Dervişoğlu: Erdoğan’ın Adaylığına Karşı Çıkılmalı

Partisinin Eskişehir İl Divan Toplantısı’nda konuşan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, muhalefetin görev ve sorumluluklarına vurgu yaparak Erdoğan’ın adaylığına karşı durulması gerektiğini söyledi.

Müsavat Dervişoğlu ayrıca, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı belirleme sürecine dair eleştirilerinde “Yani bir aday belirleyecekler… DEM’e soracaklar da İYİ Parti’ye sormayacaklar var mı böyle bir şey?” sözleriyle İYİ Parti’nin dışlanmasını kabul edilemez olduğunu belirtti.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Eskişehir Genişletilmiş Divan Toplantısı’nda konuştu. Konuşmasında, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin getirdiği değişikliklerin Türkiye’ye olumsuz etkilerini eleştiren Dervişoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Olağanüstü hal şartlarını kullandıkları yetkileri olağanüstü yetkileri olağana dönüştürebilmek için Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişin altyapısını oluşturdular. Bugün bu memlekette yeniden açılımı kimler istiyorsa o gün de sistemin bu hale gelmesini onlar istedi. Türk milliyetçiliği adına yaptıklarını söylediler. Onlara Türk milliyetçiliğinin ne olduğunu öğretmekte bizim boynumuzun borcu olsun.

Yapmayın, etmeyin dedik referandum sürecinde. Türkiye bunu kaldıramaz. Bu rejim değişikliği, sistem değişikliği Türkiye’ye ağır gelir. Bu Türkiye Cumhuriyeti devletinin her geçen gün tek adamlığa doğru evrilmesine sebep teşkil eder. Böyle aymazlığın, böyle bir yanlış bakış açısının mümessili olmayın diye iş başındakileri uyardık hem de bu görüşleri ve düşünceleri milletimizle paylaşmak üzere yollara düştük.”

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı belirleme sürecine dair eleştirilerde bulunan Dervişoğlu, “Yani bir aday belirleyecekler… DEM’e soracaklar da İYİ Parti’ye sormayacaklar var mı böyle bir şey? Dün çıkmış bir tanesi diyor ki ‘Adayı belirlerken İYİ Parti’den görüş almasına gerek yok’ diyor televizyon tetikçisi. Şimdi bunlarla muhatap olmak istemiyorum ama hadlerini de bildirmek lazım. Biz zaten kimsenin işine karışmıyoruz ki. Biz zaten iktidarın da, muhalefet geçinenlerin de yanlışlarını milletle paylaşıyor ve onları millete şikayet etmek için yollara düşüyoruz” ifadelerini kullandı.

“Muhalefetin görevi Erdoğan’ın iştahını kabartmak değil”

Dervişoğlu, muhalefetin görev ve sorumluluklarına vurgu yaparak, şu ifadeleri kullandı: “Türkiye iki adayın üzerine kilitlenmiş durumda. Peki neyin hesabı yapılıyor, Erdoğan’a karşı kim aday olacak? Ben diyorum ki Erdoğan aday olamıyor anayasanın hükmü var iki kereden fazla seçilemiyor. Ama 3 kere seçildi. Muhalefet böyle davranırsa Erdoğan anayasanın arkasından dolanmak suretiyle kendisine bir kere daha seçilebilmenin yolunu açar. Muhalefetin görevi yıllardır bu ülkeyi yöneten, onun kaynaklarından istifade eden Erdoğan’ın iştahını kabartmak değildir.

Muhalefetin görevi Erdoğan’a ‘sen bu anayasaya göre aday olamazsın’ demek. Aday olmasının iki yolu var; ya bu anayasayı değiştireceksin ya da TBMM’den erken seçim kararı çıkartacaksın. Cumhuriyet Halk Partisi olarak İYİ Parti olarak diğer siyasi partiler olarak biz buna Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde geçit vermeyeceğiz demektir muhalefetin görevi. Onun iştahını kabartmak, onun anayasanın arkasına dolanmasını temin etmek, siyasi rakiplerini yargı yoluyla tasfiye etmesine müsaade etmek değildir muhalefetin görevi.”

Anayasa ve seçim sistemi üzerine görüşlerini de paylaşan Dervişoğlu, “Biz de biliyoruz herkes gibi bu ülkede bir değişikliğe ihtiyaç vardır. Bunun için Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni yeniden seçimi götürebilmek yetkisine sahiptir. Bunun resen yapar ise o zaman cumhurbaşkanı adayı olamaz ama bu millete de giderayak en büyük iyiliği yapmış olur” dedi.

(Kaynak: Karar)

Paylaşın

MHP’li Yalçın, “Ekrem İmamoğlu” Üzerinden CHP’yi Hedef Aldı

Ekrem İmamoğlu üzerinden CHP’yi hedef alan MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, “Seçime daha yıllar varken, bu zamansız ‘yavru’nun (Ekrem İmamoğlu) vaktinden evvel tevellüdü, CHP için hayra alamet olmayacaktır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “CHP, bu hilkat garibesi alametin duçar olacağı bir dizi sakatlık ve organ yetmezliği illetleriyle boğuşmak zorunda kalacaktır. Prematüre alamet; hasbelkader kuvözden çıkabilirse sağa sola horozlanacak, bu kez de vakitsiz öttüğü için millet gagasını kesecektir. Velhasıl, erken doğum CHP’ye erken seçim değil, erken hüsran getirecektir.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, yazılı bir açıklama yaptı. İstanbul Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu üzerinden Cumhuriyet Halk Partisi’ni (CHP) hedef alan Yalçın, açıklamasında şunları ifade etti:

“Sol zihniyetin birincil siyasi bineği CHP, sırtındaki binici acemi olduğu için dizginlerini kaybetmiş at misali, başıboş bir koşuya girmiştir. Kontrolünü yitirmiş ve gündem parkurundan ayrılmış görünen CHP, büyük bir siyasi hüsranın varış noktasına doğru doludizgin ilerlemektedir.

Öteden beri ülke gündeminden, bölgenin ve dünyanın gerçeklerinden kopuk bir politika anlayışıyla siyaset eden CHP, bu kez de İmamoğlu sapmasıyla büsbütün uzağa savrulmuştur. CHP’nin gündemini; Türkiye’nin ve İstanbul başta olmak üzere büyük kentlerin girift sorunları değil, İmamoğlu’nun dizginlenemeyen ihtirasları belirlemektedir.

Sayın Genel Başkanımızın siyasi tarihimizde dönüm noktası teşkil eden malum davetine gösterdiği şaşkın tepkilerle de olsa ‘Aramıza dönecek mi?’ diye merak içindeyken; CHP, kendine yeni bir siyasi gündem dışı meşgale üretmiştir. CHP iyi yönetilemediği için, atın dizginleri, kendini ‘İstanbul dükası’ sanan kifayetsiz bir muhterisin kontrolüne geçmiştir.

Atı; binen değil, harisçe kırbaçlayan sürmektedir. Esasen at mı kendi kendine koşmaktadır, İmamoğlu mu belli değildir. Bir başka deyişle; Davul Özel’in sırtında ama çomak İmamoğlu’nun elindedir. İstanbul, altyapı ve üstyapı sorunlarıyla boğuşurken; Belediye Başkanı İmamoğlu, cumhurbaşkanlığı adaylığı problemini çözme derdine düşmüştür.

İmamoğlu, cumhurbaşkanı adaylığını garantiye alma sevdasıyla yanıp tutuşmaktadır. Bu yüzden Özgür Özel’in kontrol edemediği CHP teşkilatını bizzat seferber etmiştir. Amacı, muhtemel siyasi rakiplerini daha başından ekarte etmektir.

Diğer taraftan İmamoğlu, hakkındaki oldukça ciddi davalarla ilgili hukuk sürecinden doğabilecek olumsuz sonuçları dikkate alarak kıldan ince hesaplar yapmaktadır. İmamoğlu, muhataplarının karşısına Cumhurbaşkanı adayı olarak çıkıp daha başından onları baskılama ve bu konuda kamuoyu oluşturma planları peşindedir.

