AK Parti’de Oy Kaybına Karşı Hangi Önlemler Konuşuluyor?

AK Parti ve MHP’nin Meclis’e sunduğu seçim kanunu değişikliği siyasetin ana gündem başlıklarından birisi olurken siyasi partiler de seçim hazırlıklarına hız verdi. AK Partili kurmaylar kurmaylar ise oy kaybını görerek strateji değiştirmek gerektiğini savunuyor.

CHP Antalya’da ‘İktidara hazırız’ sloganıyla il başkanlarının katıldığı örgüt buluşması gerçekleştirdi, İYİ Parti Ankara’da ‘İl Başkanları Çalıştayı’ düzenledi. MHP Antalya’da belediye başkanları toplantısı yaparken AK Parti’de de seçim stratejisini belirlemek için toplantı üstüne toplantı yapılmaya başlandı.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; özellikle ekonomik zorluklar nedeniyle oylarda görünür bir düşüş olduğunu kabul eden AK Partili kurmaylar buna karşın halen birinci parti olduklarına dikkat çekiyor, zorluğun ise 50+1 gereken Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşanacağını kaydediyor.

‘Strateji değiştirmek gerekiyor’

Bugüne kadar yapılan birçok seçimde oyları konsolide etmek için kutuplaştırma siyasetinden sonuç alındığına dikkat çeken kurmaylar bu seçimde ise oy kaybını görerek strateji değiştirmek gerektiğini savunuyor.

AK Parti’de öne çıkan birçok siyasetçinin savunduğu bu stratejiye göre seçim çalışmasının daha kapsayıcı, kuşatıcı, herkesi kucaklayan bir dil ve üslup üzerine kurulması gerekiyor. Partinin reformcu kimliğinin yeniden öne çıkarılarak topluma “Biz yaptık, yine yaparız” duygusunun verilmesi gerektiği ifade ediliyor.

AK Parti iktidarı döneminde yapılan hizmetlerin anlatıldığı daha sakin bir dil kullanılması gerektiğine dikkat çeken kurmaylar, “Her gün artı bir oy kazanmak zorunda olan biziz” diyor. Seçim stratejisi kapsamında yapılan toplantılardan çıkan sonucun bir süre sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunulması bekleniyor.

Paylaşın

Altı Genel Başkanın Gündemi: Ekonomik Söylemde Birliktelik

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çalışmasını tamamlayan ve ortak metne imza atan 6 muhalefet partisinin lideri, bir aylık aranın yeniden bir araya geliyor. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde Pazar akşamı düzenlenecek çalışma yemeğinde konuşulacak konular merak konusu olurken, gözler bir yandan da buluşma sonrasında yapılacak açıklamaya çevrildi.

DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün haberine göre; Toplantıda AKP ve MHP’nin Seçim Yasası teklifinin gündeme geleceğine dair yorumlar yapılsa da, muhalefet partilerinin yetkilileri bu konunun kapsamlı bir şekilde gündeme gelmeyeceğini belirtiyor. Yetkililerin bu konudaki gerekçesi ise, teklifin henüz TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilip yasalaşmamış olması.

“İttifak, en fazla iki partiden oluşabilir diyebilirler”

DEVA Partisi Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı İdris Şahin, yasanın görüşmeleri sırasında TBMM Genel Kurulu’nda değişiklikler olabileceğini bu nedenle de toplantıda bu konunun kapsamlı bir şekilde gündeme gelmesinin beklenmediğini söyledi. Seçim Yasası teklifinin 6’lı masayı etkileyecek bir yanı olmadığını ifade eden Şahin, “Resmi Gazete’de yayınlanmadan onun değerlendirmesi liderler tarafından yapılmaz” dedi. Teklifin bir buçuk senedir görüşmelerinin sürdüğünü hatırlatan Şahin, “Örneğin komisyonda değişikliklere uğradı. Bir buçuk senedir bunu öngörmemişler miydi? Mayınlı bir iki konu var. Onlarda da değişiklik olabilir. Mesela, ‘İttifak en fazla iki partiden oluşabilir’ diyebilirler” ifadesini kullandı.

Söylem birlikteliği için iş birliği

Toplantının gündem maddeleri arasında ittifakın ilke ve esasları ile seçim süreci ve sandık güvenliği bulunuyor. Bununla birlikte vatandaşı doğrudan ilgilendiren konularda da yürütülecek iş birlikleri de toplantının gündem maddeleri arasında bulunuyor. Partilerin ekonomik programları ve vaatlerini vatandaşa anlatırken, temel konularda söylem birlikteliği yakalanması adına kurulacak iş birliği için bir yol haritası oluşturması da bekleniyor.

“Öncelikli gündemimiz, yangın yerine dönen ekonomi”

DEVA Partisi Sözcüsü İdris Şahin, toplantıda gündem maddelerine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Şahin, “En başta ekonomide yaşananlar, kur korumalı mevduat uygulamasının ülkeye kaybettirdikleri, Ramazan sofralarındaki pahalılık, Rusya-Ukrayna krizi, NATO görüşmeleri mutlaka değerlendirilir” dedi. Olası bir ittifak halinde ilkeler ve değerlerin ne olacağı konusunu gündemlerine aldıklarını belirten Şahin, her partinin öncelikleri olacağını ama ağırlıklı olarak Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’le ilgili geçiş sürecinin yol haritasını konuşacaklarını söyledi.

