İYİ Parti Lideri Akşener: Bay Kriz’in Öngörüsüzlüğü Tam Gaz Devam Ediyor

TÜİK’in açıkladığı haziran ayı enflasyon rakamlarına tepki gösteren İYİ Parti Lideri Akşener, TÜİK’in açıkladığı rakamlarla bile enflasyon yüzde 78.6’ya tırmandı. Yani Bay Kriz’in öngörüsüzlüğü tam gaz devam ediyor…” dedi.

Haber Merkezi / İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, sosyal medya hesabından TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı; Akşener, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Geçtiğimiz hafta, 2022 yılı Bütçe Kanunu’nda yüzde 9.8 olarak öngörülen enflasyonun, yüzde 73.5’e ulaşmasındaki rezaleti dile getirmiştik. Bugün ise TÜİK’in açıkladığı rakamlarla bile enflasyon yüzde 78.6’ya tırmandı. Yani Bay Kriz’in öngörüsüzlüğü tam gaz devam ediyor…”

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Haziran’a ilişkin enflasyon verilerini yayımladı. Buna göre Haziran’da enflasyon bir önceki aya göre (aylık enflasyon) yüzde 4,95 arttı.

Bir önceki yılın aynı ayına göre (yıllık enflasyon) yüzde 78,62’e yükseldi. Aralık ayına göre de yüzde 42,35 olarak ölçüldü. TÜİK, Mayıs enflasyonuyla birlikte yayınlamayı durdurduğu ürün madde sepetini bu ayda da yayınlamadı.

ENAG’a göre enflasyon yüzde 175,55

Enflasyon Araştırma Grubu ise Haziran ayı enflasyonunu yıllık yüzde 175,55 olarak duyurdu. ENAG’a göre aylık bazda ise enflasyon yüzde 8,3 olarak gerçekleşti.

Enflasyon Araştırma Grubu, TÜİK alt grupları gösterge olarak alındığında en düşük aylık artışın yüzde 0,8, aylık en fazla yükselişin ise yüzde 16,51 ile konut kaleminde gerçekleştiğini belirtti.

Citigroup tarafından yapılan bir analize göre enflasyon Kasım ayına kadar yıllık yüzde 80 seviyelerinde takip edecek. Yıl sonunda baz etkisiyle yüzde 65’lere gerileyecek.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Mayıs ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Enflasyon düşüş eğilimine girmiştir” demişti. Mayıs ayında enflasyon oranı yüzde 73,5 olarak açıklanmıştı.

20 ekonomide en yüksek enflasyon Türkiye’de

Bloomberg HT’nin haberine göre Türkiye dünyanın en büyük 20 ekonomisinde açık ara en yüksek enflasyona sahip ülke. Türkiye’nin ardından ikinci sırada yüzde 51,27 ile uzun süre ekonomik kriz ile mücadele eden Arjantin geliyor.

Paylaşın

Türkiye’de 750 Bin ‘Vatansız’ Yenidoğan Var

Suriyelilerin ülkelerindeki iç savaş nedeniyle Türkiye’ye sığınmaya başlamalarının üzerinden 11 yıl geçti. Türkiye’de dünyaya gelen mültecilerin çocukları “vatansız” statüsünde. Türkiye’de dünyaya gelen kayıtlı/kayıtsız vatansız mülteci çocukların sayısına ilişkin resmi bir bilgiye ulaşmak da mümkün değil.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Mülkiye Göç Araştırmaları Merkezi Direktörü Prof. M. Murat Erdoğan, saha çalışmalarından edindikleri bilgiler ışığında Mart 2022 itibariyle Türkiye’de 750 bin Suriyeli yenidoğan bulunduğunun bilgisini verdi. Erdoğan, Türkiye’de bulunan, anne ve babasını çeşitli nedenlerle kaybettiği için “refakatsiz” olarak nitelenen çocukların sayına ilişkin de net bir verinin bulunmadığını söyledi.

Vatansız nedir?

Türk vatandaşlığını kazanmanın usul ve esaslarını belirleyen 5901 Sayılı Kanunun 8’inci Maddesi‘ne göre Türkiye, ‘toprak esasına’ dayalı vatandaşlığı kabul etmiyor. Türkiye topraklarında doğan bir bebeğin vatandaş kabul edilmesi için bebeğin anne ya da babasından en az birisinin Türkiye vatandaşı olması şartı aranıyor. Vatandaşlık Kanunu’ndaki bu engel nedeniyle Türkiye’de doğan mülteci bebekler “vatansız” kabul ediliyor. Hastanede ya da evde dünyaya gelen “vatansız” statüsündeki mülteci bebeğin doğum kaydının hızla yaptırılması, böylelikle “geçici koruma” altına alınmasının sağlanması, yenidoğanın sağlık hizmetine erişmesi için kritik bir adım. Suriyeli mülteci ebeveynlerin ekonomik ya da dil gibi engeller nedeniyle bebeğin kayıt altına alınmasını geciktirmesi sıkça karşılaşılan ihmallerden.

Ne Suriyeli ne Türkiyeli

Doğumun gerçekleştiği hastanenin yetkilileri ile İl Göç İdareleri ve Sağlık Bakanlığı’na bağlı Göçmen Sağlık Merkezleri uzmanlarının mülteci kadınları hamileliklerinden itibaren takip etmeleri, ihmallerin önüne geçilmesi için önem taşıyor. Ancak, uygulamada İl Göç İdareleri, yaklaşık üç yıldır kayıt almıyor. Başta Suriye olmak üzere Türkiye’de kayıtsız olarak bulunan çok sayıda Afganistanlı ve Iraklı mültecilerin bebeklerine de “kimlik kartı çıkartılmasında” ciddi sorunlar yaşanıyor. Bu durum da vatansızlığın yanı sıra yenidoğanların sağlık hizmetinden yararlanamaması gibi bir hak ihlaline sebep oluyor.

Pasaport alamıyorlar

Vatansız çocukların karşılaştığı en büyük problemlerden biri, Türkiye’den ayrılmak istediklerinde yasal yollardan ikinci bir ülkeye gitme olanaklarının olmaması. Vatansız statüsündeki çocuklar ne Türkiye ne Suriye vatandaşı sayıldıkları için pasaport alamıyor, dolayısıyla yasal yollardan seyahat hakkını kullanamıyor. Aileleri tarafından doğum sonrası “geçici koruma kartı” alınabilse dahi “vatansız” statüsünde oldukları için uygulamadaki birtakım yasal engeller nedeniyle sağlık hizmetlerine erişimde sorun yaşıyorlar. Son üç yıldır İl Göç İdareleri’nden “kimlik çıkartılma” imkânı olsa da genel bir uygulama olarak SGK’larının aktif edilmemesi nedeniyle sağlık hizmetlerinden de yararlanamıyor.

