Halit Fahri Ozansoy Kimdir? Hayatı, Eserleri

12 Temmuz 1891 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Halit Fahri Ozansoy, 23 Şubat 1971’de yine İstanbul’da hayatını kaybetti. Bakırköy Rüştiyesi ve Galatasaray Lisesi’ni bitirdi. Sınavı kazanarak Muğla Lisesi’ne edebiyat öğretmeni olarak göreve başladı.

Haber Merkezi / İki yıl Muğla ve Konya’da çalıştı ve İstanbul’a atandı. Emekli oluncaya kadar kırk yıl edebiyat öğretmenliği yaptı. Fecr-i Ati etkisinde, aruz vezniyle yazdığı ilk şiirleri lise öğrencisiyken Rübap ve Şebal dergilerinde yayımlandı. Hecenin Beş Şairi’nden biri olan Halit Fahri adını aruz şiirleriyle (Aruza Veda) duyurdu. Daha sonra hecee ölçüsüne ve yalın Türkçe’ye yöneldi, Yeni Mecmua dergisinde hece ölçüsüyle yazdığı şiirleri yayımlandı.

Sonraki yıllarda şiirleri Hayat, Ayda Bir, Serveti Fünun-Uyanış Çınaraltı, Varlık, Hisar dergilerinde yayımlandı. Bir süre Serveti Fünun-Uyanış dergisinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Haftalık olarak yayımlnan “Nedim” adlı bir dergi çıkardı ve Reşat Nuri Güntekin, Faruk Nafiz Çamlıbel, Selahattin Enis gibi şair ve yazarların ilk yazıları yayımladı.

Eserleri;

Şiir;

Rüya (1912)
Cenk Duyguları (1917)
Efsaneler (1919)
Zakkum (1920)
Bulutlara Yakın (1920)
Gülistanlar ve Harabeler (1922)
Paravan (1929)
Balkonda Saatler (1931)
Sulara Dalan Gözler (1936)
Hep Onun İçin (1962)
Sonsuz Gecelerin Ötesinde (1964)

Roman;

Sulara Giden Köprü (1939)
Aşıklar Yolunun Yolcuları (1939)

Oyun;

Baykuş (1916)
İlk Şair (1923)
Sönen Kandiller (1928)
10 Yılın Destanı (1933)
Nedim (1936)
Hayalet (1936)
Bir Dolaptır Dönüyor (1958)
İki Yanda (1970)
(Baykuş ve Şair oyunları aruzla yazılmıştır.)

Anı;

Edebiyatçılar Geçiyor (1939, Edebiyatçılar Çevremde adıyla genişletilmiş baskı, 1970)
Darülbedayi Devrinin Eski Günleri (1964)
Eski İstanbul Ramazanları (1968)

“Dedikodu”

Zaman bir böcek gibi sinsi, kenarda
Koltukların didikler durur kadifesini,
Hain bir kedi gözü parıldar lambalarda.

Şom ağızlar buz gibi üflerken nefesini,
Bir beddua halinde uzatarak sesini
Saat hırıltılarla can çekişir duvarda.

“Denizde ay”

İndi solgun ve ılık
Ay ışığı denize
Bal rengi bir tatlılık
Çöktü gözlerinize.

Baktınız uzun uzun
Bu sulara baktınız,
Sulara ruhunuzun
Tadını bıraktınız!

Bu tatla aydınlanan enginlere aktınız!

“Balkonda saatler”

III.
Arka mahallelerde kızgın bir yaz öğlesi!
Tabak tıkırtıları duyuluyor evlerden…
Uzakta bir satıcı, yahut çocuk sesi…

Susuzluktan bunalmış uçamazken serçeler,
Tozlu sokaklar gibi tutuşup alevlerden
Bodur ağaçlar ile bomboş kalmış bahçeler!

İşte karşıkini de güneş çerçeveledi:
Demin duvar dibinde uyuklayan bir kedi
Sıyrılıyor yavaşça mutfağın loşluğuna…

Bayıltıyor hararet otu, taşı, böceği;
Fazla güneş içmiş de ortada ayçiçeği
Ayaküstü uğramış ışık sarhoşluğuna!

XII.
Ay bir lotüs, kocaman…düşmüş bir berraklığa…
Gök parlıyor durgun bir göl gibi saf ve şeffaf.
Işık dalgalarıyla yıkanıyor her taraf.

Ay, balkonda başını dayadı parmaklığa
Uyuyor…Uzakta bir saat çaldı: Bir…iki!…
Billûr bir hıçkırıktır bu sesin içindeki.

Ay, ışıkla süsleyip örümcek ağını
Minyatür bir cibinlik astı dışardaki cama.
Ses yok…yalnız yukarda, damda bir miyavlama!

Ay, odaya düşürdü solgun bir yaprağını:
Lambasız bir masanın üzerinde şimdi süs
Bir vazonun içinden parıldayan bu lotüs.

Paylaşın

Halim Yazıcı Kimdir? Hayatı, Eserleri

1954 yılında İzmir’in Bergama İlçesinde dünyaya gelen Halim Yazıcı, 1978 yılında Ege Üniversitesi İktisat bölümünden mezun olmuştur. Yazar ve şairliğinin dışında; Denizli, İzmir Çiğli ve İzmir Konak Belediyelerinde Kültür Müdürlüğü görevini yürütmüştür.

