Bitcoin, 12 Yılın En Kötü Ayını Geçirdi

Kripto para piyasalarındaki deprem hız kesmeden devam ediyor. Bitcoin, haziran ayında yaklaşık yüzde 38 oranında gerileme kaydederek 12 yılın en kötü ayını geçirdi. En büyük ikinci kripto para birimi Ethereum da ayı yaklaşık yüzde 47 düşüşle kapattı.

Coin Gecko verilerine göre 1 Haziran’da 31 bin doların üzerinde işlem gören kripto para birimi, 17 bin 700 dolara kadar düştü, ardından toparlanıp ayı 19 bin 209 dolarda bitirdi.

Kasım 2021’de tüm zamanların en yüksek seviyesi olan 68 bin 990 dolara ulaşan Bitcoin, böylelikle söz konusu tarihten bu yana yüzde 72 değer kaybetmiş oldu.

CNBC’ye göre, 2010’da borsalarda ilk kez kullanıma sunulduğundan bu yana kripto para birimi için en kötü ay bu haziran oldu.

Piyasa değerine göre dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum da ayı yaklaşık yüzde 47 düşüşle kapattı. Kripto para biriminin değeri yaklaşık bin dolara kadar geriledi.

Kriptodaki çöküşün nedeni ne?

Analistlere göre piyasalardaki çöküş, kısmen ABD’deki enflasyon ve faiz artırımları sebebiyle yatırımcıların riskli gördüğü kripto varlıkları satması ve daha güvenli görülen başka hisselere yatırım yapmasından kaynaklanıyor.

Çöküşün bir diğer nedeni de stablecoin UST’nin dolara sabitliğini ve istikrarını korumasında rol oynayan ekosistemin yönetişim token’ı LUNA’nın çöküşü oldu.

Stablecoin, itibari para birimi veya altın gibi bir rezerv varlığa sabitlenmiş bir kripto para birimlerine deniyor. Stablecoin’ler istikrar ve güvenilirliği sayesinde, kripto piyasasına girmek ve çıkmak için güvenli bir liman sunuyor.

Dolayısıyla dolara endeksli bu coinlerin her zaman 1 dolar civarında bir değere sahip olması hedefleniyor. Ancak UST talep düşüşü nedeniyle 1 dolarda tutunamadı. Para birimi, kripto piyasasındaki oynaklık hafta sonu sürerken dolardan ayrıldı.

UST’nin merkez bankası sayılabilecek Luna Foundation Guard veya Türkiye’de bilinen ismiyle Luna Vakfı’nın bu tip durumlar için satmaya hazır tuttuğu Bitcoin rezervleri var. Son aylarda bu rezervlerin olası bir çöküşte ne kadar yeterli olup olmadığı tartışma konusu haline gelmişti.

Luna Vakfı’nın sabit değeri yeniden yakalamak için 1 milyar dolar değerinde Bitcoin sattığı ve bunun da çöküşü tetiklediği düşünülüyor.

Zira mayıs ayında UST ve LUNA’nın toplamda 60 milyar dolarlık bir zarara yol açtığı tahmin ediliyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

İsmi Açıklanmayan Dernek Ve Vakıflara Milyonlar Aktı

Pandemi nedeniyle toplumun büyük bir kesiminin gelirini kaybetmesi sonrasında, bankalar aracılığı ile kredi dağıtarak halkı borçlandıran Saray yönetimi, buna karşılık ismini açıklamadığı dernek ve vakıflara 865 milyon TL aktardı. Bu tutarın 769 milyon 830 bin TL’si cari transfer kaleminden yapılırken 96 milyon TL’si ise “sermaye transferi” adı altında aktarıldı.

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2021 Yılı Genel Faaliyet Raporu, iktidarın harcama tercihlerini halktan yana kullanmadığını bir kez daha ortaya koydu.

BirGün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre; geçen yıl, Kültür ve Turizm Bakanlığı, cari transfer adı altında dernek ve vakıflara tam 292 milyon 311 bin TL aktardı. Sağlık Bakanlığı 170 milyon 138 bin TL, Gençlik ve Spor Bakanlığı 136 milyon 760 bin TL, Diyanet 95 milyon 578 bin TL, İçişleri Bakanlığı 42 milyon TL, Milli Eğitim Bakanlığı 7 milyon 491 bin TL, Dışişleri Bakanlığı ise 7 milyon 106 bin TL aktardı. Milli Savunma Bakanlığı 824 bin TL, TBMM 400 bin TL, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 167 bin TL, Adalet Bakanlığı ise 21 bin TL’yi dernek ve vakıflara yardım yaptı. Özel bütçe kapsamındaki idarelerin aktardığı tutar ise toplam 16 milyon 826 bin TL oldu. Dernek ve vakıflara, yardım amacıyla yapılan sermaye transferi toplamı ise 96 milyon TL oldu. 2020 yılında aktarılan 1 milyar 97 milyon 513 bin TL ile birlikte, vakıf ve derneklere son iki yılda aktarılan tutar, 1 milyar 962 milyon 513 bin TL’ye ulaştı.

Faaliyet Raporu’nda genel kamu hizmetlerine ilişkin istatistiki bilgilere de yer verildi. Buna göre, 2020 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Kur’an kursu hizmeti verilen vatandaş sayısı 1 milyon 420 bin 909 olurken 2021 yılında bu sayı, 3 milyon 824 bin 448’e yükseldi. Ayrıca, yine Diyanet İşleri Başkanlığı’nca 2020 yılında “Halkı aydınlatmak için” düzenlenen konferans, şura, panel sayısı 14 bin 147 olurken, 2021 yılında bu sayı iki katına yakın artarak 28 bin 5 olarak kayıtlara geçti.

