Halkın Yüzde 62’si Bozuk Gıdayı Şikayet Etmiyor

Sabri Ülker Vakfı’nın Kovid 19 pandemisi sonrası değişen gıda tüketim alışkanlıklarına yönelik araştırmasına göre, gıda alırken son kullanma tarihine bakılıyor ama tüketicinin yüzde 62,1’i bozuk gıdaları şikayet etmiyor.

Farklı bölgelerdeki 12 ilden 2 bin 400 kişiyle yüz yüze görüşülerek yapılan araştırmaya göre toplumda gıda güvenliğiyle ilgili bilgi düzeyi çok düşük. 18 yaş üstü katılımcıların bu konuda bilgileri daha fazla ancak toplumun büyük kesimi gıdaların güvenliğinden emin olmadığını belirtiyor.

Doğu Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İrfan Erol’un yönetiminde hazırlanan araştırma raporu, tüketicilerin yüzde 66,1’inin gıda güvenliği kavramını hiç duymadığını ortaya koydu. Araştırmaya göre bu konuda bilgiyi TV ve radyo yayınlarından aldığını söyleyenlerin oranı yüzde 70,1. Sadece yüzde 18,6’lık kısım uzmanlardan bilgi alıyor.

Dünya gazetesinden Yasemin Salih’in haberine göre araştırmanın toplumun gıda güvenliğiyle ilgili bilgi ve tutumlarını gözler önüne serdiğini belirten Prof. Dr. İrfan Erol, şu sonuçları paylaştı: “Tüketicilere gıda alırken en çok hangi faktörleri ön planda tuttuklarını sorduk. Yüzde 77,3’ü son tüketim tarihine baktığını söyledi. Yüzde 73,8’i de etiket bilgilerini okuduğunu ifade etti. Çünkü alerji vs gibi sorunlar artıyor. Yüzde 73,5’i kalite ve lezzeti de gözetirken, ‘Fiyatına da bakarım’ diyenlerin oranı yüzde 71 oldu. Bu sonuçlar dünyada da benzer oranlarda.”

Araştırmaya katılanların yüzde 60,8’ine göre gıda fiyatları pandemiden önce daha iyi durumdaydı.

‘Şikayet etsem de sonuç değişmez’

Erol’un verdiği bilgilere göre tüketiciler gıda kontrollerinin yeterince iyi yapılmadığını düşünüyor. Her 10 katılımcıdan yedisinin bu görüşte olduğunu aktaran Erol, her 10 katılımcıdan üçünün de bozuk gıdalarla karşılaştığını, ancak bunu yetkililere şikayet etmediğini belirtiyor. Erol, “Bunun nedenini sorduğumuzda katılımcıların yüzde 62,1’i ‘uğraşmak istemiyorum’ dedi. Yüzde 62,7’lik kesime göre şikayet etseler de yaptırımlar, cezalar yeterli değil. Tüketicilerin yüzde 48,3’ü denetim için mevzuatta eksiklikler olduğunu düşünüyor” dedi.

Her üç kişiden biri alo 174’ten habersiz

Araştırmaya göre toplumun yarısı gıda güvenliğiyle ilgili bir sorun yaşadığında ALO 174 hattını arayabileceğinden haberdar değil. Katılımcıların yüzde 31,6’sı böyle bir hattın varlığından habersiz olduğunu belirtirken, yüzde 51,6’sı şikayet etse bile sonuç alamayacağını düşünüyor. Prof. Dr. İrfan Erol, gıda güvenliği ve beslenmenin sağlıkla ve dolaylı olarak da ekonomik krizlerle bağlantılı olduğunu vurguladı.

Paylaşın

Suriye’de ABD Üslerine Roketli Saldırı

Suriye’nin doğusundaki Deyr ez Zor ilinde ABD güçlerinin konuşlandığı Ömer ve Kuniko gaz sahasının çevresine roket saldırıları düzenlendi. CENTCOM, saldırıda Amerikan askerlerinin hafif yaralandığını ve saldırıya karşılık verildiğini duyurdu.

Suriye haber ajansı SANA, Deyr ez Zor ilindeki Ömer ve Kuniko petrol sahalarında bulunan ve ABD güçlerinin konuşlandığı iki askeri üsse saldırı düzenlendiğini aktardı.

Ajansa bilgi veren bir kaynak, saldırının roketlerle yapıldığını, üslerin bulunduğu bölgeden duman yükseldiğini bildirdi.