Haber Merkezi / Temmuz 2009 – Ekim 2010 tarihleri arasında İzmir Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü, Kent Konseyi Şube Müdürlüğü, Bornova Belediye Başkanlığı Kültür-Sanat Danışmanlığı yapmıştır.

2004 yılında Ses Sağlık Emekçileri Sendikası Birincilik; 2005 yılında Uğur Mumcu Şiir Birincilik, Homeros Şiir Emek, ve Adnan Yücel Şiir Birincilik; 2008 yılında Sunullah Arısoy Kegev Özel Ödülü, Homeros Şiir Birincilik; 2011 yılında Dil Derneği Ömer Asım Aksoy, Unesco Evliya Çelebi Yılı Şiir İkincilik; 2013 yılında Ceyhun Atuf Kansu; 2016’da ise Berksav (Bergama Kültür Sanat Vakfı) Yılın Sanat İnsanı ödüllerini almıştır.

Dönemeç dergisinin sorumlusu ve sahibi olmasının yanı sıra, Küçücük, Körfez, Akropol, Yamaç, Ünlem gibi dergilerin kuruluşunda görev almıştır. Türkiye Yazıları, Küçücük, Sanat Edebiyat 81 ve Kocatepe dergilerinde yazı hayatına başlayan şairin çok sayıda eseri bulunmaktadır.

Çocuklara da şiirler yazmış ve bu şiirlerini İyi Kediler Çocuklar ve Kuş Oyunları adıyla yayımlamıştır. 2015 yılından itibaren Caz Kedisi Şiir ve Şiir Kültürü Dergisi’ni yayımlamaktadır. “Caz Kedisi” isimli bir de blog ve internet sitesi bulunan şair, eserlerini de bu isim altında toplamaktadır.

“Arkadaşlar”

enginar suyunun, ekmeğin
albatros ruhunun, denizin

ıslak sesleri, ölümleri
çoğaltıncaya kadar yürüdük sizleri

delikli çakıltaşlarından
taç yapraklı kolyeler yaptık

incir yaprağından sütler
kekik sesinden arkadaşlar.

“Gümüş iğnesi guevara’nın”

sen elleri cebinde çocuk
çocuk bahçesinde ahşap düşler peşinde

gümüş iğnesi denizin
fırdöndü şapkan kumruların teleğinde

hasır çantasıyla koşan ölüme
hazır guevara’sıydın şiirin

granit gözlü akbabalar
konsa da üstüne ceylanların

rüzgârda şiirlerin savrulması bu yüzdendir
ince belli ölümleri anımsatır

şiirleri bulutlara yazılıdır çocukların.

“Peki ben şimdi”

topraktan bir çiçek koparıyorum
kanı bulaşıyor ellerime yüreğimin
başımı kucağına yaslıyorum annemin
derin bir mavi oluşuyor kaşlarında denizlerimin
alıp gidiyorum topal şapkasını aşklarımın
çıkarıp soyunuyor martılar gözlüklerini tirşe yalnızlıklara
-soru; ben artık senin denizkabuğun değilim.
-cevap; peki şimdi ben senin neyinim ışığım?

Paylaşın

Halim Şefik Güzelson Kimdir? Hayatı, Eserleri

1913 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Halim Şefik Güzelson, 10 Haziran 1990 yılında İstanbul’da hayatını kaybetmiştir. Babası Ali Şefik, dönemin bilinen İttihatçılarındandı. Babası Ali Şefik’in ve eşi Saynur Hanım’ın ‘İyison’ soyadını kullandı Ancak Halim Şefik, şiirlerinin içeriğine de uygun olarak ‘Güzelson’u tercih etti.

Haber Merkezi / Çocukluk yıllarını, Beykoz’da, Orhan Veli Kanık ile arkadaşlık ederek geçirdi. Camcılık ve kunduracılık gibi çeşitli işler yaptı. Şiirleri 1943 yılında Servetifünun-Uyanış, Aile, Varlık, Yazko Edebiyat dergilerinde yayımlandı.

1950 yılında ressam Saynur Hanım’la evlendi. Gümrük ve Tekel Bakanlığı’nın Haydarpaşa’daki bürosunda çalıştı. Babıâli’de serbest kitap satıcılığı yaptı. “Sokaklarda, vapur ve trenlerde şiir kitabını ‘kırk yılda yazıldı, kırk dakikada okunur’ sloganıyla sattığı söylenir.”

1978 yılında kendi imkânlarıyla Otopsi adlı tek şiir kitabını yayımladı. Bu şiirler, aradan uzun yıllar geçtikten sonra yayımlanmalarına karşın, Garip hareketini devam ettirir niteliktedir. Ancak dergilerde yayımlanma tarihleri Garip ile paralellik gösterir.

60 şiirin yer aldığı Otopsi’de yaşama sevinci, sıradan insanların yaşayışı, aşk, çocukluk, aylaklık, tabiat… gibi temaların ön planda olduğu görülür ve büyük ölçüde Garip anlayışını temsil eden şairlerin temalarıyla benzerlik dikkati çeker.

Bu şiirlerde gündelik hayat, yine gündelik ve sıradan bir konuşma dili ile anlatılır. Otopsi’deki şiirlerde, şairin kendi hayatına dair otobiyografik unsurların fazlalığı söz konusudur. “Otopsi” ve “Gezgin Kitapçının Türküsü”, Halim Güzelson’un kendini dile getirdiği şiirlerdir.