Erdoğan pembe bir tablo çizdi

2021 Yılı Genel Faaliyet Raporu hakkında bir yazı kaleme alan AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ekonomik ve siyasi sorunlara değinmezken Türkiye’nin küresel ekonomideki etkinliğin arttığından bahsetti.

“Ülkemizin son 20 yılda kaydettiği mesafe dikkate alındığında, 2002-2020 yılları arasında Türkiye yıllık ortalama yüzde 5,2 gibi önemli bir büyüme oranı yakalamıştır. Yatırımın, üretimin ve ticaretin yükselen merkezlerinden biri olan ülkemizin 2002 yılında 238 milyar dolar olan milli geliri döviz kurundaki spekülatif dalgalanmalara rağmen üç kat artışla 2021 yılında 803 milyar dolara yükselmiştir” diyen Erdoğan, yazısında ayrıca, “Satın alma gücü paritesine göre ülkemiz 2021 yılında dünyada 11’inci sıraya çıkmayı başarmıştır. 2002 yılında 36 milyar dolar seviyesindeki ihracatımız ise 2021 yılında rekor kırarak 225 milyar doları geçmiştir. Yine bu dönemde küresel ihracattan aldığımız pay ilk kez yüzde 1 oranını aşmıştır” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

DP Lideri Gültekin Uysal’dan ‘Aday’ Tarifi

DP Lideri Gültekin Uysal, 6’lı masanın Cumhurbaşkanı adayıyla ilgili olarak, ‘sembolik aday, siyasetin dışında bir aday, iddiasız bir aday’ şeklinde bir gündemlerinin olmadığını belirterek, “Birincil iddiası olan, icracı olacak bir aday profilidir. Ama bunu söylerken de çok net bir gerçeklik var ki, o da başarıyı elde etmektir” dedi.

Demokrat Parti (DP)  Genel Başkanı Gültekin Uysal, Antalya Dostlar Meclisi’nin konuğu oldu. Partisinin il kongresi için geldiği Antalya’da DP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, parti üst düzey yöneticileri ve Muratpaşa Belediye Başkanı CHP’li Ümit Uysal’ın katıldığı Antalya Dostlar Meclisi’nin toplantısında Gültekin Uysal, ülke gündemi, 6’lı masa ve adaylık konularına ilişkin konuştu.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı için, ‘Aday olursa destekleriz’ yönündeki açıklamaları sorulan Gültekin Uysal, şöyle konuştu:

“Bir temel prensibi, hem Kemal Bey, hem Ali Bey, hem diğer genel başkanlar ifade etti. Heyetin içerisinde siyasetin farklı sorumluluk sahalarında bulunmuş çokça insanımız, dostumuz var sizlerin arasında, gayet iyi bilirler ki birtakım kararların tabii, doğal bir zamanlaması vardır. Ne öncesi ne sonrası olmaz. O doğal zamanlamayla son bir ayda, bir haftada veya son bir günde vereceğimiz kararları bugünden veremezsiniz. Aday belirleme süreçleri de dahil. Bu noktada bir prensip kararı ifade edildi.

İsimleri tartışmaya açtığınızda, çok kolay yönetebileceğiniz süreçler değildir haklı olarak ama her siyasi parti kendi cephesinde bir değerlendirme yapıyor. Bu değerlendirmeyi yaparken de ülkenin siyasi şartlarının önümüze koyduğu kısıtlar, parametreler, ölçüler var. Onların çerçevesinde değerlendirmek mecburiyetindeyiz.”

‘İddiasız bir aday, böyle bir gündemi olamaz’

İki düzlemde bir rekabet olduğunu dile getiren Uysal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir siyasal karakterin çok daha fazla ön plana çıktığı, siyasal kimliğin, kişiliğin ön plana çıktığı cumhurbaşkanlığı rekabeti. Aynı zamanda da partilerin hem ittifak içi hem ittifak dışı bir genel seçim rekabeti iç içe geçmiş birbirini etkileyen süreçler bunlar aynı zamanda.

Bunları atbaşı, eşgüdüm içerisinde, senkronize şekilde yürütebilmek çok kolay değil takdir ederseniz. Ama mesuliyetimiz bunları yürütmek. Bu açıdan bakınca Türkiye’nin bir ‘sembolik aday, siyasetin dışında bir aday, iddiasız bir aday’ böyle bir gündemi olamaz, ki yakınlarda Sayın Kılıçdaroğlu da bunu ifade etti.

Çünkü önümüzde bir yanda dış politikadan ekonomiye çok sıcak kriz başlıklarımız var.”

DP lideri Uysal, sadece bir iktidar değişimi değil, iktidar değişimiyle birlikte bir kurucu akılla Türkiye Cumhuriyeti devletini belki yeniden kuruyormuşçasına kodlayacak bir siyasal süreci yönetecek bir liderliğe Türkiye’nin ihtiyacı olduğunu kaydetti. Gültekin Uysal, çıkartılacak adayla ilgili şunları söyledi:

“Özellikle de 20 yıllık bir tek başına iktidar döneminin akabinde yolsuzluklardan, yaşanan hukuksuzluklara, usulsüzlüklere, Türkiye’nin yaşadığı pek çok travmatik dönem var ki, bugünden seçim gününe kadar da Türkiye’nin bu manada hangi olumsuzlukları yaşayabileceği hakkında hepimizin bir öngörüsü ve değerlendirmesi var.