CHP üyelerinin önüne yangından mal kaçırırcasına ve alelacele aday belirleme açmazı, tercih ikilemi konulmasının başka açıklaması yoktur. Açlık edebiyatına şu sıralar sıkça başvuran CHP yöneticilerine acı bir hatırlatma daha yapalım:

İstanbul başta olmak üzere Ankara, İzmir ve Adana gibi mega kentler; hizmete açtır, hizmete susamıştır. Mesela Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul’da kentsel dönüşüme girmesi veya güçlendirilmesi gereken yüzbinlerce bina için ‘acil eylem planı’ bile yoktur.

İstanbul’u deprem gerçeğine hazırlamak noktasında umursamaz davranan İmamoğlu’nun, komşumuz Yunanistan’daki Santorini halkı kadar bile duyarlılığı kalmamıştır. Ona göre Cumhurbaşkanlığı adaylığını kotarmak; İstanbul’un dağlar misali yığılmış ve volkan gibi patlayabilecek sorunlarından da, depreme hazırlık yapılması mecburiyetinden de daha acildir.

İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı hırsının tsunami dalgaları, boyunu aşmakla kalmamış; İstanbul halkının güvenliğini, esenliğini ve sağlığını çoktan tehdit etmeye başlamıştır. O; görev ve sorumluluklarını yerine getirme azminde bir belediye başkanı değil, Cumhurbaşkanlığı adaylığı aşkıyla yanıp tutuşan tutkulu bir siyasi meczuptur.

“İmamoğlu, prematüre bir Cumhurbaşkanı adayı olacaktır”

Ayrıca İmamoğlu, CHP üyelerinden desturu alırsa prematüre bir Cumhurbaşkanı adayı olacaktır. Doğuma ve seçime daha yıllar varken, bu zamansız ‘yavru’nun vaktinden evvel tevellüdü, CHP için hayra alamet olmayacaktır.

CHP, bu hilkat garibesi alametin duçar olacağı bir dizi sakatlık ve organ yetmezliği illetleriyle boğuşmak zorunda kalacaktır. Prematüre alamet; hasbelkader kuvözden çıkabilirse sağa sola horozlanacak, bu kez de vakitsiz öttüğü için millet gagasını kesecektir.

Velhasıl, erken doğum CHP’ye erken seçim değil, erken hüsran getirecektir. Bu meseleyi bir de millete sormak lazımdır. Bu adamda Cumhurbaşkanlığı yapacak hassa, liyakat, ehliyet ve birikim var mıdır?

Eminiz bu soruya büyük çoğunluk olumsuz cevap verecektir. Acemi jokey Özgür Özel’in işi zordur. Özel, CHP’deki borç batağını ve vakitsiz aday seçimi yangınını hiçbir hamleyle örtemeyecektir. Rekabet edemediği Cumhur İttifakına galebe çalmanın yolunu hakaret, küfür, iftira ve yalan isnatlarda aramak; CHP’ye yarar getirmeyecektir.

Özgür Özel’in; disiplinsizlikleri yüzünden Türk Silahlı Kuvvetleri’nden uzaklaştırılan teğmenlerin bütün masraflarını, tazminatlarını karşılayacaklarını açıklaması ise millet nezdinde bir anlam ifade etmemektedir.

CHP, önce batık belediyelerinin SGK’ya olan milyarlarca liralık borcunu ödemelidir. Zira o paralarda 16,5 milyon emeklinin hakkı vardır.

Özgür Özel’in ve öteki CHP sözcülerinin; politik rekabette öne geçmenin çaresini dilini, üslubunu ve tutumunu sertleştirip seviyeyi büsbütün düşürmekte bulması beyhudedir. Hele siyasi mücadeleyi savaş söylemine dönüştürmek; aczin, yetersizliğin, çaresizliğin işaretidir. Aynı zamanda engellenemeyen garezin, kinin ve nefretin dışavurumudur.

Maalesef; iktidarı bahane ederek her hadiseden, her meseleden devlete düşmanlık çıkarmak sol zihniyetin siyasi geleneğidir. İktidarla devleti birbirine karıştıran, politikayı hangisine dönük yapacağını bir türlü kestiremeyen isyankâr, uyumsuz ve şaşkın kafa yapısı, sol anlayışın ayırt edici özelliğidir.

Ya başını CHP’nin çektiği muhalefetin safına geçip akıl tutulmasında kaybolan, delilik nöbetlerinde yiten sözde milliyetçiler güruhuna ne demelidir?

Bunlar, yakın geçmişte CHP’ye ve ünlü altılı masaya verdikleri ilkesiz, kemiksiz hizmetlerin utancında boğulurken bile MHP ve Cumhur İttifakı aleyhtarlığından vazgeçememişlerdir. Gözlerimizin önünde sahnelenen bu sefil senaryonun teması, muazzam bir politik soysuzlaşma ve kendini inkâr faciasıdır.

Halka mal olmuş sanatçı Ali Ercan’ın bir türküsünde dillendirdiği “Annene bak gör hâlini.”sözünden yola çıkarak biz de CHP’nin kuyruğunda sallanan, bölük pörçük olmuş, derbeder ve sözüm ona milliyetçi taifeye şu sloganla sesleniyoruz: ‘Ablana bak gör hâlini.'”

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Erdoğan’a: Bana Gösterdiğin Sertliği Trump’a Da Göster

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Erdoğan’ın “Bizim icraatımızın ulaştığı yerlere senin hayallerin bile ulaşamaz Ekrem” sözlerine verdiği yanıtta, “Bana gösterdiğin sertliği Trump’a da göster” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin İstanbul 8. Olağan İl Kongresi’nde yaptığı konuşmasında, kendisine yönelik sözlerine yanıt verdi.

Ekrem İmamoğlu, “Cumhurbaşkanı’nın tek derdi bugün yine icraatlarımız olmuş. Kendisine tavsiyem; dokunulmazlığı olmayan bana karşı gösterdiği istikrarlı sertliğin benzerini, “Gazze, ABD toprağı olacak.” diyen ABD Başkanı’na da gösterebilmesi. 2 yıldır hamiliğine soyunduğunuz Gazze için, 3 gündür bu iddialı sözlere tek kelime etmediniz” ifadelerini kullanmıştı.

Erdoğan, “Gelirken bilboardlarda bir şeyler gördüm İstanbul’u konutlarla donatmışlar, bizim 23 yılda yapamadığımızı onlar 5 yılda yapmışlar. Böyle bir şey gördünüz mü? Ey Ekrem efendi, sen bunları delillendir ispat et, bak bakalım Erdoğan ne yapıyor? Bizim icraatımızın ulaştığı yerlere senin hayallerin bile ulaşamaz” demişti.

Paylaşın

DEM Partili Temelli: Demokratikleşmeden Barış Gelmez

DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Abdullah Öcalan” çağrısı sonrası başlayan sürece ilişkin yaptığı açıklamada, “Bunca mücadeleden çıkardığımız en önemli sonuç şu ki bu ülke demokratikleşmeden barış gelmez, bu ülkeye barış gelmeden de bu ülke demokratikleşmez” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), ‘Toplumsal barış ve özgürlük buluşmaları’ kapsamında Hatay’ın Dörtyol ilçesinde halk buluşması gerçekleştirdi. DEM Parti Dörtyol İlçe Örgütü’nde yapılan buluşmaya DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli ile DEM Parti Milletvekili Sümeyye Boz’un yanı sıra çok sayıda kişi katıldı. Toplantı da DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli konuşma yaptı.

Yeni süreci değerlendiren Temelli’nin konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle: “Biz yola çıktığımız günden bugüne kendimizden önceki mücadelenin mirasını devralarak dedik ki bu ülkeye onurlu bir barışı ve demokrasiyi getirmek bizim öncelikli görevimizdir, sorumluluğumuzdur, vazifemizdir. Biz bunun mücadelesini vereceğiz ve öyle de oldu. Onun mücadelesini vererek bugünlere kadar geldik. Bugünden sonra da yine barış ve özgürlük için, barış ve demokrasi için bu yolda yürümeye devam edeceğiz. Bundan kimsenin zaten kuşkusu da yok, kaygısı da yok. Bedeli ne kadar ağır olursa olsun asla bu konuda geri adım atmadık. Bu mücadelelerde vazgeçmedik.