“Otopsi”

Morgda açılınca kafatası
Doktor beyler beyin gördüler
İndirince tenkafesine neşteri
Doktor beyler yürek gördüler
Yürekte ne gördüler dersiniz
Yürekte memleket gördüler
Dünya gördüler
Bir de dost gördüler
Ama bu işte doktor beyler
Doğrusu geç kaldılar
Çok geç kaldılar

“Somut”

Şiir bir emekçidir
Hep güzel şeyler üretir
Bir yerde rastlarsan ona
Gir koluna bize getir

“Özyaşam”

Yapısı has mavi çelik
1913’te doğdu
İstanbul’ludur üstelik

Doğru dürüst okumadı
Girmedik iş de komadı
On iki yıl gümrüklerde
Kamyon plakası yazdı

Hangi birini sayalım
Camda kundurada çalıştı
İşi sevdi ve alıştı
Ekmeğini herkes ile
Güle oynaya bölüştü

Bir suçu var, ama yaptı
Ergeç cezasını çekecek
Koca tanrı durur iken
İnsan oğluna taptı

Azıcık duralım burada
Anacı Naciye Hanım
Her anışta o dilberi
Yüreciği paramparça

Babası Ali Şefik
Ozan, Devrimci, Jön Türk
Ömrü geçmiş bu yiğidin
Sürgünlerde zindanlarda

Belki çirkin, belki güzel
Belki kötü, belki iyi
Bir okuyun otopsiyi.

Paylaşın

Halil İbrahim Polat Kimdir? Hayatı, Eserleri

1981 yılında dünyaya gelen Halil İbrahim Polat, İstanbul Teknik Üniversitesi Deprem Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesinde doktorasını tamamladı.

Haber Merkezi / Bir süre Fransa’da, Grenoble Mimarlık Okulu’nda mimari ve edebiyat üzerine araştırmalar yaptı.

‘Uzak Su’ adlı şiir dosyası ‘2010 Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü’ne değer görüldü. ‘Sonrası Yaz’ isimli şiir dosyası ‘2011 Homeros Şiir Ödülü’nde ikincilik derecesi aldı. Son şiir verimleri olan ‘Lirik Dualar Kitabı’nı yazdıktan sonra şiiri bıraktığını açıkladı ve bir daha şiir yazmadı.

2014 yılında ‘Viyolonsel’ adlı romanı yayımlandı. ‘Arafta Zaman’ adlı roman dosyası 2017 Tudem Roman Ödülü’ne değer görüldü. Şiir, deneme ve poetik metinleri, Varlık, Yasak Meyve, Akatalpa, Sincan İstasyonu, Eliz, Dize gibi dergilerde yayımlandı.

Yapıtları:

Şiir:

Uzak Su (Şiir, 2010)
Sonrası Yaz (Şiir, 2012)
Lirik Dualar Kitabı (Şiir, 2014)

Roman:

Viyolonsel (Roman, 2014)

Ödülleri:

2010 Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü / Uzak Su
2010 Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü Adı Anılanlar / Eminönü 22.30
2012 Homeros Şiir Ödülü İkincilik / Sonrası Yaz
2017 Tudem

“Aşkın ihtilâli”

geçkin yazları unutamam

bir albatros uçuşu
mesafelerde düğümlenmiş sesin
gözyaşları yazgı sarmaşığı

farkındalık paranoyası
yaşam
gizi düş kırıklığı

su da yanarmış dokunma!

aşk bir ömre ihtilâl yaşatır…

“Aşkkırığı”

yeryüzüne sürdün

tanrım!
aceleyle böldüm elmayı
sözün alevi asıldı boynuma
tansıktım

meleklerin şiir yazar mı?
yarpuzları, böğürtlenleri, aztekleri
kavimler göçünü, komagene krallığını
yeryüzü atlaslarını

“krallığına git” dedin
incir çekirdeğinde kırıldı dişim
yarın beklemedi dünü

“şaşmaya gerek yok kalbim” derken
sevdiğim kuytusunda gizlermiş rölans

sorguya çekildim zaman varken
jan valjan ve günah
birlikte şamdana sığar mı bilmedim?

yalnızlığın büstüne poz verdiler
tanrım krallığından korkar mı kral?

nereye koysam iğreti düştü tarih
kemerden izi silinmedi valens’in

derin bir uyku için madem bunlar
daha burda ne işim var?

tanrım!
şiirden testiyim
aşkyolunda kırılayım

“Uzak su”

“çevresi yüksek surlarla çevrili bir kent gibidir
bir kaptanın yalnızlığı”
-Ahab-

ay vurduğunda
uykusu kaçar balıkların

su titrer
kıtalar doğurur

sıradağlar rotamın korsanları
nasıl sırnaşırım bilseniz
ahab’ın peşisıra beyaz balinaya

okyanuslar yutar zamanı
karanlığımı kancalayan
kasırga tutuşsun

herkesten sonra kalsam buralarda
su dolarım hacimlere
dolarım da donmam

susun!
bi de kaptan konuşsun…

“Varlık”

VI.

bana “aşk” dediler
var’edildim

azgın okyanusları yuttum, köpükleri yüzdüm
geceyi susmanın kavında erittim
kana susayan uykuları kovup
tutundum bir günah gibi sevabın ayağına

bana ilk seni gösterdiler
sonra hep seni gösterdiler
yüzümü karanlıktan sakladım

ben sonsuzluğun levhasında birikmiş
ve lirik duanın kitabında söylenmiş
ateşte büyütülen bir gül ağacıydım

Paylaşın

Halil İbrahim Özcan Kimdir? Hayatı, Eserleri

1957 yılında Kayseri’nin Talas İlçesinde dünyaya gelen Halil İbrahim Özcan, Kayseri Eğitim Enstitüsü’nden mezun oldu. Kayseri ve Giresun’da üç sene öğretmen olarak çalıştı. Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi.