Güncel veri yok

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Mülkiye Göç Araştırmaları Merkezi Direktörü Prof. M. Murat Erdoğan’ın koordinatörlüğünde hazırlanan “Suriyeliler Barometresi 2020” isimli rapor, Suriyeli mültecilere ilişkin en güncel verileri ortaya koyuyor. Son verilere ilişkin konuştuğumuz Erdoğan, Türkiye’de veri toplama sürecinde ciddi sıkıntılar yaşandığına dikkat çekti.

Erdoğan, “Türkiye’deki Suriyelilerle ilgili özel olarak şöyle bir durum var: Hep geçicilik üzerine inşa edildiği için Türkiye İstatistik Kurumu’nun özel olarak Suriyelilerin hane bazlı verilerine erişmesi çok fazla tercih edilmedi. Bu daha çok İçişleri Bakanlığı’nın elinde kalan bir veri işi oldu. Devletin genel olarak iki alanda sıkıntısı var: Biri veri toplamak ve veri üretmek, diğeri ise veri paylaşmak. Yani Türkiye’de hem az veri toplanılıyor ve üretiliyor hem de veri paylaşmada sıkıntılar yaşanıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Prof. M. Murat Erdoğan Mart 2022 itibariyle Türkiye’de doğan Suriyeli 750 bin yenidoğan olduğu bilgisini verdi. Türkiye’de doğan Suriyeli çocukların Suriye vatandaşlığı alamadıklarına işaret eden Erdoğan, “Vatandaşlık Kanunu’na göre Türkiye’den de vatandaşlık alamadıkları için bu vatansızlık durumunu ‘de facto vatansızlık’ olarak tanımlıyorum. Fakat Türk yetkililer de bu çocukların Suriye vatandaşı olduğunu düşünüyor” ifadelerini kullandı.

Kayıtsız mültecilerin de çocukları vatansız

Göç İdaresi Başkanlığı’nın 23 Haziran 2022 tarihli son verilerine göre Türkiye’de “geçici koruma” kapsamında toplam 3 milyon 684 bin 488 Suriyeli bulunuyor. Göç İdaresi Başkanlığı’nın internet sitesinde Türkiye’de “uluslararası koruma” statüsündeki Afganistan, Irak, İran ve Filistinlinin de bulunduğu mültecilerin sayısına ilişkin son veriler 2021 Aralık tarihine ait.

Türkiye’de son rakamlara göre 21 bin 926 Afganistanlı, 4 bin 961 Iraklı, bin 32 İranlı mülteci bulunuyor. Fakat özellikle Türkiye’de bulunan kayıtsız Afganistanlıların sayısına ilişkin resmi ve gayri resmi net bir bilgiye ulaşmak mümkün değil. Taliban’ın geçen Ağustos’da yönetimi ele geçirmesinin ardından da binlerce Afganistanlı İran sınırı üzerinden Türkiye’ye geçtiğine dair görüntüler hafızalarda.

Türkiye’de sadece Suriyeliler değil, Afganistan, İran ve Iraklı mültecilerin Türkiye’de dünyaya gelen bebekleri de vatansız sayılıyor. Türkiye’nin Suriyelilere yönelik açık kapı politikasını sonlandırdığı 2015’ten bu yana Türkiye’ye giren ve kayıtları bulunmayan mülteciler ve dünyaya gelen bebek sayısı konusunda da net bir veriye ulaşmak mümkün değil.

“Veri eksikliği hak ihlallerine neden oluyor”

Öte yandan verilerdeki dikkat çeken ayrıntılardan biri, Türkiye’de uluslararası ve geçici koruma statüleri ile yaşamlarını sürdüren Suriye ve Afganistanlı 0-18 yaş aralığındaki çocuk sayısının en son Aralık 2021’de paylaşılmış olması. Aralık 2021 tarihli veriye göre Türkiye’de 0-18 yaş aralığında 1 milyon 771 bin 353 mülteci çocuk bulunuyor.

Refakatsiz çocuklara dair net veri de çözüm de yok

Hak ihlalleriyle karşı karşıya olan diğer bir mülteci grubu ise “refakatsiz çocuklar”. UNICEF refakatsiz çocukları, “Refakatsiz ve Ailesinden Ayrı Düşmüş Çocuklara İlişkin Kurumlar Arası Rehber İlkeler” yönergesinde “savaş, çatışma, kıtlık gibi herhangi bir nedenden ötürü ailesinden ya da yasayla ona bakmakla sorumlu olan kişilerden ayrılmış 18 yaşından küçük çocuklar olarak” tanımlıyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, internet sitesinde 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında Göç İdaresi ile refakatsiz çocuklara koruyucu ve destekleyici hizmetler verildiğini aktarıyor. Ancak, Göç İdaresi ve Bakanlık yetkilileri yazılı ya da sözlü refakatsiz çocuklara ilişkin resmi bir veri yayımlamak konusunda imtina ediyor.

İstismar ve çocuk ticareti

Prof. M. Murat Erdoğan refakatsiz çocuk konusunun üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir konu olduğunu belirtirken, çocukları bekleyen tehlikelere dikkat çekiyor:

“Suriyeli çocuklar savaştan kaçıyorlardı, büyük bölümü akrabalarına ve arkadaşlarına teslim edilmişlerdi ya da ebeveynleri hayatını kaybetmişti. Türkiye’de birtakım sivil toplum örgütleri ile devlet işbirliği yaparak çocukları yetimhanelere yerleştirdi, ancak bu konu da çocuk istismarı ve çocuk ticaretine alan yarattı.”

Göçmen ve mülteci hakları üzerine çalışmalar yürüten sivil toplum kuruluşlarından Uluslararası Af Örgütü ve Mültecilerle Dayanışma Derneği yetkilileri de Türkiye’de vatansız ve refakatsiz çocukların sayısına ilişkin ellerinde veri olmadığını ifade etti.

“Çocuk koruma haklarından yararlanamıyor”

Mültecilerle Dayanışma Derneği Genel Koordinatörü Pırıl Erçoban, Türkiye’de mülteci çocukların sayısının tespitindeki sorunların çocuk hakları ihlallerine de sebep olduğuna işaret ederken şu bilgileri aktardı: “Çocuk, sınırda ya da ilgili resmi kurumlarda yetkililere 18 yaşından küçüğüm dese de maalesef ‘çocuk olarak değil de yetişkin kaydı’ alınıyor. Dolayısıyla çocuk koruma haklarından yararlanmaları mümkün olmuyor. Çocuğun tam yaşının hesaplanması için kemik yaşı tespiti gibi tıbbi birtakım tespitlerin gerekliliği nedeniyle resmi makamlar böyle bir yönteme gidiyor.”

Erçoban, aynı zamanda Türkiye’de doğan ancak Türkiye vatandaşı kabul edilmeyen, Suriye vatandaşı da olmayan vatansız çocukların verilerinin İçişleri Bakanlığı’na bağlı Göç İdaresi tarafından hiç açıklanmadığının altını çizdi: “Göç İdaresi bunları hiç açıklamadığı için ve muhtemelen de tutmadığı için Türkiye’de doğan çocuklar üzerinden en fazla bir tahmin yürütülebilir. Bunlar Suriye tarafından vatandaşlık verilmiş çocuklar değil, Türkiye tarafından da vatandaşlıkları yok. Dolayısıyla vatansızlık riskiyle karşı karşıyalar.”