Bunca mücadeleden çıkardığımız en önemli sonuç şu ki bu ülke demokratikleşmeden barış gelmez, bu ülkeye barış gelmeden de bu ülke demokratikleşmez. Bu ülkeye mi? Hayır. Bütün coğrafyanın bugün ızdırabını çektiği şey savaştır, şiddettir. Ama bütün coğrafyanın hasret duyduğu şey de Ortadoğu’suyla, Türkiye’siyle barıştır. Bu hasrete son vermenin yolu mücadeleyi büyütmektir.

Kürt meselesi artık küresel bir meseledir. Demokratik barışçıl bir zeminde çözüme kavuşmadığı sürece aslında ne bölgeye huzur vardır, ne de geleceğe umutla bakabilecek bir anlayış hakim olabilir. O zaman Kürt meselesinin demokratik barışçıl bir çözüme kavuşması siyasi zeminde bir çözüme kavuşması olmazsa olmazdır. Bugün bölge ülkelerine baktığınızda, bölgedeki bütün siyasi yapılara baktığınızda bu meseleye dair elinde bir çözümü olan var mı? Yok. Ellerinde İHA’lar var, SİHA’lar var, tanklar var, toplar var, savaş senaryoları var, paylaşım senaryoları var. Ama ellerinde olmayan tek şey bu nasıl çözüleceğine dair bir siyaset.

“Çözümü savunacağız, çözümün gereği neyse hayata geçireceğiz”

Evet. Bu mesele çözülmeden barış olmayacaksa, bu mesele çözülmeden demokrasi gelmeyecekse o zaman bu çözüme sımsıkı sarılmalıyız. Nedir bu çözecek? Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl çözümü siyasi zemininde çözümü nedir diye baktığınızda bakmanız gereken yer İmralı’dır. Dinlemeniz gereken Sayın Abdullah Öcalan’dır. Bunu sadece biz söylemiyoruz. Artık herkes söylüyor. Çünkü geçmişten bugüne baktığımızda Türk meselesinin demokratik çözümü konusunda kimsenin yol kat edemediği, kimsenin bu meseleyi görmezden geldiği zamanlardan bugüne onlarca yıldır bunun nasıl çözeceğine dair ortaya bir söz koymuştur, bir siyaset koymuştur, bir mücadele koymuştur. Velhasıl bir paradigma koymuştur. Biz DEM Parti olarak işte buna sahip çıkıyoruz. Bunun mücadelesini veriyoruz. Bunun gereklerini yapmak için zaten varız. Diyoruz ki evet bir çözüm var. Biz bu çözümü savunacağız. Bu çözümün gereği neyse bunu hayata geçireceğiz.

Bizler bir diyalog kanalının açılmasına vesile olan heyetimizle beraber aslında iki İmralı ziyareti gerçekleşti. Heyetimiz gitti. Sayın Abdullah Öcalan’la görüştü. İlk görüşme sonrasında yedi maddelik kamuoyuyla bir paylaşım söz konusu oldu. O yedi maddeye dönüp baktığımızda aslında bugünden yarına nasıl bir adımın atılması gerektirdiği konusunda önemli başlıklar var. Bütün toplumun, bütün siyasetin herkesi aslında bir diyalog zeminine, bir müzakere zeminine, bir sürecin arkasına davet ediyor. Herkese sorumluluk yüklüyor. Tabii en başta sorumluluğu da bizlere yüklüyor. Bizlerin bu konuda atacağı adımları yüklüyor.

Evet bizler bu diyalog zeminini büyük umutlar yaratan bu diyalog zeminini bir müzakereye çevirmek, buradan yeniden herkesin beklentisine gelecek bir çözümün kapısını aralamakla mükellefiz. Bunun kapısını açmak zorundayız. Bunun mücadelesini vermek zorundayız. Tabii ikinci görüşmede de yine belirttiğim gibi çalışmalarını devam ettirdiğini, yoğunlaştığını, kamuoyuyla yakında bir paylaşım yapacağını ve bir yeni döneme herkesin hazırlıklı olmasının gerektiğini söyledi. Evet, büyük bir demokratik dönüşüm dönemine hazırlanıyor. Bunun gerçekleşmesi için de işte bizler de burada birlikte bu çabayı veriyoruz.

Bir müzakere zemini nasıl yaratılabilecekse onu yaratmak için varız. Ve bir çözüm süreci olacaksa Kürt meselesi demokratik bir zeminde çözüme kavuşacaksa onun mücadelesini vermek için buradayız. Bunu kimseye havale edip kenarda oturmuyoruz. Tam tersine. Biz mücadeleyi veriyoruz. Herkesi buna davet ediyoruz ve herkesin de bunun bir parçası olmasını istiyoruz. Hiçbir hesaba indirgenmeden herhangi bir partinin kendi hesabıyla yol alabileceği bir şey değil, topyekûn herkesin içinde olacağı bir adımın atılmasını istiyoruz. Umutluyuz. Sayın Öcalan’ı arkasındayız. O hepimiz için baş müzakerecidir. Onun açacağı yolu tüm halklar için başta da halkımız için aslında çok çok önemli gelişmelere neden olacağını çok iyi biliyoruz. Mesele onun atacağı adımlarla ilgili değil. Ondan eminiz zaten. O konuda bir şüphemiz yok.

Mesele biz ne yapacağız? Mesele muhalefet ne yapacak? Mesele iktidar ne yapacak? Mesele dünya ne yapacak? İşte çözümde buluşmalarını sağlayabilmek adına bize sorumluluk düşüyor. Herkes ateşkes olsun istiyor. Bu ancak ve ancak bizim mücadelemizle mümkün. Demokrasi mücadelemizle mümkün. Barış mücadelemizle mümkün. Yoksa kimse biz evimizde oturduk diye kapımızı çalıp bize barışı getirmez. Kapımızı çalıp bize demokrasiyi getirmez. Bir yerde barış, demokrasi umudu varsa onu gidip büyütüp hayata katmak ancak bizim mücadelemizde olur. İşte o yüzden bu toplantıları yapıyoruz. Ve bunu yapmanın yolu da örgütlenmek.”

(Kaynak: Mezopotamya Ajansı)

Paylaşın

Erdoğan’dan İmamoğlu’na: Kendine Gel

Partisinin İstanbul İl Kongresi’nde konuşan Erdoğan, İstanbul’a yapılan yatırımları hatırlatarak, “Bay Ekrem laf ola beri gele yok. Verdiğim rakamlara dikkat et, ondan sonra da kendine gel” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin İstanbul 8. Olağan İl Kongresi’nde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“İstanbul, bir semtini sevmeye bir ömrün kâfi gelmeyeceği güzel İstanbul. Toprağında sahabeler yatan, fahri kâinat efendimizin sancaktarı Eyüb El Ensari Hazretleri’ni sinesinde misafir eden aziz İstanbul. Fatih Sultan Mehmet’in fethine mazhar olduğu emsalsiz İstanbul.

Medeniyet bahçemizin gülistanı, lalezârı, hüsn-ü hattı, erguvanı zarif İstanbul. İlimde derinleşmenin, estetikte incelmenin, sanatta yükselmenin adı, ocağı, adresi, vakur İstanbul. Milletimizin aşkı, sevdası, tutkusu yâri İstanbul. Seni bugün bir kez daha sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Güzelliğinle tüm dünyanın gözlerini kamaştıran, kalbimizde her zaman ayrı bir yeri olan İstanbul’umuzda il kongremiz vesilesiyle sizlerle bir araya gelmenin bahtiyarlığını yaşıyorum. AK Parti İstanbul 8. olağan ilk kongremizin partimiz, ülkemiz, milletimiz ve gözbebeğimiz İstanbul için hayırlara vesile olması için Rabbimden niyaz ediyorum.

