İkbal Kaynar Kimdir? Hayatı, Eserleri

20 Ekim 1957 yılında Uşak’ta dünyaya gelen İkbal Kaynar, Uşak Öğretmen Lisesi’nden mezun olduktan sonra Eskişehir Eğitim Enstitüsü İngilizce Bölümü’ndeki öğrenimimi 1979 yılında tamamladı. Aynı yıl Manyas Lisesi’nde İngilizce öğretmeni olarak göreve başladı, kısa bir süre sonra Eskişehir’e tayin istedi.

Haber Merkezi / 1980 Türkiye coğrafyasında yaşayan çoğu demokrat, aydın gibi bu dönemden payını aldı. Görev yaptırılmadığı on yılda beste yaptı, şarkı sözü yazdı. Bağlama, kabak kemane dersleri aldı, halk oyunları, korolar ve el sanatlarıyla, edebiyatla bütünlendi. İçimdeki yetenekleri ortaya döktüğü için 12 Eylül’e tırnak içinde “ teşekkür!” etti.

1991 yılında Eskişehir’de yeniden göreve başladı. 92’deKartal Lisesi’ne tayin olup İstanbul’a geldi. 1995 yılında söz ve müzikleri kendisine ait olan “Yasakları Kaldır Bana” adlı albümü yaptı. Bu arada Cumhuriyet, Bir Gün, İnsancıl, Eski, Yaba Edebiyat, Tay, Kar… gibi gazete ve dergilere deneme, mektup, gezi vs. türünde yazılar yazdı. 2000 yılında sekiz yıl çalıştığı Fenerbahçe Lisesi’nden emekli oldu.

Yazdığı yazılardan 2004 yılında Mavilere Saldım Umutları, 2007 yılında Mavi Yazılar adlı kitaplar doğdu. Ardından içinde 2. albümü de olduğu Ebruli Şarkılar adlı şiir- şarkı sözleri kitabı geldi. Bunu Biyografi türündeki Şiire Adanmış Bir Ömür: Sedat Umran takip etti.

“Düğün var düğün”

İşte yine ilk yaza merhaba diyor
yeni doğan gün
Göz kırpıyor kelebeğe hınzır çiçek
İçim içime sığmıyor birşeyler mi olacak ne
Belki bir gelincik sevdalanacak menekşeye
Belki sık göremediği için
gül sitem edecek yavuklusuna
Düğün fısıltıları geliyor kulağıma
Aa bakın begonvilin rengine
Nasıl da canlı giyinmiş
Biraz boynu bükük şebboyun
Kıskandı mı dersin rengini gülün
Kasım kasım kasılmış cihannüma
en uzun benim der gibi
Sarmaşık güllerine de kur yapmakta
Bakın nasıl da koyultmuşlar sohbeti
Sardunya ile begonya
Durun bir koşu anlayıp geleyim ben durumu
Gitmeye gerek kalmadı
Muştuladı saka kuşu haberi
Düğün varmış düğün
Kavuşuyormuş sevdalılar bu gün
Hadi davransana kardeş
Irak  durma öyle el gibi
Bir koşu al gel hediyeni
Giyin en pak giysini
Düğün renklerin düğünü
Düğün siyahla beyazın düğünü
Siyah beyaz farketmez
Bu renklerin cümbüşü

“Eylül sinmiş üstümüze”

Neydi suçu kitapların
kırmızının yüreğimizdeki
Çöreklendi bağrımıza ağılığı postalların
üzerimize yapıştı Eylül bulaşığı

Konmasa da kahkaha kuşları omzumuza sık sık
yok saymadık gülüşleri
Kırık olsa da bir dalımız
maviyi hiç unutmadık

Fesleğen kokularıyla gelirdi sesimiz
düşlerimizdeki bulutun terkisinde
her isyanda, her kayıpta.

Şimdi…
bitsin bu suskun beklemeler
“Heyamola” deyip imecenin coşkusuyla
haydi bırakalım kendimizi
taze sürülmüş toprağa

Eksilmesin avlumuzdan
çoban ateşlerinin ışığı
aysız kalmasın güz geceleri
gülüşümüze sinmedi mi devrimin sesi
“Karatmayanlar sol memelerinin altındaki cevahiri”
yükselt sesini ey çok sesli koro!