“Amerikan işgal kuvvetlerinin bölgeyi kapattığını” söyleyen kaynak, saldırının ardından ABD uçaklarının bölgede yoğun uçuş gerçekleştirdiğinden dolayı saldırıda yaralı ya da ölen olup olmadığının bilinmediğini ifade etti.
AA’nın haberine göre ABD güçleri roketlerin geldiği yöne topçu ve roket atışı düzenledi.

Fox News: Saldırıda birkaç asker yaralandı

El Şark News’un ABD muhabiri Hiba Nasır paylaşımına göre, Fox News, Suriye’de gerçekleşen iki saldırıda birkaç ABD askerinin hafif yaralandığını aktardı.

ABD, Suriye’deki üslerine yönelik saldırıdan İran destekli grupları sorumlu tuttu

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Suriye’nin kuzeydoğusundaki üslerine yönelik akşam saatlerinde yapılan saldırının ardında İran destekli grupların olduğunu ve ABD’nin gereken karşılığı verdiğini belirtti.
‘3 araç ile çok sayıda mühimmat yok edildi’

CENTCOM’dan yapılan yazılı açıklamada, Suriye’deki iki ABD üssüne yönelik bugün düzenlenen roket saldırılarına karşılık verildiğini ve saldırılarda kullanılan 3 araç ile çok sayıda mühimmatın yok edildiği aktarıldı.

‘ABD’li askerler hafif yaralandı’

Yapılan incelemeler sonucu ‘saldırıda yer alan 2 ya da 3 İran destekli militanın öldürüldüğü’ sonucuna varıldığına işaret edilen açıklamada, ilk saldırının Suriye yerel saati ile dün 19.20’de yapıldığı bilgisi verildi. Bunun ardından Deyr ez Zor’daki Ömer petrol sahası içinde bulunan “Green Village” (Yeşilköy) adlı üsse art arda roketler düştüğü ve buradaki ABD’li askerlerin hafif yaralandığı belirtildi.

‘ABD, İran ile çatışma peşinde değil’

Saldırılara ABD askerlerinin helikopterlerle karşılık verdiğine işaret edilen açıklamada, “ABD, İran ile çatışma peşinde değil ancak halkımızı korumak ve savunmak için gerekli adımları atmayı sürdüreceğiz” denildi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen CENTCOM Komutanı General Erik Kurilla ise, “Konuyu yakından takip ediyoruz. Bölgedeki tehditleri azaltmak için her türlü imkana sahibiz ve ABD askerlerini ve koalisyon birliklerini saldırılardan koruma konusunda kendimize güveniyoruz” ifadesini kullandı.

ABD ordusu, dün yaptığı açıklamada, ‘ Suriye’nin doğusunda İran Devrim Muhafızları destekli milislerin kullandığı bölgeleri hedef alan isabetli hava saldırıları düzenlediği’ açıklamasını yapmıştı.

Üsse 16 Ağustos’ta da saldırı olmuştu

Petrol sahası içinde konutlar bölgesi olarak bilinen Yeşilköy’de koalisyon güçlerinin konakladığı konutların yanı sıra silah depoları bulunuyor.

Koalisyon güçleri 16 Ağustos’ta yerel saatle 21.00 sularında Deyr ez Zor’daki Yeşilköy adlı üsse konuşlu koalisyon güçlerine yönelik roketli saldırı girişimi olduğunu belirtmiş, CENTCOM ise 23 Ağustos’taki açıklamasında saldırıya karşılık olarak Suriye’de İran destekli gruplara hava saldırısı düzenlendiğini duyurmuştu.

(Kaynak: Sputnik)

Paylaşın

Uzun ve Mutlu Bir Hayat İçin ‘Dokuz Alışkanlık’

ABD’li uzmanlar, daha uzun ve mutlu bir hayat yaşamayı sağlayacak 9 önemli alışkanlığı paylaştı. Uzmanlar, uyku düzeninin, egzersizin ve stresten uzak durmanın önemini vurguladı.

Önde gelen yayın kuruluşlarından CNN’e konuşan Minnesota Üniversitesi’nden William Roberts, “sağlığı etkileyen iyi ve kötü alışkanlıkların etkisinin zamanla ortaya çıktığına” dikkat çekti.

CNN’in tıp analisti Leana Wen de egzersizin ve düzenli muayenenin, kötü alışkanlıkları değiştirmek için iyi bir başlangıç noktası olduğunu vurguladı.