Bunları da üzerine koymakta fayda var. O açıdan biz de ifade ediyoruz, birincil iddiası olan, icracı olacak bir aday profilidir. Ama bunu söylerken de çok net bir gerçeklik var ki, o da başarıyı elde etmektir. Hem seçim öncesi hem seçim sonrası bu iki süreci ortak bir paydada bir algoritmayla değerlendirerek pek çok cephesinden bir tercih yapmaktır. En azami sonucu hem TBMM temsiliyetinde hem cumhurbaşkanlığı seçiminde nasıl üretiriz, aslında herkesin vatandaşların, siyasi partilerin, siyasi parti genel başkanlarının üzerinde durduğu mesele o.”

Paylaşın

Cemal Kaşıkçı Kararının Perde Arkası Ortaya Çıktı

Suudi Arabistan’ın daha önce Cemal Kaşıkçı davasının kendilerine devredilmesi talebinde bulunması sonrasında İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi, devirle birlikte “yargılamayı durdurma” kararı almıştı.

İstanbul 11. Ağır Ceza mahkemesi aynı zamanda Suudi Arabistan’dan gelecek yanıta göre gerekirse yargılamaya devam edecekti.

Suudi Arabistan adli makamları, yaşanan ilk gelişmelerin ardından bu kez de davanın düşürülmesi amacıyla girişimde bulundu. Suudi Arabistan’ın 31 Mayıs 2022 tarihli talebinin Ankara’ya ulaşmasıyla dosyayla ilgili yeni süreç başlatıldı.

Türkiye ile Suudi Arabistan arasında diplomatik ilişkilerin askıya alınmasına neden olan Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’da öldürülmesiyle ilgili yargılama sürecinde yeni bir gelişme daha yaşandı.

T24’ten Tolga Şardan’ın ulaştığı belge ve bilgilere göre, Kaşıkçı’nın İstanbul’da öldürülmesi olayına ait yargılamanın kapatılması anlamına gelen “davanın düşürülmesi” işleminde talebin Suudi Arabistan tarafından yapıldığı ortaya çıktı.

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yürütülen dava dosyasına giren yazışmalara göre, Suudi Arabistan Krallığı Başsavcısı Suud Bin Abdullah Almucib imzasıyla 31 Mayıs 2022 tarihli Ankara’ya özel yazı gönderildi.

Yazıda, Türkiye’nin 7 Nisan 2022 günlü davanın devredilmesi kararı sonrasında yapılan işlemlerin yerel makamlarca incelendiği ifade edildi. Sürecin hukuki esasının “Uluslararası Nezaket İlkesi” olarak belirtildiği yazıda, dosyanın devredilmesi sonrasında İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin bilgi talebine yanıt verildiği aktarıldı.

Bilindiği gibi, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi, dosyanın Suudi Arabistan’a devredilmesi kararını alırken, “yargılamanın durdurulması ve Suudi Arabistan’dan yanıt beklenmesi” kararını vermişti.

İstanbul mahkemesinin bu kararıyla Suudi Arabistan Krallığı Başsavcılığı’ndan gelecek yanıta göre gerekirse yargılamanın devam etmesi süreci yaşanacaktı.

Böylelikle Suudi Arabistan Krallığı Başsavcılığı, dosyanın düşürülmesini talep ettiği yeni yazısıyla aynı zamanda İstanbul’daki mahkemenin beklediği yanıtı da göndermiş oldu. Dosya, Türkiye’de tamamen kapatılmış oldu.

Riyad’dan ‘davayı düşürün yazısı

Yazıda, “Taleplere Yönelik Yanıt” başlıklı bölümde Türkiye’deki davanın düşürülmesi isteği yer aldı.

Başsavcı Almucib’in yazısında şöyle denildi:

“Suudi Arabistan Başsavcılığı, Suudi vatandaşı Cemal Bin Ahmet Kaşıkçı’nın öldürülmesi olayı ile ilgili İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 190/2022 sayılı kararını ve ekinde davaya ilişkin 26 sanık hakkında Türk makamlarının elinde bulunan dosyayı incelemiştir.

Türk adli makamlarından intikal eden davaya ilişkin dosyada yer alan hususların değerlendirilmesinin ve sanıklar hakkında yapılan soruşturmaların ve verilen hükümlerin incelenmesinin ardından dosyanın yetkili mahkemeye sevki yapılmıştır. Bu bağlamda mahkeme, 411195570 sayılı ve 30.05.2022 tarihli kararını vermiştir.

Suudi Arabistan Krallığı Başsavcılığı, bahsi geçen karara istinaden ve belirtilen gerekçelerden yola çıkarak, ‘kardeş Türk adli makamlarından davanın nihai olarak düşürülmesi için gerekli çalışmaların yapılmasını’ ve kararın / neticenin tarafımıza bildirilmesini talep eder.”

Riyad’dan gelen teklif yazısı, aynı gün “Çok Acele” kaydıyla Dışişleri Bakanlığı’nca “gereği yapılması” amacıyla Adalet Bakanlığı’na gönderildi.

Adalet Bakanlığı ise, gelen yazıyı inceledikten sonra 15 Haziran günü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yolladı. İstanbul Adliyesi’ne gelen yazı sonrasında, Kaşıkçı davasına bakan İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi, davayı düşürme kararı aldı.

Davanın düşürülmesiyle, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Ankara’ya gelişinin aynı güne rastlaması tartışmalara neden olmuştu.

Paylaşın

Bakterilerden Jet Yakıtı Üretmenin Yolu Keşfedildi

Ulaşım araçlarının büyük çoğunluğu gibi, uçaklar genellikle fosil yakıtlarla çalışır. Daha doğrusu, uçaklar jet yakıtından (göklerdeki araçlara güç veren güçlü motorlar için tasarlanmış ve petrolden elde edilen özel bir yakıt) güç alır.

Ancak son zamanlarda bir grup bilim insanı şunu sorgulamaya başladı: Ya bu uçaklara bakterilerden elde edilen bir yakıtla güç verebilseydik nasıl olurdu?