Türkiye’de veri şeffaflığı ile ilgili ciddi bir sorunun varlığına değinen Erçoban, “Suriyeli refakatsiz çocuklar birlikte hareket ettiği grup içinden bir yakınının üzerinden kayıt altına alınabiliyor ve böylece refakatsiz sayılmıyor.”

“Veri eksikliği çözümsüzlüğe götürüyor”

Erçoban, Göç İdaresi tarafından refakatsiz çocukların geri gönderme merkezlerinden sınır dışı edilmediği söylense de sürecin sağlıklı yürümediğini de ifade etti: “Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ‘Önce sağlık kontrolünü yapın, yaş tespitini yapın, ondan sonra bize yollayın’ diyor. O bir süreç alıyor ve o süreçte Göç İdaresi’nin o çocukların barınmasını sağlayabileceği bir imkânı, tesisi yok. Özel ihtiyaç sahiplerinin başında gelen refakatsiz çocuklar bu sebeple barınma, eğitim gibi temel haklarının sağlanmasında ciddi sıkıntılar yaşayabiliyor.”

Türkiye’de refakatsiz çocuklara erişim sorunu olduğunu belirten Erçoban, nerede olduklarını ve hangi koşullarda yaşadıklarını bilmeden çözüm odaklı bir projenin hem sivil toplum kuruluşları hem de devlet tarafından hayata geçirilemeyeceğini de söyledi.

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Medya Koordinatörü Fatma Yörür de refakatsiz ve vatansız mülteci çocuklarla ilgili çalışma yürütmek istediklerini ancak resmi rakamlar olmayınca herhangi bir projeyi uygulamaya geçiremediklerini aktardı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ndan TÜİK’e ‘Enflasyon’ Tepkisi

TÜİK’in açıkladığı haziran ayı enflasyon rakamlarına tepki gösteren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Pazar, market ortada. TÜİK’in bu yalanı, emeklinin, memurun cebinden çalmak demektir” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı;

“ENAG yıllık %176 enflasyon açıkladı, TÜİK %79. Pazar, market ortada. TÜİK’in bu yalanı, emeklinin, memurun cebinden çalmak demektir. Erdogan için suç işlemeyi bırakın, sorumlusu siz olacaksınız!”

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Haziran’a ilişkin enflasyon verilerini yayımladı. Buna göre Haziran’da enflasyon bir önceki aya göre (aylık enflasyon) yüzde 4,95 arttı.

Bir önceki yılın aynı ayına göre (yıllık enflasyon) yüzde 78,62’e yükseldi. Aralık ayına göre de yüzde 42,35 olarak ölçüldü. TÜİK, Mayıs enflasyonuyla birlikte yayınlamayı durdurduğu ürün madde sepetini bu ayda da yayınlamadı.

ENAG’a göre enflasyon yüzde 175,55

Enflasyon Araştırma Grubu ise Haziran ayı enflasyonunu yıllık yüzde 175,55 olarak duyurdu. ENAG’a göre aylık bazda ise enflasyon yüzde 8,3 olarak gerçekleşti.

Enflasyon Araştırma Grubu, TÜİK alt grupları gösterge olarak alındığında en düşük aylık artışın yüzde 0,8, aylık en fazla yükselişin ise yüzde 16,51 ile konut kaleminde gerçekleştiğini belirtti.

Citigroup tarafından yapılan bir analize göre enflasyon Kasım ayına kadar yıllık yüzde 80 seviyelerinde takip edecek. Yıl sonunda baz etkisiyle yüzde 65’lere gerileyecek.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Mayıs ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Enflasyon düşüş eğilimine girmiştir” demişti. Mayıs ayında enflasyon oranı yüzde 73,5 olarak açıklanmıştı.

20 ekonomide en yüksek enflasyon Türkiye’de

Bloomberg HT’nin haberine göre Türkiye dünyanın en büyük 20 ekonomisinde açık ara en yüksek enflasyona sahip ülke. Türkiye’nin ardından ikinci sırada yüzde 51,27 ile uzun süre ekonomik kriz ile mücadele eden Arjantin geliyor.

Paylaşın

Baskın Seçim Mi Geliyor?

Gazeteci Fehmi Koru, Türkiye’de yaşanan son gelişmeleri değerlendirdiği köşe yazısında “Baskın seçim mi geliyor?” diye sordu. Koru, kişisel blogunda kaleme aldığı köşe yazısında Çankırı’nın Dodurga ilçesinde yapılan seçimi, asgari ücrete yapılan zammı ve İspanya’daki NATO zirvesini hatırlattı.

AK Parti’nin Dodurga’daki seçimi yüzde 87’lik oy oranı ile kazandığını anımsatan Koru, “Acaba Dodurga seçim sonucu bir gösterge olarak değerlendirilir ve AK Parti bu adımlardan aldığı cesaretle bir yıl sonra yapılacak seçimin tarihini erkene çekmeyi düşünür mü? Yoksa zamanında seçim ısrarında devam eder mi iktidar cephesi?” sorusunu gündeme getirdi.

Koru, yazısının devamında şunları kaydetti:

Zamanında seçimin iktidar cephesi açısından ciddi mahzurları var. Günlük hayatta yaşanan sıkıntılar ekonomi yönetiminin yanlışlarının sonucu. Altı ay önce yeni yıla asgari ücrete beklenmeyen oranda zamla girilmiş, ancak ardından gemi azıya alan enflasyon ve kurdaki durdurulamaz yükseliş sebebiyle paramız pula dönüşünce, yapılan zammın hiçbir anlamı kalmamıştı. O yüzden asgari ücrete, hem de adet olmadığı halde, yeniden kallavi bir zam gerekti.

Seçimin zamanında yapılması, asgari ücrete ara zam ile ücret ve maaşlara enflasyon oranı göz önünde tutularak getirilebilecek takviyelerin etkisinin buharlaşmasına yol açabilir. Ekonomiyi emir ve talimatlarla istenilen sınırlar içerisinde tutmanın mümkün olmadığını yaşayarak öğrendik. Yanlış kararların siyasi sorumluları önümüzdeki bir yılda aynı konumlarında kalacaklarına göre yanlışlar devam edecek ve sıkıntılar sürecek demektir.

Benzer bir durum ‘zafer’ olarak takdim edilen Madrid’teki NATO zirvesinde elde edilen görüntü için de söz konusu olabilir. Kamuoyunun beklentileri önümüzdeki bir yıl içerisinde karşılığını bulmayabilir. ‘‘Zafer kazandık’’ diyerek seçime gitmek varken, ‘‘Bizi aldattılar’’ demek zorunda kalınarak gidilecek bir seçim istenilen sonucu getirmeyebilir.