Paylaşın

İhsan Üren Kimdir? Hayatı, Eserleri

24 Ağustos 1939 yılında Tekirdağ’ın Çorlu İlçesinde dünyaya gelen İhsan Üren, 12 Ekim 2014’te Bursa’da vefat etti. İlköğrenimini Çorlu’da tamamladı. Okumaya ve edebiyata merakı da ortaokul yıllarında başladı. Öğretmen olma isteğiyle Çanakkale İlköğretmen Okulu’na devam etti. Üren’in ilk şiiri “Çifte Perçin”, 1956 yılında Edirne’de çıkan Damla dergisinde yayımlandı.

Haber Merkezi / 1958’de Çanakkale İlköğretmen Okulu’ndan mezun olduktan sonra Mardin Nusaybin’e edebiyat öğretmeni olarak tayin oldu ancak eğitimine devam etmek istediği için öğretmenliğe kısa bir süre ara verdi. 1961’de Bursa Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’nden mezun oldu ve Kayseri’de Bünyan Ortaokulu’nda Türkçe Edebiyat öğretmeni olarak göreve başladı. Sonraki 20 sene boyunca Çanakkale Öğretmen Okulu ve 1973’te atandığı Bursa Kız Öğretmen Okulu’nda öğretmenlik yaptı. 1962’de resim öğretmeni Mesture Yerli ile evlendi.

1980 yılında eğitim sisteminden duyduğu rahatsızlık nedeniyle öğretmenliği bıraktı. 1981-1991 yılları arasında Çorlu’da kendi açtığı kitabevinde çalıştı. Emekliliğiyle birlikte yazınsal açıdan üretken bir döneme giren Üren, 1990 senesi içinde hem ilk şiir kitabı Sevmek Mevmek’i hem de Harman Yangını’nı yayımladı.1991’de hayatının sonuna dek yaşadığı ve yazınsal üretimine devam ettiği Bursa’ya yerleşti. Bursa’nın önde gelen entelektüellerinden biri olarak şehirdeki sanat ve edebiyat etkinliklerine katkılarda bulundu.

1950’lerin ikinci yarısından itibaren Akatalpa, Biçem, Yeni Biçem, Eliz, Düşlem gibi kuruluşunda katkısı olduğu edebiyat dergilerinin yanı sıra Karabük Postası ve Ankara Ekspres gibi gazeteler ile Yön, Kuzeysu, İzlek, Somut, Yedi Tepe ve Düşlem gibi dergilerde şiirlerini ve şiir eleştirilerini yayınladı. 1998 yılında “Şiirimizde Ufuk Turu” adını verdiği yılllık şiir seçkilerini hazırlamaya başladı. 1999-2007 yılları arasında Akatalpa dergisinin özel bir eki olarak yayınlanan bu seçkilerde, hem şairleri tanıttı hem de o senenin şiir tartışmalarına yer verdi.

Edebiyatçılar Derneği ve Dil Derneği üyesi olan Üren, kişisel kitaplığında yer alan 1100 kadar kitabı Bursa Nilüfer Belediyesi tarafından kurulan Şiir Kütüphanesi’ne bağışladı. Kitaplığının ve eşinden kalan resim koleksiyonunun bir kısmı da bugün müze haline getirilen Mudanya’daki İhsan Üren Evi’nde yer almaktadır. 2005 yılında Bursa Yazın ve Sanat Derneği tarafından “Onur Ödülü”ne layık görülen Üren için 5 Mart 2010 tarihinde 8. TÜYAP Bursa Kitap Fuarı’nda katılımcılar arasında Rasim Dara’nın da bulunduğu “İhsan Üren’e Saygı” etkinliği düzenlendi ve şairin poetikası ile Bursa’ya katkıları tartışıldı.

Hem öğretmenlik hayatında hem de şiirlerinde toplumcu bir tavır sergileyen İhsan Üren, çeşitli dergilerde yayınlanan ilk şiirlerini topladığı Sevmek Mevmek’ten son şiir kitabı Sıradaki’ne dek biçimsel arayışlarını sürdürdü. 90’lı yılların ikinci yarısından sonra haikudan etkilenen şiirler de yazdı. Japongülü Gibi ve Milenyum Haikuları adlı kitaplarında bu ilginin ürünlerini görmek mümkündür. Nazım Hikmet, Garip akımı şairleri ve II. Yeni şiir akımından etkilendi. Sanatsal ilgi alanı modernist şiirden resme, geleneksel Japon şiirinden folklorik derlemelere, mitolojiden heykele dek uzanır. Şiir kitaplarında şiirlere çeşitli resimler de eşlik eder.