Şahin, “Bizim için öncelik, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinde yol haritası, bununla ilgili hangi adımlar atılacak, yürütmede Cumhurbaşkanının yetkileri nasıl kullanılacak gibi konular ve bununla birlikte, yangın yerine dönen ekonomi” ifadesini kullandı. Toplantı sonrasında bir ortak metin de paylaşılacağını kaydeden Şahin, ortak metinde bundan sonraki süreç içerisinde seçim ve seçim güvenliğine yapılabilecek iş birliği esaslarının yer almasının beklendiğini kaydetti.

Enginyurt: Vaatlerimizi masaya yatıracağız

Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Cemal Enginyurt’un verdiği bilgiye göre de liderler, Pazar günü vatandaşa yönelik seçim vaatlerini masaya yatıracak. Enginyurt, “Bu toplantılar artık Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem toplantısı olmaktan çıkacak. Topluma ne anlatacağımızın konuşulacağı toplantılar olacak” ifadesini kullandı. İşsizlik ve yoksulluğun giderek arttığını belirten Enginyurt, “Biz kendi adımıza millete olan vaatlerimizi masaya yatıracağız ve bunları nasıl anlatacağımızı planlayacağız” dedi.

Pazar günü bu iş birliğinin yol haritasının çizilmesini beklediklerini ifade eden Enginyurt, Millet İttifakı ile ilgili de dikkat çekici ifadeler kullandı. CHP’nin ittifakın ana merkezi olduğunu belirten Enginyurt, “6 partinin kurmuş olduğu bu ittifak Türk milletine umut olmuştur. CHP, bu birlikteliğin ana vagon görevini görmektedir” dedi. İttifakın bozulmaması gerektiğini kaydeden Enginyurt, “Bu ittifakı bozacak olan bedelini çok ağır öder. Bu ittifakı bozmaya, millete zulmetmeye kimsenin hakkı yoktur” diye konuştu.

Yamalı: Geçiş sürecidir, ilkelerle ilgili konudur

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Nedim Yamalı da Millet İttifakı’nın yerel seçimlerdeki başarısına dikkat çekerek, ittifakı başarılı bulduklarını ve iş birliği yollarının araştırılmasını istediklerini söyledi. 28 Şubat’ta yapılan toplantının öncesinde açıklanan sonuç bildirgesini hatırlatan Yamalı, iş birliği içinde bulunan partilerin sağlıklı bir ittifak oluşturabilme çabası göstermesi konusunda karar aldığını vurguladı. Bu kapsamda her ay toplantı yapılmasının kararlaştırıldığını da hatırlatan Yamalı, “Bu bir geçiş sürecidir, ilkelerle ilgili konudur” dedi.

“Ekonominin yol haritası gündeme gelebilir”

Toplantıda “popüler siyasi konuların” gündeme geleceğini kaydeden Yamalı, ittifak ile ilgili “Genel seçimler için de daha da genişletilmesi, içinin daha da doldurulması ve her kesimi kuşatır hale gelmesini ve sadece bir seçim ittifakı ile sınırlı kalmamasını istiyoruz” ifadesini kullandı. Yamalı, seçim sonucunu da yönetecek bir süreç için programların şimdiden çalışılmasını istediklerini kaydetti. Gündem maddeleri ile ilgili “Ekonominin yol haritası, anayasa değişiklikleri için yol haritası, adalet ve yargı konuları ile ilgili çalışmalar gündeme gelebilir” diyen Yamalı, toplantıda çalışma gruplarının da oluşturulabileceğine dikkat çekti.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ndan ‘Basın Özgürlüğü’ Mesajı

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Basın Konseyi’nin kuruluşunun 35’nci yılı nedeniyle gerçekleştirilen etkinlikte yaptığı konuşmada, “Anayasa’da gayet açık bir hüküm var: ‘Basın hürdür, sansür edilemez’. Bu kadar basit ama sansür ediliyor. Hürlüğü kalmadı ve şu anda basın gerçekten ciddi bir risk altında. Gazeteciler cidden büyük bir risk altında.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin yaptığı açıklamanın devamında, “Olması gereken aslında basına yönelik sağlıklı ve tutarlı bir kültür oluşturmak. Her görüşten gazetecinin özgürce yazabildiği, siyaset kurumunu rahatlıkla eleştirebildiği bir ortama, bir kültüre ihtiyacımız var. İngiltere’de yazılı bir Anayasa yok ama hiç kimse İngiltere’de demokrasi yok demiyor. Tam tersine demokrasinin beşiği olarak kabul ediliyor.” dedi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, açıklamasını, “O zaman biz bu kültürü hangi görüşten olursak olalım bu kültürü yerleştirmek zorundayız. Sağcısı, solcusu, ortacısı, çağdaşı, çağdaş olmayanı neyse ama bu kültürün olması lazım. Bu kültürü yerleştirdiğimiz zaman Anayasa’da şu yazıyor ya da bu yazıyor diye düşünmeyeceğiz. Evet, burada bir haksızlık var ve bu haksızlığın bir şekilde giderilmesi lazım.” sözleriyle sürdürdü.

Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmasının sonuna doğru gençlere de değinerek, “Bu ortak görevi yerine getirdiğimiz zaman özellikle kaderi değiştirecek olan da 6 milyon 300 bin genç yeni seçmen, yani gençler. Gençlerin umutları var, onların özgürlüğe ihtiyaçları var. Onlar özgürce yazmak, Özgürce konuşmak istiyorlar ve onlara büyük bir umut bağladığımı da ifade etmek isterim. Çünkü, Türkiye’de demokrasinin gelişmesi ve kökleşmesi için onlar kendi özgür iradeleri ile var olan otoriter bir yapıyı değiştirecekler. Buna da yürekten inanıyorum.” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul’da Basın Konseyi’nin 35. Kuruluş Yıl Dönümü kutlamasına katıldı. Kılıçdaroğlu’nun konuşması şöyle:

“Ciddi sorunlarımız var, hepiniz bunları biliyorsunuz. Şunu ifade etmek isterim hayatım boyunca hiç umutsuz olmadım. Türkiye güzel, dinamik bir ülke, dolayısıyla bütün sorunlarını çözebilecek yetkinliğe sahip bir ülke biz bunu yapak zorundayız. Ama demokratik kurallar içerisinde yapmak zorundayız. Biliyorum hapiste gazeteciler var, biliyoruz doğru haberlerin bile mahkeme kararıyla internet sayfalarından kaldırıldığı var. Bunları da biliyoruz.

Doğru habere ulaşmanın yasaklandığı bir ülkeden geçiyoruz, her ne kadar Anayasa, ‘basın sansür edilemez’ dese de aslında Anayasa’nın da gerçekten askıda olduğunu da biliyoruz. Bazen yasalar ile belli şeyleri düzeltmeye çalışıyoruz veya Anayasa değişiklikleri ile belli şeyleri güvence altına alabilir miyiz alamaz mıyız diye çaba harcıyoruz. Dediğim gibi Anayasa’da gayet açık bir hüküm var: ‘Basın hürdür, sansür edilemez’. Bu kadar basit ama sansür ediliyor. Hürlüğü kalmadı ve şu anda basın gerçekten ciddi bir risk altında. Gazeteciler cidden büyük bir risk altında.

“Haksızlık var ve bu haksızlığın bir şekilde giderilmesi lazım”

Bu kültürü oluşturmak da hepimizin ortak görevi. Özellikle bizleri yazılarıyla, haberleriyle aydınlatan medyanın görevi. Medya bu konuda elinden geleni yapıyor, biliyorum ama o kadar ciddi bir ayrışma var ki… Bir grup, bizim havuz medyası diye tanımladığımız, iktidar ne yaparsa yapsın onları hep haklı çıkarmaya çalışıyor. Burada da doğal olarak vatandaşın kafası karışıyor, acaba hangisi doğrudur diye.

Bütün gazetecilere, köşe yazarlarına, habercilere elbette bir çağrıda bulunmak isteriz; haklının yanında, adaletin yanında durmak, doğru haberin peşinde koşmak, toplumu aydınlatmak onların görevi. Hiçbir politikacı şunu unutmasın. Bir politikacının en büyük avantajı özgür medyanın olmasıdır, bağımsız medyanın olmasıdır. Özgür ve bağımsız bir medya, bizim göremediğimizi görür; bizim yanlış yaptığımızı hatırlatır ve bizim yanlışları tekrar etmememize yol açar. Medya bu kadar önemliyken, biz medyayı doğru haber yaptığı için cezalandırıyoruz. Bu yüzden de buradan da artık Türkiye’nin çıkması lazım. Şunu ifade edeyim, az kaldı, inşallah hep beraber, hep birlikte demokratik yöntemlerle sandığa giderek, özgür irademizi kullanarak Türkiye’yi bir kabustan çıkarmak zorundayız. Bu hepimizin ortak görevidir.

“Buna da yürekten inanıyorum”

Bu ortak görevi yerine getirdiğimiz zaman özellikle kaderi değiştirecek olan da 6 milyon 300 bin genç yeni seçmen, yani gençler. Gençlerin umutları var, onların özgürlüğe ihtiyaçları var. Onlar özgürce yazmak, Özgürce konuşmak istiyorlar ve onlara büyük bir umut bağladığımı da ifade etmek isterim. Çünkü, Türkiye’de demokrasinin gelişmesi ve kökleşmesi için onlar kendi özgür iradeleri ile var olan otoriter bir yapıyı değiştirecekler. Buna da yürekten inanıyorum.

Basın konseyi 35. Yılını kutluyor. 35 yıl önemli bir süreç, dolayısıyla 35 yıl içinde basının sorunlarını aktarmak ve o sorunların çözümü için mücadele etmek son derece değerlidir. Bütün basın çalışanlarına hepinizin huzurunda teşekkür etmek benim için temel bir görevdir.”

Paylaşın

Babacan: Sistem, Türkiye’yi Depresyona Soktu

Partisinin Yıldırım ilçe kongresinde konuşan DEVA Lideri Babacan, “Taraflı ve partili Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nde ülkemiz her yıl daha mutsuz oluyor. Huzur getirecek dedikleri sistem Türkiye’yi depresyona soktu” dedi.

Haber Merkezi / Babacan, konuşmasının devamında, “Gençlere, gasp edilen hayatlarını iade etmeyi taahhüt ediyoruz. Yarının Türkiye’si için gençlerin aklına ihtiyacımız olduğunu iyi biliyoruz. Biz gençlere fırsat eşitliği sağlayacağız.” ifadelerini kullandı.