Araştırmacılar bu konuda öncülük edebilecek yeni bir araştırmayı yakın tarihli bir makaleyle yayımladı. Ekip, genellikle toprakta bulunan bakterilerle jet yakıtı oluşturmada kullanılabilecek bir molekül yarattığını, hazırladığı basın bülteninde söyledi.

Araştırma sonuçları perşembe günü Joule adlı bilimsel dergide yayımlandı.

Basın bildirisinde, söz konusu “yüksek enerjili” molekülün, yemek yedikleri sırada bakteriler tarafından doğal olarak üretildiği ve, petrol gibi fosil yakıtlara çok benzer şekilde, karbondan oluştuğu belirtildi.

Bu bilim insanları, bu moleküllerin “poliketid sentazlar” diye bilinen ve hücrelerin içindeki kimyasal reaksiyonları kontrol edebilen bir grup enzimden kaynaklandığını keşfetti. Üstelik ekip bu enzimleri kullanarak söz konusu molekülleri toplu olarak üretebildi.

Ekip, süreç sonunda ürettikleri maddenin litre başına 50 megajul enerji içerdiğini söylüyor. Buna kıyasla, benzinde litre başına yaklaşık 32 megajul var.

Ancak bu süreç, ticari jetleri ülkenin dört bir yanına gönderebilmekten henüz çok uzak. Bilhassa, bilim insanlarının bir uçağa veya uçak endüstrisine güç sağlayacak yeterli yakıtı elde etmek için üretimin ölçeğini nasıl büyüteceklerini bulması gerekiyor.

Yine de çalışmanın arkasındaki ekip, basın bildirisinde de belirttiği üzere, bu yakıtın geleneksel fosil yakıtlar kullanmadan bir rokete güç verebilecek kadar güçlü olabileceğine inanıyor.

Danimarka Teknik Üniversitesi’nden mikrobiyolog ve bu çalışmanın baş araştırmacısı Pablo Cruz – Morales, “Bu yakıtı biyolojiyle elde edebilirsek petrolle üretime devam için hiçbir mazeret kalmıyor” diyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

HDP’den 3. Yol Açıklaması: Barış Ve Demokrasi İçin Tek Çözüm Yoludur

HDP Sözcüsü Ebru Günay, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, 3. Yol bu toprakların barış ve huzuru için gerçekçi tek yoldur. Emekten, kadından, doğadan, çoğulculuktan, inançlardan ve tüm kimliklerden yana demokratik bir değişimi ve dönüşümü, demokratik bir cumhuriyeti yaratmak gayesindedir” dedi.

Haber Merkezi / HDP’li Günay, açıklamasının devamında, “Bu amaçla tüm toplumsal ve siyasal muhalif kesimler; emek, barış ve demokrasi güçleri, aydınlar, sanatçılar, demokrat ve vicdan sahibi yurttaşlarla beraber yürüyor, üretiyor ve direniyoruz. İşte HDP’nin varlık gerekçesi budur!” ifadelerini kullandı.

HDP’nin “Çözüm Biziz, Sözümüz Var” sloganıyla 3 Temmuz’da gerçekleştireceği 5’inci Olağan Büyük Kongresi için hazırlıklar tamamlandı. HDP Sözcüsü Ebru Günay, kongrede HDP Eş Genel Başkanları seçimine ilişkin, “Mutabakat komisyonumuz ve parti kurullarımızdaki genel eğilim eş genel başkanlarımızın devamı yönünde. Sürpriz beklemiyoruz, HDP’de mutabakat önemli” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, partisinin genel merkezinde yaptığı basın toplantısında kongre sürecine dair değerlendirmelerde bulundu. Günay özetle şunları söyledi:

“Türkiye’nin sorunlarının bu kadar ağırlaştığı, partimize yönelik saldırıların kesintisiz devam ettiği ve iktidarın partimizi ve demokratik siyaseti tasfiye ederek iktidarını ve ömrünü uzatmaya çalıştığı bir dönemde gerçekleştireceğimiz 5’inci Olağan Büyük Kongremiz Türkiye’nin temel sorunlarına çözüm yollarını gösterecek.

Bir taraftan sürekli milliyetçi-şoven hamaset üzerinden savaşı/yıkımı dayatan, halkın bütçesini mermilere harcayan, kendi varlığını ülkenin bekası diye pazarlayan, çürümüş-yozlaşmış-mafyalaşmış, tehdit ve şantajlarla ayakta durmaya ant içmiş bir iktidar gerçeği var, diğer taraftan da bununla etkili bir mücadele etmede iktidarın çizdiği sınırların dışına çıkamayan, kendi gündemini yaratma cesaretini gösteremeyen bir muhalefet var. Özünde iki taraf da bir çözüm gösteremiyor.

Haliyle iki çözümsüz taraf dışında, üçüncü bir seçeneğin var olduğunu biliyor ve tüm siyasal hattımızı, mücadele mirasımızı ortaya koyup, çözüm biziz diyoruz. 3. Yol bu toprakların barış ve huzuru için gerçekçi tek yoldur. Emekten, kadından, doğadan, çoğulculuktan, inançlardan ve tüm kimliklerden yana demokratik bir değişimi ve dönüşümü, demokratik bir cumhuriyeti yaratmak gayesindedir. Bu amaçla tüm toplumsal ve siyasal muhalif kesimler; emek, barış ve demokrasi güçleri, aydınlar, sanatçılar, demokrat ve vicdan sahibi yurttaşlarla beraber yürüyor, üretiyor ve direniyoruz. İşte HDP’nin varlık gerekçesi budur!