İşte uzmanların kazanılmasını tavsiye ettiği 9 alışkanlık:

1 – Düzenli muayene olun

Wen, düzenli muayenenin ciddi hastalıklara karşı önlem almakta etkili olduğunu belirterek, “Örneğin, muayenede diyabet başlangıcınız olduğu ortaya çıkarsa, bunun diyabete dönüşmesini önlemek için adım atabilirsiniz” dedi.

Analist, düzenli muayenelerin iyi bir hasta-doktor ilişkisi sağlanması için de önemli olduğunu belirtti.

2 – Sürekli fiziksel aktivite yapın

Uzmanlar, düzenli egzersizin diyabet, obezite, kalp hastalığı ve yüksek tansiyon gibi rahatsızlıklara yakalanma riskini azalttığını söyledi.

New York Üniversitesi’nden Nieca Goldberg, “Düzenli aerobik egzersizin daha uzun yaşamayı ve geç yaşta bilişsel fonksiyonların sağlam kalmasını sağladığını gösteren epey araştırma var” dedi.

Dünya Sağlık Örgütü, yetişkinlerin haftada en az 150 dakika orta ve ileri seviyede egzersiz yapmasını öneriyor.

3 – Vücut kitle indeksine dikkat edin

Vücut kitle indeksi, kişinin boy ve kilo ölçümünden yola çıkarak vücuttaki tahmini yağ oranını gösteren ve sağlıklı kilonun belirlenmesini sağlayan bir sistem.

2018’de yapılan bir çalışmada, vücut kitle indeksi sonuçları sağlıklı seviyede olan kişilerin ömürlerinin 10 yıl daha uzayabileceği belirtilmişti. Ayrıca bunun kanser ve kardiyovasküler rahatsızlıkların oluşma riskini düşürdüğü de ifade edilmişti.

4 – Düzgün beslenin

Uzmanlar, kırmızı et ve işlenmiş et ürünlerinin azaltılması gerektiğini belirterek, bunun yerine sebze ağırlıklı beslenmenin önemini vurguladı.

Goldberg, bitki bazlı gıdaların antioksidan üretimi sağladığına, bunun da strese ve yaşlanmaya karşı koruyucu etkisi olduğuna dikkat çekti.

Şubatta yayımlanan bir çalışmada, bu şekilde beslenmeye başlayan 20 yaşındaki bir kadının ömrünün en az 10 yıl, aynı yaştaki bir erkeğinse 13 yıl uzayabileceği ortaya konmuştu.

5 – Akıl sağlığınıza özen gösterin

Wen, akıl sağlığının genelde fiziksel sağlığa kıyasla ikinci plana atıldığını fakat kişinin genel sağlığına önemli etkisi olduğunu söyledi.

Stres ve kaygının yemek seçimlerini etkilediğini, alkol tüketimini artırdığını ve uyku düzenini bozduğunu belirten uzmanlar, günde 15 dakikalık derin nefes egzersiziyle akıl sağlığının korunabileceğini ifade etti.

6 – Uykuya dikkat

Goldberg, günde 7 saatten az uyuyan kişilerde stres ve yüksek tansiyon riskinin artma eğilimi gösterdiğini söyledi.

Uzmanlar, düzenli egzersizin yanı sıra yatak odasının karanlık ve sessiz olmasının da uyku hijyeni açısından önemli olduğunu belirtti.

7 – Alkolü azaltın

Aşırı alkol tüketiminin kan şekerini yükseltip kilo alımına neden olduğuna dikkat çeken uzmanlar, bunun kalp rahatsızlıklarına da yol açabileceğini ifade etti.

2020’de yapılan bir çalışmada, aşırı alkol tüketiminden kaçınmanın kardiyovasküler hastalıklara, kansere ve diyabete yakalanma riskini azalttığı tespit edilmişti.

8 – Sigarayı bırakın

Wen, sigaranın sadece akciğer kanseri değil meme kanserini de tetikleyebileceğine dikkat çekerek, bunun kişinin yaşam kalitesini düşüren önemli faktörlerden biri olduğunu belirtti.

9 – Güçlü ilişkiler oluşturun

Uzmanlar, pozitif duygular sağlayan yakın ilişkilerin stresi azalttığı gibi mutluluk ve huzuru artırdığını söyledi.