Kıymetli yol ve dava arkadaşlarım. Biliyorsunuz bugün İstanbul teşkilatımızda bayrak değişimi yaşanıyor. 4 yıldır İstanbul il başkanlığı görevini şanla, şerefle, sorumluluk bilinciyle yürüten ve bugün nöbeti devreden Osman Nuri Kabaktepe’ye partim ve teşkilatım adına teşekkür ediyorum. Gençler unutmayın, 2028’den sonra yeni bir İstanbul yeni bir Türkiye inşa edeceğiz.

Bugünden itibaren AK Parti İstanbul İl Başkanlığı vazifesini üstlenecek olan Abdullah Özdemir kardeşime Rabbimden üstün hizmetler ve başarılar niyaz ediyorum. Abdullah Özdemir, tabiri caizse çekirdekten yetişmiş Bağcılar Gençlik Kolları’ndan başlayarak partimizin çeşitli birimlerinde görev almış, örnek çalışmalarıyla göz doldurmuş kardeşimizdir.

Abdullah kardeşimizin Osman Nuri kardeşimizden devralacağı emanete hakkıyla sahip çıkacağına, partimizi daha da yüksek seviyelere taşıyacağına yürekten imanım var. Kendisini ve ekibini şimdiden tebrik ediyorum. Unutmayın AK Parti bir erdemliler hareketidir. Ana kucağıdır, baba ocağıdır, vatan için aşkla çarpan kalplerin buluşma noktasıdır. Bu kutlu hareketin her bir mensubu partimiz ve ülkemiz için ter döken her bir yol arkadaşımız adını tarihe şimdiden yazdırmıştır.

Gönül ve kültür coğrafyamızda, dünyanın farklı köşelerinde bu harekete destek veren her bir kardeşimiz bizim için değerlidir. Şu an bu salonda bulunan her bir kardeşimin bu hareketin hikâyesinde silinmez bir yere sahip olduğunu özellikle vurgulamak istiyorum.

Görevimiz ne olursa olsun hepimiz kökü mazide, gözü atide olan kutlu bir davanın neferleriyiz. Tayyip Erdoğan olarak, genel başkan sıfatımdan ziyade bu hareketin bir neferi olmanın heyecanı her zaman kalbimin derinliklerinde hissettim. Sizlerin yol ve mücadele arkadaşı olmaktan her zaman şeref duydum. Son nefesime kadar da AK Parti’nin millet, memlekete ve insanlığa hizmet mücadelesinde yer almanın haklı gururunu yaşayacağım.

Şunu lütfen hiçbir zaman unutmayınız; 14 Ağustos 2001’de partimizi nasıl kurduysak, 3 Kasım 2002’de milletimizin oyu ve duasıyla nasıl yola çıktıysak, vesayet odaklarını, kirli yapıları, karanlık planları nasıl yıktıysak, kapatma davalarını, muhtıraları, gece yarısı bildirilerini, alçak saldırıları nasıl püskürttüysek, engelleri, yasakları, kısıtlamaları nasıl ortadan kaldırdıysak Allah’ın izniyle çok daha fazlasını yine birlikte başaracağız.

Unutmayın; gençler 27 Nisan’da, 7 Şubat MİT krizi, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimlerinde bu devlete ihanet edenlerin yakasına nasıl yapıştıysak, gariplerin, mazlum, mağdurların, dışlananların, hor görülenlerin sesini hem ülkemizde hem de dünyada nasıl duyurduysak, 22,5 yıldır Türkiye’yi başarıdan başarıya nasıl koşturduysak. Gelirken bilboardlarda bir şeyler gördüm İstanbul’u konutlarla donatmışlar, bizim 23 yılda yapamadığımızı onlar 5 yılda yapmışlar! Böyle bir şey gördünüz mü? Ey Ekrem efendi, sen bunları delillendir ispat et, bak bakalım Erdoğan ne yapıyor?

Bizim icraatımızın ulaştığı yerlere senin hayallerin bile ulaşamaz Ekrem! Şimdi aynı azim ve kararlılıkla aynı hizmet aşkıyla çalışarak ülkemizi bölgesinde ve dünyada çok daha yüksek seviyelere götüreceğiz.

Bu vesile ile Cumhur İttifakı ortağımız MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli’ye şahsım ve partim adına geçmiş olsun dileklerimi iletiyor kendisine yüce Allah’tan acil şifalar diliyorum. Sağlık durumu iyi olan sayın Bahçeli’nin nekahat dönemini bir an önce tamamlayarak Türkiye’ye hizmet mücadelesini eskisinden daha büyük kararlılıkla devam edeceğine inanıyorum. Bugün yaptığım telefon görüşmesinde durumunun gayet iyi olduğunu kendinden dinleme fırsatı buldum.

Ben değil biz diyeceğiz. Aramıza nifak tohumları ekmeye kalkanların oyunlarına gelmeyecek, pusuda bekleyen fitne tüccarlarına ümit kırıntısı dahi vermeyeceğiz. Biz çıkar birliği değil; dava arkadaşlığı, kader ortaklığı yapmış, kardeşçe kenetlenmiş kadroyuz.

Bulunduğumuz görevlere sadece aziz millete layıkıyla hizmet yapmak için geldik. Millet bizi buralarda tuttuğu müddetçe de kimin ne dediğine bakmadan hizmet üretmekten bir an olsun geri durmayacağız.

İnancımızda küfre açılan bir kapı olarak görülen yeis tuzağına asla düşmeyecek, işimize ve hedeflerimize odaklanacağız. Bu toprakları birbirine daha sıkı bağlarla kenetlemeyi sürdüreceğiz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak iç cephemizi sağlamlaştıracak, 85 milyonun hayallerini gerçeğe dönüştürmenin gayretinde olacağız.

Milli güvenliğimize tehdit oluşturan tüm yapılarla mücadelemizi, şehit ailelerimizin ve gazilerimizin yüzünü kara çıkartmayacak şekilde sürdüreceğiz. Mevla yâr ve yardımcımız olsun, yolumuzu bahtımızı açık etsin diyorum.

Dün 53 bin 737 canımızı yitirdiğimiz 6 Şubat depremlerinin ikinci seneyi devriyesiydi. Asrın felaketinde hayatını kaybeden kardeşlerimi bir kez daha rahmetle yâd ettik. Onun için Adıyaman’daydık. Üzerinden 2 asır geçse dahi böylesi büyük afeti unutmak mümkün değil.

Rabbim kederli ailelerimize sabr-ı cemil ihsan eylesin. Depremin yıldönümünde de afetzedelerimizi yalnız bırakmadık. Bakanlarımız, milletvekillerimiz, genel merkez, MYK, MKYK üyelerimiz deprem bölgesindeki şehirlerimizi ziyaret etti. Adıyamanlı kardeşlerimizle kucaklaştık hem depremzedelerimize yeni yuvalarının anahtarını teslim ettik hem de bazı hayırseverlerimize plaketlerini takdim ettik.

Dağ ne kadar yüce olsa yol üstünden geçer. Konutlarıyla, altyapı projeleri, sosyal donatı alanları, hastaneleri, okulları, işyerleriyle şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırıyoruz. Son 2 yılda depremin yol açtığı kayıp ve zararın telafisiyle afet risklerinin azaltılması için 2,6 trilyon liralık kaynak kullandık.

201 bin 580 konut ve işyerinin kurasını çektik, anahtarlarını hak sahibi vatandaşlarımıza teslim ettik. Yerinde dönüşüm projemizde 38 bin 202 adet bağımsız bölümün yapımına başlandı. Biz yıkıntılarla uğraşırken muhalefetten birileri çıkmış ‘hükümet bu enkazın altında kalır’ demişti. Yine o günlerde bu yükün altında ezilmemiz için ellerini oğuşturanlar milletin yürek yangınından siyasi rant devşirmeye çalışanlar vardı.