“Kararlılıkla mücadele ediyoruz”

Biz bu farkındalık ve kararlılıkla mücadele ediyoruz, Türkiye halklarının demokratik geleceğini inşa etme yolunda mücadelemizi yükseltiyoruz. Sokaklarda, işyerlerinde, meydanlarda, Meclis’te, zindanlarda ve iktidarın baskısını hissettirdiği bütün alanlarda kararlılıkla mücadele ediyoruz. Cumhuriyetin 2. yüzyılına girerken tüm toplumsal kesimler için tarihi dönemeçte olduğumuzun herkes farkında. HDP, bu kritik sürecin, bu kader anının çözüm gücüdür. HDP’nin tavrı, tutumu tüm bu siyasal ve sosyal gelişmeleri belirleyecek yegâne hakikattir.

3 Temmuz’da ki 5. Olağan Büyük Kongremiz için Hakkâri’den Edirne’ye, Ağrı’dan İzmir’e İstanbul’dan Amed’e dört bir taraftan yollarda olacağız. Akın akın Ankara’ya, kongre salonumuza yürüyeceğiz. Gençler enerjileriyle, kadınlar zılgıtlarıyla, emekçiler alın teriyle, çocuklar gülüşleriyle, kısaca rengarenk giysiler ve sözlerimizle kongre alanında olacağız. “Çözüm Biziz, Sözümüz Var” diyerek hazırlandığımız kongre sürecinde, HDP olarak 10.yılımızda daha güçlü olduğumuzu bize diz çöktürmeye çalışanlara bir kez daha göstereceğiz. HDP bu ülkenin demokratik mücadelesinin köşe taşıdır, temel direğidir, teslim alınamaz, diz çöktürülemez. 3 Temmuz da kara bulutları dağıtacağız, yeniden umudu büyüteceğiz, 8 Mart ruhunu, Newroz coşkusunu ve 1 Mayıs inadını şimdi 5. Olağan Büyük Kongremizde buluşturma zamanı diyoruz.

“HDP ve onun fikriyatında kararlıyız!”

5.Kongremiz şunu gösterecek; tek adama karşı halklar, havuz medyasına karşı özgür basın, faşizme karşı demokrasi, korkuya karşı cesaret bizimdir. Kutuplaşmaya karşı ortak yaşam, yandaşa karşı yurttaş ve tecride karşı özgürlük bizimdir. Bu kongrede neyin kararı alınacak diye merak edenlere, şimdiden söylemek isterim ki: Kentimizi ve kendimizi yönetmede, anlamlı bir yaşam isteğinde, onurlu bir barışta, ülkenin her sorununa dair çözümde, adalet ve eşitlikte, kısaca HDP ve onun fikriyatında kararlıyız! Bu kararlılığı ilmek ilmek örmenin kararlılığını göstereceğiz.

Kongremizde en büyük muhalefet partisi olarak söz kuracağız! Bu ülkenin sorunlarını gerçek anlamda çözecek tek parti olarak söz kuracağız! HDP bugün umut dolu yarınlar için, çocukların geleceği için direniyor ve her türlü baskı ve zora karşı yılmadan mücadele diyor. Bu inanç ve kararlılıkla, demokratik ve barış dolu bir gelecek inancıyla sokaklarda meydanlardayız. Tüm halklarımızı, demokrasi ve özgürlüğe inanan herkesi kongremize bir kez daha davet ediyorum, çünkü Çözüm Biziz, Sözümüz Var.”

Paylaşın

‘Elektriğe Zam’ İddiaları Büyüyor

CHP’li Akın, elektrikte üretim maliyetlerindeki artışı sınırlandırmak amacıyla piyasa takas fiyatına (PTF) getirilen tavan fiyat uygulamasının üç ay içerisinde yüzde 50 oranında artarak megavatsaat başına 2 bin 500 liradan 3 bin 750 liraya çıkarılmasının ulusal tarifede zam baskısını artırdığında dikkat çekti.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, “Elektrik fiyatlarını frenlemek için 1 Nisan’da hayata geçirilen tavan fiyatın 19 Mayıs ve 1 Haziran’da artırılmasının ardından ulusal tarifede zam yapıldı. Üç ayda üçüncü kez artırılan tavan fiyatın artırılması ulusal tarifede zam baskısı yaratıyor” dedi.

CHP’li Akın, şunları dile getirdi:

“AKP iktidarı ulusal tarifede 1 Ocak’ta yüzde 127’ye varan fahiş zammın ardından KDV indirimi gibi göstermelik adımlar atmıştı. 1 Haziran’da yüzde 15 oranında zam yapılan konut tarifesi böylece 6 ay içinde toplamda yüzde 151 oranında zamlandı.

Temel bir hak olan elektrik kullanımı Türkiye’de fahiş fiyatı nedeniyle ulaşılabilir olmaktan çıkarken; iktidar gizlemeye çalışsa da Türkiye’de çok derin bir enerji yoksulluğu yaşanmaktadır.

Yaz döneminde üretim maliyetlerin daha da artacak

İktidarın yanlış politikaları nedeniyle milli paramız Türk lirasındaki değer kaybı elektrik üretim maliyetlerini yükseltmektedir. Özellikle ithal kömür ve doğalgaz gibi dışa bağımlı girdilerle üretim yapan elektrik santrallerinin maliyetleri bu kapsamda sürekli artmaktadır.

Haziran ayı sonu itibarıyla ithal kömür ve doğalgazla üretim yapan santrallerin payı yüzde 40’a dayanırken; bu durum yaz döneminde üretim maliyetlerin daha da artacağını göstermektedir.

İktidar elektrik üretimindeki maliyet artışını frenleyebilmek amacıyla gün öncesi piyasasına sunulan tekliflerin arz ve talebe göre eşleşmesiyle belirlenen piyasa takas fiyatına (PTF) müdahale ederek 1 Nisan 2022 itibarıyla tavan fiyat uygulaması başlatmıştı.