Babacan, “Gençlerin istihdam olanaklarını arttıracağız. Onlara düşüncelerini ifade edebilecekleri, yeteneklerini geliştirebilecekleri özgürlükçü bir iklim sunacağız. İş baskısıyla, siyasi iklim baskısıyla, sosyal çevre baskısıyla nefeslerinin kesilmeyeceği, kendileri gibi olacakları bir ülke hazırlayacağız.” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Bursa’da partisinin Yıldırım ilçe kongresinde konuştu. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Dünya Mutluluk Endeksi yayınlandı. 146 ülkede en üst sırada Finlandiya, en alt sırada Afganistan var. Türkiye tam 112. sırada, yakın zamanda toprağında savaş görmüş Irak’tan daha mutsuz. Ülkeleri gelir, özgürlük, sağlık, sosyal yardım, yolsuzluk, eğitim ve satın alım gücü kriterlerine göre sıraladığınızda Türkiye kötü durumda. Değerli bir şairimiz ‘Kim istemez mutlu olmayı, ama mutsuzluğa da var mısın?’ demiş…  Bu dizeler belli ki Erdoğan ve Bahçeli ortaklığının seçim sloganı. Artık ülkeyi mutlu yapabilme imkânları yok.

“Türkiye’yi mutlu gençlerin, kadınların, çalışanların ülkesi yapacağız”

En kısa zamanda, ülkeyi bir kişinin kafasına estiği gibi yönetmesine son vereceğiz. Tüm vatandaşlarımızın hukuk güvenliğini sağlayacağız, refahını yükselteceğiz. Türkiye’yi mutlu gençlerin, mutlu kadınların, mutlu çalışanların, mutlu insanların ülkesi yapacağız. Otoriter ittifak ortaklarının DEVA Partisi’ni engellemek için ürettiği tüm o entrikaları boşa çıkaracağız.

Ülkede antidepresan ilaç satışları ciddi ölçüde artmış durumda. Eczacılara soruyorum, ‘Satışlar çok arttı’ diyorlar. Bir araştırma yapılmış, 2017 yılında ülkede 48 milyon kutu satılırken, bu rakam 2021’de 59 milyon kutuya çıkmış. İnsanlar daha çok stres çekiyorsa, bu durum hükûmetin eseri. Taraflı ve partili Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nde ülkemiz her yıl daha mutsuz oluyor. Huzur getirecek dedikleri sistem Türkiye’yi depresyona soktu.

Gençlere, gasp edilen hayatlarını iade etmeyi taahhüt ediyoruz. Yarının Türkiye’si için gençlerin aklına ihtiyacımız olduğunu iyi biliyoruz. Biz gençlere fırsat eşitliği sağlayacağız. Gençlerin istihdam olanaklarını arttıracağız. Onlara düşüncelerini ifade edebilecekleri, yeteneklerini geliştirebilecekleri özgürlükçü bir iklim sunacağız. İş baskısıyla, siyasi iklim baskısıyla, sosyal çevre baskısıyla nefeslerinin kesilmeyeceği, kendileri gibi olacakları bir ülke hazırlayacağız.

“Gençlerin pencereden kafalarını çıkarmaları en az 100 lira”

Gençler, ‘Harçlıklarımızla sokağa çıkmak, bir kafede oturmak, sinemaya gitmek mümkün değil artık’ diyor. Geçen gün Ankara’da şehir merkezinde bir sinemanın bilet fiyatlarına baktım. Öğrenci bileti 26 lira. Alışveriş merkezlerinde bir sinema filmi öğrencilere 36 lira. Yarın Dünya Tiyatrolar Günü. Gençler tiyatroya gidemiyor. Yemesiydi, içmesiydi derken, geldiğimiz noktada, gençlerin evin penceresinden kafasını çıkarması en az 100 lira.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin altında Türkiye’nin imzası var. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yargıçlar görev yapıyor. Rahmetli Özal’dan bu yana vatandaşlarımızın AİHM’e başvuru hakkı var. Taraf olduğumuz uluslararası anlaşma ve sözleşmelerin iç hukukumuzu bağladığı kendi Anayasamızın hükmü. Özal niye ‘Vatandaşlarımız içeride sıkışırsa ortağı olduğumuz AİHM’e başvurabilsin’ demiş? 1980 darbesinden sonra işbaşına geldi. Bunu, hak ihlallerinin yapıldığı, ‘bir sağdan, bir soldan’ diye gencecik çocukların canına kıyıldığı dönemden sonra yaptı. Bugün AİHM bir karar veriyor; Sayın Erdoğan ‘Uymuyorum’ diyor. Anayasa Mahkememizin kararlarına ‘Saygı duymuyorum’ diyor. Böyle bir şey olmaz, olamaz. Kendi anayasasını, yasasını ihlal eden bir hükûmet asla başarılı olamaz.

“Partimize üye olan vatandaşımızın sosyal yardımını kesmişler”

Sosyal yardımları bağımlılık sağlansın diye değil, vatandaşlarımız zor durumdan çıksın diye, sosyal devlet ilkesi gereği sağlayacağız. Esas olan, bir ülkede sosyal yardım almak zorunda olan vatandaşların sayısını azaltmaktır. Daha çok insanın devlet yardımlarına muhtaç hale gelmesi belki de hükûmetin işine geliyor. Pek çok ilde, ilçede duyuyorum; sosyal yardım, sosyal destek almak için iktidar partisine üyelik kartını soruyorlar. Çanakkale’de partimize üye olan vatandaşımızın sosyal yardımını kesmişler. Niye? DEVA Partisi’ne üye oldu. Devlet olmak bu mu?