Haber Merkezi / Bir süre Suriye ve Lübnan’da yaşadı. 1981-1991 yılları arasında cezaevinde yattı. Ural Altay Network çalışmaları kapsamında Moğolistan, Kırgızistan ve Kırım’da bildiriler sundu. Editörlük, senaristlik ve sinema oyunculuğu yaptı. 2008 yılında Frankfurt Kitap Fuarı’nda “Onur Konuğu Ülke” olan Türkiye’nin yedi kişilik komitesinde yer aldı. Uluslararası PEN Türkiye Merkezi 2. Başkanlığı’nı ve Hapisteki Yazarlar Komitesi Başkanlığı’nı yapmaktadır.

Şiir, hikâye ve roman türünde eserler yazdı. İlk hikâye, şiir ve yazıları Edebiyat Dostları, Defter, Düşler, Yazıt, Yazın, Nar, Varlık gibi dergilerde yayımlandı. İran, Makedonya, Suriye gibi farklı ülkelerde şiir festivallerine katıldı. Şiirleri İngilizce, Arapça, Romence, Arnavutça ve Farsça dillerine çevrildi. Kırık Zar, Yüzünü Temiz Tut Ecel Her An Gelebilir, Kavgalı Küçük Fener isimli şiir kitaplarını yayımladı.

Kırık Zar isimli şiir kitabıyla, 2007 Orhan Murat Arıburnu Şiir Ödülü’ne layık görüldü. Ejderha Yılları, Çankaya’nın Duvaksız Gelini Fikriye, Rüzgâra Karşı Yürüyen Adam Nâzım, Renklere Son Veda Tarlabaşı, Yıldırım Beyazıt, Küller Arasında Haçin isimli romanları yayımlandı. Belgesel roman tarzında yazdığı Çankaya’nın Duvaksız Gelini Fikriye isimli kitabı Arapçaya çevrildi.

“Denge”

bizlerden dışarı gidemiyor vahşet
kan-tetik ilişkisi: İntikam

ne canlar saklar âh umulmadık efkâr

meydanlarda kovulan replikler arka sokak
resmi tarihle işgüzarlık eskiyen suretlerde
ey nöbetçi: geceyi tutanağa geçir
eskidik
biz

linçlerle tazelenir zifiri karanlık

unuttun mu çılgın çocuk, kalıcıdır bu hile şarkta
deliler
kalemlerini koltuklarında saklarlar

“Sehpa”

kelimeler puslu yollarında hâlâ mürekkeplerini boşaltabiliyor
ipek gürültülü karanlıkta
kilitle kapı bozuyor dili
kaybolan nedenlerin çatık kaşlı geçmişinde

karıştırılarak kanatılan hokka hayatın kendisidir
tescilli hayal kuyularından çekilen
buğu
hatıralar kaybıdır
mecalsiz rüya

kendi mayınına basıp ıslanan gözlerde
ay düşer kaale alınmaz gece ürpertisine
vedayı hedef alan okun ucundan

ölü bulutların ikindisinedir
ıhlamur kokularına uyanan kış
dalgınlık işte sonunda
hepimizin rüzgâr alan bir yanı vardır

“Şaşırtmaca oyunundaki nü”

şişi vurduğumda soluk fotoğrafın örtüsünden içeri
akıl sır ermez neden yeniden doğururum ki
her seferinde ben seni
metruk haritalarda aradığımda yerini
kaçıncı gözü olur bu yalnızlığımın

şilte üstünde topladığım çarşılarda akşam
ses vermez yırtılan zarının aralığından
hadi yarıştıralım kimin elinde toplarsa kuyruğunu
baştan sona giyinik keder ve ağırlığı kırmızının

endişesi çekilmiş mercan çürüğü buz üstünde gözlerim
gönlümün amanında yarama bir çocuk işerken
sirkat silahım olur yaşadığıma el ve karanlık
kar düşer kalır beyaz kalabalığından içeri

Paylaşın

Halil İbrahim Özbay Kimdir? Hayatı, Eserleri

30 Ağustos 1966 yılında Adana’nın Karataş İlçesinde dünyaya gelen Halil İbrahim Özbay, Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu. Öğretmenlik yapıyor. İzmir’de yaşıyor.

İlk şiiri Mavi dergisinde yayımlandı. Şiirleri, öyküleri, yazıları ve söyleşileri Akatalpa, Akköy, Amanos Edebiyat, Askıda Öykü, Beri Gel Oğlan Beri Gel, Evrensel Kültür, İle, Oğlan Bizim Kız Bizim, Öteki-siz, Sincan İstasyonu, Şiirden, Şiiri Özlüyorum,  Varlık, Yeniyazı, Yolcu vb. gibi dergi ve fanzinlerde yayımlandı.

Ödülleri: 2007 yılında “Düşkondu” isimli şiiri ile Ümraniye Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Anne’ konulu 3. Geleneksel Şiir Yarışması’nda birinci oldu. “Kül Falı” adlı dosyasıyla 2008 Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü’nü aldı.