Şiirlerinin konusunu toplumsal sorunlardan aldığı kadar bireysel yaşantısından da aldı. Otobiyografik öğelerin kuvvetli olduğu şiirlerinde kişisel açmazları, gündelik çelişkiler, emek, umut, aşk, acı, doğa ve yaşama sevinci gibi konulara değindi. Şiir eleştirilerinde zaman zaman polemikçi bir üsluba sahip olan Üren, yeni çıkan şiir kitaplarının ve dergilerde yayımlanan şiirlerin sıkı bir takipçisiydi. Mehmet H. Doğan’ın Kitap-lık dergisi için hazırladığı yıllık şiir antolojilerinden esinlenerek Akatalpa dergisi için hazırladığı yıllık seçkilerde, o yılın şiir tartışmaları, şairlerin şiirsel gelişimleri ve yaşam öyküleri hakkında bilgiler de verdi. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

İhsan Topçu Kimdir? Hayatı, Eserleri

30 Ağustos 1948 yılında Trabzon’un Sürmene İlçesine bağlı Kuşluca köyünde dünyaya gelen İhsan Topçu, ilk ve ortaöğrenimini Trabzon’da, liseyi 1965’te Kilis’te bitirdi. 1971 yılında İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi.

Haber Merkezi / Değişik liselerde edebiyat öğretmenliği yapan Topçu, 7 Mart 1994’te Kocaeli Üniversitesi Türk Dili Bölümünde göreve başladı. 19 Ekim 1994’te Türk Dili Bölüm başkanlığına atandı. 30 Mart 1995’te Kocaeli Üniversitesi Şiir Okulu’nu kurdu. Topçu aynı üniversitede Şiir Bayramını başlattı ve kesintisiz emekli olana dek sürdürdü. 22 Ağustos 1996 ve 24 Ocak 2002 tarihlerinde iki kez kurduğu Şiir Okulu, 23 Aralık 1998’de üniversitenin Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlükleri görevini sürdüren sanatçı, 17 Ocak 2016’da emekli oldu.

İhsan Topçu ilk şiirini 1964’te Kilis Hududeli gazetesinde yayımladı. Onun şiir ve düzyazıları Cumhuriyet Kitap, Kıyı, Çağdaş Türk Dili, Türk Dili Dergisi, Peotikus, Pencere, Damar, Şehir ve daha pek çok dergide yayımlandı. 1992’de İsveç’te düzenlenen uluslararası bir yarışmada Gökyüzünü Yitiren Kuş adlı şiir dosyasıyla “Hümanist İnternasyonal Şiir Onursal Ödülü”, 2004’te Yaşam Avuçlarımızda Sonsuzveren Gül kitabıyla “Ş. Avni Ölez Şiir Emeği Ödülü”, 2012’de “Sesi Kendine Arkadaş” adlı şiir dosyasıyla “M. Sunullah Arısoy Şiir Ödülü”, 2013’te “Kalbinden Kanıyor Zaman” adlı şiir dosyasıyla Oğuz Tansel Şiir Ödülü’nü aldı.

Sanatçının 35. Sanat yılı, Saraybahçe Belediyesi ve 40. Sanat yılı Kocaeli Üniversitesi tarafından izmit’te; 45. Sanat yılı, Rorm Edebiyat dergisi tarafından İstanbul’da kutlandı.

İlkokul üçüncü sınıfta şiire başlayan İhsan Topçu, Ömer Bedrettin Uşaklı’nın “Denize Hasret” adlı şiirinin onu şiir yazmaya yönlendirdiğini Kadir İncesu ile gerçekleştirdiği bir söyleşide söyler. Onun ilk şiirlerinde karamsar bir duygunun hakim olduğunu Halit Fahri Ozansoy Tercüman gazetesinde yazdığı 19.09. 1969 tarihli yazısında: Çok mütevazi fakat çok karamsar duygulu bir şair. Bazen sosyal ve ekonomik davalara da dokunuyor… Şair bu yönde zamanla daha güçlenir. Bazı şiirlerinde isyan var, bunalımlı… Çok içli ve özlü bir genç şair bu der. Hayat olduğu sürece şiirin kaynağı kurumaz diyen şair, şiirin hayattan beslendiğini söyler. Şiirlerinde aşk, evren, insan, yaşam, zaman, yol, özgürlük, yenilgi ve şiir gibi temaları işleyen şairin, insani olan her şey ilgi alanı olmuştur.