23 Aralık’ta, 24 Aralık’ta dövize endeksli kur koruma mevduat hesabına 100 lira yatıran vatandaş üç ay sonra 127 lira aldı. Üç ayda yüzde 27… Hey gidi faiz düşmanı Erdoğan… Geldiği noktaya bakın. Bunun yıllık bileşiği yüzde 160. Geçen ay üç haneli enflasyonu gösterdiler, şimdi de üç haneli faiz ödüyorlar. Kime? Bir avuç mevduat sahibine ödüyorlar. Kur bu seviyede giderse, bir yılda bu mevduatlara 40 milyar lira faiz ödeyecekler.”

Paylaşın

HDP’nin Kapatılacağını Düşünenlerin Oranı Yüzde 13

Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi’nin HDP hakkındaki kapatma davasına ilişkin sorusuna, ankete katılanların yüzde 47,8′, “kapatılamaz” cevabı verirken, yüzde 13,7’si “kapatılabileceğini” söyledi.

Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi’nin 4-8 Mart 2022 tarihleri arasında bölge illerinde seçim gündemli araştırmasının sonucunu açıkladı.

16 kentte yapılan araştırmada katılımcılar, Türkiye’nin 1. öncelikli sorununun ekonomik / kriz işsizlik (76,3’ü) 2. öncelikli sorununun Kürt sorunu (17, 4),  3. Öncelikli sorunun ise eğitim sistemi (17) olduğunu söyledi.

Araştırmada “Bu Pazar Bir Genel Seçim Olsa Hangi Partiye Oy Veririsiniz?” diye soruldu. Seçmenin yüzde 12’si “oy kullanmayacağım” derken 37,7’si HDP, yüzde 15,6’sı CHP, yüzde 14,6’sı AKP’ye oy vereceğini ifade etti.

Sadece HDP seçmenine sorulan  “HDP Kapatılırsa Hangi Partiye Oy Vereceksiniz?” sorusuna ise; katılımcıların yüzde 78,2’si “HDP’nin Kuracağı Partiye veya Adres Olarak Göstereceği Partiye Oy Veririm” dedi.  Yüzde 9’u “Başka Bir Partiye Kesinlikle Oy Vermem” derken yüzde 4,1’i “Başka Bir Partiye Oy Veririm” cevabını verdi.

Katılımcılara “Erken Bir Genel Seçime Gidilmesi Gerektiğini Düşünüyor Musunuz?” sorusu soruldu. Görüşmecilerin yüzde 64,9’u “evet gidilmeli” derken, yüzde 17,9’u “hayır”, yüzde 17,3 “kararsızım” yanıtını verdi.

Araştırmada HDP hakkındaki kapatma davasına da ilişkin soru yöneltildi. Ankete katılanların yüzde 47,8′, “kapatılamaz” cevabı verirken, yüzde 13,7’si “kapatılabileceğini” söyledi.

“Mevcut Durumda Var Olan İttifaklara Oy Verir Misiniz?” sorusuna ise; görüşmecilerin yüzde 15,1’i “Cumhur ittifakına”, yüzde 16,1’i millet ittifakına oy verebileceğini belirtti.

“6 Muhalefet partisinin güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş programı için bir araya gelmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna da katılımcıların yüzde 42,7’si “olumlu” değerlendirirken, yüzde 37,8’i “kararsız” olduğunu belirtti. Olumsuz bulanların oranı ise yüzde 19,5 oldu.

“Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Dönüş Programı İçin Bir Araya Gelen 6 Muhalefet Partisinin Buluşmasında HDP’nin Yer Almamasını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?” sorusuna ise katılımcıların yüzde 36,6’sı “HDP’nin katılmamış olmasını olumsuz” bulurken, yüzde 18,6’sı da “olumlu” bulduğunu belirtti.

Paylaşın

CHP’li 11 Büyükşehir Belediye Başkanı’ndan İktidara Çağrı

CHP’li 11 büyükşehir belediye başkanı, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun ev sahipliğinde Kuşadası’nda bir araya geldi. Basına kapalı düzenlenen toplantıyla ilgili yapılan açıklamada, CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun’un değerlendirmelerine yer verildi.

Haber Merkezi / CHP’li belediye başkanlarının başarılı bir performans sergilediklerini belirten Torun, yapılan anketlerde bu kentlerdeki oy oranlarının arttığının görüldüğünü dile getirdi. Yerel seçimlerdeki başarıyı ilk genel seçimde de ortaya koyacaklarını aktaran Torun özetle şunları söyledi:

“Buradaki en büyük gücümüz, vatandaşın nezdinde en büyük güvenimiz, belediye başkanlarımızın, belediyelerimizin başarısı. Onlar her türlü zorluğa, baskıya, dayatmaya rağmen işlerini olağanüstü yapıyorlar. Onların başarısıyla bu ülkenin geleceğinin çok daha iyi olacağına ve bu ülkenin onların hizmetleriyle normalleşeceğine yürekten inanıyorum.”

Ardından İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Eskişehir, Aydın, Antalya, Muğla, Mersin, Tekirdağ ve Hatay büyükşehir belediye başkanları ortak bir açıklama yaptı. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Büyükşehir Belediye Başkanları olarak düzenli aralıklarla gerçekleştirdiğimiz toplantılarımız için bu kez “Efeler Diyarı” Aydın’da bir araya geldik. Aydın buluşmasında pandemi, savaş, iklim krizi ile gıda, enerji ve petrol ürünlerinde fiyat artışının yaşandığı son dönemde özellikle tarım alanında yaşanan güncel gelişmeler değerlendirilmiş, gelecek yıllarda yaşanması beklenen gıda temini sorununun önlenmesi adına Büyükşehir Belediyelerimizin yaptığı ve yapacağı çalışmalar ele alınmıştır.