Eserleri;

Şiir;

Kül Falı (2008)
Elmanın İlk Anlamı (2012)

“Ay sesi”

anlayıverdi gölgem ölümün gerçek yüzünü
ve yalanını duvarlarda çivili kitapların
giymeden tenimi girdiği gölde
duymayınca serinliğini balkıyan suyun

çöl kumunu eşeleyen bir kumrunun umudu benimki
görüp göreceğim başka bir kum tanesi
duyup duyacağım karanlık boşluklardan
yeryüzüne bırakılmış kristal bir ay sesi

niçin yavaştı bildim…iştahla batan her kaşığın
çukurumuzu da büyüttüğünü anlayanlar
neden çoğalmıştı yalnızlığımızla bir
bakmayla yüz bulduğumuz aynalar…gördüm

hayat tebdil gezen ölüm dışarda

“Bir sözcük hayat”

aynada görüntüm kadar kısa kaldım
bir göründüm bir kayboldu ayna
camın aklına geldim

gövdemi bağladığım toprağa gölgemi bağışladım
ardımdan döktüğüm sular karşıladı beni
ne çok ses eskittimse
dilinde kaldım neyin

kulağıma üflenen ömürmüş bilemedim
bana kadar ölüm diye gelen
gürültüler içinde bir oyun
kulaktan kulağa oynanan

hayat

kestiğim yerlerinden çoğalan kör solucan
dilimle kanırttığım her sözcüğün altında
ve camdan
yalanıp durduğum yalan

“Ecza”

göz alıştıkça eşyaya karanlığı seçer
çeker tetiği kendini ölümle avutur avcı
hayatı ölümle unutur hayatı gürültüyle
gökyüzüne çarpan kuşların tüyü
duyulur

yer ki iki yüzlüdür gündüz ve gece
tanrısı bekler içinde yürek yerine
çarpan bir tanrı utanmaktan yapılma
esvab ile örterken dünya edep yerlerini
söylenmez en edepsiz yeri tetikteki elleridir

zaman eski cambaz olsa da şaşar
aşağıda nasıl durakaldığına ipsiz
kalabalığın
kalbine her kim kıble ayarlar
yıkadığı ölüden ağır ölü
sulara değdikçe daha kirlidir

su bir de dağılmayı sever
toprak dağ olmayı uzak
bir kapıya sıkışan insan
– yine başka bir duvara açılan kapıya –
tanrının yaralı serçe parmağıdır

her gün geçen
kahverengi bir rengeyiği sürüsü alır
aklın ağrımayışını
üzerimizden

ve denir ki sonsuz uzayan cezadır
iyi olmayan yaraya sürdüğü ecza
yer: yüzünden düşen bin parçayken tanrının

“Gözün sakarlığı”

buğdayın gürültüsü ekmeğe geçiyor
zamana geçiyor her şeyin ölüsü zaman insana
sonunda aleve mumyalanmış ipiz
sonunda yaşamaktan ölmüş her adam
taammüden iyi davranıyor kadavraya

susku: aramızda o derin nehir

sesim bilinsin diye bir ağacın yokuşundan düşüyorum
en çok hangi taş kanatırsa şeytanı oradan
taşlıyorum çünkü en iyisi dil
narkozunu almak unutulmuş her şey densin
densiz ve dengesiz yakalanma korkusuzluğuyla

aslında ölümü en çok cellat ipliyor
daha ilk ilikte parmağı şaşırınca hayat kısa
kalıyor göğsümüzde öbür yarısından
sular tuzla kanatırken kendini mahcup
vurup orada öylece duruyor kıyı

ya da susku: kuyumuzda o rehin nehir

dünya ateşler içinde tanrının sayıklaması
göz kapaklarında unutulmuş bir parça an
bulsam hiçbir şeye vakti olmayan ölülerin
ah inansam boşluk mürekkep lekesi uçurum kenarında
ve ölüm bir kerelik sakarlığı gözün

Paylaşın

Halil İbrahim Bahar Kimdir? Hayatı, Eserleri

25 Ocak 1928 yılında Trabzon’’un Vakfıkebir ilçesine bağlı Kavaklı (Zara) köyünde dünyaya gelen Halil İbrahim Bahar, 16 Kasım 2010 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti. Mezarı Ümraniye’de, Hekimbaşı Mezarlığı’ndadır.

Haber Merkezi / Annesinin adı Zeliha, babasının adı Ali’dir. İlkokulun üç sınıfını Kavaklı’da, iki sınıfını Çarşıbaşı’nda (İskefiye) okudu. Orta öğrenimini Trabzon Lisesi’nde (1940-46) tamamladı. 1946’da İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girdi, 1952’de bitirdi. 1954-57 yılları arasında psikiyatri dalında uzmanlık öğrenimi gördü.

1957-58 döneminde askerliğini yedeksubay olarak İzmir ve İstanbul’da yaptı. 1960’ta Sosyal Sigortalar Kurumu İstanbul (Samatya) Hastanesi Nöroloji Kliniği’nde Sinir Hasatlıkları Uzmanı olarak çalışmaya başladı. 1974’te, çalıştığı kliniğin şefliğine atandı. Bu görevden 1989’da emekli oldu.

Halil İbrahim Bahar’ın ilk şiirleri Beş Sanat (1950-52) dergisinde yayımlandı. Bunları, daha sonra şu dergilerde basılan şiirleri izledi: Doğu-Batı, Esi, Yelken, Evrim, Yeni İnsan, Ataç, Dönem, Soyut, Sanat Olayı, Papirüs, Somut, Gösteri, Yazko Edebiyat, Karşı, Düşün, Varlık, Edebiyat ve Eleştiri, Adam Sanat, Kıyı, Şiir Oku, Mecaz, Kitap-lık, Üç Nokta.