Harvard Üniversitesi’nde yayımlanan bir çalışma, arkadaşlarıyla, ailesiyle ve içinde yaşadığı topluluktaki kişilerle tatmin edici ilişkiler kuranların, depresyona girme ve hastalanma oranlarının daha az olduğunu gösteriyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Sıcaktan ‘Deliye Dönen’ Fil Bakıcısını İkiye Ayırdı

Tayland’ın güneyindeki Phang Nga ilinde bir fil bakıcısını ikiye ayırdı ve cesedinin başında saatlerce bekledi. Polis, filin sıcaktan “deliye döndüğünü” söyledi. Filler, taciz edilmiş, savunmasız veya tehdit altında hissettiklerinde saldırganlaşabilirler.

Polis memurları filin, Tayland’ın güneyindeki Phang Nga ilindeki bir arazide sıcak havada kauçuk ağacı taşıttığı için sahibine kızgın olduğunu düşünüyor.

Fil seyisi olarak bilinen bakıcı, Pom Pam adlı 20 yaşındaki bir erkek fil tarafından öldürüldü. Polis memurları, hayvanın defalarca dişlerini geçirdiği 32 yaşındaki Supachai Wongfaed’in ikiye ayrıldığını söyledi.

Thaiger’in haberine göre, olay yerine çağrılan hayvancılık görevlileri, kurtarma ekiplerinin Supachai’nin cesedini alabilmesi için fili 500 metre uzaklıktan sakinleştirici okla vurdu.

Yetkililer, sıcak havanın filin “deliye dönmesine” ve ardından Khok Charoen bucağının eski belediye başkanının oğlu Wongfaed’e saldırıp onu öldürmesine yol açmış olabileceğini söyledi.

Geçen ay Nakhon Sri Thammarat ilinde bir fil, dişlerini geçirdiği bakıcısını öldürdü ve cesedinin başında saatlerce bekledi.

Yerel halk polise, filin işten dolayı strese girdiğinden şüphelendiklerini söyledi.

Filler nazik doğalarıyla bilinirler ama kendilerini taciz edilmiş, savunmasız veya tehdit altında hissettiklerinde saldırganlaşabilirler.

İnsan ve vahşi yaşam çatışması konusunda uzmanlaşmış bir çevre sosyal bilimcisi olan Niki Rust, Newsweek’e yaptığı açıklamada polisin iddiasına karşı çıkarak fillerin sıcakladıklarında daha saldırgan hale gelmediklerini söyledi.

Ne var ki değişen iklim, gıda ve su kaynaklarının azalması gibi sıkıntılara yol açarak vahşi doğadaki filler arasında çatışmaların artmasına neden olabilir.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

WFP: Dünyada Gıda Güvensizliği Çekenlerin Sayısı İkiye Katlandı

Dünya Gıda Programı (WFP), dünyada 2019 yılından bu yana akut gıda güvensizliği çekenlerin sayısının iki misli artarak 345 milyona çıktığı uyarısında bulundu. Kovid 19 salgını, küresel ısınma ve çatışmalar, akut gıda güvensizliğinin artmasının en önemli nedenleri arasında gösteriliyor.

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre, WFP Bölge Müdürü Corinne Fleischer, Reuters’e yaptığı açıklamada, salgın öncesi 135 milyon kişinin akut gıda güvensizliğinin kurbanı olduğunu belirterek, bu rakamın küresel ısınma ve çatışmalarla birlikte hızla yükseldiğini ve daha fazla artmasından endişe duyulduğu uyarısında bulundu.

Çevre faktörleri ve bunun getirdiği kuraklık sonucu ortaya çıkan gıda krizinin, çatışmaları körüklediği ve kitlesel göçü de tetiklediği biliniyor.

Durumun giderek kötüleştiği ve ‘dünyanın buna artık dayanma gücü kalmadığını” ifade eden Fleischer, “Şimdi iklim değişikliği ve çatışmalar nedeniyle dünya genelinde 10 misli daha fazla yer değiştirme görüyoruz ve elbette bunlar birbiriyle doğrudan bağlantılı. Bu nedenle, Kovid’in, iklim değişikliğinin ve Ukrayna’daki savaşın bileşik etkisi konusunda biz gerçekten endişeliyiz.” dedi.

Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın Ukrayna savaşının olumsuz etkilerini çok fazla hissettiğini hatırlatan Fleischer, bu bölgelerini tahıl ithalatına olan bağımlılıklarına dikkati çekti.