Geride bıraktığımız 3 yılda Büyükşehir Belediyelerimiz kırsal kalkınma alanında önemli başarılara imza atmış; kadın kooperatiflerinin ve tüm tarımsal kalkınma kooperatiflerinin desteklenmesi, sözleşmeli üreticilik, hibe destekler ve hayvancılık alanlarında üreticilerimizin yanında olmuştur. Buluşmada kırsal kalkınmadaki destekler ile bu desteklerdeki ürün ve yöntem çeşitliliğinin artırılması için yapılacak çalışmalarda kurumlarımızın birlikte hareket etme iradesi vurgulanmıştır.

Gerek iklim krizi gerekse savaş nedeniyle birçok ülke ve Türkiye’miz gıda kriziyle yüzleşmektedir. 11 Büyükşehir Belediyesi olarak hükümeti, ülkemizde de büyümekte olan gıda krizini çözmek üzere, belediyelerimizi de içerecek şekilde ulusal bir istişare toplantısı düzenlemeye ivedilikle davet ediyoruz. Özellikle kıyı bölgelerinde geçtiğimiz sene büyük orman yangınları yaşanmış, bu yangınlara müdahale ve koordinasyon konusunda sorumluların yeterli donanıma sahip olmadığı gözlemlenmiştir.

Büyükşehir Belediyelerimiz, yangınlarda ve doğal afetlerde yerel yönetimlerin, vatandaşlarımızın yanında olduğunu yakından hissettirmiştir. Büyükşehir Belediyelerimizin, yaklaşan yaz ayları öncesinde orman yangını felaketlerine karşı yapacağı ortak çalışmalar değerlendirilmiş ve geçtiğimiz yıl faaliyete geçirilen “Orman Bilim Kurulu”nun çalışmalarının yakından takip edileceği konusunda ortak karar alınmıştır. Bu konuda Belediyelerimiz, Valilikler, Orman Bakanlığı yetkilileri ve ilgili kurumlarla acil bir toplantı yapılması gerektiğini belirtiyor, her türlü iş birliğine açık olduğumuzun altını bir kez daha çiziyoruz.

Buluşmada ayrıca ulaşım, eğitim, bilişim projeleri ve kadınların istihdama katılması hakkında değerlendirilmelerde bulunulmuştur. Büyükşehir Belediyelerimiz kentlerimizi daha yaşanabilir hale getirmek için uzun vadeli yatırımları, altyapı çalışmalarını, büyük ölçekli ulaşım ve çevre projelerini hayata geçirmektedir.

Büyükşehir Belediyelerimiz, zorlu ekonomik koşullara ve anbean yükselen maliyetlere rağmen su, ulaşım ve ekmek fiyatları ile sosyal yardımlarda direnç noktalarını yukarıda tutmaya azami gayret gösterecektir. 11 Büyükşehir Belediye Başkanı olarak bir kez daha altını çiziyoruz: Mevcut ekonomik koşullar nedeniyle yapılan ve yapılabilecek tarife değişikliklerinin sorumlusu yerel yönetimler değil, merkezi yönetimdir. Hükümet yetkililerinin, Belediyelerin kur kaynaklı zararlarını karşılaması bunun yanında artan gider kalemlerine karşı gelirlerinin de aynı ölçüde artırılacağı çalışmalar yapması gerekmektedir.

Millet İttifakı Belediyeleri olarak, önümüze çıkarılan tüm zorluklara ve malum ekonomik koşullara rağmen geleceğimiz için heyecanla çalışmaya devam edeceğiz. Milletimiz dünya tarihinde, en zorlu fırtınaların ardından dahi güneşin nasıl doğacağı konusunda deneyimli ve yol gösterici kimliğiyle bilinmektedir. Bizler de bu yol göstericiliğin ışığında, 3 yıllık görev dönemimizde olduğu gibi, özellikle mübarek Ramazan Ayı ve sonrasında da kimseyi ayırt etmeden vatandaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle 11 Büyükşehir Belediye Başkanı olarak milletimizin mübarek Ramazan ayını şimdiden kutluyor; bolluk, bereket, mutluluk ve hayırlar getirmesini diliyor; Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” sözünün takipçileri olarak yakın coğrafyamızda yaşanan Ukrayna-Rusya Savaşı’nın da son bulmasını yürekten temenni ediyoruz.”

Paylaşın

Ukraynalı Çocukların Yarısından Fazlası Yerinden Edildi

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), bir aydır süren savaşın ardından Ukraynalı çocukların yarısından fazlasının yerinden edildiğini açıkladı. Buna göre, savaş ülkede yaklaşık 7,5 milyon çocuk nüfusunun yarısından fazlasının (4,3 milyon çocuk) yerinden edilmesine yol açtı.

Buna, komşu ülkelere mülteci olarak geçen 1,8 milyondan fazla çocuk ve şu anda Ukrayna’da ülke içinde yerinden edilmiş 2,5 milyon çocuk da dâhil.