Tayyip Erdoğan’ın yeniden aday gösterilmesinin önündeki anayasal engeli ve o engeli aşmak için sarf edilmesi gerekecek çabaların yıpratıcılığını bu hesaba katmıyorum bile. O gün yaklaştığında, iktidarın küçük ortağı MHP, büyük ortak AK Parti ile İYİ Parti arasında bölüşüldüğü için azalmakta olan oylarına bakarak, kendisinin desteğiyle Meclis’ten geçen yeni seçim yasasında ittifak içerisinde bulunmanın yararı ortadan kaldırıldığı için, %7’lik baraja takılma ihtimalinden rahatsızlık duyabilir.

Lafı uzatmayayım: Bir yıl sonrasının şartları, Dodurga’da alınan %90’a yakın oyla elde edilmiş ‘seçim başarısını’ AK Parti’ye yaşatmış Dodurgalıları bile dünkü kararlarından vazgeçirebilir. İktidar için doğru olan, kendi içlerinde tartıştıklarını da sandığım, fazla gecikmeden seçime gidilmesidir. Hazır muhalefet de seçim tarihinin erkene alınmasını istemekteyken… Gelişmelere bakıp ben bu hesabı yapıyorum ama iktidarın, daha doğrusu AK Parti genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın hesabı ne acaba? Sorunun cevabını bir tek kendisi biliyor.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

NASA, Dünya’ya Doğru İlerleyen Devasa Kuyrukluyıldızın Görüntüsünü Paylaştı

NASA, keşfedildiği dönemde en uzak aktif kuyrukluyıldız unvanını alan ve Güneş Sistemi’nin içlerine doğru ilerleyen gök cisminin bir astrofotoğrafçı tarafından çekilen portresini paylaştı.

Amatör gökbilimci Jose Chambo, 20 Haziran’da C/2017 K2 (PanSTARRS) kuyrukluyıldızının bir görüntüsünü yakaladı. Gök cisminin Dünya’ya uzaklığı şu anda 300 milyon kilometreden daha az. Ayrıca 14 Temmuz’da epey mesafe kat ederek gezegenimize en yakın konumuna, aralık ayında ise Güneş’e en yakın konumuna gelecek.

18 kilometre çapında bir çekirdeğe sahip devasa bir kuyrukluyıldız olan C/2017 K2 (PanSTARRS), ilk defa 2017’de 2,4 milyar kilometre uzaklıkta keşfedildiğinde halihazırda koma üretiyordu. Koma, Güneş’in kuyrukluyıldızı ısıttığı sırada açığa çıkan bir gaz bulutu. Parlayan komanın küçük bir teleskop yardımıyla gece gökyüzünde görülebilmesi gerekiyor. Kuyrukluyıldızın boyutuna rağmen komanın çıplak gözle yapılan gözlemler için fazla soluk kalması ise muhtemel.

C/2017 K2 (PanSTARRS), Oort bulutundan Güneş’e doğru tahminen 3 milyon yıl boyunca seyahat etti. Oort bulutu; Neptün’ün ve hatta Güneş Sistemi’nin kenarında, yıldızdan birkaç ışıkyılı kadar ileriye uzanan Kuiper kuşağının ötesinde yer alan bir buzlu gezegenimsizler diyarı.

Oort bulutunun tıpkı C/2017 K2 (PanSTARRS) kuyrukluyıldızı gibi hiperbolik yörüngeleri takip eden birçok kuyrukluyıldızın kaynağı olduğu düşünülüyor. Hubble Uzay Teleskobu’nun internet sitesinden alınan bir şemada kuyrukluyıldızın yörüngesinin Güneş sisteminin düzlemine neredeyse dik olduğu görülebilir.

Kuyrukluyıldız, eylüle kadar Kuzey Yarımküre’de teleskoplarla görülebilir durumda kalacak.

Paylaşın

Altı Muhalefet Partisinden Ortak Açıklama: Mücadele Kararlılığı Vurgusu

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nden oluşan altılı masada İYİ Parti’nin ev sahipliğinde beşinci kez bir araya geldi. Toplantının ardından altı lider ortak bir açıklama yayınladı.

Haber Merkezi / Açıklamada “Genel Başkanlar olarak bizler, iktidarın ülkemizi geçen yüzyılda kalan, kapalı bir ekonomi-politik sisteme yöneltme çabalarına karşı mücadele etme kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz.” ifadeleri kullanıldı.

Altı parti tarafından yapılan açıklamanın tam metni şu şekilde:

“Ülkemize ve milletimize ağır ekonomik, sosyal ve psikolojik bedeller ödeten Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin açtığı yaraları sarabilmek, hukukun üstünlüğünü ve siyasi ahlakı yeniden tesis edebilmek için büyük bir kararlılıkla başlattığımız işbirliği sürecinin beşinci toplantısını bugün İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener’in ev sahipliğinde gerçekleştirdik.

İktidarın milletimizi kutuplaştırarak birbirine hasım ilan eden bu kutuplaşma üzerinden çıkar düzenini sürdürmeyi amaçlayan kirli siyasetinin karşısında huzurun hâkim olduğu “Yarının Türkiyesi’ni” inşa etmeye kararlıyız.

Bu vesileyle, bundan tam 29 yıl önce Madımak ve Başbağlar’da yitirdiğimiz vatandaşlarımızı bir kez daha saygı ve rahmetle anıyor, yaşananlardan ders çıkararak, nice acı tecrübeleri yaşamamıza sebep olmuş bu siyaset anlayışını ve bu nefret dilini reddettiğimizi ve memleketimizde toplumsal barışı mutlaka tesis edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.

Bugünkü toplantımızda, işbirliğimizin geldiği aşamayı, milletimizin gündemindeki sıkıntıları ve o sıkıntıları çözmek üzere atılacak yeni adımları ele aldık.

Altı siyasi partinin Genel Başkanları olarak, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakatımız” ile “Temel İlkeler ve Hedefler” metnimizi daha önce milletimizle paylaşmıştık. Ayrıca, görevlendirdiğimiz Seçim Güvenliği ve Kurumsal Reformlar Komisyonlarının çalışmaları da kamuoyunun takdirine sunulmuştur.

Anayasal ve Yasal Reformlar Komisyonu çalışmalarını düzenli bir şekilde sürdürmektedir.

İktidarın son dönemde devreye sokmaya çalıştığı politikaların dünyaya kapalı ve otoriter bir yapının kalıcı nitelik kazanması hedefine dönük olduğu açıktır. Bu çerçevede, BDDK’nın geçtiğimiz hafta içinde aldığı kararlar da açık bir şekilde serbest kambiyo sisteminden sermaye kontrol sistemine geçişin adımları olarak görülmektedir.