Bu konuda Yemen’den örnek veren Fleischer, Yemen’in ithal ettiği yüzde 90 oranındaki gıdanın yüzde 30’unu Karadeniz bölgesinden geldiğini hatırlatarak, savaşın bu ülke üzerindeki etkisini vurguladı.

Fleischer, WFP olarak acil gıdaya gereksinim duyan 16 milyon kişiden sadece 13 milyonuna gıda desteği verebildiklerini, bu kişilere gerekli mali kaynak olmaması yüzünden sadece yarım günlük yemek tedarik edebildiklerini söyledi.

Batılı bağış yapan ülkelerin yaşadıkları ekonomik krizler ve salgın dışında gıda fiyatlarındaki yüzde 45 oranındaki artışın, acil gıda yardımına ihtiyacı olanların bu gereksinimlerini karşılanmasında en önemli engel olarak görülüyor.

Petrol fiyatlarındaki artışla birlikte gelirlerini artıran Irak’ta yaşayanların bile akut gıda güvensizliği yaşadığını kaydeden Fleischer, “Irak’ın 5,2 milyon ton buğdaya ihtiyacı var. Ancak bu ülke 2,3 milyon buğday üretiyor ve gerisini ithal etmek zorunda. Devletin yardımlarına rağmen, kuraklık ve su sıkıntısı Irak’ın dört bir yanındaki küçük toprak sahiplerinin geçimini tehlikeye atıyor.” dedi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Saray Da Sureti Haktan Görünenler De İyi Dinlesin…

İktidarın faiz politikasını eleştiren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Dünya faizleri yukarı çekiyor, Merkez Bankamız faizi indiriyor… Peki sonrasında ne oluyor? Türk Lirası’nın değeri düşüyor dövizin fiyatı artıyor. Erdoğan yoksuldan alıp varsıla veriyor” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yayımladığı ve “saray da sureti haktan görünenler de iyi dinlesin…” notunu düştüğü bir video ile iktidarın faiz politikasını eleştirdi.

Kılıçdaroğlu, “Dünya faizleri yukarı çekiyor, Merkez Bankamız faizi indiriyor… Peki sonrasında ne oluyor? Türk Lirası’nın değeri düşüyor dövizin fiyatı artıyor. Erdoğan yoksuldan alıp varsıla veriyor” dedi. Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:

“Faiz artıran ülkeler, yatırımcıları ve dolayısıyla dövizi kendi ülkelerine çağırıyor. Faizi düşürenler de yatırımcıya ve dövize ‘gelme’ demiş oluyor. Açıkça söylemek gerekirse dışardan gelmesi zaruri olması gereken dövize ulaşmamızı bizzat Merkez Bankamız zorlaştırıyor. Dövizi kıt hale getiriyor.”

Merkez Bankası’nın düşük faiz oranıyla bankalara kredi verdiğini, bankaların da ucuza aldığı krediyi tüketiciye piyasa fiyatına sattığını belirten Kılıçdaroğlu, bunun sonucunu “Bankalar için yüzde 400 kâr artışı, sizler için sefalet. Erdoğan en savunmasız kitlenin, hayatta kalmak için kredi almak zorunda olan kitlenin son parasını da alıyor” sözleriyle paylaştı.

Bankaların, ödeme şansı kalmayan insanların borçlarını varlık şirketlerine sattıklarını savunan Kılıçdaroğlu, “Kârı yüzde 400 artmış o bankalar en garibanın borcunu tefeciye satıyor. Yeter ki kendi bilançoları düzelsin” diye konuştu.

“Bu sisteme su taşıyan hiç kimseyle masaya oturmam” diyen Kılıçdaroğlu şöyle devam etti.

“Benim derdim sadece saray iktidarıyla değil halkı fakirleştiren herkesledir… İster beşli çete olsun ister finans devleri, Bay Kemal için hepiniz aynısınız. Halkın ekmeğine dokunduysanız sizlerle oturmam. Sizlerle pazarlık yapmam. Sizin desteğinizi alacağıma siyaseti bugün bırakır giderim. Halktan çalınanı telafi etmem için önce sizin soyduklarınızı tahsil etmem lazım. Hiçbirinizin gözünün yaşına bakmayacağım.”