UNICEF Genel Direktörü Catherine Russell, Ukrayna-Rusya savaşının, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana, en fazla oranda çocuğun yerinden edildiği savaşlardan biri olduğunun altını çizerek şunları söyledi: Bu, gelecek nesiller için kalıcı sonuçlar doğurabilecek korkunç bir dönüm noktası. Çocukların güvenliği, refahı ve temel hizmetlere erişimi, durmaksızın devam eden bu korkunç şiddetin tehdidi altında.

OHCHR verileri

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’ne (OHCHR) göre, 24 Şubat’ta savaşın başlamasından bu yana, Ukrayna’da 78 çocuk öldü ve 105 çocuk yaralandı. OHCHR, bu rakamların BM’nin doğrulayabildiği raporlardan hareketle bildirildiğini, gerçek ölü sayısının muhtemelen çok daha fazla olduğunu aktardı.

DSÖ verileri 

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ise son dört hafta içinde, ülke genelindeki sağlık tesislerini etkileyen 52 saldırı olduğunu bildirdi. Tahmini olarak 1,4 milyon insanın güvenli suya erişimi yokken, 4,6 milyon insanın suya erişimi sınırlı veya suları kesilme riskiyle karşı karşıya. 6 ila 23 aylık 450.000’den fazla çocuğun tamamlayıcı gıda desteğine ihtiyacı var olduğu aktarıldı.

Öte yandan UNICEF, kızamık ve çocuk felci de dâhil olmak üzere rutin aşılar ve çocukluk çağı aşılarının yapılma oranlarında bir azalma olduğunu gözlemledi. Kuruluş bunun, özellikle insanların şiddetten korunduğu aşırı kalabalık bölgelerde, aşı ile önlenebilir hastalıkların hızla yayılmasına yol açabileceğini aktardı.

Mavi noktalar

UNICEF, Ukrayna’nın Kiev, Kharkiv, Dnipro ve Lviv de dâhil olmak üzere 9 bölgesindeki 49 hastaneye tıbbi malzeme ulaştırarak 400.000 anne, yenidoğan ve çocuk için sağlık hizmetlerine erişimi iyileştirdi. Kuruluş, kuşatma altındaki topluluklara su ve hijyen malzemeleri dağıtmaya devam ediyor. Ayrıca, akut çatışma bölgelerinde çalışan gezici çocuk koruma ekiplerinin sayısını 22’den 50’ye çıkarttı ve 2,2 milyondan fazla insanın ihtiyaçlarını desteklemek için 63 TIR hayat kurtaran malzeme teslim etti.

Ukrayna’dan kaçan milyonlarca çocuğu ve aileyi korumak ve desteklemek için UNICEF ve UNHCR, hükümetler ve sivil toplum kuruluşlarıyla ortaklaşa çalışarak, çocuklar ve kadınlar için tek noktada güvenli alanlar sağlayan “Mavi Noktalar”ı kurdu. “Mavi Noktalar” seyahat eden ailelere önemli bilgiler sağlıyor, refakatsiz ve ailelerinden ayrı düşmüş çocukların belirlenmesine ve korunmalarına yardımcı oluyor.

Paylaşın

Sebze Ve Meyveye Büyük Zam Kapıda!

Türkiye Halciler Federasyonu Başkanı Yüksel Tavşan, fiyatları olağanüstü zamlanan sebze meyvede havaların ısınmasıyla bir miktar fiyat düşüşleri olacağını, ancak şimdi de Ramazan zamlarının yaşanacağını söyledi.

Yüksel Tavşan, “Oruçlu ortamda birdenbire ürüne talep artınca fiyatlar yükselir. Talep artışı karşısında yapılacak bir şey yok. Ramazan Bayramı öncesinde tüketicileri dikkat etmeleri konusunda uyarıyoruz. Tüketicinin dikkatli davranarak fiyatı yükseltmemesi lazım” dedi.

Artık 3-4 liraya ürün yok

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre, temel gıda ürünlerinde yaşanan aşırı pahalılığın nedenlerini anlatan Tavşan, girdi maliyetlerinin aşırı yükselmesi yüzünden halkın artık 3-4 liraya sebze-meyve yiyemeyeceğini, 6-7 liranın altında ürün satmanın neredeyse imkansız hale geldiğini söyledi.

Gübre, tohum, ilaç, mazot, doğalgaz, ambalajlama, nakliye ve kira gibi tüm giderlerde olağanüstü artışların yaşandığını belirten Tavşan, “Artık şu gerçeği kabul etmeliyiz ki, girdilerin böylesine yüksek olduğu bir ülkede fiyatların yüksek olması çok normal. Bol olduğu zaman bile 5-6 liradan aşağıya ürün satılırsa üretici de satıcı da zarar eder” dedi.

Patates ve soğana taban fiyat şart

Yüksel Tavşan, halkın mutfağının vazgeçilmezi olan patates, soğan, domates ve limon gibi ürünlerde fiyatların aşırı oynamaması için üretim planlaması ve taban fiyat uygulaması gerektiğini söyledi. Tavşan, “Temel ürünleri halkın rahatça almasını istiyorsak üreticinin desteklenmesi lazım. Aksi halde maliyetlerden ve fiyat değişkenliğinden zarar gören üretici üretmek istemiyor, tüketici zarar görüyor” dedi.

Paylaşın

Davutoğlu, AK Partililere Seslendi: Saflarımıza Katılın

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medyadan “Şahit ol ya Rab” notuyla bir video paylaştı. Videoda AK Partililere seslenen Dvutoğlu, “Bu kötü gidişe destek vermeyin, korkmayın ve saflarımıza katılın” dedi.