Haritada yerini dahi bilmedikleri ülkeleri Türkiye’ye örnek gösterecek olanlar olmuştu. Vatandaşın umudunu kırmak, irademizi örselemek için herşeyi denediler. Yapamazsınız, bu inşaatları bitiremezsiniz dediler. Akıl, insaf, ahlak dışı iddia ile karşımıza dikildiler. Tökezlememizi bekleyenlerin hevesini kursaklarında bıraktık. Cevabımızı teslim ettiğimiz 201 bini aşkın konutla verdik. Siyasetteki kadrolu hizmetsizler korosunu 2 yılda inşa ettiğimiz yol, hastane, okul, üretim tesisleriyle hayal kırıklığına uğrattık.

Elbette henüz her şey bitmiş değil. Teslim etmemiz gereken birçok konut, yapacak çok işimiz var. İlk günden beri mesuliyetimizin bilinci ile hareket ediyoruz. Konutların yüzde 45’ini teslim ettik. Kalan 250 bin konut ve işyerini hızlıca bitirmenin gayretindeyiz. Söz verdik, ahd ettik, Allah’ın izniyle milletimize mahçup olmayacağız.

Artçı sarsıntılar devam ederken ortalığı velveleye verip de 2 yıldır ortalıkta görünmeyen deprem turistlerine bir çift sözüm var. Asrın vicdansızlığını sergilediniz, depremzedelerimize oy tercihinden dolaıyı hakaret ettiniz. Hiç mi kendinizden utanmıyorsunuz. Hiç mi vicdan azabı duymuyorsunuz.

Bir çift sözüm de bol bol vaat dağıtıp sırra kadem basanlaradır. Hani bedava ev yapıyordunuz, hani herşeyi ücretsiz sağlıyordunuz? Ne oldu, niçin sözlerinizin arkasında duramadınız? Her fırsatta hükümeti, devleti, AK Parti’yi acımasızca eleştiriyorsunuz. Bizim yaptıklarımızı kötüleyeceğinize belediyeler eliyle yapsaydınız ya! Şu anda yönetimi sizde olan belediyelerde ne yapıyorsunuz? Bedava konutları, evleri, işyerleri unuttunuz mu? Niçin yapmıyorsunuz? Elinizi tutan mı oldu, sizi engelleyen mi oldu? Neden yapmadığınızı çıkın milletimize, depremzedelere lütfen açıklayın.

Bu soruların hiçbirine tatmin edici cevap veremezler. Siyaset yapmakla polemik yapmayı aynı şey zannediyorlar. Unutmayın her tırtıldan kelebek olmaz maalesef bunların kozasında ülkeye ve millete hizmet eden siyasetçi çıkmıyor. Deprem bölgesinde verdikleri sözler seçim sonrasında unutuldu gitti. Bu işleri az çok bilen herkes Türkiye’nin deprem bölgesinde yürüttüğü çalışmalardan hayranlık ve takdirle bahsediyor.

Biz 100 bin 200 bin konut yaptık deyince hayretlerini gizleyemediklerini defalarca gördük yurt dışında. Ana muhalefet partisi deprem meselesinde bile polemik yapıyor. Karalama, kötüleme peşinde koşuyor.

Bu tür durumlar için büyüklerimizin kullandığı bir kelam-ı kibar vardır. Eskiler hem iş yapmayıp, yapılan işe çalım atanlara dinime dahleden bari müselman olsa, derler. Ana muhalefetin ahvali de tam olarak böyle. Depreme dair, depreme hazırlığa dair ne bir projeleri ne de elle tutulur bir icraatları var. İnşa etmek deyince akıllarına ev, köprü, yol, hastane değil balya balya dizilen para kuleleri geliyor. Şişirilmiş konser faturaları ile belediyeleri yağmalamaları kâr sayıyorlar. Halk düşmanı radikal sol örgütlerin sloganıyla adliye önünde polise saldırmak neredeyse rutinleri hale geldi.

Devletin hakim, savcısı ile uğraştıkları kadar bünyelerini saran yolsuzluk, hırsızlık, kayırmacılıkla uğraşmıyorlar. Parti içi iktidar kavgası gözlerini kör etmiş durumda. Yıllarca Gandi Kemal diyerek omuzlarında taşıdıkları şahsı bugün gık dese linç ediyorlar. Salındaki ve solundakilerin arasında kalmaktan pestile dönmüş mevcut genel başkanın çaresizliği, öfkesi artık diline vuruyor.

Millete hakaret edenlerle teşriki mesaisi arttıkça sayın Özel’in uslübu değişmeye başladı. ‘Hata ettik’ tavır sergilemektense hakaret ederek suç bastırmaya çalışıyor.

“Yönettikleri belediyelerde fetret dönemi yerini çöküş dönemine bıraktı”

Yönettikleri belediyelerde fetret dönemi yerini çöküş dönemine bıraktı. Trafikten toplu ulaşıma, temel belediyecilik hizmetlerinden çevreye kadar İstanbul dahil büyükşehirlerimiz sapır sapır dökülüyor. Artık İstanbul’da yanan otobüslerden geçilmiyor. Kendi televizyon kanallarındaki ekran yüzlerini dahi isyan noktasına getirdiler. Kokudan, bozuk yollardan, yanan otobüslerden, depreme dair tedbirsizlikten artık onlar bile rahatsız olmaya başladılar.

Daha önce neydi çöp, çukur, çamur. Aynı hale gelmedi mi İstanbul? Makyaj döküldükçe bu tepkiler daha da artacaktır. İş üretenlerle polemik üretenlerin farkı zamanla daha net görülecektir. Bu aziz şehre hizmet etmeyi görevimiz, asli sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Bir semtini bile sevmenin bir ömre bedel olduğu İstanbul’a layık olabilmek için canla başla çalışıyoruz.

İstanbul’a son 22 yılda toplamda 3 trilyon 850 milyar lira tutarında kamu yatırımı yaptık. Adalette 34 milyar, eğitimde 234 milyar, gençlik ve sporda 53 milyar, sosyal yardımlarda 372 milyar, sağlıkta 141 milyar, çevre ve şehircilikte 584 milyar, ulaştırmada 1 trilyon 393 milyar, tarım ve ormanda hibe destekleri dahil 85 milyar, sanayi ve teknolojide 154 milyar, enerjide toplam 431 milyar, kültür ve turizmde 67 milyar, çalışma ve sosyal güvenlikte 300 milyar lira yatırım yaptık.

Devlet, vakıf 37 adet yeni üniversite kurduk İstanbulumuza. Toplam 192 adet spor tesisi kazandırdık. Şurayı görüyorsunuz değil mi, inşallah Ankara’da yaptığımız basket müsabakasının bir tanesini de burada yapacağız.

4 bin 50 yataklı Sancaktepe Şehir Hastanesi, 500 yataklı Beykoz Devlet Hastanesi, 300 yataklı Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 200 yataklı Avcılar Devlet Hastanesi inşaatları devam ediyor. Süreyyapaşa Şehir Hastanesi, FSM Şehir Hastanesi, Haydarpaşa Numune Eğitim ve Hastanesi projeleri tamamlandı, yapım ihaleleri bu yıl içerisinde gerçekleşecek.

İstanbul’da 260 bin konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik, 24 bin yapının yapımı sürüyor. Kentsel dönüşüm çalışmalarımız hızla devam ediyor. 40 bini çevre bakanlığımız kanalıyla 871 bini özel sektörün eliyle 911 bin bağımsız birimin dönüşümü tamamlandı.

İstanbul’da yaklaşık 19 milyon metrekare büyüklüğünde 54 millet bahçesi projemiz var. Toplamda 5,5 milyon metrekarelik 34 millet bahçesinin yapımını tamamladık. 9 millet bahçesinin inşası, 12 millet bahçesinin proje ve yer seçimi devam ediyor.

Avrasya Tüneli ile Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü hizmete aldık. İstanbul-İzmir Otoyolu’nu tamamlayıp hizmete sunduk. TEM Otoyolu’nda trafiğin rahatlamasını temin edecek Başakşehir Çam Sakura Şehir Hastanesi ile Olimpiyat Stadı’na ulaşımını kolaylaştıracağız.

Sarıyer-Kilyos Tüneli ve bağlantı yolu projemiz devam ediyor. İstanbul’da bir baştan diğer başa modern raylı sistem ağlarıyla donattık. Marmaray ile bugüne kadar yaklaşık 1 milyar 271 milyon yolcu taşıdık.