Fiyat artışını sınırlamak amacıyla getirilen tavan fiyat uygulaması üç ay gibi kısa bir süre içerisinde 2 bin 500 liradan 3 bin 750 liraya çıkarılarak yüzde 50 oranında arttı.

İktidar; sınırlandırılmak istenilmesine karşın elektrikte üretim maliyetleri kontrol edemiyor. Üretim maliyetlerindeki artışın nedeni ise Türk Lirası’ndaki değer kaybıdır. Dolayısıyla iktidar kendi yanlış politikasının faturasını vatandaşa elektrik tarifesinde zam olarak yansıtmamalıdır.

Tavan fiyat artınca tarifede zam yapıldı

PTF tavan fiyatı 1 Nisan 2022’de bir megavatsaat başına ithal girdili santrallerde 2 bin 500 lira, yenilenebilir ve yerli santrallerde ise bin 200 lira olarak belirlenmişti.

Tavan fiyat; 19 Mayıs 2022 tarihinde 2 bin 750 liraya çıkarılırken; 1 Haziran 2022 itibarıyla de 3 bin 200 liraya yükseldi. 1 Haziran’da PFT fiyatının yüzde 16,6 oranında artırılmasının ardından ulusal tarifede de aynı tarihte yüzde 15 oranında zam yapılmıştı.

1 Temmuz itibarıyla tavan fiyatının yüzde 17,2 oranında artması ulusal tarifede zam baskısını daha da artıracaktır.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Seçim İlk Turda Biter

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, AK Parti’nin oyunun yüzde 30’un altına indiğini söyleyerek, “Seçim ilk turda biter” dedi. Kılıçdaroğlu ayrıca, “Erken seçim olabilir. Bu, ya Devlet Bahçeli’nin tercihi ya da ikisinin bir araya gelip aldığı bir karar olabilir.” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, BirGün’e yaptığı açıklamalarda, AK Parti’nin oylarının yüzde 30’un altına düştüğünü ifade ederek, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turda sonuçlanacağını söyledi.

Altılı Masa’nın performansından memnun olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “Altı liderin bir araya gelip Türkiye’nin temel sorunlarının çözülmesi konusunda ortak irade ortaya koyması ülke açısından da bizim açımızdan da çok önemli. Sağlıklı, tutarlı, kararlı, acele etmeden yolumuza devam ediyoruz. Altı lider de iyi bir şekilde çalışıyor. Komisyonlar da çalışıyor” dedi.

Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Oluşan ittifak içinde farklı düşünceler kuşkusuz var. Örneğin neoliberal politikalara karşıyız. Çünkü bu politikanın temel prensibi, “Altta kalanın canı çıksın” şeklinde. Oysa sosyal devlet altta kalanın da kurtulması demektir. Bunu da ifade ettik. CHP bu görüşünde ısrarlı. Aynı cümlelerle olmazsa bile benzer kaygılar tüm liderlerde var. Altılı masada da gelir dağılımının bozulmasının Türkiye için yarattığı riskler eleştiriliyor. Farklılıkları aşarız. Makul olan şey, herkesin kazandığı bir Türkiye’dir.”

‘Aday konuşmadık’

CHP lider, cumhurbaşkanlığı adaylığına dair henüz bir isim konuşmadıklarını söyledi:

“Şu kadarını söyleyebilirim ki Cumhurbaşkanı adayını altı lider belirleyecek. İçeriden dışarıdan bir yorum yapmak doğru olmaz. Bu soruya sadece ben muhatap olmuyorum, diğer siyasi liderler de oluyor. Kendi aramızda konuştuk, eğer öyle bir soru gelirse biz Cumhurbaşkanı adayımızın niteliklerini kamuoyuna açıklayacağımız metinler yazalım ve bunu tekrar edelim. Ben de dolayısıyla o metindeki cümleyi tekrarlayayım.

Samimiyetle söyleyeyim, aday konuşmadık. Masada takvim de konuşulmadı. Çünkü biz önce, neyi nasıl yapacağımızı ve hedeflerimizi ortaya koymalıyız. Cumhurbaşkanı adayının bu hedefleri gerçekleşmek için çaba harcayacağını taahhüt ettik. Önce bunları bir bilmeliyiz. Bunlar üzerinde bir anlaşma sağlamalıyız. Bu anlaşmayı sağladıktan sonra diğer aşamaya geçebiliriz.”

Cumhurbaşkanlığı seçimi ilk turda biter. Sayın Temel Karamollaoğlu, “Yüzde 99,9” demiş ama yüzde 100 diyebiliriz. Umarım öyle olur. Bunun için iki adaylı bir seçim olacağını düşünüyorum. Parlamenter seçimde farklı ittifaklar olabilir. Var da zaten, HDP’nin bir ittifak arayışı, sol yapıların ittifak arayışı var. Ancak Cumhurbaşkanlığı’nın ortak bir adayının olması daha yerinde olur. Ortak adayın da demokrasiyi savunan bütün partilere güven vermesi gerekir.

‘AK Parti yüzde 30’un altında’

AK Parti oylarının yüzde 30’un altında olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, Haziran sonunda tüm yoklamalarda CHP’nin AK Parti’yi geçmiş olacağını ifade etti.