Topçu, şiirde hep bir arayıştan peşindedir. İncesu ile gerçekleştirdiği söyleşide aşk şiirleri bir yana koyarsak, sosyal içerikli şiirlerinin okurun arayış düşüncesini geliştirmesini istemişim diyerek bu arayışın okurda da gelişmesini ister. Topçu, 1975’te yayımlanan “Yarınsız Sayfaları Yırtıyorum” adlı ikinci şiir kitabının hem Türkçe hem İngilizce olarak yayımlanmasına yirmi yedi yaşındaki yanlışlarımdan biridir şeklinde açıklar. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

İhsan Tevfik Kimdir? Hayatı, Eserleri

6 Aralık 1967 yılında Sivas’ın Suşehri İlçesinde dünyaya gelen İhsan Tevfik, ilkokulu, ortaokulu ve liseyi memleketinde tamamladı. Büyüklerinin Rumeli kökenli oluşunun yanında, çok farklı bir coğrafyada doğup büyümesi farklı kültürlerden beslenmesini sağladı. Ailede şair Cemal Kırca’dan sonra yazma eylemine devam eden İhsan Tevfik oldu.

Haber Merkezi / 1988’de Erzurum Atatürk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. 1989’da öğretmenliğe başladı. İstanbul liselerinde mesleğini sürdürdü. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde Yeni Türk Edebiyatı alanında yüksek lisans eğitimini tamamladı (1996-99). Tanzimat döneminin gazetelerinden Tarîk (1884-1899) üzerine tez hazırladı.

1985’ten başlayarak şiirle uğraşmasına karşın, 1995’ten sonra şiir ve yazılarını Türk Edebiyatı, Dize, Pencere, Ayışığı, Öteki-siz, Le Poéte Travaille, Akatalpa, Kavram Karmaşa, S’imge, Ağır Ol Bay Düzyazı, Hayvan, Yom Sanat, Ünlem ve Bireylikler dergilerinde yayımladı. 2000 yılı Mart ayında Çıkın adlı edebiyat seçkisini çıkardı. Seçkiyi, 13. sayısında şiir seçkisine çevirerek Şiirli Çıkın adıyla 30. sayıya kadar sürdürdü.

Eserleri;

Şiir; Dipsuları (2005)

İnceleme / Derleme; Geçit / Cemal Kırca Kitabı (2004)

“Bir gülüşün ormanı”

içinin zehrini alır
gülümse

inan ve yürü
bir başka zamana gider bu yol
dudaklarında müjdeci kuşlar
çıkıverirsin bir masalın içinden

an ve kâ
güzelim kuşum
gülümse hadi
muştular sun öpücükler
değiştir onar beni

gülümse ve bir yol söyle
ki anlatıversin gizini
ormanın
bir başına da ağaç olabilmeyi

gülümseyelim hadi
en güzel ağlamak
en güzel susmak
bir gülüşün ormanı

döktüm zehrimi
an ve ka(l)
zümrüdüm, cankuşum

“Günbahçe”

hadi şimdi bir de bunu dene
ilkyaz sevinciyle gelmeyi
bırak dağılıversin yılgın çiçekler
şimdi bir de bunu dene
dalın en sayrı yerinden
çıkıvermeyi

suyun beline dolanmış ağaç
yürüyor damarlarda özsu
bir gümbürtü ana arterlerde
gidiyor mu yüreğin kalıyor mu

hep sancıyan bir şey yaşamda
umutla umutsuzluk körebe
ama yine de akıyor su
gün yine eskisi gibi bahçede

“Yazgı”

yazgıdır bu
kendi elimizle kararttığımız
ya da ağarttığımız

bir değirmen dönedursun
yalnızlığın sarkacında
sudur, çağlar içre
kendimize baktığımız

mevsimler neyi söylüyor
ne koyabildik üst üste
hangi hiçtir
habire çoğalttığımız?

Paylaşın

İhsan Fikret Biçici Kimdir? Hayatı, Eserleri

1934 yılında Diyarbakır’da dünyaya gelen İhsan Fikret Biçici, 29 Kasım 2013 tarihinde Diyarbakır’da vefat etti ve Yeniköy Mezarlığında toprağa verildi. Aynı şehirde Cumhuriyet İlkokulunu (1945) ve Ziya Gökalp Lisesini (1953) bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde başladığı eğitimini 1960’ta tamamladı.