Soyut dergisini çıkardı (İki ayrı döneminde toplam 144 sayı; Mayıs 1965 – Eylül 1977), pek çok genç şairin yetişmesine katkıda bulundu. Bir süre Yazko Edebiyat dergisinin yönetimini üstlendi (1985). Şiirleri çeşitli antolojilerde, yıllıklarda yer almıştır. Yaşarken hiç kitap yayımlamadı. Ardında, daktilo edilmiş, adlandırılmış ve ciltlenmiş çok sayıda kitap dosyası bıraktı.

Özdemir İnce, Halil İbrahim Bahar için, “Kırk bir yıllık (1963-2006) bir yazma döneminin ürünü olan seçme şiirlerden oluşan bu kitap Cumhuriyet döneminin en önemlileri olarak kabul edilen şairlerin yapıtlarının hiçbirinin, öz ve biçim olarak, gerisinde değil. Dahası şiirsel söylem bağlamında kimilerinden çok daha yetkin olduğu söylenebilir.” ifadelerini kullanmıştır.

Cemal Süreya ise, “Şiir kitabını gün gün beklediğim, yayımlanması için her şeyi yapmaya hazır olduğum, ilginç, benzersiz şair Halil İbrahim Bahar…” demiştir.

“Sor”

bir kelebek uçuyor
uçmak onun işi
gülhatmilere kaç adım var
bir balık zıplıyor
zıplamak onun işi
kaç karış bu suyun derinliği
yine bir çöl başlıyor
sendense bendense
esmeyen şu akşam serinliği
yor yor her şeyi sor
ne var bir yorumdan başka
hep aşk gerginliği

Paylaşın

Halil Gökhan Kimdir? Hayatı, Eserleri

17 Temmuz 1967 yılında Mersin’in Tarsus İlçesinde dünyaya gelen Halil Gökhan’ın tam adı Halil Gökhan Yiğitler’dir. Sırasıyla Balıkesir Mithatpaşa İlkokulu, Edremit Lisesi Ortaokulu, Işıklar Askeri Lisesi ve Kara Harp Okulunu bitirdi. 1997 yılında kendi arzusuyla ordudan ayrıldı. Yazı, eleştiri ve çevirileriyle kültür-sanat basınında uzun dönem yer aldı (1993-2012). 

Haber Merkezi / Roman, öykü ve şiir kitapları çevirdi. İlk kitap çevirisi Enstantaneler (Alain-Robbe Grillet) 1990’da yayımlanan Gökhan; Saint-Exupery, Jean Cocteau, Alain Robbe-Grillet, Andre Breton, Bernard-Henri Levy gibi yazarlardan kitaplar çevirdi. 1997’de Türkçenin ilk edebiyat web sitesi “Superonline/Edebiyat”ı kurdu ve yönetti. 1998’de, sanat yönetimini Bülent Erkmen ajansının yaptığı ve Beyoğlu’nda gerçekleşen LA DECADE DE LA FRANCOPHONIE Festivali’ni hazırladı ve yönetti. 1997-2012 arası çeşitli basın/medya gruplarındaki, dergi ve gazetelerde editör ve yazar olarak çalıştı.

2012’de resmileşen telif hakları ajansı COPIAE Istanbul’da (1997-2012) 1000’in üzerinde yabancı kitabın yayın haklarını ve editörlüklerini birçok büyük yayın kuruluşuyla çalıştı. Abdi İpekçi, Orhon Murat Arıburnu, Altın Koza, Yaşar Nabi Nayır yarışmalarında; öykü, film hikâyesi ve şiir dallarında ödüller kazandı. 2000 yılında Türkolog Timour Muhidine ile birlikte hazırladıkları Türk Edebiyatında Paris adlı kitap, aynı yıl Fransa’da çıktı. Modern ve çağdaş Fransız şiiri antolojileri hazırladı. “Barbuni.com” kültür sanat haber içerik sitesini kurdu ve yönetti. (2007-2009). 2012’de Kafekültür Yayınlarını kurdu.

2000’den bu yana serbest-bağımsız bir yazar ve yayıncı olarak çalışmakta ve Le Monde diplomatique’in Türkiye temsilciliği ile editörlüğünü yapmaktadır. Editörlük, yayın-basın danışmanlığı, yayın hakları, iletişim gibi alanlarda çalışmalarını sürdürmektedir. Yazınsal etkinlik ve ürünlerini 2010’dan bu yana sadece “halilgokhan.blogspot.com” adlı kendi bloğunda sürdürmektedir.

Halil Gökhan’ın ilk kalem ürünü 1989’da Varlık dergisinde yayımlanmıştır. Yedinci (1999) hayatı kasıp kavuran, çekip çeviren ve yönlendiren görüntü çağının peygamberleri sinemacıların kesin çoğunlukta olduğu bir mikrokozmosta edebiyatın görkemli yalnızlığının romanıdır. Kitabın gerçeküstücü anlayıştan kaynaklanan bir üstmetin gibi de okunabileceğini vurgulayan Gürsel “Halil Gökhan’ın, Aragon’un gerçeküstücü döneminde yazdığı anlatılardan, özellikle de Anicet’den etkilendiği, Kafka, Ionesco vb. gibi yazarların izinden gittiği de öne sürülebilir. İroniyi de, bu ustalar gibi, kitabın odağına yerleştirmiş. Yine de bana kalırsa, bu görünür etkilere rağmen özgün bir yolda ilerliyor yazar.(…) Edebiyatımızda benzeri olmayan kendine özgü bir kitap Yedinci.” değerlendirmesini yapmıştır.