“Borçlarınız nedeniyle avukatlar tarafından aranacaksınız. Size, ailenize zarflar gönderecekler, tehdit edecekler. Bunlar çetecidir, bunlar mafyadır, bunlar engerekler ve çıyanlardır. Bunlar aşınıza göz koyanlardır. Sakın ödemeyin. Seçimden sonra onlarla ben konuşacağım. Ödemeyin.”

Paylaşın

SP Lideri Karamollaoğlu: Türkiye Maalesef ‘Titanic’ Gibi Batıyor

Haftalık basın toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulunan SP Lideri Karamollaoğlu, ekonomiye ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Ülke AK Parti iktidarının uyguladığı politikalar nedeniyle Titanic gemisi gibi batıyor. Bir gaflet içindeler” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / 6’lı masa birinci turunun son toplantısına değinen Karamollaoğlu, “Hem Türkiye Cumhuriyeti’nin 13’üncü cumhurbaşkanı hem de herkesin cumhurbaşkanı olacak bir adayın belirlenmesi elbette bu masanın uhdesindedir. Meclis’te çoğunluğu oluşturacak olanlar da bu masanın etrafında bir araya gelen 6 siyasi partinin milletvekilleri olacaktır” dedi.

Karamollaoğlu, iktidarın Suriye politikalarına ilişkin ise, “Kalıcı barış, geçici günlük siyasi kazançlara kurban edilmemelidir. Bu kapsamda AK Parti iktidarının, Tel Aviv’e gösterdiği hoşgörünün hiç olmazsa binde birini de Şam’a göstermesi gerekir kanaatindeyiz.” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin genel merkezinde haftalık basın toplantısı düzenledi. Karamollaoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Hoşgörüyü elden bırakmayacağız: Muhterem arkadaşlarım tarihi olaylar sadece övgüyle anılacak olaylar değil ders çıkarılacak olaylardır. Unutmayalım ki zaferin ardından adaleti, merhameti ve hoş görüyü elden bırakmayarak bin yıldır var olduğumuz gibi var olmaya devam edeceğiz. Sultan Alparslan’a tam yüzyıl evvel düşmanı bu topraklardan atma emri veren Gazi Mustafa Kemal Paşa ve şehitleri rahmetle anıyorum.

Geçtiğimiz hafta peş peşe bizi derin üzüntüye boğan haberlerle Gaziantep ve Mardin’deki kazalarda hayatını kaybedenlere Allahtan rahmet yaralananlara Allahtan acil şifalar diliyorum. Son zamanlarda maalesef maliyetlerin artması sebebiyle araçların bazı bakımlarının yapılmadığına dair haberler var. Otobüs kamyon, TIR gibi araçların bakımlarını zamanında yaptırmazsanız aracın freni tutmaz, katliama benzer kazalara şahit oluruz. Bunun için gerekli tedbirler mutlaka alınmalı, işletmeler eğer zorlanıyorsa bir takım destek çalışmaları yürütülmelidir.

Yakından takip edilen bir diğer konu da ev sahipliğimizde burada genel merkezimizde gerçekleştirme imkanı bulduğumuz 6’ınca toplantımız. Öncelikle genel başkanlara teşekkürü borç biliyorum. Yaklaşık 6 ay önce başlattığımız sürecin sonunda çok daha kararlı ve umutluyuz. Kimsenin şüphesi olmasın 6 ay sonra bugünkünden çok daha güçlü ve beklentileri karşılayacak projelerle çıkacağımızı ifade etmek isterim. Rotamız belli, 85 milyon insanımızın hep beraber umut dolu yarınlara ulaşmasıdır.

İktidar sarhoşluğu başından beri var ancak son zamanlarda kendileri rahat olanlar vatandaşında rahat olduğunu zannediyorlar. Erdoğan iktidarının akıl dışı politikalarıyla ülkemiz her gün biraz daha batıyor, çöküyor. Eğer gereken tedbirler alınmazsa farklı bir sonuç doğmaz. Bu kadar duyarsızlık bu kadar şikayete karşı kulaklarını tıkayan bir iktidara şahit olmadım. Sırf iktidarı yıpratmak için şikayet edildiğini zannediyorlar.