Siyasi iktidar tarafından Haziran ayında TBMM’ye sunulan ek bütçe ise ekonomi politikalarının iflasının itirafıdır. İktidar, tercihini bir kez daha enflasyonla ve işsizlikle mücadeleden, çiftçinin, memurun ve emeklilerin dertlerinden değil yandaş müteahhitlerinden ve faiz lobilerinden yana yaptığını açıkça göstermiştir.

Genel Başkanlar olarak bizler, iktidarın ülkemizi geçen yüzyılda kalan, kapalı bir ekonomi-politik sisteme yöneltme çabalarına karşı mücadele etme kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz.

Kurallı, verimli, rekabetçi, istihdamı önceleyen bir ekonominin güvencesi olarak, yüksek enflasyon ve işsizliği bitirmeye, çiftçimizi, emekçimizi, sanayicimizi, esnafımızı, memurumuzu ve emeklimizi refaha kavuşturmaya; milletimizin hiçbir ferdini açlık sınırının altında bir asgari ücrete mahkûm etmemeye kararlıyız.

Öte yandan, TBMM gündemindeki, özünde sansür niteliği taşıyan dezenformasyon yasa teklifi, siyasal ve toplumsal muhalefeti suçlu ilan ederek cezalandırmaya ve demokratik seçim ortamını zedelemeye odaklanmıştır. Dezenformasyon yasasının ertelenmesi bizi asla rehavete sürüklemeyecektir. Basın ve ifade özgürlüğünü savunma konusundaki kararlı tutumumuzu sürdüreceğiz.

Türk dış politikasında ise son yıllarda kişisel ve tepkisel tercihlere bağlı olarak yaşanan; savrulma, hedefsizlik ve vizyonsuzluğun son örneği, NATO’nun Madrid Zirvesi sürecinde görülmüştür. Türkiye’nin haklı taleplerini somut güvencelere bağlamayan üçlü mutabakat metni, bir iç siyaset malzemesi olarak kullanılması dışında herhangi bir değer taşımamaktadır.

Bu çerçevede dış politikayı şahsi menfaatlere göre değil, millî menfaatlere göre yöneteceğiz. Türkiye’yi itibarı sarsılan değil; sözü dinlenen, saygın ve bölgesinin en güçlü ülkesi yapacağız.

Bir kez daha altını çizmek isteriz ki;

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne geçtiğimiz 2018 yılından bu yana sadece siyasi iktidarın ve bir avuç azınlığın memnun olduğu, vatandaşlarımızın ise feryat ve isyan ettiği, adaletsiz, haksız ve keyfi uygulamalarla, çarpık ve gayri ahlaki kriterlerle karşı karşıyayız.

Ülkemizin yaşadığı, özellikle son dört yıldır katlanarak artan ve milletimize ağır bir yük hâline gelen tüm sorunların kaynağında, tek bir kişinin ve onun belirlediği dar bir zümrenin tahakkümünü esas alan Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi vardır.

Bu sorunları aşabilmenin yolu, siyasi iktidar ve ortaklarının tüm gündem değiştirme çabalarıyla yıpratmaya çalıştıkları Cumhuriyet değerlerimize ve demokratik hukuk devleti ilkelerine sımsıkı sarılarak millî egemenliğimizi esas alan “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi” yine milletimizin teveccühü ile hayata geçirmek üzere, seçim sandığının bir an evvel milletimizin önüne getirilmesidir.

İşte bu nedenle, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile hedefimiz:

Mahkûm edildikleri işsizlik ve baskı altına alınmaya çalışılan özgürlükler de dahil olmak üzere, gençlerimizin önündeki tüm engelleri kaldırıp, hayallerine kavuşabilmelerini sağlamaktır.

İşletmelerimizin yurt dışı ile rekabet edebilmeleri ve hem ulusal hem de uluslararası piyasalarda marka değeri oluşturmalarına destek olmaktır.

Esnafımızın, üreticimizin, sanayicimizin ve çiftçimizin, tüketiciye, uygun fiyata kaliteli ürün sunabilmesi, ürettiğinden kazanabilmesidir.

Memurumuzun, işçimizin, emeklilerimizin hak ettiği yaşam kalitesine kavuşmasıdır.

Kapsayıcı politikalarla yoksulluğun, özellikle de kadın ve çocuk yoksulluğunun sonlandırılması, milletimizin her bir ferdinin refahtan adil pay almasını sağlamaktır.

Özetle, sadece yönetim sisteminin değil, topyekûn hayatlarımızın değişmesidir. Milletçe hak ettiğimiz, 21’inci yüzyıla yakışır, mutlu ve refah içinde bir Türkiye’ye kavuşmaktır.

Bilinmesini isteriz ki;

Altı siyasi partinin ortak akıl ve makulde buluşmak üzere oluşturduğu istişare mekanizmasını, adaylık tartışmasına indirgemeye çalışanlar, milletimizin ve ülkemizin geleceğine dair büyük bir kazanım olarak gördüğümüz çalışmalarımızı asla sekteye uğratamayacaktır.

Bir kez daha ilan ediyoruz ki;

Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı, Güçlendirilmiş Parlamenter sistemden yana olan, demokrasi âşıklarının adayı olacaktır.

Bu vesileyle, 9 Temmuz 2022’de idrak edeceğimiz Kurban Bayramının aziz milletimize ve tüm İslam alemine hayırlar getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyoruz.”

Paylaşın

HDP’de Eş Genel Başkanlığa Pervin Buldan Ve Mithat Sancar Seçildi

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 5’inci Olağan Büyük Kongresi Ankara Spor Salonu’nda, “Çözüm Biziz, Sözümüz Var” sloganıyla düzenledi. Üç farklı polis arama noktasından geçerek ulaşılabilen Ankara Arena’ya sabahın erken saatlerinden itibaren binlerce partili geldi.

Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre, “Demokrasi İttifakı İle Üçüncü Yol”, “Eş Başkanlık Mor Çizgimizdir”, “İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz”, “Kürt Sorununda Demokratik Çözüm”, “Tekçi Rejim Değil Demokratik Cumhuriyet”, “Savaş ve Tecrit Değil Barış ve Çözüm”, “Demokrasi İttifakı İle Mutlaka Kazanacağız”, “Özgür Basın Susturulamaz” pankartlarının asıldığı Ankara Arena’daki elektronik panoda ise “Çözüm Biz’de” sloganı yer aldı.

Buldan ve Sancar

HDP’nin 5’inci Olağan Kongresi’nde Divan’a Eş Başkanlık adaylarına ilişkin önerge sunuldu. HDP’nin mevcut Eş Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar yeniden aday gösterildi.

HDP’nin 5’inci Büyük Olağan Kongresi tamamlandı. Bin 50 delegenin 806’sı oy kullandı. 797 geçerli oyun olduğu seçimde HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar yeniden HDP Eş Genel Başkanlığı’na seçildi.

HDP Parti Meclisi adayları netleşti

HDP Kongresinde 1050 delegenin Eş Başkanların yanı sıra belirleyeceği 100 asıl, 50 yedek üyeden oluşan Parti Meclisi ve Merkez Disiplin Kurulu ile Uzlaşma Kurulu üyeleri de netleşti.

