

Düşük potasyum seviyeleri devam ederse (hipokalemi), etkilenen bireylerin potasyum sitrat gibi alkilleyici potasyum tuzu ile tedaviye ihtiyacı olabilir. Kalsiyum taşları mevcut olduğunda potasyum sitrat (sodyum sitrata karşı) da önerilebilir çünkü sodyum, kalsiyum taşı oluşumunu artırabilir. Potasyum sitrat gibi sitrat tuzları düşük sitrat seviyelerini (hipositratüri) düzeltir ve kalsiyum taşı oluşumunu önler.

Felç veya solunum sorunlarına (solunum bozukluğu) neden olan şiddetli hipokalemisi olan bireylerde tedavinin odak noktası, düşük potasyum seviyelerini intravenöz potasyum klorür ile düzeltmek olmalıdır.

Otozomal resesif primer distal renal tübüler asidozlu çocuklar, işitme kaybını tespit etmek için çocuklukları boyunca rutin işitme değerlendirmeleri almalıdır. İşitme kaybı genellikle alkali tedavisine yanıt vermez. Diğer tedaviler, raşitizm veya osteomalazi gibi iskelet anormalliklerinin azaltılmasına yardımcı olmak için D vitamini takviyesi veya oral kalsiyum takviyelerini içerebilir.

Paylaşın

Elif Buse Doğan Kimdir? Hayatı, Albümleri

16 Mart 1993 yılında Kocaeli’nde dünyaya gelen Elif Buse Doğan, 2008 yılında Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Konservatuvar Türk Halk Müziği Bölümü’nden mezun oldu.

Elif Buse Doğan, ayrıca İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuvarını tamamladı ve yüksek lisansını bu bölümden aldı.

Elif Buse Doğan’ın albümleri: Bihaber, Elif Zamanı.

Elif Buse Doğan’ın EP’leri: Akustik Türküler, Akustik Türküler 2.

Elif Buse Doğan’ın singleları: Gel Sevduğum, Telli Turnam (Tarık İster ile birlikte), Bir Nefes Gibi, Küp İçindeki Nişasta, Yaş, Yandırdın Kalbimi, Kendine İyi Bak, Göçmen Kızı, Yazı Bir Dert Kışı Bir Dert, Mağusa Limanı, Eller Kıskanır, Yalan Dünya (Deep Mix), Çanakkale İçinde, Samsak Döveci, Samsak Döveci (Club Mix), Suya Gider Allı Gelin,

Yare Gidin Turnalar, Beyaz Giyme Toz Olur, Bir Alo De (Yaşar İpek ile birlikte), Gesi Bağları, Aşk Sana Benzer, Neriman, Unutamazsın, Silfanlım, Sazım, Can Yarim, Sazım (Trap Versiyon).

Paylaşın

Emel Taşçıoğlu Kimdir? Hayatı, Albümleri

22 Temmuz 1964 yılında Ankara’da dünyaya gelen Emel Taşçıoğlu (Emel Güney), sahnelerle çocukluk yaşlarında tanıştı. Taşçıoğlu, “Güney Kardeşler” isimli grubuyla sahne çalışmalarını sürdürdü.

Emel Taşçıoğlu, saz sanatçısı Yunus Karaca’dan nota dersleri aldı ve babasının da desteği ile Gazi Üniversitesi Müzik Öğretmenliği bölümünü 1985 yılında bitirerek öğretmenliğe başladı. TRT Ankara Radyosunun açtığı Yetişmiş Sanatçı sınavına giren ve başarılı olan Emel Taşçıoğlu, ses sanatçısı olarak Ankara Radyosunda çalışmaya başlar.

Uzun süre ses sanatçılığı yaptığı TRT’den ayrılan Emel Taşçıoğlu, 2004 yılında ilk albümü “Sel Gider Kum Kalır” albümünü yayınladı. Samsun, Kırşehir, Diyarbakır ve Rumeli türkülerinin hakim olduğu albümde “Bayramdan Bayrama” ve “Efendim” isimli iki Kazım Birlik bestesi ve Mustafa Keser’den alınan “Yüce Dağ Başında” isimli şarkı yer almaktadır.

2011 yılında İz Kalır isimli ikinci albümünü yayınlayan sanatçı Ömür Dediğin programının aynı isimli fon müziğini seslendirdi.

Emel Taşçıoğlu’nun albümleri: Sel Gider Kum Kalır, İz Kalır.

Emel Taşçıoğlu’nun 45’likleri: Yarim Koysun Suyumu / Aman Aman Elmalı, Niye Çattın Kaşlarını / Gel Gidelim Uzaklara, Mucurun Dereleri / Zahidem, Almanya Uçurumu / Gurbet Elde Kalma Anam, Dertlere Salma Başımı / İstedim Vermediler.

Paylaşın

Emin Yağcı Kimdir? Hayatı, Albümleri

1965 yılında Rize’nin Çayeli ilçesine bağlı Kestaneli köyünde dünyaya gelen Emin Yağcı, 30 Mayıs 2023 yılında Ankara’da hayatını kaybetti. Emin Yağcı’nın naaşı doğduğu köy mezarlığına defnedildi.

1979 yılında girdiği resmi müzisyenlik sınavını kazanarak müzik hayatına atılan Emin Yağcı, Türkiye ilk ve tek kadrolu tulum sanatçısı olma unvanını da elde etti. Emin Yağcı, 1990 yılında TRT’nin düzenlediği yılın derleyicisi ve en iyi türküsü olarak iki ödüle layık görüldü.

Emin Yağcı, ilk albüm çalışmasını 1993-1994 yıllarında (Oy Meruşe Meruşe) adlı albümle yaptı. Albümdeki birçok eser kendisine aittir. Emin Yağcı’nın birçok eseri sanatçılar tarafından kullanıldı. Emin Yağcı, TRT’ye ve Türk halk müziği repertuvarına Karadeniz yöresinden olmak üzere birçok eser kazandırdı.

Emin Yağcı, Kültür Bakanlığı bünyesinde dünyanın birçok ülkesine topluluk konserleri, mini resital ve mini şovlara katılarak Türkiye’yi bir sanat elçisi olarak temsil etti. Emin Yağcı, başta Avrupa olmak üzere, Amerika, Meksika, Kanada, Çin, Hindistan, Güney Kore, Endonezya, Malezya, Singapur, Gürcistan ve Türkmenistan gibi ülkelerde konser verdi.

Emin Yağcı’nın albümleri: Oy Meruşe Meruşe (derleme)

Paylaşın