Haber Merkezi / İlk gençliğinden beri ülkemizde çıkan edebiyat ve sanat dergilerinin birçoğunda şiirleri yayımlandı. Daha öğrencilik yıllarında Lise (1952-1953) ve Koza (1956) adlı dergilerini, sonraki yıllarda Diyarbakır’da arkadaşlarıyla birlikte Yaratım dergisini çıkardı. Üniversiteden sonra bir süre Ankara’daki Öncü, Vatan, Son Baskı gazetelerinde ve Ülkü dergisinde çalıştı. 1966 yılından itibaren Diyarbakır’da avukatlık yaptı.

Diyarbakırlı şairler arasında öne çıkan isimlerden olan İhsan Fikret Biçici, Diyarbakır temalı şiirleri anılmaktadır. Ancak o sadece Diyarbakır temalı şiirleriyle değil, insana ve topluma değen her temadaki şiirleriyle de edebiyat tarihimizde kendisine bir yer edinmiştir. Diyarbakır üstüne yazdığı özellikle “Delilo” ve “Vay Limin” adlı şiirleri yıllardan beri çok kişi tarafından çeşitli şiir ve edebiyat meclisinde ezbere okunmaktadır.

Eserleri;

Şiir;

Şıpka’ya Mektuplar (1997)
Vay Limin (1997)
Adınla Vurulup Ölmek (2004)
Bütün Şiirleri (Toplu şiirleri, 2009)

“Buz tutmuş bir şafaktı” 

Adına ağıtlar yüklenen şehir
Katli vacip sayıldı çok dönemde
Hep sırtından hançerlendi Diyarbekir
Aktıkça kan ağladı Dicle
Püskürdü öfkesini Karacadağ
Her gelen hükümdar kavlince
Yasalar, yarasalar gece karanlığında
Yine de güller yeşerir ki hiçbir güle benzemez
Toprakla tohum baş başa kaldığında
Sesin ağlamaklı ama kâr etmez.
Kaç dîne inansan ve kaç dili konuşsan
İmana da inkara da hiç biri yetmez…
Bu şiirin sonunu da “kalma” adına şöyle bitiriyor:
“Yaşayacak ne kadar ömrü kısa olsa da
Ucuz karanlıklara alışıktır geceler
Bir şeyler kalır elbet sesleri kaybolsa da

“Çoğunu ezbere bildiğim kızlar”

sevdalar geçit vermez gözbebekleri
akşam bir esmerliğe doğru yol alırken
pencere pervazlarına otururlar

Çoğunu ezbere bildiğim kızlar
niteliksiz bir hüznün ortasında
yerli yerine oturmamış bir gece vakti
kurutulup saklanan bir acı kuşanırlar

Çoğunu ezbere bildiğim kızlar
çıkmaz bir sokakta yürekleri
tahta bir merdivene benzer ki
her basamağı ayrı sesle gıcırdar

Paylaşın

İhsan Deniz Kimdir? Hayatı, Eserleri

8 Nisan 1960 yılında Bursa’nın İnegöl İlçesinde dünyaya gelen İhsan Deniz, İstanbul/Küçükyalı’da ilkokulu, Bursa’da ortaokul ve liseyi okudu. Lisenin ardından İzmir/Ödemiş’te memurluk yaptı, İnegöl’de çeşitli işlerde çalıştı.

Haber Merkezi / Kırıkkale Meslek Yüksekokulu Elektrik Bölümü’ne kayıt yaptırdıysa da bir yıl okuyarak bıraktı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi. 1985’te Felsefe Bölümü’nde başladığı yüksek lisans öğrenimini tez aşamasında bıraktı. Askerliğini Bilecik ve Zonguldak/Devrek’te tamamladı.

1980’li yıllardan günümüze çeşitli dergilerde şiir ve yazıları yayımlandı. İlk şiirleri Yönelişler dergisinde yayımlandı. Yönelişler ve Bürde dergilerinin kurucuları arasında yer aldı. Nisan 1995’ten Ekim 1999’a kadar (15 sayı) İpek Dili şiir seçkisini çıkardı. Yeni Şafak gazetesi kültür/sanat sayfasında “Hurûfât” başlığı altında çeşitli yazılar kaleme aldı. TRT 2’de 39 bölüm halinde gösterilen “Sesler Kalır” adlı programın yayın danışmanlığını yaptı.