PM için asil ve yedek üye adayları şu şekilde sıralandı:

PM asil üyeler

Abdullah Zeydan, Ahmet Saymadi, Aleddin Erdoğan, Ali Kenanoğlu, Ali Özkan, Alişan Şahin, Aydın Çetinkaya, Aylin Onursev, Ayşe Elif Ela Hasanoğlu, Berkat Kar, Besriye Tekgür, Bülent Uyguner, Cemalettin Yüksel, Cengiz Topbaşlı, Cihan Aydın, Çiçek Arıç, Dersim Dağ, Doğan Erbaş, Ebrü Günay, Elif Bulut, Emine İnan, Emirali Türkmen, Eylem Arzu Kayaoğlu, Fatma Çelik, Feleknas Uca, Feray Mertoğlu, Fırat Keser, Fikret Melih Çolakoğulları, Gülistan Ataş, Gültekin Koçdemir, Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Hacay Yılmaz, Hacer Elçin, Hacı Bayram Kızartıcı, Hakkı Saruhan Oluç, Halime Bayram, Hanım Binici, Hasret Alp, Hatice Akdağ, Hatice Betül Çelebi, Hişyar Özsoy, Hividar Özdemir, Işık Arcan, İbrahim Sungur, İdil Uğurlu, Kemal Bülbül, Latife Demirci Kahya, Leman Kiraz, Leyla Atsak, Livan Orman, Mahfuz Güleryüz, Mediha Azra Güllüpınar, Mehmet Raci Bilici, Mehmet Ruştu Tiryaki, Mehmet Saltoğlu, Mehtap Sert, Menekşe Kızıldere, Metin Uğurtepe, Muhammed Ayten, Murat Çepni, Musa Piroğlu, Mustafa Güler, Naci Sönmez, Nazım Karakurt, Nazile Tursun, Nuray Özdoğan, Nuray Türkmen, Oya Ersoy, Ömer Öcalan, Özcan Ay, Özcan Teker, Özgül Saki, Özgür Zeydanoğlu, Özlem Gündüz, Perihan Ağaoğlu, Pero Dundar, Rıdvan Turan, Sait Taycı, Samet Mengüç, Sedat Şenoğlu, Semiha Şahin, Serhat Eren, Serpil Kemalbay Pekgözegü, Servin Karakoç, Seval Çadırcı, Sevda Çelik Özbingöl, Sevgi Kişin Sazan, Sidar Karaçelik, Songül Tunçdemir, Sultan Özcan, Şaziye Köse, Şerife Yıldırım, Tayip Temel, Tevfik Kaçar, Tulay Hatımoğulları Oruç, Tuncer Bakırhan, Turgut Öker, Turkut Çatar, Zeki Koç, Zeynep Nilgün Salmaner.

PM yedek üyeler

Adem Demirağaç, Ahmet Yıldız, Alican Çakır, Aylin Hacaloğlu, Bahattin Karaman, Bedriye Irmak, Bedriye Yorgun, Beybün Aslan, Bülent Aşa, Dalha Kaya, Emin Ay, Engin Güleser, Erhan Basut, Erkan Mete, Erol Tunç, Ferit Aktepe, Haydar Üstündağ, Hüseyin Gencer Uçar, İsmail Anci, Kendal Soysal, Leyla Aygün, Lezgin Bingöl, Mahmut Çavlı, Mehmed Ali Yavuz, Mehmet Sabri Gül, Metin Özbadem, Murat Kalmaz, Musa Alkan, Musa Aydın, Mustafa Çampınarı, Necati Pirinççioğlu, Ömer Filitoğlu, Ramazan Doğru, Reşat Aşan, Rohat Gövercin, Sariye İnci, Serkan Baysak, Seydoş Daniş, Seyitbattal Taşdemir, Sinan Kaya, Şerif Bora, Şerif Durmaz, Tarık Zafer Yazıgan, Turhan Yıldırım, Ünal Yusufoğlu, Vedat Yıldız, Veli Aydoğan, Veysi Eski, Yakup Çelik, Yunus Parım.

HDP’nin danışma kurulu belli oldu

HDP, parti dışından kanaat önderleri, yazar ve aydınların katılacağı bir Danışma Kurulu oluşturdu. Akademisyen, gazeteci ve siyasetçilerin de yer aldığı 43 kişilik Danışma Kurulu’nu oluşturacak isimler şu şekilde sıralandı:

“Ahmet Telli, Ahmet Türk, Akın Birdal, Ali Alfatlı, Ali Bayramoğlu, Ayşe Erzen, Ayşegül Devecioğlu, Bülent Küçük, Celil Kaya, Cihan Sincar, Erdoğan Aydın, Fatma Gök, Ferda Koç, Gençay Gürsoy, Halil Aksoy, Hamit Geylani, Hasan Cemal, Kenan Kalyon, Kerem Fırtına, Levent Köker, Mahmut Demiralp, Mehmet Altan, Meral Camcı, Mustafa Kemal Coşkun, Muzaffer Kaya, Naci Kutlay, Nizamettin Toğuç, Nurettin Sözmez, Nurten Ertuğrul, Onur Hamzaoğlu, Özgür Müftüoğlu, Rıza Türmen, Several Ballıkaya, Sevilay Çelenk, Seyfi Öngider, Sırrı Sakık, Sırrı Süreyya Önder, Süreyya Karacabey, Şebnem Oğuz, Tarık Ziya Ekinci, Veli Büyükşahin, Yavuz Önen, Zerrin Şahin Kurtoğlu.”

Kongreye katılan konuklar

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanları Özlem Gümüştaş ve Şahin Tümüklü, Sosyalist Yeniden Kurtuluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanları Canan Yüce ve Cavit Uğur, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüleri Esengül Demir ve Cengiz Çiçek, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır, Demokratik Toplum Kongresi  (DTK) Eş Başkanı Berdan Öztürk, Yeşil Sol Eş Genel Başkanları Ayşe Erdem ve İbrahim Akın, Devrimci Parti Eş Genel Başkanları Elif Torun ve Ömer Öneren, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel, TİP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) Sözcüsü Çiçek Otlu, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) Eş Başkanları Yaren Tuncer ve Okan Danacı, SODAP Sözcüsü Sevtap Ayhan Karahanlı, EHP Sözcüsü Özge Akman, Halkevleri Genel Başkanı Nebiye Merttürk, Sosyalist Meclisler Federasyonu Sözcüsü Erdal Ataş, TÖP Genel Sözcüler Kurulu Üyesi Perihan Koca ile DEVA, Gelecek Partisi, Tek Parti, Sol Parti, TKP, Kürdistani İttifak partileri temsilcileri. Ayrıca Avrupa ve Ortadoğu’dan çok sayıda siyasi parti temsilcisi, siyasetçi ve hak savunucusunun yer aldığı yüzü aşkın kişiden oluşan yabancı delegasyon.