Bu iktidar gidicidir. Bunu sadece bir tahmin olarak söylemiyorum. Maalesef bu ülke batıyor, ancak hiç kimse ümitsizliğe kapılmasın. Biz bu dümenin başına geçmekte kararlıyız. Ve bu gemiyi sağlam bir yere oturtacağız. Sayın Cumhurbaşkanımız kendini devlet ile özdeşleştirmiş ‘ben devletim’ diyor, olmaz. Maalesef yolsuzluk ve adaletsizlik kural haline gelmiştir. Sayın Erdoğan’ın Türkiye’mizi gemi metaforuyla açıklayacaksak bu gemi batarsa hepimiz sıkıntı çekeriz.

Dış politika çok önem taşıyor son zamanlarda İktidarın yıllardır takip ettiği Suriye politikasının ne kadar hatalı olduğu bugün kendileri tarafından da kabul edildi. 10 yıl gecikmeyle bu duruma gelseler bile iktidara teşekkürü bir borç biliyorum. Geçmişteki hatalar tekrarlanmamalı, kalıcı barış geçici günlük siyasetlere kurban edilmemelidir. Herzog kırmızı halılarla karşılanabiliyorsa hem Filistin hem Suriye başbakanı aynı muameleye tabi tutulmalıdır.

ABD Başkanları istedi diye Esad’ı düşman bildik, şimdi de Putin istedi diye Esad ile görüşmemelidir Türkiye. Büyük Ortadoğu projesiyle biz hedefteyiz. Allah rızası için uyanın, gerçekleri görün. Gerçekleri görmezseniz bu problemlere çözüm üretemezsiniz. Bundan dolayıdır ki bizim ısrarla üzerinde durduğumuz konu var İslam alemi şahsiyetli bir dış politika benimsemelidir. Bütün bunlar içinde bulunduğumuz sıkıntıları bize göstermesi açısından önem arz ediyor. İktidara yol göstermeye çalışıyoruz ancak biliyoruz ki iktidar ısrar ve inatla söylediklerimize kulak asmayacak. Problemlerimizin kalıcı çözümü ancak iktidar değişikliğiyle mümkün olacaktır. Biz bunu gördük milletimizin de bu gerçeği fark ettiği kanaatindeyiz.”

Paylaşın

HDP Öncülüğünde Kurulan ‘Yedili İttifak’ İsmini Belirleyecek

HDP, TİP, EMEP, TÖP, EHP, HE ve Sosyalist Meclisler Federasyonu’nun yer aldığı ‘yedili ittifak’ masasının isminin yarın yapılacak toplantıda netleşmesi bekleniyor. Masa genişleme çalışmalarına da devam edecek.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) “en geniş demokrasi ittifakı” arayışı ile başlattığı toplantılarda sona gelindi.

Yarın toplanacak HDP ve bileşenleri ile Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Halkevleri (HE) ve Sosyalist Meclisler Federasyonu toplantıda yol haritası ile ittifakın adını karara bağlayacak.

Halkevleri’nin yarın toplantıya katılıp katılmayacağı ise henüz netleşmedi.

T24’ün aktardığına göre; ittifakı geniş bir toplantıyla kamuoyuna eylül ayında duyuracaklarını açıklayan Tuncer Bakırhan, “Yarınki toplantıda Türkiye’nin temel meselelerini, ittifakın adını, nasıl genişleyeceğimizi karara bağlamaya çalışacağız. Eylül ayında da bir aksilik olmazsa İstanbul’da deklere edeceğiz” dedi.

7’li masa yeni ismiyle kendisini deklere ettikten sonra genişleme çalışmalarına devam edecek. Sadece siyasi partileri, siyasi kurumları değil, kadınları, çevrecileri, inanç gruplarını da temsil eden bir genişleme çalışmalarına eylül ayından sonra devam edecek.

7’li masanın geçen günlerde kendisini deklere eden, seçim ve seçim sonrası için işbirliğini hedefleyen Sosyalist Güç Birliği (TKP, TKH, Sol Parti ve Devrim Hareketi) ile ortak zeminde buluşma arayışları da olacak.

Paylaşın

AK Parti Seçim Startını Verdi!

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün partisinin bazı genel başkan yardımcıları ile bakanlarını parti genel merkezine çağırdı. Böylece Erdoğan başkanlığında yapılan ilk toplantı ile AK Parti seçim hazırlıklarına resmen başladı.

NTV’nin aktardığına göre, toplantıda seçim beyannamesi ve seçim manifestosunun içeriği üzerinde çalışmalar yapılırken yol haritası belirlendi.