Yazar, ikinci romanı Konuşan Kadın (2004)’da mode, tarih, felsefe, kutsallık, psikanaliz ve kriminoloji kavramlarının bir araya geldiği “suç-ceza”yı son derece saldırgan bir tarzla yargılar. Yeni Sevgili (2006) bir aşktan öte hayatın romanıdır. Yeni Sevgili’de Fransız yazar Marguerite Duras’ın 1984’te Goncourt ödülü kazanan ve Jean-Jacques Annaud tarafından sinemaya uyarlanan Sevgili romanından izler, esintiler bulunmaktadır. Kutsal kitaplar dâhil olmak üzere hiçbir yeni kitabın tek başına ortaya çıkmadığını ileri süren Halil Gökhan Yeni Sevgili’yi yirmili yaşlarında yazar idolü saydığı Duras’a -onun ölümünün onuncu yılında (3 Mart 1996)- bir saygı ve anma vesilesi olarak değerlendirmektedir.

Obtüratör (2009) romanında bir sabah kadınları görmekten yoksun olarak uyanan adam önce karısını bulamaz. Ardından hiçbir kadını Kısa zaman içinde kadınları sadece cam ve ayna yansımalarında görebildiğini anlar. Hasta mıdır yoksa ne? Sırayla her türlü teşhis ve tedavi yollarına başvurur. Nafile. Herhangi bir teşhis konamaz. Yarım bir halde karısını aramaya devam ederken çetin bir yol ve kader arkadaşına rastlar: Vamos. Aynı hastalıktan mustarip Vamos, kadınları görmeye yarayan bir aygıt ve uygulama icat etmiştir.

Yazar pornografik roman serüvenini Erkekler Cennetinde Son Tango (2009) ve Adamlar Kadınlardan Daha Orospuydu (2013) adlı romanlarıyla sürdürmüştür. Çeşitli otomobil dergilerinde bir bütün olarak yazdığı denemelerini Otomobil (2005) adlı kitabında bir araya getiren Halil Gökhan çok sayıda şiir, deneme ve hikâye antolojisi hazırlamıştır. Dünyanın En Güzel 100 Şiiri, En Güzel 100 Aşk Şiiri, Kadın Öyküleri Kadın Yazarlardan, Mutsuz Aşk Hikâyeleri, Kıskançlık Öyküleri, Erotik Öyküler ve Aldatma Öyküleri Gökhan’ın hazırladığı aşk ve erotik içerikli antolojiler arasında gösterilebilir. Halil Gökhan’ın Bütün Şiirleri ve Melek Zamanı adlı iki şiir kitabı bulunmaktadır. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Halide Yıldırım Kimdir? Hayatı, Eserleri

11 Eylül 1959 yılında Kars’ta dünyaya gelen Halide Yıldırım, ilk ve orta öğrenimini burada tamamladı. Hatay Kız Öğretmen Lisesini bitirdikten sonra başladığı Bursa Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünden mezun oldu. Anadolu Üniversitesinde bir yıl lisans öğrenimi gördü.

Haber Merkezi / Samsun; Alaçam, Kavak, Havza, Çanakkale; Biga, Lapseki, Kars; Selim, Sarıkamış ve Bursa gibi şehirlerde görev yaptı. Bursa’da edebiyat öğretmeni iken emekli oldu. Kars Cilavuz Öğretmen Okulu (1957) mezunu ünlü keman hocası ve öğretmen olan babası Hayrettin Avcı’nın Bursa’ya tayin edilmesi üzerine 1975 yılından bu yana Bursa eksenli bir yaşam sürdürmektedir.

Şiirle yakından ilgilendi ve Issız Kuğu (2005) adlı dosyasıyla 2004 yılında Süleyman Okay Şiir Birincilik Ödülü’ne layık görüldü. Çinikitap dergisinin yayın kurulunda görev aldı. Edebiyatçılar Derneği, Bursa Yazın ve Sanat Derneği kurucu üyesi olan Halide Yıldırım hâlen Diyarbakır Lîs Yayınlarında editör olarak çalışmaktadır.

Edebiyat dünyasında şair kimliğiyle dikkat çeken Halide Yıldırım’ın ilk şiiri 2003 yılında Evrensel Kültür dergisinde yayımlanmıştır. Daha sonra kaleme aldığı şiir ve yazılarını; Agora, Akatalpa, Akköy, Amanos Yazıları, Cumhuriyet Kitap, Çinikitap, Damar, Edebiyat ve Eleştiri, Esmer, Evrensel Kültür, İmgelem, Lacivert, Öteki-Siz, Sonsuzluk ve Bir Gün, Şiir Ülkesi, Virgül ve Yaratım gibi süreli yayınlarda yayımlamayı sürdürmüştür.