2001’de Mehmet Ali Deniz Kültür Vakfı bünyesinde kurulan Bursa Araştırma Kütüphanesi’nde yöneticilik yapmaya başlayan ve halen bu görevine devam eden İhsan Deniz, evli ve iki çocuk babasıdır. Şair, 2011’de Kosova’da düzenlenen Türkçenin Uluslararası Şiir Şöleni’nde Ahmet Hamdi Tanpınar Büyük Ödülüne lâyık görüldü.

“Asıl şiirlerim” dediği çalışmaları Yönelişler dergisinde yayımlanan İhsan Deniz’in şiirinin şekillenmesinde, derginin atmosferi etkili olmuştur. İhsan Deniz’e göre şiirin ve şairin en çok ihtiyaç duyduğu şey “metafizik algı”dır. Yönelişler dergisinde yayımlanan “Metafiziksiz Şiir” başlıklı yazısında Türk şairinin metafizikten yoksun olduğu görüşünü dile getiren Deniz, 1980’lerden beri bu anlayış doğrultusunda yadığı şiirlerle mistik-metafizik algıyla şiir yazanların yolunu açmıştır.

İhsan Deniz’in şiire bakışı estetik ve ruhsal algı dairesi içindedir ve şiirin şairin ruhuyla bağlantısı olduğuna, bu ruha ve geçmiş şiirin ruhuna yönelerek, ona sahip çıkarak iyi şiir yazılabileceğini savunur.

Şiirin imkânını “derin bir içgörü sayesinde irreel ve irrasyonel bir şair dünyası tasarımı”nda aradığını dile getiren Deniz, 1980’lerin şiir dünyasının aksine, politik bir kimlikle şiir yazmak yerine dünyayı ve hayatı salt şair gözüyle kavrayan bir tutumu benimsemiştir. İhsan Deniz, ilk kitabından itibaren gündelik dilin söyleyiş rahatlığını, ironiyi ve imgesel havayı kendine has bir şiir dili ve atmosferiyle birleştirmiştir.

Paylaşın

İbrahim Tığ Kimdir? Hayatı, Eserleri

1970 yılında Zonguldak’ın Devrek İlçesine bağlı Bakırcılar Köyü’nde dünyaya gelen İbrahim Tığ, ilk, orta ve lise öğrenimini Devrek’te, Yükseköğrenimini Dicle Üniversitesi’nde “mimar” olarak tamamladı.

Haber Merkezi / 1986 yılında başladığı yazın yaşamında şiirleri; Kıyı, Karşı, Gerçek Sanat, Aykırı Sanat, Milliyet Sanat, İnsancıl, Tay, Tan (Yugoslavya), Ortam (KKTC), Türkstar (Almanya), Ünlem, Damar, Eski Edebiyat, Biçem, Şehir, Sözcükler, Varlık, Yaklaşım, Lacivert, Evrensel, Berfin Bahar, Keşke, Yeni E, Sadece Şiir, KE, Sarmal Çevrim, Lacivert, vb. sanat edebiyat dergilerinde yayınlandı.

2000’e Doğru Dergisi, Cumhuriyet ve Aydınlık (günlük) gazeteleri ile Anadolu Ajansı’nda muhabirlik yaptı. 1994 yılında Devrek’te, Günlük Bölge Haber Gazetesi’ni kurdu, sahipliğini yaptı ve yazarlığını yapıyor. Günlük Anayurt gazetesinde köşe yazarlığı yaptı.

Sürekli Basın Kartı sahibi olan Tığ, Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN), Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (FIJ) ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi. Halen Devrek Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdür V. Olarak görev yapıyor. Devrek’te, Aralık 2004 den itibaren de Şehir Edebiyat Dergisini çıkarıyor.

Eserleri:

İlk Yaz Vurgunu (Şiir-1994)
Neler Gizliyor Adın (Şiir-1998)
Karabayır (Öykü-2005)
Yitik Zaman Düşleri (Şiir-2006)
Rüştü Onur, Yaşamı, Sanatı, Eserleri (Araştırma-2010, 2. Baskı 2014)
Rüştü Onur: Mektubun Avcumda [Mektup-2013 / Bu kitap daha sonra; Rüştü Onur: Benim Şeker Yavrum (Mektup-2015) adıyla yayınlandı.] Sarıaylar (Şiir-2014)
Kiraz Aldım Dikmeden / Devrek Türküleri (Derleme-2017, 2.Baskı 2019),
Sur ve Sır (Şiir-2018)
Söğe (Öykü-2019)
Geçek (Öykü-2020).