Kılıçdaroğlu ayrıca erken seçim olabileceğini söyledi:

“Burada da hiçbir tereddüt yok. AKP’den ve MHP’den kopanlar CHP’ye üye oluyorsa bu önemli bir veridir. Kopuşlar başladı büyüyerek gidecek. Bizim söylediklerimiz yeteri kadar belli kesimlere ulaşmıyor bunu da kabul edelim. Televizyonlar mesela… Sürekli AKP’nin kanallarını izleyenler, dolayısıyla bir süre sonra hayatın gerçeği ile karşılaştığında onların doğru olmadığını görüyor zaten. O alanlara dönük çalışmamızı artırmalıyız. Erken seçim olabilir. Bu, ya Devlet Bahçeli’nin tercihi ya da ikisinin bir araya gelip aldığı bir karar olabilir.”

“Erdoğan yelkenleri indirdi”

Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin Madrid’deki NATO zirvesinin ilk gününde Finlandiya ve İsveç’in üyeliğine karşı veto tehdidini kaldırması kararıyla ilgili “Erdoğan yelkenleri indirdi” yorumunu yaptı. Kılıçdaroğlu iktidarın dış politika yönetimini şu sözlerle eleştirdi:

“(Finlandiya ve İsveç vetosundan vazgeçilmesi) Sürpriz olmadı. Ülke içinde ‘Ben başta olduğum sürece İsveç ve Finlandiya NATO’ya üye olamaz’ diye büyük laflar etti.

Dış politika ile iç politika birbirinden farklıdır. İç politikada abartılı cümleler kurabilirsiniz ama dış politika öyle değil. Ağzınızdan çıkan cümlenin bütün dünyada Türkiye’yi bağladığını ve bir ağırlığının olması gerektiğini düşünmeniz gerekiyor.

Erdoğan henüz iç politika nedir, dış politika nedir bunun ayrımına varmış değil. İçerideki bir vatandaşa hitap eder gibi konuşuyor. Yurt dışına gittiği zaman da yelkenleri indiriyor. Onlar ne derse altına imzayı basıyor.

Suudi Arabistan’a, Yunanistan’a, İsrail’e neler söylediler. Ne oldu sonra? Dışişleri Bakanlığı’nın bir diplomasi geleneği vardır. Uzun yıllar yurt dışında değişik ülkelerde deneyim kazanıp büyükelçiliğe gelen insanlar, önemli görevler yapan isimler vardı.

Dışişleri Bakanlığı’nın fonksiyonunu reddediyorsunuz. “Monşer” diyerek onları aşağıladınız. Bunların yerine rüşvetçi, partici, eski milletvekillerini büyükelçi atadınız, işleyiş bozuldu.”

Paylaşın

Erkan Baş: Dış Politika, İçerideki Rezaletin Kılıfı Haline Getiriliyor

Türkiye’nin, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğini kabul etmesine ve Türkiye’nin dış politikasına ilişkin açıklamalarda bulunan TİP Başkanı Erkan Baş, “İktidar, ülke içinde sıkıştığı için dış politikayı kılıf olarak kullanıyor” dedi.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, FOX TV ekranlarında İlker Karagöz’ün sunduğu “Çalar Saat” programına konuk oldu. Baş, programda Karagöz’ün sorularına yanıtlar verirken, Türkiye gündemine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) 226 kabul, 117 ret oyuyla kabul edilen ek bütçe kanun teklifine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Baş, “Onlar bize ek bütçe kavramını kabul ettirmeye çalışıyorlar ama ortada bir ek bütçe yok. Daha önce öngörmediğiniz birtakım sorunları çözmek için ek bütçe çıkartılabilir. Ama Türkiye’de böyle değil” dedi.

Saray’ın 2022 yılının ilk altı ayında Cumhurbaşkanlığı bütçesini tükettiğine dikkat çeken Erkan Baş, “Şimdi para kalmadı, bunu yoksul halkın sırtına nasıl yükleyebiliriz diye bakıyorlar” ifadelerini kullandı.

Ek bütçe kanun teklifinde halk yararına hiçbir şeyin olmadığını belirten TİP Genel Başkanı, şunları söyledi: “Bugün Türkiye’deki iktidar şuna kara vermiş durumda: ‘Ben Türkiye’de nüfusun yüzde 99’unu oluşturan; alın teriyle yaşayan, onuruyla kazanan insanları değil, Türkiye’nin tepesindeki yüzde 1’lik kesimi mutlu ederek ekonomiyi kalkındırmak istiyorum.’

AKP’liler sürekli zenginleşmeden bahsediyor. Geride kalan altı ayda zenginleşen bir tane işçi tanıyor musunuz? ‘Ben artık daha mutluyum’ diyen bir tane genç tanıyor musunuz? Bir tane kadın ‘Ben altı ay öncesine göre daha rahatım’ diyor mu?

Türkiye’nin toplamına baktığımızda kasadaki para artıyor, büyüme dediğimiz şey bu. Fakat en tepedeki yüzde 1’lik kesim çok zengin olurken, sanki rakamlar büyümüş gibi gözüküyor. Ama aşağıdaki emeğiyle yaşayan milyonlarca insan çok daha yoksullaşıyor.”

Türkiye’nin dış politikası

Erkan Baş programında devamında İspanya’nın başkenti Madrid’de düzenlenen NATO liderleri zirvesinde Türkiye’nin, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğini kabul etmesine ve Türkiye’nin dış politikasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Baş, “İktidar, ülke içinde sıkıştığı için dış politikayı kılıf olarak kullanıyor” dedi.

Erkan Baş, AKP’nin “kazanım” çıkışlarına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Ekonomi iyi diye de yalanlar söylüyorlar ama sokağa çıktığınızda bunu yaşıyorsunuz. Türkiye’nin dünyanın en saygıdeğer ülkelerinden bir tanesi haline gelmesi sokaktaki vatandaş için ölçülebilir bir şey değil. İçeride yüksek perdeden ‘efelenmeler’ görüyoruz ama Erdoğan’ın Edirne sınırını geçtiği andan itibaren ne olduğunu hep beraber izliyoruz.