Paylaşın

Ankara, Yabancı Çalışanlar İçin Dünyanın En Ucuz Kenti

Yabancı çalışanlar için dünyanın en pahalı şehirleri listesinde Hong Kong ilk sırada yer alırken, Ankara dünyanın en ucuz kenti oldu. İstanbul da en ucuz 10 kent arasına girdi. 

Mercer adlı uluslararası araştırma şirketinin son raporuna göre bu yılki listede İsviçre’den dört şehir, yabancı çalışanlar için dünyanın en pahalı ilk 10 kenti arasına girdi. Bu kentler Zürih, Cenevre, Basel ve Bern oldu.

En pahalı ilk 10 kent arasında Asya’dan Hong Kong’un yanı sıra Tokyo, Pekin, Singapur da yer aldı. Orta Doğu’dan ise sadece Tel Aviv ilk 10 sıralamasına girdi.

En ucuz kent son sırada yer alan Ankara oldu

Dünyanın yabancı çalışanlar için yaşam masrafları en düşük şehirleri ise Türkiye’nin başkenti Ankara oldu.

Ankara, 227 kentin incelendiği araştırmada son sırada yer aldı. 222. sırada yer alan İstanbul da en ucuz 10 kent arasına girdi.

En ucuz 10 arasında yer alan diğer kentler Cezayir, Almatı, Tunus, Taşkent, Karaçi, İslamabad ve Duşanbe oldu.

İstanbul ve Ankara son yıllarda geriledi

Mercer firmasının araştırmasında ev kiraları, enflasyon, ürün ve hizmetlerin ücretlerindeki değişime bakıldı. Batı Avrupa şehirlerinin sıralamada üstlerde çıktığı görülürken, yabancı çalışanlar için İstanbul ve Ankara ucuzladı.

Örneğin uluslararası işçiler için 2020 sıralamasında 153., 2021 sıralamasında ise 173. sırada yer alan İstanbul, 2022’de 224. sıraya geriledi. Ankara 2021 ve 2020 çalışmasında yer almadı.

2022 listesinde Türkiye’den sadece İstanbul ve Ankara girdi.

Mercer’in ‘Yaşam Maliyeti’ araştırması

Mercer’in dünya çapında yüzlerce şehri kapsayan kapsamlı çalışması, her yıl yayımladığı Yaşam Maliyeti veri araştırmasına dayanıyor.

Şirket, internet sitesinde bu araştırmayı yılda iki kez gerçekleştirdiğini ve çalışmanın, dünyanın dört bir yanındaki çok uluslu şirketlerin ve hükümetlerin yabancı çalışanları için ücret stratejileri belirlemelerine yardımcı olmak üzere tasarlandığını belirtiyor.

Yaşam Maliyeti endeksi nasıl hesaplanıyor?

Mercer’e göre Yaşam Maliyeti araştırmasında 200’den fazla mal ve hizmet analiz ediliyor.

Araştırmada uluslararası çalışanlar için maliyet belirlemede, bulundukları ülkenin para birimi dalgalanmalarının, enflasyonun ve konaklama fiyatlarındaki istikrarsızlık gibi temel faktörlere bakıldığı belirtiliyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

HDP’li Buldan: Tarih De, Rüzgar Da Bizden Yana

HDP Eş Genel Başkanı Buldan, partisinin 5. Olağan Büyük Kongresi’nde yaptığı konuşmada, “Kürt halkının demokratik siyasetteki kararlılığı ve Türkiye demokrasi güçleriyle omuz omuza yürüttüğü büyük demokrasi mücadelesi bu ülkenin ortak geleceğinde kesinlikle belirleyici olmaya devam edecektir. Tarih de, rüzgâr da bizden yanadır!” dedi.

Haber Merkezi / HDP Eş Genel Başkanı Sancar ise, kongrede yaptığı konuşmada, “İçinde ilke, ciddiyet ve demokratik çözüm yaklaşımı barındırmayan hiçbir söze ve hamleye başarı şansı bu ülkede yoktur. Halklara sözümüz var. Çözümsüzlüğün bu ülkeyi bir yüz yıl daha esir almasına izin vermeyeceğiz.” ifadelerini kulandı.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP), 5. Olağan Büyük Kongresi “Çözüm biziz, sözümüz var” şiarıyla Ankara’da gerçekleşiyor.

Kongre için Türkiye’nin dört bir yanından on binlerce yurttaş Ankara’ya geldi. Kongrede kadın, ekoloji, emek mücadeleleri vurgusunun yanı sıra demokrasi, özgürlük ve eşitlik taleplerinin de öne çıkması planlanıyor.

“Tarih de, rüzgâr da bizden yana”

Kongrenin açılış konuşmasını yapan HDP Eş Genel Başkanları’ndan Pervin Buldan:

“Kimsenin önünde diz çökmedik. Kimseye biat etmedik bundan sonra da kimseye diz çökmeyeceğimize, biat etmeyeceğimize sizlerin huzurunda söz veriyoruz.

Kürt halkının demokratik siyasetteki kararlılığı ve Türkiye demokrasi güçleriyle omuz omuza yürüttüğü büyük demokrasi mücadelesi bu ülkenin ortak geleceğinde kesinlikle belirleyici olmaya devam edecektir. Tarih de, rüzgâr da bizden yanadır!

Çözümün adımları eşit yurttaşlık, anadilinde eğitim, güçlü yerel demokrasi ve yargı sisteminin yarattığı tüm tahribatların giderilmesidir. Çözüm yeri diyalog ve siyasal mutabakat zemini olan parlamentodur. Ülkeyi bu çatışma ikliminden çıkaracak çözüm HDP’dedir.”

“Halklara sözümüz var”

Pervin Buldan’dan sonra konuşan Eş Genel Başkan Mithat Sancar:

“Tüm siyasi mahkumiyetler ve davalar sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmalı ve kayyım rejimine son verilmelidir. Bunların müzakere edilip hayata geçirileceği yer meclis olmalıdır. Bunları topluma mal etmek için güçlü bir barış ve çözüm iradesi hayata geçirilmelidir.

İçinde ilke, ciddiyet ve demokratik çözüm yaklaşımı barındırmayan hiçbir söze ve hamleye başarı şansı bu ülkede yoktur. Halklara sözümüz var. Çözümsüzlüğün bu ülkeyi bir yüz yıl daha esir almasına izin vermeyeceğiz.

Cumhurbaşkanlığı seçimde tutumumuz nettir. Kamuoyu önünde şeffaf görüşmeler yapılması halinde müzakerelere ve ortak aday fikrine açığız. Bu olmazsa hakkımız olan adayımızla seçimlere girme seçeneği de güçlü bir seçenek olarak durmaktadır.”