Ödülleri:

Yugoslavya Tan Gazetesi Şiir Özendirme Ödülü
2011 Raşit Kara Mansiyon Ödülü
2018 Kemal Özer Jüri Özel Ödülü
2019 Pusula Sahaf Kitabevi Emek Ödülü
2020 ZOKEV Kültür Ödülü

Paylaşın

İbrahim Oluklu Kimdir? Hayatı, Eserleri

25 Kasım 1953 Adana’nın Ceyhan İlçesinde dünyaya gelen İbrahim Oluklu, ilkokulu Kozan’a bağlı Ayşehoca Köyü’nde, ortaokul ve liseyi Ceyhan Lisesi’nde okumuştur. 1978’de Balıkesir Necatibey Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü’nü, 1992’de Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirmiştir.

Haber Merkezi / Kars/Hanak Lisesi, Edremit Ticaret Lisesi, Pamukçu Hakkı Kabakçı Ortaokulu, Balıkesir Cumhuriyet Lisesi, Balıkesir İl Kültür Müdürlüğü, Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi’nde öğretmenlik/öğretim görevliliği ve yöneticilik yapmıştır Emeklilik sonrasında Beykent Üniversitesi, Aydın Üniversitesi, İzmir Rota Koleji ve bazı dershanelerde öğretmenliğini sürdürmüştür.

İlk şiiri Ceyhan Lisesi’nin dergisi Işınsu’da (1972) basılır. Balıkesir’de çıkan dergi ve gazetelerde yaptığı araştırmalarda Orhan Veli Kanık, Attilâ İlhan, Bülent Ecevit, Mehmet Başaran, Fahri Erdinç, Sabri Altınel, Mustafa Seyit Sutüven, Pınar Kür, Rüştü Onur gibi yazar-şairlerin basılı ilk eserlerini; Edip Cansever’in Balıkesir’de çıkan Yeni Seri-Kaynak’taki (Ağustos-1948) üç şiirini ortaya çıkarmıştır.

Karşı (1985-Ankara), Yaklaşım (1995-Balıkesir), Düşlem (1996-Bursa) dergilerinin kurucuları arasında yer almış ve Yaklaşım dergisinin yayın yönetmenliğini yapmıştır. Çeşitli edebiyat ödüllerinin kuruluşunda görev almış, okul dergilerini yönetmiştir. Halen Altınoluk’ta yaşayan İbrahim Oluklu’nun şiirleri, Akatalpa, Varlık gibi dergilerde yayınlanmaktadır. İbrahim Oluklu, Ocak 2018’de yayın hayatına başlayan Sarmalçevrim adlı edebiyat dergisini yönetmektedir.

Eserleri Cumhuriyet, Cumhuriyet Dergi, Varlık, Yazko Edebiyat, Broy, Kıyı, Hürriyet Gösteri, Yeni Düşün, Adam Sanat, Karşı Edebiyat, Biçem (Yeni Biçem), Yaklaşım, Düşlem, Akatalpa, Sincan İstasyonu, İnsancıl, Yaşasın Edebiyat, Afrodisyas Sanat, Yazıt gibi dergi ve gazetelerde basılmıştır. Eleştirileriyle Akademi Kitabevi, Asım Bezirci; şiirleriyle çeşitli ödüllere değer bulunmuştur. Edebiyatçılar Derneği üyesi olmuştur.

Eleştiri ve şiir yazmayı birlikte yürüten İbrahim Oluklu, gerçekçi dünya görüşüne ve estetiğe bağlı kalmıştır. Roman, öykü, şiir eleştirileri yazmıştır. Eleştirilerinde nesne/metin çözümlemesi yapmıştır. Tek bir şiiri ele alarak, şiir eleştirisine ağırlık vermiştir. Şiirlerinde nesnel gerçekliğin ilerleyen yüzlerini önceleyerek yazmış, eserin dünyanın bir yerini, bir dönemini işaret etmesini amaç edinmiştir.