Bay Ekrem laf ola beri gele yok. Verdiğim rakamlara dikkat et, ondan sonra da kendine gel. Hizmete sunduğumuz metro hattı uzunluğu 162 kilometre. Şu anda Halkalı-İstanbul Havalimanı hattımızın 17,5 kilometrelik Halkalı-Arnavutköy kesimiyle 4,53 kilometre uzunluğundaki Altunizade-Çamlıca Camii Bosna Bulvarı’nın yapımına devam ediyoruz.

İstanbul-Ankara YHT hattımızdan sonra tamamen yeni bir hat olacak Ankara-İstanbul Süper Hızlı Tren hattı projesini gündeme aldık. 344 kilometre olacak süper hızlı tren hattımız saatte 350 km. hıza çıkarak seyahat süresine 80 dakikaya indirecek. 2018’de hizmete aldığımız İstanbul Havalimanımız Türkiye’yi küresel havacılıkta zirveye taşıdı.

2023 yılı sonunda Sabiha Gökçen Havalimanımızın hizmet kapasitesini ikiye katlayan ikinci pistin açılışını yaptık. Tersane İstanbul projesini hayata geçirdik.

Çamlıca Televizyon Radyo Kulesi’ni hizmete sunduk. Yeni Atatürk Kültür Merkezi binasını inşa ettik. Rami Kışlası’nı muhteşem kültür merkezine dönüştürdük. Şehrimize 6 endüstri bölgesi, 18 teknopark, 420 ARGE kurduk. 8 bin 235 özel sektör projesinde yaklaşık 2 trilyon lira yatırım gerçekleşti. 384 bin kişilik istihdam sağladık.

İstanbulla birlikte 81. il kongremizi gerçekleştiriyor ve artık bu süreci nihayete erdiriyoruz. İnşallah bugünden itibaren 23 Şubat’ta yapacağımız büyük kongremize hazırlanacağız. 29 il kongremize bizzat katılarak teşkilatlarımızla kucaklaştık, ahdimizi ve kavlimizi yeniledik. Kongrelerimiz AK Parti’ye yakışır bir şekilde gerçekleşmiş, hareketimiz bu zorlu maratondan hamdolsun güçlenerek çıkmıştır.

Tüm kongrelerimizde dayanışmayı yücelttik, kardeşliği pekiştirdik. Gece gündüz demeden koşturan tüm kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Allah hepinizden razı olsun diyorum. Göreve yeni başlayan kardeşlerimize başarılar diliyor, bayrağı devreden kardeşlerime emek ve gayretleri için teşekkür ediyorum, ahirete irtihal eden tüm kardeşlerime Mevla’dan tekrar rahmet diliyorum. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Sağolun, varolun, Allah’a emanet olun, kalın sağlıcakla.”

Paylaşın

Ankara’da 33 İstanbul’da 70 Kişi Sahte İçkiden Yaşamını Yitirdi

Son yıllarda fiyatların ve vergilerin artmasıyla birlikte Türkiye’de sahte içkiden kaynaklanan ölümlerde artış yaşanıyor. Son dönemde Ankara’da 33 İstanbul’da 70 kişi sahte içkiden yaşamını yitirdi.

Haber Merkezi / Ankara Valisi Vasip Şahin, Anafartalar Şehit Kamil Arslan Polis Merkezi Amirliği Açılış Töreni’ninde yaptığı konuşmada sahte alkol kullanımına bağlı 33 kişinin vefat ettiğini ve 20 kişinin hastanelerde yoğun bakımda tedavi altında olduğunu söyledi.

Sahte alkollü içki ile mücadele kapsamındaki çalışmalar sonucu 102 ton etil ve metil alkol ele geçirildiğini belirten Vali Şahin, bunların 62 tonunun Düzce ve Konya’dan elde edildiğini, yaklaşık 40 tonunun da il sınırları içinde ele geçirildiğini kaydetti.

Şahin, hem kaçak alkol üretimi hem de satımı yapan 32 şahsa yönelik işlem yapıldığını belirtirken, bu kişilerden 13’ünün tutuklandığını, 17’sinin ise tutuklama talebiyle sevk edildikleri adli birimlerce adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını söyledi.

Ankara Valiliği’nden 4 Şubat’ta yapılan açıklamada, son günlerde sahte alkole bağlı ölüm olaylarında artış gözlendiği belirtilerek şu ifadeler kullanılmıştı:

“Konuyla ilgili kolluk kuvvetlerimiz ve gıda denetim birimlerimiz yoğun tahkikat ve denetim faaliyetlerini sürdürmekte ve çeşitli miktarlarda sahte alkol üretiminde kullanılan malzemeler ele geçirilmekte olup; sorumlular hakkında gerekli adli ve idari işlemler titizlikle yürütülmektedir.”

İstanbul’da 4 Ocak – 6 Şubat tarihleri arasında sahte içkiden kaynaklı 70 kişi hayatını kaybetti. 150’den fazla kişinin de hastaneye başvurduğu öğrenildi. Sahte ve kaçak içkiyle mücadeleye yönelik çalışmalarla ilgili bilgi veren İstanbul Valisi Davut Gül, şu ifadeleri kullandı:

“Sahte ve kaçak alkolle mücadele kapsamında 190 şahıs yakalandı, 11’i tutuklandı, 86 bin 274 litre sahte-kaçak alkol ele geçirildi. Akaryakıt kaçakçılığıyla mücadelemizde 371 denetimde 126 bin litre kaçak akaryakıt ele geçirildi. Ele geçirilen tüm bu kaçak ürünlerin piyasaya sürülmesinin engellenmesiyle 259 milyon lira vergi kaybı önlendi.”

Sahte içki ölümleri

Son yıllarda fiyatların ve vergilerin artmasıyla Türkiye’de sahte içki tüketiminden kaynaklanan ölümlerde artış yaşanıyor.

Özellikle yılbaşı gibi tüketimin yoğun olduğu dönemlerde yasa dışı yollardan üretilen içki ürünleri piyasaya sürülüyor. Bu ürünler genellikle merdiven altlarında üretiliyor ve ayrıca insan sağlığına ciddi zarar verebilecek metanol gibi maddeler içeriyor.

Uzmanlar, vatandaşları bandrolsüz veya şüpheli içki satın almamaları konusunda uyarıyor. Sahte içkinin kokusu, rengi veya tadı normal içkilerden kolayca ayırt edilemeyebilir. Bu nedenle tüketicilerin yalnızca güvenilir kaynaklardan alkol satın alması gerektiği belirtiliyor.

Sahte içki tüketen kişilerde genellikle 12-24 saat içinde baş ağrısı, mide bulantısı, görme kaybı, bilinç kaybı gibi belirtiler ortaya çıkıyor.

CHP’den iktidara acil önlem çağrısı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, son zamanlarda sahte içki nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısındaki artışa dikkat çekerek iktidara çağrı yaptı. Bulut, “Ankara’da sahte içki yüzünden 33 kişi hayatını kaybetti, 20 kişi yoğun bakımda. İktidara bir kez daha söylüyoruz: Acil önlem alın” dedi.

Bulut, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, alkol fiyatlarındaki fahiş artışın, vatandaşları sahte içkiye yönlendirdiğine, bunun sonucunda ise ölümlerin yaşandığına dikkat çekti.

Bulut, “Halkın yaşam tarzına müdahaleye varan vergi ve zamlar, astronomik raf fiyatları sahte içkiyi, halk sağlığı sorununa dönüştü. Ankara’da sahte içki yüzünden 33 kişi hayatını kaybetti, 20 kişi yoğun bakımda! İktidara bir kez daha söylüyoruz: Acil önlem alın” ifdelerini kullandı.

Paylaşın

İsrail, Filistinlilerin Gazze’den Ayrılması İçin Hazırlıklara Başladı

Uluslararası toplumun muhalefetine rağmen İsrailli yetkililer, ABD Başkanı Donald Trump’ın Filistinlileri Gazze Şeridi dışına yerleştirme önerisini hayata geçirmek için somut adımlar atmaya başladı.