AK Parti’nin seçime ilişkin atacağı adımlar ise, şöyle sıralandı:

– Beyannamede vurgu 2053 ve 2071 vizyonları olacak. 20 yıllık AK Parti iktidarında yapılanlara dikkat çekilerek, yeni vaatler sıralanacak. Ekonomiden dış politikaya, sağlıktan eğitime hangi alanda neler yapılacağı anlatılacak

– Seçim çalışmaları kapsamında da Genel Merkez’de tüm birimler kendi alanlarına ilişkin atılması gereken adımları tespit edecek

– Teşkilat Başkanlığı yapılacak miting programları ve teşkilatların saha çalışmalarına ilişkin program hazırlayacak

– Seçim İşleri Başkanlığı da sandık müşahitleri ve görevlilerinin tespiti ve bunların eğitimi için hazırlıklarını yapacak

– Tanıtım ve Medya Başkanlığı da seçim sloganları, müzikler ve görsel içerikler üzerine çalışma yapacak

– Meclis’te hangi yasal düzenlemelere öncelik verileceği de değerlendirilen konular arasında

– AK Parti ve MHP’nin ayrı ayrı hazırlayacağı seçim beyannemelerinin ardından Cumhur İttifakı’nın ortak seçim stratejisi de ortaya çıkacak.

Erdoğan, dün AK Parti Genel Merkezi’nde partisinin bazı genel başkan yardımcıları ile bir araya geldi. Toplantıda ayrıca Ticaret Bakanı Mehmet Muş, AK Parti Genel Başkanvekilleri Binali Yıldırım ve Numan Kurtulmuş ile AK Parti Grup Başkanı İsmet Yılmaz yer aldı.

Paylaşın

Hazine’nin İç Borç Faiz Yükü Tam 1.7 Trilyon Lira Arttı

Hazine’nin iç borç anapara yükü son bir yılda 524 milyar artarken, faiz yükü tam 1.7 trilyon lira arttı. Hazine ağustos başındaki duruma göre bundan sonra 100 lira anaparaya karşılık 143 lira faiz ödeyecek.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), faizi aylarca sabit tuttuktan sonra sürpriz bir kararla bir puan indirmişti.

Dünya gazetesi yazarı Alaattin Aktaş, “İktidar geçen yıl eylülde bir tercihte bulundu. Kendince getirisi olan ve seçim kazandıracağı umulan bir tercih. Bu doğrultuda temelde bir karar alındı ve Merkez Bankası faizi indirilerek piyasa canlı tutulmaya çalışıldı. Ama çok maliyetli bir tercihti bu. Öyle birlerinin ezbere söylediği gibi Merkez Bankası faizi indirilince diğer faizler inmedi; hele hele kredi faizleri hiç inmedi” dedi.

Aktaş, yazısında özetle şu bilgileri aktardı:

“Bir yıl öncesi, ağustos ayı… Hazine’nin iç borç anapara stoku 1.2 trilyon, bu borç için ödenecek toplam faiz de 699 milyar lira. Anapara-faiz dengesi makul…

Bu yıl ağustos ayı… Hazine’nin iç borç anapara stoku 1.7 trilyon, bu borç için ödenecek toplam faiz ise 2.4 trilyon lira…

Anapara-faiz dengesi geçen yıl makul ise bu yılkinin tanımı yok. Eğer bu yılki makul ise geçen yıl şahane bir durumdaymışız da fark edememişiz.

İç borcun anaparası bir yılda yüzde 45 oranında 524 milyar lira artarken, bu borcun faiz yükünde ortaya çıkan yüzde 243 oranındaki 1.7 trilyonluk artışı nasıl izah edeceğiz?

Ya da bu artışı izah edebilecek biri var mı? Artışın niye bu boyutlara vardığı tabii ki belli de önemli olan bunu mantık çerçevesinde izah edebilmek…

Hazine’nin iç borç yükü anlamında nereden nereye geldiği, daha doğrusu savrulduğu ortada. Veriler Hazine ve Maliye Bakanlığı’na ait. Hazinecilerin kendilerinin bile tahayyül edemeyecekleri bir duruma gelinmiş. Düşünsenize, hep borç harç idare etmek zorundasınız; son bir yılda borcunuz 500 lira civarında artmış ama bu borç için ödeyeceğiniz faiz 1.700 lira artış göstermiş. Hiç kendinizi sorgulamaz mısınız, benim borcum 500 lira artarken faiz yüküm niye 1.700 lira arttı, diye…

Paylaşın