Paylaşın

İbrahim Halil Baran Kimdir? Hayatı, Eserleri

1981 yılında Şanlıurfa’nın Suruç İlçesinde dünyaya gelen İbrahim Halil Baran, Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü’nden mezun oldu. Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Bölümünde master yaptı.

Haber Merkezi / Yom Sanat dergisinin editörlüğünü, Düzyazı Defteri ve JTL (Journal of Turkish Literature) dergilerinin görsel yönetmenliğini yapan Baran’ın tasarım üzerine çalışmaları da bulunuyor. Yom yayınevinin editörlüğü ve sanat danışmanlığını yürütüyor ve özel bir okulda Türkçe öğretmenliği yapıyor.

İlk ürünleri ‘Son Kalem’adlı fanzinde yer aldı. Şiir ve yazılar; E, Son Kişot, Seyir, Tigris, Düzyazı Defteri ve Yom Sanat gibi dergilerde yayımlandı. Bazı şiirleri İngilizce, Felemenkçe ve Kürtçe başta olmak üzere çeşitli dillere çevrildi, uluslararası seçkilerde yer aldı. İki kitabı bulunuyor.

Eserleri;

Esmer Tenli Irmak Düşleri (2002)
Sular Divanı(2005)

“Her hangi bir kadın için gül baladı”

bay rainer maria rilke için

ölüm hepimize bir sevgili ile güldÜ

rÜzgardan gebe kalan kadın
bak üşüdü ellerim
kesildi paslı bir neşterden emdiğim sÜt
kucakladı beni dÜştüğüm her yıldız
küllenecek bir ateşim yok şimdi
her yanım kan her yanım gül
nişanesiyim ölüm kusan ömrünün
ateş ve tuz kaldı geriye elifba akşamlardan
kÜl ve ayna oldu her sabah
dokundukça kırılan babam

beni kısraklar getirsin bir kadının titrek göğÜslerini öptüğümde

ve belki kısır barbarlar doğursun beni
aksayan yanlarımda kalsın kesik elleri suyun
ki
kusmalar vaktidir şimdi
bense bildim kanayan bıçaklarda gülümseyen suretini kadının
bildim: terk etmeler vaktidir
gül ey saf çelişki!…

Paylaşın

İbrahim Baştuğ Kimdir? Hayatı, Eserleri

11 Mayıs 1964 yılında Sivas’ın Hafik ilçesinde dünyaya gelen İbrahim Baştuğ, ilkokul ve liseyi İstanbul’da bitiren Baştuğ, Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu.

Haber Merkezi / Üniversite yıllarında oyunculuğa başladı, Ankara Halk Tiyatrosu’nda, Asaf Çiğiltepe Sahnesinde bir yıl kadar oyunculuk yaptı. 1987 yılında Devlet Tiyatrosunda Kenan Işık’ın yönettiği “Afife Jale” oyununda yardımcı oyuncu olarak görev aldı. 1992-1998 yılları arasında Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumunda edebiyat bilim uzmanı olarak çalıştı, daha sonra istifa ederek İstanbul’a döndü. Atlas dergisinde editörlük yaptı.

Şiir yazmaya ortaokul yıllarında başlayan Baştuğ’un ilk şiiri “01-02 Arası Çevreye Bakış”, 1985 yılında Milliyet Sanat Dergisi’nde yayımlandı. Ocak 1991’de Ankara’da tek sayı çıkan Layka ve 1994-95 arasında sekiz sayı çıkan Varoş dergisinin kurucusudur. Yine Edebiyat ve Eleştiri ile Edebiyat Dostları dergilerinde yayın kurulu üyeliği yapmıştır. Şiir ve yazıları Edebiyat Dostları, Edebiyat ve Eleştiri, Layka, Varoş ve Papirüs dergilerinde yayımlandı.

İlk şiir kitabı Çalınmış Kuyuları Babil’in 1989’da çıktı. Kemal Sılay’ın An Antology of Turkish Literature (1996) adlı eserinin biyografi bölümünün yazılmasında görev aldı. Köz adlı kitabıyla 2001 Cemal Süreya Şiir Ödülü’nü kazandı. Yaşam ve öykü ikilemi, şiirlerinde görülen yaygın temalardandır. Özellikle ilk şiirlerinde geleneksel Türk şiirinin imkânlarından yararlandığı görülür. Günlük dil kullanımından farklı, kendine özgü dil buluşları şairin imge ve söylem dünyasını zengin kılmaktadır.

Paylaşın