Ben mutabakat metnini Türkiye’de yorumlanış biçimiyle dünyada yorumlanış biçimine ayrı bakıyorum. Örneğin İsveç ‘Erdoğan’a teslim olmadık, istediğimizi aldık’ diyor. İktidar artık yalancı çobana döndüğü için kırk yılda bir doğru söylese de inandırıcılığını yitirmiş durumda. O yüzden iktidarın söylediklerine mesafeyle yaklaşmak lazım. Biz, Türkiye’nin uluslararası alanda çaresiz hale getirilmesi nedeniyle de iktidara karşı çıkıyoruz. Biz dünyada en fazla olanaklara sahip ülkelerden bir tanesiyiz, bu hallere düşürülmemizi kabul etmiyoruz.”

“Vatandaşın tek derdi ekonomi”

Türkiye’de milyonlarca yurttaşın tek gündeminin açlık ve yoksulluk olduğunu belirten Erkan Baş, “Vatandaş sadece ekonomiyi konuşuyor. İnsanlar dostlarıyla oturup keyif üzerine sohbet edemez hale geldi” dedi. Baş, şunları söyledi:

“Bir avuç tuzu kuru ‘abartıyorsunuz’ diyor. Yoksulluk sınırı 20 bin lirayı geçmiş… 20 bin lira maaş alan var mı? Türkiye’deki esas yıkımlardan bir tanesi bu olacak. Kendisinin rahat yaşadığını düşünen kesimler, eğitimli iş gücü olarak nitelendirebileceğimiz kesimler artık yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Asgari ücret, açlık sınırının dörtte üçü. Böyle bir ülkede başka ne konuşulabilir ki?”

“Nebati, gözlerindeki ışıltıyı sadece kendisi görüyor”

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, dün gece saatlerinde Erdoğan’ın ek bütçe teklifinin görüşüldüğü Meclis Genel Kurulunda yaptığı konuşmaya ilişkin de açıklamalarda bulunurken, şu ifadeleri kullandı:

“Bütçe dediğimiz şey bir tercihtir. Ya halk için kullanırsınız ya da yandaşlara kaynak aktarmak için kullanırsınız. Bu hükümetin en temel özelliği hepsi patron. Bakan Nebati göreve geldiği ilk günlerde ‘Senin kaybedecek neyin var? Ben babadan zenginim, kaybedersem babamdan kalanları kaybederim’ diyordu. Zihniyet bu. Hayatında hiç enflasyon altında ezilmemiş Bakan Nebati, ekmek alamama derdi yaşamamış. Dün kendisine de sordum: ‘Siz hayatınızda fatura ve kira ödeyememek ne demektir yaşadınız mı?’ Yaşamadığı için onlara dünya rahat. Ben bu soruları sorarken Nebati selfie çekiyordu. Gözlerindeki ışıltıyı sadece kendisi görebiliyor.”

Paylaşın

Dış Ticaret Açığı Yüzde 155,2 Arttı

TÜİK verilerine göre, dış ticaret açığı yüzde 155,2 artışla 10 milyar 605 milyon dolara yükseldi. İhracatta ilk sırayı Almanya alırken, ithalatta ise ilk sırada Rusya yer aldı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) mayıs ayına ilişkin dış ticaret istatistiklerini açıkladı. Buna göre dış ticaret açığı mayıs ayında yüzde 155,2 artarak 4 milyar 156 milyon dolardan, 10 milyar 605 milyon dolara yükseldi. İhracat yıllık yüzde 15,3 artarak 18 milyar 984 milyon dolar, ithalat yüzde 43,5 artarak 29 milyar 588 milyon dolar olarak gerçekleşti.

İhracatın ithalatı karşılama oranı 2021 Mayıs ayında yüzde 79,8 iken, 2022 Mayıs ayında yüzde 64,2’ye geriledi.

İhracat 2022 yılı Ocak-Mayıs döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 20,4 artarak 102 milyar 469 milyon dolar, ithalat yüzde 40,8 artarak 145 milyar 675 milyon dolar olarak kaydedildi. Ocak-Mayıs döneminde dış ticaret açığı yüzde 136 artarak 18 milyar 310 milyon dolardan, 43 milyar 206 milyon dolara yükseldi.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, 2022 Mayıs ayında yüzde 13,2 artarak 15 milyar 472 milyon dolardan, 17 milyar 514 milyon dolara yükseldi.

Mayıs ayında enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat yüzde 22,6 artarak 17 milyar 339 milyon dolardan, 21 milyar 264 milyon dolara yükseldi.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı mayıs ayında 3 milyar 750 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi yüzde 18,2 artarak 38 milyar 777 milyon dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 82,4 oldu.

Ekonomik faaliyetlere göre ihracatta, 2022 Mayıs ayında imalat sanayinin payı yüzde 94,7, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 2,9, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,9 olarak hesaplandı.

Ocak-Mayıs döneminde ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı yüzde 94,5, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,1, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,8 olarak kaydedildi.

En çok ihracat Almanya’ya, ithalat ise Rusya’dan

Mayıs ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 1 milyar 492 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 273 milyon dolar ile ABD, 978 milyon dolar ile Irak, 953 milyon dolar ile İtalya, 911 milyon dolar ile Birleşik Krallık takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 29,5’ini oluşturdu.

İthalatta Rusya ilk sırayı aldı. Mayıs ayında Rusya’dan yapılan ithalat 4 milyar 487 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 234 milyon dolar ile Çin, 1 milyar 980 milyon dolar ile Almanya, bir milyar 529 milyon dolar ile ABD, bir milyar 305 milyon dolar ile İtalya izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 42,4’ünü oluşturdu.

Paylaşın