Okurunun karşısına Issız Kuğu (2005) adlı şiir kitabıyla özgün bir şair olarak çıkan Yıldırım, bu kitabında bireysel ve toplumsal temalar ekseninde yer yer kadın sorunsalını yer yer de öğretmenlik mesleğinden yansıyan yaşanmışlıkları dizelere işlemiştir. Kuşkonmaz, şairin ikinci şiir kitabı Çamur (2011)’u şu cümlelerle değerlendirmiştir. “Halide Yıldırım, Çamur adlı şiir kitabında, şiirini çamurdan çıkarmayı bilmiş. Bunu başarmak, ekmeğini taştan çıkarmaktan daha zorlu bir iştir. Tükenen, azalan, bozulan şeylerle; artan, gelişen insani olan şeyler, hepsi de bir tek imgenin içinde.

Üretken bir çamur imgesi öylesine bir ustalıkla bütün kitap boyunca akıyor. Öyle ki, derin bir çamurun kıyısında buluyorsunuz kendinizi. Çamur, madde olarak, mat ve içini göstermez haliyle şiire ev sahipliği yapıyor. Plastik niteliğinde de biçimden biçime girerek, şiire de elastikiyet katıyor.” (Kuşkonmaz 2017). Yıldırım, Dile Dokunma (2016) adlı kitabında, çeşitli dergilerde yazdığı yazıları, şiir üzerine kurduğu metinleri ve çeşitli türdeki kitaplar için yazdığı eleştirel denemelerini bir araya getirmiştir.

“Unutulmuş yerimiş”

          haydi, kalk gidelim
gidelim buralardan!*

unutulmuş bir yer
uç beyine yanmış bir köy
bulup yakarız kim bilir?

kalk, darmadağınım
kalk gidelim!
yanmış bir metin gibi
sanki kar!
buralarda da kravatlı beyazlar!

gidelim
gidelim hız çatlatır
kızarmış çizilmiş içim
gibi buralar

kalk sebepsizliğim
kalk gidelim!
yasak levhasına döndü yüzüm!
fırsatlar çok
her yerde aynı şifre!
annemin kızıığından onlara ne?

kalk güzelliğim
kalk, kayıp ilânına yapışık!
çiğniyor birileri
kayboluyar öteki
hükümsüzdür!

tezlik fiilinden içeri
dışarı fışkırıyor kalabalık
ısırgan gezdirir gibi tinlerini!

gidelim
gidelim, terk edilmişim
gibi dilim dilim

kalk, toplanmış bavul gibiyim
katlanmış kurumuş unutulmuş
bir eski şehre girer gibiyim!

bir yakını bir uzağa
bir sabah bir sabah
bir taze çay geçer gibi heves!

gidelim gidelim
kendimize
yine kendimiz

– unutulmuş buralarda yerimiz –

“bindokuzyüz…”

IV.
kapital’i heceliyoruz üç çocuk
kaleiçi’nde bir çekme katın çekilmiş en yerinde
biri vurulmaya aday
gözlerime sığmıyorsun
idris

zamanın en hız yeri
dokuzyüz yetmiş bilmem kaç geçiyor
unuttuğum neydi, adı o
kimin?

kalemin teriyle düştüm
kelepçeye vurulduk sonra
sonra kendimize

halkımız ey unut sen bizi!

Paylaşın

Halide Nusret Zorlutuna Kimdir? Hayatı, Eserleri

1901 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Halide Nusret Zorlutuna, 10 Haziran 1984’te İstanbul’da hayatını kaybetti. Erenköy Kız Lisesi’ni bitirdi. Mütareke yıllarında çalışmak zorunda kaldı ve Darü’lmuallimat sınavlarına girerek öğretmen oldu.

Haber Merkezi / Bir süre İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde devam etti. Öğretmenliği seçti ve İstanbul, Edirne, Urfa, Kars, Ankara’da görev yaptı. Ankara Kız Teknik Öğretmen Okulu’nda görevliyken emekliye ayrıldı. Roman yazarı Emine Işınsu’nun annesi, Pınar Kür’ün teyzesidir. 10 Haziran 1984’te İstanbul’da öldü.

Yazın yaşamı şiirle başladı. On dokuz yaşında ilk romanı olan “Küller”i kaleme aldı. Şiirin yanı sıra öykü, deneme, roman türlerinde de ürün verdi. Şiir öykü ve yazıları Millî Mecmua, Aydabir, Çınaraltı, Hisar, Türk Kadını, Türk Edebiyatı, Ayşe, Töre, Yeni İstanbul, Sabah, Hürriyet gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Şiirlerinde hece ölçüsünü kullanan Zorlutuna, romanlarında da konuşulan Türkçe’yi kullanmayı seçti. Millî edebiyat akımı içinde değerlendirildi.

Memleket kaygısını her şeyin önünde tutan şair, kadın kimliğini gizleme gereği duymadığı gibi bunu ön plana geçirmek gibi bir tasarrufa da girmemiştir. O, her zaman bir anadır ve memleketi için çalışmak, özverili olmak durumundadır. Bunun dışındaki kadınlık özelliklerini göstermemiştir. Halide Nusret’i en iyi tanımlayacak sıfatlardan biri de vatan sevgisidir.

Eserleri;

Şiir:

Geceden Taşan Dertler (1930)
Yayla Türküsü (1943)
Yurdumun Dört Bucağı (1950)
Ellerim Bomboş (1967)
ağla bahar
gel bahar
git bahar

Roman:

Küller (1921)
Sisli Geceler (1922)
Gül’ün Babası Kim (1933)
Aşk ve Zafer (1978)

Öykü:

Büyük Anne (1971)
Aydınlık Kapı (1974)
Benim Küçük Dostlarım (1948)

Anı:

Bir Devrin Romanı 1978)

Paylaşın