Haber Merkezi / İsrail Savunma Bakanı İsrael Katz’ın, İsrail Savunma Kuvvetleri’ne (IDF) Gazze Şeridi’nde yaşayanların bölgeyi gönüllü olarak terk etmelerine yönelik bir plan hazırlamaları talimatı verdiği duyuruldu.

İsrael Katz, “İsrail’in Gazze’deki eylemleri konusunda yanlış ithamlarda bulunan İspanya, İrlanda, Norveç ve diğer ülkelerin yasal olarak Gazzelileri kendi topraklarına kabul etme yükümlülükleri bulunduğunu” öne sürdü.

“(Bunu) reddederlerse ikiyüzlülükleri ortaya çıkacaktır” diyen Katz, diğer yandan Kanada gibi göçmen kabul programı olan ülkelerin de daha önce Gazzelileri kabul etmeye gönüllü olduklarını ifade ettiklerini hatırlattı.

Hamas’ın Gazzelileri canlı kalkan olarak kullandığı iddiasını yineleyen Katz, karadan çıkış opsiyonunun yanı sıra bölgeden ayrılanlar için deniz ve hava yolu düzenlemelerinin de olacağını söyledi. İsrael Katz, “Gazze halkı, dünyada her yerde olduğu gibi serbest dolaşım ve göç hakkına sahip olmalıdır” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’in çatışmalar sona erdikten sonra Gazze’yi ABD’ye teslim edeceğini ve Gazze’deki nüfusun başka yerlere yerleştirileceğini kaydetti. Trump, bu durumun, sahada ABD askerlerine ihtiyaç duyulmayacağı anlamına geldiğini belirtti.

Trump’ın Gazze Şeridi’ni sahiplenip geliştirerek “Ortadoğu’nun Rivierası” haline getirmeyi hedeflediğini açıklamasının dünya çapında tepki görmesinden bir gün sonra İsrail’de, orduya Gazze’de yaşayanların bölgeden “gönüllü ayrılışına” izin vermeye hazırlanma emri verildi.

Daha önce ABD askerlerinin Gazze’ye konuşlandırılmasını reddetmiş olan Trump, sosyal medya platformu Truth Social’da yaptığı yorumlarında planlarına açıklık getirdi.

Truth Social paylaşımında Trump, “Gazze Şeridi, çatışmalar sona erdiğinde İsrail tarafından ABD’ye teslim edilecek” dedi. Filistinliler’in “bölgede yeni ve modern evleri olan çok daha güvenli ve güzel topluluklara zaten yerleştirilmiş olacaklar” şeklinde devam eden Trump, “ABD’nin hiçbir askerine ihtiyaç duyulmayacağını” belirtti.

Trump, “ABD’nin dünyanın dört bir yanından gelen büyük kalkınma ekipleriyle birlikte çalışarak, inşaatın yavaş ve dikkatli bir şekilde başlayacağını ve dünya üzerindeki türünün en büyük ve en görkemli gelişmelerinden biri haline geleceğini” belirtti ve “Bölgede istikrar hüküm sürecek!!!” dedi.

Gazze’deki onlarca Filistinli, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendilerini Gazze Şeridi’nden çıkarmaya yönelik “cehennem planını” protesto etti. Merkezdeki Deir al-Belah kasabasında bir çadır kampında barınan Filistinliler, Gazze’nin dışına kalıcı olarak yerleştirilme fikri karşısında dehşete düştüklerini ve bunu kabul etmeyeceklerini ifade ettiler.

Paylaşın

MHP Lideri Devlet Bahçeli “Kalp Ameliyatı” Oldu

MHP Lideri Devlet Bahçeli, Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nde kalp ameliyatı olduğu bildirildi. Bahçeli’nin tıbbi durumunun son derece iyi olduğu ve dinlendiği belirtildi.

Haber Merkezi / Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Selim Yurdakul, Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin sağlık durumuna ilişkin bir açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli planlı tetkik ve tedavileri için 4 Şubat 2025 tarihinde Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesine yatırılmıştır. Yapılan tetkik ve tıbbi değerlendirmeler sonucunda, 10 yıl önce değiştirilmiş kalp kapağındaki dejenerasyon bulguları üzerine, 6 Şubat 2025 tarihinde mevcut kapak girişimsel olarak değiştirilmiş olup, işlem komplikasyonsuz olarak çok başarılı şekilde tamamlanmıştır. Tıbbi durumu son derece iyi ve stabil olup, odasında dinlenmektedir. Kısa zaman içerisinde hastane süreci tamamlanarak günlük yaşantısına dönecektir.”

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Semih Yalçın, sosyal medya hesabından grup toplantısının Bahçeli’nin devam eden ‘öksürük rahatsızlığı’ nedeniyle iptal edildiğini aktarmıştı. Yalçın, “alınan sağlık tedbirleri” ve “sürdürülen tedaviye rağmen” Bahçeli’nin “öksürüğünün” geçmediğini, hekimlerin “daha ileri seviye tetkikler yapılması tavsiyesinde bulunduğunu” belirtmişti.

Semih Yalçın, “Söz konusu rahatsızlığın kalıcı tedavisine yönelik çok yönlü tıbbi test ve değerlendirmeler sürmektedir. Sayın Genel Başkanımızın sağlığı yerindedir” demişti.

Paylaşın

“Büyük Geometri Ustası”nın Kayıp Eserleri Keşfedildi

Bilim insanları, 1600’lerden beri Hollanda’daki Leiden Üniversitesi Kütüphaneleri’nde bulunan 11. yüzyıla ait bir Arapça el yazmasında Büyük Geometri Ustası Pergalı Apollonius’un iki kayıp kitabını buldu.

Apollonius (MÖ 262-MÖ 190), hiperbol, elips ve parabol terimlerini tanıttığı, “Apollonius’un Konikleri” (MÖ 2.00 civarı) adlı eseri ile tanınır. “Apollonius’un Konikleri” antik Yunan matematiğinin en önemli eserlerinden biriydi. Eser, bir duvara el feneri tuttuğunuzda görebileceğiniz eğriler olan elips, parabol ve hiperbol teorisini ele alır.

Bilim insanları, antik dünyanın ünlü matematikçilerinden Büyük Geometri Ustası Apollonius’a ait, daha önce kaybolmuş ve son derece önemli iki kitabı ortaya çıkardı. Bu eserler, Hollanda’daki Leiden Üniversitesi Kütüphaneleri’nde muhafaza edilen bir Arapça el yazması içinde bulundu.

Bu keşif, Leiden Üniversitesi Yayınları tarafından yayımlanan “Peygamberler, Şairler ve Bilginler” adlı kitabın bir parçası olarak duyuruldu. Kitap, toplam 50 bölümden oluşuyor ve İslam dönemi bilim geleneğine dair önemli bilgiler içeriyor.

MÖ 262 – 190 yılları arasında yaşamış olan Apollonius, Yunan matematik tarihinin en büyük isimlerinden biri olarak kabul edilir. Özellikle “Konikler” adlı eseri, hiperbol, elips ve parabol gibi temel geometrik kavramları tanıtmış ve bilim dünyasında büyük bir etki yaratmıştır.

Yeniden keşfedilen el yazması, Apollonius’un kayıp olan 5. ve 7. kitaplarını içeriyor. Bu bölümler, Rönesans döneminde Avrupa’daki bilim insanları tarafından kaybedilmişti.

Eser, 17. yüzyılda Hollandalı doğubilimci ve matematikçi Jacob Golius tarafından Orta Doğu’daki seyahatleri sırasında edinilmiş ve 200’den fazla Arapça el yazmasını içeren bir koleksiyonun parçası olarak Leiden Üniversitesi’ne getirilmişti.

Apollonius’un eserinin yanı sıra, Golius’un topladığı diğer Arapça el yazmaları da İslam dünyasının zengin bilimsel mirası hakkında önemli bilgiler sunuyor. Bu el yazmaları sadece derin matematiksel bilgiler içermekle kalmıyor, aynı zamanda ustalıkla yazılmış hat sanatı ve karmaşık geometrik illüstrasyonlar ile de dikkat çekiyor.