Adana’da Furkan Vakfı üyelerine yapılan polis müdahalesi sırasındaki şiddet görüntülerini hatırlatan Davutoğlu, “Bu görüntüler karşısında sesiniz olmasa bile vicdanınızın isyan ettiğini güçlü dünya lideri olarak gördüğünüz Erdoğan’ın tam bir acziyet ile susmasını aklınızın almadığını biliyorum.

Siz eski sorosçuların, pelikancıların, 28 Şubatçıların, bizim hakkımızda işlettiği propagandanın teshiri dolayısıyla ne düşünürseniz düşünün, biz sizin vicdanınızdan ümidimizi kesmeyecek ve o vicdana hitap etmeye devam edeceğiz.” diyerek “Adana’daki tablo alarm edicidir. Değerli AK Partili kardeşlerim gün zihnimizi açma, vicdanımızı harekete geçirme günüdür” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Yıl Sonu İçin Dikkat Çeken ‘Dolar Kuru’ Tahmini

Dolar kuru için yıl sonu tahminini açıklayan ekonomist Atilla Yeşilada, dolar kuru için 18 ile 20 TL arası bir rakama dikkat çekti. Yeşilada, TCMB’nin dolar kuru tahminini aşırı iyimser bulduğunu söyledi.

Ekonomist Yeşilada, “Ukrayna savaşı olmasaydı onun cari açığımız da bize getirdiği yük olmasaydı ve psikolojik olarak insanlarda tedirginlik yaratması olmasaydı belki bu seneyi bu sistemle çıkartabilirdik ama ben artık böyle bir umut görmüyorum” dedi. Yeşilada, şöyle devam etti:

“Yani hani eğer mayıs haziran ayında patlamazsa yaz aylarında döviz kuru yeniden patlayacak. TCMB beklenti anketinde katılımcıların yıl sonu dolar kuru tahmini 16,5. Ben bunu biraz aşırı iyimser buluyorum. Benim kafamda daha çok 18 ile 20 arasında bir dolar kuru hedefi var. Ekim’den itibaren duracağı tepe seviyemi o noktadan sonra geçen sefer KKM’yi icat ettiler. Belki şapkada başka tavşan vardır. Şapkada başka tavşan yoksa o zaman döviz kontrolüne geçeceksiniz. Durmaz ki bir kere gittikten sonra.”

Atilla Yeşilada’nın KKM ve dolar kuru yorumunun tamamı şöyle:

“Şu anda programın hayatta kalan, bakın çalışan demiyorum. Hayatta kalan tek ayağı bu KKM ve hükümet o paralar yeniden dövize çevrilirse TCMB rezervlerinin burada oluşacak olan tsunamiyi engelleme yetmeyeceğini da çok iyi biliyor. Dolayısıyla bu bir anlamda bir kötü alışkanlık, uyuşturucu bağımlılığı gibi bir şeye geldi.

Maliyeti ne olursa olsun KKM devam ettirilecek ve oradan gelen dövizle de TCMB kaynaklarına giriyor, döviz kuru sürekli müdahale edilerek doların ve hatta euronun değer kazanması engellemeye çalışacak ki vatandaşın KKM’ye geçmesi için ikinci bir teşvik verilsin.

Bunlar günlük bağlamda ya da öngörülebilir vadede çalışabilecek programlar ama mesele şu Hastalığı değil ağrıyı tedavi ediyorsunuz. Yani vücutta kanser ya da ülser ya da migren ne varsa yayılıyor sonuçta siz enflasyonla başa çıkamadığımız sürece siz daha fazla bütçe açığı fazlası üretemediğiniz sürece siz Türkiye’nin üretimini artırmadığınız sürece bir yerde bu patlayacak.

’18 – 20 TL arası’

Ukrayna savaşı olmasaydı onun cari açığımız da bize getirdiği yük olmasaydı ve psikolojik olarak insanlarda tedirginlik yaratması olmasaydı belki bu seneyi bu sistemle çıkartabilirdik ama ben artık böyle bir umut görmüyorum.

Yani hani eğer mayıs haziran ayında patlamazsa yaz aylarında döviz kuru yeniden patlayacak. TCMB beklenti anketinde katılımcıların yıl sonu dolar kuru tahmini 16,5. Ben bunu biraz aşırı iyimser buluyorum. Benim kafamda daha çok 18 ile 20 arasında bir dolar kuru hedefi var.

Ekim’den itibaren duracağı tepe seviyemi o noktadan sonra geçen sefer KKM’yi icat ettiler. Belki şapkada başka tavşan vardır. Şapkada başka tavşan yoksa o zaman döviz kontrolüne geçeceksiniz. Durmaz ki bir kere gittikten sonra.

Yani bunu bir poker stratejisi olarak görmek lazım. Sizin önünüzde 500 bin liralık çip var. Karşınızdaki pokercini 10 bin liralık çipi kalmış size 50 kere rest çekersiniz adamı. Bir tanesini de kazansanız yeter zaten. Bu da öyle bir şey.

Merkezde harcanacak döviz kalmadığı anlaşıldığı anda ya da o noktaya yaklaşıldığı anlaşıldığı anda bireysel spekülatörler belki yurtdışında TL şort girecek olanlar ve yüksek birikim sahibi, tasarrufçular tabii ki dövize kaçacak. Dış borç vadesi gelen, dış borçlarını ödeyemeyeceği çekincesine kapılan kurumsallarda mecburen onlara katılacak.”

Paylaşın