Katılan partiler ve isimler

Kongreye HDP bileşen partilerinin yanı sıra HDK, DTK, 7’li ittifak, CHP, DEVA, Gelecek, Saadet, Tek Parti, Sol Parti, TKP, Kürdistan İttifak partilerinin temsilcileri; Cumartesi Anneleri, Barış Anneleri, Roboski, Sivas, Suruç ve Ankara, Konya, Gezi, Paris ve Cizre’de öldürülenlerin aileleri; Şenyaşar, Tahir Elçi, Medeni Yıldırım, Deniz Poyraz ve Garibe Gezer’in ailesi ile tutuklu siyasetçilerin aileleri; aydın, yazar ve sanatçıların da aralarında bulunduğu 400’ü aşkın kurum temsilcisi ve isim, kongreye konuk olarak katıldı.

Kongrede Avrupa ve Ortadoğu’dan çok sayıda siyasi parti temsilcisi, siyasetçi ve aktivistin de aralarında bulunduğu 100’ü aşkın yabancı delegasyon da yer aldı.

Paylaşın

Babacan’dan Dikkat Çeken ‘Ortak Aday’ Açıklaması

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan 6’lı masadaki liderler buluşmasından bir gün önce Kocaeli’nin Gebze ilçesindeydi. İlk mitingi Gaziantep’te düzenleyen Ali Babacan ikinci mitingini de Gebze’de yaptı.

Miting sonrasında gazetecilerle sohbet toplantısında bir araya gelen Babacan 6’lı masadaki görüşmeye ilişkin merak edilen soruları yanıtladı. Habertürk’ten Sibel Erdem’in haberine göre; Babacan’ın açıklamalarından satır başları:

“İşleri çok zor. Sorunları çözecek kapasiteleri yok. Elle tutulur bir sağlık vardı. O da kötüye gitti. Kasımda seçim yüksek ihtimal değil ama olmaz diyemiyorum. Ekonomi düzelmeyecek, yönetilemeyen bir ülke haline geldi. Mayıs-Haziran, Kasım’dan daha kötü olacak. Fırsat penceresi görürlerse “Altı ay kaybederiz ama beş yıl kazanırız” diyebilirler.

Cumhurbaşkanı adaylığı, 6’lı masada gündem konusu değil. İsimler üzerinden bir tartışma yok. Kriterleri belirledik ve açıkladık. Spesifik isimler üzerinden hiçbir isim masaya gelmedi. İki ay önceki toplantıda çıktı bu kriterler. Kasım’da olursa seçim, kararının zaten Eylül’de alınması lazım. Orada da süreç çok hızlı işletilir. Toplumda sıhhatli bir tartışma devam ediyor. Her ay kamuoyu yoklamaları yapılıyor. Araştırma şirketleri soruyor o mu olsun bu mu olsun. Erdoğan’ın karşısına çıkarsa kim ne oy alır. Toplumda sıhhatli bir tartışma sürüyor açıkçası.

Şu anda konuşulan, anketlerde yer alan 4 ismin dışında başka isimler de görüyorum. Önümüz bayram aile ziyaretlerinde oralarda da konuşulacaktır. Bunlar iyi şeyler dolayısıyla toplumda adı geçen kişilerle ilgili yavaş yavaş kanaatler oluşuyor. Kanaatler değişebiliyor. Bir sene önce adı geçenlerde ilgili kanaatler hangi noktadaydı bugün hangi noktada. Bir senede belli değişiklikler oldu.

Bakacağız göreceğiz, bizim hedefimiz altı parti ortak aday göstereceğiz. İlk turda açık ara seçim kazanması lazım. Açık farkla olmalı ki kimse itiraz edemesin. İdeal bu ama baktık olmadı. Her şeyin sonu değil, 2018’de de her parti kendi adayını çıkardı, yine de partiler ittifak halinde seçime gitti. Ama bizim şu anda ana planımız, A planımız altı partinin ortak bir aday üzerinde uzlaşmasıdır. A planı bu olmalı ama olmazsa da her şeyin sonu değil. Bunun süreci daha hızlı ve sıhhatli işleteceğini düşünüyoruz.

Geçiş sürecinde ülke nasıl yönetilecek, biz diyoruz ki geçiş sürecinde ülke defacto parlamenter sistemle yönetilsin. Altı partinin ortak adayı ben yetkiyi aldım, kimse bana karışmasın sonuna kadar kullanırım anayasal yetkilerimi demesin. Altı partinin farklı farklı konulardaki düşüncelerini yok saymaması lazım. Bu partilerin ne dediğini hangi konularda iradesinin ne yönde olduğunu dikkate alsın dolayısıyla, geçiş sürecinin yol haritasının çok kıymetli olacağını düşünüyoruz. Kendi iç çalışmamızı oldukça ilerlettik. Sadece parlamenter sistem değil, parlamenter sisteme geçiş sürecinin yol haritasında mutabakat sağlanmasını da önemli buluyoruz.

Madem altı parti parlamenter sistem istiyor, parlamenter sistemin ruhunu hemen yaşatalım, anayasa değişikliğini beklemeyelim. Bizim tercihimiz en kısa sürede parlamenter sisteme geçmek. Ama seçilen cumhurbaşkanının ve parlamentonun da beş yıllık görev süresini tamamlaması. Beş yıl komple bir paketi sunalım. Vatandaş da bir daha mı seçim demesin, kafası karışmasın.

Erdoğan’ın yeniden adaylığı tartışması

Hukukçuların kahir ekseriyeti cumhurbaşkanının ikinci dönem görev yaptığını söylüyor. Azınlıktaki hukukçular ise sistemin değiştiğini ve yeni sisteme göre bir daha aday olabileceğini söylüyor. Ama biz istiyoruz ki görev süreniz doldu ifadesini halk söylerse daha iyi olur. Sağlıklı olan bu.

Olumsuzluk ihtimaliyle masaya oturmak doğru değil, sıkıntılar olabilir bu yolculukta ama bunun kaygısıyla yolculuk olmaz. Niyet önemli. Her şey üzerine mutabık kalınmadıkça, hiçbir şey üzerinde mutabık kalınmamıştır kuralını ilk toplantıda konuştuk.

Babacan’ın adaylıkla ilgili sorulara yanıtları da şöyle oldu:

Aday konusunda bir metodolojiniz var mı?

Metodoloji, ortak anket falan konuşmadık. Her parti kendi çalışmasını yapar diye düşünüyorum.

Altılı masadan birisi mi aday olmalı, dışarıdan birisi mi olmalı?

Hangisi hayırlısı ise o olsun.

Önerilen isme 6 liderden 4’ü evet 2’si hayır derse ne olacak?

Altılı masada her şey mutabakatla, konsensüsle gidiyor. Oylama falan olmadı. Tek bir parti tek bir kelimeyi kabul etmiyorsa o açıklamayı girmiyor mesela. Altı partinin evet demesi… 4 parti evet dedi, 2 parti hayır dedi o öyle işlemez zaten. İşin ruhunda zaten mutabakat var. Bundan sonra da hedef mutabakat.

Paylaşın