Hollandalı matematikçi ve tarihçi Jan Pieter Hogendijk, Apollonius’un Arapça el yazmasını değerlendirirken şunları söyledi:

“Bu el yazması, hem bilimsel içeriği hem de muhteşem hat sanatı ve süslemeleriyle büyüleyici. Orta Çağ’daki Müslüman bilim insanlarının ve kâtiplerin zekâsını, disiplinini ve yoğun konsantrasyonunu yansıtıyor. Bu nitelikler, günümüzün teknoloji odaklı dünyasında sıklıkla eksik olan unsurlar.”

“Peygamberler, Şairler ve Bilginler” kitabının birçok bölümü, Arap ve Müslüman bilim insanlarının çeşitli alanlardaki katkılarını ele alıyor. Bu alanlar arasında astronomi, kozmografi, zooloji, botanik ve matematik bulunuyor.

Kitapta ayrıca ünlü Müslüman kozmograf İbn Muhammed el-Kazvînî’nin “Acaibü’l-Mahlukat ve Garaibü’l-Mevcudat” (Yaratılmışların Harikaları ve Mevcudatın Gariplikleri) adlı eseri de inceleniyor. Bu ansiklopedik eser, böceklerden mitolojik yaratıklara kadar birçok farklı varlığı tanımlıyor.

Örneğin, kitabın bir bölümünde insan yüzlü, beyaz sakallı, kurbağa gövdeli ve inek kıllarına sahip gizemli bir deniz yaratığından bahsediliyor. Günümüzde bu tasvirin erken dönem bir fok betimlemesi olduğu düşünülüyor.

Sharjah Üniversitesi’nden Profesör Mostafa Zahri, Batı’daki akademik kurumların Leiden Üniversitesi, British Library ve Fransa Ulusal Kütüphanesi gibi yerlerde binlerce Arapça, Farsça ve Osmanlıca el yazmasını muhafaza ettiğini belirtti. Ancak bu el yazmalarının çoğu hâlâ yeterince incelenmiş değil. Zahri, bu eserlerin gerçek değerinin ortaya çıkarılabilmesi için Batılı ve Arap bilim insanları arasında daha fazla iş birliği, dijitalleştirme ve erişim kolaylığı sağlanması gerektiğini vurguladı.

Utrecht Üniversitesi Eğitim Koordinatörü Wilfred de Graaf, İslam el yazmalarını incelemenin önündeki en büyük engellerden birinin Arapça, Farsça ve Türkçe bilen uzman sayısının azlığı olduğunu ifade etti. Ancak, 11. ve 14. yüzyıllar arasında Avrupa bilimini şekillendiren İslam bilim geleneğine olan ilginin arttığını belirtti.

2025’in başlarında, Leiden Üniversitesi bilim insanları, Sharjah Üniversitesi’nde Arapça bilimsel metinlerde kullanılan ebced sayı sistemini öğretmek üzere bir atölye düzenledi. Bu sistemde, her Arap harfi belirli bir sayıya karşılık gelmekte (tıpkı Roma rakamları gibi). Ayrıca, bu sistemin zaman ölçümünde (saat, dakika, saniye) ve açılarda (derece, yay dakikası, yay saniyesi) hâlâ kullanılmakta olan 60 tabanlı sayı sistemiyle birlikte çalıştığı anlatıldı.

Katılımcılar ayrıca, erken dönem bir usturlap (astrolabe) üzerinde ebced sistemiyle yazılmış astronomik sayıları inceledi. Bu alet, Arap astronomlarının gökyüzünü ölçmek ve haritalamak için kullandığı gelişmiş bir bilimsel cihazdı.

(Kaynak: Cumhuriyet)

Paylaşın

Trump, İsrail’in Gazze’yi ABD’ye Teslim Edeceği Sözlerini Tekrarladı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’in çatışmaların sona ermesinin ardından Gazze Şeridi’ni ABD’ye devredeceğini ve orada ABD askerine ihtiyaç duyulmayacağını söyledi.

Haber Merkezi / Trump’ın önerisini memnuniyetle karşıladıklarını belirten İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, “Başkan Trump’ın Gazze nüfusunun büyük bir bölümünün dünyanın çeşitli yerlerine taşınmasını sağlayabilecek cesur planını memnuniyetle karşılıyorum” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social isimli sosyal medya platformu üzerinden Gazze Şeridi’ne yönelik yeni bir açıklama yaptı. Trump, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Gazze Şeridi, çatışmaların sona ermesiyle İsrail tarafından ABD’ye devredilecek. Filistinliler, bölgede yeni ve modern evlere sahip çok daha güvenli ve güzel topluluklara yerleştirilecek.

ABD, dünyanın dört bir yanından harika ekiplerle çalışarak, türünün dünya üzerindeki en büyük ve en muhteşem gelişmelerinden biri olacak olan şeyin inşasına yavaş ve dikkatli bir şekilde başlayacak.”

Trump’ın önerisini memnuniyetle karşıladıklarını belirten İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, “Başkan Trump’ın Gazze nüfusunun büyük bir bölümünün dünyanın çeşitli yerlerine taşınmasını sağlayabilecek cesur planını memnuniyetle karşılıyorum” dedi.

Salı günü Oval Ofis’te İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’yu ağırlayan Başkan Donald Trump, Filistinliler’in başka yerlere yerleştirilmesinin ardından, ABD’nin Gazze Şeridi’ni devralacağını söylemiş; Amerikan askerinin süreçte görev alması ihtimalini yok saymamıştı.

ABD Başkanı Donald Trump, açıklamasında, “ABD Gazze Şeridi’ni devralacak ve biz de orada bir iş yapacağız. Burayı sahipleneceğiz ve sahadaki tüm tehlikeli, patlamamış bombaların ve diğer silahların etkisiz hale getirilmesinden sorumlu olacağız. Yıkıntıları temizleyip bölge halkı için sınırsız sayıda iş ve konut sağlayacak bir ekonomik kalkınma yaratacağız” demişti.

Donald Trump ayrıca “Konuştuğum herkes ABD’nin bu toprak parçasına sahip olması, gerçekten muhteşem bir alanda muhteşem olacak bir yeri geliştirmesi ve binlerce istihdam yaratması fikrini çok seviyor” ifadelerini kullanmıştı. Trump, “Gerekirse bunu yaparız. O toprak parçasını devralacağız ve geliştireceğiz” demişti.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt Çarşamba günü düzenlediği basın toplantısında, Başkan Trump’ın bölgede Amerikan askerinin görev almasını taahhüt etmediğini belirtmişti.

Sözcü Leavitt, Ortadoğu sorunu konusunda senelerdir aynı kişilerin aynı çözümlerde ısrarcı olduğunu ancak Başkan Trump’ın Salı günü gündeme getirdiği teklifin kalıpların dışında bir fikir olduğunu kaydetmişti.

Başkan Trump’ın ABD’nin bölgede istikrarın sağlanması için Gazze’nin yeniden inşasında rol oynaması gerektiğine inandığını ve Gazze’nin yeniden yapılandırılması için Trump yönetiminin bölgedeki ortaklarıyla çalışacağını söyleyen Leavitt, “Bu Gazze’ye asker gönderilmesi anlamına gelmiyor” demişti.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Trump’ın Gazze Şeridi ile ilgili açıklamalarını başlangıçta desteklemişti. Trump’ın hamlesinin “düşmanca olmadığını” belirten Rubio, Çarşamba günü yaptığı açıklamada da “Bence, yeniden inşa etme ve yeniden inşa için sorumluluk alma teklifi çok cömertçeydi” diye konuşmuştu.

Trump’ın sadece “devreye girerek, molozları kaldırmayı ve yıkım alanını temizlemeyi” teklif ettiğini kaydeden ABD’li Bakan, “Bu süre zarfında bölgedeki insanlar orada yaşayamazlar” diye eklemişti. Rubio, Trump’ın evlerin ve işyerlerinin yeniden inşasını desteklemek istediğini belirterek, “Böylece insanlar daha sonra geri taşınabilecekler” diye konuşmuştu.